2013 yılının Mayıs ayında Türkiye’nin barındırma ve veri merkezi pazarında lider şirketi SadeceHosting’i bünyesine katan Avrupa veri merkezi pazarının lideri TelecityGroup, yeni atamalarla ekibini büyütmeye devam ediyor. Şirkette son olarak Teknoloji Direktörü görevine Rıdvan Aysel getirilirken, Murat Kılınç ise TelecityGroup Türkiye veri merkezi operasyonlarından sorumlu olacak. Daha önce Alcatel, Anadolu Endüstri Holding ve Anadolu Bilişim Hizmetleri (ABH) gibi firmalarda yöneticilik görevlerinde bulunan Rıdvan Aysel, TelecityGroup Türkiye’de ağ ve sistem yönetimi ekibinin yanı sıra yazılım ekibini de yönetecek. Kariyerinde Peregrine Systems, Petsoftel, Tria ve MedNautilus gibi şirketlerin teknik pozisyonlarında önemli görevler üstlenen Murat Kılınç ise, TelecityGroup Türkiye’nin veri merkezi operasyonlarından sorumlu olacak.
TelecityGroup Türkiye Teknoloji Direktörü Rıdvan Aysel yeni görevi ile ilgili şunları söyledi: “TelecityGroup Türkiye ekibinin yeni bir üyesi olarak, sektördeki kişisel deneyimimle grubun Türkiye pazarında yeniden yapılandırdığı operasyonlarına önemli katkılar sağlayacağıma inanıyorum. Ekip arkadaşlarımla birlikte büyük projelere imza atacağımıza ve operasyonumuzu büyüterek müşterilerimize daha da iyi hizmet sunacağımıza dair güvenim tam.”
TelecityGroup Türkiye Operasyon Direktörü Murat Kılınç ise şu görüşleri paylaşıyor: “TelecityGroup tüm dünyada veri merkezi hizmet sağlayıcılığı alanında bilinen bir marka olarak Türkiye pazarına çok önem veriyor. Yeniden yapılanan bu köklü operasyon için çok önemli hedefler belirlendi. Ben ve ekibim, bu hedeflerin gerçekleşmesi için var gücümüzla çalışacağız.”
Rıdvan Aysel kimdir?
İstanbul Teknik Üniversitesi Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan Rıdvan Aysel, aynı dalda yüksek lisans derecesi aldı. Kariyerine 1990 yılında Alcatel Teletaş’ta Ar-Ge Tasarım Mühendisi olarak başlayan Aysel, 1996 yılında Anadolu Endüstri Holding bünyesine dahil olarak burada 3 yıl boyunca Ağ Uzmanı olarak görev yaptı. 1999 – 2004 yılları arasında Anadolu Grubu bünyesinde Ağ Müdürü olarak görev yapan Rıdvan Aysel, 2004 yılında katıldığı Anadolu Bilişim Hizmetleri bünyesinde 7 yıl boyunca Teknoloji Müdürü görevinde bulundu. Rıdvan Aysel, TelecityGroup Türkiye’ye katılmadan önce DESTEK Bilgisayar’da Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapıyordu.
Murat Kılınç kimdir?
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Telekomünikasyon Mühendisliği Bölümü mezunu Murat Kılınç, kariyerine 1987 yılında başlayarak, 1989 yılında TRT’de BT Altyapıları Müdürü olarak görev aldı. 1999 yılında ABD’nin önde gelen yazılım firmalarından Peregrine Systems’ın Ottawa’daki Kanada operasyonuna dahil olan Kılınç, burada 2004 yılına kadar ekip lideri olarak görev yaptı. Ekim 2004’te Türkiye’ye dönen Murat Kılınç, Petsoftel Telecommunication şirketinin İstanbul Bölgesinden Sorumlu Teknik Müdürü olarak görev yaptıktan sonra telekomünikasyon sektöründe bilişim çözümleri sunan Tria’nın Teknik Müdürü oldu. 2008’de MedNautilus Türkiye bünyesine dahil olan Murat Kılınç, 6 yıl boyunca burada Mühendislik ve Teknik Operasyonlar Direktörü görevini yürüttü. Murat Kılınç, kariyerini TelecityGroup Türkiye Operasyon Direktörü olarak sürdürecek.
Dünya teknoloji devi Samsung, parlak fikirleriyle dikkat çeken gençlere yatırım yapmak üzere yepyeni bir İK projesine imza attı. Bu yıl ilki gerçekleştirilen “Discover Samsung” projesi, üniversite öğrencileri ve yeni mezunlar arasından geleceğin potansiyel liderlerini seçerek, onlara 6 ay süresince Samsung Electronics dünyasını deneyimleme fırsatı sunuyor.
Samsung yöneticilerinin rehberliğinde Giyilebilir Teknolojiler
“Discover Samsung” projesi kapsamında; Boğaziçi Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, ITÜ, ODTÜ, Bilkent Üniversitesi, Galatasaray Üniversitesi, Bilgi Üniversitesi, Bahçeşehir Üniversitesi başta olmak üzere Türkiye’nin 15 farklı üniversitesinden gelen başvuruları kabul eden Samsung, başvurular arasından seçilen 65 öğrenci ile 13 ayrı proje grubu oluşturdu.
Projeye katılan öğrenciler, “Giyilebilir Teknolojinin Bilinirliğini Arttırmak” konulu strateji projelerini hazırlarken Samsung yöneticileri de proje gruplarına mentörlük yaparak onlara deneyimlerini aktardılar.
Jürinin seçtiği ilk üç proje grubuna, Samsung’da part time staj fırsatı
Değerlendirmeler sonucunda 13 proje arasından belirlenen ilk 5 proje grubunun çalışmaları, 8 Haziran’da düzenlenen ve Samsung Electronics İnsan Kaynakları Direktörü Meriç Tunç, Tüketici Elektroniği Ürünleri Direktörü Hüseyin Erel, Satış Sonrası Servis Direktörü Gökhan Uğurlu, Pazarlama ve İletişim Direktörü Can Emci’nin jüri olarak yer aldığı sunum gününde paylaşıldı.
Toplam 12 kişi 13 Temmuz’da Samsung’da işbaşı yaptı
Jüri tarafından seçilen ilk 3 proje grubuna dahil olan üniversite öğrencileri ve yeni mezunlar, 13 Temmuz itibarıyla 6 ay part-time (yarı zamanlı)olarak Samsung Electronics ekibinde yer alma ayrıcalığının sahibi oldu.
Samsung yöneticilerince seçilen ilk üç proje grubunda yer alan 12 kişi; 13 Temmuz’da düzenlenecek ödül töreninin ardından IT&Mobil İletişim (IM), Tüketici Elektroniği (CE), Satış Sonrası Servis (CM), Kurumsal
Çözümler EB ve İdari bölümler olmak üzere tüm Samsung departmanlarında oryantasyon yapmak üzere ilk iş günlerine başladı.
Turkcell ve Ericsson, 5G araştırma ve geliştirme çalışmalarında işbirliği yapmak üzere bir mutabakat anlaşması imzaladı. Turkcell CEO’su Kaan Terzioglu ve Ericsson CEO’su Hans Vestberg’in katıldığı imza töreni, Stokholm’deki Ericsson Studio’da gerçekleştirildi.
Anlaşmanın temel amaçları arasında, 5G kullanımına ilişkin gereksinim ve uygulama senaryolarında ortak akıl oluşturmanın yanı sıra, potansiyel 5G teknoloji bileşenlerinin uygulanabilirliği ve performanslarını değerlendirmek ve 5G alanındaki araştırma projelerinde işbirliği yapmak bulunuyor.
Turkcell CEO’su Kaan Terzioğlu, konuya ilişkin yaptığı açıklamada; “Turkcell, hizmet verdiği alanlarda en gelişmiş teknolojileri şekillendirme ve uygulamada çok kararlı. Ericsson işbirliğiyle, 5G gereksinimleri, uygulamaları ve performansını birlikte masaya yatıracağız. Bu işbirliği bizlere, tüketicilerin ve farklı sektörden kurumsal müşterilerimizin ihtiyaç ve beklentilerinin üzerine eğilmemizi kolaylaştıracak. 5G arenasında iş ortaklarımızla yakın çalışmalarımıza devam edeceğiz.” dedi.
Ericsson CEO’su Hans Vestberg; “5G adaptasyonun yakın gelecekte olacağını düşünüyoruz. Dolayısıyla dünyada yaygın 4G ağının çok ötesinde hizmet ve imkânlar sunmak üzere sektörün, 5G’ye nasıl adapte olacağına ilişkin çözümlere odaklanıyoruz. Bu gibi operatör işbirlikleriyle çok değerli öngörüler elde ettiğimiz canlı test ağlarına, araştırmaları da eklemiş olacağız” dedi.
5G, cihazlardan mobil erişime, IP core’dan buluta kadar, gelecekteki tüm iletişim eko sistemini geliştirecek. Ericsson’un en son 5G test ağı girişimi, açık ve kapalı alanlarda, mobil cihazlarla radyo erişim ağı arasındaki etkileşime odaklanıyor.
Software AG, öngörüye dayalı, yüksek performanslı Büyük Veri analizi çözümlerini kesintisiz bir entergrasyon ile Dijital Dönüşüm Platformu’na dâhil ettiğini duyurdu. Bu entegrasyon, iş süreçleri için kritik öneme sahip içgörüleri ortaya çıkarma, tahmin etme ve bu çıkarımlara göre aksiyon alma konularında, perakende, üretim, finansal hizmetler, telekomünikasyon, kamu hizmetleri ve turizm gibi sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin işini hızlandırıyor ve kolaylaştırıyor.
Software AG CTO’su Wolfram Jost, “Bir sonraki adımda ne olabileceğini tahmin etmek, müşterileri memnun etme, operasyonları iyileştirme ve rekabette öne çıkma açısından hayati bir öneme sahip. Öngörüye dayalı analiz, geçmişe dönük ve gerçek zamanlı verilerin ardındaki örüntüler üzerinden geleceğe dair içgörüler oluşturuyor. Öngörüye dayalı analiz özelliklerinin Dijital Dönüşüm Platformumuza eklenmesiyle birlikte, iş ortaklarımıza sunduğumuz kabiliyetler de çeşitleniyor. Bu sayede işletmeler gelecekte karşılaşabilecekleri riskleri belirleyip bu çıkarımlara göre adım atabiliyor ve gelir, kaynak, iş çıktısı ve çok daha fazlası için önlerindeki fırsatları öngörüp ilerisi için şimdiden değerlendirebiliyorlar” diyor.
Uyarlanabilir Kararlar ve Öngörüye Dayalı Mantıksal Analiz: ADAPA
Software AG, iş süreçlerine dair içgörüler ve mantıksal analizler için tek bir hizmet noktası belirleme amacıyla Zementis ADAPA’yı (Adaptive Decision and Predictive Analytics) Apama Veri Akış Analitiği Platformu’na entegre etti. Standartlar doğrultusunda öngörüye dayalı analizler için geliştirilen, son derece hızlı bir kurulum platformu ve skorlama motoru olan Zementis ADAPA, Büyük Veri içindeki örüntüleri ortaya çıkarmak için çeşitli algoritmalar kullanarak geleceğe dair benzer çıkarımlar yapabiliyor.
Zementis ADAPA’nın öne çıkan en önemli özelliği, PMML (Öngörüye Dayalı Model Biçimlendirme Dili) kurulum ve yürütme motoru olması. Her geçen gün daha fazla gelişmekte olan ve veri madenciliğinde sektör standardı haline gelmeye başlayan bu özellik, farklı araç ve yazılımlar ile desteklenebiliyor. Bu sayede ticari ve açık kaynak veri madenciliği araçlarıyla meydana getirilen öngörüye dayalı modeller, gerçek zamanlı skorlama için kullanılabiliyor.
Rekabet avantajı sunan cazip teknoloji
Dijital Dönüşüm Platformu, yeni eklenen öngörüye dayalı mantıksal analiz kabiliyetiyle birlikte, öngörülebilir arıza tespiti ve bakımı, akıllı sayaç sistemi ve üretim, tedarik zinciri optimizasyonu, sahtecilik tespiti, Nesnelerin İnterneti ve bağlantılı müşteri pazarlamasına yönelik kullanım senaryoları gibi farklı uygulamaları destekliyor ve beraberinde getiriyor.
Zementis İcra Başkanı Michael Zeller, “Öngörüye dayalı büyük veri analizi, son zamanlarda gittikçe artan bir hızla talep görüyor. Çünkü öngörüye dayalı mantıksal analiz araçları kullanan işletmeler, bu araçları kullanmayanlara oranla, müşteri hizmetlerinde çok daha iyi bir konuma yükseliyorlar. Bu teknoloji, işletmeler için müthiş bir rekabet avantajı yaratıyor” diyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bugün pek çok işletme ellerindeki Büyük Veri’yi uygulanabilir içgörülere nasıl dönüştüreceklerini bilmiyor. Bu konuda büyük zorluk çekiyorlar. Öngörüye dayalı, yüksek performanslı Büyük Veri analiz sistemlerini benimseyen işletmeler ise, iş performanslarını optimize etmelerini sağlayacak bu bilgi hazinesini değerlendirebiliyor ve kişiselleştirilmiş pazarlama gibi programlar geliştirerek gittikçe daha fazla rekabet içeren bir pazarda farklılaşmalarını sağlayacak unsuru elde edebiliyorlar.”
Bellek içi işleme, veri akış analitiği, bulut bilişim, Nenelerin İnterneti ve Büyük Veri gibi yeni teknolojiler, çok daha hızlı ve ucuz programlama platformları ve sensörleriyle bir araya getirildiğinde, işletmelerin öngörüye dayalı analiz sistemlerini benimsemelerini ve analitik kabiliyetlerini geliştirip güncelleştirmelerini kolaylaştırıyor.
Emerson şirketinin bir işletmesi ve iletişim ağlarının güvenilirliğinin, dağıtım hızının ve çalışma verimliliğinin artırılmasında dünyanın önde gelen kritik altyapı sağlayıcısı olan Emerson Network Power, veri merkezi altyapı yönetimi (DCIM) çözümü TrellisÔ platformu için yeni stratejik iyileştirmelerini duyurdu. Sürüm yeni RESTful API’leri (temsili durum aktarım uygulaması programlama arabirimleri), değişiklik planlama özellikleri için geliştirmeleri ve sekiz yeni temel paket raporunu içeriyor. Bu güncellemelerle birlikte Trellis platformu müşterilerinin hem BT hem de tesis kaynaklarında operasyonları için tam entegre bir görünüm elde etmesini sağlarken, daha iyi kapasite yönetimi kararları almalarına olanak sağlıyor. Bununla birlikte müşterilerin zaman ile maliyetten tasarruf elde etmesini sağlıyor.
Yeni API’ler, Trellis platformuna DCIM performansını geliştirmek için Emerson Network Power müşterilerinin istediği önemli yeni özellikler sunuyor. Bu API’ler, veri merkezlerinin çalışma biçimini değiştirmeden DCIM ve müşterilerin veri merkezlerinde çalışan uygulamalar arasında entegrasyonu basitleştiriyor. API’ler diğer uygulamalarla (BT yönetiminden muhasebe sistemlerine) birlikte çalışma imkanı sağlamak, mobil cihazlar gibi diğer platformlara ulaşmak ve müşterinin ortamındaki süreçleri yansıtan özel iş akışları oluşturmak için kullanılabiliyor.
IDC’nin araştırma müdürü Jennifer Koppy, “DCIM’nin değeri veri merkezinin her alanından alınan büyük miktarda gerçek zamanlı veriyi birleştirme gücünde yatıyor” diyor. Emerson Network Power’ın Avocent İşletmesi’nde Ürün Yönetiminden Sorumlu Başkan Yardımcısı olarak görev yapan John Curran, “Birçok farklı veri kaynağı ve yönetim çözümü arasında işlevlerin birlikte çalışmasını sağlayanAPI’ler başarılı bir DCIM uygulaması için gereklidir. Bu yeni özellik Trellis platformunun müşterilerin günlük faaliyetlerini geliştirmek ve basitleştirmek için stratejik bir öneme sahip olması ile ön plana çıkıyor. Bu, verimlilik ve maliyet tasarrufu sağlıyor. Ayrıca, bu yeni güçlü özellik iş ortağı, satıcı ve son kullanıcı ağımızın platformun değerini artırmasına da imkan tanıyor.” diyor.
Trellis platformundaki API’ler, iş yönetim sistemleri, web uygulamaları ve mobil cihazlar gibi uygulamalarla da iletişime geçebiliyor. Bu API’ler, platformlar ve sistemler üzerindeki verilere çift yönlü erişim imkanı sunuyor ve BT departmanının iş kolu veya müşterisine göre maliyetlerini doğru bir şekilde belirlemesini sağlıyor. Bu iletişim, kritik verilerin doğru bir şekilde toplanmasını ve Trellis platformunda depolanmasına imkan tanıyor. Veri merkezi operasyon takımları, operasyonlarının her seviyesinde karar verme aşamasını desteklemek ve performansı ölçmek için platformun gelişmiş analizlerini kullanarak eyleme dönüştürülebilir bilgiler üretebiliyor ve böylece veri odaklı bir operasyon modeline geçiş yapabiliyor Bu özellikler, kurumsal, bulut, uzaktan ve hiper ölçekli dahil olmak üzere tüm veri merkezi çalışma modellerinde uygulanabiliyor. Sonuç olarak, veri merkezi operatörleri fiziksel altyapıyı yönetmeye daha az, BT uygulamalarının işletme için kullanılabilir olmasını sağlamaya daha fazla odaklanabiliyor.
Yeni API’lerin yanı sıra, en son Trellis platformu sürümü Trellis platformundaki değişiklik planlama özelliklerini de geliştiriyor. Bu yeni geliştirmeler, kullanıcıların herhangi bir zamanda kapasite arama özelliğinden yararlanmasına imkan tanıyor. Veri merkezi kıdemli yöneticileri ve idarecileri artık kaynakların tükenme hızını ve yerini anlayabiliyor ve böylece daha iyi kapasite planlama kararları alabiliyor Bu yeni işlevin özellikleri arasında işletmede bağlantı noktası kapasitesinin daha iyi görülmesi (oluşturulan projelerde veri bağlantılarını yönetme özelliği sayesinde) ve planlama ile yeni ekipman dağıtımı için daha az zaman harcanması bulunuyor.. En son Trellis platformu sürümü; bağlantılar, durum ve güç tüketimi için kritik raporlar içeren sekiz yeni raporla birlikte sunuluyor.
Dünya’nın öncü mobil şarj ünitesi üreticilerinden Romoss, polymer pilli yep yeni ürünü Polymos 5 ile mobil cihazların şarj sorununa kesin çözüm olmayı hedefliyor. Mobil şarj ünitesi, üretim ve satışında uzmanlaşmış, inovatif teknoloji markası Romoss, yeni ürünü Polymos 5’te polymer batarya teknolojisini kullanarak akıllı cihazların giderek artan enerji ihtiyacını ortadan kaldırıyor. Yer kaplamayan, kompakt yapısı itibariyle mobilize teknoloji tutkunlarının gözdesi ve en büyük yardımcısı olmaya aday Polymos 5, 600’den fazla tam şarj yaşam döngüsüne sahip. Li-ion pilli diğer şarj ünitelerine göre daha ince ve daha hafif olan Polymos 5 alaşımlı plastik gövde özelliği ve yenilikçi, ek yer olmayan tasarıma sahip. Aynı anda iki farklı cihazı şarj edebilen Polymos 5 ile tablet, akıllı telefon, MP3, MP4 gibi taşınabilir cihazlar güvenle şarj edebiliyor. Dünya genelinde aylık 1 milyon adet mobil şarj ünitesi satışı gerçekleştiren Romos, sektördeki diğer harici batarya markalarından farklı olarak 3 milyon dolara kadar sigorta güvencesiyle de ürünlerine olan güvenini ortaya koyuyor.
Türkiye İnternet Ölçümleme Araştırması’nın son raporlarına göre ülke geneli e-ticaret kategorisinde gerçek kullanıcı ve sayfa görüntüleme sıralamasında (18-54, 55+ yaş grubu), Türkiye’nin en çok tercih ettiği e-ticaret sitesi olan GittiGidiyor, çoklu kanallardan alışveriş yapmayı seven kullanıcılarla yenilikleri paylaşmaya devam ediyor. Satın almaların anlık bir kararla gerçekleştiği ve tüketicinin hemen aksiyon almayı tercih ettiği günümüzde, GittiGidiyor dünyada olduğu gibi ülkemizde de büyüyen sosyal medya platformu Instagram’da takipçilerine özel ve yenilikçi bir alışveriş deneyimi sunuyor.
GittiGidiyor Instagram hesabında beğen, “hemen al”!GittiGidiyor üyesi olan ve olmayan tüm kullanıcılar bundan böyle GittiGidiyor Instagram hesabında post edilen ürünlerin yorum kısmına “Hemen al” ile birlikte kullanıcı adı/e-posta adreslerini yazarak o ürünü GittiGidiyor üzerinden satın alabilecekler. Mobil üzerinden hızlı ve güvenilir bir alışveriş imkanı sunan bu işlem sonrasında kullanıcılara otomatik olarak yönlendirilen e-posta üzerinden Instagram’da başlatılan satın alma işlemi tamamlanacak.
Mobil cihaz kullanımı hızla artarken, kullanıcılar vakitlerinin büyük bir kısmını online olarak geçiriyor. Dünya mobilin etrafında dönerken bu kanallarda var olmak, herkese mobil internet sitesi, tablet bilgisayar ve akıllı telefon uygulamalarıyla her an her yerden kolayca ulaşabilecekleri güvenilir bir platform sunabilmek, e-ticaretin en önemli bacağını oluşturuyor. Araştırmalara göre* 40 milyon aktif sosyal medya hesabı bulunan Türkiye’deki internet kullanıcıları; gün içerisinde ortalama 4 saat 37 dakikayı internette, 2 saat 51 dakikayı mobil internette ve 2 saat 56 dakikayı ise sosyal medyada geçiriyor. 40 milyon aktif sosyal medya hesabının %80’ine ise mobilden erişim yapılıyor.
Online hizmetlerin çok pratik ve popüler olduğunu kimse inkar edemez. Online yemek siparişi vermek, online kıyafet, ev eşyası, elektronik alışverişi yapmak artık günlük hayatın bir parçası…
Şimdi bu hizmetlere bir yenisi daha eklenmiş görünüyor. Doktor hizmetleri… Özellikle ABD’de, vatandaşlar basit hastalıkların teşhisi ve ilaç yazdırmak amacıyla, evlerinden çıkıp hastanelere gitmek yerine online muayene seçeneğini tercih etmeye başladı.
Pekçok hastane, basit bir grip, nezle, sinüzit, hazımsızlık gibi rahatsızlıklar nedeniyle zaten halsiz ve yorgunken bir de hastanelere kadar taşınmak istemeyen hastalar için Skype gibi servisler üzerinden, online muayene servisini başlattı.
Hastalar, kredi kartı numarasını girdikten sonra açılan Skype penceresinde sorunuyla ilgili bir doktorla yüz yüze konuşarak, rahatsızlığının detaylarını anlatıyor. Eğer vücutta fiziki bazı belirtiler varsa, bu belirtileri de kamerada gösteriyor. Örneğin, deride beliren kızarıklıklar, yemek alerjisine işaret edebiliyor. Doktor hastanın anlattıklarını ve kamerada gördüklerini değerlendirerek, hastanın hastaneye gelmesi gerektiğine veya evde dinlenip ilacını alması gerektiğine karar verebiliyor.
Örneğin, basit bir burun akıntısı, hafif ateş, halsizlik, yutkunmada zorluklar, nezle veya gribi teşhis etmek için yeterli oluyor. Doktor hastaya reçetesini yazıp e-posta ile gönderiyor. Elbette sosyal güvenik numarasına da ilgili reçete işleniyor. Ardından hasta, yine online hizmet veren eczane servisinden, reçetesinin evine ulaştırılmasını istiyor. Böylece, hafif bir ateş ve biraz kırgınlıkla başlayan nezle veya grip, bir de hastana hastane dolaşıp eczane peşinde koşarken daha da büyümüyor. Hastalar, basit hastalıkları evlerinde yatıp ilaçlarını alarak hızlıca atlatabiliyorlar.
Bu yeni servis, elbette, mobil cihazlardaki sensörlerin zenginleşmesiyle daha da sağlıklı hale gelecek gibi görünüyor. Hastanın kalp ritmini, gerçek vücut ısısını, terleme oranını, nefes alış veriş sıklığını ve şiddetini ölçecek basit sensörler, hattın diğer ucundaki doktora hasta hakkında çok daha kesin bulgular iletecek. Böylece kaçınılmaz olarak, doktor muayenelerinin bir kısmı, online olarak gerçekleşecek. Bu yeni imkan, hastanalerdeki yoğunluğu azaltırken, doktor hizmetlerinin maliyetini de düşürecek zira, hastanaler, sağlık sektöründeki kurumlar, sadece online muayene yapacak doktorları, evden veya kendi muayenehanesinden çalışabilecek şekilde istihdam edebilecekler.
Bu hizmet artık ABD’de yaygınlaşıyor. Philadelphia’da Jefferson Universitesi Hastanesi’de hastalar, kulak-burun-boğaz, iç hastalıklar ve üroloji servisilerindeki doktorlarla online görüşebiliyorlar. Bu muayeneler içinse 40-50 dolarlık ücretler ödüyorlar. Bu rakamın ABD’deki fiziksel muayene ücretlerinin çok altında olduğunu da belirtelim.
Aynı şekilde, bazı psikologların da online seanslar düzenleyerek, hastalarını evlerinden çıkmadan dinledikleri biliniyor. Hatta bu sayede, psikologlar hastalarını dünyanın her yerinden dinleyerek, destek verebiliyorlar. Yurt dışında giderek yaygınlaşmaya başladığı görülen bu hizmetlerin ilk örneklerini Türkiye’de de görmemiz çok uzun zaman almayacaktır. Karşılaşınca, şaşırmayalım. Pek çok hastanenin, hastaları kendine çekmek için online muayene hizmetini başlatmak için yarışa girebileceğini gözden kaçırmamak gerekiyor.
Coğrafi bilgi sistemlerini kullanarak yazılım ve modeller geliştiren, sektörel ve istatistiki veriler sağlayan, bu verileri yorumlayarak çözümler üreten yüzde 100 Türk sermayeli bilişim ve danışmanlık şirketi Maptriks; ticari operasyon başlatmak isteyenlere için “en karlı” bölgeleri belirliyor. Maptriks çözümleri ile 12.000 perakende caddesi ve AVM’ler analiz ediliyor, banka şubesi ve ATM alanları için yer seçimi ve potansiyel belirlemede sosyo-ekonomik düzey, erişilebilirlik, rekabet, mevduat ve kredi tutarları, gibi bilgiler derleniyor. Bunun dışında hizmet sektöründe faaliyet gösteren firmalara (eğlence, spor, sinema vb.) hedef kitlelerini belirleyebilecekleri detaylı analizler sunuluyor. Maptriks çözümleri sayesinde medya, gayrimenkul, franchise gibi daha birçok sektörde yatırım yapmak isteyenler verilere dayalı yatırım kararlarına yön verecek analiz yapma imkanı buluyor.
Maptriks birçok sektör için sunduğu hizmetler ile milyonlarca liranın boşa gitmesine neden olacak yanlış lokasyon riskini ortadan kaldırıyor. Ticari faaliyetin yapılmasının planladığı bölgede demografik yapı ile ilgili verileri alan şirket, ardından saha araştırması ile elde ettiği sonuçları kendi yazılımı olan bir harita üzerinden müşterisine sunuyor. Böylece Maptriks ile çalışan müşteriler, yatırım yapmayı planladıkları konumun iş modellerine uygun olup olmadığını anlayarak ileride ortaya çıkabilecek devasa zararların önüne en baştan geçmiş oluyor. Bu da büyük miktarda tasarruf sağlarken Maptriks ile çalışan müşterileri aynı sektörde faaliyet gösteren rakiplerine karşı öne geçiren bir avantaj sağlıyor.
Konuyla ilgili açıklamada bulunan Maptriks Kurucu CEO’su Fatih Kuralkan, “Tamamıyla kendi geliştirmiş olduğumuz harita engine ve veri tabanı altyapısı kullanıyoruz. Teknolojimiz ile özgün, akıllı ve kullanıcı dostu web tabanlı ve mobil yazılımlar ile hızlı ve etkili lokasyon tabanlı analizler yapıyoruz. Böylece hizmetlerimizi kullanan müşterilerimiz, bir yandan yatırım maliyetlerini oldukça düşürürken diğer yandan aynı sektördeki rakiplerine kıyasla büyüme açısından öne de geçmiş oluyor.” diyor.
Sezgiler ile değil veriler ile yol gösteriyor
Yatırım yapmak isteyenlerin sezgisel kararlar almalarının önüne geçerek onlara gerçek veriler üzerinde yol gösteren Maptriks; perakende, hızlı tüketim ürünleri, enerji, finans, gayrimenkul, medya ve birçok sektör için müşterilerine hedef odaklı çözümler üretiyor. Maptriks ürün ve çözümleri ile hızlı tüketim ürünleri tek bir ekrandan yönetebiliyor; nokta, ürün ve hedef kitle analizleri yapabiliyor. Ayrıca müşteriler satış, ciro, vb. verilerini nokta, mahalle, ilçe ve il demografik veriler ile karşılaştırılıp kıyaslamalar yaparak yatırımlarına yön verebiliyor. Yine Maptriks’in enerji sektöründeki dinamik değişimlere ayak uydurabilen çözümleri ile müşteriler, bu yönde yatırım planlaması yaparken maliyetlerini minimuma çekebiliyor. Örneğin yeni kurulacak akaryakıt istasyonları için potansiyel güzergâhlar Maptriks’in sunduğu hizmetler ile kolaylıkla belirlenebiliyor.
Mobil cihaz kullanımının artmasıyla birlikte artık gideceğimiz yeri de telefonlardan sorar olduk. Cihazların harita uygulamalarına sadece gideceğiniz yeri yazmamız yeterli. Kullanıcılar dijital haritalar sayesinde artık varmak istedikleri yere en kısa zamanda ulaşabiliyor.
Dijital haritaların başrollerinde Apple, Google, Bing, Yandex Maps ile HERE (Nokia) gibi dünya devleri yer alıyor. Buralarda var olmak özellikle firmalar için hayati öneme sahip. Bunun nedeni ise arama davranışlarında mobilitenin getirdiği en büyük etkilerden birinin lokasyon aramaları olması. Akıllı telefon kullanıcılarının %50’si, yerel aramada buldukları lokasyona aynı gün içinde gidiyor. Mobil cihazlardan yapılan yerel aramaların %54’ü işyeri çalıma saatlerinde gerçekleştiriliyor. Bu aramaların %53’ü ise yol tarifi üzerine yapılıyor.
En Güncel Veriyi Sağlamak Önemli
Durum böyle olunca dijital harita sağlayıcıları dünya genelinde bir rekabetin içine giriyor. Bu kapsamda verilerin güncel tutulması devreye giriyor. Apple, Google, Bing, HERE gibi firmalar için en güncel veriyi sunmak hayati öneme sahip. Aynı zamanda Türkiye’de de hizmet veren bu platformlar için sıklıkla değişen sokak ve cadde isimleri ciddi sorun teşkil ediyor. Bu haritaların güncellenme aralığının 6 aydan başlayıp, 3-4 yıla kadar uzandığı göz önüne alınırsa sorun daha ciddi boyutlara ulaşabiliyor.
Temposu Yüksek Bir Mücadele
Coğrafi kodlama ile elde edilen datalar Apple, Bing, Google, Yelp gibi global aktörleri bu alanda ciddi yatırımlar yapmaya yöneltiyor. Amaç kullanıcıya en doğru lokasyon bilgisini sunmak. Bu kapsamda da firmaların rekabeti kızışıyor. Türkiye’de Yelp, Google, Bing ve son olarak Apple haritalarına Yellow Pages data sağlıyor.
Genel Müdürü Semin Özmoralı, dijital haritalar arasındaki rekabetin temposu yüksek bir mücadele olacağını söylüyor. Özmoralı Türkiye’nin de bu pazara nasıl dahil olduğunu ve bu kapsamda Yellow Pages’in neler yaptığını şu sözlerle anlatıyor: “Dijital içeriği çok yoğun tüketiyoruz, mobil cihazları kolay benimsiyoruz, navigasyon uygulamalarını sevdik. Bütün bunlar, dünyada kıran kırana süren harita savaşlarının Türkiye’yi de içine almasına neden oldu. Biz Yellow Pages hizmetleri kapsamında firmaların yerel aramalarda bulunurlukları, dijital haritalarda doğru, yaygın ve tutarlı yer almaları hizmetlerini veriyoruz. Firma datası toplama, güncelleme ve dijital haritalara yerleştirme hizmetlerimiz ister istemez bizi bu rekabetin en ön saflarına yerleştiriyor.”
Yellow Pages Genel Müdürü Semin Özmoralı coğrafi kodlamanın Türkiye’de karşılaştığı sorunları şu sözlerle aktarıyor: “Özellikle Türkiye’deki dijital harita altyapısının problemleri, harita sağlayıcılarının haritaları güncelleme stratejileri, Türk adres yapısının karmaşıklığı ve tutarsızlığı ve bunun otomatik koordinatlamada yarattığı sorunlar, belki dünyada değil ama ülkemizde harita savaşlarının cevaplaması gereken önemli sorunları… Tüm dünyada evrensel arama davranışları ve ihtiyaçları, global oyuncuları zaten harekete geçirdi. Türkiye pazarının bu rekabetin dışında kalması söz konusu değil. Yerel sorunları da çözmek üzere dijital harita oyuncuları arasındaki bu savaş, kullanıcıya en iyi deneyimi sunmakla kazanılacak. Bu da hepimizin aradığı lokasyon bilgisine daha doğru ve daha hızlı erişebilmemizle sonuçlanacak.”
e-Dönüşüm’ün Türkiye’deki lideri olan FIT Solutions’ta, sektörün deneyimli isimlerinden Koray Gültekin Bahar, CEO görevine atandı. FIT Solutions’ın tüm idari işlerinin başına geçen Bahar, şirketin Ar-Ge merkezini de açması ile birlikte yazılım ve teknoloji alanlarında atılım yapmaya odaklı bir organizasyon hedefliyor.
Koray Gültekin Bahar, 1981’de İstanbul Üsküdar’da dünyaya geldi. Tuzla Teknik Lisesi’nde Bilgisayar Donanım bölümünden mezun oldu. 1999 yılında Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde Bilgisayar Mühendisliği bölümüne girdi. Kıbrıs’taki üniversite yıllarında mobil teknolojiler ve web araçları ile ilgili projeler üzerine çalıştı. İlk mobil uygulamasını TRNC Turkcell’e sattı. EG Yazılım’da çalışmaya başlayan Bahar, DB4Mobile platformu üzerinden mobil ve PC uygulamaları geliştirdi. Yine üniversite yılları süresince 3 sene Bilgisayar Kulübü’nü yöneterek öğrencilere yönelik çeşitli organizasyonlar düzenledi.
2006 yılında FIT Solutions bünyesinde yazılım geliştirici olarak çalışmaya başladı. Burada İDO, Ülker, Borusan ve Temsa gibi büyük şirketlerin SAP projelerinde görev aldı ve ekiplerini yönetti. ECI, IATCO, Unilever ve PG gibi şirketlerin projelerinde uluslararası alandaki tecrübelerini geliştirdi. Kurumsal platformlar ve mobil uygulamalar üzerine projeler geliştirdi 2013 yılında CTO’luk görevine gelen Koray Gültekin Bahar, bugün sektör lideri FIT Solutions ile şirketlerin e-Dönüşüm süreçlerine destek olmaya devam edecek.
İki sene önce kurulan ve günümüzde en başarılı yerli girişimlerden biri haline gelen BiTaksi’nin kurucusu Nazım Salur, yeni girişimi Getir’i hizmete sunuyor. Getir, bebek bezinden cep telefonu şarjına, kadın çorabından çikolataya, kedi-köpek mamasından deodoranta yaklaşık 200 çeşit ürünü 7/24 bulunduğunuz noktaya getiriyor. Dünyada henüz benzeri bulunmayan bir model olarak hayata geçen Getir’de ürünler, kredi kartı ile kolay bir şekilde sipariş verilerek kısa bir zamanda tüketiciye ulaşıyor. Siparişler Getir’in kendi kuryeleriyle geliyor, haritadan canlı olarak izlenebiliyor.
İlk olarak İstanbul Avrupa yakasında Haliç’ten Sarıyer’e kadar olan bölgede hizmet vermeye başlayan Getir kısa bir sürede İstanbul’un genelinde olmayı hedefliyor.
Getiri’i, BiTaksi’den bağımsız tamamen ayrı bir ekip ile oluşturarak hayata geçirdiklerinin altını çizen Nazım Salur “Getir, müşteri alışkanlıklarını tamamen değiştirecek. Tüketiciye ihtiyacı, anında ulaşacak ve 7/24 hizmet verecek. Örneğin gece evinizde ampül mü patladı, bebeğinizin bezi ya da köpeğinizin maması mı bitti, tıraş olurken jiletsiz mi kaldınız çok kısa bir sürede ayağınıza gelecek” diyor.
Getir, diğer girişimlerden farklı olarak proje aşamasında büyük bir yatırım alarak ve büyük bir operasyonla hayata geçiyor. Gittigidiyor kurucularından Serkan Borançılı da şirketin bir diğer önemli ortağı.
IBM ile Facebook tarafından gerçekleştirilen işbirliği sayesinde IBM bulut üzerinden sunduğu pazarlama ürünlerini kullanan müşterileri, artık kendi potansiyel müşterilerine pazarlama faaliyetlerini daha hızlı ve etkin gerçekleştirebilecekler. IBM’in gelişmiş analitik ve tasarım yeteneklerinin Facebook’un güçlü reklam yetenekleriyle buluşması sayesinde markalar uygulama ve cihaz bazlı temas noktalarında kişiye özgü müşteri deneyimleri oluşturabilecek ve müşterilerin nasıl yanıt verdiğini anlamak için Journey Analytics olanağını kullanabilecekler.
Gerçekleştirilen işbirliğiyle müşterilere sunulacak yeni uygulamalar sayesinde markalar, online ortamda Facebook’un reklam teknolojisinin IBM’in Journey Analytics teknolojisinin birleşiminden doğacak tamamen yeni pazarlama yöntemlerinden yararlanabilecekler. Bugün Facebook’un 1,44 milyar kullanıcısı bulunuyor ve işbirliği sayesinde erişilen veriler ve analizlerle hangi müşteri grubunun aktif olduğu daha doğru bir biçimde belirlenebilecekken birden çok kanaldaki ilgi alanları ve etkileşimleri arasında korelasyonlar da kurulabilecek.
IBM, Facebook’un anonim ve toplu hedef kitle öngörüleriyle kendi pazarlama bulutundan elde ettiği ek bilgilerin yanı sıra güçlü analitik yeteneğini kullanacak. Böylece pazarlamacıların elinde hedef kitleleriyle ilgili daha gerçekçi bir resim olacak. Örneğin yeni bir ürün lansmanı yapan bir marka, lansmanını yaptığı ürüne ilgi duyan müşteri gruplarına direkt ulaşacak. Bunun ötesinde alınan geri bildirimlerle konum bazlı olarak müşterilerine farklı özellikte ürün sunup, yine konum bazlı özel kampanyalar sunabilecek.
Facebook, IBM’in kuracağı THINKLab’e katılacak ilk şirket olacak. IBM araştırmacıları ve Facebook uzmanları diğer ortaklarla birlikte çalışarak müşteri deneyimlerini kişiselleştirmeye yönelik tasarlanan yeni teknolojilerin geliştirilmesi için birlikte çalışacaklar.
Canon evde ve seyahatte üstün kalitede baskıya imkan tanıyan taşınabilir fotoğraf yazıcısı SELPHY CP1000’i tanıttı. En sevdiğiniz fotoğraflarınızı, doğrudan fotoğraf makinesinden, USB’den veya hafıza kartından sadece 47 saniye içinde SELPHY CP1000 ile bastırabilirsiniz.
Şık ve kompakt tasarımıyla SELPHY CP1000’de 6,8 cm (2,7 inç) LCD eğilebilir ekran bulunuyor. Kullanımı kolay arayüz, olağanüstü baskı kalitesiyle bir araya gelen SELPHY CP1000, opsiyonel pil paketi aksesuarının kullanılmasıyla da tam anlamıyla taşınabilir yazıcı haline geliyor.
Görüntüyü iyileştiriyor
SELPHY CP1000, geliştirilmiş boya uçunmalı mürekkep teknolojisinin sunduğu yüksek kaliteli baskılarla 16,7 milyon renk kullanarak yüksek çözünürlüklü fotoğraflar üretiyor. Baskıların çok daha net olması için CP1000 yazıcıya eklenen ‘otomatik görüntü iyileştirme’ özelliğiyle mavi gökyüzü ve gün batımı renkleri güçlendirirlen, renk dağılımı ve kontrast düzeltilebiliyor, kırmızı gözler ile parazitler kaldırılabiliyor. Ek olarak mükemmel özçekimler ve grup çekimlerinde kullanılabilecek Pürüzsüz Cilt moduyla yüzdeki kusurlar giderilerek her seferinde göz alıcı sonuçlar garantileniyor.
100 yıla kadar korunan baskı
Yazıcı kafasında mürekkep şeridine uygulanan ısının kontrol edilmesiyle SELPHY CP1000, farklı kağıt veya medya tipi kullanmak zorunda kalmadan dört baskı sonlandırma seçeneği sunuyor. Bu seçenekler arasında 100 yıla kadar bozulmadan kalabilen parlak sonlandırma ile istediğiniz yere asabileceğiniz kirlenmeye ve parmak izlerine karşı dayanıklı fotoğraf baskıları sunan üç yarı mat seçenek yer alıyor.
İster standart kartpostal boyutlu fotoğraflara veya 50×50 Instagram stili gibi sıra dışı bir boyuta ister kredi kart boyutlu baskılara ihtiyaç olsun SELPHY CP1000 istenilen boyutta baskı alma özgürlüğü sunuyor. SELPHY CP1000 ile ön ayarlı 43 boyutta vesikalık fotoğraf da yazdırılabiliyor Bu özelliği acil kimlik rozetleri baskılarına ihtiyacı duyulan küçük ofisler veya etkinlikler için ideal bir seçenek olarak tercih ediliyor. Ayrıca, tek bir sayfaya iki farklı boyutta vesikalık fotoğraf baskısı alabilme kapasitesi ve doğruluğu ve hassasiyeti artıran kimlik çerçeveleme ve kesme kılavuzu sayesinde her baskı kullanılabilir kalitede oluyor ve asgari düzeyde baskı atığı oluşturuyor.
Twitter, Haziran başında sürpriz şekilde CEO’sunun istifasıyla gündeme geldi. Eski CEO o kadar “istenmeyen” bir adamdı ki, istifanın ardından şirketin borsa değeri 1 milyar dolar arttı.
İstifa eden CEO Dick Costolo, Twitter’ı karlı bir sosyal medya servisine dönüştürmek için radikal değişiklikler yapmasıyla tanındı. Twitter hissedarları, Twitter ile aynı dönemlerde hizmete başlayan Facebook’un yakaladığı ticari başarıyı yutkunarak, gıptayla izlerken, yönetimden Twitter’ı da artık yüksek kazanç getiren bir servise dönüştürme talebinde bulunuyorlardı. Dick Costolo ise bu amaçla ne yaptıysa, başarılı olamadı. Sonunda üzerindeki baskılar o kadar arttık ki, istifadan başka çözüm kalmadı.
İstifasının ardından yerine “acil durum CEO’su” olarak, kuruculardan Jack Dorsey geçti. Ancak geçici olarak bu göreve atanan Dorsey’in yerine, büyük hissedarların ve yönetim kurulu üyelerinin başka adayları bulunuyor. Dolayısıyla şu günlerde Twitter’da kapalı kapılar arkasında büyük pazarlıklar, lobiler, belki ayak kaydırma operasyonları arasında, yeni CEO belirleme yarışı sürüyor.
Resmi olarak ortada bir aday bulunmuyor ama adaylar Twitter’ı yönetmek istediklerini her fırsatta dile getirerek adaylıklarını belli ediyorlar.
İşte, Twitter’ı önümüzdeki dönemde yönetmesi muhtemel 13 CEO adayı:
1-Jack Dorsey
Twitter’ın kurucularından olan Jack Dorsey, Costolo’nun ani istifasının ardından acil durum CEO’su olarak apar topar bu göreve atandı ve “geçici” olduğu vurgusu da yapıldı. Ancak acaba Dorsey kendini geçici olarak mı görüyor, yoksa bu görevde kalmaya istekli mi? Aslında şirket içinde Dorsey’e büyük destek var ve yönetim kurulunun, hissedarların, bu “geçici” dönemi, Dorsey için bir “deneme süreci” olarak değerlendirdiklerini duyuyoruz. Dolayısıyla kalıcı CEO olarak en büyük adaylardan biri Jack Dorsey. Ancak bir türlü para kazanamayan Twitter’ın kaygan zemininde Dorsey’in de ayağının kayması, birkaç ufak yanlışa bakıyor.
2- Padmasree Warrior
Cisco’nun ve Motorola’nın eski CTO’su aslında Silikon Vadisi’nin tanınmış isimlerinden biri. Soya adı gibi savaşçı bir karaktere sahip bu kadın, aynı Marissa Mayer’ın Yahoo’ya yaptığı gibi, Twitter’ın kurtarıcısı olabilir. Teknik alt yapıya da hakim olması, onun Twitter’la neler yapılıp yapılamayacağına daha çok hakim olmasını sağlayabilir.
3-Bradley Horowitz
Google+’nın yöneticisi aynı zamanda Yahoo ve Google’da uzun yıllar deneyimi olan bir sosyal medya profesyoneli. Twitter’da yönetim kurulu üyelerinden bazılarının Bradlet Horowitz’e CEO görevi için teklif götürmek konusunda ısrarcı oldukları haberleri de Twitter içinden sızıyor.
4-Adam Bain
Twitter’ın gelir ve ortaklıkla bölümü başkanı Adam Brain de gözünü CEO koltuğuna dikmiş durumda. Adam Brain halihazırda Twitter çalışanları arasında çok seviliyor ve sözü geçiyor. Dolayısıyla, yönetim kurulunun, şirketi Brain’e teslim etmek konusunda düşüncesi var. Ancak kaç kişi ona oy verecek, yönetim kurulunda diğer adaylardan daha fazla tercih edilecek mi, bu soruların cevapları net değil.
5-Jeff Weiner
LinkedIn’in CEO’su Jeff Weiner’ın Twitter’a CEO olmak isteyip istemeyeceği bilinmiyor çünkü LinkedIn de şu sıralar çok güçlü bir yükseliş sürecinde ve Jeff Weiner’ın pozisyonu da çok güçlü. Ancak Twitter yönetimi içinde, Jeff Weiner’ın başarısını Twitter’a transfer etmek konusunda bir görüş de hakim. Dolayısıyla, teklif götürülebilecek adaylar arasında Jeff Weiner’ın da adı geçiyor.
6-Mike McCue
Mike McCue’yu Flipboard’ın başındaki kişi olarak taşıyoruz. Başarılı bir sosyal medya uygulaması olan Flipboard yine de Twitter’ın CEO’su olmak için yeterli bir referans mı? Sorunun cevabı aslında Twitter yönetim kurulundan geçiyor. Kurul üyesi Peter Currie, Mike McCue ile 90’lı yıllarda Netscape’te yakın çalışma arkadaşıydı. Currie’nin şimdi de güvendiği arkadaşını, Twitter’a taşımak istediği konuşuluyor. Aslında, Flipboard’ın da benzer uygulamalar arasından başarıyla sıyrılarak büyük bir kullanıcı kitlesine ulaştığını düşünürsek, McCue’nun zor bir iş başardığını görebiliriz.
7-Snoop Dogg
İşte adayların en garibi… Ünlü hip-hop şarkıcısı Snoop Dogg, Twitter CEO’su olarak aday olduğunu her yerde bağırıyor. Twitter yönetim kurulu bunu ciddiye alır mı bilinmez ama bazı çevreler, Twitter’ın tam olarak böyle bir “çılgınlığa” ihtiyacı olduğunu, gençleri ancak bu şekilde kendine bağlayabileceğini ve sonrasında da reklamverenlerin bütçelerini banka hesabına akıtabileceğini düşünüyorlar. Elbette Twitter hissedarları için de en önemli detayın para olduğunu unutmamak lazım ve Snoop Dogg, bu paranın kilidi olabilir. Snoop Dogg da bu kozunun farkında ki, gittiği her yerde Twitter CEO’su olması gerektiğini anlatıp duruyor ve çılgınca alkışlanıyor. Kim bilir? Belki de olur.
8-David Eun
David Eun, Samsung’un cihazları için ihtiyaç duyduğu yazılımları üreterek Samsung müşterilerinin kendini özel hissetmesini sağlayan isim. Aslında Twitter’ın da ihtiyacı olan şey bu. Twitter’ı farklı uygulamalarla ve servislerle destekleyerek, kullanıcıları kendine daha fazla bağlayabilirse Twitter kısa sürede reklamdan geçilmeyen, para basan bir matbaaya dönüşebilir.
9-David Sacks
Paypal’ın COO’su olarak adını duyuran Sack şimdi de Twitter’ın CEO adayları arasında sayılıyor. Sacks’ın bu teklife cevabı ne olur bilinmiyor ancak Twitter yöneticileri arasında, iş dünyasında çok büyük bağlantıları olan Sacks sayesinde Twitter’a yeni ortaklıklar ve kazanç kapıları açmanın mümkün olabileceği görüşü hakim.
10-Susan Wojcicki
YouTube’un başkan yardımcısı Susan Wojcicki, içerik paylaşımının video üzerine ağırlaştığı bu dönemde Twitter’a büyük fırsatlar kazandırabilir. YouTube deneyimini Twitter’a taşıdığında, Twitter’ı gerçek bir açık haber kaynağı olarak görmemiz de mümkün olabilir.
11-Sundar Pichai
Google’daki en güçlü üçüncü adam olarak bilinen Sundar Pichai, bugün kullandığımız tüm Google ürünlerinin arkasındaki gizli güç olarak da tanınıyor. Şimdi bu ismin, gücünü Twitter için kullandığını hayal eden Twitter hissedarlarının bazıları onu ikna etmek için kapısını aşındırıyor.
12-David Marcus
Paypal ve Facebook’ta deneyim kazanan David Marcus özellikle ödeme sistemleri konusunda uzman. Elbette geniş bir network’e de sahip olan Marcus da Twitter CEO adayları arasında anılıyor.
13-Adam Cahan
Yahoo’nun mobil departmanını yönetirken kullanıcı sayısını 600 milyona çıkartan Adam Cahan şimdi de Yahoo’yu YouTube’la yarışacak bir video kanalına çevirmek üzere Yahoo Video servisinin başında. Ancak Twitter onu her an Yahoo’dan çalabilir.
Antivirüs yazılım kuruluşu ESET’in yaptığı araştırmaya göre kurumların güvenlik konusundaki en büyük kaygısı yüzde 49’luk oran ile zararlı yazılımlar. Zararlı yazılımlarını, güvenlik açıkları ve dolandırıcılık izliyor. ESET ve TEB işbirliğiyle yurt çapında yapılan Kurumsal Bilgi Güvenliği Toplantıları sırasında anket yöntemiyle gerçekleştirilen araştırmaya göre kurumların yüzde 67’si dijital güvenliğe yatırım yapıyor ancak yine de yüzde 65’i son 12 ay içinde sistemlerine yönelik virüs saldırısına maruz kalmış.
ESET ve ‘teknolojiyi hizmete dönüştüren öncü banka‘ Türk Ekonomi Bankası, sosyal sorumluluk çalışmaları kapsamında 2015 yılı başından bu yana ESET-TEB Kurumsal Bilgi Güvenliği Toplantıları düzenliyor. İzmir, Antalya, Eskişehir, Konya ve Bursa’da gerçekleştirilen toplantılarda katılımcılarla bir anket çalışması gerçekleştirildi. Toplam 500 kişi ile gerçekleştirilen bu çalışma, kullanıcıların dijital güvenliğe ilişkin yaklaşımlarını ortaya koydu.
En büyük kaygı
Buna göre bilişim alanında yüzde 49’luk oranla, kurumların en büyük kaygısı, sistemlere zararlı yazılımların bulaşması. Bunu yüzde 22.4’lük oranla güvenlik açıkları, ardından yüzde 13‘lük oranla dolandırıcılık kaygısı takip ediyor.
ESET Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Alev AkkoyunluKaygılar gerçek oluyor
Ankete katılanların büyük çoğunluğu KOBİ boyutundaki işletmelerin yönetici, temsilci veya IT yöneticilerinden oluşuyor. Katılımcıların yüzde 65.1’i son 12 ay içinde sistemlere yönelik kötü amaçlı yazılım bulaşması yaşadıklarını aktardı. Bu durumu değerlendiren Eset Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Alev Akkoyunlu, “Araştırmaya göre şirketlerin yüzde 67,7’si bilişim güvenliğine yatırım yapıyor, ayrıca antivirüs kullanımı da yüzde 79,9 yani yüzde 80 düzeyinde. Ancak maalesef virüslerin sistemlere bulaşma riski yine de yüksek. Bunun temel sebebi, Türkiye’de bireysel kullanıcılarda olduğu gibi kurumsal kullanıcılarda da antivirüs yazılımlarının ve işletim sistemlerinin güncel olarak kullanılmaması. Bu durum maalesef yeni tehditlere karşı proaktif koruma oranını düşürüyor” bilgisini paylaştı.
Umut verici gelişme: Güvenlik bilinci oturuyor
Anketin ortaya koyduğu verilere göre, güncel yazılım kullanmadaki sıkıntılara rağmen, şirketlerde belli bir güvenlik anlayışı gelişmiş durumda. Katılımcıların yüzde 75.9’u kurumlarda BT güvenliğine ilişkin eğitim verildiğini aktardı. Alev Akkoyunlu’ya göre “Eğitim derken, çok temel bazı bilgilendirilmelerden doğru detaylandırılmış seminerlere dek uzanan geniş bir yelpaze kastedilmekle beraber, kurumların büyük çoğunluğunun bu konuda harekete geçmiş olması olumlu bir adım ve belli bir güvenlik bilincinin geliştiğini ortaya koyuyor.”
Sage, yüksek performanslı kurumsal maliye ve nakit yönetimi çözümü Sage XRT Treasury yazılımının 4üncü sürümünü duyurdu. Yeni sürümle gelen yeni özellikler arasında, şirketler için bir iş aklı platformu olan Sage Enterprise Intelligence (SEI) ile entegrasyonun yanı sıra, bir çok farklı cihazda veri gösterimine olanak sağlayan geliştirilmiş mobilite fonksiyonları da yer alıyor.
Sage XRT Treasury sürüm 4 sayesinde kullanıcılar, akıllı telefonları ve tabletleri üzerinden herhangi bir zamanda şirketlerin anlık mali görünümlerine ve nakit akış pozisyonlarına bakabiliyor, ödemelere onay verebiliyor, işlemleri takip edip, dolandırıcılık teşebbüslerinin önüne geçebiliyor.
Yeni sürüm, şirketlerin kurumsal mali yönetim işlemlerini daha verimli hale getirmelerini, banka pozisyonlarını daha kolay kontrol altına alıp yöneterek tasarruf sağlamalarını mümkün kılıyor. Yeni sürümün sunduğu en önemli avantajlar arasında, normalde farklı yazılım modülleri gerektiren tüm bilgileri tek bir sistem üzerinde konsolide ederek yönetebilmek yer alıyor.
Sage Avrupa Kurumsal Pazarlar CEO’su Jayne ArchboldSage Avrupa Kurumsal Pazarlar CEO’su Jayne Archbold, kurumsal maliye yönetimi açısından teknolojinin önemine vurgu yaptı ve “Çalışanların gerekli işlemleri hızlı bir şekilde ve gereğinde şirket dışından gerçekleştirebilmelerini sağlayan teknoloji, güçlü bir mali işlemler ve nakit akışı kontrolü hedefleyen şirketlerin olmazsa olmazıdır. Sage XRT Treasury yazılımı, müşterilerimizin mali verilerine herhangi bir zamanda herhangi bir lokasyondan güvenli bir şekilde erişebilmelerini, bu verileri kullanarak işlemlerini gerçekleştirebilmelerini sağlıyor. Sage XRT Treasury sürüm 4 ile hassas verileri güvenli bir şekilde paylaşmak, birlikte çalışmak, kurumsal mali işlemlerin kontrol ve yönetimini gerçekleştirmek artık mümkün” dedi.
Kurumsal yazılımlarda mobilitenin günümüzde artık ‘hayata kolaylık katan bir hoşluk’ olmaktan çıkıp, önemli bir gereklilik halini aldığını söyleyen Archbold, “Bugünün dünyasında rekabetin önünde kalabilmek için bunu başarmak zorundasınız. Yeni sürümle birlikte gelen SEI entegrasyonu, iş aklı uygulamalarını mobilite ve teknoloji ile bir arada barındırıyor. Nerede olursanız olun, Sage XRT Treasury version 4 size iş akış uygulamalarına anında erişim sağlayan bir kapı sunuyor” dedi.
Kurumsal maliye uygulamaları ve nakit akışı yönetimi için modüler bir yazılım çözümü olan Sage XRT Treasury, yüksek fonksiyonelliğin yanı sıra, geçerli ERP (kurumsal kaynak yönetimi) platformları ile güçlü bir entegrasyon özelliği de sunuyor.
Yazılım kullanıcıları, kendi görev tanımları doğrultusunda arayüzü belirlemesi ve kişiselleştirmesinin yanı sıra, kendi öncelikleri ve ihtiyaçları doğrultusunda ayar yapabiliyorlar. Yazılımın her bir kullanıcıya göre kişiselleştirilebilen kullanım paneli, web uygulaması, mobil uygulama ya da Microsoft Excel ile uyumlu olarak geliyor.
Sony Europe, Memnon Archiving Services SA şirketinin satın alındığını duyurdu. Merkezi Brüksel’de bulunan bu şirket, dijitalleştirme ve dijital arşiv koruma alanında dünya lideri bir hizmet sağlayıcısı. Memnon’un arşivleme hizmetleri ve teknolojileri Sony’nin kapsamlı iş akışı ile medya çözümleri ve yayın sektöründeki lider konumuyla bir araya gelince dünya genelindeki medya şirketleri, yayıncılar ve kurumlar için gelişmiş medya varlığı yönetimi ve dijitalleştirme çözümleri açısından yeni pazar fırsatları oluşacak.
Sony Europe Başkan Yardımcısı Katsunori Yamanouchi konuyla ilgili şunları söyledi: “Memnon, değerli arşivleri işleme ve yönetme deneyimiyle sektörde lider konumda. Bu alandaki deneyimleri de dünya genelinde saygı gören birçok farklı şirket tarafından biliniyor. Sony, Memnon ile birlikte yüz milyonlarca saatlik AV arşiv içeriğini ve paha biçilemez varlıkları çeşitli formatlarda koruma konusunda müşterilerine destek verebilecek. Bu satın alım, Sony’nin Media Lifecycle Service hizmetine ve mevcut dünya geneli AV ve BT çözümlerine ideal bir katkı sağladı ve varlık dijitalleştirme, depolama, dağıtım ve gelir kaynağı haline getirme olanakları gibi hali hazırda etkileyici tekliflerimizi daha da iyileştirdi.”
Memnon Archiving Services SA CEO’suMichel Merten görüşlerini, “Sony’nin bu satın alımı Memnon’un yayıncıların, kamu kurumlarının, özel kuruluşların, üniversitelerin, spor kuruluşlarının ve daha birçoğunun elinde bulunan büyük hacimlerdeki görsel-işitsel arşivlerin dijitalleştirilmesi, arşivlenmesi ve bunlardan gelir elde edilmesi alanındaki benzersiz uzmanlığıyla Sony’nin yayın ve görsel-işitsel teknolojilerdeki mükemmel geçmişi ve olağanüstü bilgi birikiminin bir araya gelmesi fırsatını yaratıyor. Bir araya gelerek sunduğumuz olanaklar sayesinde dünya genelindeki müşterilerimiz, en değerli varlıkları olan içeriklerini acil şekilde koruma altına alabilme konusundaki sorunlarına çözüm üretebilecekler” sözleriyle dile getirdi.
Sony Europe’un Profesyonel Çözümler Media Lifecycle Service Başkanı Baku Morikuni ise “Memnon’un Sony tarafından satın alınması, medya varlığı dijitalleştirme ve yönetim hizmetleri ile çözümlerimizi sürekli olarak güçlendirme konusunda önemli bir dönüm noktası oldu. Sony ve Memnon, artan şekilde arşivleme zorluklarıyla karşılaşan medya şirketleri için en gelişmiş çözümler geliştirmek ve sunmak için güçlerini birleştirecek” dedi.
Teknolojinin gelişimiyle birlikte iletişim de dönüşmeye başladı. Mesafeleri ortadan kaldıran ve her yeri toplantı odasına dönüştüren tümleşik iletişim çözümleri; sesi, görüntüyü, konferansları, durum bilgilerini, anlık ve sesli mesajlarla faksı, e-postaları ve mobiliteyi aynı potada birleştiriyor. Bu nedenle ölçek bağımsız her şirketin en çok tercih ettiği uygulamalar arasında yer alıyor. Çalışanlar ise ofis dışında veya sahada olsalar bile kendi aralarında, müşterilerle ve tedarikçilerle kolay bir şekilde iletişim kurup iş süreçlerini optimize edebiliyor.
Birlikte çalışmak için mesafelerin önemi yok
Seyahat ve konaklama maliyetlerini azaltan, ön yatırım ve işletme giderlerinden tasarruf edilmesini sağlayan tümleşik iletişim, farklı mekânlardaki çalışanların eş zamanlı görüşme ve çalışma yapabilmelerini mümkün kılıyor. Özellikle çok lokasyonlu, bölgelere yayılmış firmalar için önemli avantajlar sağlayan tümleşik iletişimle aynı odadaymışçasına aynı dosya üzerinde ve istenilen cihazla iletişim kurulabiliyor, istenilen dosya paylaşılıp üzerinde rahatlıkla çalışılabiliyor.
Yeni nesil iletişimde bütün cihazlar tek ekranda
Yeni teknolojilere ihtiyaçları giderek artan kurumlar, iş verimliliği ve sürekliliği için yenilikçi BT altyapılarına yatırım yapıyor. İşletmeler, çeşitli tümleşik iletişim araçlarını iş kollarına entegre ederek, zenginleştirilmiş çalışma olanağı elde ediyorlar. Verimliliğin artırılması için vazgeçilmez konuma gelen tümleşik iletişim çözümleri, performans ve gelir artışı sağlamak için de yenilikler sunarken, kurumları ve çalışanların değişen iş koşullarına uyum sağlamasını da mümkün kılıyor. Kurumların ve bireylerin hayatını yakından etkileyen tümleşik iletişim pazarı her geçen yıl büyüme eğilimi gösteriyor. Bağımsız araştırma kuruluşu Grand View’ın yaptığı araştırmaya göre, tümleşik iletişim çözümleri pazarı, 2020 yılında 75,81 milyar Dolar’a ulaşacak. “Global Unified Communication as a Service Market 2015-2019” raporuna göre ise tümleşik iletişim pazarının 2019’a kadar yüzde 27,5 oranında büyümesi bekleniyor.
Seyahat masraflarında yüzde 30 oranında tasarruf
Üretkenliği artıran çözümlerin iş sürekliliği için vazgeçilmez tercihler arasında yer aldığını belirten Unify Türkiye Ülke Müdürü Erda Tütüncüoğlu, gelecekte çalışma şekillerinin günümüze kıyasla çok farklı olacağına dikkat çekti: “Özellikle çok lokasyonlu şirketler, yatırımlarını sadece merkeze yaparak, iletişimde tasarruf ve kullanım kolaylığı elde etmeyi tercih ediyorlar. Bu tercih, azalan donanım ihtiyaçları ile birlikte, elektrik, soğutma ve sistem odası gibi gider kalemlerinde tasarrufu ve sahip olma maliyetini dikkat çekici oranda azaltıyor. İletişimin artık ses, chat, video gibi farklı kanallar kullanılarak gerçekleştirildiği günümüzde Circuit çözümümüz ile coğrafi bakımdan birbirine uzak ekiplerin yüksek seyahat masraflarını minimumda tutmalarına yardımcı oluyoruz. Aynı zamanda yüksek enerji tasarrufu sağladığı için karbon salımını da en alt seviyeye indiriyoruz. Toplantıların tümleşik iletişimin sağladığı konforla yapılması, seyahat masraflarında yüzde 30 oranında tasarrufu da beraberinde getiriyor. ” dedi.
Masa başı çalışma dönemi sona eriyor
Yenilikçi teknolojik dönüşüm eski alışkanlıkların geride bırakılmasını sağlıyor. Kurum kültüründeki değişim en çok çalışanların iş hayatında kendi cihazlarını kullanmak istemeleri ekseninde oluşuyor. BYOD (Bring Your Own Device-Kendi Cihazını Getir) eğilimi ile her yerden ve işletim sistemi bağımsız her cihazdan çalışabilmek, iletişim kurabilmek, bütün kurumların gerçeği haline gelmeye başlıyor. İnternet bağlantısı olan her yerden, akıllı cihazlarla, bilgisayarlarla çalışma eğilimi giderek ön plana çıkıyor.
İstenilen cihazdan çalışabilme özgürlüğü verimliliği yüzde 66 oranında artırıyor
Günümüzde hızlı ve kesintisiz iletişimin sağlanması, firmalar için çok önemli. Karmaşık ya da çağın gerisinde kalmış bir iletişim platformu, işlemleri yavaşlatarak iş kaybına yol açabiliyor. İletişim yazılım ve hizmetleri üreticisi Unify, sunduğu Circuit çözümü sayesinde, farklı networkleri, cihazları ve uygulamaları kullanımı kolay tek bir çatı altında birleştirip, iş birimlerinin zengin ve anlamlı bir iletişim deneyimi yaşamasını sağlıyor. WebRTC tabanlı Circuit, kullanıcıların bütün cihazlara tek bir ekrandan ulaşabildiği ilk platform. Circuit, kullanıcı deneyimine verilen hassasiyet göz önünde bulundurularak, iki yılı aşkın süreçte Y kuşağının da içinde olan 1.000’den fazla beta kullanıcısının geri beslemeleri dikkate alınarak tasarlandı. Unify’ın yaptığı araştırmaya göre, kullanıcı deneyimi ve alışkanlıklarında cihaz bağımsız sürekliliğinin sağlanması; çalışan verimliliğini yüzde 66, ekipler arası iletişimi yüzde 59, BT birimlerinin teknoloji yönetimini yüzde 53, veri giriş ve güvenliğini de yüzde 51 artıyor.