‘Mobil Çözümlerin Adresi: Kadın Projesi.’ İstanbul Ticaret Odası liderliğinde, İstanbul Ticaret Üniversitesi ortaklığında, Teknopark İstanbul’un iştiraki ve TOBB Kadın Girişimciler Kurulu’nun desteğiyle uygulanacak projede, İstanbul’daki kadınların mobil teknoloji sektöründe etkinliğini arttırılması ve bu hizmetlerde etkin rol alması hedefleniyor. Projenin bir diğer hedefi ise mobil teknolojiler sektöründe istihdam edilen ve yenilikçi iş fikrini hayata geçiren kadın sayısının arttırılması olacak. İstanbul Kalkınma Ajansı’ndan hibe almaya hak kazanan ve sözleşmesi imzalanan projenin 2016 yılı Şubat ayında başlaması öngörülüyor.
Eğitimler 220’şer saat sürecek
TOBB Kadın Girişimciler Kurulu İcra Kurulu Başkanı Hatice Dinçbal Kal proje kapsamında yaş sınırı olmaksızın, en az üniversite öğrencisi olan; mobil uygulama ve yazılımlara ilgi duyan kadınlara ‘Başlangıç Seviyesi Mobil Teknoloji’ ve ‘İleri Seviye Mobil Teknoloji’ başlıkları altında eğitim verileceğini söyledi. Dinçnal Kal sözlerini şöyle sürdürdü: ‘’ 220’şer saat sürecek ve ücretsiz olarak verilecek eğitimler için ön başvurularwww.ito.org.tr adresinden alınmaya başlandı. Projenin hedef grubu ise en az üniversite öğrencisi veya mezunu mobil teknoloji endüstrisinde çalışmaya veya mobil teknolojiler alanındaki iş fikrini hayata geçirmeye istekli kadınlar olacak.’’ Mobil teknolojisine kadın eli değecek
‘Mobil Çözümlerin Adresi: Kadın Projesi.’ İstanbul Ticaret Odası liderliğinde, İstanbul Ticaret Üniversitesi ortaklığında, Teknopark İstanbul’un iştiraki ve TOBB Kadın Girişimciler Kurulu’nun desteğiyle uygulanacak projede, İstanbul’daki kadınların mobil teknoloji sektöründe etkinliğini arttırılması ve bu hizmetlerde etkin rol alması hedefleniyor. Projenin bir diğer hedefi ise mobil teknolojiler sektöründe istihdam edilen ve yenilikçi iş fikrini hayata geçiren kadın sayısının arttırılması olacak. İstanbul Kalkınma Ajansı’ndan hibe almaya hak kazanan ve sözleşmesi imzalanan projenin 2016 yılı Şubat ayında başlaması öngörülüyor.
Eğitimler 220’şer saat sürecek
TOBB Kadın Girişimciler Kurulu İcra Kurulu Başkanı Hatice Dinçbal Kal proje kapsamında yaş sınırı olmaksızın, en az üniversite öğrencisi olan; mobil uygulama ve yazılımlara ilgi duyan kadınlara ‘Başlangıç Seviyesi Mobil Teknoloji’ ve ‘İleri Seviye Mobil Teknoloji’ başlıkları altında eğitim verileceğini söyledi. Dinçnal Kal sözlerini şöyle sürdürdü: ‘’ 220’şer saat sürecek ve ücretsiz olarak verilecek eğitimler için ön başvurularwww.ito.org.tr adresinden alınmaya başlandı. Projenin hedef grubu ise en az üniversite öğrencisi veya mezunu mobil teknoloji endüstrisinde çalışmaya veya mobil teknolojiler alanındaki iş fikrini hayata geçirmeye istekli kadınlar olacak.’’ HP’den KOBİ’lere özel yeni yazıcı ve PC’ler
HP yeni Pro serisi masaüstü, dizüstü ve all-in-one (AiO) PC’si ile birlikte yeni yazıcı ve çok işlevli yazıcılarını duyurdu. Her ölçekten şirketin ihtiyaçları için tasarlanan ürünler, özellikle KOBİ’lere önemli avantajlar sunacak.
HP’nin yakın bir geçmişte, 750 BT yetkilisi ve yöneticisiyle gerçekleştirdiği bir araştırma, KOBİ’lerin teknoloji konusunda yaşadığı en önemli endişeleri gözler önüne sermişti. Araştırmada bu endişeler, üretkenliği artırmanın yeni yollarını bulma, güvenlik tehditlerine karşı getirilmesi gereken çözümler ve BT maliyetlerinin yönetimi olarak tanımlanmıştı. Yeni HP Pro 400 serisi yazıcılar ve PC’ler de bu sorunların çözümünü hedefliyor.
HP EMEA Genel Müdürü Enrique Lores, ürünlerle ilgili şu açıklamayı yapıyor: “Müşterilerimiz, sınırlı bütçe ve BT kaynaklarıyla, kurumlarının üretkenliği ve güvenliği üzerinde önemli etki sahibi olan teknoloji kararlarını alırken yaşadıkları zorlukları bizimle sürekli olarak paylaşıyorlar. HP olarak müşterilerimizi destekliyor, yeni HP Pro serisi PC ve yazıcılar gibi ticari seviyede çözümlere erişimlerini sağlıyoruz. Nihayetinde, iş ihtiyaçlarına yönelik becerileri, karşılayabilecekleri maliyetlerle sunuyoruz.”
Şık tasarım içinde güç, performans ve güvenlik bir arada
Her ölçekten şirkette olduğu gibi KOBİ’lerde de teknoloji kullanımı iş süreçleri açısından çok önemli avantajlar yaratıyor. İş yaşamı ve kişisel yaşam arasındaki sınırlar belirginliklerini her geçen gün yitirirlerken, kurumlar mobil ve birlikte çalışma ilkelerine ilgi gösteren işgücünü kendilerine çekmek için çaba sarf ediyor. KOBİ’ler, modern iş şartları için tasarlanmış, cihazların birbirlerine kolaylıkla bağlanabildiği ve çalışanların da birlikte çalışma şartlarını yerine getirmelerine olanak tanıyan bir teknolojiye ihtiyaç duyuyor. Tüm bunların, kablolar ve özel ekipmandan bağımsız olarak gerçekleştirilmesi gerekiyor.
HP’nin Pro serisi masaüstü, dizüstü ve AiO bilgisayarları KOBİ’lere uygun maliyetli, kurumsal seviyede ve yeni nesil çalışanların kullanmaktan keyif aldığı tüketici cihazlarından ilham alan teknolojiler sunuyor. HP’nin 120.000 saatten fazla test içeren Total Test sürecinden geçen cihazlar, bu yönleriyle işin zorlu şartlarına ve evde kullanıma uygun hale getirildi.
Pro serisi PC’lerin birinci sınıf güvenlik ve yönetilebilirlik özellikleri KOBİ’lere, kritik öneme sahip iş verileri ve cihazlarını koruma imkânı tanıyor. HP BIOSphere sistem açılışı esnasında donanım yazılımına BIOS-seviyesi koruma sağlarken, HP Client Security hassas verilerin güvenliği için çok faktörlü kimlik doğrulama ve sabit disk şifreleme sunuyor. Tüm yeni ürünler Windows 10 işletim sistemi ve ek güvenlik katmanlarıyla birlikte sunuluyor.
Pro serisi PC’ler içerisinde şu ürünler yer alıyor:
• HP ProBook 400 G3 serisi dizüstü bilgisayarlar: Mobil çalışma koşulları için sunulan ürünler ince, hafif ve dayanıklı tasarımlarıyla dikkat çekiyorlar. 13”, 14”, 15” ve 17” diyagonal boyutlar, HP BIOSphere PM ve opsiyonel parmak izi okuyucu da cihazların diğer özellikleri arasında. HP ProBook 440 G3, önceki nesle kıyasla yüzde 17’ye varan oranda daha ince ve yüzde 12’ye varan oranda daha hafif. Bu da sürekli hareket halinde olan çalışanlar için önemli bir avantaj doğuruyor. HP ProBook 400 serisi 6. nesil Intel® Core™ işlemciler ya da en yeni sürüm AMD 6. nesil A-sersi APU özelliklerine sahip. Gravity Black hatlar, alüminyum ile güçlendirilmiş klavye yuvası ve sıvı dökülmelerine dirençli HP Premium klavye de diğer özellikler arasında yer alıyor. Dizüstü bilgisayarlar geniş çeşitlilikte, ayarlanabilir seçenekleriyle teknoloji deneyimini zenginleştiriyor. Bunların arasında opsiyonel FHD görüntüleyici , dokunmatik ve uzun ömürlü piller yer alıyor .
• HP ProOne 400 G2 AiO ve HP ProDesk 400 serisi en yüksek seviyede güç ve performans için 6. nesil Intel® Core™ işlemciler kullanıyor. Baştan aşağı yeniden tasarlanan yeni HP ProOne 400 G2 AiO KOBİ’lere alandan tasarruf, şık tasarım avantajlarını sunuyor. Ayrıca HP’nin ilk ticari AiO’lar için ilk siyah renkli kaplaması da bu ürünlerde yer alıyor. Dahili kablo yönetimi ve yeni kurulum seçenekleri sayesinde kullanıcılar PC’lerini en iyi açıyla kullanabiliyorlar. 20” (50cm) diyagonal HP ProOne 400 Windows 10’da yer alan Cortana gibi özelliklere uygun tasarlanmış bulunuyor. HP Gürültü Azaltma Yazılımı, entegre 1MP HD Webcam ve opsiyonel köşeden köşeye 10 parmak kapasitif dokunmatik panel, birlikte çalışma şartlarını kolaylaştırıyor.
• HP ProDesk 400 serisi ultra küçük, küçük ya da mikro olmak üzere farklı biçim faktörlerinde tasarlanmış bulunuyor. Tüm boyutlar, uygun maliyet ve performans şartlarını karşılıyor. HP ProDesk 400 G2 Desktop Mini cihazı monte etmek, fiziksel olarak güvenceye almak ve kurmak için gerekli tüm şartlara sahip. Masaüstü bilgisayar alanın kısıtlı olduğu ortamlarda bir masanın altına ya da bir monitörün arkasına kolaylıkla sığabiliyor. Yeni standart seri port, VGA ve DisplayPort’un yanı sıra DDR4 RAM üretkenliği ve işlevselliği artırıyor. HP ProDesk 400 G3 Microtower platformu HP’nin KOBİ’lere yönelik en yüksek performanslı, genişletilebilirliği en yüksek ve en değerli masaüstü bilgisayarı olma özelliğini taşıyor.
Yeni yazıcılar en hızlı yazma hızlarına sahip
Yeni HP LaserJet 400 serisi yazıcılar ve çok işlevli yazıcılar en hızlı ilk sayfa basımı, en hızlı çift taraflı baskı ve kendi sınıfının en düşük enerji tüketimi gibi özellikleriyle KOBİ’lerin iş süreçlerine ve üretkenliklerine önemli katkılar sağlayacak HP, yeni cihazlarıyla müşterilerine, cihazın açılışından kapanmasına kadar olan süreçte baskı ortamlarını güvence altına alma konusunda verdiği desteği sürdürüyor. Bunu da Pro serisine getirdiği dahili güvenlik özellikleriyle yapıyor. Bunların arasında PIN Baskı özelliğiyle baskı işi saklama gibi avantajlar yer alıyor. Yeni yazıcılar her ay 4.000’e varan sayıda baskı alan, 3 ila 10 kişi arasında değişen çalışma grupları için ideal. Yazıcı modelleri şöyle:
• HP LaserJet Pro M402 serisi tek renkli yazıcı, sınıfının en küçük ve enerji açısından en verimli üyesi olmasıyla kompakt çalışma alanları için ideal bir ürün .
• HP Color LaserJet Pro M452 serisi bir önceki modele kıyasla %48’e varan oranda daha hızlı ilk sayfa baskısı gibi avantajlarıyla sınıfının en iyi renkli baskı performansını sunuyor .
• HP LaserJet Pro MFP M426 serisi üretkenlik odaklı tasarlanan bir MFP (çok işlevli yazıcı). Hızlı, çift taraflı tarama ve belge iş akışları desteği, taramadan e-postaya, klasörleme, USB ve bulut becerileri cihazın ana özellikleri arasında. Bir önceki modele kıyasla %100’e varan oranda daha hızlı çift taraflı baskı sunmasıyla sınıfının en iyisi baskı performansını hak ediyor .
• HP Color LaserJet Pro MFP M477 serisi hızlı, çift taraflı tarama, belge iş akışları desteği, taramadan e-postaya, klasörleme, USB ve bulut becerileri özelliklerine sahip. Bir önceki modele kıyasla %140’a varan oranda daha hızlı çift taraflı baskı ve %46’ya varan oranda ilk sayfa baskısı sunan cihaz, sınıfının en iyi renkli baskı performansını sunuyor.
• HP Color LaserJet Pro MFP M274n Nisan 2015’te satışa sunulan ve 2015 reddot ödülü kazanan M277n’nin üçü bir arada versiyonu. Baskı, kopyalama ve tarama gibi üç ana işlevi sunan HP Color LaserJet Pro MFP M274n, kendi sınıfının en küçük renkli lazer MFP’si olma özelliğini taşıyor ve geniş çeşitlilikteki üretkenlik ve iş akışı özellikleriyle çalışma ekiplerine önemli avantajlar kazandırıyor.
Çalışanlarına mobil üretkenlik sunmak isteyen müşteriler için, yeni 400 serisi yazıcılar çeşitli mobil baskı çözümlerini destekliyor. Bunların arasında “wireless direct”, NFC touch-to-print, HP JetAdvantage Private Print ile bulut tabanlı baskı yer alıyor.
HP, Orijinal HP Toner kartuşları alanındaki inovasyonlarını JetIntelligence ile daha da ileriye taşıyor. Hassas siyah tonerin eklenmesi ile birlikte müşterilerin tek renkli baskı ihtiyacı karşılanıyor. Hassas siyah toner, siyah-beyaz baskı için hassas toner yerleşimi sunarak kartuş başına sayfa verimini artırıyor.
HP, ayda 50’den az sayfa baskı ihtiyacı bulunan en küçük KOBİ’ler, mikro işletmeler ve ev ofisleri için Instant Ink etkin cihazlar için genişleme paketi duyurdu. Bunların arasında yeni HP OfficeJet 4650 All-in-One yazıcı da yer alıyor. HP’nin mürekkep değiştirme hizmeti sınırlı baskı ihtiyacı bulunan müşterilere uygun maliyetli, zahmetsiz mürekkep yönetimi imkânını tanıyor.
Fiyatlar ve ürüne erişim *
• HP ProBook 400 serisinin EMEA bölgesinde Ekim ayından itibaren 389 avrodan başlayan fiyatlarla satışa sunulması bekleniyor.
• HP ProDesk 400 serisinin EMEA bölgesinde Kasım ayından itibaren 399 avrodan başlayan fiyatlarla satışa sunulması bekleniyor. HP ProDesk 400 Small Form Factor’ın 2016 yılı başlarında, 389 avrodan başlayan fiyatlarla satışa sunulması bekleniyor.
• HP ProOne 400 AiO’nun EMEA bölgesinde Kasım ayından itibaren 459 avrodan başlayan fiyatlarla satışa sunulması bekleniyor.
• HP LaserJet Pro M402 serisinin Ekim ayında 280 dolardan başlayan fiyatlarla satışa sunulması bekleniyor.
• HP Color LaserJet Pro M452 serisinin Ekim ayından itibaren 325 dolardan başlayan fiyatlarla satışa sunulması bekleniyor.
• HP LaserJet Pro MFP M426 serisinin Ekim ayından itibaren 414 dolardan başlayan fiyatlarla satışa sunulması bekleniyor.
• HP Color LaserJet Pro MFP M477 serisinin Ekim ayından itibaren 448 dolardan başlayan fiyatlarla satışa sunulması bekleniyor.
• HP Color LaserJet Pro MFP M274n’nin Ekim ayından itibaren 314 dolardan başlayan fiyatlarla satışa sunulması bekleniyor. KOBİ’lere mobil oyun bazlı eğitim
Türkiye’nin e-öğrenme alanındaki ilk ve öncü şirketi Enocta’nınkoordinatörlüğünde, Türkiye Bilişim Vakfı (TBV), Okan Üniversitesi ortaklığı ve TAGES’in desteği ile 1 Kasım 2013 tarihinden bu yanadevam eden INTOUCH- ICT projesinin kapanış toplantısı yapıldı. Proje çıktılarının paylaşıldığı toplantıya, INTOUCH- ICT sürecinde yer alan KOBİ çalışanlarının yanı sıra, İtalya, Macaristan ve İsveç merkezli uluslararası proje ortakları da katıldı.
Türkiye Cumhuriyeti AB Bakanlığı, Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Türkiye Ulusal Ajansı tarafından yürütülen projenin kapanış toplantısında, Bilgi ve İletişim Teknolojileri sektöründe faaliyet gösteren KOBİ çalışanlarının mobil oyun bazlı öğrenmeyle edindikleri kazanımlar aktarıldı.
Kapanış toplantısında oyunun öğrenme sürecindeki yerinin ve öneminin anlatıldığı bir panel de düzenlendi. Moderatörlüğünü Enocta İş Geliştirme Grup Müdürü İdil Denizciler Dinç’in yaptığı panelde, Vodafone Eğitim Teknolojileri Müdürü Hakan Derviş Koçak, ODTÜ öğretim görevlisi GDLN Avrasya Bölgesi Temsilcisi Tarkan Gürbüz ve Pixofun Kurucu Ortağı Başak Güvenç konuşmacı olarak katıldı.
BİT KOBİ’ler keyifli ve kalıcı öğrenme modeli
INTOUCH-ICT’nin KOBİ’lere ve iş dünyasına katkılarıyla ilgili konuşan Enocta CEO’su Ahmet Hançer, “Oyun ve oyunlaştırmayı, keyifli ve kalıcı öğrenme sürecinde dinamik ve interaktif bir araç olarak konumlandırdığımız proje kapsamında, 10 farklı konuda 20 adet mobil oyun hazırlandı ve KOBİ’lere sunuldu. Akıllı telefonlar ve tabletler üzerinden kullanılabilen mobil oyunlarla bilgi ve becerilerini eğlenceli yollarla geliştiren BİT KOBİ profesyonelleri, bundan böyle iş hayatında karşılarına çıkacak rutin olmayan durumlara yönelik her daim hazırlıklı olacaklar. Oyun dinamiklerini markaya, işletmeye ya da belirli bir ürüne entegre ederek interaktif bir ortam yaratmayı başarabilen KOBİ’ler ise, şirket içi eğitim programlarında mekân ve zaman sınırlaması olmadan tüm çalışanlarına keyifli ve etkili bir öğrenme alternatifi sunarak, sınıf içi eğitimlerine kıyasla çok daha avantajlı fiyatlarla çalışanlarının ve şirketin iş performansını artırmış olacak” dedi.
Türkiye’de ve AB ülkelerinde BİT KOBİ profesyonellerinden beklenen kilit yetkinlikleri tanımlamayı, yetkinlik kazanmış yeni BİT çalışanlarının sayısını artırmayı ve BİT sektöründe faaliyet gösteren KOBİ’ler arasındaki işbirliğine dayalı öğrenmeyi artırmayı hedefleyen proje, bu süreçte Türkiye ve Avrupa’daki KOBİ’ler bünyesinde mobil öğrenme bazlı öğrenme yaklaşımlarını ve araçlarını teşvik ederek KOBİ’leri yenilikçi öğrenme modelleriyle tanıştırmış oldu.
Hayat Boyu Eğitim Programı (LLP) kapsamında fonlanan bir Leonardo Da Vinci Yenilik Transferi Projesi olan INTOUCH-ICT, 31 Ekim 2015 tarihinde sona erecek. Sony’den medya produksüyon yazılımı
Catalyst Prepare ve Catalyst Edit yazılımlarını bünyesinde bulunduran Catalyst Production Suite, tanıtıldığı günden bu yana güçlü medya hazırlama ve 4K, RAW ve XAVC içerikleri için hızlı, odaklanmış düzenleme imkânı sunarak profesyonel medya yapımcılarının iş akışında zaman kazandıran, önemli bir araç oldu.
Sony Creative Software’in Başkan Yardımcısı John Freeborg, “Catalyst Production Suite, medya prodüksiyonunu daha verimli hale getirmek için tasarlandı. Bu maksatla Catalyst Prepare ve Catalyst Edit yazılımlarında gerçekleştirilen iyileştirmeler, yazılım paketinin verimliliğini artırarak medya hazırlama ve düzenleme aşamasında yeni bir esneklik ve hız seviyesi sunuyor. Müşterilerimizden aldığımız geri bildirimlere göre Catalyst Production Suite’i sürekli olarak geliştirmeye devam ederek post prodüksiyonu daha da kolaylaştırmak ve prodüksiyon sürecini kısaltmak için çalışıyoruz.” dedi.
Catalyst Prepare 2015.1:
Gelişmiş gezinme: Modern arabirim, dosya tabanlı verimli iş akışları için medyaya doğrudan erişim sağlıyor.
Daha kolay dosya bakımı: Klipleri rahatça organize edin, yeniden adlandırın ve NLE dostu formatlara dönüştürün.
Dönüştürme: Sony (AVC, XAVC, XDCAM ve Sony RAW), Apple (Mac® için ProRes), AVID (DNxHD) ve daha birçok temel formatı destekler.
EDL olarak dışa aktarım: Apple Final Cut Pro (*.fcpxml), Adobe® Premiere (*.prproj), AVID Media Composer (.aaf) ve Vegas Pro (.txt) formatlarını destekler.
Boşaltma: Birden fazla cihazdan doğrulamalı olarak eş zamanlı yedekleyin.
Verimli içe aktarım: Kopyalamadan önce klipleri ve meta verileri hızlıca önizleyerek zaman ve alandan tasarruf edin. Birden fazla klip için başlangıç/bitiş noktaları ayarlayın ve video kaydının yalnızca saklanmaya değer kısımlarını kopyalayın.
Daha iyi medya yönetimi: Doğru klipleri hızlı ve verimli bir şekilde kopyalayın, organize edin ve renklendirin. Düzenleme sürecinde zaman kazanmak için görsel senaryolar oluşturun. Geri bildirim almak için Sony Ci medya bulut platformu üzerinden paylaşın.
Klip yenileme: Flaşlı fotoğrafların olduğu etkinliklerden flaş bantları kullanarak klipleri onarın.
Catalyst Edit 2015.1
Güçlü video FX eklentisi desteği: Catalyst Edit, artık birçok dahili GPU hızlandırılmış video FX eklentisi içeriyor ve OpenFX (OFX) standardını destekliyor. Kullanıcılar artık 3.parti tedarikçilere ait özel efektler, filtreler, medya oluşturucular, geçişler ve daha fazlasını kullanabilir.
Güvenilir renk: ACES iş akışı desteği, renk yönetimi ve düzeltme işlemlerinin sektör standartlarını karşılamasını sağlar.
Zaman çizelgesi düzenlemesinde geliştirmeler: Parçaları yeniden düzenleyin, tüm klipleri seçin, sesi kısılmış parçaları daha etkili görselleştirin, iç içe geçmiş zaman çizelgelerini kolayca oluşturun ve daha birçok yeni işlevler kullanın.
Video sabitleme: Sallantılı aksiyon kliplerini, akıcı sahnelere dönüştürün.
Genişletilmiş düzenleme araçları ve özellikleri: Döngüde oynatma, kısmi veya tam proje rendering’i, kayıp medya içeriğini yeniden bağlama veya farklı dosyalarla değiştirme, J ve L kesimi oluşturma; dizileme düzenleme, geliştirilmiş Sony RAW performansı, hızlı ve ağır çekim için klip oynatma hızını kontrol etme ve kadraj görünümlerini dondurma, görüntü içinde görüntü kontrolü, kırpma ve yakınlaştırma kontrolü, klip ses seviyesi zarflamaları ve rendering sırasında ses kanalı yeniden yönlendirmesi.
John Freeborg, “Bu yeni özellikler ve iyileştirmeler, Catalyst Production Suite’in kullanışlılığını önemli ölçüde artırıyor. Prodüksiyon taleplerinin artması ve takvimlerin giderek sıkışması, güncellenen Catalyst Production Suite’i yaratıcı profesyonellerin beklentileri aşması konusunda temel araç haline getiriyor.” dedi. Akıllı şehir kaç hayat kurtarır?
Önce bir şehir düşürün aklınıza; yaşadığınız ya da yaşamak istediğiniz bir şehir olabilir. Orada yaşamak istemenizin sebepleri çeşitli olabilir. Yakınlarınız oradadır, iş konusunda olduğunuz yere göre daha elverişlidir, eğitim olanakları daha geniştir vs. Ama asıl sebep, yaşam kalitesi açısından size istediğinizi verebilecek olmasıdır. Daha az trafik, daha yoğun sosyal etkinlikler, suç oranlarının düşüklüğü… Liste uzayıp gider. İşte tüm bunların olması içinse arka planda genel bir tanımla “akıllı şehir” adı verilen teknolojiler çalışırken iddialı ve gösterişli bir kontrol merkezi tüm şehri tek bir dev ekrana sığdırır. Buradan paylaşılan trafik verileri navigasyon sistemleriyle cep telefonlarınıza ve hayatınızdaki diğer ekranlara ulaşır. Viyadüklerdeki asfaltın buzlanmaya ne kadar yakın olduğu, şehrin gelişmiş kablosuz iletişim altyapısıyla anında ilgili birimlere iletilir. Daha gelişmiş örneklerde ambulans ve itfaiyeler, akıllandırılmış trafik ışıklarıyla etkileşime girerek yolu kendileri için açar. Yanından geçtiğiniz ama içindeki ağacın yıllar içinde ne kadar büyüdüğünü farketmediğiniz parkların sulanmasında bile merkezi bir görünmez el, iletişim ve otomasyon teknolojilerinin de desteğiyle size daha yüksek bir yaşam kalitesi sunmak için çaba gösterir.
Birleşmiş Milletler’in verilerine göre günümüzde toplam dünya nüfusunun yarısından fazlası şehirlerde yaşıyor. 2050’de 9 milyara ulaşması beklenen nüfusun ise yüzde 70’e yakınının şehirlerde yaşaması bekleniyor. Yine Birleşmiş Milletler’in 2012 tarihli bir raporuna göre nüfusu 1 milyonu aşan şehirlerin yüzde 60’ı en az 1 doğal felaketin meydana gelebileceği bölgelerde bulunuyor.
İşte Hopa, belki nüfus açısından değil ama doğal felaket alanında bulunması nedeniyle bu sınıfta. Şiddetli yağmur ve oluşan heyelan ve sel felaketi nedeniyle resmi rakamlara göre 8 kişi hayatını kaybetmişti. Peki, Hopa bir akıllı şehir olsaydı yitip giden yaşamlar aramızda olmaya devam eder miydi? Bunu bilemeyiz, ama bir sonraki doğal afetin olmayacağının bir garantisi yok ve akıllanmış bir Hopa ya da Türkiye’nin, dünyanın herhangi bir bölgesi bu tip olayların en az kayıpla atlatılmasını sağlayabilir. Nasıl mı?
Akıllı şehir kavramı her ne kadar o yerleşim yerinin girişindeki “Hoş geldiniz” tabelasıyla anılsa da işin aslı böyle değil. O şehre inen yamaç, bölgeye ulaşan yollar, civardaki ormanlar, akan dereler, barajlar ve bunun gibi aklınıza gelebilecek hemen her tabela sınırı dışı faktörün akıllı şehir olma yolundaki yerel yönetimlerce değerlendirilmesi gerekiyor.
Hopa örneğinden devam edelim. Heyelan tehlikesinin olduğu bölgede toprak altına yerleştirilecek sensörlerden elde edilen veriler toprağın nemini ölçerken, içinde bulunan maddelerin analiziyle heyelan ya da benzeri bir duruma izin verip vermeyeceği görülebilir. Şehrin üstündeki tepede bulunan ağaçların durumları uzaktan analiz edilerek hem lokal hava durumu hem de ağaçların sağlığının takip edilmesiyle bakım gerekip gerekmediğinin bilgisi alınabilir. Diğer yandan yine bu yöntemle o ağaçların sel ya da heyelanı ne oranda durdurabileceğine dair öngörülerde de bulunulabilir. Liste bununla sınırlı değil, bölgeye refah ve ekonomik canlılık getirmesi için dere üstlerine yapılan barajlar, henüz daha proje aşamasında simülasyona sokulabilir. Böylece dere yatağının değiştirilmesi durumunda oluşacak etkiler daha başlangıçta tespit edilebilirken, Karadeniz kıyısındaki yerleşim yerlerinde uygulanan, “dereyi 50 santimlik boruya hapsetmenin” bir çözüm olmayacağı baştan belli olabilir. Benzer bir analizi şehrin doğal afetle ilk temas edecek mahallelerindeki binalar için de yapmak mümkün. Ama durun bitmedi; yukarıda bahsettiğim sensörlerden gelecek verilerin yardımıyla şehrin kontrol merkezi, şehirde yaşayanlara tsunami alarmına benzeyen bir uyarıda bulunarak ortalıkta gezmemelerini söyleyebilir. Şehir çok mu büyük, o zaman herkesin cep telefonuna felaket öncesinde mesaj gönderebilir.
Yapılabilecekler listesi daha da uzar. Her şehrin durumuna göre değişir elbette. Ama şu anki anlayış, bakanlık seviyesinde yapılan “çok yağacak diye uyarmıştık” ya da “akıllı bina yaparak akıllı şehir olacağız” diyen belediye başkanı seviyesinde. Peki, şehirleri akıllandırmayı vaat eden özel sektörün “felaket önlemek için akıllı şehir” vizyonu var mı? Maalesef ben şu ana kadar rastlamadım… Dünyanın önde gelen 200 şirketinin İstanbul çıkarması
Bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen Uluslararası Tedarik Zinciri Zirvesi, (3rd International Supply Chain Summit İstanbul-İSCSİ) yaklaşık 200 yerli ve yabancı katılımcıyla 16-17 Eylül tarihlerinde Wyndham Grand İstanbul Kalamış Marina Hotel’de yapıldı. Şimdiye kadar Slimstock, LODER, DSV, ORTEC, SCM tarafından organize edilen ISCSI Zirvesi’nin düzenleyicileri arasına bu yıl Venlo ve THY Cargo da katıldı. “Türkiye’nin En Etkili Tedarik Zinciri Profesyonelleri Listesi” de zirvenin ilk günü Gala yemeğinde açıklanan etkinlikle ilgili Slimstock Ülke Müdürü Songül Sezer ile konuştuk.
Defne’den Asya Pasifik bölgesinde yeni anlaşma
Türkiye dahil 6 kıtada 20’den fazla ülkede 25’ten fazla mobil operatör ve 500 milyondan fazla aboneye katma değerli servis ve platform çözümleri sunan Defne Telekomünikasyon, 2012’den bu yana birlikte çalıştığı ve Ödemeli Arama Platformu’nu sunduğu Nepal’in lider mobil operatörünün servislerine Roamers CallBack’i de ekledi.
Nepal’in lider mobile operatörü Roamers CallBack ürünü üzerinden verdiği ‘roaming’ servisi ile abonelerine kendi iletişim ağının dışına çıktıklarında maliyeti daha uygun çağrı yapma imkanı veriyor. Mobil operatör bu sayede, yurt dışın çıkan abonlerinin çağrı gelirlerini kendi iletişim ağında tutarken, aynı zamanda müşteri memnuniyetini ve sadakatini de arttırmış oluyor.
Roamers CallBack servisi kendi iletişim ağlarının dışına çıkan, seyahat halindeki abonelerin, ana iletişim ağlarını arama yaparken daha pahalı olan operatör ara bağlantı masraflarını da içine alan roaming ücretlerine tabi kalmadan ve ya da daha az maaliyetle arama yapmalarını sağlıyor. Aboneler yurtdışından evlerini, ofislerini ya da arkadaşlarını daha ucuza arama imkanı buluyor.
“Nepal’in lider mobil operatörü ile olan işbirliğimize Roamers CallBack ürünümüzün de eklenmesi bize ve çözümlerimize duydukları güveni gösteriyor. Operatörün aboneleri Roamers CallBack servisi ile yurt dışında seyahat ederken artık ‘yurt içinden yurt dışını’ arar gibi arama yapabiliyorlar,” diyen Defne Telekomünikasyon Genel Müdürü Oğuz Haliloğlu sözlerine şöyle devam etti “Bu şekilde hem müşteri memnuniyeti artıyor, hem de lider mobil operatör yurt dışındaki abonelerinden gelecek geliri kendinde tutabiliyor.”
Yurt dışına çıkan aboneler kendi operatörünün SIM kartını ve servislerini kullanmaya devam ettiği için Roamers CallBack servisinin kullanımı oldukça kolay. Aboneler servise üye olmaya gerek kalmadan USSD kanalı üzerinden arama başlatabiliryorlar. Yeni geliştirilen özellikle, aboneler akıllı telefonlardan bir uygulama ile doğrudan arama da yapabilecekler. WhatsApp’daki sahte reklam mesajlarına dikkat!
ESET Güvenlik Analistlerinin tespitlerine göre ilk olarak bu yılın Ağustos ayının ortalarında kullanıcılara WhatsApp’daki kişiler üzerinden tanınmış markaların sponsorluğunda olduğu belirtilen kampanya bağlantıları gelmeye başladı. Bu bağlantılarda, özellikle kendi ülkelerinde oldukça popüler supermarketlerin tercih edildiği dikkat çekiyor. Avustralya‘dan Coles ve Woolworhts, İspanya’dan Mercadona, İtalya’dan Lidl, ABD’den Seven-Eleven ve Hollanda’dan Albert Heijen. Ülkelere bakarak bunun sınırları aşan bir kampanya olduğu görülüyor.
Nasıl çalışıyor ve ne hedefleniyor?
Aldatmacanın çalışma prensibi oldukça basit. Bazı WhatsApp kullanıcıları, bağlantı içeren bir mesaj alırlar. Bu mesaj, kullanıcıları belirli bir değerde hediye çeki vaat eden sahte bir siteye yönlendirir. Hediye çeki veya indirim kuponundan faydalanabilmek için kullanıcı adı, e-posta adresi, cep telefon numarası ve adres gibi kişisel bilgiler talep ediliyor. İste bu noktada, finansal kayıplara neden olabilecek bilgiler siber suçlularla paylaşılmış oluyor.
Hızlı yayılıyor
Mobil odaklı bu kötü amaçlı yazılımları inceleyen ESET Latin Amerika Araştırma Laboratuvarı Yöneticisi Pablo Ramos, şu değerlendirmeyi yaptı: “Bilinen ve güvenilir markaların tercih edilme sebebi, kullanıcıların bilgilerini girmeleri için güven sağlamaktır. Ancak kampanyaları tehlikeli yapan taraf, anlık mesaj uygulaması WhatsApp ile çok hızlı bir şekilde yayılmasıdır.“
Pablo Ramos, akıllı telefon kullanıcılarını tuzağa düşmemeleri konusunda uyarırken, “Lütfen gördüğünüz her çekici teklifi kabul etmeyin! Detaylı bilgi almaya çalışın, gerekirse söz konusu marka ile iletişime geçmeye çalışın. Ayrıca mutlaka bir mobil güvenlik yazılımı kullanın“ diye konuştu.
Bu arada WhatsApp da bir açıklama yaparak, kullanıcılarına toplu mesaj ile resmi bülten, güncelleme ve reklam yollamadıklarını bildirdi ve kullanıcılarından böyle mesajları dikkate almamalarını istedi. Twitter Güvenlik Merkezi artık Türkçe
Twitter, daha güvenli kullanım için son bir kaç aydır yaptığı şikayet bildirme mekanizmalarındaki değişiklikler, yenilenmiş “kullanıcı şikayetlerini nasıl değerlendiriyoruz” bölümü ve geliştirilmiş “engelleme özellikleri” gibi güncelleme ve değişikliklerine bir yenisini daha ekledi.
Pek çok dilde mevcut olan Twitter Güvenlik Merkezi, artık Türkçe olarak da hizmete girdi.
Twitter, “Güvenlik Merkezi tam olarak nedir” sorusunun yanıtını ise aşağıdaki blog makalesiyle açıklamaya çalışıyor:
“Güvenlik Merkezi herkesin Twitter’da ve diğer mecralarda online güvenlik hakkında pek çok şey öğrenebileceği bir kaynak. Bu kaynağı bize dijital vatandaşlık konusunda sürekli yardım eden online güvenlik uzmanları ile beraber çalışmalarımız sonucunda oluşturduk. Yeni sitemiz sayesinde bu bilgilerin sizin tarafınızda da kolayca ulaşabiliyor olmasından oldukça memnunuz. Güvenlik Merkezi, sizin güvenliğinizi sağlamak amacıyla Twitter araçları ve sözleşmelerinden yola çıkarak düzenlendi; gençler, aileler ve eğitimciler için olan kısımlar özellikle oluşturuldu.
Twitter Güvenlik Merkezi Artık Türkçe!
Twitter, daha güvenli kullanım için son bir kaç aydır yaptığı şikayet bildirme mekanizmalarındaki değişiklikler, yenilenmiş “kullanıcı şikayetlerini nasıl değerlendiriyoruz” bölümü ve geliştirilmiş “engelleme özellikleri” gibi güncelleme ve değişikliklerine bir yenisini daha ekledi. Pek çok dilde mevcut olan Twitter Güvenlik Merkezi, artık Türkçe olarak da hizmete girdi. Kullanıcıların kafasını kurcalayan dijital güvenlik sorularının cevapları, Türkçe sunulan Güvenlik Merkezi’nde artık rahatlıkla bulunabilecek. “Güvenlik Merkezi tam olarak nedir” sorusunun yanıtıyla ilgili Twitter Blog postunun detaylarını aşağıda bulabilirsiniz.
Güvenlik Merkezi herkesin Twitter’da ve diğer mecralarda online güvenlik hakkında pek çok şey öğrenebileceği bir kaynak. Bu kaynağı bize dijital vatandaşlık konusunda sürekli yardım eden online güvenlik uzmanları ile beraber çalışmalarımız sonucunda oluşturduk. Yeni sitemiz sayesinde bu bilgilerin sizin tarafınızda da kolayca ulaşabiliyor olmasından oldukça memnunuz. Güvenlik Merkezi, sizin güvenliğinizi sağlamak amacıyla Twitter araçları ve sözleşmelerinden yola çıkarak düzenlendi; gençler, aileler ve eğitimciler için olan kısımlar özellikle oluşturuldu.
Burada bulabileceğiniz bilgiler size Twitter’da yaşayacağınız deneyimi nasıl yönetebileceğinizi, Twitter’daki toplulukları ve Twitter’ın kurallarının ihlali durumunda nasıl harekete geçtiğini anlamanıza yardımcı olabilir.
Online güvenliğiniz karşılıklı sorumluluk gerektirir, ayrıca güvenli bir çevrenin gelişmesi için dijital vatandaşlık temel bir unsurdur. Twitter online güvenlik dünyasıyla beraber geliştiğinden, Güvenlik Merkezi için yeni içerikler yaratmaya devam edeceğiz. Twitter topluluğuna en yararlı bilgileri sunabilmek için dünya genelindeki tüm iş ortaklarımızla beraber çalışmaya devam edeceğiz.”
Güvenlik Merkezi’ni ziyaret etmek için: safety.twitter.com. BiTaksi’ye Altın Baykuş ödülü
Xsights araştırma şirketiyle işbirliğiyle gerçekleştirdiği “Mobil Uygulama Araştırması” ile Altın Baykuş Ödülü’nü alan BiTaksi kurucusu Nazım Salur yaptığı konuşmada girişimci fikirlerin başarı hikayesine dönüşmesinde en büyük yardımcının tüketici hareketlerini anlamak olduğunun altını çizdi. Salur; “Bu araştırma ile katılımcıların taksi kullanım sıklığı, içlerinden akıllı telefon sahibi olanların şehir içi ulaşımda taksi uygulaması kullanıp kullanmadıkları ölçümleyerek tüketicinin nabzını ölçtük. Mevcut kullanıcılarımızın ise demografik haritasını çıkartarak hizmet kalitemizi arttırıcı geliştirmeler yaptık” dedi.
Ödüle ilişkin açıklama yapan Xsights Genel Müdürü Çiğdem Penn; “Pazar araştırmalarından yararlananlar sadece kurumsal yapılar değil, pazar araştırmaları girişimci fikirlerin başarılı bir şekilde hayata geçirilmesine büyük destek veriyorlar. Xsights Araştırma ve Danışmanlık’ın BiTaksi’nin kuruluş aşamasında yaptığı araştırma, kutunun dışında düşünebilme yeteneği, bugünden dünü görebilme yetisi ve uygulamaya yönelik içgörüleri sunma aşamasında büyük önem taşıyor” dedi. Pinterest patlayacak bir bomba mı?
Pinterest, sosya medya devrimi sırasında ilginç fonksiyonları ile ortaya çıkıp rakiplerinin arasından sıyrılarak ilgi çekmeyi başarmış bir servisti.
Aslında, kullanıcılarının internette buldukları görselleri kategorilendirerek paylaşmasını sağlayan bir tür “fotoğraf paylaşım” platformu olan Pinterest, Facebook, Twitter, Instagram gibi çok popüler ağların baskısına rağmen adını duyurmayı başararak yoğun bir kullanıcı kitlesine ulaşmıştı. Ancak Pinterest uzun zamandır merak edilmesine rağmen toplam kullanıcı sayısı hakkında bilgi vermiyordu.
Pinterest yeni yaptığı açıklamada, merak edilen rakamın, aylık 100 milyon aktif kullanıcı olduğunu belirtti. Böylece Pinterets de 100 milyondan fazla kullanıcıya sahip büyük web servisleri kulübüne katılmış oldu.
Pinterest aslında “küçük” bir lokma göründüğü için telif hakkı sahipleri tarafından taciz edilmiyordu ancak artık 100 milyondan fazla aktif kullanıcıya sahip olduğunu açıklayarak, milyar dolarlık bir şirket olma yolunda ilerlerken, web’deki fotoğraflarının, görsellerinin “izinsiz” olarak Pinterest üzerinde yayınlandığını dile getirerek telif hakkı ihlali şikayetinde bulunacakların sayısında da artış olması bekleniyor. Yani, Pinterest’in 100 milyon’dan fazla kullanıcıya sahip olduğunu açıklaması onun için çok da hayırlı olmayabilir. Şirketin şimdi çok ciddi telif savaşları için zırhını kuşanıp cepheye inmesi gerekecek.
Telif hakkı ihlali iddiasında bulunanlara göre, Pinterest bir web sitesinde yayınlanan fotoğrafı izinsiz olarak alıp kendi web sitesinde yayınlarak trafik kazanıyor ve haksız kazanç sağlıyor.
Pinterest ise, kullanıcılarının kendi hesaplarında gösterdikleri fotoğrafların sitenin içeriğini çalmadığını, aksine başka insanları bu sitelere yönlendirerek sitelere ziyaretçi kazandırdığını , ayrıca fotoğrafların kendi sunucuları üzerine kopyalanmadığını, zaten internette herkese açık olan fotoğrafın linklenerek Pinterest üzerinde gösterildiğini, dolayısıyla görseli kopylamak söz konusu olmadığından telif hakkı ihlali yaşanmadığını savunuyor. Tunçmatik’ten İzmir’e yeni bölge müdürlüğü
Kesintisiz güç kaynakları, mobil şarj cihazları, enerji koruma prizleri ve benzeri enerji çözümleri ile sektörde adından sıkça söz ettiren Tunçmatik, Ege bölgesinde kurumsal çalışmalarına hız vermek amacıyla 15 Eylül 2015 tarihinde, İzmir’in Konak ilçesine bağlı Yenişehir mahallesinde İzmir bölge ofisini açtığını duyurdu. Tunçmatik, İzmir ofisi ile Ege bölgesindeki bayilerine, ürünlerin satışı ve satış sonrası hizmetlerini verecek.
Tunçmatik İzmir Bölge Ofisi Yöneticisi olan Gülfem Keleş; “Tunçmatik, bölge müdürlüklerini Türkiye’nin her noktasında yaygınlaştırmaya devam ediyor. İzmir Bölge ofisi ile hedefimiz, İzmir başta olmak üzere Ege bölgesindeki piyasa hakimiyetimizi artırmak ve satış kanallarımıza daha yaygın bir şekilde ürünlerimizi ulaştırmak” dedi.
Tunçmatik Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Özer ise, konuyla ilgili; “İzmir, Türkiye’nin en önemli büyük şehirlerinden ve Ege bölgesinin göz bebeği. Tunçmatik olarak hızlı, etkin, kaliteli hizmet sunmak ve bayilerimize daha iyi hizmet verebilmek bizim için çok önemli. Bu hedeften yola çıkarak Türkiye’nin dört bir yanında bölge müdürlüklerimizi açıyoruz. 2016 bizim için oldukça önemli bir yıl, hedeflerimiz oldukça büyük. Farklı illerde bölge ofislerimizi açmayı ve pazarda daha da etkin olmayı planlıyoruz. Geliştirdiğimiz enerji çözümleri ürünlerimiz yıla damgasını vuracak” şeklinde konuştu.
Tunçmatik’in Ankara, Bursa, Konya, Gaziantep illerinde de bölge müdürlükleri mevcut. SAS’ın 60 ülkede pazarlama faaliyetleri ona emanet
Dünya analitik lideri SAS’ın Türkiye ekibinde 2014 yılından bu yana pazarlama müdürlüğü görevini yürüten ve SAS Türkiye’nin hem mevcut, hem de uluslararası pazarda bilinirliğinin ve imajının artırılmasında liderlik yapan Nurcan Bıçakçı Arcan, Eylül ayı itibariyle SAS Orta Doğu, Afrika ve Türkiye bölgesinin Pazarlama Müdürlüğü görevine getirildi. Nurcan Bıçakçı Arcan yeni görevinde, Orta Doğu, Afrika ve Türkiye bölgesinde 60’tan fazla ülkede hizmet veren SAS’ın pazarlama faaliyetlerinden sorumlu olacak.
Pricewaterhouse Coopers’ta iş hayatına başlayan Arcan, daha sonra Turkcell ve Türk Telekom Grubu’nda çeşitli kademelerde pazarlama ve iş geliştirme görevlerinde bulundu. Bilişim sektöründe pazarlama alanında15 yıla yakın deneyime sahip olan Arcan, Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu ve Oxford Brookes Üniversitesi’nde Executive MBA programına devam ediyor. Facebook at Work çıkışa hazırlanıyor
İş dünyasını hedef almış olan Facebook at Work adlı platformunu daha da genişletiyor. Yaklaşık 9 aylık deneme süreci ve yüzlerce şirketin katılımı sonrasında yapılan duyuru, Facebook at Work ile iş hayatının da değişeceğini iddia ediyor. Geçtiğimiz Ocak ayında pilot proje olarak hayata geçen sistem 100’den fazla şirket ile süreci tamamladı.
Recode’un haberine göre ise ücretsiz olacağı belirtilen Facebook at Work bu yılın sonunda gerçek anlamda merhaba diyecek.
Facebook at Work aslında Facebook’a bire bir benziyor ve iş arkadaşları arasındaki iletişimi sağlamayı hedefliyor. San Francisco merkezli bir girişim olan Slack’i kendine örnek alan yapı e-posta trafiğinin önüne geçmeyi istiyor. Günde 1 milyondan fazla kullanıcının hizmet aldığı Slack ise e-posta’lar yerine çok daha iyi bir tasarımla, daha kolay iletişim yolunu açmıştı.
Facebook at Work’ün en büyük artısı ise hepimiz tarafından iyice bilinen Facebook’a oldukça çok benzemesi. Tasarımsal açıdan da standart platforma benzeyen Facebook at Work, şirkete yeni katılan bir çalışanın dahi ilk günden rahatça kullanacağı bir sistem olarak tanıtılıyor. Bu örnek ise pilot programın ardındaki şirket Hootsuite CEO’su Ryan Holmes’ten geliyor. Holmes’a göre, eğitim maliyesi tam olarak sıfır ve bu da oldukça önemli bir artı.
Facebook at Work adlı yeni iş platformu kullanıcıların kendi Facebook hesaplarından ayrı olarak hesap açılmasın istiyor. Şirketlerin önemli ve gizli verilerini en iyi şekilde muhafaza edebileceği de söylenen yeni proje, Hollanda merkezli bira üreticisi Heinekin’in ABD ofisleri ve Latin Amerikan perakendecisi Linio gibi önemli isimlerin de katılmış olduğu test sürecine devam ediyor. Google Glass, Project Aura oldu!
The Wall Street Journal ve Business Insider gibi önemli kaynakların haberlerine göre Google yeni bir şirket içi bölümü hayata geçirdi. Daha doğrusu Google Glass adlı akıllı gözlük projesini Project Aura adı ile değiştirdi. Akıllara ise ilk olarak Google’ın merakla beklenen ve henüz deneme aşamasında olan modüler akıllı telefon çalışması Project Ara geliyor!
Google markasına 2014 yılında katılan Ivy Ross ise Glass’ın ardından tekrar, yeni adıyla Aura grubunun başındaki isim oldu. Ross direkt olarak Tony Fadell’a rapor vermekle yükümlü.
Öte yandan The Wall Street Journal, Google’ın yüksek sayıda mühendis, geliştirici ve proje yöneticisi isimleri bünyesine eklendiği bildiriyor. Bu önemli ekibin Ağustos ayındaki işten çıkartmalardan etkilenen Amazon’un Lab126 donanım bölümü çalışanları olduğunun da altı çizilmiş. Bu arada LinkedIn profillerindeki detaylara bakılacak olursa, Glass, Project Aura’nın tek başlığı da değil. Profillerdeki bilgiler, Project Aura adı altında Google Glass’ın yanı sıra giyilebilir “başka” ürünlerin de geliştirilmekte olduğunu gösteriyor.
Açıklamalara göre Google Glass için “baştan sona bir yenilenme” söz konusu. Ayrıca şirketin Glass adlı akıllı gözlüğünü belli endüstri kolları için özelleştirilmiş örneklerle de satışa sunacağı not düşülüyor.
Apple, Mapsense’i satın aldı
Apple ile Google arasındaki savaş devam ediyor. Cupertino merkezli Apple bu ay itibariyle San Francisco’lu Mapsense şiretini satın aldı. Kaynaklar satın almadan bahsederken, Mapsense’in bölgesel verilerin analizi ve görselleştirmesi konusunda bir yapı olduğunu altı çiziliyor.
Söylenenlere göre Apple, Mapsense markası için 25 ile 30 milyon dolar arasında bir bedel ödemiş ve 12 kişilik şirket ekibini de kendi bünyesine eklemiş. Apple’ın yaptığı açıklamada ise, markanın ara sıra küçük teknoloji şirketlerini satın aldığı ve bunun mutlaka bir anlama gelmeyeceğinin altı çizildi.
Palantir Technologies’in eski veri mühendisi Erez Cohen’in 2013 senesinde hayata geçirdiği Mapsense adlı atılım önemli verilerin baştan sona analiz edilmesi için çalışıyordu. Grafik sonuçlar paylaşan Mapsense bulut teknolojisi üzerinden işini gerçekleştirirken, Mayıs ayında da geliştiriciler için kendi platformunu kurmuştu. Hedef ise finans, reklam, devlet ve Fortune 500 şirketleri olarak belirlenmişti.
Apple son yıllarda benzeri firmalar olan HopStop ve Coherent Navigation’ı da kendi bünyesine kattı. Ücretsiz SSL sertifikaları artık hayatımızda
Liderliğini Linux Vakfı‘nın yaptığı Mozilla, Akamai ve Cisco gibi global alanda dev şirketlerin desteklediği bir organizasyon olan LetsEncrypt.Com bedava SSL sertifikalarını vermeye başlayarak milyarlarca dolarlık bir pazar olan SSL piyasasını etkileyecek gibi görünüyor.
SSL şirketleri, 2-3 dolardan başlayan ve birkaç yüz dolara kadar ulaşan fiyatlarla yıllardır web sitesi sahiplerine SSL satmaktaydılar. LetsEncrypt ile artık ücretsiz olarak bu hizmeti alabilmek mümkün hale geliyor.
Neredeyse yaygınlık gösteren tüm tarayıcılarla uyum içerisinde çalışan LetsEncrypt SSL’sinin ne kadar yaygınlık göstereceğini hep birlikte göreceğiz. LetsEncrypt’i kendi web sitesinden inceleyerek gelişmeleri takip edebilirsiniz.
İrili ufaklı birçok SSL satıcısı şirket bu durumdan etkilenecek gibi görünüyor. Bu etkinin ne kadar derin olabileceği hangi şirketlerin bu alanda yaptıkları yatırımdan dolayı etkileyebilecekleri çok yakında kendini gösterecektir.
Ücret karşılığı SSL satan şirketlerin böyle bir çalışmayı ne ölçüde eleştirecekleri veya destekleyecekleri de gerçekten merak konusu. Gelişmeleri hep beraber takip edeceğiz. ERP alanında yapılacak çok iş var
Alman ERP şirketi kurucuları geçtiğimiz haftalarda ülkemizi ziyaret etti. Türkiye pazarına büyük önem veren ve sık sık gelip bağlantılarda bulunan Karsten Sontow ve Peter Treutlein TechInside stüdyosunda konuğumuz oldu. İkili ile Türkiye ve Almanya ERP pazarları üzerine uzun ama keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
Güvenlik ihlalinin işletmeye maliyeti yarım milyon dolar
BT güvenlik sistemlerindeki ciddi bir ihlal, pek çok kurumsal soruna neden oluyor. Verilen zararlar çok çeşitli olabileceği için, bazen kurbanların bir ihlalin toplam maliyetini tahmin edebilmesi zor oluyor. Bu araştırmada kullanılan yöntemler, şirketlerin bir ihlali takip ederken para harcamak ya da bir ihlalin sonucu olarak para kaybetmek zorunda kaldığı alanları ortaya koymak için önceki yılların verilerine dayandırıldı. Genel olarak işletmeler, profesyonel hizmetler için (dışarıdan gelen BT uzmanları, avukatlar, danışmanlar, vb.) daha fazla para harcamak ve kaybedilen iş fırsatları ile kesintiler yüzünden daha az para kazanmak zorunda kalıyorlar.
Farklı her sonucun gerçekleşme olasılığı da farklıdır ve şirketin boyutuyla birlikte bu durum da göz önünde bulundurulmalı. Dolaylı harcamaların tahmin edilmesi için benzer bir yöntem kullanıldı: kurtarmadan sonra işletmelerin bu konuya ayırdığı bütçe yine de bir güvenlik ihlaline bağlıdır. Bu yüzden yukarıda bahsedilen rakamların yanı sıra işletmeler; istihdam, eğitim ve altyapı yükseltmeleri için 8.000 ABD Dolarından (Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler) 69.000 ABD Dolarına (Kurumlar) varan tutarlarda harcama yapmakta.
İhlale uğramış bir kurumun ortalama faturası:
- Profesyonel hizmetler (BT, risk yönetimi, avukatlar): %88 olasılıkla 84 bin ABD Doları’na kadar
- Kaybedilen iş fırsatları: 203 bin ABD Doları’na kadar, %29 olasılık
- Çalışmama süresi: 1.4 milyon ABD Doları’na kadar, %30 olasılık
- Toplam ortalama: 551.000 $
- Dolaylı harcama: 69 bin ABD Doları’na kadar
- İtibarın gördüğü zararla birlikte: 204.750 ABD Doları’na kadar









