Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 685

Topi 2,5 milyon dolar değerleme ile tohum öncesi yatırım aldı

Toptan alışveriş pazarında dijitalleşmeyi hedefleyen Topi Teknoloji A.Ş, ilk yatırımını girişimcilik ve fintek dünyasının önde gelen isimlerinden Ahmet Bilgen’den aldı.  Bilgen, 2022 yılında kurulan ve toptancılarla geleneksel perakende noktaları arasındaki sipariş ve ürün akışını optimize eden Topi’ye tohum öncesi yatırımı, 2,5 milyon dolar değerleme üzerinden yaptı. Şubat 2024 itibariyle Topi’nin hedeflenen büyümeyi aşan performansı ile, yatırım 2,5 milyon dolar değerleme üzerinden kapandı. Topi kurucu ortakları Sedat Yıldırım ve Köksal Yılmaz, e-ticaret ve teknoloji alanındaki deneyimlerini, perakende sektöründeki toptancı ile satıcı arasındaki verimsiz iş süreçlerini iyileştirmek üzere yeni girişimlerini 2022 yılında hayata geçirdiler.  Topi, İstegelsin kurucu CEO’su Sedat Yıldırım’ın gruptan ayrıldıktan sonraki ilk girişimi olarak dikkat çekiyor.

Yatırım, büyümenin finansmanında kullanılacak

Topi, tohum öncesi yatırımdan aldığı bu fonu tohum yatırım turuna kadarki süreçteki büyümeyi finanse etmek için kullanmayı planlıyor. İşletme sahiplerinin ve kullanıcılarının kazançlı çıktığı platformda kaliteli ürünlere esnek ödeme seçenekleriyle hızlı erişim sağlayan Topi, 5 bin çeşide varan geniş ürün yelpazesine en iyi fiyatla ulaşabilme ve güncel toptan piyasa fiyatlarıyla kontrol edebilme imkânı sunuyor. Tüm siparişleri kendi lojistik ağıyla teslim eden Topi, geliştirdiği dağıtım optimizasyon yazılımı sayesinde 40 farklı toptancı ürününü perakende noktalarına teslim ediyor.

81 ilde hizmet vermeyi hedefliyor

Topi’den alışveriş yapan geleneksel perakende noktaları, ödemelerini ister kredi kartı ister havale ister Fibabanka 30 gün vadesiz kredi isterlerse de Multinet MultiAvantaj ile yapabiliyor. Şimdilik sadece Ankara, Bolu ve Bartın’da hizmet veren platform ürün gamını ve dağıtım alanını her geçen gün genişleterek 81 ile hizmet vermeyi hedefliyor.

Yıllık 20 milyar doları aşan ve Türkiye’nin tüm hızlı tüketim pazarının yüzde 65’ini oluşturan geleneksel perakende pazarı yüz binlerce ailenin geçimini sağlıyor. İşletme sahipleri, platformun sunduğu avantajlı fiyat, güvenle teslim ve esnek ödeme seçenekleriyle dijitalleşerek, zincir marketlerle rekabetinde güç kazanıyor.

Artırılmış gerçeklik, AI ile buluştu; teknoloji çağ atladı!

Büyük teknoloji şirketleri, bu yeni trende uyum sağlamak ve pazarda rekabet etmek için büyük adımlar atıyorlar. Çinli akıllı telefon üreticisi Oppo, AI gözlüklerinde lider olmak istiyor. 

Oppo, Air Glass 3’ü yakın zamanda İspanya’nın Barselona kentinde gerçekleşen Mobil Dünya Kongresi’nde tanıttı. Şirket, Oppo gözlükleri için AndesGPT adlı kendi genAI teknolojisini kullanıyor. Multimodal kapasiteye sahipler, bu da entegre kameranın resimleri kaldırabileceği ve bunları tanımlama ve işleme için AndesGPT aracılığıyla çalıştırabileceği anlamına geliyor. Oppo gözlükleri, yalnızca 50 gram ağırlığında küçük ve hafif bir tasarımla görsel bir arayüz sunma konusunda öne çıkıyor.

Google da benzer bir hamle ile yapay zeka gözlük pazarına girmeyi planlıyor. Şirket, bir yıl önce Google Glasses Enterprise Edition ürününü sonlandırdığından beri sıradan gözlük gibi geçebilecek akıllı gözlüklere odaklandı. Google’ın bu alanda verilmiş veya başvurulan patentlerden oluşan geniş bir portföyü var ve bu alanda bir rakip olabilir.

Google’ın yapay zeka gözlüklerine yönelik motivasyonu, dünyanın yüksek lisans tabanlı bilgi araçları için bir kullanıcı arayüzüne sahip olmasını sağlamak.

Microsoft ise, OpenAI üzerindeki kontrolü göz önüne alındığında muhtemelen ChatGPT’ye erişim sağlayacak olan bir “akıllı gözlük” için patent başvurusunda bulunuyor. Şirket, pil ömrü de dahil olmak üzere AI gözlük kullanıcıları için ortaya çıkacak diğer konular üzerinde çalışıyor. Bir patent, hem çalışırken değiştirilebilir mini pilleri hem de kemerdeki veya cepteki harici bir pil takımına bağlanabilme özelliğini açıklıyor.

Amazon aslında bu alanda biraz erken davrandı ve Echo Frames’i Eylül 2019’da piyasaya sürdü. Şimdi üçüncü nesil ürün, piyasada çok daha iyi ve aynı fiyata çok yakın olan Ray-Ban Meta gözlüklerin gölgesinde kalıyor. Echo Frames, yeni popüler LLM tabanlı sohbet robotu yerine size eski ve bozuk Alexa’yı veriyor. Amazon, hiç şüphesiz yakında üretken bir yapay zeka sohbet robotunun yanı sıra çok modlu yetenek için bir kamerayla tamamlanan gerçek yapay zeka gözlüklerini piyasaya sürecek.

Ses çıkışlı yapay zeka gözlüklerinde şu anki lider, İtalyan gözlük devi Luxottica ile daha önce Facebook olarak bilinen şirket arasındaki işbirliği olan Ray-Ban Meta.

Ve elbette Apple, AI gözlüklerle ortaya çıkmasını sağlayacak patentlerle tepeden tırnağa silahlanmış durumda. Aslında teknoloji ve modanın birleşimi muhtemelen Apple için karşı konulamaz olacaktır.

Dev şirketler yapay zeka gözlüklerini piyasaya sürmek için çılgınca bir mücadele içinde çünkü asıl tehdidin oyuna katılan onlarca veya yüzlerce küçük şirketten geleceğini biliyorlar.

Bu teknoloji devrimi, milyonlarca insanı etkileyebilir. AI gözlüklerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, insanlar günlük hayatlarında daha akıllı ve verimli bir şekilde hareket edebilirler. Özellikle iş dünyasında, bu gözlüklerin kullanımı pek çok alanda yenilikler getirebilir ve iş süreçlerini optimize edebilir.

Ancak, bu yeni teknolojilerin getirdiği bazı endişeler de var. Gizlilik ve güvenlik konuları, AI gözlüklerinin kullanımıyla ilgili önemli bir tartışma konusu haline geliyor. Kullanıcıların kişisel verilerinin nasıl korunacağı ve bu verilerin hangi amaçlarla kullanılacağı, önümüzdeki dönemde daha da önem kazanacak konular arasında yer alıyor.

Sonuç olarak, yapay zeka odaklı akıllı gözlüklerin yükselişi, teknoloji dünyasında büyük bir değişimi işaret ediyor. Bu yeni nesil cihazlar, insanların yaşamını kolaylaştırmak ve iş süreçlerini optimize etmek için büyük bir potansiyele sahip.

Ancak, bu teknolojilerin kullanımıyla ilgili gizlilik ve güvenlik konularının da dikkate alınması gerekiyor. Gelecekte, yapay zeka gözlüklerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, bu konuların daha da önem kazanması bekleniyor.

Tesla, ölümlü kazadaki otopilot detayı için mahkemelik oldu!

Reuters’ın bir raporuna göre, duruşma 18 Mart haftasında Kaliforniya’da yapılacak ve ölümcül kazadan Tesla ve sürücü destek yazılımının sorumlu olup olmadığını belirleyecek.

Huang, Mart 2018’de Otopilot özellikli Model X’inin Kaliforniya’daki otoyolda bir güvenlik bariyerine çarpmasının ardından öldü. Daha sonra Ulusal Ulaşım Güvenliği Kurulu tarafından yapılan bir araştırma, telefon verilerinin Huang’ın bir mobil oyun oynadığını göstermesi nedeniyle hem Otomatik pilotun hem de dikkatsiz sürüşün kazaya katkıda bulunduğunu ortaya çıkardı.

Ancak Huang’ın ailesi, aracın o sırada otomatik frenleme de dahil olmak üzere uygun güvenlik özelliklerine sahip olmadığını iddia ederek 2019 yılında Tesla’ya karşı haksız ölüm davası açmıştı.

Reuters’ın belirttiği gibi, Huang’ın avukatları Tesla’dan bir tanığa “şirketin, sürücülerin sürücü destek sistemini kullanırken yolu izlemeyeceğini bilip bilmediğini” sordu. İfadede, eski Tesla başkanı Jon McNeill’in eski Otopilot başkanı Sterling Anderson’a yazdığı 2016 tarihli bir e-postaya atıfta bulunulduğu bildiriliyor: “Otomatik pilotta o kadar rahattım ki, e-postalara veya çağrılara daldığım için çıkışlardan kaçtım.”

Tesla, sürücü destek özellikleri nedeniyle daha önce de yasal işlemle karşı karşıya kalmıştı ancak hiçbir zaman sorumlu bulunmamıştı. Geçtiğimiz yıl otomobil üreticisi, Autopilot’u bir çift kazaya katkıda bulunmakla suçlayan iki davayı kazandı.

Adalet Bakanlığı’nın Ekim ayında Otopilot özelliklerine yönelik cezai soruşturmasını genişletmesi nedeniyle, federal düzenleyiciler son aylarda şirket üzerindeki incelemelerini artırdı. 

Tesla, ayrıca 2 milyon Tesla aracını geri çağırdı ve sürücülerin Otopilot‘u kötüye kullanmasını zorlaştıracak bir güncelleme yayınladı; ancak uzmanlar, düzeltmelerin çoğunlukla yetersiz kaldığını buldu.

Elektrikli CycloTech hava araçları yatırımcı çekmeye devam ediyor!

Avusturya’daki CycloTech, geleneksel pervaneler yerine CycloRotor teknolojisini kullanarak CruiseUp adlı bir hava aracı yarattı. İki yolcu kapasiteli konsept araç, elektrikli tahrik sistemi olarak CycloRotors kullanıyor. Bu teknoloji, aracın yana ve geriye doğru uçuş yapmasına ve aracı yatırmadan ya da yan yatmadan havada fren yapmasına olanak tanıyor. CycloTech, CycloRotor’u sertifikasyona hazırlamak için bu yıl 57 milyon dolar fon toplamayı hedefliyor

Konu hakkında açıklama yapan CycloTech’in baş geliştirme sorumlusu Markus Steinke, “CycloRotors, yılda milyonlarca araç tahrik ünitesi üretme potansiyeliyle sürdürülebilir havacılıkta yeni bir kitle pazarına kapı açıyor” dedi ve ekledi “CycloRotorlarımızla uzun vadeli hedefimiz uçan araba vizyonunu gerçeğe dönüştürmektir.”

CycloTech, CycloRotor’u Avrupa Havacılık Güvenliği Ajansı (EASA) tarafından sertifikalandırmaya hazırlamak için bu yıl 57 milyon dolarlık fon toplamayı hedefliyor. CycloTech tarafından da kullanılan tahrik sistemi, merkezi bir dönme ekseni etrafında dönen birkaç paralel kanat içeriyor.

Şirket, “İtiş gücü, rotor boyunca her bir kanattan kaynaklanan birleşik hava akışı ve bir dönüş sırasında eğim açısının periyodik değişimi ile üretilir” diyor ve ekliyor: “Kanatların bireysel hatve açısı belirli bir hatve mekanizması tarafından kontrol edilir. Genellikle her bir kanat mekanik olarak bir konrod ile merkezi bir göbeğe bağlanır. CycloRotors’un hareketli parçaları kapsüllenmiştir ve CruiseUp’ın özel konfigürasyonu yolcu kabinini korur.”

CycloRotors kullanılarak yapılan uçuş testleri EASA düzenlemelerine uygun olarak Avusturya’daki bir genel havacılık havaalanında gerçekleştirilidi. Şirkete göre CruiseUp aracı altı rotor içeriyor ve bir rotor arızası durumunda güvenli bir şekilde uçup iniş yapabiliyor. CycloTech, elektrikli uçan taksilerin ve diğer pilotlu eVTOL’lerin nispeten kısa vadeli bir gelecekte pazara gireceği görüşünde. Firma  2030 yılına kadar pazarlanabilir bir ürün geliştirmeyi planlıyor.

Benzer elektrikli hava araçları tüm dünyada ilgi görmeye devam ediyor. Geçtiğimiz aylarda Suudi Arabistan, konsept bir proje için mutabakat imzalamıştı.

Cyclocopter (siklokopter) konsepti aslında çok yeni sayılmaz. Bu konsept yatay eksenli bir siklorotoru kaldırma ve bazen de tahrik ve kontrol sağlamak için bir rotor kanadı olarak kullanan bir hava aracı konfigürasyonudur. Prensip olarak bu araçlar bir helikopter gibi dikey kalkış ve iniş ve havada asılı kalma performansı sergileyebilirken, potansiyel olarak sabit kanatlı bir hava aracının bazı avantajlarından yararlanabilir. İlk defa patenti 1927 yılında alınan bu konsept ne yazık ki günümüze dek pek benimseme kazanamadı.

Bezos’tan yatırım alan Perplexity 1 milyar dolar değerlemeye yaklaştı!

Deneyen ve başarısız olan şirketlerin uzun listesi göz önüne alındığında, Google’a meydan okumak ilk bakışta kaybedilecek bir kumar gibi görünüyor. Ancak Amazon’un kurucusu Jeff Bezos kısa bir süre önce, ürkütücü ihtimallere rağmen arama devine kafa tutan bir startup olan Perplexity AI üzerine bahis oynadı.

Perplexity CEO’su Aravind Srinivas geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada, “Startup’lar tamamen cesur olmakla ilgilidir,” dedi ve ekledi “Sınırsız potansiyele sahip bir şirket mi kuruyorsunuz? Bu riskli, ama işe yararsa sonsuz bir ödül var.”

Ağustos 2022’de kurulan Perplexity, web sitesinde belirtildiği gibi “kısmen sohbet robotu ve kısmen arama motoru olan, gerçek zamanlı bilgiler ve cevaplarının kaynaklarını gösteren dipnotlar sunan” yapay zeka tabanlı bir arama motoru geliştirerek Google’a meydan okumayı hedefliyor.

Ocak ayında Perplexity’nin aylık 10 milyon aktif kullanıcıya ulaştığ ıve 2023 yılında yarım milyardan fazla sorgu sunduğu görülmüştü. Ayrıca şirketin risk sermayedarları, Nvidia gibi şirketler ve çeşitli melek yatırımcıların yanı sıra Jeff Bezos’un Bezos Expeditions Fonu aracılığıyla 73,6 milyon dolar topladığı açıklandı. Söz konusu finansman turu Perplexity’ye yaklaşık 520 milyon dolar değer biçmişti. Şimdi ise girişimin sadece birkaç ay sonra yaklaşık 1 milyar dolar değerlemeye ulaştığı konuşuluyor.

Eğer doğruysa, bu Bezos’un yatırımının birkaç ay içinde neredeyse iki katına çıktığı anlamına geliyor. Perplexity’nin kısa sürede aylık 10 milyon aktif kullanıcıya ulaşmasının Bezos’u etkilediğine şüphe yok, tıpkı yaklaşık otuz yıl önce web’in yılda %2,300 oranında büyüdüğüne dair “şaşırtıcı istatistiğin” ona Amazon’u kurması için ilham vermesi gibi.

Ancak bu girişimin hızlı büyümesini fark eden tek yatırımcı o değil. Nvidia Uygulamalı Araştırma Başkan Yardımcısı Jonathan Cohen, Ocak ayındaki fon duyurusunda Perplexity’nin “10 milyon aylık kullanıcı gibi önemli bir kilometre taşına ulaşan birkaç tüketici yapay zeka ürününden biri” olduğunu söylemişti. Cohen ayrıca, yapay zekanın “bilgiye erişim şeklimizi dönüştüreceğini” de sözlerine eklemişti.

Perplexity, kullanıcılara OpenAI’nin GPT-4’ü, Anthropic’in Claude 2.1’i ya da girişimin kendi LLM Perplexity’si gibi çeşitli büyük dil modelleri arasından seçim yapmalarına olanak tanıyan Pro sürümünü ayda 20 dolara sunarak para kazanıyor.

Perplexity CEO’su Srinivas, “Değer önerimiz şu: ücretsiz ürün zaten o kadar iyi ki para ödemenize gerek kalmadan kullanabiliyorsunuz, ancak ücretli ürün çılgınca olacak” demişti.  Srinivas ayrıca insanların internette bir şeyler ararken Google yerine giderek daha fazla yapay zekalı sohbet robotlarına yöneleceğine güveniyor.

Elbette, Perplexity 1 milyar dolar değerlemeye ulaşsa bile, muazzam kaynaklara ve yapay zeka yeteneklerine sahip olan ve ana şirketi Alphabet’in değeri 1,7 trilyon dolar olan Google’a gerçekten meydan okumak için şirketin önünde uzun bir yol var.

iPhone’unuzdaki gizli yapay zekâ özellikleri

Apple, yakın zamana kadar üretken yapay zekâ ile ilgili kamuya açık konuşmalarda belirgin bir şekilde yer almadı. Ancak yapay zekâ iPhone’da halihazırda mevcut ve Kamera, Fotoğraflar ve Siri gibi popüler uygulamalardaki temel özellikleri yönlendiriyor.  Aynı zamanda, Apple CEO’su Tim Cook’un teknoloji konusunda daha fazla söz sahibi olması, Apple’ın halka açık yapay zekâ hamlesinin nihayet burada olabileceğini gösteriyor.

ChatGPT’nin küresel spot ışıklarını üzerine çekip bir teknoloji silahlanma yarışını katalize etmesinden bir yıldan fazla bir süre sonra CEO Tim Cook, Şubat ayında yatırımcılara yönelik bir toplantıda Apple’ın üretken yapay zekâya yatırım yaptığını doğruladı. Ayrıntılara girmeden, “Apple için yapay zekânın büyük bir fırsat” olduğunu söyledi.

Cook ayrıntıları minimumda tutsa da Apple’ın araştırmaları şirketin iPhone’ları için cihaz üzerinde yapay zekâ hedefi doğrultusunda çalışıyor olabileceğini gösteriyor. Apple bunu, bu hafta şirketin “yapay zekâ için en iyi tüketici dizüstü bilgisayarı” olarak lanse ettiği yeni MacBook Air dizüstü bilgisayarların duyurusuyla takip etti.

iPhone ve diğer ürünleri için sırada ne olduğunu yalnızca Apple biliyor. Ancak bu arada birçok kişi farkında olmasa da iPhone cihazlarda zaten halihazırda çeşitli yapay zekâ araçları kullanılıyor. İşte bunlardan bazıları:

Sesinizi dijital olarak klonlayın

Apple bir sohbet robotuna sahip olmayabilir, ancak geçen yıl iOS 17 ile gelen bir özellikte yapay zekâyı zaten kullanıyor. Kişisel Ses, konuşma kaybı riski olan kişilerin sevdikleriyle daha kolay iletişim kurabilmeleri için seslerini kopyalamalarına olanak tanımak üzere cihaz üzerinde makine öğrenimini kullanan bir erişilebilirlik ayarıdır. Sesinizi öğrenmek için iPhone sizden 150 cümleyi yüksek sesle okumanızı istiyor. Ardından sesinizi analiz etmek için yapay zekâ kullanıyor ve sesinizin sentetik bir versiyonunu oluşturuyor.

Bu yeni sentetik sesi kullanarak iletişim kurmak için FaceTime’da ve üçüncü taraf uyumlu uygulamalarda metni konuşmaya dönüştürmek üzere iPhone’un yazarak konuşma araçlarını kullanıyorsunuz. Yapmanız gerekenler ise şöyle:

iOS 17 yüklü iPhone’unuzu açın ve Ayarlar > Erişilebilirlik > Kişisel Ses bölümüne gidin ve en üstteki Kişisel Ses Oluştur seçeneğine dokunun. Mavi Devam düğmesine iki kez basın, sesinize bir isim verin, kayıt düğmesine basın ve ekranda beliren ifadeleri okumaya başlayın. Uzunlukları farklı olan 150 cümleyi yüksek sesle okumanız gerekecek.

Sayfanın altında Dinleniyor yazdığında konuşabilirsiniz. İfadeyi söylediğinizde Kişisel Ses, hiçbir şeye dokunmanıza gerek kalmadan otomatik olarak bir sonraki ifadeye geçecektir. Bir hata yaparsanız, ifadeyi yeniden kaydetmek için kayıt düğmesine basabilirsiniz. İfadeleri tamamlamanız, ne kadar hızlı konuştuğunuza bağlı olarak yaklaşık 20 ila 30 dakika sürer. İşiniz bittiğinde Devam düğmesine bastığınızda Kişisel Sesiniz oluşturulmaya başlayacaktır. Kişisel Sesinizin işlenmesi için iPhone’unuzu şarj cihazına bağlamanız ve ekranınızı kilitlemeniz gerekir. Kullanıma hazır olduğunda bir bildirim alırsınız.

iPhone resimlerinden kolayca metin kopyalama

Canlı Metin, 2021’in iOS 15 yazılımını veya sonraki sürümlerini çalıştıran iPhone’larda zaten mevcut olan bir ön yüz yapay zekâ özelliğidir. Google Lens’e benzer şekilde, fotoğraflardaki el yazısı ve daktiloyla yazılmış metinleri tanıyan bir bilgisayar görüşü aracıdır. Görüntülerdeki metin daha sonra sadece birkaç kolay dokunuşla kopyalanıp yapıştırılabilir.

Canlı Metin günlük hayatta sıklıkla işe yarayabilir. Diyelim ki dijitalleştirmek istediğiniz elle yazılmış bir tarifiniz var. Bu tarifin fotoğrafını iPhone’unuzla çektikten sonra, örneğin bu metni kopyalayıp bir Word belgesine yapıştırabilir ve dijital bir yedek olarak kaydedebilirsiniz. Bunun için öncelikle iPhone’unuzun iOS 15 veya sonraki bir sürümü çalıştırdığından emin olun. Sonrasında kamerayı, kopyalamak istediğiniz herhangi bir metnin bulunduğu bir nesneye doğrultun. Metnin etrafında sarı bir çerçeve gördüğünüzde Canlı Metin’in devreye girdiğini anlayacaksınız.

Çerçevedeki herhangi bir metinle etkileşime geçmek için resmin sağ alt köşesindeki Canlı Metin simgesine dokunun. Kopyalamak istediğiniz metni Notlar’da veya bir metin mesajında yaptığınız gibi aşağı bastırarak seçin. Sonra kopyala öğesine basın ve bu metni Gmail veya Notlar gibi başka bir uygulamaya yapıştırın. Google Lens’te olduğu gibi, Live Text de Fotoğraflar uygulamasında depolanan görüntülerdeki metinleri arayabilir. Örneğin, bir resimde bir telefon numarası varsa, numarayı çevirmek için dokunabilir veya Fransızca bir kelime varsa, İngilizceye çevirebilirsiniz.

Yeni ve geliştirilmiş Otomatik Düzeltme

Apple, son yazılım güncellemesiyle en büyük otomatik düzeltme sorunlarından birini de çözdü. Yapılan güncellemeyle birlikte , otomatik düzeltme daha geniş bir düzeyde iyileştirildi. Otomatik düzeltme artık hataları daha doğru bir şekilde düzeltebiliyor ve daha özelleştirilmiş satır içi tahmini metin sunuyor.

Apple’a göre bu gelişmenin büyük bir kısmı iOS 17’nin kelime tahmini için makine öğrenimini kullanan yeni dönüştürücü dil modeline atfediliyor. Veri yığınları tarafından eğitilen bu model, daha iyi sonuçlar sağlamak için bağlam ve kalıpları öğrenmesine ya da bu durumda insanların nasıl ses çıkardığını taklit edebilmesine olanak tanıyor.

Fotoğrafçılıkta yapay zekâ

iPhone’un kamera özelliklerinin büyük bir kısmı için gelişmiş algoritmaların yanı sıra bilişimsel fotoğrafçılığa dayandığı bir sır değil. Özneleri tanımlamak ve bokeh efekti oluşturmak için yapay zekâyı kullanan Portre Modu, buna sadece bir örnek. Bir diğeri ise, istenen diyaframı simüle etmek için yapay zekâyı kullanan ve hareketli nesnenizi keskin tutmak için odağı dinamik olarak ayarlayan Sinematik Mod. iOS 17’nin yapay zekâ destekli yeni özelliklerinden biri de Fotoğraf uygulamasının bir fotoğraftaki evcil hayvanları tanımlayarak daha iyi fotoğraf düzenlemesi yapabilmesidir.

iPhone yapay zekâsı ilerliyor: Siri daha akıllı olacak mı?

Siri, 2011 yılında yayınlanan iOS 5’ten bu yana kullanılıyor, ancak Apple’ın sesle etkinleştirilen asistanı yakında çok daha akıllı hale gelebilir. Şuana dek sızdırılan bilgiler ve uzman tahminleri, Apple’ın Siri’yi geliştirmek için üretken yapay zekânın önemli bir parçası olan büyük dil modellerini kullanmayı planladığını söylüyor. Örneğin, Siri’nin bir dizi fotoğrafı GIF’e dönüştürmek ve ardından bunları kişilerinizden birine göndermek gibi daha karmaşık görevler için basit sesli komutlara yanıt verebileceği söyleniyor

Eğer bu örnek doğruysa, bu Apple’ın dijital yardımcısı için önemli bir adım anlamına geliyor. Apple, diğer kullanımlarının yanı sıra, Siri’nin dili anlamasına ve insan benzeri bir şekilde yanıt vermesine yardımcı olmak için zaten yapay zekâyı kullanıyor.

Apple genellikle yeni iPhone yazılım özelliklerini Dünya Çapında Geliştirici Konferansı’nda açıkladığından, Apple’ın iPhone’daki yapay zekâ planları hakkında muhtemelen Haziran ayında daha fazla bilgi sahibi olacağız.

Kuantum güvenlik riskleri endişe yaratıyor!

HP kuantum saldırılara karşı koruma sağlaması öngörülen yeni cihaz serisinin lansmanını Las Vegas’taki yıllık iş ortağı konferansında açıkladı. Planlar kapsamında, seçilen cihazlar HP’nin Uç Nokta Güvenlik Denetleyicisi (ESC) çipi ile yükseltilecek ve kullanıcılara “hassas ve düzenlenmiş verilerin yönetilebilirliğini ve korunmasını sağlayan en gelişmiş güvenliği” sunacak.

HP kişisel sistemler güvenlik küresel başkanı Ian Pratt’e göre bu ek koruma ve güvenlik katmanı, çipi işlemci ve işletim sisteminden izole ederek çalışıyor. HP, önümüzdeki yıllarda kuantum bilgisayar saldırılarında beklenen artış nedeniyle bu cihazlar için ek korumanın “giderek daha önemli” hale geleceğini düşünüyor. Konuyla ilgili yapılan açıklamada Ian Pratt “Araştırmalar, uzmanların %27’sinin 2033 yılına kadar kriptografik olarak ilgili bir kuantum bilgisayarının (CRQC) ortaya çıkma olasılığının %50 olduğunu düşündüğünü gösteriyor. O gün geldiğinde, aygıt yazılımı ve yazılım üzerindeki mevcut dijital imzaların güvenliği söz konusu olacak ve dijital güven ortadan kalkacak” dedi.

Pratt ayrıca yazılımın kuantum bilişim çağına uygun hale getirilebileceğini ancak donanımın bunu yapamayacağını ve bunun da işletmeleri uzun vadede potansiyel zorluklarla karşı karşıya bırakacağını belirtiyor ve ekliyor: “Bu, PC donanım yazılımını koruyan bazı kriptografileri de içeriyor” diye ekledi. “Hiçbir kriptografik koruma olmadan, hiçbir cihaz güvende olmayacaktır – saldırganlar altta yatan ürün yazılımına erişebilir ve değiştirebilir ve tam kontrol elde edebilir.”

HP, yeni kuantum tehdit azaltma özelliklerinin piyasaya sürülmesinin, özellikle kuantumdaki gelişme hızı ve cihaz yenileme döngülerinin ek dinamiği göz önüne alındığında, cihaz üretim endüstrisi için kritik bir zamanda geldiğini belirtti. Tipik yenileme döngüleri artık her üç ila beş yılda bir gerçekleştiğinden, Pratt “kuantum sonrası kriptografiye geçişin şimdi başlaması gerektiğini” söyledi.

“2024 ESC yükseltmemizle, Kuantuma Dayanıklı Kriptografi ile PC ürün yazılımı bütünlüğünü korumak için donanım hazır olacak ve gelecekte PC’lerde kriptografinin yazılım uygulamalarına yönelik yükseltmeler öncesinde güvenli bir temel sağlayacaktır.”

HP’nin bu hamlesi kuantum güvenliği endişelerinin arttığı bir dönemde geldi. Her ne kadar yapay zekâ 2023 yılında en fazla konuşulan ve en çok yatırım alan teknoloji olsa da kuantum bilişim de (daha az olsa da) ilgi çekmeye ve yatırım almaya devam ediyor. Kuantum bilişimle ilgili potansiyel güvenlik risklerine ilişkin endişeler ise sektörün büyümesiyle birlikte artış gösteriyor. Örneğin Hollanda hükümeti konuyla ilgili olarak Kuantum Sonrası Kriptografi (PQC) geçiş el kitabı şeklinde bir kılavuz yayınladı ve kritik ulusal altyapı sağlayıcılarını PQC’ye geçiş çabalarına başlamaya çağırdı.

Benzer şekilde, ABD hükümeti de ürün yazılımı imzalama için kuantuma dayanıklı kriptografik algoritmalara geçişle ilgili tavsiyelerin ana hatlarını belirlemişti. Bu kılavuz, 2025’ten itibaren kuantuma dayanıklı kriptografi kullanılmasını ve 2030’a kadar bu standartlar için zorunlu bir gereklilik getirilmesini öneriyor.

Elon Musk okul açıyor!

0

ABD’de verilen iş ilanlarında keşfedilen bir detay, Elon Musk’ın Texas’ta yeni bir Ad Astra okulu açmayı planladığını gösteriyor. Okula dair iş pozisyonu için verilen ilanda, okulun “Texas ovasındaki kırk dönüm arazi üzerinde bulunan eski bir at çiftliğinde” yer alacağı ve bu yaz açılması planlandığı belirtiliyor. Daha önce Musk’ın bu eyalette yeni bir özel K-12 okulu açmayı planladığı duyurulmuştu. Ayrıca, Musk’ın Texas’ta bir üniversite kurmayı planladığı ve projeye yaklaşık 100 milyon dolar bağışta bulunduğu biliniyor.

Elon Musk, 2014 yılında Josh Dahn ile birlikte kendi kar amacı gütmeyen okulu Ad Astra’yı kurdu. Okulun kapanmış olduğuna dair haberler olmuştu ancak Dahn, okulun hala var olduğunu ve şimdi SpaceX’in Starbase’inde, Boca Chica, Texas’ta bulunduğunu doğruladı.

Ad Astra’nın, çocuk bakım operatörleri için yazılım sağlayan Xplor Education firması ile yeni bir Montessori okulu oluşturmak üzere ortaklık kurduğu görülüyor. Bu bilgi, ilk olarak The New York Times tarafından rapor edilen bir ilanda belirtiliyor. İlanın ne zaman yayınlandığı ise net değil.

Maria Montessori Enstitüsü web sitesindeki bir açıklama, Montessori okullarının “pratik yaparak, kendi hızında” öğrenme yaklaşımını benimsediğini belirtiyor.

Çevre dostu “su pili” lityum-iyon pilin yerini alabilir mi?

0

Avustralya’daki RMIT Üniversitesi’nden araştırmacılar, tehlikeli elektrolitik sıvıları su ile değiştiren yeni bir pil türü geliştirdi. Uzmanlar bu umut vaat eden alanda daha fazla araştırma ve geliştirme yapılması gerektiğini söylüyor, ancak su pili prototipleri gösteriyor ki lityum-iyon akülere kıyasla daha güvenli ve kurşun-asit akülere kıyasla daha çevreci alternatifler için potansiyel mevcut.

Ekibin geliştirdiği sıvı batarya (su pili), bataryanın pozitif ve negatif uçları arasında akım akışını sağlamak için sülfürik asit veya lityum tuzu gibi geleneksel elektrolitik sıvılar yerine birkaç tuz eklenmiş standart su kullanıyor. Ayrıca çinko anot için kaplama olarak bizmut metali kullanılıyor, bu da daha sonra tehlikeli dendritlerin oluşmasını engellemek için koruyucu bir işlev görüyor ve enerji yoğunluğunu artırmak için magnezyum kullanılıyor.

İlk testlerde, su pili 500 şarj döngüsünden sonra kapasitesinin yüzde 85’ini koruyabildi. Şimdiye kadar geliştirilen prototipler arasında madeni para büyüklüğünde piller ve geleneksel AA ve AAA pillere benzeyen silindirik versiyonlar yer alıyor. Ayrıca bir güneş paneline ve 45 watt’lık bir güneş ışığına bağlanan ve tam günlük şarjın ardından 12 saat boyunca aydınlatmayı sürdürebilen bir tasarım da test edildi.

RMIT Üniversitesi’nde kimya bilimcisi olan proje lideri Tianyi Ma, üretim süreçlerinin basitliğinin seri üretimi çok daha kolay hale getireceğini söyledi. Ayrıca bataryaların yeniden kullanım veya geri dönüşüm için güvenli bir şekilde demonte edilebilecek olması da ciddi bir avantaj. Mevcut enerji depolama teknolojilerinde bataryaların kullanım ömrü sonuna geldiğinde bertaraf zorlukları da bu yenilikçi pil tasarımında minimuma indiriliyor.

Laboratuvar ortamında geliştirilen hemen her bataryada olduğu gibi, bu batarya da henüz kullanıma hazır olmaktan çok uzak. Araştırmacılar, tüketici elektroniğinde yaygın olarak bulunan lityum iyon pillerle daha karşılaştırılabilir hale getirmek amacıyla elektrot olarak kullanılacak yeni nano malzemeler oluşturarak pil tasarımlarının enerji yoğunluğunu iyileştirmek için aktif olarak çalışıyorlar.

Lityum iyon piller, şarj edilebilir pil ve batarya pazarında mutlak bir üstünlüğe sahip. İlk kez 1970’lerde geliştirilen Lityum-İyon piller günümüzde tüketici elektroniğinden oyuncuklara, akıllı telefonlardan elektrikli araçlara kadar pek çok alanda yoğun bir biçimde kullanılıyor. Buna karşın Lityum-İyon pil alternatifleri konusunda dünyanın pek çok üniversitesi ve araştırma kurumunda çalışmalar devam ediyor.

Ma, su pilinin bir ila üç yıl içinde kurşun-asit pillerin, beş ila 10 yıl içinde de lityum-iyon pillerin yerini alma potansiyeline sahip olduğuna inanıyor. Ekibin çalışması Advanced Materials adlı bilim dergisinde yayımlandı.

Türkiye yollarında yeni bir mikromobilite çözümü!

Test sürüşleri ve ön sipariş süreci başlayan Carver, Türkiye’de iki farklı model ve iki farklı alt donanım seviyesiyle GRS Automobility tarafından piyasaya sürülecek. 1+1 oturma düzeni, yüzde yüz elektrikli yapısı ve kompakt boyutlarıyla Carver, Dinamik Araç Kontrol (DVC) sistemi sayesinde tıpkı motosikletlerdeki gibi 45 derece açıda yana yatabiliyor. Carver Cargo ise filolar ve KOBİ sahipleri için üst düzey bir alternatif olarak sunuluyor.

Dinamik Araç Kontrol sistemi avantajı

Yalnızca 98cm genişliği, 1+1 oturma düzeni, 75 litrelik bagaj hacmiyle eğlenceli, akıllı ve ekonomik seyahat çözümler sunan yüzde yüz elektrikli Carver’ın S+ modeli, 80 km/s son hız, 100 km menzil ve 3 saatte yüzde 80 şarj özellikleriyle öne çıkıyor. Carver R+ modeli ise 45 km/s son hızıyla 130 km menzil ile şehir içi ulaşımda çok ciddi bir alternatif olarak karşımıza çıkıyor. Tüm modelleri B sınıfını ehliyet ile kullanılabilirken dileyenler Carver R+ modelini B motosiklet ehliyetiyle de kullanabilecekler. Aracı rakiplerinden ayıran en büyük unsur ise “Dinamik Araç Kontrol” sistemi sayesinde tıpkı motosikletlerde olduğu gibi virajlarda 40 derece açıda yana yatabilmesi. Böylelikle çok daha güvenli ve stabil bir sürüş deneyimi sağlıyor. Kapalı yapısı ve yüksek dayanımlı şasisi sayesinde motosikletlerden daha güvenli ve konforlu yolculuk vaat eden Carver açılabilir tavan ve müzik sistemi de sunuyor.

Carver Cargo ise 500 litrelik bagaj alanıyla filolar, kargo şirketleri ve KOBİ sahipleri için üst düzey alternatif haline gelecek gibi görünüyor. Her üç model Nisan ayında Türkiye yollarıyla buluşmayı bekliyor. Test sürüşü ve ön sipariş için İstanbul Kâğıthane’deki GRS Automobility Showroomu, 444 77 48 iletişim numarası veya carverturkiye.com web adresi üzerinden erişim sağlanabiliyor.

Kadın girişimcilere finansman desteği!

 Türkiye İş Bankası ve İhracatı Geliştirme A.Ş. (İGE) kadın girişimcilerin; ihracata yönelik üretim yolculuklarının başlangıç, büyüme ve gelişim aşamalarında ihtiyaç duydukları finansmana erişebilmelerini desteklemek amacıyla bir iş birliğine imza attı. “İhracatta Kadını Destekleme Paketi” dahilinde İş Bankası, ihracatçı veya ihracat yapma potansiyeli olan kadın girişimcilere İGE kefaletiyle 200 milyon TL tutarında kaynak ayıracak. 24 aya varan vadelerle kullandırılacak kredi paketinin başvuruları 31 Aralık 2024’e kadar İş Bankası Şubelerinden yapılabilecek.

Finansman imkanları, işletmeleri büyütmede güçlü bir araç

İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz protokole ilişkin değerlendirmesinde, “Kuruluşumuzdan itibaren ülkemizin sürdürülebilir kalkınmasına katkı sağlamak amacıyla girişimci kadınların yolunu açan, kadınların iş gücüne ve ticari hayata katılım oranını artıran finansal ya da finansal olmayan projeleri destekliyoruz. Özellikle de girişimci kadınlara sunulan finansman imkanlarının, karşılaştıkları ekonomik engelleri aşarak işletmelerini büyütmeleri için güçlü bir araç görevi gördüğüne inanıyoruz. İGE ile imzaladığımız protokol ile bu amaç doğrultusunda ilerlemeyi sürdürüyoruz. Anlaşma dahilinde “İşimiz ihracat” diyen girişimci kadınlara İGE teminatıyla 200 milyon TL tutarında finansman desteği sunacağız. Bu anlaşmanın ihracatçı kadın girişimcilerin finansmana erişimini kolaylaştırmasını, kadın işletmelerine faydalı olmasını diliyorum” dedi.

Kadın ihracatçılara destek devam edecek

İş Bankası ile birlikte geliştirilen İhracatta Kadını Destekleme Paketi’ne ilişkin İhracatı Geliştirme A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Kasım Akdeniz yaptığı değerlendirmede: “İGE olarak geleceğimizi şekillendirecek iki önemli unsur olan ihracat ve kadınların ekonomiye katılımını önemsiyoruz. İhracatın geliştirilmesinde finansmana erişime verdiğimiz önemin doğrudan bir uzantısı olarak, kadınların ‘çalışan’, ‘yönetici’ ve ‘girişimci’ kimlikleriyle üretimin ve ihracatın güçlü bir şekilde içinde olmalarını önemli ve gerekli görüyoruz. ‘İş Bankası İhracatta Kadını Destekleme Paketi’ ile kadın ihracatçıların ekonomiye daha aktif bir şekilde katılımlarını sağlamayı hedefliyor ve finansmana erişim sürecinde sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın tüm aktörlerine destek sağlama vizyonuyla çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde hem finansmana erişimi kolaylaştıracak hem de maliyetleri azaltacak yeni ve yaratıcı çözümlerle kadın ihracatçılarımıza destek sağlamaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Grok açık kaynak oluyor!

Elon Musk’un yapay zeka girişimi xAI’nin ChatGPT’ye rakip olarak geliştirdiği chatbot’u Grok’un bu hafta açık kaynaklı olarak kullanılabileceği açıklandı. Bu duyurunun, Elon Musk’ın OpenAI’yi açık kaynaktan uzaklaştığı gerekçesi ile dava etmesinden birkaç gün sonra gelmiş olması da ilgi çekici.  

xAI, Grok’u geçen yıl piyasaya sürdü ve onu “gerçek zamanlı” bilgilere erişim ve “politik olarak doğru” yaklaşıma karşı çıkan görünümler gibi özelliklerle donattı. Bu hizmet, X’in 16 ABD doları tutarındaki aylık aboneliği için ödeme yapan müşterilere açık.

Musk, Google’ın yapay zekadaki hakimiyetine karşı bir denge unsuru olarak neredeyse on yıl önce Sam Altman’la birlikte OpenAI’nin kurulmasına yardımcı olmuştu. Musk, geçen ayın sonlarında açtığı davada OpenAI’ın kapalı kaynak olduğunu ve Microsoft’un kârını maksimuma çıkarmaya odaklandığını iddia etmişti.

Grok’un açık kaynak olma vaadi, xAI‘nin, sohbet robotlarının kodlarını halka yayınlayan Meta ve Fransız startup Mistral dahil olmak üzere bir dizi büyüyen firmanın listesine katılacağı anlamına geliyor.

Grok

Musk uzun zamandır açık kaynağın savunucusu. Liderliğini yaptığı diğer bir firma olan Tesla, patentlerinin çoğunu açık kaynak olarak sunuyor. Musk 2014 yılında, eski adıyla Twitter olarak bilinen X’te, “Tesla, iyi niyetle teknolojimizi kullanmak isteyen hiç kimseye karşı patent davası başlatmayacaktır” açıklamasını yapmıştı.

Soğuk cüzdan üreticisi Ledger Türkiye’de!

0

Küresel bir dijital varlık ve Web3 platformu olan Ledger, 2014 yılında Paris’te kuruldu. Kritik dijital varlık güvenliği ve kullanımında dünya lideri olan Ledger’in 200’den fazla ülkede, 10’dan fazla dilde tüketiciye satılan 6 milyondan fazla cihazı bulunuyor. 100’den fazla finansal kurum ve markanın güvenini kazanan Ledger, dünya kripto varlıklarının yüzde 20’sini güvende tutuyor ve işlem, alım, harcama, kazanç ve NFT’leri destekleyen hizmetler sunuyor. Ledger’in ürünleri arasında Ledger Stax, Nano S Plus, Nano X donanım cüzdanları, LEDGER Live uygulaması, dünyanın ilk güvenli madeni para basma ve ilk satış dağıtım platformu olan Ledger Market ve Ledger Enterprise bulunuyor. Kullanım kolaylığı ile Ledger, kullanıcıların dijital varlıklara yatırım yapmaya başlamasını ve nihayetinde güvenli ve stressiz bir ortamda finansal özgürlüğe ulaşmasını sağlıyor.

Kullanıcılar dijital varlıklarını güvenli bir şekilde yönetebilecekler

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Despec AŞ Genel Müdürü Emrah Küçükgirgin şunları söyledi: “Bugün tüm dünyada dijital varlıklara yatırım yapmaya olan ilgi giderek artıyor. Bu yoğun ilgi soğuk cüzdanlara olan ihtiyacı da belirgin hale getirdi. Bildiğiniz gibi Despec AŞ olarak ülkemizi dijital çağın yeni teknolojilerini sunan yaratıcı markalarla buluşturuyoruz. Ledger ile işbirliğimiz de bu amacımız doğrultusunda oldukça önemli bir adım oldu. Dünyada bir rakibi olmayan Ledger sayesinde artık kullanıcılarımız güvenli bir şekilde dijital varlıklarını yönetebilecekler. Biz de yeni teknolojileri kullanıcılarımızla buluşturmaya devam edeceğiz” dedi.

Ekonominin Yıldızları etkinliği başlıyor!

0

Yıldız Teknik Üniversite Ekonomi Kulübü tarafından bu sene de düzenlenen Ekonominin Yıldızları etkinliğinde sen de katılmak istiyor musun?

Ekonominin Yıldızları etkinliğine nasıl katılırım?

ALB Yatırım Kurumsal İletişim Uzmanı Cansu Özen’in moderatörlüğü eşliğinde bu seneki katılımcılar Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, Murat Sağman, Prof. Dr. Emre Alkin ve Vahap Taştan’a genel kariyer yolculukları ve Türkiye ekonomisi hakkında sorular yöneltilecek ve ALB Yatırım Araştırma Analisti Ahmet Deniz Yağbasan ise şirketin sektörel yeri ve organizasyon kültürü hakkında tanıtım yapacak.

Sen #yıldızgibiparla diye biz yaptık, seni de Ekonominin Yıldızları’nda görmek çok istiyoruz! 

Yer ve tarih

  • Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampüsü Elektrik Elektronik Fakültesi Konferans Salonu
  • 22 Mart Cuma 11:30-16:00
  • Etkinlik herkese açıktır
  • Katılım formu için burayı tıklayınız.
  • Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencilerinin formu doldurmasına gerek yoktur.

Oyun dünyası İstanbul’da buluştu!

0

Kurduğu iş birlikleriyle oyun ekosistemine katkı sağlayan Google, üçüncü kez İstanbul’da oyun dünyasının önemli isimlerini bir araya getirdi. Google ve Deconstructor of Fun birlikteliğiyle gerçekleşen etkinlik, oyun sektöründeki şirketlerin küresel büyümeyi hızlandırmalarına ve oyunun geleceğine öncülük etmelerine yardımcı olmak amacıyla bir günlük hibrit bir etkinlik deneyimi sunmak üzere tasarlandı. 17 oturum ve 28 konuşmacıyla gerçekleşen “Think Games Istanbul” etkinliğinde katılımcılar; üst düzey stratejileri, Google oyun dünyasındaki son yenilikleri deneyimleme fırsatı elde ettiler. Think Games İstanbul’da Michail Katkoff,  Eric Kress, Alpagut Çilingir, Tomi Huttula, Affan Butt, Andy Zhong, Elena Grigorian, Kasım Zorlu, Jamie Berger, Jen Donahoe, Rina Onur, John Wright, Javier Barnes ve Laura Taranto gibi sektörün önemli isimleri oyun dünyasındaki gelişmelerini katılımcılarla paylaştı.

Türkiye’den ve 27 farklı ülkeden 500’ün üzerinde davetlinin katıldığı, 700’ten fazla kişinin de çevrimiçi takip ettiği etkinlikte aralarında Deconstructor of Fun ve Kurucusu Michail Katkoff, Eric Kress, Alpagut Çilingir, Tomi Huttula, Affan Butt, Andy Zhong, Elena Grigorian, Kasım Zorlu, Jamie Berger, Jen Donahoe, Rina Onur, John Wright, Javier Barnes ve Laura Taranto gibi sektörün önde gelen isimleri konuşmacı olarak yer aldı.

Think Games Istanbul

 Oyun Sektörünün ve ekosistemin büyümesi hedefleniyor

Google Türkiye Uygulama, Oyun ve Perakende Lideri Alpagut Çilingir, 740 aktif oyun girişimi, 12 oyun sektörü odaklı kuluçka merkezi ve 21 oyun sektörü odaklı hızlandırma merkezi bulunduran Türkiye’nin oyun dünyasındaki konumunu sağlamlaştırdığını söyleyerek  oyun dünyasındaki son küresel gelişmelerle ilgili şu açıklamalarda bulundu: “Yapılan araştırmalara göre dünyada 2022’de pandemi etkisinin tamamen bitmesiyle küçülme yaşayan oyun sektörü 2023 yılı itibariyle yüzde 0.6 oranda artış 184 trilyon dolara ulaşarak tekrar büyüme eğilimine geçti. Bu artış yüzde 5.2 PC ve yüzde 1.9 oranında konsol oyunlarından kaynaklanırken tüm endüstrinin yüzde 49’luk kısmını kapsayan mobil oyunlar 1.6 oranında küçüldü.

Bugün, oyun sektörünün farklı bir biçimde büyüdüğünü görüyoruz. Oyun reklam gelirlerinin ve abonelik tabanlı oyunların artış gösterdiği, yeni hit oyunlar üretmenin ve zamanla artan rekabet içerisinde öne çıkmanın zorlaştığı bu dönemde popüler oyun türleri içerisinde farklı mekaniklerden yararlanan oyunlar başarı elde etmeye başladı. Bunun yanı sıra hem reklam hem de oyun içi satın alımlarla desteklenen, hibrit casual oyunlar 2023 boyunca yüzde 30’luk büyüme elde etti. Dolayısıyla bu dönemde yeni modelleri keşfetmenin, gelir modellerini çeşitlemenin ve oyunları hibrit düzende oynanabilir yapmanın sektörün yeni dinamiği haline geldiğini söyleyebiliriz. Özellikle bu dönemde esnek iş ve gelir modellerini hayata geçirmenin, gelişen teknolojilerin verimli kullanımının ve kullanıcı gizlilik tercihlerine saygılı olmanın önem kazanacağını öngörüyoruz. Google Türkiye olarak biz de tüm araçlarımız, iş birliklerimiz ve gerçekleştirdiğimiz projelerle Türkiye’deki oyun sektörünün büyümesine destek oluyoruz. ”

Oyun sektörü nelere dikkat etmeli?

Think Games İstanbul Etkinliği’nde;   sektöre dair içgörüler, oyun dünyasının değişen dinamikleri ve geleceğe dair öngörüler paylaşıldı. Konuşmacılar tarafından oyun dünyasının bugünkü dinamiklerine değinilirken, sürekli değişen ortamda sektör oyuncularının ne gibi önlemler alabileceği ve dikkat etmeleri gereken konular da konuşuldu. 

Etkinlikte Google Global Küresel Çözümler Ortak Lideri Katie Funk ve Google Ürün Yönetimi Direktörü Belinda Langner, yapay zeka destekli mobil oyunlarda büyüme üzerine konuştular. Google Global Uygulama Reklamları Ürün Lideri Rachel Weinberger ve Google Yazılım Mühendisi Di Wang sürekli değişen gizlilik ekosistemi hakkında konuşma yaparken, Google Kıdemli Ürün Yöneticisi Jennifer Lui de yüksek performans elde etmenin ipuçlarını paylaştı. Google Ürün Yöneticisi Amit Pande ise sürdürülebilir büyüme yolunda yaratıcı mükemmellik üzerine konuşurken, Google Ortaklık Geliştirme Yöneticisi Robbie Hopkins ve Google Stratejik Ortaklık Geliştirme Yöneticisi Romain Mardot, Google Play ile küresel büyüme konusundaki gelişmeleri aktardılar. Etkinliğin son oturumundaysa Google Uygulamalar ve Oyun Ortaklıkları Lideri Fatma Güngör Okutan geliştirilen oyunları kazançlı hale getirmek üzere neler yapılabileceğinden bahsetti.  

Jensen Huang çip üreticilerine meydan okudu!

Nvidia CEO’su Jensen Huang geçtiğimiz günlerde yaptığı bir konuşmada, “Nvidia’nın GPU’ları o kadar iyi ki, rakiplerin çipleri bedava olsa bile yeterince ucuz olmayacak” dedi. Huang ayrıca Nvidia GPU fiyatlandırmasının veri merkezinin toplam sahip olma maliyeti (TCO) açısından pek de önemli olmadığını açıkladı. Nvidia’nın gelişen yapay zeka endüstrisini güçlendirmedeki başarılarının etkileyici boyutunu inkar etmek zor; şirket yakın zamanda büyük ölçüde yapay zekayı hızlandıran GPU’ları sayesinde dünyanın üçüncü en değerli şirketi haline geldi, ancak Jensen’in yorumları kesinlikle tartışmalı olacak çünkü AMD, Intel gibi ciddi rakipleri yok sayıyor.

Jensen Huang konuşmasında ayrıca Nvidia’nın şu anda tartışmasız benzersiz satış noktalarını özetledi. Nvidia CEO’su, belirli bir algoritmada iyi olacak bir çip oluşturabileceğinizi, çünkü Nvidia’nın GPU’larının programlanabileceğini söyledi. Üstelik Nvidia platformu, her bulut sistemi için harika bir standart olduğunu iddia etti. Finansal hizmetlerden üretime kadar geniş bir müşteri yelpazesini desteklemek isteyen tipik bir veri merkezinin bu nedenle Nvidia donanımına yöneleceğini söyledi.

Bedava bile olsalar Nvidia ile rekabet edecek kadar ucuz değiller

Huang ayrıca GPU fiyatlarına odaklananlara mantık dışı olabilecek bir karşıtlık sağlamaya çalıştı: Çip satın alan ve satan kişilerin çiplerin fiyatını düşündüğünü, veri merkezlerini işleten kişilerin ise operasyonların maliyetini düşündüğünü açıkladı.

Elbette şirketler Toplam Sahip Olma Maliyetinin (TCO) farkında olacaklar; bu da Huang’a göre temel olarak Nvidia’nın dağıtım süresi, performans, kullanım ve esneklik gibi iddia ettiği avantajların “o kadar iyi ki, rakibin çipleri bedava olsa bile yeterince ucuz olmayacağı” anlamına geliyor.

TikTok satılıyor mu?

Geçen yılın sonunda görevinden ayrılan Activision Blizzard’ın eski CEO’su Bobby Kotick, ABD’de uygulamayı yasaklamak ya da satışını zorlamakla tehdit eden yeni bir yasa tasarısı nedeniyle TikTok’u satın almakla ilgileniyor gibi görünüyor. The Wall Street Journal’ın bir raporuna göre, Kotick, geçen hafta bir konferans yemeğinde yanında oturan OpenAI CEO’su Sam Altman ve diğerlerine böyle bir satın alma işbirliği fikrini sundu ve ByteDance Yönetim Kurulu Başkanı Zhang Yiming ile bu konuyu gündeme getirdi. TikTok satılırsa, muhtemelen yüz milyarlarca dolar karşılığında satılacak.

Kotick, Activision’ı 30 yıldan fazla bir süre yönetti ama tam olarak iyi bir notla ayrılmadı. Geçen yıl çözülen 2021 tarihli bir davada, şirketin liderliği altında cinsel taciz ve cinsiyet ayrımcılığını teşvik etmekle suçlandı ve “yaygın bir erkek kardeşlik iş yeri kültürü” olarak tanımlandı. Wall Street Journal kısa bir süre sonra, Kotick’in yıllar boyunca taciz ve saldırı iddialarından haberdar olduğunu ve bu olaylardan bazılarını yönetim kuruluna düzgün bir şekilde bildirmediğini rapor etti. O dönemde The Verge, Kotick’in kendisinin de tacizle suçlandığını belirtti. Activision Blizzard, raporu “yanıltıcı” olarak nitelendirdi.

Bu bilgilerin ortaya çıkmasının ardından Activision Blizzard çalışanları yürüyüş yaparak Kotick’in istifa etmesini talep etti, ancak bu gerçekleşmedi. Kotick, Microsoft’un şirketi 2023’te devralmasının tamamlanmasına kadar Activision Blizzard’ın başında kaldı.

Kotick neden TikTok’u satın almak istiyor?

Kotick’in TikTok’a olan ilgisi, “Yabancı Düşman Kontrollü Uygulamalardan Amerikalıları Koruma Yasası” adı verilen yasa tasarısının geçen hafta tanıtılmasının ardından platform için kargaşalı bir döneme denk geliyor. Başkan Biden, geçerse imzalayacağını söylediği yasa tasarısı altında, TikTok’un Çin merkezli ana şirketi ByteDance, uygulamayı altı ay içinde satmak zorunda. Aksi takdirde, ABD uygulama mağazalarından yasaklanacak.

TikTok, yasa tasarısının ani ivmesi karşısında milyonlarca ABD kullanıcısını arkasında toplamaya çalışıyor ve geçen hafta kullanıcılarına temsilcilerini aramaları için itme bildirimleri gönderdi. Enerji ve Ticaret Komitesi’nde geçen hafta oy birliğiyle onaylandıktan sonra beklenen onayın ardından Temsilciler Meclisi’nde oylanacak olan yasa tasarısı, ardından Senato’ya geçecek. WSJ’a göre, yasama üyelerinin TikTok konusundaki endişeleri veri gizliliği korkuları ve Çin ile bağlantısına odaklanırken, Altman’ın satın almasına dahil edilmesi, uygulamanın OpenAI tarafından AI modellerini eğitmek için kullanılma olasılığını da beraberinde getiriyor ki bu da kullanıcılar için pek ideal değil.

Apple uzaktan çalışanlara ne kadar maaş veriyor?

Apple için uzaktan çalışmak mümkün mü? Hangi işler uzaktan yapılabiliyor ve ne kadar maaş ödeniyor? Apple’a iş başvurusu nasıl yapılır?

Apple’da evden çalışma işi mi istiyorsunuz? Dünya’nın en çok bilinen markası, uzaktan gerçekleştirilebilen “ev ofisi” kategorisi altında bir dizi istihdam fırsatı sunuyor.

Apple’ın Cupertino’daki 5 milyar dolarlık merkezi, BT dünyasında herkesin çalışma için can attığı bir yer olsa da, Apple çalışanları sadece bu merkezde yer almıyor. Firma, müşteri hizmetleri, grafik tasarım, pazarlama, araştırma ve geliştirme ve teknoloji alanlarında evden çalışma pozisyonları da sunuyor.

Tahmin edilebileceği gibi, Apple‘da bir iş bulmak oldukça zor. Hatta, Apple’da hangi pozisyonlara başvuruların açıldığını keşfetmek bile çok zor. Örneğin, 2022’de LinkedIn 600.000 sahte Apple hesabını sitesinden temizledi ve kullanıcıları sahte iş ilanları ile ilgili siber güvenlik tehditleri hakkında düzenli olarak uyardı. Apple pandemiden sonra çalışanlarının büyük kısmını ofise çağırdı, bu nedenle Apple için uzaktan çalışma pozisyonlarının sayısı da oldukça azaldı.

Apple için uzaktan çalışmak mümkün mü? Açık pozisyonları nasıl arayabilirim?

Apple’da tam zamanlı, yarı zamanlı, sözleşmeli ve uzak pozisyonlar bulunuyor. Gerçek bir Apple işi bulmanın en iyi yolu, şirketin sık sık güncellenen Kariyer sayfasında arama yapmak. Üstte, Apple’ın dünya çapındaki mevcut işlerini listeleyen bir dizine yönlendirileceksiniz. Burada Apple iş başvurusu yapmak mümkün. Apple geliştiricileri seçebileceğiniz, Apple’ın tüm işlerini görüntüleyecek “Ev Ofis” adında bir Konum filtresi de oluşturmuş durumda. Bu işlerin coğrafi bölgeye göre gruplandırıldığını ve Satış ve İş Geliştirme sektöründeki Yönetilen Hizmet Sağlayıcı fırsatı gibi bazı işlerin seyahat gerektirdiğini de bilmeniz gerekli.  

Kariyer sayfası aynı zamanda Apple iş başvurusu seçeneğine ek olarak her türden mevcut çalışanın ilham verici öykülerinin yanı sıra Apple’ın yaratıcı kültürü, katılım girişimleri ve şirketin “en iyi ürünleri yapmak” şeklindeki vizyon beyanını da içeriyor.

Sizin gibi evden çalışan biri için mükemmel bir seçim gibi mi görünüyor? Başvurmak için tek yapmanız gereken bir Apple Jobs hesabı oluşturmak ve özgeçmişinizi yükleyebilirsiniz.

Apple uzaktan çalışma pozisyonlarına örnekler

Üniversite öğrencileri için evden danışmanlık: MacBook’un yapımcısı, hâlâ üniversitede olan öğrencilerin, Apple’ın sunduğu rüya gibi avantajların yanı sıra değerli iş deneyimi de kazanabilmeleri için tasarlanmış yenilikçi bir kariyer geliştirme programını başlattı. Bunlar, kişi başı 20 saate kadar yarı zamanlı pozisyonlardır. Haftalık maaş aralığı 23 ila 26 dolar arasında. Saat başına 95. Yeni işe alınanların 9 haftalık yarı zamanlı sanal eğitim programına katılmaları ve program tamamlandıktan sonra hafta sonları ve tatiller de dahil olmak üzere haftada üç veya dört saatlik vardiyalarda çalışmaları gerekiyor.

Grafik Tasarımcısı: Kullanıcı odaklı tasarım ilkeleri hakkında bilginiz varsa, Adobe Creative Suite kullanma deneyiminiz varsa ve grafik tasarım, Medya Çalışmaları veya benzer bir alanda lisans dereceniz varsa, bu sizin için bir iş olabilir. Bu pozisyon için temel ücret 110.700 ABD Doları – 166.600 ABD Doları arasında.

Yapay Zeka (AI) Mühendisi: Apple, üretken yapay zekayı tüm ürünlerine uygulamayı planlıyor. Bu çok sıcak alanda bir kariyerle ilgileniyorsanız bu büyük bir fırsat. Mühendisler, özellikle makine öğrenimi modelleri geliştiriyor ve oluşturuyor. Listelenmiş bir taban maaş yok, ancak Bilgisayar Bilimleri diploması gerekli.

Rus hacker’lar Microsoft’un kaynak kodlarını ele geçirdi!

Microsoft, Ocak ayında ortaya çıkardığı ulus-devlet saldırısıyla ilgili yeni bir güncelleme yayınladı. Kremlin tarafından desteklenen hackerlar olarak bilinen ‘Gece Yarısı Fırtınası’, önemli zararlar verdi ve Redmond, sistemlerini bozmaya çalıştıklarını teyit ediyor.

Microsoft’un güvenlik ekibi, bu yılın başlarında sistemlerine Kasım 2023’ten beri devam eden bir saldırı tespit etti. Failler, Rus siber-casus grubu olarak bilinen Gece Yarısı Fırtınası, Apt29, Nobelium veya Cozy Bear olarak tanımlandı. Microsoft başlangıçta kurumsal ağlarına verilen zararı küçümsedi.

Ancak, Microsoft tarafından yapılan daha fazla araştırma, Gece Yarısı Fırtınası hackerlarının son haftalarda ek saldırılar gerçekleştirdiğine dair kanıtlar ortaya çıkardı. Kremlin casusları, başlangıçtaki saldırıdan çalınan bilgileri kullanarak daha fazla yetkisiz erişim elde etti ve bazı başarılar sağladı.

Hackerlar, Microsoft’un bazı kaynak kodu depolarını ve belirtilmeyen “iç sistemlerini” ihlal etti. Bugüne kadar, Redmond barındırılan, müşteriye yönelik sistemlerin (Azure platformu dahil) ihlal edildiğine dair bir kanıt bulamadı. Ancak, bu durum önümüzdeki haftalarda yürütülecek soruşturma ilerledikçe değişebilir.

Microsoft başlangıçta, şirketin müşteri ortamlarına, üretim sistemlerine ve kaynak kodu arşivlerine olası bir sızmanın kanıtı olmadığını belirtmişti. Devam eden soruşturma, Gece Yarısı Fırtınası’nın orijinal saldırıda çalınan çeşitli “sırları” yeni hack girişimleri için kullanma çabalarını ortaya çıkardı.

Bu sırların bazıları, Microsoft ile müşterileri arasında yapılan e-posta alışverişlerinden kaynaklanıyordu. Şirket, tüm etkilenen taraflara uygun “önleyici tedbirler” önermek için ulaştı. Ocak ayında, Gece Yarısı Fırtınası, yaygın şifrelerin bir listesinden bilinen bir kullanıcı şifresini tahmin etmeye çalışan bir şifre püskürtme saldırısı kullanarak eski, üretim dışı bir test hesabını ele geçirdi.

Microsoft’a göre, Gece Yarısı Fırtınası tarafından yapılan şifre püskürtme ve diğer kaba kuvvet saldırıları, Ocak 2024’te zaten “büyük hacimde” gerçekleşen saldırılara kıyasla Şubat ayında on katına kadar arttı. Kremlin hackerları, Microsoft sistemlerine saldırmak için kaynaklar, koordinasyon ve odaklanmada “önemli bir taahhüt” sergiliyor. Yeni çalınan bilgileri ek saldırı alanları belirlemek için kullanabilecekleri konusunda endişeler var. Bu, ulus-devletlerin siber saldırılarının sofistikelik ve benzeri görülmemiş doğasını sergiliyor.

Linux pazar payı ilk kez %4’ü geçti!

Araştırmayı yayınlayan Statcounter, Linux işletim sisteminin de yer aldığı masaüstü işletim sistemi (OS) kullanım istatistiklerini aylık 5 milyardan fazla sayfa görüntülemesi üreten 1,5 milyondan fazla küresel web sitesine yüklenen izleme kodundan aldığını söylüyor. Firmanın bu veriler üzerinde yaptığı tek ayarlama, bot etkinliğini kaldırmak ve Google Chrome ön oluşturma için ayarlama yapmakla ilgili.

Linux tabanlı ChromeOS’u bir Linux işletim sistemi olarak sayarsanız, Linux pazar payı Şubat ayında yüzde 6,34’e ulaştı. Ancak yalnızca Linux rakamlarına odaklanırsak %4,03 pazar payı rakamı ortaya çıkıyor ki bu da Linux’un Haziran 2023’ten Şubat ayına kadar kendi pazar payını yüzde 31,3 artırdığı anlamına geliyor. Haziran ayından bu yana Linux kullanımı çoğunlukla kademeli olarak tüm pazarlarda arttı. Haziran ayından bu yana, ChromeOS’un benimsenmesi biraz düşüş gösterdi ve geçen ay dünya çapındaki pazarın yüzde 2,27’sini temsil etti. Ekim ayında Google’ın Chromebook OS’i yüzde 4,01 pazar payına ulaşmıştı ancak o zamandan beri çoğunlukla düşüş gösteriyor.

Bu arada global masaüstü işletim sistemi pazarında Windows hakimiyeti devam ediyor. Haziran 2023’te %68,2 pazar payına gerileyen Microsoft işletim sistemleri yeniden yükselişe geçerek pazar payını %72,17’ye artırmayı başarmış durumda. Apple’ın işletim sistemi macOS ise masaüstü pazar payının Haziran ayında yüzde 21,32’den Şubat ayında yüzde 15,42’ye düştüğünü gördü. Bununla birlikte, Apple OS’nin mevcut pazar payı Ocak 2023 (yüzde 15,33) ve Şubat 2023’te (yüzde 16,26) gördüğümüze benzer.

Statcounter’ın yukarıdaki küresel grafiği, macOS’un benimsenmesinin Kasım’dan Aralık 2023’e kadar düşüşe geçtiğini gösteriyor. Buna tam olarak neyin neden olduğu belli değil ve elbette burada bir hata payı olması mümkün. IDC’ye göre, Apple’ın küresel bilgisayar pazar payının 2023’ün 2. çeyreğinde yüzde 8,6’dan 2023’ün 3. çeyreğinde yüzde 10,6’ya yükselmesi de dikkat çekici.

Statcounter verileri ülkesel bazda incelendiğinde ise farklı bir resim ortaya çıkıyor. Buna göre Şubat 2024 itibarıyla Türkiye’deki masaüstü işletim sistemi pazarında Windows’un %81,36’lık bir mutlak hakimiyeti söz konusu. İkinci sırayı ise Apple’ın işletim sistemi macOS sürümleri değil, %7,06 ile Linux almakta. Linux’un 1 yıl önceki pazar payının %3,6 olduğu düşünülürse, bu muazzam bir başarı.

Statcounter’ın en yeni rakamları geçtiğimiz aylarda Linux kullanımında bir artış olduğunu gösteriyor. Buna karşın günün sonunda büyük işletim sistemi oyuncuları Şubat ayında masaüstü işletim sistemlerinin yüzde 87,59’unu temsil eden Windows ve macOS olmaya devam ediyor.