Türkiye’nin en büyük e-ticaret fuarı WORLD ECOM EXPO başlıyor

0
Türkiye’nin ilk ve en büyük e-ticaret fuarı olan WORLD ECOM EXPO için geri sayım başladı. Dünya e-ticaret sektörünün nabzı 29-30-31 Mart 2022 tarihleri arasında Antalya’da düzenlenecek WORLD ECOM EXPO’da atacak. Uluslararası E-İhracat Platformu WORLDEF tarafından hayata geçirilen ve Ticaret Bakanlığı tarafından desteklenen WORLD ECOM EXPO’da 35 ülkeden 1500’e yakın katılımcı yer alacak.

150 milyar dolarlık sermaye WORLD ECOM EXPO’da

Dünya e-ticaretinin 150 milyar dolarlık kısmını yöneten uluslararası aktörler, Türk ihracatçı ve tedarikçilerle buluşacak. WORLD ECOM EXPO’da yapılacak B2B görüşmelerde 1,5 milyar dolarlık ihracat hacmi oluşması bekleniyor.

Sağlık sektörünün bir sonraki yeniliği hologramlar

Sağlık sektörü yeni nesil teknolojilerle daha hızlı ve ulaşılabilir hale geliyor. Bir sonraki yenilikçi adım ise hologramlar olacak. Son 20 yıldır Cisco, sağlık kuruluşlarını ağ ekipmanından işbirliği yazılımına ve dijital güvenliğe kadar çok çeşitli teknolojilerle donattı. Şirket şimdi geleceğin sağlık hizmetlerini hologramlarla güçlendirebileceğini iddia ediyor. 2021 yılında Cisco, işbirliği platformuna artırılmış gerçeklik getiren bir hizmet olan Webex Hologram’ı tanıttı. Şimdi ise teknoloji devi, endüstrinin daha sürükleyici deneyimleri benimsemeye hazır olduğuna bahse girerek, hologram teknolojisi için doğru kullanım örneklerini bulmak için tıp uzmanlarıyla birlikte çalışıyor. Cisco’dan Kedar Ganta, bu haftaki Sağlık Hizmetleri Bilgi ve Yönetim Sistemleri Derneği (HIMSS) konferansı öncesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, “Şimdiye kadar gördüğümüz şey, teknolojinin herkesin gitmesi gereken bakım tesislerinde konuşlandırıldığıdır” dedi. Cisco’nun küresel sağlık inovasyon lideri Troy Yoder: “Bir gecede sağlık hizmeti, yüz yüze olmaktan bir çağrıya, bir tıklamaya, bir sohbete dönüştü” dedi.

Pandemi boyunca kredi kartı borçları arttı

0
Çevrimiçi finansal hizmetler pazarlama şirketi, tüketicilerin pandemi boyunca kredi kartı borçlarını artırdığını tespit etti. LendingTree yaptığı anketin sonuçlarını yayınladı ve ABD’deki kullanıcıların yüzde 30’unun son iki yılda kredi kartı borcunda, öncelikle enflasyon ve gelir kaybından kaynaklanan bir artış gördüğünü ortaya koydu. 1.249 tüketiciden elde edilen verilerle yapılan araştırmada , tüketicilerin yüzde 48’i kredi kartı borcundaki artışta enflasyonun yol açtığını belirtirken, yüzde 34’ü en büyük itici faktörün gelir kaybı olduğunu belirtti. Çalışma ayrıca, tüketicilerin yüzde 30’unun aynı iki yıllık dönemde kredi puanlarını artırabildiğini de ortaya koydu. Araştırmaya göre, Y kuşağının yüzde 42’Sİ ve küçük çocuklu ebeveynlerin yüzde 45’i pandemi sırasında fatura ödemekte zorlandı. Bazı tüketiciler kredi puanlarında artış görürken, beş tüketiciden biri iki yıldır puanlarını kontrol etmediğini belirtti. LendingTree baş kredi analisti Matt Schulz basın açıklamasında, “ABD’dekilerin pandemiden finansal olarak nasıl etkilendiği konusunda büyük bir eşitsizlik vardı, buna şüphe yok” dedi. Capital One tarafından yakın zamanda yapılan bir araştırma ise tüketicilerin yüzde 58’inin yükselen fiyatlar karşısında harcamalarını karşılamak için krediye veya tasarrufa yöneldiğini ortaya koydu.

Mercedes-Benz Actros eğitimi, TruckTraining 2.0 ile cepte

0
Mercedes-Benz, yeni nesil Actros kamyonlarını kullananların şanzıman, tahrik, sürüş ve güvenlik gibi araç sistemlerini daha iyi tanımaları, araçlarını daha verimli ve güvenli bir şekilde kullanmaları için görsel ve video destekli çözümleri kapsayan TruckTraining 2.0 uygulaması ile satış sonrası hizmetlerini geliştirdi. Android ve iOS işletim sistemine sahip akıllı telefonlarda kullanılabilen uygulama, 63 ülkede ve 2021 sonunda eklenen Türkçe seçeneği dahil olmak üzere 28 dilde sunuluyor. Mercedes-Benz, müşterilerinden aldığı geri dönüş ve talepler doğrultusunda TruckTraining 2.0 uygulamasını güncellemeye devam edecek. Sürücülerin eğitimlerine ve bilgiye kolay bir şekilde ulaşmalarına büyük önem veren Mercedes-Benz Türk, sürücü eğitmenlerinin bilgi verdiği, yakıt ekonomisi ve güvenlik açısından kritik öneme sahip özet bilgilerin yer aldığı TruckTraining 2.0 uygulaması, App Store ile Play Store’dan ücretsiz bir şekilde indirilebiliyor. Satış öncesi ve sonrasında sunduğu hizmetlere önem veren bir iş modeli uygulayan Mercedes-Benz, TruckTraining 2.0 uygulaması ile yeni nesil Actros kamyonlarıyla ilgili teknik bilgilere akıllı telefonlardan kolay bir şekilde ulaşılmasına olanak sağlıyor. Uygulama içerisindeki kısa içerikler, videolar ve eğitmen önerileri; sürücülerin günlük kullanımda ihtiyaç duyacakları özelliklerle ilgili soruların cevaplarına tek bir tuşla ulaşmalarına imkan tanıyor. Kullandıkları araçlarda sunulan teknolojileri doğru bir şekilde öğrenen sürücüler, böylece araçlarını daha güvenli ve ekonomik şekilde kullanabilecekler. Mercedes-Benz Türk eğitmenleri, bilgiye kolay bir şekilde ulaşabilmeleri için verdikleri eğitimlerde tüm sürücülere TruckTraining 2.0 uygulamasını tavsiye ediyor. Sürücülerin olumlu geri bildirimlerde bulunduğu uygulama; aracın sahip olduğu teknolojileri tanımaları, araçlarını güvenli ve ekonomik bir şekilde kullanmaları açısından sürücülere çok değerli bilgiler sunuyor. Mercedes-Benz, müşterilerinden aldığı geri dönüş ve talepler doğrultusunda TruckTraining 2.0 uygulamasını güncellemeye devam edecek.

VMware 2022 mali yılı dördüncü çeyrek sonuçlarını açıkladı

0
Sanallaştırma yazılımı denildiğinde ilk akla gelen çözümlere ev sahipliği yapan VMware, 2022 mali yılı dördüncü çeyrek sonuçlarını açıkladı. 2022 mali yılının mali geliri, geçtiğimiz yıla göre yüzde 9 artarak 12,85 milyar dolara ulaştı. 2021 mali yılında elde edilen abonelik ve SaaS (Software as a Service, Hizmet olarak Yazılım) geliri ise geçen yıla göre yüzde 24 artarak 3,20 milyar dolara ulaştı.

2021’in aynı dönemine göre abonelikler yüzde 11 arttı

VMware CEO’su Raghu Raghuram, konuyla ilgili şunları söyledi: “Müşterilerimizin çoklu bulut çözümlerimize gösterdiği talep, Q4 sonuçlarımıza yansıyor. Bulunduğumuz dönemde büyük ve küçük şirketler yazılım tabanlı, dijital işletmeler haline gelmek için dönüşüyor ve modernleşiyor. Bu da sektörümüzde heyecan yaratıyor. Müşterilerimizin uygulamalarını bu çoklu bulut ortamında oluşturmasına, çalıştırmasına ve güvenliğini sağlamasına yardımcı olmak için uygun bir konumda bulunuyoruz.
  • 2021 mali yılının dördüncü çeyreğine göre yüzde 7 artan gelirler, 3,53 milyar dolara ulaştı.
  • 2021 mali yılının dördüncü çeyreğine göre yüzde 11 artan abonelik, SaaS ve lisans gelirlerinin toplamı, 1,90 milyar dolar seviyesine ulaştı.
  • Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 23 artan abonelik ve SaaS gelirleri, dördüncü çeyrekte 868 milyon dolara ulaştı.
  • 2021 mali yılının dördüncü çeyreğinde 791 milyon dolar veya seyreltilmiş hisse başına 1,87 dolar olan GAAP net geliri, dördüncü çeyrekte yüzde 26 azalarak 586 milyon dolar veya seyreltilmiş hisse başına 1,39 dolar oldu. 2021 mali yılında 936 milyon dolar veya seyreltilmiş hisse başına 2,21 dolar olan GAAP dışı net gelir, yüzde 9 azalarak dördüncü çeyrekte 855 milyon dolara veya seyreltilmiş hisse başına 2,02 dolar oldu.
  • GAAP faaliyet geliri, 2021 mali yılının dördüncü çeyreğine göre yüzde 22 azalarak 783 milyon dolar oldu. GAAP dışı faaliyet geliri ise 2021 mali yılının dördüncü çeyreğiyle aynı seviyede kalarak 1,14 milyar dolar oldu.
  • Dördüncü çeyreğin faaliyetlerden gelen nakit akışı 1,14 milyar dolar, serbest nakit akışı ise 1,01 milyar dolar oldu.
  • Dördüncü çeyrekteki RPO (Kalan Hizmet Yükümlülüğü), bir önceki yıla göre yüzde 6 artarak 12 milyar dolar oldu.
VMware Kıdemli Başkan Yardımcısı CFO’su Zane Rowe ise “Dördüncü çeyrek, bağımsız bir şirket olduğumuz ve 12 milyar doları aştığımız dönüşümlerle dolu bir yıl için güçlü bir kapanış oldu. Yeni mali yılımızda odağımızı abonelik ve SaaS portföyümüzün büyümesini hızlandırmanın yanı sıra uzun vadeli gelir ve kâr artışı sağlamamızı sağlayan çoklu bulut platformumuzu ölçeklendirme üzerine yoğunlaştırmaya devam ediyoruz” dedi.
  • 2022 mali yılı geliri, 2021 mali yılına göre yüzde 9 artarak 12,85 milyar dolara ulaştı.
  • Abonelik, SaaS ve lisans geliri toplamı, 2021 mali yılına göre yüzde 13 artarak 6,33 milyar dolar seviyesine ulaştı.
  • 2022 mali yılındaki abonelik ve SaaS gelirleri, 2021 mali yılına göre yüzde 24 artarak 3,20 milyar dolar seviyesine ulaştı.
  • 2022 mali yılında sona eren abonelik ve SaaS yıllık kalıcı gelirleri (ARR, Annual Recurring Revenue), 2021 mali yılına göre yüzde 24 artarak 3,58 milyar dolar seviyesine ulaştı.
  • 2022 mali yılının üçüncü çeyreğinde 2,06 milyar dolar veya seyreltilmiş hisse başına 4,86 dolar olan GAAP net geliri, yüzde 11 azalarak 2021 mali yılına göre 1,82 milyon dolar veya seyreltilmiş hisse başına 4,31 dolar oldu. 2021 mali yılında 3,05 milyar dolar veya seyreltilmiş hisse başına 7,20 dolar olan GAAP dışı net gelir, yüzde 1 artarak üçüncü çeyrekte 3,06 milyar dolar veya seyreltilmiş hisse başına 7,25 dolar oldu.
  • 2022 mali yılının GAAP faaliyet geliri, 2021 mali yılıyla aynı seviyede kalarak 2,39 milyar dolar oldu. 2022 mali yılının GAAP dışı faaliyet geliri ise 2021 mali yılına göre yüzde 3 artarak 3,92 milyar dolar seviyesine ulaştı.
  • 2022 mali yılında faaliyetlerden gelen nakit akışı 4,36 milyar dolar, serbest nakit akışı ise 3,97 milyar dolar oldu.

Türk Telekom, Opensignal’ın araştırmasında 4 kategoride başarılı oldu!

0
Türk Telekom, global şirketlerin ‘mobil ağ deneyimini ölçmek’ konusunda uzman, bağımsız mobil analiz şirketi Opensignal’ın yaptığı araştırmada, 4 kategoride başarılı oldu. Türk Telekom video, ses uygulaması ve oyun deneyimi alanında mobilde en yüksek skora sahip operatör olarak açıklanırken, upload hızında gösterdiği başarıyla da dikkat çekti.

Mobilde en yüksek skor 4 kategoride de Türk Telekom’un!

 Mobil operatörlerin mobil ağ gelişimini değerlendiren Opensignal, Aralık 2021 raporunda, Türk Telekom’u ‘Video Deneyimi’, ‘Oyun Deneyimi’ ve ‘Ses Uygulaması Deneyimi’ konularında en başarılı operatör olarak açıkladı. Türk Telekom ayrıca, ‘Upload Hızı’nda ortak ödülün sahibi oldu.  Opensignal’in araştırma sonuçlarını değerlendiren Türk Telekom Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı Yusuf Kıraç şunları söyledi; “Türkiye’nin iletişim altyapısının kurucusu ve geliştiricisi olarak, ülkemizi geleceğe taşıyacak yatırımlarımız ve çalışmalarımızla müşterilerimizin her an yanındayız. Müşterilerimizin son yıllarda değişen alışkanlıklarını da göz önünde bulundurarak, ‘Mobil Yaşa’ çatısı altında onların hayatı dolu dolu yaşarken de sorumluluklarını yerine getirirken de belirli bir mekâna bağlı kalmadan özgürce hareket etmelerini sağlıyoruz. Müşteri deneyimi konusundaki başarımızın, uluslararası bağımsız mobil analiz şirketi olan Opensignal’in araştırmasıyla onaylanmasından dolayı büyük bir mutluluk ve gurur duyuyoruz.”

GAIA, 2022 FIFA Dünya Kupası’na dijital etki yaratacak

Dünya Kupası’nın dijital iletişimi Türk ajansa emanet. 21 Kasım 2022’de Katar’da başlaması planlanan FIFA Dünya Kupası’nın dijital iletişimi, Türk ajans GAIA&INFLOW Network tarafından gerçekleştiriliyor. Bugüne kadar yapılmış en “akıllı” dünya kupası adayı olan organizasyon, GAIA ekipleri sayesinde dijital dünyayla buluşacak. İki yıl önce uluslararası 13 ajansın katıldığı 22. FIFA Dünya Kupası Sosyal Medya Yönetimi konkurunu kazanan ve Dünya Kupası Tanıtım Komitesi ile sözleşme imzalayan GAIA&INFLOW Network, Arapça konuşan ülkeler başta olmak üzere aralarında Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Körfez bölgelerinin bulunduğu 22 ülkede, dünya kupasının tüm dijital iletişim ve pazarlama faaliyetlerinden sorumlu olacak. Katar’ın başkenti Doha’da gerçekleşecek ve 18 Aralık’taki final maçıyla son bulacak 22’nci FIFA Dünya Kupası, Ortadoğu Bölgesi’nin ilk Dünya Kupası olarak tarihe geçecek. Aynı zamanda pandemi sonrası düzenlenen ilk büyük etkinlik olarak tüm dünyada heyecan yaratan FIFA, 3 milyonu aşkın fiziksel izleyicinin yanı sıra dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca taraftarla da dijital dünyada buluşmaya hazırlanıyor. Dünya Kupası, stadyumdan aydınlatmaya, havalandırmadan yenilenebilir enerji çözümlerine, web sitesinden dijital içeriklere onlarca farklı alanda yenilikçi teknolojilere ilk kez tanık olunmasıyla bir teknoloji fuarını andıracak. Çalışmalara çok önce başladıklarını ve içerik süreçleri, yaratıcı entegrasyon, influencer pazarlama faaliyetleri, dijital reklamlar, sürdürülebilir paydaş iletişimi gibi birçok alanda bu dev organizasyona destek vereceklerini açıklayan INFLOW Network ve GAIA Kurucu Ortağı Neşet Dereli, “Son 1,5 yıldır bu konuya odaklı çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İngilizce, Çince ve İspanyolca dillerinde iletişimden sorumlu olan global ajansların gerçekleştirmekle yükümlü oldukları faaliyetlerin toplam 22 pazardaki ana sorumlusuyuz. Bu projemizle spor ve futbol endüstrisinde dünyanın en iyi ajanslarıyla aynı ağı paylaşıyoruz. Tanıtım faaliyetleri kapsamında diğer resmi ajanslarla birlikte hareket ederek, bu organizasyonun global gücünü pekiştirirken, tüm dünyada sürdürülebilir tanıtım faaliyetleri yürütmekten sorumluyuz” dedi.

GAIA, Arap Cup’21’in de influencer iletişimini yapmıştı

Globaldeki ilk “Influencer Dünya Kupası”nı da gerçekleştireceklerini ekleyen Dereli, “Dört  kıtadan oluşturduğumuz influencer takımlarını Doha’da altı günlük bir turnuva için ağırlayacağız. Bu projeyle 120 milyon kişiye ulaşmayı hedefliyoruz” diye ekledi. FIFA Dünya Kupası, GAIA&INFLOW Network’ün bu alandaki ilk tecrübesi değil. Ajans, 2021 yılında da FIFA Arap Cup’21 kapsamında birçok farklı alanda hizmet vermişti. Bunlardan en önemlisinin influencer aktivasyonu olduğunu dile getiren Neşet Dereli, bu kapsamda yapılanları ise şöyle özetledi: “16 farklı Arap ülkesinden influencer isimleri Katar’da ağırladık ve yaklaşık 1 ay süren turnuva kapsamındaki maçlara katılım sağladık. Turnuva süresince Katar’da ağırladığımız influencer’lar toplamda 1.500’den fazla içerik üreterek, hem bölgede ilk kez gerçekleşen kupa heyecanını hem destinasyonun sunduğu deneyimleri takipçileriyle paylaştı.”

Metaverse ve NFT sigortacılıkta istihdam yaratacak

IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, sigorta endüstrisinin metaverse için yeni istihdam arayışında olduğunu belirtiyor. Dünya sigorta endüstrisinin metaverse evrenine yönelik çalışmalarına hızla devam ettiğini belirten Çiftçi, “Potansiyel NFT satışları, kripto paraların internet ortamında ya da internete bağlı olmadan güvenli bir şekilde saklanması ve yeni teknolojik ürünlere duyulacak ihtiyaçlar; yetkin personelin işe alımı ve eğitimine yönelik çalışmaları beraberinde getirdi. metaverse sektörde ciddi anlamda istihdam artışı yaratacak” diyor. Facebook’un Ekim 2021’de “Meta” ismi ile yoluna devam edeceğinin açıklanması sonrası gözler metaverse evrenine çevrildi. Daha önce hayal bile edilemeyen bir sanal gerçeklik ve birbirine bağlanabilirlik düzeyi vaat eden bu yeni teknolojinin gerçek özellikleri ve uygulanması konusunda belirsizlikler sürse de metaverse evrenine yönelik büyük miktarlarda sermaye akışı söz konusu. Blockchain ve Bitcoin ile birlikte Web 3.0’ın ayrılmaz bir parçası olması beklenen metaverse, sigorta gibi düzenlenmesi gereken pek çok alanı gündeme getiriyor. Çiftçi, “Sigorta endüstrisinde metaverse evrenine yönelik istihdam arayışı gündemde. Potansiyel NFT satışları, kripto paraların internet ortamında ya da internete bağlı olmadan güvenli bir şekilde saklanması ve yeni teknolojik ürünlere duyulacak ihtiyaçlar bu anlamda yetkin personelin işe alımı ve eğitimine yönelik ciddi bir çalışmayı beraberinde getirdi. Bu alanda büyük bir istihdam artışı söz konusu. metaverse kavramı küçük, orta ve büyük ölçekli sigorta şirketleri ile aracıların yatırım stratejilerinde köklü değişiklikler meydana getirecek. Şirketler metaverse ekosistemi içerisinde hızlı bir şekilde yerini almaya başlayacak. İlerleyen yıllarda metaverse evrenine yatırım yaparak faaliyetlerini yürüten sigorta şirketleri ve aracıların sayısında artış olacak” dedi.

Yeni dünyada yeni sigorta kuralları oluşacak

“Metaverse platformu online oyun veya sanal gerçeklik platformlarından farklı olarak yaşayan ve sürekli aktif yeni bir dünya sunuyor. Bu yüzden de NFT varlıkların yatırım danışmanlığından tutun, avatar stilisti, etkinliklerin oluşturulması için organizatörler gibi pek çok alanda istihdam sağlanacak. Haliyle bu yeni dünyanın hem elementer branş hem de sorumluluk branşında sigortalanması gündeme gelecek” diyen Çiftçi, “Bu anlamda büyük fırsatlar oluşacak ancak NFT teknolojisinin getirdiği yeniliklerle birlikte sigorta dünyasına giriş yapabilmesi adına hukuki bir tanımlamaya da muhtaç olduğu açıktır. Blok zincir teknolojisi ve en etkin olarak kullanıldığı kripto para piyasalarına ilişkin getirilecek hukuki düzenlemelerin NFT teknolojisi için de yol gösterici olacağı tahmin edilmektedir. Her halükârda NFT teknolojisinin insan hayatında getireceği yenilikler sonucunda hukuki olarak da pek çok heyecan verici gelişmenin meydana geleceğini söyleyebiliriz” şeklinde konuşuyor.

Fikri mülkiyet hakkı için siber güvenlik uzmanı tutun

NFT varlıkların sigortalanması için gereken altyapı ve hukuki süreçler şekillenmeye başladığını belirten Murat Çiftçi, “Şu anda ratingi olmayan reasürörler bu konuda girişimde bulunurken muteber seviyede ratinge sahip reasürörlerin ise izle/gör politikası uyguladığını görmekteyiz. Fikri mülkiyetin sigortalanması normal şartlarda bile son derece zor ve reasürör iştahı düşük. metaverse platformunda bu konuyu hayata geçirmek ve uygulamak için öncelikle temel sigorta branşlarında ilerleme olmalı ki, ek teminat olarak fikri mülkiyetin güvence altına alınmasını konuşabilelim” diyor. Çiftçi, “Fikri mülkiyette siber güvenlik öncelikli olmalı. Kendinizi siber suç mağdurları arasında bulmak istemezsiniz, bu nedenle bir siber güvenlik uzmanı tutmayı ve cephe güvenlik mekanizmalarının başarısız olması durumunda sanal varlıklarınızı korumak için bir sigorta poliçesi almayı düşünün. Kimlik hırsızlığına karşı koruma ipuçları ve bir güvenlik ihlali durumunda alabileceğiniz diğer önlemler hakkında bilgi edinmek de akıllıca olacaktır” sözleriyle de bireylerin fikri mülkiyet haklarını korumaya yönelik yapması gerekenler konusunda fikir veriyor.

KOBİ’ler buluta ciddi yatırımlar yapıyor

0
Bulut bilişim, büyük kuruluşların bulut operasyonlarını çalışır durumda tutmak için yılda on milyonlarca harcama yapmasıyla birlikte, BT harcamalarının oldukça büyük bir bölümünü oluşturuyor. Yıllık Flexera Bulut Durumu Raporuna göre, geçtiğimiz yıl küçük ve orta ölçekli işletmelerin bulut harcamaları önemli ölçüde arttı. En son raporda incelenen KOBİ’lerin yüzde 53’ü bulutta yılda 1.2 milyon dolardan fazla harcama yapıyor. Bu, geçen yılki yüzde 38’den daha yüksek olduğu anlamına geliyor. On birinci yıllık Flexera raporu, 2021’in sonlarında dünyanın dört bir yanından 753 teknoloji ve iş uzmanıyla anket yaptı. Rapora göre, her büyüklükteki kuruluş için bulut harcamaları arttı. Tüm katılımcıların yüzde 8 kadarı her yıl genel bulutta 60 milyon dolardan fazla ve yarısından fazlası 2.4 milyon dolardan fazla harcama yapıyor. Genel bulut harcamaları, daha büyük kuruluşlar arasında daha da önemlidir. Kuruluşların yüzde 37’si yıllık bütçelerinin 12 milyon doları aştığını ve yüzde 80’i bulut harcamalarının yılda 1.2 milyon doları aştığını bildirdi. Kuruluşların buluta harcadığı artan miktar göz önüne alındığında, bulut harcamalarını yönetmenin işletmeler ve KOBİ’ler tarafından dile getirilen en büyük zorluklardan birinin güvenlik ve kaynak/uzmanlık eksikliği tarafından yalnızca marjinal bir şekilde aşılması şaşırtıcı değildir.

Veri merkezleri siber saldırıların hedefi

0
Bulut bilişim kullanımı artmaya devam ederken, veri merkezleri siber saldırıların hedefinde olmayı sürdürüyor. Ulusal Siber Güvenlik Merkezi (NCSC) ve Ulusal Altyapının Korunması Merkezi (CPNI), veri merkezlerinin ve bunların içinde depolanan verilerin korunmasına yardımcı olmak için bir araya gelerek veri merkezi operatörlerine ve kullanıcılarına güvenlik rehberliği sunuyor. Teknik yönetici Dr Ian Levy: “Veri merkezi operatörleri ve kullanıcıları, tuttukları ve işledikleri verileri korumak konusunda açık bir sorumluluğa sahiptir. Bunu yapmamak büyük bir finansal, itibar ve bazı durumlarda ulusal güvenlik riski oluşturur” diyor. Levy: “Bu sorumluluklara sahip olmak, kötü niyetli aktörlerin bir veri merkezini hem fiziksel hem de dijital olarak tehlikeye atmak için kullanabileceği bir dizi yöntemi anlamak anlamına gelir” diye ekledi. En iyi güvenlik uygulamalarını ve verilerin güvenli ve emniyetli tutulmasını sağlamak için veri merkezi operatörlerinin ve kullanıcılarının düşünmesi gereken konular ise şu şekilde: ♦ Risk yönetimi ♦ Dayanıklılık ♦ Coğrafya ve mülkiyet ♦ Fiziksel çevre ve binalar ♦ İnsanlar ♦ Tedarik zinciri

İhlal edilen şifrelerde neden ısrarcıyız?

0
Güvenlik firması olan SpyCloud, yeni bir raporda insanların birden fazla çevrimiçi hesap için parolalarla nasıl mücadele ettiğini paylaştı. 2021’de sızdırılan 755 kaynaktan topladığı 1.7 milyar kullanıcı adı ve şifre kombinasyonuna dayanarak, insanların yüzde 64’ünün bir ihlalde diğer hesaplar için aynı şifreyi kullandığını tahmin ediyor. Yeniden kullanılan parolalar potansiyel bir güvenlik sorunudur. Çünkü bir parolanın güvenliği bir kez ihlal edilmişse, bilgisayar korsanları parola başka bir sitede oturum açmak için kullanılmışsa diğer hesaplara erişmek için bu parolayı kullanabilir. İnsanlar ayrıca kötü şifreler seçmeye devam ediyor. Bu alışkanlık yaygın şekilde devam ediyor; “123456”, “qwerty”, “admin” ve “password” Yeniden kullanılan parolalara odaklanan SpyCloud, Netflix ve Disney+ gibi çevrimiçi akış hizmetlerinden gelen içeriğe dayalı olarak parolalarda bir artış buldu. 2021 ve öncesindeki kamuya açık ihlallerde bulduğu şifrelerin yüzde 64’ü bugün birden fazla site için kullanıldı. Windows üreticisi Microsoft bile, MFA uygulayabilen kurumsal müşterilerin yalnızca %22’sinin bunu gerçekten yaptığını keşfetti. Bu, Microsoft’un güvenliği ihlal edilmiş Microsoft hesaplarının %99’unun MFA’nın etkin olmadığını paylaşmasına rağmen.

BT uzmanları uzaktan çalışma tehlikesi nedeniyle tedirgin

0
CyberRisk Alliance (CRA) tarafından yapılan bir ankete göre, uzaktan çalışanlar ve bulut tabanlı teknolojiler, fidye yazılımları için “yüksek bir hızla” büyümeye devam eden baskın saldırı araçları haline geldi. 300’den fazla Kuzey Amerika BT ve siber güvenlik karar vericisi ankete katıldı. Yüzde 62’si fidye yazılımı korumasına yapılan harcamaları artırmayı planladıklarını söyledi. Yüzde 43’ü ise son iki yıl içinde en az bir Fidye Yazılımı saldırısına maruz kaldığını kabul etti. En önemli saldırı vektörlerinin tümü kuruluş dışındandı ve yüzde 37’si kilit bir sorun olarak uzaktan çalışan istismarlarını gösterdi. Ek olarak yüzde 35’i bulut altyapısının suçlandığını söyledi ve yüzde 32’si bulut tabanlı uygulamalarla ilgili güvenlik sorunları bildirdi. Kuruluşların yüzde 58’i fidye talebini ödedi. Bununla birlikte yüzde 44’ü önemli bir mali kayıp bildirdi ve yüzde 29’u verilerini dark web’de buldu. CRA Başkan Yardımcısı Matt Alderman: “2021, yüksek düzeyde fidye yazılımı saldırılarına tanık oldu ve 2022’nin farklı olacağına inanmak için hiçbir neden yok. Siber sigorta çözüm değil. Kuruluşlar, 2022’de fidye yazılımlarını ele almak için 2022’de ortalama olarak yüzde 4-5 daha fazla yatırım yapacak” dedi.

Temassız teknoloji için ilgi artıyor

Önümüzdeki yıllarda teknolojideki en büyük trendlerden biri, müşterilerin kullandıkları ürün ve hizmetlerle temassız etkileşim kurmasını sağlayan kullanıcı arayüzlerinin sürekli olarak geliştirilmesi olacak. Pandemi sırasında güvenli müşteri deneyimlerini sürdürmenin yeni yollarını bulma ihtiyacıyla teşvik edilen şirketler, çalışanların ve müşterilerin geleneksel, daha düz 2D bilgi işlem alanının ötesine geçerek etkili bir şekilde çalışmasına ve oynamasına yardımcı olan yeni temassız arayüzleri benimsemeye istekli. Şirketler, otomatik konuşma tanımadan 3D göz takibine ve jest tabanlı hesaplamaya kadar bu teknolojilerin, müşteri deneyimlerinin kalitesini olumsuz etkilemeden dokunmatik ekranlara olan bağımlılığı kırmak için nasıl kullanılabileceğini araştırıyor. Danışman Capgemini, kuruluşların temassız arayüzlerin sağlık ve güvenlik bilincine sahip bir ortamda yüksek kaliteli deneyimlerin ayrılmaz bir parçası olduğunu kabul ettiğini söylüyor. İş liderlerinin yüzde 75’i, salgın sonrası dünyada dokunmatik olmayan uygulamalara yönelik artan müşteri iştahının devam edeceğine inanıyor. Örneğin perakende, self servise ve Amazon Go gibi modellere geçerek, kasiyerlerin kaldırılması gibi pahalı insan etkileşimlerinden zaten uzaklaşıyor. Diğer perakendeciler dokunma miktarını azaltmayı deniyorlar.

Robotaksi hizmetinde Asya önde gidiyor

Çinli teknoloji devi Baidu, 2030 yılına kadar 100 şehirde robotaksi dağıtmayı planlıyor. Baidu’nun ilk hedefi; 2025 yılına kadar 65 şehri kapsamak ve ardından 2030 yılına kadar 35 şehri daha kapsamak. Yol haritası, Baidu’nun dördüncü çeyrek 2021 kazanç çağrısı sırasında CEO ve Kurucu Ortak Robin Li tarafından açıklandı. Baidu Core’dan elde edilen gelirler, 2021’de, reklam dışı gelirdeki yüzde 71’lik bir artışın etkisiyle bir önceki yıla göre yüzde 21 arttı. Bu, şirketin büyük reklam işinden uzakta başarı bulduğunu gösteriyor. Li, “Akıllı ulaşımdan elde edilen gelirler hızla büyüyor ve 2021’de önceki yıla göre iki katından fazla arttı. . Apollo Go, otonom araç çağırma hizmetlerinin ölçeklenebilir çalışmasına yönelik büyük adımlar atmaya devam etti” dedi. Baidu, robotaksi işini hızlandırarak ivmesini artırmak istiyor. Ayrıca Li: “Geniş ölçekli operasyonun, test aşamasında görünmeyen sorunları belirlememize ve aynı zamanda ‘Dördüncü Seviye’ otonom sürüş teknolojisi ilerlemesini zorlamamıza izin verdiğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı. Li, Apollo Go’nun 213.000 sürüş sağladığını ve çeyrekten çeyreğe sağladığı sürüş sayısını neredeyse ikiye katlamaya devam ettiğini söyledi.

Audi otomobilleri sanal gerçeklik platformuna dönüşüyor

Audi otomobillerin arka koltuk yolcuları sanal gerçeklik (VR) gözlüklerini takarak oyun, film ve etkileşimli içerik gibi çeşitli medya formatlarıyla vakit geçirebilecek. ABD’deki South by Southwest (SXSW) festivalinde tanıtılacak holoride özelliğinin sanal gerçeklik eğlencesini seri üretime dahil eden dünyanın ilk otomobil üreticisi olan Audi otomobillerde sanal içerik, otomobilin sürüş hareketlerine gerçek zamanlı olarak uyum sağlıyor. SXSW’de ziyaretçiler, hareket halindeki bir araçta holoride özelliğini deneyimleyebilecek Yolcuların yolculukları sırasında geçen süreyi, filmleri, video oyunlarını ve interaktif içerikleri çok daha gerçekçi bir şekilde deneyimlemesini sağlayan holoride, 2021’de SXSW’de hem “Eğlence, Oyun ve İçerik” kategorisinde prestijli 2021 SXSW Pitch ödülüne, hem de “Best in Show” ödülüne layık görülmüştü.

2019’dan beri sürekli gelişiyor

holoride, sanal içeriği gerçek zamanlı olarak otomobilin sürüş hareketlerine uyarlayan bir teknoloji kapsıyor. Örneğin otomobil sağa dönüyorsa hayal dünyasındaki uzay gemisi de sağa doğru uçuyor. Otomobil hızlandığında, uzay gemisi de hızlanıyor. Yenilikçi VR veya XR (genişletilmiş gerçeklik) teknolojisinin geliştirme süreci Audi ile başlarken Münih merkezli teknoloji-eğlence startup şirketi holoride tarafından farklı üreticiler için geliştiriliyor ve ticarileştiriliyor. holoride ilk kez Las Vegas’taki CES 2019’da (Tüketici Elektroniği Fuarı) tanıtıldı. Disney Games ve Interactive Experiences işbirliği ile holoride, Marvel dünyasından otomobiller için bir VR oyun deneyimi uyguladı. holoride, 2021 yazında California üzerinden Los Angeles’tan San Francisco’ya yapılan bir roadshow sırasında, diğer etkinliklere ve gösterilere ek olarak, teknolojinin olanaklarını diğer potansiyel ortaklara göstermek amacıyla diğer prodüksiyon ve oyun stüdyolarını da ziyaret etti. Münih’teki IAA 2021 ziyaretçileri, konsepte uygun “İlerleme hakkında konuşalım” sloganı kapsamında holoride ile ilk demo sürüşleri yapma fırsatını yakaladı. Bunun dışında Salzburg Festivali katılımcıları bir Audi e-tron’un arka koltuğunda holoride özelliğinin keyfini çıkarma ve genç bir Mozart’ı ararken Salzburg şehrinin müzikal çağlarında bir zaman yolculuğu deneyimleme fırsatı buldular.

Otonom sürüş dönemine hazır teknoloji

Gelecekte, otomobille ulaşımın ileri seviyede otomasyonu, sadece sürüş sırasında yeni eğlence biçimlerini mümkün kılmakla kalmayacak, aynı zamanda yolda öğrenme ve çalışma için fırsatlar yaratacak. Sürücüler gelecekte otomobil kullanmaya odaklanmak zorunda kalmadıklarında; çalışma, okuma, film izleme veya oyun oynama gibi farklı şeylerle ilgilenebilecek. holoride ile sanal dünyada hareketle senkronize yolculuk, aynı zamanda, kitap okuyan veya tablet gibi elektronik cihazlarda görsel-işitsel medya ile vakit geçiren yolcuların sıklıkla yaşadığı araç tutması olgusunu da azaltıyor. İç mekan kullanıcılar kişisel bir serbest zaman alanı olacak ve tasarımcılar için yeni tasarım merkezi olacak. Sonuçta olarak tasarım süreci: yeni bir modelde kim oturacak ve insanlar orada ne yapmak isteyecek, sorusuyla başlıyor. Tasarımcılar gelecekte otomobilleri dışarıdan içeriye değil, içeriden dışarıya tasarlayacaklar ve bu nedenle müşteriler tasarımın odağında olacaklar.

Tosyalı Holding’den dünyanın en büyük çatı üstü güneş santrali

Türkiye’nin global çelik üreticisi Tosyalı Holding, dünyanın en büyük çatı üstü güneş enerjisi santrali projesini hayata geçiriyor. Aynı anda tüm tesislerinde toplam 632 bin metrekare alan üzerinde kurulacak GES ile 140 MW kurulu güce ulaşacak Tosyalı, dünyanın en büyük çatı üstü GES’e sahip şirketi olacak. Projede kurulumu tamamlanan santraller etap etap planlanıp tamamlandıkça devreye alınacak. Projenin 85 MW gücündeki ilk etabı 7 ayda tamamlanacak. 140 MW büyüklüğündeki projenin tamamı ise Nisan 2023’te yetişecek. Projede, çözüm ortakları olarak, güneş enerjisi santrali anahtar teslim kurulum hizmetleri alanında önde gelen kurumlardan SolarAPEX ve güneş enerjisi alanında küresel en büyük akıllı ürün tedarikçisi Huawei ile çalışan Tosyalı Holding için sürdürülebilirliğin en önemli gündem maddesi olduğunu dile getiren Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, “Tosyalı Çatı GES projemiz, kendi alanında dünyanın en büyüğü olmakla kalmayıp, yıllık 116 milyon 525 bin kg karbon salımını engellediği için dünyanın en temiz çelik üretimine de imkan verecek. Tosyalı Holding olarak hedefimiz, fosil yakıt kullanımını mümkün olan en düşük seviyeye getirmek. Bu strateji doğrultusunda önümüzdeki dönemde Türkiye’de bir ilk olarak demir çelik üretiminde hidrojeni fosil yakıtların yerine kullanmaya başlayacağız. Kurduğumuz GES’den elde edeceğimiz elektriğin bir kısmını da hidrojen odaklı bu işlemler için kullanacağız. Bu açıdan, bu projemiz sıfır karbon hedefimize giden yolda en önemli kilometre taşımız olacak” diyor. Tosyalı Holding, üç kıtada sayıları 30’a yaklaşan tesis ve yaklaşık 15 bin çalışanıyla hayata geçirdiği sürdürülebilirlik odaklı yeşil çelik üretimiyle, sadece Türkiye’ye değil, dünyaya da ilham vermeye devam ediyor. Teknoloji ve inovasyon ile şekillenen, dünyada ilk olan sürdürülebilirlik odaklı araştırma ve geliştirme projeleri, döngüsel ekonomi odaklı çalışmalarının yanı sıra Tosyalı, yenilenebilir ve temiz enerji kaynaklarına dayalı yatırımlarıyla da dünyadaki birçok şirkete örnek oluyor. Dünyanın sayılı yeşil çelik üreticilerinden olan Tosyalı Holding, bünyesindeki tüm şirketlerde, hammaddeden üretim süreçlerine satış ve pazarlamadan sevkiyata kadar tüm faaliyetlerini sürdürülebilirlik odaklı olarak gerçekleştiriyor. Tosyalı, özellikle son 2-3 yılda sürdürülebilirlik odaklı, önemli bir kısmı küresel anlamda ilk olan, fikri sınai hakları kendisine ait, 100’ün üzerinde Ar-Ge projesine imza atmış durumda. Bu projeler sayesinde karbon salımını yüzde 30 azaltan Tosyalı Holding, bugün grup şirketlerinden Tosçelik tesislerinde sektörün karbon ayak izi en düşük boru üretimini gerçekleştiriyor. Tosyalı Holding’in daha önce grup şirketlerinden Tosçelik Profil ve Sac’ın Osmaniye’deki üretim tesislerine kurduğu çatı tipi güneş santrali, dünyanın en büyük ilk beş çatı tipi güneş santrali arasında sayılıyordu. Yapılan iş birliği hakkında düşüncelerini dile getiren Huawei Türkiye CEO’su Mr. Li Jing, “Türkiye’nin global çelik üreticisi Tosyalı Holding`in, dünyanın en büyük çatı üstü güneş enerjisi santrali projesine destek veriyoruz. Türkiye’nin bir kurumsal vatandaşı olarak, yeşil dönüşüm için elimizden gelenin en iyisini yapıp ülkemizin sıfır karbon hedefine ulaşmasına katkıda bulunuyoruz. Bu önemli projenin zamanlamasının Huawei’in Türkiye’deki 20.yılına denk gelmesi nedeniyle de ayrıca mutluyum. Huawei Türkiye, ülkemizde bilişim teknolojilerinin ve yeşil enerjinin gelişimine destek sunarak 20 yılda güçlü bir kurumsal yapı yarattı. Tosyalı Holding ve SolarApex gibi kıymetli iş ortaklarımızla geliştirdiğimiz bu işbirliği ile hep birlikte Türkiye için daha değer yaratma konusunda kendimize daha çok güveniyoruz” dedi. Projenin yürütücüsü SolarAPEX Genel Müdür’ü Fatih Doğan ise “İklim değişikliğinin etkilerinin yoğun olarak hissedildiği günümüzde Tosyalı Holding, tüm dünyaya örnek olacağı, toplam 140 MW kurulu güce ulaşacak bu projeyle dünyanın en yeşil çeliğini üretecek. Böyle bir projede SolarAPEX olarak Tosyalı’nın çözüm ortağı olmak eşi benzeri olmayan bir deneyim. Güneş enerjisi sistemleri kurulumlarında sahip olduğumuz tecrübe ve deneyimli kadromuzla bu projeyi planlanan sürede başarı ile tamamlamak için var gücümüzle çalışacağız” dedi.

En yeni teknoloji ile kurulan çatı üstü güneş enerjisi santrali projesi

Projede SolarAPEX, mühendislik açısından uygulama şekline ender rastlanan farklı ve ileri seviye montaj tekniği olan ‘aşık bağlantı’ tekniğini kullandı. Paneller tamamen sıfırdan ‘Tosyalı Güneş Enerjisi Santrali’ için üretilen özel tasarım çelik taşıyıcı sistem üzerine kuruldu. Bu yöntem ile çatıya yerleştirilen güneş enerjisi sistemi her koşulda daha verimli enerji üretme imkânı sağlayacak. Diğer taraftan projede en ileri teknoloji paneller kullanılıyor. Daha az alanda daha çok verim sağlayan bu panellerin yanı sıra projede kullanılan Huawei’nin yeni nesil inverterleri sayesinde bir elektrik tehlikesi halinde 0.2 ms süre içinde akım kesilerek güvenliğin en üst düzeyde tutulması sağlanacak. Kurulumda uygulanan aşık bağlantı tekniği ve son teknoloji malzemelerin kullanılması bu projeyi aynı zamanda dünyanın en yeni teknolojisi ile kurulan çatı üstü güneş enerjisi santrali haline getirecek.

Rakamlarla Tosyalı Çatı GES

  • Toplam 140 MW kurulu gücü ile dünyanın en büyük çatı üstü güneş enerjisi santrali projesi.
  • Yıllık 250 milyon Kw/h’lık üretimi ile dünyanın en fazla yıllık üretim yapan çatı üstü güneş enerjisi santrali projesi.
  • Yıllık 250 milyon Kw/h’lık üretim
  • Yıllık 37 milyon USD (550 milyon lira) tutarında bir elektrik maliyetine eşdeğer.
  • Türkiye’de öztüketim amacıyla üretilen toplam ges kapasitesinin yüzde 23’ü.
  • 84 bin hanenin 1 yıllık enerji tüketimine denk.
  • Dünyanın en yeni teknolojisi ile kurulan çatı üstü güneş enerjisi santrali projesi.
  • 71 milyon dolarlık (1 milyar lira) yatırım bedeli ile dünyanın en büyük yatırım bedeline sahip çatı üstü güneş enerjisi santrali projesi.
  • Yıllık 116 milyon 525 bin kg karbon salımı engellenerek, yeşil çelik üretiminde dünyanın önde gelen tesisleri arasına girecek.

Stellantis’in ileri teknoloji mobilite özgürlüğü planı!

0
Global çapta otomotiv ve mobilite dünyasının en büyük grupları arasında yer alan Stellantis, önümüzdeki 10 yılı kapsayan stratejik planını açıkladı. Dare Forward 2030 (2030’a Cesaretle) stratejik planı ile 2038 yılına kadar sıfır karbon salımına ulaşarak iklim değişikliğiyle mücadelede endüstri lideri olmayı taahhüt ediyor. İklim değişikliğiyle mücadele konusunda endüstri lideri olmayı taahhüt eden Stellantis’in CEO’su Carlos Tavares; “Dare Forward 2030 bize her zamankinden çok daha fazlası olmamız için ilham veriyor. Bu ilham ile vizyonumuzu genişletiyoruz, sınırları aşıyoruz ve ailelerimizin, topluluklarımızın ve faaliyet gösterdiğimiz alanları iyileştirmek için mobilitenin tüm yönlerini dönüştürmeyi amaçlayan yeni bir yaklaşım benimsiyoruz. Ürün çeşitliliğinden güç alan Stellantis, yenilikçi, temiz, güvenli ve ulaşılabilir mobilite çözümleri sunarak yarının mobilitesini şekillendiriyor.
Photo : Stephane Sby Balmy
Stellantis, iklim değişikliğinin hafifletilmesinde endüstride öncü olacak ve 2030 yılına kadar da yüzde 50’lik bir azalma sağlayarak 2038 yılına kadar karbon net sıfıra ulaşacak. Dekarbonizasyonda lider rolünü üstlenerek, döngüsel ekonomide ileriye doğru kararlı adımlar atarak sürdürülebilir geleceğe katkı sunuyoruz” şeklinde konuştu. Avrupa ve ABD’de yüzde 100 elektrikli olacak Carlos Tavares, “Liderlik hedefimiz kapsamında bu on yılın sonuna kadar Avrupa satışlarımızın yüzde 100’ünün ve ABD satışlarımızın yüzde 50’sinin bataryalı elektrikli araçlar (BEV) olmasını hedefliyoruz. 2030’a kadar 75’in üzerinde BEV modeline sahip olmayı ve küresel çapta beş milyon araçlık yıllık BEV satışına ulaşmayı planlıyoruz. Bugün, Jeep® markasının 2023 başlarında pazara sunulacak olan ilk tamamen elektrikli SUV’unu ve 2024’te sunulacak olan yeni Ram 1500 BEV pikap modelinin ön gösterimini sunmaktan heyecan duyuyoruz. Yolculuğumuz, gücünü her biri benzersiz olan markalarımızın kapsamlı ürün yelpazesinde sunduğu ileri teknoloji sağlayan mükemmel mühendisliğe ve yenilikçiliğe odaklanmamızdan alıyor” dedi.   “Yaptığımız her şeyin merkezinde müşteri memnuniyeti yer alıyor”  Bütün çalışmalarının merkezinde müşteri memnuniyetinin yer aldığının vurgusunu yapan Tavares, “Tüm pazarlarda ürün ve hizmetlerimizle müşteri memnuniyetinde lider olmayı hedefliyoruz. Değer zinciri boyunca her türlü pürüzü ortadan kaldırmaya çalışarak, uçtan uca eksiksiz bir deneyime olağanüstü önem vereceğiz. Profesyonel müşterilerimize benzersiz çözümler getiren verimli ürün ve hizmet portföyümüzle ticari araç pazarına öncülük edeceğiz. Stellantis çalışmak için olağanüstü bir yer, müşterilerin hayatlarını daha iyi hale getirmek isteyen herkes için çekim merkezi haline getirmeyi hedefliyoruz.  Dijital ve elektrikli gelecek için tüm potansiyelimizi ortaya koyacağız” dedi.  “Net gelirlerimizi 2030’a kadar ikiye katlayacağız” Stellantis CEO’su Carlos Tavares, “Güçlü küresel operasyonlarımızı daha güçlü motorlarla destekliyoruz. Operasyonel mükemmellik, uygulama hızı ve sevkiyatların yaklaşık yarısında elde edilen kâra geçiş noktası bizi güçlü kılan özelliklerimiz olmaya devam edecek. Net gelirlerimizi 2030’a kadar ikiye katlayacağız ve on yıl boyunca çift haneli Düzeltilmiş Faaliyet Geliri marjlarını sürdüreceğiz. Tarihimizle gurur duyuyoruz. Tarihimiz cesaretimizi, azmimizi ve çevikliğimizi gözler önüne seriyor. Buna, ‘Dare Forward 2030 doğrultusunda girişimci bakış açısını da ekliyoruz” açıklamasında bulundu.

Gelişmekte olan piyasalar kriptoya daha yakın

Gelişmekte olan piyasaların, gelişmiş ülkelere kıyasla kripto para birimine yatırım yapma olasılığı daha yüksek. Gelişmekte olan Asya-Pasifik ülkeleri, kripto para birimine en yakın olanlar arasında yer alıyor. Bu ülkeler, yatırım yapılabilir varlıklarının yüzde 22’sini dijital para birimleri için ayırmayı planlıyor. Tüketici analisti firması Toluna’nın yeni araştırmasına göre, dört bölgedeki 17 pazardan 18 ila 64 yaşları arasındaki 9.000 katılımcıyla anket yapıldı. Yaklaşık 5.000 kişi; Singapur, Avustralya, Tayland, Hindistan ve Endonezya dahil olmak üzere dokuz Asya-Pasifik ülkesindendi. Latin Amerika’da yaklaşık yüzde 39 ve EMEA’da yüzde 27’lik yatırım gerçekleşmesi yaşandı. Çalışma, gelişmekte olan pazarlardan katılımcıların kriptoya daha açık olduğunu ve bu ülkelerin yüzde 41’inin kriptoya yatırım yaptığını ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 32’si dijital para birimlerine daha fazla güveniyor ve gelişmekte olan piyasaların yüzde 25’i kriptoyu riskli bir görüyor. Bu oran gelişmiş piyasalarda ise %42’seviyelerindeydi.

Yenilenebilire geçiş zorunlu hale geliyor

Almanya, fosil yakıtları “2040’tan önce” terk etme hedefini sürdürürken, 2035 yılına kadar tüm elektrik ihtiyaçlarını yenilenebilir kaynaklardan tedarik etmeyi hedefliyor. Avrupa’nın en büyük ekonomisi, diğer Batılı ulusların Rus gazına daha az bağımlı hale gelmesi için baskı altında kaldı. Ancak 2030 yılına kadar kömürle çalışan santralleri aşamalı olarak kapatma ve 2022 sonuna kadar nükleer santrallerini kapatma planları geriye çok az seçenek bıraktı. Ekonomi Bakanı Robert Habeck, yenilenebilir enerji için hızlandırılmış kapasite artırımını, ülkeyi Rus fosil yakıt kaynaklarına daha az bağımlı hale getirmede kilit bir unsur olarak nitelendirdi. Makaleye göre, ülkenin Yenilenebilir Enerji Kaynakları Yasasında (EEG) ilgili değişiklik hazır ve rüzgar veya güneş enerjisinin payı 2030 yılına kadar yüzde 80’e ulaşacak. Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok ülkede yenilenebilir odaklı çalışmalar devam ediyor. Rusya-Ukrayna savaşı ise enerji dönüşümünün hızlanmasında son günlerde kritik rol oynuyor.