Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 1799

Artırılmış gerçeklik iş dünyasını nasıl değiştirecek?

0

magic-leap-submarine-1200xx2122-1194-0-111
Google’ın artırılmış gerçeklik gözlüğü Glass’ı uzun zamandır takip ediyoruz ancak zamanlaması ve lanse ediliş biçimi yanlış olan bu ürün, büyük kalabalıkların dijital gözlüklerden çekinmesine neden oldu. Yine de sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik ürünleri hala büyük potansiyele sahip ve 2016 bu devrimin yaşanacağı yıl olacak.

Özellikle Microsoft’un Hololens gözlüğü ile yeniden tırmanışa geçen artırılmış/sanal gerçeklik gözlüklerindeki rekabet, Google, Microsoft, Samsung, Sony ve Facebook arasında sessizce devam ediyor. Facebook 2016 başında merakla beklenen sanal gerçekli gözlüğü Rift’i piyasaya sürecekken, Samsung ve Sony, hatta ucuz karton versiyonu ile Google çoktan bu alandaki ürünlerini pazara sürdüler.

Peki bu teknoloji iş dünyasını nasıl etkileyecek? Sanal gerçeklik ürünleri üzerinden para kazanmak, gelir üretmek nasıl mümkün olacak?

Öncelikle ekonomistlerin ve teknoloji uzmanlarının öngörülerine göre, 2020’ye geldiğimizde, yani sadece 4 sene sonra, artırılmış/sanal gerçeklik piyasasının 150 milyar dolar büyüklüğüne ulaşacağını hatırlayalım. Bu rakamın 120 milyar doları ise artırılmış gerçeklik piyasasında oluşacak. Yani Microsoft’un Hololens’i, Google’ın Glass’ı ve benzeri gözlükler ve uygulamalar, para basacak.

Peki nasıl olacak? Bu kadar büyük bir piyasa, hayatımızı nasıl etkileyecek?

Elbette bu 120 milyar doların büyük kısmı uygulamalar üzerinde dönecek. Bir şoför, gözüne taktığı Google Glass ile otomobilinde ilerlerken, navigasyon uygulamsı sayesinde gideceği yolun izini, tam gözünün önünde, otoyolun üzerinde görebilecek… Bu sırada yine gözlük üzerinde, sanal olarak yol kenarında tabelalara rastlayacak: “Kanatçı Ali Usta’nın Yeri 1 Km Sonra Sağda!” hatta bu tabela animasyonlu olacak… Kızarmış kanatlar cıvır cıvır kıpraşacaklar, Kanatçı Ali Usta da elinde maşasıyla, bizi restoranına davet edecek…

Kanatçı Ali Usta’nın Google Glass’ın navigasyon uygulamasında, yol kenarında tabelası görünsün diye ödeyeceği 100-200-300-500 dolar gibi, dünya çapında sayısız firma da benzer artırılmış gerçeklik uygulamalarına reklam vermek için yüzlerce dolar ödeyecek.

Moda firmaları, genç kızların kullandığı sosyal medya uygulamalarının artırılmış gerçeklik versiyonlarına, yeni modellerinin reklamını verecek. Kadınlar, evlerindeki kanapelerin, yatakların üzerini sanal elbiselerle, ayakkabılarla, çantalarla dolduracak ve aralarından beğendiklerini seçip satın almak için her gün saatlerini artırılmış gerçeklik gözlükleriyle geçirecek. Bu moda uygulamaları da moda devi şirketlerden, onların ürünlerini öne çıkarmak için bavullarla reklam ücreti tahsil edecekler.

Piyasanın nasıl işleyeceğini artık az çok tahmin ediyor olmalıyız.

Bu sırada, Google’ın 500 milyon dolar yatırım yaptığı, çok etkileyici bir teknoloji olan Magic Leap’i de kesinlikle atlamayalım. Bu teknoloji sayesinde, gözünüzde Google Glass ile sokakta yürürken gökyüzünden tam önünüze dev bir kaya düşecek, ortalık toz duman olacak, çevredeki binalar, yerler, ağaçlar sarsılacak ve sonra taş çatlayacak ve içinden bir uzaylı çıkıp, “merhaba dünyalı, korkma biz düşman değiliz,” derken elindeki sakızı size doğru uzatacak: “Mintimonto sakızlarını nerede bulabileceğimizi biliyor musun? Bu sakızı bulmak için 38 trilyon ışık yılı uzaktan geldik,” diyecek. Al sana bomba reklam.

Ya da uyumakta zorluk çeken çocuğunuza masal anlatan uygulama, masaldaki karakterleri çocuğun yatağı üzerinde canlı canlı oynatacak, çocuklar artık dijital gözlüklerinden masal dinlemeden uyumak istemeyecekler.

Magic Leap

Elbette bu uygulamaların satın alma ücretleri, oyun uygulamalarında oyun içi nesne satışları gibi gelirler de toplama eklenecek ve sonunda 120 milyar dolarlık bir piyasa oluşacak.

Şimdiden bu alanda ürün vermek isteyecek yazılımcıların çalışmaya başladıklarını biliyoruz. Reklam ajanslarının da kendilerini hızla sanal reklamlara adapte etmesi gerekecek. Ancak özellikle sanal/artırılmış gerçeklik uygulamaları geliştirmek büyük önem taşıyor. Bu alanda ilk olanlar ve başarılı bir çizgiyi tutturanlar, yakın gelecekte banka hesaplarına parayı hortumla çekecekler gibi görünüyor. 150 milyar dolar, hiç azımsanacak bir rakam değil. Bakalım bizim teknoloji şirketlerimiz bu büyük pazardan ne kadar pay alabilecek?

Nesnelerin interneti dünyasında güvenli yaşam mümkün

0
Büyütmek için tıklayın
Büyütmek için tıklayın

Artan iş ihtiyaçlarını karşılamak için her gün daha fazla “nesne” internete bağlanıyor. Cisco’nun tahminlerine göre 2020 yılında 50 milyar nesne internete bağlı olacak ki, bu rakam dünya nüfusunun 7 katı. Ancak nesnelerin interneti sistemlerinin yaygın şekilde uygulanması ‘yetersiz güvenlik’ endişelerini de beraberinde getiriyor. Öyle ki, bunun sonuçları hacker’lar tarafından ele geçirilen şehirler, sistemler, bireyler dahi olabilir.  Var olan BT güvenlik mimarilerinin nesnelerin internet sistemlerine uygulanması yeterli olmayacak. Bu dünya yeni ve entegre güvenlik yaklaşımları gerektiriyor.

En büyük risk şehir sistemleri

Her şeyin firewall’lar içinde olduğu ve erişim kontrol cihazları ile korunan günümüz ağlarının aksine, nesnelerin interneti arenasında birçok nesne korunmasız ve tehdide açık alanda işlem yapmaya devam edecek. Bu cihazlar sonsuz miktarda hassas veri akışı üretiyor ve her bir cihaz hackerlar ve kötü niyetli yazılım üretenler tarafından potansiyel bir giriş noktası.  Hacker’ların bu hassas ve değerli veriye erişmesi; üretim bantlarının, kamu kuruluşlarının ya da şehir sistemlerinin kontrolünü eline alması yaşanması muhtemel en büyük risk. Yine hastaların üzerinde bulunan medikal cihazlar, araçlar ve sensörler de bu tehditlerin hedefi olabilir. Bu durum, kurumsal ağların ötesinde farklı bir mücadele gerektiriyor.

Nesnelerin İnterneti ağlarında siber saldırıların hem fiziksel hem de ekonomik etkileri var. Hack’lenen ve kontrolü ele geçirilen ağlar dolayısıyla yaralanmalardan tedarik zincirinde kesintilere, kamu güvenliğini tehdit eden durumlardan üretim sisteminin durması ile oluşacak maddi kayıplara, marka imajının zedelenmesinden güven kaybına ve fikri mülkiyet varlıklarının çalınmasına kadar büyük zararlar görülebilir.

Sistemi güvenli hale getirmek şart

Nesnelerin internet sistemini güvenli bir hale getirmenin kendi içinde yeni zorlukları var. Örneğin güvenlik çözümünüzün yüz binlerce ya da milyonlarca uç noktayı korurken, maliyet avantajı sağlayacak şekilde ölçeklendirilmesi, birbirinden farklı ve erişimin zor olduğu noktalara yerleştirdiğiniz cihazların uzaktan korunması ve tek bir girişin güvenlik taraması, birbirine bağlı Nesnelerin İnterneti cihazlarının durmasını sağlayacağı için oluşacak maliyet gibi.

Güvenlikten sorumlu karar vericiler bu engellere odaklanırken Nesnelerin İnterneti ile gelecek çok önemli bir güvenlik avantajını da gözden kaçırmamalılar. Nesnelerin interneti cihazlardan ibaret değil, bu kavram cihazların oluşturduğu bir ağı temsil ediyor. Nesnelerin interneti ağlarının güvenliği bireysel güvenlik cihazlarından çok güvenlik cihazlarında oluşan bir ağ ile sağlanmalı. Bu ağ içindeki cihazlar birlikte çalışarak kapsamlı ve neredeyse gerçek zamanlı bir güvenlik istihbaratı sağlayabilir. Bu da kuruluşun tüm güvenlik duruşunu çok az insan müdahalesi gerektirecek şekilde güçlendirir. Birlikte çalışmayan güvenlik sistemlerinde vizibilite ve kontrol sınırlıdır. Belirli bir cihazda oluşacak riskte sistemin manuel olarak kapatılması çok uzun sürebilir. Sorunun çözümü, nesnelerin interneti ile etkinleşmiş güvenlik sistemlerinde saklı.

Kapsamlı bir Nesnelerin internet güvenlik çözümü, uygulamalar, kullanıcılar, protokoller ve anomaliler içinde görünürlük sağlamalı. Ayrıca, kritik sistemlerin saldırı anında bile çalışmaya devam etmesi öncelik olmalı, sektör ve devlet regülasyonları ile uyum sağlanmalı, uygun maliyetle ölçeklendirilebilmeli, duruma göre farkındalığı artırmalı, tepkiyi hızlandırmalı ve BT ile operasyon teknolojileri süreçlerini birleştirmeli.

Cisco olarak sunduğumuz güvenlik çözümlerinde ağ üzerinde sağladığımız vizibilite ve insanlar, süreçler ve teknolojiyi bir araya getirebilme yetkinliğimiz ile benzersiz bir değer sunuyoruz. Ağlar, veri merkezleri, sanal çevreler, bulut, mobil cihazlar ve uç noktalar dahil olmak üzere tüm sistemde saldırıdan önce, saldırı sırasında ve saldırı sonrasında koruma sağlıyoruz. Bunun için

  • Öncesinde – Ağları nerede, ne zaman ve nasıl kullanılıyor ve çalışanlar ve diğer paydaşlar hangi verilere ulaşıyor, hangi verileri depoluyor tespit edip kontrol ederek.
  • Sırasında – vizibilite ve eyleme geçirilebilir istihbarat güvenlik uzmanlarının tehditleri ve riskli cihazları belirlemeleri ve bu cihazların ağ üzerindeki eylemlerini takip etmeleri için hayati önem taşıyor.
  • Sonrasında –Kaçınılmaz olan gerçekleştiğinde ve ağ hasar gördüğünde geriye dönük olarak tehdidin ağa nasıl girdiği, hangi sistemlerle etkileşime geçtiği, hangi dosya ve uygulamaların çalıştırıldığının görüntülenmesi ve hızlı bir şekilde temizlenmesi gerekiyor.

Tarihin en büyük fırsatı olan 5G kaçmasın!

0

art-Mobile-620x349[1]

5G, tarihin en büyük fırsatını sunmak için yola çıkmaya hazırlanıyor. Yoksa, Nuh’un gemisi benzetmesi mi yapmalıyım? Peki, ne kadar hazırlık yapıyoruz?

Bu yıl, en büyük iletişim anlaşmaları hep 5G ve bulut sistemler üzerine oldu. Rusya’da yapılacak 2018 Dünya Futbol Şampiyonası bir nevi 5G şovu haline dönüşecek.

Rusya, şampiyonanın alt yapısı için 18 milyar dolar harcamayı düşünüyor. Ancak en fazla ses getirecek yatırımlar 5G altyapısı ve hizmetleri olacak.

Çinli Huawei şirketi de 2018 Dünya Kupası için en uygun zaman 5G deneme ağlarını geliştirmek ve dağıtmak için Rus cep telefonu operatörü MegaFon’un ile bir anlaşma imzaladığını duyurdu. Asıl 2020’de hizmete girmesi gereken 5G konusunda tarihi adımı şampiyonada atmak istiyor.

Peki, 5G ile nasıl bir değişim ve dönüşüm yaşanacak?

Hızının yükselmesine paralel artan müşteri sayısı ve gelir seviyesi şirketleri daha hızlı altyapı teknolojilerini geliştirmeye itiyor. Bu alanda son 10 yılda yaşanan değişime bakıldığında gidilecek yönü tahmin etmek çok zor değil. Değişen teknoloji öncelikle kullanılan cihazların değişmesini beraberinde getiriyor.

Değişen ve nitelikleri artan cihazlarla alınan hizmetlerin de boyutu değişti. 10-15 yıl önce internet üzerinden müzik indirerek dinlemek efsane bir gelişme olarak kabul edilirken bugün tamamen farklı cihaz türleriyle yüksel kalitede müzikten HD filmlere kadar çok farklı içeriklere ulaşmak sıradan faaliyetler haline geldi.

Sıfır Mesafe ve Büyük Bilge ile tanışın!...

5G ile birlikte iki yeni kavram hayatımıza girecek: Her nesnenin internete bağlı olması, uzaklıkları ortadan kaldıracak. “Sıfır Mesafe”, herşeyi ayağınıza getiren bir yapıdan ziyade, bir zihniyeti ifade edecek.

Nerede olursan ol, geniş bant ve akıllı şebekeler ile istediğin herşey hakkında anlık bilgi ve duruma ulaşabilme imkanın olacak. Güvenli ve kesintisiz data akışı esas olacak.

Big Data denilen ve bulut sistemler ile paylaşılan veriler, nesneler arası internet ile birlikte yeni bir şekil alacak, veriler bilgiye ve daha da ilginci kişiselleşecek. Bu yüzden, büyük data kavramı yerine Büyük Bilge tanımı esas olacak.

Dünyanın en hızlı internetine sahip Güney Kore, 4G yerine 5G’ye ağırlık vermeye başladı bile. Bu süreçte neler yaşandığına bakalım:

Ülke geçen sene bu alana 1.5 milyar dolarlık yatırım yaptı.

– AB ise 2020’de devreye girecek sistem için 8 milyar dolarlık yatırım planlıyor.

– 5G’nin 4G’ye kıyasla bin kat daha hızlı olması bekleniyor.

– Nesnelerin interneti (IoT) ile birlikte artacak cihaz sayısı ve gereken bant genişliğine sadece 5G cevap verebilecek.

– Akıllı ve insansız araç teknolojisi 5G ve sonrası teknolojilerle mümkün olacak.

– Bilgisayar, tablet ve cep telefonu gibi cihazlardaki işletim sistemleri tarihe karışacak.

– Cihazlar işletim sistemi dahil tüm bilgileri bulut bilişim üzerinden alacak. İnternette hız sorunu ortadan kalkacak.

Türkiye, 5G’ye erken adım atabilecek mi?

5G alanında en hızlı adımları AB ülkeleri atmaya başladı. Şirketler bazında ise, Çinli ve Güney Koreli şirketler öncülüğünü sürdürecek gibi görünüyor.

Malum, yeni nesil mobil ağın 2020 yılında ticari olarak piyasaya sunulması bekleniyor. Altyapıda Avrupa’nın en önemli üreticisi olan Ericsson, 5G için İsveç ve Amerika’da iç ve dış mekân testlerine başladı. Ericsson, test ettiği bu en yeni 5G teknolojisi ise, bağlantının düşmesine izin vermeden yüksek kapasiteli bir ağ sunmayı hedefliyor.

Yeni nesil iletişim ağları, sağlık, eğitim, savunma, ulaşım ve makineler arası iletişim açısından önem kazanıyor.

Halen Türkiye’nin tamamına 3G data paylaşımı ağı ulaşabilmiş değil. Gelecekte makineler arası iletişim zorunlu olacaksa, geleneksel ağ yapısı yeterli olmayacaktır. 2020 yılında dünyanın yüzde 90’ı mobil ağlara erişim imkanına kavuşacak. 5G’li olanlar ile diğerleri arasında rekabet imkansız hale gelebilir.

Bunun için sadece Ericsson değil, Avrupalı yöneticiler, AB Komisyonu olarak da 5G teknolojisinde vizyon oluşturmaya başladı.

AB Komisyonu, Kamu Özel Ortaklığı kurarak, büyük sanayi oyuncularını kapsayacak şekilde “5G Altyapı Derneği” protokolünü 2013 yılı sonunda imzalamıştı. Şimdi de, Ar-Ge çalışmalarını hızlandırmak ve projeleri desteklemek için Horizon 2020 Programı aracılığıyla 700 milyon euro finansman ayırdı.

AB, geçen yıl da Güney Kore ile işbirliği çerçeve anlaşmasına imza atmıştı. Japonya ile de benzer anlaşmayı iki ay önce imzaladı. 5G vizyonu için Avrupalı pek çok ülkenin bireysel adımları da bulunuyor.

İngiltere, üniversitelere 300 milyon poundluk bir destek ayırdığını yılbaşında duyurmuştu. Bütün bu çalışmalar şimdilik, “körün fil tarifi”ne benzese de, limandan ayrılacak gemiye erken binme gayreti olarak da bakılıyor.

Sonuçta her ülke, 5G vizyonunu oluşturmak için kapsamlı anlaşmalar yapıyor.

Şu anda bütün dünyada 5G Ar-Ge çalışmalarında büyük işbirlikleri ve yoğun teşvikler aktarılıyor. Türkiye de Ar-Ge yol haritasını oluşturması gerekiyor.

5G’de uluslararası işbirlikleri, standartlaşma süreçlerine katılmak açısından zorunluluk arz ediyor. İhracatçı olabilmek için de uluslararası işbirliği önem kazanıyor.

Buna bağlı olarak da fikri hakları ve patent portföyü geliştirmek mümkün olabilecek.

Tarihi fırsatların kaçırılmaması için bu bir zorunluluk…

4G ile neler değişti?

Son yıllarda iletişimde yaşananlara bakarak, önümüzdeki yıllar için seyretmesi gereken ivme hakkında bir yargıya varabiliriz.

Dünyada son 10 yılda sabit telefon abone sayısı yüzde 19’dan 15,8’e düşerken, mobil abone sayısı yüzde 33,9’dan yüzde 95,5’e çıktı.

Sabit geniş bant oranı ise yüzde 3,4’ten yüzde 9,8’e yükseldi. Mobil geniş bant oranı yüzde 4 iken bugün yüzde 32’ye, internete bağlı hane sayısı yüzde 18,4’ten yüzde 43,6’ya, internet kullanıcı oranı da yüzde 15,8’den yüzde 40,4’e çıktı.

Unutmayalım ki 2014 yılı bilişim sektörü büyümesi yüzde 12,1 olarak gerçekleşti.

Başka bir ifadeyle, şu an Avrupa’daki bant genişliği 720 MHz bunu 1200‘ye çıkarmayı hedefliyorlar. Artış trendi geniş bantta çok fazla. Her yıl yüzde 100’ün üzerinde bir artış yaşanıyor. Geçen yıl yüzde 108’lik bir artış yaşandı.

Eğer 5G yatırımları şimdiden yatırıma alınmaya başlanmazsa, bant genişliğini sağlayamaz ve tarihi bir sıçramayı bir kere daha kaçırmış oluruz.

2013 sonunda dünyada 2 milyar terabyte olan dijital içerik büyüklüğü bu yıl sonunda 8 milyar terabyte’a, 2020’de ise 50 milyar terabyte’a ulaşacak. Dijital içerik her yıl iki kat artıyor. Bulut çözümünün de artık bir ihtiyaç olarak öne çıktı.

Diğer yandan bu verilerin güvenliği de ayrı bir konu olarak ortaya çıkıyor: Veri Tıkanması…

Ürün ve hizmetlerin çeşitlenmesi ise dünya çapında talebi patlattı. Yapılan hesaplamalara göre geçen sene dünya genelinde sadece bir ayda 1 exabyte’lık data transferi yapıldı. 1 exabyte’ın, 1 milyar gigabyte’a eşdeğer olduğu düşünülürse kartopunun daha şimdiden devasa bir boyuta ulaştığını görmek mümkün.

Hesaplamalara göre dünyanın aylık data trafiği 2017’de 10.8 exabyte’a çıkacak.

Ancak, bir konuyu hatırlatmakta fayda var: Asya, Avustralya, Yeni Zelanda’da 3G için 130 milyar dolardan frekans için ödemeler yapılmıştı. Hızlı dönüşüm ve yanlış iş modelleri ile onlarca firmanın iflasıyla sonuçlandı.

Büyük dönüşümler, büyük eksen kaymaları firmaların yapısal ve finansal sıkıntılara sokabiliyor.

Facebook canlı yayına başlıyor

0

Facebook-Live-Video-hero-1200x671 (1)
Facebook aslında Periscope gibi, canlı yayın yapmaya imkan veren bird sosyal ağ. Ancak bu özellik uzun zamandır deneme aşamasındaydı ve bu aşamada onu sadece birkaç Hollywood ünlüsü ile az sayıdaki gazeteci kullanabiliyordu.

Sosyal medya servisi şimdi, büyük talep gören bu özelliğin tüm kullanıcalara açılacağını duyurdu. Facebook’un canlı yayın özelliği sayesinde kullanıcılar cep telefonlarını bir canlı yayın aracına dönüştürebiliyorlar ve video kaydını anı anına takipçilerine ulaştırabiliyorlar. Bu sırada takipçiler de yorum yaparak yayına katılabiliyorlar. Canlı yayın bittikten sonra ise videonun kaydı kullanıcının zaman tünelinde yayına giriyor. Kullanıcılar isterse bu kaydı silebiliyor veya beğenmediği yorumları kaldırabiliyor.

Fakat bu yeni özellik şimdilik sadece ABD’deki sınırlı sayıdaki kullanıcıya açılacak ama adım adım tüm dünyada kullanıma girecek.

Video özelliği ile birlikte devreye giren bir diğer yenilik de kolaj yeteneği. Kullanıcılar artık Facebook uygulaması üzerinden fotoğraf kolajı da yapabilecek, böylece üçüncü parti uygulamalara ihtiyaç duyulmayacak.

 

Apple Campus 2’den Yeni Görüntüler

0

New-Apple-campus

Apple’ın merkez üssü olması için tasarlanan Apple Campus 2’nin inşaatına devam edilirken son gelen video ile inşaatta büyük bir gelişme kaydedildiği görülüyor. Bu ay içerisinde bir drone ile Apple Campus 2’nin yeni 4K videosu çekildi. Videoda göreceğiniz üzere inşaat oldukça ilerlemiş durumda. Son görüntülerden beri Apple’ın merkez üssünün dairesel yapısını oluşturan parçalar netleşmiş ve yükselmiş gözüküyor.

Apple’ın bu yeni karargahında 13.000 kişi çalışacak. Apple Campus 2 tamamlandığında, 2,8 milyon metrekarelik halka şeklindeki ana bina, çeşitli park yapıları, 100.000 metrekarelik bir fitness merkezi, 120.000 metrekarelik bir oditoryum, özel bir ziyaretçi merkezi ile kafeterya ve Apple Store yer alacak. Ayrıca bütün kampüsün %80’lik bir bölümü tamamen yeşil alan olarak ayrılmış durumda.

Her şey planlandığı gibi giderse Apple’ın ikinci “uzay gemisi” merkezinin inşaatı 2016 yılının sonunda tamamlanmış olacak.

Kampus alanında çekilmiş videoyu ise aşağıda izleyebilirsiniz.

 

 

Kaynak: ShiftDelete.Net

Mozilla, Firefox reklamlarını kaldırıyor

0

Mozilla-MWC-2014-Booth
Mozilla Vakfı, Firefox internet tarayıcısını hem hızlı hem de güvenli bir tarayıcı olarak tanıtmak için uzun yıllarını harcadı ve bu çabanın sonunda kullanıcıların gönlünü kazanmayı başardı.

Kısa bir süre önce Firefox’ta açılan her sekmenin üstünde reklam göstererek gelir elde etmeye başlayan Mozilla, şimdi bu uygulamadan vazgeçme kararı aldı çünkü kullanıcılardan beklemediği kadar ağır tepki aldı.

Mozilla’nın içerikten sorumlu başkan yardımcısı Darren Herman tarafından yapılan açıklamada, Firefox’un reklam açısından büyük potansiyele sahip olduğu ancak kullanıcıların henüz buna hazır olmadığının altı çizilirken reklamverenlerin de daha az agresif ve daha az rahatsız edici bir reklam politikasını benimsemesinin gerektiği vurgulandı.

Mozilla şimdilik Firefox’ta reklamları kaldırma kararı aldı ancak kullanıcıları daha az rahatsız edecek, daha az öne çıkan ama vakfa gelir sağlayacak yeni bir reklam modeli arayışını da sürdürüyor.

Huawei Türkiye Enterprise ürünlerini anlattı

0

Ekim 2015 tarihinde, Huawei Türkiye Enterprise Ülke Müdürü konumuna getirilen Serdar Yokuş, medya buluşması kapsamında çalışmaları ve Huawei Türkiye ile ilgili detayları paylaştı.

Huawei Türkiye ile ilgili, birçok farklı ana başlığa değinen Serdar Yokuş, detaylı anlatımları ile medyaya merak edilenleri anlattı.

Huawei Enterprise Türkiye’nin genel yapılanması ile başlayan Yokuş, 60 iş ortağı ve 8.000’i bulan kişilik bir sistemin içerisinde olduklarını vurguladı.

Çalışma alanları arasında; IP, IT, UC&C, GSM-R ve Enerji olduğu aktarılan medya buluşmasında, ayrıca Huawei Enterprise Türkiye’nin etkin kanal yapısına da dikkat çekildi.

SERDAR YOKUŞ_HUAWEI
Huawei Türkiye Enterprise Ülke Müdürü Serdar Yokuş

Ürünler ve Sektörler ile devam etmeyi tercih eden Serdar Yokuş, en fazla satış gerçekleştirdikleri ürün grubunun Switch olduğunu ve en fazla satış gerçekleştirdikleri alanın da, Wi-Fi ürünleri olduğundan bahsetti.

Solar sistemlerin ve UPS ürünlerinin de, genel itibariyle yükselişte olan alanlar olmasına ve Huawei’nin de bu alanlarda, rekabeti ateşleyeceği aktaran Yokuş, kesintisiz güç kaynaklarının da detaylarına ayrıca değindi.

Firmanın geleceği ile ilgili olarak da, özellikle Huawei servis alanında ciddi geliştirmeler yapma yolunda olduğu vurgulananlar arasından öne çıkanlardan oldu. Bu noktada Yokuş, 2015 yılında hayata geçen Call Center hizmetlerine dikkat çekti.

2015 yılı içerisinde yer aldıkları projeler ile devam eden Serdar Yokuş, özellikle Fatih projesi kapsamında öncü isimlerden olduklarını belirtti. Ayrıca Yokuş, NETAŞ ile ortak çalışmaları ile 78,000 Access Point ve 20,000 Switch satışını ve projelerini gerçekleştirmiş olduklarından söz etti.

Bunlarla beraber Yokuş; TARSEY(Tarım Sektörü Entegre Yönetim Bilgi Sistemi), Doğan TV, İSKİ, Avrupa ve Dünya Demiryolları Birliği, Eti Maden, Emniyet Genel Müdürlüğü, YTÜ ve SVR Bilgi Teknolojileri ile 2015 yılı içerisinde, 92 büyük ve 300 orta ölçekli projede yer alarak, referanslarını güçlendirdiklerini anlattı.

Son olarak Serdar Yokuş, 2016 yılı ile ilgili detaylar da vermekten geri durmadı. Daha önce de belirtildiği gibi Yokuş, 2016 yılı içerisinde 2 yeni servis iş ortağı, geniş Huawei Enterprise ürün grubu ile, One Stop Shop tipi firmaların ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayacaklarını da sözlerine ekledi.

2035’te Japonya’yı robotlar işgal edecek

0

Robotların veya diğer bir deyişle, yapay zekanın insanların işlerini elinden alması konusunu dikkatle inceliyoruz. Bu robot devriminin önümüzdeki birkaç on yıl için dünyanın en önemli sosyal değişim sancılarını yaratacağını tahmin ediyorum.

Şimdi bilim insanlarının da bu konuda yaptığı çalışmalar, endişelerimizin (veya umutlarımızın) haklı olduğunu ortaya koyuyor.

Nomura Research Institute’den (NRI) bir bilim insanı Yumi Wakao, yaptığı bir araştırmada, 2035 yılına geldiğimizda, yani sadece 20 sene sonra, Japonya’daki iş gücünün yarısının (%49) robotlardan oluşacağını tespit etmiş.

600 iş dalı üzerinde araştırma yapan bilim insanına göre, yazı yazmak, haber üretmek, avukatlık, hukuk gibi insan beynine ihtiyaç duyan mesleklerde insanların devre dışı kalması biraz daha zaman alacak ancak diğer birçok alanda robotlar insanların işlerini ellerinden alacaklar.

Aynı araştırmanın ABD ve İngiltere için de yapıldığını unutmayalım. ABD için bu rakam %43, İngiltere içinse %35 olarak analiz edilmiş.

Burada önemli bir detay da “robotlar insanların işlerini elinden alacak!” söylemi. Bugünden baktığımızda, insanların işten çıkartılması ve yerine robotların yerleştirilmesi korkutucu görünse de 20 seneye kadar robotların insanların yerini almasını sağlayacak sosyal anlayışın gelişeceğini tahmin ediyoruz.

İnsanlara farklı alanlarda iş veya uğraş alanı bulunacağı gibi, Japonya ve Avrupa gibi hızla yaşlanan ülkelerde 20 sene sonra bazı işleri yapacak yeterince genç insan kalmayacağı da tahmin ediliyor. Bu durumda yaşlı toplumun ihtiyaçlarını yerine getirecek robotların varlığı bir gereklilik olacak. Evlerinde bakıma muhtaç hastalar için hasta bakıcı robotlar gibi kimi alanlarda robotların varlığı aslında toplumun büyük bir ihtiyacını karşılayacak. Belediyelerde sokakları temizleyecek robotlar istihdam edilecek, taksi şoförlüğü mesleği ortadan kalkacak ve trafik tamamen robotlara emanet edilecek. Kasiyerler, müşteri danışma merkezleri çalışanları, fabrika işçileri, ofis-ev temizlik/servis işçileri, otomobli tamir ustaları, bahçıvanlar, inşaat ustaları gibi çok sayıda alanda robotlar insanlara göre çok daha temiz, daha doğru, daha hızlı ve daha sorunsuz iş yapar hale gelecekler.

Yine de bu robot devrimi nedeniyle toplumun bir bölümünün de sıkıntılı günler yaşayacağını tahmin etmek zor değil. Dünyadaki iş yükünün tamamen robotlara yıkıldığı, insanların ise refah içinde yaşadığı ütopik bir dünya düzenine doğru evrilen insanoğlu için önümüzdeki 50-100 yılın, bu sosyal değişimin sancılarıyla kıvranarak geçeceğini söylemek yanlış olmayacak.

 

Samsung, 2015 ATD Best Awards’dan ödülle döndü

0

samsung award
Samsung Electronics, dünya çapında yetenek geliştirmeye yönelik girişimleriyle, dünyanın bu alanda en önemli derneği olan ABD’li Association for Talent Development (ATD) tarafından düzenlenen 2015 ATD Best Awards’ta3’üncülük ödülünün sahibi oldu.

2003’ten bu yana düzenlenen ATD Best Awards; yetenek geliştirme kültürü, eğitim uygulamaları, etkin ve yenilikçi eğitim programlarıyla öne çıkan organizasyonları ödüllendiriyor. Her yıl, hem özel sektör hem kamu sektöründe çok sayıda kurum ve kuruluşun yanı sıra sivil toplum örgütlerinin başvurduğu ödül için bu yıl başvuru yapan organizayonlardan 30’u ödüle layık görüldü.

Samsung, yetenek gelişimi alanındaki çalışmaları, yaratıcı ve yenilikçi öğrenme & gelişim programlarının yanı sıra küresel eğitim stratejileriyle ATD Best Awards ödüllerinden birinin sahibi oldu.

Kurumsal eğitim alanındaki en gurur verici ödüllerden biri olan ATD Best Award’a layık görülmüş olmaktan dolayı çok mutlu olduklarını belirten Samsung Electronics Kurumsal İnsan Kaynakları Ekibi Başkan Yardımcısı Patrick Chung;“Çalışanlarımızın profesyonel olarak gelişmesine katkıda bulunan en iyi uygulamaları geliştirmeye devam edeceğiz. Onların yetenekleri geliştikçe, becerileriyle şirkete sağladıkları katkının da büyüyeceğine inanıyoruz.” dedi.

Samsung Electronics Türkiye İnsan Kaynakları Direktörü Meriç Tunç:

“Amacımız, güçlüklere meydan okuyan, tutkulu yetenekler yaratmak”

Samsung olarak, yaratıcı düşünceyi ve farklı fikirleri benimseyen bir şirket kültürünü benimsediklerini belirten Samsung Electronics Türkiye İnsan Kaynakları Direktörü Meriç Tunç ise “Global ve yaratıcı fikirlere sahip, güçlüklere meydan okuyan tutkulu yetenekler yaratmak için -hazırlanan Samsung Öğrenme & Gelişim Programları ile çalışanların kendilerini gerçekleştirebilecekleri ortamı sunarak Samsung’u geleceğe hazırlamayı amaçlıyoruz. Bu kapsamda Kore’de 40 yılı aşkın bir süredir, Türkiye’de ise 5 yıldır faaliyette olan Samsung Öğrenme & Gelişim Programları ile son 4 yıldır her yıl yönetim ekibinden 4-5 kişilik bir grup, liderlik eğitimleri için Kore’ye gidiyor ve kariyer yolculuklarında onlara yardımcı olan eğitimler alıyorlar.. Bu eğtimler sonrasında bugün orta ve üst düzey yöneticilik pozisyonlarına yükselen çalışanlarımızın terfisinde bu eğitimin etkisi oldu.” dedi.

Samsung’dan Çalışanlarına Harvard Eğitimi

Samsung Türkiye, Samsung Global tarafından düzenlenen eğitim programlarını Türkiye’de de hayata geçiriyor. Dünyanın en önemli eğitim kurumlarından biri olan Harvard ile gerçekleştirilen işbirliği kapsamında, Samsung çalışanları yetkinlik gelişimlerine uygun eğitimlere online platformdan ücretsiz katılabiliyorlar.

Türkiye’de geliştirilen ve 2015’in ikinci yarısı itibariyle uygulanan Samsung Liderlik Yolculuğu liderlik gelişim programı hakkında da bilgi veren Meriç Tunç; “Samsung’da yöneticilerimizin kendilerini tanımaları ve hedefleri doğrultusunda kendilerini gerçekleştirme yolculuklarında ihtiyaç duydukları desteği ve ortamı onlara sunmaya gayret ediyoruz. Profesyonel bir yönetim danışmanı koordinasyonunda sürdürülen ve 5 modülden oluşan bu program sayesinde, yeteneklerimizi özgürlük ve esneklik tanıyan bir boyuta taşırken, insanların farklı fikirleri getirmesini destekliyor ve bu fikirleri gerçekleştirmelerini sağlayan bir ortamı yaratıyoruz.” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin 2015 yılı online alışveriş haritası

0

1449129091_G__rsel_1
Sabancı Topluluğu’nun online alışveriş platformu kliksa.com, 2015 yılının son haftalarına girerken yıl boyunca internet üzerinden en çok satın alınan ürünleri açıkladı.kliksa.com verilerine göre; 2015 boyunca Türkiye genelinde en çok akıllı telefon, oto lastiği, USB bellek, bebek bezi ve televizyon satın alınırken, telefon hafıza kartı, tablet bilgisayar ve parfüm ise tercih edilen diğer ürünler oldu. Oto lastiği, bebek bezi ve parfüm 2014’e göre en çok talep artışı gören ürünler olarak öne çıktı. En çok online ürün alınan iller sırasıyla İstanbul, Antalya, Ankara, İzmir ve Bursa’nın ardından Kocaeli, Konya, Adana ve Gaziantep olarak sıralandı.

 

Akdeniz Bölgesi ikinci sıraya yükseldi

Konuyla ilgili bilgi veren Kliksa Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan, “Türkiye’nin geneline baktığımızda bilgisayar, telefon, TV görüntü sistemleri, kişisel bakım ve elektrikli ev aletleri kategorileri yıl boyunca yoğun rağbet görürken, oto aksesuarı, anne bebek ve oyuncak kategorilerine olan rağbetin ise arttığına tanık olduk. Online alışverişin %43’ü Marmara Bölgesi’nde oturanlar tarafından gerçekleştirilirken, Marmara’yı %16 ile Akdeniz ve %15 ile İç Anadolu izledi. Sıralamaya göz attığımızda, geçen sene üçüncü sırada yer alan Akdeniz Bölgesi’nin İç Anadolu’yu geçerek ikinci sıraya yükseldiğini gördük. Marmara’da İstanbul, Akdeniz’de Antalya, İç Anadolu’da Ankara, Ege’de İzmir, Karadeniz’de Samsun, Doğu Anadolu’da Malatya, Güneydoğu Anadolu’da ise Gaziantep online alışverişte öne çıkan şehirlerimiz oldu.” dedi.

 

Taksitli alışverişi tercih ettik

Kliksa.com verilerine göre Türkiye genelinde online alışveriş yapanların %45’i alışverişini tek çekimle, %55’si ise taksitlendirerek gerçekleştirdi. Tek çekim tercihinin en yoğun olduğu bölge Marmara, taksit tercihinin en yüksek olduğu bölge ise Karadeniz oldu.

Amazon Web Services Türkiye ofisini açtı

4

amazonwebservices
Amazon Web Services Türkiye Web Pazarlama ve Tanıtım Hizmetleri Limited Şirketi (AWS) Türkiye’de hızla benimsenen bulut bilişiminin büyümesine destek vermek üzere Türkiye ofisini açtığını açıkladı. Şirketin İstanbul ofisi start-up tipi şirketlerden ülkenin en eski ve en köklü işletmelerine kadar Türkiye’de birçok kuruluşun AWS Cloud’a geçişine destek verecek.

Amazon Web Services Türkiye Ülke Müdürü Murat Yanar, yeni ofisin; müşterilerin AWS ile kendi ortam ve yerel dillerinde doğrudan temasa geçebilmesi için, müşteri yöneticileri, çözüm mimarları, iş ortağı yöneticileri, destek personeli ve diğer farklı fonksiyonlara sahip bir ofis olacağını ifade etti. Ofis, AWS’in dünyanın dört bir yanındaki büyümesi ve her yerdeki kuruluşların buluta geçişini hızlandırmak için yapmakta olduğu yatırımları da gözler önüne seriyor. Aynı zamanda, hali hazırda Türkiye’de 580’nin üzerinde üye ile aktif olan AWS Kullanıcı Grubu’na da katkıda bulunuyor. Ayda bir defa gerçekleştirilen Kullanıcı Grubu toplantıları, her beceri düzeyinden müşterilerin AWS Cloud hakkında daha fazla bilgi edinmesine yardımcı oluyor.

Dünya çapında birçok Türk şirketi de AWS müşterileri arasında

AWS 2006 yılında hayata geçirildiğinde bulut hizmetlerini ilk kullanmaya başlayanlar arasında Türkiye’den kuruluşlar da bulunuyordu. Türkiye’de bulunan müşteriler artık geliştirme ve test ortamlarından Büyük Veri analitiğine, mobil, web ve sosyal uygulamalardan işletmelere yönelik iş uygulamaları ve kritik iş yüklerine kadar her şeyi çalıştırmak için AWS’i kullanıyorlar. Bugün, Peak Games, Yemeksepeti ve Siberalem.com gibi Türkiye’nin en tanınmış ve en hızlı büyüyen şirketlerinden bazıları ve Digitürk, Arҫelik, Vestel Elektronik, Pegasus Airlines, Metglobal ve Türk Telekom gibi dünya çapındaki birçok şirket de AWS müşterileri arasında yer alıyor.

Türk şirketleri, on yıla yakın bir süredir inovasyonlarını AWS üzerinde gerçekleştiriyor ve pazara sürüm süresini hızlandırmak ve işletmelerini dünyanın dört bir yanındaki müşterilere erişecek şekilde büyütmek için buluttan yararlanıyor” diyen Amazon Web Services EMEA Başkanı Steve Midgley, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de bir AWS ofisi açma kararı, hızla büyüyen müşteri tabanına hitap ederken, burada bulunan geniş yetenek havuzu ve ülkede bulut kullanımına geçişi desteklemek için yaptığımız yatırıma da işaret ediyor. Bir yandan kendi organizasyonları içinde inovasyona yön vermelerine yardımcı olmak diğer yandan da sektöre liderlik edecek düzeylerde güvenilirlik, gizlilik ve güvenlik sağlamak üzere Türkiye’de daha da fazla şirket ile birlikte çalışmaktan büyük bir heyecan duyuyoruz.”

Ofis açılışı memnuniyetle karşılanıyor

Yeni AWS ofisini memnuniyetle karşılayanlar arasında, birçok sektörden kuruluşlar bulunuyor. Türkiye’nin önde gelen yayıncısı ve hem Türk hem de uluslararası içerik portalı Digiturk, yurtdışında yaşayan müşterilerine hizmet götürmek için AWS’ten yararlanıyor. Digitürk Teknolojiden Sorumlu Başkanı Hatice Memigüven, ofisin hizmete açılması hakkında şunları söyledi: “International Play hizmetimiz için AWS’i kullanarak pazara sürüm süremizi %20 azaltırken müşteri deneyimimizi ve inovasyon çalışmalarımızı da iyileştirdik. AWS ile, müşterilerimize son derece güvenilir bir deneyim sağlarken trafikteki ani artışlara bakılmaksızın talebe uyum sağlama esnekliğini de elde ediyoruz. Türkiye’deki yeni AWS ofisini ve personelini memnuniyetle karşılıyoruz. Bu, AWS üzerindeki inovasyonlarımızın hızını arttırmamıza ve daha geniş bir Digiturk ürün yelpazesi genelinde müşteri deneyimimizi daha da geliştirmemize yardımcı olacak.”

AWS’in Türkiye’deki genişlemesine sevinen bir diğer büyük kuruluş Pegasus Havayolları. Kuruluş, Türkiye’nin en büyük ve en eski havayolu şirketlerinden biri olarak, bulut bilişimin şirketlerin inovasyon yapmasına yardımcı olmak konusundaki gücünün farkında. “AWS, başta Elektronik Uçuş Çantası (EFB) uygulamamızın geliştirilmesi olmak üzere, havayolumuzun modernizasyon stratejisinin kilit unsurlarından biri oldu” diyenPegasus Havayolları Başkan Yardımcısı Ömer Kaya, “AWS üzerinde çalışan EFB uygulamamız ile, tüm pilotlarımız uçuş planlarına, uçak kılavuzlarına, operasyon kılavuzlarına, kontrol listelerine ve seyir defterlerine dünyanın her yerinden, güvenli olarak erişebiliyor. Ayrıca, EFB’nin zahmetli evrak işlerini ortadan kaldırması sayesinde, uçuş başına ağırlığı 50kg azaltarak yılda 500.000 ABD dolarının üzerinde tasarruf sağlıyoruz. AWS ekibinin Türkiye’de olması, şirket olarak tüm yolcularımıza fayda sağlayacak inovasyonlarımız daha da hızlandırmamızı mümkün kılacak” diye ekledi.

Uluslararası erişiminin güçlendirilmesinde AWS’den yardım alan bir diğer Türk şirketi de beyaz eşya ve elektronik devi Arçelik. Kuruluş, Arçelik, Beko, Grundig ve daha birçok marka ile tanınıyor. “AWS, Akıllı TV’lerimiz için sunduğu arka uç tekolojiler ile 24 ülkedeki müşterilerimize gelişmiş bir eğlence deneyimi sağlamamıza yardımcı oluyor” diyenArçelik Takım Lideri Hürriyet Keskin şöyle devam etti: “Bulutun talebe dayalı doğası, inovasyonlarımızı daha hızlı gerçekleştirerek müşterilerimize yeni uygulamaları ulaştırma süremizi yarı yarıya azalttı. Türkiye’deki ofisin açılması ve sahadaki AWS personelinin sayısının artması ile, yeni teknolojileri müşterilerimize ulaştırma süremizi daha da azaltmayı umuyoruz.”

Vestel Grubu bünyesindeki Vestek gibi Türkiye’deki Araştırma ve Geliştirme kuruluşları da inovasyonlarına hız katmak için AWS’ten yararlanıyor. Vestel Program MüdürüGürcan Aktaş,Vestek ARGE, maliyetleri azaltmak, pazara sürüm süresini ve müşteri deneyimini iyileştirmek ve inovasyonu artırmak için AWS’ten yararlanıyor. AWS üzerinde çalışan Akıllı TV portalımız dünya çapında 30 ülkedeki müşterilerimize hizmet veriyor. Türkiye’deki yeni AWS ofisi ve yerel çalışanları ile, BT maliyetlerimizi azaltmaktaki uzmanlıklarından yararlanırken aynı zamanda dünyanın dört bir yanındaki müşterilerimize verdiğimiz hizmetin kalitesini de artırıyoruz” dedi.

Türkiye’de faaliyet gösteren uluslararası şirketler de işlerini buluta daha hızlı taşımak için kendilerine yerel kaynaklara erişim sağlayan yeni AWS ofisini memnuniyetle karşılıyor. Bu şirketlerden bir diğeri de Coca Cola İçecek (CCI). Coca Cola İçecek CIO’su Gökhan Kıpçak şunları söyledi: “AWS Cloud’un sunduğu hız, inovasyon ve toplam sahiplik maliyetinin iyileştirilmesi gibi faydalardan yararlanmak, şirketimiz için son derece önemli. Türkiye’de de AWS ofisinin bulunması, şirketimizin dijital dönüşümünde, CCI’ın AWS ile işbirliğini daha da geliştirecek.”

Genç ve yenilikçi şirketlerin yanında

AWS, büyük kuruluşların yanı sıra, genç ve yenilikçi Türk start-up’ları ile de birlikte çalışarak işlerini küresel ölçekte büyütmelerine yardımcı oluyor. İstanbul’da kurulan genç ve yenilikçi şirketlerin en iyi örneklerinden biri de bugün dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca müşteriye hizmet veren Peak Games. Dünya çapında 150’nin üzerindeki ülkede yaklaşık 30 milyon aylık kullanıcısı ile Türkiye’den çıkan en başarılı genç ve yenilikçi şirketlerden biri olan Peak Games, aynı zamanda dünyanın en başarılı beş sosyal oyun şirketi arasında yer alıyor. “Artık Türkiye’de de bir AWS ofisinin bulunması bizim açımızdan harika bir haber” diyen Peak Games Bulut ve Büyük Veri Servisleri Başkanı Serdar Şahin şunları söyledi: “AWS’in kullandığınız kadar ödemenize imkan kılan yapısı sayesinde, daha ilk günden itibaren global ölçekte faaliyet göstermeye başladık. AWS’i kullanarak, beş ila 10 dakika içinde sunucu tedarik edebiliyoruz, ki bu da pazara sürüm süremizin yüzde 75 azalması anlamına geliyor. Bu, yeni oyunları müşterilerimize daha hızlı ulaştırmamızı mümkün kılıyor. AWS’in ölçeklendirilebilirliği olmasaydı, bunu başaramazdık ve buradaki ofis bunu yapmamıza daha da fazla katkı sağlayacak.”

Yeni ofis, Amazon’un Avrupa, Ortadoğu ve Afrika’da devam eden yatırımları ve genişlemesinin de bir parçası. 2014 yılında, Amazon bölgede 6.000’i aşkın yeni iş yarattı. Türkiye’de veya Amazon’un dünyanın dört bir yanındaki şirketlerinden herhangi birinde bir poziyona başvurmak isteyenler, çevrimiçinde, www.amazon.jobs adresini ziyaret edebilirler.

HPE, Synergy’i duyurdu

0

hpe synergy
Hewlett Packard Enterprise (HPE), hibrit altyapı kullanımının avantajlarından faydalanmak isteyen kuruluşlar için hem geleneksel hem de bulut temelli uygulamaları çalıştırmak üzere tasarlanmış ilk platform olan HPE Synergy’yi bugün duyurdu. Hewlett Packard Enterprise tarafından geliştirilen çığır açıcı yeni bir mimariye dayanan HPE Synergy, kuruluşların geleneksel ve özel bulut kaynaklarının birlikte doğru kullanımını sürekli optimize etmelerine yardımcı olmak üzere sıvı kaynak havuzları, yazılım tanımlı zekâ ve birleştirilmiş bir Uygulama Programlama Arayüzü (API) sunuyor.

Günümüzde kuruluşların, yeni uygulama ve hizmetleri hızla sunma, yeni iş modelleri benimseme ve yeni pazarlara girme alanlarında daha önce hiç olmadığı kadar çok fırsatı bulunuyor. Bu heyecanın getirdiği baskının büyük kısmı, BT birimlerine yansıyor. BT birimlerinden, işletmelerini yöneten geleneksel sistem ve uygulamalardan eşzamanlı olarak daha fazla verimlilik almaları ve maliyet tasarrufu sağlamaları , bunun yanı sıra mobil cihaz, büyük veri ve bulut temelli teknolojilerin kullanımıyla yeni hizmetlerin hızla geliştirilmesi ve sunulması için bir temel oluşturmaları bekleniyor.

IDC Araştırma Direktörü Jed Scaramella, “Şirketin taleplerini karşılamak için CIO’lar (Bilgi Sistemleri Yöneticisi) ve BT yöneticileri, gittikçe daha uygulama merkezli hizmetler sunmalıdır. Güncel kalmak için BT’nin hem eski yatırımları destekleyebilecek güvenilir ve maliyet etkin bir altyapıyı hem de hizmetleri bir bulut sağlayıcısı gibi sunacak esneklik ve hıza sahip bir altyapıyı sağlaması gerekir.” şeklinde konuştu.

Birbirinden çok farklı olan bu iki işletim modelinin desteklenmesi, BT altyapısı oluşturma yöntemlerinin gözden geçirilmesini gerektiriyor. HPE Synergy, bu zorluğun üstesinden gelebilmek için, Composable Structure (Oluşturulabilir Altyapı) adı verilen yeni bir mimari geliştirdi. Bu mimari, üç temel tasarım ilkesinden oluşuyor:
1. Sıvı Kaynak Havuzları (Fluid Resource Pools)
a. Uygulamanın birebir ihtiyacına uygun şekilde oluşturulabilecek ve yeniden oluşturulabilecek hesaplama, depolama ve fabric networking (ağ oluşturma)
b. Dağıtıma hazır iş yüklerini çalıştırır
c. Tüm iş yüklerini -Fiziksel, Sanal ve Containerized (konteyner benzeri) – destekler.

2. Yazılım Tanımlı Zekâ (Software Defined Intelligence)
a. İhtiyacınız olan altyapıyı kendi kendine keşfeder ve kendi kendine birleştirir
b. Dağıtıma hazır iş yüklerini çalıştırır
c. Yinelenebilir, engelsiz güncellemeler

3. Birleştirilmiş API (Unified API)
a. Altyapının her elemanını içeren tek satırlık kod
b. % 100 altyapı programlanabilirliği
c. Hizmet Olarak Altyapı için çıplak sacdan arayüz

HPE Synergy, hesaplama, depolama ve ağ oluşturma işlevlerini fiziksel olarak bir araya getirir ve herhangi bir uygulamaya yönelik fiziksel ve sanal kaynakları, HPE OneView tarafından desteklenen tek bir arayüz üzerinden her türlü konfigürasyonda yapılandırabilir. Genişletilebilir bir platform olarak, çok çeşitli uygulamaları kolaylıkla çalıştırır ve ölçeklenebilir bir hibrit bulut ortamı kullanmak ve sürekli DevOps’a (geliştirme işlemleri) olanak sağlamak isteyen müşteriler için idealdir.

Hewlett Packard Enterprise’ın Enterprise Group Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Antonio Neri, “Pazar verileri, önümüzdeki beş yıl boyunca geleneksel BT ve özel bulutların hibrit bir kombinasyonunun pazara hakim olacağını açıkça gösteriyor. Kuruluşlar, bulutun hızından ve çevikliğinden yararlanmak istiyorlar ancak ticari bakımdan kritik uygulamaları kendi veri merkezlerinde çalıştırmanın verdiği güvenilirlik ve emniyeti tercih ediyorlar. BT, HPE Synergy ile kod formunda altyapı sağlayabilir ve şirketlere kendi veri merkezlerinde bulut deneyimi yaşatabilir.” dedi.

HPE, müşterilerine BT birimini anında ve sürekli yeni değer yaratacak ve sunacak biçimde güçlendiren bir deneyim sunabilmek için benzersiz inovasyonları piyasaya sürüyor.
Fazla Tedarik ve Sermaye Harcamalarını Azaltır
Günümüzün tipik BT ortamında, fazla tedarik ve kullanılamaz hale gelen kaynaklar yaygın hale geldi. Doğal Kaynakları Koruma Konseyi’ne göre, ortalama fazla sunucu tedarik etme oranı yüzde 82 ila 88’dir1. HPE Synergy’nin benzersiz dahili yazılım zekası, otomatik keşif becerileri ve sıvı kaynak havuzları sayesinde müşteriler, çalışmaya hazır fiziksel, sanal ve containerized uygulamaları anında başlatabilir. Tek bir arayüz üzerinden fiziksel ve sanal kaynakları oluşturabilirken fazla tedarik seviyesini % 60 kadar düşürebilir ve bunun sonucunda da peşin sermaye harcamaları tasarrufunu % 17’ye, devam eden sermaye harcamaları tasarrufunu ise %30’a kadar arttırabilir.2

Uygulamaları Bulut Hızında Çalıştırır
İş kolları (LOB’ler), BT birimlerinden yeni uygulamaları daha hızlı geliştirip kullanıma koymaları için gereken altyapıyı sağlamalarını talep eder. HPE Synergy, BT’nin herhangi bir iş yükü için bulut hızında hazır olan bir altyapı sağlayabileceği yazılım tanımlı şablonlar ve çalıştırılabilir resimler sunar.
Geleneksel altyapının yeni bir mobil uygulama veya hizmeti çalışır hale getirmesi ortalama altı haftayı3 bulabilir. Pek çok araç katmanı gerektiren karmaşık süreçlerin yanı sıra, birden çok ekibin işbirliğinin getirdiği yük sonucunda, doğru altyapıyı inşa etmek zorlu ve zaman alıcı bir iş olur. HPE Synergy, uygulamaya özel şablonları kullanarak hesaplama, depolama ve ağ oluşturma işlemlerini hızla yerine getirir; böylece altyapının kullanıma alınmasına ve düzenli olarak güncellenmesine izin verir. Ayrıca, HPE Synergy, müşterilerine tek bir kişinin oluşturulabilir altyapıyı kurabileceği, işletim ortamı resimlerini içeren bir kitaplık sunarak, BT hizmetlerinin sunumunu kolaylaştırma ve BT’ye LOB’lerin hızla değişen ihtiyaçlarına daha iyi karşılık verme fırsatını sunar.

Üretkenliği ve Kontrolü Artırır
Altyapının geliştiricilere sunulmasının daha basit hale getirilmesi anlamında, güçlü bir birleşik API ve Arista, CapGemini, Chef, Docker, Microsoft, NVIDIA ve VMware gibi partnerlerle büyümekte olan bir ekosistem yalnızca HPE Synergy’de mevcuttur. Birleşik API, kodu test etmek, geliştirmek ve çalıştırmak için gereken oluşturulabilir altyapıyı keşfedecek, arayacak, temin edecek, güncelleyecek ve tanılayacak tek bir arayüz sunar. HPE’nin yenilikçi Oluşturulabilir API’si, tek satırlık bir kodla uygulamalar için gereken altyapıyı tamamen tanımlayabilir ve temin edebilir; böylece haftalar sürecek zaman alıcı kodlama işlemi ortadan kalkar.

HPE Synergy’nin Optimize Edilmesi
HPE Synergy’ye yönelik mevcut hizmetler, ayrıca, oluşturulabilir ekosisteme tek noktadan destek, pay-as-you-grow (büyüdükçe öde) kapasitesi ve altyapıyı kod şeklinde otomatikleştirme ve optimize etme konusunda yardım sağlayarak bir ilki gerçekleştiriyor. HPE’in uzmanları, müşterilerin oluşturulabilir altyapının avantajlarını hızlıca benimseyip uygulamaya koymalarına yardımcı olmak amacıyla altyapı stratejisi ve teknoloji eğitimi vermenin yanı sıra sistem sistemin kurulması ve 7/24 işlem için desteğe hazırlar.

HPE Finansal Hizmetler, müşterilerin bu yenilikçi teknolojiye kolay yatırım yapmalarına yardımcı olmak amacıyla HPE Flexible Asset Return for Servers4 programını duyurdu. Program, müşterilere yeni teknoloji kurulumlarında belirsizliği kontrol altına alabilmek için üst düzey bir yatırım yönetimi yardımı sunuyor. Müşterilere hız, kullanım kolaylığı ve zaman ayırmayla ilgili değişen taleplere proaktif olarak uyum sağlama fırsatı verilirken, ihtiyaç duyulmayan sunucuların belli bir kısmını 12 ay içerisinde iade etme seçeneği de veriliyor.

Zuckerberg 45 milyar dolar bağış yaptı!

0

zuckerberg
Facebook’un CEO’su Zuckerberg dün bir kız çocuk sahibi oldu.

Kızına yazdığı mektubu da basına duyuran Zuckerberg, Facebook’taki hisselerinin %99’unu eşi Priscilla Chan ile oluşturdukları Chan Zuckerberg Vakfı’na bağışladığını duyurdu. Vakfın amacı, hastalıklara çare bulmak, dünyadaki eğitimi destkelemek ve iletişim kanalları geliştirmek olarak özetlenebilir.

Aslında bu hareket büyük bir sürpriz değil. Bill Gates’in başını çektiği milyarder iş adamları, “kefenin cebi yok” anlayışıyla, kazandıkları milyar dolarları bağış işlerine harcamaya karar vermişler ve bunu için oluşturdukları harekete de “Giving Pledge” ismini vermişti. Bill Gates’in vakfı da, pek çok farklı projenin yanında, Afrika’da hem sıtma salgınlarını önlemek hem de diğer hastalıklara karşı aşıyı geniş bölgelere yaymak için sivrisineklerin DNA’sını değiştirerek, sivrisineklerin vücuduna aşı yüklemek ve sinekler sayesinde bölgedeki insanları ve hayvanları aşılamak üzerine bir proje geliştiriyor.

Zuckerberg’in bağışı yine de bazı şartlara bağlı. Bu şartlar göre, Zuckerberg her yıl hisselerinin sadece bir bölümünü vakfa devredebilecek. Bu miktrda yıllık 1 milyar doları geçemeyecek. Yani şu andaki değeri ile 45 milyar dolar değerindeki hisselerin tamamıyla vakfa geçebilmesi için en az 45 yıl gerekecek. Bu da Zuckerberg’in ömrü boyunca Facebook’un en büyük ortakları arasında yer almasına yetecek gibi görünüyor. Elbette Zuckerbeg minimum bir sınır koymuş değil ve bazı yıllar hisselerini hiç devretmeyebilir.

Bir diğer deyişle, ölene kadar hisseleri kendi kontrolünde tutma hakkına sahip.

AİHM YouTube kararını açıkladı

0

Tarih 2008, mevsimlerden bahardı. Atatürk’e hakaret içeren bir video yüzünden dünyanın en büyük video paylaşım sitesi erişime engellenmişti. Yasak 30 Ekim 2010’a kadar sürdü. Konuyu insan haklarına engel teşkil etmesi nedeniyle mahkemeye taşıyan akademisyenler Serkan Cengiz,Yaman Akdeniz ve Kerem Altıparkmak davadan ret cevabını alınca durumu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşımıştı.

15-12/01/23.jpg

Kısaca davanın neden açıldığından da bahsedelim. Davanın açılma sebebisadece bir içerik için bütün bir siteye erişimin engellenmesi, üstelik iletişimimizi teknoloji ile gerçekleştirdiğimiz bu çağda kullanıcıları bilgi, fikir alma ve yayma hakkına engel teşkil etmesiydi. Aradan geçen uzun yıllar sonunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi konu hakkında bir karara vardı.

Mahkeme’ye göre Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. Maddesini ihlal etmiş. Davayı açan isimlerden Kerem Altıparmak bu sonucun,  5651 sayılı kanunun 8. maddesiyle ile ilgili çıkan AİHM kararının yargıçlara götürülmesi gerektiğini söyledi

 

Kaynak: ShiftDelete.Net

2016’da M2M ve IoT kaynaklı siber saldırılara dikkat

0
Büyütmek için tıklayın

Siber güvenlik ve tehdit istihbaratı alanında yüksek performanslı çözümler sunan Fortinet, 2016’ya yaklaşırken, kötü amaçlı yazılımlar ve ağ güvenliğiyle ilgili en güncel ve en önemli trendleri yıllık güvenlik raporunda derledi.

Fortinet’in araştırma birimi FortiGuard Laboratuvarları tarafından hazırlanan “New Rules: The Evolving Threat Landscape in 2016” adlı raporda, yeni yılda Nesnelerin İnterneti (IoT) ve bulut bilişim sistemlerinin siber tehditlere ve gelişmiş kötü amaçlı yazılımlara daha fazla maruz kalacağı öngörülüyor.

FortiGuards güvenlik uzmanları aynı zamanda raporda, siber suçluların adli kovuşturmalardan ve tehdit tespit mekanizmalarından kaçınmak için geliştirdiği, üstün görünmezliğe sahip yeni ve karmaşık “hacker” tekniklerine karşı hizmet sağlayıcıları ve işletmeleri uyarıyor.

Fortinet ise, araştırma sonuçları ışığında, yeni yılda kapsamlı bir güvenlik stratejisi oluşturarak proaktif davranabilen ve siber saldırganlardan bir adım önde olan işletmelerin, rekabette de öne çıkacağının altını çiziyor.

Fortinet tahminlerine göre 2016’da iş dünyasını tehdit edebilecek ilk 5 siber güvenlik tehdidi ise şöyle:

M2M saldırılarında artış ve cihazlar arası virüs transferi

2015, IoT cihazlarının saldırıya ne denli açık olabileceğini yazan sayısız haber ve makaleyi okumakla geçti. Arada yaşanan birkaç sıkıntılı vaka da bunları kanıtlar nitelikteydi. 2016 ise, bu cihazlar arasındaki güvenli iletişim protokollerini hedef alabilecek daha gelişmiş kötü amaçlı yazılımlarla birlikte geliyor. FortiGuard uzmanları, bu yazılımların “karaya ayak basma ve yayılma” taktiğini kullanarak  birbiriyle bağlantılı IoT cihazları arasındaki güvenlik açıklarından faydalanacağını ve kurumsal ağlar ve donanımlar içinde bu şekilde tutunacaklarını tahmin ediyor.

IoT cihazlarına saldırmaya kodlanmış solucanlar ve virüsler  

Solucanların ve virüslerin bu denli büyük maddi kayıplara ve sistemsel aksaklıklara neden olmasının ardında, giyilebilir cihazlardan tıbbi donanımlara kadar milyarlarca cihaz aracılığıyla kolaylıkla çoğalabilme kabiliyetleri yatıyor. FortiGuard uzmanları daha önce yayınladıkları pek çok raporda, gömülü arayüzü olmayan cihazlara bile minimum kodla, kolaylıkla yayılabilen ve kalıcılığını sürdürebilen virüs ve solucan bulaştırılabildiğini dile getirmişti. Bu nedenle işletmelerin 2016’da M2M ve IoT cihazlarda yayılma potansiyeli çok yüksek olan solucan ve virüslere dikkat etmesi gerekiyor.

Bulut ve sanallaştırma altyapılarına yönelik saldırılar 

2015’te Venom ile açığa çıkan güvenlik açıkları, bu kötü amaçlı yazılımın hipervizörden kaçarak sanallaştırılma ortamındaki bir ana makineye sızabilme potansiyelini ortaya çıkardı. Bu doğrultuda öngörülerini paylaşan uzmanlar; sanallaştırma, özel ve hibrit bulut teknolojilerine yönelik her geçen gün artan güvenin, 2016’da siber suçlular için ortamı daha müsait hale getireceğini düşünüyor. Aynı zamanda bulut bazlı sistemlere erişebilen çok sayıda mobil uygulama olduğundan, bilgisayar korsanları tarafından ele geçirilmiş mobil cihazların, kurumsal ağlara, özel veya genel bulut ortamlarına uzaktan saldırmak için etkili birer taşıyıcı olarak kullanılabileceği tahmin ediliyor.

Saldırı delillerini ortadan kaldırabilen yeni “hayalet yazılımlar”

Rombertik adlı kötü amaçlı yazılım, 2015’te piyasadaki en kritik “blastware”lerden biri olarak dikkatleri üzerinde topladı. Fakat blastware’ler tespit edildiklerinde, uzun süre gizlenerek içinde yaşadıkları ele geçirilmiş sistemi altüst etmek veya etkisiz hale getirmek için tasarlandığı için, FortiGuard uzmanlarına göre siber suçlular için 2016’nin gözdesi çok büyük ihtimalle “ghostware” olarak tanımlanan hayalet yazılımlar olacak. Bu yazılımlar, pek çok güvenlik yazılımının tespit edebileceği sisteme sızma izlerini ortadan kaldırıyor. Bu, bir işletmenin hayalet yazılım saldırısı sırasında ne kadar veri kaybına uğradığını hesap etmesini de güçleştiriyor.

Gelişmiş sandbox teknolojilerinden kaçabilen kötü amaçlı yazılım

2015’te işletmelerin büyük bir kısmı, çalışma zamanı boyunca sistemdeki şüpheli dosyaları takip ederek, “sandboxing” yöntemi ile derinlerde gizlenmiş veya bilinmeyen kötü amaçlı yazılımları tespit edebildi. Bu yazılımlar, izlendiğini fark ettiklerinde normal bir davranış sergileyen, fakat sandbox filtresinden başarıyla geçtikten sonra zararlı yükleri sisteme bırakmaya başlayan yazılımlar. Uzmanlar, 2016’da gelişmiş sandbox çözümlerinin bile bu tür yazılımları tespit etmesinde işletmelerin sıkıntı yaşayabileceğini öngörüyor.

FortiGuard uzmanlarının incelediği tüm bu siber tehdit trendleri, hem güvenlik çözümlerini uygulamaya koyan işletmeler hem de bu çözümleri geliştiren hizmet sağlayıcılar için zorlayıcı olacağa benziyor. Tehdit araştırmalarında ve ağ güvenliğinde son teknolojileri kullanan Fortinet, dünya çapındaki milyonlarca cihazdan gelen tehdit zekası verileriyle güvenlik çözümlerini sürekli olarak güncelliyor ve 2016 için uçtan uca ağ koruması sağlayan güvenlik altyapıları vadediyor.

Fortinet Güvenlik Stratejisti Derek Manky, “200’den fazla güvenlik araştırma uzmanının görev yaptığı FortiGuard Laboratuvarları, son çıkan siber tehditleri, sıfır gün saldırılarını ve kötü amaçlı yazılımları takip ve tespit ederek müşterilerimize mümkün olan en iyi korumayı sağlamak için 10 yıl önce kuruldu. O günden bu yana küresel siber tehdit ortamındaki verileri inceleyerek kapsamlı bir tehdit zekası oluşturuyoruz. Bu da işletmelerin ve kurumsal müşterilerimizin yeni tehditler karşısında en kısa sürede önlem alabilmelerini sağlıyor” diyor.

Fortinet Kurucusu ve CEO’su Ken Xie ise, konuyla ilgili olarak şunları söylüyor: “Yeni cihazların sayısındaki artış, sürekli insanlar ve cihazlarla bağlantılı oluşumuz, bizi hem günümüzün hem de geleceğin güvenlik teknolojilerini ve altyapılarını tasarlamaya yöneltiyor” diyor.

Facebook Türkiye Direktörü değişti

0

derya matras 2

Şirketin Londra ofisinde görev yapacak olan Matraş, Facebook bünyesindeki Türkiye’de faaliyet gösteren marka ve ajansların Facebook, Instagram ve diğer ilgili şirket ürünlerini en iyi şekilde kullanmalarına yardımcı olmak amacıyla çalışan ekibe liderlik edecek.

Facebook duyuruyu bugün yapmış olsa da, Matraş’ın LinkedIn sayfasında, Ekim ayından beri bu görevde bulunduğu bilgisi yer alıyor.

Lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Elektrik – Elektronik Mühendisliği Bölümü’nde alan Matraş, Columbia Business School’da MBA derecesini tamamladı. Daha önce Oliver Whyman, McKinsey & Company gibi uluslararası şirketlerde görev aldı. Matraş, Facebook’a katılmadan önce Doğan Holding bünyesinde Perakende, Eğlence ve Eğitim Grubu’ndan sorumlu Başkan Yardımcısı olarak görev yapmaktaydı.

Yeni rolü ile ilgili heyecanını dile getiren Matraş; “Facebook’ta bizim sıkça kullandığımız bir söz var: Biz bu yolculuğun henüz sadece yüzde 1’ini tamamladık – ve bu durum Facebook’un Türkiye’deki faaliyetleri için daha doğru olamazdı. Ben bu yolculuğa daha yeni başlıyorum; fakat bağlantının gücüne dair gördüklerim şimdiden çok ilham verici… Facebook ülkemizde çok yaygın olarak kullanılıyor ve bu durum şirketin sunduğu ilgili ve etkili reklam çözümleri ile birleştiğinde ortaya, Türkiye’nin günden güne gelişen ve zenginleşen ekosisteminde faaliyet göstermek isteyen marka ve ajanslar için eşi bulunmaz fırsatlar çıkarıyor. Türkiye’deki mevcut ve potansiyel müşterilerimizin etkili dijital stratejiler geliştirmesine destek olmayı ve müşterilerimizin Facebook deneyimlerini en iyi noktaya taşımak için onlarla çalışmayı sabırsızlıkla bekliyorum” dedi.

Türkiye’de 4 şirketten 3’ü şirket içinde güvenlik vakası yaşıyor

0

security2
Şirketin BT altyapısı genişledikçe tehdit ortamı da genişler. Yeni bileşenler yeni zayıf noktalar demektir. Bu durumun ciddiyeti her çalışanın, özellikle de BT bilgisine sahip olmayanların değişen BT ortamının hızına ayak uyduramaması nedeniyle artar. Sonuç olarak şirketler, sadece dış tehditlere değil aynı zamanda çalışanları kaynaklı iç tehditlere de maruz kalır.

Bu durum, dünyanın her yerinden şirket içi tehditlerle karşılaşmış şirketlerin %21’inin, değerli verilerini işlerine etki edecek şekilde kaybetmiş olduğunu gösteren anketle doğrulandı. Çalışmada ayrıca değerli şirket verilerinin yanlışlıkla kaybedildiği (%32) ve kasten kaybedildiği (%16) vakalar da bildirildi. Veri sızıntılarına ek olarak şirket içi kayıplar, çalışanların mobil cihazlarının kaybedilmesini ve çalınmasını da içeriyor. Katılımcıların %19’u yılda en az bir kez kurumsal verileri içeren bir mobil cihaz kaybettiğini doğruladı.

Bir diğer önemli faktör de personel dolandırıcılığı. Ankete katılanların %18’i, çalışanlarının finans dahil çeşitli şirket kaynaklarını kendi menfaatleri için kullandığı durumlarla karşılaştı. Yüzde düşük olabilir ancak, bu vakaların neden olduğu kayıplar önemli olabiliyor.

Kaspersky Lab Uç Nokta Güvenlik Başkanı Konstantin Voronkov şu yorumlarda bulundu: “Tek başına bir güvenlik çözümünün şirket verilerini korumak için yeterli olmadığı bir sır değildir. Bu çalışmanın sonuçları da bunu kanıtlamaktadır. Gerekli olan, güvenlik zekasıyla desteklenen entegre ve çok seviyeli bir yaklaşımdır. Bu yaklaşıma çalışanların eğitimi, özelleştirilmiş çözümlerin kullanımı ve erişim yetkilerinin kısıtlanması gibi güvenlik ilkelerinin kullanımı dahil edilmelidir.”

HPE ve Microsoft, bulutta ortaklık yapacaklar

0

IMG_0017HPE (Hewlett Packard Enterprise) ve Microsoft, bugün yaptıkları duyuruyla, bulut bilişim alanında ortak hizmetler sunacaklarını açıkladılar. Londra’da, Türkiye basınından TechInside’ın da katıldığı lansmanda açıklanan iş birliğine göre, iki şirket, HPE ve Microsoft servis ve ürünlerini birleştirerek, hibrid bulut bilişim servisleri sunacaklar.

Microsoft’un Azure bulut servisleri, HPE müşterileri için tercih edilen bulut bilişim servisi olacak. Microsoft’un hibrid bulut bilişim tekliflerinde de HPE tercih edilen alt yapı entegratörü olacak.

HPE CEO’su Meg Whiteman, “Azure gibi genel bulut servisleri, hibrid bulut bilişim sistemlerinin çok önemli bir parçası ve Microsoft Azure, müşterilerin en çok ihtiyaç duyduğu HPE çözümleri ile harika bir birliktelik oluşturuyor,” dedi.

Ortaklar, mühendislik çalışmalarından yeni nesil bilişim platformlarıyla müşterilerin IT altyapılarını optimize etmeye, bilişim tüketim modellerini ayarlamaya ve iş modellerini daha hızlı çalışacak biçimde ilerletmeye değin her alanda iş birliği içinde olacaklar.

IMG_0018Microsoft CEO’su Satya Nadella ise “Bizim görevimiz,  bu gezegendeki her organizasyonu HPE ile geniş yapılı ortaklığımızın arkasındaki güç ile desteklemek, Microsoft Azure, Windows 10 ve Office 365 ile güçlendirmek,” diyerek şöyle devam etti: “Uzun süreli işbirliğimizi şimdi Azure’un gücü ve HPE’nin lider altyapı, destek ve servisleriyle birleştiriyoruz.

İşbirliğinin ilk parçası olarak HPE, mevcut sunucuları üzerinde Azure kullanımını artıracak. HPE kullanıcıları Azure ile bulut servislerinden hızla yararlanmaya başlayacak.

HPE, önümüzdeki dönemde 5000 yeni Azure bulut mimarisi ile desteklenen servisini devreye sokmayı planlıyor. Bu sayede müşeterileri Azure’un daha esnek, daha açık ancak daha güvenli bulut yeteneklerine kavuşacak.

 

Pazarlamada anlık bildirimin önemi artıyor

0

mobile-marketing-yourstoryCep telefonu veya tablet üzerinden düzenli olarak iletişime geçilebilecek tüketicilerin toplamı giderek artış gösteriyor. Bu gerçekten yola çıkan optivo, geliştirdiği anlık bildirim pazarlamasını mümkün kılan araçları ile marka iletişimine yeni bir fırsat katıyor. Cep telefonlarına gelen anlık bildirimlere kullanıcıların alışık olması ve genellikle bu bildirimlere anında tepki vermeleri, özellikle dijital pazarlamacılar için yeni fırsat kapıları aralıyor. optivo, bu tarz anlık bildirimlerin en çok sınırlı süreli kampanyalarda veya özel gün indirimlerinde işe yaradığını belirtiyor. Anlık bildirimler, ideal olarak belli bir durumda tetiklenen otomatik olarak oluşturulmuş mesajlar olarak gönderiliyor.

optivo’dan e-posta pazarlama gurusu René Kulka’ya göre, kullanıcının markanın mobil uygulamasını cep telefonuna indirmiş olması, anlık bildirimlerin bir pazarlama mecrası olarak işe yaraması için ilk gerekli olan adım. Kullanıcılar uygulamayı yüklemeden önce anlık bildirimler gönderileceği ve bu konuda izninin istendiğini belirtmek, markanın saygınlığını artıracaktır.

Kulka, “İdeal olarak anlık bildirimler başlı başına ayrı bir kanal olarak değil, entegre bir çapraz kanal stratejisinin önemli bir parçası olarak görülmelidir” diyor. “Anlık bildirimlerin içeriği ve zamanlamasının diğer kanallardaki pazarlama faaliyetleri ile uyum içerisinde olması, etkinliğini artırıyor. Doğru otomasyon ile her kullanıcı için özelleştirilen anlık bildirimler, diğer dijital pazarlama kanallarına göre çok daha iyi sonuçlar veriyor”.

Anlık bildirimlerin diğer pazarlama kanallarına göre en büyük avantajı, tüketicinin telefon ekranında doğrudan görünmeleri. Tüketiciyi doğrudan ilgilendiren mesajlar, genellikle anında bir etkileşim başlatıyor. Eğer pazarlama mesajı tüketiciyi doğrudan ilgilendirmiyorsa ve zamanlaması da kötüyse bu sefer tam ters tepebiliyor. Bu yüzden René Kulka, cep telefonu anlık bildirimleri için en ideal çözümün, ilgi ve hız arasında kurulan oranda yattığını söylüyor.

Dünyada ilk kez halka açık 4K telekonferans yapılacak!

0

4k

Açılışta, dünyada ilk kez halka açık, 4K telekonferans ile TÜRKSAT 4B uydusundan ilk yayın yapılacak ve İstanbul’da yapımı devam eden 3. Boğaz Köprüsü, 3. Havalimanı, Körfez Geçit Köprüsü ve Ankara’da bulunan TAI Uydu Test Merkezi’ne canlı bağlantı gerçekleştirilecek.

Etkinliğin açılışını T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım ve Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanı Fikri Işık gerçekleştirecek.  T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım ve Bilim, Teknoloji ve Sanayi Bakanı Fikri Işık’ın katılım göstereceği etkinlikte; 1 milyar dolarlık milli uydu ekosisteminin oluşturulması, 4,5 G- 5 G teknolojilerine yerli katkı desteğinin sağlanması, e-devlet kapısının bölgesel bir marka haline getirilmesi gibi konular ulusal ve uluslararası katılımcıların katkısıyla ele alınacak.

3. Havalimanı, 3. Boğaz Köprüsü ve Körfez Geçit Köprüsü’ndeki son durum, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın en önemli projelerinden biri olan TÜRKSAT 4B uydusundan yapılacak 4K telekonferans yayınıyla tüm Türkiye’ye aktarılacak. Etkinliğin dev projelerde gaza basmaya hazırlanan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı için, adeta bir “başlama vuruşu” olması bekleniyor.