Algoritmalar bizlerin sanal dünyada var olmasını sağlayan yegane olgulardan bir tanesi. Google, hazırladığı algoritmalar sayesinde doğru ve başarılı arama sonuçlarını sunabilirken, Facebook ise geliştirdiği farklı algoritma örnekleri ile hangi içerikleri daha çok görebileceğimize karar veriyor. Netflix üyeleri de film önerileri için yine şirketin yazdığı algoritmalar üzerinden işlem yapıyor.
Bundan yaklaşık iki sene önce kurulan Algorithmia adlı bir sanal algoritma uygulama dükkanı, bünyesinde 800’den fazla algoritma barındırıyor ve ihtiyacı olanlara doğru çözümü vaat ediyor. Görsel ya da duysal işlemlerde ve bilgisayar temelli geliştirme süreçlerinde kullanılabilinen bu algoritmalar ise deneyimli eller tarafından hayata geçirilmiş.
Algorithmia adlı algoritma mağazasında paylaşılan içerikler konusunda uzman akademisyenler tarafından hazırlanmış. Burada akademisyenler tarafından paylaşılabilen ya da belli bir ücret karşılığında kullanıma açılan algoritmalar sayesinde geliştiriciler ve veri işlem sorumluları çok daha kısa sürede, başarılı işlere imza atabilecek. Örneğin sunulan içeriklerden bir tanesi sayesinde bir konuşmayı yazılı metne çevirmek mümkün.
Şimdilik kapalı beta aşamasında olan Algorithmia’da öğrenciler, akademisyenler ve bazı iş adamları ciddi bir temel yaratmak için uğraşıyor. Dükkan, Madrona Venture Group üzerinden toplamda 2.4 milyon dolarlık bir yatırım da almış. Diğer yatırımcılar arasında ise Rakuten Ventures ve Oren Etzioni (Allen Instittue CEO’su) bulunuyor. Sanal algoritma marketi açıldı
Algoritmalar bizlerin sanal dünyada var olmasını sağlayan yegane olgulardan bir tanesi. Google, hazırladığı algoritmalar sayesinde doğru ve başarılı arama sonuçlarını sunabilirken, Facebook ise geliştirdiği farklı algoritma örnekleri ile hangi içerikleri daha çok görebileceğimize karar veriyor. Netflix üyeleri de film önerileri için yine şirketin yazdığı algoritmalar üzerinden işlem yapıyor.
Bundan yaklaşık iki sene önce kurulan Algorithmia adlı bir sanal algoritma uygulama dükkanı, bünyesinde 800’den fazla algoritma barındırıyor ve ihtiyacı olanlara doğru çözümü vaat ediyor. Görsel ya da duysal işlemlerde ve bilgisayar temelli geliştirme süreçlerinde kullanılabilinen bu algoritmalar ise deneyimli eller tarafından hayata geçirilmiş.
Algorithmia adlı algoritma mağazasında paylaşılan içerikler konusunda uzman akademisyenler tarafından hazırlanmış. Burada akademisyenler tarafından paylaşılabilen ya da belli bir ücret karşılığında kullanıma açılan algoritmalar sayesinde geliştiriciler ve veri işlem sorumluları çok daha kısa sürede, başarılı işlere imza atabilecek. Örneğin sunulan içeriklerden bir tanesi sayesinde bir konuşmayı yazılı metne çevirmek mümkün.
Şimdilik kapalı beta aşamasında olan Algorithmia’da öğrenciler, akademisyenler ve bazı iş adamları ciddi bir temel yaratmak için uğraşıyor. Dükkan, Madrona Venture Group üzerinden toplamda 2.4 milyon dolarlık bir yatırım da almış. Diğer yatırımcılar arasında ise Rakuten Ventures ve Oren Etzioni (Allen Instittue CEO’su) bulunuyor. Google, reklamla haberi karıştıracak
Reuters’ın haberine göre Google, yeni bir işe adım atıyor ve farklı şirketlerin sunduğu tanıtım maksatlı basın bültenlerini In the News (haberler) sekmesi altında gerçek birer habermiş gibi yayınlamayı düşünüyor. Aslında geçtiğimiz Eylül ayında temelleri atılan bu yeni stratejinin amacının Google’a göre kullanıcıların istedikleri bilgiye farklı kaynaklardan en doğru biçimde yararlanması olduğu belirtiliyor.
İnternet kullanıcılarının doğru bilgiye ulaşması ve aynı zamanda diğer şirketlerin güvenlik ile reklam konularındaki standartlarını tehdit edebileceği söylenen bu çalışmanın Google’a direkt olarak bir kazancı olmayacakmış. Habere göre In the News sekmesinde yayınlanacak olan haber görünümlü yazılar için markalardan ekstra bir ücret talep edilmeyecek.
Bülten içeriklerinin öne çıkması için SEO numaralarına başvuracağı tahmin edilen markaların ise bu konuda hevesli olacağı öngörülüyor. Tüm bu olumlu tabloya rağmen internet gezginlerinin farkında olmadan gerçek haber değil de reklam içeriği okuyabilecek olması akılları bulandırıyor. Accenture, Türkiye’nin en dijital şirketlerini açıklıyor
Accenture, dünyada birçok ülkede, önde gelen sektörlerin ve bu sektörlerdeki şirketlerin dijital dönüşüm yolculuklarında nerede olduklarını gösteren ve dijital yetkinliklerini karşılaştıran bir endeks geliştirdi.
Proje, Accenture Dijitalleşme Endeksi ismiyle Boğaziçi Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Türkiye Bilişim Vakfı ve Türkiye’de dijital dönüşümün lideri olma vizyonuyla birçok öncü projeyi hayata geçiren Vodafone’un desteği ile Türkiye’de de hayata geçiriliyor. Değişen pazar dinamikleri ve rekabetçi piyasa koşullarında dijitalleşmenin şirketlerin başarılarında önemli bir etken olduğu gözleminden hareketle hazırlanacak olan çalışma, Türkiye’nin önde gelen 100 şirketinin dijitalleşme alanındaki durumunu değerlendirecek.
Özel sektörü ve akademik dünyayı bir araya getirecek çalışma ile bu alanda ciddi bir farkındalık yaratılması planlanıyor. Türkiye’nin önde gelen sektörlerinin dijital dönüşümdeki mevcut durumunun tespit edilerek gelişim alanlarının ortaya koyulması amaçlanırken, Türkiye’nin dijital dönüşümüne katkı sağlanarak ülkenin büyümesine ve kalkınmasına da destek olunması hedefleniyor.
Kurumsal stratejilerinde en iyi rekabet avantajını sağlayacak şekilde dijitalleşmeye yer veren ve dijitalleşmeyi şirketin ana hedeflerine başarılı bir şekilde entegre eden; müşterileriyle olan iletişiminde dijital ürün ve hizmetleri müşteri memnuniyetini en fazla sağlayacak şekilde kullanan; organizasyon içindeki iletişim, iç süreç ve operasyonları dijital kanallar aracılığıyla en verimli şekilde yürüten ve gelirleri/varlıkları itibarıyla Türkiye’nin en büyük şirketleri arasında yer alan şirketler “Dijital Liderler”olarak tanımlanıyor.
Accenture Dijitalleşme Endeksi çalışması, şirketlerin hem müşterilerinden hem de kendi sektörlerinden kaynaklanan ihtiyaçları doğru tespit ederek katma değer yaratabilmelerini sağlayacak 3 ana başarı kriteri üzerinden ilerleyecek. Bu kriterler, dijitalleşmenin kurumsal stratejide rekabet avantajı sağlayacak şekilde yer alması ve şirketin ana hedeflerine entegre edilmesini tanımlayan Dijital Strateji; müşteriler ile olan etkileşimde dijital ürün ve hizmetlerin kullanılmasını kapsayan Dijital Hizmetler ile organizasyon içindeki iletişimin, iç süreçlerin ve operasyonların dijitalleşmesini temsil eden Dijital Operasyonel Yetkinlikler olarak sıralanıyor.
Araştırmaya hangi şirketler dahil
Accenture Türkiye Dijitalleşme Endeks Araştırmasına 2013 yılında aşağıdaki kriterlerden birini sağlayan şirketler dahil olabilecek:
o 500 Milyon TL ve üstü ciro büyüklüğü oluşturan şirketler,
o Konsolide aktif büyüklüğü toplam değeri en az 30 Milyar TL olan bireysel bankacılık hizmeti sunan kamu ve özel bankaları,
o Toplam prim üretimi en az 500 Milyon TL olan hayat dışı sigorta şirketleri,
o Toplam prim üretimi en az 100 Milyon TL olan hayat sigorta şirketleri
o Pay piyasası işlem hacimleri en az 70 Milyar TL olan yatırım kuruluşları
Personel maaşları da artık bulutta yönetiliyor

Alibaba’dan Snapchat’e 200 milyon dolarlık yatırım
Çin’in global markalarının sayısını artırma konusunda Alibaba ilk sıralarda yer alıyor. Şirket, bir süre önce New York Borsası’nda gerçekleştirdiği halka arzla adından söz ettirmişti. 20 Eylül’de gerçekleşen halka arz sonrası şirketin piyasa değeri 230 milyar doları aşmıştı.
Şirketin halka arzdan gelen parayla neler yapacağı ise bir süredir merak ediliyordu. Son yapılan açıklama, bu merakın bir kısmını gidermişe benziyor. Zira şirket, Los Angeles merkezli sosyal ağ Snapchat’e 200 milyon dolarlık bir yatırım gerçekleştirdi. Özellikle gençler arasında hızla popülerleşen Snapchat’in piyasa değeri bu yatırımla 15 milyar dolara fırladı.
Aylık 100 milyonun üzerinde aktif kullanıcısı bulunan Snapchat, 2015’e hızlı bir giriş yapmıştı. Ocak ayı başında akıllı gözlükler geliştiren Epiphany Eyewear‘ı 15 milyon dolara satın alan şirket, bir süre önce duyurduğu Discover servisiyle de hedef kitlesini gençlerin ötesine taşımaya başlamıştı. 4G’nin en hızlı olduğu ülkeler
Türkiye’nin de uzun bir bekleyişin ardından gündemine giren 4G hizmeti, dünyanın pek çok ülkesinde aktif olarak kullanılıyor. Dünya genelinde mobil operatörlerin kalitesini ölçen OpenSignal tarafından hazırlanan “The State of LTE” isimli rapor geçtiğimiz günlerde yayınlandı.
Ocak 2015 verilerini baz alan raporda Türkiye, 4G’ye geçiş için henüz tarih belirtmeyen ülkeler arasında verilmiş durumda. Raporun sonraki versiyonlarında ülkemizdeki 4G hizmet kalitesini görebiliriz.
Kasım 2014 – Ocak 2015 arasındaki dönemde yapılan ölçümleri baz alan araştırmaya göre dünyada 4G’nin en hızlı olduğu ülke İspanya. Ortalama 18 Mbit’lik hız sunulabilen ülkeyi ortalama 17 Mbit ile Finlandiya, Danimarka ve Güney Kore takip ediyor. Geçen yılın birincisi Avustralya ise 12 – 15 Mbps arasında değişen 4G hızlarıyla ancak 14. sırada kendine yer bulabiliyor.
OpenSignal’in verilerine göre 4G’nin aktif olduğu ülke sayısı 124. Ocak 2015 itibariyl 4G için resmi planları belli olan ülke sayısı ise 18 olarak verilmiş. İlk 4G hizmetinin İsveç ve Norveç’te Aralık 2009’da verildiği de belirtilen raporda ayrıca her ülke için 4G’den kopmadan, yani 3G’ye düşmeden ne kadar zaman kullanılabildiği de ölçülmüş.
Bu kriterde en başarılı ülke yüzde 95 ile Güney Kore. Onu yüzde 86 ile Japonya, yüzde 83 ile Kuveyt, yüzde 81 ile Hong Kong ve yüzde 80 ile Hollanda takip ediyor. 22 ülke bu sıralamada yüzde 50 barajını aşabilirken, ortalamada en yüksek hıza sahip olan İspanya yüzde 52’de kalıyor. Kuveyt’in yüzde 83’lük oranı hız konusunda ise aynı başarıyı gösteremiyor. Kuveytli operatörler 4G için ancak 6 Mbps’lik bir ortalama hız verebiliyor. En düşük 4G hızlarından biri ise Suudi Arabistan’da. Ülkedeki 4G abonelerinin erişebildiği hız ortalama 4 Mbps seviyesinde.

Güvenli online alışveriş için 10 nokta
Sabancı Topluluğu’nun online alışveriş platformu Kliksa, tüketicilerin online alışverişte güvenliğine dair dikkat etmeleri gereken noktaları açıkladı.
İşte güvenli alışveriş için dikkat edilmesi gereken noktalar…
- Site hakkında araştırma yapın
- Kullanıcı yorumlarını okuyun
- SSL sertifikası olup olmadığını kontrol edin
- Ortak bilgisayarları kullanmayın
- Kolay tahmin edilemeyecek bir şifre seçin
- Mesafeli sözleşme bulunmuyorsa…
- Fiyat bilgilerine dikkat edin
- 3D ödeme sistemini kullanın
- Sanal kart kullanın
- Alışveriş kaydını tutun
Teknoloji tüketiciden işletmelere doğru el değiştiriyor
Deloitte, “14’üncü Teknoloji, Medya ve Telekomünikasyon (TMT) Öngörüleri” raporunu yayımladı. Rapor, akıllı telefon kullanımı, mobil ödemeler, nesnelerin interneti, 3D cihazlar, insansız hava araçları ve nano uydular gibi çok geniş bir yelpazede ilginç detaylar sunuyor.
Deloitte Türkiye TMT Endüstri Lideri Tolga Yaveroğlu raporla ilgili olarak “Akıllı telefonlar henüz ‘cüzdan’ statüsüne erişmediler ancak 2015 yılının bir kırılma noktası olacağını öngörüyoruz. Bu yıl, dünyadaki akıllı telefonların yüzde 10’u ayda en az bir kez mağazalarda ödeme yapma amacıyla kullanılacak” dedi.
Teknoloji
– Bilgi teknolojilerinde bireysel öncülüğün sonu mu geliyor? Geçtiğimiz yıllarda akıllı gözlükler ya da büyük ekranlı telefonlar gibi yeni teknolojiler önce tüketiciye, sonra da iş dünyasına sunuluyordu. Fakat 2015 yılında bu akım tersine dönmeye başlıyor giyilebilir teknoloji, 3D baskı çözümleri, insansız hava araçları gibi teknolojiler tüketicilerden önce işletmelerden talep görecek.
– Nesnelerin interneti, insanların değil: Termostattan ışığa, çamaşır makinelerinden su ısıtıcılarına kadar birçok ürününü kontrol eden tüketiciler yerine, 2015 yılında 1 milyar internete bağlanabilen cihazın yüzde 60’ından fazlası işletmeler tarafından satın alınacak veya kullanılacak. Nesnelerin interneti akımı kapsamında birbirine bağlanabilen cihazların değerinin 10 milyar dolar olacağı ve cihazlarla gerçekleştirilen işlem değerinin de 70 milyar dolar civarında olacağı tahmin ediliyor.
– Niş ve yüksek profilli insansız hava araçları: 2015 yılında insansız hava araçlarının çok çeşitli endüstriyel ve sivil yönetim uygulamaları olacak. Askeri amaçlı olmayan insansız hava araçları satışlarının yaklaşık 300 bin adet olarak gerçekleşeceği, bunun da mevcut kurulu tabanı 1 milyon adet seviyesine yükselteceği tahmin ediliyor. Her ne kadar tüketiciler ve üreten tüketiciler çoğunluğunu satın alacak olsa da, gelirin çoğunluğu işletmelerden elde edilecek.
– 3D baskı devrimi: 2015 yılında dünya genelinde yaklaşık 1,6 milyar değerinde, 220 bin adet 3D yazıcı satılacak. Ama bu her evde bir “fabrika”nın olacağı anlamına gelmiyor. Bu 3D yazıcılarının toplam gelirinin yüzde 80’i tüketicilerden ziyade işletmelerden gelecek. Bu da demek oluyor ki asıl 3D devrimi işletme pazarında yaşanacak.
– Akıllı telefon pillerinde ilerleme: Daha uzun pil ömrü, tüketicilerin akıllı telefon seçimlerini yapmalarını etkileyen önemli bir faktör. Tüm akıllı telefonlarda kullanılan şarj edilebilen, lityum-iyon (Li-Ion) pil teknolojisi 2015 yılında gelişim gösterecek; fakat bu gelişim 2014 yılının modelleri ile karşılaştırıldığında yüzde 5’i geçemeyecek.
– Internetten sipariş verip mağazadan gidip alma dönemi yükselişte: 2015 yılında Avrupa’da, internetten satın alınan ürünlerin teslim alınabildiği mağaza ya da lokasyon sayısı yarım milyona ulaşacak. Bu da, bir önceki yıla göre yüzde 20 artış demek… Bu özellik, tüketicilerin internet’ten sipariş verip, ürünlerini istedikleri yerden gidip alabilmelerine imkân tanıyor.
– Nano uydular yükselişte: 2015’in sonunda 500’den fazla nano uydu (10 kg’ın altındaki uydular), yörüngede olacak. Nano uydular, geleneksel uydulardan daha ucuz ve hafif olması, yerleştirmesi, test etmesi ve fırlatması daha kolay olması ile bir hayli ilgi çekici bulunuyor. Fakat tüm bu özelliklerine rağmen mevcut uydu pazarını yerinden etmek yerine ona dâhil olması bekleniyor.
Medya
– Videonun yükselişi televizyonu yerinden edemiyor: Kısa online-video kliplerin ve 20 dakikadan daha kısa programların izlenme oranı, tüm yıl boyunca izlenen videoların yüzde 3’ünden daha az olması bekleniyor. Kısa online içeriklerin, uzun geleneksel televizyon programlarının yerini alması izlenme oranları ve elde edilen gelirler açısından değerlendirildiğinde şimdilik söz konusu bulunmuyor.
– “Harcamaz” denilen Y kuşağı TMT’ye para harcıyor: Kuzey Amerikalı Y kuşağı, 2015 yılında bayrağı elinden bırakmıyor; geleneksel ve dijital içeriğe kişi başına ortalama 750 dolar harcıyor. Y kuşağı, televizyona, müziğe, bilgisayar oyunlarına, kitaplara, spora, video yüklemeye ve hatta gazetelere para harcıyor.
– Baskı ölmüyor, en azından kitaplar için: Kitapların satışından elde edilen gelir, e-kitap satış gelirinin 5 katı büyüklüğünde olacak. E-kitap, dijitalleşmenin CD, gazete ve dergi satışlarını etkilediği gibi, kitap satışlarını etkileyemiyor. 18-34 yaşları arasındaki genç nüfus, kendilerinden önceki nesil gibi kitaplara bağlı, aynı okuma oranına sahipler ve kitaplara para ödemeye hazırlar.
Telekomünikasyon
– Temassız mobil ödemeler hız kazanıyor: 2015 yılının sonunda, dünya çapında mobil telefonlarla yapılan ödemeler kırılma noktasına ulaşacak. 2015, bu özelliğin kullanılabilmesi için finansal kurumlar, tüketiciler ve cihaz satıcıları tarafından ihtiyaç duyulan ön koşulların tamamen karşılanabildiği ilk yıl olacak. 2015’te, dünyadaki akıllı telefonların yüzde 10’u ayda en az bir kez mağazalarda ödeme yapma amacıyla kullanılacak. 2014 yılında bu oran, binde 5 idi.
– Akıllı telefonunu yenileyenler ilk defa 1 milyarı aşacak: 2015 yılında dünyada 1.35 milyar akıllı telefon satılacak fakat bunların 1 milyardan fazlasını, hali hazırda akıllı telefonu olan kişilerin bir üst model ile telefonlarını güncellemesi oluşturacak. Ekran, hız, hafıza, yazılım ve tasarım, akıllı telefonların daha yenileri ile değiştirilmesi için başı çeken sebepler arasında yer almaya devam edecek.
– Genişbant hızı yüzde 20 artacak: Dünya çapında genişbant internete sahip evlerin sayısı yüzde 2 artarak 725 milyona ulaşacak. Birçok ülkedeki genişbant hızı ise ortalama yüzde 20 artacak. 2015 yılında, hızlı genişbanta erişimi olanlar ile sıradan genişbant hızına sahip olanlar arasındaki fark açılmaya devam edecek. Bu fark özellikle abonelerin kesintisiz video izleme gibi yüksek hız gerektiren uygulamalarda elde ettiği farklı deneyimlerle kendini gösterecek.
SUSE kurumsalda ilerliyor
SUSE, 12 Mart’ta Point Otel Barbaros’ta düzenlediği etkinlikle müşterilerine yeni ürün ve çözümleri hakkında bilgiler aktardı.
Türkiye Yazılım Kalite Raporu açıklandı
Bilişim sektörünün gelişimi için, yazılım test ve kalite alanında dünyanın en saygın gönüllü organizasyonu olan International Software Testing Qualifications Board’a (ISTQB) bağlı olarak çalışan Yazılım Test ve Kalite Derneği, Türkiye Yazılım Kalite Raporu’nu yayınladı. Raporda kullanıcı davranışının değişim gösterdiği ve bu sebeple de bilgi mimarisinden görsel tasarıma kadar birçok faktörün de değişiklik içerisinde olduğuna değiniliyor. Buna göre, mobil telefonların boyutundan çok mobilize olabilmesi, kullanılabilirliğinin artışı ön plana çıkıyor.
Teknolojiye bağlı devamlı değişime ayak uydurmak amacıyla yapılması gerekenlerin ortaya konduğu raporda, şirketlerin her geçen gün müşterilerinin ihtiyaçlarını daha çok dinledikleri ve kullanıcı deneyimine daha fazla önem verdikleri belirtiliyor. Sektör profesyonellerinin katılımı ile toplanan veriler, bilişim sektörünün geleceğine ışık tutuyor.
Mobil performans kriteri: Tepki süresi
Mobil sistemlerin gündelik hayatın bir parçası olmasıyla birlikte, mobil performansının artırılması için önemli adımlar atılıyor. Eskiden yalnızca masaüstü ortamda yazılım testi yapılırken şimdi testin önemi dünya çapında kavranmış durumda ve her türlü ortam için gerçekleştiriliyor. Sektör profesyonelleri, mobil performansı ölçerken belli başlı kriterlere göre değerlendirmelerde bulunuyor. Rapora göre, profesyonellerin yüzde 78’inden fazlası, kullanıcının yaptığı işlem ile o işleme karşı cevabı alana kadar geçen süre anlamına gelen tepki süresini mobil performansın temel kriteri olarak görüyor.
Sektör profesyonellerinin neredeyse yarısı, mobil testinin en büyük zorlukları arasında artan platform sayısı, test ekipmanı, ortamı ve test uzmanı eksikliğini dile getiriyor.
Artan platform sayısı, farklı platformlarda farklı testler gerçekleştirme zorunluluğunu da beraberinde getiriyor. Test uzmanlarının kullandığı platformlarda Android’in iOS’u geçtiği göze çarpıyor. Uzmanların yüzde 79’u Android’de test yaparken, yüzde 72’si iOS’ta yapıyor.
Mobil test uzmanları, mobil hayatın daha etkili, daha az zahmetsiz yaşanabilmesi için, testler ile yazılım süreçlerini destekliyorlar. Raporun sonuçlarına göre, mobil testler mobil uygulamaları ve siteleri daha fonksiyonel, daha kullanılabilir ve daha verimli hale getirmek amacıyla yapıyor. Test uzmanlarının yüzde 78’e yakını fonksiyonelliği öncelikleri olarak gösterirken, yüzde 77’si de kullanılabilirliği ön plana koyuyor.
Geriye pek az mobil işletim sistemi kalacak
Mobildeki hızlı gelişmenin tüm firmaları mobil ortamlara geçiş için finansal ve kritik operasyonlarını gözden geçirmeye sevk ettiğini söyleyen Yazılım Test ve Kalite Derneği Başkanı Koray Yitmen, “Mobil kullanıcıların beklentileri giderek artıyor ve uygulamalar iş hayatı için çok büyük önem taşımaya başlıyor. Bu sebeple, firmalar rekabetçi bir pazarda ayakta kalabilmek için mobil ortamlarda uygulama performansını yüksek tutmaları gerektiğinin farkına varıyor. Bu sebeple de, mobil test ve performans testi yükselen bir trend konumunda” diye konuştu.
“Mobil işletim sistemlerinin gelecekte azalarak belli bir dengeye ulaşacağını düşünüyoruz. Önümüzdeki beş yıl içinde geriye pek az mobil işletim sistemi kalacak” diyen Yitmen sözlerini şöyle sürdürdü: “Geçtiğimiz sene düzenlediğimiz Testİstanbul konferansında mobil test üzerine önemli paneller gerçekleştirmiştik. Genel anlamıyla performansın yüksek tutulmasının öneminin giderek artmasıyla beraber, Testİstanbul 2015’i performans testi üzerine yapmaya karar verdik.” İTÜ Okulları öğrencilerini Ar-Ge ve inovasyonla tanıştırıyor
İTÜ Geliştirme Vakfı Okulları (GVO), öğrencilere bilimi yaşatmak, fen bilimleri okuryazarlığını geliştirmek, bugünün dünyasının vazgeçilmez kavramları Ar-Ge ve inovasyonu öğretmek amacıyla önemli bir adım attı. Beylerbeyi Anaokulu, İlkokulu ve Ortaokulunda “Yaratıcı Uygulamalar Merkezi”, Ekrem Elginkan Lisesinde ise “Bilim Merkezi” kuruldu.
İTÜ GVO Bilim Merkezi ve Yaratıcı Uygulamalar Merkezi, teknolojik destekli sınıfların yanı sıra anaokulundan liseye kadar tüm kademelerde öğrencilerin deney ve gözleme dayalı uygulamalı fen bilimleri eğitimi yapması ve Ar-Ge çalışmaları yürütmesi amacıyla kuruldu.
Öğrencilere inovatif düşünmeyi de aşılayacak bu merkezlerde; Fizik-Kimya-Biyoloji Modülleri, Teknoloji ve Bilgisayar Modülleri, Modern Teknoloji ve Elektronik Sistemleri Modülleri, Enerji Modülleri, Temel İletişim Modülleri, Hareketli Robot Modülleri, 3D Robot Modülleri ve Robotik Eğitim Modülleri yer alıyor. Öğrencilerin bilimsel çalışmalarının; elektronik, çevre, yazılım, mekatronik-robotik ve haberleşme alanlarına yoğunlaşmasını amaçlanıyor.
Beylerbeyi Anaokulu, İlkokulu, Ortaokulu Yaratıcı Uygulamalar Merkezi ile öğrencilerin deney ve gözlem yaparak yaratıcılıklarının geliştirilmesi hedefleniyor. Öğrencilerin fen bilimlerine karşı olumlu davranışlar geliştirmesini, bilgilerin kalıcı olması ve daha iyi kavranması amacıyla kurulan Yaratıcı Uygulamalar Merkezi sayesinde öğrencilerin fen bilimleri okuryazarlığı konusunda kendilerini geliştirmesine olanak sağlanıyor.
Yaratıcı Uygulamalar Merkezinde, enerji üzerine de çalışmalar yapılacak. Güneş ve rüzgar gibi iki önemli yenilenebilir enerji kaynağına ilişkin hesaplama ve deneylerin yapılabileceği merkez, yazılım dünyasına da kapı açıyor. Bilgisayar ve yazılım temelli çalışmaların yanı sıra 3D robot modülü, yeni teknolojilerle iç içe olmayı sağlıyor. Geliştiriciler, haydi buluta
IBM’in geliştiriciler için hazırladığı Bluemix çözümleri buluta entegre bir sistem sunuyor.
Teknosa’da yeni isim: Bülent Gürcan
Atamayla ilgili olarak bir açıklama yapan Sabancı Holding Perakende ve Sigorta Grup Başkanı Haluk Dinçer: “Bir dönem Teknosa’nın üst yönetiminde görev yapan Sayın Bülent Gürcan’ın yeniden aramıza katılmasından büyük memnuniyet duyuyor ve kendisiyle Teknosa’nın başarılarına yenilerinin ekleneceğine inanıyorum. Bu vesile ile 1 Nisan tarihinden itibaren kariyerini TeknoSA dışında sürdürecek olan Necil Oyman’a da, TeknoSA’daki hizmetleri için teşekkür ediyorum” dedi.
1 Nisan 2015 tarihinde Teknosa Genel Müdürü olarak göreve başlayacak olan Bülent Gürcan, 1988 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünden mezun oldu. 1992-1993 yılları arasında Sony Gulf’da Satış Müdürlüğü, 1993-2000 yılları arasında Max Mara’da Yönetici Ortaklığı, 2000- 2002 yılları arasında Topshop Topman/Giysa‘da Operasyon Müdürlüğü ve 2002-2004 yılları arasında Başer Holding’de Perakende Direktörü olarak görev yaptı. 2004-2013 yılları arasında Teknosa Satış Direktörü ve TeknoSA Operasyon Genel Müdür Yardımcılığı pozisyonlarında çalışan Sn. Gürcan, son olarak 2013-2015 yılları arasında Media-Saturn CEO’su olarak görev yapmaktaydı.
İşinize virüs bulaşmasın
Kimlik Avı Hırsızlığı, İstismar Önleyici, Güvenlik Açığı Kalkanı gibi pek çok yeni teknoloji ile gelen yeni ESET Kurumsal Çözümler (ESET Business Solutions), farklı sistemler arasındaki güvenlik karmaşasını ortadan kaldırıyor ve yeni uzaktan yönetim konsoluyla güvenliğin her an her yerden denetlenmesine imkan tanıyor.
Dünyanın en büyük antivirüs yazılım kuruluşları arasında yer alan ESET, yeni ESET Kurumsal Çözümler’ini ve bu çözümlerin içerdiği ürünleri, İstanbul’da Divan Taksim Oteli’nde yapılan bir basın toplantısıyla duyurdu.
Dijital dünyada kirlilik artıyor
Toplantıda konuşan ESET Türkiye CEO’su Alain Soria’nın verdiği bilgiye göre dijital dünyada ciddi kirlenme söz konusu. Soria şu bilgileri paylaştı: “2012‘de 50 milyon düzeyinde olan yeni virüs girişi neredeyse 3 kat arttı. 2014 yılında dijital dünyaya en az 140 milyon yeni virüs dahil oldu. Siber dünyadaki zararlı yazılım sayısının 350 milyonu aşmış olduğunu tahmin ediyoruz. Virüs, truva atı, solucan, casus programlar ya da oltalama dalgaları biçimindeki zararlı yazılımlarla gerçekleşen saldırılarda en büyük hedef ise kurumlar ve kurumların parası.”
Zararlıyı algılamak ya da algılayamamak. Bütün sorun bu!
Artan kurumsal saldırılar karşısında şirketler için daha güçlü ve en küçük ayrıntılara kadar kontrol edilebilir savunma mekanizması oluşturmaya odaklanan ESET, yeni kurumsal çözümlerinde pek çok yeni ve geliştirilmiş teknolojiye yer veriyor. Botnet Koruması, Kimlik Avı Hırsızlığı, İstismar Önleyici, Güvenlik Açığı Kalkanı ve Gelişmiş Bellek Tarayıcısı gibi yenilikçi uygulamalarla ESET Kurumsal Çözümler, düşük sistem kaynağı tüketimi ve zararlı yazılımları mükemmel düzeyde algılama oranı sağlıyor.
Karmaşık sistemler, siber suçlular için çekici
Şirketler geliştikçe bilgi işlem altyapılarında farklı farklı ve karmaşık sistemler yer almaya başladı. Karmaşık sistemler siber suçlular için daha çekici. Çünkü bu sistemler arasında güvenlik entegrasyonu sağlamak, sıkıntıya dönüşebiliyor. Yeni ESET Kurumsal Çözümler’in en öne çıkan unsurlarından biri, çoklu platformlarda rahatlıkla kullanılıyor olabilmesi. ESET Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Alev Akkoyunlu’nun verdiği bilgiye göre şirketler, özellikle de çok şubeli yapılara sahip kurumlar pek çok farklı IT sistemi kullanıyor. Farklı sistemler arasında güvenlik açıkları oluşabiliyor. Yeni ürünlerin multiplatform özelliği, farklı IT sistemlerinde dijital güvenliğin aynı güçlü şekilde sürdürülebilmesine imkan tanıyor. ESET, desteklenen tüm platformları korumak için tek birleşik lisanslama sağlıyor.
Kontrol şirkette!
“ESET’in yeni ürün yelpazesinin özünde Uzaktan Yönetim Konsolu yer alıyor” bilgisini paylaşan ESET Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Alev Akkoyunlu, “Mobilleşen dünyada güvenlik ayarlarını da mobil şekilde yapabilmek öne çıkıyor. Yeni ürünlerimizde müşterilerimiz yeni ESET Uzaktan Yönetim Paneli ile web konsolu üzerinden en küçük ayrıntılara kadar inebilir, detaylı ayarlamalarını yapabilir, sistemlerini görüntüleyebilir ve IT güvenlik durumlarını kontrol edebilirler.”
Kurumsal ürünlerin yeni konsepti: Do More
Güvenlik çözümleriyle şirketlere ‘daha fazlasını yapmaları‘ için imkan tanıyan ESET, kurumsal ürürler için yeni marka konseptini de “Do More“ olarak duyurdu. Artan ve karmaşıklaşan dijital sistemler karşısında şirketlerin cesaretle çalışmayı sürdürebilmelerine odaklanan ESET, kurumlar işleri için daha fazlasını yaparken, onlara daha fazla güvenlik sunmayı hedefliyor.
ESET Kurumsal Çözümler (ESET Business Solutions)
şu ürünlerden oluşuyor:
• ESET Remote Administrator® (Uzaktan Yönetim Konsolu)
• ESET Endpoint Security® for Windows
• ESET Endpoint Security® for OS X
• ESET Endpoint Security® for Android
• ESET Endpoint Antivirus® for Windows
• ESET Endpoint Antivirus® for OS X
• ESET File Security® for Microsoft Windows Server®
Türkiye’de KOBİ Tablet dönemi
Finansbank, verimliliğini, hizmet kalitesini ve çalışan memnuniyetini artırmak amacıyla gerçekleştirdiği teknoloji yatırımlarına bir yenisini daha ekledi. Microsoft Türkiye işbirliği ile gerçekleştirilen KOBİ TABLET, müşteri bilgilerini 500 farklı parametre ile finansçının bilgisine sunarken, saha ekiplerinin daha çok tüzel müşteri ile buluşarak, ihtiyaca özel çözümler üretmesine olanak sağlıyor.
Finansbank’ın Türk bankacılık sektöründeki “teknoloji öncüsü” misyonunu pekiştiren Basebook uygulaması, Microsoft Türkiye Genel Müdürü Tamer Özmen ve Finansbank Genel Müdürü Temel Güzeloğlu’nun 10 Mart’ta düzenledikleri basın toplantısı ile kamuoyuna duyuruldu.
Teknolojide bir ‘ilk’ adım
Toplantının açılış konuşmasını yapan Finansbank Genel Müdürü Temel Güzeloğlu, Finansbank’ın müşterilerine her zaman klasik bankacılık hizmetlerinden fazlasını sunan ‘Finansçı’ kimliğinin altını çizdi.
Teknolojinin, bankacılık sektöründe rekabetin arttığı günümüzde “verimlilik” için kilit öneme sahip olduğunu belirten Güzeloğlu, “Finansbank olarak, hem müşterilerimize sunduğumuz hizmetin kalitesini arttırmak hem de çalışanlarımızın hayatlarını kolaylaştırmak için birçok teknolojik yeniliğe imza atıyoruz. Yeni teknolojilere yaptığımız bu yatırımlar bize verimlilik olarak geri dönüyor”dedi. Sektördeki Enpara.com gibi ilk uygulamalarına bugün bir yenisini daha eklediklerini vurgulayan Güzeloğlu, Microsoft işbirliği ile geliştirdikleri CRM odaklı Core Finans Mobile uygulaması Basebook’u “KOBİ TABLET” adı ile hayata geçirerek bankacılık sektöründeki iş yapış şekillerini değiştirmeyi hedeflediklerini söyledi.
Verimlilik 5 kat arttı
Finansbank olarak CRM odaklı uygulama ile tüzel müşterilerin geçmişini ve bugününü 500 farklı parametre desteği ile tanıyıp gelecekteki ihtiyaçlarını tahmin edebildiklerini ifade eden Güzeloğlu, “CRM teknolojisi odaklı uygulama, her müşteri ile farklı ilişkilerin geliştirilmesine ve farklı pazarlama stratejilerinin oluşturulmasına olanak veriyor” dedi. Uygulamanın 14 pilot şubede hayata geçirildiği bilgisini de paylaşan Güzeloğlu, “KOBİ Tablet ile standart şubelerin ortalama elde ettiği yeni müşteri sayısını pilot şubelerde 5 katı artırdık. Finansbank’ın pilot şubelerdeki çapraz satış rasyolarını da yüzde 24 yükselttik. Hedefimiz Mart sonunda 180 şubede uygulamayı hayata geçirmiş olmak. 3 aylık bir ön çalışmanın ardından uygulamayı Finansbank’ın tüm şubelerinde saha ve şube çalışanları tarafından aktif hale getireceğiz” dedi.
Temel Güzeloğlu, uygulamanın, dünyanın en prestijli kurumlarından Avrupa Finansal Yönetim ve Pazarlama Birliği EFMA’dan ödül alarak başarısını uluslararası platformda da kanıtladığını kaydetti.
Mobil çözümlerde güvenlik ve yönetilebilirlik
KOBİ TABLET projesini finans sektöründe başlı başına teknoloji temelli üretkenlik ve entegrasyon öyküsü olarak değerlendiren Microsoft Türkiye Genel Müdürü Tamer Özmen, projenin yepyeni bir bankacılık anlayışının temellerini attığının altını çizdi. Özmen, “Microsoft olarak Finansbank’ın ‘Herkese bir Finansçı lazım’ sloganını aldık ve ‘Herkese bir finansçı, her finansçıya da tablet içinde şube lazım’ diyerek yola çıktık. KOBİ TABLET projesi ile Finansbank, elinde KOBI temelli çok kapsamlı ve geniş veri tabanı bilgisini Microsoft teknolojileri ile çok farklı boyutlarda harmanlıyor. Bu sayede KOBİ müşterilerine sadece finansal ürün satmanın bir adım ötesine geçerek banka şubesini gerçek anlamda onların ayaklarına götüren ve müşteriye değer yaratıp işini kolaylaştıracak esnek finansal çözümler sunuyor. Burada gerçek anlamda yepyeni bir bankacılık anlayışının temellerini atan bir teknolojik çözüme tanıklık ediyoruz aslında. KOBİ TABLET projesi, mobil çözümlerin güvenlik ve yönetilebilirlikten feragat etmeden kurumlara nasıl katma değer sağlayabildiğimizin somut bir örneği olarak bize heyecan veriyor” dedi.
308 milyar dolarlık potansiyel pazar
Teknolojide son yıllarda yaşanan gelişmelerin finans sektörüne sağladığı katma değere de değinen Özmen şöyle konuştu: “Global araştırma şirketi IDC’nin öngörülerine göre, büyük veriyi doğru analiz eden bankaları, önümüzdeki 4 sene içerisinde 308 milyar dolar değerinde bir potansiyel pazar bekliyor. Bu da teknolojiye yatırım yapan bankaların sektörde açık ara rekabet avantajı elde edeceğini gösteriyor.”
Price Waterhouse Coopers’ın (PwC) bu sene yayınladığı bir araştırmadan örnekler veren Özmen, günümüzde finans sektöründeki müşterilerin yüzde 69’unun online bankacılık hizmetlerinden faydalandığına dikkat çekti. Microsoft olarak finans sektöründe gerçekleşen dijital dönüşümün sadece mobil bankacılık ile sınırlı kalmayacağının altını çizen Tamer Özmen konuyla ilgili olarak Accenture’ın 2016 Global Bankacılık araştırma raporundan örnekler sundu.
Özmen, “Bankalar, çok kanallı deneyim, interaktif ara yüz bağlantıları, artırılmış gerçeklik, mobil ve sosyal medya uygulamalarını yaygınlaştırarak yıllık gelir artış oranını ikiye katlarken masraflarını yüzde 20 ya da daha fazla oranda azaltma fırsatı yakalıyor” dedi.
Dünyada 1,5 milyar kişi Windows kullanıyor
Bugün dünya üzerinde 1,5 milyar kişinin Windows kullandığına vurgu yapan Microsoft Türkiye Genel Müdürü Tamer Özmen, Forrester Consulting’in Windows tablet kullanan şirketler arasında yaptığı toplam ekonomik etki araştırma sonuçlarını paylaştı. Araştırmadaki verilere göre, Windows tablet kullanan kurumların üretkenlik seviyelerinin yüzde 46, satışlarının ise yüzde 44 arttığını; yatırım getirilerinin ise yüzde 128’e ulaştığını ifade etti. Tamer Özmen, ayrıca IDC Türkiye’ye göre kurumsal pazarda en çok kullanılan tabletlerin Windows tablet olduğunu ifade etti. Gelecek sene tahminlerinde büyük kurumsal segmentte her 4 tabletten 3’ünün Windows tablet olacağının ön görüldüğünü sözlerine ekledi.
KOBİ TABLET nedir?
Microsoft’un farklı sektörlere yönelik geliştirdiği teknolojilerden biri olan ve Finansbank’a özel dünyada ilk defa kullanılan CRM odaklı Core Finans Uygulaması, bankacılık sektöründeki dengeleri değiştirmeye hazırlanıyor. Sadece finans sektöründe değil tüzel müşteri ağı ile çalışan birçok sektörde kullanılabilen uygulama, Finansbank’ın operasyonel süreçlerini optimize etmesine destek olurken verimlilik, hız çapraz satış ve yeni müşteri artışı sağlıyor. Ayrıca zaman tasarrufu ve maliyet yönetimini eş zamanlı elde etmesini mümkün kılarak bankacılık sektöründeki iş yapış şekillerini ve iş kültürünü değiştirmeyi amaçlıyor.
KOBİ TABLET içinde yer alan Basemap modülü, mevcut ve potansiyel tüm şirketlerin konumlarının harita üzerinde görüntülenmesini sağlayarak saha ekiplerinin müşteri ziyaretlerini daha verimli ve koordineli planlamasını sağlıyor. Böylece saha çalışanları öngörülen müşteri ihtiyaçlarını Windows tabanlı tabletler yardımıyla hızla karşılayarak, Bankanın ve müşterilerinin sektördeki rekabet avantajlarını yüksek bir konuma taşıyor.
Finansçılar şubeye gitmeden müşterilerinin her ihtiyacını hızla karşılıyor
Uygulama, saha çalışanlarına şubeleri, konumları veya seçecekleri herhangi bir bölge çevresinde aktif, pasif ve potansiyel müşterileri anında görebilmelerine imkan tanıyor. Core Finans Mobile uygulamasının bazı fonksiyonları konum bazlı olarak çalışıyor ve müşteri konumuyla tablet konumu örtüştüğünde kullanıma açılıyor. Böylece çalışanlar, bulundukları konumda uygulayabilecekleri aktiviteleri en ideal şekilde planlayarak şube dışında daha verimli ve satış şansı yüksek ziyaretlere öncelik verebiliyor. Finansçılar Basebook uygulamasına konulan birçok filtreleme ve seçim kriterleri sayesinde kendi bölgelerinde müşteri segmentleri yaratarak harita üzerinde ziyaret etmek istedikleri müşterileri belirleyebiliyor. Ayrıca, şube çalışanlarının, yazılımın bazı fonksiyonlarının tabletlere taşınması ile şubede yapabilecekleri bankacılık işlemlerini müşteri konumunda rahatlıkla yapabiliyormel
Technopc B200 ile hepsi bir arada
Technopc’nin yeni Hepsi Bir Arada bilgisayarı B200, yenilikçi tasarımı sayesinde kurumlara ve son kullanıcılara esnek kullanım olanakları sunmasıyla dikkat çekiyor. Tam 19.5 inç büyüklüğünde ve 1600 x 900 piksel çözünürlüğünde IPS ekranı bulunan B200 serisinin içinde hem Android 4.4 KitKat hem de Windows 8.1 işletim sistemi birlikte yer alıyor. Kullanıcılar açılış esnasında diledikleri işletim sistemini seçebiliyor. Bu sayede hem Windows ortamında çalışan yazılımlar hem de Android ortamında çalışan uygulamalar ve oyunlar rahatlıkla çalıştırılabiliyor.
Gücünü Intel’in 4 çekirdekli yeni nesil işlemcisi Celeron N2930’dan alan Technopc B200 serisinde 2 GB, 4 GB ve 8 GB bellek seçenekleri bulunuyor. Depolama alanı olarak da 500 GB ve 1 TB’lık kapasitelerin yanı sıra dileyen kullanıcılar 60 GB, 120 GB ve 240 GB SSD seçeneği bulunan modelleri tercih edebiliyor. Technopc B200’ün farklı konfigürasyon seçenekleri sayesinde kullanıcılar tek bir modele bağlı kalmadan ihtiyaçlarına en uygun çözüme ulaşabiliyor.
10 noktadan çoklu dokunmatik ekrana sahip olan Technopc B200’de 2W gücünde iki adet dâhili stereo hoparlör bulunuyor. Ön kısmındaki kamera ile de HD kalitede görüntülü görüşme yapılabiliyor. Technopc B200’ün standart Hepsi Bir Arada bilgisayarlara göre en önemli avantajlarından bir tanesi ise dâhili bataryası sayesinde herhangi bir güç kaynağına ihtiyaç olmadan bir tablet olarak kullanılabilmesi. Sadece 29 mm kalınlığa ve 3.2 kg. ağırlığa sahip olan B200, ihtiyaca göre istenilen mekana kolayca taşınabiliyor.
Technopc B200’ün arka kısmında bulunan açılabilir stant ayağı, 20 derece ve 70 derece olmak üzere iki farklı açıda kullanım olanağı sunuyor. Stant ayağı tamamen kapatıldığında ise bilgisayar bir tablete dönüşmüş oluyor. Siyah ve beyaz olmak üzere iki renk seçeneği bulunan B200’ün tüm giriş çıkış portlarının kasanın sağ tarafında toplu halde bulunması sayesinde kullanıcılara erişim kolaylığı sağlanmış oluyor.
Kurumların müşterileri ile doğrudan temas kurdukları satış noktalarında, kiosklarda ve mekân içi bilgilendirme ekranlarında kullanılabilen Technopc B200, asansör içi ekranlar ya da araç içi uygulamalar gibi farklı kullanım senaryolarını hayata geçirmek için de uygun bir çözüm sunuyor.
Hepsi Bir Arada bilgisayar almak isteyen kullanıcılara çift işletim sistemi seçeneği ve tablet olarak da kullanılabilme olanağı sunan Technopc B200, kurumların da kendilerine özel ihtiyaçlarına yaratıcı çözümler getiriyor. Technopc B200 serisi 699 dolardan başlayan fiyatlarla satın alınabiliyor.
Technopc B200 Teknik Özellikleri
Ekran: 19.5 inç (1600 x 900 piksel), 10 noktadan çoklu dokunmatik IPS
İşletim sistemi: Android 4.4 KitKat ve Windows 8.1
İşlemci: 4 Çekirdekli Intel Celeron N2930
Ekran kartı: Intel HD Graphics
Bellek: 2 GB / 4 GB / 8 GB
Depolama alanı: 500 GB / 1 TB / 60 GB SSD / 120 GB SSD / 240 GB SSD
Pil: 16000 mAh
Portlar: HDMI, USB 2.0, USB 3.0, RJ-45 Ethernet, SD Kart Okuyucu, 3.5 mm kulaklık
Kablosuz Bağlantılar: 801.11 b/g/n/ac, Bluetooth 4.0
NFC: Opsiyonel
Kamera: 1.3 Megapiksel (720p HD çözünürlük)
Hoparlör: 2 X 2 Watt
MicroSD kart desteği: 32 GB’a kadar
Boyutlar: 499 X 301 X 29 mm
Ağırlık: 3.2 kg Arena, Polycom yetkili distribütörü oldu
Video, ses ve içerik alanında iletişim çözümleri ve işbirliği (UC&C) sunan üreticiler arasında endüstri lideri öncü markalardan olan Polycom, çözümleri sayesinde şirketlerin coğrafi olarak dağınık iş güçlerini biraraya getiriyor. Arena, organizasyonların seyahat masraflarını azaltmanın yanı sıra verimliliği artıran çözümler sunan Polycom ürünlerinin, distribütörlük anlaşması kapsamında dağıtımını gerçekleştirecek.
Özel sektörden kamuya, farklı sektörel ve yapılardaki organizasyonlar Polycom’un sunduğu çözümleri kullanarak;
- Çalışanların lokasyon bağımsız “yüz yüze” elde ettikleri iletişim sayesinde yapılan yatırımların geri dönüşü hızlıca geri kazanılır.
- Doğru insanları bir yere toplamak için harcanan zaman, masraf ve karbon salınımı gibi etkenlere direk pozitif katkısı bulunur.
- Eldeki kaynakların doğru ve en verimli şekilde kullanılmasını sağlar.
- Telepresence, video, ses, services ve people connect çözümleri sayesinde birçok farklı lokasyonda farklı ara birim cihazları ile çalışanlar karşılıklı olarak online veya offline etkileşimde bulunma fırsatına sahip oluyor.
Autodesk’ten şehir plancılarına tüyolar
Bugün küresel ekonominin itici gücünü şehirler oluşturuyor. McKinsey danışmanlık şirketinin gerçekleştirdiği bir araştırmaya göre küresel gayri safi hasılanın yüzde 60’ı yaklaşık 600 şehirden geliyor. 2010 yılında 3,1 milyar olan şehirlerde yaşayan insan nüfusunun, 2050 yılında 6,3 milyara yükseleceği beklentileri, şehirlerin dünya ekonomisindeki rolünün daha da artacağını gösteriyor.
Peki dünya genelinde milyonların gelir kapısı olan şehirlerin geleceği nasıl olacak? Ekonomik büyüme ve inovasyonun merkezi olmak, rakiplerinden bir adım öne çıkmak için şehir yöneticilerinin nasıl stratejiler uygulaması gerekecek? Şehir planlamacıları gelecekte teknoloji yatırımlarını hangi alanlara yoğunlaştırmalı? 3D tasarım yazılımı şirketi Autodesk, şehirlerin geleceğine dair öngörülerini paylaşıyor.
Geleceğin şehirleri için yeni trendler
- Bir şehrin başarısı en temelde o şehrin altyapı kalitesine bağlı. Enerji, su, atık yönetimi tedariki, ulaşım, yiyecek ve işlenmiş ürünlere sorunsuz erişim gibi özellikler sunan şehirler, ekonomik ve kültürel büyümede öne çıkacak. Çünkü altyapısı gelişmiş şehirler sadece temel yaşam ihtiyaçlarını destelemekle kalmıyor, bireyler ve kurumlar arası etkileşimi ve fikir paylaşımını da mümkün kılıyor.
- Şehirli insan için yaşam kalitesi gelecekte çok daha önemli bir kriter olacak. Yaşam kalitesini etkileyen başlıca etkenler arasında yer alan sürdürülebilirlik, dayanıklılık, enerji verimliliği, kaliteli konut ve okullar, güvenlik, hatta mutluluk gibi kriterlerde vatandaşlarına sunduğu hizmetlerle öne çıkan “akıllı” şehirler, en hızlı büyüyen şehirler olacak. Bu da gelecekte şehirlerin daha uyarlanabilir, işbirlikçi, yayalar için yürümeye daha elverişli hale geleceği ve herkesin kamu hizmetlerine ve toplu taşımaya daha kolay erişebileceği bir şehir hayatına işaret ediyor.
- Geleceğin şehirlerinde bina çatılarına kurulan bahçeler ve dikey tarımcılık faaliyetleri, daha yeşil bir şehir hayatı vaat ediyor. Şehir planlamasındaki karışık bölgeleme sistemi de, ofis ve paylaşılan alanlar arasında işbirliği için en uygun ortamı sağlayacak. Bağlantının yaygınlaşmasıyla mobilite ve serbest mesleklerde artış yaşanacak. Gelişen şehirler vatandaşlarına minimum enerji ile bir noktadan diğerine kolaylıkla ulaşım fırsatı sunacak. Ayrıca şehirler artık yakınlığa göre erişimi, mobiliteye yönelik erişime tercih edecekler. Bu da daha yüksek vergi sağlanması, daha sağlıklı şehir sakinleri, var olan altyapının daha iyi kullanımı ve fosil yakıtlara yönelik talebin azalması anlamına gelecek.
- Binalar: On yıllar önce çelikten inşa edilen binalar gelecekte de var olmaya devam edecek. Ancak bilgiişlem gücünde sağlanan çağdaş gelişmeler, binaların enerji ve hammadde açısından çok daha verimli şekilde inşa edilmesini sağlayacak.
- Su: Şehirlerde geliştirilecek parklar ve yeşil koridorlar, yağmur suyu yönetimine yardımcı olarak yeraltı ve yerüstü altyapı bakım maliyetlerini azaltacak, daha sağlıklı ve güzel bir çevre yaratılmasına imkan sağlayacak. Borulara yerleştirilen sensörler, su kullanımını ölçecek, sızıntıları tespit edip hızlıca tamir edilmelerini sağlayacak. Özellikle kıyılarda konuşlanan şehirler; yükselen deniz seviyesi, sıklaşan fırtınalar, depremler ya da sadece şehirleşmenin artan baskısı ile daha etkin dayanıklılık stratejileri geliştirmek zorunda olacak. Bu noktada güçlü bulut bilişim imkânlarıyla geliştirilen simülasyonlar, şehir planlamacılarının ve tasarımcılarının yenilikçi ve daha uygun maliyetli alternatiflere yönelmesini ve zamana dayalı simülasyon sayesinde bu yaklaşımların geleceği nasıl değiştireceğini öngörmelerini sağlayacak.
- Ulaşım: Ulaştırma makamları da modern tasarım ve sonsuz sanal bilişim araçlarından faydalanarak, ulaşım seçeneklerini simüle edip seyahat sürelerini kısaltacak, trafik sıkışıklığını en aza indirgeyebilecekler. Bu sayede yakınlığa göre erişim stratejisi teşvik edilirken karbon emisyonu da düşürülebilecek.
- Enerji: Güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen enerji, şehirde sera gazı salınımını azaltıp daha istikrarlı enerji maliyetleri sağlayacağı gibi, şehrin ithal enerji bağımlılığından da kurtulmasını sağlayacak. Böylece sık sık dalgalanan emtia fiyatları ve doğal felaketler gibi tehditlere karşı şehrin dayanıklılığı da artacak.
Apple Watch tanıtıldı hisseler çakıldı
Apple‘ın dün akşamki etkinliğinde, yeniMacBook modeli, güncellenmiş MacBook Air ve Pro modelleriyle beraber, Apple Watch’ı tanıttı. Ayrıca etkinlikte Apple TV’nin 69 dolar seviyesine indirildiği açıklandı. Etkinlik, Apple hissedarlarını pek etkilememiş olacak ki firma etkinlik sonrası borsada, 1 dakikada 1 milyar dolar kaybetti.
22 milyar dolar kayboldu
Etkinlik sonrası 1 dakikada 1 milyar dolar kaybeden şirket, borsadaki düşüşün ardından toplamda 22 dolar kaybetmiş oldu. Apple Watch’un çok büyük yenilikler getirmemesi hatta pil ömrü olmak üzere bazı özellikleriyle rakiplerin gerisinde olması ve yüksek fiyatları, borsadaki yatırımcıları cezbetmedi. Pek ışık göremeyen yatırımcılar ise Apple hisselerinden uzaklaştı.
Apple Watch tanıtılana kadar hisse başı 129.45 dolar ile toplamda 753 milyar dolar değere ulaşan Apple’ın hisseleri, özellikle 17 bin dolarlık modelden sonra tepe taklak oldu. Şirketin hisseleri 20 dakikada 22 milyar dolar değer kaybederek, hisseleri 125.50 dolara kadar geriledi. Apple etkinliğinin bitmesi ile Apple hisseleri biraz toparlansa da günü seans sonrası işlemlerde yüzde 0.60 civarında değer kaybetmeye devam etti.
Etkinlik boyunca neler değişti?
Etkinlik başlangıcı (19.00) 127.17 dolar
Yeni MacBook tanıtımı (19.30) 128.38 dolar
Apple Watch tanıtımı başladı (20.00) 129.45 dolar
Apple Watch fiyatları açıklandı (20.20) 125.50 dolar
Seansların kapanmasından sonra (23.00) 127.14 dolar
Yeni ürünler, eskileri gibi iddialı değil
Mesela Apple’ın MacBook Pro ya da Air modellerini ele alalım. Kullandığı işlemciler, batarya performansları ve giriş çıkış birimleriyle mobil arenadaki en iddialı modellerden. Yeni MacBook, tasarım olarak çok iyi olsa bile, tek başına USB-Cbağlantısının kulllanılması, bir bilgisayar için giriş çıkış eksikliği olarak yorumlanıyor. Ayrıca Core M işlemcisinin performansı da şüpheli.
Yani MacBook Air’den daha az yetenekli ve daha pahalı, ama şık bir cihaz karşımızda. Aynı şekilde Apple Watch ise asla rakipsiz değil ve oldukça pahalı. Kısaca Apple’ın önceki ürünleri, segmentlerinde çok iddialı modellerden. Fakat geçtiğimiz gün tanıtılan ürünleri almazsanız, hayatınızda hiç bir şey değişmez. Hisselerin düşmesi ve global anlamdaki beklentilerin altında kalınmasının temel nedeni de bu.
Kaynak: ShiftDelete.Net 








