Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 1712

Veri koruma için yeni ürün: CA Arcserve UDP,

0

Günümüzde sürekli artan veri boyutları ve sanallaştırma gibi hızla gelişen teknolojik ilerlemelerin vardığı nokta yüzünden, veri koruma mimarileri ihtiyacı karşılamada yetersiz kalmaya başladılar. BT departmanlarının içindeki cihazlar değil, sunduğu uygulama ve servis yeterlilikleri, artık şirketlerin en önemli varlıklarından birisine dönüşmüş durumda. Bu ortamda veri kurtarmayı hızla gerçekleştirebilen, yedekleme işlemini kesintisiz yapabilen sistemlerin önemi giderek artıyor. Ancak bu sistemlerin çoğu zaman son derece niş birer servis olarak kalmaları, oldukça pahalı oluşları ve dahası kurulum esnasında ve kullanımda karmaşıklık üzerine karmaşıklık eklemeleri ciddi dezavantaj teşkil etmekyetdi. Şimdi ise Platin Bilişim uzmanlığında sunulmaya başlanan CA Arcserve UDP (Tümleşik Veri Koruma) süiti, tüm bu sorunları ortadan kaldırıyor.

Arcserve UDP ile temel veri koruma teknolojileri bir çatıda buluşuyor!

Yedeklemenin çok ötesine geçen ve normal şartlarda sadece büyük şirketlerin karşılayabileceği merkezi yönetim özelliklerine sahip, güvenilir veri koruması sunan Arcserve Backup mimarisi üzerine kurulan Arcserve UDP, geliştirilmiş yönleri ve yepyeni özellikleriyle dikkat çekiyor. Bu yeni süitin en önemli özelliği bütünleşik bir sistem olması. Arcserve UDP, imaj yedeklemesi, sınırsız artımlı yedekleme, sıfırdan sunucuya yükleme, veri yineleme gibi özellikleri teyp, bulut ve sanal için birleşik mimaride sunuyor. Ürün ayrıca tek bir kullanıcı arabirimi ile bütün temel veri koruma teknolojilerini tek bir yönetim konsolunda birleştirmiş durumda. Yani Arcserve UDP kullanılabilirlik konusunda pazardaki rakiplerine açık ara fark atıyor.

Gelişmiş özellik ve yeterlilikleri ile pazarda fark yaratıyor

Görev esaslı “veri koruma planları” oluşturulabilen, kritik iş sistemlerinin, uygulamaların ve verilerin ayrı bir kopya sunucuda otomatik felaket kurtarması için test edilmesine imkan tanıyan, Windows ve Linux için fiziksel ve sanal sistemlerin sürekli veri yinelemesi ve tam sistem desteği sunan, neredeyse aracısız yedeklemelerle Linux düğümlerinin dosya düzeyinde kurtarılmasını sağlayan CA Arcserve UDP, çevrimdışı senkronizasyon ve otomatik, bağlantı hatasına dayanıklı resenkronizasyon ile farkını ortaya koyuyor.

Konuyla ilgili bilgiler veren Platin Bilişim Backup Takım Lideri Emre Tatar, şu ifadeleri kullanıyor: “Platin Bilişim’in uzman kadrosu ile kurulumu ve ürün desteği verilen CA Arserve UDP, temel veri koruma teknolojilerini tek bir yönetim konsolunda bir araya getiren birleşik teknolojisi ve belirli veri koruma ihtiyaçlarını karşılayan özelleştirilmiş koruma planları ile pazarda fark yaratan bir ürün. Sistem yöneticileri geleneksel veri koruma çözümleri nedeniyle son derece karmaşık ortamları birbirinden kopuk ve giderek büyüyen yedekleme, yineleme ve yük devretme politikalarını kullanarak korumak zorunda kalıyorlardı. Bu bağlamda devrimsel bir ürün olan CA Arcserve UDP ile bu yaklaşım tarihe karışıyor. Kullanıcılar, arcserve veri koruma planları sayesinde, her düğüm için gereksinim duydukları RTO/RPO parçacık seviyesine çok parçacıklı olarak, hızlı ve kolay bir şekilde ulaşabilir. Arcserve UDP’yi diğerlerinden ayıran bu özellik endüstride benzersiz. Platin Bilişim olarak CA Arcserve UDP’nin kurulum ve servis desteğini müşterilerimize sunuyor olmaktan dolayı son derece gururluyuz.”

Yeni video formatları geliyor

0

Video, dijital dünyanın şüphesiz yeni yıldızı. Facebook, Youtube, Instagram, Vine, Periscope gibi uygulamalar video ile takipçilerine, müşterilerine ulaşmak isteyen firmaların yayınları ile dolup taşıyor.

Ancak video söz konusu olduğunda farklı formatların yarattığı karmaşa, sayısız kodeki bilgisayarınıza hatta mobil cihazlarınıza kurmanızı gerekli kılabiliyor. Çoğu zaman ise bir video uygulamasından aldığınız videoyu başka bir uygulamaya tanıtmak için arada konverter uygulamaları ile format dönüştürmesi işlemiyle uğraşmak zorunda kalabiliyorsunuz ki bu çok zahmetli, çok fazla işlem gücü isteyen ve çoğunlukla da uzmanlık isteyen bir süreç zira dönüştürme işlemi sırasında doğru parametreleri uygulamadığınızda, elinize geçen video kalitesini kaybetmiş, sesi ve görüntüsü çöpe dönüşmüş bir dosya kalıntısı olabiliyor.

Amazon, Cisco, Google, Intel, Microsoft, Mozilla ve Netflix şimdi bu karmaşaya son vermek için açık kaynak kodlu, ücretsiz ve hızlı yeni video formatları oluşturmak için harekete geçtiler. Projenin açık kaynak kodlu olması önemli çünkü video işleme yazılımları, Youtube, Periscope veya diğer video uygulamaları, artık sayısını bile unuttuğumuz farklı video formatlarını oynatmak, işlemek, dönüştürmek için söz konusu formatların telif hakkı sahiplerine büyük paralar ödüyorlar.

Yeni format için oluşturulan organizasyona Alliance for Open Media ismi verildi. Yeni formatın tüm cihazlarda sorunsuzca oynatılması ve elbette ücretsiz olması hedefleniyor. Aslında yeni girişimin heedfinde, MPEG grubu yer alıyor. Bu grubun elinde çok sayıda video formatının lisansı bulunuyor ve video paylaşım endüstrisinden parayı “hortumla” çekiyorlar.

Ancak bu girişimin ne kadar başarılı olacağı da büyük bir soru işareti zira ne zaman yeni bir video formatı için çalışma başlasa, hedef her zaman “format karmaşasına son verip, herkes için tek bir format” ortaya çıkarmak oluyor. Böyle böyle, yıllar içinde yüzlerce video formatımız oldu. Üstelik, Alliance for Open Media grubunun içinde Apple’ın bulunmaması, çok büyük bir kitlenin bu formata erişimde kısıt yaşaması anlamına gelebilir. Elbette Apple da zaman içinde telif ödemekten sıkılıp açık kaynak kodlu ve ücretsiz bu formatı desteklemeye karar verirse, oyunda dengeler bir anda değişebilir.

CMC’ye yeni genel müdür yardımcısı

0

1441019402_CMC_Sat______Pazarlama_ve______Geli__tirmeden_Sorumlu_Genel_M__d__r_Yard__mc__s___Beng___G__ne___Ya__c__o__lu4 bin 500’ü aşkın çalışanı ile Türkiye’nin en büyük dış kaynak çağrı merkezlerinden CMC, müşterilerinin memnuniyetini ve deneyimini daha üst seviyelere çıkarabilmek amacıyla ekibini güçlendirmeye devam ediyor. Bu doğrultuda CMC ekibine son olarak katılan isim, 15 yıla yaklaşan deneyimi ile alanının önemli isimler arasında yer alan Bengü Güneş Yağcıoğlu oldu. Yağcıoğlu, Satış, Pazarlama ve İş Geliştirmeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapacak.

Lisans eğitimini Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Ekonomi Bölümü’nde tamamlayan Bengü Güneş Yağcıoğlu, eğitimine İstanbul Üniversitesi İşletme Yönetimi Enstitüsü’nde devam etti. İlk pazarlama ve satış deneyimlerini öğrenciliği döneminde Koçbank ve Finansbank’ta Tüketici Pazarlama departmanlarında çalışarak edindi. Profesyonel iş yaşamına Kariyer.net’te başlayan Yağcıoğlu, burada 5 yıl boyunca farklı yönetim pozisyonlarında görev aldı. Ardından geçtiği Turkcell’de şirketin önde gelen kurumsal müşterilerinin yönetimini üstlendi; Video Çağrı Merkezi, ATM ve banka şubelerinin bağlantılarının 3G üzerinden yedeklenmesi gibi birçok büyük projede rol aldı. Yağcıoğlu CMC ekibine katılmadan önce, Vodafone’da Finans Segmenti Satış Müdürü olarak görev yapmaktaydı.

SkyAtlas ve SUSE’den bulutta dev iş ortaklığı

0

IMG_3949Türkiye’nin lider bulut altyapısı sağlayıcısı SkyAtlas, açık kaynak yazılımın öncü şirketi SUSE ile işbirliğine gittiğini duyurdu. Yapılan işbirliği ile, SkyAtlas SUSE’nin Türkiye’deki ilk bulut servis sağlayıcı iş ortağı oldu.

Kritik iş uygulamaları için kurumsal bulut altyapısı sunan SkyAtlas, müşterilerine bulut sunucuları üzerinde saatlik olarak SUSE Linux Enterprise Server (SLES) kullanımı imkanı sağlamış oluyor. Bununla birlikte kurumlar SLES kullanımı için herhangi bir ön ödeme veya yıllık lisans anlaşması yapmadan sadece kullandıkları kadar ödeme yaparak IT maliyetlerinde ciddi oranda tasarruf yapma imkanına kavuşuyorlar.

SkyAtlas hazır SLES imajları ile bulut platformu üzerinden tek tuşla kurulum imkanı sağladığı için normalde aylar süren kritik IT altyapısı kurulumları dakikalara iniyor. Ayrıca, SUSE tarafından sağlanan sürekli güncellemeler sayesinde kurumlar kesintisiz ve güvenli bir altyapının keyfini sürüyor. SkyAtlas ve SUSE’nin kullanıcılara sunduğu avantajlardan öne çıkanlar şu şekilde sıralanıyor:

Kullandığın kadar ödeme – Kurumlar, SkyAtlas’ın bulut çözümleri için tıpkı elektrik tüketimine benzer şekilde yalnızca kullandığı saat kadar ödeme yapıyor, gereksiz IT yatırımı yapmadan maliyetlerini düşürüyor.

Hızlı ve esnek IT – Aylar süren IT altyapı tedariki, kurulumu ve konfigürasyonu ile zaman kaybetmeden, kurumlar 1 dakikadan az sürede çalışır haldeki en son SUSE Linux Enterprise Server ortamına erişim imkanına kavuşuyor. Üstelik esnek SkyAtlas altyapısı ile ihtiyaç anında büyüyüp küçülebilen bir IT altyapısına sahip olmak da mümkün.

Kesintisiz ve Güvenli Altyapı  – SUSE ve SkyAtlas’ın kurumsal IT uygulamalarındaki bilgi birikimi ile kurumlar kritik iş uygulamaları için kesintisiz ve yüksek güvenlikli bir IT altyapısına kavuşuyorlar.

 “Dünya standartlarını Türkiye’deki kurumlara sunuyoruz”

Dünya standartlarında bulut altyapısını Türkiye’deki kurumlara sunabilmenin mutluluğunu yaşadıklarını dile getiren SkyAtlas Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Müfit Süer sözlerini şu şekilde sürdürdü:

MENA bölgesinin ilk ve tek OpenStack tabanlı bulut servis sağlayıcısı SkyAtlas olarak müşterilerimizi her zaman memnun edecek kurumsal bulut altyapı hizmetini sunuyoruz. Türkiye’nin yanı sıra bölgenin de lider Hizmet olarak Altyapı (IaaS) sağlayıcısı olma yolunda hızla ilerliyoruz. SUSE’nin dünyada en fazla tercih edilen Linux tabanlı sunucu işletim sistemini müşterilerimize bulut platformumuz üzerinden hazır olarak sunmaktan gurur duyuyoruz.”

SkyAtlas’ın Türkiye’deki en önemli bulut bilişim sağlayıcılarından biri olduğunu ifade eden SUSE Türkiye Ülke Müdürü Seçil Songür, işbirliği konusunda şunları söyledi:

Ölçeklenebilir, yüksek performanslı kurumsal işletim sistemi SUSE Linux Enterprise Server’ı dünyanın en önemli bulut platformlarının yanı sıra Türkiye’de SkyAtlas üzerinden kurumlara ulaştırmak bizleri mutlu ediyor. SkyAtlas’ın güçlü altyapısıyla SUSE’nin yazılım alanındaki tecrübesini bir araya getirerek kurumlara ihtiyaçları olan kesintisiz, esnek ve yüksek güvenlikli bulut altyapısını sağlıyoruz.”

2020’de 3,7 milyar kişi 4G/LTE kullanacak

0

İlgili rapora göre mobil veri trafiğinin 2020 yılına kadar dünya genelinde 9 kat artacağını kaydeden Ericsson RMEA Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Alp Uysal’ın görüşlerini videomuzdan izleyebilirsiniz.

Ericsson Mobility Raporu’na göre 2020 yılında mobil abone sayısı 9,2 milyara; mobil geniş bant kullanıcı sayısı ise 7,7 milyara ulaşacak. Teknoloji yatırımlarının hızla devam etmesiyle beraber 2020’ye kadar, dünya nüfusunun yüzde 70’i LTE kapsamasında olacak ve 3,7 milyar kişi LTE kullanacak.

Diğer yandan akıllı telefon pazarındaki gelişim hızla devam ederken, yine aynı zaman dilimi içerisinde akıllı telefon kullanıcı sayısı iki katından fazla artacak. Bu kapsamda dünya nüfusunun yüzde 70’i akıllı telefon kullanacak ve toplam mobil veri trafiğinin yüzde 80’ini akıllı telefonlar oluşturacak. Tüm bu beklentiler ışığında ise, mobil veri trafiği dünya genelinde 2020’ye kadar 9 kat artacak, bu artışta ise video başı çekecek. Video, her yıl yüzde 55 oranında büyüyerek, 2020 yılında toplam mobil veri trafiğinin yüzde 60’ını oluşturacak.

Türkiye’deki kullanıcılar daha fazla mobil veri kullanmak istiyor
Raporda, Türkiye’den akıllı telefon kullanıcılarının davranışlarıyla ilgili de çarpıcı bilgilere yer veriliyor. Buna göre, Türkiye’de akıllı telefon kullanıcılarının yüzde 65’i kapsama ve kesintisiz iletişim konularına son derece duyarlı. Diğer yandan, 3G kullanıcıları, önemli miktarlardaki veri tüketen pek çok mobil servisi, oldukça yüksek yoğunlukta kullanıyor. Buradan hareketle 3G kullanıcılarının yüzde 40’ı sınırsız veri planı istiyor ve yüzde 41’i daha iyi bir kapsama ve servis kalitesi olması halinde, mobil veri kullanım miktarını artırabileceğini iletiyor.

Ericsson Türkiye Genel Müdürü Ziya Erdem; “ICT sektöründeki dönüşüm tüm dünya genelinde hızlı seyrederken, bu hız Türkiye’de olağanüstü. Geçtiğimiz seneki araştırmalarımızdan 3G kullanıcılarının neredeyse yarısının 4G’ye geçmek istediğini biliyoruz. Aslında bu hız isteği, tamamen kullanıcıların yeni teknolojilere ulaşma isteğinden kaynaklanıyor. Kullanıcılar artık sınırsız internet paketleri kullanmak istiyor, kapsama ve kalite konularında ise eskiye kıyasla çok daha hassaslar. Buradan hareketle, önümüzdeki dönemde 4.5G’nin Türkiye’de hizmete sunulmasıyla, kullanıcılardan ciddi bir talep oluşacağını ve ileri teknoloji kullanımında diğer ülkelerdeki penetrasyon seviyelerine hızla ulaşacağımızı öngörüyoruz. Dünyanın en büyük 100 şehrinde LTE alanında açık ara lider olan Ericsson ise, bu alandaki teknoloji ve bilgi birikimi ile Türkiye’nin bu önemli teknoloji evriminin destekçisi olacaktır” dedi.

Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinde LTE abone sayısı 2015 yılında üç katına çıkacak
Araştırma, dünyada 2020 yılında mobil abone sayısının 9,2 milyara ulaşacağını ve bu abonelerin 3,7 milyarının LTE kullanacağını öngörüyor. Öte yandan, Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi’nde 2014 yılı sonu itibariyle 680 milyon olan mobil abone sayısı, 2020’ye kadar 970 milyona ulaşacak. 2020 yılında teknolojinin geleceği nokta ile artan mobil aboneliklerin, bölgedeki bağlanabilirliği daha önce görülmemiş seviyelere taşıması bekleniyor. 2014 yılı sonu itibariyle dünyadaki mobil abone sayısının yüzde 10’u, LTE abonelerinin ise yalnızca yüzde 1’i, Türkiye’nin de içinde bulunduğu Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesine ait. 2020 yılı projeksiyonlarına bakıldığında ise dünyada LTE kullanıcı sayısı 3,7 milyar olması beklenirken, bu kullanıcıların 210 milyonu Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölgesi’nde olacak. Bu durum, bölgeden çok ciddi bir veri kullanımı artışını da beraberinde getiriyor ve bölgedeki mobil veri trafiği büyümesi dünya genelindeki büyümeyi geride bırakıyor. Bölgede 2014-2020 yılları arasında mobil veri trafiğinde 14 kat büyüme beklenirken, bu büyüme rakamı dünya genelinde 9 kat olarak öngörülüyor.

PayPal’ın yeni yeteneği: PayPal.Me

0

how-to-send-money-1PayPal’ın yeni hizmeti PayPal.Me para transferinde yeni bir dönem başlatıyor. Müşterilerinin hayatını kolaylaştıran inovatif hizmetler sunan PayPal’ın ‘Anlık Mesajlaşma’ devri için hayata geçirdiği yeni uygulaması PayPal.Me ile artık hesabınıza para yatması çok kolay. Kişiselleştirilen hesaplar sayesinde PayPal kullanıcıları güvenli ve zahmetsiz bir şekilde bireysel ödemeleri alabilecek.

Arkadaşlar veya aileler arasında artık para transferi çok daha kolay. Paranızın hesabınıza geçmesini beklemek ya da banka hesap bilgilerinizi aramak gibi sorunlar PayPal.Me ile ortadan kalkıyor. PayPal kullanıcılarının 1 Eylül 2015 itibarıyla hizmete sunulan bu hizmetten yararlanabilmek için tek yapmaları gereken PayPal.Me adresine giderek “PayPal.Me/<İSİM>” şeklinde bir isim veya rumuz belirlemek ve kendilerine para gönderecek kişilerle bu linki e-posta, Whatsapp uygulaması, mesaj ya da sosyal medyadan paylaşmak.

PayPal.Me kişisel linkinizi ilettiğiniz kullanıcılar ise, açılan sayfaya sadece tutarı giriyor ve tek tıkla para transferini PayPal güvencesiyle tamamlıyor. Üstelik para gönderecek olanlar PayPal müşterisi olmasalar bile, birkaç saniye içinde üye olabiliyor. PayPal.Me hizmetinden dünyanın dört bir yanındaki PayPal kullanıcıları faydalanabiliyor.

PayPal Türkiye, Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölge Direktörü Kıvanç Onan şöyle dedi: “PayPal.Me, kullanıcılarımıza sunduğumuz bireysel ödeme hizmetlerine yeni bir soluk getiriyor. Bu özellik sayesinde dünyanın neresinde olursanız olun, paranız hızlı ve kolay bir şekilde hesabınıza yatar. PayPal’ın inovatif yaklaşımını yansıtarak geliştirilen bu uygulama, milyonlarla beraber Türkiye’de de kullanıcılarımızın hayatını kolaylaştıracak.”

TechInside’ın 13. sayısını okuyabilirsiniz

0

kapakyatarDeğerli TechInside okurları,

TechInside’ın yeni sayısında büyüyen şirketlerin kaçınılmaz olarak karşı karşıya kalacağı ERP kavramını inceledik. ERP, yani kurumsal kaynak planlaması, hızla büyüyen şirketlerin iş yükünü azaltan, ürün ve mali işler raporlamasını disipline eden çok önemli bir süreç.

Ne var ki, ERP her şirketin şartlarına göre değişen özel bir proje olarak yönetilmek zorunda. Yani, teknoloji marketine girip satın alabileceğiniz bir çözüm yok. Her şirketin kendine özel, “terzi işi” bir ERP oluşturulmak durumunda. Biz de dergimizde, daha önce ERP projelerini başarılı şekilde hayata geçirmiş şirketlere deneyimlerini sorduk, yaşadıklarını anlatmalarını istedik, aylarca süren planlama, kurulum ve eğitim süreçlerinde nasıl sorunlarla karşılaştıklarını inceledik ve dosya konumuzda bunları detaylıca aktardık.

Dergimizde yine farklı konuları da doyurucu detaylarla okuyabileceksiniz. Bu ay özellikle, 4.5G ihalesi, Sage Summit 2015 etkinliği ve giderek büyük ağırlık kazanan üç boyutlu tasarıma dair dikkatini çekecek özel haberlerimizi yine sayfalarımız arasında bulabilirsiniz.

Web sitemiz üzerinden ücretsiz olarak okuyabileceğiniz dergimiz sayfaları arasında teknoloji ve iş dünyasına ilişkin çok sayıda haber, analiz ve köşe yazıları sayesinde teknoloji dünyasına dair farklı görüş ve yorumlarla oluşmuş zengin bir içerikle karşılaşacaksınız.

Eğer herhangi bir işletmede yönetici, medya veya PR ajansı çalışanı iseniz, bu formu doldurarak dergimize ücretsiz aboneliğinizi başlatabilirsiniz.

Henüz kaydolmadıysanız haftalık e-posta bültenimize de dahil olmanızı tavsiye ediyoruz.

İçeriğimizle ilgili görüşlerinizi her zaman olduğu gibi bekliyoruz.


TechInside dergimizin dijital kopyasını bu linkten her zaman olduğu gibi ücretsiz okuyabilir ve indirebilirsiniz.


 

Anadolu Etap insan kaynakları dijitale taşındı

0

Atakan+KaramanAnadolu Bilişim, Türkiye’nin en büyük meyvecilik projesini gerçekleştirmekte olan ve Avrupa’nın önde gelen meyve suyu konsantresi ve taze meyve şirketlerinden birisi olma hedefiyle çalışmalarını yürüten Anadolu Etap ile SAP dönüşüm iş birliğini hayata geçirdi. Anadolu Etap’ın insan kaynakları yönetimi süreçlerini SAP HR altyapısına taşıyan proje Anadolu Bilişim tarafından canlı kullanıma sunuldu.

Anadolu Etap 200 bin ton meyve işleme kapasiteli 2 fabrikaya, 25.000 da arazi üzerindeki 6 çiftliğinde 3,5 milyon meyve ağacına sahiptir. Dönemsel yoğun işçi hareketliliği dolayısıyla dış kaynak olarak satın aldığı bordro sistemi, kurum içinde entegre edilmiş oldu. Anadolu Bilişim’in uzmanlığıyla 47 gün içinde teslime hazır hale getirilen proje neticesinde Anadolu Etap, üzerine farklı ihtiyaçlara uygun olarak entegrasyonlar kurabileceği güçlü bir sisteme geçiş yaptı. Gelişecek kadrolaşmaya ve hedeflere bağlı olarak performans değerlendirme modülü, eğitim yönetimi modülü, PDKS entegrasyonlarını kapsayan farklı projeler SAP HR altyapısına entegre olacak şekilde hazırlandı.

Anadolu Etap, Anadolu Grubu SAP HR Sistemi’ne katılarak dış kaynak olarak satın alınan bordrolama hizmetini kendi bünyesinde yapmaya başladı. Bilgi güvenliğinin artmasını sağlayan sistem, kanun ve yönetmelik güncellemelerinden hızlı bir biçimde adapte olmayı da kolaylaştırdı.

Teknoloji Ödülleri 12’ncisinde rekora koştu

0

1441089948_Teknoloji_Odulleri_LogoTürkiye’nin en prestijli ödülleri arasında yer alan “Teknoloji Ödülleri” rekora koşuyor. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) ve Türk Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Türkiye’nin teknoloji geliştiren ülkeler arasında yer almasını sağlamak, yenilikçi ürünlerin geliştirilmesini teşvik etmek amacıyla düzenlenen ödüller için, toplam 23 ilden 216 başvuru yapıldı.

Türkiye’nin, her yıl düzenli olarak yayınlanan Küresel İnovasyon Endeksi’nde son 4 yılda basamakları 10’ar, 20’şer tırmandığına dikkat çeken Teknoloji Ödülleri Yürütme Kurulu Başkanı Müjdat Altay, 1997 yılında 30 başvuru ile başladıkları Teknoloji Ödülleri’ne 11 programda toplam 872 projenin ön başvuruda bulunduğunu söyledi. Geçen yıl başvuru sayısının 198 olduğunu kaydeden Altay, “Bu yıl geçen yılki başvuru sayısını geçmeyi hedefliyorduk. Nitekim 12’ncisini gerçekleştirdiğimiz Teknoloji Ödülleri’ne toplam 23 ilden 216 başvuru yapıldı. Bugün geldiğimiz noktada 200’ü geçmek mutluluk verici. Türkiye’nin teknoloji geliştirme, yoğun rekabet ortamında yer almamızı sağlayacak katılımcılara teşekkür ederiz” dedi.

YURT ÇAPINDA 23 İL KATILDI

Geçen yıl yurt çapında 19 ilden katılım sağlanan ödüle, bu yıl katılan il sayısının arttığına da işaret eden Altay, “Bu yıl katılım sağlayan il sayımız 23’e yükseldi. Bu 2023 hedeflerine ulaşmaya çalışan Türkiye adına oldukça sevindirici bir durum. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Kocaeli ve Manisa’dan toplam 182 başvuru gelirken; diğer 34 başvuru ise Gaziantep, Konya, Eskişehir, Sakarya, Adana, Erzurum, Gebze, Kayseri, Osmaniye, Tekirdağ, Balıkesir, Bilecik, Çanakkale, Düzce, Karabük, Kütahya ve Tarsus’tan yapıldı” diye konuştu.

FİRMALARIN %66’SI İLK DEFA BAŞVURDU

Başvuru yapan 174 firmanın yüzde 66’sının Teknoloji Ödülleri’ne ilk defa katıldığına dikkat çeken Müjdat Altay, “Düzenlediğimiz bu etkinlikle hedefimiz, Türkiye’nin sahip olduğu potansiyel doğrultusunda yenilik ve fark yaratarak gelişmiş ülkelerin seviyesine ulaşmak. Ülkemizde özgün teknoloji üretilmesini ve bunun sonucunda yerli üretim yapılmasını sağlamak. Son başvurularda gösterdi ki çalışmalarımız sonuç veriyor” dedi.

KOBİ’den büyük ölçekli firmalara önemli geri dönüşler aldıklarının altınını çizen Altay, şöyle konuştu: “Teknoloji Ödülleri ve Kongresi’nin program tasarımını yapmaya başladığımız 1997 yılında ‘inovatif ürün’ veya ‘teknoloji’ dediğimizde, önce ‘inovatif’ ile ne demek istediğimizi anlatıyor, yenilikçi ürün veya teknolojinin tanımını yapmaya çalışıyorduk. Bugün Teknoloji Ödülleri’ne başvuran projeler, o günden bu yana ülkemizin bu alanda kat ettiği yolun adeta birer kanıtı.”

Başvuruların yüzde 79’unun ürün kategorisinde, yüzde 21’inin süreç kategorisinde olduğuna da değinen Altay, bunların yüzde 39’unun Büyük/Bağlı, yüzde 18’inin Orta, yüzde 24’ünün Küçük, yüzde 20’sinin Mikro Ölçekli İşletmelere ait olduğunu söyledi. Teknoloji Ödülleri 12’nci dönem finalistlerinin 2016 yılı içinde ödüllerine kavuşacaklarını kaydeden Altay, 2015 yılı içinde son başvuruların alınması ve hakem saha değerlendirmesi ile süreçlerin tamamlanacağını belirtti.

Kurumların can damarı olan verilere özel çözüm

0

1440767656_SynologyLogoKurumlar, yapılandırılmış ve yapılandırılmamış veri ile baş etmek zorunda. Mobil cihazların sayısındaki artışla birlikte veri depolama ihtiyacı ön plana çıkarken, verinin korunması ve depolanması kritik önem kazanıyor. İşletmeler, veri depolamada uygun maliyetli, performansı yüksek çözüm ve ürünleri tercih ediyor. Bununla birlikte kurumlar artık yazılım ve donanım gibi bileşenlere ayrı ayrı odaklanmaktan ziyade uçtan uca çözümlere yöneliyorlar. Tümleşik bir hizmet alarak servis kalitelerini ve performanslarını artırmayı, veri yönetiminde kolaylık ve süreklilik elde etmeyi hedefliyorlar. Synology’nin kullanıma sunduğu RackStation RS2416+ ve RS2416RP+ ürünleri, uygun maliyetleri ve yüksek performansları ile kurumlara yenilik ve esneklik kazandırıyor.

Belge kaybetme derdine son

Kurumlara yüksek performanslı, güvenilir, daha yüksek kapasiteli, kullanıcı dostu, verimli cihaz ve çözümler sunduklarını belirten Synology Türkiye Ürün Müdür Volkan Yiğit, “Müşterilerimize en iyi ve yenilikçi teknolojileri sunabilmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ağa bağlı depolama cihazlarında elde etmiş olduğumuz bilgi birikimini, kullanıcılarımızdan aldığımız geri dönüşlerle güncelleyerek geleceğe doğru ilerliyoruz. RS2416+ve RS2416RP+ ürünleri, verileri güvenli bir şekilde kayıt altında tutuyor. KOBİ’lerin artan verilerini göz önünde tutularak istenilen ölçüde kapasite artırımının mümkün olduğu ürünler, insan veya beklenmedik donanım hatalarına karşı koruma da sağlıyor. Gelişmiş veri koruma ve yedekleme olanağı sunan ürünler, kurumlar için ideal veri depolama çözümü olarak dikkat çekiyor.” dedi.

Geriye yönelik veri kurtarma avantajı

BT yöneticileri, artan verileri yedeklemek ve her an, her yerden erişebilmek için yeni teknolojilere yöneliyorlar. RS2416+ ve RS2416RP+, yeni nesil “Btrfs” dosya sistemi desteği ile yedekleme ve veri kullanılabilirliğini garanti altına alıyor. Bu ürünler sayesinde klasörler ve özel bilgiler, geriye yönelik veya istenilen zaman dilimi seçilerek kurtarılabiliyor. Ayrıca genişletilebilir bellek avantajı sunan ürünler, kayıtların haftalık veya aylık ekran görüntülerinin alınabilmesini de mümkün kılıyor.

Yedek güç kaynağı ile iş sürekliliği garanti altında

RS2416+ ve RS2416RP+ ürünleri, dört çekirdekli bir işlemciye sahip. AES-NI donanım şifreleme motoru özelliğiyle sunulan ürünler, 2 GB RAM (6 GB’a kadar genişletilebilir) ve SSD ön bellek desteğini üzerinde barındırıyor. Dört ethernet yuvası ile sunulan RS2416+ ve RS2416RP+, iş sürekliliğini maksimum seviyeye çıkarmak için yedek güç kaynağına da sahip.

Şifreleme sistemi ile mahrem bilgiler emin ellerde

Ürünler, ağa bağlı depolama için en gelişmiş özellik olan sezgisel Web tabanlı işletim sistemi DiskStation Manager (DSM) tarafından destekleniyor. Sunduğu ürünleriyle iki kez üst üste “PCMag Business Choice Award Winner” ödülüne layık görülen Synology’nin yeni ürünleri RS2416+ ve RS2416RP+, yenilikçi şifreleme motoru ile benzer ürünlerden ayrılıyor.

Bankalar BT bütçelerini yasal düzenlemelere ve bakıma harcıyorlar

0

bankingYeni nesil BT servis ve çözümlerinde küresel lider CSC’nin bankaların bilişim teknolojilerine yönelik harcamalarını incelediği araştırmadan ilginç sonuçlar çıktı. Araştırmaya göre, bankaların teknoloji bütçelerinin yüzde 67’sini, yasal düzenlemeleri karşılamaya yönelik harcamalar ve teknik bakım maliyetleri oluşturuyor.

CSC’nin 24 ülkeden 55 finansal kurumun katıldığı araştırması, BT verimliliğinin bankalar için büyük öneme sahip olduğunu ortaya koyuyor. Katılımcıların yüzde 92’si, “Organizasyonunuzun rekabet gücünde BT verimliliği ne kadar önemli” sorusuna “Çok önemli” ve Oldukça önemli” yanıtlarını veriyor.

İşleyişi sürdürmek yeni projelerden daha önemli

“BT bütçenizin ne kadarını mevcut işleyişi sürdürecek projeler yerine değişim sağlayacak yeni projelere ayırıyorsunuz?” sorusuna verilen yanıtlar da ilginç bir gerçeğe ışık tuttu: Banka yöneticileri, maddi kaynakları yeni projelerden çok mevcut projelerin sürdürülmesine ayırıyor. Yöneticilerin sadece yüzde 24’ü bütçelerinin yüzde 45’inden fazlasını yeni projelere ayırdıklarını söylerken, yüzde 35-44 aralığını belirtenlerin oranı yüzde 19, 25-34 aralığı diyenlerin oranı ise yüzde 24 oldu.

Bankaların şu anda yoğunlaştıkları BT projelerinde ilk sırada yüzde 60’la platform sadeleştirme ve konsolidasyon yer alıyor. Ana bankacılık sistemlerinde yapılan modifikasyon ve sürüm yükseltmeler yüzde 53’le ikinci sırada bulunurken, kurumsal seviyede datanın daha verimli kullanımına yönelik projeler yüzde 40’la onu takip ediyor. Katılımcıların yüzde 92’si, bankaların gelecekteki rekabet güçlerinin verimli BT altyapılarına bağlı olduğu görüşünde birleşiyor.

Araştırmaya göre, bankaların en çok kullandıkları üç teknoloji bütünleşik (converged) altyapı sistemleri, kurum için özel olarak geliştirilmiş yazılımlar ve paket yazılımlar olarak sıralanıyor. Büyük veri ve özel bulut sistemleri de sıklıkla tercih edilen teknolojiler olarak öne çıkıyor.

 

Bir CDO kimleri yönetir?

0
CDO Turkey İcra Kurulu Başkanı Bülent Kutlu
CDO Turkey İcra Kurulu Başkanı Bülent Kutlu

Dijitalleşen dünyanın kaçınılmaz bir parçası olan dijital dönüşüm anlayışı, tüm kurumsal şirketler için giderek daha fazla önem kazanıyor. Bu alana öncülük ve liderlik edecek yöneticiler olan CDO’ların (Chief Digital Officer-Dijital Dönüşüm Direktörleri) belirlenmesi, görev tanımlarının yapılması ve bu yeni oluşan pozisyonla ilgili farkındalık oluşturulması büyük önem taşıyor.

2020’de her şirkete bir CDO hedefiyle yola çıkan CDO Turkey, Bir CDO’ya bağlı ekiplerin neler olması gerektiğini belirledi.

Dijital Strateji, Dijital Pazarlama, Teknoloji
CDO Turkey İcra Kurulu Başkanı Bülent Kutlu, konuyla ilgili şu açıklamaları yaptı: “İcra Kurulu olarak yaptığımız en son toplantıda çalışmalarına bir süredir devam ettiğimiz CDO organizasyon şemasını son haline getirdik. CDO’ya bağlı bölümler ya da ağırlıkları sektörlere ya da şirketlere göre değişiklik gösterecektir. Bununla birlikte her sektöre referans olması bakımından yapılan bu çalışmanın önemli faydalar sağlayacağını düşünüyoruz.

Dijital Strateji, Dijital Pazarlama ve Teknoloji direktörlükleri ya da bölümleri CDO’lara bağlı ekiplerin temelini teşkil etmektedir. Bu bölümlere bağlı olarak İş Analizi ve Geliştirme, Dijital Pazarlama, Sosyal Medya Yönetimi, Müşteri Deneyimi ve CRM, Web, Mobil, Çağrı Merkezi, Büyük Veri Yönetimi, Nesnelerin İnterneti, Uyum, Kontrol ve Süreç Yönetimi, Bütçe ve Raporlama aktiviteleri bir CDO’nun günlük yaşamının ayrılmaz parçaları olacaktır. ”

Yakın bir zamanda CDO’lar için oluşturduğumuz bu organizasyon yapısıyla ilgili detaylı bilgilendirmeleri yapmak üzere kurumsal şirketlerimizin üst düzeyleriyle bir araya gelmeyi planlamaktayız.”

Techstars ilk defa Startup Istanbul’da

0

tsBoston, Chicago, New York, Londra, Berlin gibi önemli şehirlerde Startup Weekend etkinliklerini düzenleyen Techstars, Etohum ile yapılan iş birliği kapsamında bu yıl ilk kez İstanbul’a geliyor. Startup İstanbul’un iş ortakları arasına katılan Techstars, 3-5 Ekim tarihlerinde düzenlenecek olan konferansta gelecek vadeden teknoloji odaklı çözüm ve hizmetler sunan girişimlerle bir araya gelecek.

Techstars ekibi, girişimlere 18 bin dolardan başlayan erken aşama yatırımı yapmanın yanı sıra mentorluk, ofis ve iş ağına katılım desteği de veriyor. Dünya çapında başarılı girişimlere yaptıkları yatırımlarla tanınan Techstars, halihazırda 300 milyon dolardan fazla bir bütçe yönetiyor. Mobil, SaaS, büyük veri ve giyilebilir teknolojilere odaklanan Techstars mentorları ise kendilerine başvuran girişimler arasından seçtiklerini, özel bir eğitim programına dâhil ederek, girişimlerin büyüme hamlelerini sağlıklı ve istikrarlı bir şekilde yönetmelerine yardımcı oluyor. 3 ülke ve 9 şehirde faaliyet gösteren Techstars hızlandırıcısı, kurulduğu 2006 yılından bu yana 520’den fazla şirketi bünyesine kattı. Yatırımcılardan toplamda 1.3 milyar dolarlık yatırım alan Techstars şirketlerinin pazar değerleri ise bugün yaklaşık 50 milyar dolara ulaşmış durumda.

Startup Istanbul bu sene 60 ülkeden 2000’i aşan girişim başvurusu aldı, bu girişimlerle birebir görüşme yaparak bölgenin en iyi 100 girişimini seçti. Seçilen girişimlerle beraber 200’ü den fazla girişimci, bölgeden yatırımcılar ve 2000’i aşkın katılımcı  Startup Istanbul’da buluşacak. Yapılan iş birliği sayesinde ekosistemin önemli oyuncularına Techstars’la da tanışma fırsatı yaratan Startup Istanbul bölgenin önemli girişim konferansı olmaya devam ediyor.

Uber taksicilerin aklını başına getirdi!

0

taxi-passengerUber, kısa süre önce gerçekleşen 50 milyar dolarlık şirket değerlendirmesi ile yine medyanın gündemine oturmuştu. Basit bir mobil uygulama olarak ortaya çıkan Uber’in fonksiyonu, evinin önünde boş otomobili bulunan bir otomobil sahibi ile ulaşım için araç arayan yolcuları buluşturmaktan ibaretti.

Dünyanın neredeyse bütün büyük şehirlerine yayılan uygulama, aynı zamanda taksicilerin de büyük tepkisini topladı. ABD’de ve Avrupa’da taksiciler Uber’e karşı büyük gösteriler düzenlediler, Uber araçlarına fiziksel saldırılara varan protesto eylemleri yapıldı. Taksici birlikleri, Uber’in kullanımının ülkede yasaklanması için girişimlerde bulundular ancak ne var ki, bu girişimlerden sonuç çıkmadı.

Yılda 20 milyar dolar kâr

Uber, her türlü yasal önlemi aldı ve bulunduğu ülkede vergi verecek bir organizasyon kurarak faliyetlerine devam etti ve sonunda 50 milyar dolar toplam değere ulaşan, halihazırda yılda 2.5 milyar dolar kar eden bir şirkete dönüştü. Uber’in önümüzdeki yıllardaki kar miktarının ise sürekli ikiye katlanarak kısa sürede 15-20 milyar dolar seviyesine ulaşması bekleniyor.  Bu da şirketin değerinin birkaç sene içinde yüz milyar doların üzerine çıkacağını hatta 200-300 milyar doları görebileceği anlamına geliyor.

Bu büyük başarının temelinde ise elbette insanların ihtiyaçlarını doğru analiz etmek ve bu ihtiyaçları karşılayacak doğru teknolojik alt yapıyı kurabilme başarısı yatıyor. Taksicilerin, Uber’e karşı yaşadığı büyük yenilginin altında da bu “başarısızlık” yatıyor. Yani, dünyanın her yerinde taksicilerin özel meslek birlikleri olmasına rağmen hiç bir ülkede bu meslek birliklerinin taksi çağırmak için pratik bir uygulama geliştirmediğini, kullanıcıların lokasyonlarını bulacak, indirim sağlayacak, teklifler götürecek bir uygulama geliştirmek için çaba göstermediğini görüyoruz.

İşte taksiciler, en azından New York’takiler, bu hatalarının farkına nihayet vardılar ve şimdi Uber’e karşı rakip bir uygulamayı yayına aldılar. New York taksici eşrafının geliştirdiği uygulama, aynı Uber’de olduğu gibi, taksi çağıran yolcunun lokasyonunu en yakındaki taksiye iletiyor ve taksici müşteriyi kabul ederse, GPS üzerinden belirlenen lokasyona gidip yolcuyu alıyor. Ödemeler online uygulama üzerinden, otomatik olarak gerçekleşiyor. Taksiciler hakkında yorum ve tavsiyeler yazmak mümkün oluyor.

Şimdi, diğer büyük şehirlerdeki şikayetçi taksici esnafının da benzer uygulamalar geliştirmesi bekleniyor. Yani Uber bu kez karşısında elinde sopayla saldıran azgın protestocular değil, teknoloji marifetiyle müşterileri kendine çeken akıllı taksiciler bulacak. Dolayısıyla işi zor.

Ancak bu olay bize aynı zamanda şunu gösterdi ki, teknolojinin karşısında durmak ve onun kullamını yasaklamak kolay iş değil. Ne kadar itiraz ederseniz edin, eninde sonunda o teknolojiye adapte olmak zorunda kalıyorsunuz. Taksiciler, bu tarihi dersin ilk örneklerinden biri oldular. Umarız, ekonominin ve sosyal yaşamın diğer aktörleri de bu hadiseden gerekli dersi çıkartırlar.

Mobil alışveriş hızla yükseliyor

0

kataskevi-eshop-noizeshop-phoneMobil ticaret dünyada olduğu gibi Türkiye’de de her geçen gün yaygınlaşıyor. Hepsiburada.com’un verilerine göre tüketiciler özellikle hafta sonları ve tatil günlerinde online alışverişlerini mobil uygulama ve mobil site üzerinden yapmayı tercih ediyor.

Hepsiburada.com’un araştırmasına göre mobil alışveriş trendi her ay bir önceki aya göre yükseliş gösterirken, özellikle hafta sonlarında internet sitesi üzerinden yapılan alışverişler ile yarışmaya başladı. Bazı günlerde mobil alışverişin, internet sitesi üzerinden yapılan alışverişleri geride bırakması dikkat çekti. Son bir yılda hepsiburada.com’un mobil uygulamaları ve mobil sitesindeki ziyaret trafiği ise 2,5 katına çıktı. Gelinen son noktada hafta sonu ve tatil günlerinde hepsiburada.com trafiğinin %62’si, siparişlerin ise %51’i mobil site ve mobil uygulama üzerinden gerçekleşiyor.

 

Araştırmaya göre, mobil uygulama ve mobil site üzerinden en çok satılan ürünler ise süpermarket ürünleri; yapı market, bahçe ürünleri; kozmetik ve kişisel bakım ürünleri; spor outdoor ürünleri ve telefonlar olarak sıralanıyor.

En çok mobil alışverişin yapıldığı ilk üç il, İstanbul (%36), Ankara (%21) ve İzmir (%10) olurken, tüketicilerin mobil alışveriş işlemleri, öğlen 12.00-14.00 saatleri arasında ve akşam 21.00-23.00 saatleri arasında yoğunlaşıyor.

 

Mac OS için Türkçe Office 1 Eylül’de çıkıyor

0

OFM_AcrossDevices_HiResOffice 2016 for Mac; Word, Excel, PowerPoint, Outlook ve OneNote uygulamalarının yeni sürümleri, tanıdık Office deneyimi ve en iyi özellikleri bir araya getirilerek tasarlandı.

FullRetina görünüm desteği ile Office belgelerini daha net ve canlı görme imkanı sunan yeni sürüm Office for Mac ile kullanıcı bulut bağlantılı diğer cihazlarında kullandığı belgelere de hızlıca erişebilecek. Kullanıcı çalışmaya kaldığı yerden devam edebilecek. Yeni belge paylaşımları ile, farklı kişiler aynı belge üzerinde çalışabilecek. PC, akıllı telefon ya da tabletteki Office deneyimi ile uyumlu çalıştığı için bir belgeyi paylaşırken formatı ya da içeriği kaybetme riskini de ortadan kaldıracak.

Office 365 hesabıyla erişim

Office 365 aboneleri en yeni Office for Mac sürümüne 1 Eylül itibarıyla erişebilecek. Office uygulamalarını Mac, Windows, iOS ve Android cihazlarda kullanılabilecek Office 365 hesabı (Office 365 Ev, Office 365 Bireysel, Office 365 ProPlus, Office masaüstü uygulamalarını içeren Office 365 İş ve Office 365 Kurumsal paketleri ) üzerinden giriş yapılabilecek.

ABD, drone’lar için hava sahası kontrol uygulaması hazırladı

0

faaDrone’lar, hem kişisel kullanım için hem de ticari operasyonlara lojistik destek sağlamak için giderek önem kazanan araçlara dönüşüyor. Kişisel kullanımda, çevreyi keşfetmek isteyen maceracılar için yol gösterici rolü üstlenirken, hava fotoğrafları veya videoları çekmeyi sevenlerin de en büyük yardımcıları yine drone’lar oluyor.

Ancak kişisel kullanımın ötesinde, drone’ların ticari operasyonlarda önemli rolleri olduğunu görebiliyoruz. Amazon gibi dev bir ticaret sitesi, müşterilere satın aldıkları ürünleri daha hızlı ulaştırmak için yapay zekalı, yolunu kendi kendine bulan, robotik drone’lar kullanıyor. Öte yandan, reklam ve pazarlama şirketleri de drone’lar ile elde ettikleri görüntüleri kullanmayı çok seviyorlar. İnşaat veya madencilik şirketleri, dev arazilerde ölçümlerini, arazi kontrollerini, planlamalarını dronelar yardımıyla gerçekleştiriyorlar. Emlak şirketleri, yüzlerce, binlerce dönüme varan boyutlardaki dev arazilerin satışı için müşteri adaylarını arazilerde uzun, yorucu ve pahalı bir yolculuğa çıkarmadan önce drone’lar ile araziden alınmış videoları seyrettiriyorlar. Araziyi beğenip almak isteyen müşteri satın alacağı araiziyi ikinci aşamada gezip inceleme yapıyor. Bu aşamada bile müşterilerin emrine drone’lar sunuluyor.

Türkiye’de de medyaya yansıyan son olayda, Turkcell’in, üçüncü boğaz köprüsü üzerine yerleştireceği baz istasyonunun en geniş kapsama alanına sahip olması için doğru noktanın neresi olacağını tespit etmek amacıyla köprü inşaatı üzerinde, mobil baz istasyonu taşıyan bir drone uçurarak ölçüm yaptığını biliyoruz.

Drone’lar şüphesiz, çok yakın gelecekte hayatımızın olağan bir parçası haline gelecekler. Ancak drone’lar aynı zamanda hava taşımacılığı için de büyük tehlike oluşturuyorlar. Hava alanlarına yakın uçurulan drone’ların dev yolcu uçaklarını düşürme tehlikesi bulunuyor. Veya bir yangın bölgesine müdahale edecek itfaiye uçaklarının drone’lar yüzünden sık sık düşme tehlikesi yaşadığını duyuyoruz. ABD’de Federal Havacılık Yönetimi(FAA) bu tehlikeyi önlemek için şimdi özel bir uygulama yayınladı.

Uygulama şimdilik test aşamasında ve sadece iOS üzerinde çalışıyor ancak FAA’nın yayınladığı görüntülerde, bir drone kullanıcısının drone’ununu harita üzerinde görebildiğini ve uçuşa yasak bölgeleri seçebildiğini drone’un bu alanlara belli bir mesafeden fazla yakınlaşmaması için gerekli görsel uyarılara ulaşabildiği anlaşılıyor.

FAA’nın geliştirdiği uygulama iki ay test aşamasında kaldıktan sonra uygulama marketlerinde yayına açılacak. Bu sırada diğer ülkelerin de FAA uygulamasını örnek alan benzer uygulamaları hızla yayına alması bekleniyor. Drone üreticilerinin de FAA’nın uygulamasını baz alan otomatik güvenlik önlemlerine sahip drone’lar üretecekleri tahmin ediliyor. Böylece bir drone, FAA tarafından belirlenmiş tehlikeli bölgelere yaklaştığında bu bölgeye girmeyi red edecek ve kullanıcısına uyarı gönderecek. Ancak özel izinler ve risk kabullenmesi sayesinde drone’lar bu bölgelere girebilecekken, uçuşa yasak bölgelerin kontrolünü sağlayan otoriteler de bir drone’nun bölgeye girdiğinden haberdar olması sağlanacak.

Siber saldırganlardan Jane Austen’li tuzak

0
Cisco Güvenlik Ürünleri Satış Yöneticisi Ali Fuat Türkay
Cisco Güvenlik Ürünleri Satış Yöneticisi Ali Fuat Türkay

Zararlı program yazıcıları kullanıcıların sistemlerine sızmak için Jane Austen’in klasik romanı “Kül ve Ateş” ten alıntılara yer veriyor. Antivirüs yazılımları ve diğer güvenlik çözümleri bu metinleri tespit ettikten sonra ilgili sayfaları çoğunlukla “meşru” olarak sınıflandırıyor.Tehdit istihbaratı ve siber güvenlik trendlerini analiz eden  Cisco 2015 Yarıyıl Güvenlik Raporuna göre her geçen gün daha farklı yöntemler geliştiren siber saldırganlar, ünlü İngiliz yazar Jane Austin’i yakın markaja aldı. Kullanıcıların sistemlerine sızmak amacıyla Jane Austen’in klasik romanı “Kül ve Ateş” ten alıntıları kullanan saldırganlar, güvenlik çözümlerine takılmadan sisteme girebiliyor.  Raporda ayrıca yüksek motivasyonlu saldırıları hızla fark etmek için saldırı tespit süresini kısaltmanın önemine dikkat çekildi. Rapor ile ilgili konuşan Cisco Güvenlik Ürünleri Satış Yöneticisi Ali Fuat Türkay, bugün ortaya çıkan tabloda, her ne kadar siber saldırganların vereceği zarardan  kaçınmak imkansız gibi görünse de Türkiye’de şirketlerin güvenlik tehditlerini kader gibi görmemesi gerektiğinin altını çizdi. Türkay; bunun için işletmelerin  özel amaçlı ürünlerden ziyade entegre çözümleri kullanmalarının, güvenilir sağlayıcılarla çalışmalarının ve güvenlik sağlayıcılarının rehberlik ve değerlendirme konusunda da destek sağlamasının gerekliliğini vurguladı.

Tehdit istihbaratı ile analiz ve gözlemler olmak üzere 2 ana alanı kapsayan Cisco 2015 yıl ortası raporu verileri şöyle:
Saldırganlar yenilikçi yöntemleri ile güvenlik önlemlerini aşarak fark edilmeden ağlara sızabiliyor.

  • Adobe Flash açıklarının kullanımı artıyor. Bu açıklar Angler ve Nuclear gibi sık kullanılan istila araçlarına entegre ediliyor. Angler sofistike yapısı ve etkinliği ile istila aracı pazarına liderlik etmeye devam ediyor. Angler İstila Araçları, dijital ekonomi ve her şeyin interneti yeni saldırı dikeyleri ve saldırganlar için yeni kazanç fırsatları yaratırken şirketlerin mücadele etmek zorunda kalacakları ortak tehditleri temsil ediyor.
  • Fidye yazılımı gibi suç amaçlı yazılım kullanıcıları yöntemlerinin karlılığını sürdürebilmesi için profesyonel yazılım geliştirme ekiplerine yatırım yapıyor.
  • Siber suçlular tespit edilmekten kaçınmak için kumanda ve kontrol iletişimlerini saklamak için anonim web ağı Tor’a ve Görünmez Internet Projesi ( Invisible Internet Project- I2P) ye yöneliyor.
  • Saldırganlar kötü amaçlı yazılımları yerine ulaştırmak için yine Microsoft Office makrolarını kullanıyor. Bu gözden düşmüş eski taktik suçluların güvenlik korumalarını engellemek için yeni yollar araması ile tekrar gündeme geldi.
  • Baz istila araçları yaratıcıları ana sayfalarında Jane Austen’in klasik romanı “Kül ve Ateş” ten alıntılara yer veriyorlar. Antivirüs yazılımları ve diğer güvenlik çözümleri bu metinleri tespit ettikten sonra ilgili sayfaları çoğunlukla “meşru” olarak sınıflandırıyor.
  • Kötü amaçlı yazılım geliştiricileri ağlardaki varlıklarını saklamak için sandbox taraması gibi teknikleri daha fazla kullanıyorlar.
  • Amerika Birleşik Devletleri, Çin ve Rus Federasyonu’nda spam hacmi artmakla birlikte diğer bölgelerde 2015 ilk 5 ayında nispeten sabit kaldı.
  • Güvenlik sektörü açık kaynak çözümlerindeki açıkları azaltmaya daha çok dikkat ediyor.
  • Cisco 2015 Yıllık Güvenlik Raporunda yer alan bir trendin devamı olarak; Java ile ilgili istilalar bu yılın ilk yarısında düşüşe geçti.

Çare entegre güvenlik çözümlerinde
Siber suçlular ve güvenlik ürünleri üreticileri arasında yenilikçilik yarışı hızlanırken, son kullanıcıların ve kuruluşların karşılaştığı riskler de artırıyor. Bu ortamda, güvenlik ürünleri üreticileri organizasyonların proaktif olmasına yardımcı olmak,  doğru insan, süreç ve teknolojiyi bir araya getiren entegre güvenlik çözümleri geliştirmek konusunda atak olmak zorunda.

  • Entegre Tehdit Savunması – Şirketler belirli noktaları kapsayan çözümlerle ilgili önemli sorunlarla karşılaşıyorlar. Bu nedenle güvenliği her noktaya yayan ve her kontrol noktasını güçlendiren entegre tehdit savunma mimarisini değerlendirmeleri gerekiyor.
  • Hizmetler boşlukları dolduruyor Güvenlik sektörü artan parçalanma ve dinamik tehdit ortamını hedeflediği ve artan yetkin güvenlik profesyoneli açığı ile başa çıkmanın yollarını aradığı için şirketler etkin, sürdürülebilir ve güvenilir güvenlik çözümleri ve profesyonel hizmetlere yatırım yapmalılar.
  • Global Siber Yönetim Çerçevesi- Global siber yönetim, artan tehditler veya jeopolitik sorunları ile baş edemiyor. Dünya çağında bir iş birliği söz konusu olmadığından sınırlarla ilgili sorunlar; yani yönetimlerin vatandaşlarla ve şirketlerle ilgili verileri nasıl toplayacağı ve farklı ülkelerle nasıl paylaşacağı konusu, ortak bir siber yönetim sağlamak için aşılması gereken önemli bir engel olarak görünüyor.  İşbirlikçi, çok paydaşlı bir siber güvenlik çerçevesi global zeminde yenilikçiliği ve ekonomik büyümeyi sürdürmek için gerekiyor.
  • Güvenilir sağlayıcılar – Şirketler teknoloji sağlayıcılarından şeffaf olmalarını ve sağladıkları ürünler ile ilgili güvenilir olduklarını kanıtlamalarını talep etmeliler. Şirketler bu anlayışı tedarik zincirinden başlayıp tüm ürün yaşam evreleri dahil olmak üzere ürün geliştirmenin her aşamasına taşımalı.

Teknoloji sektörününün güçlü ve güvenilir ürünler ve hizmetler sunması gerektiğini vurgulayan Türkay sözlerini şöyle sürdürdü: Güvenlik sektörü ise saldırıları tespit etmek, önlemek ve saldırı sonrasında zararı telafi etmek için iyileştirilmiş ancak sadeleştirilmiş yetkinlikler sağlamalı. Cisco tam da bu noktada sektöre öncülük ediyor.  İş  ve güvenlik stratejileri müşterilerimizin aktardığı en öncelikli iki sorun ve bu konularda bizden destek bekliyorlar.. . . Güven duymak güvenlik ile sıkı sıkıya ilişkili ve şeffaflık esas noktalardan biri… Bu nedenle yenilikçi teknolojiler işin sadece yarısını oluşturuyor. Biz müşterilerimize her ikisini de sağlamak için çalışıyoruz: sektöre öncülük eden güvenlik ürünleri ve tüm ürün yelpazesinde güvenilir çözümler sunuyoruz. “

Rapor iki ana alanı kapsıyor:
Tehdit istihbaratı: 
Bu alan Cisco’nun son tehdit araştırmasına genel bir bakış sunuyor ve

  • Saldırganların Microsoft Office’le ilgili artan makro kullanımını
  • Kötü amaçlı yazılım yaratıcılarının tespit edilmekten kaçmak için kullandıkları yeni taktikleri
  • Belirli sektörlerde karşılaşılan kötü amaçlı yazılım risklerini
  • Tehditlerin tespit edilme süresini
  • Spam, tehdit uyarıları, Java’nın kötü amaçlar için kullanımı ve kötü amaçlı reklamları tartışıyor.

Analiz ve gözlemler
Bu bölüm güvenlik sektörünün birleşmesi ve entegre tehdit savunması konseptinin ortaya çıkışına odaklanıyor. Ayrıca bu bölümde ürünlerin daha güvenli hale getirilmesi ve yetkin güvenlik çalışanlarının az bulunduğu sektörlerde güvenlik hizmetleri organizasyonlarının dahil edilmesinin değeri vurgulanıyor. Araştırma birbirine bağlı bir siber- yönetim çerçevesinin iş inovasyonu ve ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği için global anlamda önemli bir adım olabileceğini tartışıyor.

Trend Micro iki yıldır zirvede

0
Trend Micro Akdeniz Ülkeleri Genel Müdürü Yakup Börekcioğlu
Trend Micro Akdeniz Ülkeleri Genel Müdürü Yakup Börekcioğlu

İnternet ve veri güvenliğinde 25 yıllık tecrübeye sahip küresel çözüm sağlayıcı Trend Micro’nun kurumsal veri güvenliği çözümü Deep Discovery Inspector v3.7, NSS Labs’ın zorlu testlerinden başarıyla çıkarak “Tavsiye Edilen Ürün” unvanını aldı. NSS Labs’ın Breach Detection Systems testinden yüzde 96’lık genel performans notu alan Deep Discovery, hedefli saldırılar ve gelişmiş tehditlere karşı teste katılan diğer sekiz ürün arasından liderliği göğüsledi. Deep Discovery, gösterdiği performansla birlikte toplam sahip olma maliyetinde sağladığı avantajla da göz dolduruyor.

Konuyla ilgili açıklama yapan Trend Micro Akdeniz Ülkeleri Genel Müdürü Yakup Börekcioğlu, “NSS Labs Breach Detection Testi” zorlu süreçleri ve güvenilirliği ile sektördeki tüm güvenlik ürünlerinin sınırlarını zorlayarak kullanıcılara en doğru ve gerçekçi verileri iletiyor. Trend Micro Deep Discovery, NSS Labs’ın ortaya koyduğu zorlu engelleri başarıyla aşarak, son iki senedir birinci oluyor. Bu başarı Deep Discovery’in her gün değişen hedefli saldırılara karşı güncelliğini koruduğunun en önemli kanıtı. Ciddi bir Ar-Ge alt yapısı olan Trend Micro, bu konudaki liderliğini gösteriyor. Türkiye’de müşteri ortamında yapmış olduğumuz testlerde de NSS Labs’ın sonuçlarıyla örtüşen sonuçlar gördük. Trend Micro tüm NSS Labs testlerine bundan sonra da dahil olacak ve liderliğini devam ettirecektir” şeklinde konuştu.

Hedefli saldırılar ve gelişmiş tehditlere karşı en etkili sızıntı önleme çözümü

Deep Discovery, değerlendirme süreçlerinde uygulanan sıfırıncı gün güvenlik zafiyetleri, gelişmiş zararlı yazılımlar ve zararlı ağlardaki tehlikeleri içeren tehdit senaryolarından başarıyla çıktı. NSS Labs CEO’su Vikram Phatak ise konuyla ilgili şunları söyledi: “Günümüzde ağ katmanlarının aralıksız olarak siber saldırıya uğradığı gerçeğinden hareketle her an için bir hedefli saldırı ya da gelişmiş tehditlerle karşı karşıya olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu gerçek, hızlı tepki veren ve ağ bütünlüğünü sağlayan en üst düzeydeki bir sızıntı tespit çözümüne yönelik ihtiyacın önemini vurguluyor. Yaptığımız bütünsel testlere dayanarak Trend Micro Deep Discovery’nin istikrarlı performansı sayesinde öne çıkarak “tavsiye edilen ürün” unvanını aldığını rahatlıkla söyleyebiliriz”.

Deep Discovery, geniş saldırı yüzeylerindeki izleme ve algılama yetenekleriyle eşsiz bir koruma sağlıyor. Tüm ağ üzerindeki zararlı ve şüpheli aktiviteleri tek bir aygıt üzerinden tanıyarak koruma sağlıyor. Tüm ağın hareketlerini izleyerek sandbox uygulamaları ve 100’den fazla protokolle tehdit algılama kapasitesini en üstün seviyeye çıkarıyor. Tüm bunlara ek olarak Deep Discovery tarafından gözlemlenen güvenlik tehditleri hem Trend Micro hem de üçüncü partilerle gerçek zamanlı olarak paylaşılarak güvenlik güncellemeleri yapılıyor.

NSS Labs’ın test sonuçlarına ilişkin sonuçları görmek ve Trend Micro Deep Discovery hakkında daha fazla bilgi edinmek için aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.

Microsoft Student Partner başlıyor

0

Microsoft-Student-Partners-slidderÜniversite öğrencilerine iş dünyasının işleyişini gerçek hayatta görerek yakından tanıma ve kendi beceri ve yetkinliklerini geliştirme olanağı sağlayan Microsoft Student Partner programı için geri sayım başladı. Sürekli gelişmek ve birbirinden yetenekli çalışma arkadaşları ile bir arada teknoloji dünyasında iz bırakmak isteyenlerin Microsoft Student Partner programına başvurması yeterli.

Microsoft Store Üyeliği, Microsoft Coaching Program (Microsoft yöneticilerinden mentörlük), staj imkanı, yurtdışı MSP projelerinde yer alma gibi birçok avantaj sağlayan Microsoft Student Partners programı için başvurular 26 Ağustos ve 9 Eylül tarihlerinde kabul edilecek. 6 ayda birdüzenlenen ve Türkiye’nin dört bir yanında eğitim veren üniversitelere açık olan programa katılım için Microsoft’ta çalışmak için heyecanlı ve istekli olmak başta yer alıyor. Bununla birlikte, başvuru sayfasındaki sorulara yanıt vermeleri ve 2’şer dakikalık kişisel tanıtım videolarınıpaylaşmalarıgerekiyor.

Öğrenciler sektörün duayenleri ile bir araya gelme fırsatı buluyor

MSP programına katılma şansını yakalayan öğrenciler Microsoft üst yönetimi ile birlikte dinamik ve rekabetçi bir ortamda, heyecan verici teknoloji dünyasını yakından tanıma ve global markalar üzerinde liderler birlikte çalışma imkanına sahip oluyorlar. Microsoft Student Partner programına tabi olan öğrenciler Microsoft Türkiye İstanbul Ofisi’nde düzenlenen ve yaklaşık 3 gün süren oryantasyon sürecine dahil oluyor. Bu süreçte uzman eğitmenlerden çeşitli konularda eğitim alma şansı yakalayan öğrenciler birlikte çalışacağı MSP’lerle de tanışma fırsatını yakalıyor. MSP’likleri boyunca çeşitli Microsoft teknolojileriyle tanışan MSP’ler farklı uygulamalar geliştirip, okullarında eğitimler, seminerler ve etkinlikler düzenliyor. MSP’likleri boyunca çeşitli projelerde, farklı teknolojiler ile çalışma şansı bulan öğrenciler, üst düzey yöneticiler ile de tanışma fırsatı buluyor.