Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 671

MediaMarkt çalışanlarını yapay zeka işe alacak!

MediaMarkt Türkiye, dijital dönüşüm adımlarının bir parçası olarak yapay zekâ (AI) entegrasyonlu işe alım sistemi AI’M Hiring’i hayata geçirdi. Şirket, AI’M Hiring’i sistemi üzerinden ön mülakat sürecini yapay zekâ tabanlı AI’DA ile daha kolay ve hızlı hale getirecek. 

MediaMarkt, dijital dönüşüm ve yapay zekanın adımlarının bir parçası olarak işe alım süreçlerini daha kolay ve hızlı hale getirmek amacıyla yapay zekâ entegrasyonlu İnsan Kaynakları sistemi AI’M Hiring’i uygulamaya geçirdi. Türkiye’de 98 mağaza ve 3600’ün üzerinde çalışanıyla hizmet veren ve yeni mağazalar açarak ülke genelinde istihdama katkıda bulunmaya devam eden MediaMarkt Türkiye’nin, başlangıç ve orta kademe pozisyonlarda işe alım sürecini hızlandırmak amacıyla, MediaMarkt’a başvuran adayların ön mülakatları yapay zeka tabanlı AI’DA üzerinden gerçekleştirilecek. 

Açık pozisyonlara uygun nitelikteki adaylar, e-posta üzerinden yapay zekâ destekli işe alım programı AI’M Hiring’e link üzerinden davet ediliyor. Daveti kabul eden adaylar sisteme kaydolup giriş yaptıktan sonra AI’DA’nın bilgilendirme videosuyla karşılaşıyor. Bilgilendirme videosunu izleyen adayın ön mülakat süreci başlatılıyor ve adaya MediaMarkt ile ilgili yetkinliklerini kapsayan Türkçe ve İngilizce sorular yöneltiliyor. Daha sonra, sorulara verdiği yanıtlar çerçevesinde, adayın MediaMarkt yetkinliklerine göre “ısı haritası analizi” yapay zekâ tarafından gerçekleştiriliyor. Bu ısı haritası analizi de işe alım uzmanlarına işe alıma yönelik kısa bir liste sunarak, ilk 5 sırada yer alan adayların ikinci aşamaya geçmesini ve işe alım yöneticisiyle görüşmesini sağlıyor. Bu yöntem sayesinde açık pozisyona aday kişilerin, ön elemeleri titizlikle ele alınırken, kısa sürede daha fazla adaya ulaşılması hedefleniyor. Ayrıca hem aday hem de işveren için zamandan tasarruf sağlıyor ve operasyonel anlamda sürece verimlilik kazandırıyor.

MediaMarkt Türkiye, işe alımlarda kolay video mülakatı ile süreçleri hızlandıran yenilikçi işe alım sistemi AI’M Hiring’in geliştirilmesinde Vire Up ile iş birliği yaptı. Geçtiğimiz hafta aktif olan sistem video mülakat uygulamalarına başladı. 

Threads, spor müsabakalarına canlı skorlar ekleyecek!

Meta CEO’su Mark Zuckerberg Cuma günü, Threads platformunun NBA maçları için canlı skorları test etmeye başladığını ve platformun gelecekte ek ligler için destek eklemeyi planladığını duyurdu.

Bu özelliğin lansmanı, platformun yaklaşık on yıldır spor oyunlarında canlı skorlara sahip olan X’i yenmeye devam etmesiyle birlikte geliyor.

Bu yeni özellik sayesinde Threads, normalde X’e giderek canlı müsabakaları tartışan ve en son gelişmelerden haberdar olan kullanıcıları çekmeyi amaçlıyor. Threads yalnızca canlı skorlar eklemekle kalmıyor; kullanıcılar aynı zamanda bir takımın logosuna dokunarak o takımla ilgili sohbete yönlendirilebilecek ve onları takip eden diğer kullanıcılarla bağlantı kurabilecek.

Threads, yeni özelliğin kullanıcıların favori takımlarıyla ilgili sohbetlere katılmasını kolaylaştıracağını söyledi. Şirket, basketbolun sosyal ağdaki en popüler konulardan biri haline geldiğini ve NBA Threads’in uygulamanın en aktif spor topluluklarından biri haline geldiğini söylüyor. Şirket, yeni özelliğin arkasındaki fikrin Threads’i spor söylemlerinin yeri haline getirmek olduğunu belirtiyor.

Bir müsabakanın başlangıç ​​saatini görmek için Threads’te arayabilirsiniz. Müsabaka sırasında mevcut skoru görmek için arama yapabilirsiniz. Bir müsabaka bittikten sonra, final skorunu görmek için oyunu arayabilirsiniz.

Canlı skorların eklenmesi, Threads’in X’e rakip olacak bir platform oluşturma konusundaki son çabasına işaret ediyor. Bu haftanın başında Threads, “şu anda trend olan” özelliğini ABD’deki tüm kullanıcılara resmi olarak sundu. 

Bu hamle, kullanıcıların platformun çıkışından bu yana tepki gösterdikleri eksiklerin tamamlanmasına ve üzerine çıkılacağına da işaret ediyor.

Boom, süpersonik hava yolculuğunu geri getirebilir!

Mojave Çölü üzerindeki kısa, ses altı uçuş beklenenden yıllar sonra gerçekleşti; ancak bu, Boom Supersonic’in en azından hâlâ ilerleme kaydettiğini gösteriyor.

Boom XB-1 Perşembe günü saat 07.28’de havalandı, maksimum 7.120 feet yüksekliğe ve 246 knot azami hıza ulaştı. 12 dakika sonra sabah 7.40’ta indi.

Boom’un genel misyonu, Concorde’un 20 yıl önce faaliyetlerine son vermesinden bu yana ilk süpersonik ticari uçak olan Overture’u fırlatmak. Şirket, American ve United gibi büyük havayollarıyla sözleşmelerin yanı sıra Florida Turbine Technologies ve GE Additive ile üretim ve geliştirme ortaklıkları da imzaladı.

Ancak son zamanların en önemli haberlerinden biri, özellikle Rolls-Royce ile olan ortaklıkların kaybedilmesi oldu. İngiliz jet motoru üreticisi, 2022 yılında Boom ile yollarını ayırdı ve startup‘ın kendi motorlarını geliştirmesine izin verdi.

Özellikle bu motorların XB-1’de kullanılmaması dikkat çekici. Boom’un ilk olarak 2017’de uçması planlanan gösteri uçağı, Northrop T-38 eğitim uçağı veya F-5 savaş uçağı gibi eski uçaklara güç sağlamak için kullanılan türden 1950’lerden kalma J85 turbojet motorlarının üçlüsüne dayanıyor. 

Boom’un tam boyutlu süpersonik ticari uçağı Overture, şirketin halen geliştirilme aşamasında olan ve Symphony olarak adlandırılacak kendi motorlarından dördünü kullanacak. 

Uçuştan önce yapılan bir röportajda Boom CEO’su ve kurucusu Blake Scholl, her Symphony motorunun XB-1’in üç J85 motorunun toplam çıkışının kabaca üç katını sağlayacağını söylüyor. 

Motor tipi, XB-1 ile nihai Overture gemisi arasındaki pek çok tasarım farklılığından sadece bir tanesi; bunlardan en önemlisi boyut. Scholl, XB-1’i “Overture için üçte bir ölçekli prototip göstericisi” olarak adlandırıyor.

Scholl, XB-1’in simülatör verilerinin doğrulanması için yararlı olduğunu ve ikisinin birbirine benzememesine rağmen, Overture tasarımında geliştirilmesinin zaten meyve verdiğini söylüyor.

XB-1 ayrıca başka bir önemli amaca da hizmet ediyor: bağış toplama. 

Scholl, “Bunun gibi girişimler her zaman finanse ediliyor; bir miktar sermaye topluyor, bazı kilometre taşlarını kanıtlıyorsunuz. Ve bu uçağın burada uçurulması bu kilometre taşlarından çok önemli bir tanesi. Bu, uygulama geçmişini, ilerleme kaydedildiğini gösteriyor ve sermayeye erişime ve daha yüksek değerlemeye olanak tanıyor.” diyor.

Şu anki hedef, Overture uçağının ilk uçuşunu 2030 yılına kadar gerçekleştirmesi, ancak oraya ulaşmak pahalı olacak. Scholl, Boom Supersonic’in şu ana kadar 700 milyon dolardan fazla para topladığını ancak Overture’un genel gelişiminin 8 milyar dolardan fazlaya mal olabileceğini söylüyor.

Mali durumun ötesinde, Boom’un en önemli zorluklarından biri tam da adından kaynaklanıyor olabilir. 

Sonik patlamalara karşı günümüzün düzenlemeleri, büyük kara kütlelerinin çoğu üzerinde ses altı Overture uçuşları anlamına geliyor ve yalnızca okyanus geçişleri üzerinde kısılıyor. NASA X-59 gibi göstericiler üzerinde geliştirilen ve sonik patlamaları sonik “gümbürtülere” dönüştürebilecek teknolojilerin uygulanması, gelecekte bu düzenlemeleri kolaylaştırabilir. 

Öyle bile olsa, yalnızca su üzerinde 1,7 Mach hızla uçmak, New York’tan Londra’ya veya Seattle’dan Tokyo’ya olan uçuşların süresini kabaca yarıya indirecektir.

Bir diğer büyük eksik parça ise sürdürülebilirlik. Mevcut bir jet uçağından iki kat daha hızlı uçmak, bu süreçte mutlaka biraz daha fazla yakıt tüketir. Bu durum, Airbus A380’de Atlantik üzerinden atlayabileceğiniz 853 ruha kıyasla Overture’un yalnızca 64 yolcuyu ağırlayabilmesiyle daha da artıyor. 

Sürdürülebilir havacılık yakıtı veya SAF, süpersonik seyahatin çevre üzerinde günümüz havacılık endüstrisinden daha büyük bir yük haline gelmesini önleyebilir. SAF yenilenebilir kaynaklar kullanılarak yaratılmıştır ve ideal olarak doğrudan hava yakalama yoluyla atmosferden çekilen karbonla aşılanmıştır. Bu, teorik olarak, gerçekten karbon nötr bir uçak yakıtı yaratacaktır.

SAF’ın nihai bulunabilirliği ve dağıtımı bir endüstri sorunu. Boom’un sonraki adımları, mühendislerinin tasarımlarının yalnızca uçmakla kalmayıp ses duvarını da aşabileceğini kanıtlamak olacak.

Elbette XB-1’in hedefi bu, ancak o şeyin ses patlamaları Mojave kumlarını sarsmadan önce katetmemiz gereken çok yol var. CEO Scholl, XB-1’in yıl boyunca “zarf genişletme” görevleri olarak adlandırılan bir dizi 15 test uçuşuna tabi tutulacağını ve bunların sonunda zarfı ses bariyerini aşacak şekilde zorlayacağını söylüyor.

Boom, Scholl’un programın ilerisinde olduğunu ve bu yaz açılacağını söylediği Greensboro, NC “süper fabrikasında” da ilerleme kaydediyor. Ancak orada montajı yapılacak olan Overture uçağının yapımına daha yıllar var. 

Yani, süpersonik ticari hava yolculuğu hayali hâlâ gerçeğe doğru ilerliyor, ancak havada hızlı hareket etmeyi ümit edenlerin bir süre daha sabırla oturması gerekecek. 

İşte Samsung’un merakla beklenen telefonu Galaxy M55 5G!

Windowsreport’un güvenilir sektör sızıntılarına dayandırdığı haberine göre Samsung’un merakla beklenen Galaxy M55 5G akıllı telefonu yakında piyasaya çıkmaya hazırlanıyor. Samsung, yeni cihazla ilgili ağzını sıkı tutmaya devam ederken, cihazın renk seçenekleri, kamera konfigürasyonları ve temel teknik özellikler de dahil olmak üzere önemli ayrıntılar sızıntılarla ortaya çıkmaya devam ediyor.

Sızdırılan görüntüler Galaxy M55 5G’nin Açık Yeşil ve Siyah renk seçenekleriyle sunulan zarif tasarımını gözler önüne seriyor. Büyük bir batarya ve geniş ekrana rağmen, telefon sadece 180 gram ile etkileyici derecede hafif kalıyor. Ultra ince çerçeveli 6,7 inç FHD+ Super AMOLED+ ekrana, 120Hz yenileme hızına ve 1000 nit tepe parlaklığına sahip. Yeni cihaz böylece dış mekânda görüntüleme için oldukça yeterli bir performansa sahip.

Samsung standardı güçlü kamera özellikleri

Arka panel, birinci sınıf bir görünüm için geleneksel kamera adalarından farklı olarak, ayrı dairesel modüllere sahip çarpıcı bir üçlü kamera sistemine sahip. Galaxy M55 5G şunları içerecek şekilde ayarlanmıştır: 50MP OIS Geniş açılı ana kamera, 8MP Ultra Geniş kamera, 2MP Makro Kamera, 50MP Selfie kamerası, Nightography, Çift kayıt ve OIS ve VDIS ile stabilize edilmiş 4K videolar

Samsung Galaxy M55 5G, tüm gün güç için 5.000mAh pil ve Süper Hızlı Şarj 2.0 (45W) özelliğine sahip. Qualcomm’un Snapdragon 7 Gen 1 SoC’si ve 12GB’a kadar RAM ve sorunsuz performans sağlar. Depolama seçenekleri arasında microSD kart ile 1TB’a kadar genişletilebilen 128GB ve 256GB varyantlar bulunmaktadır. Gelişmiş güvenlik, ekran altı parmak izi sensörü ve Samsung Knox Vault ile sağlanıyor.

Yazılım ve diğer özellikler

Samsung’un Android 14 tabanlı One UI arayüzü, 5 nesil işletim sistemi güncellemesi ve 5 yıllık güvenlik güncellemesi vaadiyle akıcı bir kullanıcı deneyimi sunuyor.Sürükleyici ses deneyimi için Dolby Atmos, Sorunsuz hücresel bağlantı için çift sim desteği, Bluetooth v5.2 ve NFC de yine sunulan özellikler arasında.  

Samsung Galaxy M55 5G, Mart 2023’te piyasaya sürülen ve tüketicler tarafından oldukça iyi karşılanan Galaxy M54 5G’yi yükseltecek. M54 5G’de Exynos 1380 işlemci ve 108 megapiksel ana sensörün başını çektiği çok yönlü bir kamera sistemi bulunuyordu.

İspanya Telegram’ı kapatıyor!

Aralarında Atresmedia, EGEDA, Mediaset ve Telefonica’nın da bulunduğu medya şirketlerinin fikri mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddiasıyla açtığı davada, Telegram’ın İspanya’daki kullanımı bugünden itibaren geçici olarak durdurulacak. Audencia Nacional (özel yetkili yüksek mahkeme) Hakimi Santiago Pedraz, iddialar soruşturulurken Telegram’ın İspanya’daki hizmetlerini engellemeyi kabul etti. Mahkeme, Telegram’ın hizmetlerini engellemenin cep telefonu sağlayıcılarının sorumluluğunda olacağını söyledi.

Yargıç, Telegram’ın bir işletme olarak kayıtlı olduğu Virgin Adaları’ndaki yetkililerin Temmuz 2023’te mahkemenin bilgi talebine yanıt vermemesi üzerine bu kararı verdi. Cuma günkü kararında yargıç, kendisini bu ‘ihtiyati tedbiri’ almaya iten şeyin işbirliği eksikliği olduğunu söyledi. Yargıç ayrıca kararın ‘gereklilik, uygunluk ve orantılılık’ ilkelerini karşıladığını da belirtti ve “Kınanan eylemlerin tekrarlanmasını engelleyebilecek başka hiçbir önlem mevcut değil” diyerek engelleme kararı alındığını duyurdu.

Tüketici hakları grubu Facua kararı orantısız olmakla eleştirerek, platformun milyonlarca kullanıcısına ‘büyük zarar’ vereceği uyarısında bulundu. Facua’nın genel sekreteri Rubén Sánchez yaptığı açıklamada, “Sanki telif hakkı ile korunan içeriği yasadışı olarak barındıran web siteleri olduğu için interneti kapatmışlar gibi bir eylem” dedi.

Facua, telekom şirketleri mahkeme kararını kabul etmek zorunda olduğu için Telegram mesajlaşma servisinin ‘önümüzdeki saatlerde veya günlerde’ aşamalı olarak engellenmesini bekliyor. Soruşturmanın 29 Eylül’e kadar, en fazla altı ay sürmesi bekleniyor.

2013 yılında Rus kardeşler Nikolai ve Pavel Durov tarafından yaratılan Telegram, kullanıcıların içerik yayınlamak için kendi kanallarını kurmalarına da olanak tanıyan şifreli bir mesajlaşma platformu. Rekabet gözlemcisi CNMC’ye göre, Telegram İspanya’da en çok kullanılan dördüncü mesajlaşma hizmeti. CNMC tarafından yapılan ankete katılan İspanyolların yaklaşık %19’u Telegram kullandıklarını belirtiyorlar.

Dubai merkezli Telegram, 900 milyondan fazla abonesiyle WhatsApp’ın en kayda değer rakiplerinden birisi olarak görülüyor. 2013 yılında Nikolai ve Pavel Durov tarafından kurulan Telegram, özellikle hükümetlerden gelen veri taleplerini dolambaçlı yollara sokarak geciktirmesi veya hiç yanıt vermemesi ile tanınıyor. Firma geçtiğimiz hafta tahvil satışı yoluyla 330 milyon dolar nakit akışı sağlamayı başarmıştı. Buna karşın, firmanın yasa dışı ürün ve servislerin pazarlanmasında yoğun olarak kullanıldığı iddiaları da mevcut.

iPhone modelleri, Baidu’dan yapay zeka desteği alabilir!

Wall Street Journal’ın Cuma günü yayınlanan ve konuya aşina olan insanlardan alıntı yapan haberine göre Apple, makine öğrenimi teknolojisini Orta Krallık’ta satılan iPhone modellerine entegre etmek için Çinli web deviyle görüşmelerde bulunuyor gibi görünüyor.

Cupertino, yapay zeka hedeflerini desteklemek için Google’ın ve OpenAI’in üçüncü taraf modellerini iDevices’e entegre etmeyi araştırıyor. En azından Çin’de bunu yapmak engellerle karşılaşabilir.

Geçen yaz Çinli yetkililer, modellerin halka açılmadan önce düzenleyiciler tarafından incelenmesini gerektiren kurallar koydu. Bu muhtemelen hükümet politikasıyla bağdaşmayan tepkiler üretmelerini önlemek için korkulukların mevcut olmasını sağlamak içindi.

2023’ün başlarında piyasaya sürülen ERNIE, Baidu‘nun ChatGPT tarzı geniş dil modeli girişimi ve kendi kendini sansürleyebiliyor. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping hakkında soru sorulduğunda sohbet robotu sessiz kalırken, Tiananmen Meydanı’ndan Uygur azınlıklara yönelik muameleye kadar diğer siyasi sorular tamamen reddedildi.

Apple zaten Çin’de satılan iPhone modellerinde varsayılan arama motoru olarak Baidu’yu kullanıyor, bu nedenle Cupertino’nun bu ilişkiyi yapay zekayı da içerecek şekilde genişletmeyi düşünmesi şaşırtıcı değil.

Apple, ERNIE’yi Çin pazarındaki cihazlarına entegre ederse bu ilk olmaz. Samsung, Çin’de satılan Galaxy akıllı telefonlarında halihazırda Baidu’nun ERNIE sohbet botunu kullanıyor. Dünyanın geri kalanında Güney Koreli elektronik devi Google’ın Gemini’sine güveniyor.

Yakın zamana kadar Apple, pazarlamasında AI terimini kullanmaktan büyük ölçüde kaçındı; akıllı telefonlarında, tabletlerinde ve Mac’lerinde yer alan yetenekleri tanımlamak için makine öğrenimi terimini tercih etti.

Çin'in en büyük teknoloji şirketlerinden Baidu, yapay zeka çipleri için ABD'li Nvidia yerine Çinli Huawei'yi tercih etti.

Apple’ın yazılımı, ister fotoğraf işlemek, ister nesne algılama, optik karakter tanıma gerçekleştirmek veya kullanım kalıplarınıza göre uygulamalar önermek olsun; ML’yi halihazırda kapsamlı bir şekilde kullanıyor. Bu işlemlerin çoğu, mümkün olan yerlerde cihazın entegre sinirsel işlem biriminde (NPU) çalıştırılıyor.

Bu arada, Apple balonunun dışında “AI” PC’ler ve akıllı telefonlarla dolup taşıyoruz. Intel, AMD ve Qualcomm, gelişmiş modelleri bulutta kullanmak yerine kişisel cihazlarda yönetmek için entegre sinir ağı hızlandırıcılarına sahip çipleri duyurdu.

Muhtemelen bunun ışığında Apple, pazarlamasında yapay zekayı benimsemeye başladı. iGiant, yakın zamanda piyasaya sürülen M3 MacBook Air’i “yapay zeka için dünyanın en iyi tüketici dizüstü bilgisayarı” olarak lanse etti ve yüksek lisans ve dağıtım modellerini makinede yerel olarak “mükemmel performansla” çalıştırma yeteneğini vurguladı.

Ancak şu anda Apple’ın yüksek lisans eğitimlerini kendi işletim sistemine mi yerleştirmeyi yoksa bunun yerine bunları uzak modellere API çağrıları kullanarak entegre etmeyi mi planladığı belli değil.

Haziran ayında WWDC’de Apple’ın yapay zeka stratejisi hakkında daha fazla bilgi edinebileceğimizden şüpheleniyoruz.

BKM 2024 Yılı Şubat Ayı Verilerini Açıkladı

0

1990 yılında kurulan Bankalararası Kart Merkezi her ay düzenli olarak Türkiye’de gerçekleştirilen kartlı alışverişleri kamuoyu ile paylaşıyor. Bu veriler, alışveriş trendleri ve kart kullanımının yoğunlaştığı noktaları öğrenmek açısından büyük önem taşıyor. Ödeme sistemleri ekosistemine güvenli ve hızlı çözümler üreten teknoloji odaklı bir kurum olan BKM faaliyet alanlarına yenilikçi altyapı ve platform hizmetlerini de eklemeye devam ediyor.

Kart kullanımında artış sürüyor!

Şubat ayı itibarıyla Türkiye’de kredi kartı sayısı 120,4 milyon, banka kartı sayısı 191,2 milyon ve ön ödemeli kart sayısı 91,8 milyon adet oldu. 2023 yılının Şubat ayı ile kıyaslandığında kredi kartı adedinde yüzde 18’lik, banka kartı adedinde yüzde 11’lik, ön ödemeli kart adedinde ise yüzde 23’lük artış yaşandı. Toplam kart sayısı ise 403,4 milyon adede ulaşarak geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15 artış gösterdi.

Kartlı ödeme tutarı ilk defa 1 trilyon barajını geçti!

Kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile şubat ayında yapılan toplam ödeme tutarı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 152 artarak 1,01 trilyon TL oldu. Kartlı ödemelerin 843,1 milyar TL’si kredi kartları ile yapılırken 150,3 milyar TL’sinde banka kartları, 19,0 milyar TL’sinde ise ön ödemeli kartlar kullanıldı. Kredi kartı ile yapılan ödemelerde önceki yılın aynı dönemine göre büyüme oranı yüzde 166, banka kartı ile yapılan ödemelerde yüzde 94 olurken ön ödemeli kartlar ile yapılan ödemelerde ise bu oran yüzde 184 oldu.

Ön ödemeli kartlara ilgi artıyor

Kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile şubat ayında yapılan toplam ödeme adedi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 38 artarak 1,36 milyar adet oldu. Kartlı ödemelerin 763,3 milyon adedi kredi kartları ile yapılırken 491,1 milyon adedinde banka kartları, 106,6 milyon adedinde ise ön ödemeli kartlar kullanıldı. Kredi kartları ile yapılan ödeme adetlerinde büyüme oranı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 41, banka kartları ile yapılan ödeme adetlerinde yüzde 27 olurken ön ödemeli kartlar ile yapılan ödeme adetlerinde ise bu oran yüzde 79 oldu.

BKM tarafından hazırlanan 2024 yılı şubat ayı verileri raporunun tamamını buradan inceleyebilirsiniz.

GM sürüş verisi paylaşımını durduruyor!

General Motors yaptığı açıklamada, sigorta sektörü için risk profilleri oluşturan iki veri komisyoncusu ile insanların arabalarını nasıl sürdüğüne ilişkin ayrıntıları paylaşmayı bıraktığını söyledi. Karar, GM’in yıllardır sürücülerin kat ettiği mesafe, frenleme, hızlanma ve hız hakkındaki verileri sigorta sektörüyle paylaştığını belirten New York Times’ın bu ayki raporunun ardından geldi. Sürücüler, bazılarının bilmeden, GM’nin internete bağlı arabalarında, arabanın nasıl kullanıldığına dair veri toplayan ve iyi sürüş için geri bildirim ve dijital rozetler vaat eden bir özellik olan OnStar Smart Driver’a kaydolmuşlardı. GM sürüş verisi bu şekilde kullanılabiliyordu.

GM sürüş verisi paylaşımı için yeni karar aldı

Bazı sürücüler, GM’in iki broker olan LexisNexis Risk Solutions ve Verisk ile paylaştığı, elde edilen veriler sonucunda sigorta oranlarının arttığını söyledi. Firmalar daha sonra verileri sigorta şirketlerine sattı. GM sözcüsü Malorie Lucich, e-postayla yaptığı açıklamada: “OnStar Smart Driver müşteri verileri artık LexisNexis veya Verisk ile paylaşılmıyor. Müşteri güveni bizim için bir önceliktir ve gizlilik süreçlerimizi ve politikalarımızı aktif olarak değerlendiriyoruz” dedi.

Cadillac’ının sürüş verilerini toplamasının ardından sigorta oranları neredeyse iki katına çıkan Floridalı Romeo Chicco, bu ay GM, OnStar ve LexisNexis’e karşı toplu dava statüsü talebinde bulunan bir şikayette bulundu. Şikayetine göre Romeo Chicco’nun araba sigortası oranı, hızlanma, frenleme ve hızlanma hakkındaki bilgiler nedeniyle ikiye katlandı. Bay Chicco LexisNexis dosyasını istediğinde, bu dosya son altı ay içinde Cadillac’ıyla yaptığı 258 yolculuğun ayrıntılarını içeriyordu. Dosyası, yolculukların başladığı ve bittiği zaman kat ettiği mesafeyi ve herhangi bir hızlanma, sert frenleme veya hızlanmanın muhasebesini içeriyordu. Veriler Cadillac’ının üreticisi General Motors tarafından sağlanmıştı.

 The Times tarafından incelenen dahili bir belge, 2022 itibarıyla sekiz milyondan fazla aracın Smart Driver’a dahil olduğunu gösterdi. Programa aşina olan bir çalışan, şirketin Smart Driver’dan elde ettiği yıllık gelirin milyonlarca doların altında olduğunu söyledi.

Boeing uçuş güvenliği çağrısında bulundu!

LATAM Airlines Boeing 787 Dreamliner’ın dahil olduğu endişe verici bir olaya yanıt olarak Boeing, bu özel modeli işleten havayollarını kokpit içindeki belirlenmiş anahtarların (butonların) kapsamlı denetimlerini yapmaya çağıran bir ihtiyati tavsiye niteliğinde bildiri yayınladı.

Boeing uçuş güvenliği endişelerini gidermek istiyor

Olay, Sidney, Avustralya’dan Auckland, Yeni Zelanda’ya uçuşun ortasında meydana geldi ve ani ve endişe verici bir irtifa düşüşüyle ​​sonuçlandı. Yaklaşık elli yolcunun yaralanmasına neden oldu, on üçü tıbbi müdahale gerektirdi. LATAM başlangıçta olayı “teknik bir olaya” bağladı, ancak ABD’deki endüstri kaynakları insan hatası olasılığının ipucu verdi. Bir uçuş görevlisinin, yolcularla ilgilenirken kazara pilot koltuğundaki bir düğmeyi etkinleştirdiği ve potansiyel olarak uçağın dramatik bir şekilde burun dalışını tetiklediği yönünde spekülasyonlar ortaya çıktı.

Boeing’in uçuş güvertesi koltuklarındaki anahtarların incelenmesi yönündeki tavsiyesi, 2017’de yayınlanan ve bu anahtarların bakımının önemini vurgulayan bir servis bülteninden kaynaklanıyor. Şirket, operatörleri bir sonraki bakım fırsatında inceleme yapmaya çağırdı ancak olay hakkında daha fazla yorum yapmaktan kaçındı. Eş zamanlı olarak ABD Federal Havacılık İdaresi (FAA), konuyu araştırmak ve Boeing’e geri bildirimde bulunmak üzere güvenlik uzmanlarından oluşan bir Düzeltici Faaliyet İnceleme Kurulu’nun (CARB) kurulduğunu duyurdu.

Bu olay, özellikle 2018 ve 2019 yıllarında 737 MAX uçaklarının 350’den fazla can kaybıyla sonuçlanan ölümcül kazaları başta olmak üzere, son yıllarda Boeing uçaklarıyla ilgili bir dizi güvenlik endişesini bir araya getiriyor. Ocak ayında, Boeing 737 MAX 9 Alaska Havayolları jetinin gövde paneli uçuş sırasında patlayarak felaketten kıl payı kurtuldu. Son olayda ölüm olmamasına rağmen, devam eden güvenlik sorunları, ABD’li düzenleyicilerin Boeing’e kalite kontrol endişelerini gidermesi için 90 gün vermesine neden oldu. Şirket içinde “gerçek ve derin iyileştirmeler” yapılması ihtiyacını vurguladı.

Boeing’in hisse senedi fiyatı, güvenlik endişeleri nedeniyle yılbaşından bu yana yüzde 25 oranında düştü. Yatırımcıların gelecekteki olası kazalar konusunda tedirgin olmasına neden oldu. Boeing uçaklarını satın alanlar da endişeli ve müşterilerin uçaklarıyla tekrar güvenli bir şekilde uçmalarını sağlamak için Boeing’in bu güvenlik sorunlarını bir an önce çözmesi gerektiğini düşünüyor.

Meta optikler termal görüntülemeyi iyileştirecek!

0

Yeni ultra-ince meta-optikler yeni nesil termal görüntülemeyi mümkün hale getirebilir. Çeşitli sektörlerde görüntüleme teknolojilerine olan bağımlılığın artması, hafif ancak yüksek kaliteli optik sistemleri gerektirmekte. Karanlıkta, dumanda ve siste görüş sağlayan uzun dalga boylu kızılötesi (LWIR) görüntüleme, geleneksel olarak germanyum gibi pahalı malzemelerden yapılmış hacimli kırılma mercekleri kullanır ve bu da yaygın kullanımı engelliyor.

Meta optikler termal çözüm sağlayacak

Son gelişmeler, nanosütun dizilerinden oluşan mühendislik metayüzeylerinden yararlanan meta-optik yoluyla bir çözüm öneriyor. Bu meta yüzeyler, ışığı manipüle etmek için kontrollü faz kaymaları sağlıyor. Geleneksel optiklerle karşılaştırılabilir ancak kalınlığı azaltılmış sonuçlar elde ediyor. Verilen söze rağmen, özellikle LWIR uygulamalarında renk sapmaları gibi zorluklar devam ediyor. Bu konuyu ele alan Washington Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, uzaysal frekanslar arasında görüntü kontrastını korumak için modülasyon transfer fonksiyonunu (MTF) optimize eden yeni bir tasarım çerçevesi olan “MTF mühendisliğini” tanıttı.

Doçent Arka Majumdar liderliğindeki ekip, meta-optik tasarımı hızlandırmak için ters tasarım teknikleri ve derin sinir ağlarını (DNN’ler) kullanıyor. Sütun şeklini ve düzenlemesini optimize ederek geniş alan optiklerinin hızlı optimizasyonunu sağlıyor. MTF eğrisi alanıyla ilgili sezgisel değer (FoM) değerleri, lens aracılığıyla en iyi bilgi aktarımını sağlayarak görüntü kalitesini artırıyor.

Tasarımlarını tek bir silikon levhadan üreten ekibin germanyum içermeyen LWIR görüntüleme sistemi, ticarileşme yönündeki ilerlemeyi temsil ediyor. Ayrıca GitHub’da ücretsiz olarak erişilebilen MTF mühendislik çerçeveleri “metabox”ı da demokratikleştirerek küresel araştırmacılara meta-optik tasarlama yetkisi verdi.

Majumdar yaptığı açıklamada: “Liyakat rakamı MTF eğrisinin altındaki alanla ilgili. Buradaki fikir, MTF’de yakalanan mercekten mümkün olduğunca fazla bilgi aktarmak. Daha sonra, hafif bir hesaplamalı arka uçla birleştirildiğinde yüksek kaliteli bir görüntü elde edebiliriz” dedi. Bu araştırma laboratuvarın ötesine uzanıyor ve görüntüleme teknolojilerine bağımlı olan endüstrileri etkiliyor. Hafif, yüksek performanslı meta-optik sistemler tüketici elektroniği, ulusal güvenlik ve diğer sektörlerde gelişmiş yetenekler vaat ediyor. Ekip, çerçevelerini açık erişim olarak sunarak dünya çapında meta-optik tasarımda işbirliğini ve yeniliği teşvik ediyor.

Meta-optik, geleneksel LWIR görüntüleme sistemlerinin zorluklarına hafif bir formda gelişmiş performans sunarak umut verici bir çözüm sunuyor. Washington Üniversitesi araştırmacıları tarafından geliştirilen MTF mühendisliği çerçevesi, hızlı optimizasyonu kolaylaştırıyor. Görüntü kalitesini artırarak çeşitli uygulamalarda optik sistemlerdeki ilerlemeleri artırıyor.

Araç kredilerinin fiyatlandırmasını da yapay zeka yapacak!

European Journal of Journal’da yayınlanan yeni araştırmaya göre, araba bayileri gibi dolaylı perakende kanallarında faaliyet gösteren kredi verenler, kredileri kendi takdirlerine göre fiyatlandırmak için yalnızca satış elemanlarına güvenmek yerine perakendecilerin satış elemanlarını desteklemek için yapay zeka kullanarak kar marjlarını üçte birden fazla artırabilir.

Yapay zeka araç kredisi konusunda önyargıyı kırabilir

Kanada’daki otomobil bayilerinde kredi vermeyle ilgili araştırma, şirket merkezinde yapay zeka ve merkezi fiyatlandırmanın kullanılmasının potansiyel olarak insani önyargıları azaltabileceğini ve geleneksel olarak düşük kredi onay oranlarına sahip kişilerin kredilere erişimini iyileştirebileceğini gösterdi. Aksi takdirde bu tür kişilere, satış görevlileri tarafından alınan optimize edilmemiş kredi fiyatlandırma kararları nedeniyle kredi reddedilebilirdi.

Üniversitenin İşletme Fakültesi’nden Dr. Christopher Amaral: “Esasen, analitik tabanlı modellerin ortalama bir müşteri için kredi fiyatlandırmasında satış görevlilerinden daha iyi olup olmadığına baktık ve bir şirketin müşterileri hakkında zengin verilere erişimi olduğu sürece yapay zeka modellerinin fiyat hassasiyetini insanlardan daha iyi tespit edebildiğini gördük” dedi.

Dr. Amaral: “Birçok şirket bu tür verilere sahip ancak bunları en iyi şekilde kullanmıyor. Ancak yapay zeka tarafından ayrımcı veya kişiye özel fiyatlandırmaya geçiş, kârları önemli ölçüde artırma potansiyeline sahip. Aynı derecede önemlisi, kredi almakta zorlanan insanlara kredi verilmesinin önünü açabilir. Geçmişte, çünkü analize dayalı yaklaşımlar kendileri için işe yarayacak fiyatlandırmayı belirleyebilir ve aynı zamanda borç veren için kâr ve risk dengesini koruyabilir” dedi. Dr. Amaral: “Müşteri riskine dayalı ayrımcı fiyatlandırmanın etkisi: perakende ağları aracılığıyla dolaylı kredilendirmeyi kullanan ampirik bir araştırma” başlıklı çalışma, müşteri riskine dayalı analitik odaklı fiyatlandırma kullanmanın ve satış elemanlarının komisyonlarını optimize etmenin karları yüzde 34 oranında artırabileceğini gösterdi” dedi.

Araştırmanın ortak yazarı, Kanada’daki Queen’s Üniversitesi Smith İşletme Fakültesi’nden Dr. Ceren Kolsarıcı, ayrımcı fiyatlandırmanın (örneğin bir kredinin fiyatının müşterinin kredi puanına göre belirlenmesi) tüm ülkelerde yasal olmadığını ve birçok ülkede yasal olmadığını belirtti. Dr. Amaral, araştırmanın önyargıyı azaltmak amacıyla tüketici kredi puanları, kredi/değer oranları, finanse edilen araç türleri ve aracın fiyatı gibi faktörlere odaklandığını söyledi.

Çin, Microsoft, Intel ve AMD’yi yasaklıyor!

0

Dünya teknoloji sahnesinde önümüzdeki yıllara damgasını vuracak büyük bir gelişme yaşandı! Çin, Amerikan teknoloji devlerine olan kapılarını kapatarak, kendi teknolojik bağımsızlığını artırma yönünde dikkat çekici bir adım attı. Artık Çin’deki bilgisayarlarda Amerikan yapımı Microsoft, Intel ve AMD ürünleri kullanılmayacak.

Çin hükümetinin bu kararı, ülkenin bilgisayar sistemlerinden yabancı teknolojiyi aşamalı olarak çıkarma planının bir parçası. Amaç, Intel ve AMD gibi mikroişlemcilerin ve Microsoft’un Windows işletim sistemi gibi yazılımların kullanımını ülke çapında sonlandırmak. İlçe düzeyinin üzerindeki kurumlara, alımlar yapılırken “güvenli ve güvenilir” işlemciler ve işletim sistemleri içeren kriterlerin dahil edilmesi talimatının verilmesiyle bu karar artık somut bir hal aldı. 

Karar, “tavsiye” niteliğinde!

Çin aslında Microsoft, Intel ve AMD ürünlerinin kullanımını bir yasa ile yasaklamış değil. Devlet tarafından paylaşılan yönerge, devlet daireleri için yeni donanım satın alımında tavsiyeler içeriyor. Devlet daireleri, yeni bir donanım satın alırken bu tavsiyeleri dikkate alacak. Elbette, her dairenin bu tavsiye kararına aslında uymak zorunda olduğunu da söylemeden geçmeyelim. Peki, Windows işletim sistemi bir yana, halihazırda kullanılmakta olan AMD ya da Intel işlemcili bilgisayarlar ne olacak? Bu konuda net bir bilgi yok. Çin Devlet Konseyi Enformasyon Bürosu ne de AMD ve Intel konuyla ilgili herhangi bir açıklama yapmadı.  

Çin’in attığı bu adımın zamanlaması da oldukça manidar. Çünkü bu karar, ABD Başkanı Joe Biden’ın Intel’e, Arizona’da yarı iletken üretimi için CHIPS Yasası kapsamında 8.5 milyar dolar federal fon sağlanacağını duyurduğu döneme denk geldi. ABD’nin bu hamlesi, Çin ve Tayvan’a olan bağımlılığını azaltma ve kendi yarı iletken üretim kapasitesini artırma çabasının bir göstergesi olarak değerlendirildi. Çin de şimdi bu adımın aynısını, kendi ülkesi için atıyor.

Çin, geçtiğimiz yıl Eylül ayında devlet kurumlarında çalışan bireylerin iPhone kullanmasını yasaklamış ve yerli ürünlerin kullanımını teşvik ettiğini açıklamıştı. Bunun üzerine ABD’de ulusal güvenlik endişelerini ön plana koyarak hükümete ait telefonlarda TikTok kullanılmasını yasaklamıştı. Üstüne de Nvidia’nın yapay zeka çiplerinin ihracatına kısıtlama getirmişti.

Küresel teknoloji tedarik zincirleri ve politikaları üzerinde önemli etkiler

Bu iki gelişme, teknoloji dünyasında yeni bir dönemin habercisi olarak değerlendirilebilir. Çin’in yabancı teknolojiyi kendi sistemlerinden çıkarma kararı ve ABD’nin yarı iletken üretim kapasitesini artırma çabaları, her iki ülkenin de teknoloji alanında daha bağımsız bir yol izlemeye başladığını gösteriyor. Bu, küresel teknoloji tedarik zincirleri ve politikaları üzerinde önemli etkiler yaratabilir.

Peki, bu durum küresel teknoloji tedarik zincirlerinde ve siyasi dengelerde ne gibi değişikliklere yol açabilir? Her iki ülkenin de teknolojik bağımsızlığını ve yerel kapasitelerini güçlendirmeye yönelik bu adımları, dünya sahnesinde yeni bir rekabet dönemini mi başlatıyor?

8.⁠ ⁠Girişimcilik ekosistemi kahvaltı buluşması Atölye Üsküdar’da gerçekleşti

0

Girişimcilik ekosisteminin önemli buluşmalarından biri olan 8. Girişimcilik Ekosistemi Kahvaltı Buluşması, 9 Mart 2024 tarihinde Atölye Üsküdar‘da gerçekleşti. Girişimciler, yatırımcılar ve sektör paydaşlarının bir araya geldiği etkinlik her zaman olduğu gibi büyük ilgi gördü.

Kahvaltı buluşması, girişimcilik ekosisteminin önemli aktörlerini bir araya getirerek, iş birliği ve paylaşım ortamı sağladı. Girişimcilik alanında faaliyet gösteren birçok başarılı girişim, deneyimlerini ve başarı hikayelerini katılımcılarla paylaşma fırsatı buldu. Ayrıca, yatırımcılar da etkinlikte girişimcilere destek olma ve yeni fırsatlar keşfetme imkanı buldular. Bizlerin gerçekleştirmiş olduğu röportajı izleyebilirsiniz.

Bu ayın ana sponsoru olan SharinGo ve gümüş sponsor Naklov Girişimi, etkinliğin başarılı geçmesine katkı sağlayan önemli isimlerden biri olarak yer aldı.

Etkinliğe destek veren diğer sponsorlar arasında BukyTalk, NoCodeTime, Ovesis, Tamamlıyo ve Yeşil Paket gibi önemli girişimler bulunuyor. Bu sponsorların katkıları, etkinliğin başarılı bir şekilde gerçekleşmesine olanak sağladı.

Panel oturumları ve interaktif söyleşilerin yanı sıra networking ve tanışma fırsatlarının da sunulduğu etkinlik, katılımcılar arasında olumlu geri bildirimler aldı. Girişimciler, sektördeki son gelişmeleri takip etme ve yeni işbirlikleri kurma şansını değerlendirdiler.

Atölye Üsküdar‘nın ev sahipliğinde gerçekleşen 8.Girişimcilik Ekosistemi Kahvaltı Buluşması, girişimcilik ekosistemine katkı sunmaya devam ediyor. Katılımcılar, etkinlikte edindikleri bilgi ve deneyimlerle işlerini geliştirme ve büyütme yolunda yeni adımlar atmaya ilham aldılar.

Gelecek etkinliklerden haberdar olmak ve girişimcilik ekosistemine katkı sağlamak için StartupTeknoloji‘nin sosyal medya hesaplarını ve internet sitesini takip etmeyi unutmayın!

Afrika’nın dijital dönüşümü Türk firmaya emanet!

0

Finansal Teknolojiler ve Analitik alanında Türkiye’nin lider teknoloji şirketi olan GTech, Doğu Afrika’daki şirketlerin dijital dönüşümlerini hızlandırmak amacıyla Etiyopya’nın en büyük teknoloji şirketlerinden biri olan Alta Computec ile stratejik iş birliği yaptı.

Bankacılık başta olmak üzere farklı sektörlerdeki deneyimini, global teknolojik gelişmelerle birleştirerek kurumlara katma değer yaratan ürünler ve çözümler sunan GTech; gerçekleştirdiği önemli iş ortaklığı ile Doğu Afrika Bölgesindeki kurumların dijital dönüşüm yolculuklarına rehberlik edecek. GTech’in iş ortaklığı yaptığı, Etiyopya’nın ve Doğu Afrika’nın teknoloji alanındaki önemli oyuncularından biri olan Alta Computec; bölgedeki güçlü pazar deneyimi ile Doğu Afrika’daki müşterilerin GTech’in geliştirdiği yazılım ve çözümleri kullanmalarına katkı sağlayacak.

Ana bankacılık, tüketici finansman, dijital bankacılık, açık bankacılık ve kredi skorlama ürünleri ile dijital bankaların yanı sıra altyapısını teknoloji adapte etmek ve modernleştirmek isteyen tüm bankaların değişimine uçtan uca yön veren GTech;  güçlü bankacılık altyapısı olan Türkiye ve Orta Doğu Bölgesinde elde ettiği deneyimini Doğu Afrika Bölgesine taşıyacak. İngiltere, Avrupa, Körfez Bölgesi, Orta ve Güney Asya’dan sonra Doğu Afrika’da da hizmet sunacakları için çok mutlu olduklarını belirten GTech’in Yönetici Ortağı Gürhan Taşkaya konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: 

“Dijital dönüşümün iş dünyasında kaçınılmaz hale gelmesiyle birlikte, GTech olarak müşterilerimizin teknolojik ihtiyaçlarını karşılamak ve rekabet avantajı elde etmelerini sağlamak adına %100 yerli ürün ve çözümlerimizi geliştirdik. 24 yıldır Türkiye’nin lider bankaları ve şirketlerine sunduğumuz çözümlerle, verimliliklerini artırmalarına, daha hızlı karar alabilmelerine ve sürekli değişen koşullara hızlı adapte olabilmelerine olanak tanıyoruz. Türkiye bankacılık sektöründe güçlü bir deneyime sahip. GTech olarak bu deneyimi Doğu Afrika’ya taşıyarak hem finansal kuruluşların ve hem de diğer sektördeki kurumların dijital dönüşüm süreçlerinde rol almak bizim için heyecan verici bir fırsat. Alta Computec’in bölgedeki deneyimi ile Türkiye’deki birikimimizi ve başarılarımızı Etiyopya’ya aktarıp, Etiyopya ve Doğu Afrika’nın teknolojik altyapısını güçlendirecek ve kurumların rekabet avantajlarını artıracak çözümler sunacağız.” 

Bankacılık, eğitim, sağlık, kamu kuruluşları vb. çeşitli sektörlere ve küresel şirketlere uçtan uca BT çözümleri sunan Alta Computec’in Genel Müdürü Ato Cherinet Gebregiorgis, GTech ile yaptıkları iş birliğinin, teknolojik zorlukları aşmaya ve kârlılıklarını artırmaya çalışan kurumlar için büyük bir fırsat olduğunu belirterek; “İki şirket arasındaki stratejik iş birliği, teknolojimizin tüm kullanıcılarının iş operasyonlarının geliştirilmesine ve Etiyopya’nın dijital dönüşümüne büyük ölçüde katkıda bulunacağına inanıyorum.” dedi.

GTech Etiyopya’da Alta Computec ile lansman düzenledi

GTech; geçtiğimiz hafta Etiyopya’da gerçekleştirdiği lansman toplantısında 30 firmadan 70 kişiyi ağırladı. Etiyopya’nın en büyük finans kuruluşlarının üst düzey yöneticilerinin katılım sağladığı toplantıda GTech, yeni nesil teknolojiler ve yapay zekânın finans sektöründeki uygulamaları üzerine katılımcıları bilgilendirdi. Toplantıda Symphony Banking ürün ailesini ve veri teknolojilerindeki hizmetlerini de tanıtan GTech; 24 yıldır finans sektöründe hayata geçirdiği başarılı projelerini paylaştı. Lansmana gösterilen yoğun ilgiden son derece memnun olduklarını belirten Gürhan Taşkaya; “Etiyopya stratejik konumu ve hızlı büyüyen ekonomisiyle oldukça önemli bir ülke. Toplantımızda Etiyopya pazarının ihtiyaçlarını değerlendirmek, katılımcı kurumlarla fikir alışverişi yapmak son derece keyifliydi. Önümüzdeki dönemde GTech olarak %100 yerli ürün ve çözümlerimizi Alta Computec’in iş birliği ile Etiyopya’daki finans kuruluşlarına rekabet avantajı sağlayacak olmanın heyecanı içindeyiz.” dedi.

BM yeni teknolojileri su krizine neden olabileceğine karşı uyarıyor!

0

Yeni bir BM raporu, dünyanın tatlı su kaynaklarını daha iyi yönetmesi gerektiğini, ancak çözüm olarak öne sürülen yeni teknolojilerin kontrol edilmediği takdirde “ciddi sorunlara” yol açabileceği konusunda uyardı. BM kültür ajansı UNESCO’nun raporuna göre, gezegen nüfusunun yaklaşık yarısının ciddi su kıtlığıyla karşı karşıya olduğu ve iklim değişikliğine bağlı kuraklıkların 2002 ile 2021 yılları arasında 1.4 milyardan fazla insanı etkilediği belirtildi.

BM su krizi için teknoloji çözümlerini vurguladı

Raporda, 2022 itibarıyla 2 milyardan fazla insanın güvenli bir şekilde yönetilen içme suyuna erişimi olmadığı, 3.5 milyar insanın ise düzgün tuvaletlere erişiminin olmadığı belirtildi. Üstelik ilaçlar, hormonlar ve endüstriyel kimyasallar da dünya nehirlerine sızıyor. “Refah ve barış için su” başlıklı raporda, krize çözüm bulmak için daha fazla su eğitimi, veri toplama ve yatırım yapılması çağrısında bulunuldu.

Aynı zamanda bilgisayar destekli yeni çözümlerin sınırlarını da vurguladı. Açıklamada: “Hem su teminini hem de su kullanım verimliliğini ve sanitasyon hizmetlerinin kalitesini ve kapsamını geliştirmek için bir dizi teknolojinin mevcut olduğu” belirtildi. Ayrıca: “Hızla gelişen bazı teknolojiler oldukça yoğun su kullanıyor ve kontrol edilmezse yakın gelecekte ciddi sorunlara yol açabilir” ifadelerine yer verildi.

İklim değişikliğinin önümüzdeki yıllarda rekor yağış ve kuraklık modellerini yoğunlaştıracağı tahmin edilirken, bu sorunla mücadeleye yönelik çözümlerin de çok fazla su tükettiği belirtildi. Karbon yakalama ve depolama adı verilen böyle bir teknik, gezegeni ısıtan karbon kirliliğini azaltmak amacıyla fosil yakıtla çalışan enerji santrallerinin ve çelik ve çimento fabrikaları gibi ağır sanayilerin egzozundan CO2’yi çekiyor. Ancak raporda “karbon yakalama ve depolama sistemleri… son derece enerji ve su yoğundur” deniliyor.

Enerji üretiminin, hem fosil yakıtların çıkarılması hem de termal ve nükleer enerji santrallerinin soğutulması amacıyla küresel olarak çekilen suların yüzde 10 ila 15’ini oluşturduğu belirtildi. Rüzgar, güneş ve jeotermal enerji sistemleri su açısından daha verimli olsa da, güç depolamak için yine de lityum pillere ihtiyaç duyuyorlar. Raporda, güneş panelleri için lityum ve diğer kritik minerallerin çıkarılmasının “genellikle yüksek oranda su yoğun olduğu ve su kalitesine, özellikle de yeraltı suyuna, ekosistemlere ve yerel nüfusa yönelik önemli riskler taşıdığı” belirtildi.

Kazanmak için oyna (P2E) dolandırıcılığından korunmanın yolları!

ALEV AKKOYUNLU / Laykon Bilişim Operasyon Direktörü

Kazanmak için oyna (P2E) oyunlarının yükselişi, oyuncuların eğlencenin tadını çıkarırken gerçek para kazanmaları için yeni fırsatlar yarattı. Ancak, gelişmekte olan her sektör gibi, P2E alanı da masum oyuncuları sömürüp paralarını ve kişisel verilerini çalmak isteyen dolandırıcılardan payına düşeni aldı.

Kendinizi Oyna Kazan Dolandırıcılığından Koruyun

1. Derinlemesine araştırın. Herhangi bir P2E oyununa para yatırmadan önce ekibi, yol haritasını ve token ekonomisini araştırın. Resmi web sitesini kontrol edin, güvenilir kaynakların yorumlarını okuyun ve diğer oyuncuların görüşlerini almak için topluluk forumlarına katılın. Anonim geliştiricileri, gerçekçi olmayan vaatleri veya şeffaflık eksikliği gibi olumsuz işaretleri arayın. Resmi kaynaklardan ve güvenilir topluluk üyelerinden gelen bilgileri karşılıklı kontrol edin. Sosyal medyada veya resmi olmayan kanallarda yapılan doğrulanmamış iddialara veya vaatlere karşı dikkatli olun.

2. Yalnızca güvenilir platformları kullanın. Geçmişi bilinen ve aktif toplulukları olan köklü ve saygın P2E platformlarını tercih edin. Yasal P2E oyunları, güvenilir şirketler veya oyun sektöründe başarılı bir geçmişe sahip kişiler tarafından geliştirilir. Geliştiricilerin kimlik bilgilerini doğrulayın, önceki projelerini kontrol edin ve oyun topluluğu içinde şeffaf bir şekilde var olduklarından emin olun.

3. Oyun için özel bir cüzdan oluşturun. Kripto para tabanlı oyunlara katılmak istiyorsanız, özellikle bu oyun veya oyun etkinlikleri için özel bir cüzdan oluşturun. Bu cüzdan, kötü niyetli kişiler tarafından ele geçirildiğinde veya erişildiğinde birincil kripto para varlıklarınızı izole eder ve koruma altına alır.

4. Varlıklarınızı güvence altına alın. Güvenilir cüzdanlar kullanın ve özel anahtarlarınızı güvende tutun. Oturum açma bilgileri, özel anahtarlar veya kişisel bilgiler gibi hassas bilgileri asla bir P2E platformuyla ilişkili olduğunu iddia eden herhangi biriyle paylaşmayın. Meşru platformlar kullanıcı güvenliğine öncelik verir ve bu tür bilgileri asla istenmeyen kanallar aracılığıyla talep etmez.

5. İşlemleri resmi kanallar aracılığıyla yapın.P2E oyunlarında işlem yaparken, platform tarafından sağlanan resmi ve güvenli kanalları kullanın. İşlemlerinizin güvenliğini tehlikeye atabilecek üçüncü taraf web sitelerinden veya resmi olmayan kanallardan kaçının. Meşru P2E platformları, oyuncu işlemlerinin güvenliğine öncelik verir.

6. Şüpheli faaliyetleri bildirin.Şüpheli bir faaliyetle karşılaşırsanız veya bir P2E dolandırıcılığı ile karşılaştığınızı düşünüyorsanız, bunu ilgili yetkililere ve oyun topluluğuna bildirin. Zamanında bildirimde bulunmak diğer oyuncuların korunmasına yardımcı olur ve dolandırıcılıkla mücadeleye yönelik kolektif çabaya katkıda bulunur.

Işıl Hasdemir Dell Technologies Türkiye Genel Müdürü
Işıl Hasdemir
Dell Technologies Türkiye Genel Müdürü

Işıl Hasdemir
Dell Technologies Türkiye Genel Müdürü

Dell Technologies Türkiye’de iş strateji ve yönlendirmeden sorumlu olan Işıl Hasdemir, Temmuz 2020’de görevine başladı.

Hasdemir; Türkiye’de satış, servis ve destek fonksiyonlarını birbirinden ayıran ve şirketin, kuruluşların dijital dönüşüm gündemlerini hızlandırmalarına yardımcı olma misyonunu başarıyla yürüten bir ekibe liderlik ediyor. Hasdemir’in liderliğindeki Dell Technologies, Türkiye’nin ICT sektöründeki güçlü konumunu korumaya devam ediyor.

Türkiye’nin öne çıkan teknoloji liderlerinden biri olan Hasdemir, aynı zamanda Dell Technologies bünyesinde “teknolojiyi dünyanın daha iyi bir yer haline getirilmesi adına kullanma” misyonuyla çeşitli projelere imza atıyor.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden Elektrik ve Elektronik Mühendisliği lisans derecesine sahip olan Hasdemir, Dell Technologies’e katılmadan önce 2005’te Cisco Ülke Lideri ve ardından 2009’da Genel Müdür Yardımcısı olarak atanmış ve kariyerinin öncesinde ise NCR Türkiye’de çeşitli liderlik görevlerinde bulunmuştur.

Yazılım dünyası DevOpsDays İstanbul’da buluşuyor!

Bu yıl dünyada 15., Türkiye’de 6. yılını kutlayan DevOpsDays zincir etkinlikleri farklı kıtalarda 70’den fazla şehirde gerçekleştiriliyor. Yazılım geliştirme, bilgi teknolojileri altyapı işlemleri ve bu ekiplerin DevOps adı verilen kesişme noktaları ile ilgili teknik bir konferans olan DevOpsDays, 20 Nisan Cumartesi günü İstanbul’da yüz yüze gerçekleşecek.

DevOpsDays etkinlikleri yazılım ve operasyon ekiplerini bir araya getirip, birlikte ve daha verimli çalışmalarını sağlayan, aralarındaki anlık bağımlılıkları ortadan kaldırmaya yönelik bir felsefe ve yöntem olan DevOps’u geliştirmek üzere başladı. İlk kez 2009’da Belçika’nın Gent şehrinde düzenlenen etkinlik zincirine her yıl tüm dünyada farklı şehirler katılıyor. DevOpsDays 15. yılında 70’den fazla şehirde gerçekleşiyor.

DevOps alandaki bilgi, tecrübe, başarı ve uğraşıların paylaşıldığı büyük bir platform sunan DevOps Türkiye topluluğu, DevOpsDays İstanbul’u bu yıl altıncı kez 20 Nisan Cumartesi günü Dedeman Bostancı İstanbul Otel ve Kongre Merkezinde düzenleyecek.

2024 DevOpsDays İstanbul’un açılış konuşmacısı, Ergonautic’in kurucusu, eski RedHat müdür yardımcısı ve DevOps hareketinin önde gelen isimlerinden Andrew Clay SHAFER olacak. Diğer konuşmacıları arasında; AWS Community Hero’dan Anton BABENKO, Lyrebird Studio’dan Kıdemli Bulut Güvenliği Mühendisi Sena YAKUT, GetYourGuide’dan Kıdemli Saha Güvenilirlik Mühendisi Maggie SLUKOVA, Letgo Platform’dan Mühendis Nagihan KIVANÇ, DevOps Danışmanı Bayram KARAGOZ, Ampt kurucusu Emrah SAMDAN ve Apache APISIX’ten Nicolas FRANKEL yer alıyor.

Etkinlik üst düzey yöneticilerden kariyerinin başındaki yazılımcılara kadar sektöre ilgi duyan tüm profesyonelleri hedefliyor. DevOpsDays etkinlik serisinde, ‘açık oturum’ olarak adlandırılan yuvarlak masa toplantıları ve ‘ateşleme’ olarak bilinen kısa ve ilham verici konuşmalar bulunuyor. Açık oturumlarda konular tüm katılımcılar tarafından belirleniyor ve yuvarlak masalarda toplanan katılımcıların tartışmalarını içeriyor. Bu şekilde, alanda çalışan uzmanlar son teknolojilerle ilgili deneyim ve bilgilerini paylaşırken, ulusal ve uluslararası yenilik ve uygulamaların özgür bir ortamda ele alınması hedefleniyor.

DevOps Turkey tarafından düzenlenen etkinliği Kloia, Bestcloudfor.me, Resmo, Oobeya, Parny ve Appcircle destekliyor.

Kayıt için: http://devopsdays.istanbul/

CIO’lar yapay zeka talebini nasıl yönetmeli?

Yönetim kurulu yöneticileri üretken yapay zekadan (GenAI) yararlanma konusunda istekli. Logicalis’in onuncu yıllık CIO Raporuna göre talep, CIO’lar ve BT profesyonelleri üzerinde büyük bir baskı yaratıyor.

Logicalis grubunun CTO’su Toby Alcock, firmasının araştırmasının CIO’ların zor bir durumda olduğunu gösterdiğini söylüyor. İşin geri kalanı GenAI’nin üretkenliğini ve maliyet avantajlarını duymuş ancak gelişen teknolojileri benimsemenin zorluklarını tam olarak anlamıyor. Yapay zekaya olan talebi yönetmek isteyen CIO’lar, iş arkadaşlarıyla beş temel alanda samimi tartışmalar yapmalı.

CIO’lar yapay zeka talep yönetiminde neler yapmalı?

Neyin başarılabileceği konusunda net olun

Yapay zekayı işe etkili bir şekilde entegre etmek, 2024 yılında CIO’lar için bir numaralı öncelik. Alcock, dünya çapında 1.000 CIO’nun katılımıyla yapılan ankete katılan BT liderlerinin yüzde 89’unun, yapay zekayı 2024 yılında kuruluşlarına dahil etmek istediğini ve yüzde 85’inin yapay zeka gelişimi için ayrılmış bütçeleri olduğunu söyledi. Alcock: “Anketteki geniş pazar, sektör ve müşteri yelpazesine baktığınızda, büyük çoğunluğun bu teknolojiye bahis oynadığını gördüğünüzde bu büyük bir bahis. CIO’lar yapay zekadaki en son moda sözcükler ve teknolojilerle ön planda olduklarını ve lider olduklarını kanıtlamak istiyor” dedi.

Yapay zeka becerilerini geliştirin

CIO’lar ayrıca işletmelerinin bu gelişen teknolojiden en iyi şekilde yararlanabilecek becerilere sahip olmasını sağlamalıdır. İyi haber şu ki anket, dijital liderlerin yüzde 87’sinin zaten yapay zeka iş akışları oluşturduğunu ortaya çıkardı. Ancak Alcock, bu yeni oluşan pazarda büyük yetenek bulmanın zor olduğunu belirtti. Alcock: “Herkes becerilere yatırım yapmaya nasıl başlayabileceklerine bakmaya çalışıyor. Ancak ne yazık ki veri bilimcilerini ve yapay zeka becerilerini işe almaya çalışmak, çoğu CIO’muzun alışık olduğu, altyapıyı işletmek ve işletmeyi çalışır halde tutmak olan temel işten çok farklı” dedi.

Yapay zeka yönetimiyle ilgilenin

CIO’ların neredeyse dörtte üçü (yüzde 72) yapay zekayı düzenlemenin zorlukları konusunda endişeli. CIO’lar, işletmenin yapay zekaya yönelik heyecanını etik, önyargılar veya gelecek düzenlemeler gibi yönetişimin zorluklarıyla dengelemesine yardımcı olacak bir yol bulmalı.

Siber zorluklarla yüzleşin

Sürekli büyüyen siber tehdit veri riskini artırıyor. Ankete katılan işletmelerin yüzde 83’ü 2023’te bir saldırıya maruz kaldı. CIO’ların yalnızca yüzde 43’ü başka bir ihlale karşı tamamen hazırlıklı olduğunu düşünüyor.

İşletmeyi bağlantıda tutun

Logicalis araştırması, CIO’ların yüzde 75’inin bağlantı altyapısının veri odaklı girişimlerin uygulanmasında bir engel olduğuna inandığını gösteriyor. BT’nin temelini oluşturan bu odaklanma, CIO’ları üretken yapay zeka, makine öğrenimi ve Nesnelerin İnterneti gibi yeni ortaya çıkan teknolojilerden en iyi şekilde nasıl yararlanılacağına odaklanmaktan uzaklaştırıyor.

İş dünyasında analizin gücü!

Yandex Ads Uygulama Kampanyaları Ürün Yöneticisi Anton Ogay
Yandex Ads Uygulama Kampanyaları Ürün Yöneticisi Anton Ogay

Yandex Ads Uygulama Kampanyaları Ürün Yöneticisi Anton Ogay, LTV ve uygulamalar için kayıp tahminlerine dayalı modellemenin nasıl işlediğini Techinside için anlattı.

İstatistiğe dayalı analizler iş dünyasında uzun süredir başarıyla kullanılıyor. Ancak, makine öğrenimi teknolojilerinin ve veriye dayalı çözümlerin gelişimiyle birlikte bu alanda yeni yollar açıldı. Modern tahmine dayalı modeller, işletmelere kullanıcı davranışını ve belirli eylem ve olayların olasılığını doğru bir şekilde öngörme olanağı sunar, bu da onları pazarlama dahil birçok alanda değerli bir teknoloji haline getirir.

Tahmine dayalı modellerin kullanıldığı öne çıkan birçok alan bulunuyor. Bunlar arasında ürün yelpazesini artırmak ve ek satış yapmak için perakende, müşteri ödeme gücünü değerlendirmek için bankacılık ve ekipmanları takip etmek için imalat sektörleri yer alıyor. Ayrıca, tahmine dayalı modeller, pazarlamada reklam kampanyalarının işletmelere ve kullanıcılara etkisini belirlemek için kullanılıyor.

Tahmine dayalı modeller nasıl destek oluyor?

Pazarlama ve ilgili alanlarda tahmine dayalı modeller size destek olabilir. Gelin, birkaç örneğe bakalım:

  • Bir olayın olasılığını belirleyin. Bir olayı etkileyebilecek çeşitli etkenlere dair daha fazla veriye sahip olduğunuzda, sonucu daha doğru şekilde tahmin edebilirsiniz.
  • Spesifik bir hedef kitle segmentinin reklam kampanyanızı nasıl algılayacağını tahmin edin.
  • Uygulama içi alımlar için en uygun maliyeti belirleyin.
  • Pazarlama kampanyanız için en iyi optimizasyon seçeneklerini, KPI’ları ve bütçeyi seçin.
  • En yüksek LTV’ye sahip müşterileri veya başka bir temel metrik bulun.

Son senaryoya daha detaylı bakalım.

LTV nedir ve neden önemlidir?

Müşteri yaşam boyu değeri (LTV), uygulamanızın ortalama kullanıcısının ne kadar gelir elde ettiğini anlamanıza yardımcı olan kritik bir metriktir. Bu metrik, kullanıcı edinme, kullanıcı etkileşimi ve kullanıcıyı elde tutmaya yaptığınız yatırımın getirisini hesaplarken kritiktir.

Pazarlama sektörü, yükselen müşteri çekme maliyetleri nedeniyle LTV’ye daha fazla önem vermeye başladı. Sonuç olarak, gösterdikleri çabanın başarısı kullanıcıların büyük kısmının LTV’sine bağlıdır. Bir kullanıcıyı çekmek genellikle ilk satın alımdan daha maliyetlidir, bu nedenle şirketler edinme maliyetini (CPA) LTV ile karşılaştırır. LTV ne kadar yüksek olursa, promosyonun sonuç verme olasılığı da o kadar artar.

Potansiyel bir kullanıcının sadece ilk işlemde değil, tüm aktivite dönemi boyunca ne kadar gelir getireceğini anlamak, pazarlama stratejinizi hızlı bir şekilde geliştirmenize ve bütçenizi akıllıca ayırmanıza olanak sağlar.

LTV tahmin modeli, kullanıcı edinme amaçlı uygulama kampanyalarına nasıl yardımcı olur?

Bir makine öğrenme modeli, kullanıcıların bir uygulamada geçirdikleri ilk günde nasıl davrandıklarını esas alarak benzer uygulamalarda ne kadar zaman harcayacaklarını ve uygulama sahiplerinin ne kadar gelir elde edeceklerini tahmin edebilir.

Bu model, benzer uygulamalardan anonimleştirilmiş verilerle ve reklam platformuna gönderilen gelirler veya kullanıcı elde tutma verileriyle eğitilir. Reklam platformu da teklifleri gerçek zamanlı olarak düzenler ve uygulamanız için daha yüksek bir LTV vaadiyle kullanıcıları çeker. Tüm bu süreçle ilgili bazı örnekleri aşağıda inceleyebilirsiniz.

Peki uygulama yükleme tahminine dayalı standart kullanıcı edinme algoritmaları nasıl çalışır? Reklamlar, uygulama yükleme olasılığı en yüksek olan kullanıcılara gösterilir. Örneğin:

LTV ve uygulamalar için kayıp tahminlerine dayalı modelleme nasıl işliyor?

LTV odaklı kullanıcı edinme algoritmasının nasıl çalıştığını görebilirsiniz: Sistem, kullanıcıların potansiyel LTV’sini dikkate alır ve en kaliteli hedef kitleyi bulur:

LTV ve uygulamalar için kayıp tahminlerine dayalı modelleme nasıl işliyor?

LTV tahmini algoritması nasıl geliştirildi?

Öte yandan, işletmeler her zaman LTV hesaplamak için yeterli veriye sahip olmayabilir veya analistleri olmayabilir. Bu zorluğu aşmak için bu süreci otomatikleştirdik ve Yandex’in reklam verenler için kendi platformu olan Yandex Direct’te çeşitli tahmine dayalı modeller uyguladık. Bu inovasyon, mobil uygulamaları tanıtan reklam verenlerin, özellikle yükleme başına ödeme kampanyalarında, daha fazla yükleme sonrası dönüşümler görmelerini ve daha fazla gelir elde etmelerini sağlıyor.

Yandex Ads’in mobil analitik platformu AppMetrica’da, uygulama kullanıcıları için LTV tahmin eden bir skor birimi bulunuyor. Biz, bu skoru modellerimizi eğitmek için kullandık ve yükleme sonrası hedeflenen aktivitelerin olasılığını tahminlerimize dahil ettik. Bu skor, otomatize edilmiş stratejilerde reklamları seçmek için temel faktör olacak.

Yeni yaklaşım, yüklemelerden sonra hedeflenen aktivitelerin sayısını önemli ölçüde artırarak genel geliri artırıyor. Yükleme başına ödeme kampanyalarındaki etki özellikle dikkat çekici: test aşamasında iken elde edilen kullanıcılardan %12’ye kadar bir kar artışı gözlemledik.

3D baskı ile iki katlı ev inşa ediliyor!

0

3D baskı, piyasaya sürülmesinden bu yana inşaat alanını kasıp kavuruyor. Teksas merkezli Icon, 3D baskıda lider. Şirketin Vulcan 3D yazıcısıyla yapılmış 130’dan fazla evin ismini vermesi gerekiyor. Şirket, 3D baskı yoluyla bir mahalle yaratmayı amaçlıyor. Aynı zamanda Mars için model bir yaşam alanı inşa etmeyi amaçlayan NASA’nın Olympus projesinin de bir parçası.

3D baskı iki katlı ev inşa edilirken kaydedildi

3D baskılı binalara olan talep arttıkça Icon, gerekli operatör sayısını azaltabilecek ve daha büyük işlerin daha hızlı yapılmasını sağlayabilecek. Kurulumu ve sahadan sahaya taşınması daha kolay yönetilebilir bir şey yapmak istedi. Sonuç olarak şirket Pheonix yazıcısını üretti. Bir sütun ve çapraz kiriş yapısına kilitlenmiş olması nedeniyle Vulcan’dan farklı. Oysa Anka kuşu, dönen bir taban üzerinde büyük, serbest hareket eden mafsallı bir koldan oluşuyor.

Icon, Pheonix’in inşaat proje maliyetlerini yarı yarıya azaltabileceğini söylüyor. Pheonix, geleneksel yapılara kıyasla daha ucuza yapılar inşa edebilecek. Duvar sistemleri için metrekare başına 25 dolar veya temel ve çatı içeren yapılar için metrekare başına 80 ABD Doları civarında bir maliyet olacak. Özetle 25.000 dolar daha ucuz olurdu.

ICON Kurucu Ortağı ve CEO’su Jason Ballard: “Gelecekte neredeyse tüm inşaatların robotlar tarafından yapılacağına ve inşaatla ilgili neredeyse tüm bilgilerin yapay zeka sistemleri tarafından işlenip yönetileceğine inanıyorum. Bunun, iki kat daha iyi ve içinde yaşayan insanların değerlerini ve umutlarını daha sadık bir şekilde ifade eden evler yaparken inşaat maliyetini ve süresini yarıya indirmenin bir yolu olduğu açık” dedi.

Şirketin yaklaşmakta olan girişimi, herkesin şirketin teknolojisini kullanarak inşa edilebilecek bir ev tasarlamasına olanak tanıyan yapay zeka tabanlı bir sistem olan Vitruvius. Şirket bu ayın başlarında yayınlanan bir açıklamada: “Vitruvius’un nihai hedefi insan ve proje girdilerini almak ve sağlam mimari, planlar, izinlere hazır tasarımlar, bütçeler ve programlar üretmek. Vitruvius herkesin ev tasarlamasına ve isteklerine, bütçelerine ve geri bildirimlerine göre dakikalar içinde kat planları, iç mekan görselleri ve dış mekan görselleri oluşturmasına yardımcı olacak” frfi. Vitruvius sisteminin tüm inşaat belgelerini ve izne hazır tasarımları birlikte üretebilmesi gerektiğini söylüyor. 3D baskı iki katlı ev inşa videosunu aşğıdan izleyebilirsiniz.