Ödeal 10 Bin Üye İşyeri Barajını Aştı

Türkiye’nin ilk mobil tahsilat uygulaması Ödeal, sabit maliyet, ciro hedefleri, aylık kota gibi zahmet ve maliyetlere katlanmak istemeyen küçük işletmeler ve serbest girişimciler tarafından kısa sürede güvenilip sevilerek; 10 bin üye iş yerini aştı. Ücretsiz olarak indirilen uygulaması ile cep telefonlarına mobil POS özelliği kazandırarak banka kartı ve kredi kartı ile ödeme alabilmeyi sağlayan Ödeal, kısa sürede 81 il ve 63 farklı sektörde kullanılmaya başlandı. Hiçbir sabit ücret olmadan kullanılan Ödeal, özellikle küçük iş yerlerine ve kendi hesabına çalışanlara, tüm kredi kartlarına taksit yapabilme ve senet ile uğraşmadan vadeli satış yapabilme gibi kolaylıkları ve güveniyle dikkat çekiyor.

Ödeal küçük işletmeler tarafından çok sevildi

Kısa sürede büyük gelişme sağlayan Ödeal, Haziran 2015’e kıyasla, son bir yılda günlük işlem adedini 10, cirosunu ise 21 kat artırdı. 10 bin üyeyi aşma başarısında, herhangi bir yatırım gerektirmemesinin, kolay kullanımının ve güvenli alışveriş standartlarını desteklemesinin büyük rolü bulunuyor. odeal-1472626872_fevzi_gungor Konuyla ilgili bir açıklama yapan Ödeal Kurucu Ortağı Fevzi Güngör, orta vadede, finansal teknolojiler alanında bölgesel bir şirket olma amacı taşıdıklarını belirterek, şunları söyledi: “Hali hazırda, işlem sayımızda en çok artış gösteren bölgeler, 12,3 kat artışla Güneydoğu Anadolu; 10,9 kat artışla Karadeniz; 9,7 kat artışla Doğu Anadolu oldu. İç Anadolu’da 8,5; Ege’de 8,2; Akdeniz’de 5,3; Marmara’da ise 4,1 kat artış elde ettik. İşlem adedinde en çok artış gösteren il ise, 27 katla Manisa ve Kayseri oldu. En çok işlem yapılan iller ise, Akdeniz’de Antalya, Doğu Anadolu’da Bitlis, Ege’de İzmir, Güneydoğu Anadolu’da Gaziantep, İç Anadolu’da Ankara, Karadeniz’de Trabzon ve Marmara’da İstanbul’dur.” Türkiye’nin ilk mobil tahsilat uygulaması olan ve her geçen gün kullanıcı profilini genişleten Ödeal, son verilere göre, en çok bilişim, tekstil-giyim ve pazarlama sektörleri tarafından tercih ediliyor. Kullanıcıların yüzde 80’i 26-45 yaş aralığında olan Ödeal’a, iş geliştirme ve müşteriye farklı ödeme seçenekleri sunmak isteyen genç iş sahiplerinin ilgisi büyük. Son bir yılda gerçekleşen işlemlerini inceleyen Ödeal, ilginç sonuçlara da ulaştı. Simitten, mücevhere, çok farklı ürün ve fiyat gamında yapılan alışverişlerde tercih edilen Ödeal ile; tek seferde 1 TL’lik işlem de yapılıyor, 20 bin TL üzeri işlem de… Yine son verilere göre, kartla en çok işlem yapılan gün Salı ve en çok işlem yapılan saat aralığı ise, öğleden sonra 14:00-16:00 arası.

Sapphire Ventures 1 Milyar Dolar Yatırım Yapmak İçin Bekliyor

0
Tamamen Alman yazılım devi SAP tarafından California Palo Alto’da kurulan Sapphire Ventures, 700 milyon dolarlık büyüme fonlaması ve 300 milyon dolarlık erken etap teknoloji fonlaması için kullanmak üzere toplam 1 milyar dolar yatırım yapmak için bekliyor. Sapphire Ventures’ın garantilediği 1 milyar dolarlık sermaye, şirketi 2016 yılında 1 milyar doların üzerinde yatırım kapasitesi olan üst seviye yatırım ve girişim şirketleri arasına soktu. Bu şirketlere örnek olarak Founders Fund, Lightspeed Ventures Partners, Accel Partners, Andreessen Horowitz ve Norwest Venture Partners’ı verebiliriz. Sapphire Ventures’ın yalnızca bir tek sınırlı sorumlu ortağı olması konusunda biraz Norwest Venture Partners’a benzediğini söyleyebiliriz. Sapphire Ventures’ın sınırlı sorumlu ortağının SAP olduğu gibi, Norwest Venture Partners’ın sorumlu sınırlı ortağı da Wells Fargo. SAP ile olan bağlarından sonuna kadar yararlanan Sapphire Ventures, geleneksel bir girişim şirketi olarak çalışıyor. Bu demek oluyor ki, yatırımlarını günün birinde SAP’ye yarar sağlayacak şirketlere yapmıyor ya da en azından yatırım yaparken seçilen şirket profillerine bu gözle bakılmıyor. 1996’dan beri iş hayatında olan ve 2011 yılında SAP’den bağımsızlığını kazanan Sapphire Ventures, bağımsız olduğundan beri halka arz edilen 14 şirketi fonladı; örneğin Box, Square ve Apigee gibi. Ayrıca satın alımı yapılan 33 şirket de, bunlara LinkedIn de dahil, Sapphire Ventures fonlamasından yararlandı. Sapphire Ventures genellikle yatırım yapacağı startuplara 10 milyon ile 25 milyon dolar arasında çekler yazyor ve en azından 5 milyon dolar cirosu olan startuplar ile ilgileniyor. İlgilendiği sektörlerin başında güvenlik, altyapı yazılımları, kurumsal donanım şirketleri, dikey yönelikmi IT, kurumsal yazılım, e-ticaret, tüketiciye yönelik internet yazılımları ve tüketici elektroniği bulunuyor. Sapphire Ventures ikinci fonlamasını 2013 yılında 651 milyon dolar ile kapattı. Kurulum fonlaması 2011 yılında 353 milyon dolardı. Bu katlanarak gelişen sermaye artışı Sapphire Ventures’ı son dönemlerdeki bazı benzer girişim şirketleri ile aynı kulvara sokuyor. Örneğin sherpa Capital 154 milyon kurulum sermayesi ile başlayıp, yakın zaman önce 470 milyon dolar ile fonlama turunu kapatmıştı. Forerunner Ventures ise 2012 yılında 40 milyon dolar ile kurulup yine yakın zaman önce 122 milyon dolar ile fonlama turunun kapanışını yaptı.

iyisahne.com’un Değerlemesi 5 milyon TL’ye Yükseldi

0
Türkiye’nin ilk melek yatırım organizasyonlarından Galata İş Melekleri’nin liderliğinde EGİAD Melekleri’nin de katılımıyla iyisahne.com için yapılan ikinci tur yatırımının sonucunda girişim 5 milyon TL’lik değerlemeye ulaştı. Melih Ödemiş, Kurtuluş Eker gibi GBA üyelerinin başını çektiği yatırıma, EGİAD Melekleri’nden Ali Barçın, Mustafa Aslan, Yaşar Baran Kayhan ve Williamsburg Capital LLC’ın yanı sıra Ersin Gençtürk de katıldı. Sanatçılara erişebilirlik sorununu ortadan kaldıran, topluluk temelli pazaryeri iyisahne.com; düğün, kurumsal etkinlik, karşılama gibi organizasyonlar için yüzlerce müzisyen ve binlerce sanatçıya ulaşmanın en kolay yolu olarak kısa bir sürede büyük bir ilgi gördü. Kapalı davetiye sistemi içerisinde 400’e yakın profilde kayıtlı yaklaşık 2 bin sanatçıyı bünyesine katan site, kurulduğu günden bugüne geçen 15 aylık sürede binlerce teklifi sanatçılara iletmeyi başararak yatırımcıların radarına girdi.

“Hedefimiz; sanat ve performans denilince akla gelen ilk marka olmak”

Aldıkları yatırım ile ilgili açıklamada bulunan iyisahne.com CEO’su Sinan Zabunoğlu, “Biz de varız dediğimiz günden bu yana kültür, sanat ve eğlence ekonomisinde devrim niteliğinde bir girişim olduğumuzu iddia etmiş ve söz konusu ekonominin iş yapış şeklini ve iş akışını kökten değiştirmek için yola çıktığımızı söylemiştik. Ne mutlu ki bu iddiamızı bizimle paylaşan hayal ortaklarımız sayesinde, yatırımcılarımızı da aramıza katarak yolumuza devam ediyoruz. Her zaman söylediğimiz gibi sanat ve performans denilince akla gelen ilk marka olmak istiyoruz. Yemeksepeti’nin restoranlar için yaptığını sanatçılar için yapan Türkiye’nin ilk pazar yeri olarak Yemeksepeti’nin kurucusu Melih Ödemiş’in liderliğinde yatırım almış olmayı büyük bir şans olarak görüyoruz. ” dedi. iyisahne.com CTO’su Deniz Tav ise tüketici açısında berrak olmayan bir pazarı şeffaflaştırarak, kültür-sanat ve eğlence ekonomisini demokratize etmek ve alışkanlıkları değiştirmeyi hedefliyoruz. Sanatçıları görünür, bilinir ve erişilebilir kılarak aracı/çantacı denilen kitleyi tabiri caizse oyun dışına itmeyi planlıyoruz’ dedi. Kurucu ortaklar Zabunoğlu ve Tav aldıkları yeni yatırım ile platformun kapsama alanını ve kategorilerini genişleterek hızlı bir büyüme içerisinde girmeyi, örgütlenme ve pazarlama bütçesini artırmayı ve ekiplerini güçlendirmeyi planladıklarını da ifade ettiler. Yatırım sürecinin liderliğini üstlenen Melih Ödemiş ise yaptıkları yatırım ile ilgili şunları söyledi: “Kültür, sanat ve eğlence ekonomisinde devrim niteliğinde bir girişim olan iyisahne.com, sanat performans profesyonellerinin kendilerini vitrine çıkartabildikleri, etkinlik planlayan birey ya da kurumlar tarafından keşfedilip, tek tuşla iletişim kurabildikleri, yeteneklerini geniş kitlelere ulaştırabildikleri bir girişim olarak şu ana kadar büyük bir başarı sergiledi. Kurulduğu günden bu yana kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen platformun ortaya koymuş olduğu bu üstün başarı nedeniyle yatırım yapma kararı aldık. Girişimin bu sinerji ile faaliyetlerine devam edeceğine ve çok daha büyük işlere imza atacağına kesinlikle inanıyoruz.” Şu an için sadece müzisyen, müzik grubu, orkestra, trio, quartet ve DJ gibi kategoriler üzerinden hizmet vererek Türkiye’nin en büyük sanatçı topluluğunu yaratan platform, önümüzdeki 1 yıllık süreç içerisinde hizmet sağlayıcı sayını, Türkiye’nin kültür başkentleri olarak bilinen 7 farklı ilde, bin sahne profiline kayıtlı 5 bin sanatçıya çıkarmayı hedefliyor. iyisahne.com stratejik ortaklık çerçevesinde değerlendirilebilecek ilk tur yatırımını ise daha önce Devlet Opera ve Balesi, Borusan Filarmoni Orkestrası ve Devlet Konservatuarı gibi Türkiye’nin yüz akı sanat kurumlarına üye dört sanatçıdan almıştı.

Akbank, The Banker’ın Yılın Teknoloji Projesi Ödülünü Kazandı

0
The Banker’ın API kategorisinde “Yılın Teknoloji Projesi Ödülü”nü, dijital uygulama servisleri geliştirme altyapısını online olarak dünyanın her yerinden programcılara açan Akbank kazandı. Akbank, bu yıl The Banker tarafından teknoloji alanında ödüllendirilen tek Türk bankası oldu. Dünyanın her yerinde finans alanında uygulama geliştirmek isteyen kişi ve kuruluşlar, Akbank’ın İngilizce olarak hazırlayıp kullanıma açtığı ve The Banker’ın “Yılın Teknoloji Projesi Ödülü” sahibi API Portal sitesinden, API’lere erişip çalışmalarını yürütebiliyorlar. Bu sayede finans alanında fikri ya da projesi olan tüm girişimcilerin Akbank’ın API altyapısını kullanarak geliştirecekleri yeni uygulamalar, müşterilerin hizmetine sunulabilecek.
Turgut Güney, Akbank
Turgut Güney, Akbank
Türkiye’de dijital uygulama servislerini online olarak dünyanın her yerinden uygulama programcılarına açan ilk banka olduklarınadikkat çeken Akbank Teknoloji ve Operasyon’dan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Turgut Güney, “Teknolojiye yılda ortalama 100 milyon dolar yatırım yapıyor ve aynı zamanda bankacılık ürün ve hizmetlerini teknolojik gelişmelere en kısa sürede uyarlayabilmek için en iyi ekip ile çalışıyoruz.” dedi. Portalın Nisan ayında devreye alınmasına karşın kısa süre içinde 300’den fazla geliştiricinin kayıt olduğunu ve birçok olumlu geri dönüş ve yaratıcı öneri aldıklarını vurgulayan Güney, “Finans alanında fikri ya da projesi olan tüm girişimciler, Akbank’ın API altyapısını kullanarak yeni uygulamalar geliştirebilecek. Bir çok programcı ve girişimciye API izinleri vererek, uzman ekibimizi genişletmiş olduk. Örneğin, bir geliştiricimiz, Akbank’ın ‘ATM Bul’ hizmetini chatbot (yapay zeka destekli iletişim uygulamaları) uygulamalarında kullanmayı önerdi. Bu tür yaratıcı önerilerle müşterilerimize verdiğimiz hizmeti geliştirmeye devam edeceğiz. ” diye ekledi.

Adblock Dijital Reklam Teknolojileri Sektörüne Giriyor

0
Kısa zaman önce reklam engelleme yazılımlarının dijital reklam sektöründe yarattığı sorunlardan bahsetmiştik. Özet olarak, Adblock büyük verisi ile de ölçümlendiği gibi, kaliteli içerik ve kaliteli reklam birleştiğinde kullanıcılar reklam engellemekten vazgeçiyor. Dolayısı ile dijital reklam sektörünün içinde bulunduğu açmaz, yine Adblock tarafından çözümlenebilir diyebiliriz. Tam da bu tartışmalar devam ederken, Adblock’un üst şirketi Eyeo’dan şaşırtıcı bir hamle geldi. Alman şirket, reklam teknolojileri pazarına giriyor. Eyeo, ortaya çıkarttığı arz-yanlı platformu ile yayıncıların “Kabul Edilebilir Reklam” kriterlerine uygun olan reklamlarının Adblock Plus reklam engelleyici yazılımı ile engellenmemesini sağlayacak. Ancak kullanıcılar yazılımda daha katı reklam engelleme ayarları seçerlerse reklamlar yine görünmeyecek. Eyeo, bu platformu hayata geçirmek için genellikler gözlerden uzak bir seyir izleyen İngiltereli teknoloji startupı ComboTag ile iş birliğine gitti. “Kabul Edilebilir Reklamlar Platformu” bu sonbahar içerisinde yayıncıların kullanımına sunulacak. Platformda önceden onaylanmış reklamlar bulunacak ve bir pazar yeri gibi davranacak. Yayıncılar sürükle-bırak ile reklamları sitelerinin uygun gördükleri yerlerine koyabilecekler. Ancak reklamların nasıl yerleştirilmesi gerektiği de bir takım kriterlere bağlı olacak. Her reklam sitenin istenilen her yerine yerleştirilemeyecek ancak Eyeo yayıncılara seçenek sunulacağını söylüyor. “Kabul Edilebilir Reklamlar Platformu” kullanmak isteyen yayıncılar, bunu sayfalarına gerekli tag’i yerleştirerek yapacaklar. Platform yanı zamanda bir nevi reklam borsası gibi de çalışacak. Talep-yanlı platformlar sisteme bağlanıp, reklamcıların beyaz listeye alınmış alanları satın alarak yayıncının sitesine katkı sağlamaları da düşünülüyor. Alman şirket tarafından yayınlanan basın bülteninde eyeo ve Adblock CEO’su Till Faida, “Online tüketiciler iki ekosisteme bölünmüş durumdalar: rahatsızlık verici reklamları engelleyenler ve engellemeyenler. Biz yayıncılara “Kabul Edilebilir Reklamlar Platformu” ile, ikinci gruba yönelik iletişimlerinde hiç bir değişiklik yapmadan ilk gruba da erişebilmelerini sağlayacağız. Uzun yıllardır reklam teknolojileri endüstrisinin benzer bir adım atmasını bekliyorduk ama artık burnumuza kadar geldi ve beklemekten sıkılıp ipleri elimize aldık” diyor. Reklam teknolojileri endüstrisinin “Kabul Edilebilir Reklamlar Platformu” konusunda sinik bir yaklaşım sergileyeceği düşünülüyor. Adblock, Google, amazon, Criteo ve Taboola gibi dev şirketlerden, reklamlarının beyaz listeye alınması ve kullanıcılara gösterilmesi karşılığında para alıyor. Büyük yayın ve reklam şirketleri de, reklam gelirlerinde neredeyse otomatik olarak yüzde 30 artış görüyor. Bu ödemeyi yapan şirketlerin ise yalnzıca yüzde 10’u şimdilik “Kabul Edilebilir Reklamlar Platformu” içerisinde yer alıyor. Reklam sektörünün yöneticileri ise bu yöntemi şantajdan haraç kesmeye kadar farklı adlar ile isimlendiriyor ve açıkça mafya usulü reklam ağı demekten çekinmiyorlar. Adblock’un yöntemlerine katılsalar da katılmasalar da ortada olan bir gerçek var ki, o da reklam engelleme yazılımı kullanımının her yıl neredeyse ikiye katlanıyor olduğu. Bu durum, reklamlarla fonlanan online medya iş modeline doğrudan bir tehdit. Hem de en büyük tehdit.

HotelsPro Yeni Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan

0
Türkiye’nin yanı sıra global pazarda turizm endüstrinin güçlü oyuncularından biri olan HotelsPro, müşterilerinin en özel talepleri için, 190’dan fazla ülkede, 15.000’den fazla destinasyon ve 300.000’e yakın otel ile cazip seçenekler sunuyor. Dünya çapındaki otel envanterini sürekli genişletmeyi hedefleyen HotelsPro’nun 40’tan fazla ülkede yerel ofisi bulunuyor. Dünyanın önde gelen seyahat ve konaklama ürünü tedarikçilerinden MetGlobal şirketler grubunun, seyahat sektörü profesyonellerine teknoloji ve rezervasyon çözümleri sunan markası HotelsPro’da Genel Müdürlük görevine Nevgül Bilsel Safkan getirildi. 25 yıla yakın iş deneyiminin büyük bölümünde sektörlerinin lider şirketlerinde üst düzey yönetici olarak görev alan Safkan, HotelsPro’nun Londra, Shanghai, Orlando, Dubai ve İstanbul ofislerinin işleyişinden sorumlu olacak. Nevgül Bilsel Safkan’ın e-ticaret, işletme stratejisi, perakende, finansal analiz ve raporlama, finansal yönetim, denetim ve iş geliştirme gibi alanlarda uzmanlığı bulunuyor. 1472543127_nevgul_bilsel_safkan_1 1989’da Avusturya Lisesi’nden mezun olan Safkan, 1993’te İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İngilizce İşletme Bölümü’nü ve 2003’te Boğaziçi Üniversitesi Executive MBA Programı’nı tamamladı. Aynı yıl Arthur Andersen’de denetim bölümünde kariyerine başlayan Safkan, Superonline, Paxar Türkiye ve Sabancı Holding gibi Türkiye’nin önde gelen şirketlerinde yönetici olarak pek çok görev üstlendi. Son olarak Kliksa İç ve Dış Tic. A.Ş.’de Genel Müdür olarak görev yapan Safkan, 2016 yılının 3. çeyreğinde MetGlobal Şirketler Grubu Ailesi’ne katıldı. Nevgül Bilsel Safkan’ın bünyelerine katılmasıyla ilgili açıklamada bulunan Metglobal CEO’su Metin Altun: “Türkiye’nin güçlü markalarında yöneticilik yaparak önemli başarılara imza atan Nevgül Bilsel Safkan’ın Metglobal ailesine katılmasından mutluluk duyduk. Hali hazırda dünyanın sayılı seyahat toptancılarından biri olan HotelsPro’nun hedeflerine, Nevgül Hanım’ın katkılarıyla daha da hızlı ulaşacağını umuyoruz. Metglobal ve HotelsPro ailesi olarak Nevgül Hanım’a aramıza hoş geldiniz diyoruz.” dedi.

Bayer Ödülleri ile Dijital Sağlık Girişimcilerine Destek

0
Bayer şirketinin dijital sağlık ve ilaç sektöründeki yeni fikirleri desteklemek için 2014 yılından bu yana düzenlediği “Grants4Apps” programının bu yılki kazananları belli oldu. Bayer’in inovasyon yaklaşımının bir parçası olarak düzenlenen programa dijital sağlık alanında çalışma yapan girişimcilerden başvurular alındı. Türkiye’den de başvuruların yer aldığı toplamda 408 girişimcinin katıldığı programın kazananları geçtiğimiz günlerde açıklandı. Bu yılın kazanan girişimcileri Gana, Güney Kore, Macaristan ve Almanya’dan. Dijital sağlık alanında fayda sağlama amacı ile Ganalı Qasis websoft tarafından tasarlanan ve finale adını yazdıran Bisa projesi, az gelişmiş ülkelerde sağlık hizmetine erişemeyen hastaların mobil uygulama üzerinden sağlık danışmanlığı almasını sağlıyor. Macaristan kökenli Turbine şirketinin projesinde ise kanserli hücrelerin moleküler tedaviye verebileceği tepkimelerin simülasyonu çıkarılarak olası durumlara karşı öngörülerde bulunuluyor. Diğer kazanan grişimcilerden Vital Smith şirketinin yürüttüğü proje, yumurtlama dönemlerinin takip edilmesi özelliğini taşırken Xbird projesi’nde de akıllı telefon ve giyilebilir teknoloji yardımıyla kullanıcılar tarafından oluşturulan datalardan yararlanılarak hipoglisemi analizleri yapılıyor ve ciddi sağlık sorunlarının önüne geçmek amaçlanıyor. Bayer standartları gözetilerek belirlenen Grants4Apps programının kazananları, Bayer Berlin Genel Merkezi’nde kendilerine ayrılacak ofislerde, konusunda uzman mentorlarla çalışacak ve 50.000 Avro’luk bir destekle projesini sürdürecek. Dijital sağlık alanındaki gelişmeleri takip eden ve bu alandaki girişimcilere destek veren Bayer, Grants4Apps Accelerator Programı ile sağlık alanındaki dijital yenilikleri hızlandırmayı ve teşvik etmeyi amaçlıyor.

Her Parası Olan Fintech Startup’ı Alır mı?

0
Fintech sektöründe bulunan startupların içinde bulundukları açmazdan daha önceki yazılarımızda bahsetmiştik. Özetlemek gerekirse fintech startupları, aşırı değerleme yüzünden kendilerini satın alacak talip bulamıyorlar. Taliplerin ortaya çıkmaması startuplara karşı duyulan güveni zedelediği için borsaya da açılamıyorlar. Karlılık yakalayamayan, ancak kağıt üzerindeki değerlemeleri milyar dolarları aşan startupların sonu ne olacak? Serbest ekonomik sistemlerde son diye bir şey yoktur, değişim vardır. Finans teknolojileri alanında startuplarda görülen bu aşırı değerleme oranları, piyasanın dayattığı arz ve talep dinamikleri çerçevesinde optimum noktaya geri dönecektir. Ancak bu olmadan önce, çok paralı bazı şirketler hazır ortada talip yokken startupları bir bir kapmak isteyebilirler. Bu şirketler ise finans sektöründe değil, teknoloji sektöründeler. AT Kearney Ltd.’nin partner danışmanlarından Uday Singh, “Bir süreden beri pazara bir teknoloji firmasının girmesini zaten bekliyoruz ve günümüzde bu çok olasılık dahilinde” diyor. “Ancak teknoloji firmalarının karşısında duran en büyük engel, finans sektörünün birçok regülasyona bağlı olması ve teknoloji sektörünün bu tür regülasyonlar ile başa çıkabilecek deneyime sahip olmaması” diye ekliyor. Yakın zamanda teknoloji firmalarının finans ve fintech gurularından bir kısmını işe almaya başladıklarını duyarsanız şaşırmayın. Bilirkişi arıyorlar. Örneğin Apple ve Amazon gibi şirketlerin dünyadaki birçok devlete borç verebilecek kadar çok hazır nakitleri bulunuyor. Satılmayı bekleyen milyar dolarlık startuplar ve hazırda bekleyen milyar dolarlar, mıknatısın zıt kutupları gibi eninde sonunda birbirini çekecektir. Bu durum, daha az değerleme rakamları ile satılmak gibi can sıkıcı durumu ortadan kaldırabilir. Son zamanlarda zaten bu olmaya başladı. Örneğin Gilt Holdings Inc., daha önce 1 milyar dolar değerlemesi olan bir fintech unicorn startupıyken, Hudson’s Bay tarafından ancak 250 milyon dolara satın alındı. Borsada yer alıp halka arz edilmek ise eskisi gibi cazip değil. Son zamanlarda borsada yer alan üç büyük oyuncudan yalnızca birinin hisse senetleri açılış değerinin üzerinde işlem görüyor. LendingClub ve On Deck Capital Inc, açılış değerlerinin ciddi altında fiyatlar ile işlem görüyorlar. Üçte biri kadar fiyatlarla. Hisse senetleri açılış fiyatından daha yüksekte seyreden şirket ise Square Inc. Ancak onun da hisse senedi fiyatları son aylarda aşırı dalgalanmalı gidiyor ve bu eğilim durulduğunda kimse hisse fiyatlarının ne olacağından emin değil.

TAV Mobile ile Uçuş Bilgileri Artık Sosyal Medyada

0
TAV Bilişim Hizmetleri tarafından geliştirilen TAV Mobile uygulaması seyahat planlamasını kolaylaştırırken havalimanındaki hizmetler ve sunulan fırsatları gerçek zamanlı olarak yolculara iletiyor. Bugüne kadar 500 binden fazla kez indirilen uygulama iOS, Android ve Blackberry platformunda çalışıyor. Yeni sürümüyle kullanıcılarından tam not alan uygulama, eklenen sosyal medya desteğiyle uçuş bilgilerini Facebook ve Twitter üzerinden de anlık olarak yolculara sunuyor. TAV Bilişim Hizmetleri Genel Müdürü Binnur Güleryüz Onaran, “Yolcu memnuniyetini tüm operasyonlarının odağına koyan TAV Bilişim Hizmetleri en yeni teknolojiler ve trendleri takip ederek ürün ve hizmetlerini geliştirmeye devam ediyor. Havalimanlarındaki hizmetlerle ve fırsatlarla ilgili tüm bilgileri akıllı cihazlara taşıyan TAV Mobile uygulamamızın son sürümüne sosyal medya desteğini eklemekten mutluluk duyuyoruz. Yolcularımıza anlık bildirimler ve gerçek zamanlı bilgilerle hızlı, konforlu ve stressiz bir seyahat deneyimi sunuyoruz. Aldığımız geribildirimlerle sürekli geliştirdiğimiz uygulamamız TAV Mobile’ın gördüğü yoğun ilgiden memnuniyet duyuyoruz” dedi. Kullanıcılar herhangi bir uygulamayı indirmeye gerek kalmadan, Facebook veya Twitter üzerinden uçuş numarası ve şehir bilgisini paylaşarak uçuşlarının hangi aşamada olduğu saniyeler içerisinde görebiliyor. Facebook’ta “TAV Mobile Flights” sayfasında mesajlaşma alanına tıklandığında hoşgeldiniz mesajı ile karşılanan yolcu, uçuş sorgusunu nasıl gönderebileceği ile ilgili kısa bir yönlendirme görüyor. Twitter uygulamasında ise #tavmobile etiketi kullanılarak atılan tweetler birkaç dakika içinde ilgili uçuş hakkında bilgileri kullanıcı ile paylaşıyor. TAV Mobile uygulaması Türkiye’de İstanbul Atatürk, Ankara Esenboğa, İzmir Adnan Menderes, Milas-Bodrum, Gazipaşa-Alanya havalimanlarında ve yurt dışında Tunus’taki Enfidha-Hammamet ve Monastır, Gürcistan’daki Tiflis ve Batum, Makedonya’daki Üsküp ve Ohrid havalimanları ile Suudi Arabistan Medine havalimanı hakkında bilgi veriyor.

Acronis True Image 2017 Yeni Özellikleriyle Pazara Sunuldu

0
Hibrid bulut veri koruma pazarının önde gelen çözüm sağlayıcısı Acronis, dünyanın en hızlı kişisel veri yedekleme çözümü Acronis True Image’in yeni sürümü 2017 yi pazara sunduğunu duyurdu. Pazardaki en kapsamlı kişisel veri koruma çözümü olan Acronis True Image 2017 ile birlikte; Acronis’in full-imaj lokal ve bulut yedekleme özelliğinin yanı sıra mobil cihazların lokal Windows bilgisayarlara ya da Acronis Bulutuna kablosuz yedeklenmesi, limitsiz sayıda mobil cihaz desteği ve Facebook hesaplarındaki verilerin eksiksiz biçimde yedeklenmesi gibi pek çok yeni özellik geliyor. “Mobil cihazlarda ve sosyal medya hesaplarında yer alan kişisel veriler hızla artıyor” diyen Acronis Kurucusu ve CEO’su Serguei Beloussov, Acronis True Image 2017 ile kullanıcılara, endüstrinin en hızlı ve kolay veri yedekleme çözümünü sunduklarını belirterek, verilerin nerede bulunduğundan bağımsız, eksiksiz biçimde korunduğunu söyledi.

Bugüne kadarki Acronis True Image sürümlerinin en hızlısı

Acronis True Image teknolojisi ile kullanıcılara, kişisel kullanım için pazarda yer alan çözüm arasındaki en hızlı olan imaj yedekleme ve kurtarma çözümü sunuluyor: • Yedekleme ve kurtarma için harici USB 3.0 depolama ünitesi kullanan diğer rakip ürünlere kıyasla Windows bilgisayarlarda 3-6 kat, • Apple bilgisayarlardaki Apple Time Machine’e kıyasla yüzde 30, • En popüler senaryolarda Acronis True Image’in önceki sürümlerine kıyasla yüzde 60 daha hızlı. Acronis True Image 2017, 50 den fazla yeni özellikle sunuluyor. Aşağıda en önemlilerini listeledik: • Limitsiz sayıda iPhone, iPad ve Android cihazı, lokal Wi-Fi’ın tüm hızını kullanarak bilgisayarınıza yedekleyebilir, gerektiğinde ister sadece bir fotoğraf ya da 1 kontak bilgisini ister tüm içeriği aynı ya da bir başka cihaza kurtarabilirsiniz • Tüm bilgisayarlarınızı korumanın yanı sıra, uzaktaki aile üyelerinin bilgisayarlarının korunmasına da yardımcı olabilirsiniz. Çevrimiçi çalışan ve dokunmatik kullanıcı arayüzüne sahip gösterge panelinden, herhangi bir bilgisayar ya da mobil cihazın veri koruma durumunu gerçek zamanlı olarak görebilirsiniz. • Facebook hesabınızın tüm içeriğini, fotoğraflar, videolar, kontaklar, yorumlar ve beğenenleri otomatik olarak yedekleyebilirsiniz. Böylelikle; yanlışlıkla yapılan silme işlemlerine, hacker saldırılarına, uygulama çökmelerine ve sosyal ağ üzerinde oluşan hatalara karşı verilerinizi koruyarak, anılarınızn yok olmasını engelleyebilirsiniz. • Büyük hacimli ya da nadiren kullanılan dosyaları Windows ya da Apple bilgisayarınızdan NAS cihazı, ağ paylaşımı ya da Acronis Bulutu gibi harici depolama ünitelerine taşıyarak diskte yer açabilirsiniz. File Expolerer, Finder ya da Web tarayıcı kullanarak da arşivlere erişebilisiniz. • Lokal ağa bağlı bulunan NAS cihazlarını otomatik olarak bulur, yedekleme ortamı olarak gerekli tanımlamaları yapar, eğer geçici olarak devre dışı kalmışsa bağlantısını otomatik olarak kurar. Acronis True Image 2017 ile birlikte aralarında lokal ve bulut üzerinde yer alan yedekler arasında arama, arşivler için şifreleme, yedekler için yorum oluşturma, Windows Explorer entegrasyonu, iOS ve Android cihazlar için yenilenmiş dokunmatik kullanıcı arayüzünün de yer aldığı pek çok yeni özellik geliyor.

Pazara Sunum ve Fiyatlandırma

Acronis True Image 2017 1 bilgisayar üyeliği için 39$’dan başlayan, 1 bilgisayar lisansı için 49$’dan başlayan fiyatlarla pazara sunuluyor.

Moore Kanunu’nun Sonu IT Sektörünü Canlandıracak

0
Apple’ın iPhone 7’yi duyurması sırasında dikkatleri çeken bir detay, artık Qualcomm yerine Intel’in modem yongalarını kullanacak olmasıydı. Intel için büyük bir başarı, Qualcomm için saç baş yolduracak bir başarısızlık, Apple kullanıcıları için umursanmaması gereken bu detay, aslında yüksek teknoloji firmaları arasında çok derin bir endüstri sorunu sebebiyle oluşan ölümüne çatışmayı gözler önüne seriyor: Çok yakın bir zaman sonra bilgisayarlar artık hızlanmayı bırakacak. IT dünyasının arada sırada dile getirilen ancak bir yandan da umursanmıyormuş gibi yapılan bir sırrı var. Mikro işlemciler, temel fizik kanunlarının izin verdiği minimum küçüklük sınırına çok yaklaştılar. Herhangi bir cihaz ne kadar küçük üretilirse, üretim hatası olasılığı o kadar artar. Dolayısıyla bir şeyleri küçülttükçe çok daha pahalı ve detaylı üretim sistemleri oluşturulması gerekir. Bu yüzden, cihaz üretim maliyetleri astronomik boyutlarda artar. Günümüzde mikro işlemci dünyasının büyük oyuncuları, yalnızca bu oyunu devam ettirebilmek için her yıl milyarlarca doları yeni üretim tekniklerine akıtıyorlar. Ancak bu oyun durduğunda, mikro işlemciler daha fazla küçültülemediğinde, bilgisayarlar her yeni nesilde daha hızlanmadıkça, bütün ürün beklentileri, sanal gerçeklik gözlükleri, Nesnelerin İnterneti ve yapay zeka hizmetleri durma noktasına gelebilir.

İşlemcilerde Moore Kanunu

Intel’in Kurucu Ortağı Gordon Moore, yaptığı araştırmalarda mikro işlemci işlem kapasitelerinin her 2 yılda bir 2 katına çıkacağını hesaplamıştı. 1965 yılından beri de aynen öyle oldu. Bu durumun gerçekleşmesinin bir diğer sebebi ise, Intel’in kurucu ortağını IT sektörünün sembolü yapmak için, Moore’un öngörüsünü uygulama konusunda elindeki tüm gücü kullanması. Intel 4 ay önce işlemci geliştirme hızını yavaşlatacağını ve Moore Kanununu korumak için geliştirdiği yöntem olan tik-tak yöntemini terk ettiğini açıklamıştı. Intel’in yeni işlemcilerinde transistörlerin boyutu 100 atoma kadar indirildi. Eğer Intel işlemci dünyasındaki planlarını uygulamaya devam ederse, 2020 yılında transistör boyutu 10 atoma kadar inecek. Bu küçüklükte bir transistörde, elektronlar kuantum tünelleme denilen bir kuantum fiziği özelliği nedeniyle atomlar arasında dolaşabiliyorlar. Yani elektronları, dolayısı ile elektrik sinyallerini kontrol etme kabiliyetinizi yitiriyorsunuz. Transistörün sonu. Samsung, Intel ve Microsoft, Moore büyüsünün devam etmesi için her yıl 37 milyar dolar harcıyorlar. Ancak transistörlerin küçültüp, yongaların içine daha çok transistör sığdırarak elde edilen performans kazancı artık azalmaya başladı. Marjinal fayda sıfıra yaklaşıyor. Dolayısı ile birkaç yıl içerisinde ekonomik bakış açısı ile işlemci hızlandırmak için harcanan yatırımın geri dönüşü alınamayacak. Sektörde ROI sıfırlanınca ne olacak?

IT’nin altın çağı günümüzü gölgede bırakacak

Neyse ki bilgisayarlar konu olduğunda hız veya işlem gücü her şey demek değil. Otomobil endüstrisinden örnek verelim. Elektrik ile çalışan Tesla Model S otomobiller bir Honda Civic Type-R kadar hızlı değiller. Motorları o kadar güç üretmiyor. O kadar uzun mesafe gidemiyorlar. Ancak aralarındaki farklar, motor performansı çok daha düşük olmasına rağmen Tesla’nın cazip bir otomobil olmasını sağlıyor. IT dünyasında, son 50 yıldır katlanarak artan donanımsal performansa rağmen, yazılım geliştirme arka koltukta oturuyordu. Microsoft Word ve Excel’in geliştirilmesi konusunda süpervizörlük yapan bilgisayar bilimci Charles Simonyi, yazılım gelişiminin donanımın çok gerisinde kaldığını söylüyor. Donanımın kaba kuvvetinin ardına saklanan yazılımların inceliksiz ve performansı düşük mimarileri artık kendini göstermeye başlayacak. Moore Kanunu’nun devreden çıkması, bir süre sonra eski yöntemler ile üretilen yeni yazılımların kaba saba tasarımlarını hissettirmeye başladığında, IT sektöründe yazılım patlaması meydana gelecek. Moore Kanunu’nun işlevini yitirmesi IT dünyasının sonunu getirmeyecek. Tam tersine, eldeki imkanlar ile daha iyi ve daha kullanıcı dostu, sınırına gelmiş işlemci teknolojisinin tüm olanaklarını kullanan, günümüzdeki yazılımları en iyi ihtimalle “ilkel” bırakacak yeni yazılım geliştirme alanları ortaya çıkacak. Dünya tarihinde görülen her piyasayı etkileyen yıkıcı değişimlerde olduğu gibi, IT sektöründe de bu yıkıcı değişim sonucunda yeni fırsatlar ortaya çıkacak ve daha önce keşfedilmeyen alanlara gidilecek. Bu sonucu önceden gören bilim insanları, yıllardır kuantum bilgisayrları ve fotonik bilgisayarları geliştirmeye uğraşıyorlar. Kuantum bilgisayarlar en basit tabiriyle her bir elektronu birer bit olarak kullanarak işlem yapıyorlar. Fotonik bilgisayarlar ise elektriği tamamen bir kenara bırakıp, doğrudan ışığı manipüle ederek çalışıyorlar. Her iki teknoloji de umut vaat ediyor ve her ikisinin de çalışma prensipleri laboratuvar ortamında gösterildi. Ancak bu teknolojilerin birer PC’ye dönüşmesine, hele hele cep telefonlarımızda yer almasına daha çok uzun yıllar var. En azından 2021 yılına yetişmeyecekleri kesin. Transistör ve kuantum fotonik bilgisayarlar arasında geçecek süre, IT yazılım sektörünün altın çağı olacak. Yani önümüzde kalan 4 yıl civarında kariyer olarak yazılım endüstrisine yakınlaşmak iyi bir strateji olabilir. Ayrıca, insan ırkının sonunu getirebilecek kapasiteye sahip yapay zekalı robotların epey bir süre daha ortalarda görünmeyeceklerinden de emin olabiliriz.

C8Net’in Hedefi Yeni Nesil ERP, CRM ve Bütünleşik İş Zekası Çözümleri

0
Uluslararası bilişim teknolojilerindeki gelişmeleri yakından takip eden C8Net, özellikle ERP, CRM, proje yönetimi ve muhasebesi, e-ticaret, iş zekası, depo yönetimi, mobil teknolojiler konularında yönetim danışmanlığı ve sistem entegrasyonu konularında tecrübeli ekibiyle hizmet sunuyor. C8Net Danışmanlık Yönetici Ortağı Deniz Kayahan, C8Net Danışmanlık’ın en önemli amacının Türkiye’deki şirketlerin büyümesine, verimliliklerinin ve karlılıklarının artmasına, iş süreçlerin sürdürülebilir olmasına katkı sağlamak olduğunu söyledi. C8Net’in şirketlerin bu hedeflerine ulaşabilmeleri için gerekli olan yapıyı kurduğunu belirten Kayahan, “Şirketler değişime ayak uydurmalı ve değişim şirketlerin yapısında organik olarak sürekli yaşamalıdır. C8Net, şirketlere bu yapıyı oluşturmak için bilgi ve deneyimlerini aktarabileceği, teknoloji ve danışmanlığın buluştuğu bir platform olma özelliğine sahip” dedi.

ERP “gerçek bulut çözümleri”ne taşınıyor

Deniz Kayahan, iş süreçleri yönetimi yazılımlarında son yıllarda önemli bir değişiklik yaşanmaya başlandığını ve bu konudaki örneklerin, özellikle ABD’de hızla arttığını sözlerine ekledi. Forrester Research’e göre, önümüzdeki birkaç yıl içerisinde şirketlerin yüzde 65’i çeşitli süreçleri için ERP altyapısı olarak SaaS (Servis Olarak Yazılım) tabanlı sistem alternatiflerini değerlendirecekler şeklinde sözlerine devam etti. c8net_deniz_kayahan Kayahan, yaşanan bu değişimin öncelikle ERP yazılımlarının “gerçek bulut çözümleri” kavramını gündeme getirdiğine dikkat çekerek şöyle devam etti: “C8Net olarak dünyadaki tüm trendleri yakından takip ediyoruz. ERP alanında yaşanan bu değişimin öncüsü, dünya lideri bir yazılımı markasını Türkiye’ye getirmek için çalışmalarımızı tamamladık. Bu uygulama ile Türkiye’de şirketlerin her kademedeki yöneticileri, bilgisayarda sadece bir ekrana bakarak şirketin durumunu görme imkanına sahip olacak. Bu yazılımın Türkiye’de BT yöneticileri tarafından büyük bir ilgi ile karşılanacağını düşünüyoruz.”

Facebook’tan Reklamcıları Sevindirecek Hamleler

Mobil reklamcılıkla ilgili en önemli konulardan birinin mobil sitelerin performansı olduğunu göz önünde bulunduran Facebook, işletmelerin insanlara daha iyi mobil reklam deneyimleri sunmasını sağlayacak iki yenilik açıkladı: reklamlar için ön belleğe alma özelliği ve reklam gösterimine dair güncellemeler. Facebook, ön belleğe alma özelliği ile (yani reklamcıların sitelerinin insanlar tıklamadan önce yüklenmesi) mobil sitelerin yüklenme sürelerini azaltmayı ve Facebook’ta reklam görüntüleme deneyimini iyileştirmeyi hedefliyor. Bu özellik, aynı zamanda reklamların üzerine tıklandığında reklam verenlerin sayfalarının yüzde 20-30 daha hızlı yüklenmesini sağlayacak. Facebook, insanlara en iyi mobil deneyimini sunmak doğrultusunda kime, hangi reklamı göstereceğine karar verirken web sitelerinin açılış sayfalarının yüklenme hızı gibi unsurları da göz önünde bulunduracak. Kullanıcılraın yüzde 40’ının daha site açılmadan yalnızca 3 saniye yükleme süresi bekledikleri ve sonrasında siteyi daha görmeden adresi terk ettikleri bir dünyada, Facebook site yükleme hızlarını mümkün olduğunca artırmaya çalışıyor. Reklamlar önbelleğe alınarak kimi mobil sitelerde yüzde 29’a varan hız farkları yakalanabiliyor. Sitelerin açılış hızı ortalamasına bakıldığında bu fark, aşağı yukarı 8,5 saniye demek oluyor.

Alphabet ve Chipotle Drone ile Dürüm Dağıtacak

Virginia Tech üniversitesi öğrencilerinin rüyaları gerçek oluyor mu bilmiyoruz ama, artık kampüs içine sipariş ettikleri dürümleri artık drone kuryeler vasıtası ile alacaklar. Google’ın ana şirketi Alphabet’ye ait Project Wing ile Chipotle Mexican Grill Inc.’in ortaklaşa planladıkları deneysel proje için Blacksburg Virginia’da bulunan Virginia Tech üniversitesi onayı vermiş. Federal Havacılık İdaresi (FAA) de girişimi destekliyor. Bu deneysel dürüm-drone projesi, ABD’de gerçekleştirilen drone ile teslimat konusundaki en kapsamlı deney olacak. FAA özellikle son zamanlardaki drone kullanarak havacılık kurallarının ihlali, kamuya açık mekanlarda drone kullanımı ve benzeri konularda mevzuattaki boşluklar ve teknolojiye uyumsuzluklar yüzünden epey sorun yaşamıştı. Bu deney ile drone teslimatlarının gerçekten nasıl işlediği ve nerelerde sorun olduğu, hava trafiğinde, insan sağlığında ve kamu güvenliğinde ne gibi avantajlar ve sorunlar yarattığı anlaşılabilecek. Drone teslimatlar konusunda kendi çalışmalarını yapan Amazon.com ve Wal-Mart gibi devler de deneysel projeyi yakından izliyorlar. Amazon kendi drone teslimat testlerini İngiltere’de sürdürmeyi tercih ediyor.

Dürümler sıcak kalmalı

Project Wing’in başkanı Dave Vos, “Şimdiye kadar ilk defa insanların gerçekten istedikleri bir ürünü insanlara ulaştırmaya çalışacağız” diyor. Project Wing, uçak gibi uçabilen veya helikopter gibi süzülebilen hibrit droneları kullanacak. Bir Chipotle yiyecek tırından ürünleri alıp sahiplerine götürecek olan dronelar yine aynı tırdan kontrol edilecek. Esas ölçümlenmek istenen metrikler navigasyon sistemlerinin kesinliği ve insanların tepkisi. Dronelar siparişi veren kişinin üzerinde, güvenli bir mesafede süzülecek ve siparişi vinç benzeri bir mekanizma ile kişiye ulaştıracak. Deneyin bir bölümü de, Meksika usulü dürümleri böyle bir yolculukta korumak için nasıl paketlenmesi gerektiğini bulmak. Yiyecek, özellikle kargo olarak seçilmiş. Çünkü böyle projelerde en çok sorun çıkartan ürün yiyecekler. Bozulmamaları, soğumamaları (veya ısınmamaları), tasarımlarından, içeriklerinden bir şey kaybetmemeleri gerekiyor.

FAA’nın kılı kırk yaran regülasyonları

Geniş çaplı teslimatlardan önce şirketlerin FAA’yı, droneların birbirleri ile çarpışmayacakları, insanlara zarar vermeyecekleri ve robotik teknolojiler kullanarak kargolarını tam olarak istenilen yere zararsız bir şekilde bırakabileceklerini kanıtlamaları gerekiyor. FAA 20 Ağustos tarihinde drone kullanımına ilişkin yeni regülasyonlar yayınlamıştı. Bu regülasyonların drone kullanımına kapı açacağı düşünülmüş ancak regülasyonlar ilk etapta bu şekildeki uçuşlara izin vermemişti. Dürüm droneları tamamen otonom bir şekilde uçuş yapacaklar, ancak gerekli anlarda kontrolü ele almak için çalıştıkları her an bir insan pilot, kontrol konsolunun başında bekleyecek. FAA ancak drone uçuşlarına bu şekilde izin veriyor. İşin en zor kısmını ise yine FAA regülasyonları yaratıyor: FAA’ya göre droneların insanların üzerinden uçması yasak. Kıpır kıpır genç insanlar ile dolu bir üniversite kampüsünde dürüm siparişi götürürken nasıl droneların insanların üzerinden uçmadan bunu başarabilecekleri tam bir muamma. Ancak deneysel uygulama sonunda elde edilen veriler FAA ile paylaşılacak ve yeni regülasyonların yolu açılacak. Alphabet, bu teknolojinin ekonomiyi ve yaşam tarzımızı kökten değiştirebileceği görüşünde. Yalnızca tüketicilerin alışveriş alışkanlıkları değişmeyecek, dünya genelindeki karbon emisyonları da ciddi şekilde azalacak. Deneysel proje, Virginia Tech Üniversitesi’nin taşıma ve ulaşım teknolojilerinde lider olabilmesi için önemli bir adım olarak görülüyor. Rektör Timothy Sands bir röportajında “Bu konu basit gibi duruyor ama değil. Hem güvenlik açısından hem de kanuni açıdan halledilmesi gereken bir çok nokta var” diyor. Projenin ölçümlemeyeceği şey ise, alçak irtifalı bir insansız hava aracı trafik kontrol sistemi yapmak. Projenin amaçları arasında bu kısım yok, çünkü bu iş için birbirinden habersiz drone kontrol merkezlerinin bulunması gerekiyor. Project Wing, NASA ile ortak olduğu başka bir projede böyle bir hava trafik sistemini test ediyor.

2016’nın en iyi Türk Tasarımlarını Belirleyecek Jürinin İsimleri Açıklandı

0
Bir TURQUALITY Programı etkinliği olarak T.C. Ekonomi Bakanlığı, TİM ve ETMK işbirliği ile düzenlenen “Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülleri” , inovasyon ve markalaşma alanında Türkiye’nin en büyük ödül organizasyonlarından biri. Uluslararası Endüstriyel Tasarım Toplulukları Konseyi (ICSID) tarafından da desteklenen Design Turkey, düzenlendiği ilk yıldan bu yana 1500 başvuru aldı ve 300’e yakın ürünü farklı kategorilerde ödüllendirdi. Design Turkey Ödülleri, Türkiye’nin endüstriyel tasarım alanındaki tek sistematik değerlendirme sistemi olma özelliğini taşıyor. Türk sanayisinin gelişmesine yön veren yaratıcı tasarımları ön plana çıkaran, ödüllü projelerin sadece Türkiye’de değil, uluslararası alanda da markalaşmasına olanak sağlayan Design Turkey ödülleri bu yıl Ekim ayında düzenlenecek Türkiye Tasarım Haftası kapsamında sahiplerini bulacak. Başvuruları 4 Eylül’e kadar devam eden Design Turkey; ambalaj, aydınlatma, elektronik ürünler, ev cihazları, ev ve ofis gereçleri ve aksesuarları, kamusal ve ticari ürünler, mobilya, spor, hobi, oyun ve kişisel ürünler, ulaşım ve taşıma araçları, yapı gereçleri, yatırım ürünleri ve tıbbi gereçler olmak üzere 13 sektörü kapsıyor. Design Turkey için başvurusu gerçekleştirilecek ürünlerin 1 Ocak 2014 – 30 Haziran 2016 tarihleri arasında endüstriyel yöntemlerle üretilmiş ve piyasaya sürülmüş olması; ayrıca tasarımcısı, üreticisi veya marka sahibinin Türkiye vatandaşı olması gerekiyor. “Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülleri” kapsamında, gelecekte endüstriye yön gösterecek yaratıcı fikirleri desteklemek amacıyla, üretim için programa alınmamış tasarım projelerinin değerlendirildiği “Kavramsal Tasarım Ödülleri” kategorisi de yer alıyor. Bu yıl beşincisi düzenlenen ve 2008 yılından beri ülkemizde iyi tasarımı ödüllendiren Design Turkey Endüstriyel Tasarım Ödülleri’nin bu yılki uluslararası jürisinde dünyadan önemli isimler bulunuyor. 1472712545_ralph_wiegmann Dünyanın en prestijli tasarım ödülleri olan iF Design Awards’ın direktörü Ralph Wiegmann, Design Turkey 2016 jürisi arasında yer alan isimlerden biri. Wiegmann, 1953’ten beri faaliyette olan, dünyanın en eski bağımsız tasarım kuruluşu olan iF Industrie Forum Design e. v’nin yönetici direktörü. 1472712544_achim_storz3 Jürinin bir başka önemli ismi de Porsche Design’ın tasarımlarını yapmış Achim Storz. Storz 28 yılı aşkındır uluslararası araba endüstrisi için fikirler, konseptler ve ürün tasarımları geliştiriyor. Müşterileri arasında Audi, BMW, VW, PSA Peugeot, Citroën, Ford, Honda, Mitsubishi, Nissan, Seat ve Volvogibi markalar var. 1472712542_jan_stavik 14 yılı aşkın Norveç Tasarım Konseyi Direktörlüğünü yürüten, şu anda da Norveç Tasarım ve Mimari Merkezi’nde görev yapan Jan R. Stavik, jürinin bir başka değerli üyelerinden biri. Kariyerini uzun yıllar pazarlama ve üst düzey yönetim pozisyonlarında geçiren Stavik, Unilever, Carlsberg, Coca-Cola, Jordan, Royal Caribbean Cruise Line ve EAC-KiMS gibi firmalarla çalıştı. 1472712544_paul_cohen Paul Cohen jürinin önde gelen bir başka ismi. Avustralyalı Cube Industrial Design’ın kurucularından ve Çin merkezli Cube Cube Design’ın CEO ve direktörü. En çok ev aletleri tasarımında tanınan Paul Cohen’in Canon, Electrolux, Breville Group, Johnson & Johnson, Eveready, Midea, ZTEve Eco Smart fireplaces gibi markalar için tasarımları bulunuyor. 35 yılı geçen kariyerinde Paul cohen, 50’yi aşkın ülkede satılan 1000’e yakın ürünün tasarımına yön verdi. Cube şirketler grubu bugün Asya Pasifik bölgesinin önde gelen ürün tasarım danışmanlık firmalarından biri. 1472712564_sudhirs Jürinin bir başka uluslararası ismi olan Sudhir Sharma da Design Turkey konferansında İstanbul’da izleyicilerle buluşacak. Sudhir Sharma Hindistan merkezli “Indi Design”’ın kurucusu. Uluslararası tasarımcı ağından oluşan INDI’nin 8 uluslarası ofisi ve 4 Hindistan ofisi bulunuyor. Hindistan’da 25 yılı aşkın tasarım sektöründe çalışan Sudhir aynı zamanda Hindistan’ın en büyük profesyonel tasarımcı topluluğu Design India’nın da kurucusu ve başkanı. 1472712543_tim_fletcher Jüride yer alan isimlerden Tim Fletcher da Design Turkey konferansı kapsamında İstanbul’da izleyicilerle buluşacak. Startup şirketlerden Fortune 500 şirketlerine kadar çok sayıda şirketle tasarımcı düşünce metodları üzerine çalışan Fletcher, dile getirilmemiş ihtiyaç ve istekleri keşfetmek için kullanıcı merkezli bir bakış açısı getiriyor. Fletcher, 1989’dan beri Amerika Endüstriyel Tasarımcılar Birliği üyesi. 1472712548_c_o_job1 Jüri üyelerinden Charles O. Job, Berne Üniversitesi’nde Uygulamalı Bilimler profesörü; mimarlık ve tasarım teorisi üzerine ders veriyor. Mimarlık, iç tasarım, ürün, mobilya ve aydınlatma tasarımı gibi alanlarda çalışan Job’un birlikte çalıştığı markalar arasında tossa, mox, fasem international, Zoltan, abes public design, normann copenhagen yer alıyor. selfie2_1200_avatar Jürinin bir başka önemki ismi de Yaroslav Yakovlev. Yakovlev, halen Japonya’da Yamaha Motor Co. için tasarımlar yapıyor. İtalya’da okuyan ve çalışan Yakovlev, daha once Ferrari’de ürün tasarımcısı idi. Tasarım üniversitesinde dersler veren Yakovlev’in, pek çok ulusal ve uluslararası tasarım ödülleri bulunuyor. 1472712549_yasuko_t2 Jürinin bir başka uluslararası ismi Dr. Takayama Yasuko Japonya Shizuoka Üniversitesinde Endüstriyel Tasarım profesörü. Aichi Üniversitesini bitirdikten sonra Toshiba Tasarım Merkezi’nde Görsel İşitsel ekipmanlar ve Ev aletleri bölümlerinde Ürün tasarımcısı olarak çalıştı. Dr. Yasuko, Fujinokuni Universal Design Award, the Laser Contest, Mt. Fuji Helmet Contest gibi yarışmaların da aralarında olduğu pek çok jüri üyeliği yapıyor.

Enuygun.com 6 Ayda 1,5 Milyon Uçak Bileti Sattı

Kullanıcılarına diledikleri rotada en avantajlı uçak biletlerini sunan Enuygun.com, yılın ilk 6 ayında 1,5 milyonu aşkın uçak bileti satışı gerçekleştirdi. 320 bini aşkın bilet ile en çok haziran ayında satış yapan Enuygun.com, yılın ilk yarısına ait satış verilerini geçen yılın aynı dönemiyle kıyasladığında yüzde 150 büyüme kaydetti.

4 bini aşkın rota ilgi gördü

Ocak-Haziran 2016 tarihleri arasında 4 bini aşkın rota için uçak bileti alanlar, Türkiye’den Çin ve Avustralya’ya kadar pek çok noktaya seyahat gerçekleştirdi. Aralarında Canberra–Ankara, Melbourne–İstanbul, Guangzhou–İstanbul gibi rotaların yer aldığı listede Shanghai–Denizli ve Urumçi–İstanbul rotaları da dikkat çekti. Yazın gelmesiyle uçakla seyahat taleplerinde yoğun artış yaşanıyor. Bu doğrultuda, aylık ziyaretçi ortalamasını 7,5 milyondan 8 milyon kişiye çıkaran Enuygun.com’u yaz sezonunun sadece ilk iki ayında, kış-ilkbahar dönemine kıyasla aylık yüzde 61 oranında daha fazla kişi ziyaret etti. Kullanıcılar yazın ilk iki ayında yurt dışında en çok Bakü’ye bilet alırken, Bakü’yü Odessa, Armsterdam, Paris, Kiev, Düsseldorf, Frankfurt, Berlin, Erbil ve Tiflis takip etti. Enuygun’un analizine göre yurt içi uçak bileti taleplerine bakıldığında ilk sırada; resmi rakamlara göre Türkiye nüfusunun yüzde 18,6’sını oluşturan ve yaklaşık 15 milyon kişinin ikamet ettiği İstanbul yer aldı. İstanbul’u diğer büyük illerimizden İzmir ve Adana takip etti. Yazın ülkemizin popüler tatil lokasyonlarından olan Antalya ve Bodrum, bu sıralamada dördüncü ve beşinci konumda bulunurken, sezonsal bilet satışı yoğunluğu sıralamasında ise en çok bilet alınan ilk iki yer olarak da dikkat çekti.

Samsung Note 7, Federal Havacılık İdaresi’ni Alarma Geçirdi

0
Samsung’un son zamanlarda başı büyük dertte. Amiral gemisi olarak piyasaya sürdüğü ve pazarda en iyi Android işletim sistemli telefon olacağı düşünülen Samsung Note 7, hatalı batarya tasarımı yüzünden geri toplatılıyor. Samsung’un henüz neden olduğu belli olmayan tasarım hatası, Note 7’nin pillerinin alev almasına veya patlamasına yol açıyor. Böyle bir batarya patlaması, eğer telefon elinizdeyse büyük zarar verebilir. Kendinize gelen zararın yanında, yakınlardaki yanıcı maddeler tutuşabilir, zehirli lityum gazını soluyabilirsiniz. Ancak, eğer içerisi oksijen doldurulmuş yüksek basınçlı bir ortamdaysanız, böyle bir patlama yalnızca sizin veya çevreniz için değil, o ortamdaki herkes ve her şey için ölümcül olacaktır. Mesela yolcu uçağı kabinleri gibi… ABD Federal Havacılık İdaresi yayınladığı bir bildiride, normalde uçak moduna alındığında uçaklarda kullanımına izin verilen akıllı cep telefonlarının aksine, Samsung Note 7’nin açık bırakılmasını yasakladı. Bununla da kalmadı, yeni nesil akıllı telefon kapalı olsa dahi uçak sistemleri veya başka taşınabilir batarya sistemleri kullanılarak herhangi bir şekilde şarj edilmesi de yasaklandı. Daha bitmedi; Samsung Note 7’nin bavul içerisinde check-in’den geçirilip uçağın kargo bölümüne alınması da yasak. ABD Federal Havacılık İdaresi’ne göre, bu işin şakası yok. Samsung’un 2,5 milyon Note 7 cihazı geri çağırması, şirkete yaklaşık 1 milyar dolar maliyet yaratacak. Şirketin güvenilirliği ise uzun zaman düşük seviyelerde seyredecek. Ancak esas önemli nokta, sivil havacılık sektörü yanında çok küçük kalan akıllı telefon sektöründe yapılan bir tek hatanın, büyük zararları olabilmesi. Sivil havacılık, petrol, kahve ve tıp sektörlerinden sonra küresel çapta dünyanın en büyük sektörlerinden biri.

Modagram.com Trendyol’a Taşınıyor

Yeni sezon ürün satışları toplam satışlarının neredeyse yarısına ulaşan Trendyol, kardeş sitesi Modagram.com ürünlerini Eylül ayı itibariyle sadece kendi bünyesinde modaseverler ile buluşturacak. Dünyaca ünlü tasarımcılar ve en sevilen markaların yeni sezon koleksiyonlarına Trendyol.com web sitesi ve Trendyol mobil uygulamasından ulaşılabiliyor. Trendyol, kargoların müşterilere 48 saatte ulaşacağının da taahhüdünü sunuyor. Trendyol kurucusu ve CEO’su Demet Mutlu konuyla ilgili olarak, “Trendyol satışları bu sene 1 Milyar TL’ye ulaştı. Müşterilerimizin talepleri doğrultusunda yeni sezon satışlarımıza başladık ve toplam satışlarımızın yüzde 45’ine ulaştık. Müşterilerimize daha fazla çeşitlilik ve kaliteli hizmet sunmak için Eylül itibariyle yeni sezon alışveriş sitemiz Modagram.com’u tamamen Trendyol’a taşıma kararı aldık. Bu sayede müşterilerimiz istedikleri markaların koleksiyonlarına rahatlıkla ulaşabilecekler” dedi.

4,5G Aboneleri Aylık 3,4 GB Veri Kullanıyor

0
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Dr. Ömer Fatih Sayan, mobil işletmecilerin altyapı yatırımlarını sürdürdüğünü belirtti. 2016 yılı ikinci çeyrek döneminde geçen yılın aynı dönemine göre toplam yatırımın yüzde 14,7 artarak 1,67 milyar liraya ulaştığı ifade edilen açıklamada, her geçen gün daha fazla yerleşim yerinde de 4,5G hizmetinden yararlanmanın mümkün hale geldiğini belirtildi. BTK tarafından 4,5G kullanımına ilişkin açıklanan en önemli verilerden biri, hem cihazı hem de SIM kartı 4,5G uyumlu olan abonelerin aylık ortalama 3,4 gigabayt veri kullandıkları oldu. Tüm mobil genişbant internet abonelerinin ortalamasına bakıldığında ise veri kullanımı aylık 1,9 gigabayt olarak görülüyor. Kapsanmış alanlardaki iyileştirmelerin, bu alanlarda erişilebilen hızları artırdığına dikkati çeken Dr. Sayan, “İlerleyen günlerde 4,5G teknolojisinin ülkemize hızla yayılmasını ve daha çok vatandaşımızın yüksek hızlı mobil veri hizmetinden istifade etmesini bekliyoruz. Diğer taraftan, 2016 yılı Nisan-Mayıs- Haziran aylarındaki gelişmeler, önceki dönemlerle karşılaştırmalı olarak incelendiğinde, sektörde önemli gelişmelerin yaşanmaya devam ettiği görülmektedir. Sektörde faaliyet gösteren işletmecilerimizin 2015 yılındaki net satış gelirleri 39,6 milyar lira olarak gerçekleşmişken, 2016 yılı birinci çeyreğindeki net satışları 10,5 milyar lira, ikinci çeyreğinde 11,14 milyar lira oldu. Abone sayısı itibarıyla bu dönemde 11,25 milyon sabit abonenin yanında mobil hizmetlerde abone sayısı 73,65 milyon olmuş ve penetrasyon oranı yüzde 93,5 düzeyinde gerçekleşmiştir. Makineler arası iletişim (M2M) abone sayısı ve 0-9 yaş aralığındaki nüfusu çıkardığımızda mobil penetrasyon oranı yüzde 106 olarak gerçekleşmiş olup, bu rakam 0-9 yaş haricindeki vatandaşlarımızın ortalama olarak en az bir mobil telefon hattına sahip olduğunu göstermektedir. 2016 yılı ikinci çeyrekte, 426 dakika olan ortalama aylık mobil kullanım süresiyle Türkiye, önceki dönemde olduğu gibi incelenebilen Avrupa ülkeleri arasında ilk sırada yer almıştır. Bu dönemde 2,9 milyon abone numarasını taşımış olup, toplamda bugüne kadar 96 milyonun üzerinde numara taşıma işlemi gerçekleşmiştir” açıklamasını yaptı. Genişbant verilerine bakıldığında, 9,9 milyonu sabit abone, 45,3 milyonu mobil abone olmak üzere toplam 55,3 milyon genişbant internet abone sayısına ulaşıldığını belirten Sayan, internet abone sayısının birinci çeyreğe kıyasla 2016 yılı ikinci çeyreğinde yüzde 24,6 arttığını, en yüksek artışın yaklaşık yüzde 30,8’lik bir oranla mobil cepten internette, ardından yaklaşık yüzde 20,7’yle de Eve Kadar Fiberde (FTTH) gerçekleştiğinin görüldüğünü söyledi. Sayan, geçen yılın aynı döneminde 256 bin 829 kilometre olan fiber uzunluğunun, 2016 yılı ikinci çeyreğinde 277 bin 758 kilometreye ulaşarak yüzde 8’in üzerinde bir artış gerçekleştiğini, fiber abone sayısının da aynı dönemde yüzde14,1 artışla 1,56 milyondan 1,78 milyona ulaştığını kaydetti. BTK Başkanı Dr. Sayan, 1 Nisan’da kullanılmaya başlanan 4,5G hizmetinin artık insan hayatında daha fazla yer edindiğini vurgulayarak, 4,5G’nin getirdiği yüksek hızlı interneti kullanan sayısının hızla arttığını, haziran ayı sonu itibarıyla 30 milyon vatandaşın 4,5G aboneliğine geçiş yaptığını belirtti. Buna karşılık cihazı veya SIM kartının 4,5G hizmetine uyumlu olmaması nedeniyle aktif olarak bu hizmeti kullanabilenlerin sayısının haziran itibarıyla 13,3 milyon olarak gerçekleştiğini aktaran Sayan, ağustos sonu itibarıyla ise 15,3 milyonu geçtiğini kaydetti.

Türkiye’de fiber yatırımın yetersizliği baz istasyonlarına yansıyor

Büyük oranda veri transferleri gerçekleştiren baz istasyonları, bağlı oldukları merkez ile haberleşmek için fiber optik bağlantılar kullanmak zorunda. 4,5G’nin yüksek hızları ile mevcut fiber altyapı bu hızların altında ezilmeye başladı ve yeni yatırımlar yapılmadığı takdirde daha yüksek hızlara veya daha fazla veri kullanımına erişmek mümkün olmayacak. Genel olarak Türkiye’nin ortalama internet hızına bakıldığında, 7,2 Mbps ile dünya sıralamasında 64. olduğumuzu görüyoruz. BTK tarafından açıklanan 55,3 milyon genişbant internet abonesinin ayda ortalama kullandığı 1,9 gigabaytlık veri, günümüz internet standartları için solda sıfır kalıyor. 55 milyon küsur insanın oralaması, günde yalnızca 63 megabayt internet kullanıyor demek oluyor. Bir tek YouTube videosu kadar. 4,5G abonelerinin kullanımı ile bu hesaba göre günde 113 megabayt civarı oluyor. Ortalama iki Facebook videosu kadar. Yani interneti kullanmıyoruz çünkü fiber altyapısındaki zaaflar yüzünden hızlı internet hizmeti verebilmek ülkemizde oldukça pahalıya mal oluyor. Oysa fiber altyapının güncellenmesi, geliştirilmesi, başka şirketlerin de fiber altyapılar kurabilmesinin önünün açılması gibi basit düzenlemeler ile ülke içindeki internet hızlandırılabilir ve ücretler bir anda aşağı çekilebilir. Dile getirilen bir diğer basit çözüm ise, Kablo TV için döşenen ancak projenin askıya alınması ile atıl duran hali hazırdaki fiber optik şebekenin internet kullanımına ayrılması. Bugün açıklanan Ulusal Siber Güvenlik Eylem Planı çerçevesinde belirtilen yerli malı ürün ve hizmetler kullanımına, telekom sektöründe çok önceden başlanabilirdi. ULAK Projesi kapsamında üretilen 4,5G baz istasyonu için Nisan 2016’da yerli malı belgesinin alınmış olduğunu hatırlatalım. Bu ürünün işletmecilerimizin şebekelerinde belirli oranlarda yerli malı belgeli ürün kullanma yükümlülüğünün karşılanmasında önemli bir araç olacaktır.