Uber veri skandalı için ceza ödeyecek

0

2016 yılında gerçekleşen Uber veri skandalı, birçok müşteri ve sürücüyü etkilemişti. Federal Mahkeme’ye kadar giden soruşturma ile Uber çok büyük bir ceza aldı.

Uber veri skandalı için 148 milyon dolar ödeyecek

Son yıllarda yaşanan veri güvenliği ve strateji yetersizliği nedeniyle Uber CEO değişikliğine giderek Khosrowshahi’yi göreve getirmişti. Khosrowshahi, 2016 yılında bir grup hacker tarafından Uber’e saldırı düzenlendiğini ve 50 milyon müşteri ile 7 milyon sürücünün kişisel verilerinin çalındığını açıklamıştı.

O dönem Uber hackerlara 100 bin dolar ödeme yaparak olayın üstünü kapatmaya çalışsa da başarılı olamamış ve olay Federal Mahkeme’ye kadar gitmişti.

Uber, müşterileri ve sürücülerine güvenlik amaçlı ücretsiz kredi takip sistemi başlatsa da mahkeme tarafından verilen kararla 148 milyon dolarlık cezaya çarptırıldı. Bu para, veri skandalı ile mağdur olan kişiler için kullanılacak.

Renault akıllı ada inşa edecek

Renault akıllı ada inşa ederek, temiz enerji ve teknoloji alanında önemli bir adım atacak. Renault, Fransa’daki Belle-Île-en-Mer’i, akıllı ada olarak tasarlayacak.

Renault akıllı ada projesi başlatıyor

Elektrikli otomobil modellerine ağırlık veren Renault, daha temiz bir gelecek için farklı projeler üzerinde de çalışıyor. Yapılan anlaşma ile Belle-Île-en-Mer adası, Renault tarafından akıllı ada haline getirilecek.

Adada evlerin çatılarına güneş panelleri konularak çevre dostu bir şekilde elektrik üretimi gerçekleştirilecek. Geri dönüşüm batarya sistemleri kullanılacak olan adada, ulaşım için elektrikli araç filosu hizmet verecek.

Araç filosunda Renault Zoe 5 hatchback ve Renault Kangoo ZE model araçların kullanılacağı belirtiliyor. Ayrıca okullar gibi büyük kamu binalarına kurulacak olan güneş panellleri, gündüz saatlerinde binaların, akşam saatlerinde ise araçların elektrik enerjisi ihtiyacını karşılayacak.

İnternet olmadığında savunmasız hale geliyoruz

0

Yabancı bir ülkede kaybolduğunuzu ve size yardım edebilecek kimseye ulaşamadığınızı düşünün. Telefon veya tabletlerin bozulması, cihazların pilinin bitmesi veya internet bağlantısının kopması çoğumuz için kabus gibi bir durum anlamına geliyor.

Dünya çapında araştırma

Kaspersky Lab tarafından yapılan araştırmaya göre, internet bağlantısı olan cihazlar tatillerin olmazsa olmazları arasına girdi. Türk kullanıcılar fotoğraf çekmek için (%61), bir yerden bir yere nasıl gideceğini öğrenmek için (%57) ve ihtiyaç olduğunda yardım çağırmak için (%54) bu cihazlara güveniyor. İnsanlar bu cihazlara o kadar bağlı ki Türkiye’deki kullanıcıların %32’si onlar olmadan bir yere gittiklerini düşünemiyor bile.

Kaspersky Lab’in yaptığı araştırmada insanların seyahat ederken internet bağlantısına bağımlı olduğu sonucuna ulaşıldı. Cihazlarda bir sorun yaşandığında veya internet bağlantısı koptuğunda, kullanıcılar bir anda kendilerini savunmasız hissedebiliyor. Bu çok sık rastlanan bir durum. Araştırmada, Türkiye’de her beş kişiden birinin (%20) internet bağlantısı koptuğu için seyahatlerinde sorunlar yaşamış olduğu belirlendi.

Araştırma sırasında anlatılan hikayeler; kalacak yer bulamamaktan uçuştaki değişiklik hakkında bilgilendirmeyi kaçırmaya veya yemek yenilecek yerler hakkında internetten bilgi alınamadığı için gıda zehirlenmesi yaşamaya kadar değişiyor.

Araştırmaya katılan bir kişi telefonu kapandığı için çölde kaldığını bile söyledi. İnternet bağlantısı olsaydı bu korkutucu durumdan kurtulmak kolay olabilirdi. Ancak, akıllı telefonu kullanamadığından kendini tehlikeli bir durumun içinde buldu.

Çölde kalmak uç bir örnek olabilir fakat internet bağlantısının olmaması birçok kişi için büyük bir endişe kaynağı. Araştırmaya Türkiye’den katılanların %85’i bilmedikleri bir yerde kaybolurlarsa kendilerini gergin hissedeceklerini, yaklaşık beşte ikisi ise (%38) başlarına bir şey geleceğinden endişe duyacaklarını belirtti.

Online alışveriş sitesinden 6.5 milyon müşterinin verileri çalındı

Türkiye’den pek çok kişinin de alışveriş yaptığı kadın moda perakendecisi SHEIN, 6 milyonu aşkın müşterisinin kişisel bilgilerinin ve şifrelerinin açığa çıktığı büyük bir veri ihlali ile sarsıldı.

Türkiye de dahil olmak üzere pek çok ülkeye hizmet veren Amerika merkezli kadın moda perakendecisi SHEIN, 6 milyondan fazla müşterisinin kişisel bilgilerinin bilgisayar korsanları tarafından ele geçirildiğini açıkladı.

Şirketten yapılan basın açıklamasında, siber korsanların geçtiğimiz Haziran ayından Ağustos ayının başlarına kadar toplam 6,4 milyon SHEIN kullanıcısının mail adresinin ve şifresinin çalındığı belirtiliyor. Türk SHEIN müşterilerini uyaran Bitdefender Türkiye Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, aynı mail adresi ve şifreyle açılan diğer tüm hesaplardaki şifrelerin değiştirilmesi gerektiğini belirtiyor.

6,4 Milyon Kullanıcının Bilgileri Çalındı

SHEIN’in açıklamasına göre, kötü niyetli bir yazılım aracılığıyla şirketin kurumsal sunucularına saldırı düzenleyerek sistem ağına şifre girmeden sızmayı başaran siber saldırganların 6,5 milyona yakın kullanıcıya ait mail adreslerini ve şifrelenmiş parola bilgilerini çaldığı biliniyor. Açıklamada, hackerlerin Haziran’dan Ağustos’un başlarına kadar sistemde işlem yaptığı ve durumun ne yazık ki geç fark edildiği belirtiliyor.

SHEIN, kötü niyetli yazılımın kendi sunucularına nasıl yerleştirildiği konusunda detaylı bir açıklama yapmasa da araştırmalar, bu saldırı geçtiğimiz aylarda Ticketmaster dahil olmak üzere bazı önemli siteleri etkileyen Magecart saldırılarının işaretlerini taşıyor gibi görünmüyor.

Şirket, kullanıcıların ödeme yaptığı kredi kartlarına ait bilgilerin sistemlerinde depolanmadığını ve bu bilgilerin ele geçirildiğini gösteren bir kanıt olmadığını vurgularken hackerlerin faydalandığı güvenlik zafiyetlerinin tespit sonrasında ortadan kaldırıldığını dile getiriyor. Saldırının ardından kullanıcılarına şifre değiştirme önerisinde bulunan SHEIN, etkilenen kesim içinden belli sektördeki kullanıcılara bir yıllık kimlik tehdidi takip hizmeti sunmaya başladıklarını paylaşıyor.

Huawei Ar-Ge merkezinden yeni işbirliği

0

HUAWEI ve Koç Üniversitesi, geçtiğimiz aylarda, “Anadolu Bursiyerleri Programı” kapsamında başlattığı kurumsal iş birliğine hız kesmeden devam ediyor. HUAWEI Türkiye burs programı kapsamında, HUAWEI Türkiye Ar-Ge Merkezi Yüksek Lisans/Doktora Burs Programlarının ilk anlaşması Koç Üniversitesi ile imzalandı.

Anadolu Bursiyerleri Programı daha kapsamlı hale gelecek

Bünyesinde 450’den fazla Türk mühendis barındıran ve her geçen gün bu sayıyı arttıran HUAWEI Ar-Ge Türkiye Merkezi, hazırlamış olduğu burs programıyla üniversitelerdeki yüksek lisans ve doktora öğrencilerine karşılıksız burs veriyor. Koç Üniversitesi ile yapılan anlaşmayla başlayan projenin diğer okulların eklenmesiyle daha da büyümesi hedefleniyor.
Yerli ve milli projeler üretilmesine katkıda bulunuyor.

HUAWEI Türkiye Ar-Ge Merkezi, yerli ve milli olan Ar-Ge merkezi ve CMMI L5 belgesi ile Türkiye’de Türk mühendislerle geliştirdiği projeleri tüm Dünya’da kullanıyor. HUAWEI’nin nitelikli iş gücü ve kaliteli araştırmacıların beyin göçü yoluyla yurtdışına yönelmesine alternatif olarak geliştirdiği burs programı, yerli ve milli projelerin üretilmesine katkıda bulunuyor.

HUAWEI ve Koç Üniversitesi geçtiğimiz aylarda, lisans yerleştirme sınavında çok başarılı oldukları halde ekonomik sebeplerle Koç Üniversitesi’nde eğitim görme imkanı bulamayan öğrencilere burs sağlanması için hayata geçirilen Anadolu Bursiyerleri programı altında öğrenci dostu bir protokole daha imza atmıştı.

Bilişim sektöründe dövizle sözleşme krizi

0

Büyük oranda yurt dışına bağımlı olan ve döviz üzerinden iş yapmak zorunda olan bilişim sektörü, sözleşmelerin döviz üzerinden yapılmasını yasaklayan karar nedeniyle önemli bir kriz yaşıyor ve bu karardan muaf olmak istiyor.

Türkiye Bilişim Derneği (TBD) Genel Başkanı Rahmi Aktepe, “Yapılan değişiklikler sektörümüzü olumsuz etkiledi” derken, önlem alınmaması durumunda 15 bin firmanın zarar görebileceği ve iş gücü kaybı oluşabileceği uyarısında bulundu.

TAMAMINA YAKINI YURT DIŞINDAN

Yazılı bir açıklama yapan TBD Başkanı Rahmi Aktepe, bilişim sektöründe ticarete konu olan ürünlerin ve emtiaların tamamına yakınının yurtdışından geldiğine dikkat çekti. Aktepe, “Bu ürünler, ülkemizin genel ihtiyaç listesinde ve KOBİ’lerimizin dijital dönüşümünün gerçekleştirilmesinde önem derecesi birinci sırada yer alan ürünlerdir” dedi. 

13 Eylül 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Türk Parası Kıymetini Korumu Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar”ın ise bu ürünlerin Türkiye’ye getirilmesiyle ilgili sorunlar doğuracağını belirten Aktepe, şunları söyledi:

KARMAŞA VE HANTALLIK OLUŞUYOR

“Döviz olan fiyatlar, anlık geçerli kura göre TL’ye çevriliyor. Bu durum her kur değiştiğinde binlerce üründen oluşan fiyat listelerinin yenilenmesine ve müşterilere uzun süreli fiyatlar verilememesine yol açıyor. Vadeli alımlar için, anlık finansal maliyetler de, fiyatlara ekleniyor. Bunun sonucunda ticaretin doğal akışına uymayan bir karmaşa ve hantallık oluşuyor.

Kurdaki ve finansal maliyetlerdeki anlık değişimlerin, zaman içinde fiyatları şişirmesi ve enflasyon artışına sebep olması gibi bir sonuç doğuracağını düşünüyoruz.Tedarik sıkıntıları yaşamaya başlayan sektörümüzün tüm katmanlarının yükü eşit ve gücü oranında paylaşması gerekiyor. Burada büyük ölçekteki firmaların ve küçük ölçekli firmaların yükleri güçleri ölçüsünde taşımaları önemli. Büyüklere ayrıcalık tanınması gibi uygulamalar sektörümüzdeki dengeleri sarsabilir.”

İŞ GÜCÜ KAYBI OLUŞABİLİR

Bu gerekçeler dikkate alınarak, kararın gözden geçirilmesini ve bilişim sektörünün kapsam dışına çıkartılmasını beklediklerini ifade eden Rahmi Aktepe, sözlerine şöyle devam etti:

“Bu durum karşısında, 15 bin civarındaki bilgisayar bayisinin geleceğinden de endişe duyuyoruz. Firmalarımız çok etkilenecek veişgücü kaybı ortaya çıkabilecektir. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın sözleşmelerde döviz yasağının uygulanmasıyla ilgili yapacağı çalışmada, bu hususları da değerlendirmeye alacağına ilişkin inanıyoruz. Temennimiz, bilgi teknolojileri sektörünün bu karar kapsamı dışına çıkartılmasıdır.”

Toyota uçan otomobil patenti için başvuru yaptı

Toyota uçan otomobil patenti başvurusunda bulunarak, geleceği inşa eden otomobil üreticilerinden biri olma hedefini sürdürüyor. Uçan otomobil tasarımı hem karada hem havada gidebilecek özellikte.

Toyota uçan otomobil üretecek mi?

Otomobil üreticileri benzinli ve dizel araç üretimiyle sınırlı kalmayarak yenilikçi teknolojilere yöneliyor. Elektrikli otomobiller ile başlayan bu akım, uçan otomobiller ile devam ediyor. Son olarak Toyota, uçan bir otomobil tasarımı için patent başvurusunda bulundu.

Autoguide tarafından paylaşılan görsellerde, patent başvurusu yapan otomobilin hem karada hem havada gidebildiği görünüyor. Pervaneleri bulunan otomobil ile havada yolculuk yapılabilmesi planlanıyor.

Ancak bu patent başvurusunun sadece tasarım odaklı olduğunu unutmamak gerekiyor. Toyotanın uçan otomobilin üretimine başlayıp başlamayacağı henüz bilinmiyor. Ayrıca elektrikli mi yoksa içten yanmalı motor mu kullanılacağı da belli değil.

Toyota uçan otomobil

Toyota uçan otomobil

Toyota uçan otomobil

Marul yapraklarını ayıran robot geliştirildi

0

Cambridge Üniversitesi araştırmacıları, tarım robotlarına bir yenisini daha ekledi. Araştırmacılar marul yapraklarını ayıran robot geliştirdi.

Marul yapraklarını yapay zeka ile seçiyor

Endüstri 4.0 ile birlikte, tarım sektöründe üretimde hız ve verimlilik artışı için robotlara olan talep arttı. Bunun için genellikle meyve, sebze toplayan robotlar kullanılıyor. Cambridge Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, tarım robotlarına farklı bir bakış açısı getirdi. Geliştirilen yeni robot, marul yapraklarını ayırabiliyor.

Üzerinde kameralar ve sensörler bulunan robot, yapay zeka algoritması ile bu işlemi gerçekleştiriyor. Robot öncelikle marulun sap ve merkez kısmını bulana kadar marulu çeviriyor. Daha sonra sap kısmı aşağı gelecek şekilde marulu koyuyor. Uç kısmında bulunan emme sistemi ile marul yapraklarını tek tek ayırabiliyor.

Yaprak ayırma işlemi toplamda 27 saniye sürüyor. Araştırmacılar, robotun lahana ve karnabahar gibi sebzelerde de ayırma işlemi için kullanılabileceğini belirtiyor.

Aşağıdaki video ile robotun nasıl çalıştığını izleyebilirsiniz.

[youtube https://www.youtube.com/watch?v=paBwuTmNj3s]

İşletmelerin yüzde 40’ı veri yedekleme çözümü talep ediyor
!

0

İşletmeler, yaşanabilecek aksaklıklara karşı hizmetlerinin devamlılığını sağlamak, itibarlarını korumak ve maddi kayıplardan kaçınmak adına yedekleme hizmetine yönelik yatırımlarını artırıyor.

İstanbul’un merkezindeki veri merkezi Radore, sanal asistanlar, bağlantılı cihazlar ve akıllı şebekeler nedeniyle iş sürekliliğinin zorunlu hale geldiği modern dünyada, yedekleme ve kurtarma sistemlerinin önemini gözler önüne seriyor.

Radore, veri kaybını önlemek için yedekleme hizmetiyle ön plana çıkıyor

Doğal afetler, altyapı aksaklıkları ve siber saldırlar gibi farklı senaryolarda yaşanan veri kaybı, işletmelerin çevrimiçi faaliyetlerinde ciddi aksaklıklara neden oluyor. M2S araştırma şirketinin Türkiye’deki 400 KOBİ üzerinde yaptığı araştırmaya göre, bulut hizmeti almayı planlayan KOBİ’lerin en fazla talep ettikleri hizmetler arasında ilk sırada veri yedekleme hizmeti yer alıyor. Kobilerin yüzde 40’ı veri yedekleme çözümü talep ediyor. Dolayısıyla veri kaybı ve hizmetlerin kesintiye uğraması, işletmelerin en çok çekindiği noktalar arasında geliyor.

İş sürekliliğinin zorunluluk haline geldiği rekabetçi yapıda, veri yedeklemenin hayati önem taşıdığını belirten Radore Veri Merkezi Genel Müdürü Sadi Abalı, “Herhangi bir aksaklık anında, veri kaybı yaşamadan tüm süreçleri kaldığı noktadan devam ettirmek iyi planlanmış bir yedekleme stratejisiyle mümkün oluyor. Özellikle hassas bilgiler barındıran şirketler, e-ticaret siteleri, finansal teknolojiler, oyun ve benzeri alanlardaki işletmeler için yedekli bir altyapıyla çalışmanın yanında verilerini düzenli olarak yedeklemek, kesintisizlik için büyük önem taşıyor.” dedi.

Abalı, yedekleme ve kurtarma hizmetinin kurumlara sağladığı 4 faydayı şu şekilde sıraladı:

– Yüksek boyutta maddi kayıpların yaşanması önleme
– 7/24 çalışma sisteminde her sistemin sürekli çalışır durumda ve erişilebilir olması
– Kanun ve düzenlemelere uyum sağlama
– Doğal afetlere karşı önlem

Radore’nin veri merkezi hizmetleri hakkında daha detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Robot garsonlar iş başı yapıyor

0

Japonya’da robot garsonlar ile hizmet verecek olan bir kafe, kasım ayında açılacak. Kafedeki robot garsonlar, engelli bireyler tarafından kontrol edilecek.

Robot garsonlar ALS hastaları tarafından yönetilecek

Japonya’da bir hayır kuruluşu olan Nippon Vakfı, robotik şirketi OryLab ile birlikte yenilikçi bir yenilikçi bir projeye imza attı. Kasım ayında açılacak bir kafede, OryLab’e ait OriHime-D isimli robotlar çalışacak. Projeyi farklı kılan ise bu robotların ALS hastası bireyler tarafından kontrol edilecek olması.

Kamera, ses sistemi gibi bileşenleri ile müşterilerden sipariş alabilen bu robotlar, kahve vb ürünlerin servisini yapabiliyor. ALS hastası bireyler, bu robotları kafenin arka tarafından veya evlerinden yönlendirerek bir nevi işletmeci olarak çalışacaklar.

Pilot program kapsamında ilk olarak hafta içi 5 gün hizmet verecek olan kafede, sonraki süreçte her gün hizmet verilmeye başlanacak. Ayrıca pilot program sonrasında kafede çalışacak olan ALS hastası bireyler de kesinleşmiş olacak.

OryLab CEO’su Kentaro Yoshifuji, vücutlarını hareket ettiremeyen bireylerin de çalışabildiği bir dünya kurmak istediğini söylüyor.

Yapay zeka ile sigara yasağı uygulanacak

Yapılan yeni bir ortaklık ile sigara yasağı uygulaması için yapay zeka kullanılacak. Sigara yasağı için Azure IoT platformu kullanılacak.

Azure IoT sigara yasağı için kullanılacak

Benzin istasyonlarında sigara yasağının uygulandığına yönelik bilgilendirici levhalar kullanılıyor. Ancak istasyonda güvenliği sağlamak için bu levhalar yeterli olmuyor. Bu nedenle bazı büyük istasyonlarda kameralarla izleme yapılıyor. Kameraların elde ettiği görüntülerin personeller tarafından izleniyor olması da ek çalışanlara ihtiyaç duyulmasına neden oluyor.

Microsoft ve Shell’in yaptığı yeni bir ortaklık ile yapay zeka gerekli güvenliği sağlayabilecek. Anlşamaya göre Shell istasyonlarında kameralar ile izlenen görüntü Microsoft’un Azure IoT platformu tarafından incelenecek. Kameraların elde ettiği görüntülerde sadece sigara içilen bölümler bulut platformuna yüklenecek. Böylelikle sigara içen kişinin tespit edilmesi sağlanacak. Ayrıca tüm görüntünün buluta yüklenmemesi ile ek kapasite ihtiyacı olmayacak.

Ortaklığın sadece istasyonlar ile sınırlı kalmayacağı, petrol rafinerilerinelerinde ve sondaj çalışmalarında da kullanılacağı belirtiliyor.

Otomatik biber toplama robotu SWEEPER

0

Ben-Gurion Üniversitesi araştırmacıları, biber toplayan robot geliştirdi. SWEEPER isimli biber toplama robotu, bir dizi makine öğrenimi algoritması ile çalışıyor.

Biber toplama robotu ile Tarım 4.0

BGU araştırmacılarının geliştirdiği SWEEPER robot, tarım arazisinde dolaşarak biberleri tarıyor. Biberin renk ve boy gibi verileriyle olgunlaşıp-olgunlaşmadığı incelemesini de yapan robot, çiçeklerine zarar vermeden biberleri toplayabiliyor.

Makine öğrenme algoritması kullanan robot, biber seçimi için 1000’den fazla biber fotoğrafı kullanılarak eğitildi. Araştırmacılar ayrıca, robotun algoritması sayesinde portakal, domates gibi meyve ve sebzeleri toplamak için de eğitilebileceğini belirtiyor.

Robotun geliştirilmesinde çalışan ABC Robotics Initiative’in başkanı Prof. Yael Edan, amaçlarının tarım işçilerinin işini ellerinden almak olmadığını belirtiyor. SWEEPER gibi robotlar ile zorlu tarım görevlerini daha kolay hale getirmek istediklerini söylüyor.

Aşağıdaki video ile robotun nasıl çalıştığını izleyebilirsiniz.

 

Square mobil uygulamasını yayınladı

Bordro yönetimi konusunda küçük işletmelere kolaylıklar sağlayan Square, sadece web üzerinden hizmet vermekteydi. Square mobil uygulaması sonrasında şirketin hisseleri de artış gösterdi.

Square mobil ile bordro takibi

İlk olarak 2015 yılında bir masaüstü hizmet olarak başlatılan Square Payroll, standart bordro işlemleri için dijital bir çözüm sunuyor. Square üzerinden çalışanların vardiya saatleri takip ediliyor, işletme sahipleri vergi hesaplamasını yapabiliyor ve fonları işçilere gönderebiliyor. Tüm bu bilgiler otomatik olarak dosyalanarak ilgili birimlere gönderilebiliyor.

Twitter CEO’su Jack Dorsey tarafından yönetilen San Francisco merkezli Square, şimdiye dek sadece web üzerinden hizmet vermekteydi. Özellikle küçük işletmeler için portföy yönetimini çok kolay hale getiren Square, artık mobil uygulaması üzerinden de hizmet veriyor. İşletmeler ve çalışanlar, tüm bu süreçleri akıllı cihazlarındaki Square uygulaması üzerinden takip edebilecek.

Yapılan bu yenilik sonrasında Square hisselerinde yüzde 10’luk artış yaşandı.

Walmart sebzelerin tazeliğini blockchain ile kontrol ediyor

0

Walmart, marketlerindeki yiyeceklerin gıda güvenliği için, kırılması zor bir önlem aldı. Dev süpermarketler zinciri, manav reyonundaki yeşil sebzelerin üretim bilgilerini ve tazelik durumlarını kontrol etmek isteyen müşteriler için blockchain teknolojisini kullanmaya başladı.

IBM teknolojisi

IBM’in desteği sayesinde, beraber çalıştığı sebze üreticilerinin blockchain teknolojisini kullanmasını sağlayan Walmart böylece reyonlarındaki yeşilliklerin üretim bilgilerine ve tazelik durumlarına dair güvenli bilgi sunmaya başladı.

Walmart şimdilik birlikte çalıştığı üreticilere blockchain teknolojisni kullanmaları konusunda tavsiyelerde bulunuyor ancak yakın gelecekte blockchain kullanmayan üreticilerle çalışmayacağını ilan ederek üreticileri bu konuda zorlaması da bekleniyor.

USB’lerin içi kripto madencilerle dolu

0

Zararlı yazılımları, birbirleriyle bağlantısı olmayan bilgisayarlar arasında yaymalarıyla bilinen USB cihazları, siber saldırganlar tarafından kripto madencilik yazılımlarını etkin ve kalıcı bir şekilde yaymak için kullanılıyor. Kaspersky Lab’ın 2018 yılındaki USB ve çıkarılabilir medya cihazı tehditlerine yönelik yaptığı incelemeye göre, saldırıların kapsamı ve miktarı az olsa da kurban sayısı her yıl artıyor.

10 yıllık virüsler bile aktif

Yaklaşık 20 yıldır kullanılmalarına ve güvenlik konusunda kötü bir şöhrete sahip olmalarına rağmen USB cihazları, popüler iş gereçleri ve fuar hediyeleri olmaya devam ediyor. USB cihazları bu sayede siber suçluların hedefinde olmaya devam ediyor ve son birkaç yılda dikkate değer ölçüde istikrarlı olmayı başaran bazı tehditleri yaymak için kullanılıyor. Çıkarılabilir medya cihazlarını hedef alan tehditler arasından Kaspersky Security Network (KSN) tarafından tespit edilen ilk 10 tehditte birinci sıra 2015’ten beri Windows LNK adlı zararlı yazılımın elinde. Tehditler arasında, 2010 yılından kalan eski ‘Stuxnet açığı’, CVE-2010-2568 ve giderek artan sayıda kripto madenci yer alıyor.

KSN verilerine göre sürücü kök dizinlerinde en sık tespit edilen kripto madencilerden biri, 2014’ten beri bilinen rojan.Win32.Miner.ays/ Trojan.Win64.Miner.all. Bu Truva atı, madencilik uygulamasını bilgisayara atıp kuruyor ve ardından yazılımı gizlice çalıştırıp, saldırganın kontrolü altındaki harici bir sunucuya sonuçları göndermek için gerekli dosyaları indiriyor. Kaspersky Lab’ın elde ettiği veriler, 2018’de tespit edilen bazı saldırıların yıllar öncesine dayandığını gösteriyor. Bu da, uzun süre sistemde kalan bu yazılımların hedef cihazın işlem gücüne önemli ölçüde olumsuz etki etmiş olabileceğini gösteriyor. 

Madencinin 64-bit sürümü yaklaşık altı yıldır sürekli artan sayılarda tespit ediliyor. 2016’dan 2017’ye %18,42 artan sayının 2017-2018 arasında %16,42 oranında artış göstermesi bekleniyor.Bu sonuçlar, çıkarılabilir medya cihazları ile yayılma yönteminin bu tehdit için çok iyi işlediğini gösteriyor.

USB cihazlarının iş için daha yaygın kullanıldığı gelişmekte olan pazarlar, çıkarılabilir medya cihazları ile yayılan zararlı yazılımlara en açık olan yerler. Bu durumdan en çok etkilenen bölgelerin başında Asya, Afrika ve Güney Amerika bulunuyor. Ancak, Avrupa ve Kuzey Amerika’da da bazı izole saldırılar tespit edildi.

USB cihazları 2018’de ayırca, 21 Ağustos 2018’de raporlanan ve en az 2013’ten beri Meksika’da tüketicileri ve kurumları etkileyen, bankacılık hedefli Dark Tequila adlı gelişmiş zararlı yazılımı yaymak için de kullanıldı. Ayrıca, KSN verilerine göre 2018’in ilk yarısında endüstriyel kontrol sistemlerini hedef alan saldırıların %8’i çıkarılabilir medya cihazları üzerinden gerçekleştirildi.

Hacker’lar İngiliz havalimanını çökertti

0

Hacker’ların dijital dünyadaki tehlikesi gün geçtikçe büyüyor. İngiltere’deki Bristol Havalimanı’nda, uçakların kalkış ve varış bilgilerini gösteren bilgisayarlar, bir fidye yazılımının sisteme bulaşması nedeniyle çevrimdışı hale geldi. Siber saldırganlara ödeme yapmayı reddeden yetkililer, sistemi düzeltmeye çalışırken uçuş bilgilerini yolculara sunmaya devam edebilmek için yazı tahtaları ve kağıt afişler kullandı. 

Güvenlik dünyası, havalimanlarına ve havayolu şirketlerine yönelik arka arkaya gerçekleşen siber saldırılarla çalkalanıyor. Gündeme gelen son vaka, İngiltere’deki Bristol Havalimanı’nın da saldırılardan kaçamadığını gösteriyor. Uçakların kalkış ve varış bilgilerinin yer aldığı bilgisayarlara düzenlenen bir fidye yazılımı saldırısıyla karşı karşıya kalan Bristol Havalimanı yetkilileri, şifreyi çözmek için ödeme yapmayı kabul etmedi.

Yetkililer, saldırganların devre dışı bıraktığı uçuş bilgi ekranlarından dolayı yolcuların mağdur olmaması için yazı tahtaları ve kağıt afişlerden faydalandı. Dünyada 500 milyondan fazla kullanıcıyı koruyan Bitdefender Antivirüs’e göre, siber güvenliğe yeterince yatırım yapmayan her şirket, benzer problemler yaşayabilir.

Bristol Havalimanı Yetkilileri, Siber Korsanlarla Pazarlık Yapmadı

Bristol Havalimanı’ndaki uçuş bilgilerinin yer aldığı bilgisayarlar, 14 Eylül Cuma günü erken saatlerde fidye yazılımı saldırısına uğrayarak şifrelendi. Saldırının ardından havalimanı yetkilileri, hafta sonu uçuşları olan yolculara check-in işlemleri için normalden daha erken saatte gelmeleri konusunda uyarıda bulundu. Bu süreçte uçuş ve varış bilgilerinin güncel bir biçimde yolculara yansıtılmaya devam edilmesi için yazı tahtalarının ve kağıt afişlerin kullanılması, yolcuların Twitter’da konuyla ilgili paylaşımlarda bulunarak içlerini dökmesine ya da durumla eğlenmesine yol açtı.

Fidye yazılımına teslim olmayı reddeden Bristol Havalimanı yetkilileri, saldırganların etkilediği sistemi düzeltmeye hafta sonu başlayacaklarını duyurdu. Duyurunun ardından, pazar sabahı erken saatlerde ekranlar yeniden çevrimiçi hale geldi ve uçuş bilgilerini görüntülemeye başladı.

Bristol Havaalanı çalışanları konu ile ilgili “Bu hafta sonu uçuş bilgileri ile ilgili sorunları çözmek için çalışırken yolcularımızın gösterdiği sabır için minnettarız. Dijital ekranlarımız artık kalkış ve varış bilgilerini gösteriyor. Çalışmalar, sistemlerimiz tam olarak onarılıncaya kadar devam edecek.” şeklinde tweet attı.

Havalimanının saldırıdan nasıl etkilendiği ya da diğer bazı havalimanı bilgisayar ve ekranlarının da benzer şekilde çevrimdışı olup olmadığıyla ilgili resmi bir açıklama henüz bulunmuyor ancak yetkililerin soruşturmayı detaylarıyla takip etmesi bekleniyor.

Fidye Yazılımlarının Tehdit Alanı Büyüyor

Bristol Havalimanı, maalesef siber tehditlerden dolayı sorun yaşayan ilk havalimanı değil. Daha önce Avustralya’daki bir havalimanı, inşaat planlarını ve çeşitli güvenlik protokollerini çalmayı başaran Vietnamlı bir hacker nedeniyle gündeme gelmişti. Londra’da bulunan ve dünyadaki en işlek havalimanlarından biri olan Heathrow Havalimanı ise yakın zamanda bir yolcunun, havalimanının güvenliği ile alakalı gizli bilgileri içeren bir USB cihazını bulmasıyla gelişen bir güvenlik vakasına sahne olmuştu.

Bu yıl kurum ve kuruluşlara oldukça zarar veren fidye yazılımlarını önlemek için şirketlerin güvenliğe daha fazla önem vermesi gerektiğini belirten Bitdefender Antivirüs uzmanları, etkili bir güvenlik yatırımının ileride gerçekleşebilecek fidye ödeme problemini ortadan kaldıracağını vurguluyor. Şirketlerin hem güvenlik yatırımında hem de saldırı öncesine yönelik savunma planlarında eksiklik olduğu uyarısında bulunan Bitdefender Antivirüs’e göre, şirketler verilerinin yedeğini tutmalı ve fidye yazılımı tekniklerinde çok kullanılan oltalama saldırılarına karşı çalışanlarını eğitmeli.

Ekim ayında girişimci ruhu olanlara özel 3 harika etkinlik!

0

Önümüzdeki Ekim ayında, sizleri üç farklı konuda harika bir sohbet etkinliği bekliyor. Freelancer olmak isteyenler, girişimci ruhu olanlar ve kariyer planlamalarında önemli adımlar atmaya hazırlananlar takvimlerine bu etkinlikleri şimdiden işaretleyebilirler.

Kobi Sohbetleri

Kobilere, girişimcilere ve startup firmalara belli konular ile alakalı bilgilendirme yapma amacı taşıyan Kobi Sohbetlerinde bu ay Freelancer Olma konusu konuşulacak. Bionluk.com’dan Utku Subakan, seslendirme sanatçısı Özgür Babal, Godaddy MENA ve Türkiye Bölge Direktörü Selina Bieber’ın konuşmacı olarak yer alacağı etkinlik 9 Ekim 2018 Salı günü Kworks’te yapılacak.

Katılımın ücretsiz olduğu ve yapılacak çekilişlerle birçok firmadan sürpriz hediyelerin verileceği etkinliğe katılmak isteyenler bu adres üzerinden kayıt olabilecek.

Girişimci Sohbetleri

Girişimcilikle ilgili merak edilen ve ihtiyaç duyulan her şeyin masaya yatırılacağı, başarıya ulaşmış girişimcilerin deneyimlerini aktaracakları, aynı zamanda katılımcıların yeni insanlarla tanışabileceği, sohbet edebileceği ve bilgi paylaşımında bulunabileceği Girişimci Sohbetlerinde bu ay Playz’den Efe Küçük, Kolay İK’dan Efecan Erdur ve Sendpulse Türkiye Ofisinden Ali Çetrefli konuşmacı olarak yer alacaklar.

Katılımın ücretsiz olduğu ve KOBİ’ler, orta ve üst düzey yöneticiler, mevcut girişimini büyütmek isteyenler, girişimci olmak isteyen ama nasıl başlayacağını bilmeyenlerin yanı sıra e-ticaret, pazarlama, reklamcılık ve dijital gibi alanlarda çalışanları buluşturacak etkinlikte yapılacak çekilişlerle birçok firmadan sürpriz hediyelerde verilecek.

11 Ekim 2018 Perşembe günü Eminönü’nde bulunan Türk Telekom Santral’de düzenlecek etkinliğe katılmak isteyenler bu adres üzerinden ücretsiz kayıt olabilecek.

Kariyer Sohbetleri

Dijital dünyada kariyer yapmış bir yöneticinin ve insan kaynakları konusunda uzman bir diğer konuğun katılımcılarla buluştuğu Kariyer Sohbetleri 23 Ekim 2018 Salı günü Garanti Partners Girişim Üssünde yapılacak ve iş dünyasının beklentileri, değişen iş yapım şekilleri, dijital dönüşüm sayesinde nasıl daha verimli iş yapılabileceği, yeni iş alanları, deneyimler ve yaşanmış hikayeler konuşulacak.

Katılımın ücretsiz olduğu ve dijital pazarlama profesyonellerini, şirketlerin iletişim ve pazarlama yöneticilerini, pazarlama uzmanlarını, danışmanları, sosyal medya uzmanlarını, marka yöneticilerini, pazarlama ve satış ile insan kaynakları yöneticilerini ve çalışanları buluşturacak etkinlikte yapılacak çekilişlerle birçok firmadan sürpriz hediyelerde verilecek.

Seminere katılmak isteyenler, bu adres üzerinden ücretsiz kayıt olabilecek.

Reimagine İstanbul’da dünya ve Türkiye’yi şekillendiren teknolojiler tanıtıldı

0

Her şeyin veri ürettiği bir dünyada; iş dünyasında yarının kazananlarının, yeni nesil teknolojileri mevcut iş süreçlerine en etkin biçimde uygulayabilenler olması bekleniyor. Şirketlerin uç-merkezli (egde-centric), bulut destekli ve verili odaklı olacağı bir geleceğe, HPE iş süreçlerine bu yeni modeli entegre ederek hazırlanıyor. Bu yeni model, şirketlerin buluta geçişini hızlandırırken, tüm veri, uç ve bulut platformlarının birbirine bağlanmasına yardımcı olarak doğru soruna doğru çözümle nokta atışı yapılmasını sağlıyor.

HPE tarafından 25 Eylül 2018, Salı günü düzenlenen ve bir dizi oturumun yanı sıra teknoloji deneyim alanlarına da sahip olan Reimagine İstanbul etkinliği kapsamında yapılan toplantıda; Blockchain, Yapay Zekâ, Dijital İş Yeri ve iş sonuçlarına etki edebilecek bir çok dijital pazarlama çözümü hakkında bilgi aktarıldı.

HPE Türkiye Genel Müdürü Güngör Kaymak ve HPE Orta ve Doğu Avrupa, Orta Doğu & Afrika Genel Müdürü Johannes Koch’un ev sahipliğinde; HPE Aruba EMEA Başkan Yardımcısı Morten Illum, HPE Blockchain Üst Düzey Teknolojisti James Cohen ve HPE Avrupa, Ortadoğu ve Afrika HPC & ‘Yapay Zekâ’ Program Müdürü Xavier Delore’nin katılımıyla düzenlenen toplantıda bir dizi heyecan verici yeni gelişme ve çözüm üzerine konuşuldu.

HPE Reimagine İstanbul’da Blockchain ve DLT’in önemli anlatıldı

Her şeyin hesaplamalara dayalı olduğu günümüz dünyasında inovasyonun önemine dikkat çekilen toplantıda HPE Türkiye Genel Müdürü Güngör Kaymak; Hibrit BT, Akıllı Uç Noktalar ve Servisler üçlü yaklaşımıyla HPE olarak dijital dönüşümü nasıl hızlandırdıklarını ve şirketlerin mevcut ortamlarını nasıl optimize edebileceklerini aktardı.

Yapay zekâ alanında yakın zamanda yeni ürünlerini de tanıtan HPE, tüm iş birimlerinde yapay zekâ kullanımının yaygınlaştırılması, optimize edilmesi ve ölçeklendirilmesine yardımcı olacak çözümlerle müşterilerinin iş gücü verimliliği ve tüketici taleplerine yönelik doğru kararlar alma becerisini geliştiriyor.

HPE’nin yapay zekâ yaklaşımından bahseden HPE Avrupa, Ortadoğu ve Afrika HPC & ‘Yapay Zekâ’ Program Müdürü Xavier Delore, “Yapay zekâ, işgücü verimliliği ve tüketici talepleri konusunda işletmeler açısından büyük umutlar vadediyor olsa da günümüz itibariyle benimsenme oranı düşük seviyelerde.

HPE’nin yeni ürünleri müşterilere kendi ticari ve sektörel ihtiyaçlarıyla uyumlu yapay zekâ uygulamalarını keşfetme, geliştirme ve yaygınlaştırma imkanları sunuyor. Bugün itibariyle teknolojideki bir sonraki büyük dönüm noktasına ulaşmış bulunuyoruz – bu teknolojiler analog dünyadan gelen sınırsız miktarda veriyi önceden kaydedilmiş çok büyük miktarda veriyle bir araya getirerek etrafımızdaki dünyayı farklı bir düzeyde anlamamızı sağlıyor” diye konuştu.

İnternetten sonra dünyada yaşanan en büyük teknolojik gelişme olarak adlandırılan blockchain konusunda da birçok çözüm sunan HPE, müşterilerin blockchain’i hibrit bir yaklaşımın sağladığı esneklikle hızlı ve kolayca devreye sokmalarına imkân sağlıyor. Konuyla ilgili bilgi veren HPE Blockchain Üst Düzey Teknolojisti James Cohen, “HPE olarak müşterilerimizin yapay zekâ ve blockchain’i kendi işletmelerinde kullanmalarına yardımcı olmak için şirket olarak iyi bir konuma sahibiz. Özellikle düzenlemeye tabi sektörlerde faaliyet gösteren işletmeler, jenerik altyapıların ve kamuya açık bulut ortamlarının performans, güvenlik, ölçeklendirilebilirlik ve esneklik yönünden ihtiyaç duydukları blockchain gereksinimlerini karşılayamadığı gerçeğiyle yüz yüze geliyor. HPE’nin Mission Critical DLT çözümü şirketimizin blockchain iş yüklerine işletme düzeyinde kabiliyet kazandırma konusundaki genel yaklaşımının bir parçası konumunda… Bu çözüm, dünya üzerindeki her üç kredi kartı işleminden ikisinin işlenmesinden sorumlu HPE Integrity NonStop platformları üzerinde sunuluyor” dedi.

Toplantıda konuşan bir Hewlett Packard Enterprise şirketi olan HPE Aruba’nın EMEA Başkan Yardımcısı Morten Illum, kurumlar için HPE Aruba olarak sundukları “Dijital İşyeri” çözümlerini anlatırken, söz konusu kurumların akıllı uçları kullanarak nasıl daha etkili kullanıcı deneyimleri oluşturduklarından bahsetti. Illum; “Günümüzde CIO’ların ağ ve güvenlik ihtiyacı perspektifi ile karşılaştığı birçok problemin merkezinde ağ ve onun sürdürülebilirliğini korumak yatıyor.  Aynı zamanda bugünün iş hayatının bir gerekliliği olarak devamlı bir çalışma temposunun kesintisiz sağlanması son derece önem taşıyor. Hızlı bir tespit ile ağı etkileyen sorunların belirlenmesi, ağ bakımı, kullanıcı davranışı hakkında kapsamlı bir anlayış elde etme, tehditlerin erken tanımlanmasına destek ve buna ilişkin tüm analizler CIO’ların karşılaştığı en önemli zorlukları ve bunları gidermek için ihtiyaç duydukları ana unsurları oluşturuyor” dedi.

Son olarak, sınıfının en iyisi olan yeni tüketim programıyla müşterilerinin kârlı büyümelerine destek olan HPE’nin Gre

Her şeyin veri ürettiği bir dünyada; iş dünyasında yarının kazananlarının, yeni nesil teknolojileri mevcut iş süreçlerine en etkin biçimde uygulayabilenler olması bekleniyor. Şirketlerin uç-merkezli (egde-centric), bulut destekli ve verili odaklı olacağı bir geleceğe, HPE iş süreçlerine bu yeni modeli entegre ederek hazırlanıyor. Bu yeni model, şirketlerin buluta geçişini hızlandırırken, tüm veri, uç ve bulut platformlarının birbirine bağlanmasına yardımcı olarak doğru soruna doğru çözümle nokta atışı yapılmasını sağlıyor.

HPE tarafından 25 Eylül 2018, Salı günü düzenlenen ve bir dizi oturumun yanı sıra teknoloji deneyim alanlarına da sahip olan Reimagine İstanbul etkinliği kapsamında yapılan toplantıda; Blockchain, Yapay Zekâ, Dijital İş Yeri ve iş sonuçlarına etki edebilecek bir çok dijital pazarlama çözümü hakkında bilgi aktarıldı.

HPE Türkiye Genel Müdürü Güngör Kaymak ve HPE Orta ve Doğu Avrupa, Orta Doğu & Afrika Genel Müdürü Johannes Koch’un ev sahipliğinde; HPE Aruba EMEA Başkan Yardımcısı Morten Illum, HPE Blockchain Üst Düzey Teknolojisti James Cohen ve HPE Avrupa, Ortadoğu ve Afrika HPC & ‘Yapay Zekâ’ Program Müdürü Xavier Delore’nin katılımıyla düzenlenen toplantıda bir dizi heyecan verici yeni gelişme ve çözüm üzerine konuşuldu.

Her şeyin hesaplamalara dayalı olduğu günümüz dünyasında inovasyonun önemine dikkat çekilen toplantıda HPE Türkiye Genel Müdürü Güngör Kaymak; Hibrit BT, Akıllı Uç Noktalar ve Servisler üçlü yaklaşımıyla HPE olarak dijital dönüşümü nasıl hızlandırdıklarını ve şirketlerin mevcut ortamlarını nasıl optimize edebileceklerini aktardı.

Yapay zekâ alanında yakın zamanda yeni ürünlerini de tanıtan HPE, tüm iş birimlerinde yapay zekâ kullanımının yaygınlaştırılması, optimize edilmesi ve ölçeklendirilmesine yardımcı olacak çözümlerle müşterilerinin iş gücü verimliliği ve tüketici taleplerine yönelik doğru kararlar alma becerisini geliştiriyor. HPE’nin yapay zekâ yaklaşımından bahseden HPE Avrupa, Ortadoğu ve Afrika HPC & ‘Yapay Zekâ’ Program Müdürü Xavier Delore, “Yapay zekâ, işgücü verimliliği ve tüketici talepleri konusunda işletmeler açısından büyük umutlar vadediyor olsa da günümüz itibariyle benimsenme oranı düşük seviyelerde. HPE’nin yeni ürünleri müşterilere kendi ticari ve sektörel ihtiyaçlarıyla uyumlu yapay zekâ uygulamalarını keşfetme, geliştirme ve yaygınlaştırma imkanları sunuyor. Bugün itibariyle teknolojideki bir sonraki büyük dönüm noktasına ulaşmış bulunuyoruz – bu teknolojiler analog dünyadan gelen sınırsız miktarda veriyi önceden kaydedilmiş çok büyük miktarda veriyle bir araya getirerek etrafımızdaki dünyayı farklı bir düzeyde anlamamızı sağlıyor” diye konuştu.

İnternetten sonra dünyada yaşanan en büyük teknolojik gelişme olarak adlandırılan blockchain konusunda da birçok çözüm sunan HPE, müşterilerin blockchain’i hibrit bir yaklaşımın sağladığı esneklikle hızlı ve kolayca devreye sokmalarına imkân sağlıyor. Konuyla ilgili bilgi veren HPE Blockchain Üst Düzey Teknolojisti James Cohen, “HPE olarak müşterilerimizin yapay zekâ ve blockchain’i kendi işletmelerinde kullanmalarına yardımcı olmak için şirket olarak iyi bir konuma sahibiz. Özellikle düzenlemeye tabi sektörlerde faaliyet gösteren işletmeler, jenerik altyapıların ve kamuya açık bulut ortamlarının performans, güvenlik, ölçeklendirilebilirlik ve esneklik yönünden ihtiyaç duydukları blockchain gereksinimlerini karşılayamadığı gerçeğiyle yüz yüze geliyor. HPE’nin Mission Critical DLT çözümü şirketimizin blockchain iş yüklerine işletme düzeyinde kabiliyet kazandırma konusundaki genel yaklaşımının bir parçası konumunda… Bu çözüm, dünya üzerindeki her üç kredi kartı işleminden ikisinin işlenmesinden sorumlu HPE Integrity NonStop platformları üzerinde sunuluyor” dedi.

Toplantıda konuşan bir Hewlett Packard Enterprise şirketi olan HPE Aruba’nın EMEA Başkan Yardımcısı Morten Illum, kurumlar için HPE Aruba olarak sundukları “Dijital İşyeri” çözümlerini anlatırken, söz konusu kurumların akıllı uçları kullanarak nasıl daha etkili kullanıcı deneyimleri oluşturduklarından bahsetti. Illum; “Günümüzde CIO’ların ağ ve güvenlik ihtiyacı perspektifi ile karşılaştığı birçok problemin merkezinde ağ ve onun sürdürülebilirliğini korumak yatıyor.  Aynı zamanda bugünün iş hayatının bir gerekliliği olarak devamlı bir çalışma temposunun kesintisiz sağlanması son derece önem taşıyor. Hızlı bir tespit ile ağı etkileyen sorunların belirlenmesi, ağ bakımı, kullanıcı davranışı hakkında kapsamlı bir anlayış elde etme, tehditlerin erken tanımlanmasına destek ve buna ilişkin tüm analizler CIO’ların karşılaştığı en önemli zorlukları ve bunları gidermek için ihtiyaç duydukları ana unsurları oluşturuyor” dedi.

Son olarak, sınıfının en iyisi olan yeni tüketim programıyla müşterilerinin kârlı büyümelerine destek olan HPE’nin GreenLake Flex Capacity çözümü ile ilgili bilgi paylaşılan toplantıda, HPE’nin öncelikli odağının ortaklarına en iyi inovasyonları sunmak ve piyasadaki dalgalanmalardan faydalanmalarını ve kârlı büyümelerini sağlamak olduğunun altı çizildi.

enLake Flex Capacity çözümü ile ilgili bilgi paylaşılan toplantıda, HPE’nin öncelikli odağının ortaklarına en iyi inovasyonları sunmak ve piyasadaki dalgalanmalardan faydalanmalarını ve kârlı büyümelerini sağlamak olduğunun altı çizildi.

2017’de siber saldırıların yüzde 87’si engellendi

0

Accenture’ın hazırladığı  “2018 Siber Dayanıklılık Raporu” bugün düzenlenen basın toplantısı ile açıklandı. Accenture Security Türkiye Yönetici Ortağı Uğur Karakaya, 2017’de hedefli siber saldırıların yüzde 87’sinin önlendiğini açıkladı.

15 ülkede 19’u aşkın sektörde,  yıllık 1 milyar dolar ve üstü gelir elde eden şirketlerin 4,600 karar verici siber güvenlik sorumlusu ile görüşen Accenture’ın hazırladığı “2018 Siber Dayanıklılık Raporu” na göre özel kurumlar yılda en az 30 adet siber güvenlik tehdidine maruz kalıyor ama bu siber saldırıların yüzde 87‘sini de önleyebiliyor.  

Accenture 2017 Siber Güvenlik Raporunu açıkladı

Accenture’nin bugün Koleftif House’de düzenlediği basın toplantısında açıklanan rapora göre, kurumlar siber saldırıların yıkıcı etkilerine karşı gün geçtikçe daha dayanıklı duruma geliyor. Accenture Security Türkiye Yönetici Ortağı Uğur Karakaya, “Geçtiğimiz dönemde güvenlik alanında yapılan yatırımların da karşılıklarının alınmaya başladığı görülüyor. Hedefli siber saldırı sayısının geçen seneye göre iki katına çıkmasına rağmen, kurumlar siber dayanıklılıklarını güçlendirmekte ve yoğun baskı altında daha iyi performans göstermekteler.

Bununla birlikte yapılması gereken daha çok iş var. Siber dayanıklılığın faydalarından tam anlamıyla yararlanabilmek için, yatırım kapasitesini de kullanarak kazanılan bu ivmenin üzerine bir şeyler ekleme  zamanı geldi. 

Accenture’ın araştırması, kurum liderlerinin siber saldırılara karşı sadece açıklarını kapatmalarına değil aynı zamanda önümüzdeki 2-3 yıl içerisinde kurumlarını dönüşüme sokup, güvenlik konusunu kurumun kültürüne işlemelerine de yardımcı olabilecek beş adımı ortaya koymaktadır ” dedi.