Büyük veri merkezleri Türkiye’ye gelecek!

Geçtiğimiz hafta düzenlenen ve kamu, bilişim, akademi ve iş dünyasını buluşturan Bilişim Zirvesi’nde; T.C. Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurul Üyesi Dr. Hakan Yurdakul, T.C. Sağlık Bakanlığı Bakan Yardımcısı Huzeyfe Yılmaz ve T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Bakan Yardımcısı Zekeriya Çoştu konuşmacı olarak yer aldı. T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan da mesajlarını ilettiği video ile aktardı. Bakan Yardımcısı Çoştu yaptığı konuşmada; Türkiye’nin bilişim sektöründeki gücünü vurgulayarak 100 bin nitelikli Ar-Ge personeli ile teknoloji üretme hedefine odaklandıklarını belirtti. Kamu sektörünün itici gücünü bilişim sektöründe gördüklerini ifade eden Çoştu, “Bulut bilişim uygulamalarını teşvik etme, veri merkezi kapasitesini artırma ve yapay zeka çalışmalarında ivme kazanma gibi projeleri hayata geçiriyoruz. Ülkemizi yeni yüzyılda güçlendirmek için teknolojik üretimin öncelikli unsur olduğunu düşünüyoruz. Bu doğrultuda, Türkiye olarak küresel teknoloji yarışında yerimizi almalıyız ve bu potansiyeli birlikte değerlendirmeliyiz” dedi.

Türkiye’nin 100 yılı, dijitalin 100 yılı olacak

Açılış oturumunda, ilettiği video ile mesajlarını aktaran T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan önemli açıklamalarda bulundu. Milli teknoloji hamlesi vizyonu çerçevesinde yüksek teknoloji ürünlerini ülkemizde yerli ve milli imkanlarla üretebilmenin önemini vurgulayan Sayan, “Teknoloji üretimi, ülkelerin geleceği için kritik öneme sahiptir. Türkiye olarak, teknolojiyi sadece kullanıcı değil, üretici bir ülke olma hedefiyle hareket ediyoruz. Cumhuriyetin 100. yılına yakışır şekilde ilerleyen çalışmalarımızla, ülkemizi yüksek teknoloji üretim üssü haline getirme kararlılığımızı sürdürüyoruz. Türkiye’nin 100 yılı, dijitalin 100 yılı olacak ve bu hedefe ulaşmak için kararlılıkla ilerliyoruz” açıklamasında bulundu.

Yeni bir sağlık veri platformu geliyor!

T.C. Sağlık Bakanlığı Bakan Yardımcısı Huzeyfe Yılmaz
T.C. Sağlık Bakanlığı Bakan Yardımcısı Huzeyfe Yılmaz

T.C. Sağlık Bakanlığı Bakan Yardımcısı Huzeyfe Yılmaz, gerçekleştirdiği “Sağlıkta Teknoloji” başlıklı konuşmasında şunları aktardı: “Sağlık Bakanlığı, kamunun en etkili dijitalleşen bakanlıklarından biridir. E-nabız sistemi, merkezi hekim randevu sistemi gibi birçok sistemimiz dünya genelinde tanınmış durumda. Tabii ki yurtdışında genel olarak fark yaratmak için daha fazlasını yapmaya ihtiyacımız var. Sağlık Bakanlığı olarak, oldukça kapsamlı bir veri havuzuna sahibiz. Doğumdan ölüme kadar tüm verilere hakim durumdayız. Kamu verilerini dışarıya açamıyoruz ancak ana hedefimiz, bu verileri kullanarak yapay zeka ile gerçekleştirilebilecek çalışmalara odaklanmak. Sağlık, gerçekten fark yaratabileceğiniz bir alan, bu nedenle tüm çabamızı buraya yoğunlaştırdık. Zaten farklı kişiselleştirilmiş tıp gibi çalışmalarımız var, ancak ayrıca yeni bir sağlık veri platformunu hayata geçireceğiz. Sentetik verilerle algoritmaları çalıştırarak, kapalı bir sistem içinde veriden anlam çıkarmaya yönelik sonuçları elde etmeye çalışacağız. Bu hizmetleri yakın bir zamanda sunmayı hedefliyoruz ve bu konuda önemli adımlar atılmasını amaçlıyoruz.”

Kamu sektöründeki atılımın itici gücü bilişim sektörü

T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Bakan Yardımcısı Zekeriya Çoştu
T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Bakan Yardımcısı Zekeriya Çoştu

T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Bakan Yardımcısı Zekeriya Çoştu; “Yerli Milli Teknolojide Önemli Adımlar” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Çoştu konuşmasında; “Öncelikle yeni yüzyılın ülkemizi güçlendirmesi dileğiyle, Türkiye’nin teknolojik üretimle güçlenmesi gerektiği vurgusunu yapmak istiyorum. Ekonomide artık teknoloji üretmek ana unsur haline geldi. Biz de ülke olarak bu yarışın içinde olmalıyız. Bugün 101 teknoparkımızın içindeki 10 bin firma, 1600 Ar-Ge tasarım merkezi ve 100 bin nitelikli Ar-Ge personeli ile teknoloji üretmeyi geliştiriyoruz” dedi.

Kamu sektörünün itici gücünün bilişim sektörü olduğuna ve sektörün dinamizminin yüksek olduğunu belirten Çoştu, bakanlık olarak hayata geçirdikleri projeleri de şöyle aktardı: “Kamu olarak bulut bilişim uygulamalarını teşvik etmek için strateji oluşturuyoruz. Veri merkezi kapasitemizi artırıyor, büyük veri merkezlerini ülkemize çekmek için çalışmalarımız devam ediyoruz. Yasal düzenlemeleri hızlandırarak sınır ötesi veri paylaşımını teşvik ediyoruz. Bakanlık olarak ve kamu olarak ciddi bir teşvik mekanizması yürütüyoruz. Yapay zeka çalışmalarında ivme kazanmayı hedefliyoruz ve bilişim sektöründeki iş birliklerimizi artırmayı planlıyoruz. Sektör kampüs programı ile üniversite öğrencilerini sektöre hazırlıyoruz. İŞKUR ile iş birliği yaparak bilişim sektörüne hitap edecek bir yapı kuruyoruz. Yapacak çok işimiz var ve bu potansiyeli birlikte iş birliği ile değerlendirebiliriz.”

Yatırım almak ve yapmak için süreç odaklı bir örgütlenme gerekli

T.C. Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurul Üyesi Dr. Hakan Yurdakul
T.C. Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurul Üyesi Dr. Hakan Yurdakul

T.C. Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurul Üyesi Dr. Hakan Yurdakul, açılış programında gerçekleştirdiği “Teknoloji Ekonomisi” başlıklı konuşmasında Türkiye’deki bilişim sektörü rakamlarını detaylandırarak; “2021 yılı verilerine göre Türkiye, GSYH’na (OECD’de 13’üncü) kıyasla küresel BT pazarında küçük-orta ölçekli bir satıcı ve alıcıdır. Yani büyüme potansiyelimiz yüksektir ama performansı gelişim gerektirir. Donanımda (mal) dış ticaret açığı yılda %2,6 artarken, yazılımda %0,9 azalmaktadır. Büyük ölçekli olmayı gerektiren donanım yerine, odak noktamızın yazılım olması gerekmektedir. BT sektöründe kamunun destek artışına (%53) kıyasla BT ihracat artışı (%15) yavaştır. İhracat ile teknopark, şirket ve patent artışları arasındaki korelasyon çok yüksek ama firma başı çalışan sayısı düşük, ölçeklenme çok yavaş gerçekleşmektedir. Kamu sektörünün yerli ürünleri ticarileştirme performansı düşüktür. Bu tablo gösteriyor ki; kamu, sınırları belirleyip referans olabilir ancak şirketlerin öz işlerini yapması ve satış-pazarlama-networking odaklı olması gereken özel sektördür. Yatırım almak ve yapmak için süreç odaklı bir örgütlenme gerekli” dedi.

Windows kullanıcıları dikkat! Parmak izi okuyucuları atlanabiliyor!

Bazen Windows cihazlardaki bu durum, yüz veya iris tarayan kızılötesi web kamerası anlamına geliyor; bazen de güç düğmesine veya cihazın başka bir yerine monte edilmiş bir parmak izi sensörü anlamına geliyor.

Bu kimlik doğrulama yöntemleri kullanışlı olsa da güvenlik açıklarına karşı tamamen bağışık değil. 2021’de araştırmacılar, bazı Windows Hello IR web kameralarını kullanıcıların yüzlerinin kızılötesi görüntüleriyle kandırmayı başardılar. Geçtiğimiz hafta, Blackwing Intelligence’daki araştırmacılar, Windows PC’lerde kullanılan en popüler parmak izi sensörlerinden bazılarının üstesinden gelmeyi nasıl başardıklarını gösteren kapsamlı bir belge yayınladı.

Güvenlik araştırmacıları Jesse D’Aguanno ve Timo Teräs, değişen derecelerde tersine mühendislik ve bazı harici donanımlar kullanarak, Dell Inspiron 15’teki Goodix parmak izi sensörünü, Lenovo ThinkPad T14’teki Synaptic sensörünü ve Lenovo ThinkPad T14’teki Synaptic sensörünü kandırmayı başardıklarını yazıyor.

Blackwing’in güvenlik açığı hakkındaki gönderisi aynı zamanda modern bir bilgisayardaki parmak izi sensörlerinin tam olarak nasıl çalıştığına dair iyi bir genel bakış niteliğinde. Çoğu Windows Hello uyumlu parmak izi okuyucusu “çip üzerinde eşleşme” sensörlerini kullanır; bu, sensörün, ana bilgisayarın donanımına bağlı kalmadan tüm parmak izi taramasını ve eşleştirmeyi bağımsız olarak gerçekleştiren kendi işlemcilerine ve depolama alanına sahip olduğu anlamına geliyor. 

Bu, ana bilgisayarın güvenliği ihlal edildiğinde parmak izi verilerine erişilememesini veya verinin çıkarılamamasını sağlıyor. Apple’ın terminolojisine aşina iseniz, Secure Enclave’in kurulum şekli temel olarak bu.

Windows Hello'daki parmak izi sensörü güvenlik açıkları bulundu

Sensör ile sistemin geri kalanı arasındaki iletişimin Güvenli Cihaz Bağlantı Protokolü (SCDP) tarafından yönetilmesi gerekiyor. Bu, parmak izi sensörlerinin güvenilir ve ödünsüz olduğunu doğrulamak ve parmak izi sensörü ile bilgisayarın geri kalanı arasındaki trafiği şifrelemek amacıyla Microsoft tarafından geliştirilen bir protokol.

Her parmak izi sensörü sonuçta farklı bir zayıflığa yenildi. Dell dizüstü bilgisayarın Goodix sensörü, SCDP’yi Windows’ta düzgün bir şekilde uyguladı ancak Linux’ta bu tür korumalar kullanmadı. Parmak izi sensörünü bir Raspberry Pi 4’e bağlayan ekip, bir Windows hesabına girişe izin verecek yeni bir parmak izini kaydetmek için Linux desteğinin yanı sıra “düşük kod kalitesinden” de yararlanmayı başardı.

Lenovo ve Microsoft tarafından kullanılan Synaptic ve ELAN parmak izi okuyucularına gelince (sırasıyla), asıl sorun her iki sensörün de SCDP’yi desteklemesi ancak aslında etkinleştirilmemiş olması. Synaptic’in dokunmatik yüzeyi, iletişim için Blackwing ekibinin yararlanabildiği özel bir TLS uygulaması kullanırken, Surface parmak izi okuyucusu iletişim için USB üzerinden açık metin iletişimini kullandı.

D’Aguanno ve Teräs şöyle yazdı: “Aslında, herhangi bir USB cihazı ELAN sensörü olduğunu iddia edebilir (VID/PID’sini taklit ederek) ve yalnızca yetkili bir kullanıcının oturum açtığını iddia edebilir.

Tüm bu açıklardan yararlanmalar sonuçta bir cihaza ve dizüstü bilgisayarınıza girmeye kararlı bir saldırgana fiziksel erişim gerektirse de; olası açıkların çok çeşitli olması, tüm bu sorunları çözebilecek tek bir düzeltmenin olmadığı anlamına geliyor.

Blackwing’in ilk tavsiyesi, tüm Windows Hello parmak izi sensörlerinin aslında Microsoft’un tam olarak bu tür şeylerin olmasını önlemek için geliştirdiği protokol olan SCDP’yi etkinleştirmesi ve kullanması. SCDP elbette kurşun geçirmez değil, ancak SCDP’yi kullanan sensörün kırılması daha fazla zaman ve çaba gerektirdi. PC üreticileri ayrıca kod kalitesini ve güvenliğini artırmak için “uygulamalarının nitelikli bir uzman üçüncü taraf denetimine sahip olmalı“.

Microsoft’un takdirine göre, bu bulgular Microsoft’un Saldırı Araştırması ve Güvenlik Mühendisliği (MORSE) ekibinin Blackwing Intelligence’ı ilk etapta sensörleri kırmaya davet etmesi nedeniyle yayınlanıyor. Microsoft, PC OEM’lerinin Windows sistemlerinde oluşturması gereken şeyler üzerinde oldukça fazla kontrole sahip ve şirket, gelecekte PC’lerde SCDP’nin veya diğer özelliklerin kullanılmasını zorunlu kılmaya karar verebilir.

Blackwing ekibi, bu özel güvenlik açıklarının ötesinde her bir parmak izi sensörünün ürün yazılımı ve hata ayıklama arayüzlerinde başka saldırılara izin verebilecek başka güvenlik açıkları olabileceğini ve okuyucuların diğer “doğrudan donanım saldırılarına” karşı da savunmasız olabileceğini tahmin ediyor. 

Ekip ileriye dönük olarak bu olasılıkları araştırmayı planlıyor ve ayrıca Linux, Android ve Apple cihazlarındaki parmak izi okuyucularını da incelemeyi planlıyor.

Gelir bazlı finansman girişimi Flow48 25 milyon dolar yatırım aldı!

Türkiye, Orta ve Doğu Avrupa ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesinde, büyüme aşamasındaki teknoloji şirketlerine yatırım yapan Türkiye’nin ilk girişim sermayesi fonu 212, global ölçekte fark yaratan şirketleri desteklemeyi sürdürüyor. 212, son yatırımını Fransa merkezli, Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölgesi’nde (ODKA) faaliyet gösteren bir fintek girişimi olan Flow48’e yaptı. Gelir bazlı finansman (revenue based financing) alanında hizmet veren Flow48, aralarında 212’nin de bulunduğu Seri A öncesi yatırım turunda 25 milyon dolar yatırım aldı. Sermaye ve borç finansmanından oluşan yatırım turuna 212’nin yanı sıra Speedinvest, Daphni, Blockchain Founders Fund, Unpopular Ventures, Endeavor Catalyst, TLG ve global girişim sermayesi şirketi NEA’nın CEO’su Scott Sandell’in de aralarında bulunduğu melek yatırımcılar katıldı. Flow48, yatırımla beraber Güney Afrika pazarına da açılmayı planlıyor.  

KOBİ finansmanındaki boşluğa karşı yenilikçi yaklaşımı

 212 Kurucu Ortağı Numan Numan
212 Kurucu Ortağı Numan Numan

Büyük başarılara imza atmış ve adını dünyaya duyurmuş iyzico’dan sonra ikinci fintek yatırımlarını Flow48’e yaptıklarını vurgulayan 212 Kurucu Ortağı Numan Numan, sözlerine şöyle devam etti: “Flow48, KOBİ finansmanındaki boşluğa karşı yenilikçi yaklaşımı, deneyimli yatırımcıları çekme kapasitesi ve en önemlisi de ortak bir hedefe kilitlenmiş ekip motivasyonu ile 212’nin yatırım için önceliklendiği ideal girişim profilini yansıtıyor. Flow 48’in yatırımcısı olmaktan ve büyüme yolculuğuna dahil olmaktan dolayı çok heyecanlıyız. Önümüzdeki dönemde fark yaratacak çalışmalarını göreceğimize inanıyoruz. Ayrıca ikinci fintek yatırımımızı ilkinde olduğu gibi Speedinvest ile beraber yapmaktan mutluluk duyuyoruz.”

KOBİ’ler için adil ekonomik ortam oluşturmak

Flow48 Kurucu Ortağı ve CEO’su Idriss Al Rifai

Flow48 Kurucu Ortağı ve CEO’su Idriss Al Rifai de konuyla ilgili şu açıklamada bulundu: “Finansman ihtiyacı herkes ve her sektör için mevcut olan bir konu. Finansmana erişim noktasında çeşitlilik ve kapsayıcılık ise son derece kritik. Sunduğumuz çözümler özellikle küçük işletme sahipleri için hayati önem taşıyor. Daha adil bir ekonomik ortamın oluşmasına katkıda bulunmayı hedefliyoruz. Aldığımız yatırımla küresel çapta gelişmekte olan pazarlarda KOBİ’leri desteklemeyi hedefliyoruz.”

Türkiye’nin büyüme planı açıklandı! Teknoloji…

0

Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) tarafından düzenlenen ‘İş Güvenliğinin Yıldızları Ödül Töreni’ Kuruçeşme’de gerçekleşti. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın da katıldığı törende, Türkiye’nin istikrarlı büyüme trendini sürdürmek adına dijital dönüşümün önemine vurgu yapıldı.

Bakan Kacır’dan büyüme trendi için yüksek teknoloji vurgusu!

Bakan Kacır, Türkiye’nin küresel bir üretim ve teknoloji üssü olma hedefi doğrultusunda sanayi ve teknoloji alanında çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, “Bölgesinde güç sahibi, dünyada söz sahibi bir Türkiye için sanayi ve teknoloji başta olmak üzere her sektörde daha fazla çalışıyoruz. Düşük teknolojili ürün ihracatından adım adım orta-yüksek teknolojili bir üretim yapısına geçtik” dedi.

Bakan Kacır ayrıca, Türk Standartları Enstitüsü’nün iş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemi çalışmalarına öncülük ettiğini ve bugüne kadar 450 kuruluşun belgelendirildiğini ifade etti. “Bu sayıyı artırmak için çalışmalıyız” diyen Kacır, MESS’in Türkiye’nin iş barışına önemli katkılar sağlayan bir kuruluş olduğunu vurguladı.

Dijital dönüşüm konusundaki çabalarını da dile getiren Bakan Kacır, “Sanayi ve teknoloji gelişim yolculuğumuz devam ederken, dijital dönüşüm önemli kritik başlıklarımızdan biri. MEXT Teknoloji Merkezi, sanayimizin dijital dönüşüm süreçlerine rehberlik ediyor, iş birliklerini artırıyor ve dijital dönüşüm vizyonumuzu geliştiriyoruz” şeklinde konuştu.

MESS Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol ise ödül töreninde yaptığı konuşmada, yeni teknolojilerin iş sağlığı ve güvenliği alanında kazaların önlenebilir olduğunu belirterek, “Sıfır iş kazası hedefine ulaşmak dijital çözümler ile artık daha kolaylaşıyor” dedi. Ayrıca, ödüllerin deprem bölgesindeki kadınlar tarafından el emeğiyle yapıldığını ve Cumhuriyetin 100. yılına özel olarak sahiplerine verildiğini açıkladı.

Ödül töreninde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Lütfihak Alpkan da katılım gösterdi. Törende, 5 kategoride toplam 33 ödül sahiplerini buldu. Cumhuriyetin 100. yılı vesilesiyle, en çok başvuru yapan ve ödül alan 6 MESS üyesi şirkete ise İSG 100. yıl özel ödülü verildi.

Temiz enerjiye beklenen destek geliyor!

Girişimci İşadamları Vakfı’nın kasım ayı “Girişimci Buluşmaları” kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte konuşan KOSGEB Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, KOSGEB’in yeni dönemde hangi girişimlere, nasıl destek vereceğini açıkladı. 

KOSGEB Başkanı Ahmet Serdar İbrahimcioğlu, yeni dönemde KOSGEB desteklerinin yalınlaşacağını, enerji ve sürdürülebilirlik girişimlerine özel destek verileceğini açıkladı. KOSGEB’in yeni dönemde hangi girişimlere, nasıl destek vereceği hakkında tüm detaylar, videomuzda!

KOSGEB destekleri yalınlaşıyor 

İbrahimcioğlu, KOSGEB desteklerinin çok geniş bir yelpazeye yayılmış olduğunu hatırlatarak, yeni dönemde bu desteklerin yalınlaşacağını ve daha kolay erişilebilir olacağını belirtti. 

Teknoloji girişimleri, yeşil enerji ve sürdürülebilirlik için ise ayrıca yeni bir destek programı hayata geçiriliyor. KOSGEB yeni dönemde yeşil sanayi projesi adıyla lansmana çıkacak olan projesi ile enerji ve sürdürülebilirlik girişimlerine 250 milyon dolarlık destek verecek.  Enerji maliyetlerini düşürecek GES projeleri 500.000 dolar üst limite kadar desteklenecek. Yalın dönüşüm ve dijital dönüşüm projeleri de yüzde 70 oranında desteklenecek.

Zombi araştırmalar bilimin önünde engel olmamalı

0

Pek çok insan bilimin eksiksiz ve nesnel olduğunu düşünüyor. Ancak gerçek şu ki bilim gelişmeye devam ediyor ve hatalarla dolu. 1980’den bu yana 40.000’den fazla bilimsel yayın geri çekildi. Bunlar ya hatalar içeriyordu, güncelliğini kaybetmiş bilgilere dayanıyordu ya da düpedüz sahtekarlıktı. Bu yanlışlıkları belirlemek, bilimin nasıl çalışması gerektiği için kritik önemde. Yayınları bulmak, düzeltmek ve bilimsel kayıtları güncel tutmak sürecin bir parçası. Ancak bu zombi yayınlar farkında olmadan yeni argümanları desteklemek için alıntılanmaya ve kullanılmaya devam ediyor.

Zombi araştırmalar kaldırılmalı

Bilim insanlarının gelecekteki araştırmaları sağlam temeller üzerine inşa edebilmelerini sağlamak çok önemli, bu da daha iyi bir sistem kurmayı zorunlu kılıyor. Sadece bir zombi yayına atıfta bulunulduğunda, yeni araştırmalara virüs bulaşıyor: Güvenilmez tek bir alıntı, ona atıfta bulunan araştırmanın güvenilirliğini tehdit edebilir ve bu enfeksiyon artarak yüzlerce makaleye yayılabilir. Örneğin, çocukluk çağı kanseriyle ilgili 2019 tarihli bir makale,  geri çekilmiş 51 farklı makaleden alıntı yapıyor ve bu da araştırmayı kurtarmayı muhtemelen imkansız hale getiriyor.

Bilimsel kaydın mevcut en iyi bilginin kaydı olması için bilimsel literatürde bilgi bakımı perspektifini benimsememiz gerekiyor. Gerçekte bildiklerimizi yansıtacak paralel bir kayıt tutmalıyız. hatalar ve sahtekarlıklar üzerine değil, bu bilgi üzerine inşa etmemiz gerekiyor.

Şu anda bir yayının geri çekildiğini belirlemek zor olabiliyor. neyin geri çekildiğinden emin olmak daha da zor ve neyin geri çekilmiş olarak etiketlendiği, bilginin nereden geldiğine bağlı olarak değişiyor. Bilim kendi kendini düzeltiyor olsa bile bilimsel kayıtlar düzeltmemektedir. Araştırmacılara, literatürü düzenlemek ve özellikle de düzeltmek için değil, yayınlamak için para ödeniyor.

Zombi avcıları için bazı iyi haberler var: Geri çekilen yayınlardan yapılan alıntıları takip etmek artık daha kolay. Eylül ayında Crossref ve Retraction Watch, nelerin geri çekildiğine ilişkin en iyi verileri ortaya çıkarmak için ortaklık kurdu. Veritabanını başlatmak,  bakımı için ödeme yapmanın bir yolunu bulmaktan daha kolaydı. Ancak maliyetler minimum düzeyde. Bir yayının neden geri çekildiği  gibi benzersiz bilgilerin elle derlenmesi için  beş yılda 775.000 dolarlık hacim oluşturuyor. Bir diğer büyük zorluk ise araştırmacıların geri çekilmeyi büyük ölçüde bir kariyer riski olarak algılaması. En iyi ihtimalle zaman alıcı bir durum. Bir yayının düzeltilmesi veya geri çekilmesi, yazarlar aynı fikirde olsa bile iki yıl sürebilir. Geri çekilme faydalı olsa da, özellikle başkaları geri çekilmeyi keşfettiklerinde süreç  acı verici olabiliyor. Sorun geri çekilmenin kendisi değil, nasıl ele alındığıdır. Bir başka ders de bilimin laboratuvar çalışma kültürüne öncelik vermesi gerektiği

Finans sektöründe yenilikçi çözümler yapay zeka ile geliyor 

Finansal teknoloji şirketleri, yenilikçi teknoloji ve çözümleriyle tüm dünyada finans sektörünü dönüştürmeye devam ediyor. Veri analitiği ve yapay zeka gibi teknolojileri etkin bir şekilde kullanan fintek şirketleri, müşterilerine çok daha iyi hizmet veriyor ve yenilikçi çözümler sunuyor. Bu doğrultuda finans sektörü genelinde yapay zeka kullanımı her geçen gün artıyor. Finans kuruluşları, dolandırıcılığın önüne geçmek, müşteri verilerini ve finansal işlemleri korumak ve ödeme işlemlerini daha verimli hale getirmek için yapay zeka çözümleri kullanmaya devam ediyor. 

Yeni ürün ve çözümlerle şirketlerin en büyük finansal destekçisi olmaya devam ettiklerinin altını çizen Paynet Genel Müdürü Onur Ertürk, “Deneyim odaklı bir şirket olarak işletmelerin ürün ve hizmetlerini daha kolay pazarlayabilmelerine olanak tanıyan alternatif finans kanalları ve tüketiciler için alternatif finansman yöntemleri geliştirmeye devam ediyoruz. Bu doğrultuda yapay zeka gibi işletmelerin karar alma süreçlerine destek olacak yenilikçi teknolojileri çözümlerimize entegre etmek için çalışmalar yürütüyoruz. Yapay zeka, tüketici davranışlarını analiz etmemize yardımcı olurken, kişiye özel ödeme önerileri sunarak şirketlerin satış hacimlerini artırmalarına destek olacak. Son dönemde daha fazla kullanıcı tarafından tercih edilen açık bankacılık servislerinin yapay zeka ile entegrasyonu hızlandıkça finansal teknoloji şirketlerinin kabiliyetleri artacak ve bütünleşik finans yolculuğunda önemli mesafeleri aşmış olacağız.” 

Yapay zeka müşteri deneyiminin iyileştirilmesine katkıda bulunuyor

Yapay zekanın finansal teknolojiler sektörüne entegrasyonu, finansal hizmetlerin sunulma, işlemlerin gerçekleştirilme ve riskleri yönetme şeklinde devrim yaratan önemli gelişmeleri ve avantajları da beraberinde getiriyor. Bu avantajların başında müşteri deneyimini özelleştirme ve geliştirme kapasitesi yer alıyor. Yapay zeka destekli sohbet robotları ve sanal asistanlar, müşteri sorularını yanıtlayarak, hatta finansal önerilerde bulunarak anlık ve kişiselleştirilmiş destek sunulmasına olanak tanıyor. Bu 7/24 erişilebilirlik yalnızca müşteri memnuniyetini artırmakla kalmıyor aynı zamanda finans kuruluşları açısından maliyetleri de azaltıyor. 

Yapay zeka aynı zamanda dolandırıcılıkların tespiti ve önlenmesinde çok önemli bir rol oynuyor. Makine öğrenimi algoritmaları, büyük veri kümelerini gerçek zamanlı olarak analiz ediyor ve insanların tespit etmesi imkânsız olan şüpheli faaliyetleri ve kalıpları belirleyebiliyor. Güvenliğe yönelik bu proaktif yaklaşım yalnızca tüketicileri korumakla kalmıyor aynı zamanda finans kuruluşlarına her yıl milyarlarca dolar tasarruf sağlıyor. Kredi ve yatırım alanında yapay zeka destekli algoritmalar risk değerlendirmesini ve yönetimini dönüştürüyor. 

Yapay zeka, daha doğru kredi kararları verilmesi için borçlu verilerini, kredi geçmişlerini ve piyasa koşullarını analiz ediyor. Bu, temerrüt riskini azaltırken finans kuruluşlarının daha geniş bir yelpazede kredi imkânı tanımasını sağlıyor. Benzer şekilde yapay zeka, varlıkları sürekli izleyerek, yatırımları piyasa trendlerine göre ayarlayarak ve kayıpları en aza indirerek portföy yönetimine yardımcı oluyor. 

Yapay zeka destekli otomasyon, fintek sektöründeki süreçleri kolaylaştırarak manuel müdahale ihtiyacını azaltıyor. Belge doğrulama, uyumluluk kontrolleri ve veri girişi gibi görevler yapay zeka tarafından daha verimli bir şekilde yerine getirilebiliyor. Böylece insan kaynakları daha stratejik ve karmaşık görevlere odaklanabiliyor. Bu, yalnızca operasyonel maliyetleri azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda işlem sürelerinin de hızlanmasına yardımcı oluyor.

Sonuç olarak fintek sektöründe yapay zeka kullanımı henüz başlangıç aşamasında ve gelecekte çok daha kritik bir rol oynayacak. Üretken yapay zeka gibi teknolojiler, fintek şirketlerinin kullanıcı tercihlerini daha iyi anlamalarına ve kişi, kurum hatta ürün-hizmet detayında özelleştirilmiş finansal hizmetler sunmalarına olanak tanıyacak.

Terraform kurucusu Do Kwon’un iadesi onaylandı

Karadağ’ın başkenti Podgoritsa’daki Yüksek Mahkeme geçtiğimiz Cuma günü yaptığı açıklamada “Güney Kore ve Amerika Birleşik Devletleri’nin talebi üzerine sanık KDH’nin iadesi için yasal gerekliliklerin yerine getirildiğinin tespit edildiğini” duyurdu. Terraform Lab kurucusu ve kripto dolandırıcısı Do Kwon’un hangi ülkeye gideceği ise gizemini koruyor. Mahkeme, Do Kwon’un kısaltılmış bir prosedür kapsamında Güney Kore’ye iade edilmesine rıza gösterdiğini, ancak gideceği yerle ilgili kararın Karadağ Adalet Bakanı tarafından verileceğini söyledi.

Kripto dolandırıcısı, Balkan ülkesine girmek için sahte pasaport kullandıktan sonra Mart 2023’te Karadağ’da göz altına alındı. Kwon’un Güney Kore pasaportu beş aydan daha uzun bir süre önce iptal edilmişti. Kwon’un Eylül 2022’de Singapur’dan ayrıldıktan sonra nerede olduğu bilinmiyordu. O sırada Güney Kore, ülkenin sermaye piyasaları yasasını ihlal ettiği gerekçesiyle hakkında tutuklama emri çıkarmış olsa da, Kwon defalarca kaçak olmadığını dile getirmişti. Kwon ayrıca bir Interpol Kırmızı Bültenine de konu olmuştu.

Terraform Labs yatırımcılara sözde “stabilcoin” Terra USD ve benzeri Luna token’larının çökmeyecek güvenli yatırımlar olduğu sözünü verdi. Ancak, Labs’ın çöküşü 40 milyar dolarlık bir mali krater yarattığında ve sektörde “kripto kışı” olarak adlandırılan zincirleme bir reaksiyon başlattığında bunun doğru olmadığı kanıtlandı. Kwon’un Karadağ havaalanında tutuklanmasının ardından Manhattan’daki ABD Bölge Mahkemesi, dolandırıcılık, emtia dolandırıcılığı, menkul kıymet dolandırıcılığı, tel dolandırıcılığı ve piyasa manipülasyonuna karışmak için komplo kurmayı içeren sekiz maddelik bir iddianame hazırladı.

Kaçak Kwon ve kurduğu şirket zaten ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun sivil suçlamalarıyla karşı karşıyaydı.  ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu, Şubat ayında Kwon hakkında ‘En başta Terra USD ve Luna olmak üzere bir dizi kripto varlık menkul kıymeti için gerektiği gibi halka tam, adil ve gerçeğe uygun açıklama yapmamakla ve yatırımcılar için yıkıcı kayıplara yol açmadan önce güven oluşturmak için yanlış ve yanıltıcı beyanları tekrarlayarak dolandırıcılık yaptıklarını da iddia ediyoruz.’ şeklinde suçlamada bulunmuştu.

Terraform Labs ilk etapta ilgili davanın düşürülmesi için girişimde bulundu, ancak Ağustos 2023’te Manhattan’daki bir yargıç bu talebi reddetti. Kwon ve arkadaşları “milyarlarca dolarlık bir kripto varlık menkul kıymet dolandırıcılığı düzenlemekle” suçlanıyor.

Terraform Labs, ise ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun iddialarıyla “savaşmaya devam edeceği” sözünü yineledi.

General Electric fidye yazılım saldırısı iddialarını araştırıyor

General Electric, fidye yazılım saldırısı adlığı yönündeki iddiaları araştırdığını açıkladı. Firmanın geliştirme ortamına yönelik bir siber saldırıda bir takım şirket bilgilerinin çalındığı iddia ediliyor. Fortune 500 şirketi olan General Electric, enerji sektörünün yanı sıra uzay ve havacılık alanında da son derece iddialı ve hem sivil hem de askeri uçaklar için motor ve turbofan üretiyor.

İlk olarak bu ayın başlarında, IntelBroker adlı bir tehdit aktörü, bir bilgisayar korsanlığı forumunda General Electric’in “geliştirme ve yazılım boru hatlarına” erişimi 500 dolara satmaya çalıştı. IntelBroker, sözde erişim bilgilerini satamadıktan sonra ise şimdi hem ağ erişimini hem de çalındığı iddia edilen verileri satmaya başladığını duyurdu. Çalındığı iddia edilen veriler arasında “DARPA ile ilgili çok sayıda askeri veri, belge ve SQL dosyası” olduğu iddia ediliyor. Fidye yazılım grubu ayrıca ihlalin kanıtı olarak askeri projelerle ilgili bilgiler içerdiği anlaşılan GE Aviations’a ait bir veri tabanının ekran görüntülerini de paylaştı.

General Electric firması ise fidye yazılım grubunun iddialarından haberdar olduklarını ve iddia edilen veri sızıntısını araştırdıklarını söylemekle yetiniyor. Yapılan açıklamada “GE verileriyle ilgili olarak kötü niyetli bir kişi tarafından ortaya atılan iddiaların farkındayız ve bu iddiaları araştırıyoruz. Sistemlerimizin bütünlüğünü korumaya yardımcı olmak için uygun önlemleri alacağız,” deniliyor.

General Electric ihlali henüz doğrulamamış olsa da, IntelBroker geçmişte başarılı ve yüksek profilli siber saldırılarla tanınan bir hacker. Buna Weee! market hizmeti ihlali ve District of Columbia’nın D.C. Health Link programından hassas kişisel bilgilerin çalınması da dahil. DC Health Link, özellikle ABD başkenti Washington, D.C. için birçok Beyaz Saray ve Meclis çalışanı ve aileleri tarafından kullanılan bir sağlık hizmetleri pazarı olmasıyla dikkat çekiyor. Mart ayında IntelBroker DC Health Link’i ihlal etmiş ve binlerce kişinin kişisel bilgilerini içeren çalıntı bir veri tabanını sattığını iddia etmiştir.

General Electric firmasının iç incelemesinin ne zaman sonuçlanacağını kestirmek pek mümkün olmasa da, 2022 yılında 76,5 milyar dolar gelir raporlayan firmanın bu yılın ilk 9 ayında ise yıllık yüzde 18 büyüme ile 48,5 milyar dolar gelir raporladığını belirtmekte fayda var. General Electric, ülkemizde de uzun yıllardır bir liderlik ekibi ile faaliyet yürütmekte. Fidye yazılım saldırısı doğrulanırsa, Boeing saldırısının ardından bu seneki en büyük fidye yazılım saldırısı gerçekleşmiş olabilir.

Google Haritalar yeni görünümü hayal kırıklığına neden oluyor

Google Haritalar’ın yeni görünümü Kaliforniya sürücülerini hayal kırıklığına uğratabilir. Google Haritalar’ın eski görünümünde otoyollar ve otoyollar, diğer yollara ve coğrafyalara göre sarı renkte öne çıkıyordu. Güncellemeden sonra tüm yollar gri renkli hale geldi. Popüler platformu tatil gezileri için kullanan sürücüler , parklar ve şehir blokları için farklı bir görünüm de dahil olmak üzere yeni bir renk şeması bulacaklar. Ancak Kaliforniya gezginleri tatil trafiği sıkışıklığıyla baş etmeye başladığında, çevrimiçi yorumcuları rahatsız eden şey, uygulamanın çok önemli yol haritalarında yapılan değişiklikler.

Google Haritalar yeni görünümü ile eleştiri alıyor

Daha önce otoyollar ve otoyollar, saf beyaz bir ızgaranın önünde öne çıkan parlak sarı renkte tasvir ediliyordu. Artık uygulama her yolu grinin çeşitli tonlarında gösteriyor; Interstate 80 ve Highway 1 gibi ana caddeler diğer yollardan daha karanlık ve daha kalın görünüyor. Google Haritalar’ın yeni görünümü, Körfez Bölgesi sakinleri Şükran Günü seyahatine hazırlanırken geldi.

San Francisco Belediye Ulaşım Ajansı çalışanı Raynell Cooper, Pazartesi günü eski adıyla Twitter olarak bilinen X’e gönderdiği gönderide yeni görünümü “kartografik açıdan hayal kırıklığı yaratan” olarak nitelendirdi. Açıklamada: “Büyük yerel yollar ile sınırlı erişimli otoyollar (otoyollar) temelde birbirinden ayırt edilemez” dedi.

Diğerleri ise Apple ile Google’ın navigasyon uygulamaları arasında uzun süredir devam eden rekabete ağırlık vererek, düello hizmetlerinin toplu taşıma planlamasını, işletme listelerini ve trafik tahminlerini nasıl ele aldığını ve aynı zamanda basitçe onlara nasıl bakmayı hissettiklerini karşılaştırdı. Google’daki bazı çalışanlar şikayetleri muhtemelen kendi tatil tatillerinden sonra duyacaklar. Google Haritalar X hesabı,  renklerin eski haline döndürülmesi talebi için “Geri bildiriminiz için teşekkürler, gerçekten takdir ediyoruz! Bunu doğru takıma aktaracağız” dedi.

Yeni özelliklerden biri, bir grup arkadaşınızla ve ailenizle nerede buluşacağınızı planlama konusunda endişelenmenize gerek kalmaması için tasarlandı. Bir yeri arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz ve ardından gruptaki kişiler fikirlerini belirtmek için kalp veya beğenmeme gibi bir emoji bırakabiliyor. Bu, konumları kaydetmenize olanak tanıyan mevcut liste özelliğinin bir alt bölümü. Google Haritalar ayrıca içerik incelemelerinde daha fazla söylemin kullanılmasına da olanak tanıyor. İnsanlar bir fotoğrafa, videoya veya yoruma emojiyle tepki verebiliyor ve diğerleri de tepkilerini görebiliyor.

Instagram şifremi unuttum, ne yapabilirim?

Birçoğumuz daha önce kendimizi Instagram gibi bir sosyal medya hesabına kilitlenmiş halde bulduk. Genellikle şifrenizi sıfırlamanın bir yolu olsa da Instagram şifre bilgilerinizi unuttuysanız hesabınıza geri dönmek bazen zor olabiliyor. Neyse ki Instagram, sihirli kelimeyi hatırlayamadığınızda size yardımcı olabilecek birkaç alternatif giriş yöntemi sunuyor. Şifrenizi unuttuysanız ve yayınınıza erişimde sorun yaşıyorsanız yapabileceğiniz bazı işlemler var.

Instagram hesabınız için kullandığınız e-posta adresini biliyorsanız ve gelen kutunuza erişebiliyorsanız, şifrenizi sıfırlamak birkaç saniyeden fazla sürmez.

Instagram şifremi unuttum

  • iPhone veya Android için Instagram’ı başlatın.
  • Şifrenizi mi unuttunuz? iPhone’da seçeneğini seçin veya Android telefonlarda oturum açmayla ilgili yardım alın’a dokunun.
  • Bir sonraki ekranda “Kullanıcı Adı” sekmesinde olduğunuzdan emin olun. Eğer öyleyseniz, kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girmeniz gerekecektir. Doğru yazdığınızdan emin olun ve İleri’ye dokunun.
  • E-posta gönder’i seçin.

Bilgileri doğru girdiyseniz, hesabınıza nasıl geri döneceğinizle ilgili talimatların yer aldığı bir e-posta alacaksınız. E-postadaki sıfırlama bağlantısına dokunduğunuzda eski şifrenizi girmenize gerek kalmadan yeni bir şifre oluşturabilirsiniz. Instagram şifremi unuttum diyorsanız, diğer alternatif adımlar da var.

Telefon numaranızı kullanabilirsiniz

Instagram şifrenizi sıfırlamak için mutlaka e-posta adresinizi kullanmanıza gerek yok. Telefon numaranızı Instagram hesabınıza eklediyseniz tekrar giriş yapmak çok kolay olacak.

  • Giriş ekranıyla karşılaşmak için iPhone veya Android için Instagram’ı açın.
  • Parolanızı mı unuttunuz?’a dokunun veya Cihazınıza bağlı olarak oturum açma konusunda yardım alın.
  • Bir sonraki ekranda Telefon sekmesine geçin.
  • Instagram hesabınıza bağlı telefon numarasını girin.
  • İleri’ye basın. Birkaç saniye içinde geçici kod içeren bir kısa mesaj alacaksınız.
  • Size gönderilen kodu Instagram uygulamasında uygun alana girin, böylece tekrar giriş yapabileceksiniz.

Bu yöntem aslında şifrenizi değiştirmenize izin vermiyor. Ancak hesabınıza geri döndüğünüzde e-posta adresinizin güncel olduğundan emin olabilir ve bunu daha sonra kullanarak yeni bir şifre oluşturabilirsiniz.

Facebook değiştirebilirsiniz

Yukarıda belirtilen yöntemlerle sorun yaşıyorsanız, hesabınızın nasıl kurulduğuna bağlı olarak üçüncü bir giriş seçeneği sizi kurtarabiliyor. Instagram, Facebook ile birleştiğinden, ikincisinin yardımıyla birincisine de giriş yapabilirsiniz.

VPN ne işe yarar?

Daha güvenli, daha özgür çevrimiçi deneyim için VPN kullanmanın sayısız faydası var. Bir VPN, verilerini şifreleyerek ve IP adreslerini maskeleyerek, göz atma geçmişlerini ve konumlarını izlenemez halde bırakarak kullanıcılarını koruyor. Bu daha fazla anonimlik, engellenen veya bölgeye bağlı içeriğe erişmek isteyenler için daha fazla özgürlük sağlıyor.

VPN ne işe yarar ve nasıl kullanılıyor?

VPN, internet kısıtlaması durumunda kullanıcılar için büyük bir yarar sağlıyor. Ancak bir araştırmada, VPN programları ile saldırganların kullanıcı bilgilerini öğrenebildiği güvenlik açıkları oldu. VPN ne işe yarar kısmına değindikten sonra, kullanmanın ne gibi sorunlara neden olabileceğinden bahsedebiliriz.

Temel olarak bir VPN’in (sana özel ağ) görevi, kullanıcının arama verilerini ve kullanıcı kimliğini gizlemek, başka kullanıcıların onu bulmasını zorlaştırmak. Özellikle internet kısıtlaması uygulanan ülkelerde kullanıcılar, VPN ile kullanımı yasaklanan internet sitelerine giriş yapabilmekte. Ancak bu tip durumlarda kurtarıcı gibi görünen VPN, sanıldığı kadar güvenli olmayabiliyor.

Bir rapora göre, üç popüler VPN hizmetinin (Hotspot Shield, Zenmate ve PureVPN) güvenlik açığı oldu. Güvenlik hataları nedeniyle kullanıcıların IP adreslerinin sızdırılabildiği ve kullanıcının yerinin tespit edilebildiği öğrenildi.

Bir diğer hata ise saldırganların kullanıcıyı istediği şekilde yönlendirebilmesi üzerine oldu. Bir saldırgan, kullanıcıyı kötü amaçlı parametreler içeren bir bağlantıya tıklamak için kandırabiliyor. Ayrıca tüm trafik saldırganın sunucusuna gidiyor. Hotspot Shield’i oluşturan AnchorFree, hataları düzeltdi ve mobil ve masaüstü uygulamalarının hatalardan etkilenmediğini belirtti. Ayrıca PureVPN sözcüsü, bir e-posta ile şirketin bir hafta önce hataları düzelttiğini söyledi.

İnternet servis sağlayıcıları (ISP’ler), cihazınızın benzersiz IP adresi aracılığıyla tarama geçmişinizi günlüğe kaydediyor ve izliyor. Bu bilgiler potansiyel olarak üçüncü taraf reklamverenlere satabiliyor, hükümete verilebiliyor. Ayrıca bir güvenlik ihlali karşısında savunmasız bırakılabiliyor. VPN, İSS’nizin sunucuları yerine uzak bir VPN sunucusuna yönlendiriyor. IP adresinizi maskeliyor, İSS takibini engeller ve kişisel verilerinizi gizli tutuyor.

VPN sağlayıcının uzak sunucusuna bağlantı yapılmaya çalışıldığında, sunucu kullanıcının kimliğini doğrular ve verilerinin geçmesi için şifreli bir tünel oluşturuyor. Bu tünelden geçen veriler şifreye dönülüyor. Daha sonra şifreleme anahtarına erişimi olmayan, dolayısıyla da onu okuma izni olmayan kişiler tarafından okunamaz hale geliyor. Bu veriler sunucuya ulaştığında, sunucu verilerin şifresini çözebiliyor ve okuyabiliyor. Bunun için kendi özel anahtarını kullanıyor. Sunucu, şifresi çözülmüş verileri yeni bir IP adresiyle birlikte bağlanmaya çalıştığınız siteye geri gönderiyor.

İnternet paylaşımı nasıl yapılıyor?

Bilgisayarınızı yakındaki diğer cihazlar için bir kablosuz erişim noktasına veya kablolu yönlendiriciye dönüştürebilirsiniz. İnternet paylaşımı aynı zamanda mobil erişim noktası oluşturmak için de kullanılabiliyor. İnternet’e olan tek bağlantı Ethernet kablosuysa, hem kablolu hem de kablosuz özelliği olan bir dizüstü bilgisayar, yakındaki herhangi bir Wi-Fi cihazı için kablolu Ethernet’i Wi-Fi’ye (veya tersi) dönüştürebiliyor. Windows, bağlantısını paylaşmanız için bir özelliğe sahip. Bunun için:

  • Başlangıç ​​> Ayarlar > Ağ ve İnternet > Mobil erişim noktası seçeneğini seçin.
  • Menüden İnternet bağlantımı paylaş seçeneğini seçin ve paylaşmak istediğiniz bağlantıyı seçin.
  • Ağ Adı altında Düzenle’yi seçin.
  • Bu yeni bağlantının ağ adını ve parolasını gerektiği gibi değiştirin.
  • İşiniz bittiğinde Kaydet’i seçin.
  • İnternet bağlantımı diğer cihazlarla paylaş seçeneğini Açık konumuna getirin.
  • Bağlantıyı doğrulamak için başka herhangi bir cihazda yeni kurduğunuz kablosuz ağı arayın.

İnternet paylaşımı bilgisayar veya telefon aracılığıyla yapılabiliyor

Bilgisayarınızın yanı sıra telefonunuz veya tabletinizle de internetinizi paylaşıma açabilirsiniz. İhtiyacınız olan tek şey çevrimiçi olmanın bir yolu. Telefonunuzda veya 4G/LTE donanımlı tabletinizde zaten paylaşıma hazır bir internet bağlantınız var. Operatörünüze ve bölgenize bağlı olarak veri paylaşımını etkinleştirmek için ek bir mobil erişim noktası planı satın almanız gerekebilir. Aksi halde sinyal olduğu sürece gitmeye hazırsınız. Mac veya PC’de kablolu internet bağlantınız varsa aynı adımları kullanarak bunu Wi-Fi üzerinden başkalarıyla paylaşabilirsiniz. Hücresel bir internet donanım kilidine (genellikle bilgisayarlara hücresel özellikler eklemek için SIM kart yuvasına sahip küçük bir USB aygıtına) sahipseniz, bu bağlantıyı Wi-Fi üzerinden de paylaşabilirsiniz.

Etkinleştirmek için Ayarlar’ı açın, üst kısımdaki Kişisel Erişim Noktası seçeneğini seçin ve ardından açmak için kaydırıcıya dokunun. Varsayılan olarak, cihazınız, cihazınızın adı ( Genel -> Hakkında -> Ad ayarları olarak ayarlayabilirsiniz ) ve açma/kapama kaydırıcısının hemen altındaki şifreyle yeni bir Wi-Fi ağı üzerinden interneti paylaşacak. Kişisel erişim noktasını etkinleştirdikten sonra, iOS 11’deki Denetim Merkezi’nden hızlı bir şekilde açabilirsiniz. Denetim Merkezi’ni açın, ağ seçeneklerinde 3D dokunma (sert basın) ve ardından açmak için Kişisel Erişim Noktası düğmesine dokunun.

PC performans testi nasıl yapılıyor?

0

Bilgisayarınızın hız ve performans açısından ne kadar hızlı olduğunu hiç merak ettiniz mi? Elbette bilgisayarınızın özelliklerine ve işlemci hızına bakabilirsiniz. ancak bilgisayarınız yeni olmadığı sürece bu rakamlar yüzde yüz doğru olmayabilir. Bir oyuncuysanız veya iş için büyük ölçüde hıza güvenen biriyseniz, kendinize “Bilgisayarım ne kadar hızlı?” merak edeceğiniz bir soru.

Bilgisayarınızın hızını ve performansını kontrol etmenin ve test etmenin birkaç farklı yolu var. Bildiğiniz gibi bilgisayarınızın hızını ve performansını birçok faktör etkiliyor. Dünyanın en hızlı internetine sahip olabilirsiniz. Ancak RAM depolama alanı düşük veya ağ bağlantısı zayıf olduğu için bilgisayarınızın hızı hala yetersiz olabiliyor. Benzer şekilde, aynı faktörler en iyi, en üst düzey bilgisayarlarda bile gecikmelere ve yavaş hızlara neden olabiliyor. PC performans testi için aşağıdaki adımları izleyebilirsiniz.

PC performans testi

  • PC’nizin Özelliklerini Bulun
  • Başlat Menüsüne gidin.
  • Denetim Masası’nı seçin.
  • Sistem ve Güvenlik’i seçin
  • Sistem Seçiniz
  • Genel sekmesini seçin. Bu size işlemci türünüzü, hızınızı ve sahip olduğunuz bellek miktarını gösterecek.

Windows’ta Performans İzleyicisi’ni kullanma

Performans İzleyicisi, Windows’ta yerleşik bir tanılama aracı. Verileri topluyor ve bilgisayarınızın performansını gerçek zamanlı olarak veya kayıtlı bir dosyadan görüntülemenizi sağlıyor.

  • Klavyenizde  Windows Tuşu + R tuşlarına basın  ve “perfmon /report” yazın.
  • Veri toplanıyor yazan yeni bir pencere görünecek ve 60 saniye boyunca çalışacak.
  • Tanılama Sonuçları sekmesine gidin ve sonuçları okuyun.
  • İnternet Hızı:  Hız ve performans internet hızınıza göre belirleyici değil. Ancak yavaş internet hızları, web gerektiren her şeyin hızını etkileyecek.

İşlemci Hızı: Bilgisayarınızın ne kadar hızlı çalıştığını gösteriyor. Hız megahertz (MHz) ve gigahertz (GHz) cinsinden ölçülüyor. Belirtilen değer, merkezi işlemcinin (CPU) saniyedeki döngü sayısı.

RAM:  Rastgele erişim belleği veya RAM, bilgisayarınızdaki birincil depolamayı ifade eder. Bilgisayarınızdaki kısa süreli bellek veya depolama olarak düşünülebilir.

Sabit Disk:  Bilgisayarınızdaki sabit disk, performans ve hız açısından kritik bir rol oynar. Örneğin, sabit sürücünüzde yer kalmadıysa veya  dolmak üzereyse  , genel hızda bir düşüş fark edeceksiniz.

iPhone ekran kaydı alma

iPhone, iPad ve iPod touch gibi birden fazla Apple mobil cihazı türü, iOS 11 güncellemesiyle ekran kaydı yapabiliyor. Bu özelliğe iOS 11 veya üstünü çalıştıranlar erişebilir ancak önemli bir dezavantajı var. iPhone’daki yerleşik ekran kaydetme özelliği oldukça sınırlıdır ve düzenleme yetenekleri olmadan yalnızca ses ve video kaydetmenize olanak tanıyor.

Neyse ki, iPhone’larda çalışan ve ekranınızı kaydetmenize, yorum eklemenize, kayıtlarınızı düzenlemenize ve bunları kolayca paylaşmanıza olanak tanıyor. Bunun için ScreenPal iPhone ekran kaydedici gibi çok daha iyi özellikler sunan başka ekran kaydetme uygulamaları da var.

iPhone’unuz iOS 11 veya üstünü çalıştırıyorsa yerleşik ekran kaydetme işlevini kullanabilirsiniz. Bu işlev, Apple cihazınızı kullanarak ekranınızı ve sesinizi kaydetmenizi sağlıyor. Başlamak için Kontrol Merkezinizde ekran kayıt düğmesinin olup olmadığını kontrol edin. Kontrol Merkezinize erişmek için iPhone X veya daha yenisi için sağ üst köşeden aşağı doğru, iPhone 8 veya daha yenisi için ise yukarı kaydırın. Çevresinde daire bulunan nokta olan ekran kayıt düğmesini arayın. iPhone ekran kaydı alma işlemi için aşağıdaki adımları uygulayabilirsiniz.

iPhone ekran kaydı alma için yapabilecekleriniz

  • Ayarlar > Denetim Merkezi > Denetimleri Özelleştir’e gidin.
  • Daha Fazla Kontrol’e ilerleyin ve Ekran Kaydını bulun.
  • Dahil Edilen Kontroller menünüze eklemek için yeşil “+” sembolüne dokunun.

Ekran kayıt düğmesini artık Kontrol Merkezinizde istemiyorsanız, Kontrolleri Özelleştir’e geri dönmelisiniz. Kırmızı “-” sembolüne dokunarak bu düğmeyi kolayca kaldırabilirsiniz. Kontrol Merkezinizde ekran kayıt düğmesini bulduktan veya ekledikten sonra, kaydetmeye başlamaya hazırsınız.

  • Kontrol Merkezinize erişin. Bunu, iPhone X veya sonraki modelinizde sağ üst köşeden aşağı doğru kaydırarak yapabilirsiniz. Ayrıca iPhone 8 veya önceki modelinizde yukarı doğru kaydırarak da yapabilirsiniz.
  • Kaydet düğmesine dokunun.
  • Kaydetmek istediğiniz ekrana gitmeniz için size zaman tanımak üzere üç saniyelik bir geri sayım başlayacak. Daha sonra sol üst köşenizdeki saat kırmızı hale gelecek. (Not: Eski iPhone’lar için ekranınızın üst kısmında kırmızı bir çubuk görünecek)
  • Kaydı bitirdiğinizde ekranınızın üst kısmındaki kırmızı saate (veya çubuğa) ve ardından Durdur’a dokunun. Ayrıca Kontrol Merkezini açıp Kayıt düğmesine tekrar dokunabilirsiniz.

Yakındaki kişileri bulma

Kişi listenizdeki herkesle zaten Snapchat arkadaşıysanız, ekleyebileceğiniz ve tanışabileceğiniz yeni kişiler bulmak isteyebilirsiniz. Bu durumda aranacak en iyi yer yakın çevreniz. Neyse ki Snapchat, yakınınızda yaşayan veya kalan yeni arkadaşlar bulmayı kolaylaştırdı. Yakınınızdaki Snapchat arkadaşlarını bulmak için Snap Harita özelliğini nasıl kullanacağınızı bu yazıda inceledik.

Snapchat yakındaki kişileri bulma

Snap Haritası, Snapchat’in bu bilgiyi paylaşımı için tüm aktif kullanıcıların konumlarını görüntüleyen benzersiz özelliği. ullanıcılar bir Snapchat hikayesi yayınladığında, konumlarında mavi bir nokta belirecek. Snapchat bu noktaları “sıcak noktalar” olarak adlandırıyor. Snap Haritasını ziyaret ettiğinizde Bitmoji’niz mevcut konumunuzu işaretleyecek Bölgenizi çevreleyen tüm mavi noktalar, yakınınızdaki kişileri gösterecek. Bu nedenle Snap Haritası, Snapchat’te yeni arkadaşlar edinmenin en iyi yolu. Normal arama aracının aksine, Snap Haritasının taranması oldukça basit. Ancak kullanıcının Snapchat Hikayesini yayınladığı zamanı kontrol edebilirsiniz. Hikaye gönderisi eskiyse artık aynı yerde olmayabiliyor.

Ayrıca Snap Haritasında aktif olmanın, herkesin mevcut konumunuzu görebileceği anlamına geldiğini unutmayın. Bu konuda kendinizi rahat hissetmiyorsanız istediğiniz zaman Hayalet Modu’nu açabilirsiniz. Peki hayalet modu nasıl açılıyor?

  • “Snap Harita” için sol alttaki konum simgesine tıklayın.
  • “Ayarlar” için sağ üst köşedeki dişli çark simgesine dokunun.
  • “Konumum” altında “Hayalet Modu” kaydırıcısını etkinleştirin.
  • Açılan ekranda “Hayalet Modu”nun süresini seçin.

Artık bu kullanışlı özelliğe aşina olduğunuza göre, yakınınızdaki Snapchat arkadaşlarını bulabilirsiniz. Bunun için özelliği nasıl kullanabileceğinize bakalım. iPhone kullanıcıları, Snap Haritasını kullanarak yakınlarında harika yeni insanlar bulmakta zorluk yaşamamalı.

  • “Ekran Haritası” için sol alt köşedeki konum simgesine dokunun.
  • İstenirse Snapchat’in konumunuza erişmesine izin verin.
  • Bir “etkin nokta” seçin.
  • İlginizi çeken bir Hikaye bulana kadar sola veya sağa kaydırın.
  • Etkileşim istediğiniz kullanıcıyı bulduğunuzda “Lens’i Deneyin” seçeneğini yukarı kaydırın.
  • Kullanıcının profilini ziyaret etmek için “Yaratıcı” sekmesini seçin.
  • Bu kullanıcıyla bağlantı kurmak için “Abone Ol” düğmesine basın.

Yakın çevrenizdeki sıcak noktaları bulmakta sorun yaşıyorsanız, aramanızı da genişletebilirsiniz. Yaşadığınız şehirden daha fazla seçenek sağlıyor. Potansiyel arkadaşlarınızı nispeten yakınınızda tutacak. Şehrinizden yeni insanlar bulabilirsiniz ve bunun için Snap Haritasındayken ekranınızın üst kısmındaki şehrin adına dokunmanız yeterli.

4K nedir ne işe yarar?

0

Her ekran, görüntü oluşturmak için birlikte çalışan küçük noktalar veya kareler olan pikseller kullanıyor. Bir ekranın piksel sayısı ne kadar fazlaysa çözünürlüğü o kadar iyi oluyor. Ayrıca görüntüleri de o kadar net gösteriyor.

4K ekranlar 3840 x 2160 çözünürlüğe sahip oluyor. Buna bazen Ultra Yüksek Çözünürlük (UHD) de deniyor. Bu ekranlar, çoğu kişinin bildiği önceki standart olan ve daha fazla görsel bilgi görüntülemesine olanak tanıyan Full HD’den dört kat daha fazla piksele sahip.

4K nedir ne işe yarar ve nasıl fark edilir?

4K ekranlar size normal HD ekranlardan çok daha net bir görüntü sağlıyor. Daha az bulanıklık, daha görünür ayrıntılar sağlıyor. 4K ile elde ettiğiniz iyileşmeyi gerçekten fark etmek için Full HD ile ihtiyaç duyduğunuzdan daha büyük bir ekrana ihtiyacınız olacak. En çok satan 4K TV’ler en az 50 inç, 4K monitörler ise 30 inç civarında. En iyi iyi görüntü için “ekranınızın boyutunun yaklaşık 1 ila 1,5 katı” kadar mesafede oturmalısınız.

4K izlemek veya oynamak için elbette 4K ekrana ihtiyacınız var. Aynı zamanda gerçekten 4K kalitesinde içerik aldığınızdan da emin olmanız gerekiyor. En iyi yayın hizmetleri artık 4K desteği sağlıyor. Bazı hizmetler bu özelliğin kilidini açmak veya belirli cihazlar için ayırmak için ekstra ücret alıyor. Örneğin, Hulu yalnızca belirli bir marka TV veya yayın cihazı kullanıyorsanız 4K yayın yapıyor. Netflix’in geniş bir 4K içerik yelpazesi olsa da 4K şovlara ve filmlere erişmek için en pahalı “Premium” plana kaydolmanız gerekiyor. 4K nedir ne işe yarar kısmına değindikten sonra izleyeceğiniz stratejiden bahsedebiliriz.

TV’nizin halihazırda 4K akış uygulamalarına yerleşik erişimi yoksa 4K’yı destekleyen uyumlu bir akış çubuğuna veya kutusuna da ihtiyacınız olacak. Roku Ultra ve Fire TV Stick 4K Max gibi en iyi yayın cihazlarının çoğu 4K oynatmayı destekliyor. Ancak bazı bütçe seçenekleri hala HD ile sınırlı. Tüm Blu-ray oynatıcılar da 4K’yı desteklemiyor. Bu nedenle bir 4K Blu-ray oynatıcı da satın aldığınızdan emin olmanız gerekiyor. Sipariş vermeden önce satın aldığınız cihazın 4K’yı desteklediğinden emin olmak için cihazın hakkında bilgi edinebilirsiniz.

Tata Grubu şirketine ticari sır hırsızlığı cezası!

Hindistan merkezli Tata grubuna bağlı BT ve danışmanlık firması Tata Consultancy Services (TCS), ticari sır ve kaynak kod hırsızlığından suçlu bulundu. ABD Teksas federal mahkemesinde görülen davada TCS’nin bir başka BT ve danışmanlık firması DXC Technology’e ait kaynak kodu ve dokümantasyonlarını çaldığına hükmeden jüri Hint firmasını 210 milyon dolar tazminat ödemeye mahkum etti. TCS ise karara itiraz edeceklerini açıkladı.

İlgili karara göre Teksas federal mahkeme jürisi TCS’nin “uygunsuz yollarla” hem kaynak hem de gizli belgeleri “kasıtlı ve kötü niyetli” olarak zimmetine geçirdiğine karar vererek DXC Technology’e 140 milyon dolar tazminat ödenmesine ve ayrıca TCS’nin “sebepsiz zenginleşmesi” nedeniyle tazminata 70 milyon dolar daha eklenmesine karar verdi. TCS hakkındaki suçlama, daha sonra HP Kurumlsa birimi ile birleşip DXC Technology adını alacak olan CSC’nin VANTAGE-ONE ve CyberLife yazılım platformlarıyla ilgili olarak Nisan 2019’da yapılmıştı. CSC bu yazılım platformlarını bir hayat sigortası holding şirketi olan Transamerica Corporation’a lisanslamış ve Tata yine Transamerica’ya bakım hizmetleri sağlamaya başlamıştı.

Transamerica firmasına BT hizmetleri ve yazılım desteği sağlayan Tata ve DTX Technology (o zamanki adıyla CSC) arasında bir rekabet olsa da aslında ekiplerin uyumlu çalıştıkları ancak 2019 yılında bir CSC çalışanının Tata ile Transamerica arasında Tata’nın gizli bilgilere eriştiğini gösteren bir e-postayı yanlışlıkla kopyalamasıyla durumun değiştiği açıklanıyor. DXC bu gelişme üzerine yasal işlemlere başlamıştı.

Tata’dan konuyla ilgili yapılan açıklamada “TCS jürinin tavsiye niteliğindeki kararına saygı duymakla birlikte bu karara katılmamaktadır. Konu şimdi, taraflardan daha fazla brifing talep eden Mahkeme tarafından karara bağlanacak. Devam etmekte olan bu davada yasal haklarımızı sonunda dek kullanmayı planlıyoruz. Dava devam ettiği için daha fazla yorum yapmayacağız,” deniliyor. Uzmanlar 210 milyon dolarlık ilk tazminat kararının önemli olduğunu, ancak temyiz sürecinin birkaç yıl daha sürebileceğini ifade ediyorlar.

Hindistan merkezli Tata Grubunun BT ve danışmanlık firması olan TCS, 2023 yılında 29 milyar dolar gelir ve 5,3 milyar dolar net kar açıklayan büyük bir teknoloji sağlayıcısı. 1969 yılında Tata Çelik firması için delikli kart üreten Tata Computer Systems olarak kurulan TCS, özellikle Hindsitan’da aldığı kamu ihaleleri neticesinde hızla büyüyerek 2004 yılında borsaya açılan bir teknoloji devine dönüşmüştü.  

Otomotiv sektöründe tanınan Tata Grubu gerek TCS aracılığıyla gerekse de farklı yatırımlarıyla son yıllarda teknolojiye çok büyük önem veriyor. Tata grubu 2021 yılında yüksek teknolojili üretime geçişinin bir parçası olarak, bir yarı iletken montaj ve test birimi kurmak için 300 milyon dolara kadar yatırım yapma kararı almıştı.  

NASA, adınızı Jüpiter’e gönderecek, geç kalmayın!

2024 yılında yeni bir uzay aracı, uydusu Europa’nın yaşamı destekleyip desteklemediğini öğrenmek amacıyla Jüpiter’e doğru ilerleyecek. Araç, yüksek teknolojili sensörlerden daha fazlasını taşıyacak: Aynı zamanda bir şiir ve yüzbinlerce insan ismi taşıyacak. Sizinki de onlardan biri olabilir.

NASA, misyonun Ekim 2024’teki lansmanından önce insanlardan isimlerini göndermelerini istiyor. 2023 yılı sonuna kadar gönderilenler, 2030 yılında Jüpiter’in yörüngesine girecek olan Europa Clipper uzay aracıyla uzaya gidecek. Europa, resmi olarak tanınan 95 Jovian uydusundan biri. Yaşamı mümkün kılan enerji kaynağına, sıvı suya ve kimyasallara sahip olabileceği için bu görev için seçildi.

Şişedeki Mesaj projesi ile adınız uzaya gidiyor

Yüzeyi buzla kaplı olmasına rağmen altında geniş bir sıvı okyanusun bulunduğu ve suyun altındaki kimyasal aktivitenin, canlı organizmaların varlığını sürdürebilmesi için gerekli koşulları oluşturabileceği düşünülüyor. Güneş ışığı Europa’nın buzunun altına ulaşamasa da bilim insanları Jüpiter’den gelen radyasyonun bunun yerine geçerli bir enerji kaynağı olabileceğini düşünüyor.

NASA’nın, dünya dışı bir varlığın bulma ihtimaline karşı uzaya anlamlı mesajlar ve sanat eserleri gönderme geçmişi var. Bunların en ünlüsü, 1970’lerde Voyager uzay aracıyla birlikte ortaya çıkan “altın” fonograf plakları. Disklerde 55 dilde resimler, sesler, müzik ve sözlü selamlaşmalar yer alıyordu. Disklerin içeriğini bir araya getiren komiteye başkanlık eden gökbilimci Carl Sagan, o dönemde “Bu şişenin kozmik okyanusa fırlatılması, bu gezegendeki yaşam hakkında çok umut verici şeyler söylüyor” dedi.

NASA, mevcut girişimini benzer şekilde umut verici bir mesaj içeren “şişedeki mesaj” olarak adlandırıyor. Uzay aracı bu kez ABD’li Şair Ada Limón’un bir şiirini taşıyacak. Ajansın internet sitesine göre şu ana kadar yaklaşık 700.000 isim başvurdu. En sonunda mikroskobik yazıyla on kuruş büyüklüğünde bir mikroçip üzerine şablonla yazılacaklar, ardından gemiye eşlik edecek şiirin kazındığı metal bir plakaya yapıştırılacaklar. Yolculuğun bir parçası olmak ister misiniz? NASA, 31 Aralık’ta Doğu saatiyle 23:59’a kadar isimleri kabul ediyor. Katılmak için Go.NASA.gov/MessageInABottle adresini ziyaret edebilirsiniz.

Uzay aracı bu kez ABD’li Şair Ada Limón’un bir şiirini taşıyacak. “Gizeme Övgü: Avrupa İçin Bir Şiir”, doğanın harikası ve insanları “küçük görünmez dünyalara” bakarken birleştiren merak üzerine derin derin düşünüyor.