Epson kurumsalda atakta

0
WorkForce-Pro-WF-R8590-D3TWFC-lifestyle görselOrijinal mürekkep tankı sistemli yazıcıların yaratıcısı Epson, kurumsal baskı çözümlerine yönelik kapasite ve maliyet avantajında devrim yaratacak yeni yazıcı serisi WorkForce Pro RIPS (Replaceable Ink Pack System) ile şirketlere büyük avantaj sunuyor. Baskı kapasitesi: 75.000 sayfa Epson’un yeni RIPS serisi; WF-R5190DTW, WF-R5690DTWF, WF-R8590DTWF ve WF-R8590 D3TWFC olmak üzere toplam dört modelden oluşuyor. Modeller ilk alımda gelen mürekkep paketleriyle tek seferde 75.000 sayfaya kadar baskı kapasitesiyle oldukça iddialı. Çevre dostu teknoloji ve 7 saniyede ilk baskı Tüm ürünlerinde çevre dostu teknolojiyi ön planda tutan Epson’un yeni RIPS serisi de elektrik tüketimi bazında oldukça verimli. Modeller yazdırma esnasında sadece 30W elektrik tüketimine sahip. Ayrıca RIPS serisi yazıcılarda ilk sayfa çıkışı ortalama 7 saniye sürüyor.  İsterseniz sadece A4 yazıcı, dilerseniz A3+ hepsi bir arada… Epson’un yeni WorkForce Pro RIPS serisinde sadece A4 yazıcı özelliği taşıyan model de mevcut, 1.830 sayfa kâğıt kapasitesi olan A3+ hepsi bir arada model de. Tüm modellerin ortak özellikleri WiFi ve Gigabit ağ bağlantısı, direct print teknolojisiyle WiFive Akıllı telefon uygulamalarından doğrudan baskı ve 600x600dpi çözünürlük. Modellere göre detaylı teknik özellikler: WorkForce Pro WF-R5190DTW: A4 Yazıcı İlk gelişte siyahta 75.000, renklide 50.000 sayfa baskı kapasitesi 34ppm S&B ve 20ppm Renkli (ISO hızı: 20ppm in S&B ve Renkli) 600x600dpi çözünürlük İlk sayfa çıkışı 8 s ‘den az 580 sayfa kâğıt kapasitesi 4 satır S&B ekran Wi-Fi & Gigabit ağ bağlantısı Direct print ile Wi-Fi & Akıllı telefon uygulamalarından doğrudan baskı WorkForce Pro WF-R5690DTWF: İlk gelişte siyahta 75.000, renklide 50.000 sayfa baskı kapasitesi A4 MFP (ADF’li Tarama, Faks, Fotokopi, Yazıcı) 34ppm S&B ve 20ppm Renkli (ISO hızı: 20ppm in S&B ve Renkli) 600x600dpi çözünürlük İlk sayfa çıkışı 8 s ‘den az 580 sayfa kâğıt kapasitesi 4.3” dokunmatik ekran WiFi ve Gigabit ağ bağlantısı Direct print ile Wi-Fi & Akıllı telefon uygulamalarından doğrudan baskı WorkForce Pro WF-R8590DTWF: İlk gelişte siyahta 75.000, renklide 75.000 sayfa baskı kapasitesi A3+ MFP (ADF’li Tarama, Faks, Fotokopi, Yazıcı) 34ppm S&B ve Renkli ( ISO hızı: 24ppm in S&B ve Renkli) 600x600dpi çözünürlük İlk sayfa çıkışı 7 s ‘den az 830 sayfa kâğıt kapasitesi 5” dokunmatik ekran 23 ipm ADF WiFi ve Gigabit ağ bağlantısı Direct print ile Wi-Fi & Akıllı telefon uygulamalarından doğrudan baskı WorkForce Pro WF-R8590 D3TWFC: İlk gelişte siyahta 75.000, renklide 75.000 sayfa baskı kapasitesi A3+ MFP (ADF’li Tarama, Faks, Fotokopi, Yazıcı) 34ppm  S&B ve Renkli ( ISO hızı: 24ppm in S&B ve Renkli) 600x600dpi çözünürlük İlk sayfa çıkışı 7 s ‘den az 1830 sayfa kâğıt kapasitesi +Kabinet 5” dokunmatik ekran 23 ipm ADF WiFi ve Gigabit ağ bağlantısı Direct print ile WiFi ve Akıllı telefon uygulamalarından doğrudan baskı

Paraşüt, Avrupa Bulut Ödülleri’nde Türkiye’yi temsil edecek

0
1443797532_image722Küçük ve orta ölçekli işletmeler için geliştirilen web tabanlı finansal yönetim uygulaması Paraşüt, Avrupa’nın en büyük bulut bilişim organizasyonu Euro Cloud tarafından düzenlenen ve Türkiye’de 2. defa hayat bulan Euro Cloud Award’da (Avrupa Bulut Ödülleri’nde) “Yılın Startup Servis Sağlayıcısı” kategorisinde birinci oldu. Paraşüt, 6 kategoriden oluşan ve her kategoride ilk üç kazananın belirlendiği organizasyonda kazandığı birincilik ödülü ile, Ekim’in ikinci haftası Barcelona’da gerçekleşecek Avrupa finalinde, Türkiye’yi temsil ederek yarışma fırsatını da kazanmış oldu. Bilişim sektöründeki başarıları ön plana çıkarmayı amaçlayan yarışmada, kriterler doğrultusunda bulut bilişimi başarıyla uygulayan, sektörde örnek olabilecek uygulamalar ödüllendirildi. Organizasyonda jüri olarak bilişim sektörünün önde gelen markalarının üst düzey yöneticileri yer aldı. Paraşüt Kurucu Ortağı Sean X. Yu, konuyla ilgili olarak şu sözleri aktardı: “Avrupa’nın en büyük bulut bilişim organizasyonu Euro Cloud tarafından düzenlenen yarışmada kategorimizde birinci ve Türkiye’yi Avrupa’da da temsil edecek olmaktan çok mutluyuz. Kazananlar, bulut servisinin orijinalliği, yaratıcılığı, markanın diğerlerinden ayrışmasını sağlayan özellikleri gibi birçok kriter göz önünde bulundurularak seçildi. Bu bizim için büyük bir başarı. Büyüyen genç ve dinamik ekibimizle, başarılarımızı hızla arttırmak için çok çalışıyoruz” dedi.

Bulutta önemli birleşme

0
Greg Clark ve Michael Fey
Kurumsal güvenlik alanının lideri Blue Coat Systems, kurumsal bulut veri koruma çözümleri lideri Perspecsys’i satın aldığını açıkladı. Bu satın almayla birlikte Blue Coat, bulut güvenliği hizmetlerinde endüstrinin en gelişmiş melez bulut portföyüne ulaştı. Bu gelişmiş portföy ile Blue Coat, Buluta Erişim Güvenlik Aracısı (Cloud Access Security Broker-CASB) segmentinde lider olarak konumlanırken, bulut uygulamaları veri koruması alanında çıtayı yükseltti. “CASB’ler Hizmet olarak Yazılım (SaaS) uygulamalarını korumada en önemli katman haline geldi” diyerek sözlerine başlayan Blue Coat Başkanı ve COO’su Michael Fey, “Analistler bu alanda önümüzdeki beş yılda önemli bir büyüme bekliyorlar. SaaS kullanımı artmaya devam ederken, bu teknoloji kurumsal veri ve bulut güvenliğinin vazgeçilmez bir parçası haline gelecek” dedi. Bu satın almanın ardından Blue Coat, lider Güvenli Web Ağ Geçidi portföyü içerisinde piyasanın en geniş CASB özelliklerini sunan şirketi halini aldı. Perspecsys ve Blue Coat, bulut uygulamaları tüketim çağında kurumsal bulut uygulamaları ve hizmetleri için gelişmiş güvenlik ve endüstrinin lider veri koruma çözümlerini sunuyor. Perspecsys’in Bulut Veri Koruma platformu, bulut tabanlı uygulamalara adapte olmaya çalışan kurumların veri uyumu, gizliliği ve güvenliği gibi önemli iş risklerinin üstesinden gelmesini sağlıyor. Kullandığı bulut verisi şifre sistemi ve şifreleme özellikleri ile Perspecsys, bulut üzerinde kurumların hem kullandıkları hem de muhafaza ettikleri veriyi her an kontrol altında tutma imkânı tanıyor. salesforce.com, ServiceNow ve Oracle gibi bulut üzerindeki uygulamalarda dahi tutulan hassas veriler üzerindeki riskleri ortadan kaldıran Perspecsys, genel bulutu özel buluta dönüştürüyor. “Müşterilerimizin yüzde 50’sinden daha fazlası globalde çalışıyor ve bulut koruma konusundaki vizyonumuzu genişletmeyi düşündüğümüzde, uyum ve veri sahipliği konusunda yaptırımlar bulunan bölgelerde çalışan çokuluslu şirketlerin kendilerine has ihtiyaçlarına çok yakın ilgi gösterdik” diyerek sözlerine başlayan Blue Coat CEO’su Greg Clark “Perspecsys, küresel müşterilerimiz tarafından sıklıkla tercih edilen bulut bilişim uygulamaları üzerindeki verinin şifrelenmesi için eşsiz çözümleriyle Blue Coat’a katkı sağlıyor. Özetle Perspecsys, kurumsal siber suç riskini azaltıyor. Şifreleme ile verinin yönetimi, hem veriyi kendi altyapısında barındıran hem de bulut uygulamalarını kullanan şirketlerin siber savunmaları için hızla kritik bir element haline geliyor” şeklinde konuştu.

Asus kurumsal ürünlerini tanıttı

0
Bilgisayar donanımları ve akıllı telefonları ile teknolojiye yön veren Asus, iş dünyasında çığır açacak ASUSPRO Kurumsal Serisi ürünlerini bugün düzenlediği basın toplantısında tanıttı. Lansmanda konuşma yapan AsusKurumsal İş Grubu İş Geliştirme Müdürü Tolga Özdil, “ASUSPRO serisi bilgisayarlar ile çok daha fazla işlemi aynı anda yapabilirsiniz. En yeni Intel işlemcilerle donatılan bu bilgisayarlar, işletmelerin daha verimli ve üretken olması için çoklu görev işlemlerini kolaylaştırır ve performansı artırır. Ekstra ekran kartlarına ihtiyaç duymadan üç bağımsız ekran ile masaüstü çalışma alanını genişletme imkanı sunar” dedi. Tolga Özdil ile gerçekleştirdiğimiz röportajı videmozdan izleyebilirsiniz.  

Markalar için tüketiciyi kazanmanın anahtarı “doğru anı” yakalamak

0
googleMobil teknolojinin hayatlarımızı radikal bir şekilde değiştirdiği günümüzde artık aralıklarla online olmaktan değil, sürekli bağlı olmaktan, milyarlarca önemli anı online olarak yaşamaktan söz ediyoruz. Bu durum kullanıcıların dilediği şeyi dilediği zamanda bulmasını, yapmasını, seyretmesini ya da satın almasını kolaylaştırırken, bir yandan da pazarlamacıların doğru zamanda doğru mesajla doğru insana ulaşmaları için bugüne kadar hiç görülmemiş fırsatlar sunuyor. Google’ın Haziran 2015’te gerçekleştirdiği “Önemli Anlar Türkiye Araştırması” da ortaya koyduğu sonuçlarla günümüz tüketicileri için anların önemine, pazarlamacılar ve iletişimciler içinse bu “doğru anları” yakalamanın yaşamsallığına dikkat çekiyor. Milyarlarca önemli an online olarak yaşanıyor Birden fazla ekran üzerinden medya tüketimi geçtiğimiz 3 yıl içerisinde internet kullanıcılarının %90’ının alışveriş, seyahat planı ya da herhangi bir içerik görüntülemek gibi nedenlerle cihaz değiştirmesine bağlı olarak %500 düzeyinde artış gösterdi1. Bu durumsa tüketicilerin ilham ya da bilgi arayışında olduğu, yeni şeyler keşfettiği ya da kararlar verdiği amaç ve tutku odaklı geçirdiği “önemli anları” beraberinde getirdi. Araştırma kapsamında ‘izlemek istiyorum’, ‘yapmak istiyorum’, ‘bulmam lazım’ ve ‘satın almam lazım’ anları gibi farklı durumları işaret eden bu anlarla ilgili ilginç veriler ortaya konuyor: İzlemek istiyorum anları Akıllı telefon kullanıcılarının %60’ı, ilgili araştırmanın yapıldığı haftadan önce eğlenmek ya da ilham almak için YouTube’u açmış*. Yapmak istiyorum anları 35 yaşın altındaki internet kullanıcılarının %80’i öğrenmek istedikleri her şey hakkında YouTube’da bir video bulabileceğine inanıyor. Bulmam lazım anları İnternet kullanıcılarının %92’si bağlı bir cihazda, çevrim içi veya çevrim dışı içerik veya reklamlar tarafından anında daha fazla bilgi aramaya yönlendiriliyor. Satın almam lazım anları Akıllı telefon kullanıcılarının %92’si belirli ürünler için alışveriş yaparken cihazlarını kullanmış. Markalar için milyarlarca fırsat… Araştırma sonuçları markalar açısından da söz konusu anları doğru değerlendirmenin sağladığı fırsatlara dikkat çekiyor: Tercihleri şekillendirme İnternet tüketicilerinin %71’i bir şirketin mesajının konuyla ilgili olmasının, markayla ilgili düşüncelerini etkilediğini kabul ediyor. Akıllı telefonlarında araştırma yapanların %63’ü cihazlarında o anda telefonlarından ilgili bilgiye ulaştıkları için normalde düşünmedikleri bir markayı satın almayı düşünüyor. Kararları etkileme Akıllı telefonlarında arama (araştırma) yapanların %54’ü cihazlarında o anda ilgili bilgiye ulaştıkları için normalde düşünmedikleri bir markayı gerçekten satın aldığını belirtiyor. Akıllı telefon kullanıcılarının %75’i mağazada cihazlarını son kullandıklarında bir ürün ya da hizmet hakkında internette buldukları bilginin alacakları kararı etkilediğini söylüyor. Önemli Anlar Türkiye Araştırması’nda öne çıkan sonuçlardan bazıları ise şöyle sıralanıyor:
  • Türkiye’de online tüketicilerin %88’i kendisine uygun gelen bir markadan gelen bir mesajı gördükten sonra harekete geçiyor.
  • 35 yaşın altındaki internet kullanıcılarının %80’i öğrenmek istedikleri her şey hakkında YouTube’da bir video bulabileceğine inanıyor.
  • İnternet kullanıcılarının %92’si bağlı bir cihazda, çevrim içi veya çevrim dışı içerik veya reklamlar tarafından anında daha fazla bilgi aramaya yönlendiriliyor.
  • İnternet tüketicilerinin %71’i bir şirketin mesajının konuyla ilgili olmasının, markayla ilgili düşüncelerini etkilediğini kabul ediyor.
  • Akıllı telefonlarında araştırma yapanların %63’ü cihazlarında o anda telefonlarından ilgili bilgiye ulaştıkları için normalde düşünmedikleri bir markayı satın almayı düşünüyor.
  • Akıllı telefonlarında arama (araştırma) yapanların %54’ü cihazlarında o anda ilgili bilgiye ulaştıkları için normalde düşünmedikleri bir markayı gerçekten satın aldıklarını ifade ediyor.
  • Akıllı telefon kullanıcılarının %75’i mağazada cihazlarını son kullandıklarında bir ürün ya da hizmet hakkında internette buldukları bilginin alacakları kararı etkilediğini söylüyor.

Microsoft, Outlook.com’a sosyal özellikler ekleyecek

2
outlookHotmail ismini hatırlıyor musunuz? İnternetin en eski ücretsiz e-posta servislerinden biri olan Hotmail, 2000’li yıllarda Microsoft tarafından satın alınmıştı. Google’ın gmail hamlesi üzerine Microsoft’un da kendisi için ücretsiz bir e-posta servisi edinme çabasının sonucu olarak çok da geliştirilen Hotmail, gmail’in popülerliğini yakalayamayınca, Microsoft tarafından ismi değiştirilerek Outlook.com servisine dönüştürülmüştü. Halen Hotmail.com adresi üzerinden de hizmet veren Outlook.com gmail’in en büyük rakibi olmaya da devam ediyor. Microsoft şimdi Outlook’u daha cazip hale getirmek için servise sosyal özellikler eklemeyi planlıyor. Buna göre Outlook.com hesaplarımızda yakında Facebook’ta olduğu gibi beğeni ve “mention” seçenekleri görebileceğiz. Böylece bir e-postada adı geçen kişilere “mention” uyarısı gidecek veya bir e-postaya alıcıları tarafından “beğeni” yapıldığında gönderici bu konuda uyarı alacak. Microsoft bu sayede Outlook.com servisindeki e-posta iletişimini daha aktif ve pratik bir deneyime dönüştürmeyi planlıyor.  

Dell’den Yeni Kampüs ve Veri Merkezi Ağ Çözümleri

0
dell1Dell, kampüs ağlarında her geçen gün artan karmaşıklığa ve veri merkezlerinin büyük bir hızla artan bant genişliği taleplerine yanıt vermek için ağ portföyüne yeni ürünler eklediğini açıkladı. Dell, kampüsler için Dell Networking C9010 Ağ Direktör anahtarı ile bileşeni C1048P Hızlı Erişim Düğümünün kullanıldığı yeni ve tümleşik bir kampüs mimarisi sunuyor. Veri merkezinde ise Dell, benzersiz raf içi ağ esnekliği sağlamak üzere çoklu hızlı bağlantı, modülerlik ve açık ağ oluşturmayı birleştiren Dell Networking S6100-ON’u tanıttı. Dell Solutions Türkiye Direktörü Nevcihan Matur, “Dell’de, veri merkezinde sunucu, depolama ve iş yüklerini bir araya getirmekten kampüste masaüstü bilgisayarları ve mobil cihazları bağlamaya kadar ağ oluşturmayı bütünsel ve uçtan uca ele alıyoruz,” diye konuştu ve ekledi: “Müşterilerimizin geleceğe hazır olmalarına yardım etmek üzere bu yeni ürünler ve özellikler ile yepyeni seviyelerde sadelik ve esneklik sağladığımız için son derece heyecanlıyız.” Yeni Kampüs Ağ Mimarisi: Yeni Dell Networking C9010 Ağ Direktörü ve C1048P Hızlı Erişim Düğümü Geliştirilmiş ölçeklenebilirlik ile sadeleştirilmiş yönetimi bir arada talep eden orta ve büyük ölçekli kampüs ortamları için tasarlanan yeni Dell birleşik kampüs mimarisi, erişimden çekirdeğe kadar tüm kampüs için tek bir yönetim görünümü sağlıyor. Böylece hizmet kalitesi, belirlenen kuralların karşılanması ve yazılım güncellemeleri ile yazılım tanımlı özelliklerin programlanması için tek bir kontrol noktası oluşturuluyor. Buna ek olarak endüstri standardı protokoller sayesinde yeni Dell kampüs mimarisi Dell Network N-serisi anahtarların erişim düğümleri olarak yeniden kullanılmasıyla mevcut Dell kampüs yatırımları üzerinden derhal kullanılır hale getirilebiliyor. Yeni Dell Networking C9010 Ağ Direktörü, yeni nesil çoklu hız desteği olan modüler bir anahtar ve Dell kampüs ağı mimarisini temel alan ilk platform olarak öne çıkıyor. Merkezi olarak yönetilen 4.000 sanal bağlantı noktası için uygun ölçeklendirme, sağladığı 10 Gb ve 40 Gb Ethernet desteği ile kullanım ömrü boyunca esneklik ile son kullanıcı ve uç noktalardan oluşan çok yönlü kampüslerin artan bant genişliği gereksinimlerini karşılamak için herhangi bir araca ihtiyaç kalmadan gelecekte 100 GbE’ye yükseltme olanağı sunuyor. İlk kurulumda C9010, Dell Networking C1048P Hızlı Erişim bağlantı üniteleri olmadan kablolama panellerinde toplu ana anahtarlama platformu olarak hizmet vermek üzere geleneksel kampüs anahtarlama platformu olarak kurulabiliyor. Bununla birlikte kampüs içinde yepyeni sadelik ve ölçekleme seviyeleri sağlamak için C9010’ın gerçek gücü C1048P Hızlı Erişim bağlantı üniteleri ile birlikte kullanıldığında ortaya çıkıyor. Dell Networking C1048P, Ethernet üzerinden C9010’a zenginleştirilmiş güç ve kullanıcı erişimi ile bağlantı sağlayarak C9010 Ağ Direktörünün yeterliliklerini genişletiyor. C1048P, tek başına veya yığın yapılandırması şeklinde kurulabiliyor ve yeni mimariye istendiğinde eklenebilmesiyle mevcut bakım ve çalıştırma işlerini son derece sadeleştiriyor. Yeni Dell Ağ S6100-ON Çoklu-Hızlı Modüler Raf İçi Anahtar S Serisi Veri merkezi anahtarlarının en yenisi olan Dell Network S6100-ON, çoklu hızlı bağlantı ile kasa seviyesinde modülerlik ve açık ağ oluşturmayı birleştirerek, kabin içinde maksimum esneklik ve kontrol arayan veri merkezi operatörleri için ideal çözümü sunuyor. Birden çok genişleme modülü sayesinde kullanıcılar, 10 ila 100 GbE arasında değişen bağlantı noktası hızı ile kurulumda esneklik sağlamak üzere hem QSFP28 hem de CXP bağlantı noktası seçeneği sunabilme esnekliğine kavuşuyor. Artan yoğunluğu, performansı, esnekliği ve sadeleştirilmiş yönetimi ile Dell S6100-ON Geleceğe Hazır Kurumlar için son derece önemli öğeler olan sanallaştırma, bulut ve büyük veri analitiği ortamları için ideal çözümü sunuyor.

Bugüne kadar üretilen en büyük ekranlı 4K Philips

0
philipsPhilips tarafından bugüne kadar üretilen en büyük ekrana sahip 98 inç (250 cm) modelin yanı sıra 84 inç (213 cm) model de dikkat çekiyor. “BDL9870EU” ve “BDL8470EU” kod adını taşıyan bu modeller, hem dikey hem de yatay biçimde, profesyonel olarak 7/24 kullanılabiliyor ve “3840 x 2160” piksel çözünürlükleri ile piyasadaki en yaygın çözünürlük olan Full HD’nin tam dört katı gerçekçi bir görüntü deneyimi yaşatıyor. Üstün parlaklık ve daha geniş bir izleme açısı! Daha iyi bir renk performansına, daha keskin ve canlı görüntü kalitesine; hem yatay hem de dikey eksende 178-derece geniş izleme açısına sahip “IPS” (in-plane switching) paneller ile donatılan Philips “U-Serisi” signage modelleri, 500cd/m2 gücündeki yüksek parlaklıkları ile en aydınlık ortamlarda bile rahatlıkla kullanılabiliyorlar. “FailOver” teknolojisiyle zorlu uygulamalarda 7/24 operasyon! Profesyonel monitörlerin ve signage ekranlarının 7/24 kesintisiz çalışmaya uygun şekilde tasarlanmış ve üretilmiş olmaları gerekliliğinden yola çıkan ve müzeler, mağazalar, eğitim kurumları gibi uzun süreli operasyon gerektiren zorlu uygulamalarda kullanılmak üzere özel olarak tasarlanan Philips “U-Serisi; 7/24 koruma sağlayan devrimsel “FailOver” teknolojisine sahip. Cihazlara içerik aktaran medya oynatıcıdan kaynaklanabilecek bir aksaklık durumunda otomatik olarak devreye giren “FailOver”, bu gibi durumlar öngörülerek depolanmış “back-up” içeriği anında ekranda oynatmaya başlıyor. İstediğiniz yerden tek tuşla, tüm ayarlar kontrolünüzde! Philips’in özel olarak geliştirdiği “SmartControl” yazılımı sayesinde, tüm signage ekran ağı; uzaktan kontrol edilebiliyor. Signage ağında bulunan “U-Serisi” ekranların her birinin parlaklıkları, çözünürlükleri ve kontrast ayarları gibi değerleri, bireysel olarak uzaktan değiştirilebiliyor. Dörtlü kaynak desteği ile tek ekranda çoklu Full HD içerik gösterimi! Philips “U-Serisi” Ultra HD signage ekranları; Full HD ve Ultra HD çözünürlükte içerik sunumu, oynatımı ve gösterimi konusunda yepyeni fırsatlar sunuyor. Yüksek çözünürlüklü yeni signage ekranlar, her biri farklı bir Full HD kaynaktan aldığı içeriği oynatabilen dört farklı ekrana bölünebiliyor. Bu dörtlü kaynak desteği sayesinde “U-Serisi” signage ekranlar; kontrol odaları, müzeler gibi çoklu içeriklerin eşzamanlı gösterildiği uygulamalar için ideal bir çözüm olarak öne çıkıyor. 4K çözünürlüğü ve 500 cd/m2 parlaklığı ile kurumlar için fark yaratan bir çözüm! Dünyada, görüntü sistemleri alanında son dönemlerde en sık telaffuz edilen ürün grubunun “LED” ekranlar ile birlikte; büyük ölçekli ekranlar olduğunu belirten Astel Pazarlama Direktörü Kaan Kısakol yeni “U-Serisi” hakkında, “Philips de yeni çıkardığı “U-Serisi”nde yer alan“BDL8470EU” ve “BDL9870EU” modelleri ile bu trendin öncülerinden olduğunu kaydetti. Yeni “U-Serisi”nin dev ekranının yanı sıra 4K çözünürlüğü ve 500 cd/m2 parlaklığı ile gelen üstün görüntü kalitesi sayesinde kurumların mesajlarını çok daha etkileyici ve efektif bir şekilde iletebileceğini belirten Astel Pazarlama Direktörü Kaan Kısakol, “Yine aynı şekilde kurumlar uzun çalışma saatleri gerektiren müze, eğitim, perakende gibi uygulamalarda, 7/24 operasyona uygun özellikleri ile fark yaratan bir çözüme kavuşacaklar” dedi.

Emarsys, Vector Capital’dan 33 milyon dolarlık yatırım aldı.

0
emarsysDünyanın önde gelen eposta, kişisel ürün tavsiye, sosyal ve mobil pazarlama çözüm sağlayıcılarından Emarsys, lanse ettiği B2C Marketing Cloud platformuyla San Francisco merkezli Vector Capital firmasından 33 milyon dolarlık sermaye yatırımı aldı. Emarsys, finansmanı ABD ve Latin Amerika pazarlarındaki hızlı büyümesini desteklemek, ürün inovasyonlarına yatırım yapmak, satış ve pazarlama ekiplerini genişletmek için kullanacak ve finansman sayesinde yoğun talebe yanıt olarak şirketin ABD’deki ilk ofislerini açacak. Finansmanla ilgili bilgi veren Emarsys Kurucusu ve CEO’su Hagai Hartmann: “Vector Capital ile yatırım ortaklığımızdan büyük mutluluk duyuyor, ABD ve Latin Amerika pazarlarındaki genişlememizi desteklemek üzere bilgi birikimlerinden ve kaynaklarından en avantajlı şekilde yararlanacağımızı umuyoruz. Özellikle B2C ticaret için sıfırdan geliştirilen, tüm uygulamaların birlikte çalıştığı ve iletişim kurduğu tek Marketing Cloud bizimki. Bir B2C şirketinin pazarlama kaynaklarının büyük kısmı hali hazırda yeni müşteri kazanmaya harcanırken, mevcut müşterileri korumaya, memnun etmeye ve geliri maksimize etmeye yeterince yatırım yapılmıyor. Biz bu dinamiği değiştirmeyi planlıyoruz.” dedi. B2C pazarlama profesyonellerinin karşılaştığı özgün zorlukları ele almak için tasarlanan ve amaca yönelik olarak geliştirilen Emarsys platformu; müşteri verileri, kişiselleştirme, öngörülebilir tavsiyeler ve her kanalda pazarlama gibi özellikleri masaüstü, mobil ve sosyal kanallar için ölçekleyerek tek bir bulut platformda entegre ediyor. Makine öğrenmesini ve veri bilimini kombine eden bu platform, tüketici davranışlarıyla ilgili ham verileri müşteri kimliğini daha iyi anlamayı sağlayan bilgilere dönüştürerek ileri düzeyde kişiselleştirilmiş müşteri deneyimleri ve yolculukları yaratıyor. Emarsys platformunu kullanan pazarlama profesyonelleri de ciddi anlamda daha uzun ömürlü ve daha karlı müşteri ilişkileriyle ödüllendiriliyor.

Skype iOS kullanıcıları pratik bir yetenek kazandı

0
skype-iphone-5Skype, mobil çalışanlar için çok önemli bir enstrüman haline dönüştü. Uzak mesafeden yüz yüze video görüşme yapmaya imkan tanıyan uygulama uzun zamandır profesyonellerin iş hayatını kolaylaştırmasıyla büyük beğeni topluyordu. Microsoft şimdi popüler Skype uygulamasına güzel bir yetenek daha kazandırdı. Artık iOS 9 kullanıcıları, Skype üzerinden telefona gelen uyarıları cevaplamak için uygulamayı açmak zorunda olmayacak. Doğruda uyarı ekranından temastaki kişiye yazılı mesaj göndermek mümkün olacak. Böylece iş koşturmacası arasında kontaklarıyla iletişimde kalma durumunda olan profesyonel kullanıcıların hayatı biraz daha kolaylaşmış olacak. Bu yeni özellik, daha çok video ve ses iletişimi için kullanılan Skype’ın, WhatsApp gibi yoğun bir metin mesaj uygulaması gibi kullanılmasını da kolaylaştıracak.

Flash teknolojilerine yatırım, zamana yatırımdır

0
netappVeri depolama ve yönetimi alanında dünyanın lider şirketlerinden NetApp’ın Kıdemli Başkan Yardımcısı ve EMEA Bölgesi Genel Müdürü Manfred Reitner, NetApp Ortadoğu, Doğu Avrupa & Türkiye, Afrika ve Rusya & CIS Kıdemli Direktörü Konstantin Ebert ve Türkiye Genel Müdürü Behçet Yumrukçallı, olağanüstü düşük maliyet sağlayan ve performans atılımları gerçekleştirmeyi hızlandıran flash tabanlı yenilikçi depolama ve veri yönetimi çözümlerini anlattı. Teknolojinin günlük hayatımızın her alanına işlemesi nedeniyle, tüketicilere ürün ya da hizmetlerini mobil cihazlar, internet veya uygulamalar üzerinden ulaştıran işletmelerin; daha hızlı ve efektif bir şekilde yanıt vermelerinin zorunlu hale geldiği üzerinde duran Reitner, NetApp’ın flash tabanlı çözümlerinin işletmelere kazandırdığı avantajları aktardı. “Flash teknolojilerine yatırım zamana yatırımdır” Teknolojinin gerek müşteri gerekse işletmelerin beklentilerinde yarattığı değişim nedeniyle günümüzde kesintisiz hizmetin oldukça önemli hale geldiğini söyleyen Reitner, “Flash gibi yüksek performans sağlayan bir altyapıya yatırım zamana yatırımdır. Günümüzün iş dünyasında ise zaman hem müşteriler hem de işletmeler için oldukça önemlidir. Dahası teknolojik yenilikler ve AR-GE çalışmaları da flash teknolojilerinin maliyetlerini her geçen gün daha da aşağılara çekerken performansını ise yükseltmeye devam ediyor. NetApp’ın sunduğu çözümler ise flash teknolojilerini kompleks depolama sistemleri ile kusursuz bir şekilde kolayca entegre ediyor.” dedi. NetApp’ın flash tabanlı depolama çözümlerinin sunduğu hız konusuna da değinen Reitner, konuşmasını şu şekilde sürdürdü: “Sonuç olarak iş dünyası flash tabanlı teknolojiye artık daha çok ihtiyaç duyuyor. Araştırma şirketi Gartner’ın yaptığı bir araştırmaya göre all-flash ürün pazarının 2014 ila 2019 arasında yıllık ortalama büyüme hızı yüzde 37 seviyesinde olacak. NetApp’ın geliştirmiş olduğu NetApp Data ONTAP işletim sistemi ile kullanılan flash tabanlı bir depolama sistemi işletmeleri rakipleri karşısında neredeyse geçilmesi imkansız bir hıza ulaştırıyor. İşletmelere sunduğumuz bu hızın yanı sıra veri yönetimi alanında da Data Fabric vizyonu ile entegre olması da NetApp’ın flash tabanlı çözümlerini öne çıkaran bir diğer özellik. NetApp’ın veri yönetimi ile ilgili vizyonunu oluşturan Data Fabric sayesinde işletmeler hibrit bulut üzerinden verilerini kusursuz bir şekilde yönetebiliyor. Data Fabric, verinin bir buluttan diğerine kolaylıkla taşınmasını ve sorunsuz bir şekilde yönetilmesini sağlıyor. Aynı zamanda işletmelerin, uygulama, teknoloji veya bulut altyapısından bağımsız olarak, ilgili politikaları ve hizmetleri hibrit buluttaki veri üzerinde uygulayabilmesine yardımcı oluyor. Clustered Data ONTAP çözümümüz ise hem kurum içi dahili hem de bulut depolamada verilerin tek bir platform üzerinden yönetilmesine imkan veriyor. Data Fabric vizyonumuzun temelini oluşturan Clustered Data ONTAP, veri yönetiminin geleceği ile ilgili vizyonumuzun uygulamaya geçmiş halidir.” “Işık hızında hizmet ancak flash ile mümkündür” Reitner ardından söz alan NetApp Türkiye Genel Müdürü Behçet Yumrukçallı’nın ise Cisco’nun 2014 yılındaki Global Mobil Veri Trafik raporuna göre dünya genelinde 2018’e kadar 10 milyar cihazın birbirine bağlanacağını aktarırken bu sayının şu an dünya üzerinde yaşayan tahmini 7,6 milyar insandan bile fazla olacağına dikkat çekti. Bu durumun günümüzdeki veri trafiğini katlayarak artıracağının altını çizen Yumrukçallı, “Artık teknoloji, işletmelerin müşterileri ile iletişimini daha akıllı hale getiriyor. Örneğin internetten hızla yemek siparişi verebiliyoruz, uçağa bindiğimiz sırada seyahat sigortası yaptırabiliyoruz. Müşteriyi bekleten hizmet ve ürünler ölüme mahkumdur. Müşteriye hızla yanıt veren hizmet ve ürünler ise daha da parlayacaktır. Işık hızında hizmet ise ancak flash ile mümkün hale gelmiştir.” dedi. NetApp’ın flash tabanlı depolama ve yedekleme çözümlerinin iş dünyasına kazandırdığı avantajlar ile ilgili somut bilgiler de veren Yumrukçallı, “Örneğin flash depolama, bankaların ticari uygulamalarını hızlandırmasına ve yeni bankacılık ürünlerini test etmesine imkan verir. Pazarlama için daha fazla zaman ve daha güvenilir uygulamalar flash teknolojisi ile hayat bulur. Petrol ve doğalgaz şirketleri ise kaynakların yerini tam olarak tespit etmek ve üretimi artırmak için verilerin yoğun şekilde kullanıldığı kompleks analizlere gittikçe daha çok ihtiyaç duyuyor. İşte bu noktada flash depolama ile analizler, günler yerine saatler içerisinde yapılabilir hale geliyor. Günümüzün e-ticaret sektöründe ise ışık hızında depolama, işlem yapma, veri çekme ve uygulama çalıştırmak için flash kullanıyor. Global çapta satış yapan bir güzellik şirketinin saniyede yaptığı işlem adeti 14.000’ni bulabiliyor. Bu denli yoğun satış işlemini kaldıracak sistem flash tabanlı sistemlerdir.” şeklinde konuştu. Flash depolamada kullanılan SSD’lerin geleneksel sabit disklere kıyasla 1000 kata kadar daha hızlı veri erişimine imkan tanıyabildiğini ve 2 adet SSD’nin 84 adet HDD’ye eşdeğer olduğunu ifade eden Yumrukçallı sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Flash; depolama alanında, enerjide ve soğutmada %95’e varan tasarruf ile işletmeleri çevre dostu yapar. Bu işletmeler, veriye 12GB/s hızında ulaşabilir. Tıpkı bir Blu-Ray filmini 2 saniyede indirmek gibi… Müşterilerin gittikçe daha fazla mobilite olması işletmelerin daha iyi ve daha akıllı hizmetler sunmasını zorunlu hale getiriyor. NetApp’ın çok patentli flash depolama teknolojileri ile işinizi en iyi şekilde yaptığınızdan emin olabilirsiniz.” Toplantıda konuşan NetApp Ortadoğu, Doğu Avrupa & Türkiye, Afrika ve Rusya & CIS Kıdemli Direktörü Konstantin Ebert de nesnelerin internetinin doğuşu, artan veri trafiği ve ihtiyaç duyulan depolama alanının her geçen gün daha da artması sonucu geleneksel teknoloji altyapısı ile işletmelerin müşteriye ulaşmasının maliyetli hale geldiğine dikkat çekti. NetApp’ın bu maliyeti oldukça düşük seviyelere çektiğine vurgu yapan Ebert Türkiye’nin NetApp için önemine de değinerek, “Türkiye bizim için oldukça önemli bir ülkedir. Gelişen ve büyüyen ekonomisi, sahip olduğu genç ve dinamik nüfus ile Türkiye’nin teknoloji alanında büyük bir potansiyeli olduğuna inanıyor ve Türkiye’ye sonuna kadar güveniyoruz. Türkiye’deki yatırımlarımıza hız kesmeden devam edeceğiz.” dedi. NetApp, flash depolamaya geçen işletmelere destek programını genişletti NetApp Kıdemli Başkan Yardımcısı ve EMEA Bölgesi Genel Müdürü Manfred Reitner toplantıda NetApp’ın flash depolamaya geçen işletmelere sunduğu destek programını genişlettiği müjdesini de verdi. İşletmelerin flash tabanlı hibrit buluta geçişlerinin artması ile NetApp All Flash FAS (AFF) 8000 serisinin daha da önemli hale geldiğini söyleyen Reitner, bu değişimi hızlandırmak amacıyla NetApp olarak hibrit buluta geçişi kolaylaştırmak için ortaklarına ve kurumlara yönelik destek programlarını genişlettiklerini söyledi. Genişletilen destek programı kapsamında ücretsiz denetici güncellemesi, garanti süresini genişletme ve teknik desteği dört yıla çıkarma seçenekleri, AFF serisinin son ürünü AFF8080 EX 6U modelinin riskten uzak deneme sürümleri sunulacak. All-flash depolama teknolojisi, uygulama performansını artırarak ve sunucu verimliliğini geliştirerek şirketlerin iş süreçlerini ciddi şekilde değiştiriyor. Ancak bugün piyasadaki diğer all-flash çözümlerinde; kurumlar için uygulama entegrasyonu, yerleşik veri koruması ve bulut ile entegrasyon gibi çekirdek öneme sahip özellikler bulunmuyor. AFF8000 serisi ise all-flash sistemlerini kurumların gelişimi için hazır hale getirecek yararlar sunuyor. Eskiyen verileri kusursuz bir şekilde flash üzerinden disk ve buluta taşıyabilen NetApp, müşterilerin yatırım karlılığını da artırıyor.

Asseco SEE, güvenli e-ödeme sistemlerindeki deneyimini Afrika’ya taşıyor

0
Portrait of young female lying with laptop in front of her and plastic card in hand
Portrait of young female lying with laptop in front of her and plastic card in hand
Güvenli e-ödeme çözümleri alanında uzman ve deneyimli kadrosuyla hizmet veren Asseco SEE, güvenli e-ödeme alanında komple bir elektronik ticaret altyapısı sunuyor. Türkiye’nin önde gelen bankalarına hizmet, ürün satış, bakım ve 7×24 operasyonel teknik destek hizmeti sağlayan Asseco SEE, Türkiye’deki bilgi birikimini ve deneyimini Afrika’ya taşıyor. Maroc Telecommerce, uzun vadeli hedeflerine NestPay ile ulaşacak Fas’in ilk ve en büyük ödeme hizmet sağlayıcısı Maroc Telecommerce, mevcut ödeme platformunu uzun vadeli hedefleri ile uyumlu olmadığı için değiştirme kararı aldı ve Asseco SEE’nin güvenli e-ödeme çözümü NestPay®’i yeni ödeme platformu olarak seçti. Proje kapsamında Maroc Telecommerce’ün mevcut ödeme geçidi alt yapısı NestPay® ile değiştirilecek. NestPay®, esnek mimarisi ve Asseco SEE’nin 15 yılı aşkın e-ticaret deneyimi ile Maroc Telecommerce’ün uzun vadeli hedeflerine ulaşmasına yardımcı olacak. Ayrıca Maroc Telecommerce, NestPay’in sağladığı esnek platform ile Fas’taki müşterilerine yeni hizmetler sunabilecek. Bu sayede Maroc Telecommerce pazarda önemli bir avantaj yakalayacak. Asseco SEE ödeme çözümleriyle, Fas e-ticaret pazarı hızla gelişecek Asseco SEE olarak Afrika’daki ilk projelerini aldıklarını ve bu alandaki birikimlerini farklı kıtalara da taşıdıkları için çok mutlu olduklarını belirten Asseco SEE Grup Yöneticisi Burak Kutlu, “Afrika pazarı son derece umut vadeden ve hızla gelişen bir pazar. NestPay®’in gelişmiş özellikleri ve esnek mimarisi, bu dinamik pazardaki ihtiyaçları karşılamaya çok uygun. Maroc Telecommerce’e sunduğumuz çözümle ödeme sistemleri alanında yeni bir dönemin kapılarını aralamış oluyoruz. Çözümlerimizle müşterilerimize katma değer yaratmaya ve sahip olduğumuz bilgi birikimiyle farklı coğrafyalarda hizmet vermeye devam edeceğiz.” dedi. Fas’ta e-ticaretin hızla geliştiğini ve büyüdüğünü ifade eden Maroc Telecommerce CEO’su Samira Gourroum ise iş birliği hakkında şunları söyledi: “Artan ihtiyaçlarımız doğrultusunda, gelişmiş teknoloji üreten ve kanıtlanmış deneyime sahip yeni bir çözüm ortağına ihtiyaç duyuyorduk. Yaptığımız çalışmalar sonucunda Asseco SEE’yi, Fas e-ticaret pazarının ihtiyaç duyduğu dinamizmi karşılayabilecek yeni çözüm ortağımız olarak belirledik.” Güvenli e-ödeme çözümü Nestpay, Asseco SEE tarafından geliştirildi Asseco SEE tarafından geliştirilen güvenli e-ödeme çözümü NestPay, başta bankalar olmak üzere, online ödemeler pazarında, müşterilerine tahsilat çözümü sunmak isteyen finansal kurumların ihtiyaçlarını karşılıyor. Türkiye pazarının yanı sıra, uluslararası pazara da sunulan NestPay, binlerce iş yerine sanal POS’larını merkezi bir lokasyondan yönetebilme olanağı sağlıyor. Asseco SEE hakkında: Asseco SEE, yazılım ve hizmet gelirleri bazında Güney Doğu Avrupa’nın ve Türkiye’nin en büyük bilişim şirketlerinden biridir. Şirket, finans, ödeme sistemleri, kamu ve telekom dahil olmak üzere çeşitli dikey sektörlere yönelik bilgi ve iletişim teknolojileri (ICT) çözümleri sunmaktadır. Asseco SEE hisseleri, Ekim 2009 yılından bu yana, Varşova Menkul Kıymetler Borsası’nda işlem görmektedir. Asseco SEE Grubu 13 ülkede 1.400’den fazla çalışana sahiptir. Güney Doğu Avrupa Bölgesi’ndeki 15 büyük bankanın, 10’nundan fazlası Asseco SEE tarafından sunulan çözüm ve hizmetleri kullanmaktadır. Fas Telecommerce hakkında: Fas’ın ilk e-ticaret ödeme servis sağlayıcısı Fas Telecommerce, Fas bankaları tarafından 2001 yılında kurulmuştur. Bankalararası İşlem Merkezi’nin (CMI) %100 iştiraki olarak, e- ticaret ve e-devlet ödemeleri alanında Fas’ın önde gelen servis sağlayıcısıdır. Fas Telecommerce, müşterilerine güvenli teknoloji ve altyapı sağlarken, onların tahsilat ve satış kanallarını hem yurt içinde hem de yurt dışında farklılaştırmak misyonuyla hizmet vermektedir. Bankalararası İşlem Merkezi ve yerel bankalarla yaptığı iş birliği ile müşterilerine ‘Fatourati’ adı verilen çoklu kanal bir ödeme servisi sunmaktadır. Fatourati, tek bir arayüz üzerinden çoklu bankacılık ödeme kanallarına (internet, ATM, m-bankacılık, e-bankacılık, şubeler ve hizmet noktaları) ve çeşitli ödeme araçlarına (kredi kartı, nakit, havale, cüzdan, vb.) erişim sağlayan bir sistemdir.

Apple ikinci uzay gemisini yaptırıyor

0
apple 1Apple’ın 260 dönüm üzerine kurulan yeni merkezine taşınma işlemleri önümüzdeki ay tamamlanacak ve Tim Cook ile 12 bin çalışanı günlük hayatlarına bu uzay gemisinde devam edecekler. Yeni kampüs haberlerinin ortaya çıktığı ilk günlerden itibaren, tasarımı uzay gemisine benzetilen yeni kampüsün tüm medyanın ilgi odağı olacağı da kesin ancak Apple şimdi daha büyük bir sürpriz hazırlıyor olabilir çünkü şirketin 7 km ötede yeni bir arazi aldığı ve üzerine yine uzay gemisine benzetilecek ikinci bir kampüs kurulması için inşaat şirketiyle anlaştığı söyleniyor. Cupertino’dan 7 km uzaklıktaki Sunnyvale’de yer alacak olan kampüs’ün mimari çizimlerinin de hazır olduğu ve yine Apple tarzında, çalışanlar için bol bol yeşil alanın bırakıldığı, ferah ve  huzurlu bir çalışma alanı oluşturulduğu anlaşılıyor. apple 2 apple2 apple3

FIT Solutions, e-Dönüşüm ile 1.5 milyon A4 tasarrufu

0
fitTürkiye’nin e-Dönüşüm lideri FIT Solutions’ın hizmet verdiği Borusan Holding, e-Defter ve e-Fatura çözümlerini kullanarak milyonlarca sayfa kağıttan tasarruf ediyor. FIT Solutions CEO’su Koray Gültekin Bahar, “Borusan Holding dahilinde FIT Solutions’ın e-Defter ve e-Fatura çözümleri kullanıldı. Toplam 7800 çalışanı olan Borusan Holding ile yaptığımız e-Defter ve e-Fatura projeleri sonucunda bu 1,5 milyonluk A4 kağıt israfı artık ortadan kaldırıldı” diyor. e-Defter ve e-Fatura hizmetleri e-Defter uygulaması defterlerin kağıt halinde basılması ve saklanması gibi zahmetli ve maliyetli işlemleri, elektronik ortamda kolayca ve çok daha düşük maliyetle yapma imkanı sunuyor. Ortalama ayda 10.000 sayfa defter tutan bir firmanın 5.000 TL civarında olan tasdik maliyeti, e-Defter’e geçildiğinde, yaklaşık yüzde 60 oranında düşüyor; kırtasiye masrafı sıfırlanıyor. Gelir İdaresi Başkanlığı, küçük ve orta ölçekli bir firmanın e-Defter kullanmaya başladığında ayda 8.000 TL civarında tasarruf edeceğini öngörüyor. e-Fatura kullanan şirketler matbaa baskı, arşivleme, sevk etme ve noter tasdiki gibi süreçleri yaşamadıkları için ciddi maliyet avantajları elde edebiliyorlar. Bir tek basılı faturanın maliyeti ile 300 e-Fatura kesilebildiğini daha önce belirtmiştim. e-Fatura ile yalnızca faturanın kağıt, mürekkep, yazıcı çıktısı gibi masraflarından değil, ayrıca kurye ile gönderme, faturaya itiraz edildiğinde oluşacak ek masraflardan da şirketler kurtulabiliyor. Ayrıca operasyonel süreç çok kısaldığı için çalışanlar üzerindeki iş yükü de azalıyor ve daha önemli işlere odaklanabiliyorlar. Genel olarak tüm şirketin daha etkin çalışması sağlanıyor. Finansal ve ekolojik etkileri FIT Solutions’ın sunduğu bu hizmetler sonucunda aynı zamanda ağaçların korunmasına da dolaylı olarak katkıda bulunuluyor. Koray Gültekin Bahar, “10 bin sayfanın 1 ağaç ettiğini düşünürsek, Borusan Holding’le yaptığımız işbirliği kapsamında her yıl yaklaşık 140 – 150 ağacı kurtarıyoruz” diyor. Projenin aynı zamanda finansal getirileri de var. Yalnızca tasarruf edilen kağıt malzeme fiyatı 30 bin TL’yi geçiyor. Defter tutmak ve fatura düzenlemek için gerekli olan diğer kırtasiye malzemeleri, faturaların gönderimi, noter tasdikleri ve bunları hazırlayan personelin iş gücü kaybı hesaplandığında tasarruf edilen rakam çığ gibi büyüyor.

Aileler daha fazla kontrol istiyor

0
child-ipad-437938Türkiye’nin dinamik bir ülke olmasının arkasındaki gerçek, çocuk ve genç nüfusun yoğunluğundan kaynaklanıyor. Çocuk sayımızın giderek arttığını da kabul etmek lazım. Üstelik bu yeni doğan veya henüz ilk/orta öğrenim aşamasındaki çocuklar, eskiye göre artık çok daha fazla şekilde teknoloji talebinde bulunuyor. Bir çocuk, henüz okula bile başlamadan, tablet kullanmaya başlıyor, YouTube’da gezinmeyi, tek kelime yazı yazmadan tavsiye edilen videolar üzerinden veya sesli arama ile çizgi film aramayı becerebiliyor. Elbette çocukların internetle içiçe büyümesi aileleri de endişelendiriyor zira çocukların internette neyle karşılaşacaklarını bilemiyorlar. Bu konuda geçtiğimiz yıllarda büyük tartışmalar yaşandı. Bulunan çözüm ise ISS’ler düzeyinde uygulanan “aile fitreleri” çözümü oldu. Biliyorsunuz bu çözümde aileler internet servis sağlayıcısı üzerindeki hesaplarına aile filtresi uygulanmasını seçerek, eve giren internet bağlantısından çocukların görmemesi gereken içeriklerin çıkarılmasını sağlayabiliyorlar. Ancak bu fitlereme, web sitelerini engelleme yoluyla gerçekleşiyor. Yani eğer bir web sitesine girebiliyorsanız, onun içindeki içeriğe de engelsizce ulaşabiliyorsunuz. İşte bu noktada aileler yeni çözümlere ihtiyaç duyuyorlar. Özellikle çocukların çok sevdiği YouTube’da içerikleri filtreleyecek, çocuklara uygun içerikleri seçecek bir filtreleme sisteminin olmaması aileleri kara kara düşündürüyor. Veya tableti çocuğun eline verdiğinizde sadece çocukların girebileceği sitelere erişim sağlayacak bir tarayıcı arayüzü açılabilirken, anne/babanın kullandığı telefonda/tablette/PC’de hiçbir erişim kısıtlaması olmaksızın internete erişebilmek büyük önem taşıyor. ABD’de YouTube’un bu alanda bir çalışması var ve sadece çocuklara özel bir YouTube’u yayına sokmuş durumda. Böylece aileler içleri rahat şekilde YouTube çocuk kanalını açıp çocuklarına tableti teslim edebiliyorlar. Çocukların karşısına cinsellik, kan, şiddet, korku/zombi içerikleri çıkmıyor. Ne yazık ki YouTube’un bunu Türkiye’ye uyarlamasına bir hayli zaman var. Ama Türkiye’de ailelerinin o kadar zamanları yok. Çocuklar büyüyor ve ellerinden tabletleri, PC’leri düşürmüyorlar. Aileler bir an önce çocuklarına güvenli içerik sunacak filtre uygulamalarına ihtiyaç duyuyorlar. Türkiye yazılım/bilişim pazarı ise ailelere yönelik bu tür içerik filtresi konusuna henüz çok yoğunlaşmış değil. Dolayısıyla bu alanda önemli bir talep olmasına rağmen arz son derece az. Yazılım/bilişim firmalarımızın hızlıca büyüme gösterebileceği bu alanda ilk ürünleri verenlerin pazarda büyük bir avantaj sağlayacağını tahmin etmek zor değil. Çocuklar için internette güvenli dolanmayı sağlayacak özel bir tarayıcı arayüzü, çocuklar için özel içerikleri derleyen uygulamalar, web servisleri veya benzer filtreleme sistemleri yapımcılarını bekliyor.

Çok tehlikeli aramalar!

0
article-0-1B33C319000005DC-478_634x424Elektronik Dans Müziği (EDM) DJ’i Armin van Buuren, Intel Security’nin çevrimiçi aramalar için en tehlikeli ünlüsü olarak geçen seneki lider olan komedyen ve talk show’cu Jimmy Kimmel’in yerini aldı. Intel Security’nin 9 yıldır kesintisiz olarak gerçekleştirdiği çalışmada, zararlı sitelere çekmek için popüler kültürün hangi ünlülerinin en çok kullanılıp, bir anlamda “en tehlikeli” arama sonuçlarına neden olduğunu ortaya çıkardı. Intel Security Most Dangerous Celebrities™ (En Tehlikeli Ünlüler) araştırması, hangi ünlü isimlerle arama yapan kişilerin virüs ve kötü amaçlı yazılıma daha fazla maruz kalabileceğini ölçtü. Armin van Buuren, bu listede 1 numaraya yerleşen ilk DJ ve üçüncü erkek ünlü (2014’te ikinci sırada yer alıyordu). Birinci sırada 2008 yılında Brad Pitt ve 2014’te ise Jimmy Kimmel yer alıyordu. Usher ise, 2. sırada yer alan Luke Bryan ve 4. sırada yer alan Britney Spears arasında kalarak 3 numaraya yerleşti. İlk 10’da yer alan diğer ünlüler ise şöyle: Amy Schumer (7. sıra), Betty White (8. sıra), Lorde (9. sıra) ve Nina Dobrev (10. sıra). İlk 10’un yedisinde EDM’den country tarzına, hip hop’tan pop müziğe kadar farklı kategorilerdeki sanatçılar yer alıyor. Araştırmanın Türkiye ayağında ise popçular ön sırada. Siber suçlular tarafından kullanılan isimlerin başında gelen Tarkan’ı (%11.25), Kenan Doğulu(%10.14) ve Murat Dalkılıç(%8.47) izliyor. Bilişim suçluları her zaman ödül törenleri, televizyon şovları ve film galaları, albüm lansmanları, ünlülerin ayrılıkları ve bunun gibi popüler kültür olaylarına tüketicilerin gösterdiği ilgiyi kendi avantajlarına dönüştürmenin yollarını arıyor. Siber suçlular, durumdan şüphelenmeyen tüketicileri kötü amaçlı yazılımlarla dolu sitelere yönlendirerek şifre ve kişisel bilgilerini çalıp bu ilgiyi kendi çıkarları için kullanıyor. “Günümüz kültürünün meşgul olması ve gerçek zamanlı bilgiye erişme arzusu nedeniyle, tüketiciler genellikle emniyet ve güvenlik sonuçlarını düşünmeden kendilerine haber ve eğlence içeriklerini hızla sağlayan sitelere tıklıyor” diyen Intel Security güvenlik uzmanı Stacey Conner, siber suçluların, insanları güvenli olmayan ve kişisel verilerin çalınabildiği sitelere girmeye teşvik ederek bu aciliyet ihtiyacını kendi avantajlarına çevirdiğini söylüyor. Özellikle ücretsiz müzik indirmek veya dinlemek isteyen kişiler risk altında olabilir. Ünlü isimlerin ‘free MP4, ‘HD downloads,’ veya ‘torrent’ gibi kelimelerle arandığı zaman, internet üzerinde en çok aranan ifadeler haline geldiğini belirten Conner, tüketicilerin yasal kanallarla erişime sunulmayan müzikleri aradığında, hem dijital yaşamları hem de cihazları riske attığını vurgulayor. Armin Van Buuren Aralamalarında Neredeyse Her 5 Aramanın 1’i Kötü Amaçlı Sitelere Yönlendiriliyor Intel Security araştırmasına göre; “Armin van Buuren” ile birlikte “free MP4,” “HD downloads,” veya “torrent” kelimeleri kullanılarak yapılan aramaların sonuçlarına tıklandığında, casus yazılım, reklam yazılımı, spam, oltalama, virüs ve diğer kötü amaçlı yazılımlar gibi çevrimiçi tehditler yarattığı kanıtlanan bir web sitesine yönlendirilme ihtimali neredeyse 5’te 1. İlk on listesi ise şöyle: 1 Armin van Buuren 17.92% 2 Luke Bryan 17.64% 3 Usher 16.67% 4 Britney Spears 16.39% 5 Jay Z 15.83% 6 Katy Perry 14.86% 7 Amy Schumer 14.72% 8 Betty White 14.03% 9 Lorde 13.61% 10 Nina Dobrev 13.19% Bu yılki araştırmada Dünya’da en yüksek risk yüzdelerine sahip olduğu belirlenen ilk onun yedisinde, EDM, country, hip hop ve pop tarzındaki sanatçılar yer alıyor. Britney Spears listede geçtiğimiz yıl 7. sırada yer alırken bu yıl 4. sıraya yükselerek listedeki yerini koruyor. Justin Bieber (11. sıra), Rihanna (12. sıra), Jennifer Lopez ve Kenny Chesney (ikisi de 13. Sırayı paylaşıyor), Selena Gomez (14. sıra), Zendaya (15. sıra), Kanye West (16. sıra), Afrojack ve Miley Cyrus (19. sırayı paylaşıyor) ve Nick Jonas (20. sıra), ilk 10’u yakından takip eden isimler olarak ilk 20’ye girdi. Kadın Komedyenler Kadın komedyenler Amy Schumer ve Betty White sırasıyla 7. ve 8. sıralara yerleşerek ilk 10’a girdi. Geçen yılın En Tehlikeli Ünlüsü Jimmy Kimmel, bu yılki listede 26’ya geriledi (Melissa McCarthy ile aynı sırayı paylaşıyor). Listede yer alan diğer komedyenler şöyle: Jimmy Fallon ve Kristen Wiig (27. Sırayı paylaşıyor), Tina Fey (29.sırada) ve Ellen DeGeneres (31. sırada). Film Çılgınlığı Bu yıl hiç bir film yıldızı ilk ona girmese de, çoğunu ilk 30’da “sahnede” görmek mümkün: Antonio Banderas (14.sıra), Nicole Kidman (15.sıra), Zac Efron (17.sıra), Natalie Portman (18.sıra), Sandra Bullock (19.sıra), Jennifer Lawrence (20.sıra), Kate Mara (22.sıra), Penelope Cruz (27.sıra), Rooney Mara (28.sıra), Scarlett Johansson, Jessica Alba ve Naomi Watts (29. sırayı paylaşıyor). Talk Şovlar Nina Dobrev (10.sıra) dışında başrolü paylaşan Paul Wesley (18.sıra) ile birlikte televizyon yıldızları Sofia Vergara (21.sıra), Laverne Cox ve Lucy Hale (23. sırayı paylaşıyor), Kylie Jenner (24.sıra) ve Kim Kardashian (28.sıra) listeye giren isimler arasında. Kendinizi Nasıl Daha İyi Koruyabilirsiniz: Üçüncü taraf linklerine tıklarken dikkat edin. İçeriğe doğrudan içerik sağlayıcıların resmi web sitelerinden erişmelisiniz. Örneğin, Amy Schumer’ın son programını bulmak için ComedyCentral.com’u ziyaret edebilirsiniz. Riskli siteler veya linklere girmeyin ve sizi iş işten geçmeden uyaran bir web koruması kullanın. Son dakika haberleri için sadece resmi haber sitelerini kullanın. Sadece bilinen ve yasal sitelerden video indirin. Güvenmediğiniz bir web sitesinden hiçbir şey indirmeyin— özellikle de video. İzlemek istediğiniz haber videolarının çoğunu resmi video sitelerinde kolaylıkla bulabilirsiniz, üstelik indirmenize de gerek kalmaz. “HD downloads” (HD indir) için arama yaparken dikkatli olun. Bu terim şimdiye kadarki virüslere en çok açık olan arama terimi. Video veya dosya indirmek için arama yapan tüketiciler, kötü amaçlı yazılım gibi güvenli olmayan bir içeriği bilgisayarına yüklememek için çok dikkatli olmalı. Tüm mobil cihazlarınızı her zaman şifreyle koruyun. Şifre koruması kullanmazsanız ve telefonunuz çalınırsa veya kaybolursa, cihazı eline geçiren herkes çevrimiçi kişisel bilgilerinize erişebilir. “Oturum açmayın” veya diğer bilgileri vermeyin. Özel bir içeriğe erişmek için sizden kredi kartı, e-posta, ev adresi, Facebook üzerinden oturum açma gibi bilgilerinizi isteyen bir mesaj, metin veya e-posta alırsanız veya bunu isteyen bir üçüncü taraf web sitesini ziyaret ederseniz, bu bilgileri vermeyin. Bu talepler, kimlik hırsızlığına yol açabilecek yaygın oltalama taktikleridir.

Türk Mühendisliği gövde gösterisine hazır

0
gemiKatar’ın başkenti Doha’da düzenlenecek olan High Tech Port fuarında Türkiye’nin en önemli mühendislik ve danışmanlık firması olan STM de yer alıyor. Doha’daki fuar, Türkiye’nin ileri teknoloji üreten firmalarını ve hedef pazarları bir araya getiriyor. STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş, deniz projeleri başta olmak üzere, danışmanlık, teknoloji ve siber güvenlik alanında geliştirdiği ürün ve çözümleriyle bu fuarda adeta gövde gösterisi yapacak. STM, savunma sanayinin hemen her alanında farklı rollerle çalışarak, görev sistemlerinden deniz platformlarına, siber güvenlikten sivil havacılığa kadar pek çok alanda ürün ve hizmetler sunuyor. Deniz projelerinin baş aktörü STM, MİLGEM Projesi kapsamında, Türkiye’de ilk defa günümüz teknolojisine uygun, yüksek standartlara sahip, komplike bir su üstü harp gemisinin inşa edilmesini sağladı. Deniz platformlarında devam eden projelerden MİLGEM3 ve 4’de dizayn, entegrasyon, lojistik, tedarik ve inşa açısından STM’nin üstlendiği kritik sorumluluklar, başarısında önemli rol oynuyor.Pakistan’daki “Denizde İkmal Gemisi” projesini tamamlamak üzere olan STM bu projedeki ilerlemeyi de sorunsuz bir şekilde sürdürüyor. Diğer yandan devam eden Yeni Tip Denizaltı projesinde, denizaltı teknolojilerindeki yerli katkının artırılması, tasarım ve sistem entegrasyon yeteneklerinin geliştirilmesi ve entegre lojistik destek gibi STM’nin üstlendiği görevler, milli denizaltı projesine çok önemli katkılar sağlayacak. Bölgesel Uçak Projesi SSM adına Bölgesel Uçak Programının Ana Yüklenicisi olarak görevlendirilen STM, program yönetimi alanındaki önemli birikimiyle, sürece katkıda bulunacak. 2017’de testlerine başlanarak 2019’da ticari uçuşlarına başlaması öngörülen yerli uçaklarda STM’nin en başta gelen uzmanlık alanlarından biri olan sertifikasyon, projeye büyük katkılar sağlayacak. Öncü danışmanlık kuruluşu Danışmanlık alanındaTürkiye’nin öncü kuruluşu olan ve bu misyonu sayesinde savunma sanayi projelerinde yerli katılım oranını artıran STM’nin, siber güvenlik, büyük veri, deniz ve hava platformları konusundaki kritik çözümleriyle Katar’daki fuarda yeni ortaklıklara imza atması bekleniyor.

Telefon rehberlerinin yerini IP rehberleri alıyor

0
video konferansTeknolojinin getirdiği avantajlardan yararlanıp modern çağa ayak uydurmak isteyen şirketlerde büyük bir dönüşüm var. Yıllardır kartvizitlerde ve firmaların iletişim bilgilerinde görmeye alıştığımız telefon numaraları artık IP adresleri ile yer değiştiriyor. Son kullanıcıların bile VoIP telefon sistemleri ve IP video konferans sistemlerini kullanmaya başladıkları bir çağda, firmalar da bu gelişmelere kayıtsız kalmayarak iletişim bilgilerini teknolojinin gereklerine göre güncelliyorlar. Y Kuşağı öncülük ediyor Bircom CEO’su Burçin Bircanoğlu şirketlerdeki teknoloji dönüşümünü anlatırken, “Video konferans sistemleri aslında uzun zamandır iş dünyasının hizmetinde. Ancak kurulum ve kullanma için uzun uğraşlar gerektirmesi sistemin Türkiye’de yaygınlaşmasını engelledi. Bütün bunlarla birlikte teknolojideki gelişmeler bu sorunu da çözdü. Şöyle ki artık bir telefon numarası çevirir gibi IP numarası çevirerek video konferans düzenlemek mümkün. Bu son teknolojiyi hemen sahiplenenler ise Y Kuşağı dahilindeki genç işadamları oldu. Sadece toplantılar için uzun seyahatler yapmak istemeyen, buna karşılık daha çok özel yaşamına, ailesine zaman ayırmak ve teknolojinin getirmiş olduğu rekabet avantajlarından yararlanmak isteyen yeni kuşak işadamları kartvizitlerine ve şirket web sitelerine IP adreslerini de yazmaya başladı. Böylelikle telefon rehberlerinin yanı sıra bu şirketlerin IP rehberleri oluşmaya başladı” yorumlarında bulundu. Modern çağda iş süreçlerinde verimlilik IP adresleri ile mümkün IP video konferans sistemlerini kullanan şirketler araç kirası, yakıt, fazla mesai, sigorta, iş gücü ve zaman tasarrufu yapıyorlar. Şirketlerin iş süreçlerini kolaylaştıran ve gereksiz zaman kayıplarını engelleyen şirketler çok daha verimli bir şekilde çalışıyorlar. Video konferans sistemlerinin yararlarının farkına varan şirketler, bu sistemleri mümkün olduğunca çok ve sık kullanmaktan çekinmiyorlar. Böylece şirketler, iletişim bilgilerine video konferans sistemlerinin IP adreslerini de ekleyerek müşteri ve bayilerinin de tasarruf yapmalarını sağlıyorlar. Yealink ile IT altyapısı tasarrufu da mümkün Normal bir telefon numarası gibi IP telefon ve video konferans sistemleri ile çevrilen IP adresleri sayesinde yıllardır alışıla gelen telefon çevirme uygulaması korunduğu için sistemi kullanmaya alışılması kolay oluyor. Bircom’un dağıtımını yaptığı Yealink markası özellikle rakiplerine göre düşük internet bant genişliği kullanımını sağlayan teknolojileri ile daha küçük ölçekli ve altyapı yatırımından kaçınan firmaların da çağa ayak uydurabilmelerini sağlıyor. Altyapı tasarrufu rekabet gücünü artırıyor 1080p çözünürlükte 8 kişinin aynı anda video konferans yapmasını sağlayan Yealink çözümleri, rakiplerine göre %50 oranında daha az bantgenişliği kullanarak firmaların altyapı masraflarını da azaltıyor ve diğer tasarruflar ile birlikte sektörlerindeki rekabet güçlerini artırıyor.

Fortinet ve Splunk siber saldırılara karşı güçlerini birleştirdi

0
cyberSiber güvenlik ve tehdit istihbaratı alanında yüksek performanslı çözümler sunan Fortinet, gerçek zamanlı iş verileri için yazılım altyapısı sağlayan Splunk ile güçlerini birleştirdiğini duyurdu. İşbirliği, işletmelerin ve servis sağlayıcıların kurumsal ağlarını siber tehditlere karşı koruma altına almasını sağlayacak. Fortinet, işbirliği kapsamında, hızlı tepki veren siber tehditleri ortadan kaldırmak için tasarlanan Splunk yazılımı sayesinde, global müşterilerine daha kısa sürede yanıt veren ve daha iyi tehdit izolasyonu sağlayan bir sistem sunacak. Hızlı ve çevik savunma sistemleri Siber saldırıların her geçen gün daha fazla artması ve daha karmaşık hale gelmesiyle birlikte, işletmeler de saldırganların hâlihazırda sistemlerinin bir bölümünü ele geçirdiğini varsayarak hareket etmek durumunda. Çünkü nokta güvenlik çözümleri artık tek başına işletmeleri korumaya yetmiyor. Bunun yerine, nokta çözümlerin kabiliyetlerini geliştiren ve işletmenin tamamında kurumsal güvenliğe dair farkındalığı artıran işbirliğine dayalı güvenlik modelleri, işletmelerin savunma hatlarını ve güvenlik yaklaşımlarını güçlendiriyor. Fortinet Kurumsal Gelişim ve Stratejik İş Ortaklıkları Başkan Yardımcısı Mary Yang, “Etkili bir güvenlik altyapısı ve yaklaşımının vazgeçilmezlerinden biri, iyi yönetilebilen ve gelişmiş saldırılara karşı çok hızlı tepki verebilen sağlam bir savunma sistemidir. Splunk ile işbirliğimiz bu açıdan müşterilerimize, zamana karşı duyarlılığı olan en kritik tehditleri bile ortaya çıkaracak, bu tehditlere karşı harekete geçebilecek ve riskleri en aza indirgeyecek sistemler sunmamızı sağlıyor” diyor.  Fortinet FortiGate Splunk Uygulaması Fortinet’in geliştirdiği FortiGate Splunk® Uygulaması, işletmenin güvenlik verilerinin tamamında görselleştirme, kural dışı davranış tespiti, gerçek zamanlı ve çok değişkenli tehdit sorgulaması imkânı sunuyor. Aynı zamanda kurumsal güvenlik ekiplerinin kapsamlı ve karmaşık BT ortamlarında işletmeye zarar verebilecek tehditleri daha kısa sürede bulmasına yardımcı oluyor. Splunk tarafından geliştirilen işbirliğine dayalı güvenlik modeli ise, çözümün mevcut özelliklerini geliştirerek güvenlik ekiplerine hız ve otomasyon kabiliyeti kazandırıyor. Splunk Güvenlik Piyasaları Kıdemli Başkan Yardımcısı Haiyan Song ise, “Fortinet tarafından elde edilen güvenlik istatistiklerinin ve tehdit istihbaratının kesintisiz bir şekilde Splunk’ın kurumsal güvenlik altyapısına taşınması, ortak müşterilerimiz için güvenlikte bir dönüm noktası oluşturacak. FortiGate cihazları tarafından yakalanan tehdit verilerinin analiz edilmesi ve bu verilerin işletmeyi koruma altına alabilecek en uygun şekilde aksiyona dönüştürülebilmesi, bilgisayar korsanları ve gelişmiş tehditler karşısında işletmelerin güvenlik altyapısını güçlendirecek ve siber savaşta avantajı lehine çevirmelerine yardımcı olacak” diyor.