Volkswagen, sürdürülebilirlik ve elektrikli araçlara yönelik büyüyen talebi göz önüne alarak, Norveç pazarında tarihi bir değişiklik yapma kararı aldı. Alman otomobil devi, 2024 yılından itibaren Norveç’te içten yanmalı araçların satışını sonlandırarak yalnızca elektrikli araçları müşterilere sunmayı hedefliyor. Bu radikal adım, Norveç’in elektrikli araçlara olan büyük ilgisi ve hükümetin 2025 yılında içten yanmalı otomobil satışlarını yasaklama planları doğrultusunda atılmış bir adım olarak dikkat çekiyor.
Norveç’teki otomobil pazarında elektrikli araçların büyük bir başarı elde ettiği düşünüldüğünde, Volkswagen’in bu kararı şaşırtıcı gelmemektedir. Ülke genelinde elektrikli araçların satışları şaşırtıcı bir şekilde tüm otomobil satışlarının %80’ini aşmış durumda. Hibrit araçlar da hesaba katıldığında, elektrikli araçların pazar payı %90’ı aşmakta. Norveç hükümeti, diğer Avrupa ülkelerine göre oldukça erken bir tarihte, 2025 yılında içten yanmalı otomobil satışlarını yasaklamayı planlanıyor.
Volkswagen’in Norveç’teki satış verilerine göz attığımızda, ID.4 modelinin Tesla Model Y’den sonra en çok tercih edilen ikinci model olduğunu görmekteyiz. Aynı şekilde, ID.3 modeli de Norveç’teki pazarda sekizinci sıraya yerleşmiştir. Bu başarı, Norveç’in elektrikli araçlara yönelik teşviklerine dayanıyor. Ülke, elektrikli araçları benimseme ve adapte etme konusunda oldukça ileri bir konumda olduğundan, teşvikleri azaltmaya başlamıştır. Yeni düzenlemeye göre, 500 bin Norveç Kronu (yaklaşık 45 bin dolar) ve üzeri fiyat etiketine sahip araçlardan %25 KDV alınacaktır. Bu vergi oranı, aracın fiyatına göre değişkenlik gösterecek.
Norveç, sürdürülebilir ulaşımın öncüleri arasında yer alırken, Volkswagen’in bu elektrikli dönüşümdeki cesur adımı, çevre dostu otomobil endüstrisinin geleceğine dair önemli bir işaret taşımaktadır. Volkswagen’in sadece çevre dostu ve elektrikle çalışan araçlar sunma taahhüdü, otomobil sektöründeki dönüşümü hızlandırabilir ve diğer otomobil üreticilerine de ilham kaynağı olabilir. Bu karar, elektrikli araçlarla sürdürülebilir bir geleceğe doğru atılan büyük bir adım olarak değerlendirilebilir.
Türkiye’nin en köklü şirketler Topluluğu Koç Holding, bünyesindeki girişim sermayesi şirketi İnventram’ın liderlik ettiği süreçte, Fransa merkezli yapay zekâ ve pazarlama teknolojileri şirketi AdCreative.ai’a yatırım yaptığını açıkladı.
Konuyla ilgili değerlendirmelerini paylaşan İnventram CEO’su Cem Soysal, “Küresel pazarlarda başarıya ulaşan Hizmet olarak Yazılım (SaaS) girişimlerini yakından takip ediyoruz. Tufan Gök, Tarık İnce ve Yusuf Kaya’nın, rekabetin giderek arttığı pazarlama süreçlerinde verimliliği artıracak teknolojiler geliştirmek için kurduğu AdCreative.ai şirketini portföyümüze kattığımız için mutluyuz. Üretken yapay zekâ kavramının gerçek dünya senaryolarına uyarlandığı bu dönemde, şirketimizin vizyonuyla uyumlu bir adım attığımıza inanıyoruz” dedi.
Dünya çapında en hızlı büyüyen üçüncü ürün
2018’de Fransa’da faaliyete başlayan AdCreative.ai da, yapay zekânın desteğiyle marka ve ajanslara yüksek performanslı reklam materyalleri ve sosyal medya içerikleri oluşturma yetkinliklerini sunmak için kuruldu. Bugün Paris, İstanbul ve Kazablanka’daki ofisleriyle faaliyet gösteren AdCreative.ai, kurumsal çözümlerin bağımsız kullanıcı değerlendirmeleriyle sıralandığı G2 platformunda “dünya çapında en hızlı büyüyen üçüncü ürün” olarak tanımlandı.
Yatırımların sayısı 11’e ulaştı
İnventram CEO’su Cem Soysal
“Gelecek neredeyse, oradayız” mottosuyla faaliyet gösteren İnventram için, AdCreative.ai yatırımının önemli bir dönüm noktası olduğunu kaydeden Cem Soysal, “İnventram olarak, yalnız Türkiye’de değil küresel ekosistemde de iddialıyız. AdCreative.ai yatırımımızla da Amerika’da büyüttüğümüz portföyün yanı sıra Avrupa’da önemli bir aşama kaydetmiş olduk. Görüntü işleme ve veri analitiğinden, yüksek hassasiyetli dokunma sensörüne, holografik 3 boyutlu görüntü teknolojilerinden giyilebilir artırılmış gerçeklik teknolojilerine uzanan, derin teknolojiye odaklanan portföyümüze, pazarlama ve yapay zekâyı kesiştiren bir girişim daha eklemiş olduk. AdCreative.ai ile birlikte çatı şirketimiz Koç Holding işbirliğiyle gerçekleştirdiğimiz yatırımların sayısı 11’e ulaştı. Yeni stratejimizle, hızlı büyüme potansiyeli olan girişimlere odaklanıyor ve doğru yatırımlarla küresel pazardaki payımızı da artırmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.
“Teknoloji ve inovasyonun her alanında yatırımlarımızı sürdüreceğiz”
İnventram’ın, vizyonunu paylaştığı başarılı girişimcilerin hayata geçirdiği erken ve büyüme aşamasındaki yüksek teknoloji şirketlerine küresel pazarlarda büyümeleri hedefiyle yatırım yaptığını vurgulayan İnventram CEO’su Cem Soysal, değerlendirmelerini şu ifadelerle sonlandırdı:
“Portföyümüzdeki şirketlerle kurduğumuz ortaklığa yalnızca finansal perspektiften bakmıyoruz. Hukuki altyapı, iş geliştirme, pazarlama ve satış, finansal yönetim gibi pek çok alanda destek oluyoruz. Yeni dönemde odağımızda SaaS, fintek, veri analitiği, medikal teknolojiler ve oyun olsa da, her zaman olduğu gibi çeşitli dikeylerle sınırlı kalmayarak teknoloji ve inovasyonun her alanında fırsatları yakalamaya devam edecek, yatırımlarımızı sürdüreceğiz.”
Türkiye’nin teknoloji ve girişimcilik ekosisteminde büyük bir etkiye sahip olan Teknopark İstanbul, savunma sanayi, siber güvenlik, enerji, yapay zeka, robotik sistemler ve biyoteknoloji gibi farklı odak alanlarda yerli ve yabancı firmalara ev sahipliği yapıyor.
Aselsan’da Kurumsal Yönetim Müdürü olarak görev yapan Muhammet Fatih Özsoy 2023 yılının Ekim ayı itibarı ile Teknopark İstanbul Genel Müdürü olarak görevine başladı.
Teknopark İstanbul Genel Müdürü Muhammet Fatih Özsoy
1975 yılında doğan Muhammet Fatih Özsoy, üniversite eğitimini Konya Selçuk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde tamamladı. Yöneticilik pozisyonunda önemli deneyimlere sahip olan Özsoy, 2017 yılı itibariyle teknoloji ekosisteminde görev almaya başladı. 2017 yılında Bilişim Vadisi’nde Genel Müdürlük görevini yürüten Özsoy, 2018 yılından itibaren Aselsan’da Kurumsal Yönetim Müdürlüğü görevini üstlenmekteydi.
Serdar Urçar, Orta ve Doğu Avrupa HP Kanal Başkanı olarak yeni bir görev üstlenen ve Avrupa kanal operasyonlarının geliştirilmesine odaklanacak olan Emre Alaman’ı takiben göreve başlayacak. Urçar, HP’nin kilit sektörleri olan kişisel sistemler, yeni hibrit dünyaya yönelik baskı, endüstriyel grafik ve 3D baskı sektörlerini yönetmek ve büyütmekten sorumlu olacak ve aynı zamanda Türkiye’deki ESG faaliyetlerini yönlendirmeye ağırlık verecek.
Serdar Urçar 2020 yılından bu yana CEO olarak görev yaptığı Comodif’in ardından HP’ye katılıyor. Urçar daha önce Netaş ve Index Grup’ta yönetici pozisyonlarında bulunmuştu. Serdar Urçar ayrıca, 1997’den 2016’ya kadar Hewlett Packard Türkiye’de başarılı bir kariyer sürdürmüş ve HP Türkiye’nin faaliyetlerini yönetmiş, ardından da Bölge Direktörü olarak Orta Doğu, Akdeniz ve Afrika’daki kanal satışlarından ve KOBİ segmentinden sorumlu olmuştu.
HP Doğu Avrupa, Türkiye ve İsrail’den sorumlu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Aleksey Voronkov, duyuruyla ilgili olarak şunları söyledi: “Serdar Urçar son derece deneyimli bir yönetici ve Türkiye’deki BT pazarı hakkında mükemmel bir bilgiye sahip. HP‘nin kültürünü ve organizasyonunu çok iyi biliyor; kendisi iş stratejimiz ve sürdürülebilir kalkınma taahhüdümüzün hayata geçirilmesinde güçlü bir elçi olacak.”
Yeni görevi hakkında yorum yapan Serdar Urçar, “Teknoloji sektörü hızla gelişiyor ve ben de hayatlarımızdaki bu dijital dönüşümün bir parçası olmaktan heyecan duyuyorum. HP’ye yeniden katılmak ve şirketin kendi ülkemdeki operasyonlarına liderlik etmek büyük bir ayrıcalık. Önümüzdeki fırsatlar için çok heyecanlıyım” dedi.
Marmara Üniversitesi İngilizce İşletme bölümünden sonra, Jean Monnet AB Ensititüsü’nden yüksek lisans derecesi alan Urçar, eşi ve iki kızıyla birlikte İstanbul’da yaşıyor.
NASA, bir yandan bütçe kesintileri ve proje gecikmeleri ile uğraşırken bir yandan da yeni teknolojiler ve yaratıcı çözümler üzerinde çalışmaya devam ediyor. Bunun son örneği ise roketlerde bulunan ve özel tasarımları sayesinde ısı enerjisini kuvvetli itiş akışı ile maksimum düzeyde yönlendirilmiş kinetik enerji haline dönüştüren nozul püskürtme sistemleri alanında gerçekleşti. NASA, bir yandan roket nozul sistemlerini optimize etmeye çalışırken bir yandan da daha hafif materyaller kullanarak toplam yük kapasitesini artırmanın hesaplarını yapıyor. Bu konudaki son çalışma ise, özel bir alüminyum türünden yapılmış 3D baskılı bir roket motoru nozulu.
Uzmanlara göre roket nozulu üretiminde kütle bakımından alüminyum neredeyse ideal bir malzeme zira benzerlerine kıyasla daha düşük bir yoğunluğa sahip ve yüksek mukavemetli ve hafif bileşenler için kullanılabilir. Bununla birlikte, ısı söz konusu olduğunda alüminyum bileşenleri çok dayanıklı değiller ve kaynak sırasında çatlama eğilimi gösterir. Ayrıca, tipik bir roket nozulunun bin kadar ayrı ayrı kaynaklanmış parçaya ihtiyacı olabilir. NASA’nın Uzay Teknolojisi Görev Direktörlüğü (STMD) de bu konuda çalışmak üzere Dördüncü Sanayi Devrimi için Reaktif Katmanlı Üretim (RAMFIRE) projesini finanse etti.
RAMFIRE kapsamında mühendisler, nozulu erimeyi önleyecek kadar soğuk tutmak için iç kanallara sahip hafif, 3D baskılı alüminyum roket nozulları tasarladı. Ayrıca NASA projesinde mühendisler A6061-RAM2 adı verilen yeni bir alüminyum çeşidinden de yararlanıyor. Nozulun tek bir parça olarak üretilmesi, çok daha az bağ ve daha kısa üretim süresi anlamına geliyor. RAMFIRE baş araştırmacısı Paul Gradl konu hakkında şunları söylüyor: “Üretim sürecindeki adımları azalttık ve büyük ölçekli motor bileşenlerini birkaç gün içinde tek bir yapı olarak üretmeyi başardık.”
Her ne kadar NASA RAMFIRE nozulunun kendisi bir uzay aracında kullanılmayacak olsa da mühendisler bunu gelecekteki tasarımları geliştirmek için bir mihenk taşı ı olarak kullanmayı planlıyor. İki nozül ayrıca sıvı oksijen ve sıvı hidrojen kullanarak yaklaşık 10 dakikalık çalışma süresi ve 22 çalıştırma boyunca çok sayıda sıcak ateşleme testini tamamladı.
3D baskı teknolojileri büyük umutlara rağmen henüz çok yaygın bir kullanım alanı bulamadı. Ancak örneğin mini uydu fırlatma şirketi Orbex gibi şirketler 3D teknolojilerini şimdiden kullanmaya başlamış durumdalar. Şirketin CEO’su Martin Coates konuya ilişkin olarak “Orbex Prime mikro fırlatıcısının turbo pompa tertibatı ve motor odaları da dahil olmak üzere pek çok bileşenini oluşturmak için 3D baskı kullanıyoruz. Bu teknik, ana kademe roket motorlarımızın tamamını ve ilgili parçaları tek bir baskı çalışmasında basmamızı sağlıyor. Bu da daha küçük bölümleri kaynak, cıvata veya flanşlarla birleştirmemize gerek kalmadığı anlamına geliyor. Böylece güvenilmez sıcak bağlantılara olan ihtiyaç ortadan kalkıyor ve modası geçmiş ve hataya açık ek işlem adımlarını önlüyoruz” diyor.
Ne yazık ki, Pebble adlı startup’ın kapanmasıyla Twitter alternatifleri arasında ilk kayıp bu oldu. X’in olası rakibi, Twitter’ın doğrulama sistemlerinden DM’ler gibi işlevlere kadar birçok özelliğini taklit etmeyi amaçlayan mikroblog hizmetinde küçük ama etkileşimli bir topluluk oluşturmuştu.
Ancak şirket, Pebble‘ı gerçekleştirmek için zamanlarının tükendiğini söylüyor; uygulama, 20.000 kayıtlı kullanıcıdan günlük 3.000 aktif kullanıcıya ulaştı. Bu günlük kullanıcı rakamı, T2‘den (eski adı) itibaren yeniden markalanmasının ardından günlük 1.000 kullanıcıya kadar düştü.
Pebble’ı kurmadan önce Google ve Twitter‘dan da ayrılan kurucu ortak ve CEO Gabor Cselle, bunun kısmen diğer Twitter rakiplerinden gelen büyük rekabetten kaynaklandığını söylüyor.
“Rekabet ortamının düşündüğümüzden daha hızlı geliştiğini düşünüyorum.” diye açıklıyor. “Bu kadar çok insanın (kurumsal kuruluşlar ve yeni gelenler) bizim yaptığımızın aynısını ve çok benzer şekillerde yapmaya çalışacağını düşünmemiştim.“
Bugün Twitter alternatifleri pazarı en hafif tabirle tıklım tıklım. Bluesky‘ın yakında merkezi olmayan bir sistemi olan açık kaynak tabanlı platform Mastodon‘dan; Spill, Spoutible ve Post gibi daha küçük girişimlerin yanı sıra Meta’nın Instagram Threads adlı yeni uygulamasına kadar tüketicilerin deneyebileceği çok sayıda hizmet var.
Sonra elbette dikkate alınması gereken X faktörü var. Platform, yeni sahibi Elon Musk’ın maskaralıklarına rağmen (veya belki de bu yüzden) bir miktar ilgiyi koruyor. Her ne kadar şirket ticari ve mali açıdan henüz başarıya ulaşamamış olsa da, başkaları için onun bir son dakika haber platformu ve hararetli tartışmalar için bir yer olma işlevini kopyalaması zor oldu.
Pebble kurucu ortağı ve Discord’un eski mühendislik başkanı CTO Michael Greer, “Sanırım Threads ve diğerleri de bununla karşılaştı.” diye ekliyor . “Twitter’ın ağ etkisinin dayanıklılığı beklenenden daha güçlü.” diyor.
Bu zorluklara rağmen Pebble başlangıçta makul bir tutma oranına sahipti. Dördüncü haftaya gelindiğinde, aslında %30’luk elde tutma oranları görülüyordu. Pebble daveti alan kişilerin %60’ı kullanıcı haline geldiğinden davet listesi de işe yaradı.
Şirketin hipotezi, tüketicilerin baştan itibaren güven, güvenlik ve ılımlılığa öncelik veren bir Twitter alternatifine aç oldukları yönündeydi. Bu amaçla Pebble’ın kurucu ekibinde Twitter’ın eski insan hakları danışmanı olan kurucu ortak Sarah Oh da vardı.
Pebble, sonuçta büyümeyi tetikleyen bir faktör olmasa bile, ılımlılık yaklaşımının doğru olduğuna inanmaya devam ediyor. Ancak yine de başarılamadı.
Çoğu startup kapanışı gibi, “neden” sorusunun cevabı da tek bir şey değil, birçok faktörün birleşimi. Pebble için bu kesinlikle doğru. Mükemmel bir rekabet fırtınasıydı, X‘in devam eden çekişi, yerel bir uygulamanın eksikliği, yankı uyandırmayan bir marka ve belki de orijinali kadar bağımlılık yapıcı ve eğlenceli olamayacak kadar güvenli bir alan.
Pebble‘ın bugün saat 09.00’da (PT) kullanıcılara duyurulması ile birlikte ilk kullanıcılar Pebble arşivlerini, tüm eski gönderilerini gösteren mini bir web sayfasını yükleyen bir zip dosyası olarak dışa aktarma seçeneğine sahip olacak. Ancak Pebble, kullanıcıları tekrar X’e veya başka bir sosyal ağa yönlendirmeyecek.
Pebble ayrıca, daha çok mali sorumluluğu gösterme nezaketi olarak, kalan fonların küçük bir kısmını yatırımcılarına iade ediyor. Pebble web sitesi 1 Kasım’da kapatılacak ve şu anda IP için başka bir plan yok.
Kurucular, her ne kadar umdukları gibi sonuçlanmasa da Pebble’ı inşa etme deneyimlerinden pişmanlık duymadıklarını söylediler.
Cselle şöyle diyor: “Öğrendiğim şeylerden biri, Twitter benzeri yeni bir platform inşa edilmesini isteyen ve Twitter’ın sahip olduğu özellikleri isteyecek bir kitlenin kesinlikle var olduğudur.”
Ekibin, Pebble tamamlandıktan sonra yeni bir şey üzerinde çalışmak üzere bir arada kalabileceğinden ve Pebble’dan öğrendiklerini de yanlarında götürebileceğinden şüpheleniyor. Bu, kullanıcılara bir platformda harika içeriğin nasıl görünmesi gerektiği ve nasıl kazanabilecekleri konusunda daha iyi iletişim kurmayı içeriyor.
Oh, “Sosyal medyada bir dönüm noktasındayız.” diyor. “T2 ve Pebble ile ilgili bir hipotezimiz vardı. Açıkçası istediğimiz gibi sonuçlanmadı. Ancak sanırım geriye dönüp baktığımızda geçtiğimiz yılın sosyal medyanın hayatımızda oynadığı rol açısından gerçekten önemli bir dönüm noktası olduğunu göreceğiz.” diye ekliyor.
Signos, 20 milyon dolarlık başarılı bir B Serisi finansman turunu duyurdu.
Tur, Dexcom Ventures ve Samsung‘un ek yatırımlarıyla Cheyenne Ventures ve GV (Google Ventures) tarafından yönetildi. Bu, Signos’un ekibini genişletmesine, platformunu genişletmesine ve metabolik sağlık konusunda daha fazla araştırma yapmasına olanak tanıyacak.
Signos‘un misyonu şu anda Amerika Birleşik Devletleri‘nde yaşayanları etkileyen obezite ve metabolik sağlık krizini ele almak. 96 milyondan fazla Amerikalının prediyabet hastası olduğu ve 2050 yılına kadar tahmini 1 milyar insanın diyabet hastası olacağı tahmin ediliyor. Şirket, erken teşhis ve yaşam tarzı değişikliklerine olan ihtiyacın her zamankinden daha kritik olduğunu söylüyor.
Signos uygulaması, kullanıcıların yiyecek alımlarını ve egzersiz düzeylerini kaydetmelerine olanak tanıyarak yapay zeka platformunun, bireyin metabolizmasının çeşitli yiyeceklere ve fitness alışkanlıklarına nasıl tepki verdiğini öğrenmesine olanak tanıyor. Bu bilgi daha sonra bireyin benzersiz metabolik profiline dayalı olarak kişiselleştirilmiş veriye dayalı öneriler sağlıyor.
Signos CEO’su Sharam Fouladgar-Mercer, yaptığı bir röportajda şirketin arkasındaki motivasyonunu paylaştı. Çocukluğundan beri kilosuyla mücadele eden Fouladgar-Mercer, kilo vermenin zorluklarını ve herkese uyan tek beden diyetinin etkisizliğini anlıyor. Deneyimleri ona, glikoz içgörüsünün faydalarını tip 2 diyabetle yaşayanlar da dahil olmak üzere daha geniş bir popülasyona yaymak için CGM teknolojisinden yararlanma konusunda ilham verdi.
“Bu yeni finansman turu, çekirdek ekibimizi ve platformumuzu genişletmemize ve metabolik sağlık konusunda ek araştırmalar yapmamıza olanak tanıyacak. Finansman, daha fazla potansiyel üyeye ulaşmamızı sağlayacak.“
Ancak şirket, zorlukların devam ettiğini söylüyor. Uygun adayları işe almak ve özellikle CGM teknolojisinin nispeten yüksek maliyeti nedeniyle Signos platformunu yaygın olarak kullanılabilir hale getirmek şirketin temel odak alanları. Bu zorluklara rağmen Fouladgar-Mercer iyimserliğini koruyor ve şunu belirtiyor: “Hayatları daha iyiye doğru değiştirebilecek bir şey inşa etmeye devam etmekten heyecan duyuyoruz.
Bu yeni fon enjeksiyonu ile Signos, metabolik sağlık ve kilo yönetimi alanındaki öncü çalışmalarına devam etmek için iyi bir konumda olduğunu ve büyüyen bir sağlık krizine çok ihtiyaç duyulan bir çözüm sağladığını iddia ediyor.
ABD’de bir grup güvenlik uzmanının 2021 yılında bir araya gelerek kurdukları Unciphered adlı güvenlik firması, askeri düzeyde şifrelemeye sahip ve kırılamaz olarak nitelenen Kingston IronKey Keypad 200 şifre korumalı USB bellekleri başarılı bir şekilde kırdıklarını duyurdu. XTS-AES 256-bit donanım şifrelemeli IronKey 200, üst düzey fiziksel koruma özelliklerinin yanı sıra 10 kez yanlış şifre girildiğinde kendi kendine içindeki tüm bilgileri silme özelliğine de sahip. Ürün pek çok güvenlik uzmanı tarafından kırılması imkansıza yakın bir güvenli veri taşıyıcı olarak niteleniyor.
Kendilerini “üst düzey kripto para kurtarma çözümleri” sağlayıcısı olarak tanımlayan Unciphered, ilk olarak birkaç ay önce IronKey üzerinde çalışmaya başlamış. Fiziksel ve dijital güvenlik araştırmacılarından oluşan grup, IronKey ürününü pek çok açıdan inceleyerek tersine mühendislik yöntemleri ile çözmeye çalışmışlar. Ürünün dahili devresinin, bileşenlerin zarar görmeden çıkarılmasını neredeyse imkansız hale getiren özel bir epoksi tabakasıyla kaplı olduğunu söyleyen güvenlik uzmanları bu sert epoksinin, yarı iletken bileşenlere yönelik saldırıları engellediğini keşfetmiş. Ayrıca ürünün Kaba Kuvvet (Brute Force) parola saldırısı koruması da içerdiğini söyleyen uzmanlar 10 kez yanlış şifre girildiğinde kendi kendine içindeki tüm bilgileri silme özelliğini devre dışı bırakmayı başardıklarını iddia ediyorlar.
Kullandıkları yöntemi hem ticari bir sır olarak gördükleri hem de ürünün dünyanın pek çok ülkesinde askeri düzeyde kullanıma devam etmesi nedeniyle “hassas bilgilere sahip olduğu” gerekçesiyle açıklamaktan kaçınan Unciphered, sadece 10 deneme özelliğini devre dışı bırakmayı başardıklarını ve süper bilgisayar kullanarak milyonlarca kez deneme gerçekleştirebildiklerini söylemekle yetiniyorlar. Kingston konuyla ilgili herhangi bir açıklama yapmadı.
Amaç şifresi unutulan 237 milyon doları kurtarmak
Unciphered grubunu IronKey üzerinde çalışmaya iten sebep ise oldukça enteresan. San Francisco’da yaşayan İsviçreli kripto girişimcisi Stefan Thomas, 2011 tarihli bir IronKey’e sahip olduğunu ve şifresini unuttuğunu ifade ediyor. Söz konusu USB’de ise tam 7.002 Bitcoin yani yaklaşık 237 milyon dolar mevcut. Thomas verdiği röportajlarda sekiz yanlış tahmin denediğini, IronKey’in üzerinde kayıtlı anahtarları silmesinden ve bitcoinlerine erişimini sonsuza dek kaybetmesinden önce yalnızca iki denemesi kaldığını duyurmuştu.
Unciphered grubu söz konusu kripto parayı “bir ödül” karşılığında geri alabilmek için Stefan Thomas ile iletişim kurduklarını ancak olumsuz geri dönüş aldıklarını söylüyor. Thomas, geçtiğimiz yıl 2 farklı güvenlik firmasıyla görüşerek el sıkıştığını ve onların çözüm sağlamasını bekleyeceğini söylüyor.
Artan kur ve yüksek vergi oranları nedeniyle özellikle eğitim hayatı devam eden gençler için akıllı telefon ve bilgisayar gibi teknolojik cihazları satın almak bir hayli zorlaştı. Bu nedenle devletten vergi indirimi yönünde bir beklenti oluştu.
Nitekim bu talep (birçok kişinin fiyat sınırı beklentisini karşılamasa da) cevapsız kalmadı. Geçtiğimiz ay düzenlenen kabine toplantısı sonrasında öğrencilere vergisiz telefon ve bilgisayar kampanyasının detayları belli oldu. Bugün de Resmi Gazete’de yayınlanan kararla birlikte yürürlüğe girdi.
Öğrencilere vergisiz telefon ve bilgisayar dönemi başladı!
Bugün Resmi Gazete’de paylaşılan karar öncesinde (Kabine Toplantısı’nda) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan vergisiz bilgisayar kampanyasının detaylarını paylaştı. Satış fiyatı 9500 TL’yi geçmeyen telefon ve bilgisayarlar için 5500 TL’ye kadar destek verilecek. Telefonlar için piyasa fiyatının yüzde 44, bilgisayarlar için ise piyasa fiyatının yüzde 16’sına kadar destek sağlanacağı belirtildi.
Fakat aşağıda paylaşılan karar birçok kişi için oldukça karmaşık ve anlaşılması zor olabilir. Hatta birçok kişi cihaz başına 5 bin 500 TL’lik destek sağlanacağını düşünüyor. Ancak olayı sizler için şu şekilde özetleyelim;
9 bin 500 TL satış fiyatına sahip bir telefon aldığınız zaman (elektronik ortamda düzenlenen fatura ile) yüzde 44’ü kadar indirim hakkı kazanıyorsunuz. Bu da 4 bin 180 TL’ye denk oluyor. Yani telefonu 5 bin 320 TL’ye alıyorsunuz. Bilgisayarlarda ise yüzde 16 oranında bir indirim sağlanıyor. Bu da yine en yüksek değer olarak belirlenen 9 bin 500 TL üzerinden 1.520 TL’lik indirim olacağı anlamına geliyor. Bu durumda bilgisayarı da 7 bin 980 TL’ye alıyorsunuz.
Fakat toplamda 19 bin TL’lik alışveriş yaparsanız, bu indirimlerin tutarı (4 bin 180 TL+1.520 TL) 5 bin 700 TL’ye ulaşıyor. Ancak yayınlanan karara göre en fazla 5 bin 500 TL’lik indirimden faydalanabilirsiniz. Bu nedenle alacağınız telefon veya bilgisayarın 9 bin 500 TL’den daha uygun olması gerekiyor ki indirimlerinin toplamı 5 bin 500 TL’yi aşmasın.
Yine de 9 bin 500 TL’ye telefon ve 9 bin 500 TL’ye bilgisayar alarak toplamda 19 bin TL tutarında alışveriş yapmak isterseniz, bu durumda sizlere belirtilen yüzde 44 + yüzde 16’lık indirimin biraz daha altında olacak şekilde indirim uygulanacaktır. Yani 19 bin TL’nin 5 bin 700 TL’si değil, 5 bin 500 TL’sinden muaf olarak 13 bin 500 TL ödeyeceksiniz.
CUMHURBAŞKANI KARARI
Karar Sayısı: 7734
Ekli “Yükseköğretim Öğrencilerine Teknolojik Cihaz ve İnternet Desteği Verilmesine İlişkin Karar”ın yürürlüğe konulmasına karar verilmiştir.
YÜKSEKÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİNE TEKNOLOJİK CİHAZ VE İNTERNET DESTEĞİ VERİLMESİNE İLİŞKİN KARAR
Amaç MADDE 1- (1) Bu Kararın amacı, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 184 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca yükseköğretim öğrencilerine teknolojik cihaz ve internet desteği verilmesine ilişkin usul ve esasların belirlenmesidir. Destek kapsamı MADDE 2- (1) Satın alma tarihi itibarıyla 26 yaşından gün almamış olan, açık öğretim öğrencileri hariç, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yükseköğretim öğrencilerinin her birine, bir defaya mahsus olmak üzere teknolojik cihaz desteği ve bir yıllık internet desteği sağlanır. (2) Bu destek, nihai satış fiyatı 9.500 Türk Lirasını aşmayan mobil telefon cihazları ile bilgisayar cihazlarının elektronik ortamda düzenlenen fatura ile yapılan satın alımlarında kullanılır. İkinci el cihaz satın alımları bu destek kapsamı dışındadır. Her öğrencinin bir defaya mahsus olmak üzere kullanabileceği teknolojik cihaz destek tutarı toplamı en fazla 5.500 Türk lirasıdır. (3) Söz konusu öğrenciler için sağlanacak internet desteği, bir hatla sınırlı olmak üzere 12 ay boyunca ücretsiz aylık en fazla 10 cigabayt olacak şekilde yıllık 120 cigabayttır. Bu destek, ilgili öğrenci adına kayıtlı bir hatla kullanılır.
Diğer hususlar MADDE 3- (1) 2 nci madde kapsamında edinilen mobil telefon cihazları, destekten yararlanma tarihinden itibaren en az iki tam yıl süre ile sadece destekten yararlanan tarafından kullanılır. (2) Bu Kararda yer alan şartların ihlalinin veya desteklerden usulsüz yararlanıldığının tespit edilmesi halinde, yararlanılan destek tutarı, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesinde belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak faiz ile birlikte destekten yararlanandan geri alınır. (3) Bu Karar kapsamında verilen destekler, Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesine bu amaçla tahsis edilen ödenekten karşılanır. Usul ve esaslar MADDE 4- (1) Bu Kararın uygulamasına ilişkin usul ve esaslar, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Yükseköğretim Kurulunun görüşü alınarak Gençlik ve Spor Bakanlığınca belirlenir. Yürürlük MADDE 5-(1) Bu Karar 1/11/2023 tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme MADDE 6- (1) Bu Karar hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
OPPO ve OnePlus’ın bu teknolojiyi kullanımı ile ile ilgili net bir tarih belirtilmiyor. Gönderi, bunun gelecekteki cihazlar düşünülerek değerlendirildiği yönünde. Halihazırda, her iki markanın da cihazlarında bir miktar soğutma teknolojisi var, ancak şimdi mevcut olanı geliştirmek için çalışıyorlar.
Gönderi, hem OPPO hem de OnePlus’ın cihazları için gelecek bu teknoloji için Ar-Ge’de olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Nasıl çalışacağı veya onu kullanacak cihazlar hakkında bir sızıntı olmadığı için teknolojinin kendisiyle ilgili ayrıntılar da mevcut değil. Ancak, yaklaşan OPPO Find girişinin ve gelecek OnePlus amiral gemisi cihazının bu teknolojiyi kullanacağını söylemek mümkün.
Kullanım sırasında bu cihazların sıcaklığını düşük tutmaya yardımcı olacak ve böylece performansı artıracak. Bu gelecek gelişmiş soğutma teknolojisini kullanacak şarj cihazları da daha sorunsuz olacak.
Gelecekteki OPPO ve OnePlus cihazlarında gelişmiş soğutma ile hangi iyileştirmeler gelebilir?
Find X5’te OPPO, cihazın aşırı ısınmasını engelleyen PC sınıfı soğutma sistemini piyasaya sürdü. Bu soğutma sistemi ile birlikte bir buhar odası vardı ve öncekilerden %75 daha büyük. Bu, OPPO Find X5 Pro’daki soğutma sisteminin ve buhar odasının öncekilerden çok daha iyi olduğu anlamına geliyor.
Bu sistem, çalışması için cihazın bu sistem içindeki sıvıyı cihazın etrafında hareket ettiren ısı yaymasını bekliyor. Bu sıvının cihaz etrafındaki hareketi sıcaklığın düşük tutulmasına yardımcı oluyor. Bu sıvıyı tutan buhar odasının daha büyük boyutu sayesinde bataryaya ve SoC’ye de ulaşabiliyor.
Bu sıvıyı buhar odasında birleştirmek, grafit katmanları arasında oturan bir bakır levhadır. Bu malzeme katmanı, kullanım sırasında cihazın sıcaklığının düşük tutulmasına yardımcı oluyor. Ek olarak, bu cihazdaki Buzul Matı da cihazı mümkün olduğunca serin tutmada rol oynuyor.
Bu soğutma sistemi Find X5 ve X6serilerinde kullanılıyordu, ancak daha gelişmiş bir şeyde değişiklik zamanı geldi. Bu yılın başlarında MWC’de OnePlus, bir konsept cihazında farklı bir soğutma sistemi sergiledi. Bu konsept cihazdaki soğutma paneli kullanımdayken parlayabilir ve dikkatleri üzerine çekebilir.
Bu soğutma sisteminin OPPO ve OnePlus’ın birlikte çalıştığı şey olduğunu iddia etmek için hiçbir kanıt yok. Bununla birlikte, OPPO ve OnePlus’ın bu noktada bir sunum yaptıklarına göre teknolojiyi hayata da geçireceklerinden şüphe etmeye gerek yok.
Stretch ve AMR’yi ilgilendiren ve Multipick olarak bilinen yeni özellik, robotik kolun aynı anda birkaç kutuyu hareket ettirmesine izin vererek “önemli ölçüde daha yüksek üretkenlik” sağlıyor.
Stretch, kutunun boyutu ve ağırlığı gibi faktörleri ve kutuların en kolay hareket aralığını kolaylaştırmak için nasıl düzenlendiğini dikkate almak için algı sistemini kullanarak kaç ve hangi kutunun hareket edeceğine dair bağımsız olarak kararlar veriyor.
Robotun yazılımı, kutulara uygulanan basıncı ve nesneyi düşürmeden taşımanın yeterli olup olmadığını da değerlendirebiliyor. Bu veriler aynı zamanda kutuların konveyör bandına nasıl ve nereye yerleştirileceğini belirlemek için de kullanılıyor.
Şirket yaptığı açıklamada, ”Multipick ile ortaya çıkan çeşitli akıllı kutu yerleştirme davranışları, Stretch’i aşağı akış depo iş akışlarıyla sorunsuz bir şekilde entegre ediyor. ” dedi.
Robotun genişletilmiş yetenekleri, Boston Dynamics’in Stretch’i bir depodaki daha fazla göreve getirme planının bir parçası olarak geliyor.
Şu anda Stretch öncelikle kamyon boşaltma için kullanılırken, Boston Dynamics bir dizi ek görevi üstlenme kapasitesine sahip çok amaçlı bir robot olarak tasarlandığını söyledi.
Şirket yaptığı açıklamada, ”Stretch sonunda vaka işleme yeteneğini konteynerin içinden deponun geri kalanına götürecek.” dedi. Boşaltmaya ek olarak, Stretch için yol haritamızdaki diğer uygulamalar arasında kasa toplama, paletleme ve paletten çıkarma ve konteynerleri yükleme yer alıyor.
“Ayrıca Stretch’in diğer otomasyon parçalarıyla uyum içinde çalıştığı ve diğer AMR’ler ve otonom forkliftlerle birlikte çalışabilirliğe sahip bir depo hayal ediyoruz.”
Naver ile ilgili çığır açan duyuru, Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol‘un, Samsung ve Hyundai gibi büyük şirketlerin üst düzey yöneticileriyle birlikte, 500 milyar doların üzerinde değere sahip iddialı Neom şehir gelişimi de dahil olmak üzere kazançlı endüstriyel ve mega projeleri güvence altına almak amacıyla Suudi Arabistan‘ı ziyaret ettiği bir zamanda geldi.
Naver’in Suudi Arabistan’daki rolü, önümüzdeki beş yıl boyunca şehir planlaması, izleme ve sel tahmini için gerçek zamanlı simülasyon yeteneklerini kolaylaştırmayı amaçlayan Riyad, Medine ve Mekke gibi beş büyük şehrin sanal kopyalarının “dijital ikizlerin” inşasını ve yönetimini içerecek. Bu dijital ikizlerin piyasaya sürülmesi, Suudi Arabistan için kentsel gelişim ve afet yönetiminde önemli bir sıçrama anlamına geliyor.
Arama motorlarından üretken yapay zekaya, bulut bilişime ve haritalama çözümlerine kadar uzanan kapsamlı hizmet portföyüyle tanınan bir şirket olan Naver’ın, birkaç küresel teknoloji firması üzerindeki bu son teknoloji projesi için seçilmesi, sektördeki becerisinin bir kanıtı. Şirket, dijital dönüşüme olan bağlılığı doğrultusunda, daha önce Mart ayında Suudi Arabistan ile bağlayıcı olmayan bir anlaşma imzalamış ve yenilikçi teknoloji girişimleri konusunda krallıkla işbirliğinin önünü açmıştı.
Naver’in hisseleri, Seul’deki erken ticarette %3,2’lik bir artış yaşadı ve şirketin son altı haftanın en yüksek gün içi kazancına işaret etti. Naver, uluslararası sahnedeki varlığını pekiştirmeye ve yeni pazarlara girmeye devam ederken, bu kilometre taşı projesindeki başarıları, gelecekte daha da büyük başarılar için uzmanlığının ve potansiyelinin bir kanıtı olacak.
WordPress.com ve Tumblr’ın sahibi Automattic, portföyüne bir şirketi daha ekliyor. Bugün, Texts.com adlı her şey dahil mesajlaşma uygulamasını 50 milyon dolara satın aldığı haberini duyurdu. Bu uygulama, iMessage, Slack, WhatsApp, Instagram, Telegram, Messenger, LinkedIn, Signal, Discord ve X gibi tüm mesajlaşma uygulamalarınızı tek bir panoda bir araya getiriyor ve gelecekte daha fazlası için planlar yapıyor, şirketin blog gönderisi bu haberi duyurdu.
Beeper gibi diğer şirketler benzer bir şey yapmaya çalışmış olsa da, Texts.com sohbetlerinizi baştan sona şifreleyerek ve kullanıcıların her zaman istediği diğer özellikleri sunarak öne çıkıyor. Özellikle, alıcının uygun gördüğü bir zamanda mesajları planlama yeteneği ve hizmetin bu özelliği sunmadığı durumlarda bile mesajları okunmadı olarak işaretleme imkanı gibi. Ayrıca, dönüşünüzde tekrar kontrol etmek için o mesajı hatırlamanıza olanak tanır ve kaçırdığınız uzun grup sohbetlerinin özetlerini alabilirsiniz.
Şirket, bir duyuruda mesajlaşma platformuna olan ilgisini açıkladı ve bu satın almanın, modern web deneyimi için hayati öneme sahip dördüncü bir pazar olan “mesajlaşma”ya geçişine olanak tanıdığını belirtti.
Zaten Automattic, WordPress için çevrimiçi yayıncılık, WooCommerce için e-ticaret ve Tumblr için blog yazma ve bir dizi reklam aracı sunmaktadır. Ayrıca, 2021’de bir günlük uygulaması olan Day One ve bir podcast uygulaması olan Pocket Casts’ı satın aldı ve daha yakın zamanda, WordPress bloglarının, Mastodon gibi fediverse olarak bilinen geniş ancak merkezi olmayan sosyal ağ uygulamalarıyla bağlantı kurmasına olanak tanıyan bir ActivityPub eklentisi satın aldı.
Bu satın alma ile Texts.com’un kurucusu Kishan Bagaria, Texts.com ekibinin geri kalanıyla birlikte şirkete yeni mesajlaşma başkanı olarak katılacak.
Eclit, DevOps, platform mühendisliği ve cloud platformlarındaki çözümlerde uzman ve AWS’in Türkiye’deki ilk ve tek premier iş ortağı Bestcloudfor.me’ye stratejik yatırım yaptığını duyurdu. Bir Turkven ortaklığı olan Eclit, bu hamleyle birlikte uzmanlık alanlarını genişletiyor ve yönetilen IT hizmetlerine odaklı 200 kişinin üzerinde bir ekibe ulaşarak büyümeye devam ediyor.
Türkiye’nin en büyük ve güvenilir bulut altyapısı üzerinden müşterilerinin bilgi teknolojilerini onlar için yöneten Eclit, DevOps ile platform mühendisliği alanlarında uzman ve AWS İş Ortağı Ağı’nda (APN) en üst düzey partnerlik anlamına gelen Premier seviyesinde Türkiye’deki ilk ve tek firma olan Bestcloudfor.me’ye stratejik yatırım yaptı. Bestcloudfor.me’nin uzmanlık alanlarıyla birlikte mevcut müşterilerine farklı çözümler sunacak olan Eclit, sadece yönetilen IT hizmetlerine odaklı 200 kişinin üzerinde bir ekibe ulaşarak büyümeye devam ediyor.
Eclit CEO’su Önder Kaplancık
Eclit CEO’su Önder Kaplancık, konuyla ilgili şunları söyledi: “Eclit’te her adımımızı müşterilerimize sunduğumuz yüksek standartlardaki IT hizmetini daha da ileriye taşımak için atıyoruz. Bu doğrultuda planladığımız yatırım stratejimizi bugün bir adım daha ileri taşıyoruz. Bestcloudfor.me’ye yaptığımız yatırımla yönetilen hizmet portföyümüzü büyük ölçekli ve kritik BT operasyonları için DevOps, SysOps, bulut ve otomasyon çözümleri de içerecek şekilde genişletiyoruz. Eclit olarak yaptığımız yatırımlarda uzmanlık yelpazemizi genişletmeyi önceliklendiriyoruz. Eclit ekibine farklı uzmanlıkları katan ve müşteri odaklı yaklaşımla sunduğumuz hizmetlerimizi daha da ileri taşıyan bu hamleyi de bu doğrultuda değerlendiriyoruz.”
Bestcloudfor.me Co-CEO’su Hilal Çimiç
Bestcloudfor.me Co-CEO’su Hilal Çimiç ise “Bu yatırım, Bestcloudfor.me’nin teknolojik liderlik vizyonunu gerçekleştirmemiz için önemli bir adım. Eclit ile birlikte müşterilerimize sunabileceğimiz çözümlerin kapsamını daha da arttıracağız. Türkiye’nin ilk ve tek AWS Premier İş Ortağı olarak vizyonumuzu genişletiyor ve küresel seviyede de teknolojide öncü olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz.” sözleriyle; Co-CEO Berkay Özuygur ise “DevOps, platform mühendisliği ve bulut alanlarındaki konumumuz, ekibimizin kıymetli ve özverili çalışmalarının bir sonucu. Eclit ile gerçekleştirdiğimiz bu stratejik iş birliği, başarılarımızı uluslararası alanda da elde edebilmek yolunda bize sağlam bir temel sunuyor.” diyerek bu gelişmenin önemini dile getirdi.
Trexo Innovation tarafından geliştirilen Trexo Companion Cup, teknoloji ve stili bir arada sunan yeni nesil bir akıllı kupadır. Kickstarter’da başarılı bir kampanya yürüten Trexo, ürünüyle 2024 yılında piyasaya çıkacak. İşte detaylar..
Trexo Companion Cup, 360 derece dönebilen bir tasarıma sahip. Bu sayede, hem sol hem de sağ elini kullanan kullanıcılar için rahat bir kullanım sunuyor. Kupanın üst kısmında yer alan LED ekran, saat, tarih, hava durumu, takvim ve diğer bilgileri gösteriyor.
Ayrıca, kullanıcılar ekranı kişiselleştirerek kendi fotoğraflarını, logolarını veya mesajlarını yükleyebiliyor. Trexo Companion Cup, 12 saate kadar sıcak ve 24 saate kadar soğuk içecek tutma kapasitesine sahip. Kupa, şarj edilebilir bir bataryaya sahip ve tek bir şarjla 5 gün boyunca kullanılabiliyor.
Trexo Companion Cup fiyatı
Kickstarter kampanyasında: 89 dolar
Kampanya sona erdikten sonra: 149 dolar
Kickstarter nedir?
Kickstarter, 2009 yılında ABD’de kuruldu ve günümüzde 150’den fazla ülkeden 12 milyondan fazla kullanıcısı bulunuyor. Desteklenebilecek projeler, sanat, müzik, film, oyun, teknoloji, moda ve yemek gibi çeşitli kategorilerde yer alıyor.
Kickstarter, aslında bağımsız sanatçılar ve mucitlerin projelerini gerçekleştirmek için finansman sağlamalarına yardımcı olan bir kitle fonlama platformudur. Kickstarter’da, projelerini desteklemek isteyen bağışçılar, projeyi başlatan kişinin belirlediği miktarlarda bağışta bulunabilir.
Proje, belirlenen hedef bağış miktarına ulaştığında başarılı kabul edilir ve bağışçılar, projenin karşılığında çeşitli ödüller kazanabilir. Bağımsız sanatçılar ve mucitler için önemli bir finansman kaynağıdır. Kickstarter’ın yardımıyla, geleneksel finansal kurumlardan finansman almak için zorlayıcı olabilecek projeler, ihtiyaç duydukları desteği sağlayabilir.
Kickstarter’da bir proje başlatmak için proje sahibinin, projenin bir önizlemesini, projenin amacını ve projenin karşılığında bağışçılara ne sunacağını açıklayan bir sayfa oluşturması gerekir. Proje, belirlenen hedef bağış miktarına ulaşmazsa başarısız kabul edilir ve bağışçılara herhangi bir şey verilmez.
Kickstarter’da bağış yapmak için bir Kickstarter hesabı oluşturmanız ve projeyi desteklemek istediğiniz miktarı bağışlamanız gerekir. Bağışlar, projenin karşılığında çeşitli ödüller kazanmanıza olanak tanır. Örneğin, bir oyun projesini desteklerseniz, proje tamamlandığında oyunun bir kopyasını alabilirsiniz.
Kickstarter’ın temel özellikleri şunlardır:
Bağımsız sanatçılar ve mucitler için kitle fonlama platformu
150’den fazla ülkeden 12 milyondan fazla kullanıcı
Sanat, müzik, film, oyun, teknoloji, moda ve yemek gibi çeşitli kategorilerde projeler
Proje sahipleri, projenin karşılığında bağışçılara çeşitli ödüller sunabilir
Bağışlar, projenin başarılı olması için gereklidir
Kickstarter’da proje başlatmak için gerekenler şunlardır:
18 yaşını doldurmuş olmak
Projeyi ister yasal kaydı bulunan bir kuruluş adına ister kendi adınıza yapıyor olun, listede yer alan ülkelerden birisinde temelli olarak ikamet etmek
Projenin bir önizlemesini, projenin amacını ve projenin karşılığında bağışçılara ne sunacağını açıklayan bir sayfa oluşturmak
Kickstarter’da bağış yapmak için gerekenler şunlardır:
Bir Kickstarter hesabı oluşturmak
Projeyi desteklemek istediğiniz miktarı bağışlamak
IP adreslerinin gizli izleme için potansiyel kötüye kullanımının farkında olan Google, kullanıcıların gizliliğini sağlamak ile internetin temel işlevleri arasında bir denge kurmaya çalışıyor. IP adresleri, web sitelerinin ve çevrimiçi hizmetlerin web sitelerindeki etkinlikleri izlemesine olanak tanıyarak kalıcı kullanıcı profillerinin oluşturulmasını kolaylaştırıyor. Ancak bu durum Chrome kullanıcıları için üçüncü taraf çerezlerin aksine, kullanıcıların şu anda bu tür gizli izlemeden kaçınmak için doğrudan bir yolu olmadığı için önemli gizlilik endişeleri doğuruyor. Bu konuda bir adım atmak isteyen Google, IP Koruması özelliğini test etmeye hazırlandığını duyurdu.
Aslında arama devinin bu adımı atmasının ardında pek çok neden var. Bunlardan ilki, firma aleyhine açılan soruşturma ve davaların son dönemde hızla artmış olması. Örneğin kısa süre önce ABD California Eyalet Savcılığı Android üzerinden konum takibi yaptığı gerekçesiyle Google’a 93 milyon dolar ceza kesmişti. Ayrıca arama devi ABD’de dev bir antitröst davasının sanığı durumunda. Firmanın kullanıcı gizliliği konusunda adımlar atmaya başlamasının bir diğer nedeni ise tüm kullanıcılarına ücretsiz VPN sağlayan Opera gibi tarayıcıların gerisinde kalıyor olması.
Google’ın kullanıma sunmayı planladığı IP Koruması özelliği nedir?
IP adresleri aslında bir yandan gözetim için potansiyel vektörler olsa da trafiği yönlendirme, dolandırıcılığı önleme ve diğer hayati ağ görevleri gibi kritik web işlevleri için de vazgeçilmezdir. “IP Koruması” çözümü ise belirli etki alanlarından gelen üçüncü taraf trafiğini proxy’ler aracılığıyla yönlendirerek kullanıcıların IP adreslerini bu etki alanları için görünmez hale getirmeyi temel alıyor. Ekosistem geliştikçe IP Koruması da uyum sağlayarak kullanıcıları siteler arası izlemeye karşı korumaya ve proxy trafiğine ek etki alanları eklemeye devam edecek.
Google’dan yapılan açıklamada “Chrome, kullanıcıları IP adresleri aracılığıyla siteler arası izlemeye karşı korumak için bir öneri geliştiriyor. Bu öneri, nitelikli trafik için IP adreslerini anonimleştiren bir gizlilik Proxy kullanımı,” ifadelerine yer veriliyor. Başlangıçta IP Koruması, kullanıcıların gizlilikleri üzerinde kontrol sahibi olmalarını sağlayan ve Google’ın davranış eğilimlerini izlemesine izin veren bir özellik olacak. Özelliğin tanıtımı ve yaygınlaştırılması ise bölgesel hususlara uyum sağlamak ve bir öğrenme eğrisi sağlamak için aşamalı olarak yapılacak.
“Aşama 0” olarak adlandırılan ilk aşamada Google, özel bir proxy kullanarak yalnızca kendi alan adlarına gelen istekleri proxy’leyecek. Bu, Google’ın sistemin altyapısını test etmesine ve alan adı listesinde ince ayar yapmak için daha fazla zaman kazanmasına yardımcı olacak. Başlangıç olarak, yalnızca Google Chrome’da oturum açmış ve ABD merkezli IP’lere sahip kullanıcılar bu proxy’lere erişebilecek.
Arama devinden yapılan açıklamaya göre belirli bir grup istemci bu ön teste otomatik olarak dahil edilecek, ancak testler ilerledikçe mimari ve tasarımda değişiklikler yapılacak. Olası kötüye kullanımı önlemek için, Google tarafından işletilen bir kimlik doğrulama sunucusu, her kullanıcı için bir kota belirleyerek proxy’ye erişim belirteçleri dağıtacak. İlerleyen aşamalarda Google, gizliliği daha da artırmak için 2 sıçrama içeren bir proxy sistemini benimsemeyi planlıyor. Firmadan yapılan açıklamada “Gelişmiş gizlilik için 2 sıçrama kullanmayı düşünüyoruz. Google ilk sıçramayı çalıştırırken ikinci bir proxy harici bir CDN tarafından çalıştırılacak. Böylece hiçbir proxy’nin hem istemci IP adresini hem de hedefi görememesi sağlanacak,” deniliyor.
Birçok çevrimiçi hizmet, hizmet sunmak amacıyla kullanıcıların konumunu belirlemek için GeoIP’yi kullandığından, Google proxy bağlantılarına kullanıcının belirli konumundan ziyade “kaba” konumunu temsil eden IP adresleri atamayı planlıyor. Google’ın bu özelliği test etmeyi planladığı alanlar arasında Gmail ve AdServices gibi kendi platformları da yer alıyor.
Potansiyel güvenlik endişeleri
Bu yeni Google IP Koruması özelliği bazı siber güvenlik endişelerini de beraberinde getiriyor. Trafik Google’ın sunucuları üzerinden aktarılacağından, güvenlik ve dolandırıcılık koruma hizmetlerinin DDoS saldırılarını engellemesi veya geçersiz trafiği tespit etmesi daha zor hale gelebilir. Ayrıca, Google’ın proxy sunucularından biri ele geçirilirse, tehdit aktörü buradan geçen trafiği görebilir ve manipüle edebilir.
Bu durumun önüne geçebilmek için Google, bu özelliği kullananların proxy ile kimlik doğrulaması yapmasını zorunlu kılmayı, proxy’lerin web isteklerini belirli hesaplara bağlamasını engellemeyi ve DDoS saldırılarını önlemek için hız sınırlaması getirmeyi düşünüyor.
Fidye yazılım çeteleri, bir yandan kolluk kuvvetleri tarafından birer birer çökertilirken, bir yandan da kişisel veri hırsızlıklarına hız kesmeden devam ediyor. ABD’de başkent Washington DC Seçim Kurulu (DCBOE), bir veri ihlali tespit etiklerini açıkladı. Kurum izinsiz girişten ilk olarak 5 Ekim’de, RansomVC adlı bir suç çetesinin, kurumun web sitesi barındırma sağlayıcısı DataNet Systems’a ait bir sunucuya girdiğini ve DC seçmen kayıtları da dahil olmak üzere 600.000 ABD seçmen verisine eriştiğini iddia etmesiyle haberdar oldu. DCBOE’ye göre, kendi dahili veri tabanları veya sunucularından hiçbirine erişilmedi, ancak seçmen kütüğü ve kişisel bilgiler DataNet’in sunucularında bulunuyordu.
Seçim kurulu, web sitesinde yayınlanan bir güncellemede izinsiz girişin şimdi başlangıçta düşündüğünden daha kötü göründüğünü söyledi. DataNet Systems ile yapılan günlük kontrol görüşmesi sırasında DCBOE, ilk saldırıdan 15 gün sonra ele geçirilen sunucunun “DCBOE’nin seçmen listesinin bir kopyasını içerdiğini” öğrendi. Kurum “DataNet Systems, kötü niyetli kişilerin kısmi sosyal güvenlik numaraları, ehliyet numaraları, doğum tarihleri ve telefon numaraları ve e-posta adresleri gibi iletişim bilgileri dahil olmak üzere kişisel tanımlanabilir bilgileri (PII) içeren seçmen listesinin tamamına erişmiş olabileceğini doğruladı” diyor.
Servis sağlayıcının olayın “gerçekleşip gerçekleşmediğini veya ne zaman gerçekleştiğini” ya da “varsa kaç seçmen kaydına erişildiğini” kesin olarak söyleyemediği belirtildi. Seçim ajansı şimdi tüm kayıtlı seçmenlerle temasa geçeceğini ve ayrıca olay müdahalesine yardımcı olması için siber tehdit istihbarat çözümleri sunan Mandiant ile anlaştıklarını söylüyor. Açıklamada “Bu aktif ve açık bir soruşturma olmaya devam ediyor. DCBOE tüm bulgular netleştiğinde bir duyuru yayınlayacaktır,” denilmekte. DCBOE ayrıca ihlali araştırmak için FBI, Çok Eyaletli Bilgi Paylaşım ve Analiz Merkezi, ABD İç Güvenlik Bakanlığı ve Baş Teknoloji Sorumlusu Ofisi dahil olmak üzere kolluk kuvvetleri ve federal hükümet kurumlarıyla birlikte çalışıyor.
Ekim ayı başında olayın öğrenilmesi üzerine seçim kurumu web sitesini kapattı ve veri tabanı, sunucu ve BT ağlarını güvenlik açıklarına karşı taramaya başladı. RansomVC, diğer adıyla Ransomed.vc, Eylül ayında ortaya çıkan ve Sony ile Japon cep telefonu operatörü NTT Docomo’nun sunucularına sızdıklarını iddia eden yeni bir fidye yazılım ekibi.
Kredi kartı, günümüzde en sık kullanılan ödeme aracıdır ve bazı hususlara dikkat edilmesi durumunda en avantajlı ödeme aracı olduğu da söylenebilir. Ödemeleri kart ile yapmanın sunduğu avantajlar genel olarak bir arada değerlendirildiğinde tamamen tüketicinin lehine sonuçlar çıkıyor. Peki, nedir bu avantajlar? Hep birlikte gözden geçirelim.
Kredi Notuna Katkı Sağlar
Öncelikle kredi kartı kullanmanız ve aylık ödemelerinizi de aksatmadan yapmanız durumunda kredi puanınızın yükseleceğini belirtelim. Kredi kartı kullanımı, kredi notuna son derece önemli bir katkıda bulunuyor.
Bu da ilerleyen dönemlerde herhangi bir nedenle banka kredisi kullanmak istediğinizde kredi talebinizin onaylanma ihtimalini yükseltiyor. Sonuç olarak kredi kartı ile ödeme yapmanız ve kart borcunuzu da düzenli bir biçimde ödemeniz durumunda banka kredisi kullanmanız da kolaylaşıyor diyebiliriz. Hatta kredi notunu yükseltmenin en kolay yollarından biri kredi kartı kullanımıdır.
Beklenmedik Masrafları Karşılama İmkânı Sunar
Kimi zaman ekonomik dengenizde sorunlar olabilir. Gelir gider dengenizde bozulmalar meydana gelebilir. Bunun temel nedeni ise hesapta olmayan masraflardır. Bu gibi durumlarda acil nakit paraya ihtiyaç duyarsınız. Ancak kredi kartı kullanıyorsanız ödemenizi rahatlıkla kredi kartınız ile yapabilirsiniz. Dolayısıyla borç para bulma ya da masrafları erteleme gibi sorunlarla karşılaşmazsınız.
Kredi kartınız ile yaptığınız bazı harcamaları taksitlendirebileceğiniz için aylık geri ödeme gününde zorlanmadan ödemenizi yapabilirsiniz. Sonuç olarak kredi kartınızın olması, beklenmedik masrafları da zorlanmadan karşılamanızı sağlar.
Güvenlik
Kart ile ödeme yapmanın en önemli avantajlarından biri de güvenli bir ödeme aracı olmasıdır. Yanınızda yüksek oranda nakit para taşıma derdinden sizi kurtarır. Paranın çalınması ya da kaybolması gibi riskleri de ortadan kaldırır. Elbette bu durumda akıllara gelen husus kredi kartının çalınması yahut kaybolması oluyor. Ancak bu durumda şifreniz bilinmediğinden kartınızın kullanılması mümkün olmayacaktır.
Aynı zamanda kredi kartınızın çalınması veya kaybolması halinde hemen bankanız ile iletişime geçebilir, kartınızın kullanıma kapatılması talimatını verebilirsiniz. Bankalar bu konuda hassas olduğundan talimatınız hemen yerine getirilir. Yeni bir kredi kartı hazırlanır ve tarafınıza ulaştırılır. Bu açıdan bakıldığında da kredi kartı ile ödeme yapmanın nakit para ile ödeme yapmaktan daha avantajlı olduğu sonucuna varabiliriz.
Kolaylık Sağlar
Kredi kartıyla ödeme yapmanın nakit parayla ödeme yapmaktan daha kolay olduğu bir gerçek! Özellikle EFT ya da havale ile ödeme yapmak ile kıyaslandığında kart kullanımının ne kadar pratik bir ödeme aracı olduğu daha net anlaşılıyor.
Alışverişlerde sürekli nakit para kullanmak, para üstü beklemek gibi sorunların tamamı hayatınızdan çıkıyor. Son yıllarda uygulamaya giren temassız ödeme seçeneği ile birlikte bu kolaylığın da üst noktalara ulaştığını belirtmek mümkün! Çok sayıda kişinin sadece söz konusu kolaylık nedeniyle kredi kartı kullandığını ekleyelim.
Bankaların Sağladığı Avantajlar
Eğer avantajlı kredi kartı seçeneklerinden birine yönelirseniz bankanızın sunduğu kazanımlardan da faydalanma imkânınız olur. Bu noktada sizlere önerimiz Enpara.com Kredi Kartı kullanımının avantajlarına göz atmanız olacak. Örneğin, Enpara.com ömür boyu kart aidatı almıyor ve bu da sözleşmede açıkça belirtiliyor.
Bununla birlikte harcamaların sonradan taksitlendirilmesi de mümkün oluyor. Her ay 3 harcamanızı (9 bin TL’ye kadar) taksitlendirme imkânı sunuluyor. Üstelik taksitlendirme yapmak için bir faiz ile karşılaşmanız söz konusu değil ve beraberinde ekstra bir ücret de talep edilmiyor.
Yılın çeşitli dönemlerinde daha fazla harcama yapmanız gerekebilir. Bu gibi durumlarda harcamanızı taksitle ödeme şansından faydalanmanız mümkün olacak. Gelir gider dengenizi koruyabilmeniz adına bankanın sunduğu taksitlendirme imkanının önemli olduğunu eklemek gerekir.
Kampanyalar
Çeşitli kampanyalardan faydalanma şansınızın da olduğunu unutmayın. Her bankanın sunduğu kampanyalar değişebilir. Kredi kartı kampanyalarında en çok ön plana çıkan yine Enpara.com oluyor. Ne gibi kampanyalar sunduğunu internet sitesinden kolaylıkla öğrenebilirsiniz.
Siteye tıkladığınızda mutlaka ihtiyaç kredisi faiz oranları bilgisine de bakın. Son derece düşük faiz oranları sunması nedeniyle pek çok kişi Enpara.com İhtiyaç Kredisi talebinde bulunuyor. İhtiyaç kredisinde dosya masrafı kesintisi uygulanmıyor ve geri ödemeler de 36 aya varan vade seçenekleri eşliğinde yapılabiliyor. Yakın zamanda ihtiyaç kredisi kullanmak isterseniz öncelikle Enpara.com İhtiyaç Kredisi koşullarına göz atmanızı öneririz.
WhatsApp, kullanıcı güvenliğini artırmak için son birkaç yılda birden fazla adım attı ve bu yılın başlarında Chat Lock‘un piyasaya sunulması, kullanıcıların bireysel veya grup sohbetlerini konuşma listelerinden kilitlemelerine izin vererek işleri bir üst seviyeye çıkardı. WhatsApp’taki geliştiriciler şimdi bu kilitli sohbetleri mesaj listesinden tamamen gizlemek için çalışıyorlar, böylece sohbetlerinize bakabilecek insanlar için varlıklarını maskeliyorlar.
İlk olarak hafta sonu WABetaInfo tarafından Androidv2.23.22.9 için WhatsApp Beta‘da görüldü, bu özellik henüz herkes tarafından görülemeyebilir. Ancak uygulama kullanıcıları için kullanışlılığına dayanarak, uygulamanın kararlı kanalına ulaşmak uzun sürmeyebilir. Bu yeni ekleme, beta kanalından çıkan ve WhatsApp kullanıcılarının Sohbet Kilidi aracılığıyla gizlenmiş konuşmaları görüntülemek için arama çubuğuna özel bir kod girmelerini sağlayan gizli kodların son kullanıma sunulmasını tamamlıyor.
Kilitli sohbetleri gizlemek için yeni bir geçiş ve gizli sohbetlerin nasıl yeniden ortaya çıkarabileceğini açıklayan karşılık gelen metinle, yani Sohbetler sekmesinden arama çubuğuna gizli kodu girerek Sohbet kilidi ayarlarına geri dönüldü.
Chat Lock, kullanıcılara özel konuşmaları gizlemek için iyi bir yol verirken, listede kilitli sohbetler olduğu izleyiciler için oldukça açıktı. Ancak bu yeni beta güncellemesi sayesinde, WhatsApp sohbetlerinize bakan hiç kimse orada gizli konuşmalar olup olmadığını anlayamayacağından, kilitli sohbetler artık gerçekten gizli.
Beta güncellemeleri her zaman mükemmel değil ve aynı şey v2.23.22.9 için de söylenebilir. Güncelleme yayınlandıktan kısa bir süre sonra WABetaInfo, sohbetlerdeki emoji panelinin boş görüneceğini öğrendi. Bu, özellikle iletişim kurmak için emojiye büyük ölçüde güvenenler için hiç kimse için hoş bir deneyim değil.
Neyse ki, WhatsApp’takilerin beta sürümü 2.23.22.10‘u piyasaya sürmesi uzun sürmedi, güncelleme v2.23.22.9’un gelmesinden saatler sonra geldi. WhatsApp beta sürüm 2.23.22.10’un Play Store üzerinden kullanıma sunulmasını bekleyebilirsiniz. Bu yaygın beta tökezlemelerine rağmen, milyonlarca insan sevdikleri ve işletmeleri ile iletişimde kalmak için uygulamaya güvenmeye devam ederken, WhatsApp’ın kullanıcı gizliliğini daha da artırmak için tüm doğru adımları attığı açık.
Yayınlanan son rakamlara göre, Dünya’da her 8 dakikada bir kişi Linkedin aracılığı ile işe alınıyor. Bu süreçte profesyonel destek almak oldukça önemli. Suit Your Job Kurucusu, LinkedIn Profesyoneli Aysu Bilgin, “Linkedin hesabınızı profesyonel hale getirdiğinizde birçok kişinin önüne geçmiş oluyorsunuz ve yapılan araştırmalar profesyonel hesapların daha başarılı olduğu yönünde” dedi.
Profesyonel iş ağı denince akla ilk gelen platform olan LinkedIn, her geçen gün popülaritesini arttırmaya devam ediyor. Hemen hemen hepimizin bildiği Facebook, Twitter ve İnstagram gibi bir sosyal ağ olan LinkedIn, birçok yönüyle bu saydığımız platformlardan ayrılıyor. LinkedIn diğerlerine göre daha profesyonel amaçlarla kullanılıyor. Yani becerilerinizi, uzmanlık alanlarınızı, eğitim bilgilerinizi ve iş deneyimlerinizi paylaşabileceğiniz bir sosyal platformu. Dünya çapında 200 ülke ve bölgede 950 milyondan fazla üyesi bulunan, 63 milyondan fazla şirket sayfası ile dünyanın en büyük profesyonel sosyal iletişim ağı. Platformu etli bir şekilde kullanabilmek çok önemli.
Profesyonellerden destek almak ise etkili ve başarılı bir iletişim kurmanızı sağlıyor. Suit Your Job Kurucusu, LinkedIn Profesyoneli Aysu Bilgin, LinkedIn’in bugün dijital kimliğimiz dediğimiz online dünyadaki varlığımızı inşa etmek için de benzersiz bir yer olduğunu söylüyor. Bilgin, “Onu kariyer yönetiminde böylesine önemli yapan nokta da tam olarak bu aslında. Dijital çağın ortasındayız. Artık pek çok iş mülakatı bile yüz yüzeden ziyade online yapılıyor. Dijitalin böylesine hayatlarımıza entegre olduğu bir ortamda kendi kimliğimizi sanal ortama da yansıtmak gerek. LinkedIn’i etkin bir şekilde kullanarak kariyerimizde karşımıza çıkabilecek fırsatları artırabilir ve onun sağladığı avantajları profesyonellik alanımızda rahatlıkla kullanabiliriz. Satış artırma, iş geliştirme, işinizi tanıtma, farklı pazarlara açılma gibi pek çok avantajın tadını çıkabilirsiniz” diye konuştu.
Türkiye’de 14 milyondan fazla LinkedIn kullanıcısı var
Türkiye’de LinkedIn kullanıcısı olan 14 milyonun üzerinde kişi bulunuyor. LinkedIn’de her saniye 117 iş başvurusu yapılıp, her hafta 61 milyon kişi LinkedIn üzerinde iş aramakta. Her dakika 8 kişi LinkedIn aracılığı ile işe alınmakta. Platformda 1,6 milyon yetenek profesyoneli ile 65 milyon üst düzey karar verici bulunmakta. LinkedIn’i sıradan bir sosyal medya mecrası olarak görmemek gerektiğini söyleyen Bilgin, “LinkedIn profil fotoğrafınızdan, profilinize eklediğiniz yeteneklere kadar sizin profesyonel kimliğinizi yansıtıyor ve algoritması da bağlantı kurmak için eklediğiniz kişilerden yaptığınız yorumlara kadar pek çok şekilde etkileniyor” dedi.
İlk adımınız her zaman profilinizin profesyonel görünmesi sağlamak olduğunu söyleyen Suit Your Job Kurucusu, LinkedIn Profesyoneli Aysu Bilgin, “Dijital kimliğinizin temelini inşa ederken insanlarda yarattığınız ilk izlenim çok önemlidir. Bu nedenle profil fotoğrafınızın, cover görselinizin, isminizin ve başlığınızın tam ve eksiksiz olması optimizasyon işlemlerinin ilk adımıdır. Ardından özgeçmişiniz, yetkinlikleriniz, yetenekleriniz ve varsa projeleriniz eksiksiz şekilde tamamlanmalı. LinkedIn, eksiksiz bir şekilde hazırlanmış profillere değer verir. Sonrasında da algoritmaya uygun düzenli içerik paylaşımına başlayarak etkileşiminizi artırabilirsiniz” diye konuştu.
Şu anda dünyada kişiselleşme ve özelleşmenin moda olduğuna vurgu yapan ve sosyal medya deneyimlerimiz tamamıyla kişiselleştirme üzerine kurulu diye konuşan Suit Your Job Kurucusu, LinkedIn Profesyoneli Aysu Bilgin, “LinkedIn’in de bu yöne odaklanacağını düşünüyorum. LinkedIn, kişiselleştirmeyi halihazırda kullanıyor. Örneğin bazı iş ilanlarına baktığınızda, size benzeri iş ilanları öneriliyor. Ancak bence bu, bir adım daha öteye taşınacak. Algoritma çok daha kişisel bir şekilde çalışmaya odaklanacak ve herkes en çok ilgilendiği gönderileri daha çok görmeye başlayacak” diye konuştu.