Pinterest patlayacak bir bomba mı?

0
Pinterest, sosya medya devrimi sırasında ilginç fonksiyonları ile ortaya çıkıp rakiplerinin arasından sıyrılarak ilgi çekmeyi başarmış bir servisti. Aslında, kullanıcılarının internette buldukları görselleri kategorilendirerek paylaşmasını sağlayan bir tür “fotoğraf paylaşım” platformu olan Pinterest, Facebook, Twitter, Instagram gibi çok popüler ağların baskısına rağmen adını duyurmayı başararak yoğun bir kullanıcı kitlesine ulaşmıştı. Ancak Pinterest uzun zamandır merak edilmesine rağmen toplam kullanıcı sayısı hakkında bilgi vermiyordu. Pinterest yeni yaptığı açıklamada, merak edilen rakamın, aylık 100 milyon aktif kullanıcı olduğunu belirtti. Böylece Pinterets de 100 milyondan fazla kullanıcıya sahip büyük web servisleri kulübüne katılmış oldu. Pinterest aslında “küçük” bir lokma göründüğü için telif hakkı sahipleri tarafından  taciz edilmiyordu ancak artık 100 milyondan fazla aktif kullanıcıya sahip olduğunu açıklayarak, milyar dolarlık bir şirket olma yolunda ilerlerken, web’deki fotoğraflarının, görsellerinin “izinsiz” olarak Pinterest üzerinde yayınlandığını dile getirerek telif hakkı ihlali şikayetinde bulunacakların sayısında da artış olması bekleniyor. Yani, Pinterest’in 100 milyon’dan fazla kullanıcıya sahip olduğunu açıklaması onun için çok da hayırlı olmayabilir. Şirketin şimdi çok ciddi telif savaşları için zırhını kuşanıp cepheye inmesi gerekecek. Telif hakkı ihlali iddiasında bulunanlara göre, Pinterest bir web sitesinde yayınlanan fotoğrafı izinsiz olarak alıp kendi web sitesinde yayınlarak trafik kazanıyor ve haksız kazanç sağlıyor. Pinterest ise, kullanıcılarının kendi hesaplarında gösterdikleri fotoğrafların sitenin içeriğini çalmadığını, aksine başka insanları bu sitelere yönlendirerek sitelere ziyaretçi kazandırdığını , ayrıca fotoğrafların kendi sunucuları üzerine kopyalanmadığını, zaten internette herkese açık olan fotoğrafın linklenerek Pinterest üzerinde gösterildiğini, dolayısıyla görseli kopylamak söz konusu olmadığından telif hakkı ihlali yaşanmadığını savunuyor.

Tunçmatik’ten İzmir’e yeni bölge müdürlüğü

0
Tuncmatik_TR_LogoKesintisiz güç kaynakları, mobil şarj cihazları, enerji koruma prizleri ve benzeri enerji çözümleri ile sektörde adından sıkça söz ettiren Tunçmatik, Ege bölgesinde kurumsal çalışmalarına hız vermek amacıyla 15 Eylül 2015 tarihinde, İzmir’in Konak ilçesine bağlı Yenişehir mahallesinde İzmir bölge ofisini açtığını duyurdu. Tunçmatik, İzmir ofisi ile Ege bölgesindeki bayilerine, ürünlerin satışı ve satış sonrası hizmetlerini verecek. Tunçmatik İzmir Bölge Ofisi Yöneticisi olan Gülfem Keleş; “Tunçmatik, bölge müdürlüklerini Türkiye’nin her noktasında yaygınlaştırmaya devam ediyor. İzmir Bölge ofisi ile hedefimiz, İzmir başta olmak üzere Ege bölgesindeki piyasa hakimiyetimizi artırmak ve satış kanallarımıza daha yaygın bir şekilde ürünlerimizi ulaştırmak” dedi. Tunçmatik Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Özer ise, konuyla ilgili; “İzmir, Türkiye’nin en önemli büyük şehirlerinden ve Ege bölgesinin göz bebeği. Tunçmatik olarak hızlı, etkin, kaliteli hizmet sunmak ve bayilerimize daha iyi hizmet verebilmek bizim için çok önemli. Bu hedeften yola çıkarak Türkiye’nin dört bir yanında bölge müdürlüklerimizi açıyoruz. 2016 bizim için oldukça önemli bir yıl, hedeflerimiz oldukça büyük. Farklı illerde bölge ofislerimizi açmayı ve pazarda daha da etkin olmayı planlıyoruz. Geliştirdiğimiz enerji çözümleri ürünlerimiz yıla damgasını vuracak” şeklinde konuştu. Tunçmatik’in Ankara, Bursa, Konya, Gaziantep illerinde de bölge müdürlükleri mevcut.

SAS’ın 60 ülkede pazarlama faaliyetleri ona emanet

0
nurcanDünya analitik lideri SAS’ın Türkiye ekibinde 2014 yılından bu yana pazarlama müdürlüğü görevini yürüten ve SAS Türkiye’nin hem mevcut, hem de uluslararası pazarda bilinirliğinin ve imajının artırılmasında liderlik yapan Nurcan Bıçakçı Arcan, Eylül ayı itibariyle SAS Orta Doğu, Afrika ve Türkiye bölgesinin Pazarlama Müdürlüğü görevine getirildi. Nurcan Bıçakçı Arcan yeni görevinde, Orta Doğu, Afrika ve Türkiye bölgesinde 60’tan fazla ülkede hizmet veren SAS’ın pazarlama faaliyetlerinden sorumlu olacak. Pricewaterhouse Coopers’ta iş hayatına başlayan Arcan, daha sonra Turkcell ve Türk Telekom Grubu’nda çeşitli kademelerde pazarlama ve iş geliştirme görevlerinde bulundu. Bilişim sektöründe pazarlama alanında15 yıla yakın deneyime sahip olan Arcan, Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu ve Oxford Brookes Üniversitesi’nde Executive MBA programına devam ediyor.

Facebook at Work çıkışa hazırlanıyor

0
facebook-at-workİş dünyasını hedef almış olan Facebook at Work adlı platformunu daha da genişletiyor. Yaklaşık 9 aylık deneme süreci ve yüzlerce şirketin katılımı sonrasında yapılan duyuru, Facebook at Work ile iş hayatının da değişeceğini iddia ediyor. Geçtiğimiz Ocak ayında pilot proje olarak hayata geçen sistem 100’den fazla şirket ile süreci tamamladı. Recode’un haberine göre ise ücretsiz olacağı belirtilen Facebook at Work bu yılın sonunda gerçek anlamda merhaba diyecek. Facebook at Work aslında Facebook’a bire bir benziyor ve iş arkadaşları arasındaki iletişimi sağlamayı hedefliyor. San Francisco merkezli bir girişim olan Slack’i kendine örnek alan yapı e-posta trafiğinin önüne geçmeyi istiyor. Günde 1 milyondan fazla kullanıcının hizmet aldığı Slack ise e-posta’lar yerine çok daha iyi bir tasarımla, daha kolay iletişim yolunu açmıştı. Facebook at Work’ün en büyük artısı ise hepimiz tarafından iyice bilinen Facebook’a oldukça çok benzemesi. Tasarımsal açıdan da standart platforma benzeyen Facebook at Work, şirkete yeni katılan bir çalışanın dahi ilk günden rahatça kullanacağı bir sistem olarak tanıtılıyor. Bu örnek ise pilot programın ardındaki şirket Hootsuite CEO’su Ryan Holmes’ten geliyor. Holmes’a göre, eğitim maliyesi tam olarak sıfır ve bu da oldukça önemli bir artı. Facebook at Work adlı yeni iş platformu kullanıcıların kendi Facebook hesaplarından ayrı olarak hesap açılmasın istiyor. Şirketlerin önemli ve gizli verilerini en iyi şekilde muhafaza edebileceği de söylenen yeni proje, Hollanda merkezli bira üreticisi Heinekin’in ABD ofisleri ve Latin Amerikan perakendecisi Linio gibi önemli isimlerin de katılmış olduğu test sürecine devam ediyor.

Google Glass, Project Aura oldu!

0
Google-Glass.jpgThe Wall Street Journal ve Business Insider gibi önemli kaynakların haberlerine göre Google yeni bir şirket içi bölümü hayata geçirdi. Daha doğrusu Google Glass adlı akıllı gözlük projesini Project Aura adı ile değiştirdi. Akıllara ise ilk olarak Google’ın merakla beklenen ve henüz deneme aşamasında olan modüler akıllı telefon çalışması Project Ara geliyor! Google markasına 2014 yılında katılan Ivy Ross ise Glass’ın ardından tekrar, yeni adıyla Aura grubunun başındaki isim oldu. Ross direkt olarak Tony Fadell’a rapor vermekle yükümlü. Öte yandan The Wall Street Journal, Google’ın yüksek sayıda mühendis, geliştirici ve proje yöneticisi isimleri bünyesine eklendiği bildiriyor. Bu önemli ekibin Ağustos ayındaki işten çıkartmalardan etkilenen Amazon’un Lab126 donanım bölümü çalışanları olduğunun da altı çizilmiş. Bu arada LinkedIn profillerindeki detaylara bakılacak olursa, Glass, Project Aura’nın tek başlığı da değil. Profillerdeki bilgiler, Project Aura adı altında Google Glass’ın yanı sıra giyilebilir “başka” ürünlerin de geliştirilmekte olduğunu gösteriyor. Açıklamalara göre Google Glass için “baştan sona bir yenilenme” söz konusu. Ayrıca şirketin Glass adlı akıllı gözlüğünü belli endüstri kolları için özelleştirilmiş örneklerle de satışa sunacağı not düşülüyor.  

Apple, Mapsense’i satın aldı

0
mapsenseApple ile Google arasındaki savaş devam ediyor. Cupertino merkezli Apple bu ay itibariyle San Francisco’lu Mapsense şiretini satın aldı. Kaynaklar satın almadan bahsederken, Mapsense’in bölgesel verilerin analizi ve görselleştirmesi konusunda bir yapı olduğunu altı çiziliyor. Söylenenlere göre Apple, Mapsense markası için 25 ile 30 milyon dolar arasında bir bedel ödemiş ve 12 kişilik şirket ekibini de kendi bünyesine eklemiş. Apple’ın yaptığı açıklamada ise, markanın ara sıra küçük teknoloji şirketlerini satın aldığı ve bunun mutlaka bir anlama gelmeyeceğinin altı çizildi. Palantir Technologies’in eski veri mühendisi Erez Cohen’in 2013 senesinde hayata geçirdiği Mapsense adlı atılım önemli verilerin baştan sona analiz edilmesi için çalışıyordu. Grafik sonuçlar paylaşan Mapsense bulut teknolojisi üzerinden işini gerçekleştirirken, Mayıs ayında da geliştiriciler için kendi platformunu kurmuştu. Hedef ise finans, reklam, devlet ve Fortune 500 şirketleri olarak belirlenmişti. Apple son yıllarda benzeri firmalar olan HopStop ve Coherent Navigation’ı da kendi bünyesine kattı.

Ücretsiz SSL sertifikaları artık hayatımızda

1
shutterstock_148619159Liderliğini Linux Vakfı‘nın yaptığı Mozilla, Akamai ve Cisco gibi global alanda dev şirketlerin desteklediği bir organizasyon olan LetsEncrypt.Com bedava SSL sertifikalarını vermeye başlayarak milyarlarca dolarlık bir pazar olan SSL piyasasını etkileyecek gibi görünüyor. SSL şirketleri, 2-3 dolardan başlayan ve birkaç yüz dolara kadar ulaşan fiyatlarla yıllardır web sitesi sahiplerine SSL satmaktaydılar. LetsEncrypt ile artık ücretsiz olarak bu hizmeti alabilmek mümkün hale geliyor. Neredeyse yaygınlık gösteren tüm tarayıcılarla uyum içerisinde çalışan LetsEncrypt SSL’sinin ne kadar yaygınlık göstereceğini hep birlikte göreceğiz. LetsEncrypt’i kendi web sitesinden inceleyerek gelişmeleri takip edebilirsiniz. İrili ufaklı birçok SSL satıcısı şirket bu durumdan etkilenecek gibi görünüyor. Bu etkinin ne kadar derin olabileceği hangi şirketlerin bu alanda yaptıkları yatırımdan dolayı etkileyebilecekleri çok yakında kendini gösterecektir. Ücret karşılığı SSL satan şirketlerin böyle bir çalışmayı ne ölçüde eleştirecekleri veya destekleyecekleri de gerçekten merak konusu. Gelişmeleri hep beraber takip edeceğiz.

ERP alanında yapılacak çok iş var

0
Alman ERP şirketi kurucuları geçtiğimiz haftalarda ülkemizi ziyaret etti. Türkiye pazarına büyük önem veren ve sık sık gelip bağlantılarda bulunan Karsten Sontow ve Peter Treutlein TechInside stüdyosunda konuğumuz oldu. İkili ile Türkiye ve Almanya ERP pazarları üzerine uzun ama keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Güvenlik ihlalinin işletmeye maliyeti yarım milyon dolar

0
guvenlikBT güvenlik sistemlerindeki ciddi bir ihlal, pek çok kurumsal soruna neden oluyor. Verilen zararlar çok çeşitli olabileceği için, bazen kurbanların bir ihlalin toplam maliyetini tahmin edebilmesi zor oluyor. Bu araştırmada kullanılan yöntemler, şirketlerin bir ihlali takip ederken para harcamak ya da bir ihlalin sonucu olarak para kaybetmek zorunda kaldığı alanları ortaya koymak için önceki yılların verilerine dayandırıldı. Genel olarak işletmeler, profesyonel hizmetler için (dışarıdan gelen BT uzmanları, avukatlar, danışmanlar, vb.) daha fazla para harcamak ve kaybedilen iş fırsatları ile kesintiler yüzünden daha az para kazanmak zorunda kalıyorlar. Farklı her sonucun gerçekleşme olasılığı da farklıdır ve şirketin boyutuyla birlikte bu durum da göz önünde bulundurulmalı. Dolaylı harcamaların tahmin edilmesi için benzer bir yöntem kullanıldı: kurtarmadan sonra işletmelerin bu konuya ayırdığı bütçe yine de bir güvenlik ihlaline bağlıdır. Bu yüzden yukarıda bahsedilen rakamların yanı sıra işletmeler; istihdam, eğitim ve altyapı yükseltmeleri için 8.000 ABD Dolarından (Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler) 69.000 ABD Dolarına (Kurumlar) varan tutarlarda harcama yapmakta. İhlale uğramış bir kurumun ortalama faturası:
  • Profesyonel hizmetler (BT, risk yönetimi, avukatlar): %88 olasılıkla 84 bin ABD Doları’na kadar
  • Kaybedilen iş fırsatları: 203 bin ABD Doları’na kadar, %29 olasılık
  • Çalışmama süresi: 1.4 milyon ABD Doları’na kadar, %30 olasılık
  • Toplam ortalama: 551.000 $
  • Dolaylı harcama: 69 bin ABD Doları’na kadar
  • İtibarın gördüğü zararla birlikte: 204.750 ABD Doları’na kadar
Küçük ve orta ölçekli işletmeler ve kurumlar: görülen farklı zararlar Araştırmaya katılan on şirketten dokuzu, en az bir güvenlik olayı rapor etti. Ancak bütün olaylar ciddi değildi ve/veya hassas verilerin kaybına neden olmamıştı. Ciddi bir güvenlik ihlali sıklıkla; kötü amaçlı yazılım saldırısı, kimlik avı, verilerin çalışanlar tarafından sızdırılması ve zayıf noktalarından yararlanılan yazılımların sonucu. Maliyet tahmini, BT güvenliği olaylarının ciddiyeti konusuna yeni bir bakış açısı kazandırıyor ve küçük ve orta ölçekli işletmeler ile kurumlar için manzara farklı. Büyük şirketler, bir güvenlik ihlali güvenilen bir üçüncü tarafın hatasının sonucu olduğunda daha fazla para ödüyor. Diğer yüksek masraflı ihlal türleri arasında ise çalışanların dolandırıcılığı, siber casusluk ve ağ ihlalleri yer alıyor. Küçük ve orta ölçekli işletmeler, neredeyse her ihlal türünde ciddi miktarda para kaybetme eğilimi gösterirken DDoS ve kimlik avı saldırılarının yanı sıra casusluk eylemlerinden kurtulmak için de benzer şekilde yüksek bedeller ödüyor. Kaspersky Lab Pazar İstihbarat Ekibi Başkanı Brian Burke, “BT güvenlik ihlallerinin çok büyük para kayıplarıyla sonuçlandığı çok fazla rapor görmedik. Bir ortalama ortaya koyan güvenilir bir yöntem bulmak zor ancak bunu yapmak, kurumsal tehdit manzarasının teorisini iş uygulamasıyla birleştirmek zorunda olduğumuzu anladık. Sonuç olarak, en ciddi zararlara neden olan kurumsal tehditlerin bir listesini oluşturduk; işletmelerin en çok bu tehditlere dikkat etmesi gerektiğine inanıyoruz,” şeklinde yorum yaptı.

Tüketicilerin beşte biri mobil cihazlardan alışveriş yapıyor

0
tablet-shopping-11Türkiye’de hem girişimcilerin hem de tüketicilerin gözdesi haline gelen e-ticaret sektörü her sene yüzde 50’nin üzerinde büyüme kaydederken, e-ticaret sitelerinin sayısı da hızla artıyor. Üye ağıyla Türkiye e-ticaret sektörünün yüzde 90’ını temsil eden Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Orhun, özellikle mobil cihazların ve mobil internetin yaygınlaşmasının e-ticaretin Türkiye’deki gelişimini olumlu yönde etkilemesine dikkatleri çekiyor. Kullanıcıların 5’te 1’i mobil cihazlardan alışveriş yapıyor Araştırma verilerine göre Türkiye’de 30 milyonun üzerinde internet bağlantısı olan cep telefonu var. Bu rakamın yıllık artış oranı ise yaklaşık %35 civarında. İnternet bağlantılı cep telefonuna sahip kitlenin yarısı ayda 250 MB ve üzerinde Internet kullanıyor. Oranları değerlendiren Orhun, “Mobil cihazlar üzerinden e-ticaret yapan kullanıcı oranı, 2013 yılında %8 seviyesindeyken, 2014 yılında 2,5 kat artarak %19 seviyesine çıktı. E-ticaret ile alışveriş yapmayı tercih eden kullanıcıların beşte birinin artık mobil cihazlar üzerinden alışveriş yaptığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Mobil cihazlarından İnternete bağlanmayı öğrenenler arasında e-ticaret çok önemli bir işlev” dedi. Şirketlerin mobil e-ticaret stratejileri belirlemesi gerekiyor 2013 yılında ilk ölçümlendiğinde Pazar hacmi 14 milyar TL olarak bulunan Türkiye e-ticaret sektörü 2014 yılında %35 büyüyerek 18,9 milyar TL’ye ulaştı. Bu artışta mobil e-ticaretin çok büyük payı olduğunu söyleyen Orhun, “Mobil e-ticaret genellikle kullanıcıların o anda satın almak istedikleri ürünlerden oluşuyor. Hemen ellerinin altındaki mobil cihaz üzerinden alışveriş yapabilen tüketiciler, istedikleri ürüne ulaşıyor ve satın almayı gerçekleştiriyorlar. Mobil cihazlar, uzun satın alma kararı süreçleri için değil, anlık ihtiyaçlar ve fiziksel mağazaların yerini bulmak veya zaten fiziksel bir mağazadayken muadil ürünlerin başka mağazalardaki fiyatlarını kontrol etmek için kullanılıyor. Bu yüzden e-ticaret şirketlerinin mobil uygulamalarını ve mobil sitelerini, kullanıcıların kolaylıkla aradıklarını bulma, kullanıcıyı satışa yönlendirme ve çok yalın bir ödeme sayfası tasarımı ile kullanıcıyı yormadan hızlı bir şekilde istediğini yapacağı arayüzler üzerine kurgulaması gerekiyor. Çok kanallı perakende yapılarında, kullanıcıların fiziksel mağazaların yerini aramak isteyecekleri düşünülerek çok açık adres ve harita bilgilerinin sağlanması, fiziksel mağazaların envanterlerinin ve ürünlerin fiyatlarının kullanıcıya sunulması gerekiyor. Bunları sağlayan e-ticaret firmalarının pazarda çok hızlı büyüdüklerini görebiliyoruz” diye açıklamada bulundu. 2015 yılsonu öngörüleri Hakan Orhun, 2015 yılının sonunda bekledikleri oranlar hakkında da yorumlarda bulundu. Orhun, “Mobil alışveriş yapanlar, genişbant internet penetrasyonu ve genel olarak e-ticaret sektör hacminin aynı oranlarda artmasını bekliyoruz. Mobil alışveriş yapanların oranı, 2015 yılı sonunda %30 sınırını geçecektir. E-ticaret sektör hacminin ise 24 milyar TL’nin üzerine çıkmasını bekliyoruz. e-Ticaret’in, tüm perakende sektörünün hacmine olan oranının 2014 yılında %1,6’ya çıktığını görmüştük. 2015 yılının sonunda %2 barajının aşılacağını tahmin ediyoruz. Ancak bu oran hala, gelişmekte olan ülkeler ortalaması olan %4,5’in çok altında. Türkiye’nin e-ticaret ve e-perakende konularında alması gereken daha çok yol var. Ancak gelişim ve mobil e-ticaret oranları, dünyanın birçok ülkesine göre çok daha yüksek olduğu için, hızlı bir büyüme ve gelişim sürecinde olduğumuzu söyleyebiliriz. Rekabetin de arttığı bu hızlı büyüme sürecinde geleceği öngörüp, buna uygun yatırımlar yapan e-ticaret şirketleri önümüzdeki yıllarda çok daha fazla büyüyeceklerdir” dedi.

Zenium İstanbul One veri merkezi açıldı

0
Stratejik açıdan yeni İstanbul Uluslararası Finans Merkezi’ne yakın bir konumda bulunan Zenium İstanbul One, Türkiye’de toptan satış veri merkezi hizmeti sunan ilk veri merkezi tesisi olacak. Operatörlerden bağımsız hizmet verecek olan tesisin bölgede ana bağlantı merkezi olması bekleniyor. Frankfurt One’dan sonra İstanbul One’ın açılışında da Zenium Türkiye Ülke Müdürü Aslıhan Güreşcier ile sohbet ettik.

Google Primer yeni derslere kavuşuyor

0
primerGoogle yaklaşık olarak 1 yıl önce teste sunduğu girişimler için mini- marketing dersleri sunan uygulaması Google Primer’ı güçlendiriyor. Google üzerinden çalışan uygulama ile arama motoru pazarlama içeriği, medya planlaması, içerik yönetimi ve benzeri derslere ulaşılabiliniyor. Deneme aşamasını yavaş yavaş ardında bırakan Google Primer hakkında şirket çok fazla yorum yapmazken, son versiyonun aktif olmasıyla birlikte mobil site tasarımı, program bazlı satın alım, arama tabanlı reklam içeriği gibi başlıklarda da destek sunacak. Android platformunda yer alan ve Ekim ayında iOS’ta kendini gösteren olan Google Primer, her geçen hafta daha fazla ders konusuna sahip olacak. Google’ın dediğine göre Google Primer sayesinde marketing yetkilileri, küçük ya da büyük ölçekli şirketlerde çalışmalarına ne gibi artılar katabileceğini öğrenecek. Çevrim dışı olarak küçük içeriklerin de görüntülenmesine izin veren Primer uygulamasında kullanıcılar kendi profillerini, işlerini saklayabilecek ve başkalarıyla da paylaşım yapacak. Test sürümünün sadece başlangıç seviyesinde dersler içerdiği söylenirken, zamanla çok daha geniş bir alana yayılacağı, girişten üst seviyeye kadar başlıkların yer alacağı belirtiliyor. Derslerin jargondan uzak, yani pazarlama konusunda yeni olanların aklını karıştıracak terimlerden de arımış bir yapıda olduğu eklenen Google Primer, endüstrinin uzmanları ve şirket çalışanları tarafından geliştiriliyor. Yenilenen sürümle birlikte kişiselleştirilmiş “bir sonraki adım” sistemi, ders sonunda uygulama sahibine destek sunacak. Böylece kullanıcı müşterilerine satış yaptığını, yeni ürünler duyurduğunu ve hatta doğum günü tebriği yolladığını gösterebilecek, direkt olarak paylaşımda bulunacak. Google Primer şu an iTunes ve Google Play üzerinde ücretsiz olarak kullanıcılarını bekliyor.

Cortana otomobillere geliyor

1
cortanaMicrosoft geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiği Build geliştirici konferansında yaptığı sunum ile Windows otomobil sistemini paylaşmıştı. Windows Phone benzeri bir Windows işletim sisteminin direkt olarak araçlara uygun hale getirileceği söylenmiş, ancak sesli komut üzerine herhangi bir bilgi verilmemişti. Şirketin Windows temelli otomobil konsepti görünüşe göre bir de kişisel asistan sistemi Cortana’ya kavuşacak. Microsoft’un Tayvan’da yaptığı TechDays etkinliğinde konuşan, şirketin Asya Pasifik Araştırma Geliştirme sorumlusu Samuel Shen, Cortana otomobil projesini açığa çıkarttı. İsmin söylediğine göre araçlarınön camı üzerinden çalışacak olan Cortana destekli Windows otomobil sistemi, cam üzerinden restorantlardan rezervasyon yapmak ve istediğiniz yerlerin haritada anlık tespiti gibi hizmetler sunacak. Ünlü yazılım şirketi Microsoft her ne kadar otomobiller üzerine çalışmaya devam etse de, yeni işletim sistemleri Windows 10 için tam bir entegrasyon sağlamış değil. Firma şimdiye kadar Ford, BMW, Kia, Nissan ve Fiat gibi araç markalarına “özelleştirilebilen” Windows’lar sunmuş, bu isimler de kendi araçlarına göre işletim sistemini “uyarlamıştı”. Bir başka deyiş ile halen otomobiller için tek bir Windows standardı gerçek olamadı. Şayet Microsoft bu işin altından kalkarsa Apple CarPlay ve Google Android Auto ile sıkı bir yarışa girişebilecek.

Hyperloop için ilk testler gelecek yıl başlıyor

0
hyperloopHyperloop Technologies tarafından geliştirilen proje, Elon Musk’a sunulan haliyle Los Angeles merkez dışında kurulacak devasa bir test alanına sahip olacak. Ayrıca yaklaşık 80 milyon dolarlık bir yatırım da sözkonusu. Öte yandan Hyperloop Technologies geçtiğimiz gün itibariyle bir de CEO’ya kavuştu. Cisco eski başkanı Rob Lloyd, şirketteki 20 yıllık kariyerinin ardından yeni bir yola adım attı. Los Angeles’daki bir kampüste 2 millik bir test ray sistemi hakkında konuşan CEO, daha şimdiden 50 kişilik bir ekibin göreve atandığını söylüyor. Geçtiğimiz Şubat ayında hayata merhaba diyen şirket, yapacağı bu özel sistemin 2016 ya da 2017’nin başında aktif hale geleceğini ve teste başlayabileceklerini bildiriyor. Öte yandan söylenenlere göre Hyperloop Technologies başlangıç olarak insan değil yük taşıması yapacak. İlerleyen dönemlerde insanlar için de hizmet vermesi düşünülen Hyperloop taşıma sistemi için projeye katılan başka isimler de oldu. Eski Google ve Facebook yöneticisi Emily White, Palantir’in kurucularından Joe Lonsdale, Beyaz Saray güvenlik şefi Jim Messina, X Prize Foundation kurucusu Peter Diamandis ve Yammer’ı hayata geçiren David Sacks diğer önemli kişiler. Sistemin güvenliği hakkında halen kafalarda teknik sorunlar varken, projenin 60 milyar dolara varan bir bütçeye ihtiyaç duyacağı söyleniyor.

Twitter’a özel mesaj okuma davası

2
Google, geçtiğimiz yıl kullancıları tarafından Gmail’deki mesajları okuduğu gerekçesiyle dava edilmişti. Şimdi benzer bir dava Twitter’a açıldı. Twitter’ın kullanıcılarının mesajlarını okuduğu ve hatta değiştirdiği iddiasıyla açılan dava önemli çünkü teknik olarak yasaların ve teknolojinin gözünden kaçan gri bir alandaki belirsizliğe geçerli bir tanım bulacak. Davanın temeli, Twitter’ın URL linklerini kısaltmak için kullandığı özel servise dayanıyor. Twitter, kullanıcıların birbirine gönderdiği özel mesajlarda yer alan URL’leri kısaltmak için kendi URL kısaltma servisini kullanıyor. Ancak bu aynı zamanda Twitter’ın kullanıcıların özel mesajlarını detaylıca okuduğu ve analiz ettiği anlamına geliyor. Sivil toplum örgütleri, Twitter, Facebook, Gmail, Microsoft, Apple gibi teknoloji şirketlerinin özel mesajları kullanıcılar arasında şifrelemesini ve şirketin kendisinin de bu şifreleri kırıp mesajları okumaması isteğinde bulunuyor. Çünkü geçmiş yıllarda yaşanan örneklerde, şirketler kurumsal olarak tek tek kullanıcıların e-postalarını okumuyor olsa da bu yeteneğe sahip olduklarında şirket çalışanlarının bireysel olarak ve kötü niyetle kullanıcıların e-postalarını, özel mesajlarını okuyarak, şirketin bilgisi dışında bu mesajları kötü amaçla, hatta şantaj için kullanabildikleri ortaya çıkmıştı. Öte yandan Google veya diğer teknoloji şirketleri, özel mesajların kişisel bazda değil, otomatik olarak sistem tarafından okunarak düzgün işlemesi için müdahale edildiğini vurguluyorlar. Bakalım, mahkeme hangi tarafı haklı bulacak. Teknoloji şirketlerinin özel mesajlara yönelik uygulama ve politikaları bu davanın sonucuna göre şekillenecek gibi görünüyor.

Robot teknolojisinde yüksek hız ve hassasiyet

0
1442398747_Mitsubishi_Electric__6_Eksenli_Robot_2Fabrikaların üretim sürecinde hayati önem taşıyan robotlar, sağladıkları hız ve kolaylıklarla her geçen gün sanayide daha çok rol alıyor. İnsan ihtiyaçlarını karşılayan hemen her endüstriyel tesiste kullanılan robotlar, günümüzde çok olağan bir iş gücü haline geldi. Bu noktada ileri robot teknolojisi ile dikkatleri üzerine çeken Mitsubishi Electric, gıda, ilaç, ambalaj, otomotiv, beyaz eşya gibi pek çok sektörde insan kolu veya eline yakın hassasiyette çalışan hızlı robotlarıyla fark yaratıyor. Robotlarının tüm parçalarını da kendisi üreten Mitsubishi Electric, böylece üretimden gelen bilgi birikimi ve tecrübesini robotlarıyla müşterilerine aktarma avantajına da sahip oluyor. Sektörler farklı çözüm aynı Mitsubishi Electric’in fabrika otomasyon alanında çığır açan ürünlerinden biri olan robotları, arabalarda yer alan kapı kolunun montajı, ses sistemi tuşlarının test edilmesi gibi montaj ve kalite kontrol alanlarında sıklıkla tercih ediliyor. Yine ıslak mendillerin paketlenmesi, ilaçların kutulanması, ayakkabıların boyanması ve yapıştırılması, küp şekerlerin kutulanması gibi hızlı üretim, dozajlama ve paketlemenin olduğu gıda, ambalaj, paketleme gibi sektörlerde Mitsubishi Electric’in gerçekleştirmiş olduğu pek çok robotlu çözüm bulunuyor. Robotun tüm parçalarını üretiyor Hassasiyet düzeyi oldukça yüksek robot kolları ile Mitsubishi Electric, insan kolu veya eline yakın hassasiyette işler yapmak veya buna yaklaşmak isteyen, aynı zamanda da hıza ihtiyacı olan firmaların öncelikli tercihi oluyor. Robot portföyünde küçük ve orta segmentte olanlara odaklanmış durumda olan Mitsubishi Electric, yarı iletken üreticisi olduğu için küçük ve hızlı robotlar konusundaki “know-how”ını bu alandaki üretiminden alıyor. Ayrıca robotlarını oluşturan, dişli kutusu, mekanik, elektronik parçalar gibi bütün parçaları üretiyor. Düşük maliyetli, esnek, konforlu üretim Türkiye’ye fabrika otomasyonu ve ileri robot teknolojileri alanında hizmet sağlayan Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri, robotları ile endüstride daha esnek bir üretim sağlamayı, üretim maliyetlerini düşürerek insan konforunu artırmayı ve ihtiyaç olan her yerde robot teknolojisinin kullanılmasını hedefliyor. Robotun mekanik yapısının yanı sıra kullanılan motorların ve aktarmaların hassasiyeti de robotun performansını etkiliyor. Mitsubishi Electric’in robot kontrol ünitesi, hareket kontrolünün esnekliğini, sistemin hızını, doğruluğunu ve hassasiyetini sağlıyor. Ayrıca esneme fonksiyonları ile robot kolu, bir çeşit yay görevi görerek kuvvete göre esniyor. Mitsubishi Electric robotlarına ileri uygulamalar için konveyör (taşıma bandı) ve ürün izleme, kuvvet kontrolü ve görme kolaylıkla entegre edilebiliyor. 6 eksenli robot devri Mitsubishi Electric’in RV-F serisi son derece dinamik 6 eksenli robotu, insan kolu hareketini taklit edebilmesi ve 0,32 saniyelik döngü süreleri sayesinde çok yüksek hızlı sistemlerde kullanılabiliyor, verimliliği artırıyor. Dinamik yapısı sayesinde esnek dans figürlerini bile kolayca yapabiliyor. Mitsubishi Electric imzalı 6 eksenli endüstriyel robotun çift kol yapısı sadece hareket özgürlüğü açısından artı değer sağlamıyor, aynı zamanda daha fazla kararlılık ve çok yönlülük sunuyor. Modele bağlı olarak Mitsubishi Electric robotlar, 504 ila 1503 milimetre aralığında 2’den, 20 kilograma kadar taşıma kapasitesine sahip. RV-F serisi için çok dar alanlarda çalışmak hiç sorun olmadığı gibi robotların duvar veya tavana monte edilmesi de sorun oluşturmuyor. Tüm sistemler aynı kompakt CR750 robot kontrolöre sahip. Mitsubishi Electric robotları ve fabrika otomasyon sistemleri sağladığı avantajlar nedeniyle Türkiye’de farklı sektörlerde faaliyet gösteren pek çok fabrika ve üretim tesisinde tercih sebebi. Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri, Türkiye’deki hedef pazarları arasına dünyada pek çok uygulama gerçekleştirmiş olduğu beyaz eşya sektörünü de almış durumda. Rekabet için şart! Türkiye üretim kabiliyeti olan bir ülke. Bu kabiliyetin sürdürülebilir olması için rekabet edebilir düzeyde olmak gerekiyor. Rekabet edebilmek için de üretim kalitesinin artması, maliyetlerin ise düşmesi şart. Robotlu sistemler bunların hepsini bir arada sunabilecek en ideal çözüm olarak karşımıza çıkıyor. Günümüzde yaşanan yoğun rekabet nedeniyle robotların sadece mekanik işleri değil elektronik bazı operasyonları da takip etmesi gerekiyor. Mitsubishi Electric Fabrika Otomasyon Sistemleri’nin dijital fabrika teknolojisi e-F@ctory ile robotlar üretim hattındaki diğer ürünlerle haberleşebiliyor. Çünkü e-F@ctory konseptinde fabrika otomasyonunda yer alan tüm ürünler birbirleriyle entegre ve açık bir mimari ile çalışıyor. Böylece üretim hatlarını kişisel bazı ihtiyaçlara göre optimize ederek pazardaki rekabet koşullarına ayak uydurmak hiç olmadığı kadar kolaylaşıyor.

Sony, profesyonel fotoğraf makineleri için konsept mağazası

0
sonySony’nin yenilikçi teknolojileri ve modelleriyle genişleyen profesyonel fotoğraf makinesi ailesine özel konsept mağazası, 15 Eylül 2015 Salı tarihinde İstanbul’da açıldı. Sirkeci’de Ankara Caddesi üzerinde bulunan mağaza, Sony’nin Tokyo’dan sonra ikinci konsept mağazası olma özelliği taşıyor. Sony’nin iş ortağı Ocak Elektronik’in Sirkeci’deki Ankara Caddesi üzerinde açtığı üç katlı mağaza, toplam 100 metrekarelik alana yayılıyor. Sony Eurasia Genel Müdürü Kazuteru Makiyama, Türkiye’nin yükselen pazarlar arasında yer alması ve bölgede son yıllarda fotoğrafa olan ilginin artması nedeniyle ikinci konsept mağazanın Türkiye’de açılması kararı alındığını belirterek “Mağazayı ziyaret eden tüketiciler, uzmanlar rehberliğinde tüm Sony Alpha ve RX serisi fotoğraf makinelerini, lensleri ve aksesuarları inceleme ve deneyimleme fırsatını yakalayacak. Sony olarak Türkiye’de profesyonel ve amatör fotoğrafçılığı desteklemeye devam edeceğiz.” şeklinde konuştu. Ürün satışının yapılmayacağı mağazada fotoğraf konusunda uzman görevliler tüketicilere, ihtiyaçları doğrultusunda Sony fotoğraf makineleri hakkında detaylı teknik bilgi verecek. Mağazada gerçekleştirilecek fotoğraf atölyesi çalışmaları, seminerler ve toplantılar sayesinde tüketicilerin fotoğraf makinesini satın aldıktan sonra kendilerini geliştirebilmelerine destek verilecek.

Qualcomm Capsule Technologie’yi satın aldı

0
Qualcomm-Life-acquires-CapsuleQualcomm, iştiraki olan Qualcomm Life, Inc.’in medical cihaz entegrasyonu ve klinik veri yönetim çözümlerinde 38 ülkede 1.930 hastanede lider bir sağlayıcı olan Capsule Technologie’yı satın aldığını duyurdu. Capsule, Qualcomm Life’ın yüzde yüz iştiraki olacak. Capsule’ün satınalımı, Qualcomm Life’ın bağlantılı sağlık çözümlerinin hastaneleri de kapsamasını sağlayacak ve böylece evden hastaneye ve ikisinin arasındaki bütün noktalardaki bakım sürecini kolaylaştıracak. Qualcomm Life’ın kablosuz uzmanlığını ve hastane dışında da birbirine bağlı tıbbi cihazlar ekosistemini, Capsule’ün bağlantılı tıbbi cihazları, EMR ve hastane kurumlarının tümünü içine alan BT sistemleriyle  bir araya getirilmesiyle, Qualcomm Life dünyanın en geniş  açık ve bağlantılı sağlık ekosistemini oluşturarak her yere akıllı sağlık çözümleri ulaştırabilecek. Capsule’ün önde gelen medikal cihaz entegrasyonu ve klinik veri yönetim platformu, hastane içinde bağlı cihazların en büyük ekosisteminde , veri toplama, EMR ve sağlık BT sistem entegrasyonunu  ve izlenebilmesini sağlıyor. Capsule’ün akıllı network’ü; hastane içinde çeşitli karar destek sistemlerine, alarm ve bildirim sistemlerine ve mal yönetimi araçlarına zamanında klinik veri iletme kapasitesi ile cihaz bütünleştirmesinden öteye gidiyor. Böylece bekleme süresi ve uyarlama hataları azaltılıp zamanında ve bilinçli bakım sağlanıyor. Qualcomm Incorporated’in Başkanı Derek Aberle“Qualcomm, Nesnelerin İnterneti konusunda   sağlık gibi dikey alanlarda da pozisyonunu güçlendirmeye odaklanmış durumda,” diyor. “Capsule’un satınalımı sağlık hizmeti platformumuzu genişletiyor ve böylece bütün bakım sürecinde bağlanılabilirlik çözümleri sunarak dünyanın en büyük, bağlı sağlık ekosistemlerinden birini yaratmamızı sağlıyor. Bu ‘Medikal Nesnelerin İnterneti’ni geliştirmek için önemli bir adım olacak.” Capsule CEO’su Gene Cattarina “Artık sağlık hizmetleri eve, seyyar ortamlara ve hastane gibi geleneksel olmayan bakım bölgelerine de taşınıyor; bu durumda hasta nerede olursa olsun medikal verinin kümelenmesi kritik önem taşıyor” diye açıklıyor. “Qualcomm Life ve Capsule birleştiğinde bu kümelenmeyi, bakım takımları arasındaki verileri daha ulaşılabilir ve birlikte çalışabilir hale getirerek güçlendiriyor. Böylece bakımın hastanede, evde ve ikisi arasındaki her noktada devam etmesini sağlıyor.”

Şirketlerin “beğenmedim” kabusu gerçek mi oluyor?

0
finally-thumbs-down-things-you-dislike-facebook.1280x600Şirketler için kabus dolu günlerin başlamasına az kaldı. Facebook, uzun yıllardır tartışılan, talep gördüğü kadar istemeyeni de çok olan “beğenmedim” düğmesini hayata geçirmeye karar verdiğini açıkladı. Yani artık kullanıcılar, arkadaşlarının yorumlarını, fotoğraflarını, paylaşımlarını beğenebilecekleri gibi, beğenmediklerini de bir tuşa basarak belirtebilecekler. Bu mekanizmanın sosyal medyada büyük gerginlikler yaratacağını, beğenmedim tuşuna basanlarla paylaşım sahipleri arasında sert tartışmalar ortaya çıkacağını herkes tahmin edebiliyor. Aslında, bu konuda hiçkimsenin şüphesi de yok. Facebook’un patronu Zuckerberg de bunun farkında ki, butonu  “beğenmedim” olarak alandırmak yerine, “üzgünüm/üzüldüm/üzgün hissediyorum/iyi hissetmiyorum” anlamına gelecek şekilde “sad” olarak adlandıracak. Yani Facebook’un planı kötü bir haber verdiğinizde arkadaşlarınızın üzüntülerini bir tuşa basarak belirtebilmesini sağlamak. Bu plan kişiler bazında işe yarayabilir ama Facebook’ta varlık gösteren, Facebook üzerinden müşterileriyle iletişim kuran şirketlerin biraz endişelenmesi gerekiyor çünkü müşterilerin bu butonu “beğenmedim, memnun değilim, hizmetlerinizden dolayı mağdurum” anlamına kullanabilme ihtimali bulunuyor ki, bu da şirketler ve sosyal medya ajansları için Facebook’ta ağır krizlerin doğacağının işareti… “Mutlu değilim” kabusu Memnun kalmayan müşterilerin, uzun uzun derdini yazmak yerine, sadece bir tuşa basarak keyiflerinin kaçtığını belirtmesi, mutlu değilim demesi, şirket sayfalarında müşteri isyanlarının bir anda zirve yapabilmesini kolaylaştıracak. Bu da dev şirketlerin, hiç beklemedikleri bir anda, büyük bir hızla prestij kaybedebilmelerinin önünü açacak. Dolayısıyla sosyal medya ajanslarının ve şirketlerin sosyal medyadan sorumlu PR uzmanlarının bu “sad” butonu hakkındaki gelişmeleri çok dikkatle takip etmelerini öneriyorum. Facebook şimdilik düğmeyi yayına sokmuş değil ama Zuckerberg’in açıklamalarına göre test yayınının başlaması an meselesi. Bu da, 2016 içinde “Sad” butonunun resmen yayına girmesi anlamıan geliyor. Kısaca söylemek gerekirse, 2016’da şirketlerin sosyal medya aksiyonlarında büyük kasırgalar yaşamaya hazır olalım.