Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 1830

Girişimciler ve yatırımcılar birbirlerini anlıyor mu?

0

handshake el sıkışmaÜlkemizde nüfusun genç ve teknoloji kullanımının yüksek olması nedeniyle bu konuda ciddi bir potansiyelin varlığı tartışılmaz. Çok güzel fikirleri olan çok zeki gençlerimiz var. Ancak bu gençlerin büyük bir kısmı maalesef ne yapacağını bilmiyor ya da bürokrasi içinde kaybolup gidiyorlar..

Bu yazıda girişimci ruhlara yatırımcılar ve fon bulunması ile ilgili bazı küçük ipuçları vermeye çalışacağım. Girişimcilerin en çok zorlandığı nokta tabi ki fikri hayata geçirebilmek için gerekli fonu bulmak oluyor. Fonu bulmak için ya KOSGEB, TÜBİTAK gibi kurumların desteğini almak ya da yatırımcı bulmak gerekiyor. Yatırımcılar ise bu konuda ikiye ayrılıyor. Kitle yatırımcılar ya da profesyonel yatırımcılar olarak adlandırabileceğimiz bu fon sahiplerinin fikre yatırım yapmaları için inanmaları ön koşul olarak karşımıza çıkıyor. Fikir sahibi genç beyinlerin dikkat etmesi gereken şeyler tam da bu nokta da başlıyor.

Kitle yatırımcılar fikir sahiplerinin arzusuna ve fikre olan adanmışlığa dikkat ederken, profesyoneller ise arzudan daha çok fikrin hayata geçebilmesi için yapılan hazırlıklara bakıyorlar. Kickstarter, indiegogo gibi sitelerde paylaşılan fikirler kitlelere sunuluyor ve burada çoğunluk, fikir sahibinin arzu ve motivasyonuna bakıyor. Bu sitelerde fikri anlatmak için hazırlanan sunumlar ve videolar çoğunluğu ikna etmek amacıyla projenin hayata geçmesi için yapılan hazırlıklardan ziyade başarma arzusunu ön plana çıkarıyor görünüyor. Oysa amatör ruhların unuttuğu detay burada devreye giriyor. Binlerce küçük yatırım almak ve binlerce ortak edinmek yerine, büyük tek yatırım almak için yapılması gereken şey iş planını, modelini, yapılan hazırlıkları daha iyi sunmaktan geçiyor. Ancak asıl cevap bulunması gereken soru “fikrin başarılı olması için arzu mu daha önemli yoksa hazırlık mı?” oluyor.

Amerika’da bulunan Rice Üniversitesi’ndeki araştırma sonuçlarına göre başlangıçta girişimciler başarılarında kilit faktörü arzulu olmayı gösterirken, üç yıl sonra geriye dönüp baktıklarında çok az bir kısmı aynı fikri savunuyor. Çoğunluk arzu ve tutkunun proje başarısında herhangi bir rol oynamadığını düşünüyor ve temel faktörün yapılacak olan işe iyi bir hazırlık olduğunu tecrübe ettiklerini söylüyorlar.

Araştırma şu şekilde yapılıyor. Ekip, Indiegogo sitesinde sunulmuş 522 fikri inceliyor. Bu fikirlerin tamamına ait videolar izleniyor, yazılı ifadeler okunuyor ve girişimcileri “çok arzulu” , “kendini adamış” gibi kategorilere ayırıyorlar. Aynı fikirler bir de hazırlık aşamasına göre sınıflandırılıyor. Sonuçta kitlelerin; arzusunu en iyi ifade eden fikir sahiplerini üç kat daha fazla tercih ettiği gözlemleniyor. Bu fikirler profesyonel yatırımcılara anlatıldığında ise durum tam tersi çıkıyor. Hazırlığı en iyi yapılmış projeler profesyonel yatırımcılar tarafından daha fazla beğeniliyor.

Yatırımcılar tarafında da durum farklı değil aslında ve araştırma sonuçlarını destekliyor. Arzunun fikre yatırım yapmak için gerek ama yeter şart olmadığını düşünüyorlar. Girişimcilerin yapması gereken ise arzularını geri plana atmadan, yaptığı hazırlıkları da gösterecek bir dengede sunumlarını hazırlamaları gerekiyor.

Fikri hür, vicdanı hür gençlere ithaf olunur…

İş GYO’nun 2014 Faaliyet Raporuna Platin Ödül!

0

isgyo_2014_faaliyet_raporu_kapakİş GYO’nun 2014 Faaliyet Raporu uluslararası alanda birden fazla ödüle layık görüldü. Amerikan İletişim Profesyonelleri Derneği’nin (LACP) düzenlediği 2014 Faaliyet Raporu Vizyon Ödülleri yarışmasında, gayrimenkul kategorisinde 100 üzerinden 99 puan toplayarak 2014 Faaliyet Raporu kategorisinde “Platin Ödül”ün sahibi olan İş GYO bu sayede Türkiye’nin En iyi 20 Faaliyet Raporu ödülleri arasında yerini aldı. Tüm dünya ve tüm sektörler arasında “En Yaratıcı Rapor Bronz Ödülü”nü de almaya hak kazanan İŞ GYO, EMEA Bölgesi’nde tüm sektörler arasında “En Yaratıcı Rapor Gümüş Ödülü”nün de sahibi oldu.

Gayrimenkul ortaklığı sektöründe Avrupa-Ortadoğu ve Afrika bölgelerindeki en iyi 50 kurum arasında 17. olan İş GYO, dünya genelinde en iyi 100 kurum arasında 33. sırayı aldı.

İş GYO’nun 2014 yılı Faaliyet Raporu, ilk izlenim kriterinden 30 üzerinden 30 puan alırken, rapor kapağı, paydaşlara mektup, rapor anlatısı, finansal içerik, yaratıcılık ve bilgiye erişilebilirlik gibi değerlendirme kriterlerinde jüriden 10 üzerinden 10 puan aldı. Değerlendirme sonucunda toplam puanı 100 üzerinden 99 olan İş GYO 2014 Faaliyet Raporu “Platin Ödül”ün sahibi oldu.

2001 yılında kurulan League of American Communications Professionals (LACP), halkla ilişkiler sektöründe sınıfının en iyi uygulamalarını seçerek iletişim becerilerinde örnek alınacak eser niteliğindeki ürünleri ödüllendiriyor. Çeyrek dönemler halinde düzenlenen LACP yarışmalarına dünya genelindeki yüzlerce büyük firma iletişim alanındaki çalışmalarıyla katılıyor. 2014 yılı Faaliyet Raporu Vizyon Ödülleri’ne bu yıl 20 ülkeden 1000’e yakın firma başvuru yaptı.

İş GYO’nun 2014 yılı Faaliyet Raporuna http://www.isgyo.com.tr/yatirimci-iliskileri/raporlar-ve-sunumlar/yillik-faaliyet-raporlari/adresinden ulaşabilirsiniz.

İstanbul’a start-up yıldızları yağacak!

0

wj-lundSkype’ın ilk yatırımcısı olarak sektörde önemli bir yere sahip olan Danimarkalı  Morten Lund, Nalden ismiyle tanınan WeTransfer’in kurucularından Ronald Hans ve dijital pazarlama konusunda dünyanın tanınmış isimlerinden Kimberly Kadlec, Startup İstanbul’un bu yılki konuşmacıları arasında yer alacak.

Son 15 yılda 100’den fazla yatırım Morten Lund’dan!

2000’li yıllardan bu yana 100’ün üzerinde girişime yatırım yapmış olan Morten Lund, yatırım alanındaki 15 yıllık tecrübesini 3-5 Ekim tarihleri arasında Startup İstanbul katılımcılarıyla paylaşacak.

43 yaşında olmasına rağmen yatırımcı olarak önemli bir tecrübeye sahip olan Lund, üniversiteyi yarıda bırakıp iş dünyasına atılan isimlerden. İlk şirketi Neo Ideo’yu 1996 yılında kuran Lund, iletişim danışmanlığı hizmetlerine odaklanan şirketini üç yıl sonra Leo Burnett’e satarak yeni kurulan girişimlere ilk aşama yatırımları yapmaya başlayan, günümüzün en etkili yatırımcılarından biri.

Yatırım yaptığı ZYB, Zecco.com, PolarRose, Maxthon, Bullguard, Tradeshift, AirHelp, Itembase, LundXY, OnlyXO gibi şirketlerin en ünlüsü ise Skype. Morten Lund’un Skype’a ilk yatırımı yapmasının ardından şirket 2005 yılında eBay’e 2,5 milyar dolar değerle satılmış, 2011 yılında ise Microsoft, Skype’ı 8,5 milyar dolara satın almıştı.Morten Lund, bugünlerde sahibi olduğu yatırımcı ve girişimci hızlandırma şirketleriyle startup’lara destek vermeye devam ediyor.

Blogdan WeTransfer’e “Nalden” etkisi: Ronald Hans

Nalden.net isimli bloguyla önemli bir etki yaratan ve bu sayede Nalden ismiyle ünlenen girişimci Ronald Hans, WeTransfer’in kurucularından biri olması nedeniyle girişimcilik ekosisteminde dünya çapında şöhrete sahip olan isimlerden biri. 13 yaşında web sitesi tasarlamaya başlayan Hans, bugün teknoloji, internet, tasarım ve girişimcilik alanında “genç uzman”lardan biri olarak kabul ediliyor. WeTransfer’in yanında PresentPlus isimli bir dijital tasarım stüdyosu girişimi daha bulunan Nalden, mobil teknolojiler, ürün pazarlama ve iş stratejileri alanındaki deneyimleriyle Ekim’de Startup İstanbul’da yer alacak konuşmacılar arasında yerini almış durumda.

Dijital pazarlama ustası: Kimberly Kadlec

Dijital pazarlama dünyasının yakından tanıdığı Kimberly Kadlec, öğrencilik yıllarından bu yana pazarlama sektöründe çalışan ve görev aldığı bazı şirketlerde başkanlık seviyesine kadar yükselmiş bir isim. Kadlec, ayrıca 1998 yılında kurduğu Shady Shane şirketinde de üç yıllık başarılı bir girişimcilik tecrübesine de sahip. CV’sinde Johnson & Johnson ve AOL gibi şirketler bulunan Kadlec bugünlerde StarCom MediaVest grubunun başkanlık görevini yürütüyor.

Bilişim 500’de lider değişmedi

1

M2S Araştırma ve Pazarlama Hizmetleri tarafından yapılan İlk 500 Bilişim Şirketi Araştırması sonuçlarına göre ilk üç sırada Türk Telekom, Turkcell ve Vodafone yer alırken bilgi teknolojileri lideri Teknosa, iletişim teknolojileri lideri Türk Telekom oldu. Araştırmada ayrıca şirketlere donanım, yazılım ve hizmet gelirlerinin yanı sıra faaliyet alanlarına göre dokuz temel kategoride plaket verildi. Türkiye Bilişim Pazarı’nın 2014 yılında olduğu gibi 2015 yılında da yüzde 12 büyüyerek 78 milyar lira olması bekleniyor. Etkinlik sırasında BThaber Şirketler Grubu Başkanı Murat Göçe’nin görüşlerini aldık.

Slack’e Google takvim desteği geldi

0

slackSlack, son dönemde hızla popüler olan kurumsal bir uygulama. Slack’ın amacı ise çok basit… Şirket içi çalışma arkadaşlarıyla anında mesajlaşma ihtiyacını Facebook Messenger veya WhatsApp gibi sosyal medya uygulamaları ile sürdüren profesyonellere, iş yaşamına uygun yetenekler sunan bir uygulama ulaştırmak.

Bu formülün tuttuğunu ve çok sayıda profesyonelin, iş arkadaşlarıyla Slack’ı kullanarak yazışmaya başladığını da görebiliyoruz. Slack daha önce Google Drive ve Google Docs servislerini sisteme adapte etmişti. Bu sayede Slack kanalında yazışan iş arkadaşları, üzerinde çalıştıkları projeler hakkında dosyalara hızlıca ulaşabiliyor hatta hemen Slack penceresinden linkle dosyalar üzerinde çalışabiliyordu.

Slack şimdi Google Takvim hizmetini de entegre etti. Böylece kullanıcılar artık Google hesabıyla Slack üzerinde yazışırken, Takvim uygulamasından bağlantıları Slack kanalında paylaşabilecekler, toplantı ve görüşme bildirimleri yapabilecekler.

Bu yeni özellikler sayesinde Slack’ın Türkiye’deki şirketlerde de kısa sürede popüler hale gelmesi hiç sürpriz olmayacak gibi görünüyor.

Robot bilimcileri Türkiye’de buluşuyor

0

robot-waveIEEE Robotik ve Otomasyon Derneği’nin teknik sponsorluğundadüzenlenecek olan, ICAR 2015’te paradigmalar ve uygulama alanlarına odaklanılarak, robotik alanında teorik modelleme, tasarım, deneysel doğrulama veya vaka çalışmaları şeklindeki özgün çalışmalar aktarılacak ve incelenecek. Konferansta, vizyon robotik, bilişsel robotik, robotik mimarileri, mobil robotlar, insansı robotlar, öz-yerelleştirme ve navigasyon, insan-robot etkileşimi, multi-robot sistemleri, arama kurtarma robotları, robot işletim sistemleri, simülasyon ve görselleştirme, robot sürüleri, biyolojik-etkileşimli robotlar, insansız hava robotları, robot sualtı sistemleri ve robotik rehabilitasyon ile ilgili atölyeler de gerçekleşecek. Robotik teknolojiler uzmanı Oussama Hatibi, İngiltere Kraliyet Enstitüsü Bilgisayar Bilimleri Fakültesi Profesörü Danica Kragic, Johns Hopkins Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Profesörü Noah J. Cowan konferansın konuşmacıları arasında yer alıyor.

Dijital dönüşüm Vodafone’a yaradı

0

vodafoneVodafone, Türkiye’nin dijital dönüşümüne odaklı stratejik yatırım programıyla 2015-16 mali yılının ilk çeyreğinde de istikrarlı büyümesini sürdürdü. 23 çeyrektir kesintisiz çift haneli büyüyen Vodafone Türkiye’nin servis gelirleri, geçen yılın aynı dönemine göre %15* artış ile 1,6 milyar TL’ye yükseldi.

Toplam 21 milyon abone

 2015-16 mali yılı ilk çeyrek sonuçlarını açıklayan Vodafone Türkiye’nin toplam abone sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre 1,4 milyon net abone artışı ile 21 milyona yükseldi. Vodafone Red tarifeleri ile şirketin 1 Nisan 2015 tarihinde lanse ettiği “Akıl Küpü Tarifeler” ve “Kamu Akıl Küpü Tarifeler”, faturalı abone bazındaki büyümenin lokomotifi oldu. Böylelikle şirketin faturalı abone sayısı 8,9 milyona çıkarak toplam abone bazının %42,3’üne ulaştı. Öte yandan Vodafone Türkiye, mobil numara taşınabilirliği kapsamında bu çeyrekte en fazla net abone kazanarak*** lider operatör oldu.

Her iki Vodafone abonesinden biri akıllı telefon sahibi

 Vodafone Türkiye’nin bu çeyrekte akıllı cihaz penetrasyonu geçen yılın aynı dönemine göre 14 puan artışla %50’ye yükseldi, böylece her iki Vodafone abonesinden biri akıllı telefon sahibi oldu. Vodafone Türkiye’nin veri gelirleri geçen yılın aynı dönemine göre %82* arttı. Diğer yandan abonelerin toplam veri kullanımı geçen yılın aynı dönemine göre %171 artışla 35,602 terabayt’a yükseldi.

Kurumsal segment mobil gelirlerinde %16 büyüme

Türkiye’de işletmelerin dijital haritasını çıkarmak ve ihtiyaçlarını belirlemek amacıyla Yarına Hazırım Platformu’nu hayata geçiren ve 1,3 milyon ziyaret sayısına ulaşarak 35 bin işletmenin Dijitalleşme Endeksi’ni hesaplamasını sağlayan şirket, kurumsal alanda istikrarlı büyümesini sürdürdü. Yarına Hazırım Platformu lansmanından bu yana Türkiye’de işletmelerin dijitalleşme endeksini %48’ten %52’ye çıkaran Vodafone Türkiye, kurumsal mobil servis gelirlerini 2015-16 mali yılının ilk çeyreğinde, geçen yılın aynı dönemine göre %16 artırdı.

Öte yandan 1 Ocak 2015 tarihinde “Vodafone SüperNet Telefonsuz ADSL” hizmetini lanse eden Vodafone Türkiye’nin sabit genişbantta hızlı büyümesi ise devam etti. Son çeyrekte 46 bin net abone artışı ile sabit genişbant abone sayısı 143 bine ulaştı. Şirketin sabit hizmetlerden elde ettiği servis gelirleri ise geçen yılın aynı çeyreğine göre %21 arttı.

Müşteri memnuniyeti ile “Türkiye’nin en çok tavsiye edilen mobil operatörü”

Vodafone Türkiye, müşteri memnuniyeti odaklı programı sayesinde Net Tavsiye Skoru’ndaki**** lider konumunu bu çeyrekte de sürdürdü. Vodafone Türkiye haziran ayı sonu itibariyle en yakın rakibinden 7 puan fazla net tavsiye skoru elde etti.

2015-16 mali yılı birinci çeyrek performansını değerlendiren Vodafone Türkiye CEO’su Gökhan Öğüt şöyle konuştu:

“2015-16 mali yılının ilk çeyreği; bireylerden kurumlara, sosyal hayattan ekonomik yaşama kadar Türkiye’nin uçtan uca dijital kalkınması hedefiyle ilan ettiğimiz Dijital Dönüşüm Hareketi’nin istikrarlı büyümemize katkı sağladığı bir dönem oldu. Bunun en büyük göstergesi de veri gelirlerimizdeki %82’ye varan büyüme. Geçen üç ayda abonelerimizin geçen yılın aynı çeyreğine göre %171 artışla 35,602 terabayt veri kullandığını görüyoruz. Bu durum, tüketicilerimizin genişbant ihtiyaçlarının her geçen gün ne denli arttığını anlatması bakımından da anlamlı. Biz de Vodafone Türkiye olarak dünyadaki son genişbant teknolojilerini ülkemize getirme vizyonumuz doğrultusunda tüm tüketicilerimiz için yatırımlarımızı bu doğrultuda sürdüreceğiz.”

İnternetten en çok cep telefonu alıyoruz

0

kliksa-2014-2Türkiye’nin en çok ziyaret edilen e- ticaret platformlarından sahibinden.com, 2015 yılı ikinci çeyrek sahibindex “alışveriş” verilerini açıkladı.  2015’in Nisan – Mayıs – Haziran aylarını kapsayan döneminde alışveriş kategorisine girilen ilanlarda ilk sırayı cep telefonu alırken, onu bilgisayar ve giyim&aksesuar ilanları izledi.

1 Nisan – 30 Haziran 2015 tarihleri arasında elde edilen, sahibindex  “alışveriş” verilerine göre, cep telefonu teknoloji kategosinde en çok satışı gerçekleşen ürün oldu. Cep telefonunda en çok tercih edilen marka ortalama 680 TL’lik satış fiyatıyla Samsung olurken, onu Apple, LG ve Nokia takip etti. Akıllı telefonlar içinde ise en çok satılan cep telefonu altın renkli iPhone 5S oldu. Satışı gerçekleşen cep telefonlarında Android işletim uygulamalı, dokunmatik ekran en çok tercih edilen özellikler arasında yer aldı.

İncelenen dönemde sahibinden.com kullanıcıları dizüstü bilgisayarda en çok HP markasını tercih etti. Netbook’larda Acer, Tablet PC’de de Apple kullanıcıların ilk tercihi oldu.

Klasik severlerin tercihi SLR fotoğraf makinelerinde ise en çok satılan marka Canon oldu. Canon’u, sırasıyla Nikon ve Sony takip etti.

IBM, bulut tabanlı veri tabanı şirketini satın aldı

0

2015-07-23_0828IBM, bugün yaptığı açıklamada, bulut tabanlı veri tabanı hizmeti sunan Compose şirketini satın aldığını açıkladı. Compose daha önce MongoHQ ismiyle tanınıyordu, kısa süre önce ismini Compose olarak değiştirmişti. Satın almanın detayları, fiyatlandırılması gibi konular hakkında açıklama yapılmadı.

Compose kurulduğu 2010’dan bu yana, kullanıcılarına internet üzerinden erişilebilen veri tabanı hizmeti sunuyordu. Şirket toplamda 6.4 milyon dolarlık yatırım toplamayı başarmıştı. Compose şu anda 3600 şirkete hizmet veriyor ve 100 binden fazla veri tabanı barındırıyor. IBM; satın almanın tamamlanmasından sonra Compose’un hizmetlerine aynen devam edeceğini ve müşterilerin hiçbir şey hissetmeyeceğinin altını çiziyor.

 

Xerox’tan baskı farkındalık yazılımı

0

print imageGünümüzde şirketler ve çalışanların çoğu karbon ayak izlerini azaltmanın yolunu arıyor. Gereksiz baskı işlemleri yüksek miktarlarda kağıt, sarf malzemesi kullanımı ve enerji tüketimine neden oluyor. Dijitalleşen iş süreçleri sayesinde iş yerlerinde yapılan baskı miktarının giderek azaldığı düşünülse de gereksiz yapılan baskı işlemleri nedeniyle şirketlerin baskı hacimleri hala çok yüksek seviyelerde bulunuyor. Bu durum ağaçların kesilmesi, gereksiz enerji tüketimi ve su kaynaklarının azalması gibi çevre sorunlarına neden oluyor. Xerox, gereksiz baskı işlemlerinin doğaya verdiği zararın önüne geçmek ve baskı hacimlerini azaltarak şirketlerin baskı maliyetlerini düşürmek amacıyla geliştirdiği Xerox Baskı Farkındalık Aracı adlı yeni yazılımını Türkiye’de ofislerin kullanımına sunuyor.

Aylık geri bildirim sunuyor

Bir masaüstü aracı olarak kullanılabilen yazılım uygulaması ile şirket kendisi için aylık bir baskı sayısı ve enerji tasarrufu hedefi koyabiliyor. Ofisteki her çalışanın baskı işlemlerini bu hedef doğrultusunda baskı türü ve adeti olarak gözlemleyen ancak basılan belgenin içeriğiyle hiçbir şekilde ilgilenmeyen yazılım, sağladığı aylık geri bildirimler ile kullanıcılara gereksiz baskı işlemlerini gösteriyor. Ayrıca baskı alışkanlıklarını değiştirmelerini sağlayacak ipuçları veriyor.

Uygulamanın basit arayüzü ve interaktif gösterge paneli ile çalışanlar anlık baskı işlemlerini gözlemleyebiliyor ve şirketin aylık baskı tasarruf hedeflerine göre kendini değerlendirebiliyor. Xerox Baskı Farkındalık Yazılımı, çalışanlara hem çalıştıkları kuruma hem de çevreye karşı faydalı olma hissini yaşatıyor.

Rekabet ortamı yaratıyor

Xerox Baskı Farkındalık Yazılımı üzerinden baskı işlemlerinin miktarı, ne sıklıkta ve ne türde yapıldığı görüntülenebiliyor. Yazılım çalışanlara baskı hedefleri doğrultusunda kolektif hareket etme imkanı tanıyor, bireysel baskı tasarruf miktarlarını diğer çalışanlarla karşılaştırarak olumlu bir rekabet ortamı yaratıyor.

Şirketlerin baskı masraflarını azaltıyor

İş yerlerine daha az kağıtla; daha az israf ve daha az masraf vadeden Xerox Baskı Farkındalık Aracı ile şirketler; kağıt, toner, elektrik gibi giderlerinde önemli tasarruflar sağlarken, çevreye saygılı bir iş yapış biçimine de kavuşuyor. Xerox Baskı Farkındalık Yazılımı, aylık bir sabit ücret karşılığında kişi ve kuruluşların kullanımına sunuluyor. Xerox, yazılımı tanıtmak için şu videoyu da yayına aldı:

https://www.youtube.com/watch?v=NyZxkPoNXxU

 

Acronis’ten Geniş Kapsamlı Bulut Platformu

0

Acronis-logo-invert+%281%29Veri koruma çözümleri alanında dünyanın önde gelen çözüm sağlayıcı firmalarından birisi olan Acronis, bulut için geliştirdiği veri koruma platformu Acronis Data Protection Platform’u pazara sunduğunu duyurdu.  Yeni kuşak bulut platformu; servis sağlayıcıların, değer katan iş ortaklarının ve distribütörlerin müşterilerine sundukları veri korumasını yeniden tanımlıyor.   Acronis Data Protection Platform yedekleme, felaket kurtarma, güvenli dosya senkronizasyonu ve paylaşımı için komple bir veri koruma çözümü sunuyor. Bulut üzerindeki verilerin korunmasına yönelik servisler açısından henüz yeterli hizmet sunumunun bulunmadığı hızlı büyüyen pazarda, Acronis söz konusu çözümle iş ortaklarına önemli bir ivme kazandıracak. Platform; servis sağlayıcılar, değer katan iş ortakları ve  distribütörler tarafından kullanılan farklı yaygınlaştırma ve iş modelleri ile geniş kapsamlı teknoloji ortamlarını destekliyor.

Bu duyuruyla birlikte Acronis, pazarın önde gelen bulut yedekleme çözümü Acronis Backup Cloud’un yeni versiyonunun yanı sıra yeni dosya senkronizasyon ve paylaşım çözümü Acronis Files Cloud’u da pazara sunmuş oldu. Acronis, ayrıca, veri yedekleme ve felaket kurtarımı için sunduğu “hepsi bir arada” çözümü Acronis Felaket Kurtarma Hizmetinin de global olarak erişilebilir olduğunu açıkladı.

Bulut, Veri Koruması Açısından Önemli Büyümeye İşaret Ediyor

İş dünyası felaketlerle karşı karşıya kalma, veri kaybı yaşama risklerine karşı her zamankinden daha fazla açık durumda. Birçok kurum daha güçlü koruma sağlamak için bulut çözümlerini araştırıyor.  IDC tarafından gerçekleştirilen araştırma sonuçlarına göre(*); harici bulut altyapılarını halen kullanan ya da gelecek 12 ay içinde kullanmaya başlayacak olan işletmeler açısından bulut altyapısına geçme nedenleri arasında %55 ile ilk sırada veri depolama, yedekleme ve kurtarma alıyor.

Eksiksiz Veri Koruması: Gelişkin yapıdaki bulut mimarisi ile Acronis Veri Koruma Platformu; yedekleme, felaket kurtarma, dosya senkronizasyon ve paylaşımının da yer aldığı  SaaS (software-as-a-service) çözümleri sağlamaktadır.  Söz konusu platform Acronis AnyData Engine –pazarda bir benzeri olmayan, herhangi bir lokasyondaki herhangi bir verinin  toplanması, depolanması, kurtarılması, kontrol edilmesi ve erişimine imkan veren güçlü veri koruma teknolojisi- ile güçlendirilmiştir.

Farklı İş Modellerini Destekleyen Esneklik: Acronis Veri Koruma Platformu tüm iş ortaklarının ihtiyaçlarını karşılamak üzere farklı iş modellerini, farklı yaygınlaştırma ihtiyaçlarını desteklemektedir:

·         Değer Katan Satıcılar ve Distribütörler – Acronis tarafından barındırılan ve kolay kullanımlı SKU’larla birlikte sağlanan Veri Koruma Platformunu bir hizmet olarak satabilirler.

·         Servis Sağlayıcılar – Veri Koruma Platformunu kendi bünyelerinde barındırabilir, yönetebilir ve kendi markaları ile sunabilirler.

Büyük oranda esneklik sağlayan “kullandığın kadar öde” modelleri ise, iş ortaklarının yeni veri koruma hizmetleriyle birlikte üst kategori ya da çapraz hizmetleri satabilmelerine imkan vermekte, halihazırdaki sunum portföylerini genişletme fırsatları yaratmaktadır.

Geniş Yelpazede Teknoloji ve Ortam Desteği: Acronis Veri Koruma Platformu servis sağlayıcıların farklı ortam ihtiyaçlarına özel olarak hazırlanmış olup, Windows, Mac, Hyper-Visor, VMware, RHEV, Oracle VM, Microsoft Exchange ve  SQL’in yanı sıra XEN, KVM, Linux, Virtuozzo, Docker, Open-Xchange ve MySQL ı da destekleyerek geniş kapsamlı sistem desteği sunmaktadır. Platform bünyesindeki otomasyon özelliği iş ortaklarına kolay ve hızlı ölçeklendirme yapabilme imkanı vermekte, böylece iş ortaklarının, büyüyen işlerine paralel olarak milyonlarca kullanıcıyı sorunsuz biçimde desteklemesi sağlanmaktadır.

Acronis Backup Cloud: Yeni Versiyonuyla Artık Daha Fazla Sayıda Sistemi ve Cihazı Destekliyor

Acronis Backup Cloud pazarda kendisini kanıtlamış bir bulut yedekleme ve kurtarma çözümüdür. Global olarak erişime hazır olan  Acronis Backup Cloud’un yeni versiyonu ile aşağıdaki pek çok yeni özellik kullanıma sunuluyor:

·         Microsoft SQL, Microsoft Exchange ve Mac OS X ortamları için genişletilmiş destek

·         Büyük hacimli verilerin kolaylıkla buluta taşınması için verilerin posta yoluyla Acronis’e gönderilerek yüklenmesini sağlayan özel “Initial seeding” hizmeti

·         Doğrudan merkezi yönetim konsolu kullanılarak lokal yedekleme ve kurtarma yapabilme

Bulutta Güvenli Dosya Paylaşımı ve Senkronizasyonu: Acronis Files Cloud

Acronis Files Cloud hem ofis içindeki çalışanların hem de mobil çalışanların kolay kullanımlı ve güvenli bulut hizmeti ile güvenli dosya erişim, senkronizasyon ve paylaşımını gerçekleştirmesine imkan sağlıyor. Bu çözüm servis sağlayıcıların ve iş ortaklarının, sayıları hızla artan mobil kullanıcıları ve  giderek yaygınlaşan BYOD yaklaşımını güvenli biçimde destekleyerek kurumların bu alandaki ihtiyaçlarını karşılayabilmelerine yardımcı oluyor. Acronis Files Cloud; Box,  Dropbox gibi son kullanıcı düzeyindeki çözümler ya da daha az güvenli dosya erişim, senkronizasyon ve paylaşım çözümlerinden farklı olarak, dokümanların ve işle ilgili dosyaların özel bulutta saklanmasını sağlarken, kriptolama, denetim kayıtları ve kullanıcı yönetimi gibi kapsamlı güvenlik fonksiyonları ve kontrolleri de sunuyor. Acronis Files Cloud İngilizce, Almanca ve Rusça olarak pazarda yerini alırken,  ilave diller için destek ise bu yılın ikinci yarısı için planlanıyor.

Acronis Felaket Kurtarma Hizmetine Global Erişim Sağlanabiliyor: Acronis Felaket Kurtarma Hizmeti; dosyaları, sunucuları, ve tüm veri merkezlerini koruyacak, hepsi bir arada ve hibrid yapıda bir bulut yedekleme ve felaket kurtarma çözümüdür. Hem kurtarma noktası hedeflerine (RPO) hem de kurtarma zamanı hedeflerine (RTO) odakladığından, özellikle veri kaybına, sistem kesintilerine ve risklerin azaltılmasına karşı üst düzeyde hassasiyet gösteren kurumlar için tasarlanmıştır. Acronis Felaket Kurtarma Hizmetlerine global olarak erişilebilmektedir.

“Dünyanın her yerinde, kurumlar, bir felaketle karşı karşıya kalma, veri kaybetme ve bunların getirdiği sıkıntıları yaşama konusunda “eğer karşılaşırsak” yerine “ne zaman karşılaşırız” diye yaklaşmalıdır” diyen  Acronis kurucusu ve CEO’su Serguei Beloussov, Acronis veri koruma platformu Acronis Data Protection ile komple veri korumasının hem kolay uygulanabilir hem de hemen her ölçekteki kurum için ulaşılabilir maliyetli bir çözüm olduğunu ifade etti ve söz konusu çözümün fırsatlarla dolu olan bu pazara yatırım yapmak isteyen servis sağlayıcı firmalara ve değer katan iş ortaklarını güçlendireceğini söyledi.

“Acronis’in yedekleme, felaket kurtarımı, güvenli dosya senkronizasyonu ve paylaşımını adresleyen kapsamlı bir bulut platformu sunma vizyonu, izole nokta çözümlerden daha güçlüsünü arayan pek çok kuruma cazip gelecektir” diyen ESG kıdemli analisti Jason Buffington, veri koruması alanında saygın bir isme sahip olan Acronis’in esneklik ve kolay kullanım özelliklerini de eklediği bulut platformu ile veri kaybı ve felaket durumlarına karşı eksiksiz biçimde korunarak BT hizmetleri sunabilme konusunda pek çok kuruma ilham vereceğine inandığını söyledi.

Hırsızlık için kapıdan değil, ekrandan giriyorlar!

0

GulsahCavusovali_IsaAltun_AlevAkkoyunluDünyanın en büyük antivirüs yazılım kuruluşlarından ESET ve ‘teknolojiyi hizmete dönüştüren öncü banka‘anlayışıyla geliştirdiği yenilikçi fikirlerle dijital bankacılık sektörüne değer katmaya devam eden Türk Ekonomi Bankası‘nın (TEB) düzenlediği ESET-TEB Kurumsal Bilgi Güvenliği Toplantıları’nın Samsun ayağı Samsun Serra Otel’inde yapıldı. Dijital dünyadaki güvenlik riskleri ve çözümleri konusunda kurumları ve kullanıcıları bilgilendirmeyi amaçlayan toplantıya Samsun’dan pek çok kurumun temsilcisi ve IT yöneticileri katıldı.

 Ekran yoluyla suç işliyorlar
Toplantıda konuşan Suç Bilimleri Uzmanı İsa Altun, Türklerin internete çok hızlı giriş yaptığını ve kullanıcıların yeterince bilgilenmeden internetin sunduğu bilgi okyanusunda yüzmeye çalıştığını söyledi. “Hem bireyleri hem de kurumları istismar etmeye odaklanan pek çok siber suçlu var“ diyen Altun, “Bunlar suçlarını, bulundukları yerden masalarından kalkmadan, olay mahalline kapıdan değil ekrandan girerek gerçekleştiriyorlar. Maalesef bu yöndeki eğilim giderek artıyor. Klasik suçların modası geçiyor. Ekran başında gerçekleştirilen nitelikli siber dolandırıcılık, suçlulara daha kolay geliyor. Bu durumdan ancak teknoloji desteğiyle bilgisayarın bağışıklık sistemi güçlendirilerek ve tehlikeler konusunda bilinçlenerek korunmak mümkün“ dedi.

Teknoloji koruyor, merak bulaştırıyor
Toplantıda konuşan ESET Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Alev Akkoyunlu, son bir yıldır ‘Phishing‘ yani oltalama saldırılarında olağanüstü artış olduğunu söyledi. Akkoyunlu, “Güvenlik yazılımlarını ve teknolojiyi aşmakta zorlanan hackerler, bilgisayar kullanıcılarını oltalarına düşürerek kandırmaya çalışıyor. Son dönemde bu konuda en çok karşılaştığımız zararlı program, fidye yazılımı Cryptolocker oldu. Siber suçlular, bu zararlı yazılımı içeren sahte e-fatura ve mesajları, kullanıcılarda merak uyandıracak ve gelen maili doğruluğunu sorgulamadan açılmalarını sağlayacak şekilde tasarlıyorlar. Kargo beklemiyorsunuz ama kargo bilgisi veya adres değişikliği isteği geliyor ya da sizin adınızla oldukça yüksek meblağlı bir GSM faturası karşınıza çıkıyor. Maildeki eklentiyi tıkladığınız anda virüs, bilgisayarınıza bulaşıyor. ESET dahil çoğu antivirüs yazılımı Cryptolocker’i tespit ederek kullanıcıları uyarıyor ve zararlı yazılımın çalışmasına izin vermiyor. Ancak yine de bazı kullanıcılar, dosyayı açtırmayan antivirüs uygulamasını devre dışı bırakmaya ve dosyaya ısrarla ulaşmaya çalışıyor. Lütfen bunu yapmayın. Bu e-postanın içeriği tuhaf olsada çok önemli görünüyorsa, mailde verilen ekli dosyayı açmak yerine ilgili kurumun web sayfasına ya da çağrı merkezine başvurarak bilgi alın. Bu yapılabilecek en doğru şey“ diye konuştu.

Mobil bankacılığı çok sevdik
TEB İnternet ve Mobil Bankacılık Yöneticisi Gülşah Çavuşovalı ise Türklerin dijital ve mobil hayata hızla entegre olduğunu söyledi. Çavuşovalı, “Online bankacılık gelişiyor ancak özellikle mobil bankacılığa güçlü bir yönelim var. Türkiye’de mobil bankacılık müşterisi, 2014 yılında bir önceki yıla göre iki kat artarak 6 milyon 711 bin kişiye ulaştı. Öte yandan mobil bankacılık uygulamamız CEPTETEB’i kullanan müşterilerimizin %55’i, sadece bu kanalı kullanarak bankacılık işlemlerini diledikleri zaman diledikleri yerden gerçekleştiriyor“ dedi. Müşterilerinin beklentilerine cevap vermek için şirketlerin de dijitalleşmesi ve mobil teknolojileri kullanması gerektiğini vurgulayan Çavuşovalı, dijitalleşme ile oluşabilecek güvenlik risklerinden korunmanın mümkün olduğunu söyledi.

10 ilde bilgilendirme toplantıları
ESET-TEB Kurumsal Bilgi Güvenliği Toplantıları, İzmir, Antalya, Eskişehir, Bursa, Konya ve Samsun’da gerçekleştirildi. Toplantılar 2015 yılı boyunca Denizli, Kayseri, Gaziantep ve Adana’da da yapılacak.

Otonom araçlar yıl sonunda Almanya yollarında!

0

tomtom_3TomTom ve Bosch otonom sürüş için haritalar alanında işbirliği konusunda anlaşmaya vardı. Bu anlaşma çerçevesinde, TomTom, gerekli haritaları tasarlarlarken, Bosch, sistem mühendisliği çalışmaları temelinde,  bu haritaların karşılamak zorunda olduğu özellikleri tanımlıyor. Haritalar, şimdiden Bosch’un Almanya (A81) ve ABD’nin  (I280) bazı ana yollarında test ettiği otomatikleştirilmiş araçlarda kullanılıyor. Otomatik sürüş gelişimi birçok parçalardan oluşan bir bulmaca gibi kabul ediliyor. Hollandalı harita ve trafik bilgi sağlayıcısı TomTom (TOM2) ve Bosch birlikte bu resmi tamamlamaya yaklaşıyor.

Bu girişimin önemine değinen Bosch Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Dirk Hoheisel, “2020’de sadece yüksek hassasiyetli haritalar ile otoyollarda otomatik sürüş yapılabilecek” diyor.  TomTom Başkan Yardımcısı Jan Maarten de Vries ise konuyla ilgili şunları söylüyor: “2015 sonuna kadar, Almanya’daki tüm otoban ve otoban benzeri yollarda otomatik sürüş için yeni yüksek hassasiyetli haritalara sahip olmak istiyoruz. Yol kapsamı daha sonra Avrupa ve Kuzey Amerika’nın geri kalanına genişletilecek.”

Mevcut haritadan farkı ne?

Mevcut navigasyon sistemlerinde ve yüksek otomasyonlu sürüş için kullanılan haritalar iki açıdan farklılık gösteriyor. Birincisi, doğruluk oldukça yüksek. (desimetre hassasiyeti açısından). İkincisi, yüksek otomasyonlu sürüş için harita bilgileri birden fazla katmandan oluşuyor. Geleneksel temel navigasyon katmanı sürülecek yolların devamı da dahil olmak üzere, A noktasından B noktasına yolları hesaplamak için kullanılıyor. Yerelleştirme katmanı son derece hassas harita verileri sağlayan yeni bir konumlandırma kavramı kullanıyor. Bu bilgi, otomatik aracın şerit içindeki konumunu doğru bir şekilde hesaplamak için kullanıyor. Bunu yapabilmek için araç, lokalizasyon katmanındaki bilgiyi sensör ile algıladığı çevre ile karşılaştırıyor. Böylece araç konumunu yol ile göreceli olarak çevresi ile doğru bir şekilde tanımlanıyor.

Şerit, hız ve yükseklik algısı var

Lokalizasyon tabakasının üstündeki planlama tabakası sadece yol şerit tipleri, trafik işaretleri, hız limitleri gibi nitelikleri içermekle kalmıyor aynı zamanda yokuş ve yamaç gibi yol geometrisi içeren 3 boyutlu bilgileri de sağlıyor.

Yüksek otomasyonlu sürüşte, güvenlik ve konfor önemli bir şekilde güncel harita bilgisine bağlıdır. Bu bağlamda, Bosch ve TomTom harita verilerini güncel tutmak için çeşitli unsurlara ve hizmetlere yüksek önem veriyor. TomTom haritalama filosu doğru yeni yollar ve güzergahlar sağlamak için bu konuda çalışmaya devam ediyor. TomTom ve Bosch, yollardaki son değişiklikleri kaydetmek için gerekli sensörler ile donatılmış araç filolarını geri bildirim için kullanmayı planlıyor.

Şirket içi teknoloji eğitimleri

0

Japon devi Sony’nin, ABD Hollywood’da kurulu film şirketi Sony Pictures Entertatinment’ın 2014 sonunda yaşadığı hack’lenme deneyimi, tarihe geçecek, ders kitaplarına girecek derecede önemli bir vakaydı.

ABD’nin ve Kuzey Kore’nin birbirine nükleer saldırı imasında bulunmasına kadar ilerleyen hack krizi boyunca Kuzey Koreli hacker’lar, Sony’nin tüm sistemlerine girmiş, yöneticilerin e-posta yazışmalarına kadar şirkette ne var ne yoksa almışlar, hatta Sony’nin henüz piyasaya çıkmamış filmlerini internete koyarak şirkete on milyonlarca dolarlık zarar vermişlerdi.

Aslında bu boyutta olmasa bile, şirketler sık sık hacker saldırılarıyla karşı karşıya kalıyorlar. Her çalışanın, her sabah bilgisayar başına oturup açtığı her e-posta bir güvenlik riski içeriyor. Elbette büyük şirketler, büyük güvenlik yatırımları yaparak, sunucularını, sistemlerini saldırılara karşı korumak için ellerinden geleni yapıyorlar ama bu noktada hem maliyetlerini azaltacak hem de riskleri minimuma indirecek en basit önlemi gözden kaçırıyorlar: Eğitim.

Bir şirkette, şirket içi eğitimler verilirken, her departmana kendi uğraş alanlarına uygun eğitimler seçiliyor, dolayısıyla teknoloji eğitimleri de sadece IT departmanı için programlanıyor. Oysa IT departmanı için planlanan eğitimler kadar teknik detay içermese de bir şirketteki tüm çalışanlar için mevcut teknolojileri nasıl kullanacaklarına yönelik bir kaç saatlik kısa eğitimler verilmesi, hem güvenlik risklerini en aza indirecek, hem de çalışanların teknolojiyi kendi işleri sırasında daha verimli kullanamaları sağlanacaktır. Yani, bir çalışanın sabah e-postalarını açarken hangi e-postanın dolandırıcı/hacker e-postası olduğunu anlayabilecek kadar teknolojiden anlaması, o şirketin sunucularına virüs sızması riskini en aza indirecek, güvenlik hizmetleri için harcanacak mesaiyi ve maliyeti düşürecektir.

Aynı şekilde, bir çalışanın, bulut bilişim servislerini etkin kullanabilmesi, bir proje sırasında iş arkadaşları arasında gidip gelen ve çoğu kez hatalara neden olarak projeyi uzatan dosyaların çok daha kolay şekilde işlenmesini sağlayacak, şirket içinde iş süreçlerinin daha hızlı, daha etkin, daha karlı hale dönüşmesine yardımcı olacaktır.

Bir çalışanın telefonuna e-mail hesabını yükleyebilmesi kadar telefonundan görüntülü konferans yapmayı öğrenmesi, toplantıya gideceği müşteriye ulaşırken şehrin trafiği az rotalarını nasıl bulacağını bilmesi, öğle yemeği için restoranların arasında onlarca dakika dolaşmak yerine, daha yerinden kalkmadan hangi restoranda hangi menülerin olduğunu görüp doğrudan öğle yemeğini yiyeceği restorana gidebilmesi veya benzeri pek çok küçük teknolojik detay, bir işyerindeki verimliliğe büyük katkılar sağlayacaktır. Ancak bunun için, şirketin tüm çalışanlarına düzenli olarak “güncellenmiş teknolojik eğitimler” vermek gerekiyor.

İyi bir yöneticinin, şirketinin çalışma mekanizmasını planlarken, tüm bu küçük detayları göz önüne alması, çalışanlara güncel teknoloji eğitimleri ulaştırması ve şirketinin teknolojiyle adaptasyonunu güncel tutabilmesi, bugünün ağır rekabetçi yapısında artık başarıyla başarısızlığın arasındaki ayırt edici nokta olarak karşımızda duruyor.

 

İETT otobüslerinde nesnelerin interneti dönemi

0

iettNesnelerin interneti temelli çözümler yaşamın her anına temas etmeye başladı. Bunun son ve çarpıcı örneklerinden biri ise İETT’den geldi. Kurum, uçaklardaki karakutuya benzer bir cihazı otobüslerine yerleştirerek uzaktan takip ve kontrol edebilecek. Ancak asıl fayda, araç içine yerleştirilecek sensörlerden elde edilen verilerin değerlendirilmesiyle ortaya çıkacak.

Toplamda 80’in üzerinde farklı verinin alınacağı uygulama kapsamında araçların iç ortamdaki klima sıcaklıkları, yapılan frenleme sayıları, motor sıcaklığı, aracın rölantide kalma süresi gibi pek çok veri tek bir merkezden yönetilebilecek. Bu da, sürüş güvenliği ve yakıt tasarrufuna yönelik önlemlerin alınmasını sağlayacak.

İETT Genel Müdürü Mümin Kahveci, yerleştirilecek kutu ile birlikte otobüslerdeki tüm bilgilerin, arıza ve kaza sebeplerinin de anlık olarak tespit edilebileceğini söylüyor. “Sistemde araçlarda bulunan elektronik haberleşme ağ yapısını kullanarak şoförlerin araç kullanım performanslarını da anlık görebileceğiz. Böylece şoförlerimizi performanslarına göre değerlendirmeye tabi tutacağız.” diyen Kahveci, kazalara yönelik araştırmaların bu veriler ışığında yapılarak şoförlere gerekli eğitimlerin verileceğini de sözlerine ekliyor.

Beklediğiniz otobüs ne kadar dolu?

Proje kapsamında elde edilecek verilerden bir diğeri ise otobüslerdeki yolcu oranı. Otobüslerin ağırlığını ölçebilen sistem sayesinde doluluk oranları tespit edilebilecek. İETT, bu veriler ışığında yolcu yoğunluğunun olduğu bölgelere ek otobüs seferi koyabilecek.

Tarihi hakkında net bir bilgi verilmeyen sistemden elde edilen veriler sadece İETT merkezindeki yetkililere değil, yolculara da avantaj sağlayacak. Otobüslerin doluluk oranlarının İETT’nin mobil uygulaması olan MOBİETT’e entegre edilmesiyle birlikte yolcular bekledikleri otobüsün ne kadar dolu olduğunu cep telefonlarından görebilecek.

Fortinet Meru Networks satınalmasını tamamladı

0

partner-fortinetSatın almanın gerçekleşmesiyle birlikte kablosuz ağ güvenliğine yönelik vizyonunu güçlendiren ve ürün portföyünü çeşitlendiren Fortinet, kurumsal büyüme stratejisi doğrultusunda 5 milyar dolarlık kurumsal Wi-Fi pazarına açılarak entegre, akıllı ve güvenli kablosuz ağ çözümlerini dünya çapındaki müşterilerine sunma fırsatını yakaladı.

Fortinet’in güvenli Wi-Fi pazarlarında başarısı kanıtlanmış çözümleri, FortiAP güvenli kablosuz erişim noktaları ve kurumsal şubeler ile küçük ölçekli işletmelere hitap eden FortiWiFi entegre güvenlik araçlarıyla birlikte, şirketin “gelişmiş teknolojiler” portföyündeki en hızlı büyüyen arasında yer alıyor. Meru tarafından geliştiren akıllı Wi-Fi çözümlerinin Fortinet portföyüne eklenmesi ise, her an, her yerde, şirketler, eğitim kurumları, hastaneler ve turizm işletmeleri gibi yüksek kapasiteli iş yükü ve yüksek yoğunluklu kablosuz kullanıcı barındıran tüm ortamlarda, yüksek performanslı, güvenli ve kesintisiz bir kullanıcı deneyiminin devamlılığı anlamına geliyor.

Fortinet Kurucusu, Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Ken Xie, “Her türlü olası saldırı vektörlerine karşı müşterilerimizi, veri merkezlerinden bulut ortamlarına ve son kullanıcı cihazlarına kadar, siber tehditlere karşı kesintisiz bir şekilde korumak ve ihtiyaç duydukları görünürlüğü onlara sunmak amacıyla pazar liderliğini elinde bulunduran uçtan uca güvenlik platformumuzu güçlendiriyoruz. Meru satın almasının, içinde bulunduğumuz mobil çağda farklı ölçeklerdeki işletmelerin güvenli kablolu ve kablosuz ağ sistemleri kurmasına yardımcı olacak yeni çözümler ve hizmetler geliştirmemizi sağlayacağına inanıyoruz” diyor.

Fortinet ve Meru müşterileri, Fortinet’in mobil son kullanıcılar için sunduğu güvenli ve kesintisiz bağlantı hizmetinden yararlanırken, her iki şirketin kanal iş ortakları da pazara sunabilecekleri ürün çeşitliliğinden sonuna kadar faydalanabilecek. Meru çalışanları ise, tüm işlemler tamamlandığında resmi olarak Fortinet’in çalışanı olacak.

Fortinet, satın almayla bağlantılı olarak, her bir Meru hissesi için 1.63 dolar ödüyor. Bu da öz sermaye değeri açısından 44 milyon dolarlık bir işleme karşılık geliyor.

Hitachi Data Systems’ten kamu sektörüne inovatif çözümler

0

5Q9A6746Hitachi Data Systems (HDS), iş kritik bilişim altyapıları tasarım, dağıtım ve bakımı konusunda pazar lideri ViON ile olan 35 yıllık iş ortaklıklarını yeni bir aşamaya taşıdıklarını duyurdu. Bu yeni düzenlemeyle birlikte iki marka hizmetlerini ABD Federal Hükümeti ve kamu sektörüne yönelik sundukları üstün teknolojili depolama sistemlerinin de ötesine taşıyarak, sektörler arasında büyük veri analizi ve Sosyal İnovasyon çalışmalarına odaklanacaklar. Genişleyen iş ortaklığı kapsamında atılacak ilk adımda HDS bünyesindeki tüm Hitachi Sanallaştırma ürünleri ViON’un büyük veri çözümleri portföyüne eklenecek.

HDS Türkiye Ülke Müdürü Serdar Sayar konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: “35 yıldan uzun süredir ViON ile sürdürdüğümüz iş ortaklığımız özellikle devlet ve kamu sektöründeki başarılı grafiğimizin arkasındaki en önemli itici güçlerin başında geliyor. Endüstri değişip geliştikçe yeni eğilimler ve ihtiyaçlar ortaya çıkıyor. Biz de Büyük Veri Analizi ve Sosyal İnovasyon gibi gelişen müşteri ihtiyaçları doğrultusunda iş ortaklıklarımızı da genişletiyoruz”.

HDS ve ViON’un genişlettiği iş ortaklığı ile birlikte kamu altyapısında kullanılan birçok uçtan uca çözümde birçok farklı sistem, sensör ve cihazdan alınan verilerin gerçek zamanlı analizlerinin yapılması ve yönetilebilmeleri çok daha kolay hale geliyor. Hitachi Sanallaştırma teknolojileri, ViON’un portföyüne uygun bir şekilde video kameralar, sensörler ve sosyal medya gibi ortamları bütünleşik ve tek bir platformda sunarak, anlamlı veri bütünleri elde edilebilmesini sağlıyor. Bu çözümler sayesinde kullanıcılar istedikleri veri akışlarını operatörlerin iş istasyonlarına yönlendirerek saha ekipleri için her türlü veriyi erişilebilir kılabiliyor. Aynı zamanda yüksek öncelikli süreçlerde gerçek zamanlı görüntüleme ve gelişmiş durumsal farkındalık yaratılmasını sağlıyorlar.

Kritik altyapılarda yaşanan siber güvenlik sorunları

0

1Aspen Institute ve Intel Security tarafından sonuçları bugün açıklanan ankete göre, kritik altyapı şirketlerinde çalışan bilgi teknolojileri (BT) yöneticileri (ankete katılanların yüzde 86’sı), artan siber güvenlik tehditlerine karşı tedbir alabilmek için tehdit istihbaratının paylaşılmasına yönelik kamu-özel ortaklığına ihtiyaç duyulduğunu düşünüyor. Ankete yanıt verenlerin çoğunluğu (yüzde 76) ulusal sınırlar içerisinde kritik bir altyapı şirketi siber saldırı sonucunda zarar gördüğünde ulusal savunma gücünün müdahale etmesi gerektiğini savunuyor. Ayrıca, ankete yanıt verenlerin çoğu şirketlerine karşı tehditlerin arttığını kabul ediyor ancak mevcut güvenlik tedbirlerine güvenlerinin yüksek olduğunu belirtiyor.

Siber Ataklara Karşı Sınırı Korumak: Kritik Altyapı Anketi-Holding the Line Against Cyber Threats: Critical Infrastructure Readiness Survey başlıklı anket, araştırmaya katılan kritik altyapı sağlayıcılarının son üç yıl içerisinde siber güvenliği artırmak için sarf ettikleri çabaların sonuçlarından memnun olduklarını ortaya çıkardı ancak diğer taraftan bazı şirketler (yüzde 70) saldırıların giderek arttığını düşünüyor. Yanıt verenlerin neredeyse yarısına göre (yüzde 48), önümüzdeki üç yıl içerisinde kritik altyapıya yüksek ihtimalle bir siber saldırı gerçekleştirilecek ve bu da sonuç olarak büyük ihtimalle insan hayatına mal olacak.

İlkem Özar
Intel Security Türkiye ve Azerbaycan Direktörü İlkem Özar

Türkiye’de kritik altyapı savunmasına büyük önem veriliyor
Intel Security Türkiye ve Azerbaycan Direktörü İlkem Özar ise son yıllarda ülkemizde de, başta enerji, finans, telekom vb. olmak üzere tüm kritik altyapılarımızın savunmasına stratejik bir yaklaşımla büyük önem verildiğini ve yatırım yapıldığını belirtirken, kritik altyapıların korunması için kamu-özel sektör işbirliğinin öneminin altını çiziyor. Riskleri en aza indirgemek içinse eğitim verilmesinin yanı sıra, uzmanlık oluşturulmasının da kilit bir nokta olduğunun vurguluyor.

Aspen Institute’te Homeland Security Program Direktörü Clark Kent Ervin, anket verilerinin siber saldırıları önlemek ve bu saldırılara karşı savunma yapmak için kamu ve özel sektörün çıkarlarının nasıl birleştirilebileceğine dair yeni ve hayati önemde bazı konuları gündeme getirdiğini vurguluyor ve politika yapıcılar ile kurumsal liderlerin bu sorunu benzer şekilde ele alması gerektiğini öğütlüyor.

Anket sonuçları, kritik altyapı sağlayıcıları ile mevcut tehdit ortamı arasında bir kopukluk olabileceğini gösteriyor:

  • İyileştirmeler fark ediliyoR: Ankete yanıt verenler, son üç yıl içerisinde kendilerinin siber saldırılara karşı zafiyetinin azaldığına inanıyor. Katılımcılardan geriye dönük olarak güvenlik durumlarını değerlendirmeleri istendiğinde, yüzde 50’si üç yıl öncesinde şirketlerini “çok veya oldukça çok” zayıf olarak değerlendireceklerini belirtirken, buna karşın sadece yüzde 27’si şirketlerinin şu anda “çok veya oldukça çok” zayıf olduğunu düşünüyor.
  • Devlet katılımı teşvik ediliyor: Konu devletin özel sektörün işine dahil olmasına geldiğinde özel sektör genellikle çekimser kalıyor; ancak ankete yanıt verenlerin yüzde 86’sı altyapının korunması alanında kamu ve özel sektör arasındaki işbirliğinin başarılı bir siber savunma için kritik olduğunu düşünüyor. Ayrıca, katılımcıların yüzde 68’si kendi hükümetlerinin de siber güvenlik alanında değerli ve hatırı sayılır bir ortak olabileceğine inanıyor.
  • Mevcut çözümlere güven duyuluyor: Ankete yanıt verenlerin yüzde altmış dördü, iyi düzeyde BT güvenlik tedbirlerinin halihazırda uygulanması sayesinde ölümcül bir saldırının henüz gerçekleşmediğini düşünüyor. Anket katılımcılarının yüzde 84’ü, uç nokta koruması, ağ güvenlik duvarı ve güvenli web ağ geçidi gibi kendi güvenlik araçlarının performansından memnun veya çok memnun olduğunu ifade ediyor.
  • Aksaklıklar artıyor: Ankete yanıt verenlerin yüzde 70’inden fazlası, şirketlerindeki siber güvenlik tehdit düzeyinin giderek yükseldiğini düşünüyor. Ankete yanıt veren her on kişiden yaklaşık dokuzu (yüzde 89), son üç yıl içerisinde şirketlerinde güvenli olduğunu düşündükleri bir sistem üzerinde en az bir saldırı yaşadıklarını söylüyor, bu da yılda ortalama 20 saldırıya tekabül ediyor. Katılımcıların yüzde 41’i, bu saldırıların sonucunda fiziksel bir hasar yaşandığını belirtiyor.
  • İnsan hayatına mal oluyor mu?: Ankete yanıt verenlerin yüzde kırk sekizi, önümüzdeki üç yıl içerisinde kritik altyapıda insan hayatına mal olan bir siber saldırısının gerçekleşme ihtimalinin bulunduğunu düşünüyor; ancak ankete yanıt verenlerin hangi koşullar altında bu saldırıların insan hayatına mal olacağına inandığını belirleyecek ilave sorular sorulmadı. Ankete katılanlar arasında Avrupalılara kıyasla daha fazla ABD’lilerin bu senaryonun gerçekleşme ihtimalinin “oldukça yüksek” olduğunu düşünüyor.
  • Kullanıcı hatası hala 1 numaralı sorun: Ankete yanıt verenler, kritik altyapıya yapılan başarılı saldırıların en büyük sebebinin kullanıcı hatası olduğuna inanıyor. Kurumlar güvenlik düzeylerini güçlendirebilirler ancak çalışanlar münferit olarak kurumlarının ağlarına başarılı bir şekilde bulaşan kimlik avı amaçlı e-postaların (phishing emails), sosyal mühendislik ve drive-by browser downloads’un kurbanı olabilir.
  • Devlet müdahale etmeli: Ankete yanıt verenlerin yüzde yetmiş altısı, ulusal sınırlar içerisinde kritik bir altyapı şirketi siber saldırı sonucunda zarar gördüğünde ulusal savunma gücünün müdahale etmesi gerektiğini savunuyor.
  • Ülkeler farklı bakış açılarına sahip: Ankete ABD’den yanıt verenler, Avrupalılara kıyasla kritik altyapıda insan hayatına mal olacak katastrofik bir siber saldırının gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğunu düşünüyor. ABD kaynaklarının yüzde 18’i önümüzdeki üç yıl içerisinde bu senaryonun gerçekleşme ihtimalinin “çok yüksek” olduğunu, ancak Almanya’daki katılımcıların yüzde 2’si ve Birleşik Krallıktaki katılımcıların yüzde 3’ü bu ihtimalin “çok yüksek” olduğunu düşünüyor.

Avaya Scopia ile yaz sıcaklarına sanal toplantı çözümü

0

ID-100145277Türkiye’deki sıcak yaz mevsimi boyunca şirket yönetici ve çalışanlarının toplantıdan toplantıya koşturmak yerine zahmetsizce katılım sağlamaları ve üretkenlik seviyelerini koruyabilmeleri için Avaya “serinletici” bir fırsat sunuyor. Çok sayıda kanal ve cihaz ile müşteri ve ekip katılımını etkinleştiren çözümlerin lider sağlayıcısı Avaya, bulut bilişim tabanlı görüntülü konferans çözümünü Türkiye’deki tüm şirketlerin ücretsiz kullanımına açtı.

Şirketler; çok katılımcılı video konferans, dosya paylaşımını ve işbirliğini içeren Avaya’nın ödüllü video konferans çözümü olan Avaya Scopia’yı 30 gün boyunca ücretsiz olarak kullanabilecekler. Masaüstü ve mobil cihazlarla sorunsuz erişim sayesinde, büyük veya küçük tüm şirket sahipleri ve çalışanları, yer, cihaz ve işletim sistemi ne olursa olsun, Avaya Scopia ile yüz yüze görüşmeler yapabilecekler. Avaya Scopia kullanıcıları, mobil cihazları, masaüstü bilgisayarları ya da video konferans salon sistemlerini kullanarak biraraya gelebilirler ve gerektiğinde ilave kullanıcıları kolaylıkla davet edebilirler. Katılımcılar işbirliği yapmak ve sunumları incelemek üzere gerçek zamanlı olarak yüz yüze toplantı yapabilirler. Ayrıca geç katılan katılımcılar, grubun geri kalanını engellemeden, önceden paylaşılan bilgileri gözden geçirebilirler.

Bant genişliğinin sorun olduğu yerlerde, Avaya Scopia’nın gelişmiş ses ve video işleme özelliği her katılımcıya band genişliği açısından etkin veri akışı sunarak, hem yöneticilere toplantının tam kontrolünü verir, hem de herkesin aynı anda tüm toplantı katılımcılarını görmesini sağlar.

Toplantıları kaydetmek için 5 önemli uygulama

0

meetingBir toplantıya kağıt kalemle girmek artık hızla demode oluyor.

Cep telefonları ve tabletler not almak için çok pratik uygulamalar içeriyor.

Görüşmelerinizi, toplantılarınızı kayıt altına almanızı sağlayan uygulamalar sayesinde, artık iş arkadaşlarınızla/ortaklarınızla yaptığınız toplantılardaki önemli detaylar üzerinde tekrar çalışırken aradığınız her şeyi telefonunuzdaki ses kayıtları arasında hızlıca bulabileceksiniz.

İşte, çalışma hayatınız boyunca, mobil cihazlarınızla toplantılarınızı ve telefon görüşmelerinizi kaydetmenizi sağlayacak beş yardımcı uygulama.

pio-smart-recorder-100597413-medium.idge[1]Pio Smart Recorder

iOS için ücretsiz olan bu ses kayıt cihazı sayesinde, toplantılarınızı baştan sonra kaydedebileceğiniz gibi, kayıt anındaki önemli anlara notlar eklemniz ve böylece daha sonra o önemli noktalara kolayca geri dönmeniz mümkün oluyor.

Uygulamanın güzel bir yanı da, toplantı iş dışına taşıp “geyik” muhabbetine döndüğünde ekrana tek tıklamayla ses kaydını durdurup, konu tekrar işe döndüğünde, yine tek tıklamayla, aynı dosya üzerine kayıt yapmaya imkan vermesi. Bu sayede, daha sonra toplantı kayıtlarınızı dinlerken çok sayıda ses dosyası arasında kaybolmanız da engelleniyor. iOS cihazlarına sahip kullanıcıların hayatını kolaylaştıracak çok başarılı bir uygulama.


screen322x572Voice Record Pro

Yine iOS kullanıcılarına hitap eden ücretsiz bir uygulama olan Voice Record 3 dolarlık bir ödemeyle reklamsız Pro versiyonuna yükseliyor. Her formatta ses kaydedebilen uygulamanın en güzel özelliklerinden biri de, Google Drive, Dropbox, OneDrive, Box ve SoundCloud servislerine yükleme yapabilmesi veya bu servislere yüklediğiniz dosyaları geri çağırabilmesi. Böylece, telefonunuzda büyük boyutlar kaplayacak olan toplantı kayıtlarınızı bulut üzerinde kolayca yönetebiliyorsunuz.

 

android-voice-recorder-100597415-medium.idge

Easy Voice Recorder Pro

Eğer Android kullanıcıysanız, yukarıdaki iki seçenek işinize yaramayacaktır ancak sizin için de kullanışlı seçenekler var. Easy Voice Recorder uygulaması, 4 dolar karşılığında reklamları kaldırıp Pro versiyonuna yükseliyor. Eğer ses uzaktan kaydediliyorsa, uygulamanın düşük yoğunluklu sesleri kaydetmek için de bir özelliği bulunuyor. Böylece büyük toplantı masalarında, masanın diğer ucundaki kişilerin seslerini de kayıtlarınızı tekrar dinlerken kolayca duyabilirsiniz. Masanın uzak ucunda oturan müşterilerinizden birinin önemli bir isteğini, kayıt cihazı kaydedemediği için atlamak istemeyebilirsiniz.

TapeACall Pro

Toplantı dışında, telefon görüşmelerinizi kaydetmek isterseniz, yine özel bir yazılıma ihtiyacınız olacak. Ancak telefon görüşmelerini kaydetmek kolay iş değil. TapeACall Pro uygulaması, yıllık on dolarlık ücretiyle, iPhone’daki görüşmelerinizi kayıt altına alıyor ve dilediğiniz zaman tekrar dinlemenizi sağlıyor. Böylece, hassas görüşmelerinizde, müşterlerinizin isteklerini kayıt altına alıp daha sonra yaşanabilecek sorunların önüne geçmiş oluyorsunuz. Tabi, görüştüğünüz kişilere, görüşmenin kayıt edildiğini hatırlatmanızda fayda olacaktır.

Call Recorder

Bu Android uygulaması ise, ücretsiz bir servis sunuyor ve yaptığınız görüşmelerdeki kayıtları, bulut depolama servisinize yüklüyor. İzinsiz kişilerin uygulamanıza erişip görüşme kayıtlarınızı dinlemesini engellemek içinse uygulamanın şifre koruma özelliği bulunuyor.