Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 828

Elektrikli otomobillerin şarj sorununa yeni çözüm: Taşınabilir batarya

Japonya Otomobil Fuarı’nda büyük bir ilgi çeken bir haber, elektrikli otomobillerin şarj sorununa benzersiz bir çözüm getiriyor. MIH konsorsiyumu, Foxconn tarafından kurulan ve açık elektrikli otomobil platformunu hayata geçirmeyi amaçlayan bir girişim, taşınabilir ve değiştirilebilir bataryalara sahip mini bir otomobil konseptini tanıttı. Bu çığır açıcı konsept, popüler Gogoro firmasının elektrikli scooterlarda kullanılan başarılı batarya sistemini benimsemesiyle öne çıkıyor.

Tayvan’da oldukça popüler olan değiştirilebilir bataryalar, artık şehir içi mini elektrikli otomobillerde de kullanılmaya başlanacak. Bu yenilikçi yaklaşım sayesinde, araç sahipleri şarj bekleme sürelerinden kurtulacak ve araçlarından kolayca çıkarabilecekleri boş bataryaları değişim istasyonlarında dolu bataryalarla kolayca değiştirerek yolculuklarına kesintisiz devam edebilecekler. Bu taşınabilir bataryalar, küçük boyutlarına rağmen şehir içi kısa mesafeler için yeterli menzil sunuyor.

Elektrikli otomobil

Aracın tam olarak ne kadar menzile sahip olduğu henüz açıklanmış değil, ancak Gogoro’nun benzer batarya sistemini kullanan scooterlarının 160-170 kilometrelik bir menzile sahip olduğunu göz önünde bulundurarak, bu mini otomobilin de etkileyici bir menzil sunması bekleniyor ayrıca pillerin değiştirilebilir olması daha fazla avantaj sağlayabilir., aracın 2 veya 3 koltuklu seçeneklere sahip olduğu da dikkat çekiyor.

Bu çözüm, elektrikli otomobillerin şarj süreçlerini daha hızlı ve pratik hale getirerek sürdürülebilir ulaşımın geleceğine büyük bir katkı sunuyor. Elektrikli otomobillerin yaygınlaşması için önemli bir adım olan bu taşınabilir bataryalı mini otomobil konsepti, endüstrinin geleceğini şekillendirmeye aday gözüküyor

Android 14 kullanıcıları büyük bir problem ile karşı karşıya!

Android 14 kullanıcılarını etkileyen bu sorun özellikle “birden fazla profil” özelliğini kullanan kullanıcıları etkiliyor. Raporlar, kullanıcıların cihaz depolama alanına erişememesi nedeniyle hatanın “fidye yazılımı” ile karşı karşıya kalabileceğini gösteriyor.

Başlangıçta bu hatanın Pixel 6 ile sınırlı olduğuna inanılıyordu, ancak daha sonra Android 14‘e yükseltme yapan daha geniş bir cihaz yelpazesini etkilediği keşfedildi. Bu hataya ilişkin Google sorun izleyicisi 350’den fazla yanıt aldı ancak şu ana kadar Google’dan herhangi bir yanıt gelmedi.

Google, Android 14 ile İşitme Kaybını Azaltmak İçin Yenilikçi Güvenlik Özelliği Sunuyor

Bu depolama hatasıyla karşılaşan kullanıcılar, “/data/media/0 dizini açılamadı: Yapının temizlenmesi gerekiyor.” gibi mesajları içeren günlük dosyalarını paylaştılar. Bu sorun, bazı kullanıcıların önyükleme döngüleri yaşaması, bazılarının “Pixel başlıyor…” mesajına takılıp kalması ve bazılarının depolama alanı yetersizliği nedeniyle ekran görüntüsü alamaması veya kamera uygulamasına erişememesi gibi çeşitli sorunlu durumlara yol açıyor. 

Kullanıcılar ayrıca USB üzerinden bir PC’den cihazlarındaki dosyaları görüntüleyemiyor ve Sistem Kullanıcı Arayüzü ve Ayarlar sürekli olarak çöküyor. Temel olarak, depolama olmadan cihaz pratik olarak kullanılamaz hale geliyor.

Android’in birden fazla kullanıcıyı barındıracak ve iş ve kişisel profilleri ayıracak şekilde tasarlanan kullanıcı profili sistemi, nadiren karşılaşılan bu hatanın nedeni gibi görünüyor. Android 14 kullanıcıları, genellikle en önemli profil olan birincil profilin kilitlendiğini bildirdi.

Bu mağduriyetlerin nasıl giderilebileceği henüz belirsiz. Ancak şirketler bir an önce elini taşın altına koymak zorunda. Bu tablo, kendi işletim sistemine sahip olan; sistemini hız ve güvenlikle ön plana çıkaran Apple için iyi bir reklam alanı gibi görünüyor.

Türk bayrağı, uluslararası uzay İstasyonu’nda dalgalandı

Türkiye, Cumhuriyet’in 100. yılını coşkuyla kutlamaları devam ediyor. Bu özel anı paylaşmaya katkıda bulunan isim ise Rus kozmonot Oleg Artemyev oldu. Uluslararası Uzay İstasyonu’nda Türk bayrağı açarak Cumhuriyet Bayramı’nı Türk bayrağıyla kutlayan Artemyev, Türkiye’nin ulusal bayramını kutlama jestiyle dikkat çekti. Türk vatandaşlarıyla birlikte dünyanın dört bir yanında kutlanan Cumhuriyet’in 100. yılını anlamına gelen bu hareket, dünya genelinde tebrik ve takdir topladı.

Rusya’nın Ankara Büyükelçiliği, daha önce Türkiye’ye olan sevgisini uzaydan yaptığı fotoğraflarla ifade eden Oleg Artemyev’in Cumhuriyet Bayramı’nı Uluslararası Uzay İstasyonu’nda Türk bayrağıyla kutlayan anıları paylaştı. Büyükelçilik, Rus kozmonotun bu anlamlı jestini sosyal medya aracılığıyla paylaşarak şu ifadeleri kullandı: “Rus kozmonot Oleg Artemyev, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda Türk bayrağı açarak Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılını kutladı.”

Oleg Artemyev’ın Instagram hesabı, 1 milyonu aşkın takipçisi bulunuyor. ve oldukça ilgi görüyor Hem Rusça hem de İngilizce olarak yayınladığı mesajlarında 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutlayan Artemyev, daha önce de Antalya’nın uzaydan çekilen fotoğrafını paylaşarak “harika sıcak bir şehir” mesajını iletmıştı. Artemyev, 955 günün üzerinde uzayda geçirerek Rusya’nın en deneyimli kozmonotlarından biri haline gelmiştir ve toplamda 53 saatlik uzay yürüyüşü gerçekleştirmiştir. Rusya’nın 118. kozmonotu ve dünya genelinde uzaya çıkan 537. kişi olan Artemyev, Cumhuriyet Bayramı’na özel bu jestiyle Türk halkının yüreklerinde özel bir yer etti.

watchOS 10.1 güncellemesi Apple Watch’ları bozuyor

Bazı Apple Watch kullanıcıları, son watchOS 10.1 güncellemesi sonrasında cihazlarının aşırı ısınması ve pil tüketiminin artması sorunlarına şikayetçi. İşte detaylar:

watchOS 10.1 güncellemesi, Apple Watch sahipleri arasında memnuniyetsizliğe neden oluyor. Kullanıcılar, akıllı saatlerinin pilinin normalden çok daha hızlı tükenmeye başladığını ve aşırı ısınma sorunu yaşadıklarını belirtiyor. Bu sorun, çeşitli Apple Watch modellerini etkilese de tüm kullanıcıları aynı şekilde etkilemiyor gibi görünüyor.

Kullanıcılar, tam şarj edilen Apple Watch Series 9’un yalnızca üç saat içinde pilinin tükenmesi gibi ciddi pil sorunlarıyla karşılaşıyor. Ayrıca, bazı kullanıcılar Apple Watch Series 7’nin pilinin yalnızca 30 dakikada %25 azaldığını bildiriyor ayrıcı pil sağlınında etkilediği söyleniyor.

Aşırı ısınma sorunu nedeniyle, cihazların şarj edilmesi de sorunlu hale geliyor. Kullanıcılar, “Apple Watch sıcaklığı nedeniyle şarj etme beklemede” gibi uyarı mesajlarını alıyorlar ve bu sorunun şu an için bir çözüm yolu olmadığını belirtiyorlar.

Apple kullanıcılarının bu sorunlarla başa çıkabilmesi için güncellemeleri takip etmeleri, aşırı sıcak ortamlardan kaçınmaları ve cihazlarını soğutmaları öneriliyor. Ayrıca, sorunlar devam ederse, Apple Destek ekibi ile iletişime geçilmesi tavsiye ediliyor.

watchOS 10.1 güncellemesi, Apple Watch kullanıcıları arasında yaşanan bu sorunların çözülmesi için bekleniyor. Kullanıcılar, gelecekteki güncellemelerle bu tür sorunların giderilmesini umuyorlar. Ancak şu an için, bazı Apple Watch kullanıcıları watchOS 10.1 güncellemesinin yol açtığı bu olumsuz etkilerle başa çıkmaya çalışıyorlar.

Samsung, Galaxy S24 serisini Ocak ayında piyasaya sürecek

0

Samsung’un sadık kullanıcıları ve teknoloji meraklıları büyük bir heyecanla beklenen yeni Galaxy S24 serisine yaklaşırken, şirketin beklenmedik bir hamlesi gündeme geldi. Son haberlere göre, Samsung, Galaxy S24, Galaxy S24+ ve Galaxy S24 Ultra’dan oluşan bu yeni seriyi Unpacked 2024 etkinliği aracılığıyla Ocak ayında piyasaya sürebilir.

Bu iddia, Çinli bir tipster tarafından yapılan paylaşım ile gündeme geldi ve Unpacked 2024 etkinliğinin Ocak ayında gerçekleşebileceğine işaret ediyor. Bu durum, Samsung’un Galaxy S serisi tanıtımlarının tarihlerinde bir değişiklik yapma ihtimalini gözler önüne seriyor. Daha önceki yıllarda, Galaxy S22 ve Galaxy S23 modelleri Şubat ayında tanıtıldı. Ancak unutulmamalıdır ki, Galaxy S21 modeli, 14 Ocak’ta Unpacked etkinliği ile dünyaya tanıtılmıştı. Dolayısıyla, Samsung’un Ocak ayında gerçekleştireceği bu etkinlik, eski bir gelenek olan Ocak lansmanlarını canlandırabilir.

Galaxy S24 serisi, özellikle teknoloji tutkunları arasında büyük bir merakla bekleniyor. Bu serinin içerisindeki Galaxy S24+, Qualcomm Snapdragon 8 Gen 3 işlemcisiyle bazı bölgelerde sunulacakken, diğer bölgeler için Exynos 2400 işlemci seçeneği sunabilir. Galaxy S24 Ultra ise serinin taç modeli olacak ve Qualcomm Snapdragon 8 Gen 3 platformunu kullanacak. 6,8 inçlik QHD+ LTPO OLED ekranı ve 120Hz değişken yenileme hızı ile bu cihaz, gözleri üzerine çekecek. Ayrıca, hızlı şarjı destekleyen 5.000mAh kapasiteli bir bataryayla donatılması bekleniyor. Bu, güçlü bir kullanım deneyimi sunmaya aday.

Unpacked 2024 etkinliği için geri sayım başladı ve Samsung’un Galaxy S24 serisini tanıtma ihtimali, teknoloji dünyasında büyük bir merak konusu. Bu lansmanın resmi tarihini beklerken, kullanıcılar, yeni Galaxy S24 modellerinin neler sunacağına dair heyecan içindeler. Özellikle kamera özellikleri, ekran teknolojileri ve diğer özellikler hakkındaki sızıntılar, merak uyandırıcı detaylar sunmaya devam ediyor.

Ocak ayında gerçekleşmesi beklenen Unpacked 2024 etkinliği, Samsung hayranları ve teknoloji meraklıları için büyük bir etkinlik olacak gibi görünüyor. Bu tanıtım, şirketin son teknoloji ürünlerini dünyaya sunma geleneğini sürdürerek, 2024 yılının teknoloji trendlerine yön verme potansiyeli taşıyor.

Apple etkinliği sızıntısı: MacBook Pro gelmeyecek

0

Apple’ın heyecanla beklenen yeni nesil MacBook ve iMac modellerini tanıtmak için geri sayım başladı. 30 Ekim Pazartesi gecesi düzenlenecek “Scary Fast” etkinliği, M3 çipi ile güncellenen ürünlerin sahne alacağı bir etkinlik olacak gibi görünüyor. Ancak, son zamanlarda ortaya çıkan sızıntılara göre, 13 inç MacBook Pro bu etkinlikte tanıtılmayabilir.

Apple analisti Mark Gurman, mevcut 13 inç MacBook Pro’nun stoklarının azaldığını ve yeni bir modelin geliştirildiğini belirtiyor. Ancak, bu yeni modelin 30 Ekim etkinliğinde tanıtılmasının pek olası görünmediğini düşünüyor. 13 inç MacBook Pro’nun güncellemesinin beklenmesine rağmen, etkinlikte öncelikli olarak 14 ve 16 inç MacBook Pro modellerinin tanıtılması planlanıyor.

apple MacBook

Bu yeni Pro modelleri, M3 çipleriyle güncellenecek ve birçok kullanıcının ilgisini çekecek özellikler sunacak. Özellikle daha büyük ekran boyutları ve güçlü işlemcileri ile iş dünyasında ve yaratıcı çalışmalarda kullanıcıları cezbetmeye aday. Ancak, 13 inç MacBook Pro severler için bu güncelleme beklenenden biraz daha uzun sürebilir.

Apple’ın etkinlikte sadece MacBook Pro modellerini tanıtmayacağı da belirtiliyor. Ayrıca, yeni M3 çipli bir iMac’in de duyurulması bekleniyor. Şu anki iMac modelleri M1 yonga setiyle güçlendirilmiş durumda, bu nedenle M3 çipli yeni iMac, önemli bir yükseltme olacak. Özellikle, en az 8 CPU çekirdeği ve 10 GPU çekirdeği sunması bekleniyor. Üst düzey modellerde ise bu çekirdek sayılarının 16 ve hatta 40’a kadar çıkabileceği söylentiler arasında.

Sonuç olarak, Apple’ın 30 Ekim etkinliği, teknoloji dünyasında büyük bir heyecan yaratmaya aday gibi görünüyor. Etkinlik günü geldiğinde, resmi açıklamalar ve teknik detaylarla bu sızıntıları doğrulayacak ve kullanıcıların yeni MacBook ve iMac modellerine ne zaman sahip olabileceğine dair daha fazla bilgi sunacak.

Google Fiber, Wi-Fi 7 ile 20 Gigabit ev internetini test etmeye başladı!

0

Google, son teknolojiye dayalı olarak ev internet hızlarını devasa bir adım öteye taşıyor. Şirket, 20 Gigabit hızında ev internetini test etmeye başladığını duyurdu ve bu testlerin bir sonraki aşaması, belirli bölgelerdeki Google Fiber müşterilerine bu ultra hızlı interneti sunmayı hedefliyor.

20 Gigabit internet, şimdiye kadar piyasada bulunan hızlardan oldukça farklı bir seviyede. Google, bu yüksek hızı Nokia’nın 25G PON (Passive Optical Network) teknolojisi ile mümkün kılıyor. Bu teknoloji, verilerin optik fiberler aracılığıyla iletilmesini sağlıyor ve geleneksel kablo altyapısına göre çok daha yüksek hızlar sunuyor.

Google’ın 20 Gigabit internet hızı hakkındaki testlerine geçen yıl Kansas City, Missouri Üniversitesi Bilim ve Mühendislik Fakültesi’nde başladı. Bu testler, büyük veri setleri ve sanal gerçeklik uygulamaları gibi yüksek bant genişliği gerektiren senaryoları içeriyordu. Bu yılın Mayıs ayında ise Google, bu testleri daha da ileriye taşıyarak belirli işletmelere, eğitim kurumlarına ve kar amacı gütmeyen kuruluşlara açtı.

Google, şimdi ise bu ultra hızlı interneti belirli bölgelerdeki Google Fiber müşterilerine sunmaya hazırlanıyor. Ancak hangi bölgelerde bu hizmetin sunulacağı henüz açıklanmadı. İlgilenen kullanıcılar, Google’ın inovasyon kuluçka merkezi GFiber Labs’ın web sitesinden başvuru yaparak müsaitlik durumunu kontrol edebilirler.

Bu hızlı internet denemesinin önemli bir parçası, yeni nesil Wi-Fi 7 yönlendiricileridir. Wi-Fi 7, daha yüksek hızlar ve daha iyi performans sunmak için tasarlanmış bir kablosuz iletişim protokolüdür. Ancak resmi standartları henüz kesinleşmemiş olsa da, birkaç şirket, Wi-Fi 7’yi destekleyen yönlendirici modellerini piyasaya sürmeye başladı.

Google, bu deneme kapsamında seçilen adaylara özel Wi-Fi 7 yönlendiricileri gönderecek ve bu sayede kullanıcıların yüksek hıza kolayca ulaşmalarını sağlayacak.

Google’ın 20 Gigabit internet hızı ve Wi-Fi 7 yönlendiricileri ile yapacağı bu denemeler, gelecekte ev internetinin daha hızlı ve daha güçlü olmasına yönelik heyecan verici bir adımı temsil ediyor. Bu gelişmeler, internet kullanıcılarının daha fazla veriyi daha hızlı bir şekilde işlemelerine olanak tanıyacak ve çevrimiçi deneyimlerini daha da geliştirecek. Google, bu teknolojilerin daha geniş kesimlere sunulmasını hedefliyor ve 100 Gigabit gibi daha yüksek hızlara ulaşmayı umuyor.

PARDUS’tan Cumhuriyet’in 100. Yılına Özel Sürüm

Pardus, Cumhuriyet’in 100. yılını özel olarak kutlamak amacıyla yeni bir sürümünü duyurdu. Türkiye’nin bağımsız yazılım geliştirme yeteneklerini ve teknolojik bağımsızlığını vurgulayan bu adım, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır tarafından önemle belirtildi.

Pardus’un yeni ana sürümü, TÜBİTAK ULAKBİM tarafından geliştirilerek kullanıcıların daha fazla kolaylık ve işlevselliğe erişmelerini amaçlıyor. Bakan Kacır, “Kullanıcılarına modern bir işletim sistemi deneyimi sunmanın yanı sıra ülkenin teknolojik gelişimine olan katkısını da gösteriyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“Pardus 23 ‘Ay Yıldız’ sürümü 30 Ağustos’ta çıkış yapmıştı ve şimdi de 29 Ekim’de Cumhuriyet Bayramı’na özel Pardus 23 “100. Yıl Özel Sürümü” kullanıcılara sunuluyor.

Bakan Kacır, yeni sürüm için şunları söyledi: “Pardus 23, tam bağımsız Türkiye’nin sembolüdür. Bu sürüm, yerli ve milli bir yaklaşımı yansıtırken, aynı zamanda teknoloji alanında Türkiye’nin ulusal ölçekteki potansiyelini gösteriyor. Hem kamu hem de özel sektörün kullanımına sunulan bu işletim sistemi, ülkenin siber güvenlik yeteneklerini artırmak, bağımsızlık ve veri gizliliğini korumak için kritik bir rol oynamakta.”

TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal da Pardus 23’ün detaylarına ilişkin şu bilgileri paylaştı:

“Pardus 23, kullanıcıların tercihlerine göre iki farklı masaüstü ortamı sunuyor. XFCE ve GNOME sürümleri arasından seçim yaparak, işletim sistemini kendi ihtiyaçlarınıza göre özelleştirebilirsiniz. Linux 6.1 çekirdek sürümü, daha iyi performans, sürücü uyumluluğu ve güvenlik sunarak Pardus 23’ü daha sağlam bir hale getiriyor. Pardus 23, Pardus GNOME Karşılayıcı, XFCE İnce Ayarlar, Pardus Güncelleyici gibi kullanışlı yeni uygulamalar ve daha fazlasıyla birlikte geliyor. Bu uygulamalar, kullanıcıların işlerini daha kolay ve hızlı bir şekilde yapmalarına olanak tanırken, sistem yönetimini daha da basit hale getiriyor.”

Pardus 23 “100. Yıl Özel Sürümü”, Türkiye’nin teknolojik bağımsızlığını güçlendirmek isteyen kullanıcılar için heyecan verici bir seçenek olarak öne çıkıyor. Bu güncellemelerle birlikte, Türkiye’nin teknoloji alanındaki katkısı daha da artmış olacak.

E-posta hesabınız hacklendiyse ne yapmalısınız?

0

Günümüzde, e-posta hesapları daha fazla siber saldırının hedefi haline geliyor. Bilgisayar korsanları, e-posta hesaplarını ele geçirerek spam gönderme veya hassas bilgilere erişim sağlama amacı güdüyor. İşte bir e-posta hesabının hacklendiğini fark edildiğinde neler yapılması gerektiyor.

1. İlk işaretler:

E-posta hesabınızın hacklendiğine dair ilk işaretler genellikle alıcılarınızın size reklam içeren postalar aldığını ve posta teslimatında sorun yaşandığını bildirmesiyle başlar. Eğer böyle bir durumla karşılaşıyorsanız, alarm zillerinizin çalması gerekiyor.

2. Bilgisayarı tarayın:

İlk adım her zaman bilgisayarınızı antivirüs yazılımınızla taramaktır. Bu, bilgisayarınıza sızan Truva atı virüsleri veya keylogger’ları tespit etmeye yardımcı olabilir.

Windows Defender gibi bir antivirüs kullanıyorsanız, “Virüs ve Tehdit Koruması” altında tam bir tarama yapabilirsiniz.

3. Şifreleri değiştirin:

Eğer virüs taraması sonuçsuz kalırsa veya hesap şifreniz ele geçirildiyse, şifrenizi hemen değiştirmeniz önemlidir. Aynı şifreyi farklı hesaplar için kullanıyorsanız, bu şifreleri değiştirmeniz gerekmektedir. Her zaman güçlü ve farklı şifreler kullanmalısınız.

4. Çevrimiçi hesapları kontrol edin:

E-posta hesabınıza erişimi olan kişilerin listesini kontrol edin. Otomatik posta yönlendirmeleri, filtreleri ve engellenen adresleri gözden geçirin.

5. İletişim kurun:

E-posta hesabınız hacklendiğinde, arkadaşlarınızı, meslektaşlarınızı ve iş ortaklarınızı bu durum hakkında bilgilendirin. Suçlular, hacklenen hesapları spam göndermek için kullanabilir, bu nedenle dikkatli olun.

6. Erişim kurtarma:

E-posta sağlayıcınıza bağlı olarak hesabınıza tekrar erişmek için farklı yöntemler kullanabilirsiniz.

  • Google Gmail: Eğer Google hesabınız hacklendiyse, https://account.live.com/acsr adresindeki hesap kurtarma formunu kullanabilirsiniz. Google size hesabınıza erişim sağlamak için farklı yöntemler sunar, bunlardan birini kullanarak şifrenizi sıfırlayabilirsiniz.
  • Microsoft Outlook: Microsoft hesabınızı kurtarmak için hesap kurtarma formunu kullanabilirsiniz. Microsoft size bir kod gönderecek ve hesap kurtarma talebinizi işleyecektir.

7. İki faktörlü kimlik doğrulama:

Güvenliğiniz için e-posta hesaplarınıza iki faktörlü kimlik doğrulama eklemeyi unutmayın. Bu, hesabınıza ek bir güvenlik katmanı ekler ve siber saldırılara karşı daha korunaklı hale getirir.

E-posta hesaplarınızın güvende kalması için dikkatli ve proaktif olmak önemlidir. Şüpheli bir durumda hemen harekete geçmek, olası sorunları minimize etmenize yardımcı olabilir.

Boston Dynamics’in robot köpeği konuşmaya başladı

Boston Dynamics, geliştirdiği ünlü köpek robotlarından biri olan “Spot” ile OpenAI’nin ChatGPT’sini birleştirerek ilginç bir yapay zeka deneyine imza attı. The Daily Beast’in haberine göre, bu birleşim sayesinde robot, çeşitli sesler ve aksanlar kullanarak insanlarla etkileşim kurabilme yeteneğine sahip oldu. Robotun kişiliği, nazik bir İngiliz beyefendisi, alaycı bir Amerikalı ve bir genç kız gibi farklı karakterlere bürünebiliyor.

Bu yeniliğin ardında, Boston Dynamics mühendislerinin gerçekleştirdiği bir hackathon çalışması yatıyor. Bu çalışma, ChatGPT, ses tanıma yazılımı, ses üretme yazılımı ve görüntü işleme yapay zekası gibi çeşitli yapay zeka teknolojilerini Spot robotuyla birleştirmeyi hedefliyordu. Ayrıca, robotun görüntü tanıma yeteneklerini geliştirmek için “kafa” sensörü gibi donanımsal iyileştirmeler de yapıldı.

Ekip, bu yenilikle bir dizi farklı robot versiyonu oluşturdu. Bu versiyonlar arasında bir “tur rehberi” de bulunuyor. Bir tanıtım videosunda, robot kendisini “Spot” olarak tanıtarak, ziyaretçilere şirketin tarihini ve depo düzenini anlatıyor. Ayrıca, robot farklı insanların isteklerine yanıt verebiliyor. Örneğin, bir mühendis, robotun bir haiku (Japon şiir türü) yazmasını istediğinde, Spot anında bir haiku üretiyor. Başka bir durumda ise bir kişi susadığını belirtince, robot onu şirketin atıştırmalık alanına yönlendiriyor.

Bu yenilikler, yapay zekanın günlük yaşamda nasıl kullanılabileceği konusundaki ilginç bir örnek oluşturuyor ve Boston Dynamics’in robotlarına yeni iletişim yetenekleri kazandırarak onları daha etkileşimli hale getirme hedefini yansıtıyor.

Apple yüksek performanslı yeni Mac’lerini tanıtacak!

0

Teknoloji devi Apple, sonbahar döneminde düzenlemeyi planladığı “Scary Fast” adlı çevrimiçi etkinlikle dikkat çekiyor. Bloomberg haberine göre, etkinlikte, yüksek performans vaat eden yeni M3 serisi işlemcileri tanıtacak.

Apple’ın M3 Pro ve M3 Max işlemcileri, Tayvanlı yarıiletken üreticisi TSMC tarafından geliştirilen N3 işlem teknolojisi ile üretildiği için büyük bir ilgi uyandırıyor. Bu işlemciler, özellikle genel amaçlı işlemci çekirdekleri ve grafik işlem birimleri açısından önemli bir iyileştirme sunacak. M3 serisi işlemcilerin, önceki M2 serisine göre üstün performans sağlaması bekleniyor.

Scary Fas apple

Apple’ın bu etkinliği, kişisel bilgisayar pazarının pandemi sonrası canlanmasıyla örtüşüyor. Pandemi döneminde artan uzaktan çalışma ve eğitim ihtiyacı, kişisel bilgisayar talebini artırmıştı. Apple, bu yeni ürünlerle satışlarını artırarak, bu canlanmaya katkıda bulunmayı hedefliyor.

Ayrıca, etkinliğin tatil sezonuna denk getirilmesi, Apple’ın bu dönemde satışlarını artırarak finansal performansını desteklemeyi amaçladığını gösteriyor. Tatil dönemi, teknoloji ürünleri satışlarının genellikle yükseldiği bir dönemdir ve Apple, bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmeyi planlıyor.

Apple’ın bu lansmanı, şirketin sadece yeni Mac serisinin başarısını değil, aynı zamanda genel finansal performansını güçlendirmeyi hedeflediği bir dönemde gerçekleşiyor. Bu, Apple’ın bilgisayar sektöründeki varlığını güçlendirmeye yönelik bir adım olarak değerlendiriliyor.

Gelecekte, Apple’ın MacBook Air ve iPad gibi yeni ürünler de tanıtılması planlanıyor, bu da şirketin sürekli olarak yenilik ve ürün geliştirme stratejisine sadık kaldığını gösteriyor. Apple, teknoloji dünyasındaki liderliğini sürdürme kararlılığını sürdürüyor.

Oxide, dünyanın ilk ticari bulut bilgisayarını piyasaya sürüyor

Büyük bulut bilişim sağlayıcıları, kendi güçlü bulut sunucularını piyasaya sürerken Oxide, bireysel şirketler için aynı büyük ölçekli avantajları sunan kullanıma hazır bir bulut bilgisayarın ilk ticari sürümünü tanıttı. Şirket, yüksek performanslı bilgi işlem, ağ ve depolama için tasarlanmış olan bu “amaca yönelik” cihazı, “şirket içi bulut bilişim için tasarlanmış tamamen birleşik donanım ve yazılıma sahip gerçek bir raf ölçekli sistem” olarak lanse ediyor.

Oxide yıllardır “yeni bir tür sunucu inşa ettiğini” ve 26 Ekim Perşembe günü sipariş almaya başladığını açıkladı. İlk sunucu rafı, 3,000 pound ağırlığında ve 9 feet’ten uzun bir kilometre taşıdı. Şirket, ABD Enerji Bakanlığı ve “tanınmış bir finansal hizmetler firması” gibi önemli müşterilere sahip. Oxide, Fortune 1000 şirketlerine yönelik ek kurulumlar yapmayı planlıyor ve müşteri bekleme listelerinin hızlı bir şekilde karşılandığını vurguluyor.

Oxide’in CEO’su Steve Tuck, bulut bilişimin sadece kiralama modeli ile sınırlı kalmadığını ve işletmelerin kendi altyapısına sahip olma isteğinin birçok nedeni olduğunu söylüyor. Oxide, bu kullanım senaryolarını desteklemek için tasarlanmış bir cihaz sunuyor.

Yeni sunucunun avantajları :

  • Geleneksel şirket içi altyapıdan daha az yer kaplar.
  • Geleneksel sunuculara göre enerji verimliliğini önemli ölçüde artırır.
  • Montaj gerektirmez, kurulum süreci daha hızlıdır.

Oxide’in bu yeni ürünü, genel bulutun hızını şirket içine getirmeyi amaçlayan özel bir donanım ve yazılım birleşimi olarak tasarlanmıştır. İlk izlenimlere göre, bu sunucu estetik ve performans açısından oldukça etkileyici bir cihazdır.

Oxide, bulut bilişim ekonomisini değiştirebilecek bir kavram olan “bulutu kiralamak” yerine “buluta sahip olmayı” mümkün kılarak, şirketlerin ihtiyaçlarını daha iyi karşılamayı hedefliyor. Oxide, bu alanda büyük bir potansiyele sahip bir yenilik sunuyor ve yatırımcılar da bu girişimi olumlu bir şekilde değerlendiriyor.

Google, Tensor G5’te büyük değişiklikler yapıyor!

0

Google, Tensor G5 yonga seti hakkında ilk bilgileri paylaştı ve bu yeni işlemci, Pixel 10 ve 10 Pro modellerine güç sağlayacak. Bu gelişme, Google için önemli bir dönüm noktasını işaret ediyor. İşte detaylar:

Google ve Samsung, kendi yonga setlerini üretmelerine rağmen ARM çekirdek tasarımlarını kullanıyorlar. Ancak Google, gelecekte kendi özgün tasarımlarına sahip olma yolunda önemli bir adım atmaya hazırlanıyor. Bu adım, Tensor G5 yonga seti ile gerçekleşecek.

Tensor G5

Tensor G5, özel bir CPU ve Google tarafından geliştirilen bir GPU’ya sahip olacak. Bu, Google’ın işlemci tasarımında daha fazla özgünlük ve kontrol sağlayacağı anlamına geliyor. Tensor G4’e kıyasla, G5’in önemli bir yükseltme sunması bekleniyor.

Yeni işlemci, güçlü performans sunmak için Cortex-X4, Cortex-A720 ve Cortex-A520 CPU çekirdeklerini kullanacak. Çekirdek sayısı henüz kesinleşmemiş olsa da, 4nm üretim süreci ile üretileceği tahmin ediliyor.

Tensor G5’in, Apple’ın Bionic işlemcilere karşı bir rakip olması en erken 2025 yılına işaret ediyor. Ancak bu süre zarfında Google, işlemci üretiminde TSMC’yi tercih edebilir. Bu karar, üretim maliyetini artırabilir ve Google’ı marjlarını düşürmeye zorlayabilir.

Google’ın Tensor G5 yonga seti, şirketin yonga seti stratejisinde önemli bir değişikliği temsil ediyor. Pixel 10 ve 10 Pro modelleri, bu yeni işlemci sayesinde önemli bir performans artışı yaşayacak. Google’ın yonga seti konusundaki ilerlemeler, mobil teknoloji dünyasında heyecanla bekleniyor.

Elektrikli araç pilleri ne kadar dayanıklı?

Ancak, kullanılmış Elektrikli araç pillerini analiz eden Seattle merkezli bir şirket olan Recurrent tarafından Mart ayında yapılan bir araştırma, bunun gerçekleşme olasılığının düşündüğünüzden çok daha düşük olduğunu gösteriyor. Bu kesinlikle her EV sahibinin yaşayacağı türden bir şey değil.

Çeşitli marka ve modellerden 15.000 EV’den analiz edilen gerçek dünya telematik verileri bir araya getirildi. Bu araçlar ABD’nin çeşitli bölgelerinde dolaşırken, Recurrent şarj etkinliği, pil yüzdesi ve tahmini menzil hakkında günlük okumalar yaptı.

EV pilleri ne kadar dayanır?

15.000 aracın sadece %1,5’i değiştirildi. Bu değer, Chevy Bolt ve Hyundai Kona gibi büyük pil geri çağırmalarını hariç tutuyor. Çalışma, “Şimdiye kadar, EV pillerinin hayal ettiğinden çok daha uzun ömürlü olduğu görülüyor, çünkü çok azı değiştirildi.” diyor.

En yüksek normal değiştirme oranına sahip modeller Nissan Leaf (yaklaşık %5) ve Tesla Model S (%5’ten az) idi. Test edilen filodaki en eskilerden bazıları oldukları için bu pek de şaşırtıcı değil.

Elektrikli araçlar tipik olarak 8 ila 12 yıl arasında standart bir pil garantisi ve belirli bir km sınırı ile birlikte geliyor. Çalışmalar, çoğu sürücünün bu garantilerin süresi dolduktan sonra bile pillerini değiştirmediğini buldu.

Aşağıdaki grafiğe göre, çalışmadaki en eski modeller, dokuz ila 12 yıldır yolda olanlar için yaklaşık %5 ile en yüksek pil değiştirme yüzdesine sahip. Progressive’e göre, ABD’de gazla çalışan arabaların mevcut ortalama ömrü on iki yıl.

Bu, yeni bir araç satın almayı veya mevcut araçtaki pili değiştirmeyi düşünmek için bir pil değişiminin sadece birkaç yıl içerisinde talihsiz bir sürpriz olarak değil, doğal bir zamanda gelebileceğini de gösteriyor.

Bununla birlikte, çalışma ayrıca, geri çağrı ile ilgili olmayan pil değiştirmelerinde, her modelde kullanılan benzersiz teknolojiyle ilişkili olabileceğini düşündüren olağandışı ani artışlar buldu.

  • 2013 Tesla Model S (%8.5)
  • 2014 Tesla Model S (%7,3)
  • 2015 Tesla Model S (%3,5)
  • 2011 Nissan LEAF (%8,3)
  • 2012 Nissan LEAF (%3,5)

EV’ler zamanla menzil kaybeder mi?

Piller, zamanla enerjiyi depolamak ve dağıtmakta daha az verimli hale geliyor ve bu da daha az menzile yol açıyor. Bu drop-off’un ne kadar dik olduğu, her araca özgü sayısız diğer faktörün yanı sıra sürücünün alışkanlıklarına ve hava koşullarına bağlı.

Tesla Model S için pahalı, 100-kWh pil, daha düşük maliyetli 85 ve 70-kWh seçeneklerinden daha hızlı bozuluyor.

BMW i3’teki pil oldukça iyi dayandı. En küçüğü, 22 kWh’lik bir paket, 2014’te ABD’de piyasaya sürüldü. Çalışmada, “33 kWh’lık paketler 2017’de tanıtıldı” diyor. “Her ikisi de ortalama olarak 100.000 mile ulaştı ve orijinal kapasitenin yaklaşık %80’i kaldı.”

Modeller ve coğrafyalar arasındaki EV pil davranışını tam olarak anlamak birkaç on yıl daha sürebilirken, bu ilk veriler umut verici. Ayrıca, bir pilin yolculuğu, orijinal aracından ayrıldığında sona ermez. Performansta herhangi bir bozulma olmadan gerçekleşen bir işlem olan yeni bir pil için geri dönüştürülebilir ve mineralleri çıkarılabilir.

Hatta bazı insanlar evlerine güç vermek için EV pilleri kullanıyor ve mobil jeneratör görevi görüyor. General Motors, bunu inşa etmek için şirketlerinin tüm bir bölümünü açtı ve esasen onu bir enerji şirketine dönüştürdü.

Ancak şimdilik, bu çalışma çoğu paketin hala seyirde olduğunu gösteriyor.

Nissan’ın pazarlama direktörü Nic Thomas, “Şimdiye kadar yaptığımız neredeyse tüm piller hala arabalarda ve 12 yıldır elektrikli arabalar satıyoruz.” diyor. “Başka bir şeye dönüştürebileceğimiz büyük bir pil stoğumuz yok.” Bu “başka bir şey“, örneğin belirli, düşük menzilli bir kullanıma sahip kurumsal bir filo aracı olabilir.

Snapdragon X Elite PC’lerde kullanılabilir!

Qualcomm’un son tanıttığı Snapdragon X Elite işlemcisi, teknoloji dünyasının odak noktası haline geldi. Bu inovatif işlemci, yüksek performans ve verimliliği bir araya getirerek, diğerlerine kıyasla oldukça dikkat çekici bir özellik sunuyor. Windows işletim sistemli dizüstü bilgisayar üreticileri, Snapdragon X Elite işlemcisine gösterilen bu büyük ilgiden oldukça etkilenmiş durumda.

HP, Lenovo, Asus, Dell, Acer, Honor, Microsoft, Samsung ve Xiaomi gibi önde gelen bilgisayar üreticileri, Snapdragon X Elite işlemcisini kullanan yeni nesil dizüstü bilgisayarlar geliştirmek için kolları sıvadılar. Ancak, bu yeni teknolojiyi benimseme sürecinde karşılaşılan en büyük zorluklardan biri, yazılım uyumluluğu meselesi. Qualcomm, bu sorunu çözmek amacıyla ARM uyumlu yazılımların geliştirilmesi için BlackMagic Design ve Davinci Resolve gibi yazılım şirketleriyle işbirliği yapıyor. Bu sayede, Snapdragon X Elite işlemcili dizüstü bilgisayarlar, kullanıcıların ihtiyaçlarına uygun yazılım seçenekleriyle sunulacak.

2024 yılının ortalarına yaklaşırken, Snapdragon X Elite işlemcili dizüstü bilgisayarlar sonunda kullanıcıların karşısına çıkacak. Aynı dönemde, Windows’un ARM versiyonu da piyasaya sürülecek, bu da hem iş dünyası hem de tüketici segmenti için büyük bir gelişme anlamına geliyor.

Elite işlemcisinin Davinci Resolve gibi profesyonel yazılımlarla uyumu da oldukça etkileyici. Bu işlemci, standart entegre GPU’lu 12 çekirdekli X86 CPU’lardan 1.7 kat daha hızlı çalışacak ve Nöral İşlem Ünitesi (NPU) 3 kat daha hızlı olacak. Bu, video düzenleme, grafik tasarımı ve diğer yoğun işlem gerektiren görevlerle uğraşan kullanıcılar için büyük bir avantaj sunuyor.

Snapdragon X Elite işlemcisi, bilgisayar teknolojisinin geleceği hakkında büyük bir heyecan uyandırıyor. Kullanıcılara daha yüksek performans, enerji verimliliği ve kullanılabilirlik vadeden bu yeni işlemci, dizüstü bilgisayar dünyasında önemli bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor. Bu gelişme, hem iş hem de eğlence için daha iyi bir deneyim sunma potansiyeli taşıyor.

Google, ANC kulaklıklarla nabız ölçecek!

Google, derin kulak arterinin “işitsel kanala kapsamlı bir şekilde nüfuz eden daha küçük damarlardan oluşan karmaşık bir ağ oluşturduğu” göz önüne alındığında, “kulak kanalının sağlık algılama için ideal bir yer olduğunu” söylüyor.

Bu odyofletimografi yaklaşımı, “bir ANC kulaklığın hoparlörlerinden düşük yoğunluklu bir ultrason problama sinyali göndererek” çalışıyor.

Bu sinyal, yerleşik geri bildirim mikrofonları aracılığıyla alınan yankıları tetikler. Minik kulak kanalı cilt yer değiştirmesinin ve kalp atışı titreşimlerinin bu ultrason yankılarını modüle ettiği gözlemleniyor.

Google’ın oluşturduğu bir model, bu geri bildirimi kalp atış hızı okumasına ve kalp atış hızı değişkenliği (HRV) ölçümüne işlemek için çalışıyor. Bu teknik, müzik çalma ve “kötü kulaklık contaları” ile bile çalışır. Bununla birlikte, vücut hareketinden etkilendi ve Google, “kalp atış hızını ölçen en iyi frekansı bulmak ve yüksek kaliteli nabız dalga formu elde etmek için yalnızca en iyi frekansı kullanmak” için bir kalibrasyon aracı olarak hizmet veren çok tonlu bir yaklaşımla karşılık verdi.

Google, APG’nin tüm aktivite senaryolarında katılımcılar arasında tutarlı bir şekilde doğru kalp atış hızı (tüm aktivite senaryolarında %3,21 medyan hata) ve kalp hızı değişkenliği (atış aralıklarında %2,70 medyan hata) ölçümlerini gerçekleştiren ve 153 kişiyi içeren iki grupluk çalışma gerçekleştirdi.

Mevcut HR sensörleriyle karşılaştırıldığında, cilt tonlarından etkilenmiyor. Kulak kanalı boyutu ve “optimal olmayan sızdırmazlık koşulları” da doğruluğu etkilemez. Google, bunun geleneksel fotopletimogramlar (PPG) ve elektrokardiyogramlar (EKG) sensörlerinin yanı sıra bir mikrodenetleyiciyi kulaklıklara/kulaklıklar koymaktan daha iyi bir yaklaşım olduğuna inanıyor:

Bu sensör montaj paradigması kaçınılmaz olarak duyulabilirlere maliyet, ağırlık, güç tüketimi, akustik tasarım karmaşıklığı ve form faktörü zorlukları ekler ve geniş çapta benimsenmesine karşı güçlü bir engel oluşturur.

Google şöyle sürdürüyor:

APG, basit bir yazılım yükseltmesi ile herhangi bir TWS ANC kulaklığını akıllı algılamalı kulaklıklara dönüştürür ve çeşitli kullanıcı etkinliklerinde sağlam bir şekilde çalışır. Algılama taşıyıcı sinyali tamamen duyulmaz ve müzik çalmadan etkilenmez. Daha da önemlisi, APG biyomedikal ve mobil araştırmalarda yeni bilgileri temsil eder ve düşük maliyetli sağlık algılama için yeni olasılıkların kilidini açar.

APG, Google Sağlık, ürün, UX ve yasal ekipler arasındaki işbirliğinin sonucudur.” bu nedenle Pixel Buds’a gelmek bu noktada garanti edilmekten çok uzak.

Apple, iPad mini’yi HomePod’a dönüştürüyor

0

Apple, HomePod serisini genişletmeye yönelik iddialı planlarını sürdürüyor. Son zamanlarda ortaya çıkan söylentilere göre, Apple, HomePod modellerini daha da geliştirmeyi hedefliyor ve bu gelişmelerle ilgili bazı heyecan verici ipuçları ortaya çıkmış durumda.

Geçtiğimiz günlerde, bir HomePod prototipinin üzerinde bir LCD ekran bulunduğu görüntüleri sızdırıldı. Ancak, Apple, bu ekranlı HomePod konseptini daha da ileri götürmek istiyor gibi görünüyor. Şirketin gelecekteki HomePod modelleri için tvOS’u çalıştırmak amacıyla modifiye edilmiş bir iPad mini üzerinde denemeler yaptığı söyleniyor.

Apple, Perşembe günü tvOS 17.2 beta sürümünü ve diğer yazılım güncellemelerini yayınladı. Bu güncellemeler, Apple TV ve HomePod’un çalıştığı tvOS 17.2 sürümünü içeriyor. İncelenen aygıt yazılımı dosyaları, Apple’ın tvOS’u iPad’de dahili olarak çalıştırdığına dair güçlü kanıtlar sunuyor. Ayrıca, tvOS aygıt destek dosyaları, iPad mini 6 için de uyarlanmış gibi görünüyor.

Xcode 15 ile birlikte gelen tvOS 17 SDK’nın, iPad mini 6 için gizli destek içerdiği de keşfedildi. Bu, Apple’ın iPad mini boyutlarına sahip yeni bir HomePod modeli üzerinde çalıştığını düşünülüyor.

Apple aynı zamanda, HomePod’un üzerinde küçük bir LCD ekran bulunan yeni bir versiyonunu geliştiriyor. Bu yeni versiyon, HomePod 2’nin yerini alması bekleniyor. Ayrıca, bazı dedikodular, Apple’ın daha büyük bir HomePod modeli tanıtma planları olduğunu öne sürmektedir. Bu yeni modelin, iPad mini’ye benzer boyutta bir ekranla gelebileceği düşünülüyor.

Tüm bu gelişmeler, Apple’ın akıllı ev aksesuarları pazarında daha fazla rekabet etmeyi ve HomePod serisini yenilikçi özelliklerle genişletmeyi amaçladığını göstermektedir. Gelecekteki gelişmeleri dört gözle beklemeye devam edeceğiz.

Anthropic’e Google’dan 2 milyar dolar yatırım!

The Wall Street Journal’ın haberine göre, Google ve Anthropic arasındaki finansman anlaşması önce 500 milyon dolar, ardından da 1,5 milyar dolara çıkacak. Ancak, zamanlama veya koşullar henüz açıklanmadı.

Microsoft‘un bu yılın başlarında OpenAI‘e yaptığı muazzam yatırımı tam olarak eşleşmese de hatırlatıyor. Ancak Amazon, Anthropic’e 4 milyar dolar kadar taahhüt ederken, finansman açığı muhtemelen pratikten daha çok teorikti.

Google yatırımı, sınırlı sayıda şampiyonun olduğu rakip şirketler arasında gelişen bir vekalet savaşının en sonuncusu. Tüm bu şirketler teknolojinin birçok alanında güçlü ve uzman olsalar da, basit gerçek şu ki, hiçbiri büyük dil modelleri alanında OpenAI veya Anthropic’e güvenilir bir rakip olarak karşı çıkamaz. Ve ayrıca hemen hemen herkes LLM’lerin iş modellerini yükselteceğini ve gelecekteki herhangi bir teknoloji platformunun önemli bileşenleri olacağına bahse girdiğinden, alandaki liderlerin en azından kısmi mülkiyetine sahip olmamayı göze alamazlar.

Paradan da daha fazlasına sahipler: AI girişimlerinin bu AI modellerini karlı bir şekilde çalışmak için gereken ölçeklerde inşa etmek ve dağıtmak için gereken altyapıyı ayağa kaldıracakları da benzer bir zorluk olurdu. Bu nedenle anlaşmalar, hesaplama kredileri ve karşılıklı yardım gibi şeyleri de içeriyor.

Ama hepsinin aynı kişiye yatırım yapması ve hepsinin de müşterisi olması aptalca olurdu.

Anthropic, diğer AI şirketlerini izleyerek, bir kurumsal ürün olarak uzmanlaşmanın iyi olacağını öğrendi. Ortalama tüketici için daha az parlak ve ilginç, ancak uzun vadeli bir iş modeli olarak potansiyel olarak daha çekici. Amodei, ”Şimdiye kadarki tatlı noktamız genellikle bir tür bilgi çalışması ve profesyonel hizmetler oldu.” dedi.

Ayrıca, güvenlik ve şeffaflığın listelerinde üst sıralarda olduğunu vurguladı. Bir üniversite öğrencisinin bir LLM’den bir Wikipedia girişini yeniden yazmasını isterken önemsediği bir şey değil, ancak ne satın aldıklarını ve nasıl performans gösterdiğini bilmesi gereken kurumsal müşteriler için çok önemli.

Ve akıtılan milyarlar tam olarak ne yapıyor? Eh, tüm raporlara göre, bu modellerin eğitilmesi, konuşlandırması ve çalıştırılması şaşırtıcı derecede pahalı ve bir şirket, modelini çok az daha hızlandırmayı başardığı anda, oyun değişiyor ve yeni, ucuz olanı eski şapka gibi gösteriyor.

OpenAI, insanların ürününü ücretsiz kullanmasına izin vererek kesinlikle para saçıyor ve Anthropic bunu aynı ölçekte yapmama duygusuna sahip olsa da, şu anda maliyet ve gelir arasında büyük bir uyumsuzluk olduğuna şüphe yok.

Anthropic’in dahili belgeleri, yeni nesil modelleri “Claude-Next”i oluşturmak için 2024’ün sonuna kadar bir milyar harcamaları gerektiğini öne sürdü.

Ne kadar çok harcarsanız, konumunuz ve paralı arkadaşlarınızın konumu o kadar iyi olur. Google, Microsoft ve Amazon bu alanda kendi başlarına durabilene kadar inovasyonu doğal olarak gerçekleştiği yerde sübvanse etmek için milyarlarca yatırım yaparak diğerlerine karşı bir vekalet savaşı yürütmeleri gerekiyor.

Elon Musk, Twitter (X) etkileşimi için markalara yalvarıyor!

Elon Musk, Twitter (X) platformunun sahibi olduğu ilk yılını geride bırakmasına rağmen, markalardan topluluk özellikleriyle etkileşime geçmelerini ve kendi markalarına daha fazla değer katmalarını isteyen tekrarlayan ısrarlı paylaşımlarla dikkat çekiyor. Musk, Twitter’ın potansiyelini vurgulayarak, bu platformun önemini sürekli olarak dile getiriyor. Özellikle Twitter’ın topluluk odaklı özellikleri hakkında konuşuyor ve markaların bu özellikleri daha etkin bir şekilde kullanmalarını öneriyor.

Diablo X, milyonlarca dolarlık bir oyun devi tarafından yönetilen bir hesap olarak bilinir. Musk, bu hesabın yama notlarını doğrudan Diablo “X Topluluğu grubu”nda paylaşmasını talep etti. Bu, Diablo alt dizisinin fanlarından oluşan niş bir grup için oldukça önemli bir olaydır. Elon Musk’ın bu tarz talepleri, platformdaki markaların topluluklarını daha etkili bir şekilde yönetmeleri ve böylece Twitter üzerinde daha büyük bir etki yaratmalarını teşvik etme amacını taşıyor.

Ancak, zaman içinde kullanıcı katılımının düşmeye devam etmesi ve Elon Musk’ın daha fazla marka ve hesapla etkileşime geçme ihtiyacı duyması, bu tür taleplerin ve çatışmaların artmasına neden olabilir. Özellikle Twitter’ın platform dinamikleri, markaların etkileşimlerini artırmak için sürekli olarak yeni stratejiler geliştirmelerini gerektirebilir.

Sonuç olarak, Elon Musk’ın Twitter üzerinde markalara yaptığı çağrılar ve topluluk özellikleriyle etkileşime geçme isteği, Twitter’ın geleceğinde markaların rolünün önemini vurgulayan bir örnek olarak karşımıza çıkıyor. Bu tür etkileşimlerin, markaların kendi topluluklarını büyütmelerine ve daha fazla değer katmalarına yardımcı olabileceği düşünülüyor. Ancak, platformun dinamikleri ve kullanıcı davranışları, bu tür çabaların ne kadar başarılı olabileceğini belirleyecektir. Elon Musk’ın Twitter üzerindeki etkisi ve bu tür çağrıların sonuçları ilerleyen zamanlarda daha fazla gözlemlenmelidir.

Samsung Galaxy S24+, Exynos 2400 ile resmen görüntülendi

0

Teknoloji devi Samsung, yeni amiral gemisi Galaxy S24 serisinin lansmanına yaklaşırken, telefonlarına güç verecek işlemcilerle ilgili yeni bilgiler ortaya çıkmaya başladı. Galaxy S24+ modeli, Exynos 2400 işlemci ile resmi Geekbench testlerinde görüntülendi. Bu, kullanıcıların merakla beklediği Exynos işlemcili Galaxy S24 serisinin varlığını doğruluyor.

Samsung, Galaxy S23 serisi ile Exynos işlemcileri rafa kaldırmıştı ve bir süre Snapdragon işlemcileri tercih etmişti. Ancak Galaxy S24 serisi için Exynos platformuna geri dönüş yapma kararı aldı. Exynos işlemcili modellerin Afrika, Asya (Güney Kore dahil), Avrupa ve Latin Amerika’da satılacağı, Snapdragon işlemcili modellerin ise Kuzey Amerika’da (Kanada ve ABD) piyasaya sürüleceği açıklanmıştı.

Galaxy S24+ modelinin Qualcomm Snapdragon 8 Gen 3 işlemcili versiyonu zaten test edilmişti ve oldukça yüksek performans sergilemişti. Ancak Exynos işlemcili versiyonu hakkında meraklar vardı. Sonunda, akıllı telefonun Kore versiyonu Exynos 2400 işlemcisi ile Geekbench testlerinde görüntülendi. Test sonuçlarına göre, Galaxy S24+ Exynos versiyonu, tek çekirdek testlerinde 2.044 ve çoklu çekirdek testlerinde 6.406 puan aldı. Karşılaştırma yapmak gerekirse, Snapdragon 8 Gen 3 versiyonu sırasıyla 2.233 ve 6.661 puan elde etti. Bu, Exynos 2400’ün rakibi karşısında biraz geride kaldığını gösteriyor. Ancak kullanıcılar için performansın yanı sıra enerji verimliliği de önemli bir faktör olacak.

Samsung’un Galaxy S24 serisi hakkında daha fazla bilgiyi beklemeye devam ediyoruz. Yeni telefonların tanıtımıyla birlikte daha fazla detay açıklanacaktır. Galaxy S24 serisi, kullanıcılarına yüksek performans ve gelişmiş özellikler sunmayı hedefliyor. Bu yeni cihazların neler sunacağı ve fiyatlandırma detaylarıyla ilgili daha fazla bilgi, lansman sırasında açıklanacak. Takipte kalın!