Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 661

Meta, Quest VR başlıkları için yaş doğrulaması istiyor!

Görünen o ki Meta, uygulama mağazalarına sahip cihazların çevrimiçi yaş doğrulamasına nasıl yaklaşması gerektiğini düşündüğünü göstermek için Quest VR mağazasını kullanıyor.

Meta bugün, Quest 2 ve 3 kullanıcılarının doğum günlerini yeniden girerek yaşlarını onaylamalarını istediğini duyurdu, böylece şirket “gençler ve ergenlik çağındakiler için doğru deneyimi, ayarları ve korumaları” sağlayabileceğini açıkladı. Örneğin, 13 ila 17 yaşları arasındaki gençlerin profilleri otomatik olarak özel olarak ayarlanacak ve veliler, gençlerin deneyimlerini uyarlamak için ebeveyn denetimi araçlarını kullanabilecek.

Bu arada, ebeveynlerin 10 ila 12 yaş arası ergenlik çağındaki çocuklar için bir hesap oluşturması gerekiyor. Bu durumda ebeveynler, ergenlik çağındaki çocuğun hangi uygulamaları indirebileceğini kontrol edebilir.

Kullanıcıların yaşlarını onaylamak için 30 günlük bir penceresi var. Bu süre içerisinde bunu yapmazlarsa, doğum tarihlerini bildirene kadar hesapları geçici olarak bloke edilecek. Yalnızca doğum tarihi girerken birinin yaşı hakkında yalan söylemek kolay olduğundan Meta, yanlışlıkla doğum tarihini yanlış giren kişilerin kimlik veya kredi kartıyla doğrulama yapması gerekeceğini söylüyor.

Meta daha önce geliştiricilere Mart 2024’ten itibaren uygulamalarının amaçlanan yaş grubunu (ergenlik çağındaki çocuklar, gençler veya yetişkinler) tanımlamalarının gerekeceğini söylemişti. Ayrıca, resmi olarak geçen ay başlatılan kullanıcı yaş grubu API’larının lansmanını da duyurdu. API‘lar, bir kullanıcının uygulamasını kullanamayacak kadar küçük olması durumunda geliştiricilerin Meta’ya rapor vermelerine olanak tanır.

Meta, VR başlığına ilk olarak ebeveyn denetimi araçlarını 2022’de ekledi. Şirket, geçen yıl ergenlik çağındakiler için ebeveynler tarafından yönetilen hesapları kullanıma sundu.

IC Enterra Yenilenebilir Enerji, Borsa İstanbul’da

IC Holding’in enerji sektöründeki uzmanlığını taşıyan IC Enterra Yenilenebilir Enerji, Borsa İstanbul’da düzenlenen gong törenin ardından ENTRA koduyla işlem görmeye başladı. Törende konuşan IC Holding CEO’su Murad Bayar, “Grubumuz IC Enterra ile birlikte Borsa İstanbul’a ilk adımını atmış oldu. Bize güvenen, halka arz sürecinde talepleri ile yoğun ilgi gösterip yanımızda olan tüm yatırımcılarımıza teşekkür ederiz” dedi. IC Enterra Yenilenebilir Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Alp Keler de “Bu bizim için önemli bir kilometre taşı. Borsaya kote bir şirket olmak bize, geniş bir yatırımcı tabanına erişim imkânı sağlayacak. Sürdürülebilir bir geleceği hep birlikte inşa ederek birlikte büyüyeceğiz” diye konuştu.

 Sürdürülebilir bir gelecek için yenilenebilir enerji alanında büyüyen IC Enterra Yenilenebilir Enerji, 4 Nisan Perşembe günü gerçekleştirilen gong törenin ardından Borsa İstanbul’da işlem görmeye başladı. Halka arz sürecini toplam hisse sayısının 4,11 katı talep alarak tamamlayan IC Enterra’nın açılış gongunu, Borsa İstanbul A.Ş. Genel Müdürü Korkmaz Ergun, IC Holding CEO’su Murad Bayar, IC Enterra Yenilenebilir Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Alp Keler birlikte çaldı.

Borsa İstanbul A.Ş. Genel Müdürü Korkmaz Ergun törende yaptığı konuşmada, “IC Enterra Yenilenebilir Enerji’nin işlem görmeye başlaması nedeniyle düzenlediğimiz gong törenine hoş geldiniz. IC Holding’in altyapı ve enerji alanındaki köklü geçmişi ve deneyimiyle kurulan IC Enterra Yenilenebilir Enerji, halka arzdan elde ettiği gelirle, enerji arz güvenliği açısından çok kıymetli olan yatırımlarını, çeşitlendirerek devam ettirecektir. Enerji dönüşümüne katkısıyla ekonomiyi destekleyen bu değerli şirketimizi, Borsa İstanbul’da görmekten dolayı çok mutluyuz. Ülkemizin yenilenebilir enerji potansiyeli ve yatırım ihtiyacı, bu alandaki halka arzların önemini bir kat daha arttırmaktadır.  Bu başarılı halka arz sürecinde emeği geçen herkese, tüm şirket çalışanlarına, aracı kurumlara, teşekkür ediyorum. IC Enterra Yenilenebilir Enerji’ye, Borsa İstanbul Ailesi’ne hoş geldiniz diyor, sermaye piyasalarımıza hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

Halka arzda yoğun ilgi gördü

Gong töreninde, “IC Holding’in enerji sektöründeki 25 yıllık uzmanlığı ile faaliyet gösteren IC Enterra Yenilenebilir Enerji’nin halka arzı ile Borsa İstanbul’a ilk adımımızı atmış bulunuyoruz” diyen IC Holding CEO’su Murad Bayar şunları söyledi:

“IC Enterra’nın Borsa İstanbul’da işlem görmeye başlaması bizim için büyük bir gurur kaynağı. Halka arz sürecini başarı ile yürüten tüm paydaşlarımıza ve bizi büyük talepleri ile onurlandıran yatırımcılarımıza sonsuz teşekkürler. Ben halka arzda gördüğümüz yoğun ilginin, IC Holding’e, IC Enterra’ya ve Türkiye’nin enerji sektöründeki potansiyeline duyulan güvenin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Yaklaşık 4,11 kat talep de bunu gösteriyor.”

IC Enterra Yenilenebilir Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Alp Keler ise törende yaptığı konuşmada, “Yarım asırdan fazla bir zamandır ülkemizde ve dünyada pek çok projeyi hayata geçiren IC Holding’in sahip olduğu uzmanlık ile yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösteren IC Enterra Yenilenebilir Enerji’yi yatırımcılar ile buluşturmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bu bizim için önemli bir kilometre taşı. Bize bu yolda destek olan, yanımızda yer alan yatırımcılarımıza tekrar teşekkür ederek, yeni başlangıcımızın grubumuza, enerji sektörüne ve ülkemize hayırlı olmasını diyorum” değerlendirmesinde bulundu. 

Yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım sürecek

Talep toplama sürecinde yatırımcılardan büyük ilgi gördüklerini dile getiren IC Enterra Yenilenebilir Enerji Genel Müdürü Taşkın Kızılok ise gong töreni sonrasında yaptığı değerlendirmede, “27-29 Mart tarihleri arasında Ak Yatırım, İş Yatırım ve Ziraat Yatırım liderliğinde gerçekleşen halka arza, bireysel ve kurumsal yatırımcılardan 4,11 kat gibi oldukça büyük bir talep geldi. Bize duydukları güven için yatırımcılarımıza teşekkürlerimizi sunmak isterim. Biz IC Enterra olarak, sadece enerji sektöründe değil, aynı zamanda toplumumuzun ve gelecek nesillerin refahı için çalışıyoruz. Yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yaptığımız yatırımlarla, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir bir enerji geleceği inşa etmeye kararlıyız” dedi.

“Gördüğümüz yoğun ilgi, iş modelimizin ve gelecek vizyonumuzun yatırımcılar tarafından benimsendiğini gösteriyor. Aldığımız güçlü talep, şirketin sektördeki güçlü konumunu ve gelecek potansiyelini yansıtıyor” diyen Kızılok şöyle devam etti:

“Borsaya kote bir şirket olmak öncelikle bize, geniş bir yatırımcı tabanına erişim imkânı sağlayacak. Grubumuzun güçlü finansla yapısının yanı sıra yarım asrı aşan inşaat ve altyapı tecrübesi bizim en büyük motivasyon kaynaklarımız arasında yer alıyor. Biz operasyonları kârlı olan ve kâr odaklı büyüyen bir şirketiz. Yatırımcılarımız, halka arz süreciyle birlikte kârlı ve sürdürülebilir bir büyümeye de ortak oldu. IC Holding şirketleriyle birlikte yaratacağımız sinerjinin geleceğe doğru daha kararlı adımlarla yürümemizi sağlayacağına inanıyoruz. Amacımız, halka arzdan elde edilen geliri yeni yatırımlarda kullanarak, ülkemizin enerji talebine yanıt üretirken, istihdam yaratmak ve ülke ekonomisine destek olmak. Bugüne kadar yaptığımız HES yatırımlarıyla bir baz oluşturduk. Farklı bölgelerde yer almanın getirdiği coğrafi avantajlar sayesinde verimli, sürdürülebilir bir elektrik üretimi gerçekleştiriyoruz. HES’lerimizin yanına güneş ve depolamalı RES’lerimizi de dâhil ederek kaynak çeşitliliğimiz artıracağız. Bizim yeni yatırımlar noktasında ana stratejimiz rüzgâr ve güneş santralleriyle portföyümüzde kaynak çeşitlendirmesine gitmek.”

Yılda yaklaşık 1,2 milyar kwh elektrik üretiyor

Gong törenin ardından Borsa İstanbul’da Yıldız Pazar’da “ENTRA” kodu ile işlem görmeye başlayan IC Enterra Yenilenebilir Enerji, uluslararası başarıları ile bir dünya markası olan IC Holding’in enerji sektöründeki 25 yıllık uzmanlığına sahip. Şirketin Trabzon, Erzincan, Tokat, Mersin, Giresun’da elektrik üretimine devam eden toplam 388 megavat (MW) kurulu güce sahip 9 hidroelektrik santrali (HES) bulunuyor. IC Enterra Yenilenebilir Enerji’nin 2023 yılında santralleri aracılığıyla ürettiği elektrik miktarı 1 milyar 200 milyon kilovat saat (kWh) oldu.

Türkiye’nin üç ayrı bölgesinde faaliyet gösteren 9 HES’le hem coğrafi açıdan hem de santral çeşitliliği bakımından zengin bir portföyü olan IC Enterra, rüzgar ve güneş santralleriyle portföyünde kaynak çeşitlendirmesine gitmeyi planlıyor. Önümüzdeki dönemde, yatırımı devam eden 136 MWm kapasiteli Erzin-2 YEKA GES ile izin süreçleri devam eden 61 MWm Bağıştaş hibrit GES projelerine odaklanan IC Enterra’nın rüzgâr ve güneş santrali ile depolamaya yönelik projeleri de bulunuyor. Dinamik, aydınlık ve umut dolu bir geleceği mümkün kılmak misyonuyla yola çıkan IC Enterra Yenilenebilir Enerji, adını enerjinin “en”inden, yerküre ve 4 element anlamlarına gelen “terra”dan alıyor.  

Vestel Mobilite kuruldu! Neler bekliyoruz?

Vestel, mobilite ve enerji depolama alanlarında yeni bir adım attı. Şirket, bu iki alanı kapsayan çalışmalarını “Vestel Mobilite” adı altında birleştirdiğini duyurdu. Elektrikli araçlar, şarj istasyonları ve batarya depolama sistemleri gibi geleceğin vazgeçilmez teknolojilerine odaklanan şirket, bu sayede önümüzdeki üç yıl içinde şirket değerini milyar dolar seviyesine taşımayı hedefliyor.

Elektrikli araçlara özel Vestel Mobilite kuruldu!

Vestel CEO’su Ergün Güler’in açıklamalarına göre, elektrikli araç pazarının önümüzdeki yıllarda büyük bir ivme kazanması bekleniyor. Güler, 2030 yılına kadar elektrikli araç satışlarının toplam araç satışlarının yüzde 45’ine ulaşacağını öngörüyor.

Bu durum, elektrikli araçlar için gerekli olan şarj istasyonları ve otomotiv elektroniğine olan talebi artıracak. Vestel, bu alanda Avrupa ve Türkiye pazarında önemli bir oyuncu olmayı amaçlıyor ve şimdiden birçok ülkeye ihracat yapıyor.

Teknolojik değişimlere paralel olarak gelişen yeni araç ekosisteminde, Vestel önemli bir tedarikçi rolünü üstleniyor. Elektrikli araçların iç ekran çözümleri, elektronik kontrol üniteleri gibi birçok alanda yenilikçi ürünler sunuyor. Özellikle mini LED ekran teknolojisi kullanılarak üretilen araç içi ekranlar, canlı ve parlak renkleri ile dikkat çekiyor.

Enerji depolama çözümleri alanında da iddialı olan Vestel, yenilenebilir enerji kaynakları için geliştirdiği batarya ve enerji depolama sistemleri ile sürdürülebilirliğe katkı sağlamayı hedefliyor. Şirket, telekomünikasyon sektöründen, konut ve ticari alanlara kadar geniş bir yelpazede enerji depolama çözümleri sunuyor. Vestel, bu alanda da önümüzdeki yıllarda büyük bir pazar payı elde etmeyi planlıyor.

Vestel, elektronik sektöründeki deneyimini mobilite alanında da kullanarak, elektrikli araç şarj istasyonlarından, ultra hızlı şarj uygulamalarına kadar geniş bir ürün yelpazesi sunuyor. Şirket, sadece binek araçlara değil, toplu taşıma araçlarına da hizmet verecek şarj çözümleri üzerinde çalışıyor.

Türkiye’nin önde gelen teknoloji şirketlerinden biri olan Vestel, elektrikli araçlar ve enerji depolama sistemleri gibi alanlarda yaptığı yatırımlarla, geleceğin teknolojilerine yön veriyor. Şirket, bu sayede hem Türkiye’de hem de dünyada önemli bir konuma sahip olmayı hedefliyor.

Intel’den çip üretim işinde devasa Zarar: 7 milyar dolar!

Teknoloji devi Intel, çip üretiminde karşılaştığı devasa zararlarla mücadele ederken, 2023 yılına ait şirket raporu şaşırtıcı gerçekleri gün yüzüne çıkardı. Bu rapora göre, Intel’in çip üretim birimi olan Foundry birimi, 7 milyar dolarlık bir işletme zararı kaydetmiş durumda. Bu, bir önceki yıla göre 1,8 milyar dolarlık bir artışı temsil ediyor. Ayrıca, birimin 2023 yılı geliri de geçen yıla kıyasla yüzde 31 düşüşle 18,9 milyar dolara geriledi.

Intel CEO’su Pat Gelsinger, yatırımcılara yaptığı sunumda 2024’ün çip üretiminde en zorlu işletme zararı yılı olacağını belirtti. Ancak 2027’ye kadar dengeyi sağlamayı hedeflediklerini ifade etti. Gelsinger, bu zararların, geçmişte alınan bazı hatalı kararların bir sonucu olduğunu vurguladı. Özellikle, Intel’in ASML’nin aşırı ultraviyole (EUV) makinelerini kullanmama gibi stratejik hataları, şirketin rekabet gücünü olumsuz etkiledi.

Intel' çip

Ancak Intel, artık stratejisini değiştirme yolunda ilerliyor. Şirket, daha önce kullanmayı reddettiği EUV makinelerini kullanarak rekabet gücünü artırmayı amaçlıyor. Ayrıca, ABD’nin dört eyaletinde çip fabrikaları kurmayı veya genişletmeyi planlayarak sektördeki varlığını güçlendirmeyi hedefliyor. Bu yeni strateji, Intel’in sadece kendi çıkarları için değil, diğer müşterileri için de üretim yapmayı hedeflediğini gösteriyor.

Bu gelişmeler, Intel’in çip üretiminde karşılaştığı zorlukları ve gelecek hedeflerini net bir şekilde ortaya koyuyor. Şirketin, rekabetçi bir konuma ulaşmak için yapılan yatırımlarla mücadele ettiği ve gelecek yıllarda bu zararları telafi etmeyi hedeflediği görülüyor.

ikas 20 milyon dolar yatırım aldı!

Yatırım turuna Re-Pie Portföy tarafından kurulan Re-Pie Portföy ikas Girişim Sermayesi Yatırım Fonu (GSYF) 7,3 milyon dolar, IFC 7 milyon dolarla katıldı.

Her ölçekten şirketin e-ticaret sitelerini teknik bilgiye ihtiyaç duymadan oluşturmasını sağlayan yeni nesil e-ticaret platformu ikas, işletmelerin dijital dönüşümlerini kolaylaştırıyor, e-ticarete dakikalar içinde başlamasını sağlıyor. Kısa sürede önemli bir pazar payına ulaşan ikas, mevcut büyüme hızıyla bu yıl sonunda müşteri sayısı bakımından Türkiye’deki en büyük e-ticaret altyapısı şirketi, 2025 itibarıyla ise unicorn olmayı hedefliyor.

Yatırımı değerlendiren Re-Pie Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Dr. M. Emre Çamlıbel, “Re-Pie Portföy olarak büyüme potansiyeli yüksek, teknoloji ve yenilik odaklı iş modeline sahip girişimlere yatırım yapıyor ve portföyümüzü büyütmeye devam ediyoruz. IFC ile birlikte yaptığımız bu yatırımla, 2022 sonunda Almanya’da da ofis açan ikas, 2030 yılına kadar sektöründe Avrupa’nın önde gelen markalarından biri olma hedefine doğru hızla ilerliyor” açıklamasını yaptı.

 Yeni finansman yurt dışı büyümeyi hızlandırmak amacıyla kullanılacak

Yatırıma ilişkin görüşlerini paylaşan ikas Kurucu Ortağı ve CEO’su Mustafa Namoğlu şunları söyledi: “E-ticaret ve e-ihracatı erişilebilir, kullanışlı ve yeni dönemin ihtiyaçlarına uygun hale getirmek için çalışan ikas olarak Seri A yatırım turumuzu tamamlamaktan gurur duyuyoruz. Türkiye’deki KOBİ’lerin e-ticaret ve e-ihracat alanlarında uluslararası başarılarının destekleyerek bu süreçte önemli bir pazar payı elde ettik. Yeni finansmanı tamamen yurt dışı büyümemizi hızlandırmak amacıyla kullanacağız. ikas olarak temelde iki hedefimiz var: İlki, Türkiye’den çıkmış çok başarılı bir hizmet olarak yazılım (SaaS) şirketi olmak. İkincisi ise, bizi kullanan KOBİ’lere ticari faaliyetlerine stratejik avantajlar kazandırarak başarılarını artırmak.” 

Nisan 2022’de toplam 3,5 milyon dolar tohum yatırımı alan ikas, 2023’te Deloitte Technology Fast 50 programına seçilerek, Türkiye’nin en hızlı büyüyen 50 teknoloji şirketinden biri olmuştu.

Wellbees, Sabancı Ventures liderliğinde köprü yatırımı aldı

0

Wellbees, çalışanların sosyal ve iş hayatında daha iyi hissetmelerine yardımcı olan öncü bir platform olarak, Sabancı Ventures önderliğinde gerçekleştirilen köprü yatırım turunu başarıyla tamamladığını duyurdu. Bu yeni finansmanla birlikte, Wellbees CEO’su Melis Abacıoğlu, şirketin teknolojik gelişimini ivmelendireceğini ve Körfez Ülkeleri’ndeki büyüme stratejilerini güçlendireceklerini belirtti. Wellbees, 2022’de aldığı tohum yatırımı sayesinde küresel pazarda büyüme hızını artırmış ve çalışan esenliğinin iş performansı üzerindeki etkilerini analiz etmek üzere bir Veri Bilimi Takımı kurmuştu. Şirket, 100’e yakın ülkeye ulaşarak etki alanını genişletti ve yakında tamamlamayı hedeflediği Seri A yatırım turu öncesi önemli bir finansal destek daha aldı.

Abacıoğlu, şirketlerin ve çalışanların yaşadığı stresin artmasıyla birlikte esenlik alanına yapılan yatırımların öneminin arttığını vurguladı. Çalışan esenliğinin 60 milyar dolarlık büyük bir pazar olduğunu ve Deloitte’a göre 2040 yılına kadar sağlık harcamalarının yüzde 70’inin bu alanda gerçekleşeceğini belirtti. Özellikle Körfez Ülkeleri’ndeki hızlı gelişim ve Dubai gibi merkezi şehirlerde esenliğin öne çıkan bir konu haline gelmesi, Wellbees’in bu bölgelerdeki varlığını ve etkisini artırmasına olanak sağladı.

2013 yılında kurulan Wellbees, sosyal, entelektüel, fiziksel, finansal, çevresel, duygusal, spiritüel ve mesleki olmak üzere esenliğin sekiz boyutunu kapsayan bütüncül bir hizmet sunarak, kullanıcılarının sağlıklı alışkanlıklar geliştirmesine, sosyalleşmesine ve sosyal bağlarını güçlendirmesine yardımcı oluyor. Kullanıcılarının %82’si sağlıklı alışkanlıklar geliştirirken, şirketlerin çalışan bağlılığı %10 artıyor ve işten ayrılma oranları %50 oranında azalıyor. Wellbees, aldığı bu yeni yatırımla birlikte hem teknolojik gelişimine katkıda bulunacak hem de Körfez Ülkeleri’nde büyüme ve pazarlama faaliyetlerini artırarak daha fazla şirket ve çalışana ulaşmayı hedefliyor.

Google Home artık çevrimdışıda çalışabilecek!

Google, Reddit AMA etkinliğinde akıllı ev platformu için heyecan verici gelişmelerin müjdesini verdi. Özellikle çevrimdışı modun devreye sokulması ve eski nesil Nest kameralarına destek eklenmesi gibi yenilikler, Google Home kullanıcılarını heyecanlandırıyor.

Google Home uygulaması, yakında çevrimdışı mod özelliğiyle güncellenecek. Bu güncelleme, cihazların yerel olarak kontrol edilmesine olanak tanıyacak ve internet bağlantısı kesildiğinde dahi çalışabilecekler.

Google, Matter standardı aracılığıyla cihaz etkileşimini yerel olarak yönlendirme üzerine odaklanarak çevrimdışı modu geliştiriyor. Bu, daha düşük gecikme süreleri ve istikrarlı bir yazılım temeli oluşturmak için önemli bir adım.

Bununla birlikte, eski nesil Nest kameralarının Google Home ile uyumlu hale getirilmesi gibi çabalar da devam ediyor. Ancak, bu eski cihazların yazılımının güncellenmesi zorlu bir süreç olabilir.

Google, üçüncü taraf markalarla entegrasyonu genişletmek için çalışıyor. Ancak, güvenlik ve kalite kontrollerine odaklanarak bu süreci dikkatli bir şekilde yönetiyor.

Google Home kullanıcıları, yakın gelecekte çevrimdışı mod ve eski Nest kameralarına destek gibi önemli güncellemelerle karşılaşabilirler. Google’ın akıllı ev platformunu sürekli olarak geliştirmesi, kullanıcıların deneyimlerini iyileştirmeye devam ediyor.

Tamamliyo, Avrupa pazarına komplet.io adıyla açılıyor!

0

2022’den bu yana sigorta ürünü satmak isteyen işletmeler için self servis sigorta çözümleri sunan Tamamliyo, komplet.io adıyla Avrupa’nın en büyük ekonomilerinden Almanya pazarına açılacaklarını duyurdu. Yerli girişim, bu gelişmeyle birlikte yeni iş fırsatlarına kapı açtığını belirtirken gelecek dönemdeki hedeflerini paylaştı. 

Tamamliyo Kurucu Ortağı ve CTO’su Deniz Gül konuya ilişkin, “2 yıl önce yola çıkarken amacımız, uluslararası satılabilirliği olan bir seyahat sağlık sigortası ürünü geliştirmek ve bunu tek bir API (uygulama programlama arayüzü) aracılığıyla teknolojimize entegre etmekti. API kullanımıyla sigorta şirketlerinin ürün ve hizmetlerine daha pratik bir şekilde erişebilmeleri için geliştirdiğimiz Open Insurance Portal sayesinde önemli bir yol kat ettik. Şu an ise bir hayalimizi gerçekleştirerek Avrupa’ya açılıyoruz. Nisan ayında 3 partnerimiz ile birlikte ilk poliçe satışımızı yapacağız” dedi. 

Avrupa pazarına açılarak işbirliklerini artıracak

Türkiye’de 10’dan fazla sigorta şirketinin 20’den fazla sigorta API’sini geliştiren ve 70’e yakın ortağıyla işbirliği gerçekleştiren Tamamliyo’dan edinilen bilgilere göre, platform ülkemizde özellikle seyahat sigortaları alanında önemli bir rol üstleniyor. Başarısını Avrupa’ya taşımak için harekete geçen girişim, Avrupa’nın girişim ekosistemindeki dinamizmini faydaya dönüştürerek, sektördeki deneyim ve teknolojik altyapısıyla işbirliklerini artırmayı hedefliyor.

Tamamliyo Kurucu Ortağı ve CEO’su Metin Öngüç, “Tamamliyo ekibi olarak, Avrupa pazarında komplet.io adıyla faaliyet göstereceğiz. Asıl amacımız, dünya genelinde seyahat eden herkesin nereden nereye gittiğine bakılmaksızın satın alabileceği bir seyahat sigortası API’sı geliştirmekti. Avrupa’daki müşterilerimize ülke ve vatandaş sınırlaması olmadan kendi müşterilerine sunabilecekleri bir sigorta ürünü hazırladık” ifadelerini kullandı. 

MENAdaki çalışmalarımıza da devam ediyoruz”

Yalnızca Avrupa’da değil, farklı bölgelerde de yeni işbirlikleri için çalışmalarına süratle devam ettiklerini söyleyen Deniz Gül, “Şu anda iletişimde olduğumuz bazı ortaklarımız MENA bölgesinde faaliyet gösteriyor. Bu bölgede ciddi potansiyel müşterilere sahibiz. Dolayısıyla, mevcut ilişkilerimizi güçlendirmek ve bölgedeki pazarlama faaliyetlerimizi artırmak için çaba sarf ediyoruz. Bu durum, bölgedeki büyüme potansiyelimizi optimize etmek ve yeni iş fırsatlarına kapı açmak için stratejik bir avantaj kazandırıyor” diyerek sözlerini şöyle sonlandırdı: 

“Geçtiğimiz yıllarda gerçekleştirdiğimiz kitle fonlama turunda toplam 223 bin dolar yatırım almıştık. Bu yatırımları, ürün geliştirme ve stratejik partner anlaşmaları için değerlendirdik. Halihazırda yeni bir yatırım turuna da hazırlık sürecindeyiz. Bu kez alacağımız yatırımla Avrupa ile MENA bölgesinde yeni işbirlikleri kurmayı hedefliyoruz. Bu adım, küresel ölçekte büyüme stratejimizin önemli bir parçasını oluşturuyor. Sektördeki liderliğimizi güçlendirmek için önemli bir fırsat sunuyor.

Sigorta sektörünün geleceğinde gömülü sigorta’ var

Yaptıkları açıklamada sektörlerinin geleceğine dair de öngörülerini paylaşan Metin Öngüç ve Deniz Gül, gömülü sigorta (embedded insurance) adı verilen iş modelinin sigorta ekosisteminde önemli bir faktör olarak öne çıktığını aktarıyor. Sigorta ihtiyacı olan potansiyel müşterilere doğru anda ulaşılmasını mümkün kılan gömülü sigortanın şirketlerin müşteri segmentlerini genişletmelerini sağladığını ve yeni bir gelir kaynağı yarattığının altını çiziyor. Mordor Intelligence’ın yayımladığı veriler, gömülü sigortanın 2024 sonunda 156 milyar dolar değerine ulaşacağına işaret ediyor.

Microsoft’un yeni patenti pil yönetiminde çığır açacak!

Microsoft, Windows cihazlarının pil ömrünü iyileştirmek için güncellemeler yayınlıyor ve bunların sonuncusu Windows 11’deki yeni Energy Saver geliştirmeleri oldu. Yapay zekâ destekli olduğu bildirilen Windows’un bir sonraki sürümü, belirli cihazlarda pil ömrünü potansiyel olarak %50 oranında uzatabilecek daha fazla geliştirme içerecek olsa da, Redmond merkezli teknoloji devinin pil yönetimi sorunuyla başa çıkmak için yeni teknolojiler geliştirdiği görülüyor.

Geçtiğimiz günlerde yayınlanan ve ilk olarak windowsreport sitesinin bildirdiği bir patente göre Microsoft, kullanıcılara cihazlarını nasıl kullandıklarına bağlı olarak cihazlarını şarj etmeleri için önceden bildirimde bulunan yeni bir uyarlanabilir pil yönetim sistemi üzerinde çalışıyor.

Tamamını buradan okuyabileceğiniz patent, pille çalışan cihazınızı ne zaman şarj etmeniz gerektiğini size akıllıca söyleyen bir teknolojiyi tanımlıyor. Bunu, mevcut pil seviyesine ve cihazı geçmişte nasıl kullandığınıza bakarak yapıyor. Bu bilgileri kullanarak, cihazı bir sonraki kullanım zamanınızı tahmin ediyor ve pilin o oturum boyunca dayanıp dayanmayacağını tahmin ediyor. Pilin dayanmayacağını düşünürse, bir sonraki kullanım seansınızdan önce cihazı şarj etmeniz için sizi bilgilendirir. Bu şekilde, ihtiyacınız olduğunda pilinizin bitme olasılığı azalır.

Pil yönetimi ne gibi avantajlar sağlayabilir?

Microsoft, pil yönetimi sistemini, aşağıdaki resimde de görebileceğiniz gibi, cep telefonları, oyun konsolları (Xbox), ses kulaklıkları ve Xbox kumandaları gibi bir dizi farklı işletim sistemi ve cihaza entegre edilebilecek bir yazılım olarak uygulamayı planlıyor. Ancak yeni teknoloji sadece bunlarla sınırlı değil. Batarya yönetim sistemi, elektrikli arabalar da dahil olmak üzere bataryaya dayanan her türlü cihaz için kullanılabilir.

Teknoloji, yeni sürümlerle ilgili oyun alışkanlıklarını da dikkate aldığından, özellikle video oyunu kullanım senaryolarında faydalı olabilir gibi görünüyor.  Bir örnekte, teknolojinin düzensiz kullanım alışkanlıklarına uyum sağladığı ve kullanıcılara pil ömrü üzerinde böyle bir etkiye sahip olmamak için cihazlarını buna göre şarj etmelerini önerdiği görülüyor:

“Uygulama verileri yaklaşan sürümler hakkında bilgi taşıyabilir. Belirli kullanıcılar piyasaya çıktıklarında belirli oyun türlerini oynama eğiliminde olabileceğinden, bu bilgi gelecekteki kullanım oturumunu tahmin etmek için kullanım oturumu tahmin modeli tarafından kullanılabilir. Böylece, tahmin edilen gelecekteki kullanım oturumları, gelecekteki kullanım oturumları sırasında mevcut olacak oyunların kullanımını içerebilir.”

Oyunlar, elektrikli arabalar, VR ve daha fazla kullanım alanı

Diğer durumlarda, batarya yönetim sistemi, bir video oyununda belirli bir kontrol noktasına ulaşılana kadar şarj bildirimini geciktirmek veya belirli bir yerdeyseler kullanıcılara cihazlarını şarj etmeleri için bildirimde bulunmak gibi belirli kullanım alışkanlıklarına son derece uyarlanabilir olarak tanımlanıyor. Bu noktada teknoloji, kullanıcının evde olup olmadığını öğrenmek için GPS konum bilgisinden yararlanıyor.

Microsoft’a göre, bu pil yönetim sisteminin başka uygulamaları da var: dronlar, elektrikli arabalar, AR/VR kulaklıklar, cep telefonları, dizüstü bilgisayarlar vb.

Örneğin elektrikli bir araba söz konusu olduğunda, sistem kullanıcının sürüş alışkanlıklarını öğrenecek ve buna göre kullanıcıyı bilgilendirebilecek. Eğer bir kullanıcı genellikle her ayın ilk pazar günü ailesini ziyaret etmek için yola çıkıyorsa, açıklanan teknikler bu alışkanlığı öğrenebilir ve her ayın ilk Cumartesi günü bir şarj bildirimi planlayabilir.

Şimdilik bu sadece patentli bir teknoloji ve Microsoft bunun peşinden gitmemeyi tercih edebilir, ancak şirketin yapay zekâya olan ilgisi göz önüne alındığında, yazılım devi bu teknolojiyi büyük olasılıkla önümüzdeki yıllarda bir ürün veya servise dönüştürülüp piyasaya sürecek gibi gözüküyor.

Dijital ve sesli kitap hizmeti Litres Türkiye’de

0

Dijital ve sesli kitap servisi Litres, Türkiye’de hizmet vermeye başladı. litres-tr.com web sitesi ve iOS ile Android mobil uygulamasıyla artık zengin ve çeşitli bir kitap dünyasına erişebilecek olan Türk okuyucular, ücretsiz eserler de dahil olmak üzere 3 binden fazla Türkçe elektronik ve sesli kitabın, ayrıca Rusça, Azerice ve diğer dillerdeki kitapların zengin dünyasına ulaşabilecek.

Dijital ve sesli kitap servisi Litres, Türkiye’de hizmet vermeye başladı. Litres, Türk okurlara 3 binden fazla Türkçe başlığın yanı sıra Rusça, Azerice ve diğer dillerdeki kitapların da dahil olduğu geniş bir katalog sunuyor. 2024 yılı sonuna kadar ürün yelpazesini 10 bin e-kitap ve sesli kitaba çıkarmayı hedefleyen dijital ve sesli kitap servisi, ülkedeki en geniş dijital eser kataloglarından biri olarak kullanıcılarla buluşuyor. Şu anda Can Yayınları, Notos Kitap, İthaki Yayınları, Maya Kitap ve Altın Kitaplar gibi 15 ulusal yayıneviyle sözleşme imzalayan Litres kitapları, litres-tr.com web sitesi ve iOS & Android mobil uygulaması aracılığıyla kullanılabilirken Visa ve Mastercard ödeme sistemleri sayesinde kolayca satın alma işlemi yapılabiliyor.

Sevilen bir kitap hizmeti olan Litres’in Türkçe sürümü, Rusça’da bulunan birçok işlevi ve özelliği aynı şekilde uyguluyor. Özellikle satın alınan kitaplardan oluşan kendi kütüphanenizi oluşturma ve sürdürme, yer imleri bırakma, en sevdiğiniz alıntıları kişisel koleksiyonunuza kaydetme, giriş parçasını okuma veya dinleme özelliği, hizmetin en öncelikli özellikleri arasında yer alıyor. Litres, Türkiye pazarının ve Türk okurların beklentilerini de dikkate alarak sadece Türkçe değil, Azerice ve diğer dillerde de kitaplar sunuyor. Devamlı çalışmalarla daha büyük ve iyi bir hizmet sağlamayı hedefleyen Litres, son bir buçuk yılda Azerbaycan ve Özbekistan’dan sonra yerli içerikle girdiği üçüncü dış pazar olarak Türkiye’yi seçti ve hizmeti Türk okurlarla buluşturdu.

Dijital Kitap Pazarında hızlı büyüme bekleniyor

Son iki yıldır Türk dil grubu ülkelerinde aktif olarak gelişme kaydettiklerini belirten Litres Şirketler Grubu Genel Müdürü Sergei Anuryev, “Azerbaycan ve Özbekistan’da çalışmaya başladıktan sonra bu bölgelerdeki en büyük elektronik ve sesli kitap kataloglarını topladık. Türkiye pazarı bizim için son lansmanlar arasındaki en büyüğü konumuna yerleşti. Tahminlerimize göre önümüzdeki 3-5 yıl içinde Türkiye’deki dijital kitap pazarının kapasitesi yıllık 50-60 milyon doların üzerine çıkabilir. Bu süreci her şeyden önce kağıt kitap pazarında temsil edilen 200’den fazla yayınevi ile kolaylaştırıyoruz. Türkiye, dünya pazarındaki yeni eser sayısı ve yerel yazar sayısı açısından 6. sırada yer alıyor. Bu kitaplar dünyanın her yerinde okunuyor ve dinleniliyor. Ülkenin kitap pazarının nasıl geliştiğini görüyoruz. Satışların yüzde 30’u halihazırda dijitalleşmeye hazır yayınevlerinin web sitelerinden geliyor. Bu nedenle Türkiye’de işimizi geliştirme potansiyelini dikkate alıyoruz. Ayrıca Türkiye’deki kitap pazarına katılarak, indirme başına ödeme yaparak kitap satın almanın telif hakkı sahiplerine sunduğu kolaylık, verimlilik ve şeffaflığı umuyoruz ki Türk okuyucular, yayıncılar ve yazarlar da takdir edecekler. Litres ile Rusya dijital kitap pazarını da şekillendirdik ve bu doğrultuda Rusya’da lider konuma geldik.” açıklamalarında bulundu.

Altın Kitaplar Yayınevi Satış Müdürü Batuhan Mestav ise, “Türkiye’de kitapların dijitalleşmesi uzun süredir devam ediyor. 2010’lu yılların başında pazara giren ve dijital kitaplara yatırım yapan firmaların çabaları, yayıncılardan destek gelmemesi nedeniyle boşa gitti. Ancak sesli kitapların hızla gelişmesi dijital kitap içeriğine olan ilgiyi yeniden artırdı. Ayrıca eğitim kurumlarının bu ürünlere olan ilgisinin artması, yayıncılar için e-kitap ve sesli kitapları her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Litres’in Türkçe konuşulan bir ülkede faaliyet göstermesi, iş birliği için rahat koşullar sunması ve servis uzmanlarının yardımıyla çalışmalarımızı olumlu yönde ilerletti. Şimdi Litres’te kurgu ve kurgu dışı, yerli, yabancı ve çocuk edebiyatı da dahil olmak üzere çeşitli türlerde yaklaşık 300 esere yer vermeyi planlıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Sürücüsüz Hyundai Ioniq 5, ABD’de ehliyet sınavını geçti!

Hyundai‘nin otonom sürüş teknolojisi entegre ettiği Ioniq 5 modeli, ABD’nin Las Vegas şehrinde gerçekleştirilen ehliyet sınavını başarıyla tamamladı. Otomobil, insanlarla aynı standartlara tabi tutularak değerlendirildi ve sınavı geçmeyi başardı. Otonom araç teknolojileri giderek gelişirken, Hyundai‘nin bu başarısı, sektördeki ilerlemeyi ve güvenilirliği gözler önüne seriyor.

Sürücüsüz Hyundai araç Birçok üretici, otonom sürüş teknolojilerinin insan sürücülerden daha güvenilir olduğunu iddia etse de, bu konuda hala bazı şüpheler bulunuyor. Ancak Hyundai, Ioniq 5‘in başarılı sınavıyla, otonom araçların güvenilirliğine dair önemli bir adım atmış oldu.

Sürücü adaylarıyla aynı kriterlerde değerlendirilen Ioniq 5, hız limitlerine uygun hareket etme, şerit değiştirme, sinyal verme, dönüşler, yaya geçitlerinde durma ve tepki süresi gibi alanlarda başarılı oldu. Bu sonuç, otonom araç teknolojisinin geldiği noktayı gösterirken, insanların teknolojiye duydukları güvensizliği azaltmaya da yardımcı oluyor.

Hyundai‘nin Ioniq 5 modeli, otonom araç teknolojileri geliştiren Motional şirketiyle ortak olarak geliştiriliyor. İki şirket yıllardır birlikte çalışarak, Nevada, Kaliforniya ve diğer eyaletlerde halka açık yollarda testler gerçekleştiriyor. Bu iş birliği, otonom araçların geleceğini şekillendirmede önemli bir rol oynuyor.

Sonuç olarak, Sürücüsüz Hyundai sürücüsüz Ioniq 5 modelinin ehliyet sınavını başarıyla geçmesi, otonom araç teknolojilerinin güvenilirliği ve geleceği hakkında umut verici bir işaret olarak değerlendirilebilir. Bu başarı, sektördeki diğer üreticilere de ilham kaynağı olabilir.

Evden çalışma, ‘Çift iş’te çalışmayı teşvik mi ediyor?

0

Günümüzde pek çok şirket ofisten çalışmaya dönse de hibrit çalışma modeli hayatımızdan temelli çıkmayacak gibi gözüküyor. Evden çalışmanın sağladığı esneklik işveren ve İK yöneticilerinin çalışanlar üzerindeki kontrolünü azaltırken, beyaz yakalılara da gizlice iki ya da daha fazla şirket için çalışmanın yolunu açıyor. Bu durum iş dünyasında endişe yaratıyor. Bunu fark eden vizyoner şirketler iyi yetişmiş insan kaynağını başka şirkete kaptırmamak için yetenek yönetimine, eğitime ve yan haklara odaklanıyor.

Teedo Online Eğitim Platformu Genel Müdürü Selçuk Aytekin, “İyi yetişmiş ve potansiyele sahip bir çalışanı elde tutmak, yetenek yönetimi stratejinizin ayrılmaz bir parçası olmalı. Bu nedenle kişisel ve mesleki becerilerini artırmak için onları desteklemelisiniz” diyor. Teedo, şirketlere çalışan memnuniyetini artıran, şirket içi yetenek havuzunuzu güçlendiren farklı ve kapsamlı eğitim seçenekleri sunuyor.

Pandeminin başlangıcında dünyadaki milyonlarca beyaz yakalı çalışanın aniden evden çalışmaya başlaması birçok yöneticiyi derinden sarstı. İnsanlar zorunlu olarak evden çalışmaya başladığında işverenler ve İK yöneticileri, çalışanlar üzerindeki kontrolün çok önemli bir kısmını kaybetti. Evden çalışanlar işe gidip gelmekten, ofisteki dikkat dağıtıcı işlerden ve yöneticilerinin şahin bakışlarından kurtuldu. Ancak bazıları, önlerine çıkan yeni özgürlük fırsatlarını kendi lehlerine çevirmeyi de ihmal etmedi. Günümüz ekonomik koşullarında istediği ücreti alamayan ve geçim zorluğu yaşayan pek çok çalışan, ‘çift iş’ yaparak aynı anda birden fazla gelire (double-dipping) sahip olma gayreti içine girdi.

McKinsey danışmanlık firmasının öngörüsü, ABD’de aynı anda çift işte çalışanların oranının toplam iş gücünün yüzde 5’inden az olmadığı yönünde. Eylül 2022’de Gallup’un anketine katılan üst düzey yöneticilerin yüzde 16’sı, yönetim ekibinin, firmalarındaki uzaktan çalışanların gizli olarak ikinci bir işe sahip olabileceğinden şüphelendiğini söylüyordu.

‘Çoklu çalışanlar’ olarak adlandırılan bu kişilerin sayısı Türkiye’de de giderek artıyor. “Babam, bizi üniversiteye gönderebilmek için iki işte birden çalıştı” söylemi, mevcut ekonomik koşullara bağlı olarak günümüze taşınmış durumda. Özellikle genç çalışanlar, artan maliyetleri karşılamak için ‘çift iş’e yöneliyor.

Evden çalışmanın sağladığı lokasyon ve saat özgürlüğü, ‘çift iş’e sahip olma seçeneğinden daha fazla çalışanın yararlanmasını sağlıyor. Bu da işveren ve İK yöneticilerini çeşitli nedenlerle endişelendiriyor. İlk neden, rekabet kaygısı. Özellikle gizli bilgilere sahip bir çalışanın rakip firmaya da hizmet etmesi endişe yaratıyor. Bunun dışında çalışanın performansının etkilenmesi, kendisinden beklenen iş kalitesini ve yoğunluğunu karşılayamaması da endişe konusu. Tüm bu nedenlerden ötürü iş sözleşmelerinde birden fazla işte çalışmayı sınırlandıran hükümlere artık daha sık rastlanıyor. İşverenin rekabet ihlali ya da yapılan ikinci işin mevcut işe zarar verdiğini ispat etmesi halinde sözleşme feshine kadar giden bir süreç işliyor. Son 5 yılda özellikle Z kuşağı ve yaratıcı endüstrilerde çalışanlar bu nedenle full-time ve sözleşmeli çalışmayı tercih etmiyor. Gerek Türkiye’de gerekse dünyada eğilim özellikle de pandemi sonrasında bu yönde gelişti. Çalışma koşulları bu eğilime göre düzenlenmediği ve bu durum işverenler tarafından dikkate alınmadığı takdirde önümüzdeki dönemde full-time ve ofisten çalışacak insan bulmakta daha zorlanılacağı iş dünyasında endişe konusu.

Aşırı tepki motivasyonu düşürüyor

Teedo Online Eğitim Platformu

Peki, böyle bir durumda yöneticiler genelde nasıl tepki veriyor? Birçok yönetici sadakatsizlik karşısında anında öfkeleniyor ve çalışanın diğer tüm işleri durdurması konusunda ısrar ediyor. Bu aşırı tepki, aradaki ilişkiyi sarsıyor ve çalışanın motivasyonunu da tamamen düşürüyor.

Diğer bir yönetici tipi ise buna iş yükünü artırarak tepki veriyor; “Başkası için çalışacak zamanın varsa benim için daha fazlasını yapabilirsin” diyor. Bu seçenek de performans düşüşüyle sonuçlanıyor ve genellikle çalışanın diğer işi tercih etmesine yol açıyor.

Bu konuda en olgun yaklaşım ise çalışanın başarısını kutlamak. Zor olsa da çalışanın ikinci işini kabul etmek ve yüksek performans sergileyen bir çalışanı takdir etmek, hatta ödüllendirmek, kişinin o şirkete ve işine olan bağlılığını artırıyor.

Çalışanınıza destek olun!

Geniş ve uzmanca tasarlanmış eğitim programlarıyla beyaz yakalı profesyonellerin kariyer gelişimine odaklanan Teedo Online Eğitim Platformu’nun Genel Müdürü Selçuk Aytekin, “Bugün özellikle Y ve Z kuşağı, artan yaşam maliyetlerini karşılamak, aynı zamanda farklı bir iş deneyimi daha yaşamak amacıyla ‘ikinci iş’te çalışmaya yöneliyor. Özellikle yaratıcı endüstrilerde çalışanlar, tam zamanlı ve sözleşmeli çalışmayı tercih etmiyor. Öyle ki şirketler yakın zamanda ofisten çalışacak personel bulamadığı gibi, önümüzdeki 10 yılda tam zamanlı çalışan bulmakta da zorluk çekecek. Oysa işverenler, bir çalışanı başka bir şirkete kaptırmak yerine, bu çalışanların mevcut pozisyonlarında üretken ve tatmin olmaları için tam olarak neye ihtiyaç duyduklarını öğrenebilir ve bunu karşılayabilir. İyi yetişmiş ve potansiyele sahip bir çalışanı elde tutmak, yetenek yönetimi stratejinizin ayrılmaz bir parçası olmalı. Kişisel ve mesleki becerilerini artırmak için onları desteklemelisiniz. Bu nedenle doğru işe doğru çalışan yerleştirmeyi, çalışana doğru yatırım yapmayı önceliklendiren tüm kurumsal şirketlerin bir eğitim bütçesi var ve yıl boyunca çalışanların ihtiyaçlarına, organizasyon şemasının gerekliliklerine yönelik eğitim programı satın alımları gerçekleştiriyorlar. Şirketler eğitimlerimizi, şirketin mevcut çalışan fayda paketlerine dahil ederek hem çalışan memnuniyetini artırabiliyor hem de şirket içi yetenek havuzunuzu güçlendirebiliyor” diye konuştu.

Starlink ile Telecom Italia arasında savaş çıktı!

İddialara göre Telecom Italia, parazit önlemeye yardımcı olacak frekans verilerini Starlink ile paylaşmayı reddediyor ve Starlink’in Akdeniz’deki genişlemesinin önünü tıkıyor. Elon Musk’ın sahibi olduğu uydu geniş bant operatörü, ülkenin en büyük operatörlerinden biri olan Telecom Italia ile ilgili olarak İtalya’nın telekomünikasyon düzenleyicisine şikayette bulundu.

Starlink, İtalyan telekom devinin frekans verilerini paylaşmasını gerektiren düzenlemelere uymadığını iddia ediyor. Bu bilgiler, şirketin Güney Avrupa ve Kuzey Afrika’da mevcut hizmetlerle bir çakışma yaşamadan ve parazit sorunu olmadan güvenli bir şekilde çalışabilmesi için gerekli. Frekans verilerine erişim eksikliği Starlink’in uydu takımyıldızını karasal internete bağlayan yer istasyonları olan yeni ağ geçidi ekipmanlarının konuşlandırılmasını ciddi şekilde yavaşlatıyor.

İddiaya göre Telecom Italia’nın Starlink’i “koordine etmek istemediği konusunda açıkça bilgilendirdiği” belirtiliyor. Buna karşılık Musk’ın sahibi olduğu uydu operatörü, düzenleyici kurumun ve İtalya Sanayi Bakanlığı’nın Telecom Italia’yı işbirliğine zorlaması için bastırıyor ve durumun çözülmemesi halinde yatırımlarını İtalya’dan diğer Avrupa ülkelerine kaydırabileceği uyarısında bulunuyor.

Elon Musk: Starlink, kârlı bir yola girdi ve büyümeye devam ediyor

Telecom Italia daha önce Starlink’in bazı teknik nedenlerle belirli frekansları kullanarak çalışmasına izin verilmemesi gerektiğini söylemişti. Haber, Starlink’in uydu üzerinden cep telefonu bağlantısı sunan Direct to Cell hizmeti için 1.6/2.4 GHz ve 2 GHz bantlarında radyo spektrumu kullanma başvurusunun geçen hafta ABD’de Federal İletişim Komisyonu (FCC) tarafından reddedilmesinin ardından geldi.

FCC, Starlink’in başvurusunu kabul edilemez bularak şirketin 1.6/2.4 GHz ve 2 GHz bantlarını kullanma yetkisini de içerecek şekilde 7,500 Gen2 uydusunu konuşlandırmak ve işletmek için mevcut yetkinin değiştirilmesi için başvuruda bulunduğunu söyledi. FCC başvuruyu inceledikten sonra bu bantların şu anda ilave mobil uydu hizmeti (MSS) operasyonları için uygun olmadığına ve bu bantlarda faaliyet gösterme taleplerinin Komisyon gerekliliklerine uygun olmadığına karar verdi. Bununla birlikte FCC, 1.6/2.4 GHz ve 2 GHz bantlarını gelecekte ilave MSS başvuruları için kullanılabilir hale getirmeye karar vermesi halinde, SpaceX’in bu revize edilmiş çerçeve altında yeniden başvurabileceğini söyledi.

Elon Musk’ın firması, kısa süre önce 10 Gbps’e kadar hız sunan iddialı bir program olan “Community Gateways“i başlatma kararı almış ancak hizmetin fiyatlandırması dudak uçuklatmıştı.

Girişim sermayesi şirketi Laton, 35 milyon dolar fon topladı

Türkiye, son dönemde mobil oyun girişimleri için tüm dünyada haklı bir ün kazandı ve bu da sektöre adanmış girişim sermayesi firmalarının yükselişine yol açtı. Bu gruba en son katılan Laton Ventures, 35 milyon dolarlık bir fon toplayan yeni bir oyun odaklı girişim sermayesi. Kurucu ortak Görkem Türk, tohum öncesi ve tohum aşamalarına yatırım yaparak Türk oyun ekosistemi ile dünyanın geri kalanı arasında bir köprü kurmayı hedeflediğini söylüyor.

Genç nüfusa sahip gelişmekte olan bir pazar olarak Türkiye, son yıllarda mobil oyunlar konusunda çok ciddi bir çıkış yakalamış durumda. Hızla gelişen bu pazar şimdiye dek 740’ın üzerinde oyun girişiminin ortaya çıkmasını sağladı. Türkiye’deki 86 milyon kişinin %48’inden fazlasının 30 yaşın altında olduğu ve  Türkiye’deki internet kullanıcılarının %92’sinden fazlasının en az bir oyun oynadığı da düşünülürse pazarın sürekli büyümesi de normal görünüyor. Bu durum, özellikle mobil oyun pazarındaki dinamizmi ve fırsatları gören yatırım sermayesi şirketlerinin de iştahını açıyor.   

Bu firmalardan birisi de geçtiğimiz yıl Amsterdam – Hollanda’da kurulan Türk girişim sermayesi şirketi Laton Ventures. Şu ana dek ABD merkezli kurumsal yazılım firması Layer, İsveç merkezli Sequel Games ve Türk oyun firması Pine Games’in aralarında olduğu toplam 5 firmaya yatırım ve fon sağlayan Laton’un 35 milyon dolarlık yatırımcıları arasında Gram Games’in kurucu ortağı Mehmet Ecevit, Loop Games’in kurucusu Mert Gür, Ruby Games’in kurucusu Mert Can Kurum, Hummingbird Ventures’ın yönetici ortağı Fırat İleri, Yemeksepeti’nin kurucusu Nevzat Aydın ve Gossamer’ın kurucusu Eric Kress yer alıyor.

Laton Ventures kurucusu Görkem Türk verdiği bir demeçte “İçerik kategorisine karşı oldukça ilgili olacağız. Mobil, PC ve konsola yatırım yapacağız. Bizim geçmişimiz mobilden geliyor dolayısıyla bunu her zaman önceliklendireceğiz. Her şeye yatırım yapacağız ama muhtemelen mobil içeriğe daha çok eğileceğiz. Aynı zamanda oyunlarla ilgili altyapı ve teknoloji gibi içerik dışı alanlara da yatırım yapacağız,” diyor.

2018 ve 2022 yılları arasında Türk oyun girişimleri 1 milyar dolardan fazla fon topladı. Üstelik, Unicorn olarak adlandırılan yani borsada işlem görmeden 1 milyar dolar değerlemeye ulaşan şirketlere baktığımızda da Türkiye’deki 7 unicorn firmadan 2’sinin oyun şirketi olduğu görülüyor. Şu anda Türkiye merkezli video oyunu girişimlerine yatırım yapan en az 25 girişim sermayesi fonu var. Bununla birlikte, çoğu girişim sermayesi firması diğer teknoloji sektörlerine de yatırım yapıyor.

AMD’nin RDNA 4 GPU’ları hayal kırıklığı mı olacak?

AMD, grafik kartı dünyasında heyecan verici bir döneme hazırlanıyor. RDNA 4 mimarili ekran kartlarıyla ilgili yeni bilgiler gelmeye devam ederken, performans ve teknoloji meraklılarını heyecanlandıran birçok detay ortaya çıkıyor.

En üst düzey RDNA 4 GPU olan Navi 48‘in, mevcut Radeon RX 7900 XTX’e kıyasla performansıyla ilgili belirsizlikler bulunuyor. Ancak, bu kartın yanı sıra diğer modellerin, örneğin Radeon RX 7800 XT‘nin, beklenenden daha hızlı olabileceği öne sürülüyor. AMD’nin RDNA 4 mimarisi, önceki nesillere kıyasla farklı bir strateji izliyor ve ana akım pazarına odaklanıyor.

RDNA 4 GPU’larının teknik özellikleriyle ilgili sınırlı bilgilere rağmen, beklenen bellek desteği ve çip tasarımı hakkında bazı ipuçları mevcut. Özellikle, yeni nesil kartların daha verimli olabileceği ve ışın izleme performansında önemli bir artış sağlayabileceği öne sürülüyor. Bu, oyun tutkunları ve teknoloji meraklıları için oldukça heyecan verici bir gelişme olabilir.

AMD’nin yeni RDNA 4 ekran kartları, performans konusunda bazı beklentileri karşılamayabilir ancak fiyat ve diğer özellikler göz önüne alındığında, ana akım pazarda önemli bir oyuncu olmaya aday gibi görünüyor. Bu kartlar, hem oyun tutkunlarına hem de profesyonel kullanıcılara yüksek performans ve benzersiz bir deneyim sunma potansiyeline sahip.

Sonuç olarak, AMD’nin RDNA 4 mimarili ekran kartlarıyla ilgili beklentiler yüksek ancak kesin sonuçları görmek için biraz daha beklememiz gerekebilir. Ancak, bu yeni teknolojilerin grafik kartı endüstrisine getireceği yenilikler, heyecan verici bir geleceğin habercisi olarak görülebilir.

E-ticaret platformu PandaBuy 1,3 milyon kullanıcı verisi çaldırdı!

PandaBuy, uluslararası kullanıcıların Tmall, Taobao ve JD.com da dahil olmak üzere Çin’deki çeşitli e-ticaret platformlarından ürün satın almalarına olanak sağlıyor. Dün, ‘Sanggiero’ adlı bir tehdit aktörü, ‘IntelBoker’ adlı başka bir tehdit aktörü ile birlikte gerçekleştirdiği iddia edilen PandaBuy saldırısında veri ihlali sağladıklarını iddia etti. Tehdit aktörü, “Veriler, platformun API’sindeki birkaç kritik güvenlik açığından yararlanılarak çalındı ve web sitesinin iç hizmetine erişime izin veren başka hatalar tespit edildi” dedi ve ekledi: “Elde ettiğimiz veriler 3 milyondan fazla benzersiz Kullanıcı Kimliği, Adı, Soyadı, Telefon Numaraları, E-postalar, Giriş IP’si, Sipariş_Verileri, Sipariş_Kimliği, Ev_Adresi, Posta Kodu, Ülke ve benzerlerini içeriyor.”

Veri ihlali toplama hizmeti Have I Been Pwned‘e (HIBP) göre ise, tehdit aktörlerinin verdiği 3 milyon rakamı gerçeği yansıtmasa da ihlalde 1,348,407 PandaBuy hesabı açığa çıktı. PandaBuy müşterilerinin kişisel bilgileri bir forumda sızdırıldı ve kripto para biriminde sembolik bir ödeme karşılığında herhangi bir kayıtlı üye tarafından elde edilebilir. Kayıtsız üyelere bilgilerin geçerli olduğunu kanıtlamak için tehdit aktörü e-posta adresleri, müşteri adları, sipariş numaraları ve ayrıntıları, sevkiyat adresleri, işlem tarihleri ve saatleri ve ödeme kimliklerini içeren küçük bir örnek sunuyor.

HIBP’nin yaratıcısı Troy Hunt, sızdırılan adresleri kullanarak şifre sıfırlama taleplerini test etti ve en az 1,3 milyon e-posta adresinin geçerli olduğunu ve PandaBuy’dan geldiğini doğruladı. Geri kalan veriler ise uydurma ve kopya adresler, bu nedenle “3 milyon” rakamı tehdit aktörleri tarafından şişirilmiş bir rakam. PandaBuy veri ihlali hakkında herhangi bir açıklama yapmadı. Bazı haberlere göre şirket, Discord ve Reddit’teki kullanıcı paylaşımlarını sansürleyerek olayı gizlemeye çalışıyor.

Discord kanalında yönetici rolüne sahip bir şirket temsilcisi, geçmişte bir güvenlik olayı yaşandığını ve sızdırılan verilerin yeni bilgiler değil eski olduğunu ve platformun güvenlik ekibinin konuya derhal yanıt verdiğini söylemekle yetindi.

Güvenlik uzmanları eğer PandaBuy platformunda bir hesabınız varsa, şifrenizi sıfırlamanızı şiddetle tavsiye ediyorlar. Ayrıca, dolandırıcılık girişimlerine karşı kullanıcıların tetikte olmaları ve istenmeyen iletişimlere şüpheyle yaklaşmaları gerektiği vurgulanıyor.

OpenAI’nin GPT-4’ü Baro sınavını gerçekten geçti mi?

Geçtiğimiz yıl, yapay zeka alanındaki önemli gelişmelerden biri olan OpenAI’nin yeni modeli GPT-4, tanıtımıyla büyük bir dikkat çekti. Şirketin iddiasına göre, bu büyük dil modeli insanlarla yarışacak düzeyde performans gösteriyordu ve hatta bir baro sınavını geçebilecek yetkinlikteydi. Ancak, bu iddialar tartışmaları da beraberinde getirdi.

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden (MIT) bir araştırmacı olan Eric Martínez, OpenAI’nin iddialarını sorgulayan önemli bir çalışma yürüttü. Martínez’e göre, GPT-4’ün başarısı gerçekten de abartılmış olabilir. Araştırmasında, OpenAI’nin kullandığı metodolojiyi ve modelin gerçek performansını sorguladı. Özellikle, GPT-4’ün sınavı geçme başarısının, daha önce başarısız olan katılımcılarla karşılaştırılarak belirlenmiş olabileceğine dikkat çekti. Bu da sonuçların gerçek başarıyı yansıtmayabileceği anlamına geliyor.

OpenAI' martínez

Baro sınavı, bir avukatlık adayının yeterliliğini ölçmek için kritik bir test. Martínez’e göre, GPT-4’ün sınavı başarıyla geçmesi, yapay zeka modellerinin hukuk alanında gereğinden fazla güven yaratmasına neden olabilir. Bu durum, yapay zekanın hukuk pratiği içindeki rolünü yeniden değerlendirme gerekliliğini ortaya koydu.

Baro sınavı geçen yapay zeka OpenAI’nin yanı sıra, araştırmacı Eric Martínez de konu hakkında henüz bir açıklama yapmadı. Ancak, bu tartışma, yapay zekanın hukuk dünyasındaki rolünü ve sınırlarını daha derinlemesine anlamamızı sağlayacak önemli bir zemin oluşturuyor.

Sonuç olarak, GPT-4’ün baro sınavını geçtiği iddiası, yapay zeka teknolojisinin hukuk alanındaki etkilerini ve kullanımını gözden geçirmemizi gerektiren karmaşık bir konuyu gündeme getiriyor.

Yahoo, Artifact’i satın alıyor!

Yahoo ve kurucular arasındaki anlaşmanın mali şartları açıklanmadı. Artifact artık tek başına bir uygulama olarak çalışmayacak ve AI destekli kişiselleştirme teknolojisi, önümüzdeki aylarda Yahoo News uygulaması da dahil olmak üzere şirket genelinde entegre edilecek.

Systrom ve Krieger, bu geçiş sırasında Yahoo ile “danışmanlık sıfatıyla” çalışacak.

Duyuru, Artifact’in, pazar fırsatının yatırımın devamını garanti edecek kadar büyük olmaması nedeniyle faaliyetlerini durduracağını söylemesinden birkaç ay sonra geldi. Her ne kadar Artifact basit bir haber uygulaması olarak başlasa da, nihai sonuç daha çok Twitter’ın yerini alacak gibi görünüyordu. Bu alanda, Meta‘nın Threads’i de dahil olmak üzere çok sayıda rakibin bulunduğu büyük bir rekabet var.

Artifact’in teknolojisi, kullanıcıların görmek istediği içeriği ortaya çıkarıyor ve zaman içinde ilgi alanlarına daha uyumlu hale geliyor. Sonuç olarak, kullanıcılar okumak istedikleri haber hikayelerinden oluşan kişiselleştirilmiş bir özet akışı alıyorlar. Uygulama aynı zamanda haberleri özetlemek,  tıklama tuzağı başlıklarını yeniden yazmak ve en iyi içeriği ortaya çıkarmak için çeşitli yapay zeka araçları da içeriyordu. Yahoo, bu yetenekleri portföyüne eklemenin “kullanıcıları daha zengin içerik deneyimleri ve özelleştirilmiş kişiselleştirmeyle buluşturma fırsatını hızlandırdığını” söylüyor.

Yahoo News Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Kat Downs Mulder, bir basın açıklamasında “Artifact sevilen bir ürün haline geldi ve biz de bu teknolojiyi geliştirmeye devam edebildiğimiz ve dijital bilgi için güvenilir bir rehber ve insanları kendileri için en önemli içeriğe bağlayan en iyi küratör olma misyonumuzu daha da ileriye taşıyabildiğimiz için heyecanlıyız.” dedi.

Systrom, basın bülteninde Artifact teknolojisinin milyonlarca insana fayda sağlama fırsatına sahip olduğunu söyledi.

Spotify, Premium’un sunduğu seçenekleri artırıyor!

Spotify ayrıca sesli kitap kataloğunu 200.000’den 250.000’e çıkaracağını duyurdu. Bu ayrıcalık halihazırda ABD, İngiltere ve Avustralya’da mevcut.

Genişleme, Spotify’ın sesli kitap hizmetinin Amazon’un sahibi olduğu Audible’ın ardından ikinci en büyük sesli kitap sağlayıcısı olduğunu açıklamasından iki ay sonra geldi. Spotify, ücretsiz hizmetin geçen Kasım ayındaki lansmanından bu yana kullanıcıların 150.000’den fazla eser dinlediğini söylüyor.

Sesli kitaplar Spotify uygulamasının Ana sayfa akışında veya arama sekmesinde bulunabilir. “Premium’a dahil” olarak işaretlenen tüm sesli kitaplar Premium aboneliğiyle dinlenebiliyor. Dinleme saatlerinizi uygulamanızın ayarlarından takip edebiliyorsunuz. Dinleme saatleriniz biterse, 10 saatlik ek tahsisler de satın alabiliyorsunuz.

Dinleme platformu, kısa süre önce ücretsiz kullanıcılarının ABD’deki sesli kitap koleksiyonuna erişmesine olanak tanıyan bir plan başlattı. 15 saatlik dinlemeyi içeren plan, Spotify’a Audible ile pek ilgilenmeyen kullanıcıları hedefleyerek Audible ile rekabet edebilmesi için bir yol sunuyor.

Audible’ın aylık 14,95 dolar tutarındaki aboneliği, kullanıcılara bir kitap satın almak için bir kredi verirken Spotify’ın 9,99 dolar tutarındaki planı, kullanıcıların kataloğunda 15 saat dinlemesine olanak tanıyor; bu genellikle birden fazla sesli kitabı dinlemek için yeterli bir süre.

Yakın geçmişte başka adımlar da atılmıştı

Spotify, kullanıcılarına birlikte müzik dinleme deneyimini daha da geliştirmek için masaüstü uygulamasına “Spotify Jam” özelliğini ekledi. Bu özellik, kullanıcıların gerçek zamanlı olarak arkadaşlarıyla müzik paylaşmasını sağlayan bir davet usulü platform olarak tasarlandı.

Spotify, mobil uygulamanın yanı sıra artık masaüstü versiyonunda da bu özelliği kullanıcılarına sunarak, müzik dinleme deneyimini daha sosyal hale getiriyor. Kullanıcılar, aileleriyle, arkadaşlarıyla veya iş arkadaşlarıyla aynı anda müzik dinleyebilir ve bu deneyimi kişiselleştirilmiş olarak paylaşabilirler.

“Spotify Jam“, Premium aboneler için özel bir ayrıcalık sunarken, ücretsiz kullanıcılar da bu deneyime katılabilirler. Ancak, Jam başlatma yetkisi sadece Premium abonelere verilmiştir. Ücretsiz kullanıcılar ise başlatılan bir Jam‘e katılarak şarkı ekleyebilirler.

İngiltere ve ABD yapay zeka karşısında birlik oldu!

ABD Ticaret Bakanı Gina Raimondo ve İngiltere Teknoloji Bakanı Michelle Donelan tarafından imzalanan Anlaşma Metni (MoU), yapay zeka modelleri, sistemleri ve ajanları için sağlam test paketleri oluşturma konusunda iki ülkenin bilimsel yaklaşımlarının uyumlu olmasını sağlamak amacıyla hemen yürürlüğe konuldu.

Anlaşma Metni, İngiltere’nin Bletchley Park’ta gerçekleşen 2023 Küresel Yapay Zeka Güvenliği Zirvesi’nin ardından geliyor. Bu zirvede, AI tarafından ortaya konan tehditler ve bu teknoloji ile ilişkilendirilen riskleri azaltma ihtiyacı konusunda birçok kişi endişelerini dile getirdi.

İngiltere ve ABD Yapay Zeka Güvenliği Enstitüleri, yapay zeka güvenliği testlerine ortak bir yaklaşım geliştirmek için öneriler sundu. Bilgi paylaşımının yanı sıra, en az bir kamu erişimine açık model üzerinde ortak bir tatbikat yapılması planlanıyor

Enstitüler ayrıca bilgi paylaşımını ve daha yakın işbirliğini teşvik etmek için personel değişimini de değerlendirecek.

Hem Raimondo hem de Donelan anlaşmanın faydalarını anlatırken “özel ilişki” kelimesini kullandılar ve her ikisi de AI’i “bizim neslimizin belirleyici teknolojisi” olarak tanımladılar.

Yapay zeka etiği çocuklar

Donelan şunları söyledi: “Yalnızca birlikte çalışarak teknolojinin risklerini doğrudan ele alabilir ve hepimizin daha kolay ve sağlıklı yaşamlar sürmesine yardımcı olacak muazzam potansiyelinden yararlanabiliriz.

Asil şeyler, ancak yetkililerin geride bırakılması konusunda gerçek bir risk var. Örneğin Avrupa Birliği, özellikle AI riskini ele almak için tasarlanmış mevzuatı yürürlüğe koydu.

Risk sermayesi şirketi OpenOcean’ın Genel Ortağı Ekaterina Almasque, MoU’yu “yapay zeka girişimleri için ileriye doğru atılmış önemli bir adım” olarak nitelendirdi ve karmaşık güvenlik ve etik ortamında gezinirken karşılaşılan zorlukları vurguladı.

İngiltere ile ABD arasındaki iş birliği temelleri attı ve artık bu ortaklığı geliştirmek, yapay zeka potansiyelinin sorumlu bir şekilde hayata geçirilmesini sağlamak yeni girişimlere ve yatırımcılara kalmış.” dedi.