Akamai, 2014 yılının ikinci çeyreğinde yaptığı “
State of Internet” isimli araştırmasında ülkeleri internet hızlarına göre sıraladı.
ABD ortalama hızını ilk çeyreğe göre 10,5 Mbps’den
11,4 Mbps’ye çıkarmasına rağmen
14. sıraya düşerken,
Romanya,
Danimarka ve
Norveç onun önünde yer aldılar. Listede
Güney Kore 24,6 Mbps ile birinci, Hong Kong 15,7 Mbps ile ikinci, İsviçre ise 14,9 Mbps ile üçüncü durumda bulunuyor.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (
BTK) yayınladığı
2014 2. çeyrek verilerine göre Türkiye’de şu anda
37 milyon civarında
genişbant internet abonesi bulunmakta. Bu bağlantıların
27 milyon tanesini mobil
3G aboneleri oluştururken geri kalan 10 milyon abone ise
xDSL,
Fiber,
Kablo ve diğer yöntemler ile genişbant internet erişimi sağlıyorlar.
Akamai’nin raporuna geri döndüğümüzde ise
Türkiye’nin ortalama 5,5 Mbps genişbant bağlantı hızı ile
dünya sırlamasında 53. konumda olduğunu görüyoruz. Türkiye’deki internet kullanıcılarının sadece
yüzde 5,1’i 10 Mbps üstü erişime sahipken,
15 Mbps üstünde genişbant kullanıcılarının oranı ise sadece
yüzde 1,6 oranında kalıyor.
BTK’nın verilerine göre Türkiye’de yüzde
78,42 pazar payı ile TTNET en büyük işletmeci konumunda.
TTNET’i yüzde 13,41 ile
Turkcell Superonline takip ediyor.

Günün sonunda Türkiye’de küresel arenada ciddi anlamda genişbant ile alakalı bir sorunun olduğunu görebiliyoruz zira
2023 yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisinden birisi olma hedefi ile hareket ederken artık küresel başarı sıralamasındaki en büyük çarpanlardan biri haline gelen genişbant sıralamasında dünyada
53. sırada olmamızı açıklayabilecek bir mantığı ortaya koymak mümkün değil.
Peki, Türkiye’nin genişbant açmazındaki problemi nedir?
Öncelikle
altyapı ile alakalı pazarda oluşan rantın piyasayı bir kaosa sürüklediğini söyleyebiliriz. Uzun yıllardır fiber konusunda işletmelerin önü maalesef açılmadı, açılamadı.
Fiberi bir köşeye koyalım eğer bir ülkedeki 37 milyon genişbant abonenin 27 milyon tanesi sınırlı, limitli ve yüksek ücretlendirmeler ile tüketiciye ulaşan
GSM mobil ağlar (3G servisi) üzerinden sağlanmışsa gerçekten birilerinin elini şakağına atıp düşünmesi gerekiyor.
Ofisimiz
4. Levent gibi
İstanbul’un tam merkezinde bir noktada. Bulunduğumuz sokak, elektrik, su, doğalgaz ve kaldırım yenileme işlemleri için defalarca kazılırken hâlâ fiber erişimin sağlanamamış olması kabul edilebilir bir durum değil.
Mevcut internet bağlantılarını sadece
kaçak film ve müzik indirme algısı üzerine inşa ederek
adil kullanım kotası (
AKN) adı altında kullanıcıların 100 Mbitlere varan hızlarını ayın ortasında 1-3 Mbit arasındaki hızlara düşürüyorsak bu ülkede genişbant erişimin olduğunu söylemek kocaman bir yalandan başka bir şey olmayacaktır.

Bir diğer konu ise
Upload hızları. En yüksek upload hızının 2 Mbit olduğu ve simetrik kurumsal tarifeler için işletmelerin ödemek zorunda kaldığı rakamlar göz önüne alındığında ülkemizdeki teknolojiye dayanan girişimci ekosisteminin büyümesini beklemek, buzdolabında sıcak su aramaya benziyor maalesef.
Çözüm?
Acilen Türkiye’de genişbant internet erişimi üzerindeki hız limitleri kaldırılmalı, upload hızlarının simetrik olarak sağlandığı kurumsal tarifelerin de maliyetlerini aşağı çekecek şekilde tüm
download/upload oranları 1/2 veya 1/1 şekline dönüştürülmesi bir devlet politikasına dönüştürülmelidir.
Fiber altyapı için pazarda belli yüzdelere sahip işletmelerin abone rakamlarını
DSL’e alternatif hale getirecek şekilde düzenlemeleri için zorunluluklar getirilmeli ve
4G teknolojisi için Türkiye söylemlerin ötesine geçerek uygulamaya geçmelidir.