Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 672

İş dünyasında analizin gücü!

Yandex Ads Uygulama Kampanyaları Ürün Yöneticisi Anton Ogay
Yandex Ads Uygulama Kampanyaları Ürün Yöneticisi Anton Ogay

Yandex Ads Uygulama Kampanyaları Ürün Yöneticisi Anton Ogay, LTV ve uygulamalar için kayıp tahminlerine dayalı modellemenin nasıl işlediğini Techinside için anlattı.

İstatistiğe dayalı analizler iş dünyasında uzun süredir başarıyla kullanılıyor. Ancak, makine öğrenimi teknolojilerinin ve veriye dayalı çözümlerin gelişimiyle birlikte bu alanda yeni yollar açıldı. Modern tahmine dayalı modeller, işletmelere kullanıcı davranışını ve belirli eylem ve olayların olasılığını doğru bir şekilde öngörme olanağı sunar, bu da onları pazarlama dahil birçok alanda değerli bir teknoloji haline getirir.

Tahmine dayalı modellerin kullanıldığı öne çıkan birçok alan bulunuyor. Bunlar arasında ürün yelpazesini artırmak ve ek satış yapmak için perakende, müşteri ödeme gücünü değerlendirmek için bankacılık ve ekipmanları takip etmek için imalat sektörleri yer alıyor. Ayrıca, tahmine dayalı modeller, pazarlamada reklam kampanyalarının işletmelere ve kullanıcılara etkisini belirlemek için kullanılıyor.

Tahmine dayalı modeller nasıl destek oluyor?

Pazarlama ve ilgili alanlarda tahmine dayalı modeller size destek olabilir. Gelin, birkaç örneğe bakalım:

  • Bir olayın olasılığını belirleyin. Bir olayı etkileyebilecek çeşitli etkenlere dair daha fazla veriye sahip olduğunuzda, sonucu daha doğru şekilde tahmin edebilirsiniz.
  • Spesifik bir hedef kitle segmentinin reklam kampanyanızı nasıl algılayacağını tahmin edin.
  • Uygulama içi alımlar için en uygun maliyeti belirleyin.
  • Pazarlama kampanyanız için en iyi optimizasyon seçeneklerini, KPI’ları ve bütçeyi seçin.
  • En yüksek LTV’ye sahip müşterileri veya başka bir temel metrik bulun.

Son senaryoya daha detaylı bakalım.

LTV nedir ve neden önemlidir?

Müşteri yaşam boyu değeri (LTV), uygulamanızın ortalama kullanıcısının ne kadar gelir elde ettiğini anlamanıza yardımcı olan kritik bir metriktir. Bu metrik, kullanıcı edinme, kullanıcı etkileşimi ve kullanıcıyı elde tutmaya yaptığınız yatırımın getirisini hesaplarken kritiktir.

Pazarlama sektörü, yükselen müşteri çekme maliyetleri nedeniyle LTV’ye daha fazla önem vermeye başladı. Sonuç olarak, gösterdikleri çabanın başarısı kullanıcıların büyük kısmının LTV’sine bağlıdır. Bir kullanıcıyı çekmek genellikle ilk satın alımdan daha maliyetlidir, bu nedenle şirketler edinme maliyetini (CPA) LTV ile karşılaştırır. LTV ne kadar yüksek olursa, promosyonun sonuç verme olasılığı da o kadar artar.

Potansiyel bir kullanıcının sadece ilk işlemde değil, tüm aktivite dönemi boyunca ne kadar gelir getireceğini anlamak, pazarlama stratejinizi hızlı bir şekilde geliştirmenize ve bütçenizi akıllıca ayırmanıza olanak sağlar.

LTV tahmin modeli, kullanıcı edinme amaçlı uygulama kampanyalarına nasıl yardımcı olur?

Bir makine öğrenme modeli, kullanıcıların bir uygulamada geçirdikleri ilk günde nasıl davrandıklarını esas alarak benzer uygulamalarda ne kadar zaman harcayacaklarını ve uygulama sahiplerinin ne kadar gelir elde edeceklerini tahmin edebilir.

Bu model, benzer uygulamalardan anonimleştirilmiş verilerle ve reklam platformuna gönderilen gelirler veya kullanıcı elde tutma verileriyle eğitilir. Reklam platformu da teklifleri gerçek zamanlı olarak düzenler ve uygulamanız için daha yüksek bir LTV vaadiyle kullanıcıları çeker. Tüm bu süreçle ilgili bazı örnekleri aşağıda inceleyebilirsiniz.

Peki uygulama yükleme tahminine dayalı standart kullanıcı edinme algoritmaları nasıl çalışır? Reklamlar, uygulama yükleme olasılığı en yüksek olan kullanıcılara gösterilir. Örneğin:

LTV ve uygulamalar için kayıp tahminlerine dayalı modelleme nasıl işliyor?

LTV odaklı kullanıcı edinme algoritmasının nasıl çalıştığını görebilirsiniz: Sistem, kullanıcıların potansiyel LTV’sini dikkate alır ve en kaliteli hedef kitleyi bulur:

LTV ve uygulamalar için kayıp tahminlerine dayalı modelleme nasıl işliyor?

LTV tahmini algoritması nasıl geliştirildi?

Öte yandan, işletmeler her zaman LTV hesaplamak için yeterli veriye sahip olmayabilir veya analistleri olmayabilir. Bu zorluğu aşmak için bu süreci otomatikleştirdik ve Yandex’in reklam verenler için kendi platformu olan Yandex Direct’te çeşitli tahmine dayalı modeller uyguladık. Bu inovasyon, mobil uygulamaları tanıtan reklam verenlerin, özellikle yükleme başına ödeme kampanyalarında, daha fazla yükleme sonrası dönüşümler görmelerini ve daha fazla gelir elde etmelerini sağlıyor.

Yandex Ads’in mobil analitik platformu AppMetrica’da, uygulama kullanıcıları için LTV tahmin eden bir skor birimi bulunuyor. Biz, bu skoru modellerimizi eğitmek için kullandık ve yükleme sonrası hedeflenen aktivitelerin olasılığını tahminlerimize dahil ettik. Bu skor, otomatize edilmiş stratejilerde reklamları seçmek için temel faktör olacak.

Yeni yaklaşım, yüklemelerden sonra hedeflenen aktivitelerin sayısını önemli ölçüde artırarak genel geliri artırıyor. Yükleme başına ödeme kampanyalarındaki etki özellikle dikkat çekici: test aşamasında iken elde edilen kullanıcılardan %12’ye kadar bir kar artışı gözlemledik.

3D baskı ile iki katlı ev inşa ediliyor!

0

3D baskı, piyasaya sürülmesinden bu yana inşaat alanını kasıp kavuruyor. Teksas merkezli Icon, 3D baskıda lider. Şirketin Vulcan 3D yazıcısıyla yapılmış 130’dan fazla evin ismini vermesi gerekiyor. Şirket, 3D baskı yoluyla bir mahalle yaratmayı amaçlıyor. Aynı zamanda Mars için model bir yaşam alanı inşa etmeyi amaçlayan NASA’nın Olympus projesinin de bir parçası.

3D baskı iki katlı ev inşa edilirken kaydedildi

3D baskılı binalara olan talep arttıkça Icon, gerekli operatör sayısını azaltabilecek ve daha büyük işlerin daha hızlı yapılmasını sağlayabilecek. Kurulumu ve sahadan sahaya taşınması daha kolay yönetilebilir bir şey yapmak istedi. Sonuç olarak şirket Pheonix yazıcısını üretti. Bir sütun ve çapraz kiriş yapısına kilitlenmiş olması nedeniyle Vulcan’dan farklı. Oysa Anka kuşu, dönen bir taban üzerinde büyük, serbest hareket eden mafsallı bir koldan oluşuyor.

Icon, Pheonix’in inşaat proje maliyetlerini yarı yarıya azaltabileceğini söylüyor. Pheonix, geleneksel yapılara kıyasla daha ucuza yapılar inşa edebilecek. Duvar sistemleri için metrekare başına 25 dolar veya temel ve çatı içeren yapılar için metrekare başına 80 ABD Doları civarında bir maliyet olacak. Özetle 25.000 dolar daha ucuz olurdu.

ICON Kurucu Ortağı ve CEO’su Jason Ballard: “Gelecekte neredeyse tüm inşaatların robotlar tarafından yapılacağına ve inşaatla ilgili neredeyse tüm bilgilerin yapay zeka sistemleri tarafından işlenip yönetileceğine inanıyorum. Bunun, iki kat daha iyi ve içinde yaşayan insanların değerlerini ve umutlarını daha sadık bir şekilde ifade eden evler yaparken inşaat maliyetini ve süresini yarıya indirmenin bir yolu olduğu açık” dedi.

Şirketin yaklaşmakta olan girişimi, herkesin şirketin teknolojisini kullanarak inşa edilebilecek bir ev tasarlamasına olanak tanıyan yapay zeka tabanlı bir sistem olan Vitruvius. Şirket bu ayın başlarında yayınlanan bir açıklamada: “Vitruvius’un nihai hedefi insan ve proje girdilerini almak ve sağlam mimari, planlar, izinlere hazır tasarımlar, bütçeler ve programlar üretmek. Vitruvius herkesin ev tasarlamasına ve isteklerine, bütçelerine ve geri bildirimlerine göre dakikalar içinde kat planları, iç mekan görselleri ve dış mekan görselleri oluşturmasına yardımcı olacak” frfi. Vitruvius sisteminin tüm inşaat belgelerini ve izne hazır tasarımları birlikte üretebilmesi gerektiğini söylüyor. 3D baskı iki katlı ev inşa videosunu aşğıdan izleyebilirsiniz.

Kripto alım-satımında yapay zekâ dönemi!

Kripto benimsemesi son üç yılda %40’tan fazla artan Türkiye’de, yatırımcı ihtiyaçları da küresel trendlere bağlı olarak dönüştü. Artan kripto para borsası sayısı ve bu borsaların farklılaşan özellik ve ayrıcalıkları, kripto yatırımcılarını birden fazla platformda işlem yapmak zorunda bırakırken, bu durum kripto para portföy yönetimi çözümleri iş alanının doğuşunu beraberinde getirdi. Türk fintek Smartex, yatırımcıların deneyim seviyesi fark etmeksizin farklı borsalardaki varlıklarını tek platformdan yönetebilmesine olanak tanıyan Smartex mobil uygulamasını yayına aldı.

Konuyla ilgili değerlendirmelerini paylaşan Smartex Kurucu Ortağı ve CEO’su Mahmut Gündeş, “Varlık sayısı ve yatırım aracı bakımından her geçen gün genişleyen bir ekosistemde birden fazla borsadaki varlıkların yönetimi kripto yatırımcıları için verimsizliğe yol açıyor. Analiz, sinyal, piyasa takibi ve haber alma gibi ihtiyaçlar da düşünüldüğünde, bu durum içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Kripto yatırımları için bir ‘süper uygulama’ olma vizyonuyla yola çıkan Smartex; Binance, Bitexen, Huobi, Icrypex, Gate.io, OKX ve Whitebit gibi popüler borsaları API (uygulama programlama arayüzü) anahtarları ile tek platformda topluyor. Kullanıcılar, portföy takibi ve alım satım işlemlerini Smartex’ten yönetebiliyor” dedi.

Yapay zeka desteğiyle öne çıkıyor

“Kripto para ekosisteminde başarılı görülen kullanıcıların analizleri ve gerçekleştirdikleri işlemler, dikkatle izleniyor. Bu işlemlerin takipçi kullanıcılar tarafından otomatik olarak kopyalanıp kullanıldığı social trading (sosyal ticaret) platformları da giderek yaygınlaşıyor” diyen Mahmut Gündeş, “Kriptoda social trading platformu pazarının 2028’e kadar 3,7 milyon dolar büyüklüğe ulaşması bekleniyor. Smartex’i güçlü kılan yanlardan biri de bu. Borsa olmayan, yatırma-çekme özellikleri sunmayan, aksine portföy yönetim platformu olarak konumlanan Smartex, sosyal özellikleriyle öne çıkıyor. Kullanıcılar, başarılı trader’ları takip edebiliyor ve onlardan piyasaya ve al-sat işlemlerine dair içgörüler edinebiliyor. X’in (Twitter) yatırım odaklı bir versiyonu gibi değerlendirilebilecek Smartex ile yatırımcılar, aynı zamanda yapay zeka destekli al-sat sinyalleri (AI trade) özelliğiyle, beklenen piyasa yönü ve haberlerden de anında haberdar olabiliyor. Tamamen ücretsiz olan Smartex App, kripto para yatırımcılarına analiz, piyasa takibi, sinyal alma, işlem yapma gibi her farklı ihtiyaç için birden fazla uygulama kullanmak yerine, tüm bu işlemleri bir arada görebilecekleri ve işlem yapabilecekleri bir platform sunuyor” ifadelerini kullandı.

Copy-trading ve çapraz işlem gibi emir tipleri geliştirecek

Social trading kapsamında değerlendirilen bir diğer özellik ise “copy trading” (kopya ticaret) olarak öne çıktı. Araştırmalar, Z kuşağı kullanıcılarının %44 payla, copy trading’i en çok kullanan yatırımcı topluluğu olduğunu gösterdi. Bu özelliğini kullanmanın yatırımcılara işlemlerinde %23 zaman kazandırdığını belirten Mahmut Gündeş, “Kriptonun superapp’i olma vizyonuyla hareket eden Smartex’in yakın zamanda hayata geçirmeyi planladığı özellikler arasında copy trading de yer alıyor. Ayrıca kripto para borsalarında bulunmayan zincir emir, takip eden stop ve arbitraj gibi gelişmiş emir tipleriyle yatırımcıları güçlendirecek araçlar sunmayı planlıyoruz. Web3 desteği sağlamak için Metamask cüzdanı da en kısa sürede yayına alacağız” diye konuştu.

Kimlikler risk altında!

Günümüzde vatandaşlar hala özellikle banka, tapu, noter gibi kurumlarda işlem yapabilmek için kimlik fotokopisi vermek durumunda kalıyor. Oysa yeni çipli kimlik kartlarının elektronik olarak doğrulama yapabilmesi   sayesinde tüm kurumlarda bu gerekliliğin ortadan kalkması mümkün. Dijitalleşmenin hayatın her alanında varlık gösterdiği günümüzde kimlik tespiti kanıtı artık fotokopi kâğıdı değil, elektronik doğrulama ile yapılabiliyor.

 Ancak şu anda abonelik işlemleri, araç kiralama şirketleri, iş merkezlerinin giriş güvenliği, GSM operatörleri ve oteller gibi birçok resmi olmayan kurumda dahil çipli kimlik kartlarının fotokopisi alınmaya devam ediyor. Vatandaşın kimlik bilgilerinin kötü niyetli kişilerin eline geçmesinin büyük risklere yol açtığına dikkat çeken biOnay Kurucu Ortağı Ümit Yaşar Usta, “Kimlik bilgilerinize sahip kişiler sizin adınıza GSM hattı açtırmaktan tutun da kredi çekmeye kadar birçok işlem gerçekleştirebiliyor; bu da vatandaşı haberi dahi olmadan büyük sıkıntılarla karşı karşıya bırakabiliyor. Fotokopi kağıdında yer alan kimlik kartı bilgileriniz ile sahte plastik kimlik kartları üretilebiliyor. Eğer sahte kimlik kartı ile gidilen kurumda elektronik doğrulama yoksa sizin adınıza işlem gerçekleştirilebiliyor” diyor.

80 milyon kişi biyometrik kimlik kartı kullanıyor

İçişleri Bakanlığı’nın 1 Ocak 2017 tarihinden itibaren yeni çipli kimlik kartlarına geçilmesi gerekliliğini duyurmasının ardından bugün geldiğimiz noktada yaklaşık 80 milyon kişi biyometrik kimlik kartı kullanmaya başladı. Ancak başta kimlik fotokopisi olmak üzere eski alışkanlıklar hâlâ devam ediyor. Özellikle araç kiralama, otel, plazaların güvenlik noktaları gibi yerlerde KVKK kurallarına aykırı olarak vatandaştan çipli kimlik kartının fotokopisi alınmaya devam ediyor. Bu fotokopiler yetkisiz, kötü niyetli kişilerin erişebileceği ortamlarda saklanabiliyor. Kâğıt maliyetleri ve fiziksel arşiv maliyetleri ise tüm kurumlara yük oluşturuyor. Fotokopi yerine kimlik kartının dijital taranması ve bu şekilde arşivlenmesi daha kolay gibi görünse de sadece riskleri dijital ortama taşıyor. Burada en güvenli çözüm elektronik kimlik doğrulama olarak öne çıkıyor.

Vatandaşın kimlik bilgilerinin güvenliği amacıyla biyometrik kimlik kartlarına geçildiğini ve kimlik bilgilerinin birçoğunun çiplere gömülerek korunduğuna dikkat çeken biOnay Kurucu Ortağı Ümit Yaşar Usta, “Trajikomik ama kurumlar şimdi de eski alışkanlıklarla, çipli kimlik kartlarının fotokopisini çekmeye devam ediyor. Oysa bu fotokopilerin doğru muhafaza edilememesi veya kötü niyetli kişilerin eline geçmesi sebebiyle birçok vatandaş büyük mağduriyetler yaşıyor. Bu kimlik bilgileriyle kişilerin haberi olmadan kendi adlarına, banka hesabı ve GSM hattı açılabiliyor, alım satım işlemi gerçekleştirilebiliyor ya da kredi çekilebiliyor. Bugün bir restoranda bir garson kredi kartınızın fotokopisini çekse, itiraz edip durumu şikâyet edersiniz, ama çipli kimlik fotokopisi çekilmesini vatandaşlar kanıksamış durumda. Bu yanlış alışkanlığın değişmesi gerekiyor” diyor.

Karbon ayak izini hesaplayan uygulama!

Sürdürülebilirliği stratejisinin merkezine koyarak, insan ve teknoloji odağıyla daha akıllı ve yeşil bir dünyaya katkı sunmak için projeler üreten Türkiye’nin lider elektrik dağıtım, perakende satış ve müşteri çözümleri şirketi Enerjisa Enerji, herkes için daha iyi bir gelecek adına hayata geçirdiği uygulamalara bir yenisini ekliyor.

Enerjisa Enerji, öncü uygulamalar ile sürekli geliştirdiği ve kullanıcılarına yeni deneyimler sunmayı hedeflediği Enerjisa Mobil’e yeni bir özellik getirdi. Sürdürülebilirlik uzmanlarının görüşlerine başvurularak tasarlanan ‘Sen Koru’ ile Enerjisa Mobil kullanıcıları, kendilerinin ve yakınlarının karbon ayak izlerini hesaplayarak arşivleyebilecek ve aylar içindeki gelişimlerini takip edecek.

Enerjisa Enerji, Türkiye’nin ve Dünya’nın sürdürülebilirlik hedeflerine katkı veren ürün ve hizmetleri kadar kurumsal sosyal sorumluluk çalışmaları ile de tüm paydaşlarına verdiği sözleri yerine getiriyor. Bu doğrultuda Türkiye’nin enerji dönüşümüne ve temiz enerjiye geçişine öncülük eden Enerjisa Enerji, dijital dönüşüm ve teknoloji yatırımı konusunda da sektöre örnek uygulamalar geliştirmeye devam ediyor. Enerjisa Mobil uygulamasına eklenen ‘Sen Koru’ ile karbon ayak izini hesaplayanlar hem sürdürülebilirlik kültürü ve bilincinin yaygınlaşmasına katkı sağlayacak hem de daha iyi bir gelecek için sorumluluk almaya hazır topluluklar haline gelecek.

‘Sen Koru’ ile kullanıcılar; gündelik yaşam tercihleri ve tüketim alışkanlıklarından olan elektrik tüketimi ve ulaşım yöntemleri gibi değerlerini belirli bir tarih aralığında takip edip eklenti üzerinde aktivite girişi yaparak karbon ayak izlerini hesaplayabilecekler. Ayrıca karbon ayak izlerini azaltmak için gerekli adımlar hakkında bilgi alarak tüm dünyanın, gelecek nesiller için ulaşması gereken sürdürülebilirlik hedefleri konusunda farkındalığının artmasını sağlayacaklar.

“Sürdürülebilirlik bir kültür meselesidir ve bu kültürü gündelik alışkanlıklarımızın merkezinde konumlandırmamız gerekiyor.”

Enerjisa Perakende Satış Şirketleri Genel Müdürü Ersin Esentürk

Hayata geçmesine liderlik ettiği birçok yenilikçi uygulamayı sürdürülebilirlik odağında gerçekleştirmeyi hedeflediğinin altını çizen Enerjisa Perakende Satış Şirketleri Genel Müdürü Ersin Esentürk, “Enerjisa Mobil’i yenilerken de trendleri takip etmek ve içeriği sürekli zenginleştirmek, bunu da toplum bilincimiz ve kültürümüze katkı sunacak şekilde tasarlamak hedefimiz vardı. Bu noktada ‘Sen Koru’ titiz bir çalışma sonucunda, Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın hayatımızın olağan akışı ile bütünleşmesi hedeflenerek, tamamen iç kaynaklarımız kullanılarak tasarlandı.

Sen Koru, kullanıcıların gündelik kaynak tüketimlerini hesapladığı ve küresel hedeflerin neresinde olduklarını gördükleri bir uygulama. Bu özellikleri sayesinde günlük alışkanlıklarımızı değiştirmek konusunda motive edici bir uygulama olacak. Yaptığı her işin merkezine sürdürülebilirliği yerleştiren ve herkes için daha iyi bir gelecek hayali ile çalışan ekip arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

Sürdürülebilir bir geleceğe katkıda bulunmak için, Enerjisa Mobil’i tüm uygulama mağazalarından ücretsiz olarak indirebilir ve ‘Sen Koru’yu keşfetmeye başlayabilirsiniz.” dedi. “

Gündelik yaşamımızda küçük görünen değişikliklerin iklim değişikliği ile mücadeleye olan büyük etkileri ‘Sen Koru’ ile deneyimlenebilecek.’’

Enerjisa Enerji Sürdürülebilirlik ve Kurumsal Yetkinlikler Bölüm Başkanı Ebru Taşcıoğlu

Dünyayı daha iyi bir geleceğe hazırlamak için toplumsal bilincin artmasının kritik olduğunu vurgulayan Enerjisa Enerji Sürdürülebilirlik ve Kurumsal Yetkinlikler Bölüm Başkanı Ebru Taşcıoğlu, “Bugün tüm dünyanın gündemine yerleşmiş ve uluslararası platformların en temel tartışma konularından biri olan iklim krizine yönelik çalışmalarda, ülkemizin lider enerji şirketi olarak taşıdığımız sorumluluğun bilincindeyiz. Bu noktada 2023 yılında da kamuoyu ile paylaştığımız üzere faaliyetlerimizi 2050 yılına kadar Net Sıfır Hedefi ile uyumlu hale getirmeyi taahhüt ediyoruz. Son yıllarda toplumun özellikle deneyimleyebildiği uygulamaları daha çok sahiplendiğini gözlemliyoruz. Müşterilerimizin gündelik yaşamlarındaki küçük değişikliklerin ne denli büyük etkiler yarattığını deneyimleyeceği ‘Sen Koru’nun hızla yaygınlaşmasını temenni ediyorum.” dedi.

LPWAN pazarı yüzde 26 büyüyecek!

IoT Analytics’in tahminene göre, 2023 sonu itibarıyla dünya çapında yaklaşık 1.3 milyar LPWAN IoT bağlantısı vardı. Bunun 2027 yılına kadar yüzde 26 Bileşik Büyüme Oranında büyümesi bekleniyor. NB-IoT bu bağlantıların yüzde 58’ini oluşturuyor. Ancak bu, NB-IoT’nin küresel olarak benimsenmesiyle ilgili hikayenin tamamını anlatmıyor çünkü Çin’in ülke çapındaki benimseme politikası bu sayıyı büyük ölçüde çarpıttı. 2023 yılında, lisanslı LPWAN bağlantıları , Çin’in lisanslı bir LPWAN bağlantı teknolojisi olan NB-IoT doygunluğu hariç tutulduğunda bile, lisanssız LPWAN bağlantılarını geride bıraktı.

IoT Analytics CEO’su Knud Lasse Lueth: “LPWAN teknolojisi on yıldan kısa bir süre içinde yeni oluşan bir pazardan 1.3 milyar bağlantıya dönüştü. Hem lisanslı hem de lisanssız LPWAN teknolojilerinin desteklediği bu dikkate değer büyüme, düşük güçlü geniş alan bağlantılarının çeşitli endüstrilerdeki IoT uygulamalarına güç sağlamadaki kritik rolünün altını çiziyor. IoT Analytics olarak kararlılığımız, paydaşların hızla gelişen IoT bağlantı ortamında ustaca gezinmelerini sağlayan kesin, eyleme dönüştürülebilir bilgiler sunmak” dedi.

LPWAN pazarı raporu

LPWAN teknolojisi hızla gelişiyor. Uydu IoT bağlantısıyla entegrasyon, bu alanda doğal bir ilerlemedir ve muhtemelen yeni uygulamaların önünü açacak ve daha önce bağlantısı olmayan şeyleri birbirine bağlayacaktır. Hem NB-IoT hem de LoRa teknolojilerinin bu hibrit bağlantı modelinde oynayacağı önemli roller var ve IoT uygulamalarının verimliliğini ve erişimini artırıyor.

LPWAN pazarı araştırmasında üç önemli nokta yer alıyor:

  • Çin’in “Büyük Bağlantı” stratejisi küresel LPWAN bağlantı verilerini çarpıtıyor.
  • LoRa, Çin dışında lider LPWAN teknolojisi olmaya devam ediyor.
  • Lisanslı LPWAN bağlantı teknolojisi, Çin’in ağırlıklı benimseme oranı hariç tutulduğunda bile 2023’te lisanssızları geride bıraktı.

Küresel olarak NB-IoT, yaklaşık yüzde 54 ile LPWAN bağlantılarında en büyük paya sahip. Ancak bu, dünyanın bu LPWAN teknolojisini benimsediğine dair net bir tablo çizmiyor. Dünyanın en kalabalık ülkesi olan Çin, 2016 yılında geniş bir kullanım senaryosunu desteklemek amacıyla NB-IoT’nin ülke çapında kullanıma sunulmasını 2016-2020 yılları için “Büyük Bağlantı” stratejisinin bir parçası haline getirdi.

LPWAN Nedir?

LPWAN (Low Power Wide Area Network), düşük güç tüketimiyle geniş alanlara ağ bağlantısı sağlayan bir iletişim teknolojisidir. Özellikle IoT (Nesnelerin İnterneti) cihazlarının birbirleriyle ve internetle bağlantı kurmasına olanak tanır. LPWAN, uzun mesafelerde (genellikle kilometrelerce) veri iletimi yapabilen ve cihazların pil ömrünü uzun süre korumasına yardımcı olan düşük bant genişliğine sahip bir teknolojidir. Bu sayede, zorlu ortamlarda bile düşük maliyetle geniş alanları kapsayan ağlar kurulabilir.

LPWAN teknolojileri arasında birkaç popüler standart bulunmaktadır:

  • LoRaWAN (Long Range Wide Area Network): Özel bir spektrumda çalışan ve açık alanda 15 km’ye kadar iletişim sağlayabilen bir teknoloji.
  • Sigfox: Özel bir ağ altyapısı kullanarak düşük güç tüketimi ile mesajları uzun mesafelere iletme yeteneğine sahip.
  • NB-IoT (Narrowband IoT): Mevcut LTE ve GSM ağları üzerinden çalışan, düşük güç tüketimi ile veri iletimi sağlayan bir teknoloji.

LPWAN’ın avantajları arasında düşük güç tüketimi, geniş kapsama alanı, düşük maliyet ve cihazların uzun süreli bağımsız çalışabilmesi sayılabilir. Bu özelliklerle LPWAN, akıllı şehirler, akıllı tarım, endüstriyel izleme, varlık takibi ve daha birçok uygulama için ideal bir çözüm sunar.

MEB’den yeni nesil elektronik posta sistemi!

0

Son yıllarda gelişen teknoloji ile birlikte Türkiye de yeni adımlar atıyor. Bu kapsamda bakanlıklar, yerli ve milli yazılımlar ve servislere geçiş yapıyor. Ayrıca yenileme çalışmaları da unutulmuyor. Son gelişmelere göre Milli Eğitim Bakanlığı‘ndan (MEB) yeni nesil elektronik posta sistemi geliyor.

MEB, yeni nesil elektronik posta sistemini duyurdu!

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre TUBİTAK iş birliğiyle tamamen yerli ve milli imkanlar ile geliştirilen bu yeni nesil elektronik posta sistemi, bakanlığın kullandığı diğer sistemlerdeki özellikleri bir arada sunacak.

MEB, yeni nesil elektronik posta sistemini duyurdu!

Aktarılan bilgilere göre yeni nesil elektronik posta sisteminin en az 100 bin okul ve eğitim kurumu tarafından aktif olarak kullanılabilmesi hedefleniyor. Bununla birlikte söz konusu platform, okullar ve Bakanlık kurumları arasındaki iletişimi kolaylaştıracak, eğitimde dijitalleşmeyi destekleyecek ve yönetimsel işlemlerin hızlanmasına katkı sağlayacak bir yapı oluşturmayı amaçlıyor.

Akabinde sistem, iki faktörlü kimlik doğrulama özelliği ile de güvenli bir erişim sağlayacak. Bununla beraber Milli Eğitim Bakanlığı Bilişim Sistemleri (MEBBİS) ile uyumlu şekilde çalışacakken, takvim kayıtlarının yönetimi ve mail gruplarını kontrol etme desteği de sağlayacak.

MEB, yeni nesil elektronik posta sistemini duyurdu!

MEB‘in yeni nesil elektronik posta sistemi, yerli ve milli imkanlar ile geliştirilmiş Milli İşletim Sistemi (PARDUS), Milli Akıllı Kart (AKİS) ve Milli Donanım Güvenlik Modülü (DİRAK) gibi TUBİTAK tarafından geliştirilmiş yazılımlar ile de entegrasyon sağlayacak. MEB, elektronik posta sistemini 5 Nisan itibariyle kullanıma sunacak.

Yapay zeka etiği çocuklar için uygulanmıyor!

Oxford Üniversitesi’ndeki Oxford Martin Etik Web ve Veri Mimarileri Programı’ndan (EWADA) araştırmacılar, çocuklar için yapay zekanın geliştirilmesi ve yönetilmesinde etik ilkelerin yerleştirilmesinde daha düşünülmüş bir yaklaşım çağrısında bulundu.

Nature Machine Intelligence dergisinde yayınlanan bir perspektif makalesinde yazarlar, üst düzey yapay zeka etik ilkelerinin nasıl olması gerektiği konusunda giderek artan bir fikir birliği olmasına rağmen, bunların prensipte çocuklar için etkili bir şekilde nasıl uygulanacağı konusunda çok az şeyin bilindiğini vurguluyor. Çalışma, yapay zekaya yönelik mevcut etik kuralların küresel görünümünü haritalandırdı ve bu ilkelerin çocukların yararına uyarlanmasındaki dört ana zorluğu belirledi.

Yapay zeka etiği çocuklar için daha iyi hale getirilmeli

  • Çocukluğun gelişimsel yönünün, özellikle de çocukların karmaşık ve bireysel ihtiyaçlarının, yaş aralıklarının, gelişim aşamalarının, geçmişlerinin ve karakterlerinin dikkate alınmaması.
  • Çocuklukta velilerin (örneğin ebeveynler) rolünün asgari düzeyde dikkate alınması. Örneğin, dijital dünyanın ebeveynlerin bu geleneksel rolünü yansıtması gerektiğinde, ebeveynler genellikle çocuklara göre daha üstün deneyime sahip olarak tasvir edilir.
  • Çocukların çıkarlarını ve haklarını göz önünde bulunduran çocuk merkezli değerlendirmelerin sayısı çok az. Yapay zeka sistemlerinde güvenlik ve koruma gibi konuların değerlendirilmesinde niceliksel değerlendirmeler normdur, ancak çocukların gelişimsel ihtiyaçları ve uzun vadeli refahı gibi faktörler dikkate alındığında bunlar yetersiz kalma eğiliminde.

Etkili uygulama değişiklikleri gerçekleştirmek için gerekli olan, çocuklara yönelik etik yapay zeka ilkelerinin formüle edilmesine yönelik koordineli, sektörler arası ve disiplinler arası bir yaklaşımın bulunmaması.

Araştırmacılar ayrıca bu zorlukları tanımlarken gerçek hayattaki örneklerden ve deneyimlerden de yararlandılar. Yapay zeka, genellikle uygunsuz çevrimiçi içeriği tespit ederek çocukları güvende tutmak için kullanılmasına rağmen, Büyük Dil Modelleri (LLM’ler) tarafından desteklenenler de dahil olmak üzere koruma ilkelerini yapay zeka yeniliklerine dahil etme girişiminde eksiklik olduğunu buldu. Bu tür bir entegrasyon, çocukların etnik köken gibi faktörlere dayalı önyargılı içeriğe veya özellikle savunmasız gruplara yönelik zararlı içeriğe maruz kalmasını önlemek için çok önemlidir ve bu tür yöntemlerin değerlendirilmesi, doğruluk veya kesinlik gibi salt niceliksel ölçümlerin ötesine geçmeli. Araştırmacılar, Bristol Üniversitesi ile olan ortaklıkları aracılığıyla, DEHB’li çocuklara yardımcı olacak araçlar tasarlıyor.

Havayolu şirketleri mercek altında!

Pasaport numarasını girdiğinizde sistemlerinin ne kadar güvenli olacağı konusunda endişeli misiniz? ABD Ulaştırma Bakanlığı, ülkenin en büyük on havayolu şirketini inceleyerek konuyu inceliyor.

Ajans dün yaptığı açıklamada, soruşturmanın havayolu şirketlerinin kişisel bilgileri uygun şekilde koruyup korumadıklarını, haksız veya aldatıcı bir şekilde para kazanıp kazanmadıklarını veya üçüncü taraflarla paylaşıp paylaşmadıklarını belirlemek için politika ve prosedürlerine bakacağını söyledi. DOT, gerçekten “sorunlu” bir şey yapıyorlarsa incelemeyi, para cezalarını ve yeni kuralları sabırsızlıkla bekleyebileceklerini söylüyor.

ABD Ulaştırma Bakanı Pete Buttigieg, “Havayolu yolcuları, kişisel bilgilerinin üçüncü taraflarla uygunsuz bir şekilde paylaşılmadığından veya çalışanlar tarafından yanlış kullanılmadığından emin olmalıdır.” dedi.

Havayolu uygulamalarına ilişkin bu inceleme, DOT’un havayollarının hassas yolcu verilerinin iyi bir sorumlusu olmasını sağlamaya yönelik yeni bir girişiminin başlangıcıdır.”

Büyütecin altına giren on havayolu şunlardır: Delta, United, American, Southwest, Alaska, JetBlue, Spirit, Frontier, Hawaiian ve Allegiant.

Bununla birlikte, Amerika Birleşik Devletleri’ne uçan ve Amerika Birleşik Devletleri’nden uçan havayollarının, yolcu adı kayıtlarını (PNR), isimler, telefon ve kredi kartı da dahil olmak üzere ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) ile zaten paylaşmak zorunda olduğu kimsenin dikkatinden kaçmayacak. Hükümetin sistem güvenliğinin kusursuz olması hedefleniyor.

Ticari havayollarının verilerle nasıl ilgilendiğini incelemenin yanı sıra ABD ulaştırma departmanı, aile koltuğu önemsiz ücretlerinin yasaklanması ve ebeveynlerin uçarken hiçbir ekstra ücret ödemeden çocuklarıyla birlikte oturabilmesinin garanti edilmesi de dahil olmak üzere diğer bazı tüketici haklarını da inceliyor.

Üzerinde çalışılan bir diğer öneri ise tüketicilerin, kontrol edilmiş veya el bagajıyla uçmanın ve bilet almadan önce uçuşu değiştirmenin veya iptal etmenin maliyetini bilmeleri için “ücret şeffaflığının” sağlanması.

Google, yapay zekasını Apple’la mı paylaşıyor?

Gemini, Google tarafından yakın zamanda piyasaya sürülen ve OpenAI’in ChatGPT’sine benzer şeyler yapabilen, aynı zamanda kullanıcının yazdığı açıklamaya göre bir video klipte belirli bir anı bulmak gibi çok daha fazlasını da yapabilen bir program.

Program ücretsiz olarak kullanılabiliyor ve Google, ayda 19,99 dolar karşılığında depolama alanı, Google Dokümanlar ve diğer şeyleri içeren bir Google aboneliğinin parçası olarak “Gelişmiş” adı verilen daha yüksek kapasiteli bir sürüm sunuyor.

Gurman’ın raporu, takip eden yirmi dört saat içinde çok sayıda coşkulu düşünceyi harekete geçirdi. Ancak bu gözlemcilerin hiçbiri burada ödeme yapanın kim olduğunu söyleyemez.

Bu soru özellikle merak uyandırıcı çünkü Google’ın halihazırda Apple ile bir anlaşması var ve ABD Adalet Bakanlığı bu konuda Google’a dava açarak, arama motorunun iPhone da dahil olmak üzere Apple’ın iOS cihazlarında varsayılan arama motoru olmasını sağlıyor. Bu anlaşma; Google’ın Apple’a, analistlerin yılda yirmi milyar dolar olarak tahmin ettiği, açıklanmayan bir meblağı ödemesini içeriyor.

Gurman raporunda Google’ın Apple’a da ödeme yapıp yapmayacağı ya da tam tersinin doğru olup olmayacağı belli değil.

Salı günü Merrill Lynch’in Alphabet analisti Justin Post tarafından öne sürülen görüşlerden biri şu: “Apple’ın Google’a bir teknoloji lisans ücreti ödeyeceğini varsayarsak, rapor potansiyel mali şartlar hakkında ayrıntılı bilgi sağlamadı.

Belki, ama durun. Evercore ISI Apple analisti Amit Daryanani şöyle yazıyor: “Bu, Google’ın, Safari’de varsayılan arama seçeneği olması karşılığında arama gelirinin bir kısmını Apple’a ödediği mevcut anlaşmaya benzer bir yapıya sahip olabilir.

Apple'a rekabet

Öte yandan, Daryanani şöyle devam ediyor: “Bu özelliklerin lisanslanması için Google’a ödeme yapanın Apple olduğu bir senaryoyu da görebiliriz, çünkü bu aslında bir beyaz etiket anlaşması olabilir.

Ve Bernstein analisti Toni Sacconaghi kesinlikle ortada kalıyor ve açmazı açıkça kabul ediyor: “Apple ve Gemini ortak olursa kim kime para ödeyecek? Belirsiz.

Sacconaghi, Google’ın “Apple ile ilişkisini sağlamlaştırmak ve Gemini’ye sınıfının en iyisi olmak için ihtiyaç duyduğu itibarı sağlamak için onu sübvanse edebilmesinin” mümkün olduğunu düşünüyor.

Burada ne tür bir paranın gelişeceğinden kimsenin emin olmaması büyüleyici: Apple’ın yeteneklerindeki genişleyen boşluğu doldurmak için büyük bir bilet satın alması ya da Google’ın bir hedef kitleyi toplamaya çalışması için büyük bir ödeme yapması. OpenAI ve mali destekçisi Microsoft’un önüne geçmenin bir yolu olarak iki milyar Apple kullanıcısını hedefledik.

Her iki senaryonun da günümüzün “üretken” yapay zekasını biraz simgelediğini söyleyebiliriz, zira bu iş çok fazla yatırım gerektiriyor ve bundan nasıl para kazanılacağı henüz tam olarak belli değil. Google, Gemini Advanced için OpenAI’n ChatGPT “Plus” aboneliğiyle aynı miktar olan yirmi dolar topluyor. AI sohbet botunun “Pro” sürümüne abonelikleri ayda 20 dolara satan yeni kurulan Perplexity gibi diğerleri, reklam sıkıntısından uzak alternatif bir arama motoru olarak bu fiyatlandırmayı uyguladı.

Bu tarafların tümü, Microsoft’un üretkenlik uygulamaları Copilot’a yönelik yapay zeka eklentisi için talep ettiği ayda otuz dolardan daha az ücret alıyor.

Yapay Zeka Kuşağı’nın bu erken aşamasında jüri, bu işlerin büyük bir maliyet merkezi olup olmadığı (örneğin, Apple’ın Google’a çek yazması gibi) ya da yeni gelişen bir kâr merkezi olup olmadığı (örneğin, Google’ın gerçekten de yapay zekayı sübvanse etmesi) konusunda kararsız. Sacconaghi’nin önerdiği gibi “ileride” para kazanmak için yapılan bir şey.

Gen AI sadece iş evrenini bozmakla kalmıyor, karşıt iş modelleri ve karşıt para kazanma planları da eşit derecede olası hale geliyor, bu da yaşadığımız dönemin ilginç olduğu anlamına geliyor.

Çok daha küçük ölçekte analistler iki açıdan memnundu. Böyle bir anlaşma, kim öderse ödesin; Google’ın, Adalet Bakanlığı’ndaki bir davanın gecikmesine rağmen hâlâ Apple’la iyi durumda olduğunu gösteriyor. İkincisi, Apple yapay zeka konusunda diğer tüm teknoloji devlerinin çok gerisinde algılandığından, onlara yetişmeye çalışırken Google gibi onlara yardımcı olacak seçeneklere sahip olduklarını bilmek güzel.

Bu arada, tüm bunlardan rahatlıkla para kazanan tek tarafın kim olduğu kesin, tahmin ettiğiniz gibi… Nvidia.

Spotify ve YouTube Music: Hangisi daha iyi?

Piyasada çok fazla rakip olduğundan doğru müzik akışı hizmetini seçmek göz korkutucu olabiliyor. En popüler olanlardan ikisi, 100 milyondan fazla şarkıdan oluşan kütüphaneler ve reklam destekli ücretsiz katmanlardan çeşitli premium ücretli planlara kadar benzer plan seçenekleri sunan Spotify ve YouTube Music.

Spotify dünyanın en popüler müzik hizmeti. Podcast’ler, sesli kitaplar ve YouTube Müzik’ten biraz daha iyi ses kalitesi sunuyor. Bunun aksine, YouTube Müzik gösterişli ve zengin özelliklere sahip Google ekosisteminin bir uzantısı. Onu halihazırda başka amaçlarla kullananlar için daha iyi bir seçim haline getiriyor. Ancak Spotify ve YouTube Music düşündüğünüzden daha yakın ve karar vermeden önce ikisini de karşılaştırmakta fayda var.

Spotify ve YouTube Music kıyaslaması

Kullanıcı arayüzü ve cihazlar

2008’de piyasaya sürülen Spotify, kullanıcı dostu bir kullanıcı arayüzü oluşturmak için biraz zaman harcadı ve en iyilerden biri olmaya devam ediyor. Spotify’a, bir web tarayıcısı ve iOS, Android, Windows, Mac, Linux ve Kindle için mobil ve masaüstü uygulamaları aracılığıyla erişilebiliyor. Spotify’a erişilemeyecek yolları düşünmek daha zor. CarPlay ve Android Auto aracılığıyla arabada , oyun konsollarında, akıllı TV’lerde ve Apple TV ve Roku gibi yayın cihazlarında bulunan Sonos gibi birçok akıllı saat ve ağ hoparlörüyle uyumlu.

Spotify arayüzünün web ve masaüstü sürümleri benzerdir. YouTube Müzik uygulamasının masaüstü sürümü olmadığından, ana kullanım noktanız masaüstüyse Spotify uygulaması daha üstündür.

Kütüphane ve keşif

Günümüzde pek çok müzik akışı hizmeti, Spotify ve YouTube Music de dahil olmak üzere 100 milyondan fazla parça içeren geniş müzik kütüphaneleri sunuyor. Bu nedenle, bu hizmetler arasında seçim yaparken parça sayısı artık önemli bir karar faktörü değil. Spotify’ın geniş kütüphanesi sunduğu hizmetlerin sadece başlangıcıdır. Podcast kütüphanesindeki beş milyondan fazla başlıkla bu alanda lider haline geldi.

Arama bölümünde “Sizin İçin Üretildi”, “Spotify Klasikleri”, “Canlı Etkinlikler”, “Grafikler” ve “On Yıllar” gibi kategorilere göz atabilirsiniz. TikTok ve Instagram hikayelerinde olduğu gibi videolar ve müzik önizlemeleri arasında da gezinebilirsiniz. YouTube Music’in kitaplığı Spotify’ınki kadar geniştir ve aklınıza gelebilecek hemen hemen her şey parmaklarınızın ucundadır. Henüz sesli kitap özelliği olmasa da, geçen yıl hizmet, platformun ana ekranına yalnızca ABD’li kullanıcılar için podcast’ler eklemeye başladı.

Altman OpenAI ismi için değişiklik yapacak mı?

Sam Altman, tekrar yapabilseydi OpenAI için farklı bir isim seçeceğini söyledi. OpenAI CEO’su Sam Altman geçtiğimiz günlerde şirketin adıyla ilgili bazı ayrıntıları açıkladı ve şans verilirse farklı bir şey seçeceğini öne sürdü. 2015 yılında Elon Musk ve diğerleriyle birlikte OpenAI’yi kuran Altman, şirketin bir araştırma laboratuvarından daha ticari bir ortama geçişini yansıtan Lex Fridman’ın podcast’i hakkındaki düşüncelerini paylaştı. Altman OpenAI ismi konusunda önemli değerlendirmeler yaptı.

Altman OpenAI ismi konusunda neden farklı düşünüyor?

Altman, OpenAI’nin ilk günlerinde kurucularının onu öncelikle bir araştırma merkezi olarak gördüklerini, üretim veya ticarileştirmeye yönelik belirli bir planları olmadığını açıkladı. Ancak yapay zeka alanı ilerledikçe OpenAI’nin hedefleri ve stratejileri de gelişiyor. Şirket nihayet 2019’da kar amacı gütmeyen bir modelden “kar tavanı” modeline geçti. Bu, açık makinenin önde gelen savunucularından Musk’un eleştirilerine yol açtı.

Musk, kar amacı gütmeyen misyonu tarafından yanıltıldığını iddia ederek OpenAI’ye dava açtı ve hatta yayından kaldırma davasının bir koşulu olarak adını “ClosedAI” olarak değiştirdi. Ancak Altman, Musk’un eleştirisini reddetti ve şirketin büyümesinin teknolojideki değişikliklere ve daha fazla sermaye ihtiyacına bir yanıt olduğunu söyledi. Eleştirilere rağmen Altman, OpenAI’nin entelektüel özgürlük misyonuna bağlı kaldığını söyledi. Tamamen açık olmasa da şirket, teknolojisinin ücretsiz sürümlerini halka sunarak güçlü yapay zeka araçlarını daha geniş bir kitleye ulaştırıyor.

Geriye dönüp baktığında Altman, OpenAI’nin yolculuğunun deneme yanılma yoluyla geçtiğini ve birçok varsayımın yanlış olduğunu kabul ediyor. Ancak şirketin geleceği ve dünya üzerinde olumlu bir etki yaratma becerisi konusunda iyimserliğini koruyor.

Altman’ın dersleri, yapay zekanın hızlı evriminin karmaşıklığını ve ticari çıkarlar ile daha geniş hedefleri dengeleyen OpenAI gibi şirketlerin karşılaştığı zorlukları gösteriyor.

Hücresel IoT modülü sevkiyatlarında düşüş gözleniyor!

0

Hücresel IoT modülü sevkiyatları ilk düşüşünü 2023’te gördü. Hücresel IoT modüllerinin küresel sevkiyatları, 2023’te ilk yıllık düşüşünü yaşadı ve bir önceki yıla göre yüzde iki düştü.

Hücresel IoT modülü sevkiyatları raporu

Counterpoint Research’ün son raporu, tedarik zinciri kesintilerinin ardından yapılan envanter ayarlamalarını ve sanayi ve işletme gibi önemli sektörlerdeki talebin azalmasını, düşüşün ardındaki itici faktörler olarak gösteriyor. Parlak noktalardan biri, 2023’teki sevkiyatların yüzde 22’sinden fazlasını kapsayan 4G Cat 1 bis modüllerinin hızlı büyümesiydi. Bu teknoloji, Çin’de satış noktası sistemleri, akıllı sayaçlar, telematik ve varlık için birincil hücresel standart haline geldi. Uygun fiyatı ve enerji verimliliği nedeniyle takip. Pazar yavaş yavaş 4G Cat 1 ve NB-IoT’den daha verimli 4G Cat 1 bis’e doğru geçiş yapıyor.

Counterpoint Research Direktör Yardımcısı Mohit Agrawal: “Hindistan ve Çin, akıllı sayaç, POS ve varlık takibi pazarlarındaki artan talep nedeniyle pozitif büyüme gösterdi. Tersine, dünyanın geri kalanı daha keskin bir düşüşe tanık oldu, bu da beklenen pazar momentumunun eksikliğine işaret ediyor” dedi  Agrawal, 2023’te gönderilen modüllerin yaklaşık yüzde 12’sinin yapay zeka yetenekleriyle donatıldığını ve artan veri yüklerini yönetmek için otomotiv, yönlendirici/CPE ve PC pazarlarında popülerlik kazandığını belirtti.

Pazar lideri Quectel, esas olarak Çin dışı talebin zayıflaması nedeniyle pazar payında bir düşüş yaşadı. Ancak şirket, Hindistan’da IoT modülleri üretmek için Syrma SGS ile ortaklık kurdu. China Mobile ve Fibocom akıllı sayaç, varlık takibi, POS ve telematik uygulamalarında yıldan yıla çift haneli büyüme kaydetti. Telit ve Thales’in birleşmesi, yeni birleşen Telit Cinterion’u ilk beş satıcı arasına soktu. Telit ayrıca Hindistan’da yerel üretim için VVDN ile ortaklık kurdu. Unionman, OpenLuat, Lierda ve Neoway gibi birçok Çin markası niş pazarlarda önemli bir büyüme gösterdi.

İleriye baktığımızda, Counterpoint Araştırma Analisti Anish Khajuria, stokların normalleşmesi ve akıllı sayaçlar, POS ve otomotiv uygulamalarına yönelik talebin artmasıyla IoT modül pazarının 2024’ün ikinci yarısında büyümeye dönmesini bekliyor. 2025 yılında, birden fazla sektörde 5G ve 5G RedCap’in daha geniş çapta benimsenmesiyle önemli bir büyüme öngörülüyor.

Apple antitröst davası büyüyor!

0

The Coalition for App Fairness (CAF) genel müdürü Rick VanMeter, ABD Adalet Bakanlığı (DOJ) ve 16 başsavcı Apple’ı yasadışı yollardan antitröst yasasını ihlal etmekle suçladı. Apple’a karşı bir antitröst şikayetinde bulunduktan sonra aşağıdaki açıklamayı yayınladı.

Apple antitröst şikayeti için açıklama

Apple antitröst şikayeti açıklamasında: “Bugünkü duyuruyla Adalet Bakanlığı, Apple’ın rekabeti engelleyen ve Amerikalı tüketicilere ve geliştiricilere zarar veren mobil uygulama ekosistemi üzerindeki baskısına karşı güçlü bir tavır alıyor. DOJ şikayeti, Apple’ın uzun yasa dışı davranış geçmişini detaylandırıyor; fiyatları artırmak, fahiş ücretler almak, kullanıcı deneyimlerini kötüleştirmek ve rekabeti engellemek için App Store yönergelerini ve geliştirici anlaşmalarını kötüye kullanmak. DOJ, Apple’ın kötü niyetli davranışının pek çok zararını fark eden ve bu soruna çözüm bulmak için çalışan dünyanın dört bir yanındaki düzenleyicilerle birlikte çalışıyor. Önümüzdeki yıllarda bu vaka ortaya çıktıkça, tüm mobil uygulama denetleyicilerinin rekabete aykırı uygulamalarına son vermek için şimdi daha fazlasının yapılması gerekiyor. Ücretsiz ve açık bir mobil uygulama pazarı oluşturmak için Kongre’nin Açık Uygulama Pazarları Yasası gibi iki partili yasaları geçirmesi zorunlu olmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.

Dijital Piyasalar Yasası (DMA) Avrupa Birliği’nde yürürlüğe girdiğinde Spotify, Apple’a karşı daha düşmanca davranmaya başladı . DMA’nın AB’de rekabeti kolaylaştırması gerekiyordu, ancak Spotify, Apple’ın ek geliştirici ücretleri ekleyen DMA uyumluluğu planlarını ” tam ve tam bir saçmalık ” olarak nitelendirdi. Spotify CEO’su Daniel Ek: “Yıllarca dünya çapındaki düzenlemeleri atlatarak bu kadar aşırı suiistimalden paçayı kurtardıklarını izledikten sonra Apple’ın buna uyma niyetinden şüpheliydim. Kim olmazdı? Ama kanun kanundur, değil mi? Eğer Apple iseniz hayır…” dedi.

Ancak Apple, CAF’ı kötü adam olarak görüyor. DOJ’un antitröst davasıyla ilgili gazetecilere verdiği brifingde Apple, CAF’yi kendi çıkarları için Apple’ı çökertmeye çalışan şirketler ağının parçası olarak konumlandıran bir slayt gösterdi. Apple yaptığı açıklamada: “Bu dava, kim olduğumuzu ve Apple ürünlerini rekabetin yoğun olduğu pazarlarda farklı kılan ilkelerimizi tehdit ediyor. Başarılı olursa, donanım, yazılım ve hizmetlerin kesiştiği, insanların Apple’dan beklediği türden teknolojiyi yaratma yeteneğimizi engelleyecek. Bu aynı zamanda tehlikeli bir emsal oluşturacak ve hükümete, insanların teknolojisini tasarlama konusunda ağır bir müdahalede bulunma yetkisi verecek. Bu davanın gerçeklere ve hukuka aykırı olduğuna inanıyoruz ve buna karşı güçlü bir şekilde savunacağız” dedi.

Stability AI CEO’su görevinden ayrıldı! Neden?

Stable Diffusion’ın hayata geçirilmesine yardımcı olan startup Stability AI’nin CEO’su Emad Mostaque görevinden ayrılıyor. Geç saatlerde yapılan bir basın açıklamasında Stability AI , Mostaque’in “merkezi olmayan yapay zekayı sürdürmek için” şirketten ayrıldığını söyledi. Mostaque ayrıca Stability AI’deki yönetim kurulundaki görevinden de istifa edecek.

Stability AI CEO’su için ayrılık vakti

Yönetim kurulu, kalıcı bir CEO arayışını yürütürken, Stability AI’a liderlik etmek üzere iki geçici eş CEO (COO Shan Shan Wong ve CTO Christian Laforte) atadı. O’Shaughnessy, Stability AI’nin yönetim kurulu başkanı Jim: “Kalıcı bir CEO ararken, Shan Shan Wong ve Christian Laforte’nin, geçici eş CEO rollerinde, şirketi sektör lideri üretken yapay zeka ürünlerinin geliştirilmesi ve ticarileştirilmesinde ustalıkla yönlendireceklerine güvenim tam” dedi.

Ticarileştirilmiş yapay zeka ürünleri geliştirmeye yönelik bu çaba, muhtemelen Mostaque’in istifa etmesinin büyük bir parçası. Mostaque , istifasının ardından X’te yayınlanan bir gönderide, “Merkezi yapay zekayı daha merkezileştirilmiş yapay zekayla yenemeyeceğiz” dedi . Mostaque ayrı bir açıklamada, “Artık yapay zekanın açık ve merkezi olmayan kalmasını sağlamanın zamanı geldi” diyor.

Mostaque’ın ayrılışı, diğer önemli geliştiricilerin istifa etmesinden sonra Stability AI’nın başının belaya girdiğini bildirmesinden birkaç gün sonra gerçekleşti. Stable Diffusion’ın arkasındaki teknolojiyi orijinal olarak yaratan beş araştırmacıdan üçü yakın zamanda şirketten ayrıldı. Stability AI’deki liderlik değişiklikleri de rakip startup Inflection AI’ın, Microsoft’un yetenek kazanımı anlamına gelen bir deneyimi yaşadığı aynı haftada gerçekleşti. Google DeepMind kurucu ortağı ve eski Inflection AI CEO’su Mustafa Süleyman, bu hafta başında yeni bir AI ekibinin CEO’su olarak Microsoft’a katıldı. Microsoft ayrıca şu anda Microsoft AI’ın baş bilim insanı olan kurucu ortak Karén Simonyan da dahil olmak üzere bazı önemli Inflection AI çalışanlarını işe aldı. Inflection personelinin çoğu Microsoft AI’a katılıyor ve AI girişimini kurumsal tekliflere yönlendirmeye bırakıyor.

Stability’nin amiral gemisi yapay zeka ürünü Stable Diffusion, birçok kişi tarafından metinden görüntüye dönüştürme yapay zeka araçları sunmak için kullanılıyor. Stability, en yeni modeli Stable Cascade’i birkaç hafta önce GitHub’da araştırmacılar için bir seçenek olarak piyasaya sürdü. Stability AI, araştırmasını finanse etmeye yardımcı olmak amacıyla Aralık ayında modellerinin ticari kullanımı için ücretli üyelik sunmaya da başladı.

Cloud Software Group, JasperReports üzerinden yükümlülükleri reddediyor!

JasperReports geri çekmesi, aslında; Red Hat’in RHEL kaynak kodunun dağıtılma biçiminde yaptığı popüler olmayan değişikliklere benzer bir taktik gibi görünüyor. 

JasperReports’un kaynak kodlarından bazıları hâlâ Github’da bulunuyor ancak tamamı değil. Reddit gibi JasperSoft topluluğu web sitesinde de mutsuz kullanıcılar homurdanıyor.

Topluluk web sitesindeki bir kullanıcı şu yorumu yaptı: “Jasper Server CE’nin Affero GPL kapsamında olduğunun ve her şeyi silemeyeceğinizin farkında mısınız?

Kullanıcı, “Önceki sürümlerin lisansını öylece değiştirip bir anda değiştiremezsiniz. Yani biz kullanıcılar, aynı lisansı veya uyumlu bir lisansı kullanarak onu çatallama hakkına sahibiz.” diye itiraz etti.

JasperSoft on yılı aşkın bir süredir raporlama araçlarını açıkta geliştiriyor. Tibco, şirketi 2014 yılında 185 milyon dolara satın almıştı.

Yeni takım için işlerin çok iyi gittiğinden emin değiliz. Geçen yılın başlarında, birleşmeyi bir dizi iş kaybı takip etti ve şirket yakın zamanda bazı tekliflerde fiyatlarını ikiye katladı.

Azure Marketplace’teki listelemesine göre JasperReports Topluluk Sunucusu AGPL3’tü, yani GNU Affero Kamu Lisansıydı. GPL’nin sıklıkla yanlış anlaşılan bu çeşidi, bulut ve SaaS uygulamaları için tasarlandı, ancak eski bir akbabanın belirttiği gibi, evrensel olarak sevilmemekte.

Tıpkı kendisinden önceki GPL gibi, AGPL’nin de en azından kısmen başarılı bir şekilde uygulandığına dair raporlar var.

Kaynak kodunun çeşitli kopyalarının ortalıkta olmasını ve bazılarının ürünün yeni çatallarında yer almasını umuyoruz. Bu hem bu örnek için hem de gelecek için önemli.

DoorDash drone ile teslimat ağını genişletiyor!

0

Yemek dağıtım hizmeti DoorDash; Christiansburg, Virginia’daki müşterilerden başlayarak ABD’deki drone teslimatlarını test etmek için Alphabet’in Wing drone şirketi ile olan ortaklığını genişlettiğini duyurdu.

DoorDash drone ortaklığı

Wendy’s ilk restoran ortağı seçildi. Böylelikle pilot program kapsamında belirli müşteriler drone ile teslim edilecek uygun ürünleri sipariş edebiliyor. ABD’li pilot, DoorDash ve Wing’in 2022’de Avustralya’da başlatılan drone teslimat programını takip ediyor ve çevrimiçi yemek siparişi ve teslimat platformunun ABD’de ilk kez drone teslimatı sunması olacak.

Müşteriler, DoorDash uygulamasında katılımcı Wendy’s’ten uygun bir sipariş veriyor ve siparişlerinin drone ile teslim edilmesi seçeneğini seçiyor. Yemek daha sonra 30 dakika içinde hazırlanıyor, paketleniyor ve teslim ediliyor. DoorDash Labs’ın kıdemli direktörü Harrison Shih, şirketin drone dağıtımını DoorDash ekosisteminin daha fazlasına entegre etmek için ABD’deki Wing ile ortaklığını genişletmesinin beklendiğini söyledi.

Shih: “DoorDash olarak, pazarımızın her tarafına hizmet veren çok modlu bir teslimat platformu oluşturarak son kilometre lojistiğini geliştirmeye kararlıyız. Tüketicilere daha verimli, sürdürülebilir ve uygun teslimat seçenekleri sunmaya çalışırken, drone teslimatının platformumuza getireceği değer konusunda iyimseriz” dedi.

Wing’in ortaklık başkanı Cosimo Leipold, ABD’de lansman kararının ikilinin Avustralya’da elde ettiği başarının doğrudan bir sonucu olduğunu söyledi. Leipold: “Wing şu anda üç ülkede 350.000’den fazla teslimat gerçekleştirdi ve ileriye baktığımızda, ortaklarımıza müşterilerine daha iyi hizmet verebilmeleri için hızlı, uygun fiyatlı ve güvenli bir hizmet sunmaya odaklandık. Bu an, ABD’de bu hizmetin anlamlı genişlemesini sürdürüyor ve son kilometre teslimat ekosistemini iyileştirme yönündeki ortak hedefimizi ilerletiyor” dedi.DoorDash ve Wing, drone teslimat hizmetini bu yılın sonlarında ABD’nin diğer şehirlerinde de başlatmayı araştırmayı planladıklarını söyledi.

Reddit’te yapay zeka sanatı tartışması çıktı!

Üretken yapay zeka sanatına ilişkin şiddetli tartışma, yakın zamanda bir Facebook grubunda, bir kullanıcının Baldur’s Gate 3 video oyunundan bir karakteri tasvir eden birkaç yapay zeka sanatı görseli paylaşması ve ardından yapay zeka karşıtı sanatla ters düştükten sonra gruptan yasaklanmasıyla alevlendi.

Kullanıcı daha sonra yapay zeka sanat meraklılarının sempatisini kazanmak ve mecazi yaralarını sarmak için Yapay Zeka Sanatını Savunmak adlı bir alt dizine çekildi. Popüler oyun Baldur’s Gate 3’ten gösterişli beyaz saçlı ve şeytani bir gülümsemeye sahip bir elf-vampir karakteri olan Astarion’un yapay zeka sanatı resimlerini oluşturan Reddit kullanıcısı marilynjayna , “Nefret miktarından cesaretim kırıldı” diye bir paylaşımda bulundu.

Reddit yapay zeka sanatını ele aldı

Yapay zeka sanat platformu Midjourney ile oluşturulan görselleri, yapay zeka sanatını açıkça yasaklamayan isimsiz bir Facebook grubunda yayınladılar. İlk başta diğer insanlardan olumlu tepkiler aldıklarını ancak daha sonra yapay zekadan nefret edenlerin öfkesine kapıldıklarını söylediler.

Marilynjayna, “karaktere benzeyen 5 resim elde etmek için 6 saat” harcamış olmalarına rağmen, moderatörlerin yapay zeka sanatının “hırsızlık” olduğu görüşünü benimsediğini ve ardından yapay zeka sanatını Facebook grubunda açıkça yasakladığını söyledi. Diğer Redditçiler, yapay zeka karşıtı sanat insanlarının “kıskanç”, “çılgın ve sert” olduğunu söyleyerek marilynjayna’yı savunmaya geldi.

Bir Reddit kullanıcısı aynı başlıkta “Yapay zeka karşıtı insanların çoğunun… dünyada daha az güzel sanatın olmasını istediğini düşünüyorum” diye yanıtladı. Yine başka bir Reddit kullanıcısı, temelde, sadece zanaatlarının karşılığını adil bir şekilde almak isteyen, yapay zeka olmayan sanatçıların elitistleri olarak adlandırdı.  Yorumda: “Bunun nedeni basit; yapay zekadan önce sanat üzerinde bir tekelin tadını çıkarıyorlardı, bu da çok fazla illüstrasyon becerisine sahip olmaları nedeniyle kontrol altındaydı ve sanat ne kadar az muhteşemse ona olan talep de o kadar fazlaydı, dolayısıyla çalışmalarının fiyatlarını yükseltebiliyorlardı” ifadelerine yer verildi.

Yapay zeka karşıtı ve yanlısı sanat tartışması ve yaratıcılığın doğası hakkındaki olağan tartışmaları bir kenara bırakırsak, belki de Redditor’un karşılaştığı olumsuz tepki, kurumsal yapay zeka platformlarının sömürücü olduğunu düşünen birçok kişi arasındaki fikir değişikliğinin bir parçası. Çünkü veri kümeleri orijinal sanatçıların izni olmadan telif hakkıyla korunan materyallere dayanıyor.

Intel ve Arm girişimcilere güç vermek için işbirliğine gidiyor!

Yapay zekâ, insanların çalışma ve yaşama biçimlerini her açıdan dönüştürüyor. Tıpkı mobil ve bulut bilişimin inovasyon dalgalarını ve yeni işleri tetiklemesi gibi, yapay zekâ çağı da özellikle start-up firmalar ve yeni girişimler için keşfedilmemiş bir alan açıyor. Bilişim teknolojileri alanında faaliyet gösteren köklü firmalar da oluşan yepyeni fırsatlar dünyasının farkında ve farklı ölçeklerde çeşitli işbirliklerine imza atmaktalar. Bunun son örneği ise çip üreticileri Intel ve Arm’dan geldi. İki firma yeni şirketlerin cesur fikirlerini hayata geçirmeleri için kapıları açmak üzere Gelişen İş İnisiyatifi’nde işbirliği yapıyor.

Intel ve Arm, startup topluluğunu desteklemek için yaptıkları işbirliği olan Gelişen İş İnisiyatifi’ni tamamlayan bir mutabakat anlaşması imzaladı. Girişim, yonga tasarımcılarının Intel 18A sürecinde düşük güçlü işlemci yonga üstü sistemler (SoC’ler) oluşturmalarını sağlamak için Nisan 2023’te yapılan çoklu nesil anlaşmaya dayanıyor.

Şirketler birlikte, Arm tabanlı SoC’ler üzerine inşa edilen ve Intel Foundry tarafından üretilen bir dizi cihaz ve sunucu geliştiren startup’lar için inovasyon ve büyümeyi teşvik etmek amacıyla temel fikri mülkiyet (IP) ve üretim desteği sağlayacak ve aynı zamanda finansal yardımda bulunacak. Gelişen İş İnisiyatifi geçtiğimiz ay San Jose, Kaliforniya’da düzenlenen Intel Foundry Direct Connect’te duyurulmuştu.

Intel kıdemli başkan yardımcısı ve Döküm Hizmetleri bölümü genel müdürü Stuart Pann, söz konusu işbirliğine ilişkin olarak “Intel Foundry ve Arm, teknolojinin herkese fayda sağlaması için inovasyonun yapı taşlarının herkes tarafından kullanılabilir olması gerektiği inancını paylaşıyor. Startup’lar, yapay zeka gibi büyük dönüşüm vaatlerini gerçeğe dönüştürmede çok önemli bir rol oynamaktadır. Emerging Business Initiative, yeni şirketlerin fikirlerini gerçeğe dönüştürmek için öncü Arm tabanlı SoC’lerden ve Intel Foundry’nin küresel üretim yeteneklerinden yararlanmaları için bir yol sağlıyor” diyor.

Arm’ın CEO’su Rene Haas ise konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Yapay zekânın büyümesi bilgi işlem, verimlilik ve ölçeklenebilirlik alanlarındaki dev sıçramalara bağlıdır ve sektörümüz, yeni başlayanların bu gelişmelerden pay alması için rampalar oluşturmalıdır. Emerging Business Initiative aracılığıyla Intel Foundry ile yaptığımız işbirliği, yeni nesil yenilikçilerin fikirlerini hayata geçirmelerini ve çığır açan yeniliklerin bir sonraki dalgalarını tanımlamalarını sağlıyor.”

YouTube izleyici kimliklerini açıklayacak mı?

0

Yetkililerin Google’a bazı YouTube videolarını izleyenlerin kimliklerini açıklaması talimatını verdiği bildirildi. Görünüşe göre kolluk kuvvetlerinin Google verilerinizi istemesi için yasa dışı bir şey yapmanıza gerek yok.

Forbes tarafından görüntülenen mühürsüz mahkeme belgelerine göre ABD’deki federal yetkililer, Google’dan 1-8 Ocak 2023 tarihleri arasında belirli YouTube videolarını izleyen hesapların adlarını, adreslerini, telefon numaralarını ve kullanıcı etkinliklerini istedi. Bu videoları herhangi bir hesaba giriş yapmadan izleyen kişiler de güvende değildi çünkü hükümet onların IP adreslerini de içeriyordu. Müfettişlerin, internette “elonmuskwhm” adını kullanan biri hakkında yürütülen soruşturma kapsamında Google’a bu bilgileri vermesini emrettiği bildirildi.

YouTube izleyici kimlikleri Google tarafından paylaşılıyor mu?

Yetkililer, elonmuskwhm’in Bitcoin’i nakit karşılığında sattığından ve bu nedenle kara para aklama yasalarını ihlal ettiğinden ve aynı zamanda lisanssız para aktarma işi yürüttüğünden şüpheleniyor. Gizli kişilerin, Ocak ayı başında yaptıkları görüşmelerde, dronlar ve artırılmış gerçeklik yazılımı aracılığıyla haritalama için YouTube eğitimlerinin videolarına şüpheli bağlantıları gönderdikleri bildirildi. Ancak bu videolar özel değildi ve toplu olarak 30.000’den fazla kez görüntülendi. Bu da hükümetin potansiyel olarak Google’dan oldukça fazla sayıda kullanıcı hakkında özel bilgi istediği anlamına geliyor. Yetkililerin şirkete, “Bu kayıtların, faillerin kimlik bilgilerinin sağlanması da dahil olmak üzere, devam eden bir cezai soruşturmayla ilgili ve önemli olacağına inanmak için nedenler var” dediği bildirildi.

Forbes’in gördüğü belgelere dayanarak mahkeme kararı verdi ancak Google’dan bu kararı gizli tutmasını istedi. Google’ın yetkililerin istediği verileri verip vermediği de belli değil. Başka bir olayda yetkililer şirketten sekiz YouTube canlı yayınını “görüntüleyen ve/veya etkileşime giren” hesapların bir listesini istedi. Polisler, çöp konteynerine patlayıcı yerleştirildiği yönündeki ihbarın ardından bölgede arama yaparken dere boyunca izlendiklerini öğrendikten sonra bu bilgiyi istedi. Bu video canlı yayınlarından biri, 130.000’den fazla abonesi olan Boston and Maine Live hesabı tarafından yayınlandı. Bir Google sözcüsü Forbes’a, şirketin kullanıcılarının gizliliğini korumak için “titiz bir süreç” izlediğini söyledi. Ancak eleştirmenler ve gizlilik savunucuları hâlâ devlet kurumlarının sınırı aştığından ve belirli YouTube videolarını izleyen ve hiçbir şekilde yasa dışı bir şey yapmayan kişiler hakkında hassas bilgiler elde etmek için güçlerini kullandıklarından endişe ediyor.

Elektronik Gizlilik Bilgi Merkezi’nin kıdemli danışmanı John Davisson: “İnternette izlediklerimiz, hakkımızda son derece hassas bilgileri (siyasetimiz, tutkularımız, dini inançlarımız ve çok daha fazlası) ortaya çıkarabilir. Kolluk kuvvetlerinin olası bir sebep olmaksızın bu bilgilere erişemeyeceğini beklemek adil olur. Bu emir, bu varsayımı tersine çeviriyor” dedi.