Araştırma ve danışmanlık kuruluşu Frost & Sullivan IBM’i, sınıfının En İyi Akıllı Şehir Entegratörü olarak “2014 Küresel Vizyoner İnovasyon Liderliği” Ödülü’ne layık gördüğünü duyurdu.
Frost & Sullivan bünyesindeki Vizyoner İnovasyon Araştırma Grubu tarafından yapılan bağımsız bir analize göre IBM, Akıllı Şehir girişimlerinde her ölçekten binlerce şehirle birlikte çalışarak elde ettiği güçlü uzmanlığını kanıtlayan lider bir Akıllı Şehir entegratörü olarak ön plana çıkıyor. IBM bu ödülü, Büyük Veri analitiği ve bulut bilişim gibi yeni teknolojileri aracılığıyla şehirlerin kaynaklarını daha iyi yönetmesine yardımcı olmak üzere tasarlanan yenilikçi çözümleri ile aldı. Bugün IBM, şehir içindeki tüm operasyonların baştan sona dönüştürülmesine, trafik ile ilintili tüm operasyonun yönetilmesine, kamu güvenliğinin ve sürdürülebilirliğin iyileştirilmesine yardımcı olacak bulut tabanlı çözümler sunuyor.
Bu ödülü ve IBM’in Akıllı Şehirler çözümlerini değerlendiren IBM Türk Teknoloji ve Sektörel Çözümler Satış Müdürü Server Tanfer şöyle konuşuyor: “IBM gelişmiş teknolojileri, sektörlere özel çözümleri ve yıllara dayanan deneyimi ile şehirlerin kendilerini yeniden yaratmaları ve işleyişlerini değiştirmeleri amacına hizmet etmektedir. Şehirlerin su, kamu güvenliği, ulaşım, sürdürülebilirlik ve sağlık hizmetleri gibi pek çok alanda ihtiyaç duyduğu yeniliklere ön ayak olmaktan ve bu çabalarımızın Frost & Sullivan tarafından verilen bu ödül ile tasdiklenmesinden mutluluk duyuyoruz.”
Vizyoner İnovasyon Liderliği Ödülü, dünya genelindeki Mega Eğilimleri ve bunların geleceğe etkilerini doğru biçimde kavramayı başarabilmiş liderleri belirliyor. Şehirlere sınıfının en iyi akıllı çözümlerini sunmak, kentselleşme ve değişen demografilerden kaynaklanan Mega Eğilimlerle başa çıkmak için stratejik bir fırsattır. Frost & Sullivan tarafından yapılan tahminine göre 2020 yılına kadar Akıllı Şehirler pazarındaki fırsatlar 1.5 trilyon doların üzerine ulaşacaktır.
IBM, sistemli bir bilgi akışı ve etkin kaynak yönetimi aracılığıyla Akıllı Şehir pazar ortamındaki en kapsamlı entegre çözümler portföyünü geliştirmeyi başarmıştır. Ayrıca Akıllı Şehirlere doğru dönüşümü hızlandıracak çözümler sağlamak için kurumlar ve yerel yetkililerle işbirliği yaparak akıllı şehir projelerini hayata geçiren lider şirket olma konumunu da pekiştirmiştir.
Frost & Sullivan’a göre IBM, şehir sistemlerini bütünleştirmek ve şehirdeki kaynakların verimli yönetimini sağlamak için büyük verileri bir araya getirerek bulut hizmetleri, Büyük Veri analitiği, mobil ve sosyal teknoloji ve Akıllı İşlemler Merkezleri gibi kendi teknolojilerini etkin olarak kullanmayı başarmıştır.
Şehirlere destek olma konusundaki uçtan uca deneyimiyle IBM, 2008 yılından bu yana vatandaşlara daha iyi hizmet sunma ve sistemleri dönüştürme yolculuğunda dünya çapında binlerce şehirle işbirliği yapmıştır.




Lux Research tarafından yapılan bir araştırmaya göre gelecek 10 yıl içinde 3D yazıcı pazarının büyüklüğü Amerika Birleşik Devletlerinde 12 milyar dolarlık hacime ulaşacak. Oldukça mütevazi bir yaklaşım olduğunu söyleyebiliriz ancak bunun arkasında yatan bir neden var. Lux Research analistlerinden Anthony Vicari; “3D yazıcılar ile bir Ford kamyonun 400 bin civatasını üretmezsiniz ama bir Jet motorunun bazı parçalarını üretebilirsiniz” diyor.
Eski kuşak BT yöneticilerinin bile yakından bildiği bir gerçek şu ki artık BYOD (bring your own devices – kendi cihazını kendin getir), Cloud (bulut) gibi kavramlar her geçen gün BT bölümlerinin yapısını daha fazla kurum dışında gelişen etkenler ile yönetilmesini mecburi hale getiriyor. Konvansiyonel BT bölümleri bu gelişmeleri yönetmek için politikalarındaki “Hayır” ve “Yasak” yaklaşımlarını arttırırken genç kuşak çalışanlar bu uygulamlara karşı tavır alarak memnuniyetsizliklerini ifade ediyorlar. BT yöneticilerinin çalışan memnuniyetsizliği ve işletmenin BT güvenliği arasında ince bir çizgide hareket etmek zorunda kalması üzerlerindeki mesuliyet ve gerilimi arttırıyor.
[mks_dropcap size=”20″ bg_color=”#000000″ txt_color=”#dd3333″]Şirketler için;[/mks_dropcap] Yasakçı ve engelleyici kurum güvenlik politikaları artık işe yaramıyor. Güvenliğin tanımının yeniden yapılması ve bunun için doğru risk analizinin gerçekleştirilmesi gerekiyor. Klasik patron mantığı maalesef değişmek zorunda, aksi takdirde verimli genç çalışanları bünyenizde bulundurmayı unutabilirsiniz.
























































Oculus Rift teknolojisi basit bir anlatım ile sanal gerçeklik başlığından oluşuyor. Baş hareketlerini algılayabilen alıcılar ile yön tayini yapabilen kask sistemi yeni versiyonda gelen HD ekranlar ile kullanıcısına insan gözünün görebileceğinden daha geniş bir alanı kapsayacak şekilde sanal bir görüntü oluşturuyor.
Bu durum uygulama geliştiriciler için büyük kolaylık sağlasa da ABD Syracuse Üniversitesi Profesörlerinden Kevin Du; “bir felakate hızla yaklaşıyoruz” diyerek bu gelişmeyi ele alıyor ve yaşanabilecek bir senaryoyu şöyle özetliyor; “Bir hava alanındaki ücretsiz Wi-Fi bağlantısını kullandığınız anda saldırganlar zararlı kodları telefonunuza yükleyebilir. Bu kodlar kendini kopyalayarak rehberinizdeki tüm arkadaşlarınıza kendisini yollayabilir.”
Orjinal CD veya DVD’lerin kopyalanma hakları ile alakalı tartışmaları hatırlayanlar kimler? Artık nadiren CD veya DVD kullanır hale geldik hatta donanım üreticileri artık daha ince taşınabilir bilgisayarlar üretmek için cihazlarında optik sürücülere yer bile vermiyorlar. Ancak tartışmaları hatırlayacak olursak tüketicilerin sahip olduğu orjinal bir optik medyayı kopyalama hakkının nerede başlayıp bittiği ile alakalı bir tartışma söz konusuydu.







