Microsoft 1 milyar dolar değerinde bulut bağışı yaptı

0
azureMicrosoft, uzun zamandır bulut servislerini güçlendirmek adına önemli adımlar atıyordu. Şirketler için Microsoft’un Azure bulut servisleri, iş süreçleri açısından kritik işlevleri üstlenmeye başladı. Uygulamaları çalıştırmak, verileri depolamak için kullanılan bulut servisleri artık iş dünyasının vazgeçilmez parçalarından biri haline geldi. Ne var ki, bulut servisleri bedava bir hizmet değil ve özellikle üniversitler veya kar amacı gütmeyen organizasyonlar gibi kuruluşlar için güçlü bulut servislerine erişim önemli bir maliyet gerektiriyor. Microsfot şimdi bu kurumların daha özgür çalışabilmesi için, üniversitelere ve kar amacı gütmeyen kurumlara, önümüzdeki üç yıl boyunca, toplam değeri 1 milyar dolar olan bulut servislerini bağışlayacağını açıkladı. Microsoft’un bağış programı içinde, Azure, Office 365 uygulamaları, depolama alanları ve uzaktan erişim yazılımları da bulunuyor.

Netflix kullanıcı rakamları rekora koşuyor

0
netflix21 Netflix, uzun bir süre 60 ülke ile sınırlı yayın politikasını sene başında değiştirerek toplamda 190 ülkeye yayın yapan online bir deve dönüşmüştü. Geçen yıla 60 milyon düzeyinde abone ile giren online yayın servisinin 2016’daki ilk kullanıcı sayısı raporu, servisinin gelişimimin boyutlarını ortaya koydu. Rapora göre servis, 2015’in son çeyreğinde 5.59 milyon yeni abone kazandı ve servisin toplam abone sayısı 74.76 milyona çıktı. Facebook, WhatsApp, Instagram gibi servislerin milyar düzeyinde kullanıcı sayısına sahip olması sizi yanıltmasın, Netflix’in aboneleri sosyal medya servisleri gibi, ücretsiz kullanıcılardan oluşmuyor aksine bu 75 milyon kişi her ay 10-20 dolar ödeyerek servise aboneliklerini devam ettiriyorlar. Dolayısıla Netflix’in her ay 500-700 milyon dolar civarında sadece “abonelik” geliri bulunuyor. Ancak operasyon masraflarını da göz önünde tutarsak, şirketin çeyrek dönem karı 60-100 milyon dolar arasında değişiyor. Online yayın servisi şimdi, 2016’nin ilk çeyreğinde 6.1 milyon yeni abone bekliyor. Bunların bir çoğu da servisin yeni yayın yapmaya başladığı 130 ülkeden gelecek. Ayrıca şirketin hisse değeri de son bir yılda %124 artarak yatırımcılarını çok memnun etti.  

Londralı taksici Matthew’un Uber ile ibretlik savaşı

3
black_cab_london Uber, dünyanın her yerinde taksicilerin büyük tepkisiyle karşılaştı. Bu mobil taksi uygulaması, klasik taksicilerin işlerini elinden alacak kadar tehlikeliydi. Artık insanlar sokaktan taksi çevirmiyorlar hatta taksi durağını da aramıyorlar, ellerindeki uygulamada bir düğmeye basarak en yakındaki Uber taksisini, hemen bulundukları konuma doğru yönlendiriyorlardı. Telefonda taksi durağına adres anlatmaktan çok daha pratik bir yönetm değil mi? Üstelik, taksi duraklarını insanlar çoğunlukla evden veya ofisten arayabiliyorken, bir AVM’nin önünde, bir cadde ortasında, bir sokak başında durup da o yabancı bölgedeki taksi duraklarının numaralarını bile bilmiyorken, taksi duraklarını aramak çok mümkün değildir. Oysa Uber, kullanıcıları nerede olursa olsun, bir tıkla kullanıcının önüne taksi gönderebilme yeteneğine sahip bir uygulama olarak, çok pratikti. Hem de ödeme için nakite bile gerek kalmıyor, taksicilerle bozuk para kavgası da yaşanmıyordu. Dolayısıyla, halk Uber’i sevdi. Ama taksiciler bu sevgiyi o kadar kıskandı ki, Avrupa’daki çoğu şehirde, klasik taksicilerin Uber taksilerine sopalarla saldırdığı eylemlerle karşılaştık. Kimi toplu eylemlerde taksiciler şehrin yollarını tıkadılar, şehirleri felç ettiler ama Uber’i durdurmaları mümkün olmadı.

Londra’da Uber karşıtı kampanya

Şimdi ise yeni bir “Uber karşıtı kampanya” ile karşı karşıyayız. Londra’nın ünlü siyah taksicileri Uber’i kendi silahı ile vurmak üzere harekete geçtiler. Bir taksi şoförünün karısı, Londra taksileri için Uber’e rakip olacak mobil bir taksi uygulaması inşaa etmek için topluluk fonlamasıyla bir kampanya başlattı.  850 bin dolar değerindeki kampanya başarıya ulaşırsa, Londra taksicileri için özel bir mobil uygulama yapılacak ve Londra sakinleri artık klasik siyah taksilerini, telefonlarındaki uygulamaya tıklayarak kolayca çağırabilecekler. Uber, Londra’da 2012’den beri faaliyet gösteriyor ve klasik taksicilerin Uber’e karşı açtıkları tüm davalar hüsranla sonuçlandı, mahkemeler Uber’in yasal bir şirket olduğuna hükmetti, halk Uber’i kabullendi ve siyah klasik taksiler, şimdi son seçenek olarak aslında ilk olarak yapmaları gerekeni yapmaya karar aldılar. Bu kampanya aslında Uber’e karşı eylem haberlerini her duyduğumuzda dile getirdiğimiz seçenekti. Klasik taksi şirketlerinin teknolojiye direnmek yerine, teknolojiyi kendi lehlerine kullanmaları tavsiyelerinde bulunuyorduk. İşte nihayet Londralı taksiciler bu konuda mantıklı bir adım attılar.

Efsanevi taksici sınavı

Aslında Londralı taksicilerin Uber’e karşı savaşı, ayrı bir inceleme konusu olarak da görülebilir. Dünyadaki diğer şehirlerde taksiciler sıradan bir esnaf olarak görülürken, Londralı taksicilerin müthiş bir egosu bulunuyor ve kendilerini şehrin ulaşımını ayakta tutan kahramanlar olarak görüyorlar. Londra’da taksici olarak lisans alabilmek için, şehrin tüm sokaklarını, köşe başlarını sorulduğu anda haritada göstermeyi gerektiren bir sınav yapılıyor ve bu sınavı geçemeyen taksici olamıyor. Taksciler ise şehrin sembolü olan siyah cab isimli taksileri büyük bir gururla kullanıyorlar. Dolayısıyla, Uber Londra’ya ilk geldiğinde klasik taksiciler, halkın siyah cab’lere olan sevgisine güvenerek, Uber’in ilgi görmeyeceğin umuyorlardı ancak işler öyle olmadı. Londra halkı, siyah cab taksicilerinin egosu yerine kendi hayatlarına pratik şekilde ulaşım imkanı katan Uber’i seçti. Londra’da 25 bin “siyah cab” taksisi bulunuyor ve “Action for Cabbies” isimli topluluk fonlaması kampanyası ile bu taksiler için  Uber’e rakip bir mobil uygulama geliştirmek mümkün olacak. Kampanya ilk birkaç günde 50 bin dolar bağış toplamış bulunuyor. Daha 800 bin dolara ihtiyaçları var. Ancak sorun sadece parayı toplayarak çözülmüyor. Bu 25 bin siyah klasik Londra taksisinin bu mobil uygulama için kurulacak şirketle sözleşmeler yapması, üyelik açması, araçlarına teknolojik güncellemeler eklemleri gerekecek. Elbette bunlar çözülemeyecek sorunlar değil, yeter ki her şeyden önce teknolojiyi küçümseyen veya yok sayan kafa yapısı değişsin. Uber Türkiye’de de faaliyet gösteriyor ancak Türk taksiciler henüz fazla faal olmayan Uber’i protesto etme gereği duymadılar. Türkiye’de bazı yerel taksi uygulamaları var ancak bunların ne kadar etkin oldukları da tartışılır. Yine de buradan açık açık uyaralım, birgün Türk halkı da Uber’i keşfedecek ve o gün Türk taksicileri vakitleri varken teknolojiyi işlerine adapte etmedikleri çok pişman olacaklar. Taksici arkadaşlara, vaktiniz varken örgütlenin ve kendi yerel mobil uygulamanızı kurun veya hazır kurulu mobil uygulamaları işinize adapte edin derim.  

TSMC, 2020 yılında 5 Nanometre’ye geçiyor

0

nanometre-waffer

Geçtiğimiz yıl 20 nm ve altı üretim sürecine çabuk adapte olamayan ünlü üretici TSMC bazı müşterilerini rakibi Samsung’a kaptırmıştı.

TSMC ne üzerine çalışıyor?

İşlemci, Grafik işlemci (GPU)katı depolama birimleri ve bellek modülleri gibi içerisinde transistörler bulunan pek çok çipset biçimini üreten TSMC, firmaların tasarladığı çipsetleri üretme işini yapıyor. Burada da rekabet çok yoğun. Üreticiler arasında en iyi termal performans, en düşük nanometre gibi üretim süreciyle alakalı pek çok kriter, rekabeti doğrudan etkiliyor.

5 nanometreye 2020 yılında geçilecek

Şirketin ortak CEO’su Mark Liu, yaptığı açıklamada 5 nanometre üretim sürecine 2020 yılında geçeceklerini müjdeledi. Planlarda sarkma olur mu bilemiyoruz ama günümüzde 14 ve 16 nanometre seviyesinde üretim yapılıyor. Bundan sonraki adımların artık 10 nanometre ve altı olduğunu görüyoruz.

Düşük nanometrenin avantajları neler?

Nanometre düştükçe, aynı zar alanına daha çok transistör yerleştirebiliyorsunuz. Daha düşük nanometreyle üretilen transistörler, daha düşük çalışma voltajına ihtiyaç duyuyor. Bu da ısı ve daha düşük güç tüketimi anlamına geliyor. İyi bir mimariye sahip bir çipset, düşük nanometre üretim süreciyle üretildiğinde, ortaya hem ısınmayan, hem performanslı hem de nispeten daha az güç tüketen bir işlemci karşımıza çıkıyor. Kaynak: ShiftDelete.Net

Davos raporu: Dijital ekonomide 2 trilyon dolar

0
Verimliliğe ve büyümeye etki eden, dijital dönüşüm, rekabet, global operasyon modelleri, yetenek ve liderlik konularına odaklanan Accenture Strategy’nin, Davos 2016 kapsamında hayata geçirdiği araştırmaya göre, dijital beceri ve teknoloji kullanımının en iyi şekilde kullanılması halinde 2020 yılına kadar küresel ekonomide 2 trilyon dolarlık ek büyüme sağlanabileceği öngörülüyor. Accenture Strategy’nin ‘Dijital Ezber Bozan: Büyüme Çarpanları’ adlı raporu, Almanya, Amerika, Avusturalya, Brezilya, Çin, Fransa, Hollanda, İngiltere, İspanya, İtalya ve Japonya’da dijital ekonominin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’daki (GSYİH) payını ölçüyor. Araştırma kapsamında donanım, yazılım ve ilgili teknolojilerin GSYİH’ye katma değer yaratacağı tahmin edilirken üretimde kullanılan ara dijital ürün ve servislerin değeri de hesaplanıyor.

Dünyanın en dijital ekonomisi Amerika…

Rapor, dünya çıktısının yüzde 22’den fazlasının dijital ekonominin yetenek ve sermayesiyle bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor. Diğer yandan mevcut dijital yatırımların ABD’nin çıktısının yüzde 33’lük kısmını oluşturarak dünyanın en dijital ekonomisi olduğuna işaret ediyor. Ayrıca, ABD’de iş gücünün yüzde 43’ü, birikmiş sermayenin yüzde 26’sı dijital ekonomiyi destekliyor. Diğer pazarlarda ise dijital ekonominin GSYİH’de aldığı pay yüzde 13’ten yüzde 30’lara kadar değişiklik gösteriyor. Örneğin bu oran Çin’de yüzde 13 olurken, İngiltere ve Avustralya’da yüzde 30’lar seviyesinde karşımıza çıkıyor.

Dijital ekonominin GYSYİH’deki payı, 2015 ve 2020

Raporda büyüme oranlarının yükseltilmesi amacıyla, dijitalleşmenin iş ve ekonomiye hangi ölçüde nüfuz ettiğinin izlenmesi açısından şirketlerin Accenture Strateji Dijital Yoğunluk skorunu geliştirmesi gerektiği vurgulanıyor. Örneğin, ABD ekonomisinin genel dijital yoğunluğunda 10 puanlık bir artışın, 2020 GSYİH büyümesinde yüzde 1,8‘lik yani 368 milyon dolarlık bir artışa neden olacağı tahmin ediliyor. Ancak Accenture Strategy tarafından, dijital beceriler, sermaye ve diğer hızlandırıcılardaki gelişmelerle oluşturulacak ideal kombinasyon ile 2020’de yüzde 2,1 artışla 421 milyon dolarlık daha büyük bir büyümenin sağlanabileceği öngörülüyor. Diğer yandan Brezilya, İtalya, Çin ve Japonya dijital performanslarını artırma potansiyeli en yüksek ülkeler olarak görülüyor. Raporda ayrıca her ulusal ekonominin iyi gelir ve ekonomik çıktı elde edebilme çabalarını nasıl önceliklendirmesi gerektiği de anlatılıyor. Örneğin; Brezilya’nın yüzde 70’lik dijitalleşme çabasını bulut ve analitik gibi gelişmiş teknoloji uygulamalarına odaklaması öneriliyor.

Türkiye’de ise dijitalleşme skorundaki 10 puanlık bir artış şirkete ilave yüzde 1,5 kâr getiriyor

Accenture Türkiye Genel Müdürü Tolga Ulutaş, ülke ekonomilerinin en önemli lokomotiflerinden olan şirketlerin büyüme ve rekabet avantajı sağlamak için dijital dönüşümü tamamlamaları gerektiğini, böylece ülke ekonomilerinin büyüyebileceğini belirtiyor. Türkiye’de ilk defa hayata geçirilen Accenture Dijitalleşme Endeksi’nde de Accenture Strategy’nin bu raporunu destekleyen bir bulgu tespit edildiğini ifade eden Ulutaş, “Accenture Dijitalleşme Endeksi çalışmasında, dijitalleşmenin şirketlerin kârlılığı üzerindeki etkisi de analiz edildi. Buna göre, maksimum 100 puanlık Accenture Dijitalleşme Endeksi skorundaki her 10 puanlık artış, Türkiye’de bir şirket için ortalama olarak %1,5’lik ek Faiz ve Vergi Öncesi Kâr (FVÖK) marjı anlamına geliyor” dedi.

Büyümenin anahtarı platform tabanlı modeller…

Rapora göre, platform tabanlı iş modelleri dijital odaklı büyümenin en büyük fırsatlarından biri olarak görülüyor. Bu modeller, organizasyonlara yeni pazarlar yaratmaya, iş ortakları ve müşterileri ortak dijital platformda bir araya getirerek değer ortaya çıkarmaya olanak sağlıyor. Bugün, platform ekonomisine “yeni doğan dijital şirketler” egemen olmakta, ancak Accenture Strategy’nin raporu önemli bir öngörüde bulunuyor: Geleneksel endüstri sorumluları, müşteri erişimi ve ürün portföyünü platformun network gücü ile birleştirerek platform stratejilerinden en çok fayda sağlayan grup oluyor. Raporda, verimliliği ve büyümeyi artırmak için dijital iş modellerinin uygulanmasını geliştirecek 3 öneri de sunuluyor. Rapora göre değer fırsatlarına dayalı dijital yatırımların önceliklendirilmesi gerekiyor. Bunun için de dijital yatırım dengesinin dikkatlice hesaplanarak beceri ve teknolojilerin en uygun kombinasyonunun oluşturulması ve dijital yatırımların geri dönüşünün maksimize edilmesi öneriliyor. Endüstriye özel dijital stratejiyle rekabet edilmesi konusuna da dikkat çekilen raporda üçüncü öneri ise dijital dönüşüm için doğru ortamın oluşturulması olarak tanımlanıyor. Buna göre hem ‘Dijital IQ’nün geliştirilmesi hem de sektörler arası ilişkilerin geliştirilmesi için hükümetle iş birliği yapılması ve rekabet kurallarının değiştirilmesi öneriliyor.

Yemeksepeti büyük veriyle 4.5 milyon TL kazandı

0
yemeksepeti Yemeksepeti, elindeki büyük veriyi kullanarak hayata geçirdiği projeler ile 1 yılda toplam 4,5 milyon TL’lik katma değer sağladı. Bu projeler, hedefli kampanyalar, özel içerik çalışmaları, Fakat İyi Yedik projesi ve doğru segmentasyon ile kurgulanmış özel çalışmaları kapsıyor. Yemeksepeti COO’su Nedim Nahmias, “Verileri incelemeye yeterli zamanı ve eforu harcamayı tercih etmiyorsanız, böylesi büyük bir değerden mahrum kalıyorsunuz demektir” dedi. Yemeksepeti ürün geliştirmeden operasyona, yeni web sitesi altyapısından mobil güncellemelere kadar her alanda aldığı kararları büyük veri incelemeleri sonunda alıyor. Nedim Nahmias, “Yemeksepeti’nde bizim için en önemli konu her alanda müşteri memnuniyetini sağlamak. Bunu başarmak için attığımız her adımda kullanıcılarımızın tercih ve alışkanlıklarını göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Bu doğrultuda, büyük veriyi doğru kullanabiliyor olmak bizim en kuvvetli aracımız ve başarımızdaki kritik nokta. Büyük veri kullanımında ölçeklendirebildiğimiz en önemli alan ise pazarlama çalışmaları; sadece bu alanda 4,5 milyon gibi bir değer yaratıyoruz.” dedi. Geçen yüzyılda petrol ne idiyse, bugün büyük veri o Büyük veriyi petrole benzeten Yemeksepeti COO’su Nedim Nahmias’a göre, “Geçen yüzyılda petrol ne idiyse, bugün büyük veri o. Günümüzde şirketler artık enerjisini büyük veriden alıyor. Fakat veriyi işleyemiyorsanız, tıpkı petrol gibi size hiçbir fayda sağlamaz. Petrolü işleyip benzin ya da plastik elde edebilmeniz için kimi araçlara ve bilgi birikimine sahip olmanız gerekir. Veriyi doğru analiz ve metotlarla anlamlandırabilmek ve doğru yerde kullanabilmek için de benzer bir altyapıya ihtiyacınız var.” “Yüzde 1’lik cevheri arıyoruz” Büyük verinin içerisindeki çok küçük bir parçadan anlamlı sonuçlar elde edilebildiğini söyleyen Nahmias, “Bizim yaptığımız dev bir dağın içindeki %1’lik cevheri arayıp bulmak. Bir madenci gibi bu dev boyutlardaki datanın içini kazmalı, tekrarlardan, milyarlarca anlamlandırılamayan veriden kurtulmalı, mevcut verileri doğrulamalı ve belli bir düzene sokmalısınız” dedi. Hava durumundan derbi skorlarına, farklı verileri de kullanıyor Yemeksepeti BI (İş Zekası Departmanı) ekibi diğer tüm departmanlarla dirsek temasında çalışıyor. 4,5 milyon kullanıcının verileri, farklı kaynaklardan edinilen verilerle karşılaştırılıyor ve şirketin içgörüleri ile yorumlanarak anlamlı sonuçlar elde ediliyor. Nahmias konuyla ilgili, “Derbi sonuçlarına ya da akşamki dizi saatlerine bakarak, kullanıcılarımızın hareketlerindeki değişiklikleri yorumlayabiliyoruz. Google arama verileri ile kendi sipariş verilerimizdeki değişimi karşılaştırarak yeme-içme alanındaki trendleri görebiliyoruz” şeklinde örnek verdi. Tüm çalışma sistemini büyük veri üzerinden düzenleyen operasyon tarafında örnek vermek gerekirse de Yemeksepeti meteoroloji verileri ile karlı bir günde satışların ne şekilde değiştiğini inceleyebiliyor ve gelecek dönem yoğun kar yağışlarında bazı servis bölgelerini otomatik daraltarak müşteri memnuniyetinin azalmasını önlüyor. Tek proje ile 670 bin kullanıcıyı çekti Yemeksepeti’nin geçtiğimiz yıl en çok konuşulan büyük veri projesi, markaya 8 ödül getiren ‘Fakat İyi Yedik’ oldu. Günde yaklaşık 10 milyar satır civarında verinin dinamik olarak işlendiği bu proje Yemeksepeti’nin teknik taraftaki ustalığını ortaya koymakla kalmadı, sanal dünyada etkileşimi tetikleyerek markanın kullanıcıları ile arasındaki duygusal bağın pekişmesini de sağladı. Mikro siteyi kısa süre içinde 670 bin tekil kullanıcı kullandı. 2,5 milyon sayfa görüntülenmesi ve 5 binin üzerinde tweete ulaşıldı.

WhatsApp Tamamen Ücretsiz, Ama…

0
whatsapp Kısa bir süre önce resmi ağızdan gelen bir açıklama ile WhatsApp, tamamen ücretsiz olarak hayatına devam etme kararı aldı. Bilindiği gibi WhatsApp ücretsiz olmadan önce, ilk yıl için ücret talep etmezken, sonraki yıllar için cüzi miktarlarda ödeme talep ediyordu. Rekor bir miktar ile Facebook’un bünyesine kayan WhatsApp, geçirdiği birliktelik sonrasında, nitekim ücretsiz olarak yayın hayatına devam edecek. Peki WhatsApp’ın ücretsiz olması, 900 milyonu aşkın aylık aktif kullanıcısına rağmen nasıl bir gelir elde etmesi yolunu açacak?

Ücretsiz WhatsApp, gelir kaynağını hangi yöne çevirecek?

  techinside_promo-2--ucretsiz-whatsapp-2016 Bu noktada WhatsApp’ın reklam vermeye başlamayacağını söyleyerek, söze devam etmek gerekiyor. Açıklanan bilgilere göre WhatsApp, bundan sonraki süreci, sahip olduğu dev kullanıcı kitlesi için birer mesaj servisi aracı olacak. Bu aracılığı bankalar ve ilgili firmalar için geçit rolü ile sağlayacağa benziyor. Ancak, her ne kadar kamuoyuna böyle bir gelir düzenleme açıklaması yapılsa da, akıllara farklı düşünceleri de getirmiyor değil. Bu düşüncelerin en tepesinde ise; kullanıcıların analizlerinin yapılması planlandığı yer alıyor. Bu noktada devam etmeden önce, biraz geçmişe ve Facebook birlikteliğine dikkat çekmek gerekiyor. Bir dönemler Facebook, kullanıcıları üzerinde çeşitli analizler yapması ile gündeme gelmişti. Her ne kadar bu analizler beyaz noktada gösterilse de, sonrasında gelen birçok tartışmayı önleyememişti. Tekrar WhatsApp noktasına dönmek gerekirse, ücretsiz sunulan WhatsApp uygulamasının sunucu ve ar-ge gelirlerinin ne denli zirve noktalarda olduğu aşikar. Bununla ilişkili olarak, her daim internet ortamı ve Google için de söylenen bir yargıyı hatırlatmak gerekiyor. “İnternette hiçbir şey ücretsiz değildir. Sadece, talep edilen ödeme yöntemi değişiklik gösterir.” Bu ücretsiz yayın hayatı açıklamalarından sonra, elbette ki birçok kullanıcı gizlilik kuşkusu ile kullanımlarına son vermeyi düşünmeye başlamış olacaktır. Özetle toparlamak gerekirse, Facebook çatısı altında yer alan –ki Facebook’un tek gelirinin veri analizi olduğu, üstü kapalı belirtilmektedir- WhatsApp için, önümüzdeki dönemlerde çok sık kullanıcı gizliliği ve ihlalleri ile sarsıntılar duyulacağa benziyor.

Oculus: Sanal Gerçeklik, Dünyayı Değiştirecek!

0
sanal gerçeklik Sanal gerçeklik kaskları, 2016 yılı için somut olarak çıkması beklenen en önemli ürünler arasında yer alıyor. Aslında uzun süredir ha çıktı ha çıkacak denilirken, son tüketiciye ulaşabilen ürünler net olarak raflarda yer alamamıştı. Beklentilerle paralel olarak Oculus tarafında, ilk duyuru gelmiş ve heyecanlı bekleyişin tarihi de belli olmuştu. Son olarak ise, doğrudan Oculus tarafından sanal gerçeklik ile ilgili önemli açıklamalar geldi.

Jason Rubin kimdir?

  -oculus-rift-sanal-gerceklik-2016 Dünya geneli Oculus Rift sanal gerçeklik kaskı geliştirme stüdyoları başkanı olan Jason Rubin, teknolojinin geleceği ile ilgili çarpıcı sözler sarfettiği. Katıldığı bir röportaj kapsamında düşüncelerini dile getiren Jason Rubin; Oculus Rift sanal gerçeklik uygulamalarının ilk örneklerini, video stüdyoları tarafından geliştirilen sürükleyici yapıtlar ile kendini göstereceğini vurguladı. Sözlerine devam eden Rubin, sanal gerçeklik için sadece eğlence aracı içeriklerle sınırlı kalınmayacağını ve sahip olduğu potansiyel ile beraber; bilim, eğitim ve psikoloji alanlarında da etkileyici örneklere aracılık edeceğini dile getirdi.

Adım adım sanal gerçeklik!

Sanal gerçekliğin yayılmasını ve gelişim sürecini, cep telefonlarının yerini akıllı telefonlara bırakması ile benzetmesi de, dikkat çeken paragraflardan oldu. Nitekim Jason Rubin, dünya için sanal gerçekliğin çok farklı yenilikler taşıyacağını ve dünyayı değiştiren bir konsept olabileceğini ima etmiş oldu. Şu an için Jason Rubin ne kadar haklı bilinmez ancak, belirttiği alanlara yönelik ne yazık ki temel oluşturan atılımlar henüz bulunmuyor. Ek olarak Oculus Rift başta olmak üzere diğer dişli rakipler de, henüz raflarda boy gösteremedi. Öyle görünüyor ki sanal gerçeklik, 2016 yılının en çok konuşulan teknolojilerinden olmaya devam edecek ve nasıl bir potansiyel taşıdığı, daha net olarak açığa çıkmış olacak.

Türkiye’nin ilk sanal gerçeklik laboratuvarı açıldı

0
VR_First_Laboratuvar Crytek ve Bahçeşehir Üniversitesi işbirliği ile kurulan Türkiye’nin ilk Sanal Gerçeklik (VR) merkezi ve Crytek’in başlattığı VR First programının global lansmanı bugün Bahçeşehir Üniversitesi Galata Kampüsü’nde gerçekleştirilen basın toplantısında duyuruldu. Merkez, önümüzdeki 10 yıla damga vurması beklenen ve 2020 yılında 30 milyar dolarlık pazarbüyüklüğüne ulaşacak VR teknolojisini kullanarak, yenilikçi fikirlerini hayata geçirmek isteyen genç geliştirici ve girişimcilerin kullanımına açıldı. İşbirliği kapsamında, Sanal Gerçeklik (VR) teknolojisinin potansiyelini göstererek, farkındalık yaratılması ve VR geliştiricilerin ihtiyaç duyduğu tüm profesyonel donanıma ulaşması amaçlanıyor. Bahçeşehir Üniversitesi Galata Kampüsü’nde yer alan bu merkezde AMD, Logitech ve MSI gibi büyük firmaların desteğiyle geliştiriciler, son teknoloji donanım ve VR ekipmanları kullanarak CRYENGINE teknolojisi sayesinde projeler geliştirebilecekler. Crytek’in Kurucu Başkanı ve CEO’su Cevat Yerli: “VR First programının ilk adımını Türkiye’de Bahçeşehir Üniversitesi ile atmış olmanın gururunu yaşıyoruz. Bu merkezden edinilecek bilgi birikimi sayesinde, Türkiye ve dünya çapında diğer akademi kurumlarıyla da işbirliği yaparak, öğrenciler, araştırmacılar ve geliştiricilere VR teknolojisiyle projeler geliştirmelerini sağlamayı amaçlıyoruz. Günümüz VR teknolojisi, CRYENGINE’in gücünü kullanarak benzersiz ve etkileyici deneyimler sunmamıza olanak sağlıyor. VR First programı kapsamında, VR geliştiricilerinin bu merkezdeki tüm olanakları kullanarak neler ortaya çıkarabileceğini görmek için sabırsızlanıyoruz.” dedi. Dünyanın birçok ülkesinde açtığı kampüs ve merkezler ile uluslararası bir eğitim kurumu olan Bahçeşehir Üniversitesi (BAU), bölgenin VR üzerine odaklanan ilk çekim merkezi olacak. Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel: “Sanal Gerçeklik (VR) teknolojisinin, eğitim başta olmak üzere birçok alanda kullanılması hatta günlük hayatımızın bir parçası haline gelmesi kaçınılmaz olacaktır. Bahçeşehir Üniversitesi ile Crytek arasındaki işbirliği ile, Türkiye’nin ilk Sanal Gerçeklik Merkezi, BAU İletişim Fakültesi-Galata Yerleşkesinde hizmete girmektedir. Öncelikle; iki kurumun da hedeflerinin kesiştiği oyun tasarımı ve geliştirme alanında deneyim paylaşımı ve transferi yapılacak, bir sonraki adımda ise Serious Games olarak bildiğimiz projeler ile sağlık bilimleri ve eğitim sektörü için oyun içerikli simülasyonlara ve deneyimlere yönelik Ar-Ge çalışmaları devam edecektir. Birlikte geliştirilecek eğitim müfredatları, transfer edilecek bilgi birikimleri ve yapılacak Ar-Ge çalışmaları sadece bu kurumları değil tüm Türkiye’nin sektörel anlamda öğrenmesi, üretmesi ve büyümesi açısından önemli bir itici güç olacaktır.” dedi.

Türk yatırımcılar Silikon Vadisi’nden dünyaya açılacak!

0
venture 500 Startups ve Stanford Üniversitesi ile birlikte Silikon Vadisi’nde gerçekleştirilecek “Venture Capital Unlocked: Secrets of Silicon Valley Investing” eğitimleri kapsamında katılımcılar, konusunda uzmanlardan melek/VC yatırımcılık eğitimi alacak. Stanford akademisyenleri, Dave McClure başta olmak üzere 500 Startups kurucularının da aralarında bulunduğu eğitmen kadrosu ile 8-19 Şubat tarihleri arasında gerçekleşecek olan etkinlik için Türkiye adına 5 kişilik özel kontenjan ayrıldı. Programda katılımcılar, iç görülerden ve doğru araçlardan faydalanarak dealflow oluşturma, Tim Draper gibi yatırımcılık dünyasının en önemli isimleriyle tanışma, Google Ventures ve Andreesen Horowitz’i ziyaret etme ve 500 Startups Preview ile Demo Day’e katılma fırsatı yakalayacak. Ayrıca Türkiye’den gelen katılımcılar, yatırımcı ve eğitmenlerle birlikte Silikon Vadisi’nde zaman geçirirken, gerçek zamanlı vaka analizleri ile çalışarak girişimcilerin sunumlarını değerlendirecek ve en önemli metrikler hakkında derinlemesine bilgi sahibi olabilecek. 500 Startups kurucularından Dave McClure, konuyla ilgili olarak; “Türkiye girişimcilik ve yatırımcılık ekosisteminin gelişmesine katkıda bulunmak; Silikon Vadisi ile Türkiye arasında köprü oluşturmak için zamanımızı ve tüm kaynaklarımızı her zaman sonuna kadar açacağız. Sağlıklı bir ekosistem gelişimi için Türkiye’den başarılı girişimci çıkarmak kadar, başarılı yatırımcılar çıkması gerekiyor. 5 sene içinde sistematik bir şekilde 1500 yatırım yaptık ve öğrendiklerimizi Türk yatırımcılarla paylaşmak istiyoruz.” dedi. 500 Startups İstanbul fonunun kurucularından Erhan Erdoğan, “Türkiye fonumuza ilk aylarda gelen girişimci ve yatırımcı ilgisi sonrasında 500 Startups Türkiye fonumuzun hedefini arttırma ve yerel ekibimizi büyütme kararı aldık. İstanbul’un çok yakın bir gelecekte geniş bölgedeki ülkelerden girişimci ve yatırımcıların geleceği bir merkeze dönüşeceğine inanıyoruz ve bu misyona liderlik etmek için gece gündüz çalışıyoruz. Stanford eğitim programımızdan faydalanacak yatırımcılar Türkiye’nin teknoloji geleceğine yön verecek kişiler olacaklar.” diye ekledi.

Vodafone mağazalarından uluslararası para transferi

0
vodfoneVodafone, abonelerine mobil finansal servisleri en yenilikçi çözümlerle sunmaya devam ediyor. Bu doğrultuda, Vodafone öncülüğünde servis sağlayıcısı MoneyGram/Gönder-al işbirliğiyle Vodafone mağazalarında uluslararası para transferi hizmeti başlatılarak Türkiye’de bir ilke imza atılıyor. Üstelik, bu hizmetten yalnız Vodafone aboneleri değil tüm operatörlerin aboneleri de faydalanabiliyor. İlk aşamada İstinye Park, Taksim ve Zeytinburnu gibi İstanbul’un önemli semtlerindeki Vodafone Cep Merkezleri’nde sunulan bu hizmet sayesinde aboneler, MoneyGram’ın bulunduğu 200 ülkede 334 bini aşkın noktaya para alım ve gönderim işlemi gerçekleştirebilecek. Uluslararası para transferi işlemini yüksek komisyonlar ödemeden, yüz yüze ve güvenli bir şekilde yapmak için abonelerin seçili Vodafone mağazalarına kimlikleriyle gitmeleri yeterli.

Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Ender Buruk:

“Dünyada gittikçe önem kazanan mobil finansal servisler alanında biz de Vodafone Türkiye olarak önemli çalışmalar yürütüyoruz. Ülkemizde öncülüğünü yapmayı hedeflediğimiz Dijital Dönüşüm’ün en önemli aşamalarından birinin mobil ödeme olanaklarının yaygınlaştığı bir topluma geçmek olduğuna inanıyoruz ve tüketicilerimizin hayatını kolaylaştıracak mobil ödeme altyapılarına yatırım yapıyoruz. Bu kapsamda, Moneygram/Gönder-al işbirliğiyle Vodafone mağazalarımızda uluslararası para transferi hizmetini başlatıyor olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Türkiye’de bu hizmeti sağlayan ilk ve tek operatör olmakla beraber yalnızca Vodafone abonelerine değil tüm operatörlerin abonelerine bu hizmeti sunuyoruz. İlk aşamada İstanbul’daki seçili Vodafone Cep Merkezleri’nde uluslararası para transferi olarak başlattığımız bu hizmetimizin kapsamını önümüzdeki dönemde daha da genişleteceğiz.” Vodafone ile gerçekleştirdikleri işbirliğinden büyük mutluluk duyduklarını belirtenMoneyGram/Gönder-al Yönetim Kurulu Başkanı Fazıl Taboğlu ise konuyla ilgili değerlendirmesinde, “MoneyGram/Gönder-al sistemi ile müşterilerimize hayatın vazgeçilmezi olan finansal hizmetlere kolay ulaşma ve avantajlı para transferi olanağı sunuyoruz. Vodafone ile olan işbirliğimiz, hedeflerimize ulaşmada önemli bir atılımı oluşturuyor” dedi.

Vodafone’un elektronik para ve ödeme hizmetleri şirketi VPAŞ

Vodafone’un elektronik para ve ödeme hizmetleri kuruluşu Vodafone Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri Anonim Şirketi (VPAŞ), Vodafone müşterilerine, ödeme hizmetlerinin sunulması, para havalesi yapılması, elektronik para ihraç edilmesi ve fatura ödemelerine aracılık edilmesini kapsayan geniş bir yelpazede hizmet vermek üzere kuruldu. VPAŞ ile Cep Nakit Kart, Vodafone Cep Cüzdan ve Mobil Ödeme dahil tüm mobil finansal servislerin tek çatı altında toplanması amaçlanıyor. VPAŞ bünyesinde fatura ödemeden online alışverişe ve para transferine kadar tüm mobil finansal servisler hem elektronik hem de fiziksel ortamda ve güvenli bir şekilde yürütülebilecek.

Kaspersky Lab Türkiye’de bayi ağını genişletiyor

0
Kaspersky-Lab Kasperksy Lab, Türkiye pazarına verdiği büyük önem doğrultusunda yatırımlarını hız kesmeden sürdürüyor. 15-17 Ocak tarihlerinde Kıbrıs’ta Merit Park Otel’de düzenlenen bayi toplantısında, Kaspersky Lab; Türkiye’de KOBİ’ler için tasarlanmış olan Kaspersky Small Office Security ürününü anlattı. Bayi toplantısına yeni bayiler yoğun bir katılım ve ilgi gösterdi. 80 yeni bayinin katıldığı toplantıda, Kaspersky Small Office Security ürününün avantajları detaylı bir şekilde katılımcılara aktarıldı. İnteraktif bir ortamda geçen toplantıda bayiler de ürünle ilgili sık sık sorular sorarken, bu ürüne dair heyecan duyduklarını ve pazarda satmaya çok istekli olduklarına dair geri bildirimlerini Kaspersky Lab yetkililerine aktardılar. Kaspersky Lab Türkiye Ülke Müdürü Sertan Selçuk, konuyla ilgili şunları söyledi: “Küçük ölçekli işletmelere olan satışlarımızda 2015 yılında yaklaşık 3 kat büyüme sağladık. Böylesine bir büyüme yaşadığımız için gurur duyuyoruz, verdikleri destek için de tüm bayilerimize teşekkür ediyoruz. 2016 yılında da en az 2 kat büyüme bekliyoruz. Bu büyümeyi sağlayabilmek için pazar yatırımlarımız da devam edecek ve yine bayilerimizle birlikte hareket edeceğiz, birlikte büyüyeceğiz. 2016’da KOBİ düzeyindeki firmaların bilgi güvenliğine daha fazla yatırım yapacağını düşünüyoruz ve biz de Kaspersky Lab olarak KOBİ’lerimizin yanında olmaya, onlara en etkin koruma sağlayan ve kullanıcı dostu ürünleri sunmaya devam edeceğiz.” 50’den az çalışana sahip işletmeler için özel olarak hazırlanan Kaspersky Small Office Security BT uzmanlığı gerekmeksizin, birinci sınıf koruma ve kullanım kolaylığı sağlıyor. Bulut tabanlı yönetim konsolu ile web tarayıcısı üzerinden BT güvenliğini ve cihazlarının her yerden kolaylıkla yönetilmesine imkan tanıyor.

Teknolojiden dolayı 5 milyon kişi işsiz kalacak

0
104163[1] Yapay zeka, robotik ve biyoteknoloji alanlarında yapılan gelişmeler sonucu iş dünyasının değişmesi konuşuluyor. Tıpkı tarihte örneklerine rastlanabilecek teknolojik gelişmeler sonucu ölen meslekler gibi. Dünya Ekonomik Forumu’nun yayınladığı rapora göre teknoloji 2020 yılında 5 milyon işin ölmesine sebep olacak. Rapora göre idari işler ve ofis işleri Dördüncü Sanayi Devrimi‘nin gelişiyle tarihe karışacak olan en riskli işler arasında yer alıyor. Dünyanın sanayi açısından en büyük 15 ülkesinden 350 şirketin katılımıyla gerçekleşen forumdan böyle bir sonuç çıkması işin ciddiyetini ortaya koyuyor.

Eski işlerin yerine yeni işler

Özellikle akıllı robotların gelişimi kas gücüne dayalı işlerin yerini almaya başlayacak. İlerleyen yapay zeka belki de bugün tahmin bile edemeyeceğimiz işleri elimizden alacak. Bunun yanı sıra teknoloji, profesyonel servisler ve medya sektörlerinde 2.1 milyon yeni fırsatınolacağı söyleniyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun kurucusu ve yöneticisi Klaus Schwab’a göre iş gücünün bu teknolojik gelişmeye açık olmadığı ülkeler yetenek sıkıntısı, kitlesel işsizlik ve büyüyen eşitsizlik ile karşılaşacak. Değişen iş alanları eğitimde de değişikliklere neden olacak. Bugün ilkokula başlayan çocukların %65’inin henüz ortaya çıkmamış yeni iş alanlarında çalışacağı da söylendi. Yeni iş alanları için çocukları eğitmenin kritik önemtaşıdığının da altı çizildi.   Kaynak: ShiftDelete.Net

WhatsApp neden ücretsiz oldu?

1
WhatsApp dün sürpriz yaparak yıllık 0,99 dolarlık abonelik ücretini kaldırdığını açıkladı. Facebook tarafından toplam 22 milyar dolar karşılığında satın alınan Mesajlaşma yazılımının tek gelir kaynağı olarak bu abonelik ücretleri görünüyordu. 1 miyara yaklaşan abone sayısıyla dikkat çeken anında mesajlaşma servisinin kurucusu ve CEO’su Jan Koum bu kararı neden aldıklarına dair açıklama yaptı. Jan Koum’a göre, WhatsApp için kullanıcı sayısı büyük önem taşıyor. Özellikle Hindistan ve Brezilya’da önemli sayıda kullanıcıları bulunuyor ancak bu kullanıcıların yıllık 1 dolar ödeyecek imkanı bulunmuyor. Sorun kullanıcıların maddi durumlarından öte, dijital bir servise ödeme yapacak teknik alt yapının bulunmaması. Bu kullanıcılar kredi kartı kullanmıyor, online ödeme sistemlerine ulaşma şansları bulunmuyor. Dolayısıyla, 1 dolarlık yıllık ücret nedeniyle 1 yıllık bedava kullanım sonunda servisten ayrılmak zorunda kalıyorlar. Şimdi ise mesajlaşma uygulaması, dünyanın her yerinden çok sayıda yeni kullanıcıyla buluşmak üzere plan yapıyor.

WhatsApp reklam göstermeyecek ama…

Öte yandan Facebook’un bir parçası olan uygulama, reklam göstermeyeceği konusunda kullanıcılarına söz verse de kullanıcıların yarattığı büyük veri sayesinde aslında reklam verenlere veya iş dünyasına büyük katkı sağlıyor. Bu veriler sayesinde pazarlama kampanyalarını doğru konumlandıran iş dünyası, daha fazla satış hacmine ulaşabiliyor. Dolayısıyla, WhatsApp ne kadar çok kullanıcıya ulaşırsa, iş dünyasına satacağı kullanıcı verisi ve bu verilerden elde edeceği kazanç da o kadar artıyor. WhatsApp, abonelik ücretlerinden ne kadar kazanç sağladığını hiçbir zaman açıklamadı ancak şirket içinden sızan veriler 2014’te 15 milyon dolar gelir elde ettiğini gösteriyor. Öte yandan şirket 2014 yılında 250 milyon dolar zarar etmişti. Zuckerberg ise mesajlaşma uygulamasının bugünkü durumunu, Facebook’un 2006-2007’deki haline benzetiyor ve WhatsApp’ın gelir elde etmeye başlaması için zamana ihtiyacı olduğunu vurguluyor.  

Vidivodo Yönetim Değişikliğine Gitti

0
1452854577_Vidivodo_Logo Yurt içinden ve dışından milyonlarca internet kullanıcısına erişen video paylaşım ve izleme platformu Vidivodo.com’da yeni yönetimle birlikte değişim rüzgarı da başladı. Punto Yeni Medya çatısı altında yayın hayatına devam eden Vidivodo.com, yönetim değişikliğiyle birlikte tasarım ve teknolojisini de yeniledi. Yeni tasarımı ve güncel içerik yönetimiyle dikkatleri üzerine çeken ve birçok kategoride en güncel videoları internet kullanıcılarıyla buluşturan Vidivodo.com’un önem verdiği alanlardan biri de, günümüzün en büyük trendlerinden biri olan oyun videoları olacak. Video oyunları alanında; özgün, eğlenceli ve kaliteli içerik üreten yayıncıların toplandığı platform açığını kapatmak adına Türkiye’de ilk adımı atan Vidivodo.com, önemli sayıda takipçisi ve hayranı bulunan oyuncuları, sadece Vidivodo.com’a özel ürettikleri içerikler ve projelerle yeni dönemde takipçileriyle buluşturacak. Hem E-sports oyuncularının yayınlarını paylaşabilecekleri, hem de E-sports takipçilerinin pek çok oyun içeriğini izleyebilecekleri bir platform haline gelmeyi de planlayan Vidivodo.com’un takviminde, yakın gelecekte canlı yayınlar da olacak. 2016 yılında özellikle oyun içerikleriyle tanınan yayıncılara ve E-sports takımlarına yönelecek Vidivodo.com’un Kurucu Ortağı Fatih Özkara, platformda yaşanan son gelişmelerle ilgili olarak: “Vidivodo.com’un tüm tasarımını ve teknolojisini yenileyerek, çok daha hızlı ve yeni reklam birimlerine kolay entegre olabilen yayın teknolojisine taşıdık. Yeni dönemde güncel ve eğlenceli içeriklerimizin yanında, daha fazla özel oyun içeriklerine ve oyunculara yönelerek, Vidivodo.com’un oyuncuların ve dolaysıyla ‘gençliğin buluşma noktası’ olmasını da amaçlıyoruz. Yakın gelecekteki hedefimiz, mevcut yayın politikamıza ek olarak, oyun ve E-sports dünyasına destek veren, Türkiye’deki yeni ve en aktif video içerik mecrası olmak” dedi.

Devlet kayıtları Bitcoin teknolojisine emanet

0
Bitcoin-Tech-not-talk-01 Bitcoin, tam anlamıyla devletlerin kabusu oldu denilebilir. Sahipleri takip edilemeyen bu para birimi sayesinde, kayıt dışı ekonomide büyük miktarda para dönüyor ve üstelik yasa dışı yollardan elde edilen kara paranın sisteme sokulması mümkün oluyor. Elbette dijital paranın uyuşturucu ticareti veya cinayet şebekeleri için hayatı çok kolaylaştırdığını da unutmamak gerekiyor. Öte yandan Bitcoin’in güçlü teknolojik alt yapısı devletlerin ilgisini de çekmeye devam ediyor. İngiltere şimdi, Bitcoin benzeri dijital kayıt teknolojisini kullanarak devlet belgelerini dijital ortamda saklamayı tartışıyor. Bu teknoloji, dışarıdan müdahaleye, hacker saldırılarına, verilerin değiştirilmesine imkan vermediği için, tapu bilgileri gibi önemli kayıtların sağlıklı biçimde dijital ortamlarda kayıt edilmesine imkan tanıyor.

Tapu ve vergi kayıtları için Bitcoin teknolojisi

İngiltere başbakanının baş bilim danışmanı Sir Mark Walport da, hükumetin bir anda Bitcoin benzeri bir dijital alt yapı kurarak tapu ve vergi kayıtları gibi önemli devlet belgelerini bu yapı içinde saklaması gerektiğini savunuyor. Üstelik bu alanda harekete geçen şirketler de bulunuyor. Texas’ta kurulu olan Factom şirketi geçtiğimiz yıl Honduras’ta tapu kayıtlarını dijital blok zinciri teknolojisi ile dijital ortama aktarmak üzere çalışmaya duyurmuştu.  

Endüstriye çocuk işçi suçlaması

0
Countries-With-Highest-Child-Labor-In-2014-Somalia Çocuk işçiler, dünya ekonomisindeki en dramatik sorunlardan biri. Tekstilden elektroniğe, otomotivden mobilyaya kadar, endüstrinin her alanındaki şirketler çocuk işçi çalıştırılması suçlamasıyla karşı karşıya kalabiliyorlar. Ancak sorun sadece doğrudan şirketlerin üretim yaptığı fabrikalarında çocuk işçi çalıştırmamaları ile çözülemiyor. Bu büyük şirketlerin, hammadde sağladığı kaynaklarda da çocuk işçilerin çalıştırılmadığına dikkat etmeleri isteniyor çünkü fabrikalarda çocuk işçi çalışmasa bile şirketlerin yarattığı talep nedeniyle faaliyet gösteren yan işletmelerin çocuk işçiler çalıştırması, dolaylı olarak çocukların sömürülmesine kapı açıyor. Teknoloji dünyasının üç devi, Apple, Samsung ve Sony şimdi bu suçlamayla karşı karşıya. Cihazlarını üretmek için satın aldıkları hammaddelerin çıkarıldığı kaynaklarda çocuk işçi çalıştırıldığı suçlamaları dinmiyor. İnsan hakları kuruluşları Lityum İon pillerin üretimi için gerekli olan kobalt madeninin Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nden satın alındığını ve bu ülkedeki madenlerde çocukların sömürü düzeyinde, üstelik hayati tehlike içeren şartlarda çalıştırıldığını vurguluyorlar. UNICEF’in raporlarına göre ülkede 40 bin çocuk, ölümcül tehlikeler altında ve sömürü düzeni içinde, madenlerde çalıştırılıyor. İnsan hakları kuruluşu Amnesty International’ın raporunda ise bu madenlerden çıkarılan kobaltın Apple, Samsung ve Sony’ye satıldığı açıkça vurgulanıyor. Rapora karşı yorum yapan Apple yetkilileri ise, tedarik zincirindeki tüm şirketlerin çok sıkı kontrol edildiğini ve çocuk işçi konusunda hiç tölerans göstermediklerinin altını çiziyorlar. Samsung ve Sony de bu konuda sıfır tölerans politikasına sahip olduklarını belirtiyorlar. Öte yandan raporda, kobaltın African Resources Watch (ARW) tarafından takip edildiği, çocukların çalıştırıldığı madenlerdeki kobaltın Congo Dongfang Mining isimli şirkete satıldığı, bu şirketin büyük bölümünün ise Çin madencilik devi Zhejiang Huayou Cobalt Ltd’e ait olduğu vurgulanıyor. Çinli madencilik şirketinin ise bu kobaltı 16 büyük müşterisine pazarladığı raporda belirtiliyor. Bunların arasında Apple, Sony ve Samsung da bulunuyor.  

2016 yılında kanalı bekleyen 5 önemli trend

0
Customers-Suppliers 2015 yılında, bulutun işletmeler üzerindeki güçlü etkisine şahit olduk. Bulut bilişimin esnekliğinden ve gücünden yararlanan şirketler, müşteri hizmetlerinde bir dönüşüm yaratan yeni dijital iş modelleri sundu. Ayrıca tüm endüstriyi ve hatta kültürü yeniden şekillendiren yeni nesil ekonomik modelleri bulunan Uber ve Tinder gibi tamamen yeni işletmeler öne çıktı. Bu ortam karşısında kanal da evrim geçiriyor. Esneklik ve ölçeklenebilirlik için müşteri gerekliliklerini daha iyi karşılamak adına BT kanalının kendisi de gittikçe daha esnek ve ölçeklenebilir hale geliyor. Bugünkü kanalın yalnızca iki veya üç yıl öncesi ile çok az ve hatta belki de hiç benzerliğinin olmadığını söylemek doğru olacak. Satıcıların, yönetilen hizmet sağlayıcılarının ve dış kaynak sağlayıcılarının sahip olduğu yetkinliklerin birleştirilmesiyle birlikte, birkaç yıl içinde bu farkların anlamı da çok az olacak. Aksine sadece “ortaklara” sahip olacağız, yani segmentasyon yerini gerektiği şekilde farklı satış hareketleri sunmak üzere esneyebilen ortaklara bırakacak. Biz yepyeni bir güçlü kurumsal BT çağına ilerlemeye devam ettikçe, 2016 yılında bu değişim hızının daha da artacağını düşünüyorum. Bu da aşağıdaki şekillerde ortaya çıkacak: 1. Kanal iş birliği içinde rekabet, daha yaygın hale gelecek 2. Yetenek savaşı olacak 3. Flash, yazılım tanımlı ve hiper birleştirilmiş altyapılarda yüksek büyüme göreceğiz 4. Dağıtıcılar, evrim geçirmeye devam edecek 5. 2016, Nesnelerin İnterneti’nin ilk büyük yılı olacak Genel olarak ise önümüzdeki yıl, kanal işletmeleri için çok fazla fırsat vaadediyor ama sadece modern iş ortamında başarılı olmak için gerekli değişimi benimseyebildikleri sürece.

Kanal içinde rekabet daha yaygın hale gelecek

Bulut bilişim ve sanallaştırmanın gelişi, BT altyapısı kanalını eskiden olduğundan çok daha karmaşık hale getirdi. Ortaklara ve aynı şekilde müşterilere sunulan çok çeşitli teknolojiler ve iş modelleri ile bir ortağın tüm potansiyel müşteri ihtiyaçlarını karşılaması artık mümkün değil. Örneğin bir dağıtıcı, yerinde altyapı sunmada harika olabilir ama bulut bazlı yönetilen hizmetler sağlamada daha az başarılıdır. Sonuç olarak 2016 yılında kanal dahilinde ‘iş birliği içinde rekabet’ olarak tanımlanan süreçte bir artış göreceğiz. Hizmet sağlayıcılar, mümkün olduğu yerlerde kendi becerilerini kullanarak ve gerektiğinde rakipler ile alt yüklenicilik anlaşmaları yaparak tüm müşteri gerekliliklerine yönelik hizmet vermeye çalışacak. Günümüz ortamında bir satıcı, işletmelerin istediği perspektifte hizmet sunmaya haiz değilse, genel olarak bir rakibi bile olsa bunu yapabilen bir işletme ile ortaklık kurabilir. Bu dönüşüm, müşteriyi sürecin merkezine yerleştiriyor. Yeni kanal ekosisteminde tek önemli olan müşterinin ihtiyacı. Bu değişimin ışığında kanal işletmelerinin müşteriyi daha da iyi anlaması gerekecek. Hiç olmadığı kadar müşteriyi tanımaya çalışmalı, sadece müşterilerin iş modellerini değil ama aynı zamanda iç satın alma dinamiklerini de derinlemesine anlamalı. Karar alıcıların kim olduğunu bilmek kadar verilen teknolojilere karşı sahip olabilecekleri önyargıları anlamak da önem taşıyor.

BT ortak ekosisteminde yetenek için bir savaş olacak

Hibrit bulut dağıtımlarının hızı arttıkça ve bulut teknolojileri gelişmeye devam ettikçe, kanal kurumlarının doğru yerde doğru satış yeteneğine sahip olması gittikçe daha önemli olacak. 2016’nın kanal satış temsilcisinin, artık sadece müşterinin uygulamasını değil, hizmet eden altyapıyı da anlaması gerekecek. Bu bilgi, bir işin şirket içinde mi yoksa kamusal bulutta mı yürütülmesinin en iyi olduğunu ve de Hizmet olarak Platform (PaaS), Hizmet olarak Altyapı (IaaS) gibi hibrit altyapılar için gerekli olan önemli platform teknolojilerini anlamasına zemin oluşturacak. Tabi ki güvenlik, işletmeler artan siber suç seviyesinden kendilerini korumak istedikçe 2016’da da BT’nin önemli bir unsuru olmaya devam edecek. Hibrit bulut pazarını hedefleyen satış personelinin, bu nedenle aynı zamanda bir güvenlik uzmanı olması, müşterilere hibrit altyapılarının güvenli ve etkili olmasını nasıl sağlayacakları konusunda fikir verebilmesi gerekecek. Bu da satış personelinin tüm bulut ortamı boyunca uzanan engin ve derin teknoloji bilgisine ihtiyaç duyacağı anlamına gelir. Kanal kurumları, bu nedenle, mümkün olan en iyi personeli arayacak. Satıcılar hızla bulut konusunda bilgili satış ekipleri oluşturmaya çalışacağı için, bu da bir tür yetenek savaşını tetikleyecek. Yetenek yönetimi tüm kanal işletmeleri için 2016 yılında öncelik haline gelecek. Ayrıca, satış temsilcilerine hibrit bulut fırsatından yararlanmak için ihtiyaç duydukları yetenekleri veren yerinde ve güçlü eğitim programları oluşturmayı içeriyor. Aynı zamanda, satış temsilcilerinin bağlılığını sağlayan ve onları ödüllendiren şirket kültürü ve iş uygulamalarını da önem taşıyor. Böylece, işletmeler personellerini ellerinde tutabilirler.

2016’da flash depolama, yazılım tanımlı ve hiper yakınsanmış altyapılarda hızlı büyümeye şahit olacağız

2015 yılında işletmelerin bulut modeli olarak, hibrit bulutu tercih ettiğine şahit olduk. 2016 yılında bu trend devam edecek ve üç önemli teknoloji alanında büyüme getirecek:
  • Flash depolama
  • Yazılım tanımlı altyapılar
  • Hiper yakınsanmış altyapılar
Geçen yıl, hibrit bulut birleştirilmiş altyapıların ve referans mimarilerin büyümesini sağladı. Bu büyüme, işletmeler bulut ortamları içindeki karmaşıklığı yönetmeye çalıştıkça 2016’da da devam edecek. Aynı zamanda 2016’nın, yeni kanal oyuncuları özel yazılım ve orta ölçekli uygulamalara hizmet vermek için fırsatlardan yararlanmaya çalıştıkça, yeni oluşan hiper birleştirilmiş altyapı segmentinin büyüyeceğini öngörüyoruz. Hiper birleştirilmiş pazar, tamamen kanala odaklanarak temel olarak orta ölçekli işletmeleri hedefliyor ve satıcılar için önemli bir yeni gelir kaynağı vadediyor. Son olarak yazılım tanımlı altyapılar, kanal için güçlü bir satış kaynağı olmaya devam edecek. Artık, kurumsal BT’nin geleceğinin, altyapının tümüyle sanallaştırılmasına bağlı olduğu açıkça görülüyor. Bu nedenle, 2016’da başarılı olmak isteyen tüm kanal oyuncuları, satış kataloglarında yazılım tanımlı teklifler bulunduracak.

Dağıtıcılar dönüşmeye devam edecek

Son zamanlarda değişim kanalda, bulut devrimi nedeniyle çokça hissediliyor. Bugün, dağıtıcıların bulut hizmetlerini birleştirmesi ve donanıma ağırlıklı bir iş yürütürken satıcılar ile bu hizmetler arasında bağlantı kurması gerekiyor. Önümüzdeki birkaç yıl içinde varlığını sürdürmek ve başarılı olmak isteyenler için çok önemli bir değişik olarak göze çarpıyor. Çeşitli sağlayıcıların bulut hizmetlerini birleştirmek ve bu hizmetleri satıcılara sunmak da müşterilerine altyapı ihtiyaçlarına yönelik tüm çözümleri sunmaya çalışan satıcılar için paha biçilemez olacak. 2016 yılında, daha fazla dağıtıcının, özel bulut hizmetlerini birleştirip ilişkilendirmesini ve sağlayıcıların rolünü üstlenmesini de bekliyorum. Bu da dağıtıcılar, müşterilerine etkili hibrit bulut ortamları sağlamaya odaklanırken, BT sağlayıcılarının ürün inovasyonuna odaklanmasına olanak tanıyacak.

2016, Nesnelerin İnterneti’nin ilk büyük yılı olacak

Gartner, 2016 yılında Nesnelerin İnterneti’nin, ‘akıllı’ makine ve dijital cihaz şebekesi ve bir veri omurgasıyla bir araya getirilmiş hizmetler sayesinde büyük bir çıkış yapacağını öngörüyor. Bu, neredeyse her şeyin bir cihaz olduğu ve her nesnenin, işletmelerin değişmesine neden olabilecek öngörüler oluşturma yeteneğine sahip olduğu bir vizyonu temsil ediyor. Özellikle, hâlihazırda kendi büyük veri depolama ve analizi becerilerini geliştiren büyük sistem entegratörleri için, veri ve analiz kesişim yollarında, büyük bir fırsat ortaya çıkacak. Bu tür kurumlar, müşterilere hem başarı için gerekli temel altyapıyı hem de kurumlarca sunulan avantajları açıklamak için harika bir konumda bulunuyor. Sonuç olarak, Nesnelerin İnterneti’nin bir getirisi olarak, tüm işletmeler bir nevi büyük veri işletmesi olacak. 2016 yılında, kanal şirketleri, işletmelerin bu yeni veri odaklı dünyaya geçişine yardımcı olmaları konusunda daha faza öne çıkacak.