Sanal gerçeklik Guinness rekorlarına girdi

1
Sanal gerçeklik artık gerçek oldu ve özellikle video oyuncuları bu yeni teknolojinin tadını çıkarmaya başladı. HTC Vive ve Oculus Rift gözlükleri sayesinde, oyun severler artık sanal dünyalara girerek, gerçekle bağını kopararak hayal ürünü sanal dünyalarda dolaşabiliyorlar. Sanal gerçeklik aslında video oyunlarından çok daha fazlasını ifade ediyor. Facebook’un 2 milyar dolar ödeyerek satın aldığı Oculus Rift gözlükleri, Zuckerberg’in gelecek vizyonunda büyük önem taşıyor. Online ticaretin, ev eğlencesinin, iletişimin, web gezintilerinin sanal gerçeklik veya arttırılmış gerçeklik üzerinden gerçekleşeceğini düşünen Facebook’un kurucusu şimdiden şirketine yönelik raporları, araştırmaları, grafikleri Oculus gözlükleri ile incelediğini de vurguluyor. Peki, sanal gerçeklik kavramı iyice hayatımıza girdiğinde, ortalama bir insan günde ne kadar vaktini sanal gerçeklik içinde geçirecek? Microsfot’un Hololons gözlükleri, ev içindeki eğlenceyi ve bazı ev işleirni tamamen Hololens gözlükleri içine yerleştirmeyi planlıyor. Örneğin televizyon seyretmek isteyen ev sakinleri, Hololens gözlüklerini takarak, istedikleri sanal TV ekranı üzerinde istedikleri programı seyredebilecek. Yemek yapmak isteyen ev sakini, yemek tariflerini sanal olarak izleyebileceği Hololens’i takarak yemek hazırlığına girişebilecek. Oyun oynamak isteyen ev sakini yine Hololens üzerinden arzu ettiği oyuna ulaşabilecek. Kısacası, sıradan bir ev kullanısının her gün en az 2-3 saatini başında gözlükle geçirmesi mümkün görünüyor. Elbette bu zamanı çok fazla bulan ve endişelenenlerin sayısı da fazla değil. O noktada da devreye Google, Samsung ve Sony gibi şirketlerin üzerinde çalışmaya başladığı akıllı lensler girebilir. Gözbebeği üzerine takılan lensler, insanların başına büyük gözlükler takmak zorunda kalmadan, tüm günü arttırılmış gerçeklik içinde geçirmesini sağlayabilir.

Sanal gerçeklik rekoru

Sanal gerçeklik konusunda ise şimdilik rekor denemelerinin başındayız. Gözlüğü başından çıkarmadan, sanal dünyadan çıkmadan sanal gerçeklik içinde kalmak, insanların dayanma gücüyle alakalı. Derek Westerman isimli bir sanal gerçeklik kullanıcının Guiness’a başvurması sonucu, Guness müfettişlerinin gözetimindeki rekor denemesinin 25 saat ile sonuçlandığı ortaya çıktı. 25 saat boyunca gözlüğü başından çıkarmadan Tilt Brush isimli sanal boyama uygulamasını kullanan Westerman, bu sırada gözlüğü çıkarmadan yemek yiyip, su içip, tuvalet ihtiyacını da karşıladı. Ancak bu sırada gözlük hep gözündeydi ve sanal gerçeklik uygulaması çalışıyordu. Bu gelişme şimdi yeni rekor denemelerinin de kapısını açacak ancak Guiness rekorları vasıtasıyla herkesin aklında beliren soru şu: İnsanlar gelecekte sanal gerçekliğin içinde ne kadar yaşayacaklar?

Intel’den yeni nesil havai fişek gösterisi

1
Intel, kısa süre önce sürpriz bir duyuru yaparak, önemli bir drone üreticisini satın alarak artık drone üreticisi haline geldiğini duyurmuştu. Intel’in asıl amacı, yapay zekalı drone’lar üreterek bu drone’ların endüstri tarafından kullanılmasını sağlamak. Örneğin inşaat firmaları, kargo firmaları, güvenlik kurumları gibi organizasyonların, yüksek sayıda ve yüksek kapasiteli drone’lar sayesinde, görevlerini daha hızlı ve pratik şekilde yerine getirmeleri mümkün olacak. İnşaat firmaları artık vinç kullanmak yerine, inşaat malzemelerini inşaatların tepesine taşıyacak akıllı drone’lardan yardım alacak, güvenlik kuvvetleri, büyük kalabalıkları yukarıdan akıllı drone’lar sayesinde kontrol edebilecek, şüpheli tavırlar sergileyenleri otomatik olarak tespit edebilecek vs… Intel’in şimdi drone’larını pazarlamak için yeni bir pazar daha bulduğu anlaşılıyor. Intel, eğlence ve organizasyon şirketleri için, havai fişek fırlatmak yerine drone’lar ile gökyüzünde ışık oyunları yapabilmeyi mümkün kılacak. Bu amaçla programlanacak drone’ların, çeşitli ışık oyunları yaratarak, havai fişekler kadar etkileyici görüntüler oluşturması mümkün olacak. Bu amaçla bir de demo düzenleyen Intel, Kaliforniya Palm Spring’teki bir basın toplantısının akşamında, gece karanlığını drone ışıkları ile aydınlatarak akıllı drone’larına çeşitli akrobatik  yaptırdı ve eğlence sektörü için drone’ların önünü açtı. Şimdi bakalım kaç düğün ve organizasyon şirketi, kaç otel, kaç cruise gemisi veya restoranlar, belediyeler ya da gösteriş meraklısı zenginler Intel’in havai fişek drone’larından sipariş vermek için sıraya girecekler? Intel’in drone şovunun görüntülerini aşağıdaki videoda izleyebilirsiniz.

YouTube kablolu kanallara rakip oluyor

1
Kablo ve uydu TV platformları yakında yeni bir rakiple tanışacak. Video paylaşım devi YouTube’un TV kanallarının internetten canlı seyredilmesini sağlayacak Unplugged isimli yeni bir platform üzerinde çalıştığı anlaşıldı. Unplugged, aynı kablo veya uydu servisleri gibi, ücretli bir servis olacak ancak izleyiciler, internet bağlantısı olan her yerde hesaplarını açarak diledikleri kanalı veya kaçırdıkları programları izleyebilecekler. Google, bu yeni servis için belirli konulara odaklanmış tematik kanalları platforma katmaya çalışıyor. Örneğin, belgesel, spor veya komedi gibi tematik kanalların Unplugged servisinde ağırlıkta olması bekleniyor. YouTube’un Unplugged servisi için abonelerden almayı planladığı aylık ücret, 35 doları geçmeyecek. Bu rakam Netflix gibi servislerin ücretleri yanında yüksek gibi görünse de YouTube’un asıl rakibi Netflix değil, kablo tv servisleri olacak. Yani sadece dizi/film seyretmek isteyenler değil, tüm TV kanallarını ve kaçırdıkları programları istedikleri her yerde seyretmek isteyenlerin platforma abone olması bekleniyor. Bir diğer deyişle, izleyiciler 35 dolarlık aylık ödemeyle, tüm TV/dizi/film izleme ihtiyaçlarını giderecekler. Haber, spor, belgesel, dizi, film, komedi, şov, müzik kanallarına erişim sağlayacaklar.

Unplugged ne zaman hizmete girecek?

YouTube şimdilik RED isimli servisi ile ayda 9.99 karşılığında tüm reklamlardan arınmış bir YouTube desteği sunuyor. Unplugged abonelerinin Red servisini de eşantiyon olarak alması gündeme gelebilecek. Unplugged’ın 2017 yılında hizmete girmesi bekleniyor. Ayrıca stream video servislerinden Hulu’nun da benzer bir proje için TV kanalları ile görüştüğü belirtiliyor. Eğer Hulu da internetten ulaşılabilen TV platformu kuracak olursa YouTube’un rekabet nedeniyle abonelik ücretlerini indirmesi de söz konusu olabilecek.

Tesla, planlarından 2 yıl önde gidiyor

Elektrikli otomobillere karşı önyargıyı kırarak elektrikli otomobillerin de son derece güçlü ve yeterli bir alternatif olabileceğini kanıtlayan elektrikli otomobil üreticisi Tesla, planlarından iki yıl önde olduğunu açıkladı. Tesla’nın kısa süre öncesine kadar 2020’de 500 bin elektrikli araç üretme planının, 2018 yılında gerçekleşeceği anlaşıldı. Yatırımcıları için bir rapor hazırlayan Tesla, 2018 yılında fabrikalarından 500 bin elektrikli araç çıkacağını teyit etti. Böylece Elon Musk’un otomobil firmasının planlardan 2 yıl önde gittiği ortaya çıktı. Firma, 2018’de piyasaya çıkacak olan, makul fiyatlı elektrikli otomobil Model 3 için şimdiden 400 bin sipariş almış bulunuyor. Müşteriler ön sipariş vermek için 1000 dolarlık depozito yatırmak zorunda. Dolayısıyla firma, 2018’deki satışları için 400 milyon doları şimdiden cebine koymuş durumda. Bazı müşterilerin siparişten vazgeçmesi ve 1000 dolarını geri istemesi halinde bile şirketin kasasındaki bu 400 milyon doların, faizsiz bir kredi gibi önemli bir finansman kaynağı olarak değerlendirileceği düşünülüyor.

35 bin dolara Tesla otomobil

Model 3 piyasaya çıktığında 35 bin dolar satılacak ancak çevre vergileri, katma değer vergileri gibi, geri alınabilen vergiler hesaba katıldığında, bu araçların şirket filolarına 30 bin dolara ulaşacağı hesaplanıyor. Tesla’nın, 2018 yılında 500 bin elektrikli aracı yollara çıkaracak olması aynı zamanda rakip otomobil üreticilerinin de iştahını kabartacağından bu gelişme otoyollardaki elektrikli otomobil dönüşümünün çok daha hızlı yaşanmasına neden olacak. Aynı şekilde otoparklara yerleştirilecek elektrik şarj ünitelerinin de daha hızlı yaygınlaşması mümkün olacak.

YouTube 6 saniyelik reklamlara başlıyor

1
YouTube artık TV’nin tahtını elinden alacak kadar güçlenmiş bir video paylaşım platformuna dönüştü. Sadece YouTube üzerinde yayın yapan, düzenli olarak içerik üreten YouTuber’ların kazançları yıllık milyon dolarlara ulaşabiliyor. YouTube bu popülerliği elbette reklam geliri oluşturmak için de kullanıyor ancak reklam seyretmek istemeyenler 5 saniye içinde devreye giren “reklamı geç” butonuna basarak reklamdan kurtulabiliyorlardı. Şimdi ise reklam sevmeyen izleyicilere kötü haber geldi. Google, izlenmesi zorunlu olacak 6 saniyelik reklam formatı üzerinde çalıştığını açıkladı. Buna göre bazı reklamlar 6 saniye uzunluğunda olacak ve “reklamı geç”  butonu görünmeyecek. 6 saniyelik yeni reklamların ismi ise “Bumper reklam” olacak.  Aslında sadece fazladan 1 saniye reklam seyretmek anlamına gelen bu açıklamanın endişe yaratan kısmı ise video paylaşım servisinin yakın gelecekte bu 6 saniyelik formata ek olarak 7-8-9-10 saniyelik yeni formatlar yaratabilecek olması. 6 saniyelik formattan olumlu geri dönüşler alınırsak YouTube daha uzun süreli zorunlu reklam formatlarını denemeye başlayabilir.

Bumper reklamları ne zaman göreceğiz?

Video paylaşım servisi şimdilik 15 saniye ile 1 dakika arasında değişen reklamlar oynatabiliyor ve 5 saniye içinde reklamı geç butonunu gösteriyor. Bazı özel projelerde ise, 8-10 dakikaya çıkan, YouTube’a özel hazırlanmış, advertorial benzeri reklamlar yayına girebiliyor. Bumper reklamlar Mayıs ayı içinde gösterime girecek ve Google’ın açıklamasına göre bu yeni format, uzun formatlı reklamların yerini almayacak aksine uzun formatlı reklamları destekleyen bir yan ürün olarak kullanılacak.  

Donald Trump’ın Silikon Vadisi ile imtihanı!

1
Emlak zengini iş adamı ve Cumhuriyetçi partiden başkan adayı Donald Trump, sert ve ırkçı söylemleri ile hem ABD’de hem dünyada büyük tepkiler alırken, Trump’ın Silikon Vadisi’ni ziyaret etmesi, Trump karşıtlarının daha da gerilmesine neden oldu. Başkanlığı kazandığı taktirde 11 milyon mülteciyi ülkelerine geri göndereceğini vurgulayarak sağcı kesimin beğenisini kazanan Trump, teknoloji şirketlerinde çalışan çok sayıda mültecinin bulunduğu Silikon Vadisi ziyaretinde 2000 kişilik bir protestocu ordusuyla karşılaştı. Trump’ın konuşmasını yapacağı otelin yakınlarına otomobil giriş çıkışının da engellendiği, güvenlik önlemlerinin üst düzeye çıktığı organizasyon gergin geçerken, protestoya katılanlar amaçlarını Trump’ın konuşma yapmasını engellemeye çalışmak olarak açıkladılar. Bir protestocunun, nefret söylemini dile getirmesi için birine konuşma izni vermenin yanlış olduğunu dile getirmesi de ABD medyasında yankı buldu. Protestolar sırasında Trump yandaşları ile karşıları arasında ağır kavgalar yaşandı, ABD bayrakları yakıldı, polis göstericilerin arasına girmekte zorlandı. Bir önceki gece ise Trump’ın ziyaret ettiği Orange County’de Trump karşıtları polis arabalarını yakarak olaylar çıkarmıştı. Öyle anlaşılıyor ki, Trump’ın en az oy alacağı bölgelerin başında San Francisco’daki Silikon Vadisi geliyor.

Bitcoin’i yaratan adam bu mu?

1
Dijital para birimi Bitcoin, dünyada pek çok önyargıyı kırdı ve herhangi bir maddi varlığa dayanmayan dijital bir kod parçasının da para yerine kullanılabileceğini gösterdi. Bu alana yatırım yapan çok sayıda kişi milyoner oldu, üstelik Bitcoin’i yaratmak için kullanılan şifre teknolojisi, devletlerin sırlarını korumak için oluşturulacak dijital güvenlik sistemlerine de ilham verdi. Ancak bu teknoloyi yaratan kişi kendini asla ortaya çıkarmadı ve kimliğini gizli tutmak için her şeyi yaptı. Bu gizliliğin nedeni ise, para yaratma yetkisine sahip olan devlet ve finans kurumlarının bu tekeli kırmaya kalkan kişiyi cezalandırmak isteyebileceği endişesinin yanında, sayısız suç örgütünün dijital paranın açıklarını bulup sistemi manüple etmek için sistemi yaratan kişiyi kaçırmak isteyebilecekleri düşüncesiydi. Fakat tüm bu endişelere rağmen Avustralya’da bir yazılımcı, Bitcoin’i yaratan kişi olduğunu itiraf ederek gündeme taşınmayı başardı. 1970 doğumlu Avustralyalı yazılımcı Craig Wright medyaya yaptığı açıklamada kendisinin Satoshi Nakamoto takma ismiyle bilinen Bitcoin yaratacısı olduğunu itiraf etti. Aslında bu bilgi tam anlamıyla kesinlik taşımıyor çünkü pekçok insan bunun sahte bir itiraf olabileceğini düşünüyor. Ancak Bitcoin’i yaratan kişiyi sayısız resmi soruşturma, mahkemeler, ceza alma hatta öldürülme tehlikesi bekliyor. Dolayısıyla bu itirafı yapan kişi büyük bir yükün altına girmiş oluyor. Ayrıca, geçtiğimiz yıl hackerların blok zinciri teknolojisi hakkındaki yazılımlar ve yazışmalar üzerinde yaptıkları bir analizde ipuçlarının Craig Wright’a uzandığı ortaya çıkmıştı ancak Wright o dönem sessiz kalmıştı. Wright ise BBC’ye yaptığı açıklamada, gerçek kimliğini açıklamasının nedenini, dijital para hakkındaki spekülasyonları bitirmek olarak gösterdi: “Bu kararı bir anda almadım ve üzerinde çok düşündüm ancak yaptığım işi önemsiyorum ve zarar görmesini istemiyorum. Bitcoin ve blok zinciri teknolojisi dijital para birimlerinin var olabileceğini kanıtları ve bu teknoloji dünyayı daha güzel bir yer yapacak,” ifadelerini kullandı.

10 yaşında Instagram açığı buldu, 10 bin dolar kazandı

0
Bulunan son Instagram açığı bize bir kez daha hatırlattı; sosyal ağlar ve hatta tüm online servisler, aslında birer paylaşım alanından ötedeler. En azından yetenekli kodcular, hacker’lar, yaşları kaç olursa olsun onları aynı zamanda kodlardan örülü birer altın madeni olarak görüyor. Uber’dan Twitter’a kadar pek çok popüler servis, kendi kodlarında güvenlik açığı bulan (ve bunu istismar etmek yerine kendilerine bildiren) yetenekli yazılımcılara hatırı sayılır para ödülleri teklif ediyor. Benzer bir olay da Finlandiya’da yaşandı. Henüz 10 yaşında olan Jani adlı genç bir yazılımcı, Instagram ağında kullanıcıların yorumlarını silmeye yarayan bir açık keşfetti ve bunu yetkililerle paylaştı. Sosyal ağın asıl sahibi Facebook da Jani’yi 10 bin dolar nakit ile ödüllendirdi. Yerel medyaya konuşan Jani, “Justin Bieber dahil herkesi Instagram’de ortadan kaldırabilirdim” açıklamasını yaptı. Aynı zamanda Facebook’tan ürünlerindeki güvenlik açığını bulduğu için para ödülü alan en genç “kod avcısı” olma unvanına kazanan Jani’den önce, 2013 yılında 13 yaşında olan bir çocuk benzer bir olayda ödül kazanmıştı.

Instagram açığı nasıl işliyordu?

TNW haberine göre Jani’nin olmaması gereken bir alanda dolaşırken bulduğu açık, Instagram sunucularındaki kodları değiştirerek kullanıcı yorumlarını silme olanağı tanıyor. Facebook tarafından şubat ayında yapılan testler, açığın varlığını teyit etti ve küçük hacker ödülünü aldı. Facebook tarafından yapılan açıklamada ise, “kod avı” programının beş yılda 2 bin 400’ün üzerinde doğruluğu teyit edilmiş başvuru aldığı ve 800’ün üzerinde araştırmacıya toplam 4,3 milyon dolar para ödülü dağıtıldığı belirtildi. Geçtiğimiz yıl ortalama ödemenin 1.780 dolar olduğu düşünülürse, Jani’nin bulduğu açığın ne kadar kritik olduğu daha iyi anlaşılıyor.

Microsoft, İtalyan şirketini satın aldı

Microsoft, yakın gelecekte nesnelerin interneti kavramının büyük önem kazanacağının farkında. Bu alandaki çalışmalarını güçlendirmek isteyen Microsoft şimdi küçük bir İtalyan şirketini alıp kendi bünyesine kattığını duyurdu. Solair isimli İtalyan şirketi aslında bir veri analiz şirketi ancak uzmanlaştığı alan, minik internet nesneleri arasındaki veri akışını izlemek ve analiz etmek. Örneğin, İtalya’da çok popüler olan akıllı espresso makinelerinin oluşturduğu veriyi okuyan firma, makinelerin malzeme durumunu sürekli kontrol altında tutuyor ve malzemeler bitmeye yaklaştığında yeni malzeme siparişi verdiriyor. Yazılım devi ise sadece evlerde kullanılan akıllı minik cihazların değil, fabrikalar, ofisler, alışveriş merkezleri, mağazalar gibi sosyal alanlarda kullanılacak akıllı cihazların yakın geleceğin pazarlama ve ticaret operasyonları için çok önemli olacağını ve bu cihazları kontrol etmenin çok önemli olacağını vurguluyor. Microsoft ayrıca bulut servisi Azure’u da tüm bu akıllı minik cihazların bağlandığı ana platform haline dönüştürmek istiyor. Bir diğer deyişle, dünyadaki tüm akıllı cihazların, ihtiyacı olan tüm veriyi, depolamayı, uygulamaları Azure üzerinden sağlamasını hedefliyor. Yazılım devinin satın altığı Solair ise 2011 yılında kurulmuş bir yazılım şirketi ve şu anda 37 çalışanı bulunuyor. Solair’in CEO’su ve 37 çalışanı artık Microsoft’un çalışanları olacaklar.

Google 100 yeni sürücüsüz otomobil üretecek

Google, sürücüsüz otomobil teknolojilerine büyük önem veriyor. Yakın gelecekte dünyadaki bütün otomobillerin sahip olacağı bu teknoloji sayesinde kendine de yeni bir pazar yaratmış olacak Google elindeki sürücüsüz otomobil teknolojilerini büyük otomobil firmalarına satarak Android sisteminde olduğu gibi, tüm otomobillerde var olmayı umut ediyor. Bu strateji çerçevesinde Google’ın yeni adımı büyük önem taşıyor. Google, şimdi ABD’de test sürüşüne başlayacak 100 yeni otomobil için Fiat Chrysler ile iş birliğine gittiğini açıkladı. Bu işbirliğine göre 100 Fiat Chrysler otomobili fabrikatan Google otonom otomobil teknolojileriyle donanmış olarak çıkacak. Google’ın daha önceki test araçları, Google’ın piyasadan satın aldığı Lexus modelleri üzerine Google tarafından kurulan sistemlerle üretilmişti. Şimdi ise teknoloji otomobillere doğrudan fabrikada monte edilecek. Bunun için de Google ve Fiar Chrysler mühendisleri bir arada çalışıp teknolojinin araca nasıl adapte edileceğini birlikte çözecekler. Böylece Fiat Chrysler modelleri de otonom sürüş için seri üretime hazır olacak, FC mühendisleri yakın gelecekte bu teknoloji resmen kullanıma girdiğinde, fabrikayı sürücüsüz otomobillerin üretimi için daha kolayca modernize edebilecekler. Google ve Fiat Chrysler’ın planına göre, yeni sürücüsüz otomobiller, 2016’nın sonunda yollara çıkmaya hazır olacak.

Rus Hacker’lar Nasıl Çalışıyor?

2
En yaygın parola kombinasyonunun 123456 olduğu dönemlerde basit şifreleri kırıp kendine tarife belirlemek için bir Rus hacker olmak gerekmiyordu. Bugün ise hem harf hem rakam gerektiren parolalar çoğu online servis tarafından zorunlu hale getirildi ve artık ruh eşinizin ya da patronunuzun e-posta adresine, Facebook hesabına sızmak eskisinden daha zor. Neyse ki profesyonel hacker dünyası emrinize amade(!). Üstelik Dell’in bu yıl üçüncüsünü yayınladığı Yeraltı Hacker Pazarları raporuna göre öyle kaliteli müşteri hizmetleri var ki; iş Deep Web üzerinde dönmese “hackersepeti.com” adresini alıp bir de Google reklamı vermeleri işten bile değil. İlk olarak bilmeniz gereken, her türlü illegal işte parayı gönderip, hacker’ın işi yapması için yaradana el açma dönemi kapanmış; artık GittiGidiyor gibi pazar yerlerinde olduğu gibi ödeme yapmadan önce hizmeti alıyorsunuz.

Rus hacker tarifesi: 129 dolara Gmail hack!

Ücretler ise öyle sandığınız gibi binlerce dolar seviyesinde değil. Örneğin Gmail, Yahoo ya da Hotmail gibi hesapları ya da popüler sosyal medya hesaplarını Rus hacker pazarından birini tutup ele geçirmenin bedeli sadece(!) 129 dolar. Kurumsal e-posta hesaplarında ise tarife biraz tuzlu; bu adresleri ele geçirmek 500 dolardan başlıyor. sifreleme güvenlik protonmail Şimdi bir de masanın öbür tarafında yer aldığımızı düşünelim; Dell’in raporu bu taraf için oldukça endişe verici. Çünkü hacker’lar, tüm bu işlemin herhangi bir alarmı tetiklemeksizin tamamlanacağını garanti ediyor. Yani ele geçirilen hesabın parolasında herhangi bir değişiklik olmuyor. Hack saldırısına uğrayan bunu fark etmiyor bile! Müşteri hizmetleri konusunda da hack hizmetleri, ele geçirdikleri e-posta veya sosyal medya platformlarının müşteri hizmetleriyle yarışıyorlar. Dell’in Deep Web’de dolaşan araştırmacıları, “hack servis sağlayıcıların” hafta içi 11.00 – 23.00, hafta sonu da ek mesailerle iletişime açık olduklarını belirtiyor. Üstelik bazıları ücretsiz bir “deneme saldırısı” bile yapmaya hazır.

DDoS’u denemesi bedava

Bir grup güvenlik uzmanı tarafından Deep Web olarak bilinen ve pek çok yasadışı aktivitenin gerçekleştiği, Google gibi arama motorları yoluyla erişilemeyen internet sayfalarında gezilerek elde edilen bu bulgulara göre, hack hizmetleri basit hesap ele geçirmelerden çok daha kapsamlı saldırılara kadar uzanıyor. Bunun içinde son dönemde sıkça gündeme gelen DDoS saldırıları da var. Saati sadece 5 dolara herhangi bir hedef için DDoS kiralayabilir, üstelik bunu ücretsiz bir deneme saldırısıyla taçlandırabilirsiniz(!). Online banka hesapları da içinde bulunan mevduata göre ücretlendiriliyor. Örneğin hacker’lar 50 bin dolar barındıran bir banka hesabının giriş bilgilerini kendileri kullanmıyor. Bunu 587 dolara Deep Web’de satışa sunuyor. Kısacası ahlaki ve yasal ölçütleri gözardı ettiğiniz sürece internetin yeraltı dünyasında kendinize istediğiniz hizmeti bulmanız mümkün. güvenli e-posta mail

Peki, nasıl korunacağız?

Talep olmasa, arz olmazdı. Rus hacker’lar bu kadar profesyonel ve düzenli çalışan bir pazar kurduysa, birileri de bunun müşterisi olarak vitrinleri geziyor olsa gerek. Dell aynı raporda, hack saldırısına karşı savunma yöntemlerini de beş adımda özetliyor: 1. Kullanabildiğiniz her serviste iki adımlı doğrulama yöntemini tercih edin. 2. Güvenlik yazılımınızı güncel tutun. 3. Nerede gezdiğinize, neye tıkladığınıza ve özellikle ne indirdiğinize dikkat edin. 4. Online banka hesaplarınızdaki her türlü değişimi gözetim altında tutun. 5. İnternette yaptığınız hiçbir şeyin gerçekten gizli kalabileceğini düşünmeyin.

HPE Fikir Ekonomisinin ihtiyaçlarına Synergy ile çözüm buluyor

Bir yanda geleneksel ama devasa altyapıları ve köklü mazileriyle faaliyet gösterdiği alanda lider olan devler, diğer tarafta ezber bozan “yıkıcı” fikirleri ve yeni nesil altyapılarıyla onlara kafa tutan startup’lar; Fikir Ekonomisinde kabul edilemez tek bir zafiyet var: İkisinin arasında kalıp sıradan olmak! Günümüzde faaliyet alanı teknoloji olmayan bir şirketin bile, 10 yıl önceki teknoloji devleri kadar IT yatırımı yapması gerekiyor. Hal böyle olunca kurumlar; yeni nesil bulut, mobilite ve büyük veriye ayak uyduracak yeni nesil uygulamaları çalıştırmak ile geleneksel sistemlerde çalışan ve yıllardır kullanılan uygulamalarla devam etmek arasında kalıyor. Peki, her iki altyapıyı ortak çalıştırabileceğimiz bir platform olsaydı ilginç olmaz mıydı?
hpe mert sarikaya
Mert Sarıkaya – HPE Sunucular Türkiye Müdürü
HP Enterprise’ın yeni vizyonu “Şekillendirilebilir Altyapı” ve onun ilk ürünü olan Synergy için hareket noktası da bu olmuş. Her geçen gün hızla değişen ve gelişen ihtiyaçlara yanıt verecek bir altyapının karmaşadan uzak, yüksek performanslı, eski ve yeni nesil uygulamaların ortak çalışmasına müsait ve “şekillendirilebilir” olması gerektiğini belirten HPE Sunucular Türkiye Müdürü Mert Sarıkaya, “Bunu sağlamak için altyapıların hem ortak çalışma (workgroup), veri işleme, analitik ve web altyapısı gibi geleneksel uygulamaları hem de mobilite, büyük veri, bulut gibi trendler ile gündeme gelen yeni nesil uygulamaları aynı anda, bir arada ve tek bir platformda desteklemesi gerekiyor,” diyerek HPE Synergy’i anlatmaya başlıyor: “Buradan hareketle HPE, Şekillendirilebilir Altyapılar için sıfırdan tasarlanmış ilk platform olan HPE Synergy ile BT’nin isteği doğrultusunda yeni değerleri anında ve sürekli olarak yaratması ve sunması için BT’nin gücüne güç katan bir deneyim sunuyor.”

Şekillendirilebilir Altyapı için üç temel tasarım ilkesi

Farklı uygulama altyapılarını aynı platformda buluşturmak için, BT altyapısı oluşturma yöntemlerinde beyaz tahtaya kadar geri giden HPE, Synergy ile hayata geçirdiği Şekillendirilebilir Altyapı mimarisini Akışkan Kaynak Havuzları, Yazılım Tanımlı Zeka ve Birleştirilmiş API ilkeleriyle oluşturuyor. Akışkan Kaynak Havuzları ile fiziksel, sanal ve container üzerinden farklı platform teknolojilerine destek sağlanırken, kaynak havuzlarının esnekliği ve ölçeklenebilirliği öne çıkıyor. Uygulamaların ihtiyacına tam olarak uyacak ve değişken ihtiyaçlara yanıt verecek veri işleme, depolama ve ağ çözümleri de yine bu havuzlar ile çözüme kavuşuyor. SDI, yani Yazılım Tanımlı Zeka ise altyapıyı kendi kendine keşfetme ve kaynakları ihtiyaçlar doğrultusunda otomatik birleştirme, fiziksel ve sanal yapıların fonksiyonlarını denetleme ve kesintisiz güncelleme desteği sunuyor. Birleştirilmiş API sayesinde geliştiriciler, tüm altyapıyı tek satırlık bir kod ile tanımlayabilirken, bu aynı zamanda yüzde 100 programlanabilir altyapılara kapı açıyor.
hpe Taha Tungekar
Taha Tungekar – HPE Ortadoğu & Afrika Kategori Müdürü

Şekillendirilebilir Altyapı nasıl fayda sağlıyor?

HPE Synergy’nin sahip olduğu bileşenleri bu şekilde özetleyen HPE Ortadoğu ve Afrika Kategori Müdürü Taha Tungekar, böylelikle hem geleneksel altyapıları hem de yeni nesil uygulamalar ve hizmetleri aynı altyapı üzerinden sunduklarını anlatıyor: “Bu sayede karmaşayı azaltıyor; yeni nesil uygulamalar için işletme verimliliğini ve hızı artırıyoruz.” HPE Synergy tek bir arayüz üzerinden, fiziksel ve sanal bilgi işleme, depolama ve ağ ihtiyaçlarını akışkan kaynak havuzundan birleştirerek farklı iş yükleri için şekillendirilebilir altyapılar sunuyor. HPE Synergy, genişletilebilir bir platform olarak, sanallaştırma, hibrid bulut ve DevOps gibi uygulamaları ve operasyonel modelleri aynı anda mümkün kılıyor. HPE Synergy ile BT sadece iç hizmet sağlayıcı değil, iş sonuçlarına yönelik yeni nesil uygulamaları hızlı bir şekilde devreye alarak iş birimlerinin de ortağı haline gelebiliyor. Diğer bir deyişle sistem, atıl kaynak ve işletim maliyetlerini azaltırken, uygulamaları bulut hızında çalıştırarak üretkenliği ve kontrolü artırıyor.

Samsung ve Sony bu lenslerin peşinde!

1
Mobil ve giyilebilir teknolojiler alanında sıra kontak lenslere geldi. Google’ın Glass ürünü ve diğer akıllı gözlükler insanların yüzünde “cyborg” görüntüsü oluşturup tepki toplayınca teknoloji firmaları gözlük adımını atlayıp doğrudan kontak lenslere odaklanmaya başladılar. Google’ın akıllı kontak lens patenti aldığının ortaya çıkmasının ardından şimdi de Samsung ve Sony’nin konta lens patentleri ortaya çıktı. İki teknoloji devinin, akıllı kontak lenslerin fotoğraf ve video çekebilmesini sağlayacak patentler aldığı anlaşıldı. Sony’nin patentine göre, kullanıcının belirli bir paternde göz kırpması halinde akıllı kontak lensin fotoğraf veya video çekimi yapması mümkün olacak. Ayrıca, kontak lens üzerindeki mikro kameranın göz bebeğinin hareketi nedeniyle görüntülerde blur efektinin oluşmaması için Sony’nin geliştirdiği özel bir algoritma da patentte yer alıyor. Hem Sony’nin hem de Samsung’un patentlerinde, kontak lenslerin üzerinde minik bir ekran da yer alıyor. Böylece kullanıcılar çektikleri fotoğraf ve videoları lens üzerindeki ekrandan tekrar izleyebilirken internette sörf yapmak, dizi/film seyretmek gibi imkanlara da sahip olacaklar. Yine de patentlerin alınmış olması bu ürünlerin piyasaya çıkmasını garanti etmiyor. Üreticilerin bu lensleri geliştirebilmesi için hala yıllar var. Ayrıca Google Glass konusunda sosyal hayatta yaşanan büyük tepkinin lens takanlar için de gündeme gelebileceği endişesi var. Gece kulübü, spor salonu, bar, sinema gibi sosyal alanların girişine, akıllı kontak lensleri tanıyan özel dijital tarayıcılar yerleştirilmesi gündeme gelebilir zira fotoğraf ve video çekebilen lenslerin varlığı sosyal yaşamda mahremiyet konusunda büyük “paranoyaların” yaşanmasına sebep verebilecek.  

Google arama motoru artık doğrudan çeviri yapıyor

1
Google, bugünden itibaren, yabancı kelimelerin aratılması halinde arama sonuçlarında kelimenin çevirisini de göstermeye başladı. Daha önce Google’ın translate servisi üzerinden yapılan veya yabancı kelimenin yanına eklenen “çevirisi, tercümesi” gibi ekler sayesinde arama sonuçları üzerinde gösterilen tercümeler artık standart şekilde arama sonuçlarında yer almaya başladı. Google bu çeviri sonucunu sadece aranan kelime, kullanıcının tercih ettiği ana dil seçiminden farklı ise gösterecek. Ancak bu özellik sadece basit ifadelerde çalışıyor, uzun cümlelerde devreye girmiyor. Birkaç kelimeden uzun cümlelerin çevirisi için kullanıcıların Google Translate servisine erişmesi gerekecek. gracias   Google da Ara Ayrıca kullanıcılar arama sonuçları üzerinde çıkan kutulardan arattıkları kelimenin başka dillere nasıl tercüme edildiğini de kutuların üzerindeki dil seçimleri sayesinde kolayca görebilecek. Bu işlem ise Google’a kullanıcının hangi yabancı dillerle ilgilendiği konusunda bilgi verecek ve Google’ın ilgili dil ve ülke hakkında kullanıcının karşısına yeni reklamlar çıkarması için önemli bir bilgi olacak. Örneğin İspanyolca ile ilgilendiği tespit edilen kullanıcıya, İspanya, Meksika, Latin Amerika için tatil, uçak bileti, otel rezervasyon teklifleri gösterilebilecek, İspanyol mutfağı hakkında yayın yapan yemek sitelerinin reklamları ulaştırılacak. Kısacası, Google bize reklam göstermek için bu fırsatı da değerlendirecek.  

Yahoo satılırsa Marissa Mayer kazanacak

1
Yahoo’nun satışı bir süredir teknoloji piyasasının gündeminde. Potansiyel müşterilerden teklif toplayan Yahoo ve CEO’su Marissa Mayer için en olası ihtimallerin başında Amazon  ve AOL geliyor. Amazon Yahoo’yu, Çin’li rakibi Alibaba’daki hisselerine sahip olmak için isterken AOL ise Yahoo sayesinde Google’a rakip bir internet devine dönüşmek istiyor. Ancak tüm bu satış operasyonu içinde, şirketin CEO’su Marissa Mayer’ın da kendini garantiye aldığı ortaya çıktı. Mayer’ın sözleşmesine göre, Yahoo’yu satın alacak şirketin Mayer’ı bir sene içinde kovması halinde Mayer’a 55 milyon dolar tazminat ödenecek. Mayer eğer şirket satılmadan kovulacak olursa, 9 milyon dolar tazminat alacak. Yahoo’nun geçen yıl %35 değer kaybetmesine rağmen Mayer’ın gelirlerden aldığı komisyonla cebine 14 milyon dolar koyması yatırımcıların tepkisini çekmişti. Yeni sözleşmenin de büyük tepki çekebileceği düşünülüyor zira bu anlaşma benzer anlaşmalar içinde en büyük ikinci “koruma” tazminatı olarak dikkat çekiyor. Daha önce Google’ın Motorola’yı Lenovo’ya satması sırasında, Motorola’nın CEO’su için, iki sene içinde kovulması halinde 64 milyon dolarlık tazminat ödenmesi gündeme gelmişti.

Mayer her şekilde kazanıyor

Yahoo’nun satılması halinde, şirketin hisselerinde önemli bir yükseliş bekleniyor ve yeni sahibinin Yahoo’yu piyasada önemli bir oyuncu haline dönüştüreceği tahmin ediliyor. Bu sırada Mayer’ın görevine devam etmesi halinde da çok önemli kazançlar elde edeceği biliniyor. Dolayısıyla, bu satış işleminden en karlı çıkacak kişinin Marissa Mayer olması bekleniyor. Öte yandan Yahoo’ya büyük umutlarla CEO yapılan ancak şirketin değerinin üçte birini eriten ve buna rağmen büyük bonuslar kazanan Mayer’ın hiçbir şekilde bedel ödemeyip her şekilde karlı çıkması da hissedarların gözünden kaçmıyor.

Sanal gerçeklik mağazalarda denenecek

1
Her şey bir Kickstarter projesiyle başladı; Oculus Rift, doksanlarda başarısızlıkla sonuçlanan “sanal gerçeklik” furyasını gelişen teknolojinin desteğiyle yeniden hayata geçirmeyi vadediyordu. Binlerce teknoloji meraklısı ve yazılım geliştiricinin desteğiyle Developer Kit hızla fonlandı ve Oculus VR sadece bir Kickstarter efsanesi olmakla kalmadı, aynı zamanda Facebook tarafından 2 milyar dolara satın alındı. Bugün sanal gerçeklik fırtınası içine Samsung’u, Sony’i ve hatta HTC’yi katarak hızla ilerliyor. Ancak hala sanal gerçeklik kelimesi Oculus Rift ile anılıyor. Şimdi buna bir de mağaza deneyimleri eklenecek. Intel ve Oculus kurdukları iş birliği çerçevesinde 7 Mayıs’tan itibaren cihazın ilk tüketici demosunu mağazalarda sunacaklarını duyurdu. oculus rift intel best buy

Oculus Rift, Intel Experience stantlarında

Sanal gerçeklik gözlüğünün bir Intel bilgisayara bağlı olduğu sistemler, ABD genelindeki 48 farklı Best Buy mağazasında ziyaretçiler tarafından tecrübe edilebilecek. Intel tarafından yapılan açıklamaya göre, şirketin Core i5 ve Core i7 işlemcileri Oculus Rift’in tavsiye edilen sistem gereksinimlerini karşılayan piyasadaki yegane seçenekler. Best Buy çeşitli mağazalarında Intel Experience adında özel bölümlerde, bilgisayar teknolojilerinin geldiği son noktayı sergileyen ve ziyaretçilerin birinci elden tecrübe edebildiği ürünleri konumlandırıyor. Sanal gerçeklik cihazının bu standlarda yer alması da hiç kuşkusuz hem mağazaya ziyaretçi çekmek için perakende zincirinin hem de organik pazarlama için Intel ve Oculus’un işine yarayacaktır.

Apple bize ne verecek?

1
Apple’ın CEO’su Tim Cook, katıldığı bir televizyon programında yaptığı açıklamalarla teknoloji gündeminin tepesine oturdu. FBI ile şifre kırma kavgası nedeniyle aylardır gündemden düşmeyen Tim Cook şimdi de firmanın yeni çalışmaları ve iPhone 7 hakkındaki açıklamalar nedeniyle gündemde. Firmanın 2016’nın ilk çeyreğinde 50 milyar dolardan fazla gelir elde ettiğini, 10 milyar dolar da karları olduğunu açıklayan Tim Cook, başka hiçbir şirketin bu kar rakamına yaklaşamadığını da hatırlattı. iPhone 7’nin başarısından da emin olduğunun altını çizen Tim Cook, hem iPhone 7 hem de yeni ürünler için çok önemli çalışmalar yaptıklarını da vurguladı. Tim Cook’un röportaj sırasında, “size bugün ihtiyacınız olduğunu bilmediğiniz ama gördükten sonra onsuz yaşayamayacağınız bir şey vereceğiz. Bu aynı zamanda Apple’ın daima hedefi olmuştur,” ifadelerini kullanarak merak da uyandırdı.

Tim Cook Çin’de ne yapacak?

iPhone satışlarını tarihte ilk defa gerilemesinin ardından firmanın hem iPhone 7 ile hem de markaya dinamizm kazandıracak yeni ürünlerle 2016 içinde önemli bir çıkış yapması bekleniyor. Öte yandan elektronik devi Çin’de yaşadığı sorunlar da yatırımcıları endişelendiriyor. Çin devleti, firmanın online mağazası iTunes’da bazı bölümleri kapatmasına neden olan bir dizi yasa çıkartarak online aktiviteleri ciddi baskı altına almıştı. Apple’ın Çin’deki online satışlarını önemli ölçüde etkileyecek bu girişim nedeniyle firma iTunes’un online kitap ve film satış bölümlerini Çin için kapatmak zorunda kalmıştı. Tim Cook ise, Çin’deki bu gelişmeye karşı yeterince güçlü lobi yapmadığı ve Apple’ın çıkarlarını koruyamadığı için yatırımcılar tarafından ağır şekilde eleştirilmişti. Apple’ın şimdi Çin’de nasıl bir strateji uygulayacağı merak ediliyor.

Intel başarısızlığını itiraf etti

1
İşlemci devi Intel, mobil alana yatırım yapmakta çok geciktiği için uzun süre eleştirilerin hedefi olmuştu. Firma, piyasadaki hakim konumuna güvenerek olsa gerek, bu alanda da istediği zaman lider olabileceğini düşünerek yavaş adım atmasının sonuçlarını ise şimdi görüyor. Firma, bir türlü başarılı olamadığı mobil piyasada istediğini bulamadığı gibi bir de yükselen mobil trendler nedeniyle kan kaybeden PC sektöründen de büyük bir darbe yedi ve düşen gelirleri nedeniyle bu yıl 12 bin kişiyi işten çıkarma kararı aldı. Ancak 12 bin kişinin işine son vermek de firmanın sorununu çözmüyor. Firma artık resmi olarak, mobil pazardan beklentisi kalmadığını kabullenmek zorunda kaldı ve yakında piyasaya çıkması beklenen Atom işlemcisi Braxton’ı iptal ettiğini açıkladı. Braxton, Intel’in akıllı telefonlar ve tabletler için tasarladığı bir işlemciydi.

Intel’in geleceği tehlikede mi?

Işlemci devi, girmekte geciktiği mobil piyasada yerini sağlamlaştırmak için milyarlarca dolar yatırım yapmıştı ve şimdi bu işlemcinin iptali ile tüm bu yatırımların “çöpe” gittiği de anlaşılmış oldu. Dev işlemci üreticisi firma eğer mobil piyasa için yeni bir strateji geliştiremeyecek olursa, önümüzdeki dönemde sadece kurumsal alana ve sınırlı sayıda masa üstü/laptop sisteme işlemci sağlayan küçük bir işlemci üreticisi olarak hayatına devam etmek zorunda kalabilir. Ayrıca, Intel’in rakipleri mobil alandaki başarılarıyla kazandığı güç sayesinde, PC ve laptop alanına da adım atarak Intel’in işini daha da zorlaştırabilir.

Bankalar birleşirken siber suçlular pusuya yatıyor

1
Şirketler arasında yapılan birleşme ve satın alma anlaşmaları, her iki taraf için de yeni iş arkadaşları, yeni lokasyonlar ve yeni IT altyapıları demek oluyor, ancak siber güvenlik tam da bu dönemlerde gözardı edilebiliyor. Özellikle finans sektörü gibi kritik kullanıcı verilerinin işlem gördüğü ekosistemlerde, siber suçlular tam olarak bu süreçleri kovalayarak kurumları zayıf anında yakalamaya çalışıyor. Uzaktan çalışma gibi yeni trendlerle birlikte iş yapış şekillerinin de kapsamlı bir dönüşümden geçtiğini hatırlatan Cisco MEAR (Ortadoğu-Afrika-Rusya) Siber Güvenlik Sistem Mühendisliği Müdürü Hakan Tağmaç, “Finans kuruluşlarının karşılaştığı en önemli güvenlik risklerinden biri, satın alma ve birleşmeler sonrası gerçekleşen BT entegrasyonu. Şirketler BT altyapıların entegrasyonu sırasında önemli siber güvenlik açıkları verebiliyor” açıklamasını yaptı. Bunun sebebi ise oldukça basit; satın alma ve birleşme süreçleri, şirketlere yeni lokasyonlar ekliyor. Bu lokasyonlardaki ağ altyapıları ve kullanıcı grupları ise -en azından sözleşmedeki bir taraf için- henüz işlenmemiş “ham” halde duruyor. Tümünün güncellenmesi ve mevcut işleyişe uyumlu politikaların oturtulması gerekiyor. Bu gibi buhran dönemleri de siber güvenlik açısından doğal bir zayıflık oluşturuyor.

Siber güvenlik fidye yazılımlarla kırılıyor!

Siber saldırganların para kazanma motivasyonu ile her gün yeni yöntemler denediklerinin de altını çizen Hakan Tağmaç, Türkiye’de finans kuruluşlarının en çok karşı karşıya kaldığı saldırıların yeni Cryptolocker’lar (dosya şifreleme atağı) ve fidye yazılımları olduğunu ifade etti. DDOS saldırılarının da dönem dönem yükselişe geçtiğini belirten Tağmaç, saldırılara karşı kullanıcıları, ağı, kaynakları ve hizmetleri koruyabilmek için farklı parçaların işbirliği içinde çalışabildiği bir mimari kurgulamak gerekliliğini vurguladı. Tağmaç, “Ayrıca kullanıcıların phishing, kötü amaçlı reklam ve watering hole saldırılarına karşı eğitilmesi çok önemli. İnsan faktörü siber güvenliğin en zayıf halkalarından bir tanesi. Bu nedenle güçlü bir mimarinin üstüne güvenlik ile ilgili farkındalığın yaratılması gerekiyor” diye konuştu.