Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 832

Çin, Apple’ın tedarik zincirinin kalbi olmaya devam ediyor

Apple, uzun yıllardır güçlü üretim altyapısıyla tanınan Çin’de ürünlerinin büyük bir bölümünü üretmeye devam ediyor. Ancak son yıllarda yaşanan gelişmeler, şirketi Çin bağımlılığını azaltmaya yönlendirmiş durumda. Özellikle pandemi döneminde yaşanan üretim sıkıntıları ve Çin ile ABD arasındaki ticaret savaşları, Apple’ın üretiminin bir kısmını başka ülkelere kaydırma fikrini gündeme getirdi.

Apple CEO’su Tim Cook, Çin’de bulunan Foxconn fabrikasını ziyaret ederken, Apple ürünlerinin hala %95’inin Çin’de üretildiğini ifade etti. Şirket, Çin’de birçok ürün kategorisinde üretim yapıyor, bunlar arasında akıllı telefonlar, bilgisayarlar, tabletler ve akıllı saatler bulunuyor. Ancak bu yoğun bağımlılığı azaltma amacıyla Apple, Hindistan’da ikinci bir iPhone fabrikası kurma planları yapmak.

apple üretim

Hindistan’da kurulması planlanan bu yeni fabrikanın ayrıntıları henüz netleşmemiş olsa da, Apple’ın bu ülkeye yatırım yaparak üretim çeşitlendirmeye çalıştığı açık bir şekilde görülmektedir. Ancak bu, şirketin Çin’den tamamen vazgeçme niyetinde olduğu anlamına gelmiyor. Çünkü Çin, gelişmiş altyapısı, yetişmiş insan gücü ve sağlam tedarik zinciri sayesinde hala birçok firmanın üretim merkezi konumunda.

Foxconn başkanı Wang Laichun, son açıklamalarında, bu yıl üç farklı iPhone 15 modelini ürettiklerini ve aynı zamanda Apple Vision Pro VR setini üretmeye hazırlandıklarını belirtti. Bu da gösteriyor ki, Çinli üretim firmaları hala Apple için önemli bir iş ortağı konumunda bulunuyor.

Sonuç olarak, Apple’ın Çin’den tamamen kurtulması, şu an için yakın bir gelecekte gerçekleşmesi zor görünen bir hedef olarak öne çıkıyor. Hem Apple hem de Çinli tedarik firmaları, mevcut işbirlikleriyle birçok avantaj elde ediyorlar ve bu durum, her iki taraf için de kazan-kazan bir durumu temsil ediyor.

Fidanlık için yapıldı, kuluçka merkezi oldu

İlk olarak bir fidanlık inşa etmek için kurulan 1.700 metrekarelik alan, deprem nedeniyle bölgeyi terketmek zorunda kalan vatandaşların bölgeye geri dönmesi için ‘gerçek’ fidanların ‘yetiştirilmesine’ katkı sağlayacak.

Habitat Derneği ile Sabancı Topluluğu şirketleri Brisa, Kordsa, Temsa ve Teknosa’nın iş birliğiyle hayata geçirilen Sabancı Hatay Kuluçka Merkezi’nin açılışı, Sabancı Cumhuriyet Seferberliği etkinlikleri kapsamında gerçekleştirildi.

Açılışta sunumu yapan isim Sabancı Holding CEO’su Cenk Alper oldu. Alper, Cumhuriyet’in 100’üncü yılında Hatay’da böylesine özel bir projeyi hayata geçirmekten gurur duyduklarının altını çizerek konuşmasına başladı.

Sabancı Holding CEO’su Cenk Alper
Sabancı Holding CEO’su Cenk Alper

Alper’in paylaştığı bilgilere göre, 2021 yılında başlatılan Sabancı Cumhuriyet Seferberliği’nde Sabancı Gönüllüleri geçen 2 yılda toplam 120 bin saatini seferberliğe ayırdı.

Bu yıl seferberliğin ana odağının eğitim ve kalkınma olmak üzere iki konu olduğunu söyleyen Alper, Sabancı Vakfı’nın bu kapsamda, Hatay’da 3 ay 3 okul açılışı gerçekleştirdiğini ve yeni okulların, yeni eğitim-öğretim yılına yetiştirildiğini belirtti.

Bu yılki ana odaklardan kalkınma, girişimcilik ve sürdürülebilir üretim olmak üzere ikiye ayrılıyor. Topluluk, bölgenin yerel refahı için 2023 sonuna kadar bu konulara odaklanmaya devam edecek.

Hatay’daki kuluçka merkezi, Sabancı Topluluğu iştirakleri Brisa, Kordsa, Temsa ve Teknosa’nın desteği ile açıldı. Merkez konusunda yol gösterici konumunda ise Habitat Derneği yer alıyor.

Cenk Alper konuşmasında özellikle gençlere ve kadınlara iş kurma ve yürütme konusunda yeni yetkinlikler ve beceriler kazandırılacağını söyledi. Katılımcıların iş birliği ağları oluşturmaları sağlanacak böylece işlerin devamlılığı mümkün olacak.

3 ay gibi kısa bir sürede tamamlanan kuluçka merkez içinde teknoloji sınıfları, eğitim programları, mentorlük ve altyapı desteği, hibe desteği gibi önemli başlıklar yer alıyor. Teknoloji sınıfının kurulmasından, kütüphane seçkisine, duvar grafitilerinden peyzaj çalışmalarına kadar tüm çalışmalarda Sabancı Gönüllüleri aktif olarak sahadaydı.

Merkezde düzenlenecek eğitim programları da dahil edildiğinde, 1.000’e yakın Sabancı Gönüllüsü, Kuluçka Merkezi ile bağlantılı çalışmalarda görev almış olacak.

2023 yılına kadar toplamda 1.200 kişiye ulaşmayı hedefleyen kuluçka merkezinde, katılımcıların en az 500’ünün kadın olması bekleniyor.

Sabancı Hatay Kuluçka Merkezi’nin yanı sıra ve deprem sonrası en çok göç alan il olan Adana’da, projeye tahsis edilecek alanlarda gerçekleştirilen faaliyetlerle, deprem bölgesindeki vatandaşlara yeni nesil yetkinlikler kazandırılacak.

Fikir Kampı başlıyor

Hatay’da toplamda 3 gün sürecek bir Fikir Kampı düzenlenecek. Yüz yüze gerçekleştirilecek olan bu etkinlikte, 80 katılımcının yer aldığı toplam 5 takım, 6 hafta sürecek hızlandırma programına dahil edilecek.

Bu programda, pazarlamadan, ürün geliştirmeye, pazara uyumdan hukuksal süreçlere kadar birçok konuda Sabancı Topluluğu yöneticileri ve Sabancı Gönüllüleri’nden eğitim ve mentorluk desteği alacak takımlar, programının ardından gerçekleştirilecek Demo Günü’nde projelerini jürinin değerlendirmesine sunacak. Başarılı fikir sahibi 2 takım toplam 100 bin TL büyüklüğünde hibe desteğiyle ödüllendirilecek.

Projenin İstanbul ayağında ise, İstanbul’daki üniversite kuluçka merkezlerinin, girişimcilerin ve gönüllülerinin katılımıyla afet ve kriz yönetimi odaklı bir ideathon (fikir maratonu) gerçekleştirilecek.

Cenk Alper, açılıştaki konuşmasını şu sözlerle bitirdi:

“9 ay boyunca tüm ekip sahadan hiç ayrılmadık. El uzatmaktan hiç geri durmadık. Bu toprakların kıymetini bilmeye devam edip, insanlarımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz. 100 yıllık Cumhuriyet’in 98 yılına şahitlik eden bir Topluluk olarak; bizim Cumhuriyet değerlerinden, Atatürk ilkelerinden, aile olmaktan, birlik ve beraberlikten anladığımız tam olarak budur”

Google gelir ve karını artırmasına rağmen borsada neden çakıldı?

Google’ın ana şirketi Alphabet, dün ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na (SEC) yaptığı bir bildirimle 2023 üçüncü çeyrek finansal raporunu açıkladı. Yapılan açıklamaya göre Google, toplam gelirlerini bir önceki senenin aynı dönemine kıyasla %11 oranında artırarak 76,7 milyar dolar seviyesine, net karını ise yine bir önceki senenin aynı dönemine kıyasla %41 oranında artırarak 19,68 milyar dolar seviyesine taşıdı. Ancak arama ve reklamcılık devi tüm pozitif görünüme karşın Nasdaq borsasında %9 civarında değer kaybetti.

Google’ın yaptığı finansal rapor açıklamasına göre firmanın üçüncü çeyrekte trafik edinme maliyetleri hariç geliri, 63 milyar dolar olan beklentilere karşılık 64,1 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu rakam, şirketin geçen yılın aynı çeyreğinde elde ettiği 57,3 milyar dolardan oldukça yüksek. Hisse başına düzeltilmiş kazanç 1,55 dolar olarak gerçekleşirken analistler hisse başına 1,44 dolar bekliyorlardı. 30 Eylül’de sona eren 3 aylık dilimde Google’ın arama gelirleri 44 milyar, YouTube reklam gelirleri 7,9 milyar, Google Network gelirleri 7,6 ve bulut bilişim gelirleri ise 8,4 milyar dolar olarak gerçekleşti. Firmanın toplam çalışan sayısı ise yaklaşık %2,5 oranında azalarak 182.381 olarak açıklandı.

Bulut gelirleri beklentiyi karşılamadı

Yapılan finansal rapor açıklamasına göre arama devi tüm gelir rakamlarını yukarıya taşımayı başarmış görünüyor. Buna karşın özellikle bulut gelirlerinde analist beklentilerinin altında kalınması ve şirketin ABD Adalet Bakanlığı tarafından açılan ve şirketi çevrimiçi arama ve dijital reklam pazarlarında gücünü kötüye kullanmak ve rekabeti bozmakla suçlayan iki antitröst davasında başrolü oynaması yatırımcıların iştahını kaçırmış gibi gözüküyor.

Google CEO’su Sundar Pichai yaptığı açıklamada, “Arama, YouTube, Bulut, Pixel cihazlarımız ve daha birçok alanda yapay zeka odaklı yeniliklerle bu çeyrekteki finansal sonuçlarımızdan ve ürün ivmemizden son derece memnunum” diyor ve ekliyor: “Yapay zekayı herkes için daha yararlı hale getirmeye odaklanmaya devam ediyoruz; heyecan verici bir ilerleme var ve çok daha fazlası gelecek.”

Google, Şubat ayında yapay zeka teknolojisini ürünlerine dahil etmeye başlayan Microsoft tarafından bu alanda hazırlıksız yakalandı. Arama devi şimdi bir yandan Silikon Vadisi’nin yapay zeka lideri konumunu yeniden kazanmaya çalışırken hem tüketici hem de kurumsal işletmeleri için bir dizi üretken yapay zeka ürününü piyasaya sürüyor.  Yapay zeka çalışmaları aynı zamanda Google’ın rakipleri Amazon ve Microsoft’un bulut bilişim pazarındaki paylarını azaltma planının bir parçası. Google, Washington merkezli rakiplerinin ardından üçüncü sırada yer alıyor.

Amazon’dan Avrupa’ya özel bulut açılımı!

Amazon, Avrupa’daki katı veri ikamet gereksinimleri olan müşterileri için özel bir egemen bulut hizmeti başlatmayı planlıyor. Firma bu yeni bulut çözümünün mevcut AWS Bölgelerinden hem fiziksel olarak hem de kullanılan mimari bakımından ayrı olacağını iddia ediyor. Bulut devi, AWS European Sovereign Cloud’un tamamen Avrupa’da konumlandırılacağını ve işletileceğini, müşterilere veri ikamet, operasyonel özerklik ve esneklik ihtiyaçlarını karşılamak için “ek bir seçenek” sunacağını açıkladı.

AWS, bu yeni özel bulutun ne zaman faaliyete geçeceğine dair henüz bir tarih vermiyor ancak tamamen ayrı altyapı bölgeleri oluşturacağını duyuruyor. Desteklenecek ilk AWS Bölgesi Almanya’da olacak, ancak şirket bunun tüm Avrupalı müşterilere sunulacağını söylüyor. Bu özel bulutun hedef müşterileri arasında kamu sektörü kuruluşları ve yüksek düzeyde düzenlemeye tabi sektörlerde yer alan özel şirketler bulunuyor.

Amazon bu yeni bulut servisi için halihazırda anlaşmaya vardığı müşterilerin çoğunun Almanya’da bulunduğunu duyurdu. Bunlar arasında ülkenin Federal Bilgi Güvenliği Ofisi (BSI), Federal İçişleri ve Toplum Bakanlığı (BMI) ve Federal Dijital ve Ulaştırma Bakanlığı yer alıyor. Almanya dışındaki kurumlar arasında ise Finlandiya Maliye Bakanlığı ile Çekya ve Romanya’nın ulusal siber güvenlik kurumları da yer alıyor.

Amazon Web Services Sovereign Cloud Başkan Yardımcısı Max Peterson yaptığı açıklamada, bu hamlenin “müşterilere bulutta mevcut olan en gelişmiş egemenlik kontrolleri, gizlilik güvenceleri ve güvenlik özellikleri sunma taahhüdünü güçlendirdiğini” söyledi ve ekledi. “Bu yeni birim sayesinde Avrupa’daki müşterilerimiz bugün milyonlarca müşterinin zaten bildiği ve kullandığı en geniş ve en derin bulut hizmetlerinden ödün vermeden ihtiyaç duydukları operasyonel bağımsızlığı elde etmek için daha fazla seçeneğe sahip olacaklar.” AWS bu noktada herhangi bir fiyatlandırma bilgisi vermiyor.

Amazon özel bulut yarışında geç mi kaldı?

Katı veri ikamet gereksinimleri olan müşteriler için özel bulut bölgesi oluşturmak hayli önemli bir hamle. Ancak Amazon’un bu yarışta biraz geç kaldığını söyleyenler de mevcut. Microsoft geçen yıl Avrupa’daki veri merkezlerinde AB Veri Sınırı uygulayacağını ve müşterilerin tüm verileri Avrupa içinde depolamasına ve işlemesine izin vereceğini duyurmuştu. Ayrıca teknoloji devi, kamu sektörü müşterilerine ve devlet kurumlarına yönelik Microsoft Cloud for Sovereignty’yi duyurdu ve bu ayın başlarında herkese açık bir ön izlemeye açtı.

Google Cloud, 2021 yılında Deutsche Telekom’un bir parçası olan T-Systems ile ortaklaşa olarak Alman işletmeleri, kamu sektörü ve sağlık kuruluşları için egemen bir bulut oluşturduğunu açıkladı. Oracle ise 2022 yılında, şu anda EU Sovereign Cloud olarak bilinen ve Oracle’ın ticari ve devlet bulut bölgelerinden ayrı olarak İspanya ve Almanya’da iki bölgeden oluşan egemen bulut bölgeleri için planlarını duyurdu.

Amazon bu “yeni” açılımını okurken bulut servislerinde en kötü dönemlerinden birini geçirdiğini hatırlamakta da fayda var.

Xiaomi 14 ve 14 Pro’nun Geekbench sonuçları ortaya çıktı

0

26 Ekim tarihinde gerçekleştirilmesi beklenen Xiaomi 14 ve 14 Pro, Leica Summilix kamerası, Snapdragon 8 Gen 3 işlemcisi ve Android 14 tabanlı HyperOS işletim sistemi ile geliyor. Sızdırılan ekran görüntüleri, her iki telefonun Geekbench testlerine tabi tutulduğunu gösteriyor. Test yazılımlarının sürümleri farklı olduğu için sonuçları doğrudan karşılaştırmak zor olsa da, Xiaomi 13 ve 13 Pro ile karşılaştırma yaparak performans artışını görmek mümkün.

Xiaomi 14, çoklu çekirdek performansta %20, tekli çekirdek performansta ise %5 daha güçlü olarak kaydedilen 1.698 ve 6.260 puan elde etti. Xiaomi 14 Pro ise selefini %20 geride bırakarak 2.150 ve 6.892 puan aldı. Bu sonuçlar, Snapdragon 8 Gen 3 işlemcisinin gücünü bir kez daha gösteriyor. Tam olarak işlemcinin teknik detayları, yarın düzenlenecek Snapdragon etkinliğinde ortaya çıkacak.

Xiaomi 14 Pro’nun beklenen özellikleri arasında, 120Hz yenileme hızına sahip 1,5K çözünürlüklü 6,55 inç C8 12 bit OLED ekran bulunuyor. Bu ekran, 2.800 nit’e kadar parlaklık sunacak. Telefon, LPDDR5x RAM ve UFS 4.0 depolama ile eşleştirilen Snapdragon 8 Gen 3 işlemciye sahip olacak ve büyük bir VC sıvı soğutma sistemi ile desteklenecek. Diğer özellikler arasında IP68 sertifikası, stereo hoparlörler, IR ve 5G desteği bulunuyor.

Xiaomi 14 ise benzer özelliklere sahip ancak daha küçük bir 6,44 inç ekranla gelecek. Kamera bölümünde ise üçlü kamera kurulumu bekleniyor.

Bu bilgilere dayanarak, Xiaomi’nin yaklaşan telefonları Xiaomi 14 ve 14 Pro’nun oldukça güçlü ve özellik dolu cihazlar olacağını söyleyebiliriz

Apple, Türkiye’nin 100. yılını kutlamayı unutmadı!

0

Türkiye’nin 100. Cumhuriyet Bayramı ülke çapında havai fişekler, törenler ve sevinç gösterileriyle kutlanacak. Apple olarak, 100. Yılı Apple platformlarına yayılan özel içeriklerin yanı sıra Türkiye’nin parlayan uygulama geliştiricilerini ve Türkiye’de müziğin 100 yılını konuşacağımız Today at Apple Etkinlikleriyle kutluyoruz.

Cumhuriyetin 100. yılına özel derlenmiş, Türkiye’nin en iyi filmleri, şarkıları, uygulamaları ve oyunlarından oluşan listelerini farklı Apple platformlarında bulabilirsiniz. Apple’ın iftiharla sunduğu yerli sinemanın en iyilerinden oluşan 100 harika filmi Apple TV’de, Türkiye’nin müzik ile 100 yılını tarihimize damga vurmuş şarkılarları Apple Music listelerinde, Türk geliştiricilerin tasarladığı birbirinden harika uygulamaları ve oyunları App Store’da keşfedebilirisiniz.

Today at Apple etkinliklerinde ise Cumhuriyet’in 100. yılında Türkiye’de müziğin çeşitliliğine dair bilgiler paylaşırken, diğer tarafta Meditopia, Otsimo ve Recontact’in yaratıcılarıyla uygulama geliştirmenin inceliklerini konuşacak, yaratıcı dünyanın yeniliklerini keşfedeceğiz. Sizlerle 100. yıla özel olarak hazırlanan Apple platformlarındaki içeriklerin tüm detaylarını aşağıda paylaşmak isteriz.

Today at Apple: Türkiye’nin müzik ile 100 yılı

Tarihimize damga vurmuş şarkılara kulak verin. Apple Music editörlerinin hazırladığı listelerle hem geçmişin izlerini hem de bugünü keşfedin. Cumhuriyet’in 100. yılını, müziğin Türkiye’deki bir asırlık macerasıyla kutluyoruz.

Alanında usta yazarlardan oluşan Apple Music editörlerinin hazırladığı bu özel bölümle TSM’den THM’ye, rock’tan hip hop’a, pop’tan arabeske Türkiye’yi etkileyen ve değişen dünyayla birlikte şekil değiştiren türlerin hikayelerinde yola çıkmaya hazır olun. Hem geçmişin izlerinin hem de geleceğin bakış açısının müzik üzerindeki etkisini gözlemleme şansı bulacağın listelerle her dönemin öne çıkan kayıtlarını keşfedebilirsiniz.

Cumhuriyet’in 100. yılını, müziğin Türkiye’deki bir asırlık macerasıyla kutluyoruz. Alanında usta yazarlardan oluşan Apple Music editörlerinin hazırladığı bu özel bölümle TSM’den THM’ye, rock’tan hip hop’a, pop’tan arabeske Türkiye’yi etkileyen ve değişen dünyayla birlikte şekil değiştiren türlerin hikayelerinde yola çıkmaya hazır olun. Hem geçmişin izlerinin hem de geleceğin bakış açısının müzik üzerindeki etkisini gözlemleme şansı bulacağın listelerle her dönemin öne çıkan kayıtlarını keşfedebilirsiniz.

Today at Apple: Harika bir yüzyıl, harika uygulamalar

Ülkenin yetenekli geliştiricilerinin oluşturduğu 100 muhteşem uygulama ve oyunu öne çıkarmak için daha iyi bir zaman olabilir mi? Türkiye’nin gün geçtikçe daha başarılı olan uygulama geliştirme stüdyoları, cebe sığan türlü türlü araçlar ve eğlence biçimleri üretiyor.

Bu uygulamalar ve oyunlar daha sağlıklı ve mutlu hissetmemize, yeni şeyler öğrenmemize, harika maceralara çıkmamıza, doyasıya içerik üretmemize ve daha fazlasını yapmamıza yardımcı olabiliyor. Cumhuriyetin 100. yılına özel derlenmiş, Türkiye’nin en iyi filmleri, şarkıları, uygulamaları ve oyunlarından oluşan listeleri keşfedin.

App Store 100. Yılı Özel İçeriklerle Kutluyor

App Store geliştirmecilerden ipuçları paylaşmaya devam ediyor. Uygulama geliştiricileriden Rina Onur Şirinoğlu oyun üreticilerinin başarılı olmak için oyuncuları neyin heyecanlandıracağını dikkatlice düşünmeleri gerektiğine değinirken, Zafer Elçik birbirinden farklı öğrenme becerilerine sahip çocuklar için uygulama üreten geliştirme şirketi Otsimo ile, özel eğitimi demokratikleştirmeyi hedefliyor.

Bir asırdır Türkiye, ülkenin dört bir yanından yerel hayatın izlerini yansıtan öykülerle, zengin bir edebiyat üretiyor. StorytelDinlebi ve TRT Dinle gibi uygulamaların sesli kitap, e-kitap ve radyo tiyatroları seçkisiyle unutulmaz bir Anadolu gezisine çıkabilirsiniz.

Türkiye’nin gün geçtikçe daha başarılı olan uygulama geliştirme stüdyoları, cebe sığan türlü türlü araçlar ve eğlence biçimleri üretmeye devam ederken, ülkenin yetenekli geliştiricilerinin oluşturduğu 100 muhteşem uygulama ve oyuna göz atabilirsiniz. Türk filmlerinin dijital dünyada yer sahibi olmasında önemli rol oynayan MUBI’nin editörlerinin Cumhuriyetin 100. yılını kutlamak paylaştığı harika seçkiyi inceleyebilirsiniz.

Usta eşleştirmelerle başarıyı yakalamak için burayı tıklayın

Öğrenmeyi erişilebilir kılmak için burayı tıklayın

Edebiyatla Anadolu keşfmek için burayı tıklayın

Oyunlarla Türkiye Deneyimi için burayı tıklayın

Türkiye’den 100 uygulama ve oyun için burayı tıklayabilirsiniz

Türk sinemasının ikonları için burayı tıklayabilirsiniz

Cumhuriyet coşkusu için burayı tıklayabilirsiniz.

Elon Musk’dan sonra X’in reklam gelirleri de düştü!

Elon Musk’ın X‘i satın almasının ardından dünya genelindeki önde gelen reklam verenlerinin büyük bir çoğunluğunun, bu sosyal ağ üzerinde reklam vermekten vazgeçtiği belirgin hale geldi. Bu konudaki önemli bir analiz, danışmanlık firması Ebiquity tarafından gerçekleştirildi. Ebiquity, dünya çapında en büyük 100 reklamverenle çalışan bir firma olarak, Platform X’e olan ilginin keskin bir düşüş yaşadığını iddia etti. Ebiquity Stratejik Direktörü Ruben Schreurs, “Diğer büyük reklam platformlarında böyle bir düşüş görmedik.” dedi ve bu durumu vurguladı.

Ancak, Platform X CEO’su Linda Yaccarino’nun daha önce yaptığı açıklamalar ile bu veriler arasında bir çelişki var gibi görünüyor. Yaccarino, son 12 haftada en büyük 100 reklamverenin %90’ının Platform X’e geri döndüğünü iddia etmişti. Ancak reklam danışmanlık firması Guideline, bu açıklamaları sorgulayarak Platform X’teki reklam gelirinin Sensor Tower tarafından yayınlanan verilere göre gerilediğini gösterdi. Dahası, bazı büyük reklamverenler Platform X’e olan bütçelerini minimum seviyeye indirdi. Örneğin, Visa, geçtiğimiz yılın aynı döneminde 77.500 dolarlık reklam harcaması yaparken, son 12 haftada sadece 10 dolar harcadı.

Elde edilen bu veriler, Musk ve Yaccarino’nun Platform X’e dair kamuoyuna yaptıkları açıklamaların güvenilirliğini sorgulatıyor ve Platform X’in uzun vadeli itibarı ile mali istikrarı hakkında endişeleri artırıyor. Bu tür tutarsızlıklar, özellikle şeffaflık ve güvenin önemli olduğu bir dönemde, ciddi sonuçlara yol açabilir. Reklamverenler ve endüstri gözlemcileri, gerçek durumu daha yakından incelemek ve Platform X’in geleceğini değerlendirmek için bu tutarsızlıkları dikkate almaya devam edecek gibi görünüyor.

TikTok kullanıcıları dikkat: Yeni bir özellik geliyor!

TikTok, yeni özellik hakkında bildirim almaya başlayan bazı kullanıcılardan gelen raporların ardından Pazartesi günü verdiği bir ropörtajda 15 dakikalık video yüklemelerini test ettiğini doğruladı.

Sosyal medya danışmanı Matt Navarra, Threads paylaşımındaDaha uzun videolar yükle” başlığıyla TikTok’tan bir ekran görüntüsü paylaştı.

15 dakikaya kadar videolar yükleyin!” bildirimi de yer alıyordu. “Uygulamanızın güncel olduğundan emin olun ve ardından uygulamanızdan veya masaüstünüzden tiktok.com’a yüklemeyi deneyin.

TikTok bir süredir video yükleme uzunluğunu yavaş yavaş artırıyor. Başlangıçta 15 saniyelik videolara ev sahipliği yapan uygulama, sonunda bunu bir dakikaya, ardından üç dakikaya ve en son Şubat 2022’de 10 dakikaya çıkardı.

Bu 15 dakikalık videoların şu anda sadece bir test olduğunu ve bunların tüm kullanıcılara sunulup sunulmayacağına dair bir bilgi bulunmadığını belirtmekte fayda var. Ancak işlerin gidişatı göz önüne alındığında, bu pek de sürpriz olmaz.

Bu özelliğin gelişi aslında platformun kendini nereye konumlandırdığı ile ilgili politikalarında da bir değişimin sinyalini veriyor. TikTok’un hitap ettiği kitlenin yaş aralığı ve her geçen gün katlanarak artan kullanıcı sayısı, platformu geleceğin en gözde video paylaşım platformu yapmaya aday.

Yani, sürelerdeki bu artışı platformun gözünün YouTube’un yerinde olduğu şeklinde yorumlamak yanlış olmaz. Ancak bu kısmı henüz bir varsayım ve gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ya da bunun ne zaman gerçekleşebileceği ile ilgili net bir şey yok.

Google Fotoğraflar, yeni bir yapay zeka özelliği üzerinde çalışıyor!

Google, yakında Google Fotoğraflar‘dan bunları sizin için hazırlamasını isteyebileceğinizi söylüyor! Şirket, pasif bir şekilde bunların karşılaşmayı beklemek yerine, uygulamanın oluşturmasını istediğiniz videoların parametrelerini seçmenize olanak tanıyan bir güncelleme yayınlayacak.

Uygulama bazen oluşturduğu videolar için nesnel olarak kötü seçimler yapabilecek olsa bile bu harika bir güncelleme. 

Sistem şu şekilde çalışıyor: İstediğiniz içeriği, yani Google Fotoğraflar‘ın tarayıp dahil etmesini istediğiniz kişileri, yerleri veya etkinlikleri arıyorsunuz. Ardından uygulama uygun olduğunu düşündüğü resimleri seçecek, üzerine biraz müzik koyacak ve her şeyi sizin için senkronize edecek. Videoyu aldıktan sonra Google, klipleri kırpabileceğinizi, yeniden düzenleyebileceğinizi veya müziği daha iyi bir şeyle değiştirebileceğinizi söylüyor.

Sesleri seçebilen yapay zeka

Önceden de bu videoları oluşturabiliyordunuz ancak bu videolarda istediğiniz içeriği aramanız ve manuel olarak seçmeniz gerekiyordu. Bu, videoların karşınıza gelmesini beklemek ve daha sonra bunları düzenlemek arasında güzel bir orta yol gibi görünüyor.

Bu özelliğe yarın sahip değilseniz ama bu durum normal; Google, hepsini birden bırakmak yerine, zaman içinde yeni özellikleri kullanıma sunma eğiliminde. 

Şirket her geçen gün genişleme eğiliminde olan yapay zeka endüstrisinin önde gelen yatırımcılarından biri ve haricinde de dünyanın en büyük teknoloji ekosistemlerinden birine sahip. Haliyle bir tarafta geliştirdiği AI teknolojilerini, diğer tarafta ekosistemine dahil ederek kullanıma sunuyor ve üzerinden rakiplerine fark atıyor. Haliyle önümüzdeki günlerde Google’dan daha fazla yapay zeka özelliği duymamız mümkün.

Meta, gençlerin akıl sağlıyla mı oynuyor?

Kaliforniya federal mahkemesinde açılan davada, Meta’nın, Facebook ve Instagram gibi ürünlerinin çocuklara ve gençlere verebileceği zararlar konusunda halkı yasa dışı bir şekilde yanılttığı öne sürülüyor. 

Şikayette, Meta’nın platformda geçirilen zamanı en üst düzeye çıkarmayı amaçlayan bir iş modeli uygulayarak gençlerin ruh sağlığı krizine katkıda bulunduğu belirtiliyor. 

Davada “Geçtiğimiz on yılda Meta, genç Amerikalılardan oluşan bir neslin psikolojik ve sosyal gerçeklerini derinden değiştirdi.” deniliyor.

Şikayette, Meta’nın gönderilerde “Beğenilere” izin verilmesi ve düzensiz yeme ve zorbalıkla ilgili içeriğin kaldırılmaması da dahil olmak üzere, genç kullanıcılara zararlı davranışları teşvik eden özellikleri ve platform teşviklerini bilerek kullanıma sunduğu iddia ediliyor.

Meta iddialara itiraz etti. Meta sözcüsü Liza Crenshaw, davaya yanıt olarak yaptığı açıklamada, “Başsavcılığın gençlere güvenli, olumlu çevrimiçi deneyimler sunma konusundaki kararlılığını paylaşıyoruz ve gençleri ve ailelerini desteklemek için halihazırda 30’dan fazla araç sunduk.” dedi. “Gençlerin kullandığı birçok uygulama için net, yaşa uygun standartlar oluşturmak amacıyla sektördeki şirketlerle verimli bir şekilde çalışmak yerine başsavcıların bu yolu seçmesinden dolayı hayal kırıklığına uğradık.

2021’de Facebook’ta ihbarcı Frances Haugen’in sızdırdığı bilgilerin ardından Meta, ürünlerinin gençlerin güvenliğini nasıl etkilediği konusunda yasa koyucular ve sivil toplum tarafından eleştirilere maruz kaldı.

Bu sızıntılardan biri, Instagram’ın genç kullanıcıların güvenini zayıflattığını ve etkilenen kullanıcıların oturumu kapatmadığını ortaya koyan dahili Facebook araştırmalarına işaret ediyordu. Şikayette Haugen’in sızıntılarının Meta’ya yönelik iddiaların bir parçası olduğu belirtiliyor.

Şikayette, “Meta, gençleri baştan çıkarmak, etkileşime geçirmek ve nihayetinde tuzağa düşürmek için güçlü ve benzeri görülmemiş teknolojilerden yararlandı.” diyor. 

Senatör Richard Blumenthal ve Marsha Blackburn gibi milletvekilleri, ABD’de devam eden gençlik ruh sağlığı krizinin arkasındaki itici güç olarak Meta‘yı, ürünlerini ve diğer sosyal platformları işaret ettiler. Senatörler buna yanıt olarak, çocukları çevrimiçi ortamda zararlı içerik görmekten korumayı amaçlayan bir yasa tasarısı olan Çocukların Çevrimiçi Güvenliği Yasasını sundu.

iOS 17.1 çıktı! İşte yenilikler

Apple, iPhone modelleri için iOS işletim sistemini geliştirmeye devam ediyor. Son olarak teknoloji devi, iOS 17.1 sürümünü test sürecinin ardından herkes için sundu. Peki iOS 17.1 güncellemesi neler getiriyor? İşte ayrıntılar…

iOS 17.1 güncellemesi ile gelen yenilikler

Apple, geçtiğimiz dakikalar itibariyle iOS 17.1 sürümünü kullanıma sunmaya başladı. Bazı kullanıcılar güncelleme almadığını söylüyor. Bu noktada yeni sürümün kademeli olarak dağıtıldığını belirtelim.

iOS 17.1 güncellemesi ile gelen yenilikler

iOS 17.1 güncelleme notları şu şekilde;

AirDrop
– AirDrop menzilinin dışına çıktığınızda içerik internet üzerinden aktarılmaya devam eder.

Bekleme
– Ekranın ne zaman kapanacağını kontrol etmek için yeni seçenekler (iPhone 14 Pro, iPhone 14 Pro Max, iPhone 15 Pro ve iPhone 15 Pro Max)

Müzik
– Favoriler şarkıları, albümleri ve çalma listelerini içerecek şekilde genişletildi ve favorilerinizi kitaplıkta görüntülemek için filtreleyebilirsiniz
– Yeni kapak resmi koleksiyonu, çalma listenizdeki müziği yansıtacak şekilde renkleri değiştiren tasarımlar sunar
– Şarkı önerileri her kapağın altında görünür çalma listenizin havasıyla eşleşen müzikleri eklemenizi kolaylaştırır

Bu güncelleme aynı zamanda aşağıdaki iyileştirmeleri ve hata düzeltmelerini de içerir:
– Kilit Ekranında Fotoğraf Karıştırma ile kullanılacak belirli bir albümü seçme seçeneği
– Matter kilitleri için Ana sayfa tuşu desteği
– Cihazlar arasında Ekran Süresi ayarlarının senkronize edilmesinde iyileştirilmiş güvenilirlik
– Oluşabilecek bir sorunu düzeltir Bir Apple Watch’u aktarırken veya ilk kez eşleştirirken Önemli Konum gizlilik ayarının sıfırlanmasına neden olur
– Başka bir arama sırasında gelen arayanların adlarının görünmemesi sorununu çözer
– Özel ve satın alınan zil seslerinin görünmemesi sorununu giderir metin tonunuz için seçenekler olarak görünür
– Klavyenin daha az yanıt vermesine neden olabilecek bir sorunu düzeltir
– Kilitlenme algılama optimizasyonları (tüm iPhone 14 ve iPhone 15 modelleri)
– Ekran görüntüsünün kalıcı olmasına neden olabilecek bir sorunu düzeltir

Vital3D Bioprint teknolojisiyle yapay organ üretecek!

Litvanyalı girişimci Vital3D, biyoteknolojinin geleceğini şekillendirecek bir adım atmaya hazırlanıyor. Organ nakli talebi ile mevcut arz arasındaki büyük uçurumu kapatmayı hedefleyen Vital3D, biyoprinting teknolojisi ile insan vücudu parçalarını üreterek bu soruna çözüm getirmeyi amaçlıyor.

Organ nakli bekleyenler için umut verici bir gelişme olarak öne çıkan bu yenilik, organ talebinin karşılanması konusundaki sorunları giderek azaltabilir. ABD’de sadece böbrek nakli bekleyen 90.000’den fazla kişi bulunurken, geçen yıl sadece 25.000 kişiye böbrek nakli yapılabildi Vital3D, biyoprinting teknolojisinin organ nakli bekleme listesini kısaltma potansiyeline sahip olduğuna inanıyor.

Ancak, biyoprinting süreci, karmaşık bir anatomiyi doğru bir şekilde çoğaltmak için özel ekipmanlar, malzemeler ve tıbbi uzmanlık gerektiren bir dizi zorlukla karşı karşıya. Vital3D, bu zorlukların üstesinden gelmek için FemtoBrush adlı bir teknoloji geliştirdi. Bu yenilik, lazer ışığının dinamik olarak şeklini ayarlayabilen bir uzamsal ışık modülünü içeriyor ve bu da üretim sürecine benzersiz bir çok yönlülük katıyor.

Vital3D’nin geliştirdiği sistem, milimetrenin binde biri kadar hassaslıkla birlikte hızlı bir üretim süreci vaat ediyor. Ancak, şirket bu teknolojinin hala başlangıç aşamasında olduğunu kabul ediyor ve organların güvenli ve işlevsel olmasını sağlamak için yoğun testlerden geçtiğini vurguluyor.

Bu girişim, organ nakli bekleyen milyonlarca insan için yeni bir umut kaynağı olabilir ve organ nakli alanındaki sorunların üstesinden gelmede önemli bir adımı temsil ediyor. Vital3D’nin biyoprinting teknolojisi, gelecekte organ nakillerinin daha kolay ve etkili bir şekilde gerçekleşmesine olanak sağlayabilir.

Avrupa Uzay Ajansı Galileo uydularını fırlatmak için SpaceX’i seçti

Wall Street Journal’ın haberine göre SpaceX, Avrupa Uzay Ajansı ile koordineli olarak önümüzdeki yıl dört Galileo uydusunun fırlatılması için anlaşmaya vardı. Elon Musk’ın Falcon 9 roketleriyle yapılacak iki fırlatma, Avrupa’nın küresel navigasyon sisteminde şu anda Dünya yörüngesinde bulunan 28 uyduya eklenecek.

Anlaşmanın hala Avrupa Birliği’nin yürütme organı tarafından nihai bir onay alması gerekiyor ki bu da muhtemelen 2025’in sonundan önce gerçekleşecek. Avrupa Komisyonu’ndan bir sözcü WSJ’ye yaptığı açıklamada “Galileo uydu ağının önümüzdeki aylarda ve yıllarda olağanüstü hizmetler sunmaya devam etmesini sağlamak için gerekli tüm adımları attıklarını” söyledi.

Avrupa Uzay Ajansı Navigasyon Direktörü Javier Benedicto’ya göre Galileo uydularını taşıyan Falcon 9 roketleri ABD’den fırlatılacak. Yetkililer, Avrupa Komisyonu’nun kritik altyapıyı uzaya taşımak için bir ABD şirketine güvenmek istemediğini ancak Rusya’daki savaş ve Avrupa’nın Ariane roket programındaki gecikmelerin kıtaya başka seçenek bırakmadığını söylüyor. SpaceX tarafından tasarlanan Falcon 9 roketleri ilk olarak 2010 yılında test uçuşu yaparken şimdiye dek 265 başarılı fırlatma gerçekleştirdi.

Avrupa Galileo sistemi ABD’nin Küresel Konumlandırma Sistemi (GPS), Çin’in Beidou’su ve Rusya’nın GLONASS’ına rakip bir coğrafi konumlandırma sistemi. Galileo uyduları 15 yıl sonra ilk kez bir AB bölgesi dışına fırlatılmış olacak. SpaceX CEO’su Musk daha önce gizli ekipman içeren Avrupa uydularını fırlatmak için hiç görevlendirilmemişti. WSJ, ABD ve AB yetkililerinin, Avrupa’nın askeri iletişiminde kullanılan bu gizli ekipmanı korumak için bir anlaşma üzerinde görüştüklerini söylüyor.

Avrupa Komisyonu son zamanlarda X’teki içerik moderasyonu nedeniyle Musk ile anlaşmazlığa düşmüş ve ünlü milyarderi dezenformasyon yaymakla suçlamıştı. Daha geçen hafta, Musk’ın komisyon tarafından yürürlüğe konulan yeni düzenlemeye tepki olarak X’i Avrupa’dan tamamen çekmeyi düşündüğü ileri sürülmüştü. Buna karşın  SpaceX’in Avrupa Uzay Ajansı ile son işbirliği çalışması Temmuz ayında Euclid teleskobunun fırlatılmasıydı.

Xiaomi 14 ve 14 Pro’nun tasarımı resmi olarak paylaşıldı!

0

Çinli akıllı telefon üreticisi Xiaomi, yaklaşan amiral gemi modelleri Xiaomi 14 ve Xiaomi 14 Pro’nun tanıtım tarihine yaklaşırken, bu cihazların tasarımını heyecanla bekleyenleri memnun etti. Şirket, resmi tanıtım posterleri ve görsellerini paylaşarak cihazların tasarım detaylarını önümüze serdi.

Özellikle Xiaomi hayranları için heyecan verici bir gelişme olan bu tanıtım, cihazların arka tasarımına odaklanıyor. Xiaomi’nin paylaştığı görsellerde, cihazların her ne kadar detaylı bir şekilde görünmediği göz önüne alınsa da, sağ tarafta yapılan pozlama ayarları sayesinde tasarımın bazı öğeleri açıkça fark edilebiliyor. Özellikle büyük kamera bölmesi tasarımı, yeni modellerde de kendisine yer buluyor.

Xiaomi 14 ve Xiaomi 14 Pro, görsellere göre farklı özelliklere sahip olacak gibi görünüyor. Xiaomi 14, üç kamera ve bir LED flaş barı ile donatılmışken, Xiaomi 14 Pro’nun dördüncü kamera lensi hala sır gibi saklanıyor. Ancak Xiaomi, Leica’nın üst düzey kameralarında bulunan Vario-Summilux lenslerin kullanılacağını doğrulamış durumda. Bu serinin birincil kamerası, değişken diyafram açıklığına sahip 23 mm’lik bir ana lense ve ultra geniş bir 14 mm lensine sahip. Ayrıca telefoto kamera, 75 mm odak uzaklığı ve 3.2x optik zoom sunacak.

Xiaomi 14, iddialı renk seçenekleri sunarken, Xiaomi 14 Pro’nun daha sınırlı renk seçeneklerine sahip olabileceği belirtiliyor. Her iki telefon da güçlü bir performans sunmak için yaklaşmakta olan Snapdragon 8 Gen 3 yonga setini kullanacak.

26 Ekim’de tanıtılacak olan Xiaomi 14 serisi, aynı etkinlikte Xiaomi Watch S3 ve 85 inç mini LED TV gibi diğer ürünleri de tanıtacak. Bu tanıtım, Xiaomi hayranları için heyecan verici bir gün olacak gibi görünüyor.

Xiaomi’nin yeni amiral gemileri hakkında daha fazla bilgiyi beklerken, cihazların tasarımı şimdiden dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Xiaomi’nin 26 Ekim’deki tanıtım etkinliğini heyecanla beklemeye devam ediyoruz

Nissan’dan hiper elektrikli araç konsepti!

0

Nissan Japonya Mobilite Fuarı‘nda beş “hiper” konsept araçtan oluşan yenilikçi serisinin yankı uyandıran finali olan Nissan Hyper Force’u tanıttı. Fuar öncesinde 3 Ekim’den bu yana her hafta bir elektrikli araç konsepti tanıtan Nissan, gelecekteki müşteri ihtiyaçlarını ve yaşam tarzlarını geniş bir yelpazede öngörme ve insanların yaşamlarını yenilik ve heyecanla zenginleştirme becerisini sergiledi.

Nissan Hyper Force

Nissan Başkanı ve CEO’su Makoto Uchida basın toplantısında şunları söyledi: “Bugün sergilenen beş konsept otomobil de geleceğin sembolüdür ve ‘başkalarının yapmadığını yapmaya cesaret et’ şeklindeki kuruluş ruhumuzu somutlaştırmaktadır. Daha sürdürülebilir bir dünya yaratmak için mobilitenin ötesine geçerek elektrikli araç inovasyonlarımızı geliştirdik. Elektrikli araçlar, tutkulardan ve hayallerden ödün vermeden herkes için daha temiz, daha güvenli ve daha kapsayıcı bir dünya yaratma geleceğimizi sembolize ediyor. İnovasyonun gücü sayesinde Nissan, herkesin mobilite heyecanını yaşayabileceği bir gelecek yaratıyor.”

Nissan Hyper Force, ezber bozan bir hiper elektrikli araç

Nissan Hyper Force, yarış pistinin adrenali için yanıp tutuşan ama aynı zamanda çevre bilincine sahip yarış tutkunları ve oyuncular için tasarlandı. Tamamen elektrikli yüksek performanslı süper Nissan Hyper Force, sürüş keyfinde en üst seviyeyi sunmayı amaçlarken aynı zamanda günlük kullanım için yüksek çevresel performans ve konfor sunuyor.

Özünde, hassas ve hızlı ivmelenme ile 1.000 kW’a kadar güç üretebilen, optimum ağırlık dengelemeli, tamamen katı hal bataryalı, yüksek çıkışlı, tamamen elektrikli bir güç aktarma organı yer alıyor.

Güçlü tutunma kuvveti, Nissan‘ın e-4ORCE dört tekerlekten kontrol teknolojisinin gelişmiş bir formu ve yüksek mukavemetli karbon içeren hafif gövde, pistlerde ve virajlı yollarda gelişmiş viraj alma ve olağanüstü yol tutuşu vaat ediyor.
Geniş ve dik orantılara sahip dış tasarım, altındaki performansı yansıtan cesur geometriyle kusursuz bir şekilde birleşen şık kıvrımların bir karışımı. Ön ve arka lambalar gibi unsurlar, Nissan’ın yüksek performanslı otomobillerine saygı duruşu niteliğinde.

Dış tasarım, NISMO yarış ekibiyle birlikte geliştirilen ve güçlü tutunma kuvveti üreten yüksek aerodinamik performansa ulaşıyor. Ön kaputun altındaki iki katmanlı aerodinamik yapı hem güçlü tutunma kuvveti hem de yüksek soğutma performansı sağlıyor. Bu arada, çift seviyeli arka difüzör hava akışını en iyi şekilde kontrol ediyor. Ön kanatlar, ön çamurluk kapağı ve arka kanadın her iki ucu benzersiz aktif aero işlevselliğine sahipken, yeni geliştirilen bir plazma aktüatörü virajlarda yol tutuşunu en üst düzeye çıkarmak ve iç tekerlek kalkışını en aza indirmek için hava ayrılmasını bastırıyor. Hafif dövme karbon jantlar aerodinamiğe ve fren soğutmasına yardımcı oluyor.

Nissan Hyper Force

Konsept, “R” (yarış) ve “GT” (grand touring) olmak üzere iki sürüş moduna sahip. Grafiksel kullanıcı arayüzü moda göre renk ve görüntü değiştirebiliyor ve sürüş koşullarına uygun olarak sürücü için en gerekli bilgileri anında görüntülemek üzere tasarlandı.
R modunda kabin kırmızı renkte aydınlatılıyor ve konsantrasyonu desteklemek için sürücünün etrafında merkezlenmiş sezgisel bir kokpit oluşturuluyor. Gösterge paneli sürücünün etrafındaki kokpit hissini geliştirmek için oturma alanına doğru uzanıyor. Bu arada, direksiyon simidinin etrafındaki dört uydu ekranı lastik tutuşunu ve sıcaklığını, hava basıncını, fren rotoru sıcaklığını, güç dağılımını ve yarış için çok değerli diğer bilgileri gösteriyor.

GT modunda ise kabin mavi renkte aydınlatılıyor ve direksiyon simidini çevreleyen ekranlar uzaklaşarak bir araya geliyor. Böylece konforlu bir sürüş için klima, ses, süspansiyon ve dengeleyici ayarları dahil olmak üzere daha basit bir bilgi-eğlence arayüzü ile sürükleyici bir deneyim sağlıyor. Süspansiyon ve dengeleyiciler, dünyada bir ilk olarak, sürüş sırasında ekrandan kolayca kontrol edilebilir şekilde tasarlandı.

Sürücü ve ön yolcu koltukları, uzun mesafeli konforlu sürüşe olanak tanıyan hafif, son derece sert karbon fiberden yapıldı ve dört noktalı emniyet kemerleri ile donatıldı.
Güvenlik, bu konsept otomobilin denkleminde çok önemli bir rol oynuyor. Hiper LIDAR’lı gelişmiş otonom sürüş ve spor sürüş için ayarlanmış bir dizi sensör sayesinde araç hem halka açık yollarda hem de pistte yüksek düzeyde güvenlik sağlamak üzere tasarlandı.
Nissan Hyper Force’un cazibesini artıran ise hem gerçek hem de sanal dünyada sorunsuz bir sürüş sağlayan yenilikçi bir artırılmış gerçeklik (AR) ve sanal gerçeklik (VR) deneyimi. Araç durduğunda sürücü, zamana karşı veya çevrimiçi yarışçılara karşı yarışmayı sağlayan modlarla birlikte oyunlaştırılmış bir sürüş deneyimine girmeyi sağlayan VR için kör vizörlere sahip özel bir kask kullanabiliyor. AR için iskelet vizörleri kullanarak, sürücü bir pistte kendi, arkadaşlarının ve hatta profesyonel sürücülerin gerçek dünyadaki pistlerde sürüş becerilerini güvenli bir şekilde sergilemelerine olanak tanıyor.

Nissan Hyper Force

Performans otomobili türünde bir paradigma değişimine işaret eden Nissan Hyper Force, çevreye duyarlı müşterilerin sürekli gelişen tercihlerine hitap ediyor. Çevre dostu olması, heyecan verici performansı ve üstün güvenlik donanımlarıyla bu konsept, Nissan’ın yeni nesil tamamen elektrikli yüksek performanslı süper otomobil vizyonunu yansıtıyor.

Nightshade, sanatçıları yapay zekanın hırsızlıklarına karşı koruyor!

Sanatçılar artık eserlerini yapay zeka (YZ) modellerinin izni olmadan kullanmasına karşı yeni bir savunma aracı olan Nightshade’i kullanıyorlar. Bu yenilikçi araç, sanatçıların çalışmalarına, görünmez değişiklikler eklemelerini sağlayarak, yapay zeka eğitim verilerini “zehirleyebilir”. Bu, YZ şirketlerinin eserleri izinsiz kullanıldığında gelecekteki modellerini etkileyebileceği bir güvenlik önlemi sunuyor.

Chicago Üniversitesi profesörlerinden Ben Zhao liderliğinde geliştirilen Nightshade, sanatçı haklarına saygı gösterilmesini teşvik etmek amacıyla tasarlanmıştır. Meta, Google, Stability AI ve OpenAI gibi büyük YZ şirketleri, sanatçıların eserlerini izin almadan kullanmaları ve tazminat ödememeleri nedeniyle birçok dava ile karşı karşıya kaldı.

Nightshade, sanatçıların eserlerini koruma amacıyla yapay zeka şirketlerine karşı bir kalkan görevi görürken, Ben Zhao’nun ekibi aynı zamanda Glaze adını verdikleri başka bir araç geliştirmiştir. Glaze, sanatçıların kişisel sanat tarzlarını korumalarına yardımcı olur. Sanatçılar, bu araçları kullanma veya kullanmama konusunda özgürdür.

Yapay zeka modellerinin büyük miktarda veri üzerinde eğitildiği bir dönemde, Nightshade bu eğitim verilerini “zehirleyerek” sanatçılara daha fazla güç sağlar. YZ modelleri, eserlerdeki görünmez değişiklikleri algılayamaz ve bu nedenle gelecekteki modelleri olumsuz etkilenebilir.

Sanatçılar ve uzmanlar, YZ modellerine karşı veri zehirleme saldırılarına karşı daha güçlü savunmalar geliştirme ihtiyacına dikkat çekiyorlar. Bu tür araçlar, sanatçıların telif haklarına daha fazla saygı gösterilmesi ve eserlerinin izinsiz kullanımına karşı korunmaları açısından önemli bir adım olarak görülmektedir.

Nightshade gibi araçların ortaya çıkması, YZ şirketlerinin sanatçı haklarına daha fazla saygı göstermesi gerektiği bir dönemin başlangıcını işaret edebilir. Bu araçlar, sanatçılara eserlerini koruma ve izinsiz kullanımı önleme konusunda daha fazla kontrol sağlar.

Elon Musk’tan Wikipedia’ya garip teklif!

Dünyanın en zengin insanı olan Elon Musk, Twitter (X) üzerinden yaptığı açıklamada, Twitter’ın sahibi olduğu platformda Wikipedia’nın adını Dickipedia olarak değiştirmesi halinde 1 milyar dolar bağışlayacağını söyledi. Aynı zamanda Tesla ve SpaceX şirketlerinin sahibi olan Musk, Twitter paylaşımında, Wikipedia’nın kurucusu Jimmy Wales’in platformun satılık olmadığını belirten bir notunu alıntılayarak, “İsimlerini ‘Dickipedia’ olarak değiştirirlerse onlara 1 milyar dolar vereceğim” dedi. Musk ayrca, kendi Wikipedia sayfasına inek ve dışkı emojilerinin eklenmesini talep ederek, “Doğru olması açısından” ifadesini kullandı.

Bir gazeteci olan Ed Krassenstein, Twitter’da Musk’a “Yapın şunu! Parayı topladıktan sonra eski haline döndürebilirsiniz” şeklinde bir mesaj gönderdiğinde, Musk, “En az bir yıl. Aptal değilim herhalde hahaha” şeklinde cevap verdi.

Musk daha sonra kendi Wikipedia sayfasına inek ve dışkı emojilerinin eklenmesini istedi ve “Doğru olması açısından” ifadesini tekrarladı.

Ancak Twitter kullanıcıları tarafından hazırlanan Twitter Topluluk Notları, Wikipedia’nın aylık 25 milyardan fazla sayfa görüntülemesi ve aylık 44 milyonun üzerinde sayfa düzenlemesi yaptığını belirtti ve bunun ciddi işletme maliyetlerine neden olduğunu vurguladı.

Notlar ayrıca, Wikimedia Vakfı’nın raporlarını bağımsız mali denetçilerle işbirliği yaparak kamuoyuna açık şekilde yayınladığını ifade etti.

Musk, bu notları göz önüne alarak Wikipedia’nın satılık olmadığını belirten kurucudan gelen notu paylaştı, ancak platformun satışı için ne tür bir fiyat talep edildiği veya Musk’ın satın alma niyeti hala belirsizdi.

Wikipedia’nın kurucusu Jimmy Wales, daha önce Twitter’ın hükümetin talebi üzerine bazı hesapları erişime engellediğini eleştirmiş ve bu durumu “ifade özgürlüğü” çerçevesinde eleştirmişti. Türkiye’de uzun bir süre boyunca erişime engellenen Wikipedia’nın kurucusu, aynı tür sorunlarla karşılaştıklarında geri adım atmadıklarını ve ifade özgürlüğünün bir prensip olduğunu vurgulamıştı. Musk’a, “Eğer Elon, ‘Para kazanmamıza engel oluyorsa ifade özgürlüğünü umursamıyoruz’ demek istiyorsa sadece bunu söylemeli” şeklinde eleştiri yapmıştı.

Türkiye’nin elektrik gücü gücü 100 yılda 3.000 kat arttı

Türkiye, son yıllarda artan yenilenebilir enerji yatırımlarıyla elektrik sektöründe büyük ilerlemeler kaydediyor. Ülkenin elektrik kurulu gücü son olarak 105 bin megavata ulaştı. Bu, Türkiye’nin enerji üretim kapasitesinde önemli bir artışı temsil ediyor ve yenilenebilir enerjinin rolü giderek büyüyor.

1923 yılında sadece 33 megavat olan elektrik kurulu gücü, 1960’ta 1.270 megavata, 1980’de 5.118 megavata, 2000’de 27.264 megavata yükseldi ve Ekim 2023 itibariyle 105.659 megavata ulaştı.

Kurulu güce bakıldığında, hidroelektrik santrallerin başı çektiği görülüyor. Hidroelektrik santraller, 31.595 megavat kapasite ile listenin başında yer alırken, doğalgaz santralleri 25.354 megavatlık kapasiteyle ikinci sıradadır. Üçüncü sırada ise 21.814 megavat ile kömür, linyit ve asfaltit yakıtlı santraller bulunuyor. Diğer enerji kaynaklarının kapasiteleri ise şu şekildedir: rüzgar 11.602 megavat, güneş 10.899 megavat, biyokütle ve atık ısı 2.438 megavat ve jeotermal 1.691 megavat.

Yenilenebilir enerji, toplam kurulu gücün %55’ini oluşturuyor. Hidroelektrik enerji kaynakları kurulu gücün %29,9’unu temsil ederken, doğalgaz %24,0, kömür %20,6, rüzgar %11, güneş %10,3, jeotermal %1,6 ve diğer kaynaklar %2,6’lık paya sahip.

Türkiye, Avrupa’da yenilenebilir enerji kurulu gücü bakımından 5. sırada yer alırken, dünya genelinde ise 12. sırada bulunuyor. Bu başarı, ülkenin enerji sektöründeki dönüşümünün bir göstergesidir ve gelecekte daha fazla yenilenebilir enerji yatırımı beklenmektedir. Türkiye’nin elektrik üretim kapasitesindeki bu büyüme, hem çevresel sürdürülebilirlik hem de enerji bağımsızlığı açısından olumlu bir adımdır.

AMD, masaüstü iş istasyonları için geliştirdiği yeni işlemcileri tanıttı!

0

AMD, uzun süredir beklenen AMD Ryzen™ Threadripper™ PRO 7000 WX-Serisi işlemcilerini tanıttı. Ryzen Threadripper 7000 Serisi işlemcilerle yüksek performanslı masaüstü segmentine dönüş yapıyor.

Ryzen Threadripper PRO 7000 WX-Serisi işlemciler, bu yıl sonuna kadar DIY müşterilere, SI ortaklarına ve Dell Technologies, HP ve Lenovo dahil OEM ortaklarına sunulacak. “Zen 4” Threadripper 7000 Serisi işlemcilerinin eşsiz çok çekirdekli performansını sunan bu işlemciler, AMD PRO teknolojileriyle destekleniyor ve modern işletmelerin gereksinim duyduğu iş dünyası güvenliği ve yönetim özelliklerini sunuyor.

Eş zamanlı olarak, AMD ayrıca AMD Ryzen Threadripper 7000 Serisi işlemcilerini tanıtıyor. 2020’den bu yana ilk kez HEDT ortamına geri dönüyor. AMD’nin yaratıcı ve profesyonel kullanıcılar için yüksek standardını sürdüren Ryzen Threadripper 7980X işlemcisi, bir meraklı masaüstünde mümkün olan en yüksek bilgi işlem gücünü sunuyor.

AMD’nin Bilişim ve Grafik İş Grubu’ndaki kıdemli başkan yardımcısı ve genel müdürü Jack Huynh, “Bu işlemciler, dünya standartlarında inovasyon ve performans sunma konusundaki kararlılığımızın bir göstergesidir.” dedi.

AMD Ryzen Threadripper PRO İşlemcileri

AMD Ryzen Threadripper PRO 7000 WX-Serisi işlemciler, iş istasyonu piyasası için rakipsiz performans ve üstün platform özelliklerini genişletiyor. Çoklu iş parçacığı yükleri için Threadripper PRO işlemciler, karmaşık simülasyon, jeneratif tasarım, görselleştirme ve yazılım derleme görevleri için 96 çekirdeğe ve 192 iş parçacığına kadar sunuyor.

Dell Technologies, HP ve Lenovo’nun yanı sıra diğer birçok önemli şirket de yeni Threadripper PRO 7000 WX-Serisi işlemciler hakkında olumlu yorumlarda bulundu.

AMD Ryzen Threadripper 7000 Serisi İşlemciler

AMD Ryzen Threadripper 7000 Serisi, masaüstü kullanıcıları için güçlü I/O’yu etkinleştirmek üzere inşa edildi. Bu işlemciler, grafik, depolama ve daha fazlası için 48 PCIe Gen 5.0 hattına kadar sunabilmektedir.

Threadripper Anakart Platformu Özellik Desteği

AMD Ryzen Threadripper 7000 Serisi işlemciler ve Ryzen Threadripper PRO 7000 WX-Serisi işlemciler, meraklılar ve profesyonellerin belirgin ihtiyaçlarını karşılamak üzere özel olarak tasarlanmış anakart özellik desteği sunar.

Erişilebilirlik

Dell Technologies, HP ve Lenovo dahil MNC’lerden ve Sistem Entegratörlerinden yeni AMD Ryzen Threadripper PRO 7000 WX-Serisi işlemcileri kullanarak iş istasyonları 2023 yılı sonuna kadar mevcut olması bekleniyor. AMD Ryzen Threadripper 7000 Serisi işlemcileri kullanarak yüksek performanslı masaüstü platformları 2023 yılı sonuna kadar Sistem Entegratörlerinden temin edilebilir. Son olarak, yeni AMD Ryzen Threadripper 7000 Serisi ve seçili Ryzen Threadripper PRO 7000 WX-Serisi işlemciler 21 Kasım’dan itibaren DIY perakendecilerinden temin edilebilecek.

Volkswagen, Norveç’te sadece elektrikli araç satacak!

Volkswagen, sürdürülebilirlik ve elektrikli araçlara yönelik büyüyen talebi göz önüne alarak, Norveç pazarında tarihi bir değişiklik yapma kararı aldı. Alman otomobil devi, 2024 yılından itibaren Norveç’te içten yanmalı araçların satışını sonlandırarak yalnızca elektrikli araçları müşterilere sunmayı hedefliyor. Bu radikal adım, Norveç’in elektrikli araçlara olan büyük ilgisi ve hükümetin 2025 yılında içten yanmalı otomobil satışlarını yasaklama planları doğrultusunda atılmış bir adım olarak dikkat çekiyor.

Norveç’teki otomobil pazarında elektrikli araçların büyük bir başarı elde ettiği düşünüldüğünde, Volkswagen’in bu kararı şaşırtıcı gelmemektedir. Ülke genelinde elektrikli araçların satışları şaşırtıcı bir şekilde tüm otomobil satışlarının %80’ini aşmış durumda. Hibrit araçlar da hesaba katıldığında, elektrikli araçların pazar payı %90’ı aşmakta. Norveç hükümeti, diğer Avrupa ülkelerine göre oldukça erken bir tarihte, 2025 yılında içten yanmalı otomobil satışlarını yasaklamayı planlanıyor.

Volkswagen’in Norveç’teki satış verilerine göz attığımızda, ID.4 modelinin Tesla Model Y’den sonra en çok tercih edilen ikinci model olduğunu görmekteyiz. Aynı şekilde, ID.3 modeli de Norveç’teki pazarda sekizinci sıraya yerleşmiştir. Bu başarı, Norveç’in elektrikli araçlara yönelik teşviklerine dayanıyor. Ülke, elektrikli araçları benimseme ve adapte etme konusunda oldukça ileri bir konumda olduğundan, teşvikleri azaltmaya başlamıştır. Yeni düzenlemeye göre, 500 bin Norveç Kronu (yaklaşık 45 bin dolar) ve üzeri fiyat etiketine sahip araçlardan %25 KDV alınacaktır. Bu vergi oranı, aracın fiyatına göre değişkenlik gösterecek.

Norveç, sürdürülebilir ulaşımın öncüleri arasında yer alırken, Volkswagen’in bu elektrikli dönüşümdeki cesur adımı, çevre dostu otomobil endüstrisinin geleceğine dair önemli bir işaret taşımaktadır. Volkswagen’in sadece çevre dostu ve elektrikle çalışan araçlar sunma taahhüdü, otomobil sektöründeki dönüşümü hızlandırabilir ve diğer otomobil üreticilerine de ilham kaynağı olabilir. Bu karar, elektrikli araçlarla sürdürülebilir bir geleceğe doğru atılan büyük bir adım olarak değerlendirilebilir.