Fonların fonu bizim çok önem verdiğimiz, girişimcilik eko sistemini tamamlayıcı çok önemli bir unsurdur diyen Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, ”Silikon vadisinde, ABD’nin doğusunda girişimcilere ne sunuluyorsa, nasıl bir eko sistem varsa, biz de onu oluşturmak için yoğun çaba içinde olduk. Türkiye’nin temel sorunlarından bir tanesi, katma değer zincirinde arzuladığımız yerde olmamamız. Yani Türkiye’deki üretim yapısına ve ihracat kompozisyonuna baktığımız zaman, maalesef ağırlıklı olarak yaklaşık 3’te 2’si düşük ve orta altı üretimden bahsediyoruz. Bu üretim ve ihracat yapısıyla yüksek gelir grubuna çıkmamız zor. En temel önceliklerimizden bir tanesi toplam üretimdeki kompozisyonda bilgi yoğun ve üretim yoğun bileşenini güçlendirmek. AR-GE teşviklerimiz var. Bunda hakikaten çok cömertiz. Önemli noktaya geldik. Ama tek başına yetmiyor. Bizim girişimcileri destekleyen fonlara ve girişimcilere destek vermemiz lazım. O nedenle buradayız. Avrupa Yatırım Fonu ile bu çok önemli bir birliktelik. Bu işin içinde Hazine, KOSGEB, TSKB ve birçok bileşen var. Önemli olan durum şu: biz güç birliğine gidiyoruz. Her birimiz bir miktar kaynak koyuyoruz. Şimdi 200 milyon Avro ama 300 milyon Avroya çıkarılabilir. Başlangıç olarak iyi. Hazine olarak biz bu konuya 500 milyon TL kaynak hazırladık. İnanıyoruz ki, bu sürecin sonucunda girişim sermayesi fonları hacmi 2 milyar dolara varır. Dolayısıyla heyecanlı bir dönem başındayız” diye konuştu.
Hazine olarak bu gün bu fona 60 milyon Avro koyduklarını belirten Şimşek, ”Bu çok önemli bir başlangıç. Ben inanıyorum ki, burayla sınırlı kalmayacak. Bunlar ufak rakamlar. Başlangıçta İnşallah 2 milyar dolarlık bir yatırım hacmine ulaşırız. Daha sonra bu hızlı şekilde gelişir. Bizim hedefimiz çok basit. Hükümetimiz, 1’inci nesil reformları devreye soktu. 1’inci nesil reformlarla Türkiye alt orta gelir grubundan üst orta gelir grubuna sıçrama yaptı. Bu önemliydi. Kritik bir sıçramadır. Şimdi 2’nci nesil reformlarla biz, Türkiye’yi yüksek gelir grubu ülkeler arasına sokmayı hedefliyoruz. Aslında bu çabaların amacı Türkiye’yi üst gelir grubuna çıkartmak. Bütün paydaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Fonların fonu önemli bir konsept, çok önemli bir eşik. İnşallah ABD’de olan eko sistemi, Türkiye’de de gerçekleştiririz. Türkiye’de hızlı şekilde inovasyon odaklı, teknoloji odaklı yani gelecek vaat eden başlangıç aşamasındaki firmalara daha güçlü destek imkanı sunacağız” dedi.
Hazine Müsteşarlığı Genel Müdürü Ali Arslan, “Türkiye girişim sermayesi bakımından oldukça büyük bir potansiyele sahiptir. Gerek kişi başına düşen girişim sermayesi yatırımlarının diğer ülkelere nazaran çok düşük olması, gerek bu alanda rekabetçi bir ortamın söz konusu olmaması Türkiye’yi cazip bir pazar haline getirmektedir” açıklamasında bulundu.
KOSGEB Başkanı Recep Biçer, büyüme ve inovasyon potansiyeline sahip, ancak yeterli finansmanı temin etmede sıkıntı yaşayan KOBİ’ler için finansmana erişim mekanizmalarını geliştirmenin her zaman gündemlerinde yer aldığını, İstanbul Risk Sermayesi Girişimi ile yaşanan bu olumlu gelişmelerin bir sonucu olarak yakalanan başarı grafiğini daha yukarıya çekmeyi, Türkiye’de bir girişim sermayesi eko sisteminin gelişmesi yönünde daha da gelişmiş araçlara imza atmayı hedeflediklerini belirterek, bundan sonraki aşamada aralarında yer almayı arzu eden tüm kuruluşlar ile işbirliğinden büyük memnuniyet duyacaklarını ifade etti.
TSKB CEO’su Suat İnce ise, “Ülkemizin sürdürülebilir kalkınması için çalışan bir banka olarak, ekonomik gelişme hedeflerinin gerçekleştirilmesinde, katma değer yaratan yenilikçi sektörlerin büyük payı olduğuna inanıyoruz. TSKB’nin yatırım bankacılığı alanındaki çok yönlü faaliyetleri çerçevesinde teknoloji ve büyüme odaklı firmaların sermaye ile desteklenmesi için gerçekleştirilen bu oluşumun içinde olmaktan mutluluk duyuyoruz.” açıklamasında bulundu. Türk Büyüme ve İnovasyon Fonu kuruldu
Fonların fonu bizim çok önem verdiğimiz, girişimcilik eko sistemini tamamlayıcı çok önemli bir unsurdur diyen Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, ”Silikon vadisinde, ABD’nin doğusunda girişimcilere ne sunuluyorsa, nasıl bir eko sistem varsa, biz de onu oluşturmak için yoğun çaba içinde olduk. Türkiye’nin temel sorunlarından bir tanesi, katma değer zincirinde arzuladığımız yerde olmamamız. Yani Türkiye’deki üretim yapısına ve ihracat kompozisyonuna baktığımız zaman, maalesef ağırlıklı olarak yaklaşık 3’te 2’si düşük ve orta altı üretimden bahsediyoruz. Bu üretim ve ihracat yapısıyla yüksek gelir grubuna çıkmamız zor. En temel önceliklerimizden bir tanesi toplam üretimdeki kompozisyonda bilgi yoğun ve üretim yoğun bileşenini güçlendirmek. AR-GE teşviklerimiz var. Bunda hakikaten çok cömertiz. Önemli noktaya geldik. Ama tek başına yetmiyor. Bizim girişimcileri destekleyen fonlara ve girişimcilere destek vermemiz lazım. O nedenle buradayız. Avrupa Yatırım Fonu ile bu çok önemli bir birliktelik. Bu işin içinde Hazine, KOSGEB, TSKB ve birçok bileşen var. Önemli olan durum şu: biz güç birliğine gidiyoruz. Her birimiz bir miktar kaynak koyuyoruz. Şimdi 200 milyon Avro ama 300 milyon Avroya çıkarılabilir. Başlangıç olarak iyi. Hazine olarak biz bu konuya 500 milyon TL kaynak hazırladık. İnanıyoruz ki, bu sürecin sonucunda girişim sermayesi fonları hacmi 2 milyar dolara varır. Dolayısıyla heyecanlı bir dönem başındayız” diye konuştu.
Hazine olarak bu gün bu fona 60 milyon Avro koyduklarını belirten Şimşek, ”Bu çok önemli bir başlangıç. Ben inanıyorum ki, burayla sınırlı kalmayacak. Bunlar ufak rakamlar. Başlangıçta İnşallah 2 milyar dolarlık bir yatırım hacmine ulaşırız. Daha sonra bu hızlı şekilde gelişir. Bizim hedefimiz çok basit. Hükümetimiz, 1’inci nesil reformları devreye soktu. 1’inci nesil reformlarla Türkiye alt orta gelir grubundan üst orta gelir grubuna sıçrama yaptı. Bu önemliydi. Kritik bir sıçramadır. Şimdi 2’nci nesil reformlarla biz, Türkiye’yi yüksek gelir grubu ülkeler arasına sokmayı hedefliyoruz. Aslında bu çabaların amacı Türkiye’yi üst gelir grubuna çıkartmak. Bütün paydaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Fonların fonu önemli bir konsept, çok önemli bir eşik. İnşallah ABD’de olan eko sistemi, Türkiye’de de gerçekleştiririz. Türkiye’de hızlı şekilde inovasyon odaklı, teknoloji odaklı yani gelecek vaat eden başlangıç aşamasındaki firmalara daha güçlü destek imkanı sunacağız” dedi.
Hazine Müsteşarlığı Genel Müdürü Ali Arslan, “Türkiye girişim sermayesi bakımından oldukça büyük bir potansiyele sahiptir. Gerek kişi başına düşen girişim sermayesi yatırımlarının diğer ülkelere nazaran çok düşük olması, gerek bu alanda rekabetçi bir ortamın söz konusu olmaması Türkiye’yi cazip bir pazar haline getirmektedir” açıklamasında bulundu.
KOSGEB Başkanı Recep Biçer, büyüme ve inovasyon potansiyeline sahip, ancak yeterli finansmanı temin etmede sıkıntı yaşayan KOBİ’ler için finansmana erişim mekanizmalarını geliştirmenin her zaman gündemlerinde yer aldığını, İstanbul Risk Sermayesi Girişimi ile yaşanan bu olumlu gelişmelerin bir sonucu olarak yakalanan başarı grafiğini daha yukarıya çekmeyi, Türkiye’de bir girişim sermayesi eko sisteminin gelişmesi yönünde daha da gelişmiş araçlara imza atmayı hedeflediklerini belirterek, bundan sonraki aşamada aralarında yer almayı arzu eden tüm kuruluşlar ile işbirliğinden büyük memnuniyet duyacaklarını ifade etti.
TSKB CEO’su Suat İnce ise, “Ülkemizin sürdürülebilir kalkınması için çalışan bir banka olarak, ekonomik gelişme hedeflerinin gerçekleştirilmesinde, katma değer yaratan yenilikçi sektörlerin büyük payı olduğuna inanıyoruz. TSKB’nin yatırım bankacılığı alanındaki çok yönlü faaliyetleri çerçevesinde teknoloji ve büyüme odaklı firmaların sermaye ile desteklenmesi için gerçekleştirilen bu oluşumun içinde olmaktan mutluluk duyuyoruz.” açıklamasında bulundu. Yahoo topuna Warren Buffett da girdi
İnternetten ev yemeği satarak bir yılda dört kart büyüdü
Türk insanının iştahına olan düşkünlüğü bu kez de Meal Box’un büyüme rakamlarıyla kanıtlandı. Gurme ev yemekleri konseptiyle iki yıl önce kurulan Meal Box, son bir yılda aldığı 390 binin üzerinde sipariş sayesinde yüzde 400 büyüme sağladı ve cirosunu 10 milyon TL’ye yükseltti.
Toplam siparişlerin %55’ini kadınların oluşturduğu Meal Box’ta en çok sipariş verilen gün Pazartesi olurken, saat 12.00-14.00 arası yemek siparişlerinin en yoğun şekilde gerçekleştiği görülüyor. 2015 Ağustos ayından itibaren yalnızca kendi kanallarından sipariş alan Meal Box’ta kullanıcılar öğle yemeklerindeki menülerinde çorbaları daha sık tercih ederken, öğlen daha çok sebze ağırlıklı, vejetaryen yemekleri sipariş ediliyor. Akşam ise yoğunluklu olarak etli yemekler öne çıkıyor.
En Çok Etli Yaprak Sarma ve Yoğurt
Toplamda 100 binin üzerinde müşteriye yemek servis eden Meal Box’ın en çok tercih edilen lezzeti Etli Yaprak Sarma ve Yoğurt olurken, Beğendi Yatağında Köfte, Kıymalı Ispanak Oturtma ve Yoğurt, Piliç Piccata ve Fettuccine ve Izgara Köfte ve Karışık Sebze sırasıyla en çok sipariş edilen diğer yemekler oldu. Çorbalarda ise Fırınlanmış Tereyağlı Mercimek Çorbası, Kaşarlı Domates Çorbası ve Sütlü Brokoli Çorbası sırasıyla tercih edildi.
Siparişler En Çok Beşiktaş’tan…
İstanbul’un hemen her yerinde hizmet veren Meal Box’tan en çok sipariş veren semt Beşiktaş oldu. Beşiktaş’ı ise İstanbul Anadolu yakası semtleri Kadıköy, Ataşehir, Üsküdar, Ümraniye ve Maltepe takip etti. Bu semtlerin ardından ise Şişli, Sarıyer, Bakırköy ve Güngöre, Meal Box’tan en çok sipariş veren semtler oldu.
Bu yazı Microsoft Türkiye ofisinde geçirin!
Apple, Uber’le rekabet için 1 milyar dolar ateşledi!
IBM, Kuantum Bilişim ile inovasyonu hızlandıracak
Gelecekte kuantum bilgisayarı
Hali hazırda kullanımda olmayan kuantum bilgisayarı ile ilgili olarak IBM, önümüzdeki 10 yıl içerisinde 50-100 kübitten oluşan orta ölçekli kuantum işlemcilerinin yapılabileceğini öngörüyor. Yalnızca 50 kübitlik bir kuantum bilgisayarın hızına günümüzdeki en iyi 500 süper bilgisayarın yaklaşamayacağı göz önünde bulundurulunca, teknolojinin olağanüstü potansiyeli ortaya çıkıyor. Kuantum bilgisayarla ilgilenen bilim insanları ve teorisyenlerin oluşturduğu topluluk, bu güçten yararlanmaya çalışıyor ve optimizasyon ve kimya alanındaki uygulamalar kuantum alanındaki hızlı gelişimin ilk görüldüğü alanlar olarak ön plana çıkıyor.
IBM Research Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Direktörü Arvind Krishna bu konuyla ilgili olarak şunları söylüyor: “Kuantum bilgisayarlar hem görünümleri hem de içerikleri itibariyle günümüz bilgisayarlarından çok farklı, ancak daha da önemlisi işlevleri… İçinde bulunduğumuz zaman kuantum bulut bilişimin doğuşunu temsil ediyor. IBM’in deneysel kuantum sistemlerine uygulamalı erişim sağlayarak IBM Quantum Experience, araştırmacılar ve bilim topluluğu için kuantum alanındaki inovasyonların hızlandırılmasını kolaylaştıracak ve bu teknoloji için yeni uygulamaların keşfedilmesine yardımcı olacak.”
Moore Yasası’nın enerjisinin tükenmesiyle birlikte kuantum bilişim, sektörler genelinde yeni bir inovasyon çağını başlatabilecek teknolojilerin arasında olacak. Bilişim alanındaki bu ilerleme, yeni farmasötik ilaçların keşfedilmesini sağlayacak ve bulut bilişim sistemlerini bütünüyle koruyabilecek. Diğer yandan gelecekte daha güçlü Watson teknolojileri gibi yapay zekânın yeni yüzlerini ortaya çıkarabilecek, sektörlerde dönüşüm yaratacak yeni malzeme bilimini geliştirecek ve büyük hacimlerdeki büyük veride arama yapabilecek.
IBM Quantum Experience
Kuantum bilgileri çok hassastır ve ısı ve elektromanyetik radyasyondan doğabilecek arızalara karşı korunması gerekir. Kuantum işlemcisinde operasyonların ölçülmesi için kriyojenik seyreltme soğutucusuna sinyaller gönderilir ve buradan sinyaller alınır. IBM ekibi, IBM Quantum Experience kullanıcılarına bu 5 kübitlik işlemcide benzersiz ve yüksek kaliteli performans sağlamak için hem aygıt düzeyinde hem elektronik denetimlerde mühendislik bakımından çok sayıda güçlü geliştirmeler yapmıştır.
IBM Reserach’ün yazılım alanındaki uzmanlığıyla birlikte bu ekip, bulut sayesinde kullanıcıların kolaylıkla kuantum donanımlarına bağlanmasını sağlayan IBM Bulut platformunda dinamik bir kullanıcı arabirimi oluşturmuştur. Ekip, kuantum bilişim kapsamının halka tanıtılmasını, kuantum dünyasını ve işleyişini benimseyen yeni bir kullanıcı topluluğunun başlangıcı olarak görüyor.
Gelecekte kullanıcılar, IBM Quantum Experience’taki toplulukta sonuçları paylaşma ve inceleme fırsatına sahip olacak ve IBM’deki bilim insanları, yeni gelişmelerle ilgili daha fazla araştırma ve öngörü sunabilecek şekilde doğrudan katılım sağlayabilecek. IBM, kullanıcıların deneylerini geliştirebilmeleri ve teknoloji için yeni uygulamalar ortaya çıkarılmasına yardımcı olmaları için zaman içinde IBM Quantum Experience’a farklı işlemci düzenlemeleri ve daha çok kübit eklemeyi planlıyor.
Yeni bir düşünme yöntemi olarak kuantum bilişim
Klasik fiziğin deneyimlerimizi ve sezgilerimizi, son olarak da bilgileri işleyiş biçimimizi tanımladığı bir dünyada yaşıyoruz. Ancak atom düzeyinde doğayı, kuantum mekaniği olarak bildiğimiz farklı kurallar yönetir. Kuantum mekaniğin rolü olan ve doğada bulunan sorunların çözüme ulaşması için (örneğin, moleküllerin davranışının anlaşılması) günümüzdeki klasik bilgisayarlar yetersiz kalmaktadır. Bunun üstesinden gelmek için Richard Feynman 1981 yılında, kuantum mekaniği kurallarına göre bilgisayarlar üretmeyi önerdi. 30 yılı aşkın bir süre sonra IBM bunun gerçek olmasına yardımcı oluyor.
Kuantum bilişim, bugünün bilgisayarlarından önemli ölçüde farklı çalışıyor. Klasik bilgisayar, her bitin sıfır ya da 1’i temsil ettiği, bitleri kullanarak bilgileri işler. Öte yandan bir kübit, 1, 0 ya da aynı anda her ikisini de temsil edebilir. Buna da “superposition” (üstdüşüm) adı verilir. Diğer kuantum etkilerinin yanı sıra bu özellik, kuantum bilgisayarlarının bazı hesaplamaları normal bilgisayarlara göre çok daha hızlı bir biçimde yapabilmesini sağlar.
Akademi ve sektörel çevrede yapılan kuantum bilişim araştırmalarının birçoğu, evrensel bir kuantum bilgisayarı oluşturulmasına odaklıdır. Karşılaşılan önemli engellerden bazıları yüksek kaliteli kübitler oluşturulması ve bunların ölçeklenebilir bir biçimde bir araya getirilmesidir; böylece, karmaşık hesaplamalar denetlenebilir bir biçimde gerçekleştirilebilir.
IBM, standart silikon fabrikasyon teknikleriyle tasarlanabilen ve üretilebilen, silikon bir çipte süper iletken metallerle yapılan süper iletken kübitleri kullanıyor. Geçen yıl IBM’deki bilim insanları, kafesli düzende ve kuantum devre tasarımları daha büyük boyutlara ulaşabilen tek fiziksel mimari olan süper iletken kübitleri bir araya getirerek kuantum hatalarını saptamak amacıyla çığır açan başarılara imza attı.
IBM’deki bilim insanları kafesli mimaride beş kübiti bir araya getirerek daha ileri düzeyde bir gelişme kaydetti, bu da birçok kuantum hatası düzeltme iletişim kuralının temeli olan parite ölçümü olarak bilinen temel işlemi gösterir. Evrensel kuantum bilişime doğru giden bu yol, kuantum hatalarının düzeltilmesi başarısına bağlıdır ve IBM ekibi, bu zorlu yolda başka bir önemli adım daha atmıştır.
Kuantum bilişimde yeni sınırlar
Son yıllarda kuantum bilişim alanında büyük bir ilerleme olmuştur. IBM Quantum Experience erişimi kullanıcılara sunularak işletmelerin ve kuruluşların teknolojilerin potansiyelini anlamaları sağlanmıştır. Üniversiteler için bu, kuantum bilişim ve ilgili konularda eğitim programlarının artırılması, öğrenciler için de gelecek vadeden yeni kariyer yollarının farkına varmaları anlamına gelir. IBM Research Bilim ve Çözümler Başkan Yardımcısı Dario Gil bu konuyla ilgili olarak şunları söylüyor: “İlk evrensel kuantum bilgisayarın üretilmesine giden yolda adım atmak güzel bir deneyim ancak bu, dünyayla ilgili algımızı değiştirmemizi gerektiriyor. Gelecekte uygulamaların tasarlanmasında ve geliştirilmesinde ilk kuantum bilişim prototiplerine erişim çok önemli olacak. Gerçek bir kuantum bilgisayarının sizin için ne yapabileceğini ve işleyişini anlamak istiyorsanız doğru yerdesiniz. Başka bir yerde bunu deneyimlemeniz mümkün değil.”Hackquartes ve International Accelerator, girişimcileri ABD’ye gönderiyor!
Google’ın yeni iOS klavyesi ile arama yapılıyor
Google ayrıca emojiler için de arama fonksiyonu getiriyor. Böylece artık kullanıcılar emoji seçerken bir liste içinde gözle tarama yapmak yerine, dans, kalp, yemek, aşk, üzüntü gibi kavramları aratıp ilgili emojilerin listesine ulaşabilecek.
Yeni Gboard klavyesi, mobil iletişimde alışkanlıkları değiştirecek önemli bir gelişme olarak görülüyor. Google’ın uygulamayı Android’den önce iPhone üzerinde çıkarması ise uygulamanın yaratacağı ilk şokun etkisinin yenilikleri çok seven iOS kullanıcıları üzerinde daha büyük olacağını düşünmesi. Kısa süre sonra uygulamanın Android ve Windows cihazlar üzerinde de yayınlanması bekleniyor. Bilişim dünyası Avnet FutureIT etkinliğinde buluştu
Apple artık en değerli şirket değil
Kendini imha eden dronelar geliştirildi
Gidip dönmeyen drone
Drone teknolojisi ile ilgili açıklamada bulunan DARPA’nın ICARUS Programları Yöneticisi Troy Olsson, Xerox PARC gibi proje partnerleri ile geliştirdikleri teknolojiler kullanılmaya başlandığında, askeri ve sivil amaçlı operasyonel işlere yönelik bilgi ve veri güvenliğinin en üst düzeyde sağlanacağını söylüyor. ICARUS Programı ile üretilen dronelar, gönderilecek bir sinyalle veya belirlenecek bir süre sonunda çevreye zarar vermeden kendini imha edecek. Daha düşük maliyetlerle tek seferlik kullanılabilecek şekilde üretilecek bu droneları geri döndürmek için harcanan enerjiden de tasarruf edilecek.Blockchain geliştiricileri bu platformda buluşuyor
OpenShift Blockchain için ne vadediyor?
OpenShift Dedicated ile fintech startup’ları, Bağımsız Yazılım Satıcıları ve finansal kuruluşlar, açık kaynak teknolojilerinin katkısıyla geliştirilen; güncellenebilir işlemsel uygulamaların daha şeffaf ve güvenli bir platform üzerindeki gelişimlerine katkıda bulunan blockchain tabanlı bulut servislerini keşfedebilir. Red Hat’in, Dedicated OpenShift hizmeti, veri uygulama platform teknolojisiyle blockchain çözümlerini daha da güçlendiriyor ve birçok endüstri kolu ile işletme ve yazılım sistemleri için uygulanabilir bir zemin sağlıyor. Bağımsız Yazılım Satıcıları, yeni OpenShift Blockchain girişimiyle OpenShift Dedicated ortamlarına erişebilecek, OpenShift Commons açık kaynak topluluğuna üye olabilecek ve eğitim çalışmalarının yanı sıra gerekli materyaller ile kullanıcı deneyimini artırabilecekler. Red Hat, kısa bir süre önce blockchain teknolojisini geliştirmek amacıyla başlatılan Hyperledger Projesi’ne katıldığını duyurarak blockchain çözümlerine bağlılığını ortaya koyuyor. Açık bir yönetim projesi olan Hyperledger Projesi, blockchain teknolojisini merkezine alan, bağımsız yönetilebilir, açık bir platform yapısıdır. Red Hat, sürekli ilerleyen çalışmalarıyla finans, üretim, bankacılık, sigorta ve nesnelerin interneti (IoT) endüstrilerinde değerlendirilebilecek dağıtılmış ledger (defter) teknolojisinin gelişimine katkı sağlıyor.Facebook Onaylanmış Sayfalar arasına kendi sayfanızı nasıl eklersiniz?
Facebook Onaylanmış Sayfalar
İngilizcede “Verified page” olarak isimlendirilen Facebook onaylanmış sayfalar, direkt olarak Facebook tarafından güvenilirliği ve doğruluğu kabul edilmiş sayfa anlamına geliyor.
Facebook‘tan sayfasını onaylatan profiller, işlem sonrası profillerinde mavi tık işaretini görüyorlar. Böylece sayfayı ziyaret eden diğer Facebook kullanıcıları bu sayfanın onaylanmış ve güvenilir bir sayfa olduğunu görüyor.
Facebook Sayfa Onaylatma Nasıl Yapılır?
Normal şartlarda Facebook sayfa onaylatma işlemi direkt olarak Facebook’un yardım merkezi üzerinden yapılıyor. Bu işlemin gerçekleştirilebilmesi için sayfanızın belli bir kitleye ulaşmış olması, günlük erişim istatistiklerinin belli bir noktada olması gibi farklı kriterler mevcut. Ancak şu anda Facebook’un “Nasıl sayfamı doğrularım?” bölümüne gittiğiniz zaman “Şimdilik bulunduğunuz bölgede gri doğrulama kartı isteklerini kabul etmiyoruz.” uyarısı ile karşılaşıyorsunuz. Yani bir başka deyişle ülkemizde direkt olarak Facebook’a başvuru yaparak sayfa onaylatma işlemi gerçekleştirilemiyor. Peki, diğer yollar neler? Ülkemizde birçok onaylanmış Facebook sayfası bulunuyor. Bu da genellikle Facebook partneri olan, Facebook ile işbirliği içerisinde olan sosyal medya ajansları aracılığı ile yapılabiliyor. Örneğin ülkemizde Facebook ile yakın ilişki içerisinde olan sosyal medya ajansı Sosyopat, sayfa onaylatma işlemini belli bir ajans danışmanlık ücreti ile müşterilerine sunuyor. Sonuç olarak ne yazık ki Facebook sayfa onaylatma işlemi şu anda yurtdışında olduğu gibi ülkemizde kullanılamıyor. Ancak böyle bir desteğe ihtiyacınız varsa [email protected] mail adresi üzerinden veya iletişim formu bölümünden Sosyopat sosyal medya ajansına ulaşabilir ve gerekli desteği oradan alabilirsiniz. Kaynak: ShiftDelete.NetMüşteri bilgilerinizi kime emanet ediyorsunuz?

E-ticaret işine girmeden önce bir avukata danışın
Röportajın tamamını izleyin:
https://www.youtube.com/watch?v=5TiiWRC4-k0Amazon Web Services 50 milyar dolarlık ortak buldu
Pazar büyüyor, rekabet artıyor
Salesforce’un AWS ile çalışmaya başlaması Amazon için büyük bir prestij anlamına da geliyor. Pek çok büyük teknoloji firması şu sıralar bulut servisi için firma arayışı içinde. 2016’da 10 milyar dolar gelir bekleyen ve sonraki yıllarda da gelirini katlayarak büyütmeyi hedefleyen Uber de servislerini bulut üzerine taşımak istiyor ve bunun içinde Google, Microsoft ve Amazon ile görüşüyor. Amazon Web Service, şu anda Amazon holdingi içindeki en karlı şirket durumunda. Geçen yıl 2,6 milyar dolar kazanan şirketin giderleri ise sadece 600 milyon dolar. Yani şirket 600 milyon dolar harcayarak 2 milyar dolar kar elde etmiş durumda. Deutsche Bank’ın yaptığı analize göreyse, AWS’nin yakın gelecekte 160 milyar dolarlık bir şirkete dönüşebileceği düşünülüyor.Kickstarter bağışlarıyla kendine ev yaptı
Kickstarter’ın soruşturması ise çok korkunç bir sonuca ulaştı. Projenin ortaklarından biri (David Boe) kendi payına düşen 350 bin doları alıp ortadan kaybolmuştu. Daha sonra ise kendine bir malikane inşa ettiği ortaya çıkmıştı. Diğer ortak (Rylan Grayston) projeyi geliştirmeye çalışsa da, kaçan ortağın götürdüğü para nedeniyle zor zamanlar yaşıyordu. Kaçan ortak ise, parayı taksitler halinde geri ödeme sözü verip ilk iki taksidi ödedikten sonra ödemelerden vazgeçmişti.









