Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 1062

Elektrikli araç satışlarında büyük artış!

0

Borusan Otomotiv’in Türkiye distribütörlüğünü üstlendiği BMW, MINI ve BMW Motorrad markalarını bünyesinde barındıran BMW Group, 2022 finansal sonuçları ile premium segmentteki başarılarını dijital ortamda gerçekleştirdiği basın toplantısında açıkladı. Elektrikli araçların satışlarında büyük artış görünüyor.

Dünyanın önde gelen ekonomilerinin de mücadele ettiği yüksek enflasyon ve faizlere rağmen 2022’de sağlam bir performans sergilediklerini söyleyerek sözlerine başlayan BMW Group CEO’su Oliver Zipse, “2022’deki başarımızın arkasında, dünya çapındaki ekibimizin işine tutkulu bağlılığı ile sürekli değişen, ayrıca günden güne daha da zorlaşan koşullara rağmen doğru tepkiler vermemizi sağlayan ürünlerimiz yer alıyor” dedi. Zipse, “Bu da gösteriyor ki her kim yüksek seviyede esnekliği korurken, dönüşüm cesaret ve tutarlılıkla ele alırsa değişken koşullar altında bile sağlam performans elde edebilir. BMW Group’u başarıya giden yolda daha da ileriye götüreceğiz.” diyerek devam etti.

BMW Group, yılın sonuna doğru ortaya çıkan ve lojistiği doğrudan etkileyen Çin’deki Covid önlemleri, yüksek enflasyon ve faiz oranları ile yarı iletken krizi, ayrıca aksayan tedarik zincirlerine rağmen 2022’yi 2 milyon 399 bin 632 adet araç satışıyla tamamladı. Bu dönemde MINI ve Rolls-Royce satışları 298 bin 943 seviyesinde gerçekleşirken BMW, 2 milyon 100 bin 689 aracı sahipleriyle buluşturdu. BMW Motorrad ise yıl boyunca 202 bin 895 motosiklet teslimatı gerçekleştirdi. Grubun toplam gelirleri 2022’de yüzde 28.2 artarak 142 milyar 610 milyon Euro’ya ulaştı. BMW Group’un vergi öncesi kârı ise 23 milyar 509 milyon Euro oldu.

Satışlarında Yüzde 100’ün Üzerinde Artış

BMW Group’un 2022’deki tamamen elektrikli araç satışlarındaki artış bir önceki yıla kıyasla yüzde 107,7 yükselerek grubun toplam CO2 salımına yüzde 9 oranında düşüş olarak etki etti. Grubun tamamen elektrikli ve hibrit motorlu araç satışlarının toplamı 433 bin 792 olurken bu sonuç yüzde 18.1 artış olarak kayıtlara geçti. Tamamen elektrikli araç satışları ise bu adedin 215 bin 752’sini oluşturdu. Böylelikle BMW Group, WLTP’ye göre 2022’de toplam CO2 salımını ürün gamı bazında 105 g/km olarak gerçekleştirerek hedefine başarıyla ulaştı.

BMW Group, 2022 yılı finansal toplantısında önümüzdeki dönemde tamamen elektrikli model gamında ve satışlarında dik bir büyüme yörüngesi öngördüğünü de açıkladı. 2023’te BMW Group toplam araç teslimatlarının yüzde 15’ini tamamen elektrikli modellerden oluşturmayı hedefliyor. 2024’te grubun yeni otomobillerinin en az beşte birinin tamamen elektrikli olması planlanıyor. 2025 yılına kadar ise teslim edilen her dört yeni otomobilden biri tamamen elektrikli olacak. Ayrıca BMW Group 2026’ya kadar gerçekleştirdiği araç teslimatlarında elektrikli otomobil payının toplam satışların üçte birini oluşturmasını hedefliyor. Son olarak grup NEUE KLASSE’nin pazara sunulacağı dönemde hammadde fiyatlarındaki değişimin ve gelişimin, şarj alt yapısındaki ilerleyişin hızlarına bağlı olarak 2030 senesinde yüzde 50’lik bir tamamen elektrikli araç payına ulaşmasını bekliyor. Böylelikle grup bu döneme kadar 10 milyon adetlik elektrikli araç teslimatını aşmayı hedefliyor. 2023’te BMW Group’un büyümesini tamamen elektrikli modeller sırtlanacak. Yeni BMW 7 Serisi ve Yeni BMW X7 ile Rolls-Royce ürün gamında gerçekleşen yenilikler gibi… BMW Group otomotiv dünyasının en üst segmenti bu sınıfta iki haneli büyüme hedefliyor.

Neue Klasse İçin Geri Sayım Başladı

Sadece elektrikli otomobiller için tasarlanacak altyapı üzerine inşa edilecek NEUE KLASSE modelleri, BMW Group’un yeni tasarım dilinden batarya ve elektrifikasyon teknolojilerine, verimliliği artıran sürdürülebilir maddelerden üretilen parçalardan ürün segmentlerine kadar birçok hususa etki edecek.

BMW Group, Münih’te düzenlenecek olan IAA Mobility 2023 fuarında NEUE KLASSE’ye giden yolda yeni adımlarından ve ayrıntılarından söz edeceğini açıkladı. NEUE KLASSE modellerin üretimi 2025’te ilk olarak Macaristan’da başlayacak. 2026’dan itibaren, Münih’teki 100 yıldan daha yaşlı fabrikanın modernize edilmesiyle birlikte NEUE KLASSE modelleri Münih’te de üretilmeye başlanacak. 2027’de ise bu tesislere San Luis Potosi Fabrikası eklenecek. BMW Group, tamamen elektrikli modelleri ürün gamı ile üretime entegre etmek ve yüksek voltajlı pil tertibatı oluşturmak için 800 milyon Euro yatırım yapıyor.

Hidrojen Yakıt Hücresi Teknolojisi Üzerine Çalışmalar Devam Ediyor

BMW Group dünya çapındaki tüm pazarların, gelecek 10 yılda tamamen elektrikli mobiliteye geçmesi için gerekli koşullara sahip olmayacağını varsayıyor. Bu nedenle CO₂’nin azaltılmasına katkıda bulunmak için bir dizi yüksek verimli geleneksel motor teknolojisine ihtiyaç duyulacağını belirtiyor.

BMW Group, sürdürülebilir bireysel hareketlilik için ek bir seçenek olarak hidrojen yakıt hücresi teknolojisinin geliştirilmesinde sürekli olarak ilerleme kaydediyor. Gelecek 10 yılın ikinci yarısından itibaren pazar gereksinimlerine ve koşullarına bağlı potansiyel üretim araçları için fırsat görüyor.

2023’ün ilk çeyreğinde, BMW iX5 Hydrogen’in pilot versiyonları ilk kez uluslararası medya temsilcilerinin beğenisine sunuldu. Filo şu anda çeşitli hedef gruplar için gösteri ve test amacıyla uluslararası alanlarda kullanılıyor. BMW iX5 Hydrogene WLTP döngüsünde 504 km’lik bir menzil sağlıyor.

Sanal ofis nedir?

0

İş dünyasının hızla gelişmesi, yeni mesleklerin gelişmesi ve pandeminin hayatımıza girişi ile artık sanal ofis kavramımızı hayatımızda yer edindi. Çalışan sayısının artması ve iş dünyasının gelişmesi ile beraber sanal ofisler tercih edilmeye başlandı. Özellikle girişimcilerin çoğalması ile birlikte sanal ofislere daha fazla ihtiyaç duyulmaya başlandı.

2000’li yıllarda yaygınlaşan sanal ofis hizmetleri sayesinde özellikle de Ortadoğu ve Asya’da hizmet sektöründe faaliyet gösteren pek çok şirket, kira ve personel masraflarını minimuma indirmek ve iş verimliliği arttırmak için sanal ofislere çıkış gerçekleştirdi.

İşiniz ne olursa olsun, eğer fiziksel bir mekana ihtiyacınız yok ise, en etkili çözüm sanal ofis kullanmak olacaktır. Kendi işinizi kurma aşamasındaysanız veya da kendi işinizi kurduysanız ofis kiralama ve yüksek maliyetlerin altına girmek sizleri zorlayacaktır. Sanal ofis kiralamak sizleri bu yükten kurtaracaktır. Sanal ofis hizmetleri sayesinde kaynaklarınızı girişimcilik faaliyetleriniz için kullanabilirsiniz.

Sanal Ofisin Şirket Kuruluşundaki Avantajları Nelerdir?

Kendi işinizi kurma aşamasında iseniz veya kurduysanız ofis kiralama ve yüksek maliyetlerin altına girmek istemiyorsanız sanal ofis sizleri bu yükten kurataracaktır. Sanal ofis hizmetleri sayesinde kaynaklarınızı girişimcilik faaliyetleriniz için kullanabilirsiniz.

  • Kartvizitinizde de kullanabileceğiniz şirket adresi ve telefon numarası oluşturuyor.
  • Şirketinize gelen çağrıları, posta ve kargo gönderileri ile konukları karşılıyor,
  • Bireysel çalışmalarınız ve gerektiğinde toplantılarınız için özel alanlar sunuyorlar.

Bu imkanlar sayesinde ofis ihtiyaçlarınıza her zaman, kolay ve uygun fiyatlar üzerinden çözüm bulabiliyorsunuz.

Sanal Ofis Yasal Bir Hizmet mi?

Sanal ofis hizmetinin yasal olmadan işlemesi mümkün değildir. Şirketinizi kurduğunuzda ya da yeni bir adrese geçtiğinizde bunu vergi dairesine bildirmeniz gerekmektedir. Bu bildirim sonrasında memurlar ofis adresine gelerek kontrollerini gerçekleştirirler. Sanal ofis hizmetinde en ufak bir yasadışı işlem yer alsa bu memurlar tarafından tespit edilecek ve ofisler onaylanmayacaktır. Ancak yüzlerce firma bu hizmeti tercih eder. Tamamı vergi dairesi kontrollerinden başarıyla geçmeyi başarmışlardır.

ABD, afet sonrasında 3D baskıyla inşaat yapmayı planlıyor

0

Arkansas Üniversitesi ABD Ordusu adına 3D baskı yöntemiyle afet bölgelerinde acil yardım yapısı inşa etmeyi araştırmaya başladı. Üniversiteye bu proje için 3,5 milyon dolar fon sağlandı. Proje kapsamında inşaat elemanlarının 3D baskısını robotların yapması planlanıyor. İnşaat mühendisliği ve makine mühendisliğinden üç akademisyenin kurduğu AMBOTS adlı startup firma, projenin yazılım kısmından sorumlu olacak.

Arkansas Üniversitesi akademisyenlerinin beton dayanıklılığı araştırması.

Bu startup üst projeyi yöneten bir başka kuruma bağlı. New Mexico merkezli ABD Ordusu Mühendislik Araştırma ve Geliştirme Merkezi’ne bağlı Uygulamalı Araştırma Ortakları (Applied Research Associates) projenin üst yöneticisi ve sağlanan fonun tamamı 12 milyon dolar.

Afet bölgelerindeki toprak 3D baskı için kullanılabilir mi?

Bu projede, afet bölgesinde birlik bulundurmanın ve 3D baskı yöntemiyle kanal, T duvarlar veya Jersey bariyerleri gibi yatay inşaat elemanlarını yapmanın fizibilitesi araştırılacak.

Arkansas Üniversitesi yerel malzemelerle yapılacak en verimli tasarım şablonlarını belirleyecek. Bunun yanında bu tasarım şablonlarını uygulayacak robotlar için yazılım geliştirecek. İki yıl sürecek araştırma safhasında prototip geliştirilecek ve buna uygun büyüklükte 3D yazıcı oluşturulacak. Toprak örnekleri toplanıp bunlar analiz edilecek ve hangi tür toprakların beton üretiminde kullanılabileceği araştırılacak.

Yerel malzemelerin kullanımı ve robotlar maliyetleri düşürebilir

Afet bölgesine acil müdahale anında, bölgede bulunan yerel malzemelerin kullanımı sayesinde, bölgeye çimento sevkiyatı yapmak gerekmesi gibi masraflar azaltılabilir. Uzmanlar hangi tür yerel malzemelerin beton karışımına eklenebileceğini inceleyecek. Teorik aşamadaki bu fikir işe yararsa afet bölgelerindeki acil inşaat işlerini 3D baskı yöntemiyle robotlar yapacak.

Eklemeli üretim yeni gelişen bir sektör

Üniversitenin bu projesi eklemeli üretimdeki yeni gelişmeleri temel alıyor. Daha önce Meksikalı beton firması CEMEX yerel çakıl ve çimento karışımı kullanarak 3D baskıyla inşaat yapmak konusunda denemeler yaptı ve kendi formülünü geliştirdi. İnşaat sektörünün ürettiği karbon ayak izi ve kaynakların azlığı dikkate alındığında, yerel malzemelerin kullanımı önem kazanıyor.

Küresel ısınmanın doğal afetleri artıracak olması da afet müdahalesinde robotlardan yararlanmak için bir başka sebep. Üniversitenin bu projesi başarılı olursa 3D baskı yapabilen robotik kollar sayesinde hasarlı köprülerin veya yolların acil tamiri yerel malzemelerle daha hızlı yapılabilir.

Yapay zeka haberleri hisseleri coşturdu

0

Nvidia ile Google’ın sahibi Alphabet’in hisseleri benzer oranda artış kaydetti. Makine öğrenmesine uygun GPU sağlayan Nvidia şu anda yapay zeka devriminin baş tedarikçisi kabul ediliyor.

Yapay zeka sektöründeki gelişmeler borsayı etkiliyor.

Nvidia’ya “overweight” notu

Nvidia hisselerinin %12 artış kaydetmesiyle firmanın kurucu CEO’su Jensen Huang’un serveti 2,2 milyar dolar arttı. Yatırım bankası Morgan Stanley, Nvidia’ya “overweight” notu verince hisseler bu seviyede artış gördü. Bu da Huang’ın toplam servetinin 23,3 milyar dolara yükselmesini sağladı. Huang, Forbes’un en zenginler listesinde 63’üncü sırada.

Yapay zeka Google’a kazandırdı

Google’ın kurucuları Larry Page ve Sergey Brin haftanın kazananları arasında. 14 Mart’ta yapay zeka araçlarının Google Docs ve Sheets gibi iş uygulamalarına ekleneceği açıklanınca Google’ın sahibi Alphabet’in hisseleri haftayı %12,6 artışla kapadı. 87,9 milyar dolarlık servetiyle Page, dünyanın en zengin 9’uncu kişisi. Brin ise 84,2 milyar dolarla 11’inci sırada.

Ama teknoloji sektöründeki herkes bu kadar iyi durumda değil.

NASA’nın kodlama firmasında düşüş

Kodlama platformu GitLab bu haftanın kaybedenleri arasında. Ukraynalı teknoloji girişimcisi Dmytro Zaporozhets ile Hollanda’dan Syste “Sid” Sijbrandij’in kurduğu şirketin çeyrek dönem raporu yayınlandı. Raporda beklenenden daha az büyüme kaydedildiği açıklanınca hisseleri bir anda %24 düştü. Haftanın kapanışında düşüş %10 seviyesine geriledi. Sijbrandij’in bu düşüş yüzünden kaybının 177 milyon dolar olduğu hesaplanıyor. Şirketin sunduğu kodlama hizmetlerinin en önemli müşterilerinden biri NASA.

Yapay zekanın işlerinde telif hakkı kime ait?

0

ChatGPT gibi yazı üreten veya DALL-E 2 gibi görsel yapan üretken yapay zekanın yaratıcı işlerinde telif hakkının kimde olduğuna dair yeni bir karar açıklandı. 2018’den beri yapay zekanın yaratıcı işleri konusunda inceleme yapan ABD Telif Hakkı Bürosu, telif hakkının insanlara ait olduğunun kabul edilmesi için bir şart öneriyor.

MidJourney botuna “Şelale şeklinde nebula resmi” komutu verildiğinde yapay zekanın ürettiği görsel.

Yapay zekanın yaratıcılığı etik tartışmalara yol açtı

Telif hakkı kanunları, ticari etkinliklerle doğrudan bağlantılı olduğu için her ülkede oldukça benzer kuralları barındırıyor. Global anlaşmalarla ortaya çıkan telif hakkı kanunlarında yapay zeka hakkında bir kalıcı düzenleme henüz yapılmadı. Son birkaç yılda yapay zekanın sanat üretecek kadar yaratıcı hale gelmesi, sanat dünyasında büyük tartışma yarattı. Özellikle 3D animasyon konusunda yapay zekanın çok yakında insanların yerini alacağı tahmin ediliyor. Peki yapay zeka ile üretilen yaratıcı işlerin telif hakkı kime ait?

Dijital sanatta yapay zeka kullanımı yaygınlaşıyor

Fikir ve yaratıcılık sizdense telif hakkı sahibi sayılabilirsiniz

Mart ayının ortasında yayınlanan resmi açıklamada, yapay zeka ile üretilen işlerde, mekanik bir çoğaltma olup olmadığının inceleneceği ve eserde insanın zihinsel tasarımının baskın olup olmadığının dikkate alınacağı duyuruldu. ABD Telif Hakkı Bürosu, bu konuda genel bir düzenleme yapmadıklarını belirtiyor ve telif hakkı sahipliğini eser bazında tek tek incelemek gerektiğini savunuyor.

Örneğin Şubat 2023’te insan tarafından yazılmış bir hikayeye göre, yapay zekanın ürettiği görsellerle bir çizgi roman yayınlandı. Yapılan incelemede hikayeyi yazan kişinin, yazı için telif hakkı sahibi olduğu ama görsellerde telif hakkı bulunmadığına kararı verildi.

Yapay zekanın işlerini sahiplenemiyorsunuz

Hangi durumda telif hakkının insana ait olduğu konusunda bir başka örnek şiir yazma komutunu vermekle açıklanıyor. Yapay zekaya “telif hakkı kanunu hakkında Shakespeare stili şiir yaz” komutunu verdiğinizde, ortaya çıkan şiir tümüyle yapay zekanın üretimi olduğundan bunun telif hakkı size ait olmuyor.

Yapay zekanın tüm işi yapması durumunda telif hakkınız olmasa da mantık olarak yapay zekayı sadece araç olarak kullandığınızda telif hakkınız kaybolmuyor. Örneğin bir görseli üretirken Adobe Photoshop gibi bir araç kullanmanız durumunda, ortaya çıkan işin telif hakkının Adobe’a değil, size ait olması gibi, yapay zekayı ‘araç’ olarak kullandığınızda telif hakkı sahibi sayılabilirsiniz.

Yurtdışında şirket açmak artık çok kolay! Mükellef ile girişim sohbetleri!

0

Yurtdışında şirket açmak kolay mı? Yeni ve genç girişimcilerin cevabını aradığı tüm kritik soruları mükellef.co CEO’su Kenan Açıkelli’ye sorduk.

Sunduğu uçtan uca hizmetlerle girişimcilerin tek bir platform üzerinden online olarak şirketlerini kurmalarına ve finansal süreçlerini yönetmelerine; kolay, güvenli ve uygun fiyatlı bir şekilde yardımcı oluyor. Üyelerin ihtiyaçlarını karşılamak için faaliyet gösterdiğimiz ülke sayısını ve hizmet çeşitliliği her geçen gün artırıyor, vizyonları ile girişimcilik ekosistemine ilham veriyor.

Mükellef ile girişim sohbetleri!

Türkiye’deki ve dünyadaki girişimcilerin hayallerini istedikleri yerde gerçekleştirmelerine yardımcı olmak için basit, hızlı ve zahmetsiz çözümler sunuyor. 150’den fazla ülkeden on binlerce girişimci; şirketlerini kurmak, yönetmek ve büyütmek için mükellef.co yu tercih ediyor. Ürünlerimizi ve hizmetlerimizi, üyelerimizin sorunlarını çözerken onlara en iyi deneyimi yaşatma ilkesiyle geliştirmeyi sürdürüyor.

Mükellef’e ulaşmak için: http://bit.ly/3TuPilG

Bu kapsamda 12 Mart 2023 tarihinde yürürlüğe giren kanun ile girişimciler ve şirket sahipleri için önemli olabilecek bazı değişiklikler yapıldı.

Bu değişiklik ile artık 29 yaş altı genç girişimciler için gelir vergisi muafiyeti sağlayan Genç Girişimci Kazanç İstisnası, her yıl güncellenmek üzere gelir vergisinin ikinci dilimine eşitlenerek 2023 yılı için 75.000 TL’den tam 150.000 TL’ye çıkarıldı. 31 Aralık 2022 tarihine kadar tahakkuk etmiş vergi borçları ve idari para cezalarının; 48 aya kadar taksitlendirilerek ödenmesi için 31 Mayıs 2023’e kadar başvurularak yapılandırma imkanı sağlandı.

Deprem bölgesindeki işletmeler muaf tutulacak şekilde, 2022 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamelerinde geçerli olmak üzere istisna ve indirim tutarları üzerinden bir defalık %10 ek vergi getirildi.

Son 5 yıl için; mükelleflerin gelir ve kurumlar vergisi matrahlarını %25 oranından az olmamak şartı ile artırmaları halinde ve belirli koşulların sağlanması durumunda ilgili yıllar için geriye dönük herhangi bir vergi takibi ve incelemesi yapılmayacak. Bu yapılandırmadan yararlanmak isterseniz, bir girişiminiz varsa nasıl şirket kuracağınızı bilmiyorsanız Mükellef sizlere tam olarak bu konuda yardımcı olacaktır. Mükellef ile kendi şirketinizi açabilir ve girişiminize başlayabilirsiniz.

Bu yapılandırma ile birlikte şirketlere; demirbaşlar, kasa mevcudu ve ortaklardan alacaklar gibi işletme kayıtlarının, fiiliyata uygun hale getirilmesi fırsatı verildi. SGK borçları ve Bağkur primlerinin kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi halinde 48 aya kadar taksitlendirilerek yapılandırılması için olanak sağlandı.

Vadesi 31 Aralık 2022’den önce olan ve 1 Ocak 2023 itibariyle ödenmemiş 2.000 TL ve altındaki borçların tahsilinden vazgeçildi.

Google’dan temiz enerji hamlesi

0

Karbon emisyonlarını azaltmak için güneş, rüzgar ve diğer yenilenebilir enerji kaynaklarının hızla kullanıma geçirilmesi gerekiyor. Ancak bu tür projelere başlamadan önce, temiz enerji geliştiricileri ve alıcılar arasında uzun süre müzakere yapılıyor. Google bu süreci kısaltacak bir çözüm üretmenin hazırlığına başladı.

LevelTen Energy ve Google, birlikte hazırladıkları anlaşma aracını bu yılın sonunda erişime açacak.

Enerji anlaşmalarının hazırlığı uzun sürüyor

Klasik yöntemde enerji satın alacak firma önce ihale duyurusu yapıp teklif topluyor. Teklifleri inceleyip potansiyel projeleri belirledikten sonra, aday firmalardan bir kısa liste oluşturuyor. Ardından alıcı, kısa listesindeki firmalarla şartları görüşmeye başlıyor. Tüm bu süreçler genelde aylarca sürüyor. Bu sırada fiyatlar ve tarifeler değişebiliyor, tedarik sorunları ortaya çıkabiliyor.

Seattle’dan Startup firması LevelTen Energy ve Google Cloud, temiz enerji anlaşmalarının hayata geçirilmesini hızlandırmak amacıyla iş birliğine başladı. Bu amaçla geliştirilecek yeni platform sayesinde, görüşme aşaması genelde bir yıla kadar uzayan anlaşmaların üç dört ay gibi daha kısa sürelerde yapılması mümkün olacak.

Dünyanın ilk yapay enerji adası inşa ediliyor!

Google’dan süreci hızlandıracak bir çözüm

2016’da kurulan LevelTen, yenilenebilir enerji satın alımları için satıcılarla alıcıları bir araya getiren bir firma. Şirket şu ana kadar 68,3 milyon dolar yatırım aldı. Google’ın sahibi Alphabet, 2021’de bu şirketin yatırımcılarından biriydi.

LevelTen’in önerdiği modelde, uzun ve kısa liste hazırlamadan, doğrudan analizlere bakılarak, en uygun enerji satın alımı anlaşması yapılabiliyor.

Bu anlaşma aracı, bu yılın sonunda erişime açılacak. Google bu anlaşma aracının, “temiz enerji satın alımlarında yeni bir standart haline gelmesini” hedefliyor.

Fintek alıcılarını etkileme yöntemleri

0

Londra merkezli PR firması CCGroup, İngiltere, Fransa, Almanya, İspanya ve İtalya’dan bankaların ve finansal teknoloji firmalarının üst düzey yöneticileriyle anket yaparak bunların yatırım stratejileri hakkında bir analiz yayınladı.

Fintek alıcıları yatırım yapacakları firmayı internetten seçiyor.

Bu rapora göre, Avrupa’daki finansal kurumların %70’i önümüzdeki 18 ayda finansal teknoloji yatırımlarının artmasını bekliyor.

Talebin ve yatırımın artması, bankalara ve finans kurumlarına finansal teknoloji satmak isteyenler açısından iyi bir haber. Öte yandan alıcıların, neye yatırım yapacakları konusunda daha belirgin kararlarının olması kötü bir haber sayılabilir.

Fintek yatırımlarının %25’i sigorta sektörüne

Sigorta (%25), kredilendirme (%22), online bankacılık (%21), yapay zeka ile makine öğrenmesi (%20) ve ödeme sistemleri (%19) en çok teknoloji yatırımı yapılan ilk beş sektör.

En az yatırım alan sektörler ise borsa, UX, açık bankacılık, kara para aklamanın önlenmesi ve borç verme hizmetleri.

Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi tarafından hazırlanan “Türkiye Fintek Rehberi” yayımlandı

Alıcılar için vitrin daha önemli

Teknoloji yatırımları 2020’ye kıyasla üç katı artış gösterdi. Bu yüzden alıcılar gelirlerini ve karlarını artıracak (%34), üçüncü parti hizmetleri daha kolay entegre edecek (%33) ve bunun zıttı olarak üçüncü parti hizmetlere kendi sistemlerini daha kolay entegre edecek (%31) çözümler talep ediyor.

Alıcıların %45’i tedarikçiyi doğrudan görüşme yaparak değil, sektördeki konumuna bakarak seçiyor. Analize göre alıcılar kısa liste oluştururken, teknoloji firması hakkındaki haberlere, analizlere, reklamlara ve raporlara bakıyor. Alıcıları etkilemek için en etkili kanallar sosyal medya, arama motoru sonuçları, etkinlikler ve içerik olarak endüstri analizlerinde ve haber makalelerinde yer almak. Tüm bu mecralarda varlığını kanıtlayan bir teknoloji firmasının yine de alıcı bulmaması ihtimali var.

Alıcılar, çalışacakları teknoloji firmasının sektörde ivme kazanmış olmasını dikkate alıyorlar ve performansının endüstri analizlerinde görünür olmasını önemsiyorlar.

Yemek teslimat robotları 5 ülkede kullanılıyor

0

Otonom robotlarla yemek teslim etmek için 2014’te kurulan Starship, İngiltere, ABD, Estonya, Almanya ve Danimarka’daki bazı kentlerde, toplam 30 noktada hizmet veriyor. İngiltere içinde teslimat yaptığı semtlerin sayısı dokuza ulaştı.

Starship robotlarının teslimat ücreti sadece 1 sterlin.

Üniversite kampüslerinin otonom işçileri

Starship’in pilli işçilerinin teslimat ücreti sadece 1 sterlin. San Francisco merkezli şirketin finans kaynaklarından biri Avrupa Yatırım Bankası. 2017’de 17,2 milyon dolarlık yatırım aldıktan sonra robotlarını 100 kentte test eden şirket, dünyanın ilk ticari teslimat robotu üreticisi oldu. Mart 2022’de firma 100 milyon dolarlık bir fon daha topladı. ABD’de birçok üniversite kampüsünde bu otonom işçiler yemek dağıtıyor.

Yaklaşık 24 saat boyunca şarjı bitmeyen bu yapay zekalı işçiler firmanın uygulamasından verilen siparişleri teslim ediyor. Teslimatları yayaların yürüyüş hızında götürüyorlar. Maksimum hızları 6 km. Üzerlerinde 12 kamera, radar, GPS, alarm sistemi ve reflektörler bulunuyor. Sensörler, yapay zeka ve makine öğrenmesi sayesinde hizmet verdikleri bölgedeki yolları hafızalarına kaydediyorlar.

Kuzey Amerika robot siparişlerinde rekor kırdı

Starship yetkilileri, otonom robotlarla teslimat yapmanın kuryelerle teslimat yapmaktan çok daha ucuz olduğunun altını çiziyor. Firmanın Ar-Ge departmanı Estonya’da. Estonya’nın karla kaplı kaldırımlarında ilerlemek bu pilli işçiler için hiç de zor değil.

Yemek teslimat robotları hem kurye trafiğinden kurtarıyor hem de sıfır karbon emisyonu sayesinde çevre dostu bir yöntem. Kamyonetle teslimat yapıldığında, ortalama 181 gram CO2 emisyonu ortaya çıkıyor; otonom teslimat robotları içinse bu oran sıfır.

Teslimat robotları seviliyor

Firmayı kurduklarında otonom lojistik sektörünün henüz çok yeni olduğundan söz eden yetkililer, tüm operasyonu sıfırdan kurduklarını belirtiyorlar. İnsanların robotlardan teslimat almaktan hoşlanması, firmanın başarılı olmasının başlıca sebebi.

Bu yapay zekalı işçiler, kapınıza geldiklerinde gereksiz muhabbetlere girmiyorlar, kapınızın önünde oyalanmıyorlar, hatta giderken teşekkür ediyorlar.

Amazon’un uçan dronlarına henüz izin çıkmadı

Otonom lojistik teknolojileri halen gelişme safhasında. Yerden giden robotlar başarılı görünse de Amazon’un havadan dronla teslimat yapma fikri henüz fazla ilerleme kaydetmedi. Federal Havacılık İdaresi, Amazon’un havadan teslimat testi yapmasına ancak geçtiğimiz aralık ayında izin verdi. Ticari teslimatlar içinse henüz yetki verilmedi.

Türkiye’nin Dijital Dönüşüm Endeksi 2022 raporu açıklandı

Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD) tarafından hazırlanan Türkiye’nin Dijital Dönüşüm Endeksi 2022 Raporu’na göre Türkiye’nin dijitalleşme notu düşüş göstererek 2021’de 3,21 iken 2022 yılında 3,12 olarak tespit edildi.

Ekosistem, yeterlilik, kullanım ve dönüşüm olmak üzere dört ana bileşen ve 10 farklı boyutta Türkiye’nin dijitalleşme performansının ortaya konduğu raporda, Türkiye’nin dijital dönüşümünün hızlandırılması için yapılması gerekenler de yer alıyor. Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD), Türkiye ekonomisi ve toplumunun dijitalleşme durumunu inceleyen ve her yıl yayınlanan Türkiye’nin Dijital Dönüşüm Endeksi 2022 Raporu’nu kamuoyuna açıkladı.

Türkiye’nin dijital dönüşüm notu düşüşte


Türkiye’nin Dijital Dönüşüm Endeksi 2022 Raporu’na göre, Türkiye’nin 2022 yılı dijital dönüşüm endeksi geçtiğimiz yıla göre yüzde 2,8’lik bir düşüşle 5 üzerinden 3,12 olarak ölçüldü. Genel endeks değerini oluşturan 64 alt göstergenin 35’i 2022 yılında gerilerken, 23 göstergenin endeks değeri arttı, 6 göstergenin değeri ise değişmedi.

YIL2019202020212022
TÜRKİYE DİJİTAL DÖNÜŞÜM ENDEKSİ2,943,06*3,21*3,12
EKOSİSTEM BİLEŞENİ2,872,953,093,02
1.Boyut: Yasal Zemin ve İşleyiş2,762,823,012,94
2.Boyut: Yenilik ve Yatırım Ortamı2,983,093,173,11
YETERLİLİK BİLEŞENİ3,193,24*3,27*3,26
3.Boyut: Altyapı2,342,272,322,44
4.Boyut: Satın Alınabilirlik4,544,544,43*4,49
5.Boyut: Beceriler2,692,89*3,07*2,85
KULLANIM BİLEŞENİ2,883,163,363,21
6.Boyut: Bireysel Kullanım3,203,22*3,29*3,37
7.Boyut: İş Dünyası Kullanımı2,773,323,413,10
8.Boyut: Kamu Kullanımı2,662,923,373,17
DÖNÜŞÜM BİLEŞENİ2,812,88*3,142,97
9.Boyut: Dijitalleşen Ekonomi2,362,18*2,252,16
10.Boyut: Dijitalleşen Toplum3,263,584,033,78

BİT’e yönelik ulusal vizyonumuzun güçlendirilmesi gerekiyor


Türkiye’nin Dijital Dönüşüm Endeksi Raporu’nun dijital dönüşümü kucaklamak isteyen tüm organizasyonlar için faydalı bir araç olduğunu belirten TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Levent Kızıltan, “Türkiye’nin Dijital Dönüşüm Endeksi, dijital dönüşüm üzerinde etkili olan mevzuat, altyapı, kullanım ve beceri ile dönüşümün ekonomik ve toplumsal etki boyutlarını kapsıyor. 64 farklı göstergeyi içeren, dört ana bileşeni ve 10 alt boyutu bulunan bileşik bir endeks. Her bir gösterge, alt boyut ve ana bileşen için 139 ülkenin verileri kullanılarak göreceli bir endeks değeri hesaplanıyor. Dolayısıyla, herhangi bir gösterge için endeks değeri sadece Türkiye’nin dijitalleşme performansı tarafından değil, diğer ülkelere göre nispi konumu tarafından belirleniyor. Avrupa Birliği’nin ‘2030 Dijital On Yıl’ için koymuş olduğu iddialı hedefleri, ülkemizin potansiyeli ve hedefleri dikkate alındığında bilgi ve iletişim teknolojilerine yönelik ulusal vizyonumuzun güçlendirilmesi, altyapı yatırımlarının hızlandırılması, girişimci ekosisteminin ve nitelikli iş gücü kaynağının geliştirilmesi gerekiyor” dedi.

Rapordan öne çıkan bulgular şöyle sıralanıyor:

  • 2022 yılında, endeksi oluşturan Ekosistem, Yeterlilik, Kullanım ve Dönüşüm bileşenlerinin endeks puanının düştüğü gözlendi. 2021 yılında Türkiye’nin dijitalleşme notunu aşağı çeken en önemli bileşen “Ekosistem” bileşeniyken, 2022 yılında “Dönüşüm” bileşeni oldu. 2022’de Türkiye’nin dijitalleşme notunu yukarı iten bileşen “Yeterlilik” bileşeni; endeks değeri üzerinde en olumlu etki yapan ikinci bileşen ise “Kullanım” bileşeni olarak görüldü.
  • Endeks verileri, Türkiye’nin dijital dönüşüm için kapasitesinin uygun olduğunu ve 2019 yılından itibaren ilerleme kaydettiğini ancak 2022 itibariyle dijital dönüşümün göreceli olarak duraksadığını gösteriyor.
  • 2022 itibarıyla gözlemlenen gerilemenin muhtemel iki nedeni olabileceği ortaya konuyor: Birincisi, yaklaşık bir yıldan fazla süredir Türkiye ekonomisinin karşı karşıya bulunduğu makro istikrarsızlık ve yatırım ortamının bozulması. İkincisi ise dijital dönüşüm sürecinin dünyada ivmelenme gösterirken Türkiye’de yavaşlamış olması.
  • Dijitalleşme Endeksi’nin bu yılki raporunda makroekonomik gelişmelerin BİT sektörüne etkisini değerlendirmek üzere BİT sektöründeki lider firmaların üst düzey yöneticileriyle bir anket çalışması yapıldı.  Ankette koronavirüs pandemisi sırasında hızlanmış olan dijital dönüşümün ne ölçüde kalıcı olduğuna dair sorulara da yer verildi. Bulgular makro istikrarsızlık ve yatırım ortamının bozulmasının Türkiye’nin dijital dönüşümünü gerilettiğini gösteriyor.
  • Döviz kurundaki artış; satışlar, yatırımlar, ithalat, istihdam, kârlılık ve verimlilikte düşüşe yol açtı. TL’nin değer kaybetmesi ihracat artışını getirmekle birlikte cari açığa istenen pozitif katkı sağlayamadı, ithal mal ve yarı mamuller iç pazarda giderek daha maliyetli hale geldiler.
  • Türkiye’de BİTS’in gelişimini kısıtlayan başlıca faktör nitelikli işgücü temininde karşılaşılan güçlükler. Daha önceki yıllarda bir azalma eğilimi gösterirken, 2022 yılında bu sorunda bir sıçrama yaşandı.
  • Finansmana erişim sorunlar, yüksek vergi yükleri ve BİT kullanma maliyetlerinin yüksekliği 2022 yılına damgasını vuran makroekonomik gelişmelerin etkisine işaret ediyor.
  • Koronavirüs pandemisinin dijitalleşme eğilimlerinde çok net bir hızlandırıcı etki yaptığı ve bu etkinin kalıcı olduğu ortaya çıktı.



100 bin gönüllü ile seçim günü sandıkların tümünden veri toplamayı hedefliyor

0

Oy ve Ötesi Derneği, 17 Mart Cuma günü düzenlediği basın toplantısında 2023 seçimleri kapsamında yürüteceği eğitim ve gönüllü müşahit organizasyonu faaliyetlerini kamuoyuna açıkladı.

Bugüne kadar sekiz farklı seçimde sandıklardan sonuç tutanak  verilerini toplayıp, resmi sonuçlarla karşılaştıran ve analizlerini kamuoyu ile paylaşan Oy ve Ötesi Derneği, 2023 seçimlerinde de sürece ve seçim gününe yönelik eğitimler, gönüllü sandık müşahitliği organizasyonu ve optik karakter tanıma teknolojili mobil uygulamaları üzerinden sandık verisi sağlama faaliyetleri yürütecek.Türkiye’de katılımcı demokrasi bilincinin yerleşmesi için faaliyet gösteren ve kurulduğu 2014 yılından bu yana yerel ve genel seçimlerle birlikte toplamda 8 seçimde görev yapan Oy ve Ötesi Derneği, 17 Mart Cuma günü, Impact Hub’da, KONDA Araştırma Yönetim Kurulu Üyesi Bekir Ağırdır’ın da katılım gösterdiği bir basın toplantısı gerçekleştirdi.

Hedef 100 bin gönüllü ve sandıkların tamamından tutanak verisi 

Seçim takviminin açıklanmasıyla birlikte çalışmalarına hız verdiklerini aktaran Oy ve Ötesi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ertim Orkun, 2023 Genel Seçimleri ve Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’nde yürütecekleri faaliyetlere ilişkin şunları söyledi: “Önümüzdeki sürece gençlerin katılımına çok önem veriyoruz. Bize katılıp gönüllü olmalarını, bunu demokrasiyi birinci elden deneyimlemek için bir fırsat olarak görmelerini istiyoruz. Ayrıca bu seçimler için yenilediğimiz yazılım altyapımız var. Mobil uygulamamızda bu sene ilk kez kullanacağımız OCR teknolojisi ile bize ulaştırılacak tutanak görüntülerini çok daha hızlı doğrulama şansına sahip olacağız. Herkes bu mobil uygulama sayesinde bize veri ulaştırabilir, oluşturacağımız referans veri tabanına destek sağlayabilir. Bu seçimde 100 bin Oy ve Ötesi gönüllüsünün desteğiyle Türkiye’deki tüm seçim sandıklarından veri toplamayı hedefliyoruz.” 

Oy ve Ötesi Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hande Turan ise “Siyaset sahnesindeki her türlü kutuplaşmadan uzak, barışçıl, şeffaf ve adil bir süreç için sivil katılım şart. Her görüşten vatandaşın #DemokrasidenTarafız söylemimizde kendisine dair bulabileceği bir şeyler olduğuna eminiz. Bunun güvencesi ve samimiyetiyle hazırlanıyoruz. Saha ekiplerimiz hazır, kayıtlarımız bugün itibariyle açılıyor. Seçim sürecinde sosyal medya hesaplarımızdan yasal güncellemelere, eğitimlerimize ve sistemimize dair duyuruları da paylaşacağız” diye konuştu. 

Yeni seçim yasasında gönüllü sandık müşahitliği hakkı korunuyor 

Nisan 2022’de yenilenen seçim kanunu gönüllü sandık müşahitliğine ilişkin bir değişiklik içermiyor. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının seçim sürecini doğrudan izlemeleri anayasal bir hak olarak tanımlanıyor. Sandık bölgesinde bulunmak isteyen tüm müşahitlerin sandık müşahitliği kartlarını edinmesi gerekecek. Oy ve Ötesi Derneği seçime katılan siyasi partilerden temin edilecek müşahitlik kartlarını gönüllüler ile paylaşacak.  

Deprem bölgesine özel modelleme yapılacak

Oy ve Ötesi Derneği, Kahramanmaraş merkezli ve 11 ili etkileyen deprem felaketinden etkilenen seçim bölgelerine özel bir çalışma yapacak. Dernek halihazırda deprem bölgesinde oluşacak sandıklarda bulunabilecek gerçek kişi sayılarını tahmin edebilecek matematiksel modellemeler üzerine çalışıyor. İlgili sandıklardaki oy verme süreçlerini takip etmek adına özel gönüllü organizasyonlar yapılacak.   

Gençlerin katılımı seçimlerde önemli rol oynayacak 

Oy ve Ötesi Derneği Yönetim Kurulu üyelerinin sunumlarının ardından söz alan KONDA Araştırma Yönetim Kurulu Üyesi Bekir Ağırdır ise şunları söyledi: “2023 seçimlerinde katılım oranı belirleyici bir rol oynayacak. 6 milyon genç ilk kez oy kullanacak. Yaptığımız kamuoyu araştırmalarında 30 yaş altı genç seçmenin, sorunlarının siyaset marifetiyle çözüleceği konusunda inançlı ya da umutlu olmadığını gözlemliyoruz. Bu olumsuz durumu aşmamız ülkemizin demokratik gelişimi açısından büyük önem taşıyor. Oy ve Ötesi’nin tarafsız sandık müşahitliği organizasyonu gençlerimizin katılımcı demokrasi ile tanışması ve oy vermenin ötesinde geçmeleri için önemli bir fırsat.  

Microsoft 365’e eklenen Copilot riskli mi?

Copilot sayesinde Microsoft Office ile yaptığımız işleri hızlandırabiliriz ancak bu konuda dikkatli olmak gerekiyor. Kusurlu bir yöntemi otomasyona dönüştürme riski, uzmanları endişelendiriyor.

Microsoft bu hafta Copilot adlı yapay zeka modelini Office uygulamalarına eklediğini duyurdu. Copilot ile neler yapabileceğiniz tamamen size bağlı. Word, Teams, Excel, Outlook ve PowerPoint, Copilot eklenen uygulamalardan bazıları. Copilot’ın fiyatı henüz belli olmasa da 365 paketine eklenen ekstra bir ücret olarak fiyatlandırılması bekleniyor.

Microsoft Copilot’ın hata yapabileceğini kabul ediyor

Microsoft 365 Başkanı Jared Spataro, “Copilot bazen doğru iş yapıyor, bazen tümüyle yanlış iş çıkarıyor” diyor. Yapay zekanın yanlış bilgi vermesini veya hatalı iş üretmesini engellemek için çeşitli filtreler ve kontroller Copilot’a eklendi ama yine de Microsoft, yapay zekanın yaptığı işin kontrol edilmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Yapay zekayı doğru eğitmek gerekiyor

Teknoloji uzmanlarından Rob Enderle, Copilot sayesinde üretkenliğimizin artacağını düşünüyor ancak Tesla’yı örnek göstererek, üretkenliği artıralım derken kaliteden ödün vermemek gerektiğinin altını çiziyor. Tesla’nın sorunu otomasyon ve robotikten faydalanarak daha hızlı ve daha fazla üretim yapmaya odaklanması ama bu süreçte kaliteyi artırmak için çaba sarf etmemesiydi. Benzer şekilde üretici yapay zekadan faydalanırken ortaya çıkan işin kalitesine dikkat etmek gerekiyor.

Microsoft 365 Copilot

Yapay zeka ile kaliteli iş üretmek, doğrudan bizim kaliteli iş üretebilme kapasitemize bağlı çünkü üretici yapay zekalar aslında bizden öğreniyor. Üretici yapay zekanın en başta bizden en kusursuz iş yapma yöntemini öğrenmesi gerekiyor, aksi halde kusurlu bir yöntemi otomasyona dönüştürmesi riski var.

Rob Enderle’ye göre, Office uygulamalarına yapay zeka eklenmesi, iş yaşamında yepyeni bir dönüm noktası demek çünkü üretici yapay zekayı daha kaliteli işler üretmek için kullanabilenler, yakın gelecekte bundan fayda sağlayacak. Yapay zekayı kullanamayanlar ise tıpkı bilgisayar yeni çıktığında bunu reddedip daktilo kullanmakta diretenlerin durumuna düşebilir.

Yeni ek vergi Türk teknoloji şirketlerini nasıl etkileyecek?

0

Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile getirilen ve yatırım alan girişimlerin de ödemekle yükümlü kalacağı yeni ek vergi için Bilişim Sanayicileri Derneği, Türkiye Bilişim Vakfı ve Girişimcilik Vakfı ortak bir açıklama yaptı.

Bu ek verginin Türkiye’nin girişim ve yatırım ekosistemine çok ciddi olumsuz etkileri olacağı ve özellikle yabancı yatırımcılar açısından Türkiye’ye olan güveni sarsacağı dile getirildi.

Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD), Türkiye Bilişim Vakfı (TBV) ve Girişimcilik Vakfı tarafından yapılan ortak açıklama;

“Ülkemizde 6 Şubat’ta meydana gelen ve hepimizi yasa boğan deprem felaketi sonrasında, toplumumuzun dayanışma ve birlik ruhu içerisinde hareket ederek afetzedelere yardım etme çabaları umut verici olduğu kadar takdire şayandır. Bu zor günlerde ülke ekonomisinin küçük büyük tüm aktörleri depremin ilk gününde başlattıkları seferberlik ile kesintisiz bir şekilde yardımlarını sürdürmektedir.

Ancak, ülkemizin özellikle dış yatırıma ihtiyacı olan bu dönemde alınan yeni ek vergi kararının hem girişimler hem de yatırımcılar tarafında, ayrı ayrı, olumsuz etkileri olacaktır. Ülkemizin gelişmesi, istihdam ve geleceğe yapılan yatırımlar anlamına gelen girişim ekosistemimizde 2022 yılında sadece teknoloji girişimleri 670 milyon dolar yatırım almış ve bu yatırım önemli ölçüde yurt dışından gelmiştir.

Ülkemize olan yatırım ilgisinin kaybolmasına neden olacak bu vergi aynı zamanda başarılı girişimleri Türkiye’de kalmaya ikna etmeyi de zorlaştıracaktır. Düzenleme nedeniyle Türkiye’nin yatırıma ihtiyacı olduğu bu dönemde yatırımcılar uzun süre yatırım yapmaktan kaçınacak ve özellikle küçük işletmeler, çaresiz bir şekilde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır.

Alınan yeni kanun kararı ile girişimler, melek yatırımcılar veya girişim sermayesi yatırım fonlarından aldıkları yatırımların yüzde 10’u tutarında bir vergi yükümlülüğü ile karşı karşıya kalmıştır.

Çoğu zarar eden girişimler, aldıkları yatırımları araştırma, teknoloji geliştirme, istihdam gibi ana alanlara yönlendirmektedir. Söz konusu yatırımları emisyon primi üzerinden alan girişim şirketleri aldıkları yatırımın yüzde 10’unu ek vergi olarak ödemek durumunda kalacaktır.

Yatırımın kayda değer bir kısmının ek vergiye harcanacak olması hem şirketlerin faaliyetlerini durdurma noktasına gelmesine neden olacak hem de ülkemize gelecek potansiyel yatırımcıların ilgisine olumsuz etki edecektir.

Bugün küçük yatırımlar ve ekipler ile teknoloji üreten girişimlere vergi yükümlülüğü getirilmesi girişim ekosisteminin büyümesi önünde geri dönüşü olmayacak bir engel yaratacaktır.

Dolayısıyla ülkemizin teknoloji ve inovasyon alanlarında gelişiminde başat rol üstlenmiş olan, geleceğin unicorn adayı olan şirketlerin vergi yükümlüğü kapsamından çıkarılması özellikle daha fazla üretmeye ve yabancı yatırıma ihtiyacımız olan bu dönemde hayati önem arz etmektedir.

Her koşulda geçtiğimiz yıl sağlanan her türlü istisna veya avantajların zaten konu girişim ve şirketlerin gelişim ve büyümesi için kullanıldığından veya yatırıma dönüşmesinden dolayı çoğunluğunun yeni taze finans kaynağına ihtiyacı varken bu beklenmeyen vergi yükü ticari faaliyetleri son derece olumsuz etkileyecektir.

Tüm bu hususların yanı sıra ‘ölçülülük’, ‘belirlilik’ ve ‘eşitlik’ ölçütleri de dikkate alınarak, mükelleflere getirilen bu düzenlemenin tekrar değerlendirilerek yeniden düzenlemeye gidilmesi elzemdir.

Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız.

10 milyar dolarlık veri yedekleme sektöründe önemli iş birliği

Veeam’ın doğal afetler, fidye yazılımları, siber tehditler gibi tüm kötü senaryolar karşısında güvenliği merkeze oturtan çözümleri Türkiye’de TD SYNNEX tarafından uygulanacak

Türkiye’nin dijital dönüşümünü hızlandırmak amacıyla güçlerini birleştiren TD SYNNEX Türkiye ile Veeam Türkiye‘nin yeni iş birliği sayesinde şirketler doğal afetler, fidye yazılımları, siber tehditler gibi tüm kötü senaryolar karşısında Veeam’in güvenliği merkeze oturtan çözümlerden faydalanacak. Buna ek olarak günümüzün en popüler bulut bilişim teknolojilerinden biri olan Kubernetes ortamlarında da işletmeler, verilerini daha iyi yönetebilecek ve işlerini daha güvenli bir şekilde yürütebilecek.

IDC’nin raporuna göre dünya çapında 10 milyar doları aşan bir büyüklüğe ulaşan veri replikasyonu ve koruma sektöründe, Türkiye’de çok önemli bir iş birliğine imza atıldı. Bilişim teknolojileri ekosistemi için dünyanın en büyük küresel dağıtıcılarından olan TD SYNNEX Türkiye ile verilerin yedeklenmesi, kurtarılması ve yönetimi alanında modern çözümler sunan Veeam Türkiye, şirketlerin dijital dönüşümünü hızlandırmak amacıyla güçlerini birleştirdi. Yapılan iş birliği ile TD SYNNEX Türkiye, Veeam’in güvenilir yedekleme, kurtarma ve veri yönetimi çözümleri sağlayıcısı olma vizyonu doğrultusunda sunduğu tüm modern çözümlerin ülkemizdeki yetkili dağıtıcısı oldu. Veeam’in yüzde 11’lik pay ile sektörün en büyük ikinci markası olması da bu anlaşmayı ülkemiz için daha önemli hale getiriyor. 

Bulutta yedekleme ve veri kurtarma verilere her durumda erişim imkânı veriyor

İş birliği kapsamında TD SYNNEX’in dağıtımını üstleneceği ürünleri içerisinde Veeam Backup & Replication v12 çözümünün yanı sıra Kubernetes ortamları için sunulan teknolojiler de yer alacak. Veeam’ın Backup & Replication v12 çözümü, bulut ortamlarına güvenlik odaklı daha fazla özellik getiriyor. Bu çözümde depolama konusunda bulut tabanlı aracıların dahil olduğu ek özellikler yer alıyor. Ayrıca fidye yazılımlara karşı daha hızlı kurtarma ve siber tehditlere karşı daha fazla koruma sunan özellikler de bulunuyor. Tüm bunların yanı sıra bu çözümde şirketlerin operasyonları kolaylaştıran, verimlilik için optimize edilmiş ek kurumsal uygulama desteği ve yenilikler de mevcut. Bunlara ek olarak günümüzün en popüler bulut bilişim teknolojilerinden biri olan ve kendi içinde birçok mikro bileşeni bulunan Kubernetes ortamlarında da işletmeler, verilerini daha iyi yönetebiliyor ve işlerini daha güvenli bir şekilde yürütebiliyor. Kasten by Veeam K10 ürünü ile Kubernetes ortamlarında çalışan iş yükleri uygulama seviyesinde ve tüm bağlı bileşenleri ile yedeklenebiliyor.

Yaptıkları iş birliği hakkında açıklamada bulunan TD SYNNEX Türkiye Genel Müdürü Behçet Yumrukçallı, “Verilerin yedeklenmesi, kurtarılması ve yönetimi alanında modern çözümler sunan dünyanın önde gelen markalarından Veeam ile yaptığımız iş birliğini duyurmaktan mutluluk duyuyoruz. Research and Markets’in araştırmasına göre giderek güçlenen bulut bilişim pazarının, 2028 yılına kadar 1 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Bulut teknolojileri yaygınlaştıkça verilerin bulut ortamlarında yedeklenmesi, replikasyonunu ve güvenliğini kolaylaştıran çözümlere de ihtiyaç artıyor. Böylesine bir koruma stratejisini uygulamanın ne denli önemli olduğuna, maalesef şubat ayında ülkece hepimizi yasa boğan deprem felaketinde de şahit olduk. Bu kadar büyük bir alanda kurumsal bazda yaşanan veri kayıplarının miktarını şu aşamada ölçümlemek mümkün olmasa da devasa boyutta olduğunu tahmin edebiliriz. Veriler bulut ortamında muhafaza edilmiyorsa, tesis dışında farklı coğrafyalarda da tutulmuyorsa verilerin kurtarılması çok zor hatta kimi zaman imkânsız olabilir. Bu noktada Veeam gibi şirketlerin bulut ortamında verilerin yedeklenmesini, korunmasını ve replikasyonunu mümkün kılan çözümlerin önemi de daha iyi anlaşılabilir. Veeam bu alanda dünya genelinde lider bir konumdadır ve yıllardır müşterilerine en güvenilir ve etkili yedekleme ve replikasyon çözümlerini sunuyor. Kullanımı kolay, hızlı ve etkili yedekleme çözümleri sunarak, işletmelerin veri kaybı riskini en aza indirmelerine yardımcı oluyor. Bu kapsamda Veeam’ın dağıtımını da üstleneceğimiz ürünleri içerisinde yer alan Backup & Replication v12 çözümünün yanı sıra Kubernetes ortamları için sunduğu teknolojiler ile şirketlerin dijital dönüşümüne büyük katkılarda bulunacağız. Veeam ile birlikte, Türkiye’deki işletmelerin en iyi teknolojik çözümleri kullanarak daha güvenli ve verimli bir şekilde çalışmalarını sağlayacağız. Ülkemizin dijitalleşmesi yolunda sahip olduğu gerçek potansiyeli ortaya çıkarmaya önemli katkılarda bulunacak iş birliklerimize devam edeceğiz.” dedi.


Firma profili: TD SYNNEX

TD SYNNEX (NYSE: SNX) BT ekosistemi için önde gelen bir küresel distribütör olup BT’nin ihtiyaç duyduğu tüm çözümleri tek çatı altında sunmaktadır. Merkezleri ABD’nin Florida ve Kaliforniya eyaletlerinde olan TD SYNNEX (NYSE: SNX), 100’den fazla ülkede 150 binden fazla müşteriye, teknoloji yatırımlarının değerini en üst düzeye çıkarma, işlerine yönelik sonuçları gösterme ve büyüme fırsatlarını değerlendirme konusunda yardımcı olan yenilikçi bir iş ortağıdır. Fortune 100 Listesi’nde 60. sırada yer alan TD SYNNEX’in yaklaşık 22 bin çalışanı, alanında lider 1.500’den fazla teknoloji tedarikçisinin sunduğu modern BT ürünlerini, hizmetlerini ve çözümlerini bir arada müşterilerine sunuyor. Ürün portföyü bulut, siber güvenlik, büyük veri/analiz, IoT, mobilite ve hizmet olarak sunulan teknolojiler gibi en yüksek büyüme gösteren segmentlerden oluşan TD SYNNEX, müşterilere ve topluluklara hizmet etme konusunda da kararlıdır. Çalışanları ve gezegenimiz üzerinde olumlu bir etki yaratabileceğine ve saygın bir kurumsal vatandaş olarak bilinçli bir şekilde hareket edebileceğine inanan TD SYNNEX, BT ekosistemi genelinde çalışanlar için çeşitli ve kapsayıcı bir işveren olmayı da hedefliyor.

Daha fazla bilgi için: https://tr.tdsynnex.com

Yapay zekâ gayrimenkul yatırımlarına da el attı

0

16-17 Mart’ta gerçekleşen 15. Gayrimenkul Emlak Fuarı’nda, gayrimenkul sektörünün geleceği de masaya yatırıldı. REIDIN Veri Bilimi Müdürü Emre Durgut gündem kapsamında yaptığı açıklamada, gayrimenkul sektöründe veri yönetimi odağında, veri analitiği ve yapay zeka kullanımının arttığın rek, bu teknolojilerin sektörün yönünü belirlediğine dikkat çekti.

Yapay zekâ gayrimenkul yatırımlarına da el attı

Veri toplama, gayrimenkul sektöründe genellikle emlak satışları, kiralama işlemleri ve mülk değerlemesi için tercih ediliyor. İstanbul Hilton Bosphorus Convention Center’da düzenlenen 15. Gayrimenkul Emlak Fuarı’nda gerçekleşen konferansta REIDIN adına konuşan REIDIN Veri Bilimi Müdürü Emre Durgut, gayrimenkul sektöründe veri yönetimi odağında veri analitiğinin ve yapay zekanın önemi hakkında bilgiler aktardı. Gelecekte gayrimenkul sektöründe yoğunlukla yapay zeka teknolojilerinin kullanılacağının da altını çizdi.  

Teknolojinin gelişmesine paralel olarak gayrimenkul sektöründe de verinin önemi her geçen gün artıyor. Özellikle karar verme sürecinde kritik bir öneme sahip. Emlak profesyonelleri; satın alma, satış ve varlık yönetimi gibi işlemler sırasında birçok farklı türde veriye ihtiyaç duyuyor. Aynı zamanda sahip olunan bu veriler, emlak piyasasındaki trendleri, tüketicilerin tercihlerini, mülk performansını ve birçok başka faktörü anlamak için de kullanılıyor. 

Gayrimenkul Sektöründe Yapay Zekanın Etkisi Artıyor

Gayrimenkul sektöründe de büyük öneme sahip olan yapay zeka teknolojileri, veri analizi ve tahminleme yapmak için sıklıkla kullanılıyor.  Yapay zeka teknolojileri sayesinde veri işleme, analiz etme ve gerçekçi öngörü yapma süreci otomatik hale gelebiliyor. Aynı zamanda mülk değerlemesi işleminde daha doğru sonuçlar elde edilebiliyor. 

Günümüzde önemi gittikçe artan bu konuya ilişkin 16-17 Mart’ta geçekleşen Gayrimenkul Emlak Fuarı’nda konuşan REIDIN Veri Bilimi Müdürü Emre Durgut, pazarlama stratejileri için de kullanılan yapay zekanın, müşteri davranışlarını analiz etmek, müşteri profillerini oluşturmak ve kişiselleştirilmiş pazarlama kampanyaları tasarlamak için kullanılabildiğine vurgu yaptı.  

İGA İstanbul Havalimanı, “Dünyanın En Aile Dostu Havalimanı” ve “Güney Avrupa’nın En İyi Havalimanı” Ödüllerine Layık Görüldü 

0

İGA İstanbul Havalimanı, Skytrax tarafından düzenlenen “World Airport Awards 2023” ödüllerinde “Dünyanın En Aile Dostu Havalimanı” ve “Güney Avrupa’nın En İyi Havalimanı” unvanlarına layık görülerek büyük bir başarıya imza attı. İGA İstanbul Havalimanı’nın ayrıca Dünyanın En İyi 10 Havalimanı listesinde sekizinci sıradan altıncı sıraya yükseldiği açıklandı.

Dünyanın en önemli küresel aktarma merkezlerinden biri olan İGA İstanbul Havalimanı, 15 Mart 2023 tarihinde Hollanda’nın Amsterdam şehrinde Passenger Terminal EXPO’da İngiltere merkezli havacılık derecelendirme kuruluşu Skytrax tarafından düzenlenen World Airport Awards’a havayolu kullanıcılarının oylarıyla Güney Avrupa’nın En İyi Havalimanı seçildi. Ödül töreninde, İGA İstanbul Havalimanı aynı zamanda Dünyanın En Aile Dostu Havalimanı ödülüne layık görüldü. İGA İstanbul Havalimanı’nın 60 milyon üzeri yolcu kategorisinde ise Dünyanın En İyi Havalimanı seçildiği belirtildi.

Uluslararası Havalimanları Konseyi tarafından 1989 yılında kurulan Londra merkezli havacılık enstitüsü Skytrax’ın 2000 yılından bu yana düzenlediği ödüllerde “5 Yıldızlı Havalimanı” olarak 2020 ve 2022’de tescil edilen İGA İstanbul Havalimanı, ayrıca 2022 World Airport Awards ödüllerinde 550 havalimanını geride bırakarak üç ödülün sahibi olmuştu. 

Skytrax CEO’su Edward Plaisted de “Güney Avrupa’nın En İyi Havalimanı” ve “Dünyanın En Aile Dostu Havalimanı” seçilen İGA İstanbul Havalimanı’nı başarısı nedeniyle tebrik etti. Plaisted alınan ödüller neticesinde, “Geçtiğimiz birkaç yıl, dünya çapındaki havalimanları için son derece zorlu geçti. Covid-19 pandemisinden uzaklaşırken, yolcu sayılarının normale dönmesi ve İGA İstanbul Havalimanı’nın müşterileri tarafından lider bir havalimanı olarak tanınması sevindirici” ifadelerini kullandı.

IBM Spectrum Fusion Konseptine Büyük İlgi

Destek A.Ş. tarafından düzenlenen Red Hat Openshift Container çözümleri kurumsal düzeyde
veri depolama ve koruma hizmetleri sağlayan modern depolama platformu IBM Spectrum
Fusion’ın tanıtıldığı toplantıya bilişim uzmanları yoğun bir ilgi gösterdi.

13 Mart’ta Shangi-La Bosphorus otelde gerçekleşen “IBM Spectrum Plato” etkinliğinde, farklı sektörlerden müşterilerin ve iş ortaklarının katıldığı etkinlikte değişen koşullara daha hızlı uyum sağlayan, verimli ve güvenli veri platformu IBM Spectrum Fusion ayrıntılı bir şekilde katılımcılara aktarıldı. IBM Spectrum Fusion, Red Hat Openshift Container çözümleri için kurumsal düzeyde veri depolama ve koruma hizmetleri sağlıyor. Çözüm, kritik önem taşıyan verilerin en iyi şekilde yönetilmesini, gerektiğinde hızla kurtarılmasını ve verilere eşsiz bir hızda erişilmesini sağlıyor.

Etkinlikle ilgili açıklama yapan Destek A.Ş. Teknik Hizmetler Direktörü Serkan Kılıçarslan, “Geleneksel olarak her yıl düzenlediğimiz IBM Spectrum etkinliğimiz, bu yıl Spectrum Fusion Teması ile gerçekleştirdik. Etkinlikte başta Container – Openshift teknolojileri olmak üzere depolama alanındaki en son gelişmeleri katılımcılara aktarma fırsatı bulduk. Katılımın ve ilginin büyük olduğu çok verimli bir etkinlik oldu. Etkinliğimize katılan tüm dostlarımıza teşekkür ediyoruz dedi.


Yarım gün süren etkinliğin ilk bölümü Serkan Kılıçarslan’ın gündemi değerlendirdiği konuşmasıyla başladı. Ardından söz alan Destek A.Ş. Profesyonel Hizmetler Müdürü Can Ünal “Veri Macerasının Geleceği” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. İkinci bölüm ise RedHat Teknoloji Mimarı Emre Özkan’ın Container ve Openshift teknolojilerini ayrıntılı bir şekilde aktardığı sunumuyla başladı. Ünal’ın ardından söz alan IBM Depolama Teknolojilerinden Sorumlu Kenan Çiftçi, “BT Dünyanızı Nasıl Modernize Edersiniz?” başlıklı sunumuyla katılımcılara IBM Spectrum Fusion çözümünü aktardı.

Çin’de Robot taksiler hizmete giriyor

Çin teknoloji şirketi Baidu, başkent Pekin’in bir bölümünde sürücüsüz robotaksi işletmelerine başlayabileceğini duyurdu.

Baidu, sürücüsüz taksilerinin büyük Çin şehirlerinde bir araç başına günlük ortalama 15’ten fazla sefer yapabildiğini iddia ediyor, bu da geleneksel taksi hizmetleriyle eşit seviyede bulunuyor. İnsan gücüne ihtiyaç duyulmaması, Baidu’nun sürücüsüz taksilerinin işletme maliyetlerini azaltmasına olanak tanıyor.

Hükümet onayı, JD.com gibi birçok kuruluşun bulunduğu Pekin’in Yizhuang banliyösünde 10 aracın işletilmesi için verildi. Yizhuang, Baidu’nun Pekin şehrindeki robotaksi halka açık yol testlerinin ve işletmelerinin ana mekânı. Kasım 2021’de, yerel yetkililer Baidu ve rakip robotaksi operatörü Pony.ai’nin ücret talep etmelerine izin verdi ve toplu taşıma kullanıcıları şirketlerin uygulamaları aracılığıyla robotaksi seferleri rezerve edebiliyor.

Baidu, robotaksi hizmetinin henüz erken aşamalarında olduğunu ve daha geniş bir ölçekte güvenli ve verimli olması için daha fazla test ve geliştirme gerektiğini belirtiyor. Bununla birlikte, bu teknolojik ilerleme, Dünya genelinde otonom araçların yolları kullanmasının yolunu açarak, ulaşımın geleceği için önemli bir adım niteliğinde değerlendiriliyor.  

IDC ve Microsoft iş birliğinde ‘Siber Güvenlik: Şirket İçi Risk ve Gizlilik’ etkinliği

IDC ve Microsoft iş birliğinde Raffles Hotel’de düzenlenen ‘Siber Güvenlik: Şirket İçi Risk ve Gizlilik’ etkinliği gerçekleşti. Microsoft Türkiye ve IDC’nin yanı sıra, Microsoft’un iş ve güvenlik çözümlerini kullanan şirketlerin güvenlikten sorumlu yöneticilerini de bir araya getirdi. Organizasyon içi siber tehditlerde yaşanan artışa odaklanılan etkinlik kapsamında, giderek çeşitlenen risk faktörleri, güvenlik çözümleri ve regülasyonları gibi birçok konu değerlendirildi.

IDC ve Microsoft iş birliğinde ‘Siber Güvenlik: Şirket İçi Risk ve Gizlilik’ etkinliği düzenledi

Microsoft Türkiye ile IDC iş birliğinde organize edilen “Siber Güvenlik: Şirket İçi Risk ve Gizlilik” etkinliği Raffles Hotel’de düzenlendi. Açılış konuşmasını yapan Microsoft Türkiye Kurumsal Çözüm Satışlarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı ve Teknoloji Deneyim Merkezi Direktörü Elif Acar Özgüner, Microsoft olarak günde trilyonlarca sinyali izleyen platformlara sahip olduklarını ve bu sayede çok şey öğrendiklerini dile getirdi. Özgüner, “Yılda 32 milyar adet e-mail tehdidini blokluyoruz. Global çapta 8500’ün üzerinde siber güvenlik uzmanı istihdam ediyoruz. 140’ın üzerinde threat grubunu aktif olarak izliyoruz. Bunların yanı sıra, 40’ın üzerinde de nation state dediğimiz, devlet destekli threat aktörünü takip ediyoruz. Bu
takipler hızlı ürün geliştirmemiz noktasında bize büyük katkı sağlıyor” dedi.


Organizasyon içi siber tehditlerin sayısı giderek artıyor

IDC Güvenlik Pazarından Sorumlu Araştırma Müdürü Yeşim Araç Öztürk ise dünyada
kullanılan cihaz sayısının ve üretilen verinin günden güne büyük bir hızla arttığına dikkat
çekerek şirketlerin yönetmesi gereken kritik risk faktörlerinin ve uyumluluk sorunlarının da aynı
paralelde arttığını belirtti. Öztürk, yaptıkları araştırmalarda oltalama saldırıları ile içerden gelen
saldırıların Türkiye’deki organizasyonların karşı karşıya olduğu en büyük iki siber tehdit olarak
ön plana çıktığını ifade etti. ‘Insider Risk Management ile Casus Avı’ başlıklı bölüm Microsoft Türkiye Güvenlik Teknik Uzmanı Berkay Meşe’nin sunumuyla başladı. Meşe, organizasyon içinden gelen tehditlerin çeşitlerinden bahsettikten sonra Insider Risk Management programı ile içeride oluşan risklere
karşı alınması gereken önlemlerden bahsetti. Microsoft Türkiye Uyumluluk Teknik Uzmanı Pınar Sarmısak Çatalkaya ise bir demo sunumu yaparak şirket içi koruyucu politikaların nasıl oluşturulduğunu uygulamalı olarak gösterdi. Çatalkaya, demosunda veri hırsızlığının hangi yöntemlerle takip edildiğine de değindi.
Microsoft’un iş ve güvenlik çözümlerini kullanan markaların Bilgi Güvenliği direktörlerinin katılımıyla gerçekleştirilen “Kurum İçi Risklere Karşı Stratejiler ve Gizlilik” panelinde, güvenlik için teknolojik altyapının önemi; spam’in önlenmesi ve doğru kategorize edilmesi, veri sızıntılarının takip edilmesi ve güvenlik regülasyonlarına optimum şekilde uyumlanılması gibi konular masaya yatırıldı.


Günümüzde kuruluşların sadece dış kaynaklardan gelen siber saldırılara değil, aynı zamanda
şirket içinden gelen tehditlere karşı da güvenlik stratejileri oluşturması bir zorunluluk haline
gelmiş durumda. IDC Türkiye’nin 2023 Ocak ayında yaptığı Güvenlik Araştırması’na göre
şirketlerin %41’i geçtiğimiz sene şirket içi tehditlerle karşılaştıklarını paylaşıyor. İç risklere ek
olarak, gizlilik ve regülasyonel uyumluluk da organizasyonların öncelik verdiği güvenlik konuları
arasında ilk sıralarda yer almaya devam ediyor.

Togg, Türkiye’nin 7 bölgesinde görücüye çıkıyor

Doğuştan elektrikli ilk akıllı cihazı T10X’i mart sonunda kullanıcılarla buluşturmaya hazırlanan Togg, daha hızlı, etkin ve verimli bir deneyim sunmak için Türkiye’nin 7 bölgesinde deneyim merkezleri, servis ve teslimat noktaları açmayı sürdürüyor.

Dijital ve fizikseli hibrit bir yapıda birleştirerek kullanıcılarla doğrudan temas yöntemini seçen Togg, kendi servis noktalarının yanı sıra Bosch Car Service ile de iş birliği yaptı. Böylece Togg, tamamen kendi bünyesinde yer alacak servis temas noktalarıyla birlikte anlaşmalı Bosch Car Service’ler ile de yayılımını genişleterek, tüm Türkiye’de 20’den fazla noktada kullanıcılarına hizmet sunacak.

Togg, deneyim merkezleri ve servis noktalarıyla buluşmaya hazır

Türkiye’nin mobilite alanında hizmet veren küresel teknoloji markası Togg, ilk akıllı cihazı T10X’i kullanıcılarla buluşturmasına sayılı günler kala, satış ve satış sonrası yapılanmasında planları doğrultusunda ilerliyor. Kullanıcıya yakın olmak için doğrudan satış modelini seçen Togg, dijital ve fiziksel deneyimi harmanlayan hibrit bir yapıda hizmet vermek için tüm organizasyonunu oluşturuyor. İlk etapta İstanbul, Ankara, İzmir, Adana ve Bursa-Gemlik’te deneyim merkezleri açan Togg, İstanbul, Ankara, Bursa-Gemlik, İzmir, Adana, Samsun, Diyarbakır, Erzurum, Antalya ve Kayseri’de de servis ve teslimat noktaları açmayı sürdürüyor. Kullanıcılara uçtan uca kesintisiz bir deneyim yaşatmayı hedefleyen Togg, kendi servis noktalarının yanı sıra güçlü iş birlikleriyle de servis ağını genişletiyor. 150 ülkedeki 16 binden fazla servisiyle dünyanın en büyük bağımsız servis zincirlerinden biri olan Bosch Car Service ile iş birliğine imza atan Togg, kullanıcıları için kendi servis merkezlerinin yanı sıra anlaşmalı Bosch Car Service’lerden de nitelikli hizmet sunacak.

Sahada çalışan ekipler için kapsamlı eğitim

İş birliği kapsamında kullanıcılara tüm bakım ve onarım hizmetleri en son standartlarda sunulacak. Togg akıllı cihazı kullanıcıları, anlaşmalı servislerin sunduğu onarım, servis, bakım ve garanti hizmetleri dahil tüm hizmetlerden yararlanabilecek. Anlaşmalı Bosch Car Service noktalarındaki personel, Togg’dan kapsamlı bir ön eğitim alacak ve ardından gerektiğinde Togg Teknik Saha Servisi’nin yardımıyla yüksek gerilim, fotovoltaik ve güvenlik sistemlerinde onarım yapma yetkisine sahip olacak. Tüm onarım, garanti ve proaktif servisler, yalnızca yetkili servis sağlayıcılar tarafından gerçekleştirilecek.

Kullanıcılara daha yaygın, hızlı, etkin ve verimli bir deneyim yaşatmayı hedefliyoruz

Togg CEO’su M. Gürcan Karakaş, küresel rekabette kullanıcıya daha yakın olan şirketlerin daha başarılı olduklarını belirterek, şunları söyledi: “Biz de akıllı cihazlarımızı kullanıcılarımızla doğrudan buluşturuyor, satışları doğrudan kendimiz organize ediyoruz. İlk akıllı cihazımız T10X’i kullanıcılarımızla buluşturmanın heyecanını yaşarken, satış ve satış sonrası çalışmalarımızı da hızla tamamlıyoruz. Türkiye’nin 7 bölgesinde 10’u sabit 8’i gezici 18 deneyim merkezi ile sabit ve mobil servis noktalarımızı açmaya devam ediyoruz. Bir yandan kendi servis yatırımlarımızı sürdürürken, diğer yandan da yerel ve küresel ölçekte bağımsız servis sağlayıcılarla iş birliği fırsatlarını değerlendiriyoruz. Bu kapsamda elektrifikasyon dönüşümünü başlatmış, yüksek teknik donanıma sahip, yerel ve küresel anlamda yaygın bir hizmet ağı kuran araç bakım ve onarım servis ağı Bosch Car Service’leriyle iş birliğimizi başlatmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Ülkemizdeki yayılımımızı destekleyecek bu iş birliğinin, kullanıcılara daha hızlı, etkin ve verimli bir servis deneyimi için değerli bir katkı sunacağına inanıyoruz. Özellikle kullanıcı odaklılık, batarya teknolojileri ve bağlantılı teknolojiler noktasında da Bosch Car Service’ler ile değer yaratacağımıza inanıyoruz. Esnek servis ağımız, mobil servislerimiz ve bu alandaki güçlü iş birliklerimizle kullanıcılarımıza en iyi deneyimi yaşatmayı hedefliyoruz.” dedi.