Enerjisini Güneş’ten alan Bluetooth kulaklık!

Çin merkezli teknoloji devi Baseus, son teknolojiye sahip güneş enerjili Bluetooth kulaklık modeli CM10’u kullanıcılarının beğenisine sundu. Mobil cihazların vazgeçilmezi haline gelen kablosuz kulaklıklar arasında dikkat çeken Baseus CM10, sadece görüşme değil, uzun müzik dinleme seansları için de ideal bir tercih olmayı hedefliyor.

Baseus CM10 Bluetooth kulaklık, tek şarj ile 5 saate kadar kesintisiz kullanım sağlarken, beraberinde gelen özel tasarlanmış şarj kutusu ile birlikte bu süreyi etkileyici bir şekilde 50 saate çıkarabiliyor. Kutunun en önemli özelliklerinden biri ise güneş enerjisiyle şarj edilebilme özelliğidir. Aracın ön camına pratik bir şekilde yapıştırılabilen kutu, güneş panelleri sayesinde sürekli enerji alarak kullanıcısına kesintisiz bir deneyim sunuyor.

Bluetooth 5.3 teknolojisi ile donatılan kulaklık, aynı anda farklı cihazlara bağlanabilme özelliği ve çift mikrofonuyla arka plan gürültüsünü etkili bir şekilde azaltarak kristal netliğinde ses ile iletişim sağlıyor. Ayrıca, özel sensörü sayesinde kullanıcı aracın içerisine oturup kapıyı kapattığında titreşimi algılayarak otomatik olarak yeniden bağlantı kuruyor, böylece kullanıcıya ek bir işlem yapma zahmetinden kurtarıyor.

USB Tip-C üzerinden sadece 90 dakikada tam şarj olabilen Baseus CM10 Bluetooth kulaklık, kullanıcılara hızlı ve pratik bir şarj deneyimi sunuyor. İlk etapta Çin pazarında 28$ fiyat etiketiyle satışa sunulan ürün, Türkiye’de ise Çin’den sipariş verilerek ulaşılabilir.

Baseus CM10, güneş enerjisiyle şarj olabilme özelliği, uzun pil ömrü ve çağdaş tasarımıyla kablosuz kulaklık dünyasında fark yaratıyor. Kullanıcılarına teknolojik özgürlük ve konfor sunan bu yenilikçi ürün, mobil yaşam tarzına uyum sağlamak isteyenler için ideal bir seçenek olarak öne çıkıyor.*

AMD, Ryzen 7 5700X3D’yi 2024’ün ilk çeyreğinde piyasaya sürecek

0

Teknoloji devi AMD, kullanıcıların büyük bir heyecanla beklediği yeni işlemcileri Ryzen 7 5700X3D ve Ryzen 5 5500X3D’yi piyasaya sürmeye hazırlanıyor. Önceki nesil AM4 platformu için özel olarak geliştirilen bu işlemcilerin çıkış tarihiyle ilgili beklenen bilgiler sonunda gün yüzüne çıktı. Özellikle Ryzen 7 5700X3D’nin, 2024’ün ilk çeyreğinde tüketicilerle buluşması bekleniyor.

AMD Ryzen 7 5700X3D, 8 çekirdek ve 16 iş parçacığı ile yüksek performans sunmayı vaat ediyor. Bu işlemci, 96MB X3D önbelleğe sahip olacak ve temel saat hızı 3.0GHz olarak belirlenmiş durumda. Ayrıca, 4.1GHz’e kadar çıkabilen boost saat hızlarıyla kullanıcılara dinamik bir performans sağlamayı hedefliyor. Önemli bir detay olarak belirtmek gerekir ki, bu saat hızları Ryzen 7 5800X3D modeline kıyasla 400MHz daha düşük.

Diğer yandan, AMD Ryzen 5 5500X3D hakkında henüz detaylı bilgiye sahip değiliz, ancak 6 çekirdek ve 12 iş parçacığı ile uygun fiyatlı bir X3D seçeneği sunması bekleniyor. Bu, bütçe dostu bir alternatif arayan kullanıcılar için çekici olabilir.

AMD’nin bu yeni X3D işlemcileri, özellikle eski AM4 anakartlara sahip olan kullanıcılar için çekici bir alternatif sunuyor. AM5 ve DDR5 güncellemelerine katılmak istemeyenler, mevcut sistemlerini birkaç yıl daha kullanabilecekleri bu yeni işlemcilerle ilgili heyecan verici bir seçeneğe sahip olacaklar. Ayrıca, aynı dönemde Ryzen 8000 APU’larının da piyasaya sürülmesi bekleniyor ki bu da AM5 yongalarını hedefliyor.

Tüm bu gelişmeler, AMD’nin geniş bir kullanıcı kitlesine hitap etmek ve beklentilere yanıt vermek adına attığı önemli adımlar olarak değerlendiriliyor.

Apple’a beklenmedik şok! iPhone üretimleri durdu

0

Apple, Çin’de sürdürdüğü iPhone üretimlerini Hindistan’a taşıyor. ABD-Çin ekonomik savaşından sonra planlarını değiştiren şirket, bu kapsamda dev ortaklarını farklı ülkelere davet etti. Ancak bölgesel krizlere ek olarak, hava olayları bile iPhone üretimlerini etkilemeye yeterli oluyor.

iPhone fabrikası, Hindistan’daki sel felaketi ile kapatıldı

Apple’ın iki büyük tedarikçisi Foxconn ve Pegatron, Hindistan’da yaşanan kötü hava şartlarından etkilendi. Bölgesel siklondan dolayı şiddetli yağışlar yaşandığı ve Chennai’daki fabrikalarının kapatıldığı belirtildi. Bu durum ise iPhone üretiminin askıya alınmasıyla sonuçlandı.

iphone 16

iPhone üretim tesisinde yaklaşık 35 bin çalışana sahip olan Foxconn, üretimin ne zaman devam edeceğine dair bilgi paylaşmadı. Konuyla ilgili bilgi sahibi kaynaklar, şiddetli yağışların bölgeyi vurması nedeniyle fabrikanın faaliyetlerini durdurduğunu söyledi.

Tayvanlı üretici Pegatron da tesisindeki iPhone montajını durdurdu. Bu, Pegatron’un Eylül ayında bir yangın nedeniyle fabrikasını kapatmak zorunda kalmasının ardından son aylarda gerçekleştirdiği ikinci kapatmayı temsil ediyor.

Hindistan’da yaşanan siklon olayları, sel sularının araçları sürüklemesine ve havaalanının kapatılmasına kadar geniş bir hizmet aksaklığına yol açtı. Şiddetli sağanak yağış, başta iPhone fabrikaları olmak üzere teknoloji montajlarına darbe vurmuş durumda.

Ne umdu ne buldu iPhone 15 sipariş etti ama…

Apple üretimini Çin’den uzaklaştırmaya çalışırken, Foxconn da Hindistan’daki yatırımlarını hızla genişletiyor. Piyasa verileri, Apple’ın geçtiğimiz çeyrekte Hindistan’dan 2,5 milyon adedin üzerinde iPhone sevkiyatı yaptığını ortaya koydu.

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Lütfen görüşlerinizi yorumlar kısmından bizlerle paylaşınız.

Intel, geleceğin yazılım tanımlı araçlarında yer almak istiyor!

Otomotiv endüstrisinde çok büyük bir değişim yaşanıyor. Elektrikli araçlara geçiş, sürekli bağlı araçların ortaya çıkması, bulut mimarilerinin otomobillere entegre edilmesi ve uzun yıllar boyunca süregelen otomotiv geleneğini yıkan yeni araç üreticilerinin ortaya çıkışı, bu değişimi ateşliyor.

Andy Grove, “sadece paranoyaklar hayatta kalır” diyor. Şu anda ultra paranoyak olma zamanı. Zira, bir zamanlar iPhone’un ortaya çıktığı anda yaşanan durum, şimdi otomotiv dünyasında yaşanmak üzere. Değişimi kucaklayacaklar ve geleneksel düşünce kalıplarını terk edecekler, BT endüstrisindeki değişimi üretimlerine yansıtacaklar, hayatta kalacak gibi görünüyor.

Aslında modern otomobiller ile “klasik” otomobiller arasında, düşünce tarzı açısından bakıldığında çok büyük bir fark bulunmuyor. Elbette, motorlar çok gelişti, artık çok güçlüler ve çok daha verimli çalışıyorlar. Çarpışmalarda artık daha güvendeyiz. Artık LED farlar kullanıyoruz. Ancak, modern otomobillerdeki temel mimari aslında 1960’lardan beri büyük bir değişim yaşamadı.

Peki yeniliklere göz attığımızda ne görüyoruz? Modern otomobillerde bir kilometrenin üzerinde kablo var ve bunlar 100’den fazla elektronik kontrol birimini (ECU) birbirine bağlıyor. Bu birimlerden her biri otomobile bir fonksiyon veya bir özellik ekliyor. Koltuk ısıtıcılar, klima, elektrikli camlar, her biri farklı bir ECU tarafından kontrol ediliyor. Modern otomobiller ortaya çıkarken bu özelliklerin her biri peyderpey eklendi. Ve şurası açık ki, bu eklemeli mimari artık 21. yüzyılda ekonomik olarak sürdürülebilir değil.

Intel

BT sektöründe, tek işlevli cihazlardan uzun zaman önce uzaklaştık ve yazılımın inanılmaz olanakları nedeniyle birden fazla işlevin ve iş yükünün tek bir merkezi sistem üzerinde çalıştığı modern, yüksek performanslı bilgi işlem sistemlerine geçtik. Bu geçiş, çok önemli maliyet ve performans verimliliği avantajları getirdi. Modern yazılım tanımlı yüksek performanslı sistemler 20 yıldan daha uzun bir süre önce BT sektöründe kullanılmaya başlandığından beri, BT ve bu sistemleri benimseyen diğer sektörler asla arkalarına bakmadı.

Yazılım tabanlı bir araç, nasıl yapılmalı?

Peki durum böyleyken, bir otomobil üreticisi ne yapmalı? Geçiş sırasında kendisine doğru bir şekilde yardımcı olacak iş ortağını nasıl seçmeli?

Yazılım tanımlı bir mimariye geçmek, önceden söz verip ardından müşterileri tescilli mimarilere ve API’lere kilitli tutarak olmaz. BT sektöründe işler böyle yürümedi ve otomotivde de böyle yürümeyecek. Yazılım tanımlı, doğası gereği birlikte çalışabilirliğe olanak tanıyan açık mimariler ve açık API’ler anlamına geliyor. Intel Automotive, kullanıcıları asla Intel donanımına kilitleyen belirli bir işletim sistemi veya API kullanmaya zorlamayan bir açık mimari yaklaşımı ­olarak çıkıyor.

Intel, açık mimariye olan bağlılığının altını çiziyor. Üreticilerin, UCIe standardı aracılığıyla kendi özel yonga setlerini standart bir Intel Automotive yol haritası ürününe entegre etmek için Intel Foundry Services’i kullanmakta serbest olduğunu belirtiyor. Otomotiv endüstrisine böyle bir yeteneği sunan Intel, açık platformlara olan bağlılığının hem donanım hem de yazılım için olduğunu söylüyor.

NASA’nın Ay’a insanlı görev erteleme ihtimali yüksek!

Uzay keşfinin yeni bir dönemi olarak planlanan NASA’nın Artemis 3 görevi, bir dizi teknik zorluk ve iddialı program nedeniyle gecikme tehlikesi altında. ABD Hükümeti Hesap Verebilirlik Ofisi (GAO) tarafından yayınlanan son rapor, insanlı Ay görevinin Apollo programından bu yana karşılaştığı en büyük engellerle karşılaştığını ortaya koyuyor.

GAO’nun belgelere dayalı incelemesi, SpaceX’in Starship roketinin bir türevi ve NASA’nın Ay yüzeyine iniş için planladığı insan iniş sistemi (HLS) üzerinde ciddi teknik çalışmaların sürdüğünü gösteriyor. Rapora göre, Artemis 3 görevini Aralık 2025’te gerçekleştirmeyi amaçlayan planlar, çeşitli teknik sorunlar ve beklenenden daha uzun süren gelişim çalışmaları nedeniyle en az 2027’ye kadar ertelenebilir.

NASA'nın

HLS programındaki gelişmelerin yanı sıra, SpaceX’in Starship teknolojisinin olgunlaştırılmasında yavaş ilerleme kaydedildiği belirtiliyor. GAO, SpaceX’in önemli kilometre taşlarını ertelediğini ve HLS programının hedeflerine ulaşmak için daha fazla zamanın gerekebileceğini vurguluyor.

Uzay giysileri konusunda da zorluklar yaşanıyor. Axiom Space tarafından geliştirilen giysilerdeki eksiklikler, NASA’nın acil durum yaşam desteği sağlama şartını karşılamada gecikmelere neden oluyor. Axiom, uzay giysisinin bileşenlerini revize etmeye çalışıyor, ancak tasarımın daha büyük oksijen tanklarını barındırabilmesi için gereken değişikliklerin zaman alabileceği belirtiliyor.

Bu gelişmelerle birlikte, Ay’a insan gönderme hedefi olan Artemis 3 görevinin 2027 yılına kadar ertelenmesi, uzay keşfinin önemli bir kilometre taşının daha uzak bir tarihe ertelenmesi anlamına geliyor. NASA ve ortakları, bu zorlukların üstesinden gelmek için kararlı bir şekilde çalışmaya devam ederken, Ay’a dönüş tarihi belirsizlik içeriyor.

Şirketlerde verileri kim, nasıl sızdırıyor? 

Büyük veri ve yapay zeka çağında bilgi güvenliğinin önemi her geçen gün artarken, siber güvenlik liderlerinin en büyük risk kanalları arasında geleneksel cihazları gördüğü ortaya çıktı. Türkiye’nin önde gelen BT yetkilileri ve bilgi güvenliği liderleriyle yürütülen araştırma, 5 CIO ve CISO’dan dördünün, USB kanallarını en büyük risk olarak tanımladığını gösterdi. 

Yapay zeka ve büyük veri çağı, siber suçların araçlarını geliştirirken, siber tehdit ortamındaki değişimi de beraberinde getirdi. Şirketler için stratejik bir varlığa dönüşen veri sızıntılarının da, siber güvenlik uzmanları için endişe kaynağı olmaya devam ettiği görüldü. Küresel risk yönetimi çözümleri geliştiren SearchInform, Türkiye’deki distribütörü Nexta Çözüm’le birlikte Türkiye’nin önde gelen 100 şirketinin bilgi güvenliği liderlerinin veri sızıntılarına karşı korumayı nasıl sağladıklarını, veri güvenliği bütçelerini artırmayı planlayıp planlamadıklarını öğrenmek için bir araştırmaya imza attı. Araştırma, 5 CIO ve CISO’dan dördünün, USB cihazları ve harici diskleri en riskli veri sızıntısı kaynağı olarak gördüğünü ortaya koydu. 

Harici cihazlar hâlâ en büyük risk kaynağı

Araştırma kapsamında, Türkiye’nin önde gelen şirketlerinin bilgi güvenliği yöneticilerine, veri sızıntısı açısından en çok hangi kanalı riskli gördükleri soruldu. Yöneticilerin %80’i USB ve disk gibi, bilgisayar ve ağlara harici olarak bağlanan cihazların en büyük risk kaynağı olduğunu söyledi. Ayrıca araştırma, birden fazla seçeneği işaretleyebilen liderlerin %60’a yakınının Teams, Skype, Zoom, WhatsApp gibi uygulamaların veri sızıntıları ve siber güvenlik ihlalleri açısından riskli olduğunu dile getirdiğini ortaya koydu. Üçüncü büyük risk kaynağı ise e-posta oldu. 

Konuyla ilgili değerlendirmelerini paylaşan SearchInform Türkiye Bölge Müdürü Elena Varol, “Araştırma sonuçları, geleneksel kanalların hâlâ en güvensiz kanallar arasında olduğunu ortaya koyuyor. Çalışanlar sıklıkla yanlış alıcılara e-posta gönderiyor veya bilgi güvenliği kurallarını ihlal ederek gizli olabilecek verileri paylaşmak için mesajlaşma programlarını kullanıyor. Kötü niyetli kişiler de sürekli yeni tekniklerle, harici cihazlarla veya e-posta yoluyla işletmelerin BT sistemlerine sızmaya çalışıyor. Neyse ki modern veri koruma çözümleri (DLP | data loss prevention), bilgi güvenliği yetkililerinin risk gördüğü tüm kanalları kontrol edebiliyor ve Telegram gibi popülaritesi giderek artan yeni mesajlaşma uygulamalarının sebep olabileceği sızıntıları dahi önleyebiliyor” dedi.

Şirketlerin %56’sı harici disk kaynaklı veri ihlali yaşadı

Küresel risk yönetimi çözümleri geliştiricisi SearchInform ve Nexta Çözüm’ün birlikte yürüttüğü araştırma kapsamında, CIO ve CISO’lara yaşadıkları veri ihlali vakaları da soruldu. Yanıtlara göre tüm vakaların %56’sında şirket içi aktörler, harici cihazlar aracılığıyla veri sızdırmaya çalıştı. Öte yandan veri sızıntısı girişimlerinin %21’inde e-posta kullanıldı. Gelişmiş veri kaybı önleme çözümlerinin artan yetkinliklerine rağmen özel amaçlı koruyucu yazılım eksikliği olduğuna dikkat çeken Elena Varol, “Pek çok şirket, ticari sırların yanı sıra müşterilerinin ve çalışanlarının kişisel verilerini de koruma konusunda başarısız oluyor. Bu da şirketlerin, Kişisel Verileri Koruma Kanunu’na uyum konusunda yetersiz kaldığı anlamına geliyor. Şüphesiz, her ölçekten şirketin genel anlamda bilgi güvenliğine yatırım yapması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

5 şirketten dördü bilgi güvenliği bütçesini artırmayı düşünmüyor

Bilgi güvenliğine yönelik yatırım ihtiyacının önemine rağmen, kuruluşların yalnızca %20’sinin gelecek yıl bilgi güvenliğine yönelik bütçede artış beklediğine dikkat çeken Elena Varol, “Bütçe kesintisi planlayan pek çok kuruluşun ilk düşündüğü iş birimi bilgi güvenliği oluyor. Ancak mevcut bilgi güvenliği ortamı ve dünya çapında kuruluşların karşı karşıya olduğu bilgi güvenliği risklerinin artışı düşünüldüğünde, kurumsal veri güvenliğini artırmak için ayrılan bütçenin dikkatli bir biçimde planlanması gerekiyor” dedi. 

SearchInform Türkiye Bölge Müdürü Elena Varol, değerlendirmelerini şu ifadelerle sonlandırdı: “Bilginin stratejik bir varlık hâline geldiği bu çağda, özellikle KOBİ’ler, münferit koruyucu yazılımlar satın almak yerine, servis modeliyle sunulan ve yönetilen, bu sebeple kaynak gerektirmeyen, çok işlevli modern çözümleri tercih etmeli. Bu sayede hem kaynakların daha verimli kullanılması, hem de üst seviye koruma mümkün oluyor. On yılı aşkın süredir güncel siber güvenlik tehditlerine odaklanan SearchInform olarak, işletmeleri ve devlet kurumlarını veri hırsızlığına, zararlı insan davranışlarına, uyumluluk ihlallerine ve eksik denetime karşı koruyoruz. 4 binden fazla şirket, değişen risk ortamında bütünsel risk yönetimi çözümü konusunda SearchInform’a güveniyor.”

23andMe, bilgisayar korsanlarının çok sayıda dosyaya eriştiğini açıkladı!

Cuma günü ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na sunulan yeni bir dosyada 23andMe, olaya ilişkin soruşturmasına dayanarak bilgisayar korsanlarının müşteri tabanının %0,1’ine eriştiğini belirlediğini söyledi. 

Şirketin en son yıllık kazanç raporuna göre 23andMe’nin “dünya çapında 14 milyondan fazla müşterisi” var, bu da %0,1’inin 14.000 civarında olduğu anlamına geliyor.

Ancak şirket ayrıca, bilgisayar korsanlarının bu hesaplara erişerek “23andMe’nin DNA Akrabaları özelliğini etkinleştirirken paylaşmayı seçtikleri, diğer kullanıcıların soylarıyla ilgili profil bilgilerini içeren önemli sayıda dosyaya” da erişebildiğini söyledi.

Şirket, bu “önemli sayıdaki” dosyanın ne olduğunu veya bu “diğer kullanıcıların” kaçının etkilendiğini belirtmedi.

Ekim ayı başlarında 23andMe, bilgisayar korsanlarının “kimlik bilgisi doldurma” olarak bilinen yaygın bir teknik kullanarak bazı kullanıcıların verilerini çaldığı bir olayı açığa çıkardı; bu teknikte siber suçlular, bilinen bir şifreyi kullanarak bir kurbanın hesabına giriyor ve muhtemelen başka bir hesaptaki veri ihlali nedeniyle sızdırılmış oluyor.

Ancak hasar, hesaplarına erişilen müşterilerle sınırlı kalmadı. 23andMe, kullanıcıların DNA Akrabaları adı verilen bir özelliği seçmelerine olanak tanıyor. Bir kullanıcı bu özelliği tercih ederse, 23andMe o kullanıcının bazı bilgilerini başkalarıyla paylaşır. Bu, bilgisayar korsanlarının bir kurbanın hesabına erişerek o ilk kurbanla bağlantılı kişilerin kişisel verilerini de görebildiği anlamına geliyor.

23andMe, dosyada ilk 14.000 kullanıcı için çalınan verilerin “genel olarak soy bilgilerini ve bu hesapların bir alt kümesi için kullanıcının genetiğine dayanan sağlıkla ilgili bilgileri içerdiğini” söyledi. Diğer kullanıcı alt kümesi için 23andMe yalnızca bilgisayar korsanlarının “profil bilgilerini” çaldığını ve ardından belirtilmemiş “belirli bilgileri” çevrimiçi olarak yayınladığını söyledi.

Ukraynalı hackerlar Rusya'nın en büyük bankasını hackledi

23andMe’nin veri ihlalinde bazı akrabalarının bilgilerinin açığa çıktığı bir şecere web sitesinin sahibi, 23andMe aracılığıyla yaklaşık 5.000 akrabasının keşfedildiğini söyledi ve “korelasyonlarımızın bunu hesaba katabileceğini” söyledi.

Veri ihlaline ilişkin haberler, bilgisayar korsanlarının bir milyon Aşkenazi kökenli Yahudi kullanıcı ve 100.000 Çinli kullanıcıya ait olduğu iddia edilen verileri tanınmış bir bilgisayar korsanlığı forumunda tanıttığı Ekim ayında internette ortaya çıktı. Yaklaşık iki hafta sonra, çalınan ilk kullanıcı verilerinin reklamını yapan aynı bilgisayar korsanı, dört milyon kişinin daha iddia edilen kayıtlarının reklamını yaptı. Bilgisayar korsanı, bireysel kurbanların verilerini 1 ile 10 dolar arasında satmaya çalışıyordu.

Farklı bir bilgisayar korsanlığı forumunda başka bir bilgisayar korsanının, ilk olarak Ekim ayında haber kuruluşları tarafından bildirilen reklamdan iki ay önce, çalındığı iddia edilen kullanıcı verilerinin daha da fazlasının reklamını yaptığını tespit edildi. İlk reklamda, bilgisayar korsanı 300 terabaytlık 23andMe kullanıcı verisinin çalındığını iddia etti ve tüm veritabanını satmak için 50 milyon dolar veya verilerin bir alt kümesi için 1.000 ile 10.000 dolar arasında bir ücret talep etti.

Veri ihlaline yanıt olarak 10 Ekim’de 23andMe, kullanıcıları şifrelerini sıfırlamaya ve değiştirmeye zorladı; bu, onları çok faktörlü kimlik doğrulamayı açmaya teşvik etti. Ve 6 Kasım’da şirket, yeni başvuruya göre tüm kullanıcıların iki adımlı doğrulamayı kullanmasını zorunlu kıldı.

23andMe ihlalinin ardından diğer DNA test şirketleri Ancestry ve MyHeritage, iki faktörlü kimlik doğrulamayı zorunlu kılmaya başladı.

Seramik, depolamanın geleceği olabilir mi?

Genellikle günümüzün en iyi sabit disklerinde ve en iyi SSD’lerinde depolanan verilerin aksine; Cerabyte, dağlar kadar veriyi tutmak için camla birlikte seramik malzeme kullanmak istiyor. Örneğin 10.000 TB veri depolayabilen avuç içi boyutunda kartuşlar oluşturacak. 

Bunu özel tipte bir seramik katmanlarını bir cam tabanın üzerinde 300 mikrometre kalınlığındaki bir yüzeye yerleştirerek yapıyor. Veriler, TB/santimetre kare alan yoğunluklarıyla GBps hızlarında yazılabiliyor; bu, şu anda yalnızca 0,02 TB/santimetre kareye ulaşan HDD’lerin yoğunluğundan çok daha yüksek.

Şimdi, geçen ay ortaya çıkan önemli bilgilerin hemen ardından firma, tamamen işlevsel bir prototip sistemin tanıtımını başlattı. 

Seramik bazlı depolama nasıl çalışıyor?

Bu demo sistemi, depolama erişilebilirliği için tek bir okuma-yazma rafının yanı sıra çeşitli kitaplık raflarından oluşur. Firma bunu inşa etmek için yalnızca ticari kullanıma hazır ekipman kullandı.

Her kartuş, Gorilla Glass by Corning’e benzer bir cam katmanı kullanan ve veri depolama ortamı olarak ince, koyu renkli bir seramik katman kullanan bir veri taşıyıcıdan oluşuyor. Bu kartuşlar robotik bir kütüphanede tutuluyor. Verilerin yazılması gerektiğinde kartuş, kitaplık rafından okuma-yazma rafına taşınıyor. Kartuş açılıyor ve bir sahne üzerine konumlandırılan veri taşıyıcı çıkıyor.

Veriler, QR kodu benzeri nano ölçekli desenleri medyanın yüzeyine delen iki milyon lazer ışıncığı tarafından yazılıyor. Lazer darbesi, dijital bir mikro ayna cihazı tarafından keskinleştiriliyor ve mikroskop optikleri tarafından veri taşıyıcının yüzeyi üzerinde şekillendiriliyor. Bu işlem, ikili bilgiyi temsil eden yüzey katmanına delikler açar veya hiç delik açmaz. 

Bu desenler ileri hareket üzerine yazılır ve daha sonra mikroskobik kamera tarafından orijinal konumuna döndüğünde geri hareketle doğrulanır. Tamamen yazıldığında veri taşıyıcı kartuşa geri takılıyor ve kütüphaneye geri aktarılıyor.

Okuma da buna benzer ancak bu sefer depolama ortamındaki QR kodu benzeri desenleri okumak için yalnızca mikroskop kamerası devreye giriyor ve veriler her iki yönde de okunuyor. 

Bu ilk tanıtım birimi, piyasadaki en iyi veri depolama birimleriyle rekabet edemiyor ancak şirket, seramik tabanlı veri depolama sisteminin ölçeğini büyütmeyi planlıyor. 

Firma, bunun gelecekteki veri depolama için uygun maliyetli, hızlı ve ölçeklenebilir bir teknoloji olduğunu iddia ediyor çünkü verileri depolamak için enerji tüketilmiyor ve seramikten yapılmış olması nedeniyle 5.000 yıldan fazla dayanabiliyor. 

Buna karşılık, en iyi sabit disklerin ve en iyi SSD’lerin bile birkaç yılda bir değiştirilmesi gerekiyor.

Yarıiletken sektöründe Intel ve Siemens’ten dev iş birliği!

Teknoloji devlerinden Siemens AG ve yarıiletken – çip endüstrisi devi Intel mikroelektronik devre üretiminin dijitalleşmesi ve sürdürülebilirliği konusunda iş birliği yapmak üzere bir mutabakat zaptı imzaladı. Dijital ikiz projelerini de içeren bu iş birliği ile şirketler üretim çabalarını ilerletmeye, fabrika operasyonlarını ve siber güvenliği geliştirmeye ve esnek bir küresel endüstri ekosistemini desteklemeye odaklanacak.

Intel Başkan Yardımcısı ve Küresel Operasyonlar Direktörü Keyvan Esfarjani konuyla ilgili verdiği demeçte “Dünyanın artan çip talebini karşılamak için küresel olarak daha dengeli, sürdürülebilir ve esnek bir yarı iletken tedarik zincirine ihtiyacı var” dedi ve ekledi: “Yarı iletken altyapısı, tesisleri ve fabrika operasyonlarında verimliliği ve sürdürülebilirliği artırmak için Siemens’in otomasyon çözümleri portföyünü kullanabileceğimiz yeni alanları keşfetmek üzere Siemens ile işbirliğimizi genişleterek Intel’in gelişmiş üretim yeteneklerini geliştirmekten heyecan duyuyoruz. Bu Mutabakat Zaptı bölgesel ve küresel endüstri değer zincirlerine fayda sağlayacaktır.”

Siemens AG Yönetim Kurulu Üyesi ve Dijital Endüstriler CEO’su Cedrik Neike ise “Yarı iletkenler modern ekonomilerimizin can damarıdır. Çipler olmadan çalışan cihaz sayısı günümüzde çok az. Bu nedenle yarı iletken üretimini hızla geliştirmek için Intel ile işbirliği yapmaktan gurur duyuyoruz. Ortak çabalarımız küresel sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşılmasına da katkıda bulunacaktır,” derken Siemens’in bu işbirliğine özellikli donanım, yazılım ve elektrikli ekipmanlardan oluşan son teknoloji IoT portföyü açısından büyük önem verdiğini belirtti.

Intel – Siemens mutabakatı enerji yönetimi ve değer zinciri odaklı olacak

İki dev firma arasında yapılan Mutabakat Zaptı, enerji yönetimini optimize etmek ve değer zinciri boyunca karbon ayak izlerini ele almak da dahil olmak üzere çeşitli girişimlerin yolunu açmak için temel işbirliği alanlarını tanımlıyor. Örneğin bu iş birliği, kazanılan her verimlilik yüzdesinin anlamlı olduğu çözümleri standartlaştırmak  adına büyük önem taşıyan üretim tesislerinin “dijital ikizlerinin” kullanımını araştıracak.

İşbirliği aynı zamanda değer zinciri boyunca doğal kaynakların ve çevresel ayak izlerinin gelişmiş modellemesi yoluyla enerji kullanımını en aza indirmeyi de araştıracak. Intel, Siemens ürünlerinden kaynaklı karbon emisyonları hakkında daha fazla bilgi edinmek için Siemens ile birlikte veriye dayalı içgörüler sağlayan bir çalışma yapacak. Ayrıca sektörün kolektif karbon ayak izini azaltma konusundaki ilerlemesini hızlandırmasına yardımcı olan ürün ve tedarik zinciriyle ilgili modelleme çözümlerini araştıracak.

Sektörde güçlü ve sürdürülebilir çiplere talep artıyor

Yarı iletken ve çip yaşam döngüleri tasarım, üretim, işletme, verimlilik ve geri dönüşüm şeklinde sınıflandırılıyor. Bu yaşam döngüsünün her bir sürecinde güçlü ve sürdürülebilir çiplere yönelik talep ise giderek artıyor. Üstelik bu alandaki gelişmeler, tüm teknoloji sektöründeki ürün ve servislerin de yaşam döngülerini ve çevresel etkilerini de belirliyor. Otomasyon ve dijitalleşme, sektör net sıfır sera gazı emisyonuna doğru ilerlerken karşılaşılan zorlukların üstesinden gelmenin anahtarını elinde tutuyor. Dijital İkiz projeleri bu bağlamda son yıllarda giderek önem kazanırken Siemens ve Intel ise yapılan bu mutabakat ile güçlü yönlerini ve uzmanlıklarını birleştirerek pozitif değişimin öncülüğünü yapmaya hazırlanıyor.

Kolektif House Beştepe kapılarını açtı!

0

Yeni nesil esnek çalışma alanlarıyla sektöre öncülük eden Kolektif House, Ankara’daki ikinci lokasyonunu hayata geçirdi. Cumhuriyetin 100. yılında Ankara açılımını başlatan Kolektif House, 1071 Ankara’nın ardından şimdi de Beştepe lokasyonunu hizmete açtı.

Kolektif House Ankara’daki ikinci lokasyonunu hayata geçirdi!

Her ihtiyaca yönelik geliştirdiği inovatif çalışma alanı çözümleriyle iş hayatına yön veren sektörün lider markası Kolektif House, Cumhuriyet’in 100. yılında Ankara yatırımlarında hız kesmiyor. Başkentteki ilk lokasyonu 1071 Ankara’yı kısa süre önce hayata geçiren Kolektif House, şimdi de Beştepe lokasyonunu faaliyete açtı.

Kolektif House Beştepe, 1.423 metrekare kapalı alanı ve 450 metrekare açık alanıyla Ankara iş dünyasının en önemli lokasyonlarından birinde konumlanıyor. Mimari olarak Kolektif House’un enerjik ve dinamik ruhunu yansıtan Beştepe lokasyonu; sanat eserleri, iç mekân peyzaj kullanımı, açık hava çalışma alanları, telefon kabinleri ve odaklanma kabinleriyle çalışma ortamı çeşitliliği ve kalitesini üst seviyeye taşıyor.

Kolektif House’tan Ankara adımı: Kapılarını açtı!

Kolektif House Beştepe’de başlangıçta ortak çalışma alanı kullanımı sağlayan Gezgin üyelik ve Hazır Ofis çözümleri sunulacak. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Kolektif House Kurucu Ortağı ve CEO’su Ahmet Onur, şunları söyledi:

“Bu yıl Cumhuriyetimizin 100. yılı. Kolektif House olarak bizler de Cumhuriyet idealinden aldığımız ilhamla kolektif bilincin önemini, kendimizi sürekli yenilemeyi, hedeflerimiz doğrultusunda yılmadan çalışmayı sürdürüyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti’nin asırlık çınar olduğu yılda Ankara açılımımızı yapmaktan ve 1071 Ankara’nın ardından başkentimizdeki ikinci lokasyonumuz olan Kolektif House Beştepe’yi hizmete açmaktan dolayı son derece mutlu ve gururluyuz. İşimizde dünya standartlarının üzerine çıkma arzusunu temel değerlerimiz olarak benimseyerek, geliştirdiğimiz yeni nesil esnek çalışma alanları ile sektöre öncülük etmeye devam edeceğiz

Son 5 yılda her yıl yaklaşık 2 kat büyüdük. Bugün geldiğimiz noktada açık ara pazar lideriyiz. Geçtiğimiz aylarda Moda, A+Live Ataşehir, Ferko Signature, 1071 Ankara ve şimdi de Beştepe gibi merkezi lokasyonlarımızı kullanıcılarımızın hizmetine açtık. Kısa süre sonra ise Anatolium Kartal, Now Bomonti’nin yanı sıra Ankara’da bir lokasyonumuz daha kapılarını açacak.

Açacağımız yeni lokasyonlarla pazar payımızı kısa sürede yüzde 30’a taşımayı hedefliyoruz. Farklı büyükşehirler için pazar araştırmamız sürüyor. 2024’te franchise modeli ile de talep toparlamaya başlayıp Türkiye’de yaygınlaşmayı hızlandıracağız. Orta vadede ise yeni hizmetlerle kullanıcılarımıza daha fazla değer üretmenin yanı sıra yurt dışında büyümeyi planlıyoruz.”

Apple, bir akıllı yüzük üzerinde çalışıyor! Geleceğin teknolojisi bu mu?

0

Teknoloji devi Apple, 2015’ten bu yana bu teknoloji için patent başvurusunda bulunuyor ve yakın zamanda patentini güncelledi. Bu, Apple’ın sadece konseptle oynamakla kalmayıp uygulamayı ciddi şekilde düşündüğünü gösteriyor.

Patentlere göre akıllı yüzük; bağlı cihazların kontrolünü sağlayabilecek, dokunmaya duyarlı bir panel ile tasarlandı. Apple, akıllı telefonlar, medya oynatıcılar, giyilebilir cihazlar, akıllı ev kontrol cihazları, kulaklıklar, kulakiçi kulaklıklar ve hatta artırılmış/karma gerçeklik cihazları dahil olmak üzere çok çeşitli cihazların kontrolünü açıklıyor. Bu, akıllı yüzüğün geniş bir uygulama alanına sahip olduğunu ve faydasını sadece giyilebilir bir aksesuarın ötesine taşıdığını gösteriyor.

Akıllı yüzüğün en ilginç özelliklerinden biri, yüzüğü parmak boyutunda bir tüpe dönüştürebilen genişletilebilir tasarımı. Bu, daha fazla sensör kullanmasına ve daha küçük, basit bir halkadan başka işlevleri yerine getirmesine olanak tanıyacak. Böyle bir tasarım, daha sezgisel ve kusursuz bir kullanıcı deneyimi sunarak, cihazlarımızla etkileşim şeklimizde potansiyel olarak devrim yaratabilir.

Ancak bu alanı araştıran tek teknoloji devi Apple değil. Samsung da, Samsung Galaxy Ring üzerinde. Bu, teknoloji devleri arasında akıllı yüzüklere olan ilginin arttığını ve gelecekte bu cihazları daha fazla görebileceğimizi gösteriyor.

Akıllı yüzüklerin potansiyeline rağmen şu ana kadar nispeten niş kalmayı sürdürdüler. Amazon, bu alanda faaliyet gösteren tek teknoloji devi oldu ve deneysel Echo Loop’u 2020’de iptal etti. Ancak Apple ve Samsung gibi şirketlerin devam eden ilgisi, gelecekte bu durumu potansiyel olarak değiştirebilir ve süper şarjlı akıllı yüzüklerin akınına yol açabilir.

Giyilebilir teknoloji gelişmeye devam ettikçe akıllı yüzüğün bu ortama nasıl uyduğunu ve cihazlarımızla etkileşim şeklimizi potansiyel olarak nasıl değiştirebileceğini görmek ilginç olacak. Apple’ın iPod, iPhone ve Apple Watch gibi pazarı yeniden tanımlayan yenilikçi ürünler yaratma geçmişi var. Akıllı yüzük Apple’ın bir sonraki büyük hamlesi olabilir mi?

Patentlerden birinin belirttiği gibi, “Dokunmaya duyarlı yüzeylerin bilgisayarlar ve diğer elektronik bilgi işlem cihazları için giriş cihazı olarak kullanımı son yıllarda önemli ölçüde arttı. 

Ancak geleneksel dokunmaya duyarlı yüzeylerin hantal veya kullanımının sakıncalı olduğu durumlar da olabilir. Örneğin kullanıcının elleri kirli veya ıslak olduğunda kullanıcı dokunmaya duyarlı yüzeye parmaklarıyla dokunmak istemeyebilir. 

Başka bir örnek olarak kullanıcı, elektronik cihazı cihaza bakmadan kontrol etmek isteyebilir ancak dokunmaya duyarlı yüzeyin uygun alanını tek başına hissederek bulmakta zorluk yaşayabilir. Buna göre elektronik cihazlar için geliştirilmiş giriş cihazlarına ihtiyaç var.

Akıllı yüzük, cihazlarımızı kontrol etmenin kullanışlı ve çok yönlü bir yolunu sunarak bu ihtiyaca cevap olabilir. Ancak patentlerin ürüne dönüşmesi gerekmediği için Apple’ın akıllı yüzüğünü ne zaman piyasaya süreceği veya piyasaya sürüp sürmeyeceği hala belirsiz. 

O zamana kadar sadece spekülasyon yapabiliriz ve Apple’ın bu yenilikçi cihazla herkesi şaşırtacağı umuluyor.

Türk Ay Misyonu’na Teknopark İstanbul İmzası

Teknopark İstanbul’da kurulmuş alanında A’dan Z’ye ürün ve proje geliştirebilen Türkiye’nin ilk ve tek nükleer endüstri firması olan IRADETS, Tübitak ile iş birliği protokolü imzaladı. İmzalanan protokol ile IRADETS ‘Türk Ay Misyonu’ için radyasyon detektörü üretecek. İşte detaylar…

Teknopark İstanbul’dan IRADETS, Türk Ay Misyonu için radyasyon detektörü üretecek!

Türkiye’nin derin teknoloji merkezi Teknopark İstanbul’da faaliyet gösteren IRADETS firması savunma sanayii, sağlık endüstrisi, malzeme bilimi, uzay ve havacılık sektörlerinde radyasyon etkileşimleri alanlarında ürün, proje ve hizmetler gerçekleştiriyor.

IRADETS, Tübitak Uzay ile imzaladığı protokol kapsamında, uzaya gönderilecek elektronik, elektromekanik cihazların, materyallerin ve yaşayan organizmaların yörüngedeki radyasyon ortamının etkilerinden korunması için geliştirdiği ürün ve projeleriyle yer alacak.

Dünyada radyasyon düzeyi atmosferin filtreleme özelliği sayesinde uzaya kıyasla oldukça düşüktür ancak uzayda gerçekleştirilen faaliyetlerde yüksek radyasyona maruz kalınmaktadır.

Bu yüksek radyasyon hem uzayda çalışan personel açısından hem de yörüngede faaliyet gösteren cihazlar açısından oldukça yüksek riskler barındırmaktadır. Bu nedenle radyasyon oranlarının tespiti ve olası etkilerine karşı önlem yöntemleri geliştirilmesi projelerin devamlılığı açısından son derece önemli bir konudur.

IRADETS tarafından geliştirilen cihazlar uzayda bulunan uydular üzerine uygulanabilecek ve radyasyon alarm sistemi olarak kullanılabilecek. Bu sayede hem yeryüzünde hem de uzayda bulunan yüksek teknolojili cihazların ve personelin güvenli çalışması mümkün olacak, uzay projelerinde yaşanabilecek tehlikelerin önüne geçilecek.

Uzay ve dünyada radyasyon ölçümü alanında 3 farklı noktada faaliyet gösteren IRADETS; uzay radyasyonuna karşı ESA/NASA standartlarına uygun testlerin yapılarak raporlanması, ürettiği radyasyon detektörleri ile personellerin kullanacağı elektronik dozimetreler ve radyasyon simülatörleri ile gerek uzayda gerek yeryüzünde organizmalar üzerindeki radyasyonun etkilerini simüle edecek uygulamalar ile Türkiye’nin bu alanda hizmet sunan tek firması konumunda.

Teknopark İstanbul Genel Müdürü Muhammet Fatih Özsoy, şunları söyledi:

“Derin teknoloji merkezimizde faaliyet gösteren tüm firma ve kuruluşlar ülkemizin yüz akı projelerinde yer almaya devam ediyor. Projelerin tüm aşamalarında yerlilik ve millilik oranının artmasından duyduğumuz memnuniyeti paylaşmak istiyorum. Son yıllarda uzay faaliyetleri tüm ülkelerin ve kuruluşların hedeflediği bir nokta, Türkiye olarak biz de aynı amaçla projeler geliştiriyoruz, bu projeler çok katmanlı süreçler. Tübitak ve IRADETS arasında imzalanan protokol son derece önemli, uzaya gerçekleştirilecek her hamlede radyasyon son derece kritik bir konu, alanında tek olan firmamızın derin teknoloji merkezimizde faaliyet gösteriyor olmasından ve bir Türk ekibin bu kabiliyete sahip olmasından ötürü gururluyuz. Teknopark İstanbul olarak küçük büyük tüm firmalarımıza sağladığımız desteklerin olumlu sonuçlarını almaya devam ediyoruz.”

Teknopark İstanbul ve Tübitak Ortak Projeleri;

  • KÜP-SAT Üzerinde Konumlandırılacak Geniş Enerji Aralığına Sahip Yenilikçi, Çok Amaçlı Parçacık Dedektör Sistemi
  • Madde Radyasyon Etkileşimi Simülatörü (MRADSIM)
  • IMRT, Brakiterapi ve Dış Alan Ölçümlerinde, Gerçek Zamanlı, Hassas, 3-D Doz Profili İçin İnovatif Radyasyon Dedektörleri Geliştirilmesi (GZH3DOZ)
  • Uzay Radyasyonuna Karşı Kalifikasyon Testleri Düzeneklerinin Gerçekleştirilmesi (URAT)

Teknopark İstanbul’da gerçekleştirilen projeler;

  • IRADCAM İnovatif Taşınır Tıbbi 3D Gama Kamera Sistemi 
  • MRADSIM, Uzay Radyasyonuna Dayanıklılık Analiz Sistemi Geliştirilmesi
  • IRADCAL, Tübitak Uzay için geliştirdiğimiz Türk Ay Projesinde kullanılacak olan Detektör Sistemi.

LinkedIn pazarlama gücünü artırıyor!

2

İş dünyasının önde gelen platformuu LinkedIn, etkileyici pazarlamada yeni bir çağa öncülük ediyor. Hem profesyonellerin bir araya gelerek bağlantılar kurmasını, bilgi paylaşmasını ve kariyerlerini geliştirmesini sağlayan bir araç olarak, hem de dijital dönüşümün hız kazandığı günümüzde kullanıcılarına sunduğu özellikler ve olanaklarla öne çıkıyor. Geniş çerçeveden baktığımızda da işletmelerin, LinkedIn İçerik Üreticileri aracılığıyla hedef kitlelerine organik ve güvenilir bir şekilde ulaşmanın avantajlarını keşfedeceği bir 2024 yılına giriş yapıyoruz.

İş dünyasının vazgeçilmez dijital platformu LinkedIn, profesyonellerin bir araya gelerek bağlantılar kurmasını, bilgi paylaşmasını ve kariyerlerini geliştirmesini sağlayan bir araç olarak önemini daha da pekiştiriyor. İş dünyasındaki dijital dönüşümün hız kazandığı günümüzde ayrıca, kullanıcılarına sunduğu özellikler ve olanaklarla öne çıkıyor.

Bu kapsamda 2 Aralık Cumartesi günü Workinton Levent 199’da Stradesco Dijital Ajans tarafından düzenlenen “Linkedin Influencerları ile Şirketini Güçlendir” zirvesi, pazarlama, insan kaynakları ve teknoloji alanında sektör profesyonellerini bir araya getirdi. Zirve, platformda etkin paylaşımlarıyla tanınan önemli konuşmacılar, etkileyici içerikler ve değerli sponsorların katılımıyla renkli ve bilgi dolu bir etkinlik haline geldi.

Ana oturumlar ve atölyelerle dolu bir program

Linkedin Influencerları ile Şirketini Güçlendir zirvesi, ana oturumlarında teknoloji, insan kaynakları ve pazarlama konularında uzman konuşmacıları ağırladı. Ayrıca, katılımcıların kişisel ve profesyonel gelişimine katkı sağlayan tadımlık atölyeler de büyük ilgi gördü.

Ayrıca hikâye anlatıcılığı, potansiyelini ateşle, dönüşüm yönetimi ve kariyer konularındaki atölyeler, katılımcılara farklı bakış açıları kazandırdı.

Muhteşem iş birlikleri ile dolu bir 2024

Zirve, sektörde tanınmış isimleri bir araya getirerek katılımcılarına benzersiz bir ağ oluşturma fırsatı sundu. Müthiş yorumlar, gülen yüzler ve kaliteli bir network ile zirve katılımcılar arasında olumlu bir etki bıraktı. Zirvenin başarılı geçmesinde emeği geçen herkese teşekkür eden Stradesco Dijital Ajans, önümüzdeki dönemde de kaliteli içerik ve iş birliklerine odaklanma sözü verdi.

Platform, iş dünyasının dijitalleşen ve globalleşen ortamında profesyonellerin ve şirketlerin başarıya ulaşmalarına katkı sağlamaya devam ediyor. Bu platform, sadece bireylerin kariyer gelişimi için değil, aynı zamanda şirketlerin rekabet avantajını elde etmeleri ve sürdürmeleri için vazgeçilmez bir araç olarak öne çıkıyor.

Tarım teknolojisi girişimine 350 bin dolar yatırım!

12 yıldır girişim ekosistemine öncülük eden 212’nin, erken aşama girişimlere yatırım yapma hedefi doğrultusunda Neo Portföy ve dünyanın en iyi hızlandırma programlarından biri olan Alchemist Accelerator ile hayata geçirdiği Simya VC, tarım teknolojisi geliştiren Agrotics’e (Agrotelligence INC) 350 bin dolar yatırım yaptı. İlk yatırımını 2023 yılı ilk yarısında Southampton P.Management Co.Ltd, New England Asset Management Ltd, Adrian Pickering ve Silikon Vadisi’nin tanınmış girişimci ve yatırımcılarından Naren Yananmadala’dan alan Agrotics, Simya VC’nin yeni yatırımıyla birlikte yatırım turunu kapattı.

Ürün geliştirmeye yönelik Ar-Ge çalışmalarını sürdürecek

Agrostics aldığı yatırımla, pazar erişimini genişletip büyümesini hızlandıracak ve ürün geliştirmeye yönelik Ar-Ge çalışmalarını sürdürecek. Toprak türü, iklim, yükseklik ve ürün çeşidi gibi birçok değişkenleri dikkate alarak benzersiz üretim için özel veri çözümleri sunan Agrotics, yatırımdan aldığı güçle üreticinin, gıda sektöründeki firmaların gerçek zamanlı uygulanabilir verilerle gıda ekosistemini yönetmelerine katkıda bulunmayı hedefliyor.

Simya VC Yönetici Ortağı Selma Bahçıvanoğlu
Simya VC Yönetici Ortağı Selma Bahçıvanoğlu

Simya VC Yönetici Ortağı Selma Bahçıvanoğlu konuyla ilgili şu açıklamada bulundu: “Simya VC olarak, hedefimiz global potansiyele sahip ve bu alanda desteğe ihtiyaç duyan girişimlere yatırım yapmak. Agrotics’in tarım teknolojilerini global bir vizyonla dönüştürme amacına destek olmaktan mutluyuz. Artan küresel nüfusa ve bu nüfusun ihtiyaçlarına kaliteli gıda sağlamak her geçen gün daha da önemli hale geliyor. Sürdürülebilir tarım için tarım teknolojileri önemli bir fayda sağlayacak. Tam da bu noktada Agrotics’in, tarımın geleceğine yön veren teknolojiler geliştireceğine ve somut katkılar sunacağına inanıyoruz. Simya VC olarak dönüştüren teknolojilere yatırım yapmaya devam edeceğiz.”

Tarım teknolojilerinde devrim yaratmayı hedefliyor

Agrotics Kurucusu ve CEO’su Mehmet Coka ise ilgili şunları söyledi: “Dünya nüfusunun yüzde 1’i, geri kalanını besliyor. Diğer yandan nüfusun arttığı, gezegenin kirlendiği, dünya genelinde kişi başına düşen tarım arazilerinin son 50 yılda 1.45 hektardan 0.63 hektar’a düştüğü gerçekleri de söz konusu. Geleceğe bakarken tarımın, iklim değişikliği nedeniyle değişen şartlara daha uyumlu olması gerekiyor. Tarımın geleceği aslında tamamen veri, yapay zekâ ve öğrenme ile ilgilidir. Biz de Agrotics olarak Kurucu Ortağımız Güven Akçoban ve ekibimiz ile dünyanın en anlaşılır ve erişilebilir tarım platformunu oluşturmayı hedefliyoruz.”

Agrotics Kurucusu ve CEO’su Mehmet Coka
Agrotics Kurucusu ve CEO’su Mehmet Coka

Agrotics’in kullanıcılarına özel çözümler sunarak kişiselleştirilmiş bir deneyim yaşattıklarını ifade eden Mehmet Coka sözlerine şöyle devam etti: “Bu yaklaşımla, tarım üreticilerine yaşam döngüsü boyunca potansiyellerini en iyi şekilde hayata geçirmelerine destek oluyoruz. Kısaca, ölçemezsen yönetemezsin. Geliştirdiğimiz teknolojiyle tarım operasyonlarınızı kolayca optimize etme imkânı sunuyoruz. Agrotics olarak aldığımız yatırımla tarım teknolojisini ileriye taşımak için çalışmalarımıza tüm hızıyla devam edeceğiz. Medeniyetimiz tarım ile başladı ve eğer devam edecekse tarım ile devam edecek.”

ABD’li Milletvekilleri Elon Musk için soruşturma çağrısında bulundu!

Ele geçirilen bir mektuba göre ABD Temsilciler Meclisi’nin dört üyesi bugün, Elon Musk tarafından Eylül ayında Kaliforniya’daki bir primat merkezinde 2018 ile 2020 yılları arasında yaptırılan deneylerin konusu olan 12 makak maymununun ölümüyle ilgili yanlış beyanlarda bulunduğunu iddia etti.

Yasa koyucular, Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) başkanı Gary Gensler’i, Musk’ın Neuralink’in testlerinin ölümcül yönlerini göz ardı ederek menkul kıymetler dolandırıcılığı yapıp yapmadığına ilişkin bir soruşturma başlatmaya çağırdılar; iddia ettiklerine göre bu, tasarlanmış bir SEC kuralının potansiyel ihlali.

Elon Musk, eylül ayında X’teki (eski adıyla Twitter) bir gönderide, “Neuralink implantı sonucu” hiçbir hayvan test deneğinin ölmediğini, şirketin “sağlıklı maymunlara yönelik riski en aza indirmeye” çalıştığını ve yalnızca “zaten ölüme yakın” olanları seçtiğini ekledi.

Milletvekilleri, eski Goldman Sachs yatırım bankacısı olan ve Wall Street şerifi olan Gensler’e “Bay Musk bu ifadenin yanlış olduğunu biliyor.” dedi.

Milletvekillerinin Musk’ın soruşturulmasını isteme çabalarına Oregon’dan ABD temsilcisi Earl Blumenauer öncülük ediyor. Çarşamba günü itibarıyla bu çabaya Barbara Lee, James McGovern ve Tony Cárdenas’ın da aralarında bulunduğu üç Demokrat daha katıldı.

Bu yıl yapılan bir araştırma, üzerinde deney yapılan birkaç makak maymununun ölümlerinden önce çok acı çektiğini ve bu acının, Neuralink’in ameliyatlarının ardından veri toplamasına yardımcı olmak için bazı durumlarda uzun sürdüğünü ortaya çıkardı; bu da, Elon Musk öncülüğündeki girişimler ve hayvan refahı hakkındaki iddialar konusunda ciddi şüphelere yol açtı.  

Elde edilen veteriner kayıtları, ölümlerin çoğunun doğrudan Kaliforniya Ulusal Primat Araştırma Merkezi çalışanlarının implant prosedürüyle bağlantılı cerrahi komplikasyonlardan kaynaklandığını gösteriyor.

Eski bir çalışan bu yıl Neuralink’in hayvan testi deneklerinin Musk’ın iddia ettiği gibi “ölümün eşiğinde” olamayacağını söyledi. Hayvanların rutin olarak prosedürden önce yıllarca eğitim gördüklerini söylediler. Bir deneydeki otopsi raporu, bir Neuralink cihazının implantasyon sırasında “kırıldığını” ve mantar enfeksiyonuna neden olduğunu söylüyor. Bir diğerinde ise, bir Neuralink implantı maymunun serebral korteksinin bir kısmını “odaksal açıdan parçalanmış” halde bıraktı.

Eski bir Neuralink çalışanı “Bunların terminal maymunları olduğu fikri saçma.” dedi. “Herhangi bir ameliyat yapılmadan önce bu maymunları yaklaşık bir yıl boyunca elimizde tuttuk.” 

Milletvekillerinin SEC’e yazdığı mektup, hayvanların ölümlerinin doğrudan Neuralink’in beyin-bilgisayar arayüzünün güvenliği ve pazarlanabilirliği ile ilgili olduğunu iddia ediyor. Şirketteki yatırımcılara doğru bilgilerin sağlanmasının kritik olduğunu söylüyorlar. SEC kayıtları, dışarıdan taraflarca kabul edilen minimum yatırımın 14.995 dolar olduğunu gösteriyor.

yapay zeka şirketi Neuralink

Ne Elon Musk ne de Neuralink bu hafta Musk’un iddialarıyla ilgili sorulara yanıt vermedi. Neuralink’in deneylerinin yürütüldüğü primat merkezinin gözetmeni olan California Üniversitesi Davis sözcüsü yorum yapmaktan kaçındı.

Değerinin yaklaşık 5 milyar dolar olduğu bildirilen Neuralink, bu yılki son finansman turunda yapılan başvurulara göre 280 milyon dolardan fazla para topladı. Yasa koyucular şöyle yazıyor: “Bu yatırımların ölçeği ve Bay Musk’un yatırımcıları yanıltma geçmişi göz önüne alındığında, SEC’in Bay Musk’un 10 Eylül 2023 tarihli gönderisinin [Kural 10b-5]’i ihlal edip etmediğini araştırması hayati önem taşıyor.

SEC’e menkul kıymet dolandırıcılığını düzenleme yetkisi veren kural, Yüksek Mahkeme tarafından 2014 gibi yakın bir tarihte ülkenin en büyük petrol hizmet şirketlerinden biri olan Halliburton’a karşı açılan bir davada onaylandı. Bir şirketin değeri ile faaliyetlerine ilişkin kamuya açık bilgilerin bütünlüğü arasında nedensel bir bağlantı olduğunu öngören ve “piyasadaki sahtekarlık” olarak bilinen bir teoriye dayanıyor.

Kongre Hayvanları Koruma Grubu’na eş başkanlık yapan Blumenauer, beyin-bilgisayar girişimini “hayvan refahı suiistimalleri iddialarıyla ilgili üzücü bir geçmişe” sahip olarak nitelendirdi.

Yaptığı açıklamada, “Musk’a karşı yapılanlar kadar vahim hayvan refahı ihlalleri iddialarıyla uğraşırken, onu sorumlu tutmak için daha fazla aciliyet gerekiyor.” dedi.

Elon Musk, daha önce yatırımcıları yanılttığı iddiasıyla soruşturmalarla karşı karşıya kalmıştı. 2018’de SEC, Tesla’nın özelleştirilmesine yönelik olası bir girişimle ilgili bir dizi yanlış tweet nedeniyle onu menkul kıymet dolandırıcılığıyla suçlamıştı. Anlaşmaya göre Elon Musk, üç yıllığına başkanlıktan çekilmek zorunda kaldı ve kişisel olarak 20 milyon dolar para cezasına çarptırılırken, Tesla da 20 milyon dolar daha para cezasına çarptırıldı. Anlaşmanın bir koşulu olarak Musk iddiaları ne kabul etti ne de reddetti.

İlgisiz bir davada SEC, geçen hafta bir federal yargıcı, Musk’ı Twitter’ı 44 milyar dolara satın almasıyla ilgili soruşturmanın bir parçası olarak ifade vermeye zorlamaya çağırdı.

Mayıs ayında ABD Gıda ve İlaç İdaresi, daha önce şirketin güvenlik endişeleri nedeniyle başvurusunu reddetmiş olan Neuralink’in insanlar üzerinde denemelere başlamasına onay verdi. Reuters, bu endişelerin büyük ölçüde Neuralink cihazına bağlanan elektrotların, deneğin beynine bağlandıktan sonra ayrılıp serbestçe hareket etme eğiliminde olup olmadığı etrafında yoğunlaştığını bildirdi.

Bu ayki bir raporda Bloomberg News, binlerce kişinin Elon Musk’ın bir zamanlar “kafatasınızdaki Fitbit” olarak tanımladığı bir cihaz olan Neuralink’ten bir implant almakla ilgilendiğini ifade ettiğini iddia etti. 

Prosedür, deneğin kafatasından madeni para büyüklüğünde bir parçanın çıkarılmasını ve özel bir robotun süper ince kabloları beynine örmesine izin verilmesini içerecek.

Ultra yüksek verimli, yeşil UPS

Legrand Türkiye Grubu markalarından İnform’un köklü ve yerli Ar-Ge merkezinde son teknolojiyi kullanarak geliştirdiği FORTE UPS, 3-Level Inverter ve Rectifier teknolojileri sayesinde ultra yüksek verim sunarak işletmelerin karbon ayak izini azaltıyor ve çevresel etkileri en aza indiriyor.

İş sürekliliğinin sağlanması herhangi bir kuruluşun başarısının önemli bir parçası ve kesintisiz enerji çözümleri çalışmaların sürdürülmesinde önemli bir rol oynuyor. Bu nedenle şirketinizi operasyonel ve şebeke tedarik kesintilerinden koruyan bir enerji stratejisi izlemek hayati önem taşıyor. Geliştirdiği ürünlerle Türkiye UPS sektöründe yeniliklere her zaman öncülük eden İnform, Türkiye’de üretilen FORTE UPS ile işletmeler için maksimum kesintisiz güç ve güvenlik sağlıyor.

FORTE UPS ultra yüksek verim sunuyor

FORTE UPS

Yüzde 96,5’e varan verimliliği ve 1 Güç Faktörü ile daha fazla güç sağlayan, kusursuz ve estetik tasarıma sahip FORTE UPS, kritik yükler için güvenilir, temiz ve kesintisiz enerji sağlıyor. Minimum alanda maksimum güç yoğunluğu ve dahili akü seçeneğiyle yer ve maliyet tasarrufu sağlayan FORTE, kullanım sürekliliği, rakipsiz işletim verimliliği, minimize edilmiş kurulum alanı ihtiyacı, en aza indirgenmiş elektrik altyapı maliyetleri (kablo, trafo, jeneratör), düşük soğutma giderleri sayesinde optimize edilmiş toplam sahip olma maliyeti ile hızlı yatırım getirisi sağlıyor. FORTE, yeni nesil 3-Level Inverter ve Rectifier teknolojileri sayesinde ultra yüksek verim sunarak işletmelerin karbon ayak izini küçültüyor ve böylece çevresel etkileri de en aza indiriyor. FORTE UPS en yeni teknolojilerle performans ve güvenliği artırırken enerji kalitesi sorunlarına karşı mükemmel koruma sunuyor. Kullanıcı dostu arayüzü ve dokunmatik ekranı sayesinde kullanımı ve kontrolü kolaylaştırıyor. Yüksek performansı estetik tasarım ile taçlandıran FORTE UPS, CE ve TSE sertifikalarına sahip olmasının yanı sıra kalitenin ve yeniliğin adı olan İnform’un üretim bandında en son teknoloji ile üretiliyor.

Kesintisiz ve temiz enerji ihtiyacında, Türkiye’nin ve dünyanın en büyük ve güvenilir çözüm ortağı olmayı ve bu alanda kaliteden ödün vermeden ilerlemeyi kendine ilke edinen İnform, Ar-Ge merkezinin hayata geçirdiği projelerinde enerji verimliliği yüksek, yönetilebilir çözümler sunuyor.

5G, küresel mobil veri trafiğini altı yıl içinde üçe katlayacak!

Ericsson, süregelen ekonomik zorluklara ve jeopolitik sorunlara rağmen 5G’deki büyümenin güçlü bir şekilde süreceğini tahmin ediyor. 2023’un sonuna kadar da dünya çapında mobil aboneliklerin yaklaşık beşte birinin 5G aboneliği olması bekleniyor. Ericsson bu istatistiklerin yer aldığı Ericsson Mobilite Raporu’nun Kasım 2023 sayısını yayımladı. 2023’ün sonunda yeni 5G aboneliği sayısı, 2022’ye kıyasla yüzde 63 artışla 610 milyon olacak. Böylece toplam abone sayısı 1,6 milyar seviyesine ulaşacak, bu da önceki tahmine kıyasla 100 milyonluk bir artışa işaret ediyor. 

Yayınlanan raporun 25’inci sayısındaki tahminler 2028 ve 2029 yılını kapsıyor. Raporun yeni sayısı; geliştirilmiş mobil geniş bant, sabit kablosuz erişim, oyun ve artırılmış gerçeklik ile sanal gerçeklik tabanlı hizmetleri inceliyor. Bu hizmetlerin 5G’ye erken geçişte en yaygın kullanım senaryoları arasında olması bekleniyor. Bu bilgi önceki raporlardaki rakamları destekliyor. 

Kuzey Amerika en yüksek 5G abone nüfusuna sahip olacak

Bölgesel olarak bakıldığında Kuzey Amerika’daki 5G abone sayısı artışı sürüyor. Bölgenin 2023 sonunda yüzde 61 ile küresel olarak en yüksek 5G abone nüfusuna sahip olması bekleniyor. Hindistan’da 2023 yılı boyunca 5G abonelik sayısı büyük bir artış gösterdi. 2023’ün sonunda, 5G’nin ticari kullanıma girmesinden 14 ay sonra, ülkedeki 5G nüfuzunun yüzde 11’i geçeceği tahmin ediliyor. 

2023 sonu ile 2029 arasındaki 6 yıllık süreçte, dünya çapındaki 5G aboneliklerinin yüzde 330’un üzerinde bir artışla 1,6 milyardan 5,3 milyara çıkması bekleniyor. 2023 sonunda dünya nüfusunun yüzde 45’inden fazlası, 2029 sonunda ise yüzde 85’inin 5G kapsama alanına gireceği öngörülüyor. 2029’un sonunda Kuzey Amerika ve Körfez İş Birliği Konseyi’nin yüzde 92 oranıyla en yüksek bölgesel 5G nüfuzuna sahip olacağı öngörülüyor. Bu bölgeleri ise yüzde 85 ile Batı Avrupa takip edecek.

Ericsson 5G

Konuyla ilgili yorum yapan Ericsson Başkan Yardımcısı ve Şebekeler Başkanı Fredrik Jejdling, şunları söyledi: “Bu yıl, global abone sayısında 600 milyondan fazla bir artış yaşandı. Her bölgede büyümenin devam ettiği göz önüne alındığında, yüksek performanslı bağlantılara olan talebin yoğun olduğu açıkça görülüyor. 5G’nin kullanımı yaygınlaşıyor. Bu doğrultuda hizmete giren bağımsız 5G şebeke sayısındaki artış da hem tüketicilere hem de işletmelere yeni ve daha yüksek bağlantı kapasitesi gerektiren uygulamalardan yararlanma fırsatı sunuyor.”

Akıllı telefon başına küresel ortalama veri kullanımı da artmaya devam ediyor. Toplam mobil veri trafiğinin 2023 sonu ile 2029 sonu arasında üç kat artacağı tahmin ediliyor. Bu artışın temel sebepleri ise cihazlardaki teknolojik gelişim, yoğun veri tüketen içeriklerin miktarındaki artış ve halihazırda hizmetteki şebekelerin performansında yapılan sürekli iyileştirmeler olarak gözlemleniyor. 

Ericsson Mobilite Raporu Genel Yayın Yönetmeni Peter Jonsson ise şu değerlendirmede bulundu: “Mobil şebeke veri tüketim oranındaki artış, tüketicilerin mobil geniş bant kullanan gelişmiş uygulamalara yönelik talebini gösteriyor. Dünya çapında daha fazla tüketici 5G’ye geçtiğinde ve yeni kullanım alanları ortaya çıktığında, bu talebin hız kazanması bekleniyor. Bu durumun, veri trafiğinde daha fazla büyümeyi sağlaması muhtemel. Veri trafiğinin çoğunluğu insanların genellikle vakitlerini geçirdikleri iç mekanlarda üretiliyor. 5G orta bant kapsama alanının hem iç hem dış mekanlarda artırılmasıyla sağlanacak kapsamlı bir 5G deneyimine yönelik talep giderek artıyor.”

Yüksek kapasiteyi iyi bir kapsama alanıyla birleştiren 5G orta bant, eksiksiz bir kullanım sunmak için en ideal çözüm olarak öne çıkıyor. 

Ericsson Mobilite Raporu’na buradan ulaşabilirsiniz. 

Elektrikli araç piyasasında neler oluyor?

Fisker, bu yıl yaklaşık 10.000 araç üretmeyi beklediğini söyledi. Karar, Fisker’in 2023 için üretim hedefini 13.000 ila 17.000 araca düşürmesinden bu yana bir aydan kısa bir süre içinde geldi.

Üretim tahmini, Fisker’in bir yıl önceki yükseliş tahmininin sadece dörtte biri kadar. Kasım 2022’de Fisker, ABD ve Avrupa’daki güçlü talep nedeniyle 2023 sonuna kadar 42.400 Ocean SUV üretmeyi planladığını söyledi. Bu iyimser tahmin Mayıs ayında 32.000-36.000 araca düşürüldü ve ardından Ağustos ayında tekrar 20.000-23.000 araca düşürüldü. 

İş güncellemesine göre, üretim kesintisi şirketin 300 milyon dolarlık işletme sermayesine erişmesine olanak tanıyacak ve şirkete “esneklik” sağlayacak.

Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO Henrik Fisker yaptığı açıklamada, “Ekiplerimiz bazı erken teslimat zorluklarının üstesinden gelmek için çok çalıştı ve şimdi 2023’ü kapatmaya hazırlanırken etkileyici bir hız belirliyor.” dedi. 

Orijinal tahminimize ulaşamamış olabiliriz ancak mevcut piyasa koşullarını ve EV satışlarıyla ilgili olumsuz duyguları hesaba katarsak, satışları ve teslimatları hızlandırmaya devam ederken oldukça iyi durumda olduğumuzu söyleyebilirim. Bu, işimizi hızlandırdığımızda önemli miktarda gelir sağlıyor. Bu yılın sonuna kadar herhangi bir Western EV girişiminin ilk teslimat yılında teslim ettiğinden daha fazla müşteri arabası teslim etmiş olacağımızı tahmin ediyorum. Şirket, mevcut pazarlarını büyütmeye ve Fisker Ocean’a yönelik satış ve hizmet tekliflerimizi geliştirmeye odaklanmaya devam ediyor.

Fisker, iş güncellemesinde ABD ve Avrupa’daki teslimatları iyileştirmek için yeni bir strateji başlattığını ve bunun erken lojistik engellerinin üstesinden gelmesine yardımcı olduğunu söyledi. Şirket bu zorlukların tam olarak ne olduğunu açıklamasa da, stratejinin teslimatları hızlandırmak için; daha fazla nakliye lojistiği şirketi eklemeyi, rezervasyon sahiplerine erişimi artırmayı ve perakende, teslimat ve hizmete ayrılmış daha fazla tesis açmayı içerdiği anlaşılıyor.

Şirket aynı zamanda ABD, Kanada ve Avrupa’da da bir kiralama programı başlattığını söyledi ancak bunun ne zaman gerçekleşebileceğine ilişkin ayrıntılara yer vermedi.

Fisker ayrıca işe alım konusunda da bilgi verdi; özellikle Dan Quirk’in finans ve muhasebeden sorumlu yeni başkan yardımcısı olmasıyla ilgili. İşe alma, Fisker’in iki baş muhasebe yetkilisini kısa süre içinde kaybetmesi ve üç aylık kazanç raporunun Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na sunulmasının ertelenmesi sonrasında gerçekleşti. 

İşe alınan diğer kişiler arasında finans ve kontrol operasyonlarından sorumlu başkan yardımcısı olarak Axel Buhr, Enerji Verimliliği entegrasyonu ve doğrulamadan sorumlu kıdemli başkan yardımcısı olarak Ram Iyer ve Fisker’in teslimatlara başlamak üzere olduğu Kanada’da ülke müdürü olarak Wolfgang Hoffmann yer alıyor.

Anında elektrikli şarj istasyonu kuruyorlar!

0

Türkiye’de elektrikli otomobil kullanımı giderek yaygınlaşıyor. Elektrikli araçlara olan talep; apartmanlarda, sitelerde, müstakil evlerde ve işyerlerinde elektrikli araç şarj istasyonlarına olan talebi de hızla artırdı. Ancak elektrikli araç kullanıcıları, şirketlerin günlerce hatta haftalarca süren şarj istasyonu kurulum hizmetlerinden muzdarip. 

Evjet, İstanbul’da yaşayan elektrikli araç kullanıcılarının evlerine ve iş yerlerine 1 günde elektrikli araç şarj istasyonu kurarak, yaşanan mağduriyeti ortadan kaldırıyor. Aynı zamanda elektrikli araç sürücülerine daha ucuza şarj imkânı sağlıyor.

Hızlı ve esnek kurulum

“Şarj istasyonu olmayan kalmasın!” mottosuyla hizmet veren Evjet, profesyonel ekipleriyle müşterilerinin istediği gün ve saatte hızlı ve esnek kurulum yapan tek firma olma özelliğiyle sektörde fark yaratıyor.

Evjet Genel Koordinatörü Volkan Demir, “Elektrikli araç kullanımı giderek artarken, elektrikli araç şarj istasyonları da önemli bir ihtiyaç haline geldi. Evjet olarak, pazarın ihtiyaçlarına; hızlı, pratik ve ulaşılabilir çözümler sunmak amacıyla var gücümüzle çalışıyoruz. Bu kapsamda İstanbul’da güçlü bir organizasyon kurmayı başardık. Şu anda İstanbul’da 1 günde araç şarj istasyonu kurulumu gerçekleştirebiliyoruz. Hatta çalışmalarımızı, müşterilerimizin talep ettikleri gün ve saatte gerçekleştiriyoruz. Bu hizmeti, Türkiye genelinde de 1 güne indirmek için çalışmalarımız devam ediyor. 

Evjet Genel Koordinatörü Volkan Demir
Evjet Genel Koordinatörü Volkan Demir

Kurulum hizmetini; alanında uzman, gerekli mesleki eğitimleri ve sertifikaları almış ustalarımız yapıyor. Satış sonrası hizmetler ve müşteri memnuniyeti birimimiz ise kullanıcıların taleplerine göre iyileştirmeler yapmamıza ve operasyon kalitemizin daha da artmasına katkı sağlıyor. Bu hizmeti, Türkiye’de ilk ve tek uygulayan firma olmanın haklı gururunu yaşıyoruz.

Elektrikli araç kullanıcıları, www.evjet.com adresinden ya da ‘Evjet iOS ve Anadroid mobil uygulaması’nı cep telefonlarına indirerek hem şarj ünitesi siparişi hem de araç şarj istasyonu kurulumu için hizmet talebi oluşturabiliyor”  dedi.