Sosyal medyada bebek fotoğraflarına hapis cezası geliyor

0
İnternette çok yakında yeni bir tartışma başlayabilir. Fransız devleti, ebeveynlerin sosyal medyada sürekli bebekleriyle/çocuklarıyla çekilmiş fotoğrafların çocuk haklarına aykırı durumlar oluşturabileceği endişesiyle aileleri uyardı. Üstelik konu bu kadarla da sınırlı değil, Fransa sosyal medyadaki bu “bebeğimiz ve biz” temalı fotoğrafları yasaklayabilecek veya sınırlandırabilecek bri yasa üzerinde çalışıyor. Bu tartışma ilk başta kulağa bir şaka gibi yankıyor olabilir ama değil. Fransa, ailelerin çocuklarını “utandırıcı” durumlara sokabilen fotoğraflar yayınlamaları halinde, çocukların ileride bu fotoğraflardan şikayetçi olabileceğini ve anne/babaların hapis cezası alabileceği konusunda çok ciddi. Çocukların uygunsuz durumda (bebek beziyle, çıplak, komik pozlar verdirilmiş şekilde) resmedilmesinin sosyal medya ve internet çağında insanların ömür boyu peşini bırakmayacak izler olabileceği konusunda uyarıda bulunan devlet yetkilileri, bu tür fotoğrafların bazı hallede çok ileri düzeye gidebildiğini ve bazı anne babaların çocuklarıyla ileri derecede prodüksiyona varan teatral sahneler yarattıklarını ancak bu sahnelerde hem çocukların kabiliyetleri ve yetenekleri ötesinde roller yapmaya zorlandıkları için rahatsız olabilecekleri hem de ileride utanacakları karelerin ortaya çıkabileceği konusunda endişeliler. Fransa da hazırlanan yeni bir yasa, bu tür fotoğrafların ileride çocuk tarafından dava konusu yapılması halinde anne-babaların 45 bin euro’ya kadar ceza ödemesini öngörüyor. Ayrıca anne-babaların bazı şartlar altında hapis cezası alması da mümkün olacak. Bu yasanın yakın zamanda diğer ülkelerde de kabul görmesi ihtimal dahilinde görünüyor.

Google’ın o projesinde işler iyi gitmiyor!

0
Project Soli, Google’ın her türlü hareketi detaylıca tespit edebilen radar teknolojisini kullandığı bir kontrol arayüzü projesiydi. Soli sayesinde kullanıcılar parmaklarını havada sağa sola oynatarak televizyonun sesini açıp kapatabilecek veya farklı parmak hareketleri ile her türlü cihazı uzaktan kontrol edebilecekti. Ancak projenin başındaki isimlerden biri olan Regina Dugan’ın geçtiğimiz günlerde Google’dan istifa edip doğruca Facebook’a geçtiği anlaşıldı. Böylece Soli projesinde işlerin iyi gitmediği söylentileri de ayyuka çıktı. Ayrıca, Microsfot’un da Soli’ye benzer şekilde radar teknolojisini kullandığı bir kontrol mekanizması üzerinde çalıştığı haberinin yayılması, Google’ın projesinin artık rakipsiz olmadığını ispatlıyor. Dolayısıyla Google hem öncül olma avantajını kaybetmiş hem de projenin başındaki mühendisleri elinden kaçırmış görünüyor. Projeyi pratik kullanıma sokacak olan uygulamaların da henüz hazır olmadığı bilgisi de Google’da sızan detaylar arasında yer alıyor. Google’ın, uygulamaları geliştirmek için iş ilanları verdiği de dikkatlerden kaçmış değil. Öte yandan kullanılan teknoloji radar teknolojisi olduğu için Google’ın her ülkedeki telsiz ve radar otoritelerini ikna etmesi de büyük zaman alabilecek zira bu teknolojiyi kullanan cihazların diğer elektronik cihazlara zarar vermeyecek, elektronik haberleşme ve ulaşım sistemlerini (uçaklar) tehlikeye atmayacak şekilde tasarlandığından emin olunması çok vakit alacak.

Dropbox çalışanlarına tasarruf önlemlerini duyurdu

0
Silikon Vadisi’nde çok uzun ve zorlu bir kışın beklendiğini, rekabetin çok artacağını ve bazı firmaların iflas etmek zorunda kalacağını vurgulayan memoda, Dropbox’ı ayakta tutmak için bazı tasarruf tedbirlerine dikkat edilmesi gerektiği anlatıldı. Mart ayında gönderildiği anlaşılan Memo’da şirketin artık San Francisco içindeki ücretsiz shutlle servislerini kaldırıldığı duyurulurken, şirketin ücretsiz GYM ve çamaşır yıkama hizmetlerinin de son bulduğu açıklandı. Şirket ayrıca akşam yemeği saatini de akşam 7’ye iterek, sadece fazla mesaiye kalanların akşam yemeğinden faydalanmasını istedi. Ayrıca, daha önce şirketin restoranında ve kafesinde, çalışanların artık sadece ayda beş kişiyi misafir olarak ağırlayabileceği kuralı da konuldu. Daha önce çalışanlar sınırsız şekilde misafir ağırlayabiliyordu ve elbette misafirlerin yedikleri içtikleri için de ödeme alınmıyordu. Bu yeni önlemler çalışanların keyfini kaçırsa da Dropbox’ın karlılığında önemli bir artış bekleniyor. Önlemler sayesinde Dropbox’ın her yıl çalışan başına 25 bin dolar kara geçmesi bekleniyor. 1500 çalışana sahip şirketin böylece yılda fazladan 38 milyon dolar kar edeceği düşünülüyor. Daha önce musluklarından bal, çikolata ve soda akan lüks kampüsleriyle ünlü Silikon Vadisi’de tasarruf tedbirleri ile gündeme gelen ilk firma değil. Evernote, Jawbone ve Tango gibi değeri 1 milyar doların üzerinde diğer şirketler de karlılıklarını arttırmak için tasarrufa başladıklarını açıklamışlardı.

SAS ve Sabancı Üniversitesi’nden büyük veri analitiği işbirliği

Dünya analitik lideri SAS, tüm dünyada veri bilimi ve gelişmiş analitik alanlarındaki çalışmaları geliştirmek için üniversiteler ve büyük şirketlerle, SAS Global Akademik Programı bünyesinde projeler yürütüyor. SAS Türkiye de tüm dünyada 3000’den fazla üniversitenin faydalandığı SAS Global Akademik Programı dahilinde Sabancı Üniversitesi’nde yer alan ve Türkiye’nin ilk büyük veri laboratuvarı olma unvanına sahip olan “Büyük Veri Davranışsal Analiz ve Görselleştirme Laboratuavarı”nın analitik ortağı oldu. Düzenlenen imza töreninde açılış konuşmasını yapan Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. A. Nihat Berker, “Gelişen teknoloji ve internet ağları ile bilgiye ulaşmak daha kolay. Bu gelişmeler beraberinde verileri ve veri kaynaklarını da artırdı. Günümüzde ise önemli olan sadece veriye ulaşmak değil, verinin kolay, doğru kullanılması ve değerlendirilmesi. Üniversitemiz kuruluşundan beri iş dünyası ile birlikte proje yürütmeye ve işbirlikleri kurmaya büyük önem vermektedir. Sabancı Üniversitesi Büyük Veri Davranışsal Analiz ve Görselleştirme Laboratuvarı’nda dijital evrende asılı duran verileri biraraya getirip, bunları toplumsal anlamlandırıyoruz. Böylelikle iş dünyasının elindeki verileri iş dünyası için kullanılabilir ve anlamlı veriler haline getiriyoruz. SAS ile yaptığımız bu işbirliğinin büyük veri alanındaki çalışmalarımızı çok güçlendireceğine inanıyoruz.” ifadelerini kullandı. sabancı1 SAS Türkiye Genel Müdürü Hakan Erdemli de imza töreninde “Tüm dünyada 3000’den fazla üniversitede yürütülen SAS Global Akademik Programı’na Türkiye’de Sabancı Üniversitesi ile dahil olduk. Türkiye’nin ilk büyük veri laboratuvarının analitik ortağı olmak bizim için çok heyecan verici bir konu. Veri bilimi ve gelişmiş analitik alanlarında akademik dünyaya destek olduğumuz bu proje ile hem öğrencilerin iş dünyasına atılmadan önce bu vizyonu elde etmelerini, hem de iş dünyasının elindeki büyük verinin nasıl kullanılabilir ve anlamlı bir hale getirilebildiğini ortaya koyuyoruz.” şeklinde konuştu. Sabancı Üniversitesi ve MIT işbirliğiyle, Akbank’ın stratejik ve SAS’ın stratejik ortaklığında kısa bir süre önce kurulan Büyük Veri Davranışsal Analiz ve Görselleştirme Labouratuvarı’nda MIT Media Lab Human Dynamics Group öğretim üyeleri ve araştırmacıları ile birlikte yakın çalışarak araştırmalar yürütüyor. Sabancı Üniversitesi Büyük Veri Davranışsal Analiz ve Görselleştirme Laboratuvarı Direktörü Doç. Dr. Burçin Bozkaya “SAS Türkiye ve Sabancı Üniversitesi arasında imzalanan bu çok yönlü anlaşma hem araştırma hem de eğitim alanında işbirliği unsurları içermektedir. Araştırma alanında SAS Türkiye vereceği analitik yazılım desteği ile Davranış Analitiği ve Görselleştirme Lab’ımızda Büyük Veri analitiği proje çalışmalarına devam ederken, eğitim tarafında da SAS Türkiye’nin vereceği eğitim katkılarıyla açtığımız yeni İş Analitiği Master ve Doktora programlarımızda hem sektörün hem de akademik dünyanın beklentilerine göre yetişmiş mezunlar vermeyi hedefliyoruz. Bu nedenle bu işbirliğini çok önemsiyor, Türkiye için son derece verimli çıktılar üreteceğimizi öngörüyoruz.” şeklinde konuştu.

Facebook, gruplar için Discover özelliğini test ediyor

0
Facebook grupları, her tür konuda sayısız insanın deneyimlerini ve bilgilerini paylaştıkları önemli binr platform olarak kabul ediliyor. Hatta bazen işyerlerinde, farklı proje gruplarının kendi aralarındaki iletişimi ve proje takibini gerçekleştirmek için Facebook gruplarını kullanmaları da artık çok sıradan bir durum. Sosyal medya devi şimdi grupların etkisini daha da arttırmak için onların daha fazla bulunabilir olmasını istiyor. Bu amaçla geliştirdiği Discover isimli yeni araç da test aşamasına girdi. Yeni özellik, kullanıcının belirlediği özelliklere (coğrafi konum, konu, popülarite vs) göre Facebook’ta yer alan grupları tarıyor ve bulduklarını kullanıcıya listeliyor. Facebook grupları bulmakta yeterince olmazsa, kullanıcı belirlenen kriterlere göre sıralanmış gruplar arasında gezinerek kendi başına da arama yapabiliyor. Discover özelliği şimdilik herkese açık değil, sadece az sayıda kullanıcı tarafından test ediliyor. Sosyal medya servisi, test süreci bitip de aracın sağlıklı şekilde çalıştığını teyit etmesinin ardından tüm dünyadaki kullanıcılar Discover yeteneğini kullanmaya başlayabilecek.

Avnet’ten yeni Cisco HyperFlex Sistemleri çözümü

0
Dünyanın önde gelen teknoloji distribütörlerinden olan Avnet, Avrupa-Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesindeki iş ortaklarına yeni Cisco HyperFlex sistemlerini satan ilk distribütör olduğunu duyurdu. Cisco’nun sektör lideri UCS Sunucu platformu üzerine inşa edilen Cisco HyperFlex, Sunucu ile depolama ve ağ konularını birleştirerek veri merkezlerinde işletme uygulamaları kullanan müşteriler ve uzaktaki ofislerle şubeler için sadeleştirilmiş, kullanımı kolay bir platforma dönüştürüyor. Cisco’nun HyperFlex ürün portföyü 1 Mart 2016’da piyasaya sürülmüş ve Avnet’in iş ortaklarına network’den sunuculara ve depolamaya kadar uçtan uca yazılım tanımlı altyapı sunmasına olanak sağlamaktadır. Avnet Teknoloji Çözümleri, EMEA Ana Tedarikçiler ve Teknoloji Grupları Başkan Yardımcısı Marcus Adae, “EMEA bölgesindeki ortaklarımıza bu yenilikçi çözümü sunabildiğimiz için onların hiper-bütünleşik altyapıyı kullanabilmesini sağlıyoruz. Cisco farklı birleşmiş platformlarda çalışma tecrübesi sayesinde müşterilerin veri merkezi ihtiyaçlarını anlamak için farklı bir konuma sahiptir. HyperFlex portföyü müşterilerin en iyi gelecek nesil teknolojilere ulaşabilmesini sağlarken bir yandan da büyüyen depolama pazarındaki karışıklıkları sadeleştiriyor.” açıklamasını yaptı.

Çeviklik, verimlilik ve uyum

Cisco EMEAR Veri Merkezi & Sanallaştırmadan Sorumlu Direktörü Patrick Schmidt “Avnet’in birleştirilmiş çözümleri hızlı ve etkili bir şekilde pazara çıkarma konusunda ciddi bir tecrübesi var. İş ortaklarımıza Avnet’in uzman bütünleşik sistemler sistemler ekibi ve eğitim programlarını sunabilmeyi dört gözle bekliyoruz. HyperFlex müşteri sistemlerinde bilgisayar işlemleri, depolama ve networking konularını sadeleştirilmiş, kullanımı kolay bir platformda birleştirerek müşterilere yeni çeviklik, verimlilik ve uyum sağlama seviyeleri sunuyor.” sözleriyle görüşlerini açıkladı. Avnet ve Cisco EMEA bölgesinde altı yıldır iş birliği içinde çalışmakta ve en son bu işbirliği Türkiye’yi de kapsayacak şekilde genişletilmişti. Avnet, 2013 ve 2014 yılı Cisco Küresel Dağıtım Ortağı ve 2013, 2014 ve 2015 yılı EMEA bölgelerinde Cisco Yılın Veri Merkezi Distribütörü ödülleri de dahil olmak üzere, Cisco’nun veri merkezi işlerini büyütmesine katkılarından dolayı birçok ödül almıştır.

Apple, neden dev bir depo arıyor?

0
Apple’ın San Francisco’da 75 bin metrekarelik bir depolama alanı aradığının duyulması, büyük merak uyandırdı. Şirketin satın alma departmanının bölgedeki emlak danışmanlarından 75 bin metrekarelik bir depolama alanı bulmalarını istemeleri, Apple’ın çok büyük hacimli bir üretim yapacağının işareti olarak kabul ediliyor. Firmanın mevcut ürün yelpazesindeki telefon, saat, PC gibi ürünlerin üretimi için bu kadar büyük depoya ihtiyaç duyulmuyorken ayrıca bu ürünlerin Çin’de üretiliyor olduğunu da unutmamak gerekiyor. ABD’de gazetecilerin şirket içinden duyabildikleri söylentilere göre, Apple’ın depo aramasının sebebi, otomobil geliştirmeye başlayacak olması. Ancak resmi olarak böyle bir haberi kabul etmeyen Apple, konu hakkında yorum da yapmıyor. Apple, hiçbir şekilde akıllı otomobil üretimiyle ilgilendiğini veya bu teknolojileri geliştirmek üzere çalışma yaptığını kabul etmiyor. Ancak yıllar içinde şirketten sızan bilgilere göre, firma içinde çok gizli şekilde yürütülen Project Titan isimli projenin, akıllı otomobil geliştirme amacı taşıdığı anlaşıldı. Apple’ın kısa süre önce otomotiv endüstrisinde çalışmış mühendisleri ve uzmanları da işe almış olmasından dolayı, şimdi 75 bin metrekarelik bir fabrika/depo arıyor olması anlam kazanıyor. Yine şirket içinden sızan bilgilere göre, Project Titan için Apple’da çalışanların sayısı 600 kişiye ulaşmış durumda. Google’ın akıllı otomobil laboratuvarlarının 35 bin metrekare olduğu düşünülürse, Apple’n Google’ı yenebilmek için iki kat büyük düşündüğünü de söylemek mümkün.

Facebook yüz tanıma teknolojisi davalarından kurtulamıyor

0
Facebook’un yüz tanıma teknolojisi, arkadaşların birbirlerini fotoğraflarda taglemesi için kullanılan popüler bir araç. Bu araç sayesinde Facebook kullanıcıların fotoğraflarındaki diğer yüzleri de tanıyarak taglemek için teklifler sunuyor veya arkadaşlık teklifi göndermek için soru soruyor. Böylece kullanıcılar bir partide beraber eğlenip fotoğraf çektirdikleri ama kalabalık içinde isimlerini öğrenemedikleri arkadaşları Facebook’tan bulup arkadaş listelerine ekleyebiliyorlar. Ancak bu teknoloji Facebook’un canını çok yaktı ve yakmaya devam ediyor. Avrupa ve Kanada’da, mahremiyet yasalarına takılan bu teknolojiyi bu bölgelerde devre dışı bırakmak zorunda kalan Facebook şimdi de ABD Illinois’de 2008’de kabul edilen mahremiyet yasalarına aykırı olduğu gereçesiyle dava edildi. San Francisco Federal Mahkemesi’nde açılan davada, Facebook’un yasaları aykırı olarak kullanıcılarının biyometrik verilerini topladığı ve kullandığı iddiası yer alıyor. Yasaya göre, Facebook’un bu teknolojiyi kullanabilmesi için kullanıcılardan açık şekilde izin istemesi ve onay alması gerekiyor. Ancak Facebook servisi standart olarak açık şekilde sunuyor ve dileyen kullanıcılar bu özelliği kapatarak fotoğraflarının tanınmasını engelleyebiliyor. Mahkeme şimdi Facebook’un uygulamasının yasaya uygun olup olmadığına karar verecek ancak sosyal medya devinin büyük ihtimalle davayı kaybetmesi bekleniyor.

Yetenekli yazılımcılar bu kampta yetişiyor

3
Yazılım alanında kendinizi geliştirmek istiyorsanız, Pisano Yazılım Kampı ile sunulacak ücretsiz eğitim ile işe başlayabilirsiniz. Pisano ekibi ve sektöründe lider kuruluşlardan gelecek konuk eğitmenlerden 6 hafta boyunca ücretsiz eğitim alacak olan adaylar, bir ön eleme ile belirlenecek.  Web tabanlı geri bildirim uygulamalarının yaratıcısı Pisano’nun eğitmenleri ile 6 hafta boyunca kendini geliştirme imkanı bulacak adaylar, programın sonunda ayrıca ekibin bir parçası olma şansını yakalayacak. Kampın kuruluş amacını anlatan Pisano Yazılım Geliştirme Ekip Lideri Ömür Turan, “Günümüzün gözde meslek alanları arasında gösterilen ‘Yazılım’, genç yeteneklere hala doymamış durumda ve bu alandaki ihtiyaç her gün daha da artıyor. Pisano olarak hem sektöre olan vefa borcumuzu ödemek hem de genç yeteneklere fırsat yaratarak ekibimizi daha da güçlendirmek istiyoruz. Hedefimiz Pisano Yazılım Kampı’nı her yıl tekrarlayarak geleneksel hale getirmek” dedi.

Pisano Yazılım Kampı için önemli tarihler ise şu şekilde:

Başvuruların kamp.pisano.co adresinden 15 Haziran’a kadar yapıldığı kamp için 16 Mayıs-17 Haziran arası mülakat dönemi olarak belirlenmiş. Kazananlar 24 Haziran’da açıklanacak ve ardından 11 Temmuz’da başlayan Pisano Yazılım Kampı 19 Ağustos’a kadar devam edecek.

iPhone için SAP HANA dopingi

BYOD trendinin hayatımıza girmesinden bu yana değişen cihaz kullanım politikaları, kurumsal iş uygulamalarının öncelikli adresinin de akıllı telefonlar olmasına neden oluyor. Apple’ın uzun zamandır hedeflediği iş dünyasına bir adım daha yaklaşmasını sağlayacak yeni bir anlaşma, SAP ile yapıldı. Alman yazılım devinin kendi platformu olan SAP HANA ile uyumlu çalışacak iPhone ve iPad uygulamaları için Apple ve SAP yeni bir yazılım geliştirme kiti (SDK) üzerinde çalıştıklarını duyurdu. Bu yeni ortak girişimle, kolayca iş ihtiyaçları için özelleştirilmiş özgün iOS uygulamaları geliştirebilmeleri için geliştiricilere, iş ortaklarına ve müşterilere yeni bir iOS yazılım geliştirme kiti (SDK) ve bir eğitim akademisi sunulacak.

iOS ve SAP HANA uyumu iki tarafa da fayda sağlayacak

“Bu ortaklık, iOS’un inovasyon ve güvenliğini SAP’nin kurumsal yazılımlardaki derin deneyimiyle buluşturarak iPhone ve iPad’in şirketlerde kullanım biçimini değiştirecek,” diyen Apple CEO’su Tim Cook şöyle ekledi: “SAP, kurumsal işlemlerin %76’sında bir SAP sisteminin kullanıldığı kurumsal yazılımlar sektörünün lideridir ve bu nedenle, tüm dünyadaki şirketlerin işlerini iPhone ve iPad’de yürütme biçimlerini gerçekten dönüştürmemize yardımcı olacak ideal ortak olduğuna inanıyoruz. Yeni SDK ile, SAP’nin 2,5 milyonun üzerindeki geliştiricisine SAP HANA Cloud Platform’dan tam olarak yararlanan ve yalnızca iOS aygıtlarının sağlayabileceği inanılmaz özelliklerden yararlanan güçlü özgün uygulamalar geliştirme olanağını veriyoruz.” SAP CEO’su Bill McDermott ise şunları söyledi: “Apple ile SAP arasındaki bu özel iş ortaklığını çığır açıcı yeni bir noktaya taşımaktan gurur duyuyoruz. İnsanlara hızlı ve kullanıcı dostu bir iş deneyimi sunarken onlara daha fazlasını bilmeleri, istemeleri ve yapmaları için güç veriyoruz. SAP HANA Cloud Platform ve SAP S/4HANA’nın güçlü özellikleri ile kurumlar için en büyük ve en güvenli mobil platform olan iOS’u bir araya getirerek, insanların çalıştıkları her yerde ve her an canlı verilere ulaşmalarına yardımcı olacağız Apple ve SAP, geleceği şekillendirmek, dünyanın çalışma biçimini geliştirmek ve insanların yaşamlarını iyileştirmek için önemli bir sorumluluğu paylaşıyor.”

SAP Fiori for iOS ile power user’ların ihtiyaçlarına yanıt bulunacak

İki şirket, şirketlere, tasarımcılara ve geliştiricilere SAP’nin bir hizmet olarak sunulan açık platformu SAP HANA Cloud Platform’u temel alan kendi iPhone ve iPad için iOS uygulamalarını hızlı ve verimli bir şekilde oluşturmalarını sağlayacak, özel olarak iOS için tasarlanmış yeni bir SAP HANA Cloud Platform Yazılım Geliştirme Kiti sağlamayı planlıyor. Bu özgün uygulamalar bir yandan SAP S/4HANA üzerindeki temel verilere ve iş süreçlerine erişim sağlarken bir yandan iPhone ve iPad’in Touch ID, Konum Servisleri ve Bildirimler gibi özelliklerinden de tam olarak yararlanacak. Yeni SAP Fiori for iOS tasarım dili, ödüllü SAP Fiori kullanıcı deneyimini tüketici sınıfı iOS deneyimiyle birleştirerek yeni bir seviyeye taşıyarak şirket içi güçlü kullanıcı ihtiyaçlarına cevap verecek geliştiricilere yeni nesil uygulamalar tasarlama olanağı verecek. SAP’nin 2,5 milyon üyeye sahip global geliştirici topluluğunun, yeni yazılım geliştirme kitinin yanı sıra Apple’ın inovatif donanım ve yazılımlarından da tam olarak yararlanmasını sağlamak amacıyla yeni kurulan iOS için SAP Akademisi gereken araçları ve eğitimi sağlayacak. Yeni Yazılım Geliştirme Kiti, tasarım akademi bu yıl sonundan önce kullanıma sunulacak. Bu ortaklığın bir parçası olarak, SAP kritik kurumsal operasyonlar için özgün iOS uygulamaları geliştirecek. iPhone ve iPad için bu uygulamalar, Apple’ın modern, güvenli ve interaktif programlama dili Swift ile yazılacak ve SAP Fiori for iOS tasarım diliyle tanıdık bir kullanıcı deneyimi sunacak. Örneğin sahadaki bir bakım teknisyeninin parça siparişi verebilmesi veya servis planlayabilmesi ya da bir doktorun son hasta bilgilerini diğer sağlık çalışanlarıyla paylaşabilmesi için tasarlanmış uygulamalarla, tüm sektörlerden çalışanlar karar verebilmek ve eyleme geçebilmek için ihtiyaç duydukları kritik şirket verilerine, süreçlerine ve kullanıcı deneyimine doğrudan iPhone veya iPad’lerinden ulaşabilecekler.

Evernote’a yeni özellik geldi

0
Yetenekli bir not alma uygulaması olarak hızla popülerleşen Evernote, Android uygulamasına yeni bir özellik getirdiğini duyurdu. Android üzerinde Evernote uygulamasını kullananlar artık dökümanların fotoğrafını çekerek kolayca taranmasını sağlayacaklar. Uygulama dökümanın boyutunu otomatik olarak tespit edebilecek ve yine otomatik olarak kesip kırparak dökümanı ideal boyuta indirebilecek. Ayrıca taranmış dökümanların fotoğrafları geçici olarak bilgisayarda saklanacak ama kullanıcı fotoğrafların yer kaplamasını istemiyorsa, görseller silinecek. Ayrıca uygulamada artık fotoğrafların üzerine işaretler koymak, notlar almak mümkün olacak. Bu da uygulamanın profesyoneller arasında kullanımını daha pratik hale getirecek. Kullanıcı bir fotoğrafın üzerine uzun bastığında çıkan menüden ilgili araçları seçerek fotoğraf üzerine notlar kaydedebilecek. Uygulamanın ücretsiz versiyonuna eklenen bu yeni özelliklerin yanında ayrıca ücretli Premium versiyonuna da kartvizit tarayıcısı eklendi.Taranan kartvizitteki bilgiler otomatik olarak adres ve kişi bilgisi olarak kaydedilecek. Bir diğer özellik ise PDF dosyaları üzerine not alabilmek. Premium kullanıcıları artık Evernote içine kaydettikleri PDF dosyalarının üzerine notlar ve işaretler ekleyebilecekler. Çok eski bir not alma uygulaması olan Evernote özellikle bulut sistemine geçtikten sonra hızla popülerleşmiş, zengin yetenekleri, anlaşılabilir sade tasarımı ve her platfromda sorunsuzca çalışıyor olması nedeniyle de büyük beğeni toplamıştı.

Cupertino belediye başkanı Apple’dan yaka silkti

0
Apple’ın merkezi, ABD’de küçük bir kasaba olan Cupertino’da bulunuyor. Yeşil, huzurlu, sakin, barış dolu bir kasaba olan Cueprtino’nun belediye başkanı ise Apple’ın bu kasabaya fazla geldiğini ve Cupertino’nun Apple’ı kaldıramadığını savunuyor. ABD basınına konuşan belediye başkanı Barry Chang, Apple’ın şimdi de devasa bir kampüs inşa ettiğini (Uzay Gemisi kampüsü) ve bu yeni kampüsle beraber kasabanın alt yapısının iflas edeceğini savunuyor. Uzay Gemisi kampüsünün sadece dev inşaat organizasyonunun bile semti bir şantiyeye dönüştürdüğü ve semtte huzurlu bir yaşam kalmadığı şikayetleri de hızlı yükseliyor. Apple’ın kasabada bulunması nedeniyle, başka teknoloji şirketlerinin de Cupertino’ya gelmek istediğini anlatan belediye başkanı, Cupertino’nun bu yükü kaldıramayacağının altını çiziyor. Yeni alt yapı çalışmaları için 100 milyon dolar bütçeye ihtiyaçları olduğunu dile getiren Chang, şehir meclisinde bu paranın Apple’dan alınmasını oylamaya sunduğunu ancak bir oyla kaybettiğini de belirtiyor. Apple yüzünden kasabanı eskimiş ulaşım sisteminin, elektrik, su, kanalizasyon yapısının büyük yük altında olduğunu, semtin sakinlerinin ulaşım sorunları yaşadığını, elektrik sorunlarının baş gösterdiğini herkesin şikayetçi olduğunu da anlatan Chang tam anlamıyla Apple’dan yaka silkmiş gibi görünüyor.

Apple sadece kar ediyor!

Öte yandan Apple’ın kasabada yarattığı sorunların çözümü için ödeme yapmak istemediği de anlaşılıyor. Belediye başkanı, “Apple sadece kar ediyor ama sorumluluğu ve maliyetleri paylaşmayı reddediyor,” yorumunu yapıyor. Belediye başkanının ani çıkışının, Tim Cook’un “son üç ayda 10,5 milyar dolar kar ettik”, açıklamasından hemen sonra gelmesi de belediye yönetimindeki Apple’a karşı “bilenmişliğin” bir işareti olarak kabul ediliyor. Üstelik işin garip yanı, Apple’ın kurucularından Steve Wozniak’ın, belediye başkanının yanını tutması ve Apple’ın Cupertino’daki sorunların çözümüne destek olması gerektiğini düşünmesi. Ancak Tim Cook’un böyle düşünmediği anlaşılıyor.

Google, Facebook ve Amazon banka mı olacak?

0
Fujitsu Türkiye’de sadece teknoloji markası olarak tanınıyor ancak Japonya’da aynı zamanda finansal hizmetleri de bulunuyor. Fujitsu’nun yayınladığı bir raporda, Google, Amazon ve Facebook hakkındaki gözlemleri ise bu üç internet şirketinin giderek büyük birer bankaya dönüştüklerini ve finans şirketlerine rakip olduklarını ortaya koyuyor. Rapora göre eskiden sigorta poliçeleri satın almak veya farklı finansal enstrümanları kullanmak için bankaları tercih eden müşterilerin %20’si artık Google, Facebook veya Amazon üzerinden bu ihtiyaçlarını gideriyorlar. Ayrıca %37’nin de Google, Facebook veya Amazon üzerinde uygun teklifler bulmaları halinde mevcut bankalarını terk edebilecekleri anlaşılıyor. Google şimdiden Android Pay, Google Wallet gibi hizmetlerle bir ödeme servisi sunuyor. Bu aslında bankalarla ortak çalışan bir servis ama Google’ın Android üzerinden bankaların karına ortak çıktığı da aşikar. Aynı şekilde Google Mortage hesap makinesi gibi araçlar sunuyor ve bu araç üzerinden yapılan başvuralarda, bankalarla kar paylaşımı yapıyor. Benzer hizmetleri Facebook da sunuyor. Amazon ise bir adım daha ileri gidiyor ve kullanıcılarına doğrudan kredi veriyor. Amazon’da mağazası olan kullanıcılar, bazı ürünleri satın alıp mağazalarına koymak için Amazon’dan kredi kullanabiliyorlar. Ürün satılınca krediyi faiziyle geri ödüyorlar.

Banka mı kuracaklar?

Google’ın da doğrudan kredi verebilmek, kredi kartı çıkarabilmek için kendi bankasını kurmasının yakın olduğu düşünülüyor. Böylece Android Pay ile yapılan ödemelerde komisyonu bankalarla paylaşmak zorunda kalmadan tüm Android kullanıcılarına kendi kredi kartlarını kullandırabilecek. Facebook ise böyle bir banka kurduğunda, dünya çapındaki 1,5 milyar insanın birbirine online olarak çok basit şekilde para gönderip almasını sağlayabilecek. Hatta bu iş için gerekli olan mobil uygulamalar da zaten sayısız kullanıcını telefonuna kurulmuş durumda. Dolayısıyla finans dünyası artık Google, Facebook ve Amazon’u ciddi bir rakip olarak görmeye başlıyor. Apple’ın ise şimdilik böyle bir hevesi yok. Apple daha çok yeni teknolojilerle devrimsel ürünler yaratma peşinde koşuyor. Ama orta vadede Apple’ın da bankaya dönüşme riski bulunuyor.  

Beyaz Saray’da yapay zeka korkusu

0
Yapay Zeka dendiğinde akla gelen ilk endişe, Terminatör filmindeki gibi Skynet gibi bir organizasyonun tüm dünyayı ele geçirip insanları yok etmek isteyebilecek bir yapay zeka üretmesi… Benzer bir senaryonun Matrix filmi ile de ünlendiğini ve toplumsal hafızamıza kazındığını biliyoruz. ABD’nin başkentinde, devlet yöneticilerinin de benzer endişeleri bulunduğu ortaya çıktı. Beyaz Saray’ın yayınladığı yapay zeka raporuna göre ABD yönetimi yapay zekanın insanlığı yok etmek isteyen asker robotlar dönüşmesinden değil ama bu teknolojinin yanlış kullanımı ile dünyada yaşanabilecek ekonomik ve sosyal krizlerden endişeli. Beyaz Saray’ın raporuna göre, dünya toplumları giderek daha fazla şekilde büyük verinin analizine dayalı otomatikleşmiş yazılımlar kullanıyor ve bu yazılımlar bazı algoritmalar kullanarak kararlar veriyor. Örneğin, hangi kullanıcıya hangi reklamın gösterileceği gibi kararlar artık yapay zeka tarafından alınıyor. Yakın gelecekte işe alımlar, para transferleri, kiracı-ev sahibi ilişkileri gibi sayısız alanda da yapay zekaların kulanılması bekleniyor. Beyaz Saray’ın endişeleri burada devreye giriyor. Yanlış veya zayıf bilgiyle kodlanmış yazılımlarının sosyal hayatta büyük infialler yaratabilecek sorunlara yol açabilmesini büyük olasılık olarak gören Beyaz Saray, bu sorunların yaşanmaması için yapay zekanın ortak bir etik alt yapıya ve çerçeveye dayanmasını, belli standartlara sahip olması gerektiğini düşünüyor. Rapor aynı zamanda, Beyaz Saray’ın yakında yapay zeka çalışmaları konusunda standartlaşmayı destekleyecek çalışmalara destek olacağının da işareti olarak kabul edilebilir.

Jack Dorsey’in bir şirketi daha dibe koşuyor

0
Jack Dorsey, Twitter’ın kurucularından biri olarak teknoloji dünyasında önemli bir yere sahip. Twitter’ın ilk yıllarında şirketin CEO’su olarak görev yaparken, şirket içindeki düşük performansı, toplantılara katılmak yerine odasında yoga yapması gibi garip davranışları yüzünden, şirketin yatırımcıları tarafından CEO görevinden uzaklaştırılmıştı. Ancak Twitter yatırımcıları göreve kimi getirseler de Twitter’ın zarar etmesini engelleyemeyince Dorsey’e bir şans daha vermek istemiş ve onu yeniden CEO olarak görevlendirmişlerdi. Ne var ki, Dorsey Twitter’ı kurtarmakta başarılı olamadı. Sosyal medya alanında Facebook bütün pastayı tek başına yemeye devam ederken, Twitter ancak ondan artan küçük reklam kırıntıları ile geçinmek zorunda kalıyordu. Bu gidişatın sonucu olarak, 2016 için Twitter’ın son yılı olabileceği yorumları da sene başında karşımıza çıktı. Piyasa artık Twitter’a son demlerini yaşayan yaralı bir şirket olarak bakıyor ve sene başında dört büyük yöneticinin batan gemiden kaçar gibi aynı gün istifa edip, ertesi gün Silikon Vadisi’deki büyük şirketlerde işe girmeleri de bu gidişatın ispatı oldu. Şimdi, Jack Dorsey’in diğer şirketlerinde de sorun yaşandığı ortaya çıktı. Twitter yönetiminden uzaklaştırıldığı dönemde kurduğu Square isimli start-up önceleri büyük beğeni toplarken, şimdilerde gözden düştüğü fark ediliyor. reader-010f83a7cce1cbb32ee8fee045c23eae Akıllı telefonların kulaklık girişine takılan mini kredi kartı okuyucusuyla akıllı telefonları POS cihazına dönüştüren Square sayesinde, herkes kredi kartından ödeme almayı başarabiliyordu. Özel ders verenler, otomobiline yolcu alanlar, bağış kabul edenler, küçük dükkan sahipleri vs… Ancak Square’ın artan maliyetleri artık gelirlerini geçmeye başladı. Son çeyrekte 207 milyon dolar harcaması bulunan şirketin net zararının ise 96 milyon dolara ulaştığı anlaşıldı. Bu rakam geçen yıl aynı dönemdeki zararın iki katına işaret ediyor. Bir diğer deyişle, Square kendini toplayamıyor ve zararı büyüyor.

Square çalıntı mı?

Zararın büyümesine neden olan bir sorun da Square kredi kartı okuyucusu fikrinin kendine ait olduğunu iddia ederek şirketi zor duruma sokan bir profesörün açtığı davada uzlaşmaya varmak için ödenen 50 milyon dolar tazminat. Prof Robert E. Morley Jr, 2014 yılında açtığı davada, Jack Dorsey ile 2008 yılında ortak bir şirket kurduklarını ve burada Square kredi kartı okuyucusunun temelini attıklarını ancak Dorsey’in sonra Square isminde kendi şirketini kurarak, kart okuyucusunu bu şirket üzerinden ürünleştirdiğini öne sürmüştü. Kısacası, Silikon Vadisi’de çanlar Dorsey için çalıyor. Yönetimindeki şirketler bir an önce kara geçmezse, yatırımcılar artık onun adına güvenip yüz milyon dolarlarını Dorsey’in şirketlerine yatırmayacaklar.

Patronlar “mutlu çalışan” denince ne anlıyor?

1

Gallup tarafından yapılan araştırmada kendini işine adayan, mutlu çalışan daha verimli, işinden daha fazla memnuniyet duyan ve müşterilere daha iyi odaklanan biri olarak tarif ediliyor. İşine adama ya da işe bağlılık (engaged) terimi ise başlı başına bir soru işareti oluşturuyor; BI Worldwide Başkan Vekili Rodd Wagner işe Fast Company için verdiği ipuçlarında bağlılık teriminin çelişkili bir ifade olduğunun altını çiziyor ve ekliyor:

“Ara sıra birilerinin işine bağlı olduğunu, birilerinin de bağlı olmadığını duyarsınız. Ancak yirmi yılı aşkın süredir İK departmanları hala bu terimi personel arasında doğal bir kullanıma oturtamadı ve ‘işe bağlılık’ büyük ihtimalle hiçbir zaman ana akımda bir kullanım alanı bulamayacak.”

Çalışan ile şirket arasındaki ilişkinin temel dinamiklerine kadar inen bu sorun, Wagner’a göre iki yollu işliyor: “İşletmeler, çalışanın işe bağlılığını istiyor, yatırım dönüşü olarak bakıldığında bu stratejik önem taşıyor. Öte yandan çalışanlar da mutlu olmak istiyor. İki taraf da karşılıklı çıkarları koruduğunda düzen sorunsuz işliyor.”

Buna karşın Wagner, özellikle üst düzey yöneticileri plazalarda şehir efsanesine dönüşen bazı mesnetsiz iddialara karşı uyarıyor:

Yanlış 1: Çalışanın mutlu olunca daha verimli olacağına dair kanıt yoktur

Araştırmalar bunun tam tersini söylüyor. Mutluluğun kahvaltıyla olduğu kadar, sıkı çalışmayla da ilgisi var. BI Worldwide tarafından yapılan araştırmaya göre mutlu olduğunu belirten her on çalışandan dokuzu, “Şirketim için tüm gücümle çalışmalıyım” diyor. Aynı açıklamayı yapabilen mutsuz çalışan oranı ise onda altı.

Aynı araştırmada mutlu çalışanların yüzde 93’ü “Şirketimin müşterileri için özellikle sıkı çalışmalıyım” derken, mutsuz çalışanların yüzde 69’u bu görüşe katılıyor.

mutlu çalışan

Yanlış 2: Mutlu çalışan, işine bağlı olmayabilir

Wagner bu algının teknik olarak doğru olma ihtimalini es geçmiyor ancak uygulamada mümkün olmadığını öne sürüyor. Yine aynı araştırmada mutlu olan çalışanlarla işine bağlı çalışanların oranları o kadar birbirine denk düşüyor ki; iş yerinde mutlu olup şirkete bağlılık hissetmeyenler ya da tam tersi; işine bağlı olup mutsuz olanlar sadece kaideyi bozmayacak istisnalar mertebesinde kalıyor.

Yanlış 3: Profesyonel mutluluk seviyesi, yetenekli personeli şirkette tutmak için yeterli değildir

Mutsuz çalışanların yarısından çoğu, önümüzdeki bir yıl içinde şirketten ayrılmayı planlıyor. Mutlu olanlarda ise ayrılmayı düşünenlerin oranı yüzde 23. “Birine iş yerinde mutlu olduğunu sorduktan sonra, işine bağlı olup olmadığını sorarsanız kaşların kalktığını görebilirsiniz. Çünkü çoğu insan için ikisi aynı şeydir.”

Yanlış 4: Çalışanların mutluluk kaynağı tembellik olabilir

Patronlar çoğu zaman mutlu bir çalışan gördüklerinde bunun iş arkadaşlarıyla yapılan muhabbetler, ücretsiz kahve ve şirket arabasıyla alakalı olduğunu düşünür. Oysa çalışanları işe bağlayan mutluluğun bununla alakası yoktur.

BI Worldwide raporunu hazırlayan Rodd Wagner, bunun mutluluk karşıtı insanlar tarafından öne sürülen yanlış bir varsayım olduğunun altını çiziyor: “Onlar mutlu bir çalışan denince zihinlerinde koltuğuna yaslanıp ayaklarını dikerek haftada kırk saat dergi okuyan insanlar geliyor. Bağımsızlık Bildirisi’nde Jefferson’ın yazdığı ‘mutluluk arayışı’, böylesi bir sefahat düşkünlüğü değildi, o amaca odaklı bir mutluluktan bahsediyordu.”

Yapılan iş ne olursa olsun, insanların çalışmayı seveceği koşullar, şirkete ve genel işleyişe daha fazla katkıda bulundukları ve stres altında, kavga gürültü içinde çalışmadıkları ortamlar olacaktır.

Elbette sık sık “arazi” olan, işe sadece ayın ilk günü alacağı maaş için gelen mutlu çalışan türevleri de asla bitmeyecek. Ancak Wagner önemli bir noktaya değiniyor: “Bir şirkette kuralları en kötü çalışanları baz alarak inşa edemeyiz. İnsanları şımarttığınızda, tembelleşeceklerine yönelik yanlış bir inanış var. Bu sadece berbat bir varsayım değil, aynı zamanda bir hakarettir. Bu, ‘gözümüz sürekli senin üzerinde olmasa işini hakkıyla yapamazsın’ demektir.”

Yeni e-ticaret yasası neleri değiştirdi?

1
Son bir yılda daha az gereksiz SMS ve e-posta alır hale geldiyseniz, bunun yeni e-ticaret yasası ile yakından ilgisi var. Geçtiğimiz yılın mayıs ayında yürürlüğe giren yeni e-ticaret yasası başta izinsiz reklam gönderimleri olmak üzere pek çok konuda kapsamlı değişiklikler yaptı. Bu değişiklikleri tüketicilere yönelik değişimler ve şirketlere yönelik değişimler şeklinde iki kırılımda değerlendiren Emarsys Ülke Müdürü Emre Güzey, yeni yasayla birlikte e-ticaret sektöründe daha emin ve doğru adımlar atıldığını ve tüketicilere ait verilerin segmente edilmesinin değer kazandığını belirtti.

Yeni e-ticaret yasası ile tüketiciler ne fayda sağladı?

1. İstenmeyen e-posta ve SMS dönemi sona erdi Yeni kanunla birlikte internetten alışveriş anlamında en çok şikayet edilen konuların başında gelen istenmeyen e-posta ve SMS gibi uygulamalar büyük oranda azaldı. Yazılı ya da elektronik olarak alınmış herhangi bir onay olmadan, şirketlerin tüketicilere ileti gönderme oranı düştü. 2. Kişisel bilgiler yasa ile korundu Yeni kanun bilgi verme yükümlülüğü ve kişisel verilerin korunması alanında önemli değişimleri beraberinde getirdi. Kişisel veriler, eğer 3. kişilere iletilecekse veya başka amaçlarla kullanılacaksa, kişisel veri sahibinin onayının alınması zorunlu hale geldi. 3. Reddetme hakkı sunuldu Yeni yasayla tüketicilere aldıkları e-posta, SMS gibi ticari elektronik iletileri diledikleri zaman ve gerekçesiz olarak almayı reddetme hakkı sunuldu. Cezai yaptırımlar açısından ise, ticari iletinin reddedilmesi, bu iletinin içeriği, bilgi verme yükümlülüğü ve elektronik ortamda sipariş verilmesine ilişkin düzenlemelere aykırı davranan şirketlere para cezası verildi. emarsys emre guzey

Yeni yasa şirketlere neler getirdi?

1. Müşterilere yönelik haksız ticari uygulamalar ortadan kalktı Yeni kanun ve yönetmelikle, e-ticarette haksız ticari faaliyetler büyük oranda ortadan kalktı. Müşterisinden izin alan, yasa şartlarına uyan ve müşteri verisini segmente eden şirketler bir adım öne çıktı. 2. Tüketici odaklılık zorunlu oldu Tüketici odaklılık e-ticaret şirketleri için zorunluluk haline geldi. Tüm kurumlar, tüketicilerinin gizliliğine önem veren ve onların haklarına saygı duyan bir pozisyona geçti. 3. E-ticarete olan güven arttı Özellikle Türkiye’de e-ticaretin büyümesinde büyük bir bariyer olan e-ticarete güven konusunda önemli adımlar atıldı. Yasal düzenlemelerle tüketicilerin tüm hakları koruma altına alındı ve tüketicilerin kurumlara olan bakış açısı değişti. 4. Bilgi verme yükümlülüğü getirildi Yeni kanun bilgi verme yükümlülüğü alanında önemli değişimleri beraberinde getirdi. Bilgi sunma yükümlülüğüyle, e-ticaret şirketlerinin kendileri hakkında ve izlenecek teknik adımlar gibi konulara dair bilgiler vermeleri sağlanarak, tüketicilerin güvenli ve kolay bir şekilde ticari faaliyetlerini tamamlaması hedeflendi. 5. Tüketicilere ait bilgiler önem kazandı Yeni kanun ile tüketicilerin kişisel verilerinin toplanması, depolanması gibi adımlar şirketler özelinde önem kazandı. Şirketler, verileri anlamlı hale getirip kullanamadıkları takdirde, harcanan zamanın ve bütçenin çöp olacağını dikkate almaya başladı.

Apple 2015’te 15 şirket satın aldı

1
Apple, ayakta kalabilmek için yeni ve devrimsel ürünler geliştirmek zorunda olduğunu biliyor. iPhone tasarımında önceki nesile oranla yenilikçi bir gelişim göstermediğinde ne olduğunu, bu yıl gördük. Birbirine benzer yeni iPhone’lardan sonra ilk defa 2015 içinde iPhone satışları düşmeye başladı. Apple CEO’su ise, yatırımcıların endişelerini gidermek için her fırsatta, yeni iPhone’ların daha başarılı olacağı konusuna vurgular yapmaya başladı. Bu konuşmalardan birinde Tim Cook, 2015 yılında, yeni iPhone’lar ve devrimsel yeni ürünler geliştirmek amacıyla ellerini güçlendirmek için 15 şirket satın alımı yaptıklarının altını çizdi. Ancak Apple’ın geçen yıl medyaya yansıyan şirket satın almalarının sayısı 12 idi. Buna göre, Apple’ın satın aldığı 3 şirket, son derece gizli gerçeklemiş bir operasyon gibi görünüyor. Apple’ın 2015 boyunca satın aldığı ve medyaya yansıyan şirketler şunlar: 1-FoundationDB, Web uygulamaları için veri tabanı geliştiren bir firma. 2-LinX, İsrail’de kurulu bir kamera şirketi… Ürünleri bu yıl piyasaya çıkacak iPhone’larda kullanılacak. 3-Coherent Navigation, yüksek detaylı GPS verileri oluşturmak için çalışan bir harita şirketi 4-Metaio, Almanya çıkışlı bir arttırılmış gerçeklik şirketi. 5-Mapsense, lokasyon verileri üzerinde çalışan araçlar geliştirekn Kaliforniyalı bir şirket. 6-VocalIQ, ses tanıma teknolojileri için yapay zeka geliştiren bir İngiliz şirketi 7-Perceptio, a startup using deep-learning technology to identify images 8-Faceshift, bilgisayarda yüz ifadeleri animasyonları yaratan bir İsviçre şirketi. 9-LegbaCore, sadece iki kişiden oluşan bir güvenlik şirketi. 10-Emollient, Kaliforniya’da kurulu bir yapay zka start-up’ı. 11-LearnSprout, San Francisco’da kurulu, eğitimciler için veri kontrol panelleri oluşturan bir şirket. 12-Flyby Media, arttırılmış gerçeklik konusunda çalışan bir start-up. Peki, Tim Cook’un bahsettiği 15 şirket arasında olan ama ismini bilmediğimiz 3 şirket hangisi? Muhtemelen, Apple’ın çok gizli çalışmalarıyla bağlantılı, sürücüsüz otomobil veya sanal gerçeklik gözlüğü projelerine yönelik 3 şirketin satın alımının medyadan gizlendiği düşünülüyor.

CEO’ların gözünden dijital dönüşüm

1
Dijital dönüşüm hayatımızı sararken, Türkiye’nin patronları bu değişimi nasıl değerlendiriyor? Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlerin tepe yönetiminde bulunan 58 CEO ile yaklaşık üç aya yayılmış bir süreçte yapılan görüşmeler sonucu hazırlanan rapor, “Türkiye’deki Dijital Değişime CEO Bakışı”, dijital dönüşümün bel kemiğini stratejinin oluşturduğunu gösteriyor. Rapora göre CEO’lar, dönüşümde en çok bir strateji birimine ihtiyaç duyuyor. ShiftDelete.Net Yazı İşleri Müdürü Tolga Cem Küçükyılmaz, dört büyük şirketin ortak çalışmasıyla oluşturulan bu raporun değerlendirme toplantısına katıldı ve Samsung Türkiye Mobilden Sorumlu Başkan Yardımcısı Tansu Yeğen’den raporun detaylarını aldı:

Dijital dönüşüm araştırmasına kimler katıldı?

58 CEO’nun ortamala yaşı 47, temsil ettikleri şirketlerin ortalama faaliyet yılı 35, ortalama çalışan sayısı 10.000 ve üzeri, ortalama şirket cirosu 2.2 milyar Dolar, katılan CEO’ların yüzde 84’ü erkek, yüzde 16’sı ise kadın. Türkiye’nin en büyük firmalarının yer aldığı çalışmaya 11 banka, 11 holding, 6 perakende, 4 hızlı tüketim ürünleri, 3 telekomünikasyon, 3 dayanıklı tüketim ürünleri, 2 sigorta, 2 mobilya imalat, 2 inşaat, 2 adet ambalaj firmaları katılım gösterdi. Diğer kategorisinde de 12 şirket yer alıyor. Dijital teknolojiye yatırım yapan şirketler, 2 sene içinde yeni yatırımları nereye yapacak? Mesela 2015 yılında giyilebilir teknolojilere şirketler yüzde 26 oranında yatırım yaparken, önümüzdeki 2 senelik dönemde yatırımlar yüzde 45 seviyesine çıkacak. Robot tarafında 2015 yılında yüzde 31 seviyesinde yatırım yapılmışken, önümüzdeki 2 senelik dönemde yatırım yüzde 52 seviyesine çıkacak. Yenilenebilir enerji teknolojileri, nesnelerin interneti, e-ticaret, bulut ve büyük veri de yine büyük yatırım yapılacak alanlar olarak gözüküyor.