Autodesk’ten şehir plancılarına tüyolar

0
autodesk_arBugün küresel ekonominin itici gücünü şehirler oluşturuyor. McKinsey danışmanlık şirketinin gerçekleştirdiği bir araştırmaya göre küresel gayri safi hasılanın yüzde 60’ı yaklaşık 600 şehirden geliyor. 2010 yılında 3,1 milyar olan şehirlerde yaşayan insan nüfusunun, 2050 yılında 6,3 milyara yükseleceği beklentileri, şehirlerin dünya ekonomisindeki rolünün daha da artacağını gösteriyor. Peki dünya genelinde milyonların gelir kapısı olan şehirlerin geleceği nasıl olacak? Ekonomik büyüme ve inovasyonun merkezi olmak, rakiplerinden bir adım öne çıkmak için şehir yöneticilerinin nasıl stratejiler uygulaması gerekecek? Şehir planlamacıları gelecekte teknoloji yatırımlarını hangi alanlara yoğunlaştırmalı? 3D tasarım yazılımı şirketi Autodesk, şehirlerin geleceğine dair öngörülerini paylaşıyor. Geleceğin şehirleri için yeni trendler
  • Bir şehrin başarısı en temelde o şehrin altyapı kalitesine bağlı. Enerji, su, atık yönetimi tedariki, ulaşım, yiyecek ve işlenmiş ürünlere sorunsuz erişim gibi özellikler sunan şehirler, ekonomik ve kültürel büyümede öne çıkacak. Çünkü altyapısı gelişmiş şehirler sadece temel yaşam ihtiyaçlarını destelemekle kalmıyor, bireyler ve kurumlar arası etkileşimi ve fikir paylaşımını da mümkün kılıyor.
  • Şehirli insan için yaşam kalitesi gelecekte çok daha önemli bir kriter olacak. Yaşam kalitesini etkileyen başlıca etkenler arasında yer alan sürdürülebilirlik, dayanıklılık, enerji verimliliği, kaliteli konut ve okullar, güvenlik, hatta mutluluk gibi kriterlerde vatandaşlarına sunduğu hizmetlerle öne çıkan “akıllı” şehirler, en hızlı büyüyen şehirler olacak. Bu da gelecekte şehirlerin daha uyarlanabilir, işbirlikçi, yayalar için yürümeye daha elverişli hale geleceği ve herkesin kamu hizmetlerine ve toplu taşımaya daha kolay erişebileceği bir şehir hayatına işaret ediyor.
  • Geleceğin şehirlerinde bina çatılarına kurulan bahçeler ve dikey tarımcılık faaliyetleri, daha yeşil bir şehir hayatı vaat ediyor. Şehir planlamasındaki karışık bölgeleme sistemi de, ofis ve paylaşılan alanlar arasında işbirliği için en uygun ortamı sağlayacak. Bağlantının yaygınlaşmasıyla mobilite ve serbest mesleklerde artış yaşanacak. Gelişen şehirler vatandaşlarına minimum enerji ile bir noktadan diğerine kolaylıkla ulaşım fırsatı sunacak. Ayrıca şehirler artık yakınlığa göre erişimi, mobiliteye yönelik erişime tercih edecekler. Bu da daha yüksek vergi sağlanması, daha sağlıklı şehir sakinleri, var olan altyapının daha iyi kullanımı ve fosil yakıtlara yönelik talebin azalması anlamına gelecek.
Şehir canlılığı için dört altyapı yatırımı kritik Geleceğin şehirlerini bugün aldığımız yatırım kararlarının şekillendirdiği bilgisinden hareketle, teknolojinin gücünden en erken yararlanmaya başlayan şehirlerin toplumsal, ekonomik ve çevresel avantajlardan en çabuk faydalanan şehirler olacağını söyleyebiliriz. Bu anlamda teknolojik yatırımlarda dört ana alan öncelik taşıyor:
  • Binalar: On yıllar önce çelikten inşa edilen binalar gelecekte de var olmaya devam edecek. Ancak bilgiişlem gücünde sağlanan çağdaş gelişmeler, binaların enerji ve hammadde açısından çok daha verimli şekilde inşa edilmesini sağlayacak.
  • Su: Şehirlerde geliştirilecek parklar ve yeşil koridorlar, yağmur suyu yönetimine yardımcı olarak yeraltı ve yerüstü altyapı bakım maliyetlerini azaltacak, daha sağlıklı ve güzel bir çevre yaratılmasına imkan sağlayacak. Borulara yerleştirilen sensörler, su kullanımını ölçecek, sızıntıları tespit edip hızlıca tamir edilmelerini sağlayacak. Özellikle kıyılarda konuşlanan şehirler; yükselen deniz seviyesi, sıklaşan fırtınalar, depremler ya da sadece şehirleşmenin artan baskısı ile daha etkin dayanıklılık stratejileri geliştirmek zorunda olacak. Bu noktada güçlü bulut bilişim imkânlarıyla geliştirilen simülasyonlar, şehir planlamacılarının ve tasarımcılarının yenilikçi ve daha uygun maliyetli alternatiflere yönelmesini ve zamana dayalı simülasyon sayesinde bu yaklaşımların geleceği nasıl değiştireceğini öngörmelerini sağlayacak.
  • Ulaşım: Ulaştırma makamları da modern tasarım ve sonsuz sanal bilişim araçlarından faydalanarak, ulaşım seçeneklerini simüle edip seyahat sürelerini kısaltacak, trafik sıkışıklığını en aza indirgeyebilecekler. Bu sayede yakınlığa göre erişim stratejisi teşvik edilirken karbon emisyonu da düşürülebilecek.
  • Enerji: Güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen enerji, şehirde sera gazı salınımını azaltıp daha istikrarlı enerji maliyetleri sağlayacağı gibi, şehrin ithal enerji bağımlılığından da kurtulmasını sağlayacak. Böylece sık sık dalgalanan emtia fiyatları ve doğal felaketler gibi tehditlere karşı şehrin dayanıklılığı da artacak.
Büyük Veri, Teknoloji ve İnsanlar Şehri teknolojinin değil insanların oluşturduğu gerçeğinin unutulmaması gerekiyor. Bir şehrin ekonomik rekabet gücünün artması için önerilen yeni projeler ya da rehabilitasyon çalışmalarının onay sürecinde, o şehirde yaşayan vatandaşların bilgi sahibi olması kritik önem taşıyacak. Günümüz teknolojisinin desteklediği “Büyük Veri”, şehir yöneticileri ve ticari şirketleri yeni tasarım ve çözümler geliştirme ve kamuya sunma konusunda teşvik ediyor. Nüfus artışı, meteorolojik etkiler gibi birçok faktör de Büyük Veri sayesinde kolayca analiz edilebiliyor. İnsanların veriye erişimine olanak tanınması, iletişimin kolaylaşmasını ve onay süreçlerinin hızlanmasını da sağlayabilir. En büyük zorluk, geleceğimizin nasıl olmasını istediğimizi şimdiden netleştirmek. Hedefleri gerçekleştirmek için, net amaçlar koymak gerekiyor. Bilgi önemli, çünkü tükenebilir kaynakları harcamak söz konusu olduğunda, bunu sosyal, çevresel ve ekonomik faktörlere dayanarak yapmak gerekiyor. BIM (Yapı Bilgi Modellemesi) gibi gelişmiş modelleme teknolojilerinin yükselişiyle birlikte artık şehir kalkınmasıyla ilgili yatırımlar çok daha sağlam öngörülerle gerçekleştirilebiliyor, sonuçları çok daha etkin bir şekilde duyurulabiliyor ve daha kârlı işlere dönüşebiliyorlar. Bu teknolojileri, sosyal ve mobil platformlarla birlikte etkin şekilde kullanan şehirler, vatandaşlardan profesyonellere kadar şehir hayatıyla ilgili tüm paydaşları çok daha kolay bir şekilde etkileşime sokabilecek. Son olarak, Büyük Veri ve simülasyon teknolojilerinin kullanımı geniş kitlelere yayıldıkça, şehirde yaşayan ve çalışan vatandaşlar da şehirlerinin ihtiyaç duyduğu altyapı yatırımlarının tasarım ve üretim sürecine dahil olabilecek. Şehirlerin ekonomik ve çevresel canlılığında, o şehirde yaşayan vatandaşların da katkısı olacak.

Apple Watch tanıtıldı hisseler çakıldı

0
apple-Apple‘ın dün akşamki etkinliğinde, yeniMacBook modeli, güncellenmiş MacBook Air ve Pro modelleriyle beraber, Apple Watch’ı tanıttı. Ayrıca etkinlikte Apple TV’nin 69 dolar seviyesine indirildiği açıklandı. Etkinlik, Apple hissedarlarını pek etkilememiş olacak ki firma etkinlik sonrası borsada, 1 dakikada 1 milyar dolar kaybetti. 22 milyar dolar kayboldu Etkinlik sonrası 1 dakikada 1 milyar dolar kaybeden şirket, borsadaki düşüşün ardından toplamda 22 dolar kaybetmiş oldu. Apple Watch’un çok büyük yenilikler getirmemesi hatta pil ömrü olmak üzere bazı özellikleriyle rakiplerin gerisinde olması ve yüksek fiyatları, borsadaki yatırımcıları cezbetmedi. Pek ışık göremeyen yatırımcılar ise Apple hisselerinden uzaklaştı. Apple Watch tanıtılana kadar hisse başı 129.45 dolar ile toplamda 753 milyar dolar değere ulaşan Apple’ın hisseleri, özellikle 17 bin dolarlık modelden sonra tepe taklak oldu. Şirketin hisseleri 20 dakikada 22 milyar dolar değer kaybederek, hisseleri 125.50 dolara kadar geriledi. Apple etkinliğinin bitmesi ile Apple hisseleri biraz toparlansa da günü seans sonrası işlemlerde yüzde 0.60 civarında değer kaybetmeye devam etti. Etkinlik boyunca neler değişti? Etkinlik başlangıcı (19.00) 127.17 dolar Yeni MacBook tanıtımı (19.30) 128.38 dolar Apple Watch tanıtımı başladı (20.00) 129.45 dolar Apple Watch fiyatları açıklandı (20.20) 125.50 dolar Seansların kapanmasından sonra (23.00) 127.14 dolar Yeni ürünler, eskileri gibi iddialı değil Mesela Apple’ın MacBook Pro ya da Air modellerini ele alalım. Kullandığı işlemciler, batarya performansları ve giriş çıkış birimleriyle mobil arenadaki en iddialı modellerden. Yeni MacBook, tasarım olarak çok iyi olsa bile, tek başına USB-Cbağlantısının kulllanılması, bir bilgisayar için giriş çıkış eksikliği olarak yorumlanıyor. Ayrıca Core M işlemcisinin performansı da şüpheli. Yani MacBook Air’den daha az yetenekli ve daha pahalı, ama şık bir cihaz karşımızda. Aynı şekilde Apple Watch ise asla rakipsiz değil ve oldukça pahalı. Kısaca Apple’ın önceki ürünleri, segmentlerinde çok iddialı modellerden. Fakat geçtiğimiz gün tanıtılan ürünleri almazsanız, hayatınızda hiç bir şey değişmez. Hisselerin düşmesi ve global anlamdaki beklentilerin altında kalınmasının temel nedeni de bu. Kaynak: ShiftDelete.Net

Index Grup 3 milyar TL barajını aşmayı hedefliyor

0
Index Grup CEO'su Erol Bilecik
Index Grup CEO’su Erol Bilecik
Bilişim sektöründe 25 yılı geride bırakan ve bünyesinde İndeks Bilgisayar, Datagate Bilgisayar, Despec Bilgisayar, Neteks İletişim, Artım Bilişim, Homend Elektrikli Cihazlar ve Teklos Lojistik’i bulunduran Index Grup, 2014 yılı mali sonuçlarını ve 2015 hedeflerini açıkladı. Grubun 2014 performansının ve 2015 hedeflerinin kamuoyuyla paylaşıldığı toplantıda konuşan Index Grup CEO’su Erol Bilecik, “Index Grup olarak 25. yaşımızı kutladığımız 2014 yılı, uzun süredir adım adım ilerlettiğimiz yatırımların meyvelerini toplamaya başladığımız, önemli atılımların kaydedildiği ve pozitif rakamların ortaya çıktığı bir yıl oldu. Gerek 2014 yılı içinde yaptığımız ve gerekse 2015 yılında hedeflediğimiz yatırımlarla geleceğe emin adımlarla yürüyoruz” dedi. Telekom sektörüne giriş yapma hedeflerini 2014’te gerçekleştirdiklerini söyleyen Bilecik, “Grup şirketlerimizden Datagate’in Avea’nın dağıtıcısı olması, hem Telekom sektörüne adım atmamızı sağladı hem de her yıl önemli büyümelere katkıda bulunabilecek kritik bir gelişme olarak Index Grup tarihinde yer etti. Bu anlaşma ile birlikte Index Grup olarak 10 akıllı cep telefonu üreticisiyle distribütörlük anlaşması yaparak mobil dünyanın güçlü oyuncuları içinde yer almayı başardık” diye konuştu. Bilecik, grup iştiraki İndeks Bilgisayar’ın 2013 sonunda dünyanın en değerli markalarından biri olan Apple ile imzaladığı iPhone distribütörlük anlaşmasının ise, 2014 içerisinde akıllı mobil ürünler alanında Index Grup’un büyümesine çok olumlu katkılarda bulunduğunu ve 2015’te Apple ürünlerinin Index cirosuna önemli artılar kazandıracağını vurguladı: “Son dönemlerde distribütörlüğünü yaptığımız birçok önemli BT üreticisinin akıllı cep telefonu üretmeye başlaması ile grubumuz ileriki dönemlerde mobil pazarda daha güçlü bir oyuncu olacaktır.” 2015 hedefleri 2015 yılındaki yatırımlarını üç ana başlıkta yürütmeyi planladıklarını ifade eden Bilecik, yapacakları yatırımları ve hedeflerini ise şu şekilde özetledi: “Öncelikle lojistik sektöründeki yatırımlarımıza devam edeceğiz. Aynı zamanda mobil ürün ve teknolojilere yönelik odağımızı genişleteceğiz. 2014 yılında Index Grup olarak önce Apple, daha sonra Avea distribütörlük işbirlikleriyle mobil ve telekomünikasyon sektörüne giriş yapmıştık. Şimdi Telekom sektörünün önemli oyuncularından biri olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz ve 2015’te bu alandaki yatırımlarımıza devam edeceğiz. Üçüncü olarak da ‘value added’ dediğimiz katma değer yaratacak alanlarına odaklanmayı 2015 yılında arttırmış olacağız. Bu noktada özellikle katma değerli dağıtım yapısına uygun bir şekilde kendi kurumsal yapımızı da yeniden yapılandırıyoruz. Özellikle ‘4S’ olarak adlandırılan Software (yazılım), Server (büyük sunucular), Storage (büyük bilgi depolama ürünleri) ve Services (servisler), bizim 2015’te sıkı bir şekilde tutunacağımız katma değerli alanlar olacaktır. Bu doğrultuda 2015 yılındaki büyüme hedefimizi %22, ciro hedefini ise 3,3 milyar TL olarak planlamış bulunmaktayız. 2023’e yönelik hedefimiz ise, teknoloji kulvarında Avrupa’nın ilk beş büyük grubu içinde olmak.”

Her 3 BT yöneticisinden 2’si karma buluta ihtiyaç duyuyor

0
EMC_arastirma_TREMC Corporation, araştırma şirketi Vanson Bourne tarafından dünya çapında 33 ülkeden BT konusunda karar verme yetkisine sahip 10 bin 451 BT yöneticisinin katılımıyla gerçekleştirilen ve BT’nin günümüzde kurumlar içindeki değişen rolü hakkındaki global algıları ölçen araştırmanın sonuçlarını açıkladı. Araştırma, bulut bilişimin dünya çapında her geçen gün daha fazla benimsendiğini ortaya koydu. Araştırmaya katılanların çoğu karma bulutun daha fazla çeviklik ve güvenlik sağlaması sebebiyle tercih ettikleri seçenek olduğunu belirtti. Araştırmaya katılanlar, BT departmanlarının iş hedeflerine ulaşmada daha önce hiç olmadığı kadar etkin rol oynadığına, ancak harcamalar konusundaki kontrolü kaybettiğine inanıyor. Katılımcıların çoğunluğu BT departmanlarının işte büyümeyi desteklemeye yardımcı olmak için talebe bağlı hizmetlerin kurum içi aracı sağlayıcısı olarak görev görmesi gerektiğini düşünüyor. BT departmanları üzerindeki bu baskı ve BT becerilerindeki eksiklik, BT uzmanlarının karma buluta yönelik ilgilerinin artmasında rol oynuyor gibi görünüyor. Araştırmanın öne çıkan sonuçları ise şöyle sıralanıyor; Karma bulutun benimsenmesindeki zorluklar ve etkenler * Araştırmaya katılanların yüzde 71’i BT departmanlarının talebe bağlı hizmetleri sağlayacak kurum içi bir aracı görevi görmesine yönelik bir stratejiyi onaylarken, araştırmadan elde edilen bulgular BT departmanlarının işte büyümeye yardımcı olma konusundaki becerilerine güvenilmediğini ortaya koydu. * Yüzde 35’i parçası oldukları BT departmanının işle ilgili kilit önem taşıyan öncelikleri yerine getirme konusunda uygun düzeyde bilgi ve beceriye sahip olmadığına inanıyor. * Araştırmaya katılanların yüzde 69’u BT çalışanlarının bulut, mobil teknolojiler, sosyal medya ve Büyük Veri gibi mega trendlerin olası sonuçları konusunda eğitilmesinin önümüzdeki 1-2 sene içinde BT departmanları için aşılması gereken bir zorluk olacağını düşünüyor. Karma bulut ve otomasyonun artan önemi * Karma bulutun benimsenme oranı 2013’ten günümüze yüzde 9 artış gösterdi. Tüm dünyada ise yüzde 27’lik bir yükselme gösteren Karma Bulut en yüksek EMEA bölgesinde (yüzde 28) ardından da Güney Amerika (yüzde 24) ve Asya Pasifik ve Japonya bölgelerinde (yüzde 24) benimsendi. * Araştırmaya dünyanın dört bir yanından katılanların yaklaşık üçte ikisi (yüzde 64) sunduğu çeviklik ve güvenlik nedeniyle karma buluta ihtiyaç duyduklarını ifade etti. * Yüzde 74’ü altyapılarında otomasyonu artırmanın işte büyüme için elzem olduğuna inanıyor. Bulutun geleceği ve genel buluta şüpheci yaklaşım * İşletmelerin buluta geçişi gün geçtikçe artarken, katılımcıların yalnızca yüzde 16’sı genel bulut üzerine herhangi bir uygulamayı koyma konusunda istekli olduğunu ifade etti. * Katılımcıların genel buluta koyma konusunda en çok çekince gösterdikleri uygulamalar, finansal planlama (yüzde 39), insan sermayesi yönetimi (yüzde 35) ve ERP (yüzde 32) oldu. * Daha ileri düzeyde BT ekonomisine sahip gelişmiş pazarlar bulut bilişimin benimsenmesine öncülük ederken, gelişmekte olan pazarlar riskten daha çok kaçınıyor ve buna bağlı olarak da bulut platformlarının benimsenme düzeyinin daha düşük olduğu görülüyor. * Ancak gelişmekte olan pazarlar BT departmanları ve karma bulut konusunda daha olumlu. Yüzde 79’u bulut, mobil teknolojiler, sosyal medya ve Büyük Veri  gibi mega trendlerden rekabet avantajı sağlamayı bekliyor (bu oran gelişmiş ülkelerde yüzde 75). Yüzde 67’si ise genel ve özel bulut platformlarını bir araya getirerek güvenliği ve çevikliği artırabileceklerini düşünüyor (gelişmiş ülkelerde bu oran yüzde 60).
Learn more about Hybrid Cloud Trends – EMC Survey Results Summary

Hastaneler için çare mobil

0
Graphic-04022015
Görseli büyütmek için üzerine tıklayınız.
Aruba Networks, sağlık hizmeti veren kuruluşların verimlilik alanında büyük iyileştirmelere imza atabileceklerini ve tüm seviyelerde mobil teknolojiyi benimseyerek yanlış tanıları azaltabileceklerini öne sürüyor. Aruba Networks, 2025 yılına kadar hastane sistemlerinin kâğıttan ziyade öncelikli olarak, mobil cihazlarla erişilen ve giyilebilir cihazlar dâhil çok çeşitli tüketici mobil cihazlarından gelen gerçek zamanlı verilerle beslenen bulutta işletileceğini tahmin ediyor. Şirket, bu mobil altyapıyı daha ilk benimseyenlerin deneyimlerine dayanarak, verimliliğin yüzde 50 oranında artırılabileceğini, yanlış tanıların dörtte üç oranında azaltılabileceğini, bir yandan da halkın sağlık hizmetlerine yönelik sürekli artan beklentilerinin karşılanmasına yardımcı olunabileceğini öngörüyor. Aruba Networks önümüzdeki on yılda aşağıdaki eğilimlerin ortaya çıkacağını tahmin ediyor.
  1. ‘mCloud’ uygulamasının doğuşuyla hastanelerde verimlilik yüzde 50 oranında artacak. mCloud, dünyanın her yerinden her zaman erişilebilen, hasta kayıtlarının saklanmasında kullanılan merkezî, güvenli bir hub olacak. Bu araca sahip olmak, tıbbi kayıtların bütünüyle özel ve güvenli bir bulut servisinde saklanacağı, dolayısıyla personelin herhangi bir konumdan her türlü durumla ilgili olarak tam bilgi alabilmesi anlamına gelecektir.
  1. Gerçek zamanlı veriler ile mobil teknolojilerin ortaklığıyla yanlış tanılar yüzde 75 oranında azalacak. Mobil yazılımlar ile giyilebilir cihazların kullanımı sayesinde, geleceğin hastaneleri tıbbi bilgiler de dâhil gerçek zamanlı verilerden faydalanabilecekler. Bu veriler, daha doğru tanı konmasına olanak tanırken, danışmanlara bir hastanın hastalıkları hakkında daha fazla görünürlük sağlar ve ilgili semptomların bilgilerine erişim sağlaması ile yanlış tanıları yüzde 75’in üzerinde azaltır.
  1. Gizliliği ve işbirliğini daha da iyileştiren gerçek anlamda kâğıtsız ve kablosuz bir dünya oluşacak. Teknolojik yeniliklerin son on yıldaki hızı göz önüne alındığında, kâğıt ve belge depolama için harcanan paranın ciddi ölçüde azalacağı gerçekçi bir tahmindir. Kablosuz çalışma alanlarında kaydedilen ilerleme ile birlikte kâğıt kullanımı da azalıyor; belgeler tek bir tuşla paylaşılabildiği için de iletişim ve işbirliğinde kazanımlar oluyor.
  1. Özelleştirilmiş ve akıllı bir hasta deneyimi. Hem hastalar hem de ziyaretçiler açısından, hastanelerin uzun bekleme sürelerinin olmadığı yerler olması gerekiyor. Yarının hastanesi tam mobil, kişiselleşmiş bir mekân olacak ve modern bir gündüz oteline benzeyecektir. ‘Akıllı odaların’ geliştirilmesiyle, hasta ve danışmanları arasında hem hastanede hem de uzaktan etkileşim kurma kolaylığı sağlanacaktır. Mobil uygulamaların kullanımı sayesinde, hastalar randevu alabilecek; hatta hastane içindeki imkânların yerini belirleyebileceklerdir. Röntgen gibi testler anında paylaşılabildiği ve sonrasında alınacak kararlar bugüne kıyasla çok daha hızlı alınacağı için, yatan hasta bakımı doğrudan etkilenecektir.
Aruba Networks Türkiye Ülke Müdürü Bülent Tekkaya şunları söyledi: “Mobil teknoloji, kritik bilginin sağlık sektöründe bugün daha hızlı, doğru ve güvenli biçimde iletilmesini sağlamaktadır. Çalışanlarının, hastaların ve ziyaretçilerin yararına olacak şekilde, altyapılarının temeline mobil teknolojileri oturtan kuruluşları hâlihazırda görüyoruz. Zamanla, mobil teknoloji Sağlık Sektöründe temel iletişim aracı olacaktır.”

En popüler 18 uygulama saldırılara açık

0
social-media-tebesirIntel Security, mobil dünyadaki tehdit ile potansiyel olarak milyonlarca mobil telefon kullanıcısını etkileyen, mobil uygulama geliştiricilerinin kritik güvenli yuva katmanı (SSL) hassasiyetlerini yamayamamasına dair değerlendirmelerle birlikte McAfee Labs Tehditler Raporu: Şubat 2015’i yayınladı. Ocak ayında, McAfee Labs CERT’in listesinde yer alan, girişte kimlik bilgilerini güvenli olmayan bağlantılardan yollayan açıklı mobil uygulamalar listesindeki en popüler 25 uygulamayı test etti ve bunlardan 18’inin, kamunun bilgilendirilmesine, satıcı bildirimine ve bazı durumlarda güvenlik dışındaki sorunları düzelten birçok sürüm güncellemesine rağmen halen yamalanmadığını ortaya çıkardı. McAfee Labs araştırmacıları, mobil uygulama sağlayıcıların, uygun olmayan dijital zincir doğrulaması gibi en temel SSL açıklarını kapatmada yavaş olduklarını tespit ettiler.  Eylül 2014’te, Carnegie Mellon Üniversitesindeki Bilgisayar Acil Durum Yanıt Ekibi (CERT), milyonlarca kez indirilen uygulamaların da aralarında bulunduğu, bu zaafa sahip mobil uygulamaların bir listesini yayınladı. McAfee Labs tarafından yakından izlenen bir başka 4üncü çeyrek gelişmesi de, bir hizmet olarak bilişim suçları ekonomisinin hiç olmadığı kadar kötü amaçlı işlevler sunan kullanıma hazır araçlara en son katkılarından biri olan Angler istismar kitinin yükselişi oldu. Araştırmacılar bilişim suçlularının 2014’ün ikinci yarısında, istismar kitleri arasında popülarite bakımından Blacole’u geçen Angler’e transfer olduğunu gözlemledi.  Angler, sanal makineler, kum kutuları ve güvenlik yazılımlarınca fark edilmemek için çeşitli kaçınma tekniklerine başvuruyor ve varlığını bazı güvenlik ürünlerinden saklamak için sıkça model ve yüklerini değiştiriyor. Bu suç yazılımı paketi kullanımı kolay saldırı özellikleri ve dosyasız bulaştırma, sanal makine ve güvenlik ürününden kaçınma gibi yeni kapasiteler ile bankacılık Truvaları, korsanlık amaçlı programlar, fidye yazılımlar, CryptoLocker ve sisteme izinsiz erişim yapan Truvalar dâhil çok çeşitli yükleri getirme konusunda yeni imkanları içeriyor. İnternet Güvenliği konusunda 2014 yılının son çeyreğinde meydana gelen gelişmeler    –Mobil Kötü Amaçlı Yazılım. McAfee Labs, 2014 yılının son çeyreğinde mobil kötü amaçlı yazılım numunelerinin, Asya ve Afrika’nın en yüksek enfeksiyon oranlarını kaydetmesiyle birlikte yüzde 14 oranında arttığını bildirdi. McAfee tarafından izlenen tüm mobil sistemlerin en az yüzde 8’inde 2014 son çeyreğinde bir enfeksiyon tespit edilirken, faaliyetlerin çoğu AirPush reklam networkü ile ilişkilendirilmiştir. –Potansiyel Olarak İstenmeyen Programlar. Dördüncü çeyrekte, McAfee Labs her gün 91 milyon sistemde PUP tespit etti. McAfee Labs, PUP’ların bir yandan yetkisiz eylemlerde bulunup örneğin amaçlanmayan reklamları görüntüler, tarayıcı ayarlarını değiştirir veya kullanıcı ve sistem verilerini toplarken bir yandan da kendilerini meşru uygulama gibi göstererek, gittikçe daha saldırgan hale geldiklerini görüyor. –Fidye Yazılım. Üçüncü çeyrekte başlayarak, yeni fidye yazılım numunesi sayısı dört çeyrek süren bir gerilemenin ardından yükselmeye başladı. Dördüncü çeyrekte, yeni numune sayısı yüzde 155 arttı. –İmzalı Kötü Amaçlı Yazılım. Yeni kötü amaçlı imzalı ikililerde kısa süren bir düşüşten sonra, toplam imzalı ikililerde yaşanan yüzde 17’lik artışla büyüme hızı yeniden arttı. –Toplam Kötü Amaçlı Yazılım. McAfee Labs bugün dakikada 387 veya saniyede altı yeni kötü amaçlı yazılım numunesi tespit ediliyor.

Z kuşağı parmak iziyle ödeme yapmak istiyor

0
medya-point-parmak-mediaVisa Europe tarafından İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre, 16-24 yaş aralığından oluşan Z Kuşağı, yüz tanıma, parmak izi, retina taraması gibi biyometrik güvenlik uygulamalarını ilgiyle takip ediyor ve bu uygulamaları şifre kullanımı gibi geleneksel kimlik doğrulama yöntemlerinin yerine kullanma eğilimi gösteriyor. Tüketicilerin kullandıkları yeni ödeme yöntemleri arasında, parmak izi taraması Z Kuşağı’nın en çok ilgisini çeken kimlik doğrulama yöntemi olarak öne çıkıyor. Z Kuşağı’nın yaklaşık yüzde 70’i, 2020 yılına kadar şifre kullanmak yerine parmak iziyle ödeme yapmak istediğini belirtirken, retina taraması yüzde 39 ile ikinci sırada, yüz tanıma yüzde 27 ile üçüncü sırada, ses tanıma yüzde 12 ile dördüncü sırada yer alıyor. DNA örnekleri ve vücuda yerleştirilmiş çipler ise daha az ilgi çekiyor. Farklı kuşakların alışkanlıklarını ortaya koyan ve 2088 kişinin katıldığı araştırma sonuçlarına göre Z Kuşağı’nın yüzde 32’si kişisel verilerinin güvenliğini sağlamak için sadece tek bir PIN kodu, yüzde 14’ü de tek bir şifre kullanıyor. Araştırmada yer alan Z Kuşağı üyelerinin yüzde 64’ü, ödeme yaparken kullandıkları mevcut güvenlik uygulamalarından rahatsız oluyor. Öyle ki Z Kuşağı’nın yarısından fazlası şifre ya da PIN kodu gibi uygulamaların önümüzdeki 10 yıl içinde çok da gerekli olmayacağına inanıyor. Z Kuşağı, biyometrik güvenlik uygulamalarının geleneksel güvenlik yöntemlerinin yerini almasını heyecanla bekliyor ve yüzde 76’sı biyometrik güvenlik ile ödeme yaparken kendilerini daha rahat hissedeceklerini, yüzde 69’u ise bunun hayatlarını daha hızlı ve kolay bir hale getireceğini söylüyor. “Şifreler yük olarak görülüyor” Z kuşağının, şifre gibi klasik güvenlik sistemlerini bir yük olarak gördüğüne dikkat çeken Visa Europe Dijital Ödemeler Başkan Yardımcısı Jonathan Vaux, önümüzdeki dönemde ürünlerin biyometrik güvenlik uygulamaları ile entegre edilmesiyle sektör standardı olan şifre kullanımında azalma olacağını öngördüklerini dile getirdi. Vaux, sözlerini şöyle sürdürdü: Banka ve ürün sağlayıcılar açısından değerlendirdiğimizde bu durumun beraberinde iki konuyu gündeme getireceğini öngörüyoruz. İlki, Z Kuşağı’nın bu yöndeki taleplerini karşılamak için biyometrik alandaki çalışmaları devam ettirmek ve hızlandırmak. İkincisi ise, artan kimlik doğrulama seçeneklerini iyi değerlendirerek, ödemelerde güvenlik ve kolaylık açısından iyi bir müşteri tecrübesi yaratmak.”

Giyilebilir teknoloji, akıllı saatlerle tavan yapacak

1
AppleWatchMobil Dünya Kongresi’ndeki yenilikler konuşulmaya devam ede dursun, mobil dünyanın parlayan yıldızları arasında giyilebilir teknoloji ürünlerine olan talep dikkat çekiyor. GfK’nın yaptığı bir araştırmaya göre, bu ürünlerin satışlarında 2015’te ciddi bir hareketlilik bekleniyor. Ürünleri sağlıkla ilgili olanlar (bileklik vb.) ve akıllı saatler olarak iki farklı segmentte değerlendiren GfK’nın verilerine göre 2014’te sağlık amaçlı kullanılan cihazlardan tüm dünyada 13,5 milyon adet satıldı. Aynı dönemde ise akıllı saatlerin satışı ise 4 milyonda kaldı. Ancak 2015’te ibre tersine dönecek ve akıllı saat satışlarının sağlık amaçlı olanları geçeceği öngörülüyor. GfK’nın tahminlerine göre bu yılın sonunda akıllı saat satışları 26,1 milyona ulaşırken, diğer grup iki kat artışla 25 milyona çıkmasına rağmen geride kalacak. Araştırmanın alt detaylarına inildiğinde ise akıllı saatlerdeki bu artışın Kuzey Amerika, Batı Avrupa ve gelişmekte olan Asya Pasifik ülkelerinden kaynaklanması bekleniyor. Bu pazarlarda 2014’te 2,4 milyona ulaşan akıllı saat satışlarının 2015’te 18 milyonu aşması bekleniyor. Saat segmentindeki bu ciddi artışta bu akşam Türkiye saati ile 19:00’da tanıtımı yapılacak olan Apple Watch’ın payının büyük olacağını tahmin etmek zor değil. Meraklıları için Apple Watch etkinliğinden anlık gelişmeleri ShiftDelete.Net’ten takip edebileceğinizi ekleyelim.

Turkcell’den trafik kazalarını önleyecek adım

0
HeEroTurkcell makineler arası iletişim teknolojisi sayesinde kazanın ardından araç, kaza konumu ve hasar hakkındaki bilgileri anında 112 acil merkezine gönderebilecek. Bu sayede kazalara anında ve hızlı şekilde müdahale edilerek olası can ve mal kayıplarının önüne geçilebilecek. İçişlerini Bakanlığı’nın 14 Avrupa ülkesiyle yürüttüğü “HeERO” Projesi’nde yer alan tek mobil operatör olan Turkcell, projenin tüm mobil iletişim alt yapısını sisteme entegre hale getirdi. Proje kapsamında Turkcell M2M alt yapısı kullanılarak araç içindeki özel cihaza yerleştirilecek M2M SIM kartlar, kaza sonrası araçla 112 acil merkezinin haberleşmesi sağlanacak. Uygulamayla, GPS sistemi sayesinde 112 acil merkezi aracın konumunu belirlerken, araçtaki sensörler de hasarın büyüklüğünü merkeze iletecek. E-call çağrısını alarak durum tespiti yapacak 112 merkezi; polis, jandarma, ambulans ve itfaiye birimlerine bilgi vererek olay yerine yönlendirebilecek. Sistem sayesinde araçta bulunanlar da 112 görevlileriyle konuşabilecek. Avrupa Birliği’nde yapılan teknik analizlerde projenin hayata geçmesiyle şehir dışındaki kazalarda müdahale süresinin yüzde 50 ve şehir içindeki kazalarda yüzde 40 daha kısaldığı görülüyor. Yine aynı analizlerde yıllık 160 Milyar Euro’luk olan toplam kaybın 20 Milyar Euro azalacağı tahmin ediliyor.

Siber tehdit takip hızı saniyede 120 TB’a çıktı

0
SiberSaldiriGorsel1En zorlu siber saldırılar için özel savunma çözümleri sunan Amerikan siber güvenlik kuruluşu Arbor, kuruluşunun sekizinci yıl dönümünde saniyede 120 terabaytlık trafik istihbaratı elde edebilme kapasitesine ulaştı. Dünya genelinde 330 ağ operatöründen gelen verileri Atlas ismini verdiği platform üzerinden anlık olarak izleyen Arbor, siber tehditleri bu yolla anında tespit edebiliyor. Konuyla ilgili açıklama yapan Arbor Networks Türkiye Ülke Müdürü Serhat Atlı, “Atlas, hemen yanı başlarında ve dünya genelinde ne olup bittiğini anlamak isteyen siber güvenlik ekiplerine müthiş bir değer sunuyor. Atlas üzerinden artık saniyede 120 terabaytlık veri trafiği izlenebilecek, tehdit unsurları henüz saldırının ilk anından itibaren tespit edilebilecek. Birçok güvenlik çözümünün ‘öngörü’ vaadi var, ancak Atlas programı şirketlerin kendi ağlarının yanı sıra tüm dünyada olup bitene ilişkin ‘öngörü’ sahibi olabilmelerini mümkün kılıyor” dedi. Atlas verileri aynı zamanda Google Ideas ile ortaklaşa hizmete sunulan Dijital Saldırı Haritası‘nın da temelini oluşturuyor.

Danıştay’dan, Erişim Sağlayıcıları Birliği tüzüğüne durdurma

0
TELKODER Başkanı Yusuf Ata Arıak
TELKODER Başkanı Yusuf Ata Arıak
Geçtiğimiz sene Şubat ayında 5651 sayılı internet kanununa torba yasayla eklenen bir madde ile “Erişim Sağlayıcılar Birliği” kurulması zorunlu hale getirilmişti. Bu Birliğin Tüzüğünü onaylayan BTK kararının iptal edilmesi için TELKODER tarafından Danıştay’da açılan davada, Danıştay yürütmeyi durdurma kararı aldı. TELKODER Başkanı Yusuf Ata Arıak Danıştay 13. Daire Başkanlığı’nın aldığı yürütmeyi durdurma kararına ilişkin, “Kanun yoluyla Erişim Sağlayıcıları Birliği adında bir Sivil Toplum Kuruluşunun zorunlu olarak kurulmasını ve zorunlu olarak üye olunmasını doğru bulmuyoruz. Ancak, Kanun gereği kurulacak olan söz konusu Birliğin gerçekten sivil karakterde olması, öncelikle orta ve küçük cirolu işletmeciler olmak üzere tüm işletmecilerin beklenmedik yatırım/harcama risklerinden korunması, adil temsilin sağlanması, TELKODER üyelerinin de aralarında bulunduğu 116 işletmecinin bir araya gelerek oluşturduğu ve “Serbest Grup” olarak adlandırılan işletmecilerin kabul ettiği temel ilkelerdi. Bu ilkeler doğrultusunda hazırlanmış olan Serbest Grup ESB Tüzüğü, 116 işletmecinin imzası ile birlikte BTK onayına sunulmuştu. Ancak BTK çoğulcu yaklaşımla hazırlanmış olan bu Tüzük yerine, 12 büyük cirolu işletmeci tarafından imzalanmış olan bir Tüzüğü onaylamayı tercih etmişti.” açıklamasını yaptı. TELKODER, 12 büyük cirolu işletmeci tarafından imzalanmış olan Tüzük’te yasaya uygun olmaması, geniş tabanlı olarak hazırlanmayarak işletmecilerin büyük çoğunluğunun göz ardı edildiği ve üyelere eşit oy hakkı verilmediğine yönelik itirazlarda bulunmuştu. Tüzük’te yönetime seçilme hakkının adil olmadığını da vurgu yapan Telkoder, 11 kişilik Yönetim Kurulu üyeliklerinin 9’unun büyük cirolu işletmecilere verilmesinin zorunlu tutulduğuna dikkat çekmişti. TELKODER Başkanı Yusuf Ata Arıak, konuyla ilgili olarak sözlerini şöyle sürdürdü: Kanun zoruyla da olsa bu Birliğin kurulması ilk defa 116 işletmecinin aynı amaç doğrultusunda bu büyüklükte bir araya gelmesine sebep olmuştur. Serbest Grup çatısı altında 116 işletmeci kendi hakkına sahip çıkmıştır ve çıkmaya devam edecektir. TELKODER bu mücadelede sadece öne düşmüş ve yol göstermiştir. Küçük ve orta ölçekli işletmecileri, yani bu sektörün fidanlığını, görmezden gelen bu anlayışı değiştirmek için hep birlikte ve her ortamda kararlı mücadelemize devam edeceğiz. Danıştay kararını verdi ve 12 büyük cirolu işletmeci tarafından hazırlanmış olan tüzüğü onaylayan BTK kararının yürütmesini durdurdu! Bu kararla birlikte Erişim Sağlayıcılar Birliği’nin yasal dayanağı ortadan kalkmıştır. Biraz geç alınmış bir karar olsa da yanlışa dur diyen bu kararın alınmasından dolayı mutluyuz.”

MWC’nin ardından…

1
Dünyanın en önemli mobil teknolojiler zirvesi olarak kabul edilen ve GSMA tarafından düzenlenen Mobil Dünya Kongresi-Mobile World Congress (MWC), 2-5 Mart tarihleri arasında İspanya’nın Barselona kentinde gerçekleştirildi.

iOS ve Android hangi ülkelerde lider?

0
iphone-6-plus-2Geçen hafta gerçekleşen Mobil Dünya Kongresi, pek çok üreticinin yeni modellerinin dünya lansmanına da sahne oldu. Bu ürünlerin yaratacağı etki bir süre sonra kendini gösterecektir, ancak Apple, iPhone 6 ile arkasına aldığı rüzgarı bir süre daha devam ettireceğe benziyor. Uluslararası araştırma şirketi Kantar Worldpanel’in gerçekleştirdiği ve güncel akıllı telefon satış verilerinin bulunduğu rapora göre Apple, dünyanın en kalabalık ülkesi Çin’de hızlı bir yükseliş içinde. Çin ve İngiltere’deki iPhone pazarına odaklanan rapora göre Apple’ın Çin’de yakaladığı yüzde 25’lik pay, aynı zamanda şirketin bu ülkedeki rekoru olma niteliği taşıyor. Rapor, Çin ve İngiltere’ye odaklansa da, dünya genelindeki akıllı telefon satışlarının izlediği rotayı da yansıtıyor. Buna göre Ocak 2014 – Ocak 2015 arasındaki 1 yıllık sürede İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya ve İspanya’nın olduğu Avrupa 5’lisinde iOS satışları yüzde 3.2 artarken, Android işletim sistemi kullanan cihazların satışı yüzde 2.3 gerilemiş durumda. iOS, bu 5 ülkenin tamamında yüzde 2.5 ile (Almanya) yüzde 11.4 (İngiltere) arasında değişen oranlarda yükseliş yaşadı. Buna karşına aynı 5 ülkede Android tabanlı cihazlarda binde 6 ile (İtalya) yüzde 7.7 arasında (İngiltere) kayıp yaşandı.
ABD’deki başarı Güney Amerika’ya yansımıyor Kantar Worldpanel’in raporunda Kasım 2014 – Ocak 2015 arasındaki döneme baktığımızda iOS’un ABD’de yüzde 42.8’lik paya sahip olduğu, Android’in ise yüzde 51.9’da kaldığı görülüyor. Bu pazarda Windows yüzde 4.3, BlackBerry ise binde 2’lik pazar payına sahip. Ancak haritanın aşağısına inip Güney Amerika ülkelerine baktığımızda ise iOS’un aynı başarıya ulaşamadığı dikkat çekiyor. Örneğin Meksika’da iOS yalnızca yüzde 5.3’lük paya sahip. Bu ülkede Android yüzde 85.2 ile pazarı domine ederken Windows yüzde 4.9, BlackBerry ise yüzde 2.7 ile diğer oyuncular olarak sıralanıyor. Meksika’daki tablonun bir benzeri Brezilya ve Arjantin’de de kendini gösteriyor. iOS aynı dönemde Brezilya’da yüzde 3.9, Arjantin’de ise yalnıca binde 9’luk pazar payına sahip. Android ise Brezilya’da yüzde 90.8, Arjantin’de ise yüzde 83.5’lik paya ulaşıyor. Arjantin özelinde Windows’un yüzde 9’u aşan pazar payı dikkat çekiyor. Avrupa’da işler karışık Dünya haritasında yönümüzü Avrupa’ya çevirdiğimizde ise daha karışık bir tablo karşımıza çıkıyor. İngiltere’de Android ve iOS sırasıyla yüzde 51.5 ve 40.1’lik paylara sahipken Windows İtalya’da yüzde 13’le iOS’u yakından takip ediyor. Windows’un yüzde 10 barajını aştığı bir başka ülke olan Fransa’da ise iOS yüzde 20’nin hemen üzerinde yer alırkne Android yüzde 65.3’lük paya sahip. Android’in raporda Avrupa’da en başarılı olduğu ülke ise yüzde 71.1 ile Almanya. Bu ülkede iOS yüzde 18.7, Windows ise yüzde 8.9’luk paya sahip. Uzakdoğuda iOS etkisi Dünyanın diğer ucuna gittiğimizde ise raporda Çin, Japonya ve Avustralya karşımıza çıkıyor. Avustralya, İngiltere ile benzer bir tabloya sahip: Android yüzde 46.9’la ilk sırada yer alırken iOS yüzde 42.4’le yakın takipte. Windows ise 8.7 ile üçüncülüğü alıyor. Japonya’ya baktığımızda ise iOS’un liderliği elinde tuttuğunu görüyoruz. Yüzde 52.4’lük paya sahip olan iOS’u yüzde 45.4’le Android izliyor. Windows ve BlackBerry yüzde 1’in altındaki paylarıyla oldukça geride kalıyor. Çin’de ise özellikle yerli üreticilerin etkisiyle Android hakimiyeti söz konusu. Android yüzde 70’in üzerinde paya sahipken iOS, rekor bir orana ulaşmasına rağmen yüzde 25’in hemen üzerinde yer alıyor.

Mobil internet yükseliyor

1
BCG Türkiye Genel Müdürü ve Yönetici Ortağı Burak Tansan
BCG Türkiye Genel Müdürü ve Yönetici Ortağı Burak Tansan
Dünyanın lider danışmanlık firmalarından The Boston Consulting Group (BCG) tarafından hazırlanan “Küresel Mobil İnternet Ekonomisinde Büyüme” çalışması yayınlandı. Araştırmaya göre mobil internetin küresel ekonomideki ağırlığı giderek artarken, Dünya ekonomisinin yüzde 70’ini oluşturan 13 ülkede, mobil internetin ekonomik katkısı 700 milyar dolara ulaştı. Raporda mobil internetin ekonomik katkı payına paralel şekilde istihdam potansiyelinin de yükseldiği ortaya kondu. Araştırmaya göre, Amerika, Avustralya, Brezilya, Kanada, Çin, Fransa, Almanya, Hindistan, İtalya, Japonya, Güney Kore, İngiltere ve İspanya’dan oluşan 13 Avrupa ülkesinde mobil internetin sağladığı istihdam 3 milyonu aştı. Avrupa’nın en büyük 5 ekonomisine bakıldığında ise mobil internetin ekonomiye katkısı 120 milyar doları bulurken, sağladığı istihdam yaklaşık yarım milyon kişi oldu. “Türkiye büyük bir potansiyele sahip” Mobil internet ekonomisinin Türkiye’de de büyük çıkış içerisinde olduğunu belirten BCG Türkiye Genel Müdürü ve Yönetici Ortağı Burak Tansan, “Mobil internette rekabet inovasyonu, büyümeyi ve sektörde sürekli iyileştirmeyi sağlıyor. Türkiye bu konuda çok büyük bir potansiyele sahip. Özellikle genç iş gücünün eğitim, teşvik ve yatırımlarla desteklenmesiyle uzun vadede mobil ekosisteminde rekabetçi bir konum elde edebilir” diye konuştu. Mobil Internet bayrağı devralıyor Rapora göre mobil internet yükselişini önümüzdeki yıllarda da devam ettirecek. Akıllı cihazların kullanımının giderek artması ve mobil operatörler arası rekabetin sertleşmesiyle sürecek büyüme en fazla Hindistan’da hissedilecek. 2017 yılına kadar Hindistan’da mobil internetin ekonomiye katkısı yüzde 40 büyüyecek. Avrupa, Çin ve Amerika’da bu büyüme ortalama yıllık yüzde 25 olarak gerçekleşirken, Japonya ve Güney Kore’de ise büyüme oranı yüzde 10 olacak. Bu ülkelerde internet ekonomisi en çok, mobil alışverişte ve mobil reklam uygulamalarındaki artışla geliştirilecek uygulamalar ve içerik servislerinin etkisiyle büyüyecek. Uygulamalar çarkın en önemli dişlisi Mobil internetin başarı hikâyesinin önemli bir bölümünü büyüyen uygulama ekonomisi oluşturuyor. 2008 yılından beri toplam indirilen uygulama sayısı 200 milyarken, rapora göre sadece 2013 yılında indirilen uygulama sayısı 100 milyarı geçmiş durumda. Raporda ayrıca, 2013 Haziran ve 2014 Temmuz arasında, operatörlerinin uygulama tasarımcılarına ödedikleri toplam ücretin 15 milyar doların üzerinde olduğu belirtiliyor. En büyük faydayı tüketici sağlıyor Rapora göre mobil internet sayesinde en çok kazanan kesimi tüketiciler oluşturuyor. Bunun en büyük sebebi ise tüketicilerin mobil internet üzerinden kullandıkları uygulamaların ve cihazların algılanan değerlerinin, uygulama ve cihazlara ödedikleri paradan çok daha yüksek olması. Raporda 13 farklı ülke için yapılan tüketici anketlerine göre tüketicilerin mobil internet sayesinde elde ettikleri fayda yıllık yaklaşık 3,5 trilyon doları buluyor. Tüketici başına düşen fayda 4 bin dolar seviyesinde oluşurken, bu tüketicilerin cihaza ve internete ödediği paranın yaklaşık 7 katına denk geliyor.

Sony’den yeni kablosuz HD görüntülü konferans sistemi

0
Sony_PCS_XC1Sony’nin görüntülü konferans sistemleri ailesine 60 fps’de 1080p çözünürlüğe kadar destek veren, güçlü ancak kullanımı kolay HD sistemi PCS-XC1, sunduğu yüksek görüntü ve ses kalitesi, kablosuz uyumluluğu avantajı ve çok yönlü işbirliği araçlarıyla şirket toplantılarının dünyanın her yerinde düzenlenmesine imkân tanıyor. PCS-XC1’in Exmor CMOS sensörü ve View-DR teknolojisi, pencereden gelen ışığın yakınında çekim yaparken veya diğer zorlu ofis aydınlatma koşullarında (örneğin bir projektör kullanılıyorken) net görüntüler üretebiliyor. View-DR teknolojisi bunun için her bir pikselin parlaklığını ayarlayarak gölgeleri ortaya çıkarıp aydınlık noktaları yumuşatıyor ve PTZ kamera, istenen görüntüleme açısını desteklemek için ayarlanabiliyor. Standart sistem 60 fps’ye kadar 720p çözünürlükte HD görüntüler iletebiliyor. İsteğe bağlı PCSA-RXC1 HD yükseltme yazılımı, iletim kabiliyetini 1080/60p’ye çıkararak her biri 1920×1080 çözünürlükte olan HD konferans videosunun ve H.239 ile uyumlu masaüstü ekran görüntüsünün 30 fps’de eşzamanlı olarak iletilmesine imkân tanıyor. Sistem, bu yükseltmeyle birlikte yüksek çözünürlüklü görüntülerin paylaşılmasını gerektiren tasarım konferansları ve benzer etkinlikler için ideal hale geliyor. PCS-XC1’in ses optimizasyonu teknolojisi, ortam akustiğini ve mikrofon pozisyonunu ayarlayarak yüksek kaliteli ses sunuyor. Bu teknolojiye eşlik eden yeni mikrofon aralığı ayarı özelliği, mikrofona hem uzak hem de yakın seslerin net bir şekilde üretilmesini sağlıyor. Kompakt, entegre bir ünite olan PCS-XC1, 1,8 kg’lık ağırlığıyla kolayca taşınabiliyor. Taşınabilirlik sayesinde ürün, kalabalık odalar, konferans odaları ve her büyüklükten ofis alanları için ideal bir çözüm sunuyor. İsteğe bağlı PCSA-WXC1 kablosuz yazılımının yüklenmesi ve USB kablosuz LAN modülünün takılmasıyla kablosuz LAN üzerinden kolayca mobil görüntülü konferans gerçekleştirmek mümkün hale geliyor. Yeni sistemin diğer öne çıkan özellikleri ise toplantıları masaüstü ve dizüstü bilgisayarlardaki tarayıcılardan izlemeyi sağlayan HD akış, USB belleğe kayıt yapılabilmesini sağlayan HD kayıt, sezgisel grafik kullanıcı arabirimi ile hırsızlığa karşı koruma sağlayan Kensington güvenlik yuvası olarak sıralanıyor.

Yerli tablet fabrikası için düğmeye basıldı

1
Milli Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürü Dinçer Ateş, FATİH Projesi’nin eğitim ve donanım olmak üzere iki boyutunun bulunduğunu söyledi. Genel Müdür Ateş, projede bir yandan dijital dünyanın olanaklarından yararlanarak derslerde verimliliği arttıracak içerik ve yazılım geliştirme çalışmaları yaptıklarını, öbür yandan da tablet bilgisayarlar, etkileşimli tahta, internet altyapısının sağlanmasına ilişkin faaliyetlerde bulunduklarını belirtti. FATİH Projesi’nde yerliliği gözetiyoruz Hükümetin, öğrenciler için “dijital eğitim” çalışmalarında, bilişim sektörünü harekete geçirerek yerli üretim yaptıracak bir stratejiyi de beraberinde planladığını dile getiren Genel Müdür Ateş, şöyle konuştu: “Projenin hedeflerinden bir tanesi, Türkiye’de bilişim teknolojileri sektörünü güçlendirmek, yerli üretimi teşvik etmek ve ülke ekonomisine katma değer kazandırmak. FATİH Projesi, bütçesini kullanırken hizmet alımlarında, altyapı temininde ve donanımlarda her zaman yerliliği gözetiyoruz. Onun için yapacağımız 10 milyon 600 bin tablet ihalesini bu yıl bitireceğiz. Tabletler, 4 yıl süresince periyotlar halinde dağıtılacak. Birinci yıl, daha düşük bir yerlilik oranından başlanacak, bu oran kademeli olarak artacak, ancak 4. yılın sonunda yerli malı bir tableti öğrencilerimize vermiş olacağız.” “Dünyada etkileşimli tahta sektörünü tetikleyen ülke Türkiye” İhale sonucunda Türkiye’ye “tablet üretim tesisi”nin kazandırılacağını, tesisin aynı zamanda Ortadoğu, Balkanlar ve Orta Asya’ya üretim yapacağını belirten Genel Müdür Ateş, “Dünyaya Türkiye’den tablet gönderecek bir tesisimiz olacak. Bu gelişme, ülkeyi bilişim teknolojilerinde başka bir yere taşıyacak. Dünya genelindeki tablet üreticilerinin sayısı düşünüldüğünde, Türkiye’de böyle bir tesisin olması başta bölge olmak üzere bütün dünyada ciddi bir etki uyandırabilir” değerlendirmesini yaptı. Türkiye’deki etkileşimli tahtaların yerli imkânlarla üretildiğine işaret eden Genel Müdür Ateş, “Tabletler için amaçladığımız yerli üretimi etkileşimli tahtalarda sağladık. Dünyada etkileşimli tahta sektörünü tetikleyen ülke Türkiye, projenin adı da FATİH Projesi’dir. Bugün etkileşimli tahta üretmek üzere ihale kazanan firmalar, bütün dünyaya etkileşimli tahta satmaya başladılar. Bu gelişmeyle dünyada etkileşimli tahtalar eğitimde çok daha ciddi kullanılmaya başlandı. FATİH Projesi’nin arkasında böyle bir başarı hikâyesi var. Şimdi bunu tablete taşıyoruz” diye konuştu. “10 milyon 600 bin yerli tablet ihalesinde, 7 firma yer alıyor” Genel Müdür Ateş, yerli tablet prototipi üretim aşamasına gelindiğini belirterek, şöyle konuştu: “Toplamda, 10 milyon 600 bin yerli tablet ihalesinde, 7 firma yer alıyor. Tamamı Türkiye’de üretim yapmak üzere müracaat eden firmalar. İhale süreci başladı ve bu yıl içinde sonuçlanacak. Firmalar, bize üretebilecekleri tablet prototipini getiriyorlar, biz de onlara eğitim ve teknoloji açısından istediklerimizi aktarıyoruz. Birer prototip üzerinde anlaşıp daha sonra fiyat tekliflerini alarak ihaleyi sonuçlandıracağız. Yerlilik şartlarıyla üretimi yapılan ilk tabletleri, gelecek yılın ilk çeyreğinde dağıtmayı planlıyoruz. İlk yıl için alacağımız tabletlerin yerlilik oranı daha düşük olacak ancak daha sonra giderek artacak. Böylece sektöre de imkan ve zaman kazandırmış olacağız. Böyle devasa bir yatırımı, bir kaç ay içinde bir firmanın yapıp üretime geçmesi teknik olarak mümkün değil. Otomotiv sektöründe olduğu gibi tablette de yan sektörler olan yazılım, alt komponent, dağıtım, organizasyon sektörleri de gelişecek.” Genel Müdür Ateş, tabletin hangi bölümünün hangi oranda yerli üretileceği konusunda ise TÜBİTAK’la birlikte bir çalışma yaptıklarını sözlerine ekledi.

“Artık icat çıkaran bir nesil var”

0
ASİAD Başkanı Barış Aydın
ASİAD Başkanı Barış Aydın
Ankara Üniversitesi ve Türk Sanayicileri ve İşadamları Vakfı’nca (TÜSİAV) düzenlenen “İnovasyon, Ar-Ge ve Teknoparklar Sempozyumu”, Ankara Üniversitesi Tandoğan Yerleşkesinde gerçekleştirildi. Etkinlikte bir konuşma gerçekleştiren Ankara Sanayici ve İşadamları Derneği (ASİAD) Başkanı Barış Aydın, “Eskiden ‘icat çıkartma’ denirdi, şimdi icat çıkaran bir nesil var. Dünyayı çok yakından bilen, takip eden bir nesil var” derken beyin göçünün önlenmesini istedi. Aydın, dünyada değişmeyen tek şeyin değişim olduğunu ifade ederek, “Yedi milyarlık nüfusa sahip dünyada artık teknoloji ve hız çok önemli. Üniversitelerimize, üniversite öğrencilerimize, hocalarımıza, teknoparklarımıza çok büyük görev düşüyor” diye konuştu. Üniversiteler kadar iş dünyasının da elini taşın altına koyması gerektiğini belirten Aydın, “Genel ve yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve sanayiciler ortak aklı buldukları noktada doğru şeyler ortaya çıkarabilir” diye konuştu. İnovasyon, teknoparklar ve bu projeleri hayata geçirme noktasında özellikle sanayici ve işadamlarına büyük rol düştüğünün altını çizen Aydın, Ankara’nın teknoloji üretmek, teknolojiyi takip etmek, buna yatırım yapmakta geri kaldığını ifade etti. Üniversitelerin sayılarının artmaya devam ettiğini belirten Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü: “6 teknoparkımız, 265 bin üniversite öğrencimiz var. Bu noktada tüm yönetim ve sivil toplum kuruluşlarına büyük görevler düşüyor. Bize Ankara’da bu ortak aklı bulabilmek noktasında Sayın Rektörümüz bir yol açtı. Yaklaşık bir buçuk yıldır üniversite-sanayi işbirliği çalışmaları içerisinde kamuoyu oluşturduk. ASO Başkanı Nurettin Özdebir bizi hiç yalnız bırakmadı. Oluşturulan ortak akıl ve sinerjinin gerçekleşen işlere de yansımasını istiyoruz. Bu noktada üniversitelerimize ve TÜBİTAK’a giden projelerin sektör temsilcileriyle, STK’larla, sanayici ve işadamları ile beraber ilerlemesini istiyoruz. Çünkü birçok proje yarım kalıyor. Ortak aklı bularak lokomotifi önce Ankara’dan başlatarak bütün Türkiye’de bu çalışmaları gerçekleştirmemiz gerekiyor.”

Audi 4G’ye geçiş yapıyor

1
AudiA7_sportsbackOtomobillerin artan multimedya kullanımı ve internet erişim ihtiyacı beraberinde internet erişiminde daha yüksek hız taleplerini getiriyor. Pek çok marka, yeni modellerini internete bağlanabilme yeteneklerini öne çıkartarak satıyor. Bu firmalardan biri olan Audi, ABD’de sattığı otomobillerde AT&T ile işbirliğine giderek 4G hızında erişim sağlamaya başlayacağını duyurdu. 2016 model yılından itibaren üretilecek araçları kapsayan bu işbirliği, araç sahiplerinin kablosuz internet erişiminden daha fazla ve daha hızlı faydalanabilmesini sağlayacak. 2011 yılında araçlarında 3G desteği sunmaya başladıklarını belirten Audi Kurumsal İletişim Müdürü Brad Stertz, 4G içinse 2016 model yılını işaret etti. Bağlantılı modeller Audi’nin neredeyse tüm ürün gamını kapsıyor. Listede A3’ten S8’e kadar pek çok model var. Listeye dahil olmayansa, Audi’nin spor otomobili R8. Stertz, bu modelin 2017’de yenilenecek olması nedeniyle 2017 sonrasında 4G desteği sunulacağını açıkladı. Audi ve AT&T işbirliğinden faydalanmak isteyenlerin yalnızca otomobili satın alması yeterli olmuyor. Şu anki fiyatlara göre aylık 10 dolardan başlayan mobil internet paketlerinde 1 GB kotalı paket için aylık 20 dolar talep edilirken, 6 aylık abonelik ve 5 GB kota için 99 dolar, 30 ay taahhütlü, 30 GB kotalı paket içinse 499 dolar isteniyor. ABD’de internet erişimli otomobil sunan tek firma Audi değil. General Motors da markaları Chevrolet, Buick, GMC ve Cadillac’ta OnStar ile benzer bir alternatif sunuyor. GM ve OnStar işbirliği 200 MB için aylık 5 dolar ile 5 GB kotalı paket için aylık 50 dolar arasında değişen fiyatlarla sunuluyor.

2025’te üretilen araçların yüzde 15’i hibrit olacak

0
Bosch_SarjUnitesiGüç aktarım sistemlerinin elektrifikasyonu hız kazanıyor. Şu anda benzinin daha düşük fiyatta olması da bu durumu değiştirmeyecek. Bu sözler, Almanya’da gerçekleştirilen Otomotiv Sempozyumu’nda konuşan Bosch Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Volkmar Denner‘a ait. Denner, 2025 yılı itibarıyla dünya genelinde üretilen tüm yeni araçların yaklaşık yüzde 15’inin en azından bir hibrit güç aktarım sistemine sahip olacağını öngörürken, akü teknolojisinde gerçekleşen yeniliklerin de araç fiyatlarının düşmesi açısından önemli olduğunu belirtiyor. Denner’a göre 2020 yılı itibarıyla akü maliyeti yarıya inerken sağladığı enerji iki katına çıkacak. Elektromobilite, yanmalı motorların cazibesini arttırıyor Avrupa Birliği, 2021 yılı için çok katı CO2 hedefleri belirledi. Bosch, bu nedenle hibrit güç aktarım sistemlerinin SUV’lar için standart haline gelmesini bekliyor. Bu durumun, dizel ve benzinli motorlara ekstra bir destek sağlayacağına inanılıyor. Denner, elektrifikasyonun yanmalı motorları yeni yerlere taşıyacağını belirtirken, elektrik desteğiyle birlikte geleceğin yanmalı motorlarının çok daha az benzin tüketerek, çevre dostu olacağını belirtiyor. Denner, elektrikli motorun sağlayacağı ek torkun ise sürüş keyfine keyif katacağını, düşük akü fiyatlarının da hibritleri daha ekonomik bir hale getireceğini söyledi. “Elektrikli araçlar iyi, ama birbirine bağlı elektrikli araçlar daha iyi” Elektromobiliteyi kullanışlı hale getirmeye yardımcı olan ana faktör ise araçların nesnelerin internetine bağlanması olacak. Denner, “Elektrikli araçlar iyi, ama birbirine bağlı elektrikli araçlar daha iyi” diyor. Şu an bu araçların şarj edilmesinin karışık bir süreç olmasına rağmen, bu sistemin daha kolay bir hale gelmesi bekleniyor. Bosch Grubu’nun yazılım ve sistem birimi Bosch Software Innovations, farklı sağlayıcıların şarj noktalarını barındıran ve elektrik için ödeme yapmayı önemli ölçüde kolaylaştıran bir uygulama geliştirdi. Bu zamana kadar şarj için her bir sağlayıcı için farklı bir müşteri kartı gerekirken, şimdi Almanya’nın herhangi bir noktasında araçları şarj etmek için ihtiyaç olan tek şey bir akıllı telefon, uygulama ve PayPal hesabı. Bosch bu yazılımı, Almanya’daki tüm şarj noktalarının yüzde 80’ine bağlı olan bir yazılım platformu ile tamamlıyor.