Shell 7 Hidrojen İstasyonu Kapatıyor!

Shell, Kaliforniya’da faaliyet gösteren 7 hidrojen istasyonunu kapatma kararı alarak, hidrojenle çalışan otomobil pazarına önemli bir darbe vurdu. Hidrojen yakıt hücreli araçlar için önemli bir altyapı sağlayan Shell, Hidrojen Yakıt Pili Ortaklığı (H2FCP) kapsamında işlettiği Kaliforniya’daki 55 perakende hidrojen istasyonundan 7’sini kapatma kararıyla sektörde dikkat çekti.

Shell 7 Hidrojen

Shell Hydrogen Başkan Yardımcısı Andrew Beard, istasyonların kapatılma sebebini, hidrojen tedariğindeki zorluklar ve diğer dış pazar faktörleri olarak açıkladı. Hidrojen teminindeki sıkıntılar, güvenlik sorunları ve sürekli arıza durumları, ABD’de faaliyet gösteren hidrojen istasyonlarının tam kapasiteyle çalışmasını engelliyor. Bu duruma ek olarak, hidrojen yakıt hücreli araçlara olan talebin düşük olması, hidrojenin maliyeti ve istasyon kurma işlemlerinin pahalılığı gibi faktörler, hidrojenli araç pazarının geleceğiyle ilgili belirsizlikleri arttırıyor.

Shell‘in bu radikal adımı, hidrojenle çalışan araçların geleceğine dair endişeleri arttırırken, enerji sektöründe lider bir şirketin bu alandan çekilmesi, hidrojenli araç pazarının zorlu bir dönemden geçtiğini gösteriyor. Bu gelişme, sektördeki diğer paydaşları da etkileyerek, hidrojenli araç teknolojisinin nasıl evrileceği konusunda daha fazla soru işareti yaratıyor.

Dev Facebook sızıntısı! 200.000 kullanıcının kaydı yayınlandı!

Gün geçmiyor ki büyük teknoloji devleri ve hizmet sağlayıcılarında veri ihlali yaşanmasın. Bu kez de IntelBroker takma adını kullanan bir siber saldırgan, Facebook Marketplace kullanıcılarının cep telefonu numaraları, e-posta adresleri ve diğer kişisel bilgilerini içeren 200.000 kayıt yayınladı. Meta henüz konuyla ilgili bir açıklama yapmadı.

IntelBroker, bu kısmi Facebook Marketplace veritabanının, bir Meta yüklenicisinin sistemlerini hackledikten sonra ‘algoatson’ Discord tanıtıcısını kullanan biri tarafından çalındığını iddia ediyor. IntelBroker, “Ekim 2023’te, Discord’da ‘algoatson’ adını kullanan bir siber suçlu, Facebook için bulut hizmetlerini yöneten bir yükleniciyi ihlal etti ve 200.000 girişten oluşan kısmi kullanıcı veritabanını çaldı” diyor.

Sızdırılan veri tabanı, isimler, telefon numaraları, e-posta adresleri, Facebook kimlikleri ve Facebook profil bilgileri dahil olmak üzere çok çeşitli kişisel olarak tanımlanabilir bilgiler (PII) içeriyor.Tehdit aktörleri internete sızdırılan e-posta adreslerini oltalama saldırılarında ve Facebook Marketplace kullanıcılarının cep telefonu numaralarını mobil oltalama saldırılarında kullanabilir. İfşa edilen cep telefonu numaraları ve kişisel bilgiler, SMS yoluyla gönderilen çok faktörlü kimlik doğrulama kodlarını çalmalarına ve hedeflerinin hesaplarını ele geçirmelerine olanak tanıyacak SIM takas saldırılarında da kullanılabilir.

IntelBroker, ABD Temsilciler Meclisi üyelerinin ve personelinin kişisel verilerinin internete sızdırılmasının ardından kongre oturumuna yol açan DC Health Link ihlaliyle biliniyor. IntelBroker ile bağlantılı diğer siber güvenlik olayları arasında Hewlett Packard Enterprise’dan (HPE) çalınan verilerin satışı, General Electric Aviation’ın ihlal edildiği iddiası ve Weee! market hizmetinin ihlali yer alıyor.

Sosyal medya devi ilk kez veri çaldırmıyor

Facebook Marketplace veri sızıntısı, Meta’nın son yıllarda yaşadığı bu türden ilk olay değil. Kasım 2022’de Meta, Nisan 2021’de 533 milyondan fazla Facebook hesabıyla bağlantılı verilerin bir hacker forumunda sızdırılmasının ardından Facebook kullanıcılarının kişisel bilgilerini kazıyıcılardan koruyamadığı için 265 milyon € (275,5 milyon $) para cezasına çarptırıldı. Çalınan veriler ilk olarak Haziran 2020’de bir bilgisayar korsanı topluluğunda ortaya çıktı ve herkese açık profillerden ve etkilenen hesapların özel cep telefonu numaralarından kazınabilecek bilgiler içeriyordu.

Neticede 500 milyonun üzerinde Facebook kullanıcısının verileri sızdırılmıştı ve açığa çıkan bilgiler arasında cep telefonu numaraları, Facebook kimlikleri, adları, cinsiyetleri, konumları, ilişki durumları, meslekleri, doğum tarihleri ve e-posta adresleri yer almıştı. Üstelik Nisan 2021 veri sızıntısı sosyal ağ devinin üç kurucusunun (Mark Zuckerberg, Chris Hughes ve Dustin Moskovitz) telefon numaralarını da içeriyordu.

Cruise sonunda bir baş güvenlik sorumlusu atadığını açıkladı

2013 yılında ABD’nin San Francisco kentinde kurulan ve özellikle 2016 General Motors tarafından satın alındıktan sonra hızlı bir yükselişe geçen otonom araç firması Cruise oldukça zor zamanlar geçiriyor. San Francisco’da sürücüsüz araçlarının karıştığı bir dizi kaza ve olumsuz senaryonun ardından firmanın kurucusu Kyle Vogt, Kasım ayında istifa etmişti. Vogt sonrasında GM’nin tamamen kontrolü ele aldığı firmaya şimdi de GM’den bir baş güvenlik sorumlusu atandı.  

Cruise’un Eş Başkanı Craig Glidden konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Cruise’un yeniliklerini dört gözle beklerken, genel güvenlik performansımızı sürekli olarak iyileştirmemiz ve düzenleyiciler, diğer hükümet yetkilileri ve toplumlarımızla güven oluşturmak için çalışmamız gerektiğini biliyoruz” dedi ve ekledi: “Steve Kenner, bu önemli öncelikleri yerine getirmemize yardımcı olmak için otomotiv güvenliği mükemmelliği alanındaki deneyimini bizlerle paylaşacak.”  

Cruise’ın diğer Eş Başkanı ve Baş Teknoloji Sorumlusu Mo Elshenawy de benzer bir görüşe sahip. Elshenawy, “Güvenlik yönetişimi, misyonumuza geri döndüğümüz ve Cruise araçlarını güvenli bir şekilde yollara çıkardığımız için kritik bir geçiş faktörüdür” dedi ve ekledi: “Güvenliğin Cruise’daki her mühendis ve çalışanın benimsediği bir zihniyet olduğunu ve Steve’in uzman liderliği sayesinde daha fazla hesap verebilirliğin geliştirileceğini biliyoruz.”

Kariyerine General Motors’da mühendis olarak başlayan Kenner, Ford’da Otomotiv Güvenliği Küresel Direktörlüğü de dahil olmak üzere ABD’nin önde gelen birçok otomobil üreticisinde mühendislik ve otomotiv güvenliği alanlarında yaklaşık kırk yıllık deneyime sahip. Son olarak, sürücüsüz kamyon taşımacılığı şirketi Kodiak’ta Güvenlik Başkan Yardımcısı olarak görev yapan ve burada şirketin güvenlik stratejisini ve sürücüsüz güvenlik durumunu geliştiren Kenner özellikle otonom araç güvenlik standartları, güvenlik kültürü ve düzenleme konularında derin bir uzmanlığa sahip olarak tanımlanıyor.

Analistler, Cruise’un yeniden robotaksi lisansı alması ve San Francisco’da faaliyetlerini sürdürmesi açısından bu atama kararını yerinde ancak oldukça gecikmiş buluyorlar. Öte yandan firmanın en büyük rakibi Waymo, çeşitli hamlelerle pazar payını artırmaya devam ediyor.

Apple, ticari sır hırsızlığından davalık olduğu şirketle anlaştı!

Apple ve Rivos, Bloomberg ve Reuters tarafından görülen şirketlerin dosyalarında; ABD Kaliforniya Kuzey Bölgesi Bölge Mahkemesine “davayı potansiyel olarak çözecek” bir anlaşma imzaladıklarını söylediler. Anlaşma, Apple’ın Rivos’un sistemleri ve faaliyetleri üzerinde adli tıp incelemesi yapmasına olanak tanıyacak.

Apple, Rivos’a dava açtığında, girişimin çip tasarımı bölümündeki çalışanları işe almak için “koordineli bir kampanya” yürüttüğünü söyledi. Apple ayrıca davalıyı, işe aldığı çalışanlara, geliştirilmesi milyarlarca dolara mal olan, yayınlanmamış iPhone çip tasarımlarına ilişkin sunumları ve diğer özel bilgileri çalmaları yönünde talimat vermekle suçladı.

Rivos geçen yıl Apple’a karşı dava açmıştı ve büyük şirketi, çalışanların başka bir yerde çalışmasını kısıtlamakla ve rekabete aykırı önlemler kullanarak yeni ortaya çıkan girişimlerin büyümesini engellemekle suçlamıştı.

Mahkeme, Nisan 2023’te Apple’ın Rivos’a yönelik ticari sır iddialarını reddetti, ancak şirketin revize edilmiş bir şikayette bulunmasına izin verildi.

Apple

Apple, geçen ay birbirlerine karşı iddialarını geri çektikten sonra Rivos ile birlikte Apple’a karşı dava açan altı eski çalışanıyla zaten anlaştı. Her iki şirket de mahkemeden, anlaşmanın tamamlanmasını bekledikleri 15 Mart tarihine kadar davalarının ertelenmesini talep ediyor.

Apple, yakın geçmişte sürücüsüz araç teknolojisini çalan eski bir mühendisin aldığı 6 ay hapis cezasıyla da gündeme gelmişti. Teknoloji devi, yeni teknolojilere yaptığı dev yatırımlarla birçok benzer saldırı için potansiyel bir hedef noktasında. Bu nedenle, yakın zamanda şirketin güvenlikle ilgili daha sıkı adımlar attığını duyabiliriz.

Bitlocker TPM açığı Windows 11 kullanan bilgisayarları tehdit ediyor!

Bitlocker, verilerinizi meraklı gözlerden korumak için tasarlanmış Windows 10 Pro ve Windows 11 Pro’nun yerleşik bir özelliği olarak günümüzde mevcut olan en kolay erişilebilir şifreleme çözümlerinden birisi. Ancak YouTuber stacksmashing, 10 doların altındaki ucuz bir Raspberry Pi Pico ile bir dakikadan kısa bir sürede Windows Bitlocker’ı atlatmasına ve böylece korunan verilerin kilidini açabilecek şifreleme anahtarlarına erişmesine olanak tanıyan Bitlocker ile ilgili muazzam bir güvenlik açığını gösterdi. Cihazı oluşturduktan sonra, istismarın ana anahtarı çalması yalnızca 43 saniye sürdü.

Bunu yapmak için YouTuber, özel bir Güvenilir Platform Modülü veya TPM içeren birçok sistemde bulunan bilinen bir tasarım kusurundan yararlandı. Bazı yapılandırmalarda Bitlocker, Platform Yapılandırma Kayıtları ve Birim Ana Anahtarı gibi kritik bilgileri depolamak için harici bir TPM’ye güvenir (bazı CPU’larda bu yerleşiktir). Harici TPM’ler için TPM anahtarı, sürücüdeki verilerin şifresini çözmek için gereken şifreleme anahtarlarını göndermek üzere CPU ile bir LPC veri yolu üzerinden iletişim kurar.

Stacksmashing, CPU ve harici TPM arasındaki iletişim yollarının (LPC veri yolu) açılışta tamamen şifrelenmemiş olduğunu ve bir saldırganın kritik verileri iki birim arasında hareket ederken “koklamasına” ve böylece şifreleme anahtarlarını çalmasına olanak sağladığını tespit etti. YouTuber, bunu 10 yıllık bir laptopta deneyerek yöntemin çalıştığını da gözler önüne serdi. Bu açığın belki de en kötü yanı ise, sadece eski cihazlarda değil Windows 11 çalıştıran modern 2023 yapımı dizüstü bilgisayarlarda da bulunuyor olması.

Şifreleme anahtarını ele geçirme işlemi artık biraz daha zor, ancak yine de şifreleme anahtarına hala aynı yollarla erişilebiliyor.  Stacksmash, Stu Kennedy’nin X’te (Twitter) Windows 11 çalıştıran modern bir 2023 Lenovo dizüstü bilgisayar olan Lenovo X1 Carbon Gen 11’de aynı güvenlik açığını ortaya çıkaran bir gönderisini iletti. Güvenlik uzmanı, güvenlik açığı noktalarının TPM üzerinde nerede olduğunu ve sisteme bir koklama aracı bağlamak için tam lehim noktalarını gösterdi.

Lenovo’nun X1 Carbon’u bu güvenlik açığına sahip tek modern dizüstü bilgisayar da değil; teorik olarak, ayrı bir TPM modülüne sahip tüm modern dizüstü bilgisayarlar risk altında. Stu Kennedy’nin TPM koklamaya adanmış bir GitHub sayfası var ve insanları kullanıcıların TPM’den BitLocker şifreleme anahtarını almak için kullanabilecekleri farklı yöntemler konusunda eğitiyor. Kennedy’nin sayfasında yedi modern dizüstü bilgisayar (X1 Carbon dahil) için kırma eğitimleri bulunuyor.

Bir TPM’yi kırmak için SPI, I2C veya LPC veri yollarına saldırmak da dahil olmak üzere çeşitli yöntemler mevcut, ancak hepsi aynı genel saldırı temeline dayanıyor: CPU ve TPM arasındaki iletişim yollarını ele geçirmek. İyi haber şu ki, bu saldırı yöntemi yalnızca saldırganın dizüstü bilgisayara fiziksel erişimi varsa kullanılabilir, bu da birinin bunu uzaktan yapmasını imkansız hale getirir. Ancak, birinin dizüstü bilgisayarınızı çalabileceğinden endişeleniyorsanız, kendinizi bu güvenlik açığından korumanın yolları da var. Bunun bir yolu, BitLocker’ın güvenliğini sağlamak için TPM modülünü hiç kullanmamaktır. Başlangıçta ikincil bir parola ya da USB flash sürücü gibi harici bir güvenlik anahtarı kullanabilirsiniz

Teknoloji ile üretilen domateslerin ihracatı başladı!

Biotrend, yeni dünyanın gelecekteki ticari faaliyet alanlarının enerji, geri dönüşüm, bilişim ve tarım olacağından hareketle, bu sektörlerin tamamını kapsayan bir proje olarak 50 dönümlük topraksız cam sera yatırımına 2 yıl önce imza attı. Yetiştiği “SİVAS” ile “SERA” kelimelerini birleştirerek “SİVERA” olarak adlandırılan domatesler bugün ilk hasatını verdi.

Maven Tarım ile ortak çalışılan proje çerçevesinde, daha az alanda, sağlıklı ve verimli domatesler Hindistan cevizi kabuklarında yetiştirilerek üretildi. Modern, topraksız cam serada, domateslerin yetişmesi için Sivas’ta bulunan Biotrend tesisinde çöpten elde edilen enerji ile açığa çıkan ısı kullanılıyor.

Biotrend Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Ali Nalçacıoğlu konuyla ilgili yaptığı açıklamada; “Dünyadaki en son üretim teknolojisinin kullanıldığı bu sera, yenilenebilir enerji kaynağı olarak; evsel atıklardan çıkan biyogazı kullanarak, elektrik üreten motorlardaki ceket suyu ve bacasından çıkan atık ısının bir arada kullanıldığı Türkiye’nin ilk modern sera projesi olma özelliğine sahip. 135 milyon TL’ye mal olan bu yatırımın ilk hasadında 40 ton domates elde ettik. Bu domateslerin 11 tonunu yerli pazara ve paydaşlarımıza gönderdik. Geriye kalan 19 ton ile ilk ihracatımızı Hollanda’ya gerçekleştirdik. 2024 yılını 1500 ton ile kapatmayı öngörüyoruz. Dünya nüfusunun hızla artması sebebiyle tarım ve gıdaya olan ihtiyaç giderek artış gösteriyor. Sivera ismini verdiğimiz aşkla büyüyen domateslerimizle, Biotrend olarak bu alandaki yerimizi hızla almış olmanın haklı gururunu yaşıyoruz” şeklinde konuştu.

Xiaomi 14 Ultra’nın fiyatı sızdırıldı: İşte beklenen özellikleri

Xiaomi’nin global pazarda büyük bir etki yaratması beklenen yeni amiral gemisi, Xiaomi 14 Ultra, şimdiye kadar sızdırılan özellikleri ve fiyatıyla merak konusu oldu. 22 Şubat’ta Çin’de resmi olarak tanıtılacak olan telefon, ardından 25 Şubat’ta dünya çapında satışa sunulacak.

Telefon, üç farklı konfigürasyon ile geliyor:

  • 12GB RAM + 156GB depolama
  • 16GB RAM + 512GB depolama
  • 16GB RAM + 1TB depolama (özel titanyum tasarım)

Özellikle titanyum tasarımın sadece en üst konfigürasyon olan 16GB RAM + 1TB modelinde bulunacağı belirtiliyor. Fiyatlandırmada ise bellek ve depolama seçenekleri belirleyici olacak. Tahminlere göre, 12GB + 156GB modelin fiyatı yaklaşık 1000 dolar, titanyumlu modelin ise 1110 dolar olması bekleniyor.

Xiaomi 14 Ultra'

Xiaomi 14 Ultra’nın teknik özellikleri ise oldukça etkileyici:

  • 6.73 inç, 2K çözünürlüklü, 120Hz OLED ekran
  • Android 14 tabanlı HyperOS işletim sistemi
  • Snapdragon 8 Gen 3 işlemci
  • LPDDR5x bellek, UFS 4.0 depolama
  • 5300 mAh batarya, 90W kablolu şarj, 50W kablosuz şarj desteği

Ayrıca, telefonun kamerasıyla ilgili detaylara buradan ulaşabilirsiniz.

Bu özellikler, Xiaomi 14 Ultra’yı teknoloji tutkunlarının gözünde büyük bir beklenti yaratıyor. Titanyum tasarımın ve güçlü teknik özelliklerin birleşimi, telefonun piyasada iddialı bir şekilde yer almasını sağlayabilir. Telefonun resmi tanıtımı, heyecanla beklenirken, fiyatının rekabetçi olması ve özelliklerinin beklentileri karşılaması bekleniyor.

Enerji sektöründe büyük hisse devri!

 Türkiye enerji sektörünün iki öncü markası Zorlu Enerji ile PALMET uzun vadeli stratejik hedefleri doğrultusunda aynı masada buluştu. Gaz dağıtım ve tedarik faaliyetleri ile ilgili 2024 yılının en önemli satın alımlarından biri PALMET ile Zorlu Enerji arasında hayata geçti. Trakya Bölgesi Doğal Gaz Dağıtım A.Ş., Gazdaş Gaziantep Doğal Gaz Dağıtım A.Ş. ve Zorlu Doğal Gaz Tedarik Ticaret A.Ş. iştirak hisselerine sahip Zorlu Enerji Dağıtım A.Ş.’nin hisselerinin tamamının satışı amacıyla gerçekleştirilen ‘hisse alım anlaşması’ 13.02.2024 tarihinde taraflar arasında imzalandı.

‘Hisse Alım Anlaşması’nı imzalayan Zorlu Enerji Yönetim Kurulu Üyesi Selen Zorlu Melik : “2006 yılından bu yana büyük bir emekle büyüttüğümüz Doğal Gaz Dağıtım Şirketlerimizi bugün PALMET’e devrediyoruz. Şirketlerimizin büyüme yolculuğunda emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımıza ve yöneticilerimize gönülden teşekkür ediyor, bu anlaşmanın her iki grup için de hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum” dedi.

Yapılan anlaşma ile ilgili olarak görüşlerini paylaşan Zorlu Enerji CEO’su Sinan Ak, “Zorlu Enerji olarak uzun bir süredir yenilenebilir enerji ve elektrifikasyon odaklı yatırımlarımızı güçlendirmeye ve Şirket portföyümüzü bu yönde çeşitlendirmeye devam ediyoruz. Bu kapsamda gaz dağıtım alanında uzun bir süredir başarıyla sürdürdüğümüz faaliyetlerimizi, yenilenebilir enerji alanındaki faaliyetlerimize odaklanmak üzere devretmeye karar verdik. Bu konuda imzaladığımız hisse alım anlaşmasının ülkemiz için hayırlı olmasını diliyoruz. Zorlu Enerji olarak önümüzdeki dönemde jeotermal, rüzgar, güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına ağırlık vermeye, enerji teknolojileri ve depolama alanındaki yeni yatırımlarla geleceğin enerjisini bugüne taşıyarak ülkemizin enerjisine enerji katmaya devam edeceğiz” dedi.

Hedef, doğal gaz ithalat, ihracat, toptan tedarik zincirini kuvvetlendirmek

PALMET Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Doğanay Samuray, 100 yıllık Cumhuriyet’in 40 yıllık şirketi olduklarını hatırlatarak, “Türkiye’nin enerji politikaları ve stratejileri doğrultusunda en verimli çalışmaları gerçekleştirmeye devam ediyoruz. PALMET Enerji bu satın alma kararını verirken yüksek tüketim hacimli dağıtım bölgelerini operasyon alanına dahil etmek ve doğal gaz ithalat, ihracat, toptan tedarik zincirini kuvvetlendirmek amacıyla yola çıktı. PALMET’in sektördeki deneyimi, sahip olduğu ve geliştirmekte olduğu teknolojik altyapı sistemlerinin daha geniş bir alanda uygulayacak olması artı değeri yükseltecektir. Bu stratejik adım uzun vadeli büyüme ve sürdürülebilirlik hedefine ulaşmamızı da destekleyecektir” dedi.

Zorlu Enerji ve PALMET Enerji arasında imzalanan sözleşme ile birlikte Zorlu Enerji Dağıtım A.Ş.nin hisselerinin devri için süreç başlatılmış oldu.

PALMET Gaz Grup, halen 3 lisans bölgesi, 2 il ve 32 ilçede 1 milyon aboneye hizmet veriyor. Yıllık 6 milyar metreküplük gaz hacmiyle Türkiye’de doğal gaz ticaretinin yaklaşık %10’nu yöneten PALMET Enerji, 956 MW’lık kurulu gücüyle Türkiye’nin en önemli elektrik üreticileri arasında yer alıyor.

Zorlu Enerji tarafından KAP’a yapılan açıklamada  şu ifadelere yer verildi:

Şirket’imizin de dahil olduğu Zorlu Grubu yatırım politika ve stratejileri çerçevesinde; Şirket’imizin sermayesine %100 iştirak ettiği bağlı ortaklığımız “Zorlu Enerji Dağıtım A.Ş.” nin  sermayesini temsil eden her biri 1 TL nominal değerde 895.150.000 adet paylarının tamamının, tüm hak ve borçlarıyla birlikte, yasal izinlerin alınması ve kapanış tarihinde Anlaşmada düzenlenen esaslara göre hisse satış bedelinin uyarlanarak ödenmesi kaydıyla, 201308-0 sicil numarası ile İstanbul ticaret siciline kayıtlı Palmet Enerji A.Ş.’ye satışına karar verilmiş olup, taraflar arasında “Hisse Alım Anlaşması” 13.02.2024 tarihinde (bugün) imzalanmıştır.

Hisse satışı konusunda taraflar arasındaki müzakerelerin sözleşmenin akdi ile sonuçlanmasına kadar işlemin belirsizlik taşımasından dolayı, yatırımcıların yanıltılmaması ve Şirket’imizin pazarlık gücünün olumsuz yönde etkilenmemesi için Sermaye Piyasası Kurulu’nun Özel Durumlar Tebliği’nin 6’ncı maddesi kapsamında, 29.11.2023 tarihli Yönetim Kurulu kararı ile söz konusu bilginin kamuya açıklanmasının ertelenmesine karar verilmiştir.

Volvo’dan şehirlere dost yeni elektrikli kamyon: FM Low Entry

İsveçli üretici Volvo, elektrikli araç teknolojilerine yönelik yatırımlarını sürdürüyor. Doğuştan elektrikli araç platformu üzerine geliştirilen ilk ürünleri olan Volvo FM Low Entry modeli, çöp toplama, ürün dağıtımı ve şantiye operasyonları gibi çeşitli işlerde kullanılmak üzere tasarlandı. Türkiye, Avrupa ve Güney Kore gibi seçilmiş pazarlarda satışa sunulacak olan bu yeni model, şirketin içten yanmalı motorlu araçlardan farklı bir platform üzerine inşa edilen ilk elektrikli kamyonu olma özelliğini taşıyor.

FM Low Entry

Yeni FM Low Entry modelinde kullanılan dört batarya paketi toplamda 360 kWsa kapasiteye sahip ve tek şarjla 200 kilometreye kadar menzil sunabiliyor. Elektrik motoru ise aracın 19 ila 32 ton arasındaki ağırlığına uygun şekilde 483 beygirlik güç üretiyor. AC ve DC şarj desteği ile donatılan araç, şehir içi kullanım için ideal bir çözüm sunuyor.

FM Low Entry

Volvo Trucks tarafından geliştirilen esnek platform, 4×2, 6×2, 6×4, 8×2 ve 8×4 olmak üzere beş farklı aks konfigürasyonuyla müşterilere sunuluyor. Ayrıca, sürücünün en iyi görüş açısına odaklanan alçak tasarımıyla dikkat çeken araç, İngiltere’nin ağır sınır araçları için geçerli olan Direct Vision standardından beş yıldız alarak güvenlik konusundaki başarısını kanıtlıyor. Volvo’nun gelişmiş Camera Monitor sistemi de aracın çevresinde güvenliği artırıyor.

FM Low Entry

Yeni Volvo FM Low Entry, müşterilerin operasyonel ihtiyaçlarına ve tercihlerine göre uyarlanabilen genişletilmiş yüksek yataklı kabini ile kullanıcı dostu bir tasarıma sahip. Türkiye’de de satışa sunulacak olan bu çevre dostu kamyon, sürdürülebilir ve yenilikçi taşımacılık çözümlerine önemli bir katkı sağlayacak.

Windows 11’de devrim! çok eski bilgisayarlar artık açılmayacak!

Microsoft’un teknoloji dünyasında çığır açan işletim sistemi Windows 11, son güncellemesiyle bir kez daha dikkat çekiyor. İşlemcilerde popcnt (popülasyon sayısı) yönergesi desteğini şart koşarak, çok eski bilgisayarların önyükleme yapmasını engelleyen bu güncelleme, Windows 11 kullanıcılarını yeni bir döneme taşıyor.

Windows 11’de 24H2 sürümü, önceki sürümlerinden farklı olarak popcnt yönergesini desteklemeyen işlemcilere veda ediyor. Özellikle 2000’li yılların ortalarındaki AMD’nin Barcelona mimarisine sahip CPU’larından, sonrasında Intel’in ilk nesil Core i serisi işlemcilerine kadar, popcnt adlı işlemci yönergesi artık bir gereklilik haline geliyor. Bu zorunluluk, resmi olarak Windows 11’i desteklemeyen ve bu yeni gereksinimi karşılamayan çok eski bilgisayarların, 24H2 sürümünden itibaren artık açılamayacakları anlamına geliyor.

Gelecek güncelleme ve yenilikler

Microsoft’un bir sonraki sürümü, Germanium adını taşıyacak ve Windows platformuna yenilikler getirecek büyük bir işletim sistemi güncellemesi olacak. Bu güncelleme, sadece teknolojiye bir adım daha yaklaşmakla kalmayacak, aynı zamanda yapay zeka özellikleri ve deneyimleri ile de kullanıcılarına daha zengin bir bilgisayar deneyimi sunacak. Beklentilere göre, bu güncelleme bu sonbaharda kullanıcılara sunulacak ve Windows 11’i daha güçlü ve verimli bir işletim sistemi haline getirecek.

Bu gelişme, Microsoft’un teknoloji standartlarına uygunluğu artırmaya yönelik bir adım olarak değerlendirilebilir. Popcnt desteğinin zorunlu hale gelmesi, Windows 11 kullanıcılarını daha güvenli, hızlı ve performanslı bir deneyimle buluşturmayı amaçlıyor. Bu doğrultuda, kullanıcılarının güncel teknolojiye uyumlu bir şekilde ilerlemelerine olanak tanıyan Microsoft, Windows 11’i geleceğe taşıyor.

Trendbox Aktif Bank’ın kredi API’leriyle ihtiyaç kredisi imkânı sağlayacak!

Türkiye’nin en büyük özel sermayeli yatırım bankası Aktif Bank, iştiraki Aktif Ventures aracılığıyla Trendbox ile önemli bir iş birliğine imza attı. Aktif Ventures çatısı altında bulunan Türkiye’nin en güçlü API pazaryeri Apilion ile güçlerini birleştiren Trendbox, bünyesinde yer alan perakende satış noktalarında Aktif Bank’ın kredi API’leriyle ihtiyaç kredisi imkânı sağlayacak.

Girişim kurucusu olma misyonuyla faaliyetlerini sürdüren Aktif Bank ekosisteminin üyesi Aktif Ventures perakende sektörünün alışveriş datasını gerçek zamanlı olarak analiz eden Trendbox ile yeni bir anlaşmaya imza attı. Anlaşma çerçevesinde Trendbox, hizmet sunduğu perakende satış noktalarına ihtiyaç kredisi imkânı sağlayarak ticaretlerini kolaylaştırmak için, Aktif Ventures’ın hayata geçirdiği Türkiye’nin en güçlü API pazaryeri Apilion’dan yararlanacak.

Satış noktalarında dijital dönüşüm

Aktif Ventures Genel Müdür Vekili Yasemin Evsahibioğlu, “Türkiye’nin en güçlü API pazaryeri Apilion aracılığıyla, perakende satış noktalarının dijital dönüşüm süreçlerinde büyük katkılar sağlayan Trendbox ile iş birliği yapmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Birlikte heyecanla çıktığımız bu yolculukta Trendbox ile hedeflerimize ulaşacağımıza inanıyoruz” dedi.

Trendbox Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Bilgen ise hizmet sundukları perakende satış noktalarının ticaretini kolaylaştıran iş birliklerini hayata geçirdiklerini vurgulayarak şöyle konuştu: “Güçlü iş birlikleriyle hizmet kapsamımızı genişletiyoruz. Aktif Ventures ile gerçekleştirdiğimiz ve sektöre katma değer yaratacak stratejik iş birliğimiz sayesinde artık bir fintek gibi hareket edeceğiz.”

Girişimlere 900.000 TL yatırım desteği!

Marmara Üniversitesi Teknopark A.Ş. liderliğinde ve İstanbul Okan Üniversitesi’nin iş birliğiyle yürütülen TÜBİTAK Mx BİGG Marmara Programı, teknoloji ve yenilik odaklı girişimcilere yönelik olarak başvuruları almaya başladı. Program, TÜBİTAK BİGG 1812 Programı kapsamında sağlanacak olan 900.000 TL yatırım desteği ve Mxincubation tarafından sunulan profesyonel ön kuluçka hizmetleri ile girişimcilerin iş fikirlerini hayata geçirmelerine olanak tanıyor.

TÜBİTAK Mx BİGG Marmara Programı, girişimcilik ve inovasyon ekosisteminin güçlü aktörlerinden biri olarak kabul edilen Marmara Üniversitesi Teknopark A.Ş.’nin yürütücülüğünde gerçekleştiriliyor. Program, İstanbul Okan Üniversitesi ile iş birliği içinde yürütülüyor ve girişimcilere teknoloji odaklı iş fikirlerini geliştirme ve ticarileştirme fırsatı sunuyor.

Programa katılmak isteyen adaylar, teknoloji ve yenilik odaklı iş fikirleriyle başvurabilirler. Başvuru süreci, adaylara iş fikirlerini detaylı bir şekilde sunma ve değerlendirme için bir platform sağlıyor. Seçilen girişimciler, 900.000 TL’ye kadar yatırım desteğinin yanı sıra, Mxincubation tarafından sunulan ön kuluçka desteklerinden yararlanacaklar. Bu destekler, iş fikirlerinin piyasaya sürülmesi ve ticarileştirilmesi sürecinde girişimcilere rehberlik edecek.

Son başvuru tarihinin 15 Şubat 2024 olarak belirlendiği programa ilişkin detaylı bilgi ve başvuru işlemleri, programın resmi web sitesi https://biggmarmara.com/ üzerinden yapılabilmektedir. Girişimcilik ve inovasyon alanında fırsat arayanlar için büyük bir adım olan bu program, adaylara iş fikirlerini gerçekleştirme yolunda önemli bir destek ve kaynak sunmaktadır.

Japon milyarder çip üretiminden servet kazandı! 

Japon işadamı Masayoshi Son, kurucusu olduğu Softbank’ın çip üretimindeki alt şirketi Arm’ın borsadaki %192’lik değer kazancıyla sadece 40 günde 4 milyar dolarlık bir servet artışı elde etti. Softbank hisselerinin değer kazancı, özellikle Arm’ın çip teknolojilerindeki başarısıyla paralel olarak hızla artış gösterdi.

Japon milyarder çip üretiminde, 15 milyar doları aşan mevcut servetiyle dünya genelinde en zengin iş insanları arasında yer alıyor. Radikal kişiliği ve teknoloji sektöründeki cesur girişimleriyle bilinen Son, önceki yıllarda çip devi Arm’ı 40 milyar dolar değerlemeyle Nvidia’ya satmıştı. Ancak Amerikan Federal Ticaret Komisyonu, çip sektöründe tekelleşmeye neden olacağı endişesiyle bu satışı iptal etmişti.

Arm’ın çip üretimindeki güçlü yetenekleri, şirketin hisse değerini sadece kısa bir sürede astronomik seviyelere taşıdı. Dünya çapında lider çip üreticilerinden biri olan Arm’ın, gelecekte de bu başarıyı sürdürmesi bekleniyor. Özellikle yapay zeka teknolojilerinin yükselişiyle birlikte, Arm’ın tasarladığı özel çiplere olan talebin artması ön görülüyor.

Masayoshi Son’un gelecekteki hamleleri ve Softbank üzerinden teknoloji dünyasındaki etkisi, merak konusu olmaya devam ediyor. Teknoloji devi Arm’ın değer kazanmaya devam etmesiyle birlikte, Japon milyarderin gelecekteki atılımları, endüstriye yön verebilir.

*Bu haber, Japon milyarder Masayoshi Son’un Softbank üzerinden elde ettiği servet artışını ve Arm’ın çip üretimindeki başarısını detaylandırarak, gelecekteki teknoloji gelişmeleri üzerindeki olası etkilerini değerlendiriyor. Sizce Masayoshi Son’un gelecekteki stratejileri neler olabilir?

Kapılar cep telefonu veya akıllı saat ile açılıyor!

0

Armongate, cep telefonu, NFC, QR kod, T.C. kimlik kartı ve pasaport kullanılan Geçiş Kontrol sistemiyle her gün 250 bin kez kapı açıyor. Klasik kartlı geçiş sistemleri yerine Armongate’in sunduğu yeni nesil teknolojiler ile plazalar, binalar, kampüsler, AVM’ler ve etkinliklerde hızlı, güvenli ve temassız geçişin konforu yaşanıyor. Türkiye’deki her kapıyı açmak için ara vermeden Ar-Ge faaliyetlerini sürdürdüklerini belirten Armongate COO’su Göksun Aktaş, “Geliştirdiğimiz teknoloji sayesinde hızlı ve temassız geçiş sağlıyoruz. Bu alandaki her yeniliği en kısa sürede hayata geçirmekten mutluluk duyuyoruz” dedi.

Günlük hayatımızda 24 saat boyunca yaşadığımız bina, çalıştığımız plaza, üye olduğumuz spor salonu, gittiğimiz AVM’nin otoparkı, katıldığımız etkinlik gibi pek çok mekana giriş-çıkış yapıyoruz. Kart kullanımıyla geçiş yapılması, kart kaybolması ya da çalınması kullanıcı geçişlerini aksatmakla beraber güvenlik açıklarına da sebep oluyor. Çalışma ve sosyal hayatımız onlarca farklı alanda faaliyet gösteren markalara ait ofislerin, herkese açık AVM’lerin ve çok sayıda üyenin bulunduğu spor salonlarının olduğu yüksek plazalarda geçiyor. Giriş çıkış yaparken insan kaynaklarının ya da müşteri ilişkileri biriminin verdiği klasik geçiş kartlarını kullanıyoruz. Kartımızı kaybettiğimiz ya da çaldırdığımız durumlarda ise, bu kartı elinde bulunduran kişiler hırsızlık gibi çeşitli suçları işlemek adına kart sahibinin yerine turnikeden geçiş yapabiliyor. Geçiş kartlarının kaybedilmesi nedeniyle güvenlik, insan kaynakları ve IT ekipleri arasında kişinin kimliğinin teyit edilmesine bağlı zaman kaybı oluşuyor ve yenilenen her giriş çıkış kartı şirket bütçesine zarar olarak yazılıyor. 

Hızlı, temassız ve güvenli geçiş  

Armongate COO’su Göksun Akta
Armongate COO’su Göksun Akta

Yaşanan geçiş sistemleri sorunları markaların imajlarına zarar verirken, Armongate’in ortaya koyduğu teknolojiler çalışma yaşamı, sosyalleşme ve alışverişi zevke dönüştürüyor. Armongate COO’su Göksun Aktaş, sahip oldukları inovasyon ve Ar-Ge gücü ile birçok üstün geçiş teknolojisini okullar, hastaneler, kampüsler, AVM’ler, plazalar ve binalarda başarıyla hayata geçirdiklerini belirtti. Bir kez çalışmaya başladıktan sonra sürekli olarak en yeni teknolojiyi müşterilerine sunduklarını söyleyen Aktaş, Geçiş Kontrol, Ödemeli Geçiş, Ziyaretçi Yönetimi ve Mobile Intercom ürünleri ile müşterilerine hızlı, temassız ve güvenli geçiş sağladıklarını söyledi.

Kart unutulur, ama telefon asla

Armongate’nin fiziki anahtar ve karta gerek kalmadan cep telefonu, T.C kimlik kartı veya pasaport kullanılarak sağladığı yeni nesil geçiş kontrol teknolojisinin detaylarını aktaran Göksun Aktaş, şu bilgileri verdi:

“Geçiş Kontrol uygulamalarımız ile akıllı telefonların Bluetooth, NFC ve QR gibi özellikleri kullanılarak geçiş sağlayabiliyoruz. Bunun dışında kişiye özel T.C. kimlik kartları ve pasaportlarda yer alan MRZ datası okutularak, temassız, hızlı geçiş sağlayan teknolojiyi uygulamaya alıyoruz. Bu yöntemler her alanda kartlı geçiş sistemine göre birçok avantaj sağlıyor. Çünkü hepimiz iş yerine, evimize ve spor salonuna giriş için ayrı kartlar taşımak zorundayız fakat Armongate ile tüm geçişleri tek bir cep telefonu uygulaması ya da T.C. kimlik kartı ve pasaport ile çözmek mümkün. Böylece kartım kayboldu, çalındı kaygısı yaşamadan daima yanımızda olan telefonumuz ve kimliğimiz ile kapıların bize kolayca açılmasını sağlıyoruz.”

Bulut teknolojisi ekstra yatırıma gerek bırakmıyor

Uygulamanın her türlü kapı, kurum ve bina için güvenli giriş çıkış sağlayan yeni nesil bir geçiş teknolojisi olduğunu kaydeden Armongate COO’su Göksun Aktaş, “Bulut tabanlı yazılımımız geçiş kontrol sisteminin yönetiminde gelişmiş kontrol, yüksek güvenlik ve kolay izlenebilirlik sağlıyor. Bir şehirde merkezi ve Türkiye çapında şubeleri, mağazaları olan firma, ilgili personelinin mesai başlangıcı ve bitimi, mola zamanlarını tam olarak sistemde görebilir, verilere erişebilir ve bunu raporlayabilir. Bu bilgiler için de markanın ayrıca BT alt yapı yatırımı yapmasına gerek kalmaz ve tasarruf sağlanır. Bir günde ortalama kapılar 250 bin kez bizim üstün teknolojimiz ile açılıp kapanıyor. Türkiye’deki her kapıyı dijital anahtarla açıp kapatmak istiyoruz. Tüm yatırımlarımızı da bu hedefe ulaşmak için gerçekleştiriyoruz” diye konuştu.  

Yapay zeka ile yüz tanıma yasaklanıyor!

0

Avrupa Birliği Komisyonu, Avrupa Parlamentosu ve üye ülkelerin temel ilkelerinde uzlaştığı Yapay Zeka Yasası’nın 2025 yılında yürürlüğe girmesi bekleniyor. Bu yasa ile yüz tanıma sistemiyle kimlik doğrulama işlemleri yasaklanacak.

BiOnay Kurucu Ortağı Ümit Yaşar Usta, uzaktan yüz tanıma sistemlerinde en büyük tehlikenin, verilerin uç noktalardan merkeze iletilirken veya merkezde depolanırken kötü niyetli başka kişilerin eline geçebilme riski olduğuna dikkat çekiyor. Avrupa’da başlayacak bu yasalaşmanın Türkiye de dahil olmak üzere tüm dünyaya yayılmasını beklediğini dile getiriyor.

Avrupa Birliği Komisyonu, Avrupa Parlamentosu ve üye ülkelerin yapay zekaya yönelik ilk kapsamlı kuralları getirecek “Yapay Zeka Yasası” konusunda uzlaştığını açıkladı. Özellikle “deepfake” yöntemiyle yapılan dolandırıcılıkların önüne geçilmesi, kişisel verilerin korunması amaçlanan, 2025 yılında yürürlüğe girmesi beklenen yeni yasa ile yüz görüntülerinin internetten veya kapalı kamera sistem görüntülerinden alınmasıyla biyometrik sınıflandırma yapılması yasak kapsamına girecek.

En büyük tehdit “deepfake”

Yapay zeka teknikleri kullanılarak gerçeğe çok yakın sahte görüntü ve video oluşturan teknoloji deepfake; dolandırıcılık, dezenformasyon, itibar saldırısı, kişisel gizlilik ihlali gibi amaçlar için kullanılabiliyor. Geçtiğimiz günlerde Hong Kong’ta yaşanan bir olay deepfake teknolojisinin tehlikesini ortaya koydu. Deepfake teknolojisiyle sözde bir video konferans düzenlenerek 25 milyon dolarlık bir dolandırıcılık gerçekleştirildi.

Çipli kimlik kartları ve parmak iziyle güvenli işlem

Güvenli işlemlerin, çipli kimlik kartları ve parmak iziyle birlikte 2 faktör olarak gerçekleştirilen kimlik doğrulama ile mümkün olduğunun altını çizen biOnay’ın Kurucu Ortağı Ümit Yaşar Usta, yaptığı açıklamada şunları dile getirdi: “Uzaktan yüz tanıma sistemlerinde en büyük tehlike, verilerin uç noktalardan merkeze iletilirken veya merkezde depolanırken kötü niyetli başka kişilerin eline geçebilme riskidir ve KVK’ya aykırıdır. Kurumda çalışan kötü niyetli bir kişi veya bilgisayar korsanları bu merkezi veri tabanlarına veya iletişim hatlarına saldırabilir, kişilere ait biyometrik verileri veya türetilmiş verileri ele geçirebilir, kopyalayabilir ve başka amaçlar için kullanabilir. Yapay Zeka Yasası’nın kişilerin güvenliğini sağlama noktasında büyük önem taşıdığını ve Türkiye de dahil olmak üzere tüm dünyaya yayılacağını düşünüyorum. Bu noktada çipli kimlik kartları ve parmak iziyle gerçekleştirilen kimlik doğrulama yöntemi en güvenli sistemdir. Bu sistemde kişiye ait biyometrik veri, yine o kişiye ait kopyalanamayan ve güvenlikli çipli bir kartta saklanır. Kimlik doğrulama yapması gereken kişi, güvenlik onaylı bir cihaza hem çipli kimlik kartını hem de biyometrik verisini verir. Kişisel veri hiçbir yere kaydedilmez, gönderilmez ve saklanmaz. Kişisel Verileri Koruma Kanunu (KVKK), ISO ve FIPS standartlarına uygun olan bu yöntemde kişiye ait biyometrik veri yine kişiye ait çipli kartta kalır. Ayrıca yüz tanıma algoritmalarının henüz standartları oluşmadığından güvenlik seviyeleri ve uyumluluk sorunları mevcuttur. Örnek olarak gelişmiş telefon kameraları 30.000 noktadan üç boyutlu veri toplayarak doğrulama yaparken, bugün bankalar iki boyutlu fotoğraf ile yüz tanıma sistemini kullanıyor. Bankaların kullandığı bu yöntem yeterli güvenliği sağlamazken, doğrulama başarım yüzdesi de yüzde 50 – 70 aralığındadır. Deepfake gibi yapay zeka çözümleriyle yapılan taklit yöntemleriyle Hong Kong’da yaşanan 25 milyon dolarlık dolandırıcılıkta olduğu gibi yüz tanıma sistemlerinin atlatılabildiğini ve video konferansa katılan yetkililerin aldatılabildiğini görebiliyoruz” dedi.

Ağaç kabuğu ve mantardan enerji üretilecek!

Epson, Japonya’da şirketin ilk biyokütle enerji santralinin inşaatını planladığını açıkladı. 2023 yılında dünya genelindeki tüm tesislerinde %100 yenilenebilir enerjiye geçen Epson,  biyolojik maddelerden enerji üreten tesisi 2026 yılında devreye almayı hedefliyor.

Epson, Japonya’nın Nagano Eyaleti’ndeki Iida Şehri’nde ilk biyokütle enerji santralinin inşaatını planladığını duyurdu. 2023 yılında dünya genelindeki tüm tesislerinde %100 yenilenebilir enerjiye geçen Epson, biyolojik maddelerden enerji üreten tesisi 2026 mali yılında devreye almayı hedefliyor.

Epson, Çevresel Vizyon 2050’de karbon negatif ve yeraltı kaynaklarından arındırılmış olma konusunda kamuoyuna taahhütte bulunmuştu. Yenilenebilir elektrik kullanımı, Epson’un karbon salımını azaltma hedefine ulaşma amacı doğrultusunda anahtar bir araçtı ve bu doğrultuda Aralık 2023’te Epson, dünya genelindeki tüm Epson Grubu tesislerinde %100 yenilenebilir elektriğe geçişi tamamladı.

Yeni enerji santrali, Epson’a sürekli olarak kendi kendine üretilen yenilenebilir elektrik sağlamayı ve şirketin dış şirketlerden satın aldığı elektriğin oranını azaltmayı hedefliyor. Epson, santrali, Minami Shinshu Geniş Alan Birliği’nin Aralık 2017’de kapattığı eski Kiribayashi Temiz Enerji Merkezi’nin yerine inşa etmeyi planlıyor. Üretilen elektrik, pazara satılacak ve Epson, elektrik kullanımını elektrik üretimi yoluyla yaratılan çevresel değerleri kullanarak yenilenebilir elektriğe dönüştürecek. Ayrıca, acil durumlarda gücün yerel tesislere sağlanması hedeflenecek.

Ağaç kabuğu ve mantar kültürü kullanacak

Enerji santrali, fosil yakıtlara dayanmayacak. Öncelikle Minami Shinshu bölgesinden kullanım dışı ağaçlarla, ağaç kabuğu, mantar kültür ortamı ve Epson’dan bazı atık ahşap paletlerin yakıt olarak kullanılması planlanacak. Epson, ihmal edilmiş ormanlardan ahşap ve kabuk kullanarak orman bakımına da katkıda bulunacak.

Söz konusu enerji santralinin inşası, kendi kendine üretilen enerji oranını artıracak ve RE100’ün (Yüzde 100 Yenilenebilir Enerji) teknik kriterlerini karşılayacak. Gelecekte, Epson, elektrik üretimi sırasında açığa çıkan CO2’nin sabitlenmesi ve kullanımı için teknoloji geliştirerek bir kapalı döngü enerji santrali oluşturmayı amaçlıyor. Epson, yenilenebilir elektriğin geniş çapta benimsenmesini, enerji tüketimini azaltmayı ve Çevresel Vizyon 2050’yi gerçekleştirmek için kaynakları dolaştırmayı sürdürecek.

Enerji Santraline Genel Bakış

•             Adı: Seiko Epson Corporation Minami-Shinshu Biyokütle enerji santrali

•             Konum: 2254-47 Kiribayashi, Iida Şehri, Nagano Eyaleti (eski adıyla Kiribayashi Temiz Merkezinin bulunduğu yer)

•             Alan: 32.200 m²

•             Enerji çıkışı 1.990 kW

•             Tahmini yıllık güç üretimi 14.000.000 kWh

•             Ana yakıt kaynakları: Kullanılmayan odun, ağaç kabuğu ve mantar ortamı

•             Faaliyetlerin başlangıcı Mart 2027’de sona eren 2026 mali yılı (planlanan)

MNG Kargo İK’ya yeni yönetici!

0

Kariyerinde 19. yılını dolduran Seda Armağan, 2018 yılından bu yana görev yaptığı MNG Kargo’daki yeni görevinde kurum kültürü, işe alım, performans yönetimi, ödüllendirme sistemleri, yetenek yönetimi ve organizasyon süreçlerine liderlik edecek.

2018 yılından bu yana MNG Kargo’da görev alan ve son olarak Denetim Kurulu Başkanlığı görevini sürdüren Seda Armağan, 12 Şubat 2024 tarihi itibarıyla İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı ve İcra Kurulu Üyesi olarak atandı.

Kariyerinde 19. yılını dolduran Seda Armağan, İstanbul Üniversitesi Ekonomi bölümünden mezun olduktan sonra profesyonel iş hayatına bağımsız denetçi olarak başladı. Uluslararası denetim ve danışmanlık firması KPMG Danışmanlık bölümünde 11 yıl Kıdemli Yönetici olarak görev alan Armağan, görev süresi boyunca, farklı sektörlerde Türkiye’nin önde gelen şirketleri için çeşitli danışmanlık görevlerinde rol aldı.

12 Şubat 2024 itibarıyla MNG Kargo İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı görevini üstlenen Seda Armağan; kurum kültürü, işe alım, performans yönetimi ve ödüllendirme sistemleri, yetenek yönetimi ve organizasyon süreçlerine liderlik edecek.

Disney+ abonelik ücretlerine yüzde 100’den fazla zam geldi!

2024 itibariyle en popüler video akış platformlarından biri konumundaki Disney+, son dönemde en çok konuşulan platformlardan birisi. Kısa süre içinde hatırı sayılır bir kitle elde eden platform, aynı zamanda dünya genelinde Netflix ve Amazon Prime gibi rakip hizmetlerle olan rekabetini de sürdürüyor. Son olarak platformun abonelik ücretlerine zam yaptığı öğrenildi. İşte yeni Disney+ abonelik ücretleri!

Disney+ zamlandı – İşte yeni Disney+ abonelik ücretleri

Geçtiğimiz yıllarda Türkiye pazarına giriş yapan, ancak son zamanlarda Atatürk dizisi başta olmak üzere birçok konudan dolayı tartışmaların odak noktası haline gelen Disney+, abonelik ücretlerine zam yaptı. Platformun yaptığı son değişiklikle birlikte abonelik ücretleri aylık ₺134,99 ve yıllık ₺1.349,90 seviyelerine çıktı.

Disney+ zamlandı - İşte yeni Disney+ abonelik ücretleri
Disney+ için zam kararı – İşte yeni Disney+ abonelik ücretleri

Bilindiği üzere zam yapılmadan önceki fiyatlar aylık ₺64,99 ve yıllık ₺649,90 şeklindeydi. Bu kapsamda yüzde 100’den fazla bir zammın söz konusu olduğunu söyleyebiliriz. Fiyatların 20 Mart 2024’e veya daha sonraki bir tarihe denk gelen bir sonraki ödeme tarihlerinde güncelleneceğini de belirtelim.

Aboneler, an itibariyle hizmetin resmi web sitesine girdiklerinde şu ibarelerle karşılaşıyorlar.

  • Aylık ödeme planıyla üyelik:Aylık 134,99 TL karşılığında Disney, Pixar, Marvel, Star Wars ve National Geographic’ten binlerce yapımı izleyin
    • Aylık ödeme planlı Disney+ üyeliğinin fiyatı yeni üyeler için 14 Şubat 2024 tarihinde aylık 134,99 TL olarak güncellenmiştir. 14 Şubat 2024 tarihinden önce yıllık ödeme planıyla üye olan üyelerin üyelik ücretleri 20 Mart 2024’e veya daha sonraki bir tarihe denk gelen bir sonraki ödeme tarihlerinde bu fiyatla güncellenecektir.
  • Yıllık ödeme planıyla üyelik: Yıllık 1.349,90 TL karşılığında Disney+’a tüm yıl boyunca erişin
    • Yıllık ödeme planlı Disney+ üyeliğinin fiyatı yeni üyeler için 14 Şubat 2024 tarihinde yıllık 1.349,90 TL olarak güncellenmiştir. 14 Şubat 2024 tarihinden önce yıllık ödeme planıyla üye olan üyelerin üyelik ücretleri 20 Mart 2024’e veya daha sonraki bir tarihe denk gelen bir sonraki ödeme tarihlerinde bu fiyatla güncellenecektir.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmından bizlerle paylaşmayı unutmayın!

OpenAI’ın yatırım yaptığı 1X’ten insansı robot “Eve” tanıtıldı

OpenAI’ın yatırım yaptığı insansı robot “Eve Norveçli insansı robot üreticisi 1X, geçtiğimiz günlerde geliştirdiği yapay zeka kontrollü robotu “Eve” hakkında heyecan verici bir video paylaştı. Firma, videoda robotların tamamen sinir ağlarıyla kontrol edildiğini ve otonom hareket ettiğini vurgulayarak, herhangi bir yapay işlem, hızlandırma veya senaryolu oynatım olmadığını belirtti.

1X, geçtiğimiz yıl OpenAI‘dan aldığı 25 milyon dolarlık yatırımın yanı sıra bu yılın başında 100 milyon dolarlık bir yatırım daha alarak güçlerini artırmıştı. Bu iş birliği, yapay zeka yazılımlarıyla tanınan OpenAI’nın insansı robot teknolojilerine yönelik büyüyen ilgisini gösteriyor.

OpenAI’ın “Eve” adlı insansı robot, şu aşamada tekerlekler üzerinde hareket ediyor ve ilkel elleri bulunuyor. 1X’in bir diğer modeli olan “Neo” ise tam olarak insana benzeyen iki ayaklı bir robot olarak dikkat çekiyor. Ancak Eve’in görünüşü şu an için ikinci planda, çünkü 1X, genel olarak robotlarını fabrikalarda tekrar eden işlerde kullanmayı hedefliyor.

Videonun gösterdiği gibi, Eve görevlerini çözmekte başarılı görünüyor. Bir şeyleri alıp bir yere koymak, kapıları açmak ve ihtiyaç duyduklarında şarj istasyonuna gidip kendilerini şarj etmek gibi görevleri başarıyla yerine getiriyorlar. Ancak şirket henüz ticari kullanım için bir tarih belirtmemiş durumda.

1X’in geliştirdiği insansı robotlar, endüstriyel kullanım alanlarında hızlı öğrenme yetenekleriyle dikkat çekiyor. Bu, robotların fabrikalarda ve diğer benzer ortamlarda tekrarlanan işleri etkili bir şekilde gerçekleştirmelerini sağlıyor.

Bu gelişmeler, insansı robot teknolojilerinin ilerleyen dönemde endüstriyel uygulamalarda daha yaygın bir şekilde kullanılması için umut verici bir adım olarak değerlendiriliyor. Videodaki Eve’in yeteneklerini görmek için aşağıdaki bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.