Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 1752

“Geleceğin reçetesi mobilde”

0

Göreve geldiği günden bu yana Microsoft Türkiye’de başarılı işlere imza atan Tamer Özmen, gazetecilere yaptığı sunumda 2010-2015 yılları arasındaki teknolojik değişimleri anlattı.

Online alışveriş alışkanlıkları değişiyor

0

perakende-fmcgAccenture, ‘Kesintisiz Perakende Araştırması’nın Türkiye sonuçlarını açıkladı. Araştırma; Türkiye’de kıyafet, aksesuar, ayakkabı, tüketici elektroniği, market, çok katlı mağazalar, indirim mağazaları, kişisel bakım mağazaları, ev dekorasyonu ve sadece internette hizmet veren perakende zincirlerini kapsayacak şekilde hazırlandı.

Tüketicilerin kesintisiz perakende deneyiminden ne bekledikleri ve perakendecilerin bu beklentileri ne kadar sağladığını analiz eden araştırmaya Türkiye’de 1,023 kişi katıldı. Araştırma sonuçlarına göre, tüketiciler satın alma kararını vermeden önce farklı kanallardan bilgi edinmek istiyor.

Mağazadan satın almadan önce internette araştırma yapma sebepleri
• Fiyatları diğer perakendecilerle karşılaştırmak için yüzde 53
• Daha fazla çeşit ve seçeneğe ulaşmak için yüzde 49
• Mağazayı ziyaret etmeden önce, ürünün bulunup bulunmadığını anlamak için yüzde 45

İnternette satın almadan önce mağazayı ziyaret etme sebepleri
• Mağazada ürünlere dokunabilmek için yüzde 53
• Fiyatları diğer perakendecilerle karşılaştırmak için yüzde 32
• Mağaza lokasyonu yakın olduğu için yüzde 31

Tüketicilerin çeşitlilik beklentisi artıyor

Tüketiciler aynı markanın farklı kanallarında da tutarlı, tamamen entegre ve bağlantılı bir alışveriş deneyimi bekliyor. Ürün çeşitliliği, promosyon ve fiyatların hem mağaza, hem de internette aynı olmasını bekleyenler çoğunlukta. Yine de Avrupa tüketicisine kıyasla önemli bir kesim hala fiziksel mağazaların internet mağazalarına kıyasla daha çok çeşite ve promosyona sahip olması gerektiğini düşünüyor.

Perakende tüketicileri, özellikle kıyafet ve tüketici elektroniği kategorilerinde mağazaya gitmeden önce istedikleri ürünü internetten ayırmak istiyor, ancak mağazada deneme opsiyonuna da hala sıcak bakıyor. Tüketici beklentisinin yanında tüketici algısına baktığımızda ise mağazalarda bulduğu taze ve kaliteli ürünleri internet mağazasında da bulabileceğini düşünenler sadece yüzde 31.

Kişiye özel beklentiler

Perakendecilerin mağaza içinde veya elektronik posta aracılığıyla iletişim kurması, Türk tüketicilerin en çok tercih ettiği iletişim kanalları arasında. Türk tüketiciler bu kanallar vasıtasıyla en çok sırasıyla genel indirim promosyonları, yeni ürün bilgisi, ödül puan iletişimleri ve satın alma geçmişine göre düzenlenmiş özel promosyonlar hakkında bilgi edinmek istiyor. Araştırmaya katılanlar arasında seçtiği perakendecinin geçmiş satın alma verisine göre kişiye özel ürün önermeleri yaptığını düşünenlerin yüzdesi ise 41.

Fiyat, ödeme ve teslimat saati hala önemli

Accenture’ın yapmış olduğu araştırmaya göre tüketici sadakatini artıran başlıca faktörlerin makul fiyat ve ödeme kolaylığı, ürün çeşitliliği ve kalitesi olduğu görülüyor. Türk tüketicilerin sadakatleri karşılığında bekledikleri hizmetler arasında ise ücretsiz nakliye ve sadakate bağlı ekstra indirim öne çıkıyor. Aynı gün içinde teslimatı öncelikli tercih edenlerin oranı yüzde 70.

Türk tüketicilerin büyük bir bölümü satın almaya karar verdiği bir ürünü ilgili perakendecinin çalışma saatleri dışında bile ya aynı perakendecinin internet sitesinden ya da sonrasında yine mağazasından satın almayı tercih ediyor. Yine de yüzde 10 olan Avrupa ortalamasıyla karşılaştırıldığında, bu durumda ürünü en uygun fiyata veren herhangi bir perakendeciden satın almak isteyen Türk tüketicilerin oranının hiç azımsanmayacak ölçüde yüzde 25 olduğu görülüyor. Bu oranlar fiyat hassasiyetinin Türkiye’de ne kadar yüksek olduğunun da bir göstergesi. Türk tüketiciler Avrupalı tüketicilere kıyasla dijital deneyime daha yakın.

Araştırmanın öne çıkan diğer başlıkları ise şu şekilde sıralanıyor;

• Türk tüketicilerin yüzde 50’si mobilden alışveriş yapmanın kolay olduğunu düşünürken bu oran Avrupalı tüketicide yüzde 34,
• Türk tüketicilerin yüzde 70’i internetten alışveriş yapmayı kolay bulurken Avrupalı tüketicide bu oran yüzde 62,
• Gerçek zamanlı stok bilgisini kullanma eğilimi Türkiye’de yüzde 91, Avrupa’da ise yüzde 81,
• Türk tüketicilerin yüzde 64’ü özellikle online mağazaların anlık tekliflerinin satın alma kararı üzerinde etkili olduğunu ifade ederken Avrupa’da bu oran yüzde 32,
• İstenilen ürün, seçilen perakendecide varsa fakat alışveriş yapılmak istenen saat mesai saatleri dışındaysa, bu ürünü internette bulunabilecek en iyi fiyatı veren perakendeciden satın almayı tercih edenler Türkiye’de yüzde 25, Avrupa’da yüzde 10,
• Ürünler hakkındaki görüş ve önerileri mobil uygulamalar aracılığıyla üretici firmalara iletmek isteyenler Türkiye’de yüzde 90, Avrupa’da ise yüzde 62.

Mobil çalışanlar için ses konferans cihazı

0

Yapılan tüm araştırmalar mobil çalışanların oranının hızla arttığını gösteriyor. İş dünyasına sunduğu çözümlerle yoğun olarak kullanılan Sennheiser, mobil çalışanların konferans görüşme talebindeki yüksek ses kalitesi ihtiyacını karşılamak üzere SP 20 isimli özel bir ürün geliştirdi.

Sahip olduğu yeteneklerle yalnızca o ortamda bulunanları değil, farklı lokasyonlardaki iki kişinin birbiriyle ses kalitesinden feragat etmeksizin görüşebilmesini sağlayan ürünü, Sennheiser Telekom Ürünleri Ülke Müdürü Henri Çiprut‘tan dinledik.

4G ihalesinde son durum

0

4GTelekom sektörü kendi halinde 26 Mayıs’ta olacağı açıklanan 4G ihalesine hazırlanırken, Cumhurbaşkanı Erdoğan geçen haftaki Türk Telekom organizasyonunuda kısa bir brifing aldığını, 4G yerine 2 yıl sonra 5G’ye geçilmesinin daha iyi olacağını söylemişti.

Akşam 22:00 sularında yapılan bu konuşma, sabaha kalmadan hem sektörün hem de ülkenin gündemi olmayı başarmıştı. Biz de TechInside olarak 5G’ye geçişin uluslararası platformlarda en erken 2020 olarak planlandığını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın belirttiği gibi 2 yıl içinde bir geçişin mümkün olmadığını aynı saatlerde sizlere duyurmuştuk.

O günden bu yana sektör ihaleye neredeyse tam anlamıyla hazırlanmışken, bir yandan da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözleri nedeniyle iptal korkusu yaşıyordu. Hatta bu sabaha kadar bu durumun devam ettiği yazılıyor, Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli’nin, “4G ihalesi hükümet tarafından değerlendiriliyor. 3G ve 4G arasında büyük bir fark var. Fakat 5G’yi gördükten sonra bu fark detay olarak kalacak. Cumhurbaşkanı’nın sözleri talimat niteliğinde. Kendisi yarı başkandır, yürütmenin başıdır.” sözlerine atıfta bulunuluyordu.

4G ihale takvimi değiştirilmedi

Tüm bu yukarıdaki tablonun diğer tarafında yaşanan bir başka gelişme ise Cumhurbaşkanı’nın Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Feridun Bilgin tarafından “ikna edildiği” ve 4G ihalesinin planlandığı gibi 26 Mayıs 2015’te gerçekleştirileceği oldu.

Konuya dair asıl resmi kurum olan BTK’dan ise net bir açıklama henüz yapılmış değil. Bir açıklama yapılmadan da 4G ihalesi yapılacak ya da yapılmayacak demek maalesef mümkün değil. Gelişmeleri aktarmaya devam edeceğiz…

Türkiye, mobil bankacılık kullanımında önde

0

ING_infografikING Grubu içinde “deneyim merkezi” haline gelen ING Bank Türkiye, geliştirdiği mobil bankacılık ürünlerini diğer ING ülkelerine ihraç etme noktasına geldi. Bu gelişmenin duyurusuya birlikte hazırladığı Mobil Bankacılık ve Tasarruf Eğilimleri araştırmasının sonuçlarını da açıklayan şirket, 13 Avrupa ülkesi ile ABD ve Avustralya’da yaptırılan bu araştırmayla Türkiye’nin durumunu da ortaya koydu.

ING Bank olarak kendilerini bankacılık lisansına sahip teknoloji şirketi olarak konumlandırdıklarını belirten ING Bank Bireysel Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Barbaros Uygun, mobil cihazlar üzerinden bankacılık işlemlerini yapan ING Bank müşterilerinin dijital kanalları kullanan toplam aktif müşteriler içindeki oranının yüzde 66’ya yükseldiğine dikkat çekti.

Dijital Bankacılık uygulamaları ParaMara’nın kısa sürede 65 bin aktif kullanıcıya ulaştığını kaydeden Uygun, “ParaMara aynı zamanda, ING Grubu’nun 2014 İnovasyon Fonu’ndan pay alan 5 projeden biri oldu. Şimdi ParaMara’yı Apple Watch üzerine taşıyoruz. Son olarak, ParaMara altyapısını kullanarak Avrupa’da da kullanılabilen bir mobil cüzdan uygulamasını hayata geçirmeye hazırlanıyoruz.” yorumunu yaptı.

Türkiye, Mobil Bankacılık kullanımında Avrupa ve ABD’nin önünde

Türkiye’deki internet kullanıcılarının yüzde 65’inin halihazırda mobil bankacılık uygulamaları kullandığını söyleyen Barbaros Uygun, yüzde 20’lik bir kesimin ise önümüzdeki 1 yıl içinde mobil bankacılık hizmetini kullanacağını söylediğini ifade etti.

“Türkiye bu oranlarla mobil bankacılık kullanımında tüm Avrupa ülkelerinin ve ABD’nin önünde yer alıyor.” diyen Uygun, araştırmada, Avrupa genelinde mevcut mobil kullanıcıların oranının yüzde 53, potansiyel kullanıcıların oranının ise yüzde 11 olarak görüldüğünü belirtti.”

Türkiye mobil alışverişin en yaygın olduğu ülke

Araştırma aynı zamanda, mobil cihazlar üzerinden alışveriş alışkanlıklarına ilişkin dikkat çekici veriler içeriyor. Buna göre Avrupa ve ABD’de her 2 kişiden biri son bir yıl içinde mobil cihaz üzerinden alışveriş yaptığını belirtirken, Avrupa genelinde mobil cihaz kullanıcılarının yüzde 58’i akıllı telefon veya tablet üzerinden satın alma gerçekleştiriyor. Türkiye’de ise bu oran yüzde 84’e ulaşıyor.

Mobil bankacılık kullanıcıları, mobil alışveriş yapmayı daha çok tercih ediyor

Bununla birlikte, mobil bankacılık kullanıcıları tablet ve akıllı telefonlarını paralarını yönetiminin yanı sıra online alışveriş için de kullanıyor. Sonuçlar, mobil bankacılık kullanıcılarının mobil alışveriş yapmayı daha çok tercih ettiğini ortaya koyuyor. Türkiye’deki mobil bankacılık kullanıcılarının yüzde 93’ü son 1 yıl içinde mobil cihazını bir şeyler satın almak için kullanmış. Avrupa genelinde ise bu oran yüzde 79’a iniyor.

Mobil alışveriş Avrupa’da erkekler, Türkiye’de ise kadınlar arasında revaçta

Mobil cihaz üzerinden alışverişte en çok rağbet gören ürünler ise elektronik ve giyim ürünleri. Avrupa’da online alışverişe en yatkın olan kesimi 35 yaş altı erkekler oluştururken; erkek kullanıcılar en fazla oyun ve elektronik cihaz; kadın kullanıcılarsa kıyafet satın alıyor.

Barbaros Uygun, bu durumu şu şekilde özetliyor: Avrupalı erkeklerin yüzde 61’i, kadınların ise yüzde 54’ü son 1 yıl içinde akıllı telefon veya tabletleri üzerinden alışveriş yaptıklarını ifade ediyor. Buna karşılık Türkiye’de mobil alışveriş yapan erkeklerin oranı yüzde 80 iken kadınların oranı yüzde 87’ye yükseliyor. Türk kullanıcılar mobil cihazları üzerinden yüzde 56 ile en fazla giyim, yüzde 47 ile ikinci sırada elektronik alışveriş yapıyor.”

Mobil ödeme nakit kullanımını azaltıyor

Araştırmanın insanların nakit ödeme alışkanlıklarını da incelediğini belirten Barbaros Uygun, Türkiye’nin yüzde 68’lik oranla nakit kullanımının son bir yıl içinde en fazla azaldığı ülke olarak dikkat çektiğini belirtti ve sözlerine şöyle devam etti:

“Araştırmanın dikkatimizi çeken sonuçlarından biri de mobil ödeme uygulamalarına yönelik ilginin artması. Avrupa genelinde ve Türkiye’de önümüzdeki dönemde mobil ödeme uygulamalarının kullanımının artacağına işaret ediyor. Türkiye aynı zamanda yüzde 45’lik bir oranla, 15 ülke içinde dijital para birimlerinin en yüksek oranda kabul gördüğü ülke durumunda. Buna karşılık, Avrupalı tüketicilerin yüzde 28’i bitcoin benzeri dijital para birimlerini “online para harcamanın geleceği” olarak görüyor. Türkiye’deki katılımcıların yüzde 9’u daha önce bitcoin kullandıklarını ifade ediyor. Bu oranla Türkiye, Avrupa ortalamasının 5 puan üzerinde yer alıyor. Tüketici mobil ödeme uygulamalarını hız ve kolaylık yönünden tercih ediyor.”

Araştırma, aynı zamanda önümüzdeki 1 yıl içinde mobil ödeme uygulaması kullanmayı düşünenlerin oranını da ortaya koyuyor. Mobil ödeme uygulamalarının hala niş düzeyde olmasına karşın, mobil cihaz sahibi olan insanların çoğu önümüzdeki 1 yıl içinde bu teknolojiyi kullanacaklarını ifade ediyor. Mobil ödeme uygulamalarını kullanmayı düşünen veya kullanma ihtimali olduğunu belirtenler sıralamasında ise Türkiye yüzde 78’lik oran ile en üst sırada. Avrupa’da ise bu oran yüzde 51.

Daha iyi para yönetimi

Dijital teknolojilerin insanlara her zaman her yerden finansal çözüm sunarak paralarını daha iyi yönetmelerine de katkı sağladığını ifade  eden Uygun, bu durumu şöyle özetliyor:

“Avrupa genelinde kullanıcılarının yüzde 85 gibi önemli bir çoğunluğu, mobil bankacılığın para yönetimini iyileştirdiği görüşünü savunuyor. Türkiye’de ise mobil bankacılık kullananların yüzde 94’ü mobil bankacılık ile para yönetimlerinin gelişme kaydettiğini dile getiriyor. Avrupa genelinde kullanıcıların yüzde 48’i mobil bankacılık kullanımı sayesinde finansal durumlarını daha iyi kontrol ettiklerini söylüyor. Bu oran Türkiye’de de benzer bir şekilde yüzde 47’lerde seyrediyor. Bununla birlikte, Türkiye’de katılımcıların yüzde 38,4’ü hiçbir ödemeyi kaçırmadıklarını, yüzde 37.1’i faturalarını zamanında ödeyebildiklerini, yüzde 24,9’u ise daha az limit aşımı yaptıklarını söylüyor. Bu kolaylıklar doğrultusunda Türkiye’de yüzde 22,4 katılımcı daha çok tasarruf etmeye başladığını ifade ediyor.”

Mikroskobik yaşama üç boyutlu bakın

0

virtual-realityNanotronics Imaging tarafından hayata geçirilen nVisible adlı sistem artık herkesin üç boyutlu olarak, mikroskobik bir düzlemde dijital bir gezintiye davet ediyor. Sanal gerçeklik gözlükleri sayesinde çıkabileceğiniz yolculuk, şirketin 3D yazıcı üretimi özel mikroskobu ile gerçek oluyor. nSpec adlı cihaz farklı açılardan ışığı yakalıyor ve koordinatları haritalandırıyor. Nanotronics tarafından sanal gerçeklikte ışık noktalarınca yaratılan atmosfer sizi bambaşka bir dünyaya davet ediyor.

Açıklamaya göre nVisible, Samsung Gear VR, Oculus ve Google Cardboard adlı sanal gerçeklik ürünleriyle tam uyumlu. Moleküler boyuttaki görseller içinde gezmenize olanak sağlayan sistemde 3D bir yolculuğa çıkmış oluyorsunuz.

nVisible, bilim insanları ve mühendislerin, materyallerin yüzeylerini mikro seviyede gözlemlemesine yarayacak. Böylece nanobotlar ya da nanotube gibi ultra küçük objeler üzerinde çok daha rahat çalışılabilinecek.

nSpec adlı sistem ise 40 bin ile 70 bin dolar arasında bir fiyat skalasına sahip. Şirket ise şimdilerde bu miktarı daha “mantıklı” hale getirmek için çabalıyormuş.

Apple, lobi faaliyetleri bütçesini artırdı

0

Apple-PayBloomberg’in paylaştığı verilere göre Apple, 2015 yılı 1. çeyreğinde birden fazla başlıktaki lobi çalışmaları için 1.24 milyon dolar harcamış. Mobil pazarın da dahil olduğu konular için ayrılan lobi çalışmaları bütçesi böylece geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16’lık bir yükselişe sahne olmuş.

Yürütülen lobi çalışmalarının vergi reformları, spektrum sözleşmeleri, akıllı telefon hırsızlığı engellemeleri ve ilgili konularda olduğu, open internet, yeşil teknoloji, medikal uygulamaların regülasyonu ve tüketici gizliliği üzerine olduğu tahmin ediliyor.

ABD Başkanı Obama, geçtiğimiz Şubat ayında yaptığı açıklamada Apple Pay’in resmi federal ödeme kartları gibi örneklerde de aktif olarak kullanılabileceğini söylemişti.

Apple her ne kadar bu süreçte bütçesinde artışa gitse de, Google’a yetişebilmiş değil. Google’ın 2015’in ilk çeyreğindeki lobi bütçesi 5.47 milyon dolar olarak açıklanmıştı.

Evernote yakın gelecek için neler planlıyor?

0

evernoteAkıllı telefon, tablet, bilgisayar ve pek çok akıllı platformda yer alan Evernote, kendini geliştirerek yoluna devam ediyor.

Son yılın trendi olan akıllı saatlere de gelen Evernote, Apple Watch ve Android Wear platformlarını da artık destekliyor.

Peki Evernote’un geleceği ne olacak? Evernote gibi önemli bir yazılım firması ve ekibinin gelecekle ilgili öngörüleri neler?

Merak ettiğimiz soruları Evernote Senior Yazılım Mühendisi Damian Mehers‘a sorduk. İşte o sorular ve cevapları.

Evernote, Android Wear ve Apple Watch platformları için çıkmış durumda. Evernote’a göre giyilebilir teknoloji ne tarafa gidiyor? Önümüzdeki süreçte akıllı gözlüklerde Evernote uygulamalarını görmemiz ne kadar mümkün?

Kullanıcı deneyimini saat gibi giyilebilir teknolojilerle minimize etmeye doğru giden bir akım var. İdeal bir deneyimde kullanıcı neredeyse hiçbir şey yapmak zorunda kalmadan, bir projede nerede oldukları, ne yaptıkları vb. bilgilere Evernote hesaplarından sıkıntısızca ulaşıyor.

Örneğin, bir toplantı yaklaşıyorsa, Android Wear üzerinde sizin bir önceki toplantınızda aldığınız notlarınızı size hatırlatıyoruz.

Genellikle, pil ve ekran büyüklüğüne bağlı olarak, giyilebilir teknolojileri kullanıcı etkileşiminde kısa ve hedef odaklı olarak öngörüyoruz.

Birçok yönden, gözlük gibi giyilebilir teknolojilerin teknik özelliklerinden çok sosyal anlamda benimsenmesi söz konusu.

Bluetooth kulaklıklara da görsel olarak alışmak biraz zaman aldı, diğer giyilebilir teknolojilerin benimsenmesi de uzun bir zaman alabilir.

Galaxy Note ailesi gibi stylus kalem ve dahili uygulamaları kullanan cihazların artması, Evernote’u etkiliyor mu?

Tüm ana işletim sistemleri (Windows, MAC OS, iOS, Android) not alma üzerine hazır uygulamalar içeriyor. Bununla birlikte Microsoft, Apple ve Google ile oldukça güçlü işbirliklerimiz bulunuyor.

Güçlü senkronizasyonu, arama seçenekleri, sunum hazırlamayı ve birlikte çalışmayı kolaylaştıran özellikleriyle Evernote bizim için bir not alma uygulamasından çok daha fazlası.

Kullanıcılar çoğunlukla cihazların içerisinde bulunan diğer hazır ve basit uygulamalarla başlayıp, bu uygulamaların kendilerine yetersiz kaldığı noktada Evernote’a geçiyorlar.

Kitlelere yön veren mobil uygulamalar, sürekli bir değişim, yeni özellikler ve güncellemeler bizlere sunuyor. Evernote da bu uygulamalardan biri. Peki ileride hangi büyük değişiklikleri görebileceğiz? Bize bir kaç ipucu verebilir misiniz?

Giyilebilir teknoloji, Evernote’ta yaptığımız iş açısından oldukça önemli bir konu. Bu pazar ile her zaman yakından ilgilendik ve yeni teknolojiler sunduk. Üzerinde çalışmaya devam ettiğimiz yeni teknolojilerimizi sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.

Kaynak: ShiftDelete.Net

Bulut korumasında yeni özellikler

0

EMC+RSA+%282%29Bulut platformlarında güvenlik önlemlerine her geçen gün daha fazla ihtiyaç duyuluyor. EMC’nin güvenlik birimi olan RSA, bu kapsamda sunduğu Security Analytics çözümüne yeni özellikler eklediğini duyurdu.

Kurumlara gereken ortamı sağlayarak günümüzün gelişmiş saldırılarından etkilenmeden önce algılama ve karşılık vermesi için tasarlanan yeni sürümde, doğrudan kullanıcıların karşı karşıya kaldığı web ve mobil uygulamalar üzerinden gelen saldırılar görüntülenebiliyor ve ek olarak veri mahremiyeti sağlanıyor. Buluta kadar uzanan yeni güvenlik yapısının yanı sıra RSA Security Analytics, daha iyi maliyet etkin müşteri kurulum ölçeğine daha iyi yatırım olanağı tanıyan üretim tabanlı fiyatlamayı da kapsayan yeni fiyat ve paket seçenekleriyle geliyor. Buna ek olarak müşteriler, var olan depolama yatırımlarını da sürdürebilme imkanı yakalıyorlar.

Kayıtlar yapbozun en değerli parçalarını oluştururken, önleyici kontrol için gerekli gözetimi yapmakta yetersiz kalabiliyor. Ayrıca gelişmiş saldırıları belirlemede de kayıtlar yeterli olmuyor. Birçok başarılı saldırı yalnızca kayıtlarla keşfedilemiyor.

Bununla birlikte kayıt tabanlı Security Incident ve Event Management (SIEM) sistemleri bile bir saldırının sinyallerini algılarken çabuk karşılık verecek ve saldırıyı bertaraf edecek güvenlik analizini gerçekleştirmek için gerekli parçaları bir araya getiremiyor. Bunun yerine hızla hareket etmeye yaracak çözümü olumsuz etkileyen uyarılarla analistleri yanlış yönlendiriyor.

Güvenlik ekipleri, bir saldırıdan tamamen korunma, belirti görüldüğü anda yanıt verme süresini hızlandırma ve işleyişi olağan akışına döndürebilmek için çok yönlü ve entegre güvenlik çözümlerine ihtiyaç duyuyor. RSA Security Analytics, kayıtları ağ paketlerinden, uç noktalarda ve şimdi de buluttan aldığı verilerle birleştirmek için tasarlandı.

RSA Security Analytics işletmelerin, toplanan veriler sayesinde kuruma özel gizli bilgileri ortaya dökecek açıklar oluşmadan önce yanıt verebilmesi için hedef, saldırganın stratejisi ve organizasyon içindeki hareketleri ile saldırının büyüklüğünü tamamıyla ve hızla anlamasına yardımcı oluyor.

Ayrıca bu sürüm, işletmelerin hem saldırılara hem de doğrudan kritik web ve mobil uygulamalar üzerinden kullanıcıları hedef alan dolandırıcılık faaliyetlerine karşı koruma sağlanmasına yardımcı olan RSA Web Threat Detection’ın kurumsal saldırılarla uygulamalardaki açıklar arasında bağlantı kurmasını sağlayan özelliğini de sunuyor. Bulut ve uygulama içgörülerinin eklenmesiyle birlikte RSA’in gelişmiş siber saldırılar karşısında sektörün en gelişmiş görünürlük çözümü sağlama konusundaki kararlılığını bir kez daha gösteriyor.

Bununla birlikte işletmeler RSA Security Analytics ile var olan depolama çözümlerini de kullanmaya devam edebiliyor. Üretim temelli fiyatlama, işletmelerin tam olarak neye ihtiyaç duyuyorlarsa terzi usulü bir çözüm elde etmelerini sağlarken daha düşük toplam satın alma maliyeti sunuyor. Ayrıca müşteriler ve iş ortakları operasyonel harcama modelinden abonelik temelli fiyatlamaya geçme seçenekleri bulunuyor.

RSA, Security Analytics’i yeni veri gizliliği özelliklerini barındıracak şekilde tasarladığını ifade ediyor. Bu özellik, güvenlik analistlerine işletmenin ya da çalışanların en hassas verilerini açmadan değerli içgörüler sağlıyor. Spesifik bilginin gözden geçirilmesi özelliği kullanıcıların veri gizliliğini ihlal etmeden işletmelerin güvenliğine odaklanmalarının önünü açıyor.

Mobil uygulamalar ticaretin yeni yüzü oldu

0

mobile-bankingOracle tarafından yaptırılan yeni araştırma sonuçları, milenyum neslinin yüzde 55’inin zayıf mobil uygulaması olan firmaların ürün ve/veya hizmetlerini daha az kullanma eğiliminde olduklarını gösteriyor.

Milenyumlar ve Mobilite: Firmaların Uygulama Çağına Dahil Olması” başlıklı global araştırma, milenyum kuşağının yüzde 39’unun zayıf uygulama deneyimi yaşadıkları firma ürün ve/veya hizmetlerini daha az önerdiklerini, yüzde 27’sinin ise yaşadıkları deneyim sonrasında olumsuz görüşlerini web ortamında paylaştıklarını vurguluyor.

Bulgular aynı zamanda firmaların ürün ve hizmetleri için verimli mobil uygulamalar sağlamamaları durumunda, milenyum neslinin markalarından uzaklaşacağını ve rekabette alt sıralara ineceklerini gösteriyor.

Oracle Mobil Stratejiler ve Ürün Yönetimi Başkan Yardımcısı Suhas Uliyar araştırma sonuçlarını; “Kullanım kolaylığı ve kişiselleştirilebilen kullanıcı deneyimi sunma, günümüzde milenyum nesli müşterilerini cezbetmek ve tutmak konusunda en önemli etken. Daha kullanışlı, fonksiyonel ve amaca uygun mobil deneyim sunamayan firmaların öne çıkma ihtimalleri çok düşük.” yorumunu yapıyor.

Araştırmada milenyumların kişisel ihtiyaçlarına yönelik olmayan bildirimlere karşı tepkili olduklarını, ancak firmalardan katma değer sağlayan bilgilerin paylaşılmasına olumlu baktıkları vurgulanıyor. Katılımcıların yüzde 73’ü mobil uygulama üzerinden alışveriş yapmaktan memnuniyet duyduğunu, yüzde 71’inin ödeme yapılabilmesini beğendiklerini ve yüzde 65’i mobil uygulama ile firmaya beğeni veya şikayet iletebilmelerini sevdiklerini belirtiyor.

Bu konu hakkında Suhas Uliyar, genç nesli ellerinde tutmak isteyen firmaların bildirim göndererek kişileri uzaklaştırmak yerine uygulama bazlı hizmetler ile iletişim kurmalarının önemli olduğunu belirtiyor.

Her 10 kullanıcıdan 4’ü uygulamaları satın alıyor

Global araştırma sonuçlarına göre bölge kırılımlarına bakıldığında, APAC bölgesinde iş ile ilgili uygulamaların olması gerektiğini savunan katılımcılar EMEA bölgesine kıyasla 3 kez daha fazla. Aynı oran güvenlik konuları için de geçerli. Ek olarak milenyumların ortalama olarak her biri 20-25 adet uygulama indiriyor ve APAC bölgesinde yüzde 40’ı en az 5 adedini satın alıyor. Bu oran EMEA ve Kuzey Amerika’da yüzde 25’lere düşüyor.

APAC bölgesinde milenyumlar mobil uygulamaları günlük yaşamları içerisinde gerekli olarak değerlendiriyor. Bu bölgede yeni ve inovatif uygulamalar katma değer sağladığı sürece satın alınıyor.

Tablet ve akıllı telefon kullanımına bakıldığında ise; genç neslin çoğunlukla tablet kullanmasına rağmen mobil uygulamaların kullanımı açısından akıllı telefonlar ilk sırada. Örneğin, milenyumların yüzde 61’i medya içeriklerini tablet yerine akıllı telefona yüklüyor. Para transferi konusunda ise yüzde 48 akıllı telefon kullanırken yüzde 22 tablet kullanıyor.

Suhas Uliyar, tablet ve “phablet” uygulamaları için inovatif çözümlere ihtiyaç duyulduğunu, genç neslin birçok cihaz kullanması nedeniyle uygulamalar geliştirilirken hem mobil, hem tablet için farklı uygulamalar geliştirilmemesinin önemini vurguluyor. Firmaların yüksek kalitede, bağlantılı cihazlar ile kullanılabilen ve yüksek seviyede kullanıcı deneyimi sağlayan çözümlere odaklanmasının başarı  için gerekli olduğunu söylüyor.

Avrupalı yatırımcılar ABD’dekileri aratmıyor

0

euroTechInside okurları, geçtiğimiz günlerde ABD’deki girişim sermayesi yatırımının 2015’in ilk çeyreğinde 15 milyar doları aştığını sitemizden okumuştu. Avrupa’da aynı döneme baktığımızda ise miktar ABD’deki kadar olmasa da yine ciddi bir yatırım söz konusu.

Dow Jones VentureSource tarafından hazırlanan rapora göre Avrupalı şirketler, 2001’in üçüncü çeyreğinden bu yana en yüksek yatırım tutarına ulaşmayı başardı. Yılın ilk üç ayında 2.6 milyar Avro’luk bir girişim sermayesi yatırımına ulaşılırken, en fazla yatırım 285 milyon Avro ile HV Holtzbrinck Ventures tarafından yapıldı. Bu şirketi 200 milyon Avro ile Axa Strategic Ventures ve 85 milyon Avro ile İrlanda merkezli Fountain Healthcare Partners takip etti.

3 ayda 345 anlaşma

Avrupalı şirketlerin 2.6 milyar Avro’ya nasıl ulaştığına bakıldığındaysa üç aylık dönemde 345 yeni yatırım anlaşması yapıldığı ortaya çıkıyor.

2015 ilk çeyreğin en yüksek değerde anlaşmaya imza atan şirketiyse Berlin merkezli Rocket Internet oldu. 288 milyon Avro’luk yatırıma imza atan şirket, Almanya merkezli online yemek servisi hizmeti veren Delivery Hero’ya bu miktarı yatırdı. İkinci en büyük yatırım ise 111 milyon Avro ile Grocery Delivery E-Services’a Insight Venture Partners ve Rocket Internet tarafından yapıldı.

En fazla yatırım alanlar arasında üçüncü sırada yer alan Nabriva Therapeutics ise sağlık alanındaki girişim sermayesi yatırımlarının önemini temsil ediyor. 107 milyon Avro’luk yatırım alan Avusturya merkezli şirket, sekiz farklı girişim sermayesi şirketinden fon toplamayı başardı.

Almanya ilk sırada

Ülke bazlı dağılıma bakıldığındaysa, Almanya’nın ilk sırada olduğu görülüyor. İlk çeyrekte 64 anlaşmayla 921 milyon Avro’luk yatırımın gerçekleştiği Alman şirketler, toplamda da Avrupa çapında yüzde 35’lik pay elde etti. Almanya’yı yüzde 34’lük pay ve 886 milyon Avro ile Birleşik Krallık takip ederken, Fransa yüzde 11’le üçüncü sırada kendine yer buluyor.

Bu sıralamanın toplam anlaşma değerleri üzerinden olduğunu belirtmek gerek. Anlaşma sayısı üzerinden bir sıralamaya gidildiğindeyse ilk dört ülke Birleşik Krallık, Fransa, Almanya ve İspanya olarak listeleniyor. Bu dört ülke yüzde 72’lik bir pay elde ederken Avrupa’nın kalanı ancak yüzde 28’lik pay elde edebiliyor.

İş hayatına ara veren kadınlar için uzaktan eğitim projesi

0

YenidenBizAktif kadın istihdamını artırarak iş hayatında çeşitlilik, esneklik ve verimlilik sağlamak, Türkiye’nin rekabet gücüne ve ekonomik gelişimine ivme kazandırmak amacıyla 2013 yılında faaliyetlerine başlayan ve 2014 sonunda dernekleşen YenidenBiz.com, yeniden iş hayatına atılmak isteyen kadınlar için uzaktan eğitim projesi başlattı.

Enocta işbirliğiyle geliştirilen uzaktan eğitim projesi, platformun aday havuzunda yer alan herkese açık. Bilişim teknolojilerinden finansa, hukuktan iş sağlığı ve güvenliğine, müşteri hizmetlerinden sigortaya kadar birbirinden farklı sektörleri kapsayan online eğitim içerikleri, yetenekli insan gücüne ihtiyaç duyan şirketlerin aradığı çalışan profilini destekleyecek şekilde kullanıcılara sunulacak.

Uzaktan eğitim projesi kapsamında e-öğrenme fırsatından yararlanan kadın adayların başarıları ise, sınav ve rapor modülleri ile online olarak ölçülüp değerlendirilecek. Eğitimlerini başarıyla tamamlayan adaylara da eğitim sonunda katılım sertifikası verilecek.

35 milyon Avro’luk fona Türk ortak

0

sehirttoTÜBİTAK tarafından 10 yıl boyunca desteklenmeye hak kazanan ŞEHİR Teknoloji Transfer Ofisi (TTO) 35 milyon avroluk Avrupa Yatırım Fonu’na yatırımcı olarak katıldı. Fon için özel bir program hazırlayan ŞEHİR TTO, 19 Mayıs 2015’ten itibaren 3 yıl boyunca tüm Türkiye’den başvurular almaya başlayacak.

Program, özellikle patentli buluşu olan akademisyenler, teknoloji sahibi büyümek isteyen en çok 5 yıllık KOBİ’ler, yeni kurulan teknoloji startuplarının başvurularına açık olacak. İlk aşamada filtreden geçirilen proje sahipleri, ikinci aşamada sözlü mülakata tabi tutulacak. Üçüncü aşamaya geçmeye hak kazananların ise Türkiye’de ilk defa uygulanacak yoğun bir “Teknoloji Transferi Hızlandırıcı Programı”na katılımı sağlanacak. Son aşamaya ulaşan projeler, teknik analiz, mentörlük ve yatırıma uygunluk raporuyla birlikte fon yönetimine önerilecek.

Haziran ayından itibaren Ankara, İzmir, Bursa, Eskişehir, Konya, Kayseri, Gaziantep gibi şehirler başta olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanında tanıtım toplantıları düzenleyecek olan ŞEHİR TTO, resmi twitter hesabı @sehirtto‘dan program tarih ve detaylarını duyuracak. Başvurular ise teknolojiturkiye.com.tr adresinden alınacak.

Fidye yazılımları artık SMS ile bulaşıyor

0

virus_fsecureF-Secure tarafından hazırlanan yeni tehdit raporuna göre, artık fidye yazılımları SMS ile de bulaşabiliyor. Kullanıcılara yollanan SMS’lerdeki linklerden fidye yazılımı ve zararlı yazılımlar mobil cihazlara yüklenebiliyor.

Araştırmaya göre 2014 yılında 574 kullanıcıdan 259’u, SmsSend ailesine ait virüslerle muhatap oldu. Android telefonlara bulaşan bu virüs, kullanıcılara premium hizmet kazandığını iddia eden SMS’ler oluşturuyor. İşlemi otomatik olarak yapan virüs kullanıcıları bu yöntemle etkiliyor. Ayrıca, fidye yazılımları arasında, Koler ve Slocker ailesine ait virüsler de hızlı bir yükseliş gösteriyor.

PC kullanıcıları için de durum değişmiyor. Browlock adlı fidye yazılımı virüs ailesi, bilgisayar kullanıcıları için en büyük 10 tehdit arasına girdi. En tehlikeli diğer 10 virüs arasında Conficker/Downadup solucanı, Sality virüsü ve Ramnit virüsünün çeşitli versiyonları da bulunuyor. Bu üç virüsün türevleri, en tehlikeliler listesinin yüzde 55’ini oluşturuyor.

Facebook da hedefte

En tehlikeli virüsler listesinin yeni üyesi ise Kilim ailesine ait. Tarayıcılara yapışan bu virüs Facebook’u hedef alıyor. Virüs, kullanıcı adına yeni mesajlar paylaşıyor, Facebook’taki insanların bilgilerini ve hesaplarını çalıyor. F-Secure verilerine göre bu tehdit, Top 10 listesindeki tehditlerin yüzde 11’ini oluşturuyor.

Kartlı geçişte cep telefonu dönemi

0

Sensormatic_HIDtwistElektronik güvenlik sektörünün önde gelen şirketlerinden Sensormatic, yeni çözümü HID Twist & Go ile kartlı geçişte yeni bir dönem başlatıyor. Artık akıllı telefonlar, ev anahtarı, otopark giriş kartı ya da ofis kimliğine dönüşüyor. Böylece kart ya da anahtar taşımaya gerek kalmıyor, kişiler cep telefonlarını sürekli yanlarında taşıdıkları için kart unutma ya da kaybetme derdi de son buluyor.

Bu uygulamayla işten çıkarken, sonrasında site otoparkına girerken hatta ev anahtarı olarak cep telefonları ve mobil cihazlar kullanılabiliyor. Yeni sistemde tüm giriş kartlarının yerini cep telefonları ve mobil cihazlar alıyor. Telefonu okuyucu karşısında özel bir hareketle çevirerek ya da okuyucuya yaklaştırarak rahat ve hızlı bir geçiş sağlanıyor.

Resepsiyonsuz otel

Sistem, resepsiyosuz otellere de olanak tanıyor. Müşteriler, otelde rezervasyon yaptıkları anda oda numarası cep telefonuna iletiliyor ve check-in için resepsiyona uğramaya gerek kalmadan doğrudan odaya çıkabiliyor. Oda kapısı da yine cep telefonuyla açılabilirken mobil ödeme seçenekleri sayesinde yine resepsiyona uğramadan otelden ayrılınabiliyor.

HID Twist & Go, belirli zaman aralıkları için özel geçiş hakkı vererek ofislerde de hayatı kolaylaştırıyor. Örneğin ofise toplantıya gelen bir konuğa, danışmaya uğramadan ofise ve toplantı odasına giriş yapılabiliyor. Bunu kullanmak isteyen şirketler, konuklarına ilgili uygulamayı göndererek aktif hale getirmelerini istiyor.

HID Twist & Go’nun belli zaman aralıkları için izin verme imkanı sunması, gece mal dağıtımı yapan perakendeci ve fabrikalar için de büyük kolaylık sunuyor. Yükleme ve boşaltma için gelen kamyonlara sadece belli zaman dilimleri için giriş yetkisi verilebiliyor. Böylece yükleme ve boşaltma işlerine birinin eşlik etmesi ihtiyacı ortadan kalkıyor.

Sistemde, kullanıcılar Bluetooth veya NFC özellikli cep telefonu ya da mobil cihazlarına indirdikleri bir uygulama ile kendi mobil kimliklerini oluşturup, kullanıma başlıyor. Şirketler ise web sitesi üzerinden yeni kimlik yaratma ya da kimlik iptali gibi işlemleri kolay ve hızlı bir şekilde gerçekleştiriyorlar. Sistem iPhone ve Android işletim sistemine sahip akıllı telefon ve tablet gibi mobil cihazlarca destekleniyor.

ERP’de taşlar yerine oturuyor

0

Türkiye’de işletmelerin ERP yazılımlarını seçerken doğru karar vemelerini sağlayacak platformu sunan Trovarit, Türkiye’de 2014 yılını büyüme ile kapattı. 2015 için de çok başarılı çalışmalara imza attıklarını kaydeden Muharrem Gezer’in görüşlerini videomuzda izleyebilirsiniz.

iPad ressamları için iyi haber

0

ICS2_IN-USE_ArnoldPander_OverlookPath_067_RGB_LowResWacom ve Savage tarafından Procreate 2.3 programının Intous Creative Stylus 2 kalemi ile uyumlu hale geldiğinin açıklanmasıyla birlikte, iPad üzerinde resim yapmak daha heyecan verici hale geldi. Savage’ın geliştirdiği Procreate programı, çoğu ressamın iPad üzerinde çizim ve resim yapmak için tercih ettiği bir uygulama. Wacom, kreatif alanında çalışan profesyonelleri düşünerek baskıya duyarlı bu güçlü kalemi tasarladı ve dolayısıyla yaratıcı bir sinerji ortaya çıkardı. Müşteriler uzun bir süredir Intous Creative Stylus kaleminin verdiği hassas ve doğal hissi Procreate uygulamasının güçlü ve akıcı araçlarıyla birleştirmeyi ümit ediyordu. Bu yaratıcı vizyon, Wacom ve Procreate ekiplerinin işbirliği sayesinde artık gerçeğe dönüştü.

Intuos Creative Stylus 2, tüm uyumlu iPad’ler üzerindeki Procreate 2.3 uygulaması tarafından desteklenecektir. iPad Air 2 kullanıcıları, Procreate 2.3 üzerinden Intous Creative Stylus 2’ye bağlanarak bu kalemin tüm özelliklerini kullanabilecekler; ancak bu, resmi olarak desteklenmeyen bir özellik olacaktır. Savage ve Wacom birlikte çalışarak iPad Air 2 ile uyumluluğu iyileştirmeye ve artırmaya devam edecektir. Procreate versiyon 2.3’e eklenen diğer heyecan verici özellikler arasında, yepyeni Light Interface (Işık arayüzü) ve önceki versiyonların stabilitesinin yükseltilmesi ve hata düzeltmeleri yer almaktadır. Procreate’teki entegrasyon, desteklenen uygulamaların Intous Creative Stylus 2 ile seçilmesi konusunda getirilen önemli bir yeniliktir. Ayrıca her iki ekip, müşterilerinin yeni uyumlu araçlarıyla üretecekleri yaratıcılıkları görmeyi sabırsızlıkla beklemektedir.

Amazon ve Audi’den otomobile teslimat dönemi

1

Amazon_AudiGeçtiğimiz günlerde Amazon ve Audi yaptığı ortak açklama ile yeni bir hizmete başladıklarını duyurdu. Şimdilik pilot bölgede süren çalışmalar kapsamında, Amazon siparişleri talep doğrultusunda müşterilerin Audi marka araçlarına teslim edilecek. Almanya’nın Münih kentinde başlayan programda iki şirket DHL Parcel ile ortak çalışacak, siparişleri bu firma taşıyacak.

Audi’nin açıklamasına göre paket geçici süre kullanılabilir olan kablosuz ağ şifresi ile otomobile bırakılacak. Amazon.com’dan alışveriş yapan tüketiciler ev adresi yerine otomobillerinin lokasyonunu iletecek ve belli bir süre için aracının sanal ortamda takibine izin verecek. DHL Parcel çalışanı dijital şifreyi aldıktan sonra müşterinin otomobiline gidecek, paketi bagaja bırakacak ve araç kısa süre sonra kendini kilitleyecek.

Audi aynı zamanda ilerleyen dönemlerde paket teslimatının yanı sıra, otomobillerden döküman ya da paket alımı gerçekleşeceğini de söylüyor.

Çılgın girişimciden yatırımcılara tavsiyeler

0
Virgin Grubu'nun kurucusu Richard Branson
Virgin Grubu’nun kurucusu Richard Branson

Kuşaklararası çatışma kavramının ilk örnekleri bundan 3 bin yıl öncesine kadar gidiyor. Çatışma değil belki ama, hemen her kuşakta ortaya çıkan bir “çılgın girişimci”, dünyayı adeta yeniden şekillendiriyor.

Günümüz için bu isim Elon Musk olarak kabul edilirken, X kuşağı için öne çıkan iki isim var. Amazon’un kurucusu Jeff Bezos ve Virgin Grubu’nun kurucusu Richard Brandson. Halen her ikisi de sürprizlerle dünya ekonomisini şekillendirmeyi sürdürüyor.

Bu isimlerden biri olan Richard Branson, Virgin.com’daki resmi blogunda kaleme aldığı yazısında kendi bakış açısıyla girişimciler için bir manifesto hazırlamış. Bu yazıda, İngiliz hükümetinin son zamanlarda gerçekleştirdiği Start-up Loans çalışmasının yatırım şemasından söz eden Branson, ilk olarak İngiltere’deki üniversite öğrencilerini hedefleyen, ancak daha sonra kapsamının genişlemesiyle 27 bin şirketin faydalandığı programa değinmiş.

Branson’un yazısı, işte bu program kapsamında hükümetlere ve yatırımcılara çeşitli yatırım tavsiyelerini içeriyor. Branson bunları 5 madde altında toplamış…

1) Bütçeler artırılmalı ve destek ağı çok daha fazla genişletilmeli. Öte yandan start-up etkinlikleri ile benzeri atılımların reklamları yapılmalı.

2) Yatırım yapmak ilk yıllarda sıkıntı yaratabilir. Destek alan şirketler alıcı taleplerini karşılamakta sıkıntı çekebilir. Yatırımcılar ve hükümetler ise bu konuda daha girişken ve daha girişimci olmalı.

3) Yeni markaların güçlenmesi için destek olunmalı. Bu şirketlerin başka ülkeler ve pazarlara açılabilmesi için gerekli destek sağlanmalı.

4) Destek alan yeni şirketler için en baştan doğru mekanlar seçilmeli. Şirket için verimli olacak ofisler ve lokasyonlar tercih edilmeli.

5) Yatırımcılar ve hükümetler bu konudaki akışı takip etmeli. İhtiyaç duyan girişimcileri keşfetmeli ve destek ağlarını genişletmeli. Her iki taraf için de konu ile ilgili farkındalık yaratılmalı.

Üretimde dijital devrim dönemi başlıyor

0

Industry_40_ex01_large_tcm80-185174Dünyanın önde gelen danışmanlık firmalarından The Boston Consulting Group (BCG) tarafından hazırlanan ‘Sanayi 4.0: Üretim Sektöründe Büyüme ve Üretkenliğin Geleceği’ başlıklı rapora göre önümüzdeki 10 yıl içerisinde 4. Sanayi Devrimi tamamlanacak.  ‘Sanayi 4.0’ olarak adlandırılan yeni devrimle birlikte ilk tedarikçiden, son kullanıcıya kadar tüm üretim ve değer zinciri en gelişmiş dijital teknolojileri kullanarak tamamen entegre hale gelecek.

İlk olarak buhar gücü ve makineleşme, ardından ise elektrik ve otomasyonla değişen üretim sektörü, üçüncü devrimi ise endüstriyel alandaki teknolojik gelişmeler ile yaşadı. Ancak ilk 3 devrimin telekom, mobil iletişim, bilgi teknolojileri gibi alanlardaki dönüşümle kıyaslandığında sönük kaldığı gözlemleniyor. Rapora göre, 4. Sanayi Devrimi büyük veri, simülasyon, robotik ve bulut sistem entegrasyonu gibi teknolojik gelişmelerle tetikleniyor. Parçalar, makineler ve insanlar arasındaki bağlantı ve etkileşimin, üretim sistemlerini yüzde 30’a kadar hızlandırıp, verimliliği yüzde 25 kadar yükseltmesi ve başarıyla uygulandığı ülkelerde gelir düzeyini, istihdamı ve yatırımları da hızla artırması bekleniyor.

Sadece Almanya’da 250 milyar Avro’luk yatırım

Endüstriyel otomasyonda dünyanın lider ülkesi kabul edilen Almanya, ‘Sanayi 4.0’ın etkisini ölçmekte çarpıcı bir örnek olarak öne çıkıyor. BCG’nin raporunda, ‘Sanayi 4.0’ın Almanya’da 400 bine yakın yeni iş olanağı yaratacağı, Gayri Safi Milli Hasılanın (GSMH) yüzde 3-5’ine denk gelecek bir verimlilik artışı sağlayacağı, GSMH’yı ortalama yüzde 1 arttıracağı ve 10 senelik süreçte 250 milyar Avro tutarında yatırımı tetikleyeceği öngörülüyor.

“Dijital devrimin öncüsü olmak bir zorunluluk”

Global şirketlerde çoktan başlamış olan ‘Sanayi 4.0 unsurlarını uygulama yarışının çok yakın zamanda tüm üretim sektöründe hızla yayılacağını belirten BCG Türkiye Ortağı ve Endüstriyel Ürünler Sektör Lideri Aykan Gökbulut, “Önümüzdeki 5-10 yıl içerisinde Sanayi 4.0 devrimi ile ürünlerin ve üretim sistemlerinin tasarım, üretim, operasyon ve servis süreçleri tamamen değişecek. ‘Sanayi 4.0’a tam geçiş daha uzun sürse de, önümüzdeki 5-10 yılda kritik gelişmeler yaşanacak ve kazanan ve kaybedenler belirlenecek. Bu süreçte kazanmanın yolu sistemlerin yetkinliğine, bilgi teknolojilerine, yazılıma ve veri analitiğine yapılacak yatırımdan geçiyor. Türkiye’nin üretim üssü statüsüne sağlama alması da şirketlerin ‘Sanayi 4.0’ın getirdiği teknolojik avantajları ne kadar kapsamlı ve hızlı uygulayacaklarına bağlı olacak. Üretim üssü olma konusunda yarışan Türkiye için bu devrimin öncülerinden olmak bir tercih değil zorunluluk olmalı ve bu yolda adımlar hızlı atılmalı” diye konuştu.

Industry_40_ex02_large_tcm80-185175
Sanayi 4.0’ın öne çıkan dört faydası

Üretim sektörünün verimlilik artışında ve ekonomik büyümede önemli bir katalizör olacağı öngörülen ‘Sanayi 4.0’ın faydaları dört ana alanda özetleniyor:

1. Üretkenlik: Önümüzdeki 5-10 yıl içinde pek çok şirketin ‘Sanayi 4.0’a uyum sağlayacak ve hammadde hariç üretim maliyetleri yüzde 15-25 arasında iyileşmesi bekleniyor. Bu iyileşmenin, sadece Almanya’da üretim sektörüne 90-150 milyar Avro’luk etki yapacağı öngörülüyor. Hammadde maliyetleri dâhil edildiğinde, toplam üretkenlik kazanımlarının yüzde 5 ila 8’e ulaşacağı belirtiliyor.  Sektörel bazda değişiklik gösterecek iyileştirmeler mühendislik ürünleri üreticileri için yüzde 20-30 arası, otomotiv sektörü yüzde içinse yüzde 10-20 oranında iyileştirme oluşturması bekleniyor.

2. Ciro artışı: ‘Sanayi 4.0’ sayesinde üreticilerin gelişmiş ekipman ve yeni veri uygulama isteği, müşterilerin kişiselleştirilmiş ürünlere yönelik gittikçe artan talebiyle paralel olarak fazlalaşacak. Almanya örneğinde bu gelişmenin GSMH’nın yüzde 1 artmasını sağlayarak yıllık 30 milyar dolar civarında büyüme getirmesi bekleniyor.

3. İstihdam: ‘Sanayi 4.0’ sayesinde üretim sektöründe yüzde 6-10’luk istihdam artışı bekleniyor. Yeni işgücüne talep en fazla mekanik-mühendislik sektöründe hissedilecek. Öte yandan farklı yetkinliklere ihtiyaç artacak ve otomasyonun artmasıyla düşük kalifiye işgücüne yönelik istihdam olanakları azalacak. Ayrıca yazılım, bağlantı ve analitik çözümlemeye olan ihtiyaç, bu yetkinliklere sahip elemanlara olan talebi arttıracak. Oluşacak bu yetkinlik dönüşümü önümüzdeki yıllarda üstesinden gelinmesi gereken en kritik noktalardan biri olarak ortaya çıkıyor.

4. Yatırım: Üretim süreçlerini ‘Sanayi 4.0’a adapte edebilmek için üreticilerin cirolarının yüzde 1 ila 1.5’ini yatırıma ayırması gerekeceği öngörülüyor. Bu rakamın Almanya örneğinde önümüzdeki 10 yıl için 250 milyar Avro olması bekleniyor.