Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 1800

E-kitap pazarı henüz yeterince büyük değil

0

Küresel e-kitap endüstrisi 8,5 milyar dolarlık hacmiyle 53,9 milyar dolar büyüklüğe sahip basılı kitap endüstrisinin oldukça gerisinde. Dijital okuma devrimindeki büyüme de 2013 yılında oldukça dikkate değer bir gerileme yaşayarak yüzde 5’te kalmıştı. 2012 ve 2013 yılları arasında duraksayan gelirler de 3 milyar doların biraz üzerinde.

İnsanlar tozlu baskı kitaplarını elektronik cihazların istilasına tercih ediyor olabilir mi? Amerikalı internet kullanıcılarının yüzde 46’sı sadece basılı kitap okurken yalnız e-kitap okuyanların oranı sadece yüzde 6. Öyle görünüyor ki kitap dükkanlarının ölümüne henüz var.

Öte yandan ülkemizde son günlerde babil.com‘un Calibro e-kitap okuyucular için yürüttüğü pazarlama kampanyası da büyük şehirlerimizde dikkat çekiyor. Özellikle e-kitapların eğitim açısından sağladığı imkanlar göz önüne alınırsa umuyoruz ki ülkemizde bu sektör büyür zira bu sektörün potansiyeline olan inancımız devam etmekte ve gelecek yıllarda e-kitapların ekonomik hacim olarak bir sıçrama yaşamasını bekliyoruz.

İstatistik servisi Statista’nın e-kitap sektörü ile alakalı yayınladığı infografiği aşağıda bulabilirsiniz.

Türk Telekom Avrupa’dan vazgeçmiyor

0

Türk Telekom,  Avrupa Telekomünikasyon Operatörleri Birliği’nin Yönetim Kurulu Üyeliğine ikinci kez seçildi. Geçtiğimiz günlerde Avrupa için «Dijital Düşün» gündemini duyuran ETNO, Avrupa’da regülasyonu ve üyeleri için ticari ortamı şekillendiriyor. ETNO’dan alınan bu güvenoyu Türk Telekom’un uluslararası arenadaki liderliğinin kanıtı oldu.

“Avrupa’da telekomünikasyon sektörünü şekillendirenler arasında bir Türk şirketi olması büyük önem taşıyor”

Türk Telekom CEO’su Rami Aslan, şirketin Avrupa Telekomünikasyon Sektöründe söz sahibi olmasının önemine değinerek, “Türk Telekom ailesinin, Avrupa kıtasının telekomünikasyon alanındaki politikasını şekillendiren şirketler arasında yer alması, Türkiye adına taşıdığımız çok kıymetli bir sorumluluk. Türk Telekom, sadece Avrupa’da değil GSMA ve SAMENA gibi küresel ve bölgesel platformlarda da aynı anda söz sahibi olan tek Türk şirket olarak önemli bir rol üstleniyor” dedi.

Avrupa önümüzdeki beş yıl içinde dijital dönüşümde 3 trilyon Avro’luk yatırım hacmine ulaşacak

Aslan, internetin beraberinde getirdiği rekabet ve telekomünikasyon sektörünün çok segmentli yapısı karşısında, gelecek için yeni bir ekonomik model ihtiyacı doğduğunun altını çizerek şunları söyledi: “Avrupa’nın dijital dönüşümü için yapılacak yatırımların yaklaşık 3 trilyon Avro’luk bir ekonomi yaratacağı tahmin ediliyor. Bu hem Türkiye hem de Avrupa telekomünikasyon sektörü için çok büyük bir fırsat ve parlak bir geleceği tarif ediyor. Türkiye’nin en değerli markası olarak ülkemizin dijital dönüşümünü gerçekleştirmeyi önceliğimiz olarak belirledik. Bu hedefle ilerlerken uluslararası yeni iş modelleri ve yaklaşımları geliştirmeye devam edeceğiz.”

ETNO Yönetim Kurulu Başkanı Luigi Gamberdella: “Türkiye ve Türk şirketleri daha güçlü bir Avrupa geleceği resminde yer almalı”

Bölgedeki yetkinliği ve etkisiyle Türk Telekom’un tekrar seçilmesinden dolayı memnuniyet duyduklarını belirten ETNO Yönetim Kurulu Başkanı Luigi Gamberdella “ETNO temsili AB sınırlarının ötesine geçiyor. Türk Telekom’un yönetim kuruluna tekrar üye olarak seçilmesinden memnuniyet duyuyoruz; Çok değerli katkıları sektörümüzün geleceği ve politikalar hakkında daha etraflı bir bakış açısını benimsememize yardımcı oluyor. Türkiye ve Türk şirketleri daha güçlü bir Avrupa geleceği resminde yer almalıdır” dedi.

Türk Hava Yolları uygulaması yenilendi

1

Monitise (eski adıyla Pozitron), Türk Hava Yolları’nı mobilde bambaşka bir görsel deneyime taşıdı. Monitise’ın uçtan uca geliştirip tasarladığı yeni Türk Hava Yolları uygulaması, değişen müşteri ihtiyaçlarına daha hızlı ve verimli yanıt verirken, aynı zamanda kullanıcıların hava yolu şirketlerinin mobil uygulamalarına bakışını tamamen değiştirecek nitelikte.

Android, iOS ve Windows Phone platformlarında çalışan yeni THY mobil uygulaması kullanıcılara bilet satın alma, check-in yapma, Passbook’tan mobil biniş kartı oluşturma, koltuk seçme, uçuş bilgilerine erişme, bagaj takibi yapma, favori havalimanları listesi oluşturma, promosyonlardan haberdar olma ve Türk Hava Yolları’nın sadakat programı Miles & Smiles’a kayıt olup avantajlarından yararlanma imkânı tanıyor.

Türk Hava Yolları’nın yine Monitise tarafından yenilenen mobil web sitesi de, kullanıcılara 360 derece bir deneyim sunarak hayatı kolaylaştırıyor.

Uygulamada öne çıkanlar

Yeni konsept ile kullanıcılar telefon rehberlerinde yer alan kişilerin bilgilerine erişip onlar için rezervasyon yapabiliyor ve bilet satın alabiliyor. Yapılan rezervasyonlar mobil takvime eklenebiliyor ve kullanıcıya hatırlatılıyor.

Uygulamada öne çıkan animasyonlar ise iPhone, Android ve Windows Phone kullanıcılarına çok daha görsel bir deneyim sunuyor. Kullanıcılar bir uçuş seçtiklerinde harita üzerinde kalkış ve varış noktalarını gösteren bir animasyon görüyorlar.

Gerekli bilgilerin doldurulmasının ardından uçuş özeti, hava durumu ve varış noktasını barındıran bir animasyonla da sergileniyor.

iPhone, Android ve Windows Phone uygulamasında ana menü, uygulamaya giriş saatine göre gece ya da gündüz görünümüne bürünüyor.

Monitise MEA CEO’su Fatih İşbecer, yeni THY uygulaması ile ilgili şunları söylüyor: “2009 yılından bu yana Türk Hava Yolları ile mobil teknolojiler alanında iş birliği halindeyiz. Türk Hava Yolları için 2009 yılında ilk mobil uygulamalarını tasarlayıp geliştirmiştik. Hatta THY iOS uygulamasında Passbook entegrasyonu sunan, dünyadaki ilk havayolu şirketleri arasında yer almıştı. Havayolu uygulamalarındaki tüm deneyimimizi ve uzmanlığımızı Türk Hava Yolları’nın bu yeni mobil konseptine uygulamaktan büyük bir mutluluk duyduk. Sonuç olarak ortaya Türk Hava Yolları’na yakışır bir uygulama çıktı.”

ABD halkı şirket casusluğundan korkuyor

0

Amerikan Hükümeti ve teknoloji şirketleri gizlilik savunucularının kızgınlıklarını arttırıyor. Öte yandan ABD meclisinin Ulusal Güvenlik Ajansı’nın (NSA) veri toplamasını engellemek için bir şey yapmamasına rağmen halkın tepkisini daha çok özel şirketler alıyor. Daha bu hafta içinde, Bing aramaları sonuçlarını geliştirmek için konum bilgisini almasına rağmen, Apple yeni Spotlight’ın kullanıcıları takip etmediği konusundaki endişeleri yatıştırmak zorunda kaldı.

Gerçekten de yapılan yeni bir araştırmaya göre Amerikalılar casusluk yapan şirketlerden casusluk yapan devlete göre daha çok korkuyorlar (ancak aralarındaki fark çok az). Toplamda Amerikalıların yüzde 82’si şirketlerden korkarken, yüzde 74’ü devletten korkuyor.

graphic

Veriler Chapman University’nin ‘Amerikalıları korkutan her şey’ anketinde ortaya çıktı. İnternet korkularının yanı sıra Amerikalıların yüzde 65’i aynı zamanda topluluk önünde konuşmaktan da korkuyor – bu da daha fazla Amerikalının topluluk önünde konuşmaktan ziyade internet gizliliğinden çekindiği anlamına geliyor.

Konuyla alakasız ancak ilginç bir bilgi olarak: Amerikalıların yüzde 20’si bir şekilde palyaçolardan korkuyor.

Araştırmanın detayına buradan ulaşabilirsiniz.

42,5 milyon dolar yatırım alan girişimin sırrı

0

Yatırımcılar arasında Salesforce.com CEO’su Marc Benioff, Yahoo kurucusu Jerry Yang, Box’un kurucusu Aaron Levie, Andresseen Horowitz’den Ben Horowitz, Joe Lonsdale, Data Collective’den Matthew Ocko ve ilk VMware çalışanlarından olup daha sonra General Catalyst Partners’ın risk sermayesinin başına geçen Steve Herrod bulunuyor.

Illumio, bulut dünyası için güvenlik sistemleri tasarlıyor. Özellikle son aylarda bulut üzerindeki güvenlik açıkları ve yaşanan sızmalar Illumio’nun çözümünü farklılaştırıyor. Steve Herrod salı günü blogunda şirket hakkında ‘‘Illumio Amazon, Google ve Microsoft’un sağladığı herkese açık bulutta veya gerçek/sanal özel sunucularda çalışan uygulamaların etrafında nereye ne zaman giderse gitsin onunla beraber kalan koruyucu bir baloncuk oluşturuyor’’ bilgisini verdi.

Adrew Rubin, PJ Kirner ve birkaç eski Cisco, VMware ve McAfee çalışanının kurduğu Illumio’nun ‘Adaptive Security Platform’ adını verdikleri yeni teknoloji yatırımcılarına göre hackerların sonu olacak.

Illumio’yu farklı kılan bir diğer şey de otomatik olarak çalışması. Ağ hakkında bir şeylerin değiştiğini fark eden Illumio güvenliğini bu değişikliğe göre ayarlıyor.

Illumio’nun CTO’su yaptığı açıklamada ‘‘Bazı müşterilerimiz çok büyük ve milyonlarca güvenlik duvarı kuralları var. Bunun üstesinden gelmek neredeyse imkansız gibiydi ancak bilişim yardımıyla bunun üstesinden geliyoruz’’ diye konuştu. Müşteriler arasında bünyesinde oldukça fazla veri barındıran Morgan Stanley, Yahoo ve Creative Artists Agency gibi şirketler bulunuyor. Cohen Illumio’nun tam 25 müşterisinin olduğunu ve sunulan teknolojinin üretilmesi çok zor olduğundan bu sayının artmaya devam edeceğini söylüyor.

Belki de bu durum en önemli yatırımcılardan bazılarının neden Illumio hakkında bu derece heyecanlandıklarını gösteriyor olabilir.

Türkiye’de bulut alanında son yıllardaki gelişmeleri göz önüne alacak olursak belki de Türk yatırımcıların da Türkiye’de olmasa bile yabancı ülkelerde benzer alanlarda faaliyet gösteren şirketlere yatırım yapmayı düşünme zamanı gelmiş olabilir. Elbette bu yatırımları gerçekleştirirken satınalma da göz önüne bulundurulması gereken seçenekler arasında yer alıyor.

BYOD hakkında bilmeniz gereken 10 şey

0

Günümüzde çalışanların yüzde 40 ile yüzde 60 arasındaki oranı iş yerlerine kendi telefonlarını getiriyorlar. Bring Your Own Device (BYOD – Kendi Cihazını Kendin Getir) olarak adlandırılan bu hareket modern çalışma ortamının baştan keşfedilmesine sebep oluyor. Çalışanlar için elverişli olan bu uygulama elbette şirket verilerine erişimi kontrol altında tutmak isteyen ve virüslerle kötü amaçlı yazılımları sistem dışında tutmak isteyen bilgi işlem departmanları için baş ağrısı olabiliyor. İşte kalıcı olacağı kesinleşen bu anlayışın şirketinize faydalı olması için bilmeniz gerekenler:

  1. Başlangıçta ilgili taraflar ile görüşün: Her bölümün temsilcilerinden ve üst kademenin her seviyesinden ihtiyaçları hakkında görüş alın. Nerede ve ne zaman çalışıyorlar? Hangi bilgilere erişmeleri gerekiyor?
  2. BYOD’un Vahşi Batı olmadığını hatırlayın: En çok kullanılan cihazların hangileri olduğunu, insanların hangi cihazları satın almayı düşündüğünü öğrenin. Bu size hangi cihazlara yoğunlaşmanız gerektiği hakkında fikir verecektir.
  3. Önemli verileri korumak için Mobil Cihaz Yönetim sistemi kurun: Bu sistemle uygulama ve ağ kullanımını kontrol edebilir, kurumsal verilerinizi şifreleyebilir ve güvenlik durumlarında cihazları sıfırlayıp kapatma yetkinizi saklı tutabilirsiniz.
  4. Bulut tabanlı iletişim sistemi kullanın: Bulut tabanlı bütünleşik iletişim ile her bir cihaz üzerindeki verinin güvenliği için endişe duymaktan kurtulursunuz. Kullanıcılar istedikleri yerlere veri yükleyebilir, güncellemeler ve yeni özellikleri yönetmesi de kolaydır.
  5. Esnek olun: Bazı şirketler genel bir BYOD programı isterken bazıları şirket cihazları ve kişisel cihazların harmanlandığı bir sisteme ihtiyaç duyabilir. Buradaki karar verinizin ne kadar önemli olduğuna, ona kimin ulaştığına ve çalışanların ne çeşit cihazlar kullandığına göre değişebilir.
  6. İlgili taraflar ile tekrar görüşün: Evet, tekrar. Bu defa eğitim vermek ve sisteminiz hakkında güvence vermek için görüşün. Güvenliği, erişimi ve kayıp/çalıntı cihazlar hakkındaki politikalarınızı tartışın. Ayrıca cihazı olan çalışanlar için uygun mobil paketleri hakkında vereceğiniz destekten bahsedin.
  7. Her katılımcıya son kullanıcı sözleşmesi imzalatın: Bu durum şirketinizin veri ve saygınlık kaybını önlemek, kaybolan veya sızan veriler hakkındaki hukuki süreçleri işletmek adına hayati öneme sahiptir.
  8. Önce kendiniz deneyin: Daha ilk günden tüm şirketi kaplayan bir BYOD servisi uygulamak zorunda değilsiniz. Önce küçük bir deneme yapıp sonra genele yaymak en iyi çözüm olacaktır. Bu şekilde sorunları küçükken çözebilir, bilgi işlem departmanınızın yeni gelenler için yeterli kaynağa sahip olduğundan emin olabilirsiniz.
  9. Takip edin ve değerlendirin: Kullanıcı memnuniyeti ve uyumunu, maliyet tasarrufunu ve kullanmaya değer yeni teknolojileri sürekli takip edin. Önerilen değişiklikler konusunda bilgi işlem departmanına danışmayı unutmayın.
  10. Şirketten ayrılan çalışanlar ve cihazlar için aksiyon planı hazırlayın: Çalışanlar şirketten ayrıldıklarında telefonlarında sadece kişisel bilgileri olmalı, şirket hakkında hiçbir bilgi olmamalıdır. Aynı kural her cihaz değişiminde de geçerli olmalıdır – şirket hakkındaki bilgiler eski telefonlardan silinmelidir. Çalışanlarla eski numaralarını tutmanın faydaları hakkında konuşun.

BYOD anlayışı daha da kalacak gibi gözüküyor, dolayısıyla hazırlık yapmanız sizin için iyi olabilir. Hiçbir iletişim sistemi mükemmel değildir ancak yerinde kullanılan prosedürler ile çalışanlarınızı BYOD ile mutlu ederken şirketinizin verilerini de güvende tutabilirsiniz.

ViewSonic NaviSite ile ortaklığını duyurdu

0

Monitör ve görüntüleme teknolojisi alanında ürettiği ürünlerle büyük beğeni toplayan ViewSonic, bulut tabanlı masaüstü sanallaştırma ürünlerini geliştirmek için NaviSite ile işbirliği yaptı. ViewSonic, NaviSite ile birlikte ölçülebilir ve esnek bulut çözümleri sunacak.

NaviSite’in DaaS (Destop as a Service) sistemleri, ViewSonic’in masaüstü sanallaştırma altyapılı ürünleriyle birlikte çalışarak, karmaşık IT süreçlerine gerek kalmadan bulut altyapısına geçişi sağlayacak.

ViewSonic’in ödüllü masaüstü sanallaştırma altyapılı (VDI) ürün yelpazesi, NaviSite DaaS’ın bulut tabanlı masaüstü sanallaştırma sistemlerinin esnekliği ve yönetilebilirliğini en uygun şekilde ortaya çıkararak, kurumlar için optimum performans sunacak.

NaviSite DaaS (Desktop as a Service), NaviCloud platformunun da ivmesiyle, tamamen yönetilebilir ve güvenli bir bulut bilişim çözümü ortaya koyuyor. Kullanışlılık, ölçülebilirlik ve etkinlik çevresinde temellendirilen NaviSite DaaS (hizmet olarak masaüstü), şirketlere geleceğin teknolojileri çerçevesinde büyüyerek iş yapma imkânı tanıyor.

Türkiye cari açığı e-ihracat ile kapatabilir

0

Sınır ötesi e-ticaretin küresel trend olduğu saptamasının yapıldığı raporda, ihracatta boyut ve tecrübe faktörlerinin öneminin azalmasının ve uzak pazarlara erişimin kolaylaşmasının şirketler, girişimciler ve hatta her bir hane açısından sınır ötesi e-ticaretin en önemli avantajları olduğuna işaret ediliyor.

PayPal Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi CEO’su Rupert Keeley şöyle konuştu: “eBay’in hazırladığı ‘Ticaret 3.0: Türkiye’nin Küçük Ölçekli İşletmelerini Küresele Taşımak’ raporuna göre, Türkiye’de PayPal ile ödeme alarak eBay üzerinden yurtdışına satış yapan binlerce şirketin yüzde 84’ü yurtdışına satış gerçekleştiriyor. Türkiye’de geleneksel yollarla ihracat yapan firmalar ortalama üç ülkeye ürün satarken, e-ihracat yapan firmalar ortalama 34 ülkeye erişebiliyor.Son bir yılda eBay üzerinden ihracata başlayan şirketler, e-ihracatın yüzde 26’sını ve PayPal ödemelerinin yüzde 33’ünü gerçekleştiriyor.

YENİ BAŞLAYANLARA FIRSAT EŞİTLİĞİ

Keeley, sözlerini “Türkiye bir e-ticaret üssü olmak adına gerek bölgedeki pozisyonu, gerek mal çeşitliliği açısından oldukça önemli bir konuma sahip. Biz PayPal olarak Türkiye’de ciddi bir büyüme potansiyeli görüyoruz. Türkiye, en hızlı büyüme kaydeden e-ticaret pazarlarından biri. Ancak ülkenin dinamik özellikleri, üretimi ve altyapısı düşünüldüğünde sınır ötesi online satış rakamlarının henüz arzu edilen seviyede olmadığını düşünüyoruz. Özellikle KOBİ’lerin ve bireysel girişimcilerin desteklenmesiyle Türkiye bir e-ihracat üssü haline gelebilir. PayPal olarak buna destek olmak için buradayız” diye sürdürdü.

TEPAV raporunda, internet kullanımındaki artış, girişimcilik ruhu, uygun politikaların bulunması gibi konuların e-ihracat potansiyelini geliştirdiği belirtilirken, uluslararası online ticaretin artmasının Türkiye’nin ihracat yapısındaki zayıflıkları aşması ve daralan ihracat menzilinin genişletilmesi için büyük bir fırsat olduğuna işaret ediliyor. Ayrıca yurtdışına elektronik ticaretin, 500 milyar dolar olarak belirlenen 2023 ihracat hedefinin tutturulmasında oynayacağı role odaklanan çalışma, e-ihracatın yerel şirketlerin büyümelerine de katkı sağlayacağına dikkat çekiyor.

TEPAV Direktörler Kurulu Üyesi Durmuş Yılmaz şunları kaydetti: “Son 10 senede Türkiye’nin yüksek ihracat performansının temelinde büyük ve eski firmaların, eski ürünleri eski pazarlara satması yatmaktadır. Türkiye’nin benzer ülkelere göre zaten dar olan ihracat menzili son 10 yılda daralmaya devam etmiştir. Katma değeri ve teknoloji seviyesi yüksek ürünlerin ihracatı düşük seyretmektedir. E-ihracat, bu sorunları çözmek için tutulacak yollardan biridir. Ancak yasal ve fiziki altyapı, ödeme sistemleri, gümrük mevzuatı ve lojistik sistemlerinin şirketten tüketiciye değil, şirketten şirkete ihracata yönelik düzenlenmiş olması, sorunları beraberinde getiriyor. E-ihracatın sürdürülebilir bir büyüme sergileyebilmesi için önündeki engelleri kaldırmaya niyetli bir devlet iradesi ve kamu ile özel sektör arasındaki diyalog kanallarının açık tutulması gerekmektedir. TEPAV olarak bu konudaki diyaloğu güçlendirmeyi hedefliyoruz.

SINIR ÖTESİ ONLİNE TİCARET SEFERBERLİĞİ

PayPal’ın bugünkü toplantıda duyurulan ’Ben Kazanıyorum, Türkiye Kazanıyor’ kampanyası ise, yurtdışına online satış yapan binlerce başarılı Türk şirketine ve girişimciye yenilerinin de katılması hedefiyle başlatıldı. Kampanyanın ana fikri, girişimcilerin yurtdışına ürün ve hizmet satarak hem kendilerinin kazanması hem de ihracat yoluyla Türkiye ekonomisine katkıda bulunmaları.

PayPal Türkiye, Avrupa ve Kuzey Afrika Bölgesi Direktörü Kıvanç Onan şu bilgileri paylaştı: “Mayıs 2014 itibarıyla ilk kez Türkiye’den satıcıların yurtdışına sattıkları malların bedeli, Türkiye’den alıcıların yurtdışından aldıkları ürünlerin bedelini geçti. Yani PayPal ekosistemi içerisinde, Türkiye cari açık değil cari fazla vermektedir. Yılsonuna geldiğimizde ise bu fazlanın yüzde 20 civarında olmasını bekliyoruz. Türkiye’den yurtdışına online ürün satışının günümüzde 250-300 milyon dolar seviyelerinde olduğunu tahmin ediyoruz. Türkiye bu alanda ciddi bir potansiyele sahip ve bu rakamın önümüzdeki birkaç yıl içinde 2-3 milyar dolara çıkabilmesi mümkün. Bu nedenle de PayPal olarak, kurumsal küçük ve orta ölçekli firmalar ile bireysel girişimcileri ve hatta hane halklarını e-ihracata dahil etme hedefiyle bir seferberlik başlatıyoruz.

PayPal bu amaçla, girişimcilere e-ihracata başlamanın yollarının gösterildiği ve sınır ötesi e-ticaretle ilgili pek çok ipucu ile içeriğin paylaşıldığı www.benkazaniyorumturkiyekazaniyor.com portalını hayata geçirdi. Ayrıca, e-ihracat yapmayı planlayan şirketlerin hedefledikleri ülkelerde güvenilir iş ortakları bulabilmelerini sağlayacak içerik ve bu pazarlardaki uygulamalara dair bilgiler de portalda sunuluyor.

Söz konusu kampanyanın bir diğer ayağını ise, e-ticaretin Türkiye’de bilinirliğini artırmak amacıyla kurulan eğitim firması EticaretSEM işbirliğiyle gerçekleştirilecek e-ihracat eğitimleri oluşturuyor. İşbirliği kapsamında PayPal ekibi tüm Anadolu’yu şehir şehir gezerek girişimcilerle bir araya gelecek, onlara e-ihracat konusunda rehberlik edecek.

‘Türkiye’de E-ihracat: Fırsatlar ve Sorunlar’ Raporundan Bulgular:

· G-20 ülkelerini kapsayan ve Avustralya’nın ilk sırada bulunduğu ‘E-ihracata Hazırlık Endeksi’nde Türkiye, e-ticarete yönelik düzenleyici çerçeve, yasal ve fiziki altyapıdaki zayıflıklar gibi nedenlerden dolayı listenin 15inci sırasında bulunuyor.

· E-ihracatın gelişmesi hem Türkiye’nin internet ekonomisine hem de ihracatına önemli katkı sağlayabilir.

· Türkiye’nin ilk 10 e-ihracat pazarının ağırlıklandırılmış ortalama mesafesi, 4 bin 308 kilometre. Bu rakam, geleneksel ihracat menzilinin üstünde yüzde 65’lik bir artış teşkil ediyor.

· E-ihracata konu olan ürünlerin katma değerinin, elektronik ve otomotiv parçaları gibi geleneksel ihracat ürünlerine göre daha yüksek olduğu görülüyor.

· Türkiye ekonomisi e-ihracat sayesinde yüzde 38’lik bir oranla, dünya ortalamasının üzerinde büyüyebilir.

· E-ihracat yapan firmaların en küçük yüzde 10’luk kesiminin ortalama pazar sayısı 23 iken, en büyük yüzde 10’da bu sayı 45 olarak ölçülüyor.

· Üreticiler açısından bakıldığında ise ihracatta boyut ve tecrübe faktörlerinin öneminin azalması ve uzak pazarlara erişimin kolaylaşması, sınır ötesi e-ticaretin en önemli avantajlarını oluşturuyor.

Dağıtık veride tutarlılık sorunları

1

Bir dağıtık veri tutarsızlık hikayesiyle başlayayım. Uzağa gitmeye gerek yok, kendi hayatımdan…

Lisans sırasında askerlikle ilgili hiçbir tehir işlemi yapmamıştım, zaten üniversite hallediyordu. Yüksek lisansta meğer yine üniversite hallediyormuş, ama okula bir dilekçe vermek gerekiyormuş. Benim bundan haberim olmadığı için yüksek lisans yaparken bakaya durumuna düştüm.

Aylar sonra bu durumda olduğuma ilişkin haberdar olunca gerekli belgeleri alarak başvurumu yaptım ve bakaya durumundan kurtuldum. Ne de olsa hâlâ öğrenciydim.

Daha sonra yüksek lisansı bitirdim, askerlik kararı aldırdım, askerliğimi yapıp döndüm, bir iki işten sonra SQL Server alanında eğitmenlik/danışmanlık yapmaya başladım.

Buraya kadar ilginç bir şey yok, ama işler yavaş yavaş ilginçleşecek.

Microsoft adına vereceğim bir eğitim için Ankara’ya uçtum ve otele girişimi akşam geç vakit yaptım. 12 gibi uyumuştum sanırım. Gece 1’e doğru kapı çalıyor, telefon çalıyor… noluyor diyerek uyandım.

Meğer ben hâlâ bakaya olarak aranıyormuşum ve GBT’de (Genel Bilgi Tarama) bu doğrultuda kaydım varmış. Belgelerimi götürüp bakaya durumunu kaldırdığımda da, mezun olup askerlik kararı aldırdığımda da, askere gittiğimde de, askerliği bitirip tezkere aldığımda da o arama kaydı öylece durup durmuş. Ve otele girdiğim gece de yakama yapışmış oldu.

O geceyi genç bir komiserin daha önce bir Kıbrıs gazisini de kayıt hatası yüzünden asker kaçağı olarak ağırladıkları için edindiği tecrübe sayesinde nezarethane yerine odalardan birinde koltukların üzerinde uyuyarak geçirdim. Sabah askerlik şubesine teslim edildim ve bir iki saatlik bir araştırma sonucu askerliği zaten yapmış olduğum anlaşılarak serbest bırakıldım.

Eğitime bir saat gecikmeli de olsa başlayabilmiştim.

Hikayemiz burada bitmiyor! Ankara’daki bu eğitimden dönüşte, İstanbul’da evimde ilk yaptığım işlerden biri askerlik tezkeremi bulup yanımda taşımaya başlamak oldu. İsabet etmişim. Bir müddet sonra tekrar bir Ankara eğitimi çıkıp yine otelde gecelediğimde, yine uyuduktan az sonra aynı senaryo yeniden başladı. Telefon, kapı güm güm, polis… Yine GBT, aynı bakaya sorunu… Neyse ki bu sefer tezkere yanımdaydı. GBT’ye faks çektiler ve böylece arama listesinden düştüm.

Bu hikaye, dağıtık veride tutarlılık sağlamamış olmanın sonuçlarıyla ilgili gayet net bir kişisel örnekti benim için.

Başka nerelerde dağıtık veride güncel ya da senkron olmamayla ilgili sorunlar yaşanabilir? Bazı örnekleri düşünelim:

  • Müşteri şikayet sistemi ve müşteri ödeme sistemi arasında gerekli bağlantı ve senkronizasyon olmadığı için hiçbir ödeme yapmamış ve mahkemelik olmuş bir müşterinin ürün şikayetiyle ilgili pahalı süreçler yürütülmesi…
  • Müşteri olmuş ve hizmetinin kurulmasını bekleyen bir adayın, henüz müşteri veritabanında aktif hale gelmediği için tekrar satış çabasına muhatap olması…
  • Bir şirketin satın aldığı şirketle kendi verileri arasında eşleme yapmamış olması sonucu, toplam kredisi yeterli olmayan bir müşterinin kredi kullanım limitlerinin bir araya getirilmemesi sebebiyle limitlerin üstünde alım yapabilmesi…

Bunlar ilk anda aklıma gelen birkaç örnek.

Tek bir veritabanında bile tutarlılık sağlamayla ilgili sorunlar olurken, dağıtık sistemler arasında tutarlılığı sağlamak çok maliyetli olabilir. Ama işin kötüsü bu tutarlılığı sağlamamanın maliyeti çok daha yüksek de olabilir.

Amazon 437 milyon dolar zarar yazdı

1

Infographic: Amazon's Losses Widen as Fire Phone Flops | Statista

Analiz ve istatistik sitesi olan Statista tarafından hazırlanan yukarıdaki grafik Amazon’un 2009 yılının başından bu yana cirosundaki değişim ile birlikte net kâr ve zararını da gösteriyor. Amazon tüm bu süreç içinde en büyük zararını geride bıraktığımız 2014 üçüncü çeyreğinde yaşadı. Tam 437 milyon dolar zarar açıklayan Amazon yatırımcılarını büyük hayal kırıklığına uğrattı.

Jeff Bezos‘un uzun yıllardır, uzun süreli kârlılık hedefinde yaşanan bu kayıp Amazon hisselerinin yüzde 10 değer kaybetmesi sonucunu beraberinde getirdi.

Bu zararın ana sebebi olarak Fire Phone satışlarındaki başarısızlık gösteriliyor. Amazon Fire Phone yüzünden 170 milyon dolar değer kaybederken elinde hâlâ satılmamış 83 milyon dolar değerinde Fire Phone olduğu düşünülüyor.

Tüm bu olumsuz finansal göstergeye rağmen Amazon’un 2014’ün üçüncü çeyreğini 20,58 milyar dolar ciro ile kapattığını gözden kaçırmamak lazım. Amazon büyük bir ihtimalle ciroda büyümeye devam edecektir.

Omurilik felcine çare bulunmuş olabilir

0

2010 yılında göğsünden aldığı bıçak darbesi sonucu felç geçiren Darek Fidyka artık bir destek yardımıyla yürüyebiliyor. Dünyada ilk defa uygulanan tedavi Londra’lı bilim adamları ile yapılan ortak çalışma ile Polonya’da gerçekleştirildi. Tedavinin detayları ‘Cell Transplantation’ adlı bilimsel dergide yayınlandı.

Destek yardımıyla yürüyebilen Fidyka bunun ‘‘inanılmaz bir duygu’’ olduğunu söyleyerek şunları ekledi: ‘‘Vücudunuzun yarısını hissedemezken çok çaresizsiniz ancak hissiniz geri gelmeye başladığında yeniden doğuyormuş gibi oluyor’’.

Tedavide koku almayı sağlayan hücrelerin bir kısmı kullanıldı. Çıkarılan yaklaşık 500.000 hücre iki hafta sonra omurilikte zedelenen kısmın üzerine ve altına toplam 100 mikro enjeksiyon ile nakledildi. Bu tedavi sonucunda hasarlı sinirlerde iyileşme başladı. Oldukça karmaşık ve zorlu bir tedavi sonucunda tekrardan zorlukla da olsa adım atmaya başlayan Darek, sinir zedelenmelerinden kaynaklanan felçli hastalar için bir umut ışığı oluşturuyor.

Bilim insanları gelecek 10-15 yıllık dönem içinde sinir zedelenmelerine dayanan felç vakalarının tedavi edilmeye başlanacağına dair ümitli olduklarını belirtiyorlar.

Fişlenmekten kendinizi nasıl gizlersiniz?

1

İnternet mahremiyetinizi sadece hacker’lar ve zararlı yazılımlar tehdit etmiyor. Eski bir Amerikan Haber Alma Ajansı, ajanı olan Edward Snowden’in ortaya çıkardığı gerçek İnternet kullanıcılarının korkulu rüyası oldu. Yıllardır, İnternet üzerinden yaptığınız her konuşma ve arama Amerika tarafından kaydediliyordu. PRISM adı verilen birimin tek görevi buradaki bilgileri deşifre edip insanları fişlemekti. İnternet üzerindeki profiliniz sizi potansiyel terörist ve suçlu yaparken, tüm geleceğinizi de etkileyen bilgiler türetiyor. F-Secure CRO (Araştırma Bölüm Müdürü) Mikko Hyppönen konuyla ilgili ilginç açıklamalarda bulundu. Sizin için önemli olan, İnternet güvenliği mi yoksa kişisel haklarınız mı?

Son yıllarda dünya çapında İnternet’i kontrol altına almak isteyen devletlerin sayısı artış gösteriyor. Bazı ülkeler yasaklarla İnternet özgürlüğünü kontrol etmeye çalışırken, Amerika herkesin güvendiği markaları silaha çevirerek bunu yaptı. Birçok ünlü markanın ürettiği verileri ele geçiren NSA, insanları sınıflara ayırarak fişledi.

Mikko Hyppönen sorunun çözümünü vatandaşın kendi verilerini kullanmasında görüyor. Özel hayatınızın zorla ihlali yerine, vatandaşların verilerinin nasıl kullanacağını seçmesi için özgürlük sunulması gerektiğini savunuyor. Hyppönen “Unutmayın, mahremiyet insani bir haktır. Mahremiyetimizi korumak istediğimiz için, kimseye açıklama yapmak zorunda değiliz” diyerek konun altını çizdi.

F-Secure CRO’su Mikko Hyppönen 9 Aralıkta Türkiye’de olacak. İnternet güvenliği ve yasal haklarla ilgili basın mensuplarının sorularını özel olarak cevaplayacak.

Dijital video tüketimi dudak uçuklatıyor

0

İnsanlar video izlemeye giderek daha fazla zaman harcıyor ve çevrimiçi platformlarda bu oran çok daha hızlı yükseliyor. Elbette ‘çevrimiçi’ kavramı sadece bilgisayarları değil mobil platformları, oyun konsollarını ve IP TV tabanlı televizyon kutularını da içeriyor.

İnsanlar sadece 2014 yılının ikinci çeyreğinde internet üzerinden tam 38,2 milyar adet ücretsiz video izledi. Bu sayı geçtiğimiz yıl aynı döneme göre yüzde 43 daha yüksek. Üstelik izlenen bu videoların beşte üçü akıllı telefonlar üzerinden izlendi.

Aynı dönem içinde reklam verenler yüzde 25,8 oranında daha fazla para harcadılar. Bu artışın sebebi de elbette her ücretsiz video başına düşen ortalama iki reklam olarak gösterilebilir.

Ayrıca video sitelerinin aylık tekil ziyaretçi sayısı iki katından fazla arttı, yılda yüzde 146 civarında bir büyüme görülüyor.

Video trafiğini sadece Youtube veya Vimeo’da yayınlanan ücretsiz videolar oluşturmuyor. Adobe’nin araştırmasına göre çevrimiçi hizmetlere ‘giriş yapılarak’, yani bir kullanıcı adı ve şifre ile televizyon izleme oranları da geçtiğimiz yıla göre yüzde 388 oranında artmış durumda. Bu şekilde televizyon izleyen insanların sayısı da yine geçtiğimiz yıla göre yüzde 85 artmış.

Son olarak masaüstü bilgisayarlarından video izleyenler ‘televizyon kutularına’ geçiş yapıyor.

Araştırmalar Adobe Analytics ve Adobe Primetime kullanılan sitelerden alınan verilere göre yapılmış, dolayısıyla genel internet videosu çılgınlığının sadece bir kısmını içeriyor. Örnek olarak Youtube, Hulu ve Netflix gibi büyük oyuncuların araştırmaya dahil olup olmadığı belli değil.

Daha fazla detay için Adobe Digital Index‘e göz atabilir veya ilgili raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Kurumlar için sosyal medya tavsiyeleri

1

Beyaz yakalıların en büyük sıkıntılarından biri ‘varlığı bir dert, yokluğu yara’ haline gelen sosyal medyanın varlıklarının yönetimi.

Önce kullanıcılar için en belirgin sıkıntıları gözden geçirelim:

  • Sosyal medya hesaplarımız gerçekten bizim şahsımıza mı ait yoksa kurumumuzu da bağlıyor mu? Evde, trafikte ya da hafta sonu gezintide yaptıklarımız şirketimizi bağlamıyorsa -mesela- Facebook’ta yazdıklarımız neden bağlıyor?
  • Kişisel hesaplarımızda paylaşımların bağlı olduğumuz (bir garip terim daha işte) kurumu bağlamadığını yazmamız bir şeye yarar mı?
  • Kişisel hesaplarımızda kurumsal bir tavır takınmak sosyal medyada alerjik reaksiyon yaratabilir mi? Kendimize ait bir siber alan ütopya mı?
  • Kurumsal dünyaya adım atmadan önce oluşan dijital ayak izlerimiz çalışma hayatımızda bizi bağlamalı mı?
  • Yöneticilerimizin bizi sosyal medyada takip etmesi ya da kimi durumlarda denetlemesi şahsi alanımıza yönelik bir yetki aşımı olarak algılanabilir mi?

Bu maddelerin her biri başlı başına mesele. Fakat bunları kendi kendimize sorarken zihnimizdeki bulanıklığın önemli bir kısmı da aslında yine bizzat çalıştığımız şirketlerden kaynaklanıyor.

Büyük ya da küçük fark etmez; daha birçok şirketin internet kullanım sözleşmesi / yönetmeliği / protokolü bile yok. Çoğu şirket ortaya bir inisiyatif koymak için başına bir musibet gelmesi bekliyor. Fakat dijitalin kontrolsüzlüğü ve milisaniyelerle işleyen süratine alışkın olmayan geleneksel yapılar olayların krize döndüğü anlarda alabildiğine tecrübesiz, yol yordam bilmez haliyle neredeyse hiçbir şansa sahip değil gibi. Eminim hepinizin aklına en az bir iki örneği geliyordur.

Şirketlere de birkaç madde sıralayalım öyleyse:

  • Çalışanlarınızın elektronik postadan bloga, sosyal medyadan site yorumlarına kadar dijital kullanıma yönelik prensiplerimizi, kırmızı çizgilerinizi içeren bir protokol hazırlayın ve bunu iş sözleşmesine mutlaka ekleyin. Karşılıklı sorumluluk ve sınırların bilindiği bir ortamda her şey daha kolay olacaktır.
  • Şirketinizin ve bütün üst düzey yöneticinizin (özellikle sahiplerin) mutlaka en az bir sosyal medya hesabının bulunmasını sağlayın (Kullanılmayacak olanları dahi başkaları kullanmasın diye alın, bir kenarda dursun. Sakla samanı, gelir zamanı). İnsanlar resmi açıklamaları nereden takip edebileceklerini bilsin (yoksa ilk krizde onlarca sahte hesabın sizin adınıza saçmalamasını çaresizce seyretmek zorunda kalırsınız).
  • Kriz senaryosu yangın tatbikatı gibidir. Ne yapacağınızı önceden belirlemediyseniz çıktığı zaman kafası kopuk tavuk gibi oradan oraya savrulup durur, her şeyi daha da elinize yüzünüze bulaştırırsınız. Olası krizlerin senaryolarını önceden kurgulayın.
  • Sosyal medyada var olmamanın maliyetiyle ilgili kafa yormaktan çekinmeyin (bunu belki başka bir zaman, başka bir yazıda işleriz).
  • Çalışanların kurum içi sistemlerden internet hizmetlerine erişimi kısıtlama yöneticilerin çok sevdiği bir uygulama fakat (çaba özellikle verimlilik eksenindeyse) bu pratikte mümkün değil. Zira herkesin cebinde her şeye erişebileceği mobil cihazları var. Bunun yerine bu ‘harici heves’in kuruma yönelik nasıl kullanılabileceğine kafa yormakta fayda var.
  • Analog ya da dijital dünyada her zaman, her konuda işe yarayan altın kuralı sakın unutmayın: bir konuda karar verme, hareket etme konusunda tereddütte kaldıysanız, karar veremiyorsanız üstünüze danışın. Her kademe yükselişinde hem çözüme bir adım daha yaklaşmış olur hem de bombanın elinizde patlamasını engellemiş olursunuz.

Hepinize kolay gelsin!

Lenovo teknik serviste yeni isim

0

Profesyonel iş yaşamına 2008 yılında bilişim alanında destek hizmetleri müdürü olarak başlayan Çağrı Duruk, teknik destek servis departmanlarına şirket stratejileri ve vizyonu doğrultusunda liderlik etmek, bankalar, FMCG şirketleri, üniversiteler, sağlık endüstrisi vb. kuruluşların hizmet aktivitelerini koordine etmek, yeni çözümler ve süreçleri tasarlamak, aplikasyon ve yazılım ihtiyaçlarını koordine etmek gibi hizmetlerde bulundu. Çağrı Duruk’u geliştirdiği diğer öncü projeler arasında ise teknik servis departmanı ve cevaplandırma servisi kuruluşu, Wmvare Türkiye destek merkezi, bölge altyapı sistemlerinin tasarımı ve geliştirilmesi, Adidas Türkiye mobil giriş sistemi ve network projesi yer alıyor. İTÜ İşletme Fakültesi İşletme Mühendisliği mezunu olan Çağrı Duruk, Lenovo Türkiye’nin tüm teknik servisinin başında görev yapacak.

Atlasjet bulutu keşfetti

0

Tanıtım toplantısında AeroTab EFB sistemi hakkında bilgi veren Atlasjet Kaptan Pilotu Cemal Sancak, çalışmaların yaklaşık iki yıldır devam ettiğini ve altı aylık deneme süresi sonunda Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün onayı ile sistemin tüm uçaklara entegrasyonunun başarıyla tamamlandığını belirtti.

“Kağıtsız Kokpit” ile işlemler daha hızlı ve ekonomik

AeroTab EFB sistemi ile “Kağıtsız Kokpit” uygulamasına geçildiğini vurgulayan Sancak “Her uçuş öncesi ve sonrası, uçak ile operasyon merkezi arasında uçuş bilgilerini içeren bir takım evrak paylaşımları yapılır ve bunlara bağlı olarak uçuş performans analizi gibi son derece önemli veriler hesaplanır. Daha önce manuel olarak yürütülen ve kimi zaman uçuşlarda gecikmelere neden olan bu süreci, her uçağın kokpitine yerleştirdiğimiz tabletlere yüklenen EFB sistemi sayesinde tamamen otomatik hale getirdik.  Artık tüm uçuşlarımızın verileri genel merkeze elektronik ortamda hatasız ve hızlı bir şekilde akıyor ve buna bağlı rötar ihtimali ortadan kalkıyor” dedi.

Uluslararası sivil havacılık kuralları gereği kokpitte bulunması gereken manuel dokümanların taşıma aparatlarıyla birlikte yaklaşık 50 kilo ağırlığında olduğunu ve yeni sistem sayesinde bu ağırlığın kaldırıldığının altını çizen Sancak, böylelikle baskı maliyetleri de dahil olmak üzere filo genelinde yıllık yaklaşık 500 bin dolar tasarruf sağlandığını vurguladı.

Türkiye’de benzeri yok

Atlasjet CEO’su Orhan Coşkun, Atlasjet’in Türk teknolojisine yatırım yaptığını belirterek “Havacılıkta sadece teknolojiyi yakından takip etmek değil, yeniliğin öncüsü olmak gerekir. Atlasjet olarak, STM iş birliği ile hayata geçirdiğimiz AeroTab EFB-Elektronik Uçuş Çantası uygulamasının hem yerli üretim olması hem de içerik ve kapsamının genişliği açısından Türkiye’de başka bir benzeri bulunmuyor. Bu sistem sayesinde yolcularımıza sunduğumuz konforu ve emniyeti maksimize ederken, uçuş operasyonunun etkinliğini artırıyor, zamandan, yakıttan ve dolayısıyla maliyetlerden tasarruf ediyoruz. EFB sisteminin hayata gecirilmesindeki desteklerinden dolayı Sivil Havacılık Genel Müdürü Sn. Bilal Ekşi’ye teşekkürlerimi sunuyorum” şeklinde konuştu.

Türk Savunma Sanayii’nin ihtiyaç duyduğu yüksek teknolojileri ülkemize kazandırmak amacıyla 1991 yılında Savunma Sanayii İcra Komitesi kararı ile kurulan STM Genel Müdürü Recep Barut, yaptığı konuşmada “Savunma sektöründe havacılık ile ilgili görev destek sistemleri, komuta kontrol yazılımları gibi yüksek teknoloji projelerinde yıllardır elde etmiş olduğumuz bilgi birikiminin sivil havacılık sektörüne de katkı sağlamasını hedeflemekteyiz.” dedi. Recep Barut konuşmasına şöyle devam etti; “Bu amaçla başlattığımız EFB projesi TÜBİTAK’tan destek görerek daha geliştirme aşamasında Türk Sivil Havacılık sektörünün yoğun ilgisini çekti. Dünyadaki örneklerinden daha yenilikçi özelliklere sahip olan AeroTab EFB çözümü, Atlasjet ile yapılan iş birliği sonucunda SHGM uçuşa elverişlilik onayını alarak operasyonel kullanıma hazır bir ürün haline gelmiş ve bu onay sayesinde havacılık pazarına açılmıştır. Tamamen milli kaynaklarla Türk mühendislerince geliştirilen bu ürünün başarıyla kullanılmaya başlanmasında Atlasjet ile yapmış olduğumuz iş birliğinin önemi büyüktür. Amacımız, havacılık sektöründe kilit bir oyuncu olmak ve stratejik hedeflerimiz doğrultusunda Türkiye’nin ve havacılık endüstrisinin 2023 vizyonuna STM olarak katkı sağlamaktır.”

Mobil cihazlarımızı nasıl korumalıyız?

0

İnternet ve veri güvenliğinde küresel çözüm sağlayıcı Trend Micro, ABD İç Güvenlik Bakanlığı, Ulusal Siber Güvenlik Birliği ve Çoklu Eyalet Bilgi Paylaşımı ve Analizi Merkezi’nin ortaklaşa başlattığı ve Ekim ayı boyunca sürecek olan Ulusal Siber Güvenlik Farkındalık Ayı programı kapsamında tüm kullanıcıları bilgilendiriyor.

E-posta gönderimi, sosyal medya erişimi ve çevrimiçi bankacılık uygulamalarının kullanımı mobil cihazlar için artık rutin uygulamalar. Kullanıcılar ise genellikle mobil cihazlarında ne kadar veri barındırdıklarının farkında değiller. Kötü niyetli kişiler ise mobil cihazlarımızdan arama geçmişi, SMS, e-posta bilgileri, fotoğraflar, videolar, uygulamalara giriş şifreleri ve GPS bilgileri dahil birçok değerli bilginin peşinde.

Bilgisayar korsanları aynı zamanda sosyal ağlar, bankalar, uygulama mağazaları ve oyunlar gibi platformlardaki verilerimize de erişmek istiyorlar. Bu platformlarda bulunabilecek kredi kartı numaraları, adresler ve kişi bilgileri ise siber suçlular için oldukça cazip hedefler.

Kullanıcılar korunmak için neler yapabilirler?

‘Aşırı paylaşım’dan kaçının

Bazı kullanıcılar sosyal ağları kendi uzantıları olarak gördüklerinden kişisel bilgileriyle ilgili ‘aşırı paylaşım’ olarak nitelendirilen çok fazla detay paylaşabiliyor. Örneğin tatil planları gibi kişisel bilgilerin sosyal medya üzerinden paylaşılmasıyla, kötü niyetli kişiler fiziksel olarak evden uzakta olunduğunuzu anlayabiliyorlar. Aynı zamanda bu tarz iletişim bilgilerinin açıkça paylaşılması dolandırıcılar ve istenmeyen e-posta gönderimi yapan kişiler için interneti kocaman bir telefon defterine dönüştürüyor.

Birçok uygulamanın sosyal medya hesaplarıyla bağlantılı olması kişilerin aşırı paylaşım yaptıklarının farkında olmamasına neden oluyor. Sosyal medya platformlarıyla senkronize olan uygulamalar kişiler adına paylaşım yaptıkları için yapılan birçok aktivite sosyal medyada yer alıyor. Sosyal medya hesapları ve mobil cihazlardaki gizlilik özelliklerinin düzgün ayarlanmamış olması aşırı paylaşıma neden oluyor.

Şüpheli ve zararlı yazılımlara karşı dikkatli olun

Geçtiğimiz sene yüksek güvenlik riski taşıyan ve zararlı yazılımların sayısı büyük ölçüde arttı. Zararlı yazılımlar genellikle kişilerin kullanıcı adı ve şifrelerini ele geçirmek, SMS’lerini okumak ve konum bilgilerine erişmek için kullanılıyor. Fakat burada dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ise sosyal medyaya ve depolanmış bilgiye erişim izni isteyen yasal mobil uygulamaların birçoğunun kişisel bilgileri açığa çıkartma tehlikesi. Yoğun reklam içeren uygulamalar da cihazlarda birçok şüpheli aktiviteye neden oluyor.

Açık Ağ Bağlantıları korunmasız cihazları tehdit ediyor

Mobil cihazıyla ortamdaki ortak kablosuz ağa bağlanarak internete giren kullanıcıların trafikleri, yine o ağa bağlanmış kişiler tarafından izlenebiliyor. Aynı ağa bağlı kötü niyetli kişiler bazı takip uygulamalarıyla kullanıcıların ağ üzerinde gönderdiği korunmasız verilerini kaydedip Facebook, Twitter ve YouTube hesaplarına erişebiliyorlar. Bu durum kullanıcıların kişisel hesaplarındaki bilgilerin çalınması ve değiştirilmesine neden oluyor.

Zayıf Şifrelerden kaçının

Kullanıcılar şifre konusunda belli başlı iki büyük hata yapıyorlar. Bunlardan birincisi zayıf şifreler oluşturmak. İkincisi ise e-posta ve mobil bankacılık gibi birçok farklı işlemde aynı şifreyi kullanmak. Bu işlemlerde tek ve zayıf bir şifre kullanmak, bilgisayar korsanlarına elinizdeki bütün zenginliklerin kapısını açabilen tek bir anahtar vermekle eşdeğer. Bunun yanında birçok cihazın güvenlik kilidi ve şifreleme özelliği olmasına rağmen kullanıcıların pek kullanmaması, kötü niyetli kişilerin cihaz kaybolduğu zaman içindeki bütün bilgilere erişebilmesine imkân tanıyor. Bu durumlarda cihazları uzaktan kilitleyebilen mobil bir güvenlik yazılımı kullanmak sorunu çözüyor.

Güvenli olmayan Bulut Hizmetleri

Son dönemde meydana gelen Hollywood ünlülerinin kişisel bilgilerinin çalınması olayı bu alandaki en dikkat çekici olaylardan birisi. Sektöre birçok bulut servis sağlayıcısı eklenmesine rağmen birçoğu güvenlik ve veri korumayı ön planda değerlendirmiyor. Bu tarz bulut hizmetleri veri güvenliğini tehlikeye atabiliyor. Bunun yanında kapanan bazı bulut sağlayıcılar verilere ulaşılmasını imkânsız hale getirebiliyor. Bu durumda daha başka bulut hizmeti sağlayıcısına bu verilerin taşınması durumunda güvenlik açıkları meydana geliyor.

Verilerinizi koruyor musunuz?

Mobil cihazınızda uygulayacağınız koruma önlemleri cihazınızda ne kadar bilgi bulunduğuyla doğru orantılı olmalı. Bunu şu şekilde yapabilirsiniz:

  • Cihazın kendi sahip olduğu güvenlik önlemlerini kullanın. Bu sayede cihazın içindeki bilgilere sadece siz erişebilirsiniz. Bu özellikler cihazı kaybettiğiniz zaman, size ek bir koruma katmanı daha sağlar.
  • Güçlü şifreler oluşturun. Karmaşık şifreler seçmek ve bir şifre yöneticisi program edinmek yararlı olacaktır.
  • Kablosuz ağ bağlantısı yaparken sadece güvendiğiniz ağları seçin. Cihazınızın kablosuz ağ bağlantılarına otomatik bağlanmasına izin vermek sorun yaratabilir. Halka açık bir kablosuz ağ kullanacaksanız bir sanal özel ağ (VPN) servisi ile bağlantınızı güvenlik altına alın.
  • Uygulamaları iyi inceleyin. Herhangi bir uygulamayı indirmeden önce ilgili değerlendirmeleri ve geliştirici notlarını okuyun. Uygulamaların erişim izinlerini dikkatli seçin.
  • Bir güvenlik yazılımı edinin. Uzaktan erişim yoluyla cihazınızı kilitleyebileceğiniz ya da içindeki verileri silebileceğiniz bir güvenlik yazılımı çok daha yararlı olacaktır.
  • Düzenli olarak verilerinizi yedekleyin. Yedekleme işlemini bilgisayar ya da güvenli bir bulut servisi aracılığıyla yapabilirsiniz. Bulut servisi üzerinden verilerinizi yedeklemek istediğiniz yerde ve zamanda bu verilere erişebilmenizi sağlayacaktır. Bazı uygulamalar farklı cihazlar üzerinden bu verilere erişmenize izin vererek vakit tasarrufu yapmanızı da sağlayabiliyor.

Azure, Amazon ve Google için büyük bir tehdit

0

Microsoft CEO’su Satya Nadella Azure platformunun hızlı büyümesini gözler önüne seren rakamlar sundu. Nadella yaptığı açıklamada Fortune 500’deki şirketlerin yüzde 80’inin Azure kullandığını söyleyerek bunun yaklaşık 4,4 milyar dolarlık bir kârlılığa işaret ettiğini belirtti.

Nadella, Azure’un 350 milyonluk aktif kullanıcı sayısını her hafta 100 bin arttırdığına dikkat çekerek bu kullanıcıların toplam 30 trilyon obje depoladığını söyledi. Azure’un satış kanallarındaki çeşitlilikten de bahseden CEO, platformun gelirlerinin yüzde 40’ının girişimlerden ve üçüncü parti bağımsız yazılım geliştiricilerden geldiğini gösterdi.

Forrester Research’ün Genel Müdür Yardımcısı ve Analisti olan John Rymer’ın Business Insider’a yaptığı açıklamada Salesforce.com’un açık ara dördüncü olabileceğini ancak Microsoft’un rakamlarının oldukça etkileyici olduğunu ve CEO Satya Nadella’nın Microsoft’un bulut hizmetlerinde oldukça iyi iş çıkardığının altını çizdi.

Rymer büyüme rakamlarının yanı sıra Microsoft’un Dell ile yapacağı işbirliğinin de oldukça önemli olduğunu söyledi. Rymer’a göre yeni ‘‘Hybrid Computing’’ platformunda şirketlerin uygulamalarını kendi özel sunucuları ve Microsoft’un sunucuları arasında rahatlıkla taşıyabilecek olmaları da Azure’u Google ve Amazon gibi rakiplerinden öne çıkarıyor.

Bulut servisleri ve hizmetleri tüm dünyada hızla büyürken bu alanlar Türkiye için de önemli bir fırsatlar pazarı oluşturuyor. Son yıllarda bu alanlara yatırım yapan alt yapı, veri merkezi, danışmanlık ve entegrasyon firmalarının hızla yükselmeye devam ettiğine şahit oluyoruz. Elbette hâlâ bulut çözümleri için güvenlik, mahremiyet gibi konular tartışılmaya devam ediyor ve bu alanlarda çok büyük bir pasta söz konusu.

Türk Telekom 3. Çeyrek Sonuçlarını Açıkladı

0

Türk Telekom CEO Rami Aslan 2014 üçüncü çeyrek sonuçları hakkında şöyle konuştu:

Türk Telekom Grubu’nun güçlü finansal ve operasyonel performansı 2014 yılının üçüncü çeyreğinde de devam etti. Grup gelirleri yıldan yıla yüzde 4,4 büyüyerek 3,5 milyar TL’yi aştı. Konsolide FAVÖK de yüzde 4,4 artarken, FAVÖK marjı yüzde 38’in üzerinde gerçekleşti.

Grubun gelir büyümesinde ana itici güç mobil ve onu izleyen sabit genişbant idi. Mobil gelirlerimiz yıllık %18 büyüme oranı ile yüksek büyümesini sürdürdü. Müşteri kazanımı üçüncü çeyrekte de güçlü bir şekilde devam etti ve mobil abone sayısı yıldan yıla yüzde 15’lik bir artış ile 16,2 milyona ulaştı. Geride bıraktığımız 12 ayda ölçek yaratma stratejimizi başarılı bir şekilde uygularken kârlılığımızı da koruduk.

Bu dönemde FAVÖK marjını istikrarlı bir şekilde koruyarak 2,1 milyon net müşteri kazanma başarısı doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. Üçüncü çeyrekte mobil FAVÖK, yıldan yıla yüzde 26 büyüdü ve FAVÖK marjı geçen yıla kıyasla 1 puan iyileşme göstererek yüzde 19 olarak gerçekleşti. Artan abone sayımızla ilgili dikkat çeken nokta faturalı abone sayısının artmış olmasıdır. Bu yılın üçüncü çeyreği itibariyle, faturalı abone oranı bir sene önceki yüzde 44’e kıyasla yüzde 47’ye ulaştı. Mobildeki iyileşmenin bir sonucu olarak, 2012 4. çeyreğinden beri mobil segmentte ilk defa pozitif faaliyet kârı elde ettik.

Sabit hat operasyonlarımız güçlü kârlılıkla devam ediyor. Sabit hat operasyonlarında üçüncü çeyrek FAVÖK marjı yüzde 46 olarak gerçekleşti. Sabit ses tarafındaki zorluklara rağmen genişbant ve kurumsal data operasyonlarının sabit hat gelirlerine yaptığı önemli katkılar ile sabit hatta gücümüzü sürdürüyoruz. Genişbant hem abone hem de Kullanıcı Başına Ortalama Gelir artışı ile yıldan yıla yüzde 10 büyüdü. Eylül’de okulların açılmasının da etkisiyle 87 bin net genişbant abonesi kazandık ve toplam genişbant abone sayımız 7,5 milyona ulaştı.

Fiber tarafında, fiber tarifelerinde olan abone sayımızı 715 bine çıkardık. Saha dolabına kadar fiber (FTTC) şebekemiz üzerinde bulunan 308 bin hipernet abonesi ile birlikte fiber altyapımız üzerinden yüksek hız alan abone sayımız 1 milyonu aştı. Sabit seste 2014 üçüncü çeyreğinde yıldan yılda yüzde 10 gelir azalmasının korunmuş olmasını, daha önceki dönemlerde yaşanan yüzde 12 seviyelerine kıyasla bir iyileşme olarak görüyoruz.

2014’ün üçüncü çeyreğinde fonksiyonların entegrasyonu yönünde önemli adımlar attık. Daha müşteri odaklı bir yaklaşım yönünde atılan ikinci bir kararlı adım olarak, sabit ve mobil segmentlerin satış ve müşteri ilişkileri fonksiyonlarını grup çapında tek bir çatı altında topladık.  Bu yeni yapı Türk Telekom Grubu’nu, hem bireysel hem kurumsal alanda müşterilerimizin tüm telekomünikasyon ihtiyaçları için tek hizmet noktası olma hedefine biraz daha yaklaştırıyor ve Türk Telekom’u rakiplerinden ayrıştırırken müşteri deneyiminde belirgin iyileşme sağlıyor.

Müşterilerimiz için daha fazla değer yaratma taahhüdümüz, Grubumuzun bu kritik öneme sahip dönüşümünde ilerleme konusunda bizim için itici güç olmaya devam ediyor. Türk Telekom Grubu’nda şirketimizin geleceğini birlikte inşa ettiğimiz takım arkadaşlarıma gayretleri için teşekkür ederim.