ChatGPT mobilde gelir rekoru kırdı!

Kısa süre önce güncel verilere de erişebildiği açıklanan ve yepyeni özelliklerle donatılan yapay zeka sohbet uygulaması ChatGPT mobilde hızla güçleniyor Firma mobil uygulama kısmında Eylül ayında hem kullanıcı sayısı hem de gelir rekoru kırdı: Dünya çapında iOS ve Android uygulamalarında 15,6 milyon indirme ve yaklaşık 4,6 milyon dolar brüt gelir. Bununla birlikte pazar istihbarat firması Appfigures’ın yeni verilerine göre, gelir artışı artık yavaşlamaya başladı. Geçtiğimiz birkaç ay boyunca gelir artışı %30’un üzerinde seyrederken (Temmuz’da %31 ve Ağustos’ta %39) Eylül ayı itibariyle bu oran %20’ye düştü.

Yavaşlayan gelir artışı ChatGPT’nin, premium hizmet abone sayısında doygunluğa yaklaştığı anlamına gelebilir. ChatGPT, aylık 19,99 dolara sunduğu premium abonelik modelinde kullanıcılara daha hızlı yanıt süreleri, yoğun zamanlarda öncelikli erişim ve yeni özelliklere ve iyileştirmelere erken erişim fırsatı sunuyor.  Mobil ChatGPT Haziran ayında 2,1 milyon dolar brüt gelir getirirken, bu rakam Temmuz ayında 2,74 milyon dolara, Ağustos ayında 3,81 milyon dolara ve Eylül ayında da rekor seviye olan 4,58 milyon dolara yükseldi.

Rekora rağmen ChatGPT gelirlerde lider değil

Ancak şaşırtıcı bir şekilde ChatGPT aslında sağladığı gelir açısından en büyük yapay zeka uygulaması değil. Appfigures‘ın verilerine göre Ask AI adlı bir rakip, ChatGPT mobilin kullanıma sunulduğu Mayıs ayında 6,48 milyon dolar olan gelirini Ağustos ayında 6,55 milyon dolara yükselterek yoğun reklam harcamaları sayesinde daha fazla kazanıyor. Eylül ayında bu rakam biraz düşerek 5,51 milyon dolara gerilese de bu rakam hala ChatGPT tarafından elde edilen gelirden daha büyük. Genie ve AI Chat Smith gibi diğer önemli rakiplerin ise Ask AI kadar büyümedikleri ve gelirlerinin nispeten düşük olduğu raporlanıyor.

Elbette Ask AI’nin reklam harcamaları göz önüne alındığında net gelir farklı bir hikaye olabilir. ChatGPT’ye gelince, Apple ve Google’ın uygulama içi satın alma gelirlerinden paylarını almasının ardından firma Eylül ayında yaklaşık 3,2 milyon dolar net gelir elde etti.

Appfigures’ın tahminlerine göre, ChatGPT gelir rekorunun yanı sıra Eylül ayında 15,6 milyon yükleme görerek toplam abone sayısını 52,2 milyona taşıdı. Söz konusu 15,6 milyon indirme rakamının 9 milyonu Google Play, diğer 6,6 milyonu ise App Store uygulama mağazalarından gelmiş. Bununla birlikte uygulama içi satın alma oranında App Store ezici bir üstünlüğe sahip. ABD, ChatGPT’nin gelirlerinin %60’ını oluşturan yapay zekalı sohbet robotu uygulaması için en büyük pazar konumunda.

Dağınık ağları korumak için yeni bir çözüm

0

P&S Intelligence tarafından sağlanan verilere göre, SD-WAN pazar büyüklüğü 2022 yılında 3 milyar 514 milyon dolarken 2023 yılında 30 milyar 907 milyon dolara ulaşması bekleniyor. Bu büyüme, artan bulut çözümleri, internet geniş bant bağlantılarına yönelik artan talep ve ağ çevikliği ve görünürlüğüne yönelik artan ihtiyaçtan kaynaklanıyor.

Kaspersky, bu talebi karşılamak için sorunlara karşı dayanıklı bir iş altyapısı oluşturmak ve coğrafi olarak dağıtılmış ağları güvence altına almak için tasarlanmış bir çözüm olan Kaspersky SD-WAN’ı piyasaya sürdü. Kaspersky’nin sunduğu bu çözüm, şube ofisleri olan şirketler, dağıtık konumlara sahip üretim şirketleri, uzak ev ofisler veya ATM’leri olan şirketler için eşit derecede kullanışlılık sunuyor.

Kaspersky SD-WAN, güvenilir bir dağıtılmış ağın üzerinde birleşik bir güvenlik platformu oluşturma yolunda önemli bir adıma karşılık geliyor. Kaspersky SD-WAN ile Secure Access Service Edge (SASE) de oluşturmak mümkün.

Müşteri tesisleri ekipmanı (CPE) desteği ve el değmeden hizmet

Kaspersky SD-WAN, farklı Müşteri Tesisleri Ekipmanı (CPE) türlerini destekliyor ve müşterilerin sanal cihazları çalıştırmak için kendi kaynaklarını veya Kaspersky SD-WAN Edge Service Router (KESR) serisinden önerilen modelleri kullanmalarına olanak tanıyor. Sunulan telekomünikasyon cihazı, şirkete tek bir kutu içinde çok çeşitli ağ işlevleri sağlıyor. 

Ayrıca CPE, Zero-Touch Provisioning (ZTP) ile ek yapılandırmalar olmaksızın yeni konumlara sorunsuz ve hızlı bir şekilde bağlanmayı sağlayarak yaygınlaştırma süresini dakikalara indiriyor.

Kaspersky SD-WAN, cihaz yazılımı yükseltmeleri, envanter toplama, yaşam döngüsü yönetimi ve sorun giderme gibi rutin işlemleri otomatikleştirerek tüm cihazların merkezi olarak yönetilmesini sağlıyor. Yapılandırmaları güncellerken veya değiştirirken olası hataların ortadan kaldırılmasına yardımcı oluyor ve ortalama geri yükleme süresini azaltıyor.

Kanal optimizasyonu ve bağlantı yönetimi

Kaspersky SD-WAN, dahili yük dengeleme sayesinde veri aktarımı için aynı anda kullanılabilen çeşitli kablosuz veya kablolu iletişim kanalları (MPLS, Ethernet, 4G, vb.) ile tüm şirket kaynaklarına erişim sağlayabiliyor. Dinamik trafik mühendisliği, dahili derin paket denetimi (DPI) ve gerçek zamanlı kalite kontrolü, trafiğin en uygun bağlantıya yönlendirilmesini sağlayarak işletme maliyetlerini azaltıyor.

Çözüm ayrıca dengesiz ağ bağlantılarında bile verimli uygulama performansı sağlayan İleri Hata Düzeltme ve Paket Çoğaltma gibi bağlantı yönetimi özellikleri sunuyor.

Ağ altyapınızı en iyi şekilde görmenizi sağlıyor

Cihazın birleştirilmiş web arayüzü tüm ağın yönetimine izin veriyor. Trafik filtreleme kuralları ve güvenlik politikaları oluşturuyor, hizmet seviyesi anlaşmalarını (SLA’lar) tanımlıyor. Grafik oluşturucu, ağ altyapısının görselleştirilmesine ve sürükle-bırak modunda yeni hizmetlerin entegre edilmesine olanak tanıyor.

Güvenlik hizmetleri ve analitik araçların hızlı entegrasyonu

Sanal Ağ İşlevleri (Virtual Network Functions – VNF) yöneticisi, hem Kaspersky hem de diğer üçüncü parti satıcıların güvenlik duvarları, güvenli web ağ geçitleri ve saldırı önleme sistemleri gibi trafik kontrol ve güvenlik araçlarının otomatik olarak dağıtılmasını sağlıyor.

Kaspersky Secure Access Service Edge İş Geliştirme Müdürü Maxim Kaminsky, şunları söylüyor: “Coğrafi olarak dağılmış işletmelerin güvenilir bir şekilde sürdürülmesi ve yeni ofislerin şirket ağına hızlı bir şekilde bağlanması ek maliyetler, buna karşılık gelen araçlar ve uzmanlık gerektiriyor. Bu talebi karşılamak için tutarlı güvenlik politikası ve zengin entegrasyon özellikleriyle hatalara karşı dayanıklı ve verimli kurumsal ağ oluşturan kapsamlı bir ürün sunuyoruz. Kaspersky SD-WAN, şirketlerin her yeni ofiste sıfırdan BT sistemi kurmadan dünya genelindeki kurumsal ağların tüm altyapısını yönetmesine olanak tanıyor.” 

Kaspersky SD-WAN hakkında daha fazla bilgi için web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Samsung yeni sensörler geliştiriyor!

0

Güney Koreli teknoloji devi Samsung, akıllı telefon kameralarında devrim niteliğinde bir adım atmaya hazırlanıyor. Samsung’un ISOCELL serisi altında geliştirdiği iki yeni sensör, gelecekteki amiral gemi akıllı telefonlarda boy gösterecek.

ISOCELL HW1 ve HW2 adını taşıyan bu yeni sensörler, yüksek çözünürlüklü fotoğrafçılık deneyimlerini daha da ileriye taşımayı hedefliyor. Her iki sensör de 432MP çözünürlüğe sahip, ancak küçük farklılıklarla birbirinden ayrılıyor. ISOCELL HW1 sensörü, 1/1.05 inç boyutunda ve piksel başına 0.56 mikron boyutunda piksellere sahipken, ISOCELL HW2 sensörü biraz daha büyük bir boyuta sahiptir, 1/1.07 inç, ve piksel başına 0.5 mikron piksel boyutuna sahiptir. Her iki sensör de 36 pikseli tek bir pikselde birleştirerek daha keskin ve yüksek kaliteli görüntüler oluşturabiliyor.

Samsung

Ancak bu yeni sensörlerin hangi Samsung akıllı telefonlarında kullanılacağı henüz resmi olarak duyurulmadı. Ancak en erken tahminlere göre, Galaxy S25 serisinde bu sensörlerin kullanılması bekleniyor.

Ayrıca, Galaxy Z Fold 7 için 200MP çözünürlüğünde ISOCELL HP5 sensörünün hazırlık aşamasında olduğu da gelen bilgiler arasında. Bu gelişmeler, Samsung’un akıllı telefon kameralarında daha yüksek çözünürlük ve görüntü kalitesi sunma konusundaki kararlılığını gösteriyor.

Samsung’un bu yeni sensörleriyle birlikte akıllı telefon kameralarında önemli bir sıçrama yaşanması ve kullanıcıların daha yüksek kalitede fotoğraf ve video çekebilmesi bekleniyor. Gelecekteki amiral gemi modellerinde bu teknolojilerin nasıl kullanılacağını görmek için heyecanla bekliyoruz.

Google’a reklam davası!

ABD Adalet Bakanlığı’nın yürüttüğü tekelcilik davasında, Google’ın reklam açık artırmalarını değiştirerek reklam fiyatlarını %15 artırdığı iddiası gündemde. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden ekonomi profesörü Michael Whinston, Google’ın 2017’de reklam açık artırma sistemi olan “Project Momiji”yi değiştirerek bu sonucu elde ettiğini iddia etti.

Reklam açık artırmaları, kazananın sadece ikinci sıradaki teklif sahibinden bir kuruş fazla ödemesini gerektiriyor. Ancak 2016’da Google, ikinci sıradaki teklif sahiplerinin genellikle kazananın teklifinin yüzde 80’i kadar teklif verdiğini fark etti. Bu durum, Google’ın reklam verenlerin rekabetini artırmak ve fiyatları yükseltmek amacıyla bir düzenleme yapmasına neden oldu. İkinci sıradaki teklif sahiplerine, daha rekabetçi teklifler sunabilmeleri için bir avantaj sağlandı.

Michael Whinston, Google’ın reklam açık artırmalarının kurallarını değiştirebilme yeteneğinin, şirketin çevrimiçi reklamcılık alanındaki tekelini gösterdiğini vurguluyor. Yani, Google reklam piyasasının nasıl işlediğini belirliyor ve bu durumun reklam verenler üzerinde büyük bir etkisi olduğu iddia ediliyor.

Adalet Bakanlığı ise Google’ın çevrimiçi arama alanındaki tekelini sürdürdüğünü ve bu tekelini korumak için web tarayıcılarına ve akıllı telefon üreticilerine büyük miktarlarda ödeme yaptığını iddia ediyor. Özellikle Apple, Samsung gibi büyük teknoloji şirketlerine Google’ın ödeme yaptığı ve karşılığında kendi arama motorunu varsayılan seçenek olarak sunmalarını istediği iddiaları dikkat çekiyor.

Google’ın reklam açık artırma sistemini değiştirmesiyle elde ettiği iddia edilen %15’lik fiyat artışı, şirketin reklamcılık gelirlerine milyarlarca dolar eklediği iddialarına yol açıyor. Bu nedenle, davada Google’ın rekabeti engellediği ve tekelini sürdürdüğü iddiaları daha fazla dikkat çekiyor ve mahkeme süreci yakından takip ediliyor.

Abonesepeti’ne 400.000 dolar yatırım!

0

2017 yılında ŞirketOrtağım Melek Yatırım Ağı’ından 1M$ Değerleme ile tohum öncesi yatırım alan Abonesepeti, 2021 yılı son çeyrekte Keiretsu Forum Melek Yatırım Ağı’ndan 2M$ Değerleme ile tohum yatırım almıştı. Şirket bugün, Goldmanstartups liderliğinde, Keiretsu Forum Türkiye ve ŞirketOrtağım Melek Yatırım Ağı’nın katılımı ile 400.000 Dolar yatırım aldığını duyurdu.

Kullanıcıların ilk hizmet başlangıcından abonelik iptal sürecine kadar tüm abonelikleri tek bir yerden planlayıp, izleyip, optimize ederek zamandan ve paradan tasarruf etmesini sağlayan Abonesepeti, halihazırda 250.000’den fazla üye tarafından kullanılıyor.

Kullanıcılar doğru abonelik başlatmak için karşılaştırma yapabiliryo, fatura ödemelerini gerçekleştirebiliyor, DASK, Kasko gibi ödemelerini yapabiliyor ve araç kiralama hizmeti alabiliyor. Kullanılmayan abonelikler ise yine Abonesepeti üzerinde kolay iptal servisini kullanarak iptal edilebiliyor.

Hedef 2024 içinde 2 milyon üzerinde kullanıcıya ulaşmak

Son 5 yılda abonelik ekonomisi %350 üzerinde büyüdü ve gelecek 2 yılda %100 daha büyüyerek 500 milyon dolar büyüklüğe ulaşması beklenmektedir. Abonesepeti, bugün mobil, internet, TV, güvenlik gibi 12 farklı kategoride 30’dan fazla marka ile eş zamanlı çalışıyor. 34 bin ile başladığı müşteri sayısı bugün 250 bin olan uygulama, 2024 yılı içinde uygulamaları ve banka anlaşmaları ile birlikte 2 milyonun üzerinde kullanıcı hedefliyor.

Abonesepeti kurucu ortağı Deniz Okumuş

Deniz Okumuş tarafından kurulan Abonesepeti ekibine 2017 yılında  Müjgan Aydın ve 2019 yılında ise Serkan Türkoğlu kurucu ortak olarak dahil oldu. Abonesepeti’nin kurucu ortağı Deniz Okumuş, “Yurtiçinde hizmet veren tek platform olduklarını belirterek, tüm aboneliklerini tek bir uygulamada başlatabilir, yönetebilir ve herhangi bir prosedüre gerek kalmadan kolayca sonlandırabilirsiniz. Böylelikle abonelik sürelerinizi, aylık ve yıllık abonelik giderlerinizi takip edebilir ve düzenli kontrol altında tutarak abonelik dağınıklığına son verebilirsiniz. Şu an IOS, Android, WebApp üzerinden hizmet sağlıyoruz. Bu ay itibariyle 12M+ İşbank İşcep kullanıcısı Abonesepeti’ni İşbank Mobil Bankacılık uygulaması içerisinde kullanmaya başlayacak” dedi. “2017 yılında ŞirketOrtağım Melek Yatırım Ağı’ından 1M$ Değerleme ile tohum öncesi yatırım aldık. 2021 yılı son çeyrekte ise Keiretsu Forum Melek Yatırım Ağı’ndan 2M$ Değerleme ile tohum yatırım alarak Abonesepeti’ini bir karşılaştırma platformundan bir abonelik yönetim uygulamasına pivot etmiştik.

Bugün Goldmanstartups liderliğinde, Keiretsu Forum Türkiye ve ŞirketOrtağım Melek Yatırım Ağı’nın katılımı ile 400.000 Dolar yatırım aldık. Özellikle GoldmanStartups’ın İngiltere’de bulunması ve Avrupa’da faaliyet göstermesi, Abonesepeti’nin Avrupa’da büyüyebilmesi için de destekleyici bir güç olacak. Bu yatırımla birlikte, kullanıcılarımıza daha iyi hizmet sunmak için odaklanacağımız konu, abonelik hizmet başlangıcından, iptal sürecine kadar tüm abonelik işlemlerinin dijitalde uçtan uca tamamlamalarını sağlamak olacaktır. Bu doğrultuda, abonelik hizmeti sunan bütün kurumlar ile eşzamanlı çalışacak sistemlerimizi kusursuz bir hale getireceğiz.

Visainnovationprogram’a dahil olduk ve yakın gelecekte Abonesepeti Cüzdanı canlıya almış olacağız. Böylelikle Abonesepeti sadece aboneliklerimizi değil, abonelik bütçelerinizi de yöneteceğiniz bir fintech app’e dönüşecektir. Gelecekte pazar büyüklüğü 1Trilyon$’ın üzerinde olan Fintech pazarında global bir oyuncu olmayı hedeflemekteyiz.”

Tesla sahipleri, iPhone 15’i anahtar olarak kullanıyor!

İlk iPhone’u 2007’de piyasaya sürdüğünden beri tüm iPhone modellerinde bulunan sessizleştirme anahtarının yerine, yeni iPhone 15 artık kullanıcının seçimine göre kısayol yapabilen bir “eylem düğmesi” içeriyor.

Bu düğme, kamera uygulamasını açmak, sesli not başlatmak veya el fenerinizi açmak veya kapatmak gibi işler için kullanılabilirken, Tesla sahipleri bunu bir anahtarlık olarak kullanıyorlar. Tek bir düğmeye basarak Tesla’nızı kilitleyebilir, bagajı açabilir, pencereleri açabilir veya hatta telefonunuzu çıkarmadan veya ekranınızı açmadan AC’yi çalıştırabilirsiniz.Tesla’lar fiziksel bir anahtarlıkla gelmiyor ve genellikle bir uygulama aracılığıyla kontrol ediliyor veya bir anahtar kartı ile kilidi açılıyor

Tesla sahipleri iPhone 15

Apple kullanıcıları zaten iPhone’larındaki arabalarını kontrol etmek için çeşitli eylemler için özel kısayollar oluşturma seçeneğine sahip, bunlar iPhone’larında bir widget veya ana ekran simgesi olarak mevcuttu. Ancak iPhone 15 Pro’daki yeni eylem düğmesi, sahiplerin bu kısayollarından birini daha pratik bir şekilde ve daha dokunsal bir şekilde tetiklemelerine olanak tanır. Artık iPhone’larını uyandırmadan veya ana ekranı gezinmeden endişelenmeden kullanabilirler.

İnsanlar, iPhone’larının eylem düğmesine atadıkları farklı Tesla özgü kısayolları vurgulayan TikTok ve YouTube Shorts videoları yayınlamaya başladılar. Seçmek için birçok seçenek var. Düğme, Tesla’nızı açmak, AC’yi çalıştırmak, ısıtmalı koltukları ve direksiyon simidini açmak, aracın gözetim modunu etkinleştirmek, pencereleri açmak ve şarjı başlatıp durdurmak, Tesla’nın ön kaputunu veya bagajını açmak veya kapatmak (ancak her ikisini birden değil) ve ayrıca bu işlemlerin herhangi bir kombinasyonunu yapabilir.

Bu ayarı yapmak için kullanıcılar, iPhone’larının ayarlarına gidip “Eylem Düğmesi”ne giderek “Kısayollar”ı seçebilir ve istedikleri eylemi veya eylemleri gerçekleştiren Tesla kısayolunu seçebilirler.

Küresel bilgisayar satışları bir kez daha azaldı

Küresel bilgisayar satışları, teknoloji sektöründe bir başka zorlu dönemi işaret ederek bir kez daha geriledi. Dünya genelindeki bilgisayar üreticileri için sıkıntılı bir dönemi temsil eden bu azalma, bilgisayar endüstrisini etkileyen çeşitli faktörlerin bir sonucu olarak ortaya çıktı.

Yakın zamanda yayınlanan verilere göre, 2023’ün üçüncü çeyreğinde küresel bilgisayar sevkiyatları, önceki yıla göre %5’lik bir düşüşle 67 milyon birim olarak kaydedildi. Bu, üçüncü çeyrekte art arda ikinci bir düşüş bu nedenle bilgisayar üreticileri için zorlu bir rekabet ortamı oluşuyor.

Küresel bilgisayar

Pandeminin başlangıcından bu yana bilgisayar talebindeki artış, evden çalışma ve uzaktan eğitim gibi faktörler nedeniyle bilgisayar pazarını canlandırmıştı. Ancak, yarıiletken kıtlıkları, lojistik sorunlar ve artan bileşen maliyetleri gibi zorluklar, üreticilerin karşılaştığı başlıca sorunlar arasında yer alıyor.

Bilgisayar üreticileri, yarıiletkenlerin ve diğer bileşenlerin tedarikini güvence altına almakta zorlanıyorlar ve bu da ürünlerin fiyatlarının artmasına ve talebin azalmasına yol açıyor. Ayrıca, lojistik sorunlar ve nakliye gecikmeleri de sevkiyatları etkileyerek bilgisayar üreticilerini zorluyor.

Tüm bu zorluklar, bilgisayar endüstrisinin karşı karşıya olduğu büyük bir belirsizlik yaratıyor ve üreticileri daha rekabetçi fiyatlar ve daha iyi ürünler sunma konusunda zorluyor. Ancak, bu zorluğun aynı zamanda inovasyon ve verimlilik artışı için yeni fırsatlar da sunabileceği belirtiliyor.

Sonuç olarak, küresel bilgisayar sevkiyatlarının bir kez daha düşmesi, teknoloji sektöründe karşılaşılan zorlukları yansıtıyor ve bilgisayar üreticilerinin bu zorluklara nasıl cevap verecekleri merakla bekleniyor.

Yapay zekalı askeri araçlar geliyor!

Alman savunma şirketi Rheinmetall, bu yılki AUSA (Association of the United States Army) Yıllık Toplantısı ve Fuarı 2023’te, askeri araçların otonom yeteneklerini büyük ölçüde artırabilecek bir teknoloji olan PATH Otonom Kitini (A-Kit) tanıttı. Bu yenilikçi teknoloji, savunma endüstrisindeki dönüşümün önemli bir örneği

PATH A-Kit, geleneksel askeri araçları, yeni nesil otonom taşıtlara dönüştürmeyi amaçlıyor. Özellikle modern askeri operasyonlarda otonom teknolojilerin giderek daha fazla önem kazandığı bir dönemde, Rheinmetall’in bu girişimi büyük ilgi çekiyor.

Rheinmetall yapay zeka

Bu teknoloji, bir dizi gelişmiş sensör, algoritma ve gerçek zamanlı veri analizi ile donatılmıştır, böylece araç platformlarının farklı çalışma ortamlarında güvenilir bir şekilde otonom olarak hareket etmesini sağlar. PATH A-Kit, mevcut araçlara veya en son teknolojiye sahip platformlara kolayca entegre edilebilen bir yapıya sahip.

PATH A-Kit’in yazılımı, bir Güvenli Tablet üzerine kurulu kablosuz teknolojiyi içerir. Bu komuta merkezi, PATH A-Kit ile donatılmış herhangi bir aracın uzaktan kontrolünü mümkün kılar. Ayrıca, askeri görevler için çeşitli görev modülleri üzerinde kontrol sağlama yeteneği sunuyor.

Rheinmetall, 2023 yılının ilk yarısında araç siparişlerinde büyük bir artış göstermiş ve bu, şirketin savunma endüstrisindeki lider konumunu pekiştirdiğini gösteriyor. PATH A-Kit, askeri araçların yeteneklerini önemli ölçüde artırabilir ve güvenlik güçlerine daha etkili bir şekilde hizmet etme potansiyeli taşıyor.

Rheinmetall’in bu otonom teknolojiyi tanıtması, savunma endüstrisindeki dönüşümü hızlandırmaya yönelik bir adım olarak değerlendirilmektedir. Gelecekteki askeri operasyonlarda otonominin giderek daha fazla öne çıkmasıyla, PATH A-Kit gibi teknolojilerin önemi artmaya devam ediyor..

Sıfırdan başarı hikayeleri

Girişimcilik riskli ama potansiyel olarak ödüllendirici bir çaba diyebiliriz. Harvard Business School Profesörü William Sahlman Entrepreneurship Essentials’da “Her Amazon.com veya Uber için çok az kişinin hatırlayabildiği çok sayıda şirket var” diyor.

Peki başarılı girişimleri başarısız olanlardan ayıran şey ne? Sahlman, bunun nedeni keşfedip yol boyunca doğru hamleleri yapmış olması diyor.

Girişimciliği araştırıyorsanız veya bir girişim başlatmanın ilk aşamalarındaysanız, yaygın tuzaklardan kaçınmanız gerekiyor. Hangi kararların bir şirketin hayatta kalmasını etkilediğini keşfetmek için başkalarından bir şeyler öğrenmek önemli.

Sıfırdan başarı hikayeleri için örnekler

Adidas’tan Adi Dassler

Günümüzün en büyük markalarından bazıları mütevazi başlangıçlarla yola çıktı. Hiç kimse bunu Adidas’ın kurucusu Adolf “Adi” Dassler kadar iyi somutlaştıramadı.

Dassler’in ayakkabıcılık kariyeri, Almanya’nın Bavyera kentinde küçük bir kasabada annesinin tuvaletinde başladı. Dassler orada ayakkabı tasarlamaya ve geliştirmeye başladı. Sporcular için mümkün olan en iyi spor ayakkabıyı yapmak istediğine karar verdi.

Çok sayıda ayakkabı üreticisi olmasına rağmen Dassler, sporculardan bir ayakkabıda ne aradıkları hakkında geri bildirim topladı. Bu geri bildirim, Dassler’in müşterileri tarafından oldukça değer verilen bir spor ayakkabısı üretmesine olanak tanıdı. 1949 yılında 49 yaşındayken “Adi Dassler Adidas Sportschuhfabrik”i tescil ettirerek ona meşruiyet kazandırdı. Aynı yıl Adidas’ın yakında imzası haline gelecek üç şeritli ilk ayakkabı tescil edildi.

Whitney Wolfe Bumble Sürüsü

2014 yılında Tinder’dan ayrıldıktan sonra Whitney Wolfe Herd, kadınlar için güçlendirici bir flört deneyimi yaratmak için ilham aldı.  Wolfe Herd, flört uygulaması Badoo’nun kurucu ortağı Andrey Andreev ve eski Tinder çalışanları Chris Gulzcynski ve Sarah Mick ile birlikte çalıştı. Böylelikle kadınların heteroseksüel eşleşmelerde ilk hamleyi yapmasını gerektiren bir flört uygulaması tasarladı.

Marka büyük ölçüde üniversite kampüslerinde yükselişe geçti ve uygulama ilk ayında 100.000 indirme sayısına ulaştı.

Canva bunu başardı

Canva’dan Melanie Perkins

2007 yılında Melanie Perkins, Avustralya’nın Perth kentinde okurken yarı zamanlı bir işte çalışıyordu. Öğrencilere masaüstü tasarım yazılımının nasıl kullanılacağını öğretiyordu. Yazılımın pahalı ve karmaşık olması Perkins’in şu soruyu sormasına neden oldu: “Bunun daha basit ve daha ucuz olmasının bir yolu var mı?”

Perkins’in uygun fiyatlı, basit, çevrimiçi bir tasarım aracı oluşturma hedefi başlangıçta 100’den fazla yatırımcı tarafından reddedildi. Ancak Canva ilk yatırımını ancak sunum sürecinin üçüncü yılında aldı.

Perkins, bu yatırımı satış konuşması stratejisindeki değişime borçlu: Canva’nın çözmeyi amaçladığı ilişkilendirilebilir sorunla liderlik etmeye başladı. Bugün 190 ülkede 60 milyon müşteri Canva’yı tasarım oluşturmak için kullanıyor.

Neil Blumenthal, Dave Gilboa, Andy Hunt ve Warby Parker’dan Jeff Raider

Girişimciliğin Temelleri’nde bahsedilen bir örnek, yenilikçi çevrimiçi gözlük şirketi Warby Parker. 2008 yılında Wharton MBA öğrencisi Blumenthal reçeteli gözlüğünü kaybetti. Çok pahalı oldukları için yeni bir çift satın almak konusunda isteksizdi. Ayrıca bir gözlük mağazasını ziyaret etmek de istemiyordu.

Fikir gece yarısı aklına geldi ve hemen üç arkadaşına (Gilboa, Hunt ve Raider) e-posta gönderdi. Neden reçeteli gözlükleri uygun fiyata satmak için çevrimiçi bir şirket kurmuyorsunuz?

Çalışmaya başladılar ve Warby Parker hayata geçti. Warby Parker’ı o zamanki gözlük pazarından ayıran birkaç şey vardı. Çevrimiçi model ve uygun fiyat ön plana çıktı.

E-ticaret karlı mı?

Pandeminin başlangıcından bu yana çevrimiçi alışverişin popülaritesi arttı. E-ticaret, ürünlerinizin doğrudan kapınıza gönderilmesinin rahatlığının yanı sıra erişilebilirliğe de yardımcı oluyor. Uzak bir bölgede yaşayan bir alıcıdan, mağazaya gidemeyen birine kadar hizmet sağlıyor. E-ticaret, ürün ve hizmetlere daha iyi erişim yoluyla insanlara daha iyi bir müşteri deneyimi sunuyor.

E-ticaret aynı zamanda alıcılara, mağaza içi satın alımlarda elde edebileceklerinden daha fazla seçenek sağlıyor. Geleneksel bir perakende mağazasında bulunmayan bilgilere erişim imkanı sunuyor. Önceki müşterilerin bıraktığı incelemeler ve geri bildirimler marka güvenilirliğini artırıyor. Çevrimiçi alıcıların daha iyi satın alma kararları almasına yardımcı oluyor. Peki e-ticaret karlı mı?

Çevrimiçi satış yapmak aynı zamanda daha uygun maliyetli bir iş model. Daha az somut kaynak gerektirir ve küçük işletmelere fiziksel bir mağazadan daha geniş bir erişim olanağı sağlıyor. Kısacası çevrimiçi alışveriş, geleneksel perakendeye kıyasla zamandan, paradan ve emekten tasarruf sağlıyor.

Ne tür ürünler e-ticaret yoluyla iyi satılıyor? E-ticaret karlı mı?

Yemek teslimi

Dünya yoğunlaştıkça insanlar yemeklerin kapılarına teslim edilmesini arzuluyor. The Business Research Company’nin 2023 tarihli bir çalışması sektör büyüklüğünü gösteriyor. Dünya çapındaki çevrimiçi yemek dağıtım pazarının yıl sonuna kadar 143 milyar dolara ulaşacağını öngörmesi şaşırtıcı değil.

Moda

Giyim veya mücevher gibi moda ürünleri, e-ticaret alanında her zaman yüksek talep görüyor. Ulusal Perakende Federasyonu’nun 2022 tarihli bir araştırması sektör istatistiklerini gösteriyor. Bu yaş gruplarındaki müşterilerin yüzde 64’ünün internetten veya hem internetten hem de mağazadan alışveriş yapmayı tercih ettiğini gösteriyor.

Doğal ürünler

Doğal ve organik ürünlere olan talep artıyor. Örnek olarak organik cilt bakımı pazarını ele alalım. 2022 İşletme Araştırma Şirketi raporu, küresel pazarın yıl için yüzde 9,9’luk büyüme oranıyla 9.78 milyar dolara ulaşacak.

Yaratıcı veya teknik hizmetler

ABD’de serbest çalışanların sayısı artıyor. 2022 tarihli bir McKinsey raporu, ABD işgücünün yüzde 36’sının serbest çalışanlar ve geçici pozisyonlar da dahil olmak üzere bağımsız işçilerden oluştuğunu ortaya çıkardı. Bu oran 2017’deki yüzde 27’den fazla.

18 yaşına girenlere tavsiyeler

0

18 yaşına girenlere tavsiyeler pek çok kişi, yayın, program tarafından veriliyor. Ancak bu tavsiyelerin birçoğuna kulak asmamalı. Doğru bir çizgide yürümeniz için 18 yaşına girenlere tavsiyeler konusunda kısa bir özet hazırladık.

18 yaşına girenlere tavsiyeler için örnekler

Kendi çizginizde oynayın.

Çizgilerinizi veya değerlerinizi belirleyin ve onları aşmayın. Sizi bir seçim yapmaya zorlayan bir durumla karşı karşıya kalana kadar değerlerinizi anlamak zor olabilir. Ancak bu seçimlerin geleceğini bilin ve onlara elinizden gelenin en iyisini yapın.

Kendinize, sizinle çıkıp çıkmayacağını sorun.

En iyi görünen kişi olmanıza, çok paraya ya da en yeni aletlere sahip olmanıza gerek yok. Ancak dinç olun. Vücudunuzu, zihninizi, görgü kurallarınızı ve odanızı düzenli tutun.

Yalnızca kendinizle yarışın.

En havalı tatile, işe, partnere veya telefona sahip olmak için sosyal medya aracılığıyla tuhaf yarışmalara girmeyin. Ancak her gün daha iyi olmak için kendinize meydan okuyun. Hedefler belirleyin ve rutinleri kullanın: Çoğu erkek, yapı sayesinde en iyi şekilde çalışıyor ve daha az kaygılanıyor. Kadınlar da öyle.

Sıkıcı olmayın.

Yani, kendiniz hakkında durmadan konuşmayın. Tüm ağır sözlü yükü başkalarının yapmasına izin veren “güçlü, sessiz” kişi olun. Böylelikle her türden insana gerçek sorular sorun, her türlü şeyi yapın…

İhtiyacınızdan daha azını kabul etmeyin

Sizi gerçekten neyin mutlu ettiğini bulun ve daha azına razı olmamayı öğrenin. Kendinizi başkalarının çıkarlarının önüne koyun. Kendiniz dışında herkesi memnun etmeye çalışırsanız, özellikle konu flört olduğunda hayal kırıklığına uğrarsınız.

Başarmak istediğiniz şeylerin bir listesini oluşturun. Bunu gerçekleştirmek için çalışın.

Birçoğumuz hayal kurarız ancak söz konusu hayallerin peşinden gelecek için koşuyoruz. Büyük hayaller kurun ve onları gerçeğe dönüştürmenin yollarını bulun. Yaşam listenizdeki bir şeyi her tamamladığınızda, onu çizin ve yeni bir hedef ekleyin. Böylelikle bu sizi devam ettirecek ve büyümenize yardımcı olacak.

Başarısız olmaktan korkmayın; denememekten korkun.

Başarısız olmanız kaçınılmaz. Hedeflere ulaşmak hiçbir zaman kolay değil. Çünkü öyle olması gerekmemekte. Hedefleriniz üzerinde çalışmaya devam edin ve başarısızlıklarınızdan ders alın. Pes etmeyin.

Anne babanızı dinleyin ve onlarla vakit geçirin.

Evet, yetişkinlik, ebeveynlerinizden kurtulmak anlamına geliyor. Ancak onlar sonsuza kadar yanınızda olmayacaklar. By yüzden onları hafife almayın. Sizin için yaptıkları her şeyi takdir etmeyi öğrenin. Onları dinleyin çünkü onlar sizden çok daha fazla hayat deneyimi yaşadılar.

CEO ve Genel Müdür farkı

0

Genel müdür, organizasyonun bir bölümü aracılığıyla tüm çalışan birimini yöneten bir şirketin liderlik ekibinin bir üyesi şeklinde çalışıyor. Her şirkette genel müdür çalıştırılmıyor. Bu rol en çok, faaliyetleri bir bölgeye, ülkeye veya dünyaya yayılmış olan büyük şirketlerde yaygın. Genel müdürler, çalıştıkları sektöre ve çalıştıkları birim veya ofisin özel ihtiyaçlarına bağlı olarak çeşitli görevler yerine getiriyor.

CEO veya İcra Kurulu Başkanı , bir şirketin en üst düzey çalışanı diyebiliriz. Bazı CEO’lar işletmelerinin asıl kurucuları olurken, diğerleri bu göreve terfi eder veya başka şirketlerden işe alınıyor. CEO’nun işinin özellikleri genellikle denetledikleri organizasyonun büyüklüğüne ve çalıştıkları sektöre bağlı. Ancak genel olarak konuşursak çoğu CEO, üst düzey organizasyonel gözetim ve geleceğe yönelik planlamayla meşgul oluyor.

CEO ve Genel Müdür farkı için örnekler

Genel müdürler ve CEO’lar, şirketlerine ve çalışanlarına yönetim desteği ve genel gözetim sağlıyor. Bu roller birkaç önemli açıdan önemli ölçüde farklılık gösteriyor.

Çoğu durumda genel müdürler daha genç ve CEO’lardan daha az deneyime sahip oluyor. CEO bir kuruluştaki en üst düzey kişi diyebiliriz. Bu pozisyonda çalışmaya başlamadan önce genellikle genel müdür rolünde önemli bir iş deneyimine sahip.

Genel müdürler ile CEO’lar arasındaki en büyük farklardan biri maaşlar. Çoğu kuruluş için CEO’lar, genel müdürlerden daha geniş bir yelpazede üst düzey iş görevlerine sahip. Bu nedenle, yüksek eğitimleri ve daha kapsamlı iş deneyimleri nedeniyle CEO’lar genellikle genel müdürlerden çok daha yüksek ücret alıyor.

Genel müdürler birimde, ofiste veya mağazada seçilmiş bir grup çalışanın yönetiminden sorumlu oluyor. Bazı uzun vadeli strateji sorumluluklarıyla birlikte günlük planlama ve denetimi yapıyor. CEO’lar genel müdürler de dahil olmak üzere tüm organizasyonu denetliyor. Kuruluştaki herkese ihtiyaç duyulduğunda üst düzey ve uzun vadeli destek ve gözetim sağlıyor. Bazı günlük planlama veya denetimlerle meşgul olabiliyor. Ancak çoğunlukla uzun vadeli kurumsal büyüme ve gelişmeyi hedefliyor. Bu şekilde CEO ve Genel Müdür farkı konusuna kısa bir özet geçmiş olduk.

Biyoteknoloji şirketleri sektöre damga vuruyor

0

Biyoteknoloji endüstrisi, hastalıkların ve tıbbi durumların tedavisine yönelik ilaçlar ve ilgili ürünler geliştirmeye çalışıyor. Biyoteknoloji endüstrisi, tıbbi cihazlar ve teşhisler, biyoyakıtlar, biyomateryaller, kirlilik kontrollerini içeriyor.

Sektörün en büyük firmaları arasında Novo Nordisk ve Moderna gibi ilaç firmaları yer alıyor. Bu şirketler genellikle tıbbi kullanıma yönelik yeni ilaç bileşikleri oluşturmaya ve test etmeye odaklanıyor. Ürünleri için uzun deneme ve onay süreçlerinden geçmek zorunda kalıyor.

Biyoteknoloji şirketlerinin karşılaştığı pek çok zorluğa rağmen, bazı şirketler listenin en üstüne çıktı. Bu liste, doğrudan veya ADR’ler aracılığıyla ABD veya Kanada’da halka açık şirketlerle sınırlı. Ayrıca bazı yabancı şirketler altı ayda bir rapor verebiliyor ve daha uzun gecikme süreleri olabiliyor.

En büyük biyoteknoloji şirketleri

Novo Nordisk A/S (NVO)

Merkezi Danimarka’da bulunan, yedi ülkede üretim tesisleri ve 16 ülkede bağlı kuruluşları veya ofisleri bulunan çok uluslu bir biyoteknoloji şirketi. Şirketin öncelikli odak noktası diyabet bakımı, hemofili bakımı, büyüme hormonu tedavisi ve hormon replasman tedavisi var.

Moderna Inc. (MRNA)

Moderna’nın merkezi Cambridge, MA’dadır. 2010 yılında şirketleşerek listedeki en genç biyoteknoloji firmalarından biri haline geldi. Ayrıca şirket, yaşamı sürdüren proteinleri oluşturan tek iplikli bir molekül olan haberci ribonükleik asitlere (mRNA) dayalı ilaçlar geliştiriyor.

BioNTech SE (BNTX)

BioNTech’in merkezi Mainz, Almanya’da yer alıyor. 2008 yılında, kanser tedavilerini bireysel hastalara uyarlamak isteyen karı koca bir ekip olan Uğur Şahin ve Özlem Turci kurdu.

Regeneron İlaç A.Ş. (REGN)

Regeneron, göz hastalığı, kanser, kardiyovasküler hastalıklar, alerjik ve inflamatuar sorunlar ve bulaşıcı hastalıkları olan hastalar için ilaç tedavileri geliştiriyor. Böylelikle şirket, Regeneron Genetik Merkezi aracılığıyla dünya çapındaki en büyük gen dizileme operasyonlarından birini yürütmeyi hedefliyor.

Vertex İlaç A.Ş. (VRTX)

Vertex, kanser, kistik fibroz, otoimmün hastalıklar, nörolojik bozukluklar ve diğerleri için ilaç tedavileri oluşturuyor.

Pharmaceuticals PLC (JAZZ)

Şirket narkolepsi, psikiyatri, ağrı yönetimi ve onkoloji ile ilgili sorunlara yönelik tasarlanmış ilaç ürünleri geliştiriyor.

Incyte Corp. (INCY)

Incyte, ilaç tedavilerini keşfetmekten, geliştirmekten ve pazarlamaktan sorumlu bir biyofarmasötik şirketi. Ayrıca şirket en çok miyelofibrozis tedavisi olan Jakafi ilacıyla tanınıyor.

SpaceX’te kadın mühendislere ayrımcılık davası!

Elon Musk’ın şirketlerinde ırkçılık ve ayrımcılık davaları bitmek bilmiyor. Tesla aleyhine geçen hafta açılan davanın ardından bu kez de SpaceX, şirketin kadın ve azınlık çalışanlarına Kaliforniya’nın Eşit Ücret Yasasını ihlal ederek beyaz erkek meslektaşlarından daha az ücret ödediğini iddia eden ve eski bir kadın çalışan tarafından açılan başka bir istihdam davasıyla karşı karşıya.

Los Angeles’taki Kaliforniya Yüksek Mahkemesi’nde açılan ayrımcılık davası eski SpaceX mühendisi Ashley Foltz tarafından kendisi ve bir grup diğer çalışan adına açıldı. Şirketin rutin olarak kadın ve/veya azınlık çalışanlarına erkek ve beyaz olanlardan daha az ücret ödediği iddia ediliyor. Foltz özellikle, tamamı erkek mühendislerden oluşan bir ekipte Tahrik Mühendisi olarak 92.000 dolar maaşla işe alındığını, benzer veya daha az deneyime sahip meslektaşlarına ise 115.000 dolara varan ödemeler yapıldığını iddia ediyor.

Mahkeme dosyasında bu durumun, Kaliforniya’da yürürlüğe giren ve eyaletteki tüm iş ilanlarında maaş aralıklarının listelenmesini zorunlu kılan bir yasa ile ortaya çıktığı belirtilmekte. Foltz’un görevi için 95.000 ila 115.000 dolar arasında bir bandın belirlendiği, yani başlangıç maaşından daha az maaş aldığı belirtilmekte. SpaceX, olayın ortaya çıkmasıyla birlikte ilk olarak Foltz’un maaşını arttırmak zorunda kaldı ancak dava, şirketin Foltz’un maaşını yalnızca maaş bandının minimum eşiği olan 95.000 $’a yükselttiğini iddia ediyor. Dava dosyasında Foltz gibi çalışanların şirkete katılmadan önceki deneyim düzeylerine bakılmaksızın en düşük ücret bandında tutulmalarının yaygın bir uygulama olduğu iddia ediliyor.

Başvuruda ayrıca SpaceX’in organizasyon yapısını, eşit ücret düzeni yanılsaması yaratmak için kullandığı iddia ediliyor. Ayrıca, kadın ve azınlık çalışanların mühendis olarak işe alınmadan önce “teknik yazar” olarak işe başlatıldıkları, diğer çalışanların ise daha yüksek ücret seviyelerinde doğrudan mühendis olarak işe alındıkları iddia ediliyor.

Mühendis yerine teknik yazar titri ile ayrımcılık

Dava, bu çalışanların daha yüksek ücret alan meslektaşlarıyla büyük ölçüde aynı işi yapmalarına veya benzer niteliklere sahip olmalarına rağmen bu durumun gerçekleştiğini iddia ediyor. SpaceX’in kadın ve azınlık çalışanlarının, kendilerine daha az ödeme yapılmasını haklı göstermek için teknik yazar unvanı altında mühendis olarak çalıştırıldıkları iddia ediliyor. Şikayette, “Beyaz ve erkek çalışanlar teknik yazar olarak işe başlamazken, kadın ve azınlık çalışanlarını teknik yazar olarak işe başlamaya zorlamak ve daha sonra bunu daha düşük ücreti haklı çıkarmak için bir araç olarak kullanmak ayrımcılıktır” deniyor.

Foltz mahkeme başvurusunda ayrıca kadın ve azınlık SpaceX çalışanlarının, meslektaşlarına göre daha kıdemli bir mühendis derecesine terfi etme olasılıklarının daha düşük olması nedeniyle daha da dezavantajlı olduklarını iddia ediyor. Kaliforniya’nın Eşit Ücret Yasası, şirketlerin “büyük ölçüde benzer iş” yapan çalışanlara eşit ücret sağlamasını gerektiriyor. Ücret farklılıkları için elbette kıdem, liyakat, verimlilik gibi bir dizi gerekçe sunulabiliyor ancak, işverenler bu faktörlerin ücretlerdeki farklılığı makul bir şekilde açıklayabildiğini göstermek zorundalar.

Musk’ın sahibi olduğu uzay aracı fırlatma şirketi Ağustos ayında yine ayrımcı işe alım uygulamaları nedeniyle dava edilmişti. Bu davada şirket, sığınmacılara ve mültecilere karşı ayrımcılık yapmakla ve bu kişileri şirkete iş başvurusunda bulunmaktan caydırmakla suçlanmıştı.

Sosyal medya dolandırıcılığı ABD’ye 2,7 milyar dolar kaybettirdi!

ABD Federal Ticaret Komisyonu (FTC) tarafından hazırlanan bir rapor, sosyal medya üzerinden yapılan dolandırıcılık faaliyetlerinin devasa boyutlara ulaştığını ortaya koyuyor. Rapora göre sosyal medya platformlarındaki saldırganların 2021’den bu yana ABD’deki insanlardan çaldıkları meblağ 2,7 milyar dolar. Üstelik bu buzdağının sadece görünen kısmı zira dolandırıcılık vakalarının ‘büyük çoğunluğu’ bildirilmediği için toplam kayıp rakamı muhtemelen çok daha yüksek.

Federal Ticaret Komisyonu’na (FTC) göre, ABD’de 2021’den bu yana dolandırıcılık nedeniyle para kaybettiğini bildiren her dört kişiden biri bunun sosyal medyada başladığını rapor etmiş. Komisyon raporu bu dolandırıcılıkların her yaştan insan için bir sorun olduğunu, ancak en büyük etkinin genç nesil üzerinde olduğunu ortaya koyuyor. 2023’ün ilk yarısında, 20 ila 29 yaş arasındaki kişiler tarafından bildirilen dolandırıcılık raporlarında, iletişim yöntemi olarak sosyal medya kullanımı %38’in üzerinde.  Aynı oran 18-19 yaş arası kitlede ise %47’ye ulaşıyor.

FTC, yayınladığı raporda, “Sosyal medya dolandırıcılara çeşitli şekillerde avantaj sağlıyor” diyor ve ekliyor: “Dolandırıcılar kolayca sahte bir kişilik oluşturabilir ya da profilinizi hackleyebilir, sizmişsiniz gibi davranabilir ve arkadaşlarınızı dolandırabilirler. Tüm bunlar, siber saldırganlara dünyanın herhangi bir yerinden milyarlarca insana ulaşmaları için neredeyse maliyetsiz ve zahmetsiz bir yöntem sağlıyor.”

Online alışveriş en yaygın tuzaklar arasında

İlgili rapora göre en yaygın dolandırıcılık biçimi, insanların sosyal medyada reklamı yapılan bir şeyi satın almaya çalıştıkları çevrimiçi alışveriş dolandırıcılığı. Bu tür güvenlik riskleri 2023’ün ilk yarısında tüm sosyal medya dolandırıcılık raporlarının %44’ünü oluşturdu. Buna karşın FTC en büyük parasal kayıpların sosyal medyayı “sahte yatırım fırsatlarını” tanıtmak için kullanan dolandırıcılıklardan geldiğini raporluyor. Bu dolandırıcılıklar sosyal medya dolandırıcılığı raporlarının ancak %20’sini temsil etmekle birlikte toplam parasal kayıpların %53’ünü oluşturmakta.

FTC, “Bu dolandırıcılar insanları ağına düşürmek için kendi sözde yatırım başarılarını tanıtıyor, genellikle insanları sahte olduğu ortaya çıkan yatırım web sitelerine ve uygulamalarına çekiyor. Dolandırıcılar kısa vadede büyük getiri vaatlerinde bulunuyorlar ve hatta mevcut bir ‘yatırım’ büyüyormuş gibi gösteriyorlar,” diyor.

Bu konuda geçtiğimiz günlerde Türkiye Bankalar Birliği de bir uyarı yayınlamıştı. Bilişim uzmanları kurumsal güvenlik çözümlerinin yanında kişilerin de kendilerini bu tür güvenlik sorunlarından korumak için basit ama etkili adımlar atabileceklerini söylüyorlar.

Filistin – İsrail savaşında hacktivizm patlaması!

Hamas’ın bir müzik festivaline düzenlediği saldırı ve 7 Ekim sabahı Gazze sınırından yapılan saldırıların ardından İsrail’in birçok kasabasında yaşanan şiddet olayları tüm dünya gündemine bomba gibi düştü. İsrail’in savaş ilan etmesi ve Gazze Şeridi’ne füze saldırıları düzenlemesiyle birlikte Orta Doğu yeniden kan gölüne çevrilirken, savaş hızla siber alana da taşındı. Bilinen en az 15 siber suç, fidye yazılımı ve hacktivizm grubu, karşılıklı olarak hem İsrail hem de Filistin’deki kurumları ve destekçilerini hedef alan yıkıcı saldırılara aktif olarak katıldıklarını açıkladı.

Bu grupların en önemlileri arasında Anonymous Sudan ve Killnet yer alıyor. Bunlardan ilki bu yılın başlarında kuruldu ve o zamandan beri Microsoft, X (eski adıyla Twitter) ve Alman dış istihbarat servisine yönelik büyük saldırılarda bulundu. Uzmanlar Anonymous Sudan’ın Sudan merkezli hacktivizm kisvesi altında Rus devlet destekli siber saldırılar için bir paravan olduğuna inanıyor ve iddialara göre Killnet ile niteliği tam olarak anlaşılamayan bir bağlantısı var. Grubun kendisi bu iddiaları sürekli olarak reddetmekte.

Anonymous Sudan gibi Killnet’in de Rusya merkezli ya da en azından Rusya’ya bağlı olduğuna inanılıyor ve yüksek profilli dağıtık hizmet engelleme (DDoS) saldırıları düzenlemesiyle biliniyor. Her iki grup da çabalarının İsrail’deki hedefleri sekteye uğratmaya odaklanacağını söyledi. Killnet’in Telegram kanalında yaptığı açıklamada “İsrail Hükümeti, bu katliamın sorumlusu sizsiniz. 2022 yılında Ukrayna’daki terörist rejimi desteklediniz. Rusya’ya ihanet ettiniz. Bugün Killnet sizi bu konuda resmi olarak bilgilendiriyor! Tüm İsrail hükümet sistemleri saldırılarımıza maruz kalacaktır,” diyor.

Anonymous Sudan şu ana kadarki hacktivizm faaliyetleri konusunda daha az iletişim halindeydi, ancak Filistin Direnişine bağlılık sözü verdi ve  önde gelen bir İsrail haber yayıncısı olan Jerusalem Post’a bir saldırı düzenledi.  Devam eden yıkıcı saldırılarda yer alan diğer gruplar arasında Team Insane, Mysterious Team Bangladesh ve Indian Cyber Force gibi Hindistan’a bağlı gruplar da bulunmakta.

Saldırılar hem İsrail hem Filistin’e yönelik

Hindistan hükümetinin çatışmada İsrail’i desteklemesine rağmen, hem Team Insane hem de Mysterious Team Bangladesh İsrail’e yönelik siber saldırılar yapıyor. Indian Cyber Force ise Filistin hükümetinin web hizmetlerine saldırılar düzenlediğini iddia etti. Ayrıca görünüşte İsrail’deki küçük web sitelerinin dijital tahrifatına odaklanmış bir kolektif olan Libyalı Hayaletler gibi yepyeni gruplar da ortaya çıktı.

Filistin yanlısı hacktivizm grubu Sylhet Gang’ın Ukrayna’yı hedef aldığını duyurması ve Hindistan hükümetine ait bir web sunucusuna saldırı düzenleyerek 100 GB veri çaldığını iddia etmesinin yanı sıra fidye yazılımı dağıtımı ile ilişkilendirilen ancak açık bir fidye yazılımı grubu olarak kabul edilmeyen siber suç örgütü Arvin Club’ın da İran’ın Şiraz İslami Azad Üniversitesi’nden veri çaldığı iddia ediliyor.

Hacktivist çabalarda tipik olduğu üzere, saldırıların gerçek dünyadaki etkisi şimdilik asgari düzeyde. Jerusalem Post gibi 24 saatten uzun süredir kesinti yaşayan bazı istisnalar dışında, olayların çoğu bir ya da iki saat içinde giderilebilen DDos saldırıları gibi görünüyor.

Bölgedeki telekom sektörü ise hem sahadaki fiziksel durum (baz istasyonları ve şebeke altyapısına yapılan saldırılar) hem de siber saldırıların bir sonucu olarak çok daha geniş çaplı kesintiler görmeye devam ediyor. İnternet izleme kuruluşu NetBlocks, hem İsrail hem de Filistin’deki İSS’lerde kesintiler yaşandığını kaydetti.

Blockchain veri merkezleri nükleer güce yöneliyor!

Yapay zekâ teknolojilerindeki gelişim, büyük verinin giderek önem kazanması ve kripto finans hizmetlerinin yükselişi veri merkezlerinde de bir dönüşüm başlattı. Enerji ihtiyaçları giderek artan firmalar, güneş enerjisi ve rüzgâr türbinleri gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının yanında blockchain ile gelen anlık enerji ihtiyacını karşılayabilmek için nükleer enerji çözümlerini de mercek altına almaya başladılar. Küçük modüler reaktörler (SMR’ler), pek çok firma için ilgi çekici olmaya başladı.

SMR’ler temelde birçok ortama yerleştirilebilecek kadar ölçeklenebilir olan küçük, modüler, nükleer enerji santralleri. Geleneksel nükleer santraller devasa boyutlarda ve inşa edilmeleri çok pahalıyken, SMR’lerin daha az karmaşık ve dolayısıyla daha az riskli olduğu söyleniyor. Henüz yeni yeni gelişen bu alanda veri merkezi ve bulut hizmetleri sunan firmalar da yatırımlarına başladı. Microsoft kısa süre önce yayınladığı bir iş ilanında Nükleer Teknoloji Baş Program Yöneticisi alımı yapacağını duyurmuştu.

Şimdi ise Standard Power firması NuScale’in küçük modüler reaktörlerinden 24 tanesi için sipariş geçtiklerini duyurdu. Bu reaktörlerin her birinin 77 mega watt üretme kapasitesine sahip olduğu ve toplam kurulu kapasitenin 1.848 mega watt olacağı bildiriliyor. ABD’de Ohio ve Pennsylvania’da iki veri merkezine sahip olan Standard Power’ın en önemli müşterisi blok zincir ve kripto para tedarikçileri. Bu tür blok zinciri çalışmalarının önemli enerji gereksinimleri, geçen yıl Beyaz Saray Bilim ve Teknoloji Politikası Ofisi tarafından yapılan bir araştırmanın da ana konusuydu.

Standard Power CEO’su Maxim Serezhin yaptığı açıklamada, “Özellikle yapay zekâ-bilişim ve veri merkezlerine yönelik güç talebi artarken, piyasada yeni sürdürülebilir enerji üretim seçeneklerinin eksikliğiyle birlikte çok sayıda eski baz yük şebeke kapasitesinin devre dışı kaldığını görüyoruz,” diyor ve ekliyor: “ ENTRA1 ve NuScale ile birlikte çalışarak NuScale’in kanıtlanmış SMR teknolojisini, üretim piyasasındaki bu büyük boşluğu gidermek üzere konuşlandırmak ve karbon ayak izi bırakmayan bir baz yük enerjisi sağlamak için sabırsızlanıyoruz.”

Duyuruya rağmen Standard Power’ın nükleer hayallerini gerçekleştirmesi birkaç yıl alabilir. Idaho Ulusal Laboratuvarları NuScale’in reaktörlerini ilk sergileyenler arasında olacak ve bu modüllerden ilkinin 2029 yılına kadar faaliyete geçmesi beklenmiyor. Dolayısıyla Standard Power tesislerinde mini nükleer enerji santrallerinin ne zaman faaliyete geçeceği henüz net değil.

ABD’de lityum madeni ‘yeşil sömürgecilik’ tartışmalarına yol açıyor

ABD’nin Nevada bölgesinde geçtiğimiz aylarda dünyanın en büyük lityum rezervlerinden birisi bulundu. Toplam değerinin 1,5 trilyon doları bulabileceği söylenen rezerv, hızla gelişen elektrikli araç piyasası ve teknoloji camiası için heyecan verici olsa da çevreciler ve yerel halk “beyaz altın” olarak da nitelenen lityum madenini çıkartmak ve işlemek için yapılacak girişimlerin desteklenmesi mi yoksa şiddetle karşı çıkılması mı gerektiği konusunda hem fikir değil.

Lityum madeni işletmeciliği dünyada hızla büyüyen bir endüstri. Dünyada lityum talebinin yaklaşık %45’ini elektrikli araç sektörü oluşturuyor ve bu oranın 2030 yılına kadar %80 seviyesine çıkabileceği öngörülüyor. Ayrıca lityum madenciliğinin gelecek on yılda üç kattan fazla artış göstermesi ve yıllık ortalama üretim artışının %13 civarında olması bekleniyor. Ancak Bill Gates’in de destekçisi olduğu Antora termal pil sistemi gibi yenilikçi teknolojiler bu gidişatı durdurabilir.

Yıllar süren yasal mücadelelerin ardından Lithium Americas nihayet bölgede maden çıkarma teklifini kazanmıştı. Biden yönetimi de ABD’nin elektrikli arabalar konusunda dünya lideri olmasını istiyor ve bu arabaların yapımında kilit rol oynayan lityumun ABD’de çıkarılmasını açıkça destekliyor. Ancak Madenciliğe karşı olan yerel çevre yardım kuruluşu Great Basin Resource Watch’un direktörü John Hadder “Madencilik faaliyetleri aslında çevreye çok zarar veriyor. Ve bunlara nasıl izin verdiğimiz konusunda çok dikkatli olmalıyız” diyor ve ekliyor: “Sadece basit bazı alışkanlıkları değiştirerek madenlere olan talebi azaltabiliriz. Gerçekten endişe duyduğum bir konu da iklim değişikliğini ele almak için başka şeyler yapma fırsatını kaybediyor olmamız.”

Yerli halk da karşı çıkıyor

Üstelik maden kazılarına ve işletmesine tek karşı çıkan çevreciler ve iklim değişikliği savunucuları da değil. Amerikan yerlisi topluluklar da ilgili bölgenin tarihi öneme sahip bir anı alanı olduğu görüşünde. Maden sahası sınırlarında olan Sentinel Kayası, alışılmadık oluşumu nedeniyle bazı yerliler tarafından Nipple Kayası olarak adlandırılıyor. Kızıl Dağ Halkı adlı bir grup her yıl buraya gelerek Thacker Geçidi’nde öldürüldüklerini söyledikleri atalarını anıyor. Kızıl Dağ Halkı üyesi Ka’ila Farrell-Smith “ABD Süvarileri insanlarımızı tam da şu anda madenin kazıldığı bu bölgeye kadar kovaladı. Halkımız burada ABD Süvarileri tarafından katledildiler,” diyor ve ekliyor: “Bu bir trajedi, burası tarihi bir alan olmalı. Ancak ne yazık ki şirketler bizim sesimizi duymadı.”

Ethos sürdürülebilir projeleri destekleyecek

Eğitim, sağlık ve iklim değişikliği konularında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarına bugüne dek toplam 56,2 milyon dolar hibe sağlayan Ethos, üretim süreçlerinden başlayarak tüm ticari faaliyetlerinde sürdürülebilirlik odaklı uygulamalara imza atan Türk şirketlerini ayrıcalıklı finansman imkânlarından yararlandırmayı hedefliyor.

2024’e kadar 250 milyon, 2024 yılı sonuna kadar ise 516 milyon dolar yatırım hedefiyle Türkiye pazarına yönelik faaliyetlerinin kapsamını büyüten küresel proje finansmanı şirketi Ethos, 2020’den bu yana uygulamakta olduğu ‘’Sürdürülebilir Finansman’’ ve ‘’Kurumsal Hayırseverlik’’ programlarıyla çevresel, sosyal ve yönetişimsel konulara öncelik veren şirketlere özel finansman olanakları sunuyor. 

Türkiye girişim ekosistemine en fazla yatırım yapan yabancı yatırımcılar listesinin başında gelen ABD merkezli borç finansmanı şirketi Ethos Varlık Yönetimi, önümüzdeki dönemde Türkiye merkezli yatırımlarını büyütmeyi planlarken, finansman desteği vereceği yatırımlarda sürdürülebilirlik kriterlerine odaklanıyor.

2023’ün yılın ilk çeyreğinde Türkiye’deki yerli şirketlere yaptığı yatırım, ülkeye yurtdışı kaynaklı gelen diğer yatırımlar toplamının yüzde 60,3’ünü oluşturan Ethos, Türkiye’de sanayi, turizm, tarım, inşaat, madencilik, telekomünikasyon ve hizmet sektörlerindeki büyük ölçekli projelere 2024’e kadar 250 milyon dolar, 2024 yılı sonuna kadar da 516 milyon dolar finansal destek sağlamayı hedefliyor.

Sürdürülebilirlik, imalattan nakliyeye her sektörün gündeminde olmak zorunda

‘’ABD, Brezilya, İngiltere, Meksika ve Türkiye’yi içine alan coğrafyada faaliyetlerimizi sürdürülebilir kılmayı hedeflerken Güneydoğu Asya ve Hindistan pazarlarında da büyümeye odaklanıyoruz’’ diyen Ethos CEO’su Carlos Santos, Ethos’un sürdürülebilir yatırımlar politikasında belirleyici unsurun şirketlerin Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ESG) İlkelerine yönelik yaklaşımı olduğunu kaydetti. alanlardaki uygulamaları olduğunu kaydetti. Santos, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü;

‘’Sürdürülebilirlik kavramı günümüzde bir malın üretiminden tüketiciyle buluşmasına giden süreçlerde mevcut paradigmaların değişimini zorunlu kılıyor. Bir yatırımcı olarak üretimde sıfır emisyon hedefli projelere finansman sağlarken sadece imalat sektörü, tarım veya nakliye sektörleri ile sınırlı kalamazsınız. Net sıfır emisyon hedeflerinin tüm ekonomik aktiviteyi kapsaması gerekiyor. Sera gazı emisyonlarının azaltılması ve tamamen önlenmesinin yanı sıra, karbon yakalama ve depolama teknolojileri, sentetik yakıtlar ve orman varlığını korumaya yönelik yeniden ağaçlandırma projeleri ve benzerlerinin farklı sektörlerin iş süreçlerine entegre edilmesi gerekiyor’’.

Ethos Varlık Yönetimi CEO’su Carlos Santos, ‘’Yatırım firmalarının, yatırım politikalarına ve kararlarına belirli bir düzeyde Çevresel, Sosyal ve Yönetişim filtreleri ve kriterleri koymaları halinde, sektörleri, kurumları sürdürülebilirlik odaklı politikalar benimsemeye zorlayacaklarına inanıyoruz’’ ifadelerini kullandı.

Ethos Varlık Yönetimi CEO’su Carlos Santos

Sürdürülebilir projelere özel finansman seçenekleri 

Sürdürülebilir Finansman ve Kurumsal Hayırseverlik olmak üzere iki program yürüttüklerini belirten Carlos Santos şöyle devam etti; Yatırım kararlarımızı ve kredi kriterlerimizi projelerin Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ESG) alanlarındaki politikalarına bağlı olarak belirliyoruz. ESG ilkelerini takip eden ve gerçekleştiren firmalara yönelik önemli teşvikler sağlıyoruz. Bu çerçevede başlattığımız Sürdürülebilir Finansman programı kapsamında, ESG hedeflerine ulaşan ve ölçülüp sayısallaştırılabilen projelere verdiğimiz her finansmanda faiz oranında %0,5 oranında indirim uyguluyoruz. Bununla da yetinmiyor; Kurumsal Hayırseverlik politikalarımız çerçevesinde eğitim, iklim değişikliği, sağlık ve azınlıklar konularında çalışmalar yapan sivil toplum kuruluşlarına proje başına %75’e varan oranlarda hibe desteği sunuyoruz.

Sivil toplum projelerine toplam 56,2 milyon dolar hibe

Kurumsal Hayırseverlik programını 2020’den bu yana uyguladıklarını belirten Ethos CEO’su Carlos Santos, ‘’Kuruluşumuzdan bu yana uzun vadeli sürdürülebilir hedeflere odaklandık. Ticari kârın yanı sıra değerler ve etik odaklı politikamız gereği yıllık kârımızın %8’ini eğitim, sağlık, iklim değişiklikleri ve azınlıklara odaklanan vakıf ve derneklere bağışlıyoruz.  Bu kapsamda bugüne kadar 56,2 milyon dolar tutarında hibe yarattık.  Dünya genelinde bu çerçevede son üç yılda desteklediğimiz proje sayısı 10’a yaklaştı.  2021 yılından bu yana Türkiye’ye yaptığımız 76 milyon dolar yatırımdan yararlanan şirketler arasında sürdürülebilirlik kriterlerini destekleyen ve üretim süreçlerine dahil eden firmalar yer alıyor’’ dedi. 

2024 yılı sonuna kadar Türkiye’de 516 milyon USD yatırım yapma hedeflerinin olduğunu vurgulayan Santos, ‘’Türkiye odaklı yatırım hedefleri kapsamında temel kriterimiz sürdürülebilir kalkınmaya değer katan Türk şirketlerini Ethos’un ayrıcalıklı finansman olanaklarından yararlandırmak olacak’’ dedi. 

Sürdürülebilirliği gündemine alan Türk şirketlerine desteğimiz sürecek’

Carlos Santos sözlerini şöyle tamamladı; Bu şirketler arasında bulunan Uğur Tekstil doğal veya geri dönüştürülmüş liflerden biyolojik olarak parçalanabilen bileşenler kullanarak sürdürülebilir kumaşlar üretmeyi hedefliyor.  Yatırım desteği verdiğimiz HGI, tamamı yeşil enerji desteğine ve elektrik şirketine bağımlılığın azaltılmasına dayanan bir otel geliştirme projesi olarak dikkat çekiyor. Yatırım finansmanı sağladığımız bir diğer Türk şirketi Kozon, ESG odaklı üretim tekniklerine dayalı tarımsal ticarete ve yeşil ekonomiye yatırımlarını sürdürüyor. Servislet ve REM People ise ESG ilkeleri ve sosyal etki anlamında çok net stratejilere, politikalara ve hedeflere sahip Türk firmaları olarak destek verdiğimiz güçlü markalar arasında yer alıyor.