Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 1751

Arena, WatchGuard ile el sıkıştı

0

Arena, kurumsal çözümler sunma anlayışı ile ürün portföyüne dünya  markalarını dahil etmeye devam ediyor. Arena, uzun yıllardır ağ ve sistem yönetimi üzerine faaliyet gösteren WatchGuard’ın güvenlik cihazları ve bu cihazlara bağlı yazılım ürünlerinin distribütörü olduğunu duyurdu.

Konuyla ilgili olarak Arena Genel Müdür Yardımcısı Atıf Büyüksoy şu sözleri dile getirdi:
“Güçlü ve performanslı, birleşik güvenlik çözümleri sunan bir dünya markası olan WatchGuard’a, Arena çatısı altında değer sunmak için ekip olarak hazırız. Arena Value olarak, uçtan uca çözümler sunma gücüne sahip olan uzman kadromuz ve katma değerli iş modelimiz ile; WatchGuard markasının tüm çözümlerini iş ortaklarımıza ve iş ortaklarımızın müşterilerine doğru zamanda ve uygun finansal modeller ile ulaştırmayı hedefliyoruz. Sektöre özgü çözümlerimiz, sunduğumuz danışmanlık hizmetlerimiz, mühendislerden oluşan, satış öncesi ve sonrası destek sağlayan özel ekiplerimiz ile iş ortaklarımızın her zaman yanındayız. WatchGuard markası özelinde de donanımlı ekibimiz ile iş ortaklarımıza katma değerli hizmet sunmaya devam edeceğiz.”

WatchGuard Kanal Müdürü Fabrizio Croce, bu işbirliği ile ilgili olarak:
“Kurumların network alt yapısı için uzun yıllardır güvenlik çözümleri sunan ağ ve sistem yönetimi üzerine faaliyet gösteren bir marka olarak, birçok ağ ürününün bölgesel bayiliklerini yürütüyoruz. Bu alandaki sertifikalı ve uzman kadromuzla projelendirme, danışmanlık ve kurumsal eğitim hizmetleri de sunmaktayız. Ağ ve sistem yönetimi ürünlerimizin dağıtımıyla  ilgili Türkiye’nin en güçlü dağıtıcısı Arena ile yapmış olduğumuz bu anlaşmadan dolayı mutluluk duyuyoruz. Sektör için hayırlı uğurlu olmasını dilerim” dedi.

Değerli veri ile “veri otobanı” kurulmalı

0

Kurumsal veri yönetiminin tüm yönleriyle ele alındığı toplantıda, veriden tam potansiyelin nasıl sağlanacağı, veriden maksimum katma değer elde etmenin yolları ve “Informatica Akıllı Veri Yönetimi Platformu” tanıtıldı.

KOMTAŞ Bilgi Yönetimi Genel Müdürü Yüksel Çomak, uygulama analitiği ve veri arasındaki hızı yönettiklerini dile getirdiği ve veriye hazır mısınız, veri odaklı yaklaşıma hazır mısınız? diyerek başladığı konuşmasında; veriye bakış açısının değişmesi gerektiğini ve uygulamalara hapsolmuş veriyi, “değer” haline getirerek serbest bırakmanın öneminden söz etti. Biz, bir şirketin her katmanından bakıldığında aynı analitik sonucu veren, doğru, güvenilir ve ilgili veriyi sunduğumuz “Akıllı Veri Yönetimi Platformu” ile uygulama temelli yaklaşım yerine şirketlerin veri odaklı yaklaşımı benimsemelerini sağlıyoruz. Uygulama temelli yaklaşım, şirketlerin gelirlerini artırmıyor ve yaratıcı ürünleri piyasaya sunmak adına şirketlere fayda sağlamıyor. Önümüzdeki dönemde liderlik pozisyonunda olanlar daha fazla veri odaklı kararlar vermek zorunda kalacaklar. Bina inşa etmek gibi düşünün.  Zamanında bu veri mimarisi ile kurumsal mimariyi doğru bir şekilde kurgulayamazsak ileride sıkıntılar yaşarız.” dedi.

Informatica Güney Avrupa Bölgesi Başkan Yardımcısı Emilio Valdes
Informatica Güney Avrupa Bölgesi Başkan Yardımcısı Emilio Valdes

Türk şirketleri verilerini aralarında güvenle paylaşabilmeli
Informatica Güney Avrupa Bölgesi Başkan Yardımcısı Emilio Valdes ise Avrupa Birliği’nin şirketler arası veri paylaşımını bir yasa ile güvenilir ve paylaşılabilir hale getirdiğine dikkat çekerek, “Türkiye’deki şirketler de bir yasaya bağımlı olarak belirlenecek kurallar çerçevesinde kendi aralarında veri paylaşabiliyor olmalı. Veriyi bir “değer” haline çevirmek özgürlük demek; çünkü artık bir rapor hazırlamak için kimseye güvenmek zorunda değilim, güvenli, temiz ve ilgili veri elde edebildiğim için kendi raporumu kendim hazırlayabiliyorum. Özellikle Türk perakende sektörünün veri odaklı yaklaşımı benimsemesi gerekiyor. Müşteri verisi,bu sektör için çok daha önemli. Perakende sektörünün doğru ve tutarlı veriden alacağı geri dönüşü, rekabete ve karlılığa yansıtma olanağı çok yüksek. Bir uçak yolculuğunda sadece tek yönde 1 TB veri üretiliyor. Bu veri analitik olarak birçok sektöre hizmet ediyor. Türkiye’de şirketlerde uygulama temelli bir yaklaşım var. Hedefimiz uygulama odaklı yaklaşımı veri odaklı yaklaşıma çevirmek olmalı” dedi.

iOS ve Android uygulamaları Windows 10’da

0

Microsoft_BuildMicrosoft tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen ve Windows, Windows Phone, Microsoft Azure ve diğer Microsoft yazılımlarını kullanan geliştiricileri biraraya getiren BUILD konferansı bu yıl da önemli yeniliklere sahne oldu. 29 Nisan – 1 Mayıs tarihleri arasında San Francisco’da düzenlenen BUILD 2015, önemli duyurularla gündeme oturdu.

 

Microsoft yeni Universal Windows Platform ve Windows Store ile değişik geliştiricilerin az bir emekle cihazlarını Windows 10‘a dönüştürmelerini sağlayarak, fırsat yaratacak yenilik ve gelişmeleri konferansta duyurdu. Firma aynı zamanda yeni web tarayıcısı Microsoft Edge (eski Project Spartan), telefonlar için Windows 10 Continuum, Cortana ve Microsoft HoloLensi de piyasaya sunduğunu açıkladı.

Konferansta açıklanan yol haritasına göre; Microsoft’un Windows, iOS ve Android geliştiricilerini kapsayan cesur adımları, Windows 10’u en cazip gelişim platformu haline getirecek. Microsoft; Windows, iOS, Android, Mac ve Linux geliştiricilerinin milyarlarca Microsoft müşterisine ulaşmasına izin verecek. Microsoft’un; yeni veri, geliştirici ve Office hizmetleri, geliştiricilerin istedikleri platformda akıllı uygulamalar geliştirmesine yardımcı olacak.

Evrensel Windows Platformu geliyor

Microsoft yeni Universal Windows Platform ve Windows Store ile uygulama geliştiricilerin uygulamalarını Windows 10 uygulamasına dönüştürmelerini sağlayacak önemli bir adım atıyor. iOS ve Android uygulamalar artık Windows 10 üzerinde de çalıştırılabilecek. Yeni platform ve yazılım geliştirme paketleriyle web siteleri, klasik Win32 uygulamaları, Android Java/C++ uygulamaları ve iOS uygulamaları kolay bir şekilde Windows 10 mağazası üzerinden Windows uygulaması olarak sunulabilecek. Bu yeni SDK’lar sayesinde yazılımcılar hem daha önce Windows harici platformlar için yazmış oldukları kodları kullanabilecek, hem de Windows platformuna özel bir çok kullanım ile çok daha zengin uygulamalar geliştirebilecek.

Geliştiriciler için yeni araçlar

Evrensel Windows Platformu’nun getirdiği bir diğer yeni özellik ise Continuum. Bu özellik, telefonların birer PC’ye dönüşebilmesini sağlayacak. Telefonların içindeki bilgisayarı ortaya çıkarmak için tek yapılması gereken ise bir monitör bağlamak olacak. Evrensel Windows Platformu sayesinde uygulamaların birer hologram olarak çalışması bile mümkün olacak.

Microsoft, Build 2015’te sunulacak yeni dalga araç ve güncellenmiş hizmetler ile yazılım geliştiricilerin Visual Studio 2015 Release Candidate, Linux ve Mac için .NET, Visual Studio Code önizleme, Application Insights in Public Preview gibi çoklu platformlarda verimliliğini artıracağını da duyurdu.

Facebook’taki KOBİ’ler 40 milyonu geçti

0

facebook-for-businessABD’de düzenlenmeye başlayan Boost Your Business etkinlikleri kapsamında Facebook ekibi, farklı şehirlerdeki KOBİ’lerle bir araya gelerek Facebook ürün ve hizmetlerini işlerini büyütmek doğrultusunda nasıl daha etkin bir şekilde kullanabileceklerini anlatıyor.

ABD’nin ardından başta Brezilya, Meksika, Hindistan, Almanya ve Fransa olmak üzere farklı ülkelerde de gerçekleştirilecek olan etkinliklerin ABD ayağında, platformu aktif bir şekilde kullanan KOBİ’lerin sayısının 40 milyonu geçtiği bilgisi de paylaşıldı.

Facebook’un yeni duyurduğu Chat hizmeti, reklamverenlere birebir destek sağlayacak. Facebook’taki “get help” bağlantısına tıklayan reklamverenler, reklam konusunda uzman Facebook çalışanları ile görüşerek yardım alabilecek. ABD, İngiltere ve İrlanda’da uygulamaya alınan Chat, yakında Latin Amerika ve Asya Pasifik bölgelerinde de hizmete sunulacak.

Verisini işleyen şirketlerin kârı yüzde 6 artıyor

0
Teradata Türkiye Ülke Müdürü Gamze Aydın
Teradata Türkiye Ülke Müdürü Gamze Aydın

Amsterdam’da, Nisan ayının son günlerinde veri analitiği uygulamaları sağlayıcısı Teradata’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen Universe Konferansı’nda pek çok küresel kuruluştan iş ve teknoloji uzmanları bir araya gelerek gelecek beş yılın teknoloji trendi büyük veri yatırımlarını şekillendirme yollarını aradılar. Kürsüye Uluslararası Sağlık Profesörü Hans Rosling, Yazar ve Girişimci Peter Hinssen, ABD Başkanı Obama’nın Teknoloji Danışmanı ve aynı zamanda Teradata CTO’su Stephen Brobst gibi isimlerin çıktığı etkinlikte, açılış konuşmacısı Teradata Eş-Başkanı Hermann Wimmer, “Artık dünya veri çağına geçti.” dedi.

Yazılım tabanlı veri ambarı dönemi

Teradata Universe Konferansı, veri analitiğinde gelecek perspektifini değiştirecek yeni teknoloji ve ürünlerin de duyurusuna sahne oldu. Veri yönetiminde kurumlara kolaylık ve bütünlük sağlayacak Yazılım Tabanlı Veri  Ambarı’nı duyuran Hermann Wimmer, bu yeni ürünün birden fazla sayıdaki veri ambarrını,  güvenlik ve hizmet seviyesi performansından ödün vermeden tek bir sistemde konsolide etmelerine olanak verdiğini ifade etti.

Wimmer yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Günümüzde pek çok kurum  tek iş ihtiyacı talebini karşılamak veya her ülkedeki özel güvenlik regülasyonlarını sağlamak  için birden çok veri ambarını ayrı bir şekilde tutmaktadır. Ancak bu modelin maliyet etkin bir model olduğunu söyleyemeyiz. Yazılım Tabanlı Veri Ambarı’nda ise gelen veriler hem tek bir sisteme aktarılacak hem de aynı güvenlik kontrolleri ve erişim kısıtlamaları sağlanacak. Bu sayede bir yanda hem zamandan hem de paradan tasarruf edilirken diğer yandan iş öncelikleri esasında, iş yükleri çapında tutarlı performans garanti edilecek.”

Şirketlerin veri kapasiteleri ikiye katlanacak

Şirketlerin giderek artan verilerini yönetmelerini kolaylaştıracak bir yenilik de Teradata Veri Ambarı Cihazı 2800 oldu. Ürün bir yandan kurumların kabinet başına veri kapasitelerini iki katına çıkarmalarına olanak sağlarken diğer yandan tek bir kabinden analitik güçlerini iki katına çıkarmalarını sağlayarak müşterilerin, iş iç görülerini çözmesine ve operasyonel hale getirmesine yardımcı oluyor.

Türkiye’den de pek çok katılımcıların yer aldığı etkinlikle ilgili Teradata Türkiye Ülke Müdürü Gamze Aydın da değerlendirmelerde bulundu. Aydın, “Yapılan araştırmalar büyük veri ve iş zekâsı çözümlerini kullanan şirketlerin eşitlerinden yüzde 4 daha verimli ve yüzde 6 daha kârlı olduklarını gösteriyor. Bu teknolojilerin Teradata Universe Konferansı’nın odağında olmasını, her geçen yıl katılımcı sayısının katlanarak artmasını önemsiyor ve gerçek anlamda değer yaratan bir konferans olduğunu düşünüyorum.” dedi.

Sanal dünyadan gerçek yarış pistlerine

0

GT_AcademyNissan ve PlayStation, Gran Turismo 6’nın sanal dünyasından yeni bir profesyonel yarış pilotu keşfedecek. GT Academy, PlayStation oyuncularına Nismo Sporcusu olma hayalini gerçeğe dönüştürmeleri için bir fırsat vermek üzere büyük organizasyona bir kez daha hazırlanıyor. 2015 yılında Türkiye’de de başlatılan program ile yeni yarışçıların katılım sağlaması arzulanıyor.

Sanal dünyayla gerçek dünyayı buluşturan en başarılı global kampanyalardan biri kabul edilen GT Academy yarışması’nda, ilkinin yapıldığı 2008’den bu yana milyonlarca oyuncu, büyük ödülü kazanmak, profesyonel bir yarış pilotu olmak için mücadele etti.

GT Academy’nin daha önceki şampiyonları Lucas Ordoñez ve Jann Mardenborough profesyonel birer yarış pilotu olmanın keyfiyle bu yıl Haziran ayında gerçekleşecek olan motor sporlarının zirve noktalarından Le Mans 24 Saat yarışında, LM P1 sınıfında Nissan’ı temsil edecek. Böylesine büyük bir başarı, GT Academy’nin gerçek bir yarış pilotu yetiştirme konusunda önemli bir fırsat olduğunu gösteriyor.

GT Academy elemeleri, Sony PlayStation 3 üzerinde Gran Turismo 6 oyunuyla online olarak 21 Nisan’da başlayıp 16 Haziran’da son bulacak. Profesyonel bir yarışçı olma hayali taşıyan oyuncular Sony PlayStation 3 üzerinden Gran Turismo 6 oyunu ile en hızlı tur zamanını gerçekleştirmek için mücadele edecekler. 20 yarışçının ulusal seçmelere katılacağı yarışmalar online ve saha etkinliği olarak ayrışacak. Saha organizasyonların en iyi tur zamanını gerçekleştiren 10 ismiyle online yarışların en iyi tur zamanını gerçekleştiren 10 ismi Haziran ayında gerçekleşecek Türkiye finalinde karşı karşıya gelecek. Finallerde en iyi dereceyi alan 6 yarışmacı ise ünlü Silverstone Yarış Kampı’na katılma şansı yakalayacak. Silverstone yarış kampına katılan yarışmacılar hayatlarını değiştirecek bir kariyer elde edebilecek. Burada dünyanın çeşitli yerlerinden gelen finalistler ile Dubai 24 Saat’lerinde yarışabilmek için kıyasıya mücadele edecek.

Ev koltuğundan podyumlara

İstanbul’da GT Academy Tanıtım Toplantısına katılan Suudi Arabistanlı Ahmed Khalid ise 2014 yılında GT Academy şampiyonu olmasıyla şimdiden hayatının değiştiğini görmeye başladı. Nissan GT-R NISMO GT3 ile 2015 Dubai 24 Saat yarışlarına katılım hakkı kazanan ve tamamı oyunculardan kurulu takımı ile Pro-Am sınıfında podyumda ikinciliği alırken, genel klasmanda beşinci oldu. Khalid; “Bir yıl önce evimde koltukta oturmuş Sony PlayStation’ım ile Gran Turismo oynuyordum, şimdi ise gerçek bir yarış pilotuyum” dedi. GT Academy’nin hayatını tamamen değiştirdiğini söyleyen Khalid, şimdiden Dubai 24 Saat yarışlarında podyumda yer alabildiğini, kendini adayan, karalı, inançlı ve çok çalışan herkesin hayal gibi görünen bu serüveni kazanabileceğine inandığını belirtti.

Dünya çapında 24 farklı ülkeden katılımcılara açık olacak olan GT Academy’ye bu yıl 2.2 milyar potansiyel yarışmacı bekleniyor. Yarışmaya, 18 yaşını doldurmuş ve ehliyet sahibi olan herkese katılabiliyor.

Kârlılığın anahtarı burada

0

2İsis Bilişim Networking Günleri “Teknolojiye-dönüşüm” temasıyla İstanbul’da düzenlendi. Cresga tarafında organize edilen ve iki yüz civarında misafiri ağırlayan etkinliğin ana konuşmacısı BT sektörünün önemli isimlerinden Şahin Tulga oldu.

Etkinliğin açılış konuşmasını İsis Bilişim Genel Müdürü Ercan Kuru yaptı. Ercan Kuru’dan sonra sahneye çıkan Şahin Tulga, “Yüksek Karlılık İçin İş Stratejisi” konulu sunumunun ilk bölümünü gerçekleştirdi. E-dönüşümün şirketlerin dijital dünyaya geçişte en önemli yardımcısı olacağını ifade eden Tulga, katılımcılarla bu konudaki önerilerini paylaştı.

Şahin Tulga’da sonra söz alan İsis Bilişim Genel Müdür Yardımcısı Bülent Kandemir, Teknolojiy-e Dönüşüm başlıklı bir sunum yaptı. Sunumunda e-dönüşüm tarafındaki yeni yönetmelik ve tasarılardan bahseden Kandemir, işletmeler için e-dönüşümün avantajlarına da vurgu yaptı. Etkinliğe Gelirler İdaresi Başkanlığı adına katılan e-Defter Belge ve Yönetim Müdürü Engin Uysal’ın e-Dönüşüm Mevzuat Değişiklikleri ve Yol Haritası başlıklı sunumuyla devam edildi.

BKM, bu kez mobil ticareti yaygınlaştırıyor

0
Bankalararası Kart Merkezi Genel Müdürü Soner Canko
Bankalararası Kart Merkezi Genel Müdürü Soner Canko

Mobil ticaret, uzun yıllardır gündemde olan ancak son iki üç yılda yaptığı çıkışla geleneksel ticarette ağırlığını hissettiren bir alan. Yapılan pek çok araştırma, mobil ticaretin sağladığı kolaylık ile özellikle mağaza içi alışverişlerde önemli bir noktaya geleceğini gösteriyor.

Bankalararası Kart Merkezi Genel Müdürü Soner Canko, bu sabah gerçekleştirdiği basın toplantısında mobil ticaretin geldiği ve ulaşacağı noktalara dair önemli bilgiler paylaştı.

Türkiye’de e-ticaret piyasasında mobilin payının yüzde 17 seviyesinde olduğunu belirten Canko, bu oranın sadece iki yıl içinde yüzde 30 seviyesine çıkacağını da belirtti.  Günümüzde e-ticaret sitelerine erişimde mobilin payının yüzde 50’yi bulduğunu söyleyen Canko, bu alanda İngiltere’nin 2014 sonunda yüzde 50 barajını aşan ilk ülke olduğunu da kaydetti.

Mobil ticaret, e-ticaretten 5 kat daha hızlı büyüyor

Gerçekleştirdiği sunumda mobil ticaretin ulaştığı büyüklüğü de açıklayan Soner Canko, şu an dünya genelinde 300 milyar dolarlık bir hacme ulaşıldığını, bu tutarın sadece üç yıl içinde 700 milyar doları aşmasının beklendiğini sözlerine ekledi.

Mobil ticaretin, e-ticaretten 5 kat daha hızlı büyüdüğünü söyleyen Canko, bu büyümede mağaza içinde mobil cihazlar kullanılarak yapılan alışverişin etkili olduğunu dile getirdi. ABD’de halen her 3 mobil işlemden 1’inin mağaza içinde gerçekleştiğini söylerken, 2017’de yüzde 50’ye ulaşmasının öngörüldüğünü söyledi. Bu oran 2012’de yüzde 4 seviyesinde bulunuyordu.

Mağaza içi ödemelerde sepet tutarları düşecek

BKM olarak yalnızca internetten yapılan işlemleri değil, tüm kartlı ödemeleri takip ettiklerinin altını çizen Canko, şu bilgileri verdi: “Online ödemelere kıyasla kartlı işlemlerin ortalama tutarının daha düşük olduğunu görüyoruz. Örneğin kredi kartları ile ödemelerin ortalama tutarı 159 TL iken bu rakam ağırlıklı olarak mikro ödemelerde kullanılan banka kartlarında 41 TL’ye, ön ödemeli kartlarda ise 23 TL’ye kadar iniyor. Mobil ödemelerin marketler, restoranlar, akaryakıt istasyonları gibi offline dünyada kullanımının artması ile sepet tutarları daha da aşağıya gelecektir.”

BKM Express’ten mobil ticareti geliştirecek kampanya

Daha önce e-ticaretin artmasına yönelik desteklerini çok yönlü olarak sürdüren BKM, bu kez BKM Express ile mobil ticarete benzer bir destek vermeye başlıyor.

1 Mayıs 2015 tarihi itibariyle başlayacak olan kampanya kapsamında, BKM tarafından geliştirilen BKM Express’in kullanıcıları 1-31 Mayıs arasında mobil cihazlardan yapacakları 50 TL ve üzeri alışverişin 20 TL’sini geri alacak.

30 kadar tanınmış firmanın işbirliğiyle başlayan kampanyaya katılmak isteyenlerin, Apple App Store ya da Google Play’den ücretsiz olarak dijital cüzdan uygulaması BKM Express’i indirmeleri ve kampanyaya dahil olan firmalardan yaptıkları aışverişlerde bu uygulamayı kullanmaları yeterli oluyor.

Turkcell data gelirleri ile kazandı

0
Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu
Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu

Turkcell Grubu, 2015 yılının ilk çeyreğindeki finansal sonuçlarını açıkladı. Buna göre ilk çeyrek bazında rekor seviyede gelir ve FAVÖK gerçekleştirildi. Konsolide bazda gelir yüzde 4,3 büyüme ile 2 milyar 978 milyon TL’ye ulaşırken, FAVÖK yüzde 4,5 artışla 927 milyon TL oldu. Konsolide FVÖK ise yüzde 9,2 artarak 533 milyon TL’ye yükseldi.
Uluslararası iştiraklerin bulunduğu ülkelerdeki para birimlerinin değer kaybından etkilenen grup net kârı ise 141 milyon TL olarak gerçekleşti.

Önceki yılın aynı dönemine göre gelirlerde yüzde 10’luk çift haneli büyüme rakamlarına ulaşan Turkcell Türkiye, 2 milyar 711 milyon TL gelirle Turkcell Grubu’nun rekor 1. çeyrek gelirinde en büyük payı aldı.

Büyüme hedefi yüzde 6-9 aralığında

Turkcell Grubu’nun finansal sonuçlarını yorumlayan Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu, yılın ilk çeyreğinde güçlü bir performans sergilediklerini ve önemli gelişmelere tanıklık ettiklerini vurgulayarak, “Son beş yıldır gerçekleşmeyen genel kurul yapılarak hisse başına 1,78 TL olmak üzere toplam 3 milyar 925 milyon TL birikmiş kâr payı dağıtıldı. Ukrayna’daki iştirakimiz Astelit ile ülkenin en elverişli 3G frekansını kazanarak ülkeye olan inancımızı gösterdik. Astelit, gelir pazar payını 3 yılda yüzde 4 artırarak ve bu çeyrekte yerel para birimi bazında yüzde 18 gelir artışı sağlayarak önemli bir büyüme momentumu yakaladı; bu momentumu 3G hizmetleriyle güçlenerek devam ettireceğine inanıyoruz.” dedi.

2015 için koyulan büyüme hedeflerini de teyit eden Terzioğlu, “2015 yılı birinci çeyreğinin beklentilerimiz doğrultusunda gerçekleşmesiyle açıkladığımız gelir büyümesi hedefimizi yüzde 6-9 aralığında yineliyoruz. FAVÖK kâr marjımızı da yüzde 31 – 32 aralığında hedefliyoruz.” yorumunu yaptı.

Yurtdışı iştirakler bundan böyle Turkcell Uluslararası

Turkcell’in yeni yapılanmasını da açıklayan Kaan Terzioğlu, şunları kaydetti:

“Turkcell, yirmi yıllık tarihinde birçok ilke ve önemli başarılara imza atarak Türkiye’nin ve dünyanın takdirini kazandı. Şimdi, bu başarıyı ileri taşıma zamanı. Turkcell’i artık entegre iletişim ve teknoloji hizmetleri sunan küresel bir şirket olarak konumluyor ve işlerimize bir bütün olarak bakıyoruz. Bu kapsamda telekomünikasyon sektöründeki tüm faaliyetlerimizi “Turkcell Türkiye” ve “Turkcell Uluslararası” olmak üzere iki ana gruba ayırdık. “Turkcell Türkiye” çatısı altında mobil, sabit ve TV işlerimizi daha etkili yöneteceğimize inandığımız yeni bir yapıya geçtik; böylelikle işlerimizi bireysel, kurumsal ve toptan olmak üzere üç ana segmentte yöneteceğiz.”

Kurumsal müşterilerimize sundukları çözümlerde hâlihazırda yansıttıkları yenilikçi yaklaşımı, bireysel segmente de taşıdıklarını ifade eden Terzioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Geniş, yaratıcı ürün ve servis portföyümüz, güçlü finansal yapımız ve başarılı takım çalışmamızı, bütünsel olarak yönettiğimiz mobil ve fiber şebeke altyapımız ile destekliyoruz. Mobil ve sabit yakınsama tekliflerimiz ile de müşteri bağlılığını, rekabet gücümüzü ve operasyonel verimliliğimizi artırarak, sürdürülebilir büyüme hedefliyoruz.”

Büyümede data gelirlerini rolü

Turkcell Grubu şirketlerinin büyümesinde en önemli etken, mobil ve sabit internete olan talebin veri gelirlerine yansıması oldu. Veri gelirleri yüzde 46 artış göstererek 826 milyon TL’ye ulaştı.

Turkcell’in yeni nesil televizyon deneyimi sunan Turkcell TV+ servisinin abone sayısı 170 bine ulaşırken, anında silinebilen mesaj özelliği ve özel görselleriyle farklılaşan BİP uygulaması ise yarım milyon aktif kullanıcıya çıktı. Turkcell’in, dijital müzik platformu Turkcell Müzik ise 1 milyon kişi tarafından kullanılıyor.

Yan servislere olan talep kendini gelirlerde de gösterdi. Turkcell’in tüm servislerinin toplam geliri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 29 yükseldi.

Turkcell şebekesinde her 100 telefondan 42’si “akıllı”

Veri gelirlerinin artması ve mobil servislerin kullanıcıya ulaşımında, Turkcell şebekesindeki akılllı telefon penetrasyonunun yüzde 42’ye çıkması önemli rol oynadı.

Akıllı telefon sayısı 589 bin artarak 13 milyon 200 bine çıkarken; 63,3 Mbps’a varan hızlarda mobil internet deneyimi sunan 3 Taşıyıcı teknolojisini altyapısına entegre eden ilk operatör olan Turkcell, bu adımını Turbo T50 ile de destekledi. Türkiye’nin 3 taşıyıcı uyumlu ilk telefonu Turbo T50, Turkcell’in akıllı telefonlar ailesi T-serisine katıldı.

Her iki evden birine fiberi Turkcell götürüyor

Turkcell Türkiye, 2015’in birinci çeyreğinde eve kadar fiberde (FTTH) başarısını artırarak sürdürdü. Fiber ve ADSL aboneliklerinde toplam müşteri sayısını 1,3 milyona taşıyan Turkcell Türkiye, FTTH abone sayısını ise 776 bin’e çıkardı.

Turkcell Türkiye’nin faturalı abone sayısı ise çeyrek bazında 313 bin artış gösterdi. Toplamda ise faturalı mobil abone sayısı 15,5 milyona; toplam mobil abone bazında ise yüzde 45,3’üne ulaştı.

Turkcell Türkiye’nin 2015 1. Çeyreğindeki toplam mobil abone sayısı ise 34,3 milyon oldu. Mobilde ARPU, %8,1 artarak 22,7 TL’ye ulaştı.

Şirketlerin BT’deki yeni yol arkadaşı: Bulutistan

0

Gücünü işbirliği yaptığı yerli ve yabancı ortaklardan alan Bulutistan, sunduğu bulut çözümleriyle alanında fark yaratıyor. Bulutistan’dan faydalanan KOBİ’ler, bu alanda fark yaratan güvenilir hizmetlere en kolay yoldan erişerek rakiplerinden bir adım önde olacak ve yüzde 80’e varan bir oranda tasarruf sağlayacak. Şirket, özellikle Microsoft Ofice 365 ve Microsoft Azure platformlarında öncü çözümlerle sunduğu hizmetlerle öne çıkıyor. Bulutistan, Uzaktan Yedekleme, Veri Güvenliği, Müşteri İlişkileri Yönetimi, E-Fatura ve E-Defter başta olmak üzere teknoloji analizi sırasında ve sonrasında ortaya çıkabilecek ihtiyaçları tek noktadan karşılıyor.

Bulutistan’ın farkı ne?

Pek çok bulut sağlayıcısının aksine Bulutistan, şirketlerin bilişim ihtiyaçlarının belirlenmesi, sağlanması ve yönetilmesi aşamasında uzun süreli yol arkadaşı olarak hizmet veriyor. Bir diğer fark ise Bulutistan’ın sunduğu KOBİ dostu çözümler sayesinde, KOBİ’ler tüm servis paketine yüklü ödemeler yapmak yerine ihtiyaçları ve kullanımları doğrultusunda ödeme yapıyor. Tüm ihtiyaçların tek bir noktadan karşılandığı bu modelle, rekabet halindeki işletmeler, teknolojiye en kısa yoldan ve güvenli bir şekilde ulaşabiliyor. En önemlisi, şirketler, teknolojik prosedürler yüzünden işlerinden geri kalmıyor ve verimliklerini yüzde 50 oranında artırma imkanı yakalıyor.

Bulutistan Kurucu Ortağı Orçun Murat Özalp
Bulutistan Kurucu Ortağı Orçun Murat Özalp

“2020’de bilgilerin yüzde 40’ı bulutta olacak”

Türkiye’nin bulut alanında dünya standartlarını bir an önce yakalaması gerektiğinin altını çizen Bulutistan Kurucu Ortağı Orçun Murat Özalp, sözlerine şöyle devam ediyor: “Hepimiz farkındayız ki bulut teknolojileri, şirketlere, kurumlara ve hatta devlet organlarına büyük avantajlar sunuyor. Araştırmalar dünya genelinde şirketlerin bulut bilişim hizmetlerine yapacakları harcamanın 2016’da 207 milyar dolara yükseleceğini öngörüyor[1]. Diğer yandan, iki yıl önce dijital dünyadaki veri miktarının yüzde 20’sinden azı Bulut ile temas ederken 2020 senesinde bu oran iki katına çıkarak yüzde 40’a ulaşacak[2]. Bu öngörülerle, Bulutistan olarak yepyeni bir iş modeli geliştirdik. KOBİ’lerin ihtiyaçlarını ve kullanım miktarlarını gözeten bir fiyatlandırma politikamız var ve tüm çözümlerimizi tek bir noktadan kolayca sağlıyoruz. Müşterilerimizin verimliliklerini yüzde 50 oranda daha da artırmayı ve yüzde 80’e varan tasarruf sağlamalarını hedefliyoruz. Bulutistan olarak, büyük ortaklıklara imza atarak büyüyoruz. Özellikle tedarikçileri, bayileri ve üye işyerleri olan, ülkemizin önde gelen firmalarıyla başlattığımız çalışmalar sayesinde büyük farkındalıklar yaratmaya devam edeceğiz.”

Etiya, China Mobile ve Huawei ile Ar-Ge yapacak

0
Etiya Kurucu Ortağı Aslan Doğan
Etiya Kurucu Ortağı Aslan Doğan

Kurumsal yazılım sağlayıcılarından Etiya, yurtdışı yatırım ve ataklarını sürdürüyor. Şirket, son olarak, telekom ve eğlence sektöründeki lider firmaların bir araya geldiği TM Forum tarafından organize edilen “TM Forum Live” organizasyonuna davet edildi. Bu organizasyona davet edilen ilk Türk şirket olarak Etiya, China Mobile ve Huawei gibi Çinli dev firmalarla Ar-Ge çalışmaları yürütecek. Çalışmaların sonuçları, 1-4 Haziran tarihleri arasında Fransa, Nice’te gerçekleştirilen ve yılın en büyük network etkinliği olarak adlandırılan TM Forum Live’de sunulacak.

Bu başarıyla ilgili olarak açıklama yapan Etiya Kurucu Ortaklarından Aslan Doğan; “Telekom sektöründe global bir oyuncu olma vizyonu ile çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bunun için yurtdışında ürün ve yetkinliklerimizi tanıtma ve yeni yönelimlere uygun Ar-Ge çalışmalarımıza uzun süredir devam ediyoruz” diyor. Doğan, “China Mobile ve Huawei gibi lider firmalarla işbirliği yaptığımız Ar-Ge çalışmalarının sonuçları, sadece Türkiye’de değil, uluslararası arenada da referans gösterilen çözümler olmayı başaracaktır” diye ekliyor.

Etiya ekibi, TM Forum Live’de sunulmak üzere 2 ayrı proje üzerinde çalışacak. Projelerin amacı ise konsept ortaya çıkarmak ve bu konseptlerin standartlaşmasını sağlamak. İlk projede büyük veri analiziyle firmaların müşteri deneyimini artırmalarına ve rekabet gücünü yükseltmeyi amaçlayan çalışmalar yapılacağını aktaran Doğan, bu projede dünyanın lider teknoloji şirketlerinden China Mobile, Cox Communications, MTS Allstream ve Orange’ın da yer aldığını ekliyor.

Diğer projede ise ağ fonksiyonları sanallaştırma (NFV) teknolojileriyle telekom şirketlerine daha akıllı ve yüksek etkili dijital bulut teknolojileri çözümlerine odaklanacaklarını aktaran Doğan, bu projedeki diğer firmaları China Mobile, Huawei, MyCom ve Indra olarak sıralıyor.

Avea’nın İş Bankası’ndaki hisseleri TT’de

0

Türk Telekomünikasyon A.Ş., Türkiye İş Bankası A.Ş., Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları A.Ş., Trakya Yatırım Holding A.Ş., Anadolu Hayat Emeklilik A.Ş., Efes Holding A.Ş. ve Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi ile ellerinde bulundurdukları, Avea İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin çıkarılmış sermayesinin yüzde 10,0035’lik kısmını temsil eden payları, 875 milyon TL’ye satın almak üzere Pay Devir Sözleşmesi imzaladı.

Anlaşmayla ilgili ödemeler Türk Lirası üzerinden gerçekleştirilecek olup, toplam ödemenin yüzde 6,3’ünün Ocak 2017’ye kadar iki eşit taksitle, kalan yüzde 93,7’lik kısmının ise 2017 yılında başlayıp 2020 yılında bitecek şekilde, yılda bir kez olmak üzere dört eşit taksitte gerçekleştirileceği bildirildi. İlgili kurum ve kuruluşlar nezdinde gerçekleştirilecek olan başvuru onay süreçlerinin tamamlanmasının ardından Türk Telekom, Avea’nın hisselerinin tamamına sahip olacak.

Türk Telekom Grubu CEO'su Rami Aslan
Türk Telekom Grubu CEO’su Rami Aslan

Türk Telekom Grubu CEO’su Rami Aslan, Avea’nın tüm hisselerinin Türk Telekom tarafından alınması yönünde anlaşma sağlanmış olmasından dolayı memnuniyetini dile getirirken bunun Grubun ileriye dönük büyüme hedeflerini destekleyecek önemli bir adım olduğunu söyledi.

Aslan, “Entegrasyon çalışmaları kapsamında ürün ve hizmetlerimizin üç ana alanda pazara sunulması stratejisini belirledik: Kurumsal, Bireysel ve Toptan Satış. Bu yapıyla tek noktadan hizmet yaklaşımımıza paralel olarak müşterilerimize en iyi ve en kaliteli hizmetleri uçtan uca sunmayı amaçlıyoruz. Avea’nın hisselerinin tamamına sahip olmamız, operasyonları etkin ve verimli işleyen, tam entegre bir Grup olma yönünde atılmış çok önemli bir adım. Bu gelişmenin Türk Telekom Grubu’na güçlü kazanımlar sağlayacağına inancım tam. İş Bankası ile Türk Telekom Grubu arasında uzun yıllardır devam eden stratejik ticari işbirliğini önemsiyor, önümüzdeki yıllarda da süreceğine inanıyorum. İş Bankası ve ilgili iştiraklerine ortaklığımız süresince Avea’nın başarılarına yaptıkları değerli katkılardan dolayı teşekkür ederim” dedi.

Pay TV de vergiden dertli

0

TELKODER, hazırladığı Ödemeli Yayıncılık Platformu Raporu ile ülkemizde D-Smart, Tivibu, Turkcell+, Digitürk, Teledünya, Doping, Filbox gibi markalar tarafından sunulan ÖYP (Pay TV) hizmetlerinin ve sektörünün daha güçlü bir hale gelmesi için ihtiyaç duyulan ve acilen atılması gereken adımları ortaya koydu. Raporda sektörün yaşadığı sorunlar ve bunlar için önerilen çözümler belirtilirken, ilgili düzenlemelerin yapılması halinde sonuçlarının ülkemize ne gibi getirilerinin olacağı da anlatıldı. Sektörün yaşadığı en büyük sıkıntının yüksek vergilendirme rejimi olduğunun dile getirildiği raporda, haksız kullanım ve iletimler, e-fatura imkanının tanınmaması ve telif hakları sorunlarının da ülkemizde ÖYP (Pay TV) işletmecilerinin önünde büyük engel olduğu vurgulandı.

 

Yüksek vergiler sektörün büyümesine engel

TELKODER raporda Türkiye’de yüksek vergilendirme rejimini ÖYP sektörünün üzerinde nasıl büyük bir yük olduğunu ve sektörün gelişmesini, dolayısıyla da vatandaşlara daha kaliteli hizmet verilmesini engellediğini belirtti.  ÖYP sektöründe, verilen hizmetler üzerinden toplam %33 (KDV %18 + ÖİV %15), hizmeti veren işletmeci üzerinden toplam %1,35 (BTK katkı payı %0,35 + evrensel hizmet fonu %1) ve platform cihazları üzerinden de toplamda %37,7 (ÖTV %6,7 + KDV %18 + Bandrol %10 + Kültür Bakanlığı Kesintisi %3) vergi alınmakta olduğu dile getirilen raporda TELKODER,  çok yüksek rakamlara ulaşan bu vergilerin hem tüketiciyi hem de hizmeti veren işletmeciyi büyük maddi sıkıntılar içerisine soktuğunu belirtti. Bu bağlamda, birçok eksiği bulunan mevcut mevzuatın mutlaka yenilenmesinin gerektiğini açıklayan TELKODER, bu yolla hem ÖYP sektörünü her açısından geliştirmenin yolunun açılacağını, hem de ülkemiz ekonomisinin gereksiz külfetlerden kurtarılmış olacağını vurguladı. Bunun yanı sıra son kullanıcıların beğendiği bir uygulama olan e-fatura uygulamasının, telekomünikasyon sektöründe faaliyet gösteren operatörlerde olduğu gibi ÖYP hizmeti veren şirketler için de sağlanması gerektiği belirtildi. Sektörün karşılaştığı önemli sorunlardan birinin de haksız içerik kullanım, iletimi ve paylaşımı olduğunun belirtildiği raporda, bu sorunla ilgili teknik çözümler üzerine yoğunlaşılması gerektiği vurgulandı. Telif hakları konusunda da yayıncı statüsünde olmayan ödemeli yayıncılık platformlarının ekstra “yeniden iletim” bedeli ödemesinin önüne geçilecek düzenlemelerin yapılması gerektiği de TELKODER tarafından hazırlanan raporda yer aldı.

 

ÖYP (Pay TV) sektöründe ihtiyaç duyulan düzenlenmeler bir an önce hayata geçmeli

Ödemeli Yayıncılık Platformu (Pay TV) adlı rapor ile ilgili konuşan TELKODER ÖYP Komisyonu Başkanı Rifat Bayatlıoğlu, “Ödemeli Yayıncılık Platformu (Pay TV) sektörü çok önemli bir sektör olmakla birlikte, henüz ülkemizde gerekli büyüklüğe ulaşamamıştır. Bu konuda mutlaka yapılması gereken düzenlemeler mevcuttur. TELKODER’in birleştiriciliği ve liderliğinde bu konuda çalışma yapmak üzere TELKODERbünyesinde bir Ödemeli Yayıncılık Platformu (Pay TV) Komisyonu kurduk. Bu komisyonda TELKODER üyesi olan D-Smart’ın yanı sıra TELKODER üyesi olmayan TTNet gibi işletmeciler de bulunmaktadır. Ödemeli Yayıncılık Platformu (Pay TV) hizmetleri ile ilgili düzenlemeler hayata geçirilirken, ÖYP sektörünün yapısının bozulmaması da mutlaka dikkate alınmalıdır. Raporumuzda, bu amaca yönelik olarak, ÖYP sektörünün iyileşmesi için yapılacak olan düzenlemelere yönelik öneriler getirilmiştir” dedi.

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

En çok çalışılmak istenen teknoloji şirketleri

0

genc-calisanlarDünya genelinde “En çok…” ifadesi ile başlayan listeler her zaman ilgi çekiyor. Business Insider tarafından insan kaynakları sitesi PayScale işbirliğiyle hazırlanan ABD özelindeki bir liste, en çok çalışılmak istenen şirketleri ortaya çıkarttı. Toplam 50 şirketten oluşan listedeki teknoloji şirketlerini sizin için derledik. İsimlerin başındaki sayılar, genel liste içindeki sıralamalarını gösteriyor.

 

47. AMD
Mikroişlemci dünyasının tanınmış isimlerinden AMD, yani Advanced Micro Devices, listede kendisine 47. sırada yer bulabilmiş. Dünyanın pek çok ülkesinde faaliyet gösteren Kaliforniya merkezli şirkette beş yılını dolduranlar ortalama yıllık 112 bin dolar maaş alıyor.

46. Motorola Solutions
Mobil dünyanın tanınmış isimlerinden olan Motorola, eski gücünde olmamakla birlikte listenin 46. sırasında yer alıyor. Şirketin yaklaşık 21 bin çalışanı uzaktan çalışma yöntemiyle mesaisine devam ederken, şirkette 5. yılını dolduran bir çalışan ortalama yıllık 112 bin dolar kazanıyor.

43. General Electric
Doğrudan bir teknoloji şirketi olmamakla birlikte faaliyet gösterdiği enerji, su, havacılık, ulaşım ve sağlık gibi alanlardaki çözümlerini teknolojiyle bütünleştiren General Electric, listenin 43. sırasında. Dünyanın en büyük 27. şirketi olan GE’de beş yıl sonundaki ortalama maaş seviyesi ise 91 bin 600 dolar.

41. eBay
Uzaktan çalışan personel sayısında yüzde 44 ile üst sıralarda bulunan eBay’in toplam çalışan sayısı 33 bin 500. Kaliforniya merkezli şirkette beş yıl geçirenler yıllık ortalama 118 bin dolar kazanıyor.

31. Medtronic
Geçtiğimiz günlerde IBM ve Apple’la birlikte, IBM’in yeni sağlık bulut platform ortaklarından biri olarak adından söz ettiren Medtronic’te çalışan memnuniyet oranı yüzde 90’lara ulaşıyor. Toplam 84 bin çalışana sahip olan şirkette beş yıl kalanlar yıllık ortalama 91 bin 800 dolar maaş alıyor.

28. EMC
Kurumsal teknoloji dünyasının yakından tanıdığı isimlerden biri olan EMC, Business Insider’ın listesinde 28. sırada kendine yer bulmuş. Çalışanlarının kariyer gelişimi için özel eğitim programları uygulayan şirkette beş yıl çalışanların yıllık ortalama geliri 111 bin doları buluyor.

24. Intel
İlk 25’e baktığımızda karşımıza çıkan ilk isim 24. sırada yer alan Intel. 2013’te hazırlanan listeye göre 16 sıra birden yükseleen şirketteki yıllık ortalama maaş tutarı 109 bin dolar olarak açıklanmış.

23. Apple
Listenin üst sıralarında olması beklenen ama 23. sırada kendine yer bulabilen Apple, toplamda 92 bin çalışana sahip. Şirket çalışanlarının ortalama yıllık maaş tutarı ise 118 bin dolar olarak belirtiliyor.

22. MasterCard
Finans dünyasının önde gelen şirketlerinden olan MasterCard, artık iyice içiçe geçen teknoloji ve finans dünyasının bileşiminin başarılı örneklerinden biri konumunda. New York merkezli şirketteki ortalama maaş tutarı ise 112 bin dolar.

19. Symantec
Güvenlik teknolojileri dendiğinde ilk akla gelen isimlerden biri olan Symantec, listenin bir önceki versiyonuna göre 13 basamaklık yükselişle kendine 19. sırada yer bulmuş. Yüzde 57’lik bir oranla evden çalışmayı destekleyen şirkette beş yıl görev alan bir çalışan yıllık ortalama 110 bin dolar gelir elde ediyor.

17. Qualcomm
Mobil dünyanın gelişimiyle etkisini giderek artıran Qualcomm, çalışılmak için en uygun 50 şirket listesinde ise geriliyor. 2013’te ilk 5’te yer alan Qualcomm, 2014’te 13.lüğe düşmüş. Bu yıl ise 17. olabilen şirket buna karşın yüzde 76’lık bir çalışan memnuniyetine sahip. Çalışan gelirlerine bakıldığında ise yıllık ortalama maaş tutarının 115 bin doları bulduğu görülüyor.

14. Microsoft
Uzun yıllar dünyanın piyasa değeri en yüksek teknoloji şirketi ünvanını elinde bulunduran Microsoft, Business Insider’ın listesinde üst sıralarda yer almaya devam ediyor. 14. sırada karşımıza çıkan şirketin çalışanlarının yüzde 41’i evlerinden de çalışabiliyor. Microsoft, yıllık ortalama maaş tutarındaki 123 bin dolarla da diğer teknoloji şirketlerinin önünde yer bulmayı başarıyor.

10. NetApp
İlk 10’a girdiğimizde karşımıza çıkan ilk teknoloji firması ise NetApp. Kaliforniya merkezli şirketin yaklaşık 13 bin çalışanının yüzde 42’si merkezde bulunuyor. Şirketteki yıllık ortalama maaş tutarı ise 123 bin dolarla Microsoft’la eşit.

7. Cisco
2013 listesinde 29. sırada bulunan, 2014’te ise ilk 50’ye girmeyi başaramayan Cisco, 2015 listesinde oldukça iyi durumda bulunuyor. Bir önceki yıl ilk 50’de olmamasına rağmen 2015 listesine 7. sıradan girmeyi başaran Cisco Systems yaklaşık 74 bin çalışana sahip. Çalışanların yüzde 75’i uzaktan da işlerini yürütebilirken, bir çalışan beş yıl sonunda yıllık ortalama 123 bin dolar kazanıyor.

2. Google
Listede inişli çıkışlı bir görünüm sergilese de ilk 10’dan çıkmamayı başaran Google, güncel listede ikinci sırada yer alıyor. Çalışan memnuniyetinde yüzde 84 ile oldukça başarılı bir göstergeye sahip olan şirketteki ortalama yıllık maaş tutarı 133 bin dolar seviyesinde.

1. Facebook
Facebook, sunulan imkanlar açısından en iyi durumda olmayabilir. Ancak çalışan memnuniyetinde yüzde 93 ile neredeyse memnun olmayan hiçbir çalışana sahip olmayan şirket hem teknoloji şirketleri arasında hem de genel listede ilk sırada yer almayı başarıyor. Facebook’un önde olduğu bir diğer alan ise ödediği maaş tutarları. Şirkette beş yıl çalışan biri, yıllık ortalama 135 bin dolar kazanıyor.

Küçük işletmelere ücretsiz e-Fatura

0
Paraşüt Kurucu Ortağı Sean X. Yu
Paraşüt Kurucu Ortağı Sean X. Yu

Küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansal operasyonlarını verimli yönetebilmesini sağlamak amacıyla geliştirilen web tabanlı finansal yönetim uygulaması Paraşüt, e-Fatura hizmeti sunmaya başladı. İşletmelere maliyet avantajı sağlayan e-Fatura hizmeti, aynı zamanda fatura yazdırma, kurye ile gönderme ve takip sürecini ortadan kaldırarak operasyonel verimliliği de artırıyor.

Paraşüt kullanıcıları, herhangi bir teknik entegrasyon çalışmasına gerek kalmadan Paraşüt’ün arayüzü üzerinden kolayca e-Fatura gönderip almaya başlayacak. Küçük işletmelerin bütçelerine ve ihtiyaçlarına uygun fiyat ve paketlerle sunulan e-Fatura hizmetinden yararlanmaya başlayan ilk 1000 kullanıcı, kampanya kapsamında 2015 yılı sonuna kadar ücretsiz e-Fatura gönderip alabilecek.

Paraşüt Kurucu Ortağı Sean X. Yu, konuyla ilgili olarak şu sözleri aktardı:

“Paraşüt olarak, finansal kontrol paneli niteliği taşıyan uygulamamızda; fatura yazdırma, kredi kartı ile online tahsilat ve cari hesap yönetimi gibi temel finansal hizmet ve bilgileri gerçek zamanlı ve kolay anlaşılır şekilde sunuyoruz. Nisan 2015 itibariyle kullanıcılarımıza e-Fatura hizmetini sunmanın gururunu yaşıyoruz. Uygulamamızı, müşterilerimizden gelen talepler ve yeni teknolojiler doğrultusunda geliştirmeye devam edeceğiz.”

Yenilenen e-Ticaret yasası 1 Mayıs’ta yürürlükte

0

eticaretTürkiye’de gücü giderek artan e-Ticaret sektörü, 5 Kasım 2014’te çıkartılan Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’la önemli bir dönüşüm gerçekleştirecek.

1 Mayıs 2015 itibariyle yürürlüğe girecek olan ve kamuoyunda “yeni e-Ticaret Yasası” olarak tanımlanan yeni yasanın getirdiği en dikkat çekici nokta ise izinli pazarlama noktasında kendini gösteriyor.

Yasayla birlikte, telefon, çağrı merkezleri, faks, otomatik arama makineleri, akıllı ses kaydedici sistemler, elektronik posta, kısa mesaj gibi hizmetler ile yapılan ve “ticari nitelik” taşıyan içerikler kullanıcının izni olmadan gönderilemeyecek.

Yasa, yeni alınacak izinlerin dışında daha önce bu tip gönderimlerde bulunanların da mevcut kayıtlı müşterilerinden izin almasını gerektiriyor. Bir zorunluluk olmamakla birlikte, özellikle kurumsal çalışan firmalar bugüne kadar gönderim yaptıkları müşterilerine “bilgilendirme mesajı almaya devam etmek ister misiniz?” sorusu yöneltiyor. Bu soruların adedi 1 Mayıs tarihinin yaklaşmasıyla iyice artmış durumda.

Türkiye’nin bilişim hukuku alanındaki ilk akla gelen isimlerden biri olan Avukat Gökhan Ahi, onay alınmasına gerek olmayan durumlar olduğunu da ifade ediyor. Bunları;

– Esnaf ve tacirlere ticari ileti gönderimi
– Temin edilen mal ve hizmetlere ilişkin değişiklikler
– Bir mal veya hizmetle ilgili alıcının bilgi talebi doğrultusunda verilen yanıtlar
– Devam eden abonelik, üyelik vb. durumlarla ilgili tahsilat, borç hatırlatma, bilgi güncelleme

başlıklarıyla özetliyor.

Tüketiciler rahat edebilecek mi?

Yenilenen e-Ticaret kanunundaki değişikliklerin amacı özellikle daha önce kayıt bırakılmamasına rağmen mesaj alınan ve spam niteliği taşıyan mesajların önüne geçilmesi.

Kanun, bununla ilgili çeşitli yaptırımları da beraberinde getiriyor. Kanun’un “Cezai hükümler” başlığı altında ilgili fıkralara aykırı hareket eden hizmet sağlayıcılar ile aracı hizmet sağlayıcılara 1000 TL’den 5000 TL’ye kadar para cezası verileceği belirtiliyor. Bu tutarlar ihlalin türüne göre 15 bin TL’ye kadar çıkabiliyor.

Yine bu başlık altındaki bir diğer madde ise Kanun’un 6. maddesi ile ilgili. Ticari elektronik ileti gönderme şartlarını düzenleyen bu maddeye aykırı hareket edenler arasında “bir defada birden fazla kimseye ileti gönderen” olursa belirtilen para cezası 10 kata kadar artırılabiliyor.

Dünya liderlerinin Twitter karnesi

0

TwiplomacyDünyanın önde gelen halkla ilişkiler ve iletişim firmalarından Burson-Marsteller, dünya liderlerinin ve hükümetlerinin Twitter kullanımlarını değerlendiren Twiplomacy araştırmasının 2015 sonuçlarını açıkladı.

166 ülkede bulunan 669 hükümet hesabı analiz edilerek yapılan araştırmaya göre, Birleşmiş Milletler’e (BM) üye toplam 193 ülkenin yüzde 86’sının Twitter’da hesabı var. 172 devlet ve hükümet başkanının kişisel Twitter hesabı bulunurken, ağırlıklı olarak Afrika ve Asya-Pasifik’te yer alan 27 ülke Twitter’da varlık göstermiyor. Araştırma, Twitonomy kullanılarak 50’den fazla değişkene bakılmasıyla sonuçlandırılmış.

Araştırmanın sosyal medyanın gücü ve kapsamı hakkında fikir edinebilmek için vazgeçilmez bir ölçü haline geldiğini belirten Burson-Marsteller Dünya Başkanı ve CEO’su Donald A. Baer, “Dördüncüsü yapılan Burson-Marsteller Twiplomacy Araştırması iletişim uygulamaları ve dünya liderlerinin ihtiyaçları hakkında kritik öneme sahip bulgular sağlıyor” dedi.

Obama, Francis, Modi, Erdoğan…

En çok takip edilen liderlere bakıldığında, 24 Mart 2015 itibariyle  ABD Başkanı Barack Obama’nın ilk sırada olduğu görülüyor. 57 milyon takipçisi bulunan Obama’yı, dokuz farklı dildeki hesaplarıyla 20 milyon takipçisi bulunan Papa Francis Francis izliyor. Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Hükümeti’nin resmi hesaplarından WhiteHouse ilk beşte yer alan diğer isimler.

Araştırma sonuçlarında dikkat çeken bir nokta, en çok takip edilen isimlerin az sayıda mevkidaşını takip etmesi oldu. Örneğin Barack Obama ve Beyaz Saray’ın hesapları sadece Norveç’ten Erna Solberg, Rusya’dan Dimitri Medvedev, Birleşik Krallık Hükümeti ve Estonya Dışişleri Bakanı Keit Pentus’a ait dört hesabu takip ediyor.

Liderler Vine’ı sevdi

Twiplomacy 2015’e göre, dünya liderlerinin büyük kitlelere temel mesajlarını iletebilmek için tercih ettiği bir numaralı sosyal medya kanalı haline gelen Twitter’da hükümetler, daha fazla görsel ve video kullanmaya başladı.

Örneğin @Elysee Sarayı resmi ziyaretleri özetlemek, Alman Dışişleri Bakanlığı Dünya Kupası sırasında ulusal takımını teşvik etmek için düzenli olarak altı saniyelik Vine videoları yayınlıyor.

Twitter’ın yeni canlı yayın uygulaması olan Periscope’u ilk benimseyenler ise yine @Elysée sarayı ve Kremlin oldu. Bu kanalı kullanan Kolombiya Başkanı Juan Manuel Santos yakın zamanda Periscope’da canlı yayına girerek FARC gerillalarına karşı hava saldırılarının tekrar başlatılacağını duyurdu.

Twiplomacy 2015’te öne çıkanlar

– Günde ortalama 4 tweet atan dünya liderleri, 24 Mart 2015 itibarıyla toplam 2 milyon 653 bin 876 tweet göndermiş durumdalar.

– Tüm 669 hesabın toplu olarak 212 milyon 283 bin 753 takipçisi var. Medyan ortalama değer ise 14 bin 207 takipçi.

– Biri hariç tüm G20 hükümetleri resmi olarak Twitter’a dahil olmuş durumda ve altı G7 liderinin kişisel Twitter hesabı var.

– Kendi tweet’ini kendi atan dünya liderleri oldukça az. Dikkate değer istisnalar arasında Estonya Başkanı Toomas Henrik Ilves @IlvesToomas, Avrupa Konseyi Başkanı @DonaldTusk, Letonya Dışişleri Bakanı @EdgarsRinkevics ve disleksiden muzdarip olduğu için ara sıra yazım hataları yapan Norveç Başbakanı @Erna_Solberg yer alıyor.

@BarackObama en çok takip edilen dünya lideri olmasına rağmen, tweet başına gerçekleşen bin 210 retweet ile Papa Francis’in İspanyolca hesabından gönderdiği tweet başına aldığı ortalama 10 bin retweet’in gerisine düşüyor.

– Twitter’e kaydolan ilk dünya lideri 5 Mart 2007’de 813 bin 286 sayılı kullanıcı olarak giriş yapan Barack Obama oldu. O tarihte senatördü. Diğer erken başlayan kullanıcılar Meksika Başkanı Enrique Peña Nieto (@EPN), Kanada Başbakanı Stephen Harper (@PMHarper) ve ABD Dışişleri Bakanlığı @StateDept idi.

– Meksika devlet başkanlığı (@PresidenciaMX) her gün atılan ortalama 68 tweetle en üretken hesaba sahip, Meksika hükümetinin hesabı da her gün atılan 60 tweetle yakından takip ediyor. İki hesap da farklı zamanlarda farklı kitlelere ulaşmak amacıyla tweetlerini genellikle birkaç gün içinde yeniden tweetliyor.

– Sadece az sayıda politikacı Twitter’ı seçim kampanyaları sırasında kullanıyor. Endonezya Başkanı Joko Widodo (@Jokowi_do2) Ağustos 2014’te seçildikten sonra 2,7 milyon Twitter kullanıcısını bıraktı. Şili Başkanı Michelle Bachelet @PrensaMichelle de 11 Mart 2014’te seçildikten sonra aynı yolu seçti.

– Ruanda’lı @PaulKagame Kenya’lı Uhuru Kenyatta’nın (@UKenyatta) önünde 842 bin 260 takipçiyle Afrika’nın en çok takip edilen başkanı oldu.

– Ruanda’lı @PaulKagame aynı zamanda tweetlerinin yüzde 86’sı diğer Twitter kullanıcılarına yanıt olduğu için en konuşkan dünya lideri durumunda.

Türkiye’deki şirketler güvende mi?

0

Alanında uzman üç markanın birlikte gerçekleştireceği çalışma ile Türkiye’de şirketlerin veri güvenliğine bakış açısı analiz edilecek. Haziran ayı sonunda sonuçlanacak çalışma, kendisini siber saldırılara karşı güvende hisseden şirketlerin gerçekten önlem aldığını mı yoksa bu güvenin sadece bir algı olduğunu mu gözler önüne serecek.

Günümüzde sürekli değişen ve gelişen tehditler kurumların bilişim altyapılarını ciddi şekilde tehdit ediyor. Ülkemizde de pek çok kurum farkında olmadan bu tehditlere maruz kalabiliyor. Bu alana odaklı 6 bin küresel çalışanı, 20’ye yakın Siber İstihbarat Merkezi ile firmaların siber güvenlikle ilgili sorunlarına çözüm sunan, alanında lider profesyonel hizmetler firması Deloitte, internet ve veri güvenliğinde küresel çözüm sağlayıcı Trend Micro ve TechInside, Türkiye’deki şirketlerin potansiyel riskler karşısındaki hazırlık seviyeleri ve algılarıyla, mevcut durumlarını karşılaştıracak bir araştırma için kolları sıvadı.

Birçok farklı sektörden katılımcı kurumun güvenlik algısı değerlendirilecek
Araştırmaya tüm Türkiye’den bankacılık, finans, bilişim, lojistik, perakende, üretim, ulaşım gibi önde gelen sektörlerde faaliyet gösteren birçok kurum katılacak. İsimleri tamamen gizli tutulacak katılımcı kurumlar, üç aşamalı bir süreçten geçecekler. Araştırmanın birinci aşamasında, kurumların kurumsal ağlarına yönelik siber güvenlik risklerine ilişkin algılarını ve riskler karşısındaki hazırlık seviyelerini değerlendirmek amacıyla bir anket gerçekleştirilecek. Bu sonuçlar, Deloitte tarafından değerlendirilecek. Bunun ardından katılımcılara Trend Micro tarafından güvenlik açıklarının, tehditlerinin ve zafiyetlerinin tespit edilmesine yönelik bir saha hizmeti sağlanacak. Son olarak araştırmadan elde edilen veriler derlenerek “Türkiye’deki İşletmelerin Güvenlik Algısı ve Gerçek Durum” başlığı altında bir sonuç raporu yayınlanacak. Araştırmaya katılmak isteyen şirketler ise Trend Micro, Deloitte ve TechInside ile iletişime geçerek hem güvenlik algılarını sınama hem de Türkiye için önemli bir kaynak çalışmada yer alma imkânına sahip olacaklar.

Siber saldırılarda ciddi oranda artış var
Deloitte Türkiye Kurumsal Risk Hizmetleri Direktörü Ali Yılmaz Kumcu konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Güvenlik bütçelerinin sürekli arttığı bu dönemde, alınan önlemlerin etkisini ölçme ve firmaların risk iştahını sorgulama ihtiyacı çok hissedilir durumda. Biz de, bu çalışma ile yönetim kurulu gündeminde önemli bir başlık olarak yer alan siber güvenlik konusunda küresel dinamikleri kaçırmadan yerel gerçekleri anlamayı ve yöneticilerin risk iştahını ölçmeyi amaçladık. Kurumlarımız kendilerini güvende hissediyor ancak bu güven yanıltıcı bir güvenlik algısına mı yoksa etkili önlemlere mi dayanıyor? Bu sorunun yanıtının tüm üst düzey yöneticiler ve güvenlik birimleri için aydınlatıcı olacağını düşünüyoruz.”

Şirketler güvenlik algılarını yeniden şekillendirecekler
Yapılacak araştırmanın Türkiye’deki kurumların güvenlik algısını ölçmek için eşsiz bir fırsat olduğunu ifade eden Trend Micro Akdeniz Ülkeleri Genel Müdürü Yakup Börekcioğlu konuyla ilgili şunları söyledi: “Bu proje ile Türkiye’de genel anlamda “Siber Güvenlik” konusunda ilk kez yerel ve önemli bir çalışmaya imza atılacak. Proje kapsamında katılımcı kurumlara kendi bilgi teknolojisi altyapılarını değerlendirme fırsatı sunmanın yanında karşılaşabilecekleri tehditlere yönelik bilgilendirme yaparak veri güvenliği konusundaki algılarını da güçlendireceğiz. Araştırma ile kurumlar, günümüzde sürekli karşılaştığımız gelişmiş sürekli tehditler ve hedefli saldırılardan tutun, sistem içine yerleşerek fark edilmeden iş süreçlerini kesintiye uğratan birçok zararlı yazılıma kadar, farkında olmadan sırtlarına binen bu yükleri açıkça görebilecekler. Bu sayede güvenlik algılarını tekrardan şekillendirmek için oldukça yararlı bir kaynak ortaya çıkacak”.

Deloitte,Trend Micro ve TechInside, Türkiye için siber güvenliğin öneminin anlaşılmasını hedefledikleri bu araştırmayla kurumların veri güvenliği algısını ortaya koyarak bu alanda önemli bir kaynak oluşturmayı hedefliyorlar.

Motor değil, vizyon mükemmeliyet merkezi gerek

0
continental-connected-cars
Görsel: Continental

TechInside’da otomotiv teknolojileri üzerine çok sayıda yazı hazırladım. Kendi kendine giden otomobiller, bunların yazılımları, kullanılacak sensör ve kameraların maliyeti, tüketicilerin bunlara ne kadar ek ücret ödeyebileceği araştırmaları gibi pek çok yazı.

Bu yazıların hemen hepsinde ise yerli otomobil kavramının yalnızca kaporta ve biraz da yedek parça anlamında düşünülmesini eleştirdim. TechInside dergimizin son sayısında da bundan yakınmış, siteye aldığım yazımda Sakarya’nın Karadeniz kıyısındaki Karasu bölgesinin otomotiv vadisi ilan edilmesinin lokasyon yönünden olumsuz etkilerini sıralamış ve yine kaporta motor ikileminde kalındığı eleştirisini yöneltmiştim.

Bugün, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık’ın Twitter’dan paylaştığı “yerli dizel motor için Motor Mükemmeliyet Merkezi kuruyoruz.” mesajı çarptı gözüme. Bu tip bir motorun Türk mühendisler tarafından geliştirilecek olması önemli olmakla birlikte, yakın gelecekte ayrılmaz ikili haline gelecek otomotiv ve teknolojinin yine birbirinden uzak kaldığını görmek üzücü oldu.

Maalesef Türkiye’de şu anki kamu yöneticilerinin vizyonu, ille de yerli olsun bakışıyla dünyaya orta ve uzun vadede satamayacağı ürünler geliştirme konusunda ısrarlı. 2050’ye kadar fosil yakıt kullanan araçların kalmayacağı araştırmalarla ortaya çıkmış durumda. Bir umut, dünyanın nerede olduğunu ve nereye gittiğini yazarsam belki birilerinin kararı değişebilir.

Telematics, Autonomy, Mobility

Başlığın İngilizce olmasının sebebi bu ana başlıklar altında düzenlenecek önemli bir organizasyonun temelini içermesi. 3-4 Haziran 2015’te, ABD’de otomotivin kalbi kabul edilen Detroit’te gerçekleştirilecek olan bu etkinlik, yeni otomobil modellerini değil, doğrudan bu alanda kullanılacak teknolojilerin masaya yatırıldığı bir organizasyon olacak. Örneğin;

Connected Car Data başlığı altında, otomobillerin birbiriyle haberleşmesi yoluyla özellikle istenmeyen kazaların önüne geçilmesi konuşulacak.

Safety, ADAS, Autonomous başlığı altındaysa teknolojinin yardımıyla otonom sürüşe giden yol haritası şekillendirilecek.

Smart Mobility bölümünde; her geçen gün yaygınlaşan araç paylaşım platformlarının, 21. yüzyılın yeni trendi olmasındaki rolü değerlendirilecek.

Legislation vs. Technology ise yoğun teknoloji kullanımıyla dönüşecek sektörün ve günlük mobil yaşamın hukuki boyutu ele alınacak.

Son başlık olan Cyber Security, yani siber güvenlik ise adeta teknolojik oyuncaklara dönüşen araçların siber tehditlerden nasıl uzakta tutulacağını inceleyecek.

Detroit’teki otomotiv teknolojileri etkinliğinin konu başlıkları.

Etkinlikteki konuşmacılar arasında teknik ünvanlı kişilerin çokluğu, sektörün ne yöne gideceğini gösteriyor. Örneğin Nissan “Bağlantılı Araçlar Hizmetleri Direktörü” Dan Teeter ile katılırken; General Motors’tan Otonom Sürüş Uzmanı Priyantha Mudalige ile yer alacak. Subaru’nun konuşmacısı, Kuzey Amerika’daki Başkan Yardımcısı ve CIO’su Brian Simmermon olurken, aynı ünvana sahip yöneticisiyle katılan bir başka şirket ise Volvo. Volvo Otomobil Grubu’nun CIO’su Klas Bendrik, bağlantılı araçların otomotiv sektörünü nasıl dönüştürdüğü üzerine bir konuşma gerçekleştirecek.

Elbette yalnızca otomotiv üreticilerinin temsilcileri yok. Örneğin navigasyon teknolojileri geliştiren TomTom‘un Yönetim Kurulu Üyesi Alain De Taeye, MIT AgeLab adına biliminsanı Bryan Reimer, Microsoft Başkan Yardımcısı Bryan Biniak ve animasyon filmleriyle tanıdığımız Dreamworks‘ten yine başkan yardımcısı Jim Mainard sektör dışı isimlerden bazıları.

3000’den fazla orta ve üst düzey yöneticinin katılacağı açıklanan etkinliğe Türkiye’den – en azından izlemek için – giden sektör yöneticileri olacak mı bilemiyorum. Ancak Silikon Vadisi’ne gidip yeni teknolojileri incelemekten kaçınmayan özellikle kamudaki üst düzey yöneticilerin de, Türkiye’nin güçlü olduğu bu alanda “otomotiv sektörü nereye gidiyor?” sorusunun yanıtını öğrenebilmeleri için yerlerini almaları gerektiğini düşünüyorum.

Huzur Azure’da

0
Microsoft Türkiye Genel Müdürü Tamer Özmen
Microsoft Türkiye Genel Müdürü Tamer Özmen

Göreve geldiği günden bu yana Microsoft Türkiye’de başarılı işlere imza atan Tamer Özmen, gazetecilere yaptığı sunuma 201-2015 yılları arasındaki teknolojik değişimleri anlatan bir sayfayla başladı. Özmen’in de belirttiği üzere 2010’da yeni yeni oluşmaya başlayan mobil uygulama kavramı henüz hayatımıza tam olarak girmemişti. Ancak bugün geldiğimiz noktada hepimizin akıllı cihazlarında esiri olduğumuz bir ya da birden fazla uygulama mevcut.

Tamer Özmen sunumunu ilerleyen bölümlerinde Türkiye bilişim pazarının gelişiminden de bahsetti. Özmen’in verdiği rakamlara göre 2010-2015 yılları arasında yazılım pazarımız yüzde 33, donanım pazarımız yüzde 22, bulut bilişim pazarımız ise yüzde 1600 büyüme göstermiş. Tabii bu rakamlar açıklanınca toplantının odağının beş yılda yüzde 1600 büyüyen bulut alanına kayması da kaçınılmaz oldu.

Azure var, huzur var
Bu arada toplantıda Tamer Özmen’in verdiği bir detay toplantının keyifli havasını biraz daha keyifli hale getirdi. Microsoft’un bulut hizmeti Azure’u en yoğun kullanan  kurumların başında Diyanet İşleri Başkanlığı yer alıyormuş. Başkanlık Azure platformunu kullanmaya başladıktan sonra diyanet işleri başkanından gelen yorumu Tamer Özmen’in ifadesiyle paylaşıyorum: “Azure var, huzur var.”

Tamer Özmen, bu sohbet toplantısını gelecek 5 yılın vizyonunu çizerek kapattı. Özmen, KOBİ, Eğitim ve Mobil Uygulama başlıklarının geleceğin başarı reçetesi olacağının da altını çizdi. Toplantı sonrasında Tamer Özmen ile yaptığımız video röportajı buradan izleyebilirsiniz.