Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 764

Google Mesajlar’da yapay zeka ile mesajlaşma daha kolaylaşıyor!

Google, Mesajlar uygulamasına Magic Compose özelliğini ekleyerek Google Mesajlar‘da yapay zeka deneyimini genişletiyor. Bu özellik, mesajları yanıtlamak veya göndermeden önce metinleri yeniden formüle etmek isteyen kullanıcılara olanak tanıyor. ABD’de başlayan Magic Compose, artık dünya genelindeki kullanıcılara da sunulmaya başlandı.

9to5Google tarafından doğrulanan bilgilere göre, birçok ülkedeki kullanıcılar artık Google Mesajlar’ın sohbet bölümünde yeni bir kalem veya konuşma balonu simgesi görebilirler. Bu simgeye tıkladıklarında, “Yapay zeka ile sihirli bir şekilde mükemmel mesajı yazabileceğinizi” belirten bir uyarı ile karşılaşacaklar. Google, bu süreçte gönderilen verilerin sadece yeniden yazma önerileri oluşturulduktan sonra silineceğini vurguluyor.

Magic Compose’u kullanmaya başlamak için kullanıcıların gizlilik uyarısını kabul etmeleri gerekiyor. Sohbetteki mesaj sayısına bağlı olarak, özellik ya otomatik yanıtlar üretecek ya da kullanıcılardan bir mesaj taslağı oluşturmalarını isteyecek. Kullanıcılar, oluşturulan seçenekler arasından resmi, heyecanlı, kısa gibi farklı stilleri seçebilirler.

9to5Google‘ın raporlarına göre, Magic Compose’un Fransa ve İngiltere‘de zaten aktif olduğu görülüyor ve Almanya‘da da kullanılabiliyor. Google Messages ve Carrier Services beta sürümlerini kullanmanın gerektiği belirtilse de, sadece Google Messages beta sürümüyle de kullanılabiliyor.

Magic Compose, büyük dil modelinden faydalanmasına rağmen, Google’ın bunu yerel olarak çalıştırmak için çabalar sarf ettiği belirtiliyor. Şirket, en gelişmiş dil modeli Gemini’yi Google Pixel 8 Pro’da test ediyor.

Google’ın bu yapay zeka özelliği, kullanıcılara mesaj yazma sürecinde daha fazla kolaylık ve yaratıcılık sunmayı hedefliyor. Magic Compose’un gelecekteki güncellemelerle daha da gelişmesi bekleniyor.

Beeper Mini, Apple’ın başını ağrıtmaya devam ediyor!

Eleştirmenler bunun Apple’ın potansiyel rakiplerine nasıl zorbalık yaptığını gösterdiğini söylerken Beeper Mini, Apple’ın mesajlaşma sisteminde bir delik açtı.

Beeper Mini, Android cihazlara modern iPhone hizmetine erişim izni verdiğinde Apple şaşırmıştı. 

Beeper Mini’nin piyasaya sürülmesinden kısa bir süre sonra Apple, iMessage sistemini değiştirerek uygulamayı engelledi. Uygulamanın güvenlik ve gizlilik riski oluşturduğu belirtildi.

Apple‘ın tepkisi, uygulamanın alternatif çalıştırma yolları bulması ve buna yanıt olarak uygulamayı engellemenin yeni yollarını bulması ile bir kovalamaca oyununu başlattı. 

Düello, Washington’da, Apple’ın iMessage üzerindeki pazar hakimiyetini rekabeti engellemek ve tüketicileri iPhone’lara düşük fiyatlı alternatiflerden daha fazla harcamaya zorlamak için kullanıp kullanmadığı konusunda soruları gündeme getirdi.

Adalet Bakanlığı davayla ilgilendi. Toplantıyı takip eden iki kişi, Beeper Mini’nin bakanlığın antitröst avukatlarıyla 12 Aralık’ta bir araya geldiğini söyledi. 

Uygulamanın ana şirketi Beeper’ın kurucu ortağı Eric Migicovsky, toplantı hakkında yorum yapmayı reddetti ancak departman, Apple’ın rekabete aykırı davranışlarına ilişkin dört yıllık bir soruşturmanın ortasında. 

Federal Ticaret Komisyonu Perşembe günü bir blog yazısında, hizmetler arasında “birlikte çalışabilirliğe izin vermemek için gizlilik ve güvenliği gerekçe olarak kullanan” “baskın” oyuncuları inceleyeceğini söyledi. Gönderide herhangi bir şirketin adı yer almadı.

Savaş aynı zamanda Senato Yargı alt komitesinin antitröstle ilgili dikkatini de çekti. Komitenin liderliği, Adalet Bakanlığı’na Apple’ın rekabeti ortadan kaldırdığına dair endişelerini dile getiren bir mektup yazdı.

Apple ise mektup hakkında yorum yapmaktan kaçındı.

Yılın en büyük 10 teknoloji haberi!

0

Sam Altman önce kovuldu; sonra yeniden işe alındı! 

Bir yıl önce ChatGPT’yi başlatarak üretken yapay zekanın modern çağını ateşleyen OpenAI CEO’su Sam Altman’ın görevden alınması, yılın teknoloji endüstrisindeki şokuydu. 

Yönetim kurulunun 17 Kasım’da Altman’ı kovduğunu belirten gizemli bir açıklama yayınlamasının ardından Microsoft, Altman’ı ve onu kapıya kadar takip etmek isteyen diğer OpenAI çalışanlarını işe alacağını duyurdu. OpenAI geri adım attı ve Altman’ı yeniden işe aldı.

Ortalık yatıştığında hikaye netliğe kavuştu: OpenAI yönetim kurulu, yatırımcıların baskısı altında olan ve büyük miktarda bilgi işlem gücü için ödeme yapma ihtiyacı duyan Altman’ın, ürünleri piyasaya sürmek için çok hızlı baskı yaptığına ve bu durumun şirketin orijinal güvenli ürün yaratma misyonunu tehlikeye attığına inanıyordu.

Altman artık OpenAI’i neredeyse tamamen yeni bir anakartla çalıştırmaya geri dönüyor ve çok eski bir hikayeyi vurguluyor: Ticari kaygılar ve öncü olma yarışı, her türlü teknolojinin gelişimini engelleme çabalarını geçersiz kılıyor.

20 yılın en büyük teknoloji antitröst davası

ABD Adalet Bakanlığı (DOJ), Eylül ayında Google’a karşı antitröst davasını başlattı ve internet devini, başta Apple olmak üzere çeşitli cihazlarda varsayılan arama teknolojisi haline getiren anlaşmalar yoluyla arama tekelini yasadışı bir şekilde sürdürmekle suçladı. 

Bu, Adalet Bakanlığı’nın Microsoft’u Internet Explorer’ı Windows ile yasa dışı olarak paketlemekle suçladığı 1990’lardan bu yana görülen en büyük antitröst davası. İronik bir şekilde, Microsoft CEO’su Satya Nadella bu kez davanın önemli bir tanığıydı ve yapay zeka destekli aramalar geldikçe Google’ın tekel karlarının yayıncıları kilitleyebileceği konusunda uyardı.

Büyük teknoloji şirketlerinin hakimiyetine ilişkin kamuoyunda artan tedirginliğin olduğu bir ortamda bu, ABD Federal Ticaret Komisyonu’nun Amazon’un e-ticaret işine ilişkin Eylül ayında başlatılan antitröst davası ve ayrı bir ABD antitröst davası da dahil olmak üzere devam eden bir dizi davadan yalnızca biri.

Yine Google, 2024’te yargılanacak olan reklamcılığa odaklanıyor; bu, düzenleyicilerin rekabete aykırı uygulamalara karşı mücadelede yenilenmiş bir güç göstermesi nedeniyle teknoloji pazarını yeniden şekillendirebilir.

Amazon 18.000 işçiyi işten çıkarıyor

Yeni yılın başlamasından sadece birkaç gün sonra Amazon, 18.000 personelini işten çıkaracağını doğruladı. 

Bu, aralarında Cisco, Meta, Microsoft, Google, IBM, SAP ve Salesforce’un da bulunduğu teknoloji devlerinin yanı sıra çok sayıda şirket tarafından uygulamaya konulan kapsamlı işten çıkarmalarla birlikte, 2023’te teknoloji şirketlerinde büyük bir kesinti olacak ilk büyük işten çıkarma duyurusuydu

Adobe 20 milyar dolarlık Figma alımının fişini çekiyor 

Adobe ve işbirlikçi arayüz tasarımı aracı sağlayıcısı Figma, teknolojiye yönelik düzenleyici incelemelerin arttığının bir başka işareti olarak, Aralık ayında planladıkları 20 milyar dolarlık birleşmenin fişini çekeceklerini duyurdu. 

AB Komisyonu Kasım ayında, anlaşmanın birden fazla pazardaki rekabeti azaltma potansiyeline işaret eden bir İtiraz Bildirisi yayınlamıştı. Bunu birkaç hafta sonra Birleşik Krallık rekabet otoritesinin itiraz listesi izledi. Bildirildiğine göre bardağı taşıran son damla, anlaşmanın iptal edilmesinden günler önce ABD Adalet Bakanlığı ile yapılan ve ABD kurumunun bir antitröst davası başlatmakla tehdit ettiği bir toplantıydı.

Yıl içinde tamamlanan birkaç büyük teknoloji satın alımı vardı; özellikle Microsoft’un 69 milyar dolarlık oyun yapımcısı Activision’ı satın alması ve Broadcom’un 69 milyar dolarlık VMware’i satın alması.

Ancak bu anlaşmalar tamamlanmadan önce düzenleyicilere taviz verilmesi gerekiyordu ve yılın sonunda ABD Federal Ticaret Komisyonu hâlâ Broadcom’un satın alınmasını gevşetmeye çalışıyordu.

MOVEit güvenlik açığı

Mayıs ayının sonunda Progress Software, dosya aktarım yazılımı MOVEit’te yetkisiz erişime yol açabilecek bir güvenlik açığı keşfettiğini açıkladığında, bu yalnızca bir güvenlik kabusunun başlangıcıydı. 

Altı ay sonra, güvenlik açığı dünya çapında yaklaşık 2.620 kuruluşun ve 77,2 milyon kişinin bir tür ihlalden muzdarip olmasına neden oldu.

Güvenlik olayı nedeniyle Progress şimdi ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Kurumu’nun (SEC) siber güvenlik şirketlerinin ve yöneticilerinin incelemesini artırdığı anlaşılan bir soruşturmayla karşı karşıya: ayrı bir vakada, SEC personeli bireysel SolarWinds çalışanlarına karşı yasal işlem yapılmasını önerdi.

Şirketin 2020’de altyapısına yönelik saldırısına verdiği yanıtın ardından CISO da dahil olmak üzere, bu hareket siber güvenlik profesyonelleri için yepyeni bir dizi potansiyel sorumluluğun sinyalini veriyor.

Linux'u hedef alan üç yıllık şüpheli tedarik zinciri saldırısını ortaya çıkardı

İsrail-Hamas çatışması siber uzaya da uzandı

İsrail ile Hamas arasında devam eden çatışmanın ortasında, düşmanlığın her iki tarafındaki ulus devlet tehdit gruplarının DDOS saldırıları ve web sitesi tahrifatları başlatmasıyla siber uzayda yeni bir savaş alanı açıldı.

Bu arada, Ukrayna’ya karşı yürüttüğü kampanya devam ederken, Rusya’nın hacktivistlerden ve siber suçlulardan daha fazla yararlandığı görülüyor; Çin’in öncülüğünde Tayvan’a yönelik siber saldırılar ise keskin bir şekilde artıyor. 

Özel sektör kuruluşlarını ve sivil toplum kuruluşlarını siber güvenlik krizlerine çekme eğiliminin devam etmesi muhtemel olduğundan, artan jeopolitik gerilimler CISO’ların yüksek alarm durumuna geçmesine neden oluyor.

ABD, Çin’e çip ihracatı sınırlamalarını genişletiyor

Ekim ayında ABD, Çin’in yapay zeka ve süper bilgisayarlar için gelişmiş çiplere erişimini kısıtlamak amacıyla ek ihracat kısıtlamaları getirerek.

Kısıtlamaların belirtilen amacı, Çin’in yapay zeka, askeri modernizasyon ve insan hakları ihlalleri için ileri teknolojiye erişimini engellemek. 

Ancak ABD, müttefiklerine Çin’e çip ihracatına kısıtlamalar getirmeleri için baskı yaparken çip ticareti savaşı, gelişmiş çipler kullanan tüm ürünler ve bunları yapmak için kullanılan ekipmanlar için küresel tedarik zincirine zarar veriyor.  

Apple Vision Pro, teknolojiye çağ atlatabilir

Yıl ortasında, Apple uzun zamandır beklenen karma gerçeklik kulaklığı Vision Pro’yu (2024’te piyasaya sürülecek) tanıttı ve CEO Tim Cook, fiziksel çevreyi dijital bilgilerle harmanlayan mekansal bilgi işlem teknolojisinde yeni bir çağ ilan etti.  

Apple'ın Vision Pro karma gerçeklik başlığı ağırlık sorunlarıyla karşı karşıya

Hiç şüphe yok ki Apple, sensörler, malzeme bilimi, ekranlar ve işlemciler konusunda onlarca yıllık Ar-Ge’den yararlanarak 3.499 dolarlık cihazı oluşturmak için bazı gelişmiş teknolojileri bir araya getirdi. Ancak sanal gerçeklik kulaklıklarının çeşitleri yıllardır mevcuttu; Meta CEO’su Mark Zuckerberg, şirketin geleceğini karma gerçekliğe dayandırıyordu ve giyilebilir cihazlar, kulaklık satışlarının son zamanlarda düşmesiyle birlikte halk tarafından çoğunlukla kayıtsız karşılandı.

Zoom, uzaktan çalışma uygulamasını sonlandırdı

Yılın ironik teknoloji öyküsü ödülü, Ağustos ayında çalışanlarının çoğu için ofise dönüş talimatı veren, salgın sırasında evden çalışmayla eşanlamlı hale gelen video konferans şirketi Zoom’a verildi. 

Çok daha büyük teknoloji şirketleri de ofise dönüş politikalarını yürürlüğe koydu; ancak, iş modeli uzaktan çalışmayı temel alan bir şirket, personelini ofise geri çağırdığında bu gerçekten ilginç bir tavır oluyor.

Teknoloji liderleri, yapay zekanın insan neslini tehdit ettiğini düşünüyor

Yapay zekanın (AI) evriminin bir “yok oluş” olayına yol açabileceğine dair uyarıda bulunan tek cümlelik açıklama sadece ironik değil aynı zamanda korkutucu ve kafa karıştırıcıydı. 

Bunun nedeni, Mayıs ayında yayınlanan mektubun yüzlerce akademisyen, tanınmış kişi ve gezegendeki en gelişmiş üretken yapay zeka sistemlerini oluşturmak için yarışan teknoloji endüstrisi liderleri tarafından imzalanmış olması. 

Yapay zeka eğitim veri setinde çocuk istismarı görüntüleri bulundu

Yapay zekanın neden olduğu yok olma riskinin azaltılması, salgın hastalıklar ve nükleer savaş gibi diğer toplumsal ölçekteki risklerin yanı sıra küresel bir öncelik olmalıdır.”

Hükümetler, bu çağrıya kulak vermeye başlıyor. AB, yapay zekanın ticari olarak ve devlet kurumları tarafından nasıl kullanılabileceğini düzenleyen Yapay Zeka Yasasını onaylamaya yaklaşıyor ve ABD Başkanı Joe Biden, geniş kapsamlı bir idari emirle yapay zeka gelişimi için gözetim tedbirlerini ortaya koydu. 

Intel ve Nvidia arasındaki yapay zeka rekabeti kızıştı!

Intel CEO’su Pat Gelsinger ve Nvidia Başkan Yardımcısı Bryan Catanzaro arasında yaşanan sert söz düellosu medyaya konu oluyor, yapay zeka sektöründeki rekabetin ne kadar çetin olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Gelsinger, Massachusetts Institute of Technology (MIT) ile gerçekleştirdiği röportajda, Nvidia’nın yapay zeka alanındaki başarısını tamamen şansa bağlayarak, Jensen Huang’ı “olağanüstü şanslı” olarak değerlendirdi.

Bu iddialı sözler, Nvidia cephesinden hemen sert bir karşılık buldu. Nvidia Başkan Yardımcısı Bryan Catanzaro, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, Intel’in vizyonsuz olduğunu savundu ve şirketin başarısının tesadüfe değil, vizyon ve uygulamadan geldiğini belirtti. Catanzaro aynı zamanda, Intel’deki Larrabee projesinde çalıştığını ve Nvidia’ya geçtiğini hatırlatarak, tecrübelerini paylaştı.

intel CEO’su Pat Gelsinger

Intel CEO’su, röportajda, firmanın geçmiş hatalarını kabul ederek, özellikle Larrabee projesinden vazgeçmeyi tercih etmelerinin Intel’i şanslı yapabileceğini söyledi. Ayrıca, Nvidia’nın yapay zeka projelerine başlangıçta destek vermediğini iddia ederek, şirketin hakimiyetinin Intel’in bu alanda geç adım atmasından kaynaklandığını öne sürdü.

Bu söz düellosu, sadece iki dev teknoloji şirketi arasındaki çekişmeyi değil, aynı zamanda yapay zeka endüstrisindeki genel rekabetin şiddetini de ortaya koyuyor. Gelsinger’ın Intel’in gelecekteki yapay zeka inovasyonlarına dair iyimser sözleri, Nvidia’nın ise vizyon ve uygulama odaklı başarısını vurgulaması, teknoloji dünyasında heyecan yaratıyor. Her iki büyük şirketin de gelecekteki hamleleri, yapay zeka alanındaki liderlik mücadelesini belirleyecek gibi görünüyor.

Apple Watch satışları ve değişim programı ABD’de durduruldu!

25 Aralık 2023 itibariyle Apple Watch ithalat yasağı yürürlükte olacak. Amerika’da Apple Online Store üzerinden Apple Watch Ultra 2 ve Apple Watch Series 9 satışları resmen durduruldu; yalnızca Apple Watch SE modeli satışta kaldı. Mağaza içi satışlar da 24 Aralık’tan itibaren son bulacak. Bu yasağın bir sonucu olarak, garanti dışı kalan Apple Watch modelleri için onarım veya değişim yapılamayacak.

Özellikle kanda oksijen düzeylerini ölçen Apple Watch Series 6 ve daha yeni modeller, ithalat yasağı süresince onarılamayacak. Bu durumda zarar gören Apple Watch sahipleri, donanım değişim programının başlamasını beklemek zorunda kalacaklar. Ancak, yazılım tabanlı onarımlar sürecek.

Garantisi devam eden Apple Watch’lar için değişim sürecek. Yani, hem standart bir yıllık garanti hem de uzatılmış AppleCare garantisiyle korunan cihazlar değiştirilebilecek. Ancak, yasak süresince müşteriler değişim talebinde bulamayacaklar, sadece aksesuarlar gibi belirli parçaları değiştirebilecekler.

İthalat yasakları ve nedenleri

ABD Uluslararası Ticaret Komisyonu, kandaki oksijeni algılama teknolojisine sahip Apple Watch’ların ithalatını durdurma kararı aldı. Bu, Apple’ın bu özellikle üretilen saatleri denizaşırı ülkelerden Amerika’ya getiremeyeceği anlamına geliyor. ITC, Apple’ın bu teknolojiyi kullanırken tıbbi cihaz şirketi Masimo’ya ait kan oksijeni patentlerini ihlal ettiği konusunda bir karar almıştı. İthalat yasağı 25 Aralık’ta yürürlüğe girecek.

Henüz Beyaz Saray’ın yasağı veto etme konusundaki kararı net değil. Beyaz Saray, bu konuda kararını 25 Aralık’a kadar açıklamak için süreye sahip.

Apple, Apple Watch’un kandaki oksijeni algılama algoritması için bir yazılım güncellemesi üzerinde çalışıyor. Şirket, bu güncellemenin Apple Watch’un yasak süresince tekrar satışa sunulması için yeterli olacağını belirtiyor. Ancak, bu yazılım güncelmesinin ne zaman tamamlanacağı hakkında şu an için net bir tarih verilmedi.

Google, Chrome’un şifre güvenlik aracını otomatikleştiriyor!

Google tarafından perşembe günü yayınlanan blog yazısında, diğer şeylerin yanı sıra kayıtlı şifrelerinizden herhangi birinin ele geçirilip geçirilmediğini görmek için interneti kontrol eden Google’ın Chrome için Güvenlik Kontrolü özelliğinin artık masaüstünde “arka planda otomatik olarak çalışacağı” belirtildi.

Sürekli olarak kontroller yapılması, daha önce değiştirmeniz gereken bir şifre hakkında uyarılmanız anlamına da gelebilir.

Güvenlik Kontrolü aynı zamanda kötü uzantıları veya incelemeniz gereken site izinlerini de izliyor ve Chrome’un üç noktalı menüsünden Güvenlik Kontrolü uyarılarına göre işlem yapabiliyorsunuz.

Google Chrome, yapay zeka ile sekmeleri otomatik olarak organize edecek

Ayrıca Google, Güvenlik Kontrolü’nün bir siteyi bir süre ziyaret etmediğiniz takdirde sitenin izinlerini iptal edebileceğini söylüyor.

Google ayrıca masaüstünde de Chrome’un sekme grupları için yakında çıkacak bir özelliği duyurdu: Chrome, sekme gruplarını kaydetmenize izin verecek, böylece bu grupları cihazlar arasında kullanabilirsiniz; bu, evdeki bir bilgisayar ile seyahat sırasında bir dizüstü bilgisayar arasında geçiş yaparken kullanışlı olabilir. Google, bu özelliğin “önümüzdeki birkaç hafta içinde” kullanıma sunulacağını söylüyor.

Şirket ayrıca yeni yapay zeka modeli Gemini tarafından desteklenen özellikleri Chrome’a ​​”gelecek yılın başında” getireceğini de belirtti.

Bu sürpriz değil, CEO Sundar Pichai Gemini’nin Chrome’a ​​geçeceğini zaten söylemişti ama yine de bunun pratikte ne anlama geldiğini merak konusu.

Google, hem yapay zeka teknolojisinin gelişim hızıyla; hem güvenlik endişeleriyle; hem de antitröst davalarıyla aynı anda boğuşuyor. Şirketin yaklaşan yeni yılda bu başlıklar altında atacağı daha birçok adıma şahit olacağız.

Intel, ASML’den 10nm’nin altındaki üretim için gerekli cihazı aldı

Intel, bu yıl dünya çapında önde gelen yarıiletken üretim ekipmanı sağlayıcısı ASML’den yüksek sayısal açıklığa (high NA) sahip extreme ultraviolet (EUV) litografi cihazını alacak ilk şirket olma başarısını elde etti. Aynı zamanda, ASML’nin 2024 yılında ürettiği makinelerin çoğunu satın alma ayrıcalığına sahip olan Intel, bu hamlesiyle sektördeki rekabet avantajını güçlendirmeyi hedefliyor.

Intel, ASML’den temin edeceği ilk Twinscan EXE:5000 tarayıcısıyla ticari çip üretiminde yüksek NA EUV litografisinin potansiyelini daha iyi anlamayı planlıyor. Şirket, başlangıçta bu cihazı 18 angstrom (1,8nm) üretim süreci için kullanmayı düşünmüştü; ancak, yüksek NA cihazlarının gecikmesi nedeniyle EUV multi patterning yoluna yönlendirildi.

Intel ASML'den

Intel’in gelecek yıl elde edeceği 6 adet daha Twinscan EXE:5200 high NA EUV litografi cihazı ise 2025 ve sonrasında Intel’in 18 angstrom ve üzeri üretim teknolojileriyle üreteceği çiplerde kullanılacak.

Bu erken erişim avantajı, Intel’in yüksek hacimli üretimde ilk adımı atan ve high NA araçlarını en iyi şekilde kullanmaya başlayan bir şirket olmasını sağlayabilir. Bu durum, Intel’in fabrika araç ekosisteminin cihazın gereksinimlerini belirlemesi ve endüstri standartlarına dönüştürmesi açısından stratejik bir avantaj sunabilir.

Ancak, bu cihazların yüksek maliyeti göz önüne alındığında (her biri 300 milyon dolar ile 400 milyon dolar arasında tahmin ediliyor), Intel’in maliyetler üzerindeki etkisi belirsizliğini koruyor. ASML’nin diğer litografi makineleri, 200 milyon dolar fiyat etiketine sahipken, Twinscan EXE modellerinin maliyeti daha yüksek.

Intel’in bu adımıyla birlikte rakipleri de benzer araçları temin etmek için çaba gösteriyor. Örneğin, Samsung, ASML ile yaptığı anlaşmayla yüksek NA EUV araçlarının tedarikini güvence altına aldığını duyurdu. Bu, rekabetin giderek kızıştığı bir dönemde, şirketlerin en güncel üretim teknolojilerine erken erişim sağlama yarışında olduklarını gösteriyor.

Intel’in bu stratejik adımı, yarıiletken endüstrisindeki dengeleri değiştirebilir ve şirkete gelecekteki ürün portföyünde öncü bir konum kazandırabilir. Ancak, rekabetin yoğunluğu ve maliyet faktörleri, şirketin bu avantajı nasıl değerlendireceğini belirleyecek önemli faktörler olarak öne çıkıyor.

Yenilikçi ulaşım şirketi Hyperloop One kapanıyor!

ütüristik ulaşım sektörünün öncülerinden biri olan Hyperloop One, yolcuları ve yükleri uçak benzeri hızlarda şehirler arası taşıma hedefiyle yola çıkmış ancak beklenen başarıyı elde edemeyerek kapanma kararı aldı. Şirketin, eski adı Virgin Hyperloop olan **Hyperloop One’ın kapanmasıyla birlikte tüm varlıklarını satması, ofisleri kapatması ve çalışanlarını işten çıkarmasıyla 2023 yılı sonuna kadar resmi olarak kapanacağı açıklandı. Bu önemli kapanış, ulaşım sektöründe yaşanan dönüşümlerin ve teknolojik yeniliklerin karmaşıklığını bir kez daha gündeme getiriyor.

Hyperloop One’ın çoğunluk hissedarı olan büyük Dubai liman işletmecisi DP World’e geçecek olan tüm fikri mülkiyetinin satılması, şirketin değerini ve geleceğini belirleyen bir dönemeç olarak kabul ediliyor. Hyperloop One, 2014 yılında Elon Musk’ın hyperloop ulaşım vizyonunu temel alarak kurulmuş ve Musk’ın öngördüğü aerodinamik alüminyum kapsüllerin neredeyse havasız bir tüp içinden saatte 1200 km hıza ulaşabilme fikrine dayanıyordu.

Ancak yaşanan pratik testlerde, vaat edilen hızlara ulaşma konusunda beklenen başarı sağlanamadı. 2020 yılında gerçekleştirilen insanlı testte sadece 160 km/s hıza ulaşılabildi, yani Musk’ın hayal ettiği seviyenin oldukça altında bir performans sergilendi. Bu durum, hyperloop teknolojisinin henüz gerçekleştirilebilir bir proje olmaktan uzak olduğunu gösteriyor.

Hyperloop One’ın kapanmasıyla birlikte, Elon Musk’ın diğer girişimi olan The Boring Company’nin önemi artıyor. Ancak henüz tam ölçekli bir hyperloop sistemi için somut adımlar atılmış değil. The Boring Company, halihazırda yeraltı geçitleri kazmaya devam ediyor ancak bu geçitlerin Tesla gibi araçlar için olduğu biliniyor. Dolayısıyla, hyperloop ulaşım sistemlerinin gerçek hayata geçmesi için en azından yakın gelecekte somut bir planın olup olmadığı belirsizliğini koruyor.

Bu kapanma, ulaşım teknolojilerindeki büyük hayallerin gerçeğe dönüşme sürecinin ne kadar karmaşık ve zorlu olabileceğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Hyperloop One’ın kapanmasıyla birlikte, geleceğin ulaşım vizyonunda yeni adımların ve projelerin gelişmesi beklenirken, teknoloji dünyasında yaşanan bu kapanış, sektördeki diğer oyuncuların stratejilerini de şekillendirecek gibi görünüyor.

Google, Android için batarya sağlığı göstergesi getiriyor

Google, Android işletim sistemine sahip telefon kullanıcıları için heyecan verici bir güncelleme getiriyor. Şirket, Android telefonlarda pil sağlığını daha iyi takip etmeyi sağlayacak yeni bir özellik üzerinde çalışıyor. Bu güncelleme, kullanıcılara bataryalarının mevcut durumu hakkında daha fazla bilgi sunmayı amaçlıyor.

Akıllı telefon bataryaları, zaman içinde doğal kimyasal nedenlerden dolayı kapasitelerinin bir kısmını kaybeder. Google, Android kullanıcılarına bu süreci daha şeffaf hale getirecek bir pil sağlığı göstergesi sunacak. Bu özellik, Android telefonlarda bataryanın ne zaman değiştirilmesi gerektiği veya mevcut durumu hakkında bilgi sağlayacak.

Önceki dönemde, iPhone kullanıcıları telefonlarının pil sağlığı istatistiklerine kolayca erişebiliyorlardı. Ancak Android kullanıcıları, bu bilgileri görmek için üçüncü taraf uygulamalara ihtiyaç duyuyorlardı. Google’ın yeni güncelmesiyle birlikte, Android telefonlarda dahili bir batarya sağlığı göstergesi yer alacak ve bu, üçüncü taraf uygulamalara olan ihtiyacı ortadan kaldıracak.

 Android için batarya

Android 14 QPR2 Beta 2 sürümünde keşfedilen bu özellik aynı zamanda bataryanın değiştirilip değiştirilmediğini gösterme özelliğiyle dikkat çekiyor. Kullanıcılara, orijinal kapasiteye göre mevcut bataryalarının tutabileceği tahmini şarj yüzdesi de bildirilecek. Ayrıca, bataryada bir sorun tespit edildiğinde kullanıcıya bildirim gönderilecek.

Bu güncelleme, Android kullanıcılarına uzun zamandır bekledikleri pil sağlığı bilgilerini standart Ayarlar uygulamasından kolayca erişme imkanı tanıyacak. Bu gelişme, Android kullanıcılarının batarya sağlığını daha etkili bir şekilde yönetmelerini sağlayacak.

Son olarak, Android 14 QPR2 Beta 2 sürümünde AirDrop’un Android versiyonu olan Nearby Share sisteminin adının Quick Share olarak değiştirildiği de belirtiliyor. Bu güncelleme, Android kullanıcılarına daha hızlı ve pratik dosya paylaşımı imkanı sunacak.

Bu yeniliklerle birlikte Android kullanıcıları, telefonlarının batarya sağlığına dair daha fazla bilgiye kolayca erişebilecekler. Google’ın getirdiği bu özellikler, kullanıcı deneyimini daha da iyileştirecek gibi görünüyor.

Microsoft’un Windows 10 kararı çevreye zarar verecek!

Microsoft’un, Windows 10 işletim sistemi için ücretsiz desteği sonlandırma planları, Canalys Research tarafından yapılan detaylı bir analize göre, dünya genelinde yaklaşık 240 milyon bilgisayarın atılmasına ve çevreye büyük ölçüde elektronik atık katkısı sağlamasına neden olabilir. Bu durum, sadece kullanıcılar için değil, aynı zamanda çevre açısından da önemli bir endişe kaynağıdır.

Araştırmaya göre, bu büyük çaplı bilgisayar imhası sonucunda ortaya çıkacak elektronik atıkların toplam ağırlığının 480 kg olması bekleniyor ki bu, 320.000 arabaya eşdeğerdir. Bu miktar, atıkların geri dönüşüm süreçlerinin zorlukları ve çevre üzerindeki olumsuz etkileri düşünüldüğünde endişe vericidir.

Canalys, bu durumun ayrıca güvenlik güncellemelerini almayacak cihazlara olan talebin düşük olacağı konusunda uyarıda bulunurken, Microsoft’un Windows 10 için güvenlik güncellemelerini Ekim 2028’e kadar sağlamayı planladığını belirtti. Ancak, ücretsiz destek Ekim 2025’e kadar devam edecek, bu da kullanıcıları güncellemeleri almamaya ve daha eski cihazları atmayı düşünmeye yönlendirebilir.

Öte yandan, Microsoft’un Windows 11 ile uyumlu olmayan cihazların atılmasının çevresel etkilerine dair şirketin henüz bir açıklama yapmadığı belirtiliyor. Bu durum, kişisel bilgisayarlar ve veri depolama sunucularında kullanılan sabit disklerin, elektrikli araç motorlarında ve diğer teknolojik sistemlerde geri dönüşümü konusunda çevresel endişelere yol açabilir. Bu gelişmeler, sürdürülebilir teknoloji ve atık yönetimi açısından daha geniş bir tartışma başlatmış durumda.

Meta, Filistin yanlısı içerikleri sansürlediği iddiasıyla suçlanıyor!

Meta’nın sosyal medya platformlarının, Filistin yanlısı içerikleri sistematik olarak sansürlediğine dair iddiaları içeren bir rapor, İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) tarafından yayınlandı. Rapor, Facebook ve Instagram’ın çatı şirketi Meta’nın, Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırısının ardından Filistin yanlısı sesleri giderek susturduğunu belirtiyor.

HRW, Meta’yı Filistinlilerin acılarını silmekle ve Gazze’de neler olduğunu dünyaya duyurma fırsatlarını kısıtlamakla suçluyor. Rapora göre, Gazze’de yaşanan çatışma sonrasında Meta’nın sansür uygulamaları, Filistin yanlısı içeriklere yönelik bir engelleme olarak nitelendiriliyor.

Raporda, Meta’nın sahibi olduğu sosyal medya platformlarının kullanıcıları, Gazze’deki ateşkes ve bölgedeki sivillerin korunması çağrısında bulunan paylaşımlarının kısıtlandığını, kaldırıldığını veya yasaklandığını ifade ediyor. HRW, bu sansürün, Meta’nın politikalarının tutarsız ve hatalı uygulamaları, otomatik araçlara aşırı güvenme ve hükümet etkisinin aşırı olması gibi faktörlerin bir sonucu olduğunu öne sürüyor.

Meta Filistin

Kullanıcılar, Meta’nın sansürüne karşı çeşitli yollar bulmuş durumda. Instagram ve Facebook’ta Filistin yanlısı aktivistler, sansürden kaçınmak için “G4z4” yazarak veya Filistin bayrağı yerine karpuz kullanarak paylaşımlarını sürdürüyor.

HRW, Meta’dan politikalarını insan hakları standartlarına uygun, adil ve ayrımcı olmayan bir hale getirmesini talep ederken, Meta’nın bu konudaki değişiklik taahhütlerini yerine getirmediğini iddia ediyor.

Raporda belirtilen altı ortak sansür modeli arasında içerik kaldırma, hesapların askıya alınması veya silinmesi, içerikle etkileşime girememe gibi uygulamalar bulunuyor. Ayrıca Meta’nın, Gazze’deki Filistinlilerin maruz kaldığı yaralanmaları belgeleyen paylaşımları sansürlediği de raporda vurgulanıyor.

Meta’nın Filistin yanlısı içeriklere yönelik sansür iddialarına ilişkin yapılan bağımsız bir araştırma da, şirketin içerik moderasyonunun Filistinli kullanıcıların hakları üzerinde olumsuz etki yarattığını ortaya koyuyor. Ancak Meta sözcüsü, politikalarının küresel olarak uygulanmasının zorluklarına vurgu yaparak, sansür iddialarını reddediyor.

Apple yapay zeka atılımı yapıyor

Teknoloji devi Apple, yapay zeka (AI) alanındaki çalışmalarını hızlandırarak, büyük dil modellerini (LLM’ler) iPhone ve diğer cihazlarına getirme hedefine doğru büyük bir adım atmaya hazırlanıyor. Yapay zeka araştırmacıları, sınırlı bellek kapasitesine sahip cihazlarda LLM’leri etkili bir şekilde kullanabilmek amacıyla özgün bir flash bellek teknolojisi üzerinde yoğun çalışmalar yürütüyor.

LLM tabanlı sohbet botları, örneğin ChatGPT ve Claude, inanılmaz miktarda veri ve bellek gerektirir. Ancak, bu modellerin genellikle büyük bellek ihtiyacı nedeniyle sınırlı bellek kapasitesine sahip cihazlarda sorunsuz bir şekilde çalıştırılması mümkün değildir. Apple’ın yeni flash bellek teknolojisi, bu sorunu aşmak için öne çıkıyor.

Apple Yapay Zeka

Apple Yapay Zeka atılımı Yapılan yeni araştırmalar, mobil cihazlardaki flash belleğin, geleneksel RAM’den daha verimli olduğunu gösteriyor. Bu teknolojik adım, veri aktarımını optimize ederek ve flash bellek verimini artırarak, yapay zekanın dil anlama ve oluşturma süreçlerini daha hızlı ve sorunsuz hale getiriyor. Windowing ve Row-Column Bundling gibi teknikler, bellek kısıtlamalarını aşmak için kullanılan yenilikçi yöntemler arasında yer alıyor.

Apple’ın “Ajax” adını verdiği kendi üretken yapay zeka modeli, 200 milyar parametre üzerinde çalışarak iOS 18 güncellemesi ile birlikte kullanıcılara daha gelişmiş Siri yetenekleri, gerçek zamanlı dil çevirisi, fotoğrafçılık gibi özellikleri sunmayı vaat ediyor.

Bu teknolojik atılım, iPhone ve iPad kullanıcılarını daha önce görülmemiş bir yapay zeka deneyimiyle tanıştırmaya hazırlanıyor. Apple’ın Siri’nin daha akıllı bir versiyonu üzerinde çalıştığı ve yapay zeka ile derinlemesine entegre olan bir asistanın kapılarını araladığı da gelen bilgiler arasında yer alıyor.

Sonuç olarak, Apple’ın yapay zeka alanındaki bu önemli adımları, kullanıcı deneyimini zenginleştirecek ve mobil cihazlarda yapay zeka destekli özelliklerin kullanımını daha yaygın hale getirecek gibi görünüyor.

Türkiye Copilot M365 ile yeni döneme giriyor

0

Microsoft Türkiye tarafından Kolektif House’ta düzenlenen “Microsoft Copilot Teknolojileri ile Yapay Zekanın Yeni Çağı” başlıklı etkinlikte çok sayıda basın mensubu Microsoft Türkiye yöneticileriyle bir araya geldi.

Yaptığı açılış konuşmasında yapay zekanın internetin icadından bu yana teknoloji dünyasındaki en büyük kırılım olduğunu vurgulayan Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin, Microsoft’un yapay zeka temelli teknolojilere yılda 27 milyar dolar Ar-Ge yatırımı yaptığını belirtti.

Yapay zeka konusunda en önem verdikleri noktanın güven ve sorumluluk olduğuna dikkat çeken Özbilgin, şunları söyledi:

“Öncelikle yapay zeka ve bulut arasındaki ilişkinin anlaşılması gerekiyor. Bulut dediğimiz aslında gezegen çapında çalışan bir süper bilgisayar. Dünyadaki en büyük bulut bilişim kapasitesine sahip şirket de Microsoft. Yapay zeka bugün yapabildiklerini bulut bilişimin ölçeği sayesinde yapabiliyor.

LLM (Large Language Models) dediğimiz büyük dil modellerinin gerçek zamanda hesapladığı parametre sayısı trilyonları aşmış durumda. Bu kapasite sadece bulut üzerinde mevcut olduğu için, bulutsuz bir yapay zeka yetkinliği düşünmemiz mümkün değil.

Bir de işin sorumluluk boyutu var ki bunu çok ciddiye alıyoruz. Yapay zekanın işlediği veriyle ne yaptığımızı açıklamak, şeffaf bir anlayışla hesap vermek zorundayız. Microsoft bünyesinde 350 kişilik bir ekip sadece responsible AI dediğimiz sorumlu yapay zeka & etik yapay zeka üzerine çalışıyor.

Ne mutlu bize ki bu ekibin başında da bir Türk olan Ece Kamar var. Yapay zekanın regülasyonu, geliştirilme ilkeleri ve çıktıların filtrelenmesi gibi konular üzerinde hassasiyetle çalışıyorlar.”

“Copilot ile Yeni Bir Gelecek” başlıklı bir sunum yapan Microsoft Türkiye Müşteri Deneyiminden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Cavit Yantaç ise hem yapay zekayı bugünkü potansiyeline taşıyan süreçlerden hem de Microsoft ile OpenAI’ın iş birliğinden bahsetti ve şunları söyledi:

“OpenAI 2015’te kuruldu ancak 2019’da ‘bizim çok güçlü bir bulut işletim sistemine ihtiyacımız var’ dedikleri noktada Microsoft ile iş birliği sağladılar ve Azure üzerinde yeni dil modelleri üzerinde çalışmaya başladılar. ChatGPT’nin temelleri böyle atıldı.

3 ayda 100 milyon kullanıcıya ulaşan ChatGPT teknolojisini biz de Copilot adı altında tüm Microsoft programlarına entegre ederek bunu kişisel yapay zeka asistanınız gibi kullanmanızı sağlıyoruz. Hızla bir sunum mu hazırlamanız gerekiyor?

Copilot’a nasıl bir sunuma ihtiyacınız olduğunu söylüyorsunuz, hazırlıyor. Metin güzel ama görsel içime sinmedi derseniz sizin için animasyon ekliyor; üstüne bunu bir de konuşma metni formatında istiyorum derseniz, onu da yapıyor.

Bunun yanında müşterilerimize kendi copilot’larını yaratma imkanı sunuyoruz. Copilot ile bir seyahat chatbot’u yaratan Setur bunun çok başarılı bir örneği. Bugün Antalya’da tatil yapmak isteyen bir kişi, Setur’un seyahat chatbot’una aklına takılan tüm soruları sorarak hayalindeki tatil planını kendi kendine yapabiliyor”

Copilot üzerinden elde edilen tüm çıktıların fikri mülkiyetinin kullanıcıya ait olduğunu da sözlerine ekleyen Yantaç, herhangi bir telif sorunu yaşanması durumunda ise Microsoft’un devreye girerek sorumluluğu üzerine aldığını dile getirdi.

Etkinlikte Microsoft Teknoloji Merkezi Teknik Çözüm Mimarı Mustafa Aşıroğlu ile Microsoft Türkiye Üretkenlik Çözüm Satış Uzmanı Merve Deniz de “Uygulamalı Örneklerle Microsoft 365 Copilot” başlıklı bir demo sunumu gerçekleştirdi ve şunları söyledi:

“Kullanıcıların yüzde 90’dan fazlası Copilot sayesinde zamandan tasarruf ederek katma değeri yüksek işlere odaklanabildiğini belirtiyor”

Mustafa Aşıroğlu ise Copilot ile çalışma hayatının nasıl kolaylaştığına dikkat çeken örnekler paylaştı. Aşıroğlu, tüm bu servislerin Microsoft arama motoru Bing üzerinden ücretsiz bir şekilde bireysel kullanıma açık olduğunu söyledi ve şunları ekledi:

“Copilot, Outlook’ta sizin için önemli mailleri ön plana çıkarıyor, özetliyor, cevap yazmanız gerektiğinde ‘Şu excel dosyasına bak, olası satış tahminlerini de ekleyerek benim adıma bu maile bir cevap yaz’ şeklinde komut verebiliyorsunuz.

Öte yandan örneğin bu maili kendi ekibinize yollayacaksanız, daha samimi bir dilde yazmasını isteyerek çıktıları bireyselleştirebiliyorsunuz. Çevrimiçi bir toplantıya geç kaldıysanız, sizden önce kimin hangi konuda konuştuğunu öğrenebiliyorsunuz”

Copilot ile angarya işler ortadan kalkıyor; verimlilik artıyor

Global çapta Copilot’u deneyimleyen ilk 600 şirket arasında yer alan Arçelik ve Enerjisa Üretim’in konuk edildiği Müşteri Deneyimi Paneli’nde ise markaların Copilot entegrasyon süreçlerine ve deneyimlerine değinildi.

Enerjisa Üretim’in zaten Microsoft 365 programlarını aktif şekilde kullandığı için Copilot’tan yüksek verim aldığını belirten Enerjisa Üretim Dijital İş Teknolojileri Lideri Berkay Kurtaran şunları söyledi:

“Copilot ile Word ve PowerPoint gibi uygulamaların kullanım şekli çok değişti. Biz ciddi bir üretkenlik sağladık; iş yerinde herkes birbiriyle deneyimlerini paylaşmaya başladı ve 6 ayda olgunluk seviyesine ulaştık. Copilot üzerinde kendi verimizle çalıştığımız için halüsinasyon sorununu ekarte ettik, en büyük kazanımımız da bu oldu”

Kendi endüstrilerinde yapay zekayı en iyi kullanan şirket olmak gibi iddialı bir hedeflerinin olduğunu ifade eden Arçelik Bilişim Teknolojileri Direktörü Yekta Caymaz ise şunları söyledi:

“Copilot ile zaman kazanmaya başladık. Verimliliği artırarak katma değeri yüksek işlere odaklanmaya imkan veriyor. Dünya genelinde 40 bini aşkın çalışanı olan bir şirket olarak üretken yapay zekayı en iyi kullanan şirketlerden biri olmayı hedefliyoruz.

Üretken yapay zeka projelerimizden Arçelik’s Developers AI Platform ile developerlarımızın verimliliği %25 oranında arttı. Ürünlerini dünyanın dört bir yanına satan bir şirket olarak, ürün kullanım kılavuzlarımızı 50’den fazla dile çevirmek için yapay zekadan faydalanıyoruz. Arçelik’te çalışan tüm arkadaşlarımızı usta, Copilot’u ise çırak olarak konumluyoruz. Gelecekte ise çıraklar usta; ustalar ise ustaların ustası olsun istiyoruz; hayalimiz bu.”

Apple ve Google, takip cihazlarını tespit etmek için güçlerini birleştiriyor!

Apple ve Google, AirTag’ler ve benzeri takip cihazlarından kaynaklanan gizlilik endişelerine karşı bir çözüm sunmak üzere ortak bir girişimde bulunuyor. Android Police aracılığıyla edinilen bilgilere göre, İnternet Mühendisliği Görev Gücü (IETF) tarafından “İstenmeyen Konum İzleyicileri Tespit Etme” amacıyla dosyalanan bir spesifikasyon, takip karşıtı teknolojinin yakında piyasaya sürülebileceğine işaret ediyor.

Bu gelişme, Mayıs ayında Apple ve Google’ın, “Bluetooth konum izleme cihazlarının kötüye kullanımıyla mücadele edecek bir endüstri spesifikasyonu” geliştirdiğini duyurduğu zamana dayanıyor. Bu spesifikasyonda, Samsung ve Tile gibi diğer büyük teknoloji şirketlerinin de yer aldığı belirtiliyor.

Güncelleme yayınlandığında, hangi marka telefon veya takip cihazı kullanıldığına bakılmaksızın, tanınmayan bir takip cihazının yakınınızda bulunması durumunda kullanıcıya zamanında uyarı gönderilmesi bekleniyor.

Güvenli bir Bluetooth takip cihazı geliştirmek, kullanıcıların cihazlarının yerini öğrenmelerine olanak tanırken aynı zamanda başkalarının konumunu izleme olasılığını ortadan kaldırmak anlamına gelir. Apple, AirTag’ler için düzenli olarak güncellemeler yaparak bu konuda adım atmış, Google ve Tile gibi şirketler de benzer önlemleri almıştır.

Ancak, bu tür güvenlik önlemleri hala tüm cihazlarda mükemmel bir şekilde çalışmamaktadır. Yeni teknoloji, Android ve iOS‘un gelecekteki sürümlerine entegre edilecek ve bu sayede kullanıcıların daha güvenli bir takip deneyimi yaşamasına olanak tanıyacaktır.

Bu gelişme, teknoloji dünyasında takip cihazlarının güvenliğini artırmaya yönelik atılmış önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Apple ve Google’ın ortak çabaları, kullanıcıların özel bilgilerini korurken aynı zamanda takip teknolojilerini daha güvenli hale getirmeyi amaçlamaktadır.

Tesla sürücüleri en yüksek kaza oranına sahip!

Elektrikli otomobil devi Tesla, son yapılan bir araştırmada Amerika Birleşik Devletleri’ndeki en yüksek kaza oranına sahip sürücüler olarak ön plana çıktı. CNBC TV kanalının LendingTree araştırmasına dayandırılan verilere göre, Kasım 2022 ile Kasım 2023 arasında gerçekleşen kazalar incelendiğinde, Tesla sürücülerinin diğer marka sürücülerine kıyasla daha sık kaza yaptığı belirlendi.

Detaylara inildiğinde, her 1.000 Tesla sahibinden 24’ünün kaza geçirdiği ortaya çıkarken, bu oranın diğer markalara göre daha yüksek olduğu görüldü. RAM ve Subaru sürücüleri ise sırasıyla 23 ve 21 kaza ile takip etti. Bu istatistikler, Tesla sürücülerinin sıkça karıştığı kazalara dair endişeleri artırdı.

Tesla sürücüleri

Uzmanlar, Tesla sürücülerinin genellikle otomatik pilota aşırı güvenmeleri ve yollardaki potansiyel tehlikeleri görmezden gelmeleri nedeniyle kazalara karışma olasılıklarının arttığını belirtiyor. Bu noktada ilginç bir not, Tesla CEO’su Elon Musk’ın 2021 yılında yaptığı açıklamada, Tesla sahiplerinin diğer sürücülere göre on kat daha düşük kaza olasılığına sahip olduğu yönündeydi.

Bu çarpıcı bulguların yanı sıra, araştırma BMW sürücülerinin alkollü araç kullanma kazalarında diğer markalara göre daha fazla yer aldığını gösteriyor. Diğer yandan, Pontiac, Mercury ve Saturn araç sahipleri, yollarda daha dikkatli sürüşleriyle biliniyor ve yılda 1.000 kişi başına ondan az kaza yaptıkları tespit edildi.

Bu haberin ötesinde, Aralık ayı ortasında Tesla’nın ABD’deki iki milyon otomobilini geri çağıracağı bildirildi. Şirket, otopilot güvenlik sistemini güncelleyerek, sürücülerin daha güvenli bir sürüş deneyimi yaşamalarını hedefliyor.

Yapay zeka, ne zaman öleceğinizi tahmin edebiliyor!

Gelişen teknolojiyle birlikte yapay zeka, hayatımızın birçok alanına entegre oluyor. Sadece fırınlarımızda yemek türünü belirleyen ve pişirme süresini otomatik ayarlayan yapay zeka algoritmaları değil, aynı zamanda insan hayatını analiz ederek ölüm tarihini tahmin eden bir algoritma da hayatımıza giriş yapıyor. Bilim insanları, “Life2vec” adını verdikleri bu modeli geliştirdi. Life2vec, bir kişinin geçmişini analiz ederek ne zaman öleceği, yaşam boyu kazançları ve gelecekteki deneyimleri hakkında tahminlerde bulunabilen bir yapay zeka algoritması.

Daily Mail‘in haberine göre, bilim insanları Yapay zeka ne zaman öleceğinizi tahmin edeilecek , 2008 ile 2016 yılları arasında altı milyonun üzerinde gerçek insanın verilerini kullanarak Life2vec’i eğitti. Gelir düzeyi, meslek, ikamet yeri, yaralanma geçmişi ve gebelik durumu gibi çeşitli faktörleri içeren bu veri seti, Life2vec’in erken ölüm olasılığını ve yaşam boyu gelirini tahmin etmesine olanak tanıyor. Model, 2020 itibariyle ölen kişileri yüzde 75’ten fazla doğruluk oranıyla tahmin edebildiğini iddia ediyor.

Yapay zeka ne zaman öleceğinizi

Yapay zeka modeline göre, erken ölme riskini artıran faktörler arasında erkek olmak, zihinsel sağlık sorunları ve vasıflı bir meslek sahibi olmamak yer alırken; daha uzun yaşamla ilişkilendirilen faktörler arasında yüksek gelir ve liderlik rolü bulunuyor.

Life2vec, kullanıcının hayatının farklı dönemlerini bir cümledeki kelimeler gibi değerlendirerek, eğitildiği verilere dayanarak gelecekteki deneyimleri tahmin edebiliyor. Örneğin, “Bu kişi 10 yıl içinde ölür mü?” sorusuna cevap verebilen yapay zeka, bir tür “gelecek öngörüsü” sunma yeteneği taşıyor.

Ancak, çalışmanın başındaki araştırmacı Sune Lehmann, modelin eğitim verilerini kişisel bilgiler içerdiği için halkın veya şirketlerin kullanımına açık olmadığını belirtiyor. Bu sayede, bireylerin mahremiyeti ve gizliliği korunmuş oluyor.

iPhone 16 Pro, tetra prizma lens ve daha büyük ekranla geliyor!

0

Apple, iPhone serisinin yeni üyesi iPhone 16 Pro için önemli bir güncelleme planlıyor. Gelen bilgilere göre, şirket, iPhone 16 Pro modelinde tetra prizma telefoto kamerasını kullanacak ve ekran boyutunu artıracak.

Apple, geçtiğimiz yıl iPhone 15 Pro Max modeline 5x zum özelliğine sahip tetra prizma telefoto kamerasını eklemişti. Şimdi ise iPhone 16 Pro için benzer bir güncelleme planlanıyor. Tetra prizma kamera, dört adet prizmanın kameranın içine entegre edilmesiyle ışığın zigzag yaparak geçmesini sağlayarak lensin uzunluğunu artırıyor. Bu sayede yüksek zum yapabilme özelliği kazanılıyor.

Ming-Chi Kuo’nun ve MacRumors’un iddialarına göre, iPhone 16 Pro ve iPhone 16 Pro Max modelleri aynı tetra prizma telefoto lensiyle gelecek. Bu teknoloji, periskop kamera olarak da adlandırılıyor ve lens dışarı çıkıntı yapmadan yüksek kalitede zum yapabilme imkanı sunuyor.

Ekran boyutlarına odaklanan bir diğer gelişme ise iPhone 16 Pro’nun ekranının 6.1 inçten 6.3 inçe çıkarılacak olması. Bu, tetra prizma lens için daha fazla alan sağlayacak ve kullanıcılara daha geniş bir görüntüleme deneyimi sunacak.

Ayrıca, Apple’ın video kaydı ve fotoğraf çekimi için “Capture” adında yeni bir fiziksel tuş eklemeyi düşündüğü belirtiliyor. Bu tuş, dokunmatik ve haptik geri bildirim özelliklerine sahip olacak, böylece kullanıcılar kolayca video kaydı yapabilecek ve fotoğraf çekebilecekler.

Ancak, bu tuşun kesin olarak telefonlarda yer alıp almayacağı henüz net değil. Bu özellik, kullanıcıların çekim işlemlerini daha hızlı ve kullanıcı dostu bir şekilde gerçekleştirmelerine olanak tanıyabilir.

iPhone 16 Pro’nun tetra prizma lensi ve artan ekran boyutu, Apple hayranları arasında heyecan yaratmaya devam ediyor. Şirketin bu teknolojik gelişmelerle birlikte kullanıcı deneyimini nasıl daha da ileri taşıyacağını görmek için gelecek sene heyecanla bekleniyor.

Yapay zeka eğitim veri setinde çocuk istismarı görüntüleri bulundu!

Yapay zeka eğitiminde kullanılan LAION-5B veri setinin, çocuk istismarı görüntülerine sahip olduğu tespit edildi. Stanford’un Internet Observatory programı, popüler yapay zeka eğitim veri setinin çocuk istismarı içeren materyaller içerdiğini belirledi. Araştırmacılar, Stable Diffusion tarafından kullanılan LAION-5B’nin en az 1.679 yasadışı görüntü içerdiğini keşfetti. Veri seti, sosyal medya paylaşımlarından ve yetişkin web sitelerinden kazınmış materyalleri içeriyor.

Araştırmacılar, Eylül 2023’te LAION veri setini tarayarak çocuk cinsel istismarı materyali (CSAM) bulunup bulunmadığını inceledi. Elde edilen bilgiler, CSAM tespit platformlarına gönderilerek Kanada Çocuk Koruma Merkezi tarafından doğrulandı.

LAION web sitesine göre, veri seti görüntülerin depolarını saklamıyor; bunun yerine interneti indeksleyerek elde ettiği görüntü ve alt metinlere bağlantılar içeriyor. Stability AI tarafından kullanılan LAION-5B veri seti için zararlı içeriklere “sıfır tolerans” politikası benimsendi ve veri setleri geçici olarak kaldırılacak.

Yapay zeka çocuk

Stanford raporu, Imagen adlı yapay zeka aracının 400M varyantının pornografik içerik ve zararlı sosyal stereotipler içerdiğini belirtti. Imagen’in geliştiricisi Google, yeni bir sürüm yayınladı ancak hangi veri seti üzerinde eğitildiği konusunda bilgi vermedi.

Araştırmacılar, LAION-5B üzerinde eğitilen modellerin kullanımdan kaldırılmasını ve mümkünse dağıtımının durdurulmasını tavsiye etti. Ancak sorunlu içeriğin tamamen kaldırılmasının zor olabileceğini vurguladılar.

Yapay zeka eğitimindeki etik sorunlar derinleşiyor

Bu olay, yapay zeka eğitimindeki etik sorunların ne kadar karmaşık ve hassas olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Çocuk istismarı görüntülerinin bu tür veri setlerinde bulunması, yapay zeka modellerinin yanlış kullanımı ve zararlı içerik üretme potansiyelini arttırabilir.

Araştırmacılar, sadece bu olayın yalnızca eğitilen modelleri değil, aynı zamanda genel olarak yapay zeka eğitiminde kullanılan veri setlerini etkileyebileceği konusunda uyarıda bulunuyorlar. Etik standartların güçlendirilmesi ve düzenleyici önlemlerin alınması, bu tür durumları önlemek için kritik önem taşıyor.

Stable Diffusion ve Imagen gibi şirketlerin, bu tür olaylardan ders çıkarmak ve daha güvenli eğitim veri setleri kullanmak için daha fazla çaba sarf etmeleri bekleniyor. Ayrıca, yapay zeka topluluğunun, bu tür olayları önlemek ve teknolojiyi daha güvenli hale getirmek için birlikte çalışması gerekiyor.

Rite Aid, yüz tanıma yazılımını kullanmayı bırakmak zorunda!

FTC’nin Kararı, aynı zamanda Rite Aid’e, yüz tanıma sisteminin kullanıma sunulması kapsamında topladığı tüm görüntüleri ve tüm ürünleri silme talimatı veriyor. Şirketin ayrıca topladığı kişisel verileri korumak için sağlam bir veri güvenliği programı uygulaması gerekiyor.

2020 tarihli bir Reuters raporu, eczane zincirinin, 2012’den başlayarak sekiz yıllık bir süre boyunca yaklaşık 200 ABD mağazasında gizlice yüz tanıma sistemlerini nasıl uygulamaya koyduğunu ve “büyük ölçüde düşük gelirli, beyaz olmayan mahallelerin” teknolojiye test ortamı olarak hizmet ettiğini ayrıntılarıyla anlattı.

FTC’nin biyometrik gözetimin kötüye kullanılmasına daha fazla odaklanmasıyla Rite Aid, devlet kurumunun ilgi odağı haline geldi. İddialar arasında Rite Aid’in iki anlaşmalı şirketle ortaklaşa, şirketin mağazalarından birinde suç faaliyetinde bulunduğunu söylediği müşterilerin resimlerini içeren bir “izleme listesi veritabanı” oluşturduğu da yer alıyor. Çoğu zaman kalitesiz olan bu görüntüler CCTV veya çalışanların cep telefonu kameralarından çekildi.

Bir müşteri, veri tabanındaki mevcut bir görselle sözde eşleşen bir mağazaya girdiğinde; çalışanlara harekete geçmeleri talimatını veren otomatik bir uyarı alıyordu ve çoğu zaman bu talimat, müşterinin kimliğini “yaklaşıp tanımlamak” içindi. FTC’ye göre bu “eşleşmeler” çoğu zaman çalışanların müşterileri hatalı bir şekilde yanlış davranışta bulunmakla suçlamasına ve “utanç, taciz ve diğer zararlara” yol açmasına yol açan hatalı pozitif sonuçlardı.

IBM yüz tanıma

Şikayette “Yanlış pozitif alarmlara göre hareket eden çalışanlar, mağazalarının çevresinde tüketicileri takip etti, onları aradı, ayrılmalarını emretti, tüketicilerin karşısına çıkması veya onları uzaklaştırması için polisi aradı ve onları, bazen arkadaşlarının veya ailelerinin önünde, hırsızlık veya diğer suçlarla kamuoyu önünde suçladı. “diye yazıyor.

Ek olarak FTC, Rite Aid’in müşterilere yüz tanıma teknolojisinin kullanıldığı konusunda bilgi vermediğini ve aynı zamanda çalışanlara bu bilgileri özellikle müşterilere açıklamamaları talimatını verdiğini söyledi.

FTC’nin Rite Aid ile ilgili son bulguları, yapay zeka sistemlerindeki doğal önyargılara da ışık tutuyor. Örneğin, FTC, Rite Aid’in belirli tüketicilerin ırklarından dolayı maruz kaldığı riskleri azaltmada başarısız olduğunu söylüyor; teknolojisinin “beyazların çoğunlukta olduğu topluluklara kıyasla, çoğulcu Siyah ve Asyalı topluluklarda bulunan mağazalarda yanlış sonuçlar üretme olasılığı daha yüksekti.”.

Ek olarak FTC, Rite Aid’in yüz tanıma sisteminin doğruluğunu konuşlandırma öncesinde veya sonrasında test etmede veya ölçmede başarısız olduğunu söyledi.

Bir basın açıklamasında Rite Aid, “FTC ile anlaşmaya varmaktan memnuniyet duyduğunu” ancak iddiaların özüne katılmadığını söyledi.

Rite Aid, açıklamasında “İddialar, Şirketin sınırlı sayıda mağazada uyguladığı yüz tanıma teknolojisi pilot programıyla ilgili” dedi. 

Rite Aid, FTC’nin şirketin teknoloji kullanımına ilişkin soruşturması başlamadan önce, üç yılı aşkın bir süre önce bu küçük mağaza grubunda teknolojiyi kullanmayı bıraktı.

WhatsApp, görüntülü görüşmelere ekran paylaşımı özelliği getirdi!

WhatsApp, kullanıcı deneyimini daha da zenginleştirmek amacıyla yeni bir özellik üzerinde çalışıyor. Şu anda beta sürümünde test edilen bu özellik, WhatsApp kullanıcılarına görüntülü görüşmeler sırasında ekranlarını paylaşma imkanı sunuyor. Bu özellik, iOS ve Android platformlarında deneme aşamasında olup, kullanıcıların bir arada müzik dinlemelerini veya video izlemelerini kolaylaştırmayı amaçlıyor.

WhatsApp’ın 2.23.26.18 numaralı beta sürümünde ortaya çıkan bu özellik sayesinde, kullanıcılar artık görüntülü görüşmeler esnasında birlikte ses ve video paylaşabilecekler. Önceki sürümlerde sadece video paylaşımı mümkünken, yeni özellikle birlikte paylaşılan ekranın içeriğindeki tüm seslerin karşıdaki kişiler tarafından duyulması bekleniyor.

WhatsApp görüntülü görüşmelere

Geliştirilen bu özellikle, WhatsApp kullanıcıları artık arkadaşlarıyla birlikte online olarak müzik dinleyebilecekleri veya video izleyebilecekleri daha etkileşimli bir deneyim yaşayabilecekler. Mevcut sürümde video paylaşımı mümkün olsa da, sadece videonun içeriği görüntülenebiliyordu. Yeni özellikle birlikte, paylaşılan ekran üzerinden gelen tüm sesleri birlikte deneyimleme imkanı ortaya çıkacak.

Ne zaman tüm kullanıcılara sunulacağı konusunda net bir bilgi bulunmasa da, beta sürümündeki testlerin başarılı olması durumunda, WhatsApp kullanıcıları bu özelliği yakın bir gelecekte kullanmaya başlayabilirler. Gelişmeleri takip etmeye devam ederek, WhatsApp’ın kullanıcı deneyimini daha da iyileştirecek yeni özelliklere ne zaman kavuşacağını görmek mümkün olacak.