Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 660

SEO Vibes on Tour İstanbul etkinliği başlıyor!

0

SEO Vibes on Tour etkinliği, 18 Nisan 2024 tarihinde dijital dünyanın profesyonellerini bir araya getirmek üzere İstanbul’da gerçekleşecek. Worldef, SEOUP ve ContentUP partnerliğinde WhitePress tarafından düzenlenen organizasyonun, katılımcılarına networkünü genişletme fırsatı sunması ve sektörel yeniliklere ışık tutması bekleniyor. İşte, dijital dünyayı yakından ilgilendiren etkinliğe dair tüm detaylar!

Etkinlik kapsamı ve konuşmacılar 

SEO Vibes on Tour İstanbul etkinliğinin kapsamı ve konuşmacıları, geçtiğimiz günlerde WhitePress tarafından açıklandı. Paylaşılan detaylara göre konuşmacılar arasında; Mertcan İşler, Batuhan Durmaz, Yağmur Şimşek, Dilara Dağıstanlı, Tolga Sonışık, Emrah Pamuk, Sedat Ateş, Bora Denizci, Büşra Çildaş, Murat Şahin ve Mert Erkal gibi dijital dünyanın öne çıkan isimleri yer alıyor.

Profesyonel konuşmacılar eşliğinde düzenlenecek olan etkinlikte katılımcılara network ortamı sağlanacağı da duyuruldu. Aynı zamanda kahvaltı ve içecek ikramlarıyla birlikte canlı bir atmosfer eşliğinde düzenleneceği de yapılan ilk açıklamalar arasında yer aldı.

Beklentileri yükselten etkinlik kapsamında, sektörün dinamikleri, SEO’ya dair güncel gelişmeler ve çok daha fazlası konu başlıkları arasında. Program, kahvaltı ve networking ile başlayarak Mertcan İşler’in konuşmasıyla devam edecek. Kahve molalarıya ilerleyecek olan organizasyon, 13:30’da networking ile sona erecek.

Etkinlik tarihi ve saati

SEO Vibes on Tour İstanbul etkinliği, 18 Nisan 2024 tarihinde, İstanbul/Şişli’de düzenlenecek. Katılımcılarını, Türkiye’nin ilk 5 yıldızlı Art-Tech oteli olan The Point Hotel Barbaros’da ağırlaması bekleniyor. Barbaros Hayreddin Paşa Bulvarı ile Esentepe Bölgesi arasında yer alan otel, birçok kurumsal şirketin olduğu bir lokasyonda konumlanıyor. 

Program, 09:00’da kahvaltı ve networking ile başlayacak. 10:00’da ilk konuşma, “E-Ticaret Sitelerinde SEO’nun Formülü: İçerik, Teknoloji ve Deneyim” başlığıyla Mertcan İşler tarafından yapılacak. Ardından Batuhan Durmaz’dan “Linkler ve Gerçekler; Google Ne Söylüyor? Veriler Ne Diyor?” konuşmasını dinleme fırsatı bulacak. 11:30’da Yağmur Şimşek, Tolga Sonışık ve Emrah Pamuk’un konuşması ardından kahve molası verilecek olan etkinlik Mert Erkal’ın moderatörlüğünde Bora Denizci, Büşra Çildaş, Murat Şahin ve Sedat Ateş’in yer aldığı Uluslararası  e-ticarette SEO üzerine olan panel ile devam edecek. 

Bilet satışları başladı

Sektörün dinamiklerini profesyonellerden dinlemek isteyen ve SEO’ya dair güncel gelişmelerden haberdar olmak isteyenler, WhitePress üzerinden bilet satın alma işlemlerini gerçekleştirebilecekler. 

Abone bilgilerini çaldıran AT&T toplu davalarla karşı karşıya!

ABD’nin en büyük mobil operatörü ve dünyanın en büyük telekomünikasyon şirketlerinden birisi olan AT&T, abone veri tabanını etkileyen veri ihlali nedeniyle oldukça zor günler geçiyor. Veri ihlali iddialarını önce reddeden ancak geçtiğimiz hafta kabul etmek zorunda kalan firma, şimdi bireysel ve toplu davalarla karşı karşıya. Cumartesi gününden bu yana şirkete 10’un üzerinde dava açılmış durumda.

Bu davalardan biri, davacı Patricia Dean ve benzer durumdaki kişileri temsil eden Morgan & Morgan tarafından yürütülüyor.  Bu hukuk bürosu kısa bir süre önce Google’a karşı Incognito gizlilik davasını yürütmüş ve teknoloji devini mahkemelerde dört yıl süren mücadelenin ardından bir anlaşmaya zorlamıştı. Dava, AT&T’nin müşterilerin kişisel verilerini yeterince koruyamadığını, bunun da 73 milyon kişinin hassas bilgilerini açığa çıkaran bir siber saldırıya ve ardından veri ihlaline yol açtığını iddia ediyor.

İfşa edilen veriler arasında AT&T müşterilerinin isimleri, adresleri, telefon numaraları, doğum tarihleri, Sosyal Güvenlik Numaraları ve e-posta adresleri yer alıyor. Toplu dava, ilk olarak 2021 yılında, o dönemde AT&T’yi hacklediğini ve verileri satmaya çalıştığını iddia eden tehdit aktörü Shiny Hunters tarafından yayınlanan bir veri ihlaliyle ilgili. AT&T ilk etapta bu iddiaları yalanlamıştı ancak 17 Mart 2024’te, ‘MajorNelson’ adlı başka bir tehdit aktörü, Shiny Hunters’ın saldırısıyla aynı olduğunu açıklayarak tüm veritabanını bir bilgisayar korsanlığı forumunda ücretsiz olarak sızdırdı.

Bir iç soruşturmanın ardından, telekom devi sonunda 30 Mart 2024 tarihinde, açığa çıkan verilerin 7,6 milyon mevcut AT&T hesap sahibine ve yaklaşık 65,4 milyon eski hesap sahibine ait olduğunu kabul etti. Şirket ayrıca 7,6 milyon müşteriye ait AT&T şifrelerinin de sızıntıda açığa çıktığını söyledi. Bu şifreler yapılandırıldıklarında sadece müşteri desteği almak ya da hassas hesap değişiklikleri yapmak için kullanılıyor. Ancak bu verilerin tehdit aktörlerine ifşa edilmesi, saldırganların hesaplara daha kolay erişim sağlamasına olanak tanıyabilir.

AT&T sızdırılan verilerin 2019 ve öncesine ait olduğuna inandıklarını ancak kendi sistemlerinden mi yoksa bir iş ortağından mı geldiğini belirleyemediklerini söyledi. Firmanın sızan verilerin kaynağı ve gerçekliği hakkındaki ilk ve sonraki inkarları ve zamanında yapılan soruşturmalarla kaynağını belirleyememesi, şimdi dava konusu oldu.

AT&T güvenlik açığını bilmesine rağmen harekete geçmedi mi?

Dean’in şikayetinde, AT&T’nin yetersiz güvenlik önlemleri ve veri ihlali hakkında zamanında ve yeterli bildirimde bulunmamasının, müşterileri kimlik hırsızlığı ve çeşitli dolandırıcılık türleri de dahil olmak üzere önemli risklere maruz bıraktığı iddia ediliyor. Dava AT&T firmasını ihmal, zımni sözleşmenin ihlali ve sebepsiz zenginleşme ile suçluyor. Tazminat, eski hale iade, ihtiyati tedbir, AT&T’nin veri güvenliği protokollerinde iyileştirmeler, gelecekteki denetimler, şirket tarafından finanse edilen kredi izleme hizmetleri ve jürili bir yargılama talep ediyor.

Bir Morgan & Morgan sözcüsü yaptığı açıklamada “Ülkedeki en büyük telekomünikasyon şirketi olarak AT&T’nin mevcut ve eski müşterilerinin hassas bilgilerini korumak gibi çok önemli bir görevi bulunmaktadır. AT&T’nin bu ihlale yol açtığı iddia edilen güvenlik açığını bildiğini, ancak harekete geçmeyerek bunun gerçekleşmesine izin verdiğini iddia ediyoruz. Ayrıca AT&T’nin bu yılın 30 Mart’ına kadar ihlalin gerçekleştiğini kabul etmeyerek sorunu daha da kötüleştirdiğini ve müşterilerin kişisel verilerinin iki buçuk yıldan fazla bir süre boyunca haberleri olmadan suçluların elinde kalmasına izin verdiğini iddia ediyoruz,” diyor.

Firma aleyhine açılan çok sayıda davanın önümüzdeki günlerde birleştirilebileceği söylenirken, AT&T şimdilik hukuki süreç hakkında bir yorumda bulunmadı.

DogGO ikinci kez yatırım turuna çıkıyor!

Kitle fonlama platformu Startup Burada, inovasyon içeren fikirleri desteklemeyi sürdürüyor. 2022 yılında Startup Burada aracılığıyla 5,4 milyon TL yatırım alan Türkiye’nin ilk ve tek pet hizmetleri platformu ve kontrollü pazar yeri DogGO, ikinci kez Startup Burada üzerinden yatırımcıyla buluşmaya hazırlanıyor. Yeni yatırım turunu 10-12 milyon TL bandında kapatmayı hedefleyen DogGO, alacağı yatırımla hizmet yelpazesini genişletmenin yanı sıra yurt dışı pazara açılmayı planlıyor. DogGO’nun ana hedefi ise pet dünyasının Super App’i olmak.

Startup Burada Yatırım Komitesi Üyesi Kerem Özten konuyla ilgili şunları söyledi: “Startup Burada olarak girişimlerin yolculuğuna eşlik etmek bizim için son derece önemli. Dünyada eğitimli gezdirici/bakıcılarla evcil hayvan sahiplerini şeffaf takip süreciyle buluşturan ilk ve tek platform DogGO’nun 2022 yılından beri büyüme yolculuğuna eşlik ettiğimiz için heyecanlıyız. Bu benzersiz ve inovatif girişime olan desteğimizi sürdürüyor, DogGO’nun başarı hikayesine katkıda bulunmaktan gurur duyuyoruz.”

Startup Burada’nın kitle fonlama aracılığıyla yatırımı tabana yaydığının altını da çizen Özten, açıklamasını şu şekilde tamamladı: “Platformumuz üzerinden her ölçekte yatırımcının girişimlerin geleceğine ortak olmalarını mümkün kılıyoruz. Bugünün inovatif fikirlerinin geleceğin büyük şirketlerine dönüşmesi için küçük miktarlarla dahi çok sayıda yatırımcı bulmasına olanak tanıyoruz. İşin özünde yatırımcılara ve girişimlere ‘Geleceğin Burada’ diyoruz.”

250 binin üzerinde kullanıcı, yüzde 98’i aşkın müşteri memnuniyeti

DogGO Kurucu Ortağı ve CEO’su Mehmet Oğul Gürsoy ise şöyle konuştu: “DogGO olarak kullanıcılarının evcil hayvanlarına dair detaylı bir profil alarak, uygulama sayesinde kolay hizmet talep edebilme ve takip özelliği, akıllı ve uygun eşleşme ve evcil hayvanının tüm ihtiyaçlarına destek olabilen 7/24 müşteri hizmetleri sunuyor, istikrarlı bir biçimde büyümemizi sürdürüyoruz. Şu anda platformumuz üzerinde 15 binden fazla eğitimli bakıcımız bulunuyor. Bugüne kadar 400 binin üzerinde başarılı hizmet sağladık ve DogGO’nun kullanıcılarının geri bildirimlerine dayanarak edinilen veriye göre yüzde 98,2 oranında müşteri memnuniyetine ulaştık. Uygulamamızda 250 binin üzerinde kullanıcı ve on binlerce pet profili kayıtlı. Ayrıca kurumsal firmalarla çalışanlarına veya kullanıcılarına yönelik anlaşmalar yaparak tüm pet ailelerinin ihtiyaç anında DogGO’dan yararlanmasını sağlıyoruz.” Aldıkları ilk yatırımla 2023 yılında İzmir ve Ankara’ya açıldıklarını ve hizmetlerini çeşitlendirdiklerini aktaran Gürsoy, ikinci yatırım turuyla birlikte pet sahiplerinin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak bir Super App olma yolunda hızlı adımlarla ilerleyeceklerini hedeflediklerini söyledi.

2018 yılında kurulan DogGO, evcil hayvan sahiplerine güvenli ve profesyonel köpek gezdirme ve bakım hizmetleri sunan Türkiye’nin ilk pet hizmetlerine dair kontrollü pazar yeridir. DogGO güvenli ve profesyonel hizmet almak isteyen hayvan sahipleri ile boş zamanını ek gelire çevirmek isteyen kişileri buluşturan bir platformdur. 2019 yılında KOSGEB Girişim Desteği alan DogGO, TÜBİTAK 1507 kapsamında 2020’den beri yürüttüğü büyük veri kullanımı üzerine müşteri segmentasyonu ve otomatik eşleştirme sistemi projesiyle, yayında olan hizmetlerinin kalitesini artırmayı hedefliyor.

Katı hal pil devrimi: Tek şarjla 2000 Km menzil mümkün!

Çinli pil üreticisi Tailan, elektrikli araç endüstrisinde devrim niteliğinde bir adım atmaya hazırlanıyor. Şirket, yeni geliştirdiği katı hal batarya hücreleriyle enerji yoğunluğu rekorunu kırdı. Bu yüksek yoğunluklu hücreler, elektrikli araçların menzilini kökünden değiştirebilir.

Çin merkezli batarya üreticisi Tailan New Energy, katı hal pilleri üzerindeki çalışmalarını taçlandırdı. Yeni geliştirilen batarya hücreleri, endüstri standartlarının çok üzerinde bir enerji yoğunluğuna sahip. Tailan’ın iddiasına göre, lityum metal batarya hücreleri 720 Wh/kg gibi dikkat çekici bir enerji yoğunluğuna erişti. Bu değer, günümüzde yaygın olarak kullanılan lityum iyon bataryalardan önemli ölçüde daha yüksek.

Tailan’ın geliştirdiği hücrelerin, ultra ince ve yoğun kompozit oksit katı elektrolitler ve yüksek kapasiteli gelişmiş anot ve katot malzemeleriyle donatıldığı belirtiliyor. Şirket, bu hücrelerin hem enerji yoğunluğu hem de kapasite bakımından endüstri rekorunu kırdığını vurguluyor.

Tailan’ın yeni batarya hücreleri, elektrikli araç üreticisi NIO’nun daha önce sunduğu katı hal pillerinden iki kat daha yoğun bir enerji depolama kapasitesine sahip. NIO’nun 360 Wh/kg yoğunluğundaki pillerinin aksine, Tailan’ın hücreleri teorik olarak tek şarjla 2000 km menzil sunabilecek potansiyele sahip.

Şirketin prototip pil hücreleri, özel olarak tasarlanmış malzemelerle donatılmış durumda. Anot kısmında lityumca zengin manganez bazlı malzeme kullanılırken, negatif elektrotta ultra geniş ve ince lityum bileşikleri tercih ediliyor. Ayrıca, katı-katı arayüz empedansı sorununu çözen yüksek performanslı oksit kompozit katı hal elektroliti de pilin performansını artırıyor.

Tailan, geliştirdiği bu yeni teknolojinin pil ömrü sorunlarını ve geleneksel lityum iyon pillerin güvenlik problemlerini çözebileceğini iddia ediyor. Şirket, hücrelerin otomobillere entegrasyonuyla ilgili detay vermezken, pillerin otomobillerde kullanılmak üzere tasarlandığını vurguluyor.

Bu inovatif adım, elektrikli araç endüstrisinde önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor. Tailan’ın katı hal batarya teknolojisi, gelecekte elektrikli araçların menzilini ve performansını önemli ölçüde artırabilir, böylece sürdürülebilir bir ulaşım dönemine doğru önemli bir adım atılabilir.

Dünyanın en büyük dijital kamerası Rubin Gözlemevi’nde göreve başlayacak!

Bu, 3.200 megapiksellik şaşırtıcı çözünürlüğüyle dünyanın en büyük astronomi dijital kamerası ve Şili’deki Rubin Gözlemevi’ne yerleştirilecek.

Kamera çok büyük, yaklaşık 3 ton ağırlığında; bu da onu küçük bir araba ile hemen hemen aynı boyut ve kütleye sahip kılıyor. 1,5 metre genişliğindeki devasa ön merceğiyle gökyüzünün geniş bölümlerinin inanılmaz derecede ayrıntılı görüntülerini çekebilecek. Enerji Bakanlığı’nın SLAC Ulusal Hızlandırıcı Laboratuvarı’nda (SLAC) inşa edilen bu cihaz, güney gökyüzünü görüntülemek ve süpernova gibi geçici nesneleri tespit etmek için 10 yıllık bir proje olan Eski Uzay ve Zaman Araştırması (LSST) için kullanılacak.

Rubin Gözlemevi İnşaat Direktörü, Washington Üniversitesi’nden Željko Ivezić, ‘SLAC’ta benzersiz LSST Kamera’nın tamamlanması ve Şili’deki Rubin Gözlemevi sistemlerinin geri kalanı ile yakın zamanda entegrasyonu ile, yakında tüm zamanların en büyük filmi ve şimdiye kadar oluşturulmuş en bilgilendirici gece gökyüzü haritasını üretmeye başlayacağız.’ dedi.

Kameranın devasa ölçeği, onu inanılmaz derecede güçlü kılıyor; çok geniş bir görüş alanı yakalayabiliyor (yani her gözlemde gökyüzünün büyük bir bölümünü içine alabiliyor) ve çok ince ayrıntıları çözebiliyor.

SLAC profesörü ve Rubin Gözlemevi Baş Yardımcı Direktörü ve Kamera Programı Lideri Aaron Roodman, ‘Görüntüler o kadar detaylı ki, bir golf topunu yaklaşık 25 kilometre uzaktan ayın tam yedi katı genişliğinde bir gökyüzü şeridini kapsarken çözebilir. Bu milyarlarca yıldız ve galaksiyle dolu görüntüler, Evren’in sırlarını açığa çıkarmaya yardımcı olacak.’ dedi.

Kamera SLAC’ta test edildi ve şu anda bu yılın sonlarında Simonyi Araştırma Teleskobu’na kurulacağı Şili’ye gönderilmeye hazır. Rubin Gözlemevi’nin bir parçası olan bu teleskop, kurulum konusunda bazı zorluklar getiren Cerro Pachón dağının zirvesinde yer alıyor.

Rubin, karanlık madde ve astronomideki diğer önemli konular hakkındaki bilgilerin ortaya çıkarılmasına yardımcı olmak amacıyla uzak galaksilerin hareketleri hakkında bilgi edinmek için gökyüzünü tarayacağı 2025 yılında araştırmasına başlayacak.

DOE’nin Kozmik Sınır Programı program yöneticisi Kathy Turner, “Temel fizik anlayışımızı her zamankinden daha fazla genişletmek, evrene daha uzaklara bakmayı gerektiriyor.” dedi.

Çekirdeğinde LSST Kamerası bulunan Rubin Gözlemevi, kozmosun her zamankinden daha derinlerine inecek ve günümüz fiziğinin en zor, en önemli sorularından bazılarının yanıtlanmasına yardımcı olacak.

Apple Watch “cankurtaran” oluyor: boğulmalara karşı yeni patent!

ABD merkezli teknoloji devi Apple, akıllı saatleriyle ilgili heyecan verici bir adım attı ve yepyeni bir patenti duyurdu. Bu yeni patent, Apple Watch’un artık sadece bir akıllı saat olmanın ötesine geçerek, kullanıcıların hayatlarını kurtarabilecek bir “cankurtaran” haline gelebileceğini gösteriyor. Detaylar ise oldukça ilgi çekici.

Apple Watch’un mevcut SOS özelliği, beklenmedik kazaları tespit edebilme yeteneğiyle donatılmış durumda. Ancak yeni patent, bu özelliği bir adım daha ileriye taşıyor ve kullanıcıların saate yüzme bilgisini girmesine olanak tanıyor. Saatin sensörleri, bu bilgiye göre çalışarak, yüzme bilmeyen birinin derin sulara indiğinde otomatik olarak devreye girecek şekilde tasarlanmış.

Patente göre, Apple Watch’un çevresinde beklenmedik bir durum meydana geldiğinde, çevredeki cihazlara otomatik olarak uyarı gönderme yeteneği olacak. Bu uyarılar, hatta cankurtaran ekiplerine bile iletilerek, acil müdahale imkanı sağlayabilecek. Böylece, özellikle amatör yüzücülerin hayatlarının kurtarılması için önemli bir araç haline gelecek.

Ancak her teknolojide olduğu gibi, bu özelliğin de son kullanıcıya ulaşması ve ne zaman yaygınlaşacağı belirsiz ama çok uzun zaman almaz. Apple‘ın bu patenti nasıl uygulayacağı ve ne zaman kullanıcılara sunacağı henüz net değil. Ancak gelecekte, bu tür yeniliklerin hayat kurtarma potansiyelinin büyük olacağı açık.

Apple‘ın Apple Watch’u ‘Cankurtaran’a Dönüştürecek Patenti: Yüzme Bilgisinden Acil Müdahaleye Detaylar! Teknoloji dünyasında heyecan yaratan bu gelişmelerin ne zaman hayatımıza gireceğini görmek için sabırsızlanıyoruz.

Nicki Minaj, Billie Eilish ve R.E.M.’den yapay zekâ bildirisi!

Yapay zekâ teknoloji firmalarına karşı bir manifesto niteliği taşıyan bildiriye imza veren sanatçıların listesi son derece güçlü ve geniş kapsamlı. Açık mektuba imza veren isimler arasında Billie Eilish, R.E.M., Chappell Roan, Elvis Costello, Greta Van Fleet gibi isimlerin yan sıra Imagine Dragons, Jon Bon Jovi, Jonas Brothers, Kacey Musgraves, Katy Perry, Mac DeMarco, Miranda Lambert, Mumford & Sons, Nicki Minaj, Noah Kahan, Pearl Jam, Sheryl Crow ve Zayn Malik gibi isimler yer alıyor.

Mektupta, “Sorumsuzca kullanıldığında yapay zekâ, mahremiyetimizi, kimliklerimizi, müziğimizi ve geçim kaynaklarımızı koruma kabiliyetimize yönelik muazzam tehditler oluşturmaktadır” deniyor ve ekleniyor: “En büyük ve en güçlü şirketlerden bazıları, iznimiz olmadan, çalışmalarımızı yapay zekâ modellerini eğitmek için kullanıyor. … Sadece geçimlerini sağlamaya çalışan birçok müzisyen, sanatçı ve söz yazarı için bu durum felaket olacaktır.”

Temelde bakıldığında tüm bu sanatçılar oldukça haklı. Yeni müzik, sanat eseri ve yazı üreten yapay zekâ modelleri, mevcut çalışmalardan oluşan devasa veri kümeleri üzerinde eğitim alarak çalışıyor ve çoğu durumda çalışmanızın bu modellerden çıkarılmasını istemek hiçbir işe yaramıyor. Bu sanatçılardan birinin, herhangi birinin müziğini korsan olarak çalmasını engellemeye çalışması gibi bir şey. Popüler sanatçıların ikna edici deepfake’lerini yapmak zaten mümkün ve hızla yayılıyor. Üstelik teknoloji daha da gelişmeye devam edecek.

Adobe ve Stability AI gibi bazı şirketler lisanslı veya telifsiz müzik kullanan yapay zekâ müzik jeneratörleri üzerinde çalışıyor. Ancak bu araçlar bile TV reklamları için müzik yapan sanatçıları veya bir sanatçının çalışmaları için lisanslayabileceği diğer ritimleri olumsuz etkileyebilir.

Tarihsel olarak müzisyenler, teknoloji gittikçe daha sofistike hale geldikçe daha dar bir alana sıkışmak zorunda kaldılar. İlk olarak, dosya paylaşımı ücretsiz müzik edinmeyi kolaylaştırdı; yayın akışı (streaming servisler) bu soruna bir çözüm olarak ortaya çıktı, ancak bu sanatçıları memnun eden bir çözüm değil. Müzisyenler ve Müttefik İşçiler Birliği (UMAW) sanatçılar için daha iyi yayın ödemeleri sağlamak için yıllarca çalıştı ama geldikleri yer çok da tatmin edici sayılmaz. Günümüzde bu birlikteki sanatçılar Spotify’ın ortalama yayın telif oranının yaklaşık 0,0038 $ ya da yaklaşık dörtte bir sent olduğunu tahmin ediyor. Dolayısıyla müzisyenlerin bu gelişmekte olan teknolojiye şüpheyle yaklaşması mantıklı.

Yazarlar da daha önce üretken yapay zekânın yükselişine karşı tavır aldılar. Temmuz ayında aralarında James Patterson, Michael Chabon, Suzanne Collins, Roxane Gay ve diğerlerinin de bulunduğu 15.000’den fazla yazar OpenAI, Alphabet, Meta, Stability AI, IBM ve Microsoft CEO’larına hitaben benzer bir açık mektup imzaladı. Söz konusu mektupta “Bu teknolojiler bizim dilimizi, hikayelerimizi, tarzımızı ve fikirlerimizi taklit ediyor ve kusuyor. Milyonlarca telifli kitap, makale, deneme ve şiir, yapay zekâ sistemleri için ‘gıda’ sağlıyor, faturası olmayan sonsuz yemekler” ifadeleri yer alıyordu.

Ancak teknoloji şirketleri tüm bu itirazları ve bildirileri dinlemiyor. Hala ChatGPT’ye girip ondan herhangi bir yazarın tarzında bir pasaj çıkarmasını isteyebilirsiniz. Bu ilk bakışta iyi gibi görünse de aslında büyük dil modelinin bir dünya klasiğini veya herhangi bir yazarın önemli bir eserini yutup sindirdiğini ve onun bozulmuş bir versiyonunu tükürebildiğini gösterir. Telif hakkı yasası, üretici yapay zekâyı ele alacak kadar sofistike olmadığından, yasal başvuru bu noktada neredeyse hiçbir işe yaramıyor.

Müzisyenlerin mektubunda “İnsan yaratıcılığına yönelik bu saldırı durdurulmalıdır” deniyor. “Profesyonel sanatçıların seslerini ve benzerliklerini çalmak, yaratıcıların haklarını ihlal etmek ve müzik ekosistemini yok etmek için yapay zekânın yağmacı kullanımına karşı koruma sağlamalıyız.”

Dünyanın en iyi işletme okulları yapay zeka teknolojisini merkeze alıyor!

Çarşamba günü WSJ tarafından bildirildiğine göre, önde gelen işletme okulları öğrencileri değişen iş piyasasına hazırlamak için yapay zekayı müfredatlarına entegre ediyorlar. Wharton School, American Üniversitesi Kogod İşletme Okulu, Columbia İşletme Okulu ve Duke Üniversitesi Fuqua İşletme Okulu gibi okullar, çeşitli derslerde yapay zeka becerilerine vurgu yapıyorlar.

Profesörler, öğrencileri fikir üretme, müzakerelere hazırlanma ve iş kavramlarını baskı testine tabi tutma konusunda yapay zeka teknolojisini bir araç olarak kullanmaya teşvik ediyorlar. Ancak, insan kararlarını yönlendirmekte ve sağlam kararlar almada yapay zekanın önemli olduğunu vurguluyorlar.

Northwestern Kellogg School of Management’ta operasyon yönetimi dersi veren Robert Bray, daha önce mühendislerin teknik uzmanlıkları nedeniyle işletme mezunlarına karşı bir üstünlükleri olduğunu ancak artık MBA’ların bu alanda rekabet etmek için yapay zekayı kullanabileceğini söyledi.

Öğrencilerini yapay zekaya “gerçekten yetkin bir stajyer” gibi davranarak mümkün olduğu kadar fazla iş yüklemeye teşvik ediyor. Bray’in öğrencilerinden biri olan Ben Morton yapay zekaya olumlu bakıyor ancak yapay zeka olmadan da çalışabilmesi gerektiğini biliyor. Ders için ChatGPT ile bazı kodlamalar yaptı ve şunu merak etti: ChatGPT bir haftalığına kapalı kalsaydı yine de işini bitirebilir miydi?

Üretken yapay zekanın yardımıyla kodlamayı öğrenmek gelişimini hızlandırdı. 27 yaşındaki Morton, “Programlama hakkında altı ay öncesine göre çok daha fazla şey biliyorum.” dedi. “Herkesin yetenekleri katlanarak artıyor.

Bazı profesörler yapay zekanın yardımıyla daha fazla materyal öğretebileceklerini söyledi. Biri, yapay zekanın laboratuvar ödevlerini çözebildiği için artık bu etkinlikler için ders saatine fazla ihtiyacı olmadığını söyledi. Fazladan ders saatlerinde öğrencilerin yapay zeka yenilikleri konusunda akranlarına sunum yapmalarını sağlıyor. Duke’s Fuqua Okulu dekanı Bill Boulding, kampüsün öğrencilerin yapay zekayı nasıl sorumlu bir şekilde kullanacaklarını düşünmeleri gereken yer olduğunu söyledi ve “Bunu nasıl benimseriz? Buna yaklaşmanın doğru yolu budur; bunu durduramayız.” dedi.

Bizim dünyamızı yedi. Diğer herkesin dünyasını da yiyecek.

Chrome gizli sekme skandalı: Google milyarlarca veriyi imha edecek!

Google Chrome tarayıcısının uzun yıllar boyunca gizli sekmede izinsiz olarak topladığı kullanıcı verileri skandalı sona eriyor. Yapılan davanın ardından Google, mağdurlarla uzlaşarak ceza ödemeyi kabul etti ve milyarlarca veri noktasının imha edilmesine karar verdi. Ayrıca, önümüzdeki beş yıl içinde üçüncü taraf çerezleri varsayılan olarak devre dışı bırakacak ve gizlilik odaklı bir ara yüz kullanacak.

2020 yılında ortaya çıkan iddiaya göre, Google Chrome tarayıcısı gizli sekmede kullanıcıları izlemiş ve bu durumla ilgili yanıltıcı bilgiler vermişti. Uzun süren bir davanın ardından geçtiğimiz yılın sonunda yapılan uzlaşma ile Google, mağdurlara 5000$ ödeme yapmayı kabul etti ve izinsiz olarak elde edilen milyarlarca veri noktasının imha edilmesine karar verildi.

Mahkeme, gizli sekmenin kullanıcılara tam bir gizlilik sağlamadığına hükmetti ve Google’ın kullanıcıları yeterince bilgilendirmediğini belirledi. Bunun üzerine Google, kullanıcıların gizliliğini daha iyi korumak için önemli adımlar atmaya karar verdi.

Google, devasa kullanıcı verilerini imha etmenin yanı sıra, önümüzdeki beş yıl içinde üçüncü taraf çerezleri varsayılan olarak devre dışı bırakacak. Böylece, kullanıcıların çevrimiçi deneyimlerini daha güvenli hale getirecek ve gizliliklerini daha iyi koruyacak. Ayrıca, yeni bir gizlilik odaklı ara yüz kullanılarak tarayıcı davranışları kategorize edilecek ve kullanıcılara daha şeffaf bir deneyim sunulacak.

Google Chrome tarayıcısının gizli sekme veri ihlali davası, uzlaşma ile sonuçlanarak önemli bir dönemece ulaştı. Google, kullanıcıların gizliliğini daha iyi korumak için önemli adımlar atmaya karar verdi ve bu adımların etkisiyle çevrimiçi deneyimler daha güvenli hale gelecek.

Uydu bağlantılı katlanabilir telefon geliyor!

Katlanabilir telefon teknolojisi, mobil dünyada yeni bir çağın başlangıcını temsil ediyor ve Xiaomi da bu alanda iddialı bir rol oynamak için kolları sıvıyor. Xiaomi Mix Flip, firmanın katlanabilir telefon serisine getirdiği son yeniliklerle dikkat çekiyor. Son sızıntılar ve raporlar, Mix Flip‘in özelliklerine dair heyecan verici detayları gün yüzüne çıkarıyor.

Öncelikle, Mix Flip‘in kamerasıyla başlayalım. Telefonun arkasında yer alacak çift kamera sistemi, fotoğrafçılık tutkunlarını memnun edecek niteliklere sahip. 50 Megapiksel Light Hunter 800 ana kamera ve 60 Megapiksel 2X optik yakınlaştırma yapabilen yardımcı sensör, kullanıcılara profesyonel bir fotoğraf deneyimi sunmayı vaat ediyor.

Uydu bağlantılı katlanabilir telefon

Uydu bağlantılı katlanabilir telefon Performans konusunda da iddialı olan Mix Flip, Qualcomm‘un Snapdragon 8 Gen 3 işlemcisinden güç alacak. 4 nm teknolojisiyle üretilen bu işlemci, yüksek hız ve verimlilik sunarak kullanıcılarına akıcı bir deneyim vaat ediyor. Grafik işlemcisi olarak ise Ray Tracing destekli Adreno 750 tercih edilmiş.

Uydu bağlantılı katlanabilir telefon Mix Flip‘in en dikkat çekici özelliklerinden biri, uydu bağlantısı gibi ileri teknoloji özelliklere sahip olması. Bu özellik, kullanıcıların her zaman ve her yerde bağlantılarını sürdürmelerini sağlayarak iletişimde kesintisiz bir deneyim sunuyor. Ayrıca, cihazın mayıs ayında tanıtılması bekleniyor ve Türkiye pazarında da yer alacak olması, kullanıcıların heyecanını arttırıyor.

Fiyat konusunda da Mix Flip, rekabetçi bir noktada konumlanacak. Benzer özelliklere sahip diğer modellere kıyasla daha uygun bir fiyat etiketine sahip olması bekleniyor, bu da telefonun geniş bir kullanıcı kitlesine hitap etmesini sağlayacak önemli bir faktör olarak öne çıkıyor.

Xiaomi Mix Flip‘in özellikleri ve tasarımıyla ilgili olarak paylaşılan bilgiler, katlanabilir telefon teknolojisine olan ilgiyi arttırırken, Xiaomi‘nin bu alandaki liderliğini pekiştirmesi için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Microsoft, Xbox için ChatGPT benzeri yapay zeka geliştiriyor!

Microsoft, Xbox platformu için ChatGPT benzeri bir yapay zeka üzerinde çalışıyor. Şu anda test aşamasında olan bu sohbet botu, kullanıcıların destek talepleri ve oyun iadeleri gibi konularda yardımcı olacak.

Microsoft, xXbox AI sohbet robotu, Microsoft’un Xbox ağı ve ekosistemi için destek belgelerine bağlı olarak çalışacak şekilde tasarlanmıştır. Şu anda Xbox çalışanları tarafından test edilmekte olan bu araç, Microsoft’un destek web sitesinden sorulara yanıt verebilecek ve oyun iadelerini gerçekleştirebilecek yeteneklere sahiptir.

Xbox AI sohbet robotu, Xbox Destek konularını ses veya metinle sorgulayabilen animasyonlu bir karakter olarak planlanmaktadır. Haiyan Zhang tarafından yapılan açıklamaya göre, bu prototip olan Xbox Support Virtual Agent, oyuncuların mevcut Xbox Destek sayfalarından bilgi alıp doğal dil kullanarak yardım almalarını kolaylaştıracaktır.

Microsoft‘un yapay zeka ve Xbox platformuyla ilgili daha büyük planları da bulunmaktadır. Firma, yapay zeka destekli özellikler ve araçlar getirmeye çalışarak Xbox platformuna ve geliştirici araçlarına odaklanmaktadır. Bunlar arasında oyunlar için yapay zeka tarafından üretilen eserler, yapay zeka oyun testleri ve yapay zeka NPC’leri de bulunmaktadır.

Microsoft ayrıca, içerik moderasyonu gibi güvenlik ve moderasyon görevleri için yapay zeka destekli Copilot’lar oluşturmayı planlamaktadır. Ayrıca, oyunlara yapay zeka destekli asistanlar eklenerek oyuncuların yardım almasını sağlayacak geliştirmeler de gündemdedir. Ancak, bu planların ne zaman konsola dahil edileceği henüz belirsizdir.

Arçelik, globalde Beko olarak yapılanıyor!

0

1955’ten beri üretimine devam eden Arçelik, globalleşme yolunda köklü bir değişime hazırlanıyor. Şirket, Türkiye’de ve tüm dünyada gerçekleştirdiği operasyonları ortak bir kurumsal marka çatısı altında toplamaya karar verdi.

Arçelik, global yolculuğunda Beko ismi adı altında faaliyetlerine devam edecek!

Arçelik A.Ş.’nin Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı açıklamaya göre kurumsal markası bundan sonra Beko olacak. Şirket tarafından “globalleşme stratejisi kapsamında” olarak ifade edilen değişiklik Türkiye dahil tüm dünyadaki operasyonlar için geçerli olacak. Fakat halka açık ana şirket Arçelik A.Ş. ismini koruyacak.

İşte KAP’a yapılan açıklama;

“Globalleşme stratejimiz kapsamında Arçelik A.Ş.’nin, Türkiye dahil tüm coğrafyalardaki kurumsal markası bundan sonra Beko olarak kullanılacak olup böylece, tüm dünyadaki çalışanlarımız ve operasyonlarımızın ortak bir kurumsal marka çatısı altında bir araya getirilmesi hedeflenmektedir.

Bu kapsamda yurtdışı bağlı ortaklıklarımızın kurumsal unvanları da Beko kurumsal markasını içerecek şekilde değiştirilmektedir. Şirketimiz Türkiye’deki faaliyetlerini Arçelik Pazarlama A.Ş. üzerinden başta Arçelik olmak üzere yerel değer yaratan tüm markaları ile (Arçelik, Beko, Grundig, Altus, Leisure) sürdürmeye devam edecektir. “

Açıklamanın devamında Beko markasına dair bilgiler paylaşıldı. Beko’nun dünya çapında 57 ülkedeki iştirakleri aracılığıyla 55 bin çalışanıyla faaliyet göstermekte olup, 13 ülkede 45 üretim tesisi bulunduğu hatırlatıldı. Bu ülkelerin Türkiye, İngiltere, İtalya, Romanya, Slovakya, Polonya, Güney Afrika, Rusya, Pakistan, Hindistan, Bangladeş, Tayland ve Çin olduğu belirtildi.

Amazon, bulut tabanlı render projeleri için yeni hizmetini tanıttı!

Amazon, müşterilerin AWS bulut altyapısı üzerinde grafik ve görsel efekt oluşturma işlem hatlarını kurmasına, dağıtmasına ve ölçeklendirmesine olanak tanıyan Deadline Cloud adlı yeni bir hizmet başlattı. Medya ve eğlence sektörüne yönelik olan yeni hizmet, bu ayın sonunda Las Vegas’ta başlayacak olan Ulusal Yayıncılar Birliği konferansı için zamanlandı.

AWS Yaratıcı Araçlar Genel Müdürü Antony Passemard, Deadline Cloud’u kullanarak, medya ve eğlence sektörünün yanı sıra mimarlık ve mühendislik alanındaki müşterilerin, TV şovları, filmler, reklamlar, video oyunları ve dijital planlar için içerik oluşturmak üzere AWS bilgi işlemini kullanabileceğini söyledi. Başka bir deyişle AWS, medya, eğlence ve diğer yöneticilerin bulut tabanlı render işlemlerinin tüm inceliklerini öğrenmelerine yardımcı olacak araçlara yönelik talebin artacağına inanıyor.

Passemard bir AWS blog yazısında, “Sektörde, kaliteli VFX işleme talebinin ve üretken yapay zeka kullanılarak oluşturulan içerik miktarının müşterilerin [işlem] kapasitesini aştığı bir dönüm noktasındayız,” diyor ve ekliyor: “AWS Deadline Cloud, temel altyapıyı yönetmek zorunda kalmadan ölçeklenebilir bir render çiftliği sağlayarak tüm müşterilerin render gereksinimlerini karşılıyor.”

Deadline Cloud’daki bir başlangıç sihirbazı, örnek türünü belirlemek ve izinleri yapılandırmak için projelerinin boyutunu ve süresini sağlamak da dahil olmak üzere müşterilere bir render grubu kurma sürecinde yol gösterir. Deadline Cloud daha sonra Amazon Elastic Compute Cloud örneklerini hazırlıyor ve ağ ile işlem altyapısını yönetiyor. Şirket içi işlemlere sahip müşteriler için Deadline Cloud bu işlemle entegre oluyor ve firma render işlerini yürütmek için bu yeni aracı kullanıyor.

Deadline Cloud’un kontrol paneli, günlükleri analiz etmek, devam eden render işlerini önizlemek, maliyetleri gözden geçirmek ve kontrol etmek için bir görünüm sağlar. Deadline Cloud ile müşteriler kendi üçüncü taraf yazılım lisanslarını hizmete bağlayabilir veya mevcut işleme araçları (örneğin Autodesk Maya, Foundry Nuke ve SideFX Houdini) ve motorlarıyla görüntü işleme için kullanıma dayalı lisanslamadan yararlanabilirler.

Deadline Cloud şu anda ABD Doğu (Ohio, Kuzey Virginia), ABD Batı (Oregon), Asya Pasifik (Singapur, Sidney, Tokyo) ve Avrupa (Frankfurt, İrlanda) AWS sunucu bölgelerinde kullanılabiliyor.

Bulut tabanlı render yeni değil ama yükselişte

Bulut tabanlı render yeni bir şey değil. Google, 2015 yılında Zync’i satın alarak bu alanda bir sıçrama yaptı ve o zamandan bu yana teknolojisi Sony’nin animasyon stüdyosu Sony Pictures Imageworks ile ortaklaşa Google Cloud destekli görsel efekt araçlarını piyasaya sürmek için kullanıldı. Başka yerlerde Arch ve Chaos Cloud gibi platformlar yıllardır talep üzerine bulut tabanlı VFX altyapısı sağlıyor.

Ancak COVID-19 salgını, evden çalışma zorunlulukları ve sağlık nedeniyle prodüksiyonların durdurulması sonucu işler azalırken donanım ve bunları depolayacak alan bulundurmanın maliyeti arttığı için VFX iş yüklerinin buluta taşınmasını hızlandırdı. Bu durum, üretken yapay zekanın yükselişi render donanımına olan talebi de artırdı ve tamamen yeni bulut tabanlı, GPU hızlandırmalı sağlayıcıların ortaya çıkmasına neden oldu.

Veri merkezi kesintileri azalıyor, ancak maliyetleri artıyor!

0

Veri merkezi ayak izi, üretken yapay zekâ çılgınlığı ve bulut hizmetleri tarafından tetiklenen talebi karşılamak için genişlerken, veri merkeziyle ilgili kesintilerin toplam sayısının artması beklenir. Ancak dünya genelindeki kesintileri takip eden Uptime Institute’un yeni bir raporuna göre, son birkaç yıldır BT kapasitesindeki büyümeye oranla kesintilerin sıklığı ve şiddetinde tutarlı bir düşüş eğilimi var.

Bu, eskiye oranla sayısal anlamda belki daha fazla kesinti yaşanmasına rağmen, kesinti artış oranlarının BT kapasitesinin genişleme hızından daha düşük olduğu anlamına geliyor. Bunun, birçok kuruluşun fiziksel altyapı yedeklemesine daha fazla yatırım yapması da dahil olmak üzere bir dizi nedeni var. Örneğin genel buluta geçiş ve esneklik ve enerji performansının raporlanması ve iyileştirilmesi ile ilgili düzenlemelere uymaya yardımcı olmak için yeni teknolojinin benimsenmesi kesintileri azaltan nedenler arasında.

Ancak Uptime, kesintilerle ilgili verilerin genellikle ticari açıdan hassas ve belirsizliğe tabi olması nedeniyle dikkatli bir şekilde ele alınması gerektiği konusunda uyarıyor. Uptime raporu, üyelerinden gelen verilere, veri merkezi yöneticileriyle yapılan anketlere ve kamuya açık verilere dayanıyor. Dolayısıyla kapsamlı bir veri seti olsa da, her durumun rapor edilmediği ve istatistiklere yansımadığını da unutmamak gerekiyor.

Yıllık Kesinti Analizi 2024, ankete katılan operatörlerin yüzde 55’inden fazlasının son üç yıl içinde bir kesinti yaşadıklarını belirttiğini, ancak bu oranın bir önceki yıl için yüzde 60, ondan önceki yıl ise yüzde 69 olduğunu ifade etmektedir. Aynı zamanda, geçtiğimiz yıl yaşanan her on kesintiden yalnızca biri ciddi ya da ağır olarak sınıflandırılmıştır. Bu, bir önceki yıla göre yüzde dört puanlık, ondan önceki yıla göre ise yüzde onluk bir iyileşmeyi temsil ediyor. Yine de katılımcıların yarısından fazlası en son yaşadıkları önemli, ciddi veya ağır kesintinin kuruma maliyetinin 100.000 dolardan fazla olduğunu, yüzde 16’sı ise 1 milyon dolardan fazla olduğunu belirtiyor. 

En büyük neden güç dağıtımında yaşanan sorunlar

En ciddi kesintiler söz konusu olduğunda, tesis içi güç dağıtımındaki aksaklık, son raporda olayların yüzde 52’sinde listelenerek birkaç yıldır sürekli olarak en büyük tekil faktör olarak dikkat çekiyor. Microsoft, geçen yıl Batı Avrupa’daki Azure hizmetlerinde böyle bir kesinti yaşadı; kamu hizmeti şirketi tarafından sağlanan güçteki bir bozukluk, bir veri merkezinde jeneratör gücüne geçmesine neden oldu, ancak jeneratörlerin bir alt kümesi beklendiği gibi devreye giremedi.

Raporda ikinci en büyük neden soğutma ekipmanının arızalanması ya da düşük performans göstermesi olarak niteleniyor. Bu durum geçen yıl Singapur’daki iki banka (DBS ve Citibank) tarafından kullanılan bir Equinix veri merkezinde soğutma sistemi arızalandığında 2,5 milyon ödeme işleminin tamamlanamamasında da görülmüştü.

Uptime, ayrıca üçüncü taraf sağlayıcı sorunlarının 2020’den bu yana küçük ama istikrarlı bir artış gösterdiğini ve 2023’te yüzde beş puan artarak neredeyse her on kesintiden birini oluşturduğunu belirtiyor. Bu muhtemelen bulut operatörlerindeki arızaları da içeriyor ve genel buluttaki iş yüklerinin büyümesi nedeniyle artıyor olabilir.

Veri merkezlerinde insan hatası kaynaklı kesintiler de ön planda

Bununla birlikte rapor, insan hatalarının da kesintilerin çoğunda etkili bir faktör olduğunu ve tüm kesinti vakalarının %60’ı ile %80’i arasında değiştiğini ortaya koyuyor. Bunlar, personelin prosedürleri takip etmemesinden ya da prosedürlerin yetersiz olmasından kaynaklanıyor olabilir. Örneğin New York Borsası (NYSE), geçen yıl bir çalışanın borsanın ikincil veri merkezindeki bir felaket kurtarma sistemini kapatmayı başaramamasının ardından bir olay yaşadı. Bu sistem gece boyunca çalışır durumda bırakıldığı için NYSE’yi işleten yazılım sanki alım satım çoktan başlamış gibi davranmış ve açılış fiyatlarının doğru bir şekilde belirlenmesini engellemişti.

Uptime, burada kuruluşların daha iyi personel eğitimi ve olası arıza noktalarını gidermek için süreçlerin dikkatli bir şekilde gözden geçirilmesi yoluyla kesintileri daha da azaltmaları için bir fırsat olduğunu ileri sürüyor. Şirkete göre, her yıl dünya genelinde ciddi mali kayıplara veya iş ve müşteri kesintilerine yol açan yaklaşık 10-20 yüksek profilli BT kesintisi veya veri merkezi olayı yaşanıyor.

X influencer hesaplara yeniden ücretsiz mavi tik dağıtıyor!

Elon Musk’ın 2022’de Twitter’ı satın alması ve popüler sosyal ağ uygulamasına bir dizi yenilik getirmesi pek çok tartışmayı da beraberinde getirdi. Bu tartışmaların en önemlisi ise, Elon Musk tarafından başlatılan yeni abonelik sistemi ve para karşılığı mavi tik aboneliği satılması olmuştu. Sosyal ağ devi, özellikle ünlü isimler tarafından eleştiri yağmuruna tutulunca Nisan 2023’te bir miktar geri adım atarak “eski mavi tik doğrulama sahibi kullanıcılarına ücretsiz olarak bu statüyü geri vereceklerini” sıfırdan mavi tik almak isteyenlerin ise ücretli hesaba geçiş yapmak zorunda olduklarını duyurmuştu.  Şimdi ise X taviz vermeye devam ederek “influencer” olarak nitelediği ve 2.500’den fazla “doğrulanmış” takipçisi olan kullanıcılara, ücretsiz mavi tik dağıtmaya başladı.

Bu karar, kimileri tarafından sevinçle karşılansa da çok kısa bir sürede yine eleştiri oklarının hedefi haline geldi zira büyük bir karmaşaya yol açmış durumda. Eskiden mavi tik almış hesaplar, güvenilirliği teyit edilmiş ve kamuoyunun tanıdığı hesaplar iken şimdi aylık 8 dolar karşılığında herkes mavi tik alabiliyor. 2.500 ve üzeri doğrulanmış takipçiye sahip hesaplar ise X’te yorum yaparken takipçilerine ve diğer kullanıcılara bu özelliği “satın almadıklarını” ve “hak kazandıklarını” anlatmaya çalışmak zorunda olacaklar.  

Analistler, Elon Musk’ın bu anlamsız görünen hamleleri yapmasının birden çok sebebi olabileceği görüşündeler. Bu sebeplerden ilki X’te günden güne hızla azalan “anlamlı sohbet” ve “etkileşimi” artırma çabası. Bir diğer neden ise “etkili” ve “gerçek” kullanıcıları geri getirerek, platformu dezenformasyon ve reklam yayan bir sosyal medya çöplüğünden kurtarmak. Avrupa Komisyonu tarafından yaptırılan ve Eylül ayında açıklanan bir araştırmaya göre, X (eski adıyla Twitter) altı büyük sosyal ağ arasında en büyük dezenformasyon oranına sahip platform olarak dikkat çekiyor.

Analistler ayrıca Elon Musk’ın X premium abonelerine sunduğu yapay zekâ aracı Grok benimseme ve kullanım rakamlarının da son derece düşük kaldığını ve bunun ciddi bir endişe konusu olduğunu söylüyorlar. Dolayısıyla daha fazla kişiye Premium özellikleri vermek, daha fazla kişiye mavi tik almak için bir motivasyon yaratmak ve platformu daha “temiz” bir hale getirmek Grok benimsemesini artırabilmek adına da kritik önem taşıyor.  

Tesla’da “felaket” çeyrek: teslimatlar yüzde 8,5 düştü!

Tesla’nın 2024 yılının ilk çeyreğine ait performans raporu, şirketin beklenenden düşük teslimat ve üretim rakamlarıyla karşılaştığını gösterdi. Bu sonuçlar, Tesla’nın hız kesen büyüme ivmesini ve piyasada algılanan gücünü zorlayan bir durumu yansıtıyor.

İlk çeyrekteki düşüş, Tesla’nın önceki çeyrekte elde ettiği rekor performansının bir gölgesi olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle 2023’ün son çeyreğinde kaydedilen 484.507 teslimat ve 494.989 araç üretiminin ardından, %20’ye varan bir düşüş oldukça dikkat çekici. Bu düşüş, Tesla’nın öngörülebilirliği ve stabilitesi konusunda yatırımcıların endişelerini artırıyor.

Tesla’nın yaşadığı zorluklar arasında üretimdeki gecikmeler ve lojistik sorunlar öne çıkıyor. Fremont fabrikasında gerçekleştirilen Model 3 üretiminin güncellenmiş versiyonunun erken aşamalarındaki zorluklar, üretimdeki kesintilere ve dolayısıyla teslimatlardaki düşüşe yol açtı. Bunun yanı sıra, Kızıldeniz çatışmasının neden olduğu lojistik sorunlar ve Gigafactory Berlin’deki kundaklama saldırısı sonrası yaşanan fabrika kapanmaları da teslimatlarda düşüşü etkileyen faktörler arasında.

Analistlerin sürekli olarak Tesla’nın performans tahminlerini aşağı yönlü revize etmeleri, şirketin karşı karşıya olduğu zorlukların ciddiyetini vurguluyor. Beklentileri karşılayamayan teslimat ve üretim rakamları, Tesla’nın rekabetçi elektrikli araç pazarındaki konumunu güçlendirmek için daha fazla çaba harcaması gerektiğini gösteriyor. Özellikle rakip şirketlerin piyasaya yeni modeller sunmasıyla birlikte, Tesla’nın inovasyon ve operasyonel etkinlik konularında daha da dikkatli olması bekleniyor. Bu zorluklarla başa çıkmak, Tesla’nın gelecekteki büyüme potansiyelini belirleyecek önemli bir faktör olacak gibi görünüyor.

TAAC ilk yurt dışı sözleşmesini imzaladı!

0

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) ile Altınay Savunma Teknolojileri ortaklığı ile 2019 yılında kurulan TAAC Havacılık Teknolojileri, savunma ve havacılık sektöründeki dışa bağımlılığı azaltmayı ve milli gücü artırmayı misyon edinerek küresel pazarda lider oyuncuların arasında yer alma yolunda stratejik bir adım attı.

Uçuş kontrol sistemi eyleyicileri, iniş takımları ile kritik test sistemlerini yerli ve milli olarak geliştiren TAAC, Birleşik Arap Emirlikleri’nin en büyük savunma ve havacılık şirketleri grubu EDGE Group’la sözleşme imzalayarak önemli bir ihracat hamlesi gerçekleştirdi. TAAC, Türk mühendisliği ile tasarladığı ve üretimini yaptığı ürünleri yurt dışına ihraç ederek hem milli katkı sağlamayı hem de küresel etkisini artırmayı amaçlıyor.

Konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede TAAC Genel Müdürü Enis Ata, “EDGE Group (ADASI) ile imzaladığımız projenin başlaması TAAC’ın Orta Doğu başta olmak üzere global olarak marka değeri de tescillenmiş olacak. Önümüzdeki dönemde ülkemizin özgün platformları için çözüm merkezi olmaya devam ederken TAAC’ın gelişen kabiliyetleri doğrultusunda ihracat payını da büyüterek global ölçekte konumumuzu güçlendirmeyi hedefliyoruz” dedi.

İniş Takımları Geliştirmede Uzman

Üretimden tasarıma, kalifikasyondan analize kadar her alanda paydaşlarının koordinasyonu ve yönlendirilmesi sorumluluk bilinciyle hareket eden TAAC, Türkiye’nin özgün hava platformlarına ürün geliştirme süreçlerinden edindiği bilgi ve tecrübe ile yurt dışı faaliyetlerini genişleterek büyümeye devam ediyor.  Altınay’ın uzmanlık alanlarının ve TUSAŞ’ın gücünün bir araya gelmesiyle ürün ve sistem geliştirmede önemli bir konumda bulunan TAAC, yurt dışı iş birlikleriyle sektöre ihracat katkısı sağlamanın yanı sıra Türkiye’nin iniş takımları geliştirme uzmanlığını da küresel çapta gösterecek.

Türkiye’nin iniş takımları geliştirmedeki konumuna dikkat çeken Ata, “Türkiye; beşinci nesil bir savaş uçağını geliştirebilen sayılı ülkeler arasında yer alıyor. Ülkemiz; bu çapta bir platform için iniş takımı geliştirme kabiliyetine sahip olan ve bu kabiliyetini global ölçekte müşterilerinin hizmetine sunabilen nadir sayıda ülkeden biri. TAAC olarak, yerli ve milli olarak geliştirdiğimiz çözümleri küresel pazara sunuyoruz. İlk yurt dışı iş birliğimizi gerçekleştirerek hem ülkemiz hem de sektör için önemli adım atmış olduk. Bu vesileyle, iniş takımları geliştirme kabiliyetinde ülkemizi daha ileriye taşıyarak etkimizi artıracağız” açıklamasını yaptı.

TAAC Hakkında

2019’da Altınay Savunma Teknolojileri ve TUSAŞ ortaklığıyla kurulan TAAC Havacılık Teknolojileri, iniş takımları alanında; tasarımdan üretime, kalifikasyondan satış sonrası hizmetlere kadar uçtan uca çözümler geliştiriyor. Özgün çözümleriyle dışa bağımlılığı azaltmayı ve ülkeye katkı sağlamayı amaçlayan TAAC, uçuş kontrol sistemi eyleyicileri, iniş takımları ile kritik test sistemlerini yerli ve milli olarak Türk mühendisliği ile tasarlıyor ve üretimini gerçekleştiriyor. Çeyrek asrı aşan mühendislik kabiliyetleriyle savunma teknolojilerine yönelik proje ve ürünler geliştiren Altınay Savunma Teknolojileri çatısında altında bulunun TAAC, savunma ve havacılık sektöründeki lider küresel oyunculardan biri olmayı hedefliyor. Bu bağlamda, ilk yurt dışı sözleşmesini Birleşik Arap Emirlikleri’nin en büyük savunma ve havacılık şirketleri grubu EDGE Group (ADASI) ile imzalayan firma, ihracatta önemli bir adım atarak büyüme hedeflerine odaklanıyor.

Apple A18 Pro’nun teknik ayrıntıları ortaya çıktı!

0

Apple’ın iPhone 16 Pro serisi için güç kaynağı olacak olan Apple A18 Pro‘nun teknik özellikleri netleşmeye başladı. Yeni yonga setinin CPU kümesi dahil olmak üzere detayları ortaya çıktı ve önceki modeline benzer bir tasarıma sahip olduğu görülüyor.

iPhone 16 serisi için heyecanla beklenen yeni yonga seti, selefiyle benzerlik gösterecek. Apple, genellikle standart iPhone modelleri ile Pro modellerini işlemci olarak ayırt ederken, son raporlar bu gelenekten sapılacağını gösteriyor. İddialara göre, iPhone 16 ve 16 Plus modelleri A18 Bionic ile gelecekken, Pro ve Pro Max modelleri ise A18 Pro ile tanıtılacak.

Apple A18

Ayrıntılara baktığımızda, A18 Pro‘nun 6 çekirdekli bir GPU’ya sahip olacağı belirtilmiş ancak CPU kısmı hakkında herhangi bir bilgi paylaşılmamıştı. Son raporlar, A18 ve A18 Pro’nun CPU olarak da benzerlik göstereceğini ortaya koyuyor. Her ikisi de 6 çekirdekli bir CPU ile gelerek, potansiyel olarak büyük bir fark olmayabileceği sorusunu gündeme getiriyor.

Ancak erken sonuçlar, A18 Pro‘nun hız konusunda umut verici olduğunu gösteriyor. Sızdırılan verilere göre, işlemci A17 Pro’ya kıyasla %28’e kadar daha hızlı. Rakip Qualcomm’un Snapdragon 8 Gen 3 ve Gen 4 arasında %46’lık bir gelişim sunacağı dikkate alındığında, Apple’ın performans konusunda iddialı olduğu söylenebilir. Bununla birlikte, daha büyük kalıp boyutu, daha fazla önbellek ve muhtemelen daha büyük bir Neural Engine gibi gelişmeler de bekleniyor.

Apple’ın yeni yonga setiyle iPhone 16 Pro serisinin ne kadar güçlü olacağı merakla bekleniyor. Detaylar için tanıtım tarihini beklemek gerekecek.

Yapay zekaya dayalı görsel tanıma çözümleri üreten Vispera 500 bin dolar yatırım aldı

Bünyesinde girişimcilerin ve yatırımcıların ihtiyaçlarına göre kurgulanmış farklı formatlarda birçok Girişim Sermayesi Yatırım Fonları bulunduran APY Ventures, dünya çapında 50’den fazla ülkede hizmet veren Türk yapay zekâ teknolojisi şirketi Vispera’ya 500 bin dolar yatırım yaptı. Bu yatırımla birlikte şirketin değerlemesi 46,2 milyon dolara ulaştı.

2014 yılında Prof. Dr. Aytül Erçil ve Dr. Ceyhun Burak Akgül tarafından altı kişilik bir ekip ve yüzde 100 Türk sermayesiyle kurulan Vispera, şu an yoluna 120 kişilik kadrosuyla devam ediyor. Perakende sektöründe mağaza içi uygulama, izleme ve denetim süreçlerinin mükemmelleştirilmesi hedefiyle kurulan Vispera, kendi geliştirdiği görüntü işleme/makine öğrenmesi teknolojisi ile sektöre halihazırda kullanılan insana dayalı ve hataya açık geleneksel yöntemlerden çok daha hızlı, güvenilir ve maliyet avantajlı perakende uygulama ve denetim çözümleri sunuyor. 

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Vispera Eş CEO’su Prof Dr. Aytül Erçil şunları söyledi: “10 yıl önce ortağım Ceyhun Burak Akgül ile bir startup olarak çıktığımız yolculuğumuzda bugün artık oldukça geniş bir coğrafi alana hizmet veren global bir markayız. Yüksek teknoloji ile yapay zeka temelli çözümlerimiz sayesinde perakende sektörünün dönüşümüne büyük katkı sağladık. APY Ventures’dan aldığımız yatırım bizim için oldukça değerli. Buradan aldığımız güçle başarılı çalışmalarımızın artarak devam edeceğine inanıyorum.”

APY Ventures Fon Yöneticisi Mustafa Keçeli ise Vispera yatırımı hakkında şu ifadeleri kullandı: “Bilişim Vadisi fonumuz ile yatırım yaptığımız Vispera, kurulduğu günden itibaren perakende sektöründe öncü bir rol oynuyor. APY Ventures olarak, yüksek teknoloji çözümleriyle global pazarlarda büyüme hedefi olan başarılı bir şirkete yatırım yapmaktan mutluluk duyuyoruz. Bu yatırımla Vispera’nın başarılı çalışmalarının güçlenerek devam edeceğine olan inancımızı pekiştiriyor ve başarılarının devamını diliyoruz.”

Vispera Hakkında

Vispera, perakende sektöründe mağaza içi uygulama, izleme ve denetim süreçlerinin mükemmelleştirilmesi hedefiyle kurulmuş bir teknoloji firması. Kendi geliştirdiği görüntü işleme/makine öğrenmesi teknolojisi sayesinde Vispera, sektörde hali hazırda kullanılan insana dayalı ve hataya açık geleneksel yöntemlerden çok daha hızlı, güvenilir ve maliyet avantajlı perakende uygulama ve denetim çözümleri sunuyor.  

Vispera, Prof. Dr. Aytül Erçil ve Dr. Ceyhun Burak Akgül tarafından 2014 yılında %100 Türk sermayesi ile kuruldu. Firma, geliştirdiği Vispera Görüntü Tanıma Servisi sayesinde mağazada çekilen raf fotoğraflarından hareketle, raftaki ürünleri pozisyonları ve adetleriyle birlikte tanıyor. Bu sayede raftaki ürün bulunurluğu, önyüz sayısı, rakiplere göre raf payı ve planogram uyumunu kontrol ederek SKU düzeyinde detaylı ve aksiyona dönüştürülebilir raporlar üretiyor. Söz konusu hizmet; insan gözünün ayırt edebildiği her ürünü, %96’nın üzerinde kesinlik ile tanıyor. Vispera, manuel uygulamaların 1 aya ulaşabilen raporlama sürelerine karşın çok daha hızlı, dolayısıyla uygulanabilir ve çok daha ekonomik çözümler sunuyor.

Unreal Engine 5 ile 3 aylık oyun geliştirme eğitimi başlıyor!

Co-Founder Academy ve Skilled Hub iş birliğiyle, oyun geliştirme alanında kendinizi geliştirmek ve sektörde bir adım öne çıkmak isteyen herkes için mükemmel bir fırsat sunmaktan büyük bir heyecan duyuyoruz. fillstudyo’nun kurucusu ve Bahçeşehir Üniversitesi’nde deneyimli bir eğitmen olan Zafer Masalcı liderliğinde gerçekleşecek olan 3 aylık online Unreal Engine 5 oyun geliştirme programımızı duyurmaktan gurur duyuyoruz.

Program, bugünden itibaren başvurulara açık olup, son başvuru tarihi 10 Mayıs olarak belirlendi. Bu özel program, katılımcılara Unreal Engine 5 ve oyun geliştirme süreçlerinde derinlemesine bilgi ve pratik beceriler kazandıracak 132 saatlik yoğun bir eğitim sürecini kapsıyor. Program boyunca, katılımcılar oyun geliştirmede kullanılan temel teknik yetkinliklerden, iletişim ve iş becerilerine, ileri düzey tekniklere ve uygulamalı atölye çalışmalarına kadar geniş bir yelpazede eğitim alacaklar.

Unreal Engine 5 ile hayallerinizi oyuna dönüştürme vakti!

Bu eğitim programı, teorik bilgilerin yanı sıra gerçek dünya örnekleri ve uygulamalı projelerle desteklenecek, böylece katılımcılar öğrendiklerini pratiğe dökme fırsatı bulacaklar. Unreal Engine 5’in sunduğu gelişmiş özellikler ve araçlar sayesinde, katılımcılar kendi oyunlarını tasarlama ve geliştirme yeteneğine sahip olacak, aynı zamanda sektördeki en güncel bilgileri ve uygulamaları öğrenme fırsatı yakalayacaklar.

Eğitimimiz, oyun dünyasında etkili oyunlar yaratma, kullanıcı deneyimini optimize etme ve oyun performansını artırma gibi konularda derinlemesine bilgi ve beceri kazandıracak. Programın sonunda, katılımcılar Unreal Engine 5 oyun geliştirme alanında sağlam bir temele sahip olacak ve edindikleri bilgi ve becerileri kariyerlerinde veya kendi projelerinde etkin bir şekilde kullanabilecekler.

Bu benzersiz eğitim fırsatını kaçırmayın ve oyun geliştirme dünyasında kendinize sağlam bir yer edinin. Şimdi kaydolun ve sadece bir oyun geliştirici olmanın ötesinde, oyun sanatında yenilikçi ve yaratıcı bir lider olma yolunda ilk adımınızı atın. Sizi, oyun geliştirme konusunda tutkulu ve yetenekli bir toplulukla bir araya getirecek bu heyecan verici yolculuğa davet ediyoruz. Oyun geliştirmenin sınırlarını zorlayalım ve birlikte yeni dünyalar yaratalım!

👉 Başvuru Formu: https://forms.gle/ERbr863zbdup6dE38
📆 Son Başvuru Tarihi: 10 Mayıs 2024

Başvurularınızı bekliyoruz!