Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 1798

Verizon, Yahoo ile İlgileniyor!

0

Bir zamanların ciddi arama motoru alternatifleri arasında yer alan Yahoo, özellikle Google ile karşılıklı çalışmalar ile gündeme geliyordu. Ancak Yahoo, son dönemlerde beklediği kullanıcı kitlesine ulaşamadığı ve mali sıkıntılar yaşadığı ile ilgili gündeme gelen bir firma haline geldi.

Üstelik bu konuşmalar arasına, Yahoo’nun mali sıkıntılarını karşılayabilecek ve eski dönemlerine yeniden dönebilmesini sağlayacak, olası bir alıcı aradığı da bulunuyordu.

Verizon CFO'su Fran Shammo
Verizon CFO’su Fran Shammo

Son olarak ise bu konuşmalara, ciddi bir isim olarak Verizon eklenmiş oldu.

Verizon, Yahoo ile masaya oturabilir!

Yakın bir zamanda, Yahoo’nun bu satın alma ihtimalleri ile ilgili olarak doğrudan Verizon kanadından bir açıklama geldi. Bilindiği gibi Verizon, Amerika’nın önde gelen mobil operatörleri arasında yer alıyor.

Bir konferans kapsamında ise, konu ile ilgili gelen sorulara cevap veren, aktif Verizon CFO görevini üstlenen Fran Shammo, olası ihtimaller için hazırlıklı olduklarını belirtti.

Bununla beraber, Yahoo ile ciddi anlamda ilgilendiklerini ve Yahoo tarafından bir satışa çıkartılma kararı açıklanırsa, öncü taliplerden olabileceklerini ima etmiş oldu.

Ek olarak Shammo, henüz böyle bir karar almayan Yahoo için, detaylı bilgi vermenin ve konuşmanın da anlamlı olmayacağı söyleyerek, gelen soruları kapatmayı tercih etti.

Öyle görünüyor ki Yahoo, resmi olarak açıklamasa da, arka planda en azından şirketin belirli bölümleri için farklı firmalarla iletişim halinde. Söz konusu olacak olası bir satın almanın, Yahoo’nun mali sıkıntılarını giderebileceği ve ilerleyen dönemlerde hangi konumlara yükselebileceği de, merak edilenler arasında yer alıyor.

Bitcoin’i yaratan adamın başı dertte!

2

bitcoin

Bitcoin, dijital dünyanın en büyük fenomenlerinden birine dönüştü. Fiziksel hiçbir karşılığı olmayan ve sadece yazılım üzerine kurulu bir para birimi olan Bitcoin, dünya çapında dijital işlem yapan çok sayıda insan tarafından hızla benimsendi.

Elbette Bitcoin, bu alanda tek kalmadı. Benzer algoritmalarla başka dijital para birimleri de ortaya çıktı ancak Bitcoin’in, dijital para kavramının mümkün olduğunu anlamamızı sağlayan sembolik önemi de tartışılamaz.

Bitcoin hakkındaki en büyük bilinmez ise onu kimin yarattığı sorusuydu? Bitcoin’i kim tasarladı, kim programladı, kim hayata geçirdi, Bitcoin’in arkasında kim var, bunu kimse bilmiyordu. Yıllarca bu soruya cevap arandı ancak Bitcoin’in yaratıcısının ağır saldırılara hedef olmamak için kendini sakladığı çıkarımından öteye bir sonuç elde edilemedi. Üstelik, Bitcoin’i yaratan kişinin, dijital para üretim sisteminin ilk döneminde kolayca elde edilen Bitcoin’leri istiflemiş olduğu ve sonraki yıllarda Bitcoin’in fiyatı hızla yükseldiğinde, yüz milyonlarca dolar değerinde bir servet elde etmiş olabileceği de konuşuluyordu. Tabi bunun için, bu gizemli kişinin Bitcoin’in gelecekte çok değerli olacağını tahmin edip elindeki sayısız Bitcoin’i erkenden kullanmamış olması gerekiyordu.

page_bitcoinin-yaraticisi-satoshi-nakamoto-nobele-aday-gosterildi_524574666[1]

Bir diğer bilinmez de, Bitcoin’in yaratıcısının ileride bu para biriminin uyuşturucu ticareti yapmak isteyenler ve kiralık katil tutmak isteyenler tarafından talep göreceğini tahmin edip etmediğiydi. Maalesef, takip edilemeyen ve kaynağı görülemeyen bu para birimi, internet üzerindeki tekin olmayan web sitelerinde uyuşturucu alıp satmak veya öldürmek istedikleri insanları yok etmesi için kiralık katil tutmak isteyen karanlık kişilerin favorisi haline dönüştü. Silkroad gibi Bitcoin üzerinden ticaretin yapıldığı web sitelerine kimliklerini ve adreslerini saklayarak bağlanan kullanıcılar her gün kilolarca uyuşturucu takası için anlaşmalar yapıyor ve ödemeler de Bitcoin üzerinden gerçekleşiyordu. Daha da karanlık dark web sitelerinde, mirasına konmak için babasını öldürmek isteyen hayırsız evlatlar veya işine çomak soktuğu için birini yok etmek isteyenler, kiralık katil ilanlarına başvurup ödemeleri Bitcoin ile yapıyordu. Aynı şekilde, fuhuştan kalpazanlığa, sahtecilikten kredi kartı hırsızlıklarına kadar her türlü kirli işin takasında Bitcoin kullanılmaya başlandı ve sonunda FBI devreye girip bu işe bir dur demeye karar verdi. Önce Silkroad’ın kurucusunu tespit edip, siteden kazandığı milyon dolarlarla yaşadığı tatlı hayatının bir sabahında genç yazılımcıyı kıskıvrak tutukladı.

Ardından Bitcoin’in yaratıcısına ulaşmak için soruşturma başlattılar ancak bir sonuç alamadılar. Ta ki, düne kadar. İnternette yayınlanan haberlerde, Bitcoin’in yaratıcısı olduğu düşünülen ve Satoshi Nakamoto sahte ismini kullanan kişinin Craig Steven Wright isimli Avustralya’lı bir bilgisayar dahisi olduğu iddia edildi.

İşte bu haberler daha soğumadan, Wright’in kaçmasından endişelenen Avustralya polisi yazılımcının evini ve ofisini bu sabah bastı. Evde, çok büyük elektrik ihtiyacı gerektiren ağır bir bilgisayar sistemi de bulundu. Wright’in Bitcoin üreten bir dijital madenci olduğu kesin ama Bitcoin’i yaratan kişi olduğu doğru mu?

Bu şimdilik kesin değil ancak internet medyasında yayınlanan haberlerde, Wright’in Satoshi Nakamoto ismini kullandığı pek çok olaya dair belgeler de yer alıyor.

Peki, güvenlik güçleri Satoshi Nakamoto’dan ne istiyor?

Şurası doğru ki, siz bir yazılım yaptığınız için, o yazılımın kötü amaçla kullanılmasından dolayı suçlanamazsınız. Yani, bir dijital para birimi yarattığınız için o dijital parayla uyuşturucu satın alanların suçu size yüklenemez. Yoksa bütün merkez bankası başkanları ve o paraların üzerinde imzası olan devlet başkanları hapisten çıkamazdı. Ne de olsa, dünyadaki bütün pis işler, binlerce yıldır gerçek parayla yapılıyor. Ancak şu var ki, Bitcoin çok önemli bir suça aracı mekanizma olarak kullanılmaya başlandığı için, bu mekanizmayı çözebilmek ve kimin ne yaptığını anlayarak kayıt dışı olan o para işlemlerinin kaydını bulabilmek adına, Bitcoin’i yaratan kişinin büyük yardımı dokunabilir.

Kısacası, Bitcoin’in yaratıcı kimse, güvenlik güçlerinin eline geçtiğinde güvenlik ve istihbarat örgütleri tarafından çok uzun süre sorgulanacak ve iş birliği yapmaya zorlanacak. Bir diğer acımasız gerçek de şu ki, hiçbir devlet kendi para basma hakkının yerine ülkesinde başka bir para biriminin kontrolsüz ve izinsiz olarak oluşmasına izin vermez. Bunlar ağır mali yasalarla korunan uygulamalar ve Bitcoin hiçbir yasal izne sahip olmadan ortaya çıkarak mali otoriteleri çıldırtan bir olgu. Dolayısıyla, vicdanen doğru olmadığını düşünsek de, devletin Bitcoin’in yaratıcısını çok uzun yıllar boyunca hapiste tutmak için sayısız bahane bulacağına emin olabilirsiniz.

Şimdi bakalım, Avustralya güvenlik güçlerinin soruşturmasından ne çıkacak?

Bilişim ve iletişim pazarı 2016’da yüzde 2 büyüyecek

0

network

Bilgi teknolojileri ve telekomünikasyon alanının önde gelen küresel araştırma kuruluşu International Data Corporation (IDC) Türkiye ofisi, Türkiye’nin bilişim gücü Microsoft’un ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda dünya ve Türkiye için 2016 öngörülerini açıkladı.

Bilişim sektörünün buluşma noktalarından biri haline gelen toplantıda gerçekleşen panelde sektör liderleri de öngörülerini paylaştı. Yapı Kredi Bankası Bilişim Teknolojileri ve Operasyon Genel Müdür Yardımcısı Cahit Erdoğan’ın yönettiği panelde Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu, HP Türkiye Genel Müdürü Güngör Kaymak, IBM Türkiye Genel Müdürü , Cisco Türkiye Genel Müdürü Cenk Kıvılcım, SAP COO’su Uğur Candan beklentilerini ele aldı.

Tahminler revize edildi

IDC Türkiye Ülke Müdürü Nevin Çizmecioğulları’nın açıkladığı IDC tahminleri, 2016 için daha önce açıklanan rakamı revize etti. 2014 ve 2015’in Türkiye için zorlu bir dönem olduğuna dikkat çeken Çizmecioğulları “Yaşanan makroekonomik zorluklar BİT harcamalarını gözle görülür şekilde etkiledi. Kamu ve özel sektörde faaliyet gösteren şirketler büyük projelerini askıya almak durumunda kaldı ve bu durumda Türk Lirası’nın ABD Doları karşısında değer kaybetmesi çok önemli rol oynadı. BT harcamalarının ağırlıklı ithal ürünlere dayalı olması vemaliyetlerin Türk Lirası bazında artmış olmasıkurumların bütçe yönetimini zorlaştırdı. Buradaki önemli nokta, zorluklarla uğraşmak durumunda kalan tek ülkenin Türkiye olmamasıydı. Türkiye’nin de içinde bulunduğu Orta Doğu ve Afrika bölgesi de zorlu bir dönem geçirdi ve IDC 2016 yılının da zorlu geçeceğini düşünerek bu bölgedeki toplam büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize etti. 2016 yılında bu bölgenin BİT harcamalarının 260 milyar dolara ulaşması beklenmekte olup bir önceki tahmine kıyasla 10 milyar dolar değerinde aşağı yönlü revizyon dikkat çekmekte” dedi.

International Data Corporation Türkiye ofisinin öngörülerine göre Türkiye bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT) pazarı yüzde 2 büyüme ile 25,9 milyar dolar seviyesine ulaşacak.

Murat Kansu: Bulut bilişim ile yeni iş fırsatları ve meslekler doğacak

Toplantıdaki konuşmasında küresel bulut bilişim pazarının yıllık yüzde 30 büyüme oranı ile 2020 yılında 270 milyar dolara ulaşmasının öngörüldüğüne dikkat çeken Microsoft Genel Müdürü Murat Kansu da “Dünya çapında işsizliğin arttığı, kritik sektörlerin büyümesinin yavaşladığı bir dönemde, bulut bilişim sektörü hızla büyümekte. IDC firmasının yaptığı analize göre 2015 yılında bulut bilişimin yarattığı yeni iş imkanı sayısı 14 milyon olacak. Pazarın gelir seviyesi ise 1.1 trilyon dolara ulaşacak. Dolayısıyla, bulut bilişim ekonomilerin gelişimi açısından da muazzam fırsatlar sunuyor. Microsoft Research’ün 2026 öngörülerine de baktığımızda bulut bilişimin tetiklediği yeni ekonomik düzen, iş dünyasına yeni roller ve görevler kazandıracak. Data Mevzuat Kontrol Birimleri kurulacak, şirketlerde Etik komiteleri oluşacak ve kişisel veri yönetmelikleri artacak” dedi.

Bilişim sektörünün buluşma noktalarından biri haline gelen etkinlikte gerçekleşen panelde sektör liderleri de öngörülerini paylaştı. Yapı Kredi Bankası Bilişim Teknolojileri ve Operasyon Genel Müdür Yardımcısı Cahit Erdoğan’ın (ortada) yönettiği panelde (soldan sağa) SAP COO’su Uğur Candan, Microsoft Türkiye Genel Müdürü Murat Kansu, IBM Türkiye Genel Müdürü Isabel Gomez Cagigas, Cisco Türkiye Genel Müdürü Cenk Kıvılcım, HP Türkiye Genel Müdürü Güngör Kaymak beklentilerini aktardı.

Dijital reklamdan 1.4 milyon kişi ekmek yiyor

0

digital des

Araştırma sonuçları, son yıllarda müthiş bir yükseliş trendi yakalayan dijital reklamcılığın ekonomiye 100 Milyar Euro gayrisafi katma değer yarattığını ortaya koydu.

Dijital reklamcılığın Avrupa ekonomisine istihdam bazındaki katkısını ayrıntılı biçimde ortaya koyan ilk çalışma olma özelliği taşıyan araştırmaya göre, dijital reklamcılık son 15 yılda yeni gelişen bir sektörden, önemli bir güç merkezine dönüştü. “Avrupa Ekonomisinde Dijital Reklamcılığın Yeri” araştırmasının sonuçlarına göre Avrupa’da 1 milyondan fazla istihdam sağlayan dijital reklam endüstrisi, ekonomiye 100 milyar Euro’nun üzerinde gayrisafi katma değer yaratıyor.

DİJİTAL REKLAM YATIRIMLARI 30,7 MİLYAR EURO’YA ULAŞTI

Dijital reklam yatırımları 2014 yılında 30,7 milyar Euro’ya ulaşarak, toplam reklam yatırımlarının yaklaşık üçte birini oluşturdu. Geleneksel ve dijitale entegre geleneksel yayıncılık haricinde, sadece dijital yayıncılığa yakından bakıldığında, gelirlerin yaklaşık yüzde 75’ini oluşturan reklamların, haber içerikleri için önemli bir finansman kaynağı olduğu bu araştırmayla görüldü. Söz konusu araştırma sayesinde, hızla gelişen mobil içerik pazarının büyümesi ile reklamlar arasında da yakın bir ilişki tespit edildi. 2015 yılında reklamlar, gelir kaynağı açısından birinci sırada bulunan ücretli aplikasyonların yerini almış durumda.

DİJİTAL, TV’Yİ GERİDE BIRAKACAK

Dijital, günümüzde TV’nin ardından Avrupa’daki en büyük ikinci reklam mecrası konumuna geldi. IHS ve IAB Avrupa’nın ortaklaşa yaptığı “Avrupa Ekonomisinde Dijital Reklamcılığın Yeri” araştırmasına göre, 2015 sonu itibariyle dijitalin, İngiltere’den sonra Avrupa’nın diğer gelişmiş ülkelerinde de TV’yi geride bırakması bekleniyor. Böylece internet için önemli bir finans kaynağı olan dijital reklam

endüstrisi, Avrupalı tüketicilere düşük ücretlerle ya da ücretsiz olarak geniş bir eğitim, bilim, bilgi ve eğlence hizmeti sunmayı sürdürecek.

VERİ VE TEKNOLOJİ MERKEZLİ REKLAMCILIK

Araştırmada dijtal reklamcılığın aynı zamanda, kaliteli veri analizi ve ekonomiye yarar sağlayabilecek birçok dijital beceriyi de beslediği ortaya kondu. Konuyla ilgili açıklama yapan IAB Avrupa CEO’su Townsend Feehan, “Reklamcılık giderek veri ve teknoloji merkezli oluyor. Dijital endüstri bu sayede, diğer sektörleri de dönüştürebilecek ve onların gelecekteki değişikliklerden etkilenmemesini sağlayacak yetenekleri yetiştirme, istihdam etme konusunda daha da öne çıkacaktır” dedi.

PROGRAMATİK” İLE DÜNYA ÇAPINDA İŞLER YAPILABİLECEK

Bu yeteneklerden bir kısmının, dijital reklamların satış ve alış süreçlerine yepyeni bir boyut getiren “Programatik” konusunda çalışmak için de gerekli olduğu belirtildi. “Programatik”in, veri ve yazılım kullanılarak gerçekleştirilen alım satım işlemlerinin otomasyonunu ifade ettiğini vurgulayan IAB Avrupa Yönetim Kurulu Üyesi ve GroupM Connect EMEA Bölgesi Genel Müdürü John Wittesaele, “Programatik önemli bir gelişme alanı haline geldi ve Avrupa bu konuda da dünya çapında işler yapabileceğini gösterdi” ifadelerini kullandı.

Araştırmada, reklamların finanse ettiği internetten faydalanan kullanıcılar ve Avrupa’da dijital inovasyonun gelişimini korumak için çalışan karar alıcılar için önemli önerilere de yer verildi. IAB Avrupa tarafından geliştirilen bu öneriler, halen AB kurumları tarafından görüşülen metinler yerine, tüketicilere daha çok yarar sağlayacak, mevzuata uygun veri koruma kurallarını da içeriyor.

360 Security Türkiye’de

0

360-Security-Main

Türkiye’de artan akıllı telefon kullanıcı sayısını göz önüne alan, Çin’in lider mobil antivirüs ve performans uygulama geliştiricisi 360 Mobile Security Limited Türkiye pazarına girdi. Akıllı telefon kullanıcıları için geliştirdiği uygulama ile dünyada 300 milyon kullanıcının ilk tercihi olan 360 Security’nin Türkiye lansmanı, şirketin üst düzey yöneticilerinin katılımı ile gerçekleşti. Bulut temelli gelişmiş antivirüs yazılımı ile akıllı telefon kullanıcılarını virüs ve hacker saldırılarına karşı koruyan 360 Security, hızlandırma, gereksiz dosya temizleme, uygulama kilitleme, kayıp telefonları bulma özellikleri ile Türkiye’de 24 milyonu aşkın Android telefonu ücretsiz koruyacak.

“TÜRKİYE’DE AKILLI TELEFON KULLANIMI ARTARKEN, GÜVENLİK AÇIKLARI BÜYÜYOR”

Akıllı telefon ve mobil internet pazarının yükselişini her geçen gün sürdürdüğünü, Türkiye’nin Avrupa’da en hızlı büyüme kaydeden ülkelerin başında geldiğini belirten 360 Mobile Security Global Operasyon Direktörü Huang Yan, “Türkiye’de yüzde 69’u 30 yaş altında olmak üzere yaklaşık 24 milyonu aşkın Android telefon kullanıcısı mevcut. Toplam akıllı telefon pazarının yüzde 78’ini oluşturan Android işletim sistemine sahip akıllı telefon kullanımı hızla artarken, güvenlik açıkları da her geçen gün büyüyor. Kullanıcıların güvenilir olmayan kaynaklardan temin ettikleri uygulamalar, kişisel bilgilerin çalınma oranını da artırıyor. ABD’ye göre 6,5 kat daha fazla virüs ile karşılaştığımız Türkiye pazarında 10 milyon kullanıcımızda günlük 30 bin virüs yakalıyoruz. 2015 yılı süresince Türkiye’de akıllı telefon sahipleri 2,5 milyon kez virüs saldırısına maruz kaldı. 360 Security olarak biz bunların 1 milyonunu tespit edip, telefonları koruma altına aldık. Sadece kişisel bilgileri güvence altına almakla kalmayıp, aynı zamanda telefonlarına performans kazandırıp, pil ömrünü uzatarak kullanıcılar için en akıllı çözümü sağlamayı hedefliyoruz” dedi.

“TEK TUŞLA TÜM TELEFONLARDA ÜSTÜN PERFORMANS”

360 Security’nin Türkiye başta olmak üzere tüketicilerin beklentileri göz önünde bulundurularak hepsi bir arada özellikleri içermesi fikriyle geliştirildiğini kaydeden Huang Yan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bildiğiniz üzere gelişen uygulama özellikleriyle birlikte akıllı telefon kullanıcıları genel olarak kısıtlı depolama alanı ve düşük RAM’dan şikayetçi. 360 Security’deki özellik sayesinde kullanıcılar tek bir tuşla o an kullanmadıkları uygulamaları kapatarak cihazlarını daha fazla hızlandırabiliyor. Bu özellik sayesinde tüm Android cihazları yüzde 18 oranında hızlanıyor. Uygulama aynı zamanda, arka planda çalışan istenmeyen programları da kapatarak pil ömrünü uzatıyor. Güç tüketen uygulamaları sonlandıran 360 Security sayesinde pil ömründe ortalama 3,5 saate kadar artış yaşanıyor.”

“ON BİNLERCE UYGULAMAYI ANALİZ ETTİK”

Toplantıda Türkiye’de mobil oyun kullanımına da değinen 360 Mobile Security Global Operasyon Direktörü Huang Yan, oyunların kullanışlı olsun ya da olmasın cihazlarda önemli ölçüde önbellek dosyası bıraktığını, bu durumun da telefonlarda verimi düşürdüğünü belirtti. 360 Security’de bu sorunun kaynağına ulaşmak için on binlerce uygulamanın analiz edildiğini belirten Huang Yan, “Oyunların bıraktığı ön bellek dosyalarını sistemde çözmek, en gelişmiş işletim ortamını sunmak son dönemde en karmaşık sorunlardan biri. Bu sorun için yazılım ekibimiz ile önemli mesailer harcadık.

Uygulamamız ile Türkiye’de de hayli popüler olan Score! Hero, Candy Crush Soda, Clash of Clans gibi zamanla önbellekte biriken dosyaları kullanıcılar tek dokunuş ile temizleyebiliyor. Oyun hızlandırma özelliği Türkiye’de günde 700 bin kişi tarafından kullanılıyor. Diğer ülkelerle karşılaştırıldığında %33.7 daha yüksek bir kullanım oranı mevcut” açıklamasını yaptı.

“KORUMASIZ CİHAZLARDA KİŞİSEL BİLGİLER TEHDİT ALTINDA”

Günlük hayatı pek çok yönüyle kolaylaştıran akıllı telefonlarda kişisel bilgi gizliliğinin korunmasının en önemli gündem maddesi olduğunu söyleyen Huang Yan, WhatsApp, Facebook, Twitter, Gmail gibi pek çok akıllı telefon uygulamasının kişisel bilgilere sahip olduğunun altını çizdi. Yan, akıllı telefon belleklerinin büyük bir bölümünde kişisel mesaj, video, ses kaydı ve fotoğraf gibi başkalarıyla paylaşılmak istenmeyecek bilgilerin yer aldığını, bu bilgilerin gizliliği için cihazların mutlak bir uygulama ile korunması gerektiğini söyledi. Birleşik Amerika ve Avrupa ülkelerinde güvenlik konusunun gün geçtikçe daha hassas hale geldiğini söyleyen 360 Mobile Security Global Operasyon Direktörü, “Türkiye gibi hızla gelişen pazarlarla birlikte kullanıcılar, sabit internet riskleriyle daha fazla yüz yüze geliyor. Güvenliği artırmak için kendini adayan 360 Security akıllı bulut tarama özelliğine sahip dünyanın bir numaralı antivirüs motorunu ve güncel veri tabanını kullanıyor. Kullanıcılarımız tek bir tuşla kötü amaçlı yazılım, virüs, trojan ve sistem hassasiyetlerini ortaya çıkarma ve koruma sürecinde en kolay yolu sunuyor” dedi.

Hepsi bir arada çözümün kullanıcı dostu arayüzünde bir uygulamadan diğerine sorunsuz ve kısa sürede geçildiğine de değinen Huang Yan, “Yazılımı geliştirirken farklı bir iskelet oluşturduk. 30 dilde kullanılabilen 360 Security’de kullanıcı tek bir tuşla telefonu için o an gereksinimi olan özelliği açarak, ister güvenliğini koruma altına alıyor, isterse telefonuna performans kazandırıyor. Öte yandan uygulama içerisinde yer alan ‘Telefonumu Bul’ özelliği ile cihaz kaybolduğunda, alarm devreye sokularak uzaktan tüm bilgiler silinebiliyor. Üst düzey kişisel bilgi gizliliğine sahip uygulama sayesinde belirleyeceğiniz kişilere gönderdiğiniz iletileri şifreleyebiliyor ve uygulamaları kilitleyebiliyorsunuz. Google Play’de ücretsiz olarak kullanıma sunduğumuz 360 Security ayrıca istenmeyen uygulamalarla bağlantılı dosyaları da tek bir dokunuşla kaldırarak, telefonun verimliliğini üst düzeye taşıyor” açıklamasını yaptı.

İşletmeler Facebook kullanıyor

0

smb

Facebook, dünya genelinde 50 milyondan fazla işletmenin, müşterileri ile iletişime geçmek için Facebook Sayfalarını kullandığını, aynı zamanda, bu sayfalarda her ay 2,5 milyar yorum yapıldığını açıkladı. Türkiye’de ise Facebook’taki insanların yüzde 77’sibir KOBİ ile bağlantılı halde bulunuyor.

Facebook, işletmelerin Sayfaları üzerinden müşteri ilişkilerini yönetebilmesini kolaylaştırmak adına yeni özellikler de geliştirdi:

-Sayfa sahipleri için daha fazla iletişim kontrolü: Sayfalar artık “birkaç dakika içinde”, “bir saat içinde”, “birkaç saat içinde” veya “bir gün içinde” seçeneklerinden birini tercih ederek mesajlara cevap verme sürelerini belirleyebiliyor

-Gelen kutusunun yeni tasarımı ile müşteriler hakkında daha fazla bilgi: Sayfa sahipleri artık mesajlara daha hızlı bir şekilde müdahale edebiliyor ve iletişimi daha rahat yönetebiliyor.

-Yorumları daha kolay cevaplamak ve takip etmek için yeni bir araç: Yeni ‘Hareketler’ sekmesinin altında yer alan araç, yöneticilerin Sayfadaki yorumları takip etmesine ve cevaplamasına yardımcı oluyor.

Facebook Sayfalar Ürün Müdürü Michael Sharon konuyla ilgili olarak “İnsanlar şirketlere herhangi bir yerden, herhangi bir cihazla ulaşabiliyor. Bu doğrultuda Sayfalar için müşteri iletişimini kolaylaştıracak yeni araçlar sunuyoruz. Güçlü ilişkiler kurmanız ve işinizi büyütebilmeniz için, artık Sayfalardan hem herkese açık yorumlara, hem de özel mesajlara cevap vermek daha kolay.”
Facebook COO’su Sheryl Sandberg ise, “KOBİ’lerin bir numaralı sorunu müşterilere ulaşmak. Facebook Sayfalar, şirket sahiplerinin yeni müşterilere ulaşmalarını ve var olan müşterileri ile iletişime geçmelerini sağlayarak dünya genelinde milyonlarca işletme için mobil çözümler sunuyor. Bu sayede işletmeler, müşterilerine oldukları yerde, yani mobilde ulaşabiliyor” şeklinde açıklama yaptı.

Autodesk Kullanıcılarına Önemli Çağrı!

0

Yeni dönemde Autodesk, müşterilerin ihtiyacına göre 3 aydan başlayarak 3 yıla kadar, kullanıcılara ürünü lisanslayacak. Yani 31 Ocak 2016 tarihiyle beraber, ACAD LT, ACAD ve 3DSMax gibi ürünler için kalıcı lisans temini sona erecek. Kalıcı lisans almak isteyen kullanıcılar için son çağrı! 31 Ocak 2016 son tarih.

Autodesk Türkiye Ülke Lideri Murat Tüzüm ile yaptığımız röportajda, yeni dönemle ilgili konuştuk. İyi seyirler…

Daha fazla detay için Autodesk sayfasına buradan gidebilirsiniz…

 

Teknoloji şirketleri terör filtresi oluşturacak

0

eric-schmidt-google[1]

Terör eylemine girişmesi olası kötü niyetli kişileri şehir kameralarında tespit edebilecek yapay zeka yazılımlarının üzerinde çalışıldığını daha önce yazmıştım. Bu tür yapay zeka yazılımları, stres altında, korku veya öfke altındaki kişileri kalabalık içinde ayırt etmeyi mümkün kılacak. Elbette hızlıca kimlik bilgilerine ulaşmak ve tehdit potansiyelleri de hızlıca sorgulanabilecek.

Ancak bu çözümün, şehirleri teröre karşı korumada son savunma hatlarından biri olacağı açık. Oysa terörizmle ve nefret söylemleriyle ön cephede çarpışacak teknolojilere ihtiyacımız var ve bu çatışmanın nasıl gerçekleşecebileceğini henüz kimse bilmiyor. Google’ın başkanı Eric Schmidt ise bu aşamada farklı bir bakış açısıyla ortaya çıktı.

Schmidt’e göre, teknoloji şirketleri internetteki tüm içeriği hece hece tarayabilecek teknolojiler geliştirmek zorunda ve bu teknoloji yardımıyla nefret söylemine sahip, terör propagandası olabilecek içerikleri internetten kaldırmalı. Bu sayede nefret söylemi içeren sosyal medya tartışmalarının, videoların, propaganda materyallerinin yayılmasının önüne geçilebileceğini savunuyor.

Schmidt’in bakış açısı aslında Google’ın işleyiş mantığından farklı değil. Bir arama motoru yazılımı olarak işe başlayan Google’ın tüm interneti taramak hatta kullanıcıların e-postalarındaki özel yazışmaları da okuyarak bu kullanıcılara gösterilebilecek reklam konuları hakkında ipucu bulabilmek için güçlü algoritmaları bulunuyor. Schmidt şimdi bu mekanizmaların teröre ve nefret söylemine odaklanabileceğini düşünüyor.

Bu bakış açısı bir noktaya kadar yararlı olabilir ama sınırlarının neresini olacağını tahmin etmek kolay değil. Çoğu terör olayı aslında terörle veya nefretle hiç bağlantısı olmayan, hiçbir terörist olaya karışmayacak çok sayıda insanı da gaza getirerek, ömrü boyunca yapmayacağı işleri konuşmasına neden olabiliyor. Paris’te saldırı yaşandıktan sonra sayısız Fransız’ın ve Avrupalı’nın, “aslında bütün Müslümanları bombalayıp yok edeceksin,” benzeri yorumlar yaptığını, birbirileri arasında bu tür çirkin yorumlarla öfkelerini boşalttığını biliyoruz. Teknolojinin nefret söylemini takip ettiği bir dünyada bu insanların hepsinin potansiyel terörist olarak işaretlenmesi ve uluslararası ilk gezilerinde, sınır kapılarında terör şüphesi ile durdurulmaları gerekirdi. Çünkü bu teknoloji sayesinde aynı şey Müslüman toplumlarda yaşayan bireylerin başına sık sık gelecektir, tahmin edersiniz.

Nefret söylemini engellemeye çalışırken insanları fişleyerek potansiyel terörist olarak kayıt altına almaya kalktığımızda bu iş terörü yok etmekten çok, daha fazla kızgın, öfkeli ve potansiyel terörist yaratmaya hizmet edecektir diye korkarım. Üstelik ABD’ye başkan olma hedefiyle yola çıkmış Donald Trump’ın TV ekranlarından “Müslümanları ABD’ye sokmayalım,” diye haykırıp alkış alabildiği bir dünyada, bu tür izlemeli, fişlemeli çözümlerin yeni faşizm uygulamalarına ve yeni nefret köklerine dönüşmesi hiç zor değil.

 

IBM Cloud, Zenium Frankfurt One’ı Seçti

0

Zenium Frankfurt One veri merkezi tesisinin IBM Cloud’un yeni bir servisini barındıracağını duyurdu. Kurumlar Direct Link’i kullanarak kendi ITekipmanlarını IBM Cloud gibi aynı veri merkezi tesisinde barındırarak hızla melez (hybrid) bulut çözümleri oluşturabiliyorlar. Bu ağ linki kurumlarakendi IT kaynaklarını IBM’in gücünü SoftLayer’dan alan bulut servisleri ile birleştirme yeteneği kazandırıyor.

15-12/08/zenium.jpg

Zenium Frankfurt One’daki kurumlar böylece tek rack kabinden kafesli alanlara ve özel amaçlı kurulmuş ve belli bir amaca hizmet eden veri suitlerine kadar, kendi IT altyapılarını saklamak için bir barındırma alanı alabilecekler ve bunları doğrudan IBM Cloud bulut hizmetlerine bağlayabilecekler. DirectLink servisleri, sunduğu gerçek melez yaklaşımla bir yandan kurumların kendi iç kaynaklarından en iyisini elde ederken diğer yandan IBM Cloud’a doğrudan erişim sağlamalarına olanak tanıyor.

IBM, geçen yıl ilk SoftLayer tesisini açmak için Zenium’un Sossenheim’daki veri merkezini seçmişti. IBM’in Frankfurt One’ı tercih etmesinde etkili olan faktörler arasında, bölgede amaç odaklı inşa edilen ilk tesis olarak pazar lideri enerji etkinliği (tam yükte 1.3 PUE), iki farklı 110kV güç kaynağından beslenmesi, güçlü fiziksel güvenlik ve Tier +3 seviyesinde deprem dayanıklılığı öne çıkmıştı. Veri merkezinin taşıyıcıdan bağımsız olması ve Frankfurt’ta aktif olan tüm taşıyıcılara erişim sağlaması da kararda etkili olmuştu.

IBM’in Direct Link servisleri, kurumların kendi mevcut IT altyapıları ile IBM’in SoftLayer tabanlı bulut bilişim kaynakları arasında yüksek hızlı ve güvenli bir ağ bağlantısı kurmalarını sağlıyor. Servisler Cloud Exchange,Network Service Provider (NSP) ve Colocation olmak üzere 3 farklı seçenek olarak sunuluyor. Üç servis de kurumlara daha hızlı ve daha tutarlı ağ performansı, daha yüksek veri güvenliği ve birden çok bulut servis sağlayıcıya doğrudan bağlantıyı da içeren melez bulut kurulum seçenekleri sunuyor.

Türk şirketlerinin yüzde 64’ü dijitale hazır

0

sirket

Yeni nesil BT servis ve çözümlerinde dünyada lider konumda bulunan CSC (NYSE: CSC), Türkiye’deki ilk yılını düzenlenen bir basın toplantısıyla değerlendirdi. 2014 yılının ikinci yarısında faaliyete geçen CSC Türkiye ofisi başarılı bir yılı geride bırakırken, sigorta sektörünün küresel şirketlerinden Milli Reasürans için yeni reasürans sistemine yönelik bir dönüşüm projesi yürütmeye başladı. CSC, geçtiğimiz aylarda Almanya, Avusturya ve İsviçre’de 500 yönetici ile gerçekleştirdiği dijital ajanda araştırmasının bir benzerini Türkiye’de de yaptı. 100’e yakın yöneticinin katıldığı araştırmadan Türkiye’deki kurumların dijitalleşmeye bakışlarına ilişkin dikkat çekici sonuçlar elde edildi.

İş dünyası dijitalleşmeye inanıyor
CSC Türkiye’nin araştırmasına yüzde 43’ü finans/sigorta, yüzde 29’u perakende ve yüzde 22’si bilişim teknolojileri ile telekomünikasyon sektörlerinde görev yapan, kurumlarının BT ve yazılım satın almalarında direkt ya da dolaylı rol alan yöneticiler katıldı. Katılımcıların yüzde 65’i dijitalleşmenin rekabeti değiştirdiği, yüzde 25’i ise 1-2 yıl içinde değiştireceği yönünde görüş belirtti. Kurumunun dijital ajandasının tamamlandığını belirtenlerin oranı yüzde 64 olurken, dijital ajandalarının oluşturma sürecinin tamamlandığını söyleyenlerin oranı yüzde 25, oluşturma sürecinin 12 aydan sonraki bir dönem için planlandığını belirtenlerin oranı ise yüzde 5 olarak gerçekleşti.

Araştırma sonuçlarını değerlendiren CSC Türkiye Genel Müdürü Alev Alp Esen, “Dijitalleşmenin rekabet üzerinde etkisi olmayacağını belirtenlerin oranının yüzde 6’da kaldığını görüyoruz. Bu da Türkiye’de iş dünyasının dijitalleşmeye olan inancını net bir şekilde gösteriyor. Yöneticiler dijitalleşmenin getirdiği en büyük fırsatları operasyonel mükemmellik, dijital dağıtım kanalları, süreçlerin dijitalleşmesi ve gerçek zamanlı veri kullanımı olarak sıralıyor. Uygulamadaki en büyük risk ise veri güvenliği olarak öne çıkıyor. Almanca konuşan ülkelerde gerçekleşen benzer bir CSC araştırmasında, dijital ajandasının tamamlandığını belirtenlerin oranı yüzde 39 iken, bu oranın Türkiye’de yüzde 64 olmasını, ülkemizdeki kurumların dijitalleşmeye verdikleri önemi göstermesi açısından son derece çarpıcı buluyoruz. Ülkemizde olduğu gibi, araştırmanın gerçekleştirildiği Avrupa ülkelerinde de dijitalleşmenin uygulamadaki en büyük riskinin veri güvenliği alanında görülmesi, siber güvenlikle ilgili yatırımların ne denli önemli olduğunu ortaya koyuyor,” dedi.

Türkiye’nin inovasyon ve dijitalleşme açısından çok önemli bir ekonomi konumunda bulunduğunu söyleyen CSC Avusturya ve Doğu Avrupa Genel Müdürü Dietmar Kotras, “İş dünyasının dijitalleşmeye verdiği önem, Türkiye’nin bu önemli konumunu daha da güçlendireceğini gösteriyor. Dijitalleşmenin getirdiği fırsatların doğru biçimde kullanılabilmesi için CSC olarak dünya genelinde olduğu gibi, Türkiye’de de destek olmaya ve yeni başarı hikayelerine müşterilerimiz ile birlikte imza atmaya hazırız,” diye konuştu.

CSC Başkan Yardımcısı, Orta ve Doğu Avrupa Genel Müdürü Claus Schünemann ise, CSC’nin derin endüstri deneyimi, küresel ölçeği, teknoloji bağımsızlığı ve yaygın iş ortağı topluluğundan güç alarak, gelecek nesil inovatif teknoloji hizmet ve çözümleri sunduğuna dikkat çekti. Schünemann, CSC’nin sahip olduğu küresel gücü Türkiye pazarına taşımaktan mutluluk duyduklarını söyledi.

Android için Facebook uygulamasına güvenlik önlemi

0

android facebook
Facebook, geçtiğimiz yaz aylarında masaüstü için kullanıma sunulan ve hesaplara daha fazla güvenlik önlemi eklenmesine yardımcı olan Güvenlik Kontrolü’nü, Android için Facebook uygulaması için de etkinleştirdiğini duyurdu. Güvenlik Kontrolü, sadece birkaç dakika içinde kullanılmayan tarayıcılarda ve uygulamalarda Facebook’tan çıkış yapılmasını, birisi yeni bir bilgisayar veya telefondan hesaba giriş yapmaya çalıştığında hesap sahibine bildirim gönderilmesini sağlayan giriş uyarılarının etkinleştirilmesini ve şifrenin nasıl korunacağının öğrenilmesini sağlıyor.

İnternette hemen her gün güvenlik problemleri ile ilgili haberlere rastladığımız şu günlerde insanların Facebook hesaplarını korumak için onlara sunulan güvenlik kontrollerinden haberdar olmasının öneminin altını çizen Facebook, güvenlik konusunda bilinçli olmanın ve kötü bir deneyim yaşamadan önce gerekli önlemleri almanın önemine dikkat çekiyor.

Güvenlik Kontrolü’ne bugünden itibaren Android için Facebook uygulamasındakiFacebook Yardım Merkezi’nden ulaşılabiliyor.

TechInside’ın 16. sayısını okuyabilirsiniz

0

kapak dikDeğerli TechInside okurları,

TechInside’ın 16. sayısı da ücretsiz olarak okumak isteyenler için hazır.

16. sayımızda giderek daha fazla hayatımızın bir parçası haline gelen akıllı şehir teknolojilerine odaklandık.

Akıllı şehir kavramı çoğumuzun kulağında bilim kurgu gibi yankıyor olsa da aslında ülkemiz de dahil olmak üzere, pek çok ülkede büyük şehirler akıllı şehir çözümlerini uzun zamandır hayata geçirmiş bulunuyor. Sağlık hizmetlerinden enerji dağıtımına, trafik çözümlerinden güvenlik ihtiyaçlarına kadar, şehir hayatının bir parçası olan süreçlerin çoğu artık akıllandı ve giderek daha da akıllanıyor. Peki ülkemizde akıllı şehirler nasıl işliyor? Bu sorunun cevabını, dosya konumuzda aramaya çalıştık.

Elbette, dergimizde yine farklı konuları da doyurucu detaylarla okuyabileceksiniz. Teknoloji dünyasından ve şirketlerden önemli haberlerin, farklı görüş ve köşe yazılarının yanında BT çalışanları nasıl sorunlar yaşıyor, BT yöneticilerinin farklı deneyimleri, BT dünyasındaki yeni atamalar, yeni projeler, anlaşmalar, şirket evlilikleri, yeni teknolojiler gibi çok önemli haberleri ve başka bir yerde bulamayacağınız çok değerli köşe yazılarıyla analizlere de yine dergimizin sayfalarından ulaşabileceksiniz.

Web sitemiz üzerinden ücretsiz olarak okuyabileceğiniz dergimiz sayfaları arasında teknoloji ve iş dünyasına ilişkin çok sayıda haber, analiz ve köşe yazıları sayesinde teknoloji dünyasına dair farklı görüş ve yorumlarla oluşmuş zengin bir içerikle karşılaşacaksınız.

Eğer herhangi bir işletmede yönetici, medya veya PR ajansı çalışanı iseniz, bu formu doldurarak dergimize ücretsiz aboneliğinizi başlatabilirsiniz.

Henüz kaydolmadıysanız haftalık e-posta bültenimize de dahil olmanızı tavsiye ediyoruz.

İçeriğimizle ilgili görüşlerinizi her zaman olduğu gibi bekliyoruz.


TechInside dergimizin dijital kopyasını bu linkten her zaman olduğu gibi ücretsiz okuyabilir ve indirebilirsiniz.


 

5651 nolu internet yasası karara bağlanıyor.

0

mahkeme
2014 Şubat ayında 5651 sayılı internet kanununda torba yasayla yapılan değişiklikler, internet kullanıcıları başta olmak üzere toplumun çeşitli kesimlerince uzun süre tartışılmıştı. Elektronik haberleşme sektörünü ilgilendiren tarafta ise ilgili torba yasaya eklenen bir madde ile “Erişim Sağlayıcılar Birliği” kurulması da zorunlu hale getirilmişti.

İlgili madde sektördeki yaklaşık 300 şirketin yüksek maliyetli altyapı yatırımı yapmasını zorunlu kılıyor ve yüksek gelire sahip olmayan alternatif işletmecilerin geleceğini tehlikeye sokuyordu. Birliğin Tüzüğünü onaylayan BTK kararının iptal edilmesi için TELKODER tarafından Danıştay’da açılan davada ise Danıştay yürütmeyi durdurma kararı almıştı. Yapılan itiraz Danıştay Genel Kurulunda görüşüldü ve geriye doğru kanun düzenlemesi yapılamayacağı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine götürüldü.

5651 nolu internet yasasında yapılan bu değişikliklerin görüldüğü davada Anayasa Mahkemesi tarafından internet konusunda toplumun büyük kesimini ilgilendiren bazı önemli kararların bu hafta alınması bekleniyor. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu karar almak üzere 3 Aralık’ta toplandı, ardından sözlü açıklamaları dinlemek üzere karar alma toplantısını 8 Aralık’a erteledi. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi davaya yönelik son karar alınmadan önce TELKODER’i dinledi. Anayasa Mahkemesinin bir sivil toplum kuruluşunu muhatap alması ve görüşlerini dinlemesi çok sık rastlanan bir durum özelliği taşımıyor. Anayasa Mahkemesinin TELKODER’in görüşlerini dinleyerek dikkate alması ülkemizdeki saygın sivil toplum kuruluşlarının önemini bir kat daha arttırdı.

Görüşme sonrası bir açıklama yapan TELKODER Başkanı Yusuf Ata Arıak, “TELKODER 13 yılı aşkın süredir elektronik haberleşme sektörünü saygın biçimde temsil ediyor. Her zaman sektörümüzün ve ülkemizin geleceği için doğru olanları ifade ettik. Bugün geldiğimiz noktada da Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’nın elektronik haberleşme sektörü ve ülkemiz için kritik bir konuda TELKODER’in görüşünü alması bizleri onurlandırdı ve ümitlendirdi.

Halkın günlük yaşamını etkileyecek, TELKODER üyesi olan İnternet Servis Sağlayıcılarına ve dolayısı ile vatandaşlara önemli yük getirecek, yeni firmaların bu alanda faaliyet göstermelerini engelleyecek ve internetin pahalılaşmasına yol açacak olan bu önemli Kanun hazırlıkları sırasında TELKODER’in ve diğer STK’ların görüşünü alınmadı.

Devlet, ülkenin ve vatandaşlarının güvenliği için elbette önlemler almalıdır, ancak bu yapılırken tüm tarafların görüşü alınmalı, işletmecilerin ve vatandaşların talepleri de dikkate alınmalıdır. Erişim Sağlayıcıları Birliği gibi Sivil Toplum Örgütü görünümlü ancak yarı kamu kuruluşu niteliğindeki, dünyada ve ülkemizde bir örneği daha bulunmayan bir yapı kurmadan önce de bu yapılmalıydı.

Kanun zoruyla da olsa bu Birliğin kurulması ilk defa çok büyük sayıda işletmecinin aynı amaç doğrultusunda bir araya gelmesine sebep olmuştur. TELKODER öncülüğünde işletmeciler kendi haklarına sahip çıkmıştır ve çıkmaya devam edeceklerdir. Bu mücadele, güven, işbirliği ve yanlışa yanlış diyebilme cesareti sayesinde devam etmektedir. Küçük ve orta ölçekli işletmecileri, yani bu sektörün fidanlığını, görmezden gelen bu anlayışı değiştirmek için hep birlikte ve her ortamda kararlı mücadelemize devam edeceğiz.” dedi.

150 bin hekim e- imzayla reçete yazacak

0

doctor
Sağlık sektörünün e-dönüşümünde, Türk Eczacıları Birliği’nin vizyonu ve öncü adımları ile 20 bin eczaneye e-imza temin ederek ilk adımı attıklarını vurgulayan E-GÜVEN Genel Müdürü Can Orhun, 2016 itibariyle tüm sağlık kurumlarının kendi iş süreçlerinin yönetilmesinde e-imza kullanmaya başlamasının doktor ve hastanın yanı sıra devlete de sağlayacağı faydanın çok büyük olduğunu belirterek şu bilgileri verdi:

2003 yılından beri ulusal çapta yürütülen E-Sağlık Projesi’ne katkıda bulunan öncü şirketlerden biriyiz. 2013 tarihinde yürürlüğe geçen e-reçete uygulaması, sağlık sektöründe takip ve kontrolü düzenlemek, maliyet ve zaman yönetimini sağlamak için çok önemli bir adım oldu. Bu uygulama kapsamında, Türk Eczacılar Birliği ile gerçekleştirdiğimiz proje sayesinde bugün 20 bin eczacı, hastalara ve doktorlara kesintisiz ve güvenli hizmet sunabiliyor. Ülkemizde e-dönüşümün toplumun her kesimine ulaşması için Türk Eczacılar Birliği gibi proaktif bakış açısına sahip olan, çözüm odaklı yaklaşarak projeyi ve dönüşümü sahiplenen kurumların e-dönüşüm alanında faaliyet gösteren E-GÜVEN gibi şirketlerle işbirliği içinde olması çok önemli. Bu yaklaşımın bir örneği olarak e-imzanın sağlık sektöründe yaygınlaşması, iş süreçlerinde iyileşmeyi ve maliyet tasarrufunu da beraberinde getirerek vatandaşların sağlık hizmetlerine daha hızlı ve daha kaliteli bir şekilde ulaşmasını sağlayacak.” dedi.

E-imzalı reçete uygulaması sağlık sektöründeki şeffaflığın güvencesi olacak

Sağlık sektörünün her geçen gün artan e-imza kullanımıyla, Türkiye’nin e-dönüşümünün etki alanlarından biri olduğunu vurgulayan Orhun: “Sağlık sektöründe e-imza kullanımı, vatandaştan başlayarak ve doktor, hastane, eczane ekseninde yer alan birbiri ile ilintili tüm partilerin hem kendi bünyelerinde hem de birbirleri ile olan iletişimini kapsıyor. Kağıt reçetelerin kullanımdan kaldırılıp elektronik ortamda kullanılan e-reçetelerin devreye alınması ile sağlık sektöründe şeffaflık güvence altına alınıyor. Biz tüm sektörlerde e-dönüşümün öncü firmalarından biri olarak sağlık sektöründeki bu uygulamayı da destekliyoruz.” dedi

LG de mobil ödeme sistemi kervanına katılıyor

0

Apple ile başlayan ve Samsung ile devam eden mobil ödeme yöntemleri sistemleri arasına, şimdi de LG’den bir atılım geldi.

Mobil pazarda olduğu kadar, mobil ödeme noktasında da rekabetin gerisinde kalmak istemediği düşünülen LG, yaptığı resmi bir açıklama ile, mobil ödeme sistemine LG Pay ile adım attığını açıkladı.

screenshot-2015-11-19-16-20-19

Doğrudan LG Mobile tarafından yapılan açıklamaya göre LG Pay için, şu an 2 iş ortağı ile başlangıç aşamasına geçilmiş durumda.

Shinhan Card ve KB Kookmin Card ile el sıkışan LG, LG Pay sistemi ilk etapta, yaptığı işbirliğinden de anlaşılacağı üzere, anavatanı Kore ile sınırlı kalacak.

LG’nin mobil ödeme sistemine LG Pay ile dahil olması, daha şimdiden farklı soruları da beraberinde getirdi. Zira mobil ödeme yöntemler, hem yerel hem de ulusal anlamda firmalar için, ciddi iş ortaklıkları gerektiriyor.

Bu noktada Apple, Amerika pazarında yaptığı birçok anlaşma ile geniş bir Apple Pay ağı kurarken, geçtiğimi aylarda bu ağını, İngiltere pazarına da açmıştı. Öte yandan Samsung ise, henüz Apple’ın mobil ödeme sistemi Apple Pay kadar, yaygın anlaşmalar sağlamış değil.

İki Koreli elektronik devi LG ve Samsung’un, mobil ödeme alanında nasıl bir yol izleyeceği, özellikle Avrupa pazarı için, merakla beklenen konulardan olmuş durumda.

Girişimcilerin artık bir derneği var

0

GAPGirişim Araştırma Geliştirme İş ve Yatırım Profesyonelleri Derneği (GAP), girişimcilik, eTicaret internet girişimciliği, sosyal girişimcilik, tekno girişimcilik vb. alanlarda işbirliği yaparak projeler geliştirmek, yürütmek, sürdürülebilir konuma getirmek, istihdam yaratmak, sanal, reel ve sosyal platformlarda tanıtım ile kamuoyunu bilinçlendirmek amacıyla profesyonel ve yüksek yetkinliklere sahip kişilerce kurulmuş olup yenilikçi stratejik model ve özgün metodolojik uygulaması ile STK’lar arasında farkındalık yaratmak üzerine çalışmalarına da başladı.

Dernekten yapılan basın açıklaması ise şöyle:
“Girişimci adayların fikir ve buluşlarının, ihtiyaçlara karşılık hayal ettiği faydayı ya da çözüm fırsatını bir ürün/hizmet ya da proje uygulaması haline getirmek, bunun için teknik bilgi ve kararlılık özelliklerini koordinasyon rolü ile eğitim ve gelişme süreç yolculuğu ile Girişimci ve KOBİ’lerin çekirdek aşamasından başlayan tüm yaşam döngüsünü, katma değerli ürün ve hizmetlere dönüştürerek ekonomiye kazandırmayı hedeflemekteyiz.

Ülkemizin gelişimine destek olmak amacıyla Bilgi Çağının ihtiyaç duyacağı “Girişimciler” yetiştirmeyi, yeteneklere yatırım yapmayı, Ar-Ge ve İnovasyon kapasitemizi geliştirmeyi, daha da önemlisi tüm bunları yeni bir “Ar-Ge Konsepti” ile ‘Sosyal Teknolojilerin Ar-Ge’si üzerinden yapmayı hedeflemektedir.

2015-2018 Türkiye Girişimcilik Stratejisi ve Eylem Planı ile 2015-2018 Türkiye KOBI Stratejisi ve Eylem Planı kapsamında söz konusu stratejiler ile kamu kurumlarının destek ve sorumlulukları yanında STK olarak rol üstlenerek hedeflere ulaşmayı ve eylem planına yardımcı olmayı görev edinmiştir.

GAP; Gizlilik,  Etik ve İtibar Yönetimi Taahhüdü ile sağladığı güven ve işbirliği model uygulamaları sonucu, topluma, müşterilerine, tedarikçilerine ve ortaklarına, çalışanlarına karşı tüm eylem ve işlemlerinde İş Ahlakı genel ilkelerine uygun tutum ve davranışı benimsemektedir.”

Üç ayda 12 milyar siber tehdit!

0

cyber-attack
İnternet ve veri güvenliğinde 26 yıllık deneyimiyle küresel çözüm sağlayıcı Trend Micro, 2015 yılının üçüncü çeyrek döneminde gerçekleşen veri güvenliği olaylarını incelediği raporunu yayınladı. “Görünen Tehlike: Mevcut Zayıflıklar Yaklaşan Saldırılara Zemin Hazırlıyor” başlıklı rapordaki verilere göre 2015’in üçüncü çeyrek dönemini kapsayan Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında 12 milyarı aşkın siber tehdit, Trend Micro tarafından engellendi. Tehdit alanları değerlendirildiğinde ise mobil platformlarda gerçekleşen güvenlik açıklarının sadece kişisel bilgileri tehlikeye atmadığı, aynı zamanda fiziksel güvenliği de tehlikeye soktuğu ortaya çıktı.

Türkiye’deki kullanıcılar 6 milyondan fazla kez zararlı sitelere tıkladılar

Türkiye’de gerçekleşen siber tehditleri de analiz eden TrendLabs, Türkiye’de tam 1 milyon 885 bin 583 tane zararlı sitenin etkin olduğunu ortaya çıkardı. Türk kullanıcılar tarafından bu zararlı sitelere 6 milyon 190 bin 717 kez tıklandı. Online bankacılık tehditlerinin hız kesmeden devam ettiği Türkiye’de ise bu alanda tam 5 bin 547 bilgisayara saldırı yapıldığı belirlendi. Akıllı telefon kullanımının oldukça yaygın olduğu ülkemizde Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında kullanıcılar zararlı ve yüksek tehlike içeren mobil uygulamaları tam 160 bin 717 kez telefonlarına indirdi. TrendLabs tarafından kullanıcıların indirdikleri bu uygulamaların içinde 2 bin 681 adet virüs keşfedildi.

StageFright güvenlik açığı, Android’li cihazların yüzde 94,1’ini etkiledi

Android Platformunda karşılaşılan tehditlerle birlikte 2015 yılının ikinci çeyrek dönemine göre mobil tehditlerde yüzde 19 artış görüldüğü tespit edildi. 2015’in üçüncü çeyrek döneminde tam 8,5 milyon adet yüksek riskli ve zararlı uygulamaya rastlandı. Özellikle Haziran ayında ortaya çıkan StageFright güvenlik açığı Android platformundaki cihazların yüzde 94,1’ini etkiledi. Mobil cihaz üreticilerini de alarma geçiren StageFright güvenlik açığı, Android güvenlik politikalarına yeni yaklaşımlar getirilmesine neden oldu. Bunun yanında uygulama tasarım programlarının XcodeGhost gibi modifiye edilmiş sürümlerinin, iOS platformunun veri güvenliği açısından korunaklı bir bahçe olduğu görüşünü çürüttüğü de ortaya çıktı.

Raporla ilgili değerlendirmelerde bulunan Trend Micro Akdeniz Ülkeleri Genel Müdürü Yakup Börekcioğlu ise şunları söyledi: “Günümüzde karşılaştığımız güvenlik açıkları artık kurumların her noktasını etkilemekle kalmıyor fiziksel dünyada insanların hayatlarını da etkileyecek boyutlarda sonuçlanıyor. Sayısız miktarda güvenlik açığının ortaya çıkması ve birçok ihlalin yaşanması elimizdeki hassas verilerin çok daha yoğun bir şekilde herkesin ulaşabileceği platformlarda açık edilmesinden kaynaklanıyor. Bu şekilde açığa çıkan veriler bir sonraki aşamada DeepWeb üzerinden açık artırmayla bilgisayar korsanlarına satılıyor”.

Ashley Madison saldırısı 30 milyon kişiyi etkiledi

2015 yılının üçüncü çeyreğinde yaşanan ve online çöpçatanlık sitesi Ashley Madison’u hedef alan siber saldırı, tüm dünyada yarattığı etkiyle kişisel verilerin herkesin görebileceği alanlarda paylaşılmasının ne gibi sonuçlar doğurabileceğini özetledi. TrendLabs’ın elde ettiği verilere göre sitenin yaklaşık sitenin yaklaşık 30 milyon üyesinin bilgilerini ele geçiren siber korsanlar bu bilgileri kullanarak birçok şantaj ve dolandırıcılık faaliyeti gerçekleştirdi. Hatta hackerlar tarafından yapılan şantaj yüzünden sosyal hayatında önemli sorunlar yaşayan bazı kullanıcıların intihar etmesi gibi oldukça üzücü sonuçlar ortaya çıktı.

4,5 milyon kişinin kişisel sağlık bilgileri merkezi otomasyon sisteminden çalındı

2015’in bu döneminde gerçekleşen bir diğer büyük saldırı ise UCLA Sağlık Sistemi’ni hedef aldı. Bu saldırıda Hackerlar 4,5 milyon hastanın kişisel sağlık bilgilerini ele geçirdiler. TrendLabs’ın araştırmalarına göre ise kişisel sağlık bilgileri dünyada en çok çalınan kişisel bilgilerin arasında ikinci sırada yer alıyor. Bu gibi saldırılar önümüzdeki dönemde sağlıkla ilgili bilişim sistemlerinin ve altyapılarının birçok saldırıda hedef alınacağının bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.

Yakup Börekcioğlu, kurumsal veri güvenliği konusunda ise çeşitli önerilerde bulundu: “Trend Micro’nun araştırma birimi TrendLabs’ın ortaya koyduğu verilerin ışığında, siber dünyanın giderek daha da tehlikeli hale geldiğini görüyoruz. Gelecek dönemde gerçekleşebilecek veri güvenliği ihlallerini engelleyebilmek ve riskleri azaltmak için işletmelerin güvenlik ihlallerini ve ikincil saldırıların yayılmasını önlemeye yönelik strateji geliştirmeleri gerekli. Veri güvenliği ihlallerini önleyen ve saldırıları tespit eden sistemlerin altyapılara entegre edilmesi saldırganların sistemlere sızmak için ihtiyaç duydukları zamanı kısıtlamak için en temel çözümleri sunuyorlar. Günümüzde organizasyonların her an her türlü saldırıya hazır olmaları gerekiyor”.

KOBI’lerin POS cihazları hedef alındı

POS cihazlarını hedef alan zararlı yazılımlara yoğunlaşan siber saldırganlar özellikle KOBI’leri hedef alıyorlar. TrendLabs’ın verilerine göre 2015’in üçüncü çeyrek döneminde 304 saldırının gerçekleştiği bu alanda tespit edilen zararlı yazılım sayısı yüzde 66 artış gösterdi. Saldırıların yüzde 45’i KOBI’leri hedef aldı. POS cihazlarını hedef alan zararlı yazılımlar Spamming, Macro Malware, Exploit Kit ve Botnet’ler gibi eski saldırı yöntemleriyle kombine bir şekilde uygulandılar.

Siber saldırılar casusluk faaliyetlerinde kullanıldı

Politik aktörleri hedef alan saldırılarla casusluk faaliyetleri gerçekleştirildi. Pawn Storm adı verilen bir saldırı dalgası başlatan RocketKitten isimli bir grup Beyaz Saray, Alman Parlamentosu, NATO üyelerine ait devlet kurumları, ABD elçilikleri ve Rus politikacıları hedef alarak birçok casusluk faaliyetleri gerçekleştirdi.

 

Raporun tamamına ulaşmak aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz:

http://www.trendmicro.com/vinfo/us/security/research-and-analysis/threat-reports/roundup/vulnerabilities-prelude-impending-attacks

 

Ofiste video izleyerek verimlilik artar mı?

0

İnternette günden güne artan video trafiği kullanıcıların video içeriklere olan ilgisini açıkça gösterirken, araştırmalar da kullanıcıların sadece günlük hayatlarında değil, iş hayatlarında da video içeriklerden yararlanmak istediklerini ortaya koyuyor. İç iletişim, oryantasyon ve eğitim gibi kurumsal süreçlerin geleneksel yöntemlerin yanı sıra videolarla da desteklenmesi, çalışanların motivasyonlarına ve verimliliklerine olumlu katkıda bulunurken, farklı noktalarda şubeleri bulunan kurumlar için de maliyet avantajı sağlanıyor.

Referansları güçlü

Bu amaçla Enterprise Video adlı platformu geliştirdiklerini söyleyen Medianova CEO’su Serkan Sevim, “360 derece video yönetim platformu Enterprise Video için, son kullanıcıların yaygın olarak kullandıkları online video platformlarının kurumsal versiyonu diyebiliriz. Son derece kolay bir şekilde kullanılabilen Enterprise Video, kurumların farklı süreçlerine yönelik videoları tek bir noktadan yönetebilmelerini sağlıyor. Platform, online saha eğitimlerinden sunum ve toplantıların canlı olarak yayınlanmasına, kurumsal videoların şirket içinde ya da dışında paylaşılmasına kadar birçok farklı amaca yönelik olarak kullanılabiliyor. Halen telekomünikasyon, sağlık, finans ve perakende gibi farklı sektörlerden 100’ü aşkın kurum platformumuzu aktif olarak kullanıyor” dedi.

Büyük yatırımlar gerektirmiyor

Medianova’nın tüm çözümlerinde olduğu gibi, tamamen Medianova tarafından geliştirilen Enterprise Video’da, kurumlar videolarının izlenme rakamlarına ait ayrıntılı raporlar alabiliyor; iç iletişim stratejilerini geliştirirken bu raporlardan yararlanabiliyorlar. “On demand” ve canlı, tüm kurumsal video çözümlerini uçtan uca sunan platform, “kullandığın kadar öde” modeli ile büyük yatırımlar gerektirmeden ve atıl kapasite oluşturmadan maliyet avantajı sağlıyor.

Videolar yardımıyla dijital kurumsal hafıza oluşturmaya da yardımcı olan Enterprise Video’da tüm içerikler iPhone, iPad gibi iOS işletim sistemli cihazların yanı sıra Android platformu ve web için encode edilebiliyor. Böylece, çalışanlar bilgisayarlarının yanı sıra akıllı telefon ve tabletler aracılığıyla da videoları izleyebiliyorlar.

Medianova, Enterprise Video platformunu kurumların ihtiyaç ve kaynakları doğrultusunda üç farklı modelde hizmet verecek şekilde sunuyor:

Lokal kurulum: Intranet üzerinden erişimle internet bağlantısı ihtiyaç ve maliyetini sıfıra indirir.

Hibrit kurulum: Düşük internet ihtiyacına ve kurulum maliyetine sahiptir.

Bulut kurulum: Intranet ve internet üzerinden erişime sahiptir ve kurulum maliyeti yoktur.

 

Samsung, Yılın Gönüllü Dostu Teknoloji Şirketi oldu

0

Samsung-2

Samsung Electronics Türkiye, çalışanları tarafından kurulan “Samsung Gönüllüleri” kulübünün çalışmaları dolayısıyla, Türkiye’nin 81 ilinde hayata geçirdiği gönüllü faaliyetleriyle tanınan Habitat Kalkınma ve Yönetişim Derneği’nce “Yılın Gönüllü Dostu Teknoloji Şirketi” ödülüne layık görüldü. Samsung Electronics Türkiye Başkanı Yoonie Joung ise “Yılın Gönüllü CEO’su” seçildi.

5 Aralık’ta düzenlenen Dünya Gönüllüler Günü Konferansı’nda, her iki ödülü de şirket ve çalışanlar adına Samsung Electronics Türkiye Başkanı Yoonie Joung aldı.

Yoonie Joung: “Samsung Gönüllüleri, bugüne kadar yüzlerce kişiye fayda sağladı”

Yoonie Joung, konferansta yaptığı konuşmada; Gönüllülük bilinci geliştikçe toplumlar içindeki birlik ve beraberliğin de güçleneceğine inanıyoruz. Bu inançla, geçtiğimiz yıl çalışanlarımızın gönüllü projelerde yer almasını desteklemek için ‘Samsung Gönüllüleri’ programını hayata geçirdik. “Samsung Gönüllüleri, bu süreçte farklı sosyal gruplar ve ihtiyaç sahipleriyle buluşarak yüzlerce kişiye fayda sağladılar. Gönüllülük faaliyetleriyle bizleri gururlandıran çalışanlarımız başta olmak üzere bütün gönüllülerin daha iyi bir yaşam ve ortak fayda için gösterdikleri çabaya büyük saygı duyuyor ve herbirini içtenlikle kutluyorum” dedi.

Samsung Gönüllüleri yaşamlara dokunmaya devam ediyor

Geçtiğimiz yıl Samsung’un SOMA’da laboratuvar altyapı desteği verdiği teknik liselerde okuyan öğrencilerin kırtasiye ve kıyafet ihtiyaçlarını karşılayan “Samsung Gönüllüleri”, 2015 yılı içinde Barış Manço Çocuk Evi bünyesindeki oyun salonlarının ihtiyaçlarını karşıladı. Bu yıl ayrıca Down Cafe’de kahvaltı etkinliği düzenleyerek gelirini Down Sendromlu çocuklara aktaran, Kızılay işbirliğiyle bir Kan Bağışı kampanyasına imza atan kulüp, GETEM (Görme Engelliler Teknoloji Eğitim Merkezi) işbirliğiyle Samsung çalışanlarına görme engelliler için kitap okuma eğitimi verilmesine de ön ayak oldu.

Toshiba 60 milyon dolar ceza ödeyebilir

0

toshiba

Japon teknoloji devi Toshiba’daki bilanço skandalı, bu yılın en önemli haberlerinden biriydi. Toshiba yöneticilerinin, şirketin karını yüksek göstermek için bilanço üzerinde sahte işlemler yaparak olmayan parayı var gibi gösterdikleri ve şirketi sanki 1.3 milyar dolar kar etmiş gibi lanse etmeleri, sayısız yatırımcının Toshiba hisselerine yönelmesine yol açmıştı.

Ancak defterler üzerindeki detaylı incelemeler sonrasında böyle bir paranın olmadığının ortaya çıkmasıyla, Toshiba yöneticileri istifa etmek zorunda kalmıştı. Elbette sorun istifa ile çözülemeyecek kadar büyük çünkü çok sayıda yatırımcı, güçlü bilançoya güvenerek satın aldığı hisselerin büyük bir hızla değer kaybetmesi nedeniyle büyük zarar etti.

50 yatırımcının şirkete açtığı kişisel davalarda 2,5 milyon dolarlık tazminat cezası çıkmak üzeree. Toshiba’nın yatırımcılara ve devlete ödeyeceği toplam cezanın ise 60 milyon doları geçmesi bekleniyor.

1.3 milyar dolarlık bir sahtekarlığın yanında 60 milyon dolarlık ceza küçük gibi görünse de ortada aslında 1.3 milyar dolar olmadığını ve şirketin zararda olduğunu, dolayısıyla 60 milyon doların Toshiba’nın canını çok yakacağını gözden kaçırmamak gerekiyor.