3D baskının geleceği nasıl olacak?

0

Elegoo’nun kurucu ortağı ve başkan yardımcısı Kevin Wong3D baskının kısa bir tarihçesini anlatıyor. Wong: “20 yıl önce gördüğünüz tüm yazıcılar, üniversite laboratuvarlarında ve hatta orduda yaygın olarak kullanılan endüstriyel düzeydeki SU yazıcılardı. STEM eğitimi amacıyla veya araştırma ve geliştirme amacıyla kullanıldı. Ancak fiyat etiketi çok yüksekti, hatta belki beş ya da on bin doların üzerindeydi ki bu da genel halkın bütçesinin dışındaydı” diyor.

Elegoo, müşterilerinin 3D yazıcılarını yalnızca amaçları doğrultusunda değil aynı zamanda kişisel projeler için de kullandıklarını fark etti. Wong: “Belki müşterilerimize çok daha uygun fiyata bir 3D yazıcı sunmayı deneyebilir ve yaratıcılıklarını keşfetmek ve hayal güçlerini serbest bırakmak için 3D yazıcıları kullanma konusundaki giriş engellerini azaltabiliriz” diye düşünüyor. 3D baskının geleceği artık hobi olmaktan çıkıp, iş piyasasıyla ilişkili hale geliyor.

3D baskının uygun fiyatlı olması, niş hobinin son yıllarda çok daha yaygın hale gelmesine yol açtı.  Chan Çin’deki Elegoo ofislerinden web kamerası aracılığıyla basıp boyadığı bir dizi minyatürden bahsediyor. Marty McFly’ın ve efsanevi Çin mitolojik düşmanı Maymun Kral’ın sevimli rekreasyonları var. Pelerini, sergilenen kıvrımlar ve dalgalar dikkate alınarak muhteşem bir şekilde işleniyor. Bu, tamamlanması yaklaşık 20 saat süren ve Chan’ın boyaması iki gün süren çok parçalı bir baskı. Ancak ikili, aralarında League of Legends ve Overwatch kahramanlarının da bulunduğu, önlerindeki oyun karakterlerinin sayısı karşısında daha da heyecanlanıyor.

Elegoo’nun anket sonuçları

Elegoo müşterileriyle yaptığı ankette, ürünlerinin “bir numaralı” kullanımının masa üstü minyatürleri basmak olduğunu buldu. Ancak görünen o ki bu tanım, masalarının üzerindekiler gibi büyük ölçekli modelleri de kapsayacak şekilde genişliyor. Oyunların koleksiyoncu baskılarında veya Forbidden Planet’in raflarında bulunanlardan pek farklı olmayan altı veya 12 inçlik heykelcikler, Elegoo yazıcıları için açıkça bir saçmalık.Bundan sonra en yaygın kullanım alanları fonksiyonel parçalar, ev dekorasyonu, ürün prototipleme ve buna benzer diğer iş amaçları diyebiliriz.

3D baskı, cosplayerlardan masa üstü oyunculara ve raflarda istifleyen heykelcik koleksiyoncularına kadar hobi topluluklarında daha normalleştikçe, bu işe girişme konusunda çekince duyan kişiler için gelecek parlak görünüyor. Rekabet artıyor, fiyatlar düşüyor ve eğer Elegoo’nun hobinin geleceği hakkında söyleyecek bir şeyi varsa, öğrenme eğrisi çok daha basitleşmek üzere.

Gökbey helikopteri için milyar dolarlık teklif!

Türkiye’nin milli ilk genel maksat helikopteri Gökbey, envantere giriş için son hazırlıklarını yaparken, yurtdışından önemli bir teklif aldı. Adı henüz açıklanmayan bir ülke, Türkiye yapımı Gökbey helikopterlerinden 32 adet almak için 1 milyar dolarlık bir teklif sundu

Gökbey helikopteri kurumların genel maksat helikopter ihtiyacını yerli ve milli imkanlarla karşılamak amacıyla geliştiriliyor. 2013 yılında başlayan bu proje, Savunma Sanayii Başkanlığı ile TUSAŞ arasında imzalanan sözleşme ile resmiyet kazandı. Gökbey ilk uçuşunu 6 Eylül 2018’de gerçekleştirdi ve o günden beri önemli testlerden geçiyor.

TUSAŞ Genel Müdürü Temel Kotil, Teknofest sırasında yaptığı açıklamada, Gökbey helikopteri için 1 milyar dolarlık bir ihracat teklifi aldıklarını duyurdu. Bu teklif, henüz hangi ülke tarafından yapıldığı açıklanmasa da, Türkiye’nin savunma sanayii ihracatındaki büyüme potansiyelini yansıtıyor. Gökbey’in başarılı bir şekilde ihracatı, Türkiye için prestij sağlayacak ve gelecekte benzer anlaşmaların kapısını aralayabilir.

Son dönemde Afrika’da yaşanan gelişmeler, Gökbey’in ve Türkiye’nin bu kıtada daha fazla ön plana çıkabileceği ihtimalini artırıyor. Afrika ülkelerinin, Paris yerine Ankara merkezli savunma sanayii işbirliklerine yönelmesi muhtemel görünüyor.

Gökbey, 6 ton toplam kalkış ağırlığına sahip ve 12 yolcu kapasitesine sahip bir helikopter. Genel maksatlı taşıma, VIP, kargo, hava ambulans, arama kurtarma ve kıyı ötesi taşıma gibi birçok görevi yerine getirebiliyor. Türkiye’de ilk olarak Jandarma Genel Komutanlığı envanterine girmesi bekleniyor ve Jandarma’ya 100 adet teslim edilmesi bekleniyor.

Apple, iPhone kullanıcılarının fanatikliğini fiyatları yükselterek test edecek!

1

Apple, iPhone kullanıcılarının fanatikliğini ve cihazlarına olan bağlılığını test etmek için fiyatları daha da artırmaya hazırlanıyor. Şirket, yıllık tanıtım etkinliğinde iPhone 15’in bazı güncellenmiş modellerinin fiyatlarını 100 dolara kadar yükseltebilir.

Apple’ın bu stratejisinin arkasındaki düşünce, akıllı telefonlara olan talebin düşmesi ve tüketicilerin daha ekonomik seçeneklere yönelme eğilimi göstermesi nedeniyle ortaya çıktı. Apple’ın üst düzey yöneticileri, iPhone’un cazibesini sürdürmek ve karlarını artırmak için fiyatları yükseltmenin gerekliliğine inanıyor.

şirketin bu stratejiyi benimseyerek rekabet gücünü korumayı amaçladığını belirtiyor. Yeni iPhone Pro modelleri, titanyum kasalar, güçlü işlemciler ve üstün fotoğrafçılık özellikleri gibi yenilikler sunacak. Ancak, bazı analistlere göre, bu özellikler mevcut fiyat etiketinin üzerine ekstra 100 dolarlık bir değeri haklı çıkarmıyor.

Wall Street Journal’a göre, Apple’ın premium modellere yönlendirme stratejisi son yıllarda başarılı oldu ve şirketi fiyat artışlarından korudu. Ancak, bazı analistler fiyatların artık tavan yaptığını ve tüketicilerin bu yüksek fiyatları ödemek istemeyeceğini söylüyor.

Profesyoneller muhtemelen doyum noktasına ulaştı,” diyor. “Çok fazla yeni iPhone Pro müşterisi olduğunu söyledi.” iPhone satışları son çeyrekte %2,4’lük bir düşüş yaşadı ve analist beklentilerini karşılayamadı.

Apple’ın fiyat artışı stratejisinin sonuçları, önümüzdeki dönemde şirketin iPhone satışlarına etki edip etmeyeceğini gösterecek. Ancak kullanıcıların daha pahalı cihazlara olan talepleri ile bu cihazların sunduğu faydalar arasındaki dengeyi bulma zorluğu, Apple’ın önündeki önemli bir sorun.

Google İngiltere’de dava ile karşı karşıya!

Google, Birleşik Krallık’taki tüketicilerin, şirketi yaşam pahalılığı fiyat artışlarına katkıda bulunmakla suçladığı milyarlarca sterlinlik yeni bir davayla karşı karşıya.

Birleşik Krallık’taki tüm tüketiciler adına açılan davada, Google’ın arama motoru pazarındaki rekabeti bastırdığı ve bunun da Birleşik Krallık ekonomisinde fiyatların artmasına neden olduğu belirtiliyor. Rekabet Temyiz Mahkemesi’ne açılan davada, Google’ın rekabet yasasını çiğnediği ve Birleşik Krallık’taki her tüketicinin yaşam maliyetini artırdığı iddia ediliyor. Google İngiltere’de dava için hazırlıklarını sürdürüyor.

Google İngiltere’de ceza alabilir

İddiaya göre Google, mobil aramalarda rekabeti engellemek ve reklamverenlerin Google arama sayfasındaki yerleri için ödedikleri fiyatları artırmak için pazar hakimiyetini kullanmakla suçlanıyor. Daha sonra bunlar tüketicilere aktarılıyor. Toplu dava, küresel bir ticari dava fon sağlayıcısı olan Hereford Davası tarafından finanse edilmektedir. Tüketici hakları savunucusu ve eylemdeki sınıf temsilcisi olan Consumer Voice’un kurucu ortağı Nikki Stopford şunları söyledi: Stopford: “Bu eylem dengeyi düzeltmeyi amaçlıyor. Yalnızca insanlara borçlu olduklarını geri almakla kalmayıp, aynı zamanda Google’ın borçlarını ödemesini de engelleyerek yaptıklarının hesabını vermesini planlıyor” diyor.

16 yaşın üzerindeki yaklaşık 65 milyon Birleşik Krallık kullanıcısı için tahmini 7.3 milyar sterlin tutarında tazminat talep edildi. Bu da kişi başına ortalama en az 100 sterlin anlamına geliyor. Bu yılın başlarında ABD adalet bakanlığı ve sekiz eyalet, şirketin dijital reklamcılık işindeki hakimiyetini kötüye kullandığı iddiaları nedeniyle Google’a karşı dava açtı. İngiltere Rekabet ve Piyasalar Otoritesi (CMA), Google’ın reklam teknolojisi alanındaki davranışlarıyla hakim konumunu kötüye kullanıp kullanmadığına ilişkin bir soruşturma başlattı. Google İngiltere’de dava sonrası çok ciddi bir ceza alabilir.

CMA’ya göre Google, 2019’da yalnızca Birleşik Krallık’ta Safari’de varsayılan durumu garanti altına almak için Apple’a yaklaşık 1.2 milyar sterlin ödedi. Davada Google, arama sayfalarını ücretli reklamlarla doldurmakla, tüketicilerin sitelerini kendilerinin bulmasına bağlı kalmak yerine şirketlere “tıklamalar” için daha fazla ödeme yapmaları yönünde baskı yapmakla suçlanıyor. Dava, daha rekabetçi bir arama motorunun reklamları, reklam verenin ödediği fiyattan ziyade kullanıcıyla olan ilgisine göre seçeceğini iddia ediyor.

Davada, Google ile Apple arasında, Google’ın, Apple’ın iPhone işletim sistemi olan iOS ile önceden yüklenmiş Safari tarayıcısı için varsayılan arama motoru olmasını sağlamaya yönelik ticari anlaşmaların, Google’ın mobil cihazlardaki hakim konumunu korumasına katkıda bulunduğu belirtiliyor. Google Ads, 2022’de 224 milyar dolardan fazla gelir elde etti ve bu, ana şirket Alphabet’in gelirinin neredeyse yüzde 80’ini (2022’de 283 milyar dolar) oluşturdu.

Lenovo ve VMware’den iş birliği

İş birliği doğrultusunda NVIDIA hızlandırmalı bilişim ve yazılım özellikleriyle yeni nesil yapay zekâ iş yükleri için gereken GPU yoğunluklu bir platform sağlanıyor. Ortak inovasyon laboratuvarları, ticari orta ölçekli uygulamalar ve işletmeler için kullanıma hazır, hibrit çoklu bulut çözümleri her işletme için anahtar teslim olacak.

Lenovo ve VMware, VMware Explore 2023 etkinliğinde, orta büyüklükteki şirketlere modern hibrit çoklu bulut olanakları sunacak çözümleri duyurdu. Lenovo ve VMware, müşterilerin akıllı dönüşümlerini güçlendirmek için verilerden daha kolay faydalanmasına yardımcı olacak ortak “Uç Nokta” ve “Bulut İnovasyon” laboratuvarlarının anahtar teslim çözümlerini sunuyor. 

Daha hızlı dijital dönüşüm

Lenovo ayrıca, VMware ile iş birliği içinde, işletmelerin yapay zekâ uygulamasına yardımcı olmak için özel olarak geliştirilen ve piyasadaki en çok yönlü ve hızlandırmalı bilişim platformlarından birini sunan NVIDIA hızlandırmalı bilişim ve yazılımlarına sahip, tamamen bütünleşmiş bir Lenovo ThinkSystem çözümü olan en yeni “Üretken Yapay Zekâ Referans Tasarımını” görücüye çıkardı. Bu çözümler, yeni nesil yapay zekâ ve veri toplama olanaklarının kullanımını basitleştiren yeni ve bütünleşmiş uç noktadan buluta çözümler yoluyla her büyüklükteki işletme için dijital dönüşümün daha hızlı bir yolunu sunmaya odaklanan VMware ile yapılan daha geniş kapsamlı yeni bir ortaklığın parçası olarak karşımıza çıkıyor. Lenovo ayrıca, VMware ve NVIDIA ile iş birliğiyle bugün VMware Explore etkinliğinde duyurulan NVIDIA üretken yapay zekâ çözümüne sahip yeni “VMware Özel Yapay Zekâ Temel Platformu” çözümüne destek sunuyor. Verilerin yaygınlaşması, her yerde bilişime olan talebi artırıyor. Üretim ve perakende dahil olmak üzere tüm sektörlerdeki işletmeler, veri merkezinden uç noktaya ve buluta kadar her yerden yapay zekâ ve gerçek zamanlı bilgiler sağlamaya yardımcı olan BT çözümlerine ihtiyaç duyuyor.

VMware ile olan iş birliğinin kapsamını genişleten Lenovo, NVIDIA Yapay Zekâ platformuna güç veren işletme sınıfı bir yazılım olan NVIDIA AI Enterprise desteğiyle daha tahmin edilebilir sonuçlarla işletmelerini dönüştürmek üzere amaca yönelik NVIDIA yapay zekâ çözümlerini kullanıma sunarak müşterilerin ellerindeki verilerden en iyi şekilde yararlanmasına yardımcı oluyor. NVIDIA AI Enterprise, kullanıma hazır büyük dil modellerinin (LLM) geliştirilmesini ve dağıtımını hızlandıran NVIDIA NeMo yazılımı da içeriyor. Lenovo’nun LLM temelli en yeni Üretken Yapay Zekâ Referans Tasarımı, işletmelere VMware vSphere üzerinde çalışan veri merkezleri için önceden doğrulanmış, tamamen bütünleşmiş ve performans için optimize edilmiş bir çözüm kullanarak güçlü yapay zekâ araçlarını ve temel modellerini nasıl dağıtıp ticarileştirebileceklerini gösteriyor. 

Lenovo ve NVIDIA teknolojilerinin gücünü VMware ile birleştiren sunucular

Lenovo ThinkSystem SR675 V3 ve ThinkSystem SR670 V2 gibi, yapay zekâ iş yükleri için geliştirilmiş NVIDIA GPU yoğunluklu platformlar içeren bu çözüm, en yüksek performanslı hızlandırılmış iş yükleri için 3U kompakt veya daha küçük bir yer kaplayan çözümde sekiz GPU’ya kadar destekleyen bir sistem sunuyor. NVIDIA NVLink teknolojisi ve Lenovo Neptune hibrit su soğutmasına sahip NVIDIA HGX A100 4 GPU’lu sistemlerin yanı sıra dört NVIDIA L40S ve 80GB NVIDIA H100 Tensör Çekirdeği GPU’ları içeren dört veya sekiz GPU’lu konfigürasyonlar veya NVIDIA H100 NVL sunucular dahil olmak üzere üç sunucu konfigürasyonunu bir arada sunan Lenovo bilgi işlem platformları, piyasadaki en çok yönlü ve hızlandırmalı bilgi işlem platformları olarak işlev görüyor. Lenovo ve NVIDIA teknolojilerinin gücünü VMware ile birleştiren bu sunucular, dünya genelinde profesyonellerin yapay zekayı geliştirerek akıllı sohbet robotları, arama ve özetleme araçları gibi üretken yapay zeka uygulamalarını sektörlerdeki kullanıcılara taşımasına yardımcı olacak.

Daha hızlı ağ bağlantısı

Kritik ağ entegrasyonuna daha fazla destek sağlamak amacıyla Lenovo, daha gelişmiş yapay zeka iş yükü entegrasyonu için üretken yapay zeka referans tasarımında NVIDIA BlueField®-3 veri işleme birimleri (DPU) ve NVIDIA Spectrum-4 anahtarlarını kullanarak NVIDIA’nın yapay zeka portföyüne en yeni NVIDIA Spectrum-X™ ağ teknolojisini ekliyor. Bu seçeneklerle, NVIDIA ConnectX-7 Ethernet NIC’leriyle daha hızlı ağ bağlantısı için mevcut seçeneklere yenileri ekleniyor.

 Yeni hiper yakınlaştırılmış altyapı çözümleri

Bunun yanında, VMware destekli yeni ThinkAgile VX Entegre Sistemleri, orta ölçekli müşterilerin yeni yapay zekâ ve makine öğrenmesi uygulamalarına hibrid çoklu bulut ve uç nokta ortamlarında daha kolay dağıtılan daha verimli BT teknolojileriyle adım atmasına yardımcı olmak için tasarlandı. Ortak geliştirilen yeni hiper yakınlaştırılmış altyapı çözümleri, fabrika çıkışı bütünleşmiş, önceden yapılandırılmış ve kullanıma hazır durumda olup, orta ölçekli müşterilerin hibrid çoklu bulut uygulamalarına girişini basitleştiriyor. Gelişmiş ölçeklenebilirlik, yüksek performans ve güvenilirlik sunan VMware Cloud Foundation ile Lenovo ThinkAgile VX, VMware’in altyapı ve uygulamaların dağıtımını ve yönetimini otomatikleştirme araçlarından yararlanarak özel ve hibrid bulutlar oluşturmak ve yönetmek için eksiksiz ve bütünleşmiş bir çoklu bulut altyapısı çözümü sunuyor. 

Lenovo ayrıca, VMware için Lenovo TruScale Hybrid Cloud ile geleceğe hazır bir isteğe bağlı model sunuyor. Hizmet olarak sunulan bu yeni özel bulut altyapısı, BT yöneticilerinin ve geliştiricilerin birden fazla özel veri merkezi ve bulut sağlayıcısında geleneksel ve yeni nesil uygulamaları daha kolay oluşturmasına, çalıştırmasına, yönetmesine ve güvenliğini sağlamasına olanak tanıyacak. VMware için Lenovo TruScale Hybrid Cloud, VMware Bulut altyapısının genişletilebilirliğini ve gelişmiş güvenliğini bulut işlemlerinin basitliğiyle bir araya getirerek, müşterilerin hibrid bulut iş yüklerini isteğe bağlı olarak kolayca ölçeklendirebilmesini sağlıyor. VMware için Lenovo TruScale ile müşteriler, tek bir entegre faturalandırma ve büyüdükçe öde modeliyle desteklenerek toplam sahip olma maliyetinden tasarruf edebiliyor.

Redmi Note 13 ile ilgili son detaylar ortaya çıktı!

0

Redmi Note 13 serisinin iki ana telefonu, Note 13 4G ve Note 13 4G NFC olarak belirlendi. İlk telefon “Sapphire” kod adını taşıyor ve N7 model numarasına sahipken, NFC destekli versiyon “Sapphiren” kod adını ve N7N model numarasını taşıyor. Henüz modeli net olarak belirlenmeyen bir Snapdragon çip ile donatılmış olacak olan bu modeller, özellikle Türkiye, Endonezya ve Avrupa gibi bölgelerde piyasaya sürülecek.

Redmi Note 13 5G, “gold” kod adına ve “N17” model numarasına sahip. Bu model, MediaTek işlemciye sahip olacak ve kamera kurulumunda ana sensör, ultra geniş açılı bir lens ve makro kamera bulunacak. Rapora göre, Note 13 5G’nin farklı birincil kameralarla sunulan üç farklı varyantı olacak: 50 megapiksel, 64 megapiksel ve 108 megapiksel.

Ayrıca, bir Poco telefon üzerinde çalışılıyor ve bu telefon “goldp” kod adına sahip olduğu ve 64 megapiksel birincil kamerayla geleceği belirtiliyor.

“Zircon” kod adını taşıyan Redmi Note 13 Pro 5G’nin MediaTek çipine sahip olması bekleniyor. Arka kamera kurulumu ise Samsung ISOCELL HP3 200 megapiksel ana kamera, 8 megapiksel ultra geniş açılı lens ve 2 megapiksel makro kamera içerecek. Ayrıca, özçekimler için 16 megapiksel bir ön kameraya sahip olacak. Note 13 Pro+ 5G’nin de Note 13 Pro ile benzer özelliklere sahip olması bekleniyor, ancak detaylar henüz net değil.

Note 13 5G ve Note 13 Pro 5G modellerinin Avrupa ve Hindistan gibi çeşitli pazarlarda piyasaya sürülmesi bekleniyor.

https://www.techinside.com/en-hizli-sarj-olan-telefon-hangisi/

Kod adı “Garnet” olan Redmi Note 13 Turbo’nun, Note 13 Pro 5G’ye benzer bir kamera kurulumuna sahip olması bekleniyor. Ancak, bu model Snapdragon işlemcisi ile güçlendirilecek ve birden fazla pazarda sunulacak. Model numarası hakkında henüz herhangi bir bilgi bulunmuyor.

Tüm Redmi Note 13 serisi cihazların MIUI 14 tabanlı Android 13 ile önceden yüklenmiş olarak gelmesi ve Ekim ayında tanıtılması bekleniyor. Bu yeni seri, teknoloji tutkunlarını heyecanlandırmaya devam ediyor.

Güneş enerjisiyle çalışan TIR test sürüşünde

İsveç merkezli Scania, çevreci teknolojilerin sınırlarını zorlamaya devam ediyor. Geçtiğimiz hafta, dünyanın ilk güneş enerjisiyle çalışan hibrit tırını tanıtarak sürdürülebilir taşımacılık alanında önemli bir adım ar. Bu çığır açan taşıt, İsveç hükümetinin ve Vinnova adlı inovasyon ajansının finansmanıyla gerçekleşen bir araştırma projesinin bir parçası olarak halka açık yollarda test edilmeye başladı.

Scania’nın sunduğu bu özel hibrit kamyon, etkileyici 560 beygir gücüne sahip bir motora sahip ve elektrik gücünü güneş panelleriyle sağlamakta. 18 metrelik bir dorse birleştirilen araç, treylerin üzerini kaplayan yeni nesil hafif tandem güneş panelleriyle donatılmış durumda. Bu paneller, Midsummer adlı firma tarafından geliştirilen perovskit güneş hücreleri içeriyor ve geleneksel güneş pillerinden iki kat daha fazla enerji üretiyor.

Scania’nın bu projede önemli bir başarı elde ettiği nokta, bu ölçekte bir kamyonun güneş panellerinden elde edilen enerjiyle çalışabilmesi. Bu çevreci kamyon, toplamda 300 kWh kapasiteli bir batarya içeriyor ve bu bataryanın 200 kWh’ı treyler bölümünde yer alıyor. Scania, bu güneş panelleri tarafından üretilen enerjinin İsveç’in iklim koşullarında yılda 5.000 km’ye kadar menzil sağlayabileceğini belirtiliyor. Ancak, daha güneşli bölgelerde, örneğin İspanya gibi ülkelerde, bu menzilin yaklaşık 10.000 km‘ye kadar çıkabileceği tahmin ediliyor.

Güneş enerjili kamyonların yaygınlaşması, otomobil emisyonlarını azaltma konusunda önemli bir adım. Günümüzde, çoğu araç hala fosil yakıtlarla çalışan içten yanmalı motorlara sahip ve hatta elektrikli araçlar bile enerjiyi genellikle fosil yakıtlardan üretilen termik enerji kaynaklarından elde ediyor. Scania’nın bu inovasyonu, taşımacılık sektörünün çevresel etkisini azaltma yolunda büyük bir ilerleme.

Scania’nın güneş enerjisiyle çalışan hibrit tırı, sürdürülebilir taşımacılığın geleceğine ışık tutuyor ve çevreci teknolojilerin ne kadar ileri gidebileceğini gösteriyor.

Windows Dosya Gezginindeki hata performansı artırıyor!

Windows’taki bir hatanın istismar edilmesi, Microsoft’un amiral gemisi işletim sistemindeki Dosya Gezgini’nin performansını artırıyor gibi görünüyor. Windows’taki hata raporları günümüzde nadiren dikkat çekse de aslında kullanıcıların deneyimini geliştiriyor gibi görünen veya onlara işletim sisteminin gewgaws ve gadget’larla şişirilmeden önceki günleri hatırlatan bir rapor gerçekten dikkate değer.

Hafta sonu Xitter kullanıcısı @VivyVCCS tarafından fark edilen saldırı, Dosya Gezgini’ni tam ekran moduna açıp kapatmak için F11 tuşunun hızlı bir şekilde basılmasıyla tetikleniyor. Gönderiye göre ve gömülü videoya bakılırsa, yükleme performansı önemli ölçüde iyileştirildi.

Windows Dosya Gezgini hata sonrası hız kazandı

Register, Microsoft’tan hack hakkında yorum yapmasını istedi ancak şirket henüz bir yanıt oluşturmadı. Bu arada Windows 10 ve 11 kutularında da denedik. Windows 10’da pek bir fark yoktu, ancak klasörler ve sürücüler arasındaki yeniden çizim süreleri Windows 11’de gözle görülür şekilde iyileştirildi. Üstelik Windows Dev Kit 2023 üzerinde çalışan Windows 11’di. Bu donanımın pekmezden geçme deneyimine göre herhangi bir performans artışı çok dikkat çekici olacak.

Hatayı yayınlayan kullanıcı, tetikleme sonrasında gezinme çubuğunda sorunlar olduğunu fark etti. Ancak hız artışının muhtemelen bu potansiyel sıkıntıya değeceği düşünülüyor. Hem bizim Windows 11 makinemiz hem de kullanıcı, Windows 11’in 25941 sürümünü çalıştırıyor.

Microsoft, yeni bir özellik olmadığı sürece Canary Channel yapılarında nelerin değiştiğini her zaman ayrıntılı olarak açıklamaz. Windows ekibi, başlatma güvenilirliğini ele almak ve Dosya Gezgini içerik menüsü ve komut çubuğu açılır menülerindeki sorunları düzeltmek için kodu inceliyor.

Yazılım devi henüz hatayla ilgili planlarını paylaşmadı. Bunun gelecekteki bir işletim sistemi yapısında sessizce düzeltileceğini tahmin ediliyor. Bu arada, çok yavaş olmayan bir Dosya Gezgini’nden nostaljik geri dönüşler alan kullanıcılar, Microsoft’un orijinal Dosya Yöneticisinin kaynak kodunu yayınladığı beş yıl öncesine atlamaktan daha kötüsünü yapabiliyor.

Windows 11 artık Edge kullanmaya zorlamayacak!

Microsoft, Avrupa’daki Windows 11 kullanıcılarını, Windows Widget’lar panelinden veya arama sonuçlarından bir bağlantıya tıklamaları durumunda Edge’e zorlamayı nihayet durduracak. Yazılım devi, Windows 11’deki değişiklikleri işletim sisteminin son test yapılarında test etmeye başladı. Ancak değişiklikler Avrupa Ekonomik Alanı (AEA) içindeki ülkelerle sınırlı. Windows 11 kullanıcıları Edge kullanmaya zorlanmayacak ve istedikleri tarayıcı ile işlemlerine devam edebilecek.

Ağustos ayında Dev Channel testçilerine yayınlanan bir Windows 11 test yapısından bir değişiklik notunda “Avrupa Ekonomik Alanı’nda (AEA) Windows sistem bileşenleri, bağlantıları açmak için varsayılan tarayıcıyı kullanır” yazıyor.  Microsoft, Windows 10’daki arama deneyiminde varsayılan tarayıcı seçeneklerini ve kullanıcıları varsayılan tarayıcıları yerine bir bağlantıya tıkladıklarında Edge’e girmeye zorlayan görev çubuğu widget’ını göz ardı ediyor. Windows 11, aramanın hâlâ kullanıcıları Edge’e ve varsayılan tarayıcı ayarını da göz ardı eden yeni bir özel widget alanına zorladığı bu trendi sürdürdü.

Windows 11 kullanıcıları Edge kullanma konusunda kısıtlanmayacak

Arama ve Windows Widget’ların her ikisi de Windows 11’deki sistem düzeyindeki bileşenler olduğundan, yakında AB ülkelerinde bağlantıları açmak için varsayılan tarayıcıyı kullanacaklar. Önceden Microsoft’un tarayıcı kısıtlamalarını aşmak ve Başlat menüsü arama sonuçlarını varsayılan tarayıcınızda açmak için EdgeDeflector gibi üçüncü taraf uygulamaları kullanabiliyordunuz. Microsoft bu geçici çözümü neredeyse iki yıl önce kapattı.

Microsoft , Ekim ayında Teams’i AB pazarlarındaki Microsoft 365 ve Office 365 üretkenlik paketlerinden ayırmaya başlayacağını duyurmasından sadece birkaç gün önce en son Windows 11 değişikliklerini sessizce duyurdu. Microsoft’un Teams değişiklikleri, Avrupa Komisyonu’nun Temmuz ayında Microsoft’un Teams yazılımını Office üretkenlik paketiyle bir araya getirmesine ilişkin resmi bir antitröst soruşturması başlatmasının ardından, daha fazla rekabet incelemesinden kaçınmak için tasarlandı. AB’nin soruşturması, Microsoft’un Microsoft Teams ürününü Office’e “yasadışı bir şekilde bağladığını” ve “milyonlarca kişiye yüklemeye zorladığını, kaldırılmasını engellediğini ve kurumsal müşterilere gerçek maliyeti gizlediğini” iddia eden rakip Slack’in şikayeti üzerine ateşlendi.

Windows 11 değişikliklerinin bu AB soruşturmasıyla ilgili olup olmadığı veya Microsoft’un, Windows’taki varsayılan uygulamalarının davranışı hakkında rakiplerinden başka şikayetlerle karşılaşıp karşılaşmadığı açık değil. Microsoft başlangıçta Windows 11’de varsayılan tarayıcıları değiştirmeyi zorlaştırdı ve şirket sonunda geri adım atmadan önce rakiplerin şikayetlerini tetikledi.

Ancak Microsoft’un bu Windows 11 değişikliklerini özellikle AB ülkelerinde kendi tercihi olarak yaptığını hayal etmek zor. Bunlar muhtemelen Mart 2024’te yürürlüğe girecek olan AB’nin Dijital Piyasalar Yasası ile bağlantılı. Windows gibi platformların, kullanıcıların “önceden yüklenmiş uygulamaları kolayca kaldırmasına veya değiştirmesine” izin vermek de dahil olmak üzere bir dizi birlikte çalışabilirlik ve rekabet kuralını karşılaması gerekecek.

Otomobillerde çift yönlü şarj nasıl çalışıyor?

Elektrikli araç dünyasında en çok konuşulan özelliklerden biri yalnızca arabanız park halindeyken çalışıyor: Çift yönlü şarj. Bu şarj yöntemi araç sahiplerinin araçlarını dört tekerlekli akülere dönüştürmesine, gücü evlerine, cihazlarına ve hatta elektrik şebekesine geri göndermesine olanak tanıyor.

Şu anda çift yönlü şarj, aralarında Ford F-150 Lightning ve Nissan Leaf’in de bulunduğu çok az sayıda otomobilde mevcut. Ancak popülaritesi artıyor. Ağustos ayında GM, teknolojinin 2026 model yılına kadar tüm elektrikli araçlarında standart olacağını duyurdu. Elon Musk teknolojiyi “uygunsuz” olarak nitelendirirken Tesla, 2025 yılına kadar tüm modellerinin çift yönlü şarj işlevini destekleyeceğini doğruladı.

Kaliforniya’da, eyalette satılan tüm EV’lerde standart bir özellik olarak çift yönlülüğü gerektiren mevzuat Senato’da onaylandı ve Meclis tarafından değerlendiriliyor. Tasarının sponsoru Eyalet Senatörü Nancy Skinner: “Elektrikli araçlar tekerlekli enerji depoları. Çoğu insanın herhangi bir günde aracı ne kadar az kilometre kullandığı göz önüne alındığında, bu aküyü neden boşa harcayalım? Ama bunu mümkün olduğu kadar kolaylaştırmamız gerekiyor” diyor. Nasıl çalıştığı, hangi arabalarda bulunduğu ve enerji depolamada bir sonraki büyük gelişme olup olmadığı da dahil olmak üzere çift yönlü şarj hakkında bilmeniz gerekenler burada.

Çift yönlü şarj nasıl kullanılıyor?

Elektrikli araç şarjı tipik olarak tek yönlü bir işlem. Duvar prizinden gelen alternatif akım (AC) elektriği, elektrikli araç şarj cihazından, prizden veya başka bir güç kaynağından arabanın aküsüne gönderiliyor ve burada doğru akıma dönüştürülüyor. Ancak çift yönlü şarj, aracın depolanan DC enerjisini çeşitli kullanımlar için tekrar AC elektriğe dönüştürmesine olanak tanıyor.

Araçtan Eve (V2H): Araçtan binaya (V2B) olarak da biliniyor. Bu işlevsellik, aracınızın elektrik kesintisi sırasında yedek jeneratör olarak görev yapmasına olanak tanıyor. Tamamen şarj edilmiş bir elektrikli araç pili, bir evin iki gün boyunca enerji ihtiyacını karşılamaya yetecek kadar, ortalama 60 kWh elektrik tutuyor. Akıllı şarj teknolojisiyle, elektrikli aracınızı yoğun olmayan saatlerde şarj ederek ve fiyatlar daha yüksek olduğunda evinize güç sağlayarak enerji faturanızı düşürmek için V2H teknolojisini de kullanabilirsiniz.

Araçtan şebekeye (V2G) : V2G şarj özelliğine sahip bir araç, tıpkı güneş enerjisi kullanan ev sahiplerinin yapabildiği gibi elektriği şebekeye geri gönderebiliyor. Sadece şebekenin istikrara kavuşturulmasına yardımcı olmakla kalmıyorsunuz, sağladığınız enerji için de ödeme alıyoruz. Rochester Üniversitesi’nin verilerine göre, V2G şarj cihazı kullanan bir EV sahibi, elektrik faturasında yılda 150 dolara kadar tasarruf edebilir.

Araçtan yüke (V2L): Çift yönlü şarjın en temel türü. Tipik olarak, arabanızın kamp ekipmanlarına, elektrikli el aletlerine, ev aletlerine veya diğer bağımsız cihazlara güç sağlaması için ihtiyacınız olan tek şey bir adaptör görevi görüyor.

Araçtan araca (V2V) : V2L’nin başka bir biçimi olan bu, elektrikli araç sahiplerinin, benzinle çalışan bir otomobile “atlama” sağlamaya benzer şekilde, biten bir elektrikli araca güç sağlamasına olanak tanıyor.

Araçtan her şeye (V2X) : Tüm çift yönlü şarj seçeneklerini kapsayan bir şemsiye terim.

YouTube’a yeni özellikler geliyor!

Video devi YouTube, kullanıcı deneyimini geliştirmek için yeni özellikler ve kullanıcı arayüzü değişiklikleri getiriyor. Üçüncü parti uygulamalara getirilen sınırlamalar ve YouTube Premium fiyatlarının artmasına rağmen, platform, kullanıcılarına daha fazla özellik sunarak video tüketim deneyimini zenginleştirmeyi amaçlıyor.

YouTube’un getirdiği en son değişikliklerden biri “Oyunlar” özelliği. Bu yeni özellik, video izlerken kullanıcıların arada sırada oyunlar oynayabilecekleri bir fırsat sunuyor. Şu anda sınırlı bir kullanıcı grubu tarafından test edilen bu özellik, Stack Bounce gibi eğlenceli oyunlarla kullanıcılara sunacak. Oyunları denemek isteyen kullanıcılar, içerik bölümünde “Playables” araması yaparak bu özelliği keşfedebilirler.

Diğer bir güncelleme, paylaşım işlemini daha basit ve kullanıcı dostu hale getirmeyi hedefliyor. YouTube, mobil ve masaüstü cihazlar için paylaşım menüsünü güncelledi ve kullanıcıların içeriği daha kolay bir şekilde paylaşmalarına olanak tanıyor. Bu güncelleme, cihazın yönlendirmesine göre kayan bir paylaşım menüsünü içeriyor ve video içeriğiyle etkileşim sırasında kullanıcıların daha hızlı ve sorunsuz bir şekilde paylaşım yapmalarını sağlıyor.

YouTube, kullanıcı deneyimini iyileştirmek amacıyla bir dizi başka özellik ve değişiklik de sunuyor. Özellikle oynatma hızını iki katına çıkarmak artık daha hızlı bir şekilde yapılabilir hale geldi. “Tam ekran” video izlerken dokunmatiği devre dışı bırakma seçeneği gibi kullanışlı özellikler, ekleniyor.

Müzik severler için de iyi haberler var. YouTube, canlı şarkı sözleri özelliği ile şarkı sözlerini video ilerledikçe otomatik olarak kaydırıyor ve şarkılarınızı bulmanıza yardımcı olan bir arama işlevi sunuyor.

YouTube, bu değişikliklerle kullanıcılarını daha iyi anlamayı ve platformun deneyimini nasıl daha da zenginleştirebileceğini gözlemlemeyi sürdürüyor. Video içerik tüketimi her geçen gün artarken, YouTube’un kullanıcı dostu ve yenilikçi yaklaşımı, platformun gelecekteki gelişimini merakla bekleyenleri heyecanlandırıyor.

Yapay zeka cep telefonlarının içine girecek

0

Qualcomm CEO’su Cristiano Amon, cihaz içi yapay zekanın cep telefonları için devrim niteliğinde bir potansiyele sahip olduğunu açıkladı. Amon, Bloomberg Teknoloji Zirvesi’nde ve Wall Street Journal röportajında, bu yenilikçi teknolojinin cep telefonlarına getirebileceği önemli gelişmeleri anlattı.

Cihaz içi yapay zeka, yerel olarak cihaz üzerinde işlenen yapay zeka algoritmalarının ve modellerinin kullanılması anlamına geliyor. Bu, internet bağlantısına ihtiyaç duymadan yapay zeka görevlerinin gerçekleştirilebileceği anlamına geliyor. Ayrıca, bu teknoloji mobil cihazların performansını artırabilirken kullanıcı gizliliğini ve güvenliğini de koruyabilir.

Amon, cep telefonlarının yapay zeka ile nasıl geliştirilebileceğini şu şekilde açıkladı: “Yapay zeka, pil ömrünü optimize etmek, kamera performansını artırmak ve ses tanıma yeteneklerini geliştirmek gibi bir dizi önemli görevde kullanılabilir. Ayrıca, kullanıcı davranışlarından öğrenerek kişiselleştirilmiş deneyimler sunabilir, bu da cihazlarla daha etkileşimli hale gelmemizi sağlayabilir.”

Cihaz üzerinde yapay zeka, artırılmış gerçeklik (AR) alanında da büyük bir potansiyele sahip. Amon, bu konuda şunları söyledi: “Microsoft’un PC’deki başarısını göz önünde bulundurarak, yerel olarak çalıştırılabilen büyük dil modellerinin cep telefonlarına getirilmesi, tüketicilere büyük bir etki yaratabilir.”

Amon ayrıca, Qualcomm’un yapay zeka alanında rakiplerinden farklı bir yol izlediğini belirtti. Şirket, yapay zekayı veri merkezlerinden ziyade kişisel cihazlara odaklanmayı hedefliyor.

Ekim ayında düzenlenecek olan “Snapdragon Zirvesi,” Qualcomm’un bu alandaki yeniliklerini duyurması için heyecan verici bir platform olacak. Şirket, cep telefonları için yeni bir yükseltme döngüsü başlatma hedefiyle bu teknolojiyi daha da ileri götürmeyi planlıyor.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı açıkladı: Avrupa Birliği’nden Türkiye’deki dijital dönüşüme destek!

0

Türkiye’nin dijital dönüşümü tüm hızıyla devam ediyor. Hem kamu kuruluşlarında hem de özel sektörde dijitalleşmeyi destekleyen ülkemiz, son olarak Avrupa Birliği ile 7,5 milyar Euro değerindeki Dijital Avrupa Programı Katılım Anlaşması’nı imzaladı. Son olarak konuyla ilgili bir basın toplantısı düzenleyen Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin bu programa dahil olmasını değerlendirdi.

Türkiye, Avrupa Birliği’nin 7,5 milyar euro bütçeli dijital dönüşüm programına katıldı

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, AB Komisyonunun Komşuluk ve Genişlemeden Sorumlu Üyesi Oliver Varhelyi ile Bakanlıkta bir araya geldi. Görüşmenin ardından ise Dijital Avrupa Programı (DAP) hakkında bazı açıklamalarda bulundu. Kaçır konuşmasında şu ifadeler yer verdi:

“AB programları bizim için önemli bir perspektif sunuyor. Araştırmacılarımıza, girişimcilerimize, sanayicilerimize, Avrupalı paydaşlarla çalışma fırsatı sunuyor. Ufuk 2020 Programı kapsamında ilk kez ödediğimiz katkı payının üzerinde bir geri dönüşle 297,5 milyon avro tutarında fonu ülkemize kazandırdık. Ufuk Avrupa Programı’nda son 2 yılda yaklaşık 154 milyon avro tutarında fon elde ettik.”

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın konuşmasının geri kalanında değindiği konu başlıkları ise şunlar oldu:

AB’nin; bilim, teknoloji ve inovasyon alanındaki yetkinliklerinden yararlanmayı ve bu ekosisteme güçlü bir şekilde katkıda bulunmayı önemsiyoruz. Bu doğrultuda ülkemizin, Türkiye’nin Dijital Avrupa Programı’na katılımına ilişkin Anlaşmanın iki tarafça da imzalandığını ifade etmekten büyük memnuniyet duyuyorum

Toplamda 7,5 Milyar Avro bütçeli bu program, hepimiz için tarihi bir fırsat sunuyor. Program; Yüksek Başarımlı Hesaplama ve Yapay Zeka alanlarında stratejik altyapıların kurulumuna ve bu alanlarda ihtiyaç duyulan insan kaynağının yetiştirilmesine finansman sağlıyor.

Ülkemizin bu stratejik programa katılımı sonucunda paydaşlarımızın; Program kapsamında kurulan kritik önemi haiz altyapılardan faydalanabileceğini, Avrupa Komisyonu tarafından açılan çağrılara başvuruda bulunarak Komisyon hibelerini almaya hak kazanabileceğini belirtmek isterim.

Farklı sektörel ve teknolojik yetkinliklere sahip olacak bu merkezler, kâr amacı gütmeden faaliyetlerini sürdürecek ve Avrupa çapında oluşturulan ADİM ağına dâhil olacak. Merkezlerimiz; Avrupa çapındaki 227 ADİM ile yakın bir iş birliği tesis ederken, işletmelerimizi ihtiyaç duydukları yetkinliklere sahip diğer AB üyesi ülkelerdeki ADİM’lere de yönlendirebilecek. 

Benzer şekilde, ülkemiz Dijital inovasyon Merkezleri Avrupa’daki işletmelere de dijital dönüşüm alanında ihtiyaç duydukları destekleri sunabilecek. Dijital Avrupa Programı ile birlikte her iki taraf için de yeni fırsat pencereleri doğacağını ümit ediyorum.

Ülkemiz sanayii üretim ve ihracat odaklı hamleler ile birlikte her geçen gün Avrupa’nın değer zinciri içerisinde rolünü güçlendirdi. Bu adımların neticesinde Türkiye ile AB arasındaki ticaret hacmi, geçtiğimiz yıl 196 milyar doların üzerine çıktı. Avrupa Birliği şu anda bizim en önemli ticari ortağımız.

Birçok sektörde Ülkemiz Avrupa’nın üretim merkezi haline geldi. Bugün Türkiye olarak; güneş paneli, beyaz eşya, ticari araç, düz cam ve çimento üretiminde Avrupa’nın 1 numarasıyız. Sektörlerimizin rekabetçiliğini korumak ve yaşanabilir bir geleceği çocuklarımıza bırakmak için, yeşil dönüşümü gerçekleştirmek ajandamızın en üst sıralarında yer almakta.

Bu noktada, son dönemde somut plan ve projeleri hayata geçirdik.  Hazırladığımız “Yeşil Mutabakat Eylem Planı” ile Avrupa Yeşil Mutabakatına uyum sürecimizi başlattık. “Yeşil Büyüme Teknoloji Yol Haritası” ile sektörlerimizin çevreci çözümler ışığında büyümesini hedefliyoruz

Diğer yandan yeşil dönüşümü başarı ile gerçekleştirmemize imkân sağlayacak finansman altyapısını da oluşturuyoruz.  Dünya Bankası ile birlikte geliştirdiğimiz 450 milyon dolar değerindeki “Türkiye Yeşil Sanayi Projesi” ile de bu stratejileri somut adımlarla hayata geçiriyoruz. Benzer şekilde, yine Dünya Bankasından elde ettiğimiz 300 milyon Dolarlık “Yeşil OSB’ Projesi ile planlı sanayileşmenin merkezi olan OSB’lerin çevreci dönüşümünü gerçekleştiriyoruz. 

Tüm dünyayı ilgilendiren yeşil dönüşüm alanında somut projeler oluşturmak için, IPA III Programı başta olmak üzere Avrupa Birliği ile iş birliğine açık olduğumuzu belirtmek isterim. AB tedarik zincirinde yer alan Türkiye’ye sağlanacak destekler, yalnızca ülkemize değil Avrupalı paydaşlarımızın yeşil dönüşüm hedeflerine ulaşmasını da mümkün kılacaktır

Bununla birlikte; vurgulamak istediğim önemli bir husus da vize serbestisi. Vize rejiminde mevcut durum sadece Türkiye ve Türk vatandaşları için değil aynı zamanda Avrupa Birliği için de çok boyutlu olumsuz sonuçlar doğuruyor. Avrupa değer zinciri içerisinde güçlü konumda olan sanayicilerimizin,

Avrupa Araştırma Alanında aktif katkı sunan bilim insanlarımızın, Avrupa’nın teknolojik gelişimine destek sunan girişimcilerimizin, mühendislerimizin, Avrupa’yı daha yakından tanımak isteyen gençlerimizin hedeflerine, ideallerine engel koyan vize politikası nedeniyle Türkiye ile AB arasındaki işbirliği potansiyelini etkin bir şekilde değerlendiremiyoruz. 

Arzumuz bir an önce vize serbestisi için Avrupa Birliği’nin somut ilerleme kaydetmesi. Ayrıca ülkemizi tam üyeliğe taşıyacak bir adım olarak tasarlanan ve 1996’dan bu yana yürürlükte olan Gümrük Birliği, özellikle ekonomik ilişkilerimiz bakımından önemli bir dönüm noktası olmuştur.

Ancak katılım müzakereleri sürecinde yaşanan tıkanıklıklar ve dünya ticaretinde yaşanan gelişmeler dikkate alındığında, günümüz koşullarında Gümrük Birliği’nin güncellenmesi her iki taraf için de bir ihtiyaç halini almıştır. 

Umuyorum önümüzdeki dönemde, Türk firmalarının Avrupa pazarına adil erişimi için hayati olan bu hususta somut adımlara ve Türkiye’nin AB’ye çok daha fazla katkı vermesine şahit olacağız. Bir kez daha ifade etmek isterim ki; bizler, Türkiye-AB ilişkilerini ve iş birliklerini oldukça önemsiyor ve destekliyoruz. Önümüzdeki dönemde, AB yolunda mesafe kat ederek çalışmalarımızı sürdüreceğimize inanıyorum.

Sözlerime burada son verirken, Dijital Avrupa Programı’nın ülkemize ve paydaşlarımıza hayırlı olmasını temenni ediyor ve sizlerin huzurunda Sayın Komisere nazik ziyareti için bir kez daha teşekkür ediyorum.

DAP’a katılım, Türkiye’nin dijital dönüşüm hedeflerine ulaşmak için önemli bir fırsat sunuyor. Program kapsamında, Türkiye’deki paydaşlar, AB tarafından sunulan fonlara ve desteklere erişebilecek. Bu sayede, Türkiye’nin dijital altyapısı güçlendirilecek, dijital becerilerin geliştirilmesi hızlanacak ve dijital ekonominin büyümesi desteklenecek.

DAP’a katılım, Türkiye’nin AB ile iş birliğini de güçlendirecek. Program kapsamında, Türkiye ve AB, dijital teknolojilerin geliştirilmesi ve kullanımı konusunda ortak projeler yürütecek. Bu iş birliği, iki tarafın dijital rekabet gücünü artırmaya yardımcı olacak.

Spotify kullanıcıları için kötü haber!

0

Spotify, hızla büyüyen kullanıcı tabanına sahip olsa da, ücretsiz planı tercih eden kullanıcı sayısı reklam destekli aboneliklerin öne çıkmasına neden oluyor. Bu nedenle Spotify, Premium abone sayısını artırmak amacıyla bazı özellikleri ücretli hale getirmeyi planlıyor.

Spotify, en son finansal sonuçlarında reklam destekli abonelerin sayısının 343 milyona ulaştığını açıkladı. Premium abone sayısı da arttı, ancak ücretsiz planı tercih edenlere göre daha düşük seviyede kaldı. Şirket, Premium abone sayısını artırmak ve gelirlerini yükseltmek amacıyla ücretsiz plan ile Premium plan arasındaki farkı yükseltmeyi düşünüyor. Bu farkı kapatmak için bazı sık kullanılan özellikleri ücretsiz plandan kaldırma stratejisi üzerinde çalışıyorlar.

şarkı sözlerini ücretsiz planından kaldırma yolunda bazı adımlar atmış görünüyor. Bazı ücretsiz kullanıcılar, şarkı sözlerinin Premium abonelere özel olduğunu gösteren bir mesajla karşılaşmışlardır: “Spotify Premium’da şarkı sözlerinin keyfini çıkarın.” Ancak, bu değişiklik şu anda sınırlı sayıda kullanıcı ve sadece belirli ülkelerde test edilmektedir.

Spotify, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve önemli değişiklikler öncesinde kullanıcıların tepkisini ölçmek amacıyla periyodik olarak testler yapmaktadır. Bu nedenle, şarkı sözlerinin ücretsiz planından kaldırılması kalıcı bir değişiklik olmayabilir.

Spotify, müzik dinleme deneyimini kullanıcılar için daha iyi hale getirmeye devam ederken, ücretsiz ve Premium kullanıcıları arasındaki dengeyi sağlamaya çalışıyor. Bu tür değişiklikler, şirketin gelirlerini artırmak ve daha fazla içerik üretebilmek için önemli bir adım olarak görülüyor. Ancak son kararlar ve değişiklikler, kullanıcı geri bildirimleri ve verilere dayalı olarak yapılacaktır.

Dijital dönüşüm verimliliği artırıyor!

Yatırım arayan girişimciler mutlaka izlesin! Kolay İK CEO’su Çağlar Yalı ile her alanda dijitalleşmeyi, bir girişimin yatırım alabilmek için dikkat etmesi gereken noktaları ve Kolay İK’nın unicorn olma hedefini konuştuk.

Techinside stüdyosuna konuk olan Kolay İK CEO’su Çağlar Yalı, dijital dönüşüm sayesinde İnsan Kaynakları (İK) süreçlerinin nasıl hızlandırıldığına ve verimliliğin nasıl artırıldığına dair önemli bilgiler paylaştı.

Yalı, şirketin “Toplam Mühendislik” çözümüyle İK ekiplerine, çalışan bilgilerini bir yerde toplama imkanı sunduğunu ve bu sayede temel İK işlemleri üzerinde geçirilen sürenin yüzde 75 oranında azaldığını belirtti. Kolay İK’nın sunduğu bu dijital dönüşüm çözümü sayesinde, şirketler aylık ortalama 50 saat tasarruf edebiliyorlar. İzin talepleri, masraflar gibi çalışan bilgilerinin tümü bir platformda toplanabiliyor. Ayrıca, Talentics’in satın alınmasıyla birlikte, işe alım sürecini dijitalleştiren ve otomatize eden bir yapı kurulmuş oldu. Yalı, bu satın alma sayesinde şirketin yüzde 15 oranında büyüdüğünü ve şu anda platformlarını 150.000’den fazla çalışanın kullandığını söyledi. Şirketin Türkiye’de 1 milyon aktif çalışana ulaşmayı hedeflediğini de vurguladı.

Farklı pazarlara satış yaparken nelere dikkat edilmeli?

Farklı pazarlara satış yaparken farklı yöntemler kullanılması gerekiyor. Öncelikle güven kazanmak şart. Bu güven de ancak kaliteli bir ürün, güçlü bir ekip ve etkili iletişimle sağlanabiliyor.

Elon Musk, Twitter için SpaceX’ten 1 milyar dolar borç almış!

0

Dünyanın en zengin iş insanlarından biri olan Elon Musk, geçtiğimiz yıl Twitter’ı satın almak için SpaceX’ten 1 milyar dolarlık bir borç aldı. The Wall Street Journal tarafından ortaya çıkarıldı.

Musk’ın SpaceX üzerinden aldığı 1 milyar dolarlık borç, Twitter’ı satın almak için kullanıldı. Ancak, bu kredinin neden alındığı konusunda resmi bir açıklama yapmad. Elon Musk, kısa bir süre içinde bu borcu geri ödeyerek, Kasım ayında 1 milyar doları faiziyle birlikte SpaceX’e ödedi. Hem Musk hem de SpaceX, bu konuyla ilgili herhangi bir açıklama yapmamıştır.

SpaceX’in, Elon Musk’ın kontrolünde olduğu ve Musk’ın şirketin en büyük hissedarı olduğu göz önüne alındığında, bu tür bir kredi alabilmesi kolay. SpaceX’in Starship roket programına ve Starlink adlı uydu-internet projesine büyük yatırımlar yaptığı bir dönemde gerçekleşen bu kredi işlemi, şirketin finansman ihtiyaçlarını karşılamasına yardımcı oldu.

Ancak, bu finansman hareketi aynı zamanda SpaceX’in sermayesinin önemli bir kısmını geçici olarak Elon Musk’a aktardı. Şirketin 2021 sonunda 4.7 milyar dolar nakit ve menkul kıymet bulundurduğu belirtiliyor. Bu kredi, şirketin 2009’dan bu yana sattığı öz sermayenin yüzde 11’ine karşılık geliyor.

Elon Musk, borcu geri ödedikten sonra neredeyse 4 milyar dolarlık Tesla hissesi sattı. Ayrıca, Twitter’ı satın almak için Tesla hisselerini teminat olarak kullanma planları yapmıştı, ancak Tesla hisse fiyatlarının düşmesi nedeniyle bu planı iptal etti.

Elon Musk’ın finansal stratejileri ve işletmeleri için farklı kaynaklara başvurma yaklaşımı dikkat çekiyor. Twitter’ı satın alması, finansal durumunu daha da karmaşık hale getirdi, çünkü platformun reklam gelirleri düştü ve Musk harcamaları kısmak zorunda kaldı. Ayrıca, Tesla hisse fiyatlarındaki düşüş, hisselerini satma planlarını zorlaştırdı. Bu gelişmeler, Elon Musk’ın iş dünyasındaki etkisini ve finansal stratejilerini daha yakından incelemeye yönlendiriyor.

LastPass kullanıcıları hala tehlikede!

Kasım 2022’de şifre yöneticisi hizmeti LastPass, bilgisayar korsanlarının 25 milyondan fazla kullanıcı için hem şifrelenmiş hem de düz metin verileri içeren şifre kasalarını çaldığı bir ihlali açığa çıkardı. O zamandan bu yana, teknoloji endüstrisindeki güvenlik bilincine sahip insanları hedef alan altı rakamlı kripto para birimi soygunlarının sürekli olması, bazı güvenlik uzmanlarının dolandırıcıların büyük olasılıkla çalınan LastPass kasalarından bazılarını açmayı başardığı sonucuna varmasına yol açtı. LastPass ihlali diğer hesapların güvenliğini de riske atıyor.

Taylor Monahan, Ethereum blockchain ile etkileşimde bulunmak için kullanılan popüler bir yazılım kripto para cüzdanı olan MetaMask’ın baş ürün yöneticisi. Aralık 2022’nin sonlarından bu yana, Monahan ve diğer araştırmacılar, 150’den fazla kişiyi hedef alan son hırsızlıklarla bağlantılı olduğunu söyledikleri oldukça güvenilir bir dizi ipucu tespit etti. Bu kişiler toplu olarak 35 milyon dolardan fazla değerde kripto paradan çalındı. Monahan, yardım ettiği kurbanların neredeyse tamamının uzun süredir kripto para birimi yatırımcıları ve güvenlik odaklı kişiler olduğunu söyledi. Daha da önemlisi, hiçbirinin, kişinin e-posta ve/veya cep telefonu hesaplarının ele geçirilmesi gibi tipik olarak yüksek dolarlık bir kripto soygununun öncesindeki türden saldırılara maruz kalmadığı görüldü.

LastPass kullanıcıları ne yapmalı?

Monahan: “Kurban profili hâlâ en çarpıcı şey. Gerçekten hepsi oldukça güvenli. Ayrıca saygın kripto kuruluşlarının çalışanları, VC’ler (girişim kapitalistleri), DeFi protokolleri oluşturan, sözleşmeleri dağıtan, tam düğümleri çalıştıran kişiler de dahil olmak üzere bu ekosisteme derinlemesine entegre olmuş durumda” dedi.

Monahan, Mart 2023’ten bu yana kripto hırsızlıklarını Twitter/X aracılığıyla belgeliyor ve kurbanlar arasında ortak bir neden arayışındaki hayal kırıklığını sık sık dile getiriyor. Daha sonra 28 Ağustos’ta Monahan, neredeyse her kurban arasındaki ortak noktanın, daha önce LastPass’i, kripto para birimi yatırımlarına erişimin kilidini açmak için gereken özel anahtar olan “tohumları” depolamak için kullandıkları sonucuna vardığını söyledi.

Kripto para cüzdanı kurtarma şirketi Unciphered’in analitik direktörü Nick Bax , “Tohum ifadesi kelimenin tam anlamıyla para. Eğer tohum ifadem sizde varsa, bunu kopyalayıp cüzdanınıza yapıştırabilirsiniz ve ardından tüm hesaplarımı görebilirsiniz ve paramı transfer edebilirsiniz” diyor.

Bax, Taylor Monahan ve diğerlerinin toplayıp birbirine bağladığı devasa miktardaki kripto para hırsızlığı verilerini yakından incelediğini söyledi. Bax, Monahan ve bu hikaye için röportaj yapılan diğerleri, Aralık 2022’den bu yana her ay yaklaşık iki ila beş yüksek dolarlık soygunun gerçekleştiği, 150’den fazla doğrulanmış kurbandan 35 milyon dolardan fazla kripto para hırsızlığı arasında bağlantı kuran benzersiz bir imza tespit ettiklerini söylüyor. KrebsOnSecurity bu imzayı inceledi ancak Monahan ve diğer araştırmacıların talebi üzerine yayınlamıyor; araştırmacılar bunun, saldırganların operasyonlarını, suç faaliyetlerini takip etmeyi zorlaştıracak şekilde değiştirmelerine neden olabileceğini söylüyor.

MetaMask’tan Monahan’a göre, LastPass’te önemli şifreleri (özellikle kripto para birimi hesaplarıyla ilgili olanlar) saklayan kullanıcılar, bu kimlik bilgilerini derhal değiştirmeli ve kripto varlıklarını yeni çevrimdışı donanım cüzdanlarına taşımalı. Ayrıca bankacılık veya emeklilik hesaplarınıza veya hatta yalnızca önemli e-posta hesaplarınıza bağlı şifreleriniz varsa, bu kimlik bilgilerini de değiştirmelisiniz.

FLO, kendi teknolojisini kendi üretecek!

Dijital dönüşümde öncü rol oynamaya hazır 200 kişilik uzman kadrosu ile çalışmalarına başlayan “FLO Teknoloji” şirketinin açılışı, Yıldız Teknik Üniversitesi Teknopark’ta, FLO CEO’su Yenal Gökyıldırım’ın ev sahipliğiyle gerçekleşti.

2018 yılında başlatılan teknolojik yatırımlara hız vererek; planlamadan, tedarik yönetimine, lojistik süreçlerinden, satış fonksiyonlarına kadar her alanda dijital kaslarını geliştirebilmek için yoğun çaba harcadıklarını belirten FLO CEO’su Yenal Gökyıldırım, yenilik ve inovasyon getirecek açılış sırasında yaptığı konuşmada şunları ifade etti: “Ülkemizde perakende sektörüne öncülük edecek ve alışverişte online ve offline kanallar arasındaki duvarları ortadan kaldıracak yeni nesil dijital çözümler ile müşteri deneyimini geliştirmeye odaklanıyoruz. Bugün içerisinde bulunduğumuz Yıldız Teknopark’ta 200 kişilik FLO Teknoloji ekibimizle beraber teknolojik altyapımızı sürekli olarak güçlendiriyoruz.”

Teknopark’a geçişle beraber farklı teknoloji paydaşları ile yakın bir ekosistemde çalışma fırsatı bulduklarını ifade eden Gökyıldırım, teknoloji alanında önemli kaynaklara ve yeni iş birliklerine kolaylıkla ulaştıklarını ifade etti.

Perakende sektöründe teknolojinin sınırlarını zorlayarak sektöre öncülük edecek yeni bir dönemi başlatmayı amaçlayan FLO Teknoloji, geliştirdiği yenilikçi ve teknolojik çözümler ile müşterilerine kişiselleştirilmiş bir alışveriş deneyimi sunmayı amaçlıyor.   

280 milyon TL yatırım planlanıyor

Dijitalleşmenin, şirketlerin yakın gelecekteki var oluşları üzerinde kilit rol oynadığını ifade eden Yenal Gökyıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yeni nesil teknolojiler içinde yaşadığımız dünyayı algılama, anlama ve dünyayla ilişki kurma biçimlerini değiştiriyor. Tedarik zincirinden başlayarak, planlama, lojistik ve stok yönetimi, şirket içi süreçlerin yürütülmesi, raporlama ve analiz yetkinlikleri, veri toplama ve büyük verinin yönetimi, müşteri deneyim tasarımı gibi A’dan Z’ye tüm süreçlerin dijitalleşmesi kaçınılmaz. Bu anlayışla FLO olarak son 2 yılda 150 milyon TL civarında teknoloji yatırımı gerçekleştirdik. 2023 yılında yaklaşık 280 milyon TL daha yatırım yaparak bu alandaki adımlarını hızlandırmayı planlıyoruz.”

FLO Teknoloji dijital dönüşüme öncülük edecek

Yenal Gökyıldırım, “FLO bugün, Yıldız Teknik Üniversitesi’nin Davutpaşa Kampüsündeki teknoparkta ekibimizle beraber teknolojik altyapısını sürekli güçlendiriyoruz. Burada kendi yazılımlarımızı yaparken, FLO Teknoloji şirketi sayesinde her türlü dönüşüme, çok hızlı reaksiyon gösterebiliyoruz. FLO, Teknopark’a geçişle beraber farklı teknoloji paydaşlarıyla yakın bir ekosistemde çalışmanın getirdiği avantajla kaynaklara daha kolay ulaşırken, ortak iş birliği fırsatları da yakalamaya başladık. Temelde verimliliğe odaklanırken, iş süreçleri ve altyapı dijitalleşme çalışmalarımızın yanı sıra müşteri deneyimini iyileştirecek ve sektöre öncülük edecek projeler geliştirmek için çalışıyoruz. Veri güvenliği konusunda çalışmalar yürütyüroz. SecurityScorecard’ın verilerine göre sektördeki diğer oyuncuları geçerek %96’lık bir güvenlik skoruna sahip olduk. Bu bizim için gurur verici. Çünkü hem işimizin güvenliğini sağlamak hem de müşterilerimizin güvenli bir ortamda deneyim yaşamaları büyük önem arz ediyor” dedi.

Google Chrome’da yeni reklam takip özelliği nasıl devre dışı bırakılır?

0

Google, kullanıcıların gizliliğini daha iyi korumayı amaçlayan yeni bir adım attı ve “Topics API” adlı yeni bir özelliği Chrome tarayıcısına ekledi. Bu API, üçüncü tarafların kullanıcıların ilgi alanları hakkında bilgiye erişimini sınırlandırıyor. Bu, uzun yıllardır süregelen üçüncü taraf çerez takibi uygulamalarının yerine geçmeyi hedefliyor.

Topics API, Temmuz ayındaki Chrome 115 sürümüne dahil edildi ve kısa bir süre içinde tüm kullanıcılara ulaşacak. Eğer ilgi alanlarınızın üçüncü taraflarla paylaşılmasını istemiyorsanız, bu özelliği nasıl devre dışı bırakabileceğinizi öğrenmek için aşağıdaki adımları izleyebilirsiniz:

Google Chrome'da
  1. Chrome tarayıcınızı açın ve sağ üst köşedeki üç noktaya tıklayarak Ayarlar’a gidin.
  2. Gizlilik ve Güvenlik sekmesini seçin.
  3. Reklam gizliliği seçeneğine tıklayın veya doğrudan adres çubuğuna “chrome://settings/adPrivacy” yazarak bu bölüme erişebilirsiniz.

Bu adımları takip ettikten sonra üç önemli kategori ile karşılaşacaksınız:

Google Chrome'da
  1. Tarama geçmişinize dayalı olarak ilgi alanlarınızı varsayan reklam konuları.
  2. Ziyaret ettiğiniz sitelere göre reklam öneren site tarafından önerilen reklamlar.
  3. Reklamlarının etkinliğini ölçmelerine yardımcı olmak için sitelerle veri paylaşan reklam ölçümü.

Her bir kategoriye tıklayarak ilgi alanlarınızı devre dışı bırakabilir veya özelleştirebilirsiniz. Ayrıca, Google’ın sizinle ilişkilendirdiği ilgi alanları ve siteler hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz.

Unutmayın ki bu yöntem tam anlamıyla kusursuz bir gizlilik sağlamaz, çünkü her site kendi izleme yöntemlerine sahip olabilir. Ancak, bu adımlar gizliliğinizi artırmak için önemli bir başlangıç ​​noktasıdır. Daha fazla gizlilik odaklı seçenekler arıyorsanız, DuckDuckGo ve Brave gibi alternatif tarayıcılara da göz atabilirsiniz.