Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 1866

Qualcomm yapay zekayı telefonlara getirecek

0

Qualcomm’dan Charles Bergan, MIT Technology Review’in EmTech konferansında yaptığı sunumda gelecekteki telefonların neyin fotoğrafını çektiğinizi anlayacağını ya da yüzünüzü tanıyacağını açıkladı. Bergan’ın takımı bu hedefi gerçekleştirmek için yapay zeka alanındaki yeni ve çok güçlü bir yaklaşım olan ‘derin öğrenme’ metodunu kullanıyorlar.

Akıllı telefonların kamera uygulamaları çeşitli sahneler için ayrı modlar sunarak bu sahnelerde çekilen fotoğrafın en kaliteli şekilde çıkmasını sağlayabiliyorlar. Qualcomm ise bu farklı sahneleri otomatik olarak tanıyan bir uygulama geliştirdi. Bu, gelecekte telefonların internet üzerinde veri alış verişi yapmadan kendilerini ayarlayabileceğini gösteriyor. Bergan, aynı yaklaşımın bir fotoğrafı çekmek için en uygun anı yakalamada kullanılabileceğini de söyledi.

Ek olarak bir geliştirdikleri yüz tanımlama uygulaması da tanıtan Bergan, programın yüzünü kötü ışıkta ve titrek bir şekilde çekilmiş fotoğrafına rağmen tanıyabildiğini gösterdi.

Her iki uygulama da ‘derin öğrenme’ tekniği kullanılarak üretilmiş ve örneğin sahne tanıma programında taklit nöronlar binlerce sahne fotoğrafı gösterilerek eğitilmiş.

Bergan, Qualcomm’un böyle bir projeyi üretmesinin bir sebebinin de mobil cihaz üreticilerinin daha akıllı kamera talepleri olduğunu belirtti. Şirket daha önce devreleri nöron şeklinde dizilmiş ‘neuromorphic’ çiplerle bazı testler yapmıştı. Ancak bu teknoloji hala araştırma safhasında bulunuyor.

Görünen o ki Qualcomm sadece frekans ve işlemci gücüne dayanan ürünlerin de ötesine geçerek işlemci gücünün çok daha verimli ve anlamlı kullanılmasına yönelik bir ürün stratejisi izleyecek. Bu durum daha önce ele aldığımız “Görüntü algılama teknolojileri neden önemli?başlıklı yazımız ile paralel şekilde değerlendirildiğinde, gelecek yıllarda karşılaşacağımız uygulama ve ürünlerin takip edeceği yol için bize bir harita sağlayabilir.

Estap’tan yeni kabinler

0

Estap, duvar tipi kabinet grubundan yeni Proline serisini görücüye çıkardı. Seri, gelişmiş yapısal üstünlükleri ve sunduğu kullanım kolaylıklarıyla kabinet kavramını kökünden değiştiriyor. Estap, bu yeni seri ile mühendislik çözümlerinin sınır tanımadığını kanıtlıyor.

Seri, Proline ve Proline+ olarak kendi içinde ikiye ayrılıyor. Kullandığı teknoloji sayesinde kapılar, yan paneller birlikte açılarak çok daha iyi erişim olanağı sunuyor. Olağanüstü açılım yeteneği, ön kapılar ve yan panellerin kolaylıkla birbirinden ayrılıyor olması ve taşıyıcı profilsiz yapısıyla Proline serisi, sistem odalarının yanı sıra küçük ofislerde ve görünür yerlerde kullanılıyor. Yeni Proline serisi,  taşıyıcı profillere ihtiyaç duymadan 300 kg’a varan taşıma kapasitesi, olağanüstü erişim/kablolama yetenekleri ve dekoratif özellikleriyle, daha etkili bir havalandırma için birçok özellikle donatılmış. Kabin içinde optimum hava sirkülasyonu sağlayan dolaşım sistemiyle cihazlar çok daha verimli ve güvenli.

Tüm bu yeniliklerin yüzde 50 daha az yer kaplayan demonte (flatpack) ambalajda sunulması taşıma kolaylığının yanı sıra, sevkiyat ve stokta yüzde 50 yerleşim avantajı sunuyor. Tek kişi ile 10 dakikanın altında montaj süresi ve küçük boyutları sayesinde kapılardan rahat geçiş sayesinde zamandan da tasarruf ettiren seri, son yıllarda sektörde yaşanmamış bir yeniliğe imza atıyor.

Facebook’ta havale dönemi başlayabilir

0

Paypal, Venmo, Square ve hatta Clickle bile yakında yeni bir rakiple karşılaşacak olabilir: Facebook Messenger.

Andrew Aude adlı Stanford’lu bir bilgisayar bilimi öğrencisi, Facebook’un Messenger programını kırarak programın aynı fotoğraf gönderildiği gibi para da gönderebilecek şekilde kodlandığını keşfetti ve bulgularını ekran görüntüleriyle paylaştı. Detaylara göre Messenger’a banka kartı ekleyebilecek, Facebook’ta olanı kullanabilecek ve ek olarak bir PIN tanımlayabileceğiz. Bu, programın ilk açığı değil. Geçtiğimiz ayda güvenlik araştırmacısı Jonathan Zdziarski de benzer bulgulara rastlamıştı.

Aude’nin anlattığına göre bir ödeme yapmak için sadece bir butona basmak ve gönderilecek miktarı girerek gönder tuşuna basmak yeterli. Facebook bu gönderimi gizli tutacak ve haber kaynağına bir bilgi gitmeyecek. Sistem sadece banka kartlarıyla çalışacak ve en azından ilk başlarda ücretsiz olacak.

CA16667

Haziran ayında PayPal başkanı David Marcus görevinden ayrılarak Facebook’a katılmış, bu da mobil ödemelerin yakın zamanda Messenger’a gelebileceği hakkında dedikodulara sebep olmuştu. Messenger veya Facebook’un satın aldığı Whatsapp ödemelere izin vermezken rakipleri WeChat ve Line veriyor.

Bu gelişme sadece çevrimiçi mecrada para transferi yapmaya olanak sağlayan PayPal ve benzeri servisleri değil doğrudan yerel ve küresel bankacılık sistemini etkileyebilecek bir gelişme olarak değerlendirilmeli. Ülkemizdeki bankaların en ufak EFT ve Havale işlemlerinden aldığı ücretler ve diğer masraflar göz önüne alındığında Facebook milyarlarca müşterisi, bu müşteriler hakkında sahip olduğu derin veriler ile dünyanın tek ve en eşsiz üstelik en sağlam dijital bankasına dönüşebilir. Aslında resmileşmemiş bu haber çerçevesinde söylenebilecek tek şey var; Artık bankalar düşünsün.

Tüketiciler ücretsiz WiFi için her şeyi yapıyor

0

Kullanıcılar, ücretsiz WiFi üzerinden kişisel bilgilerini paylaşmaktan çekinmiyor. Ücretsiz WiFi sağlayıcılarının anlaşmalarını okumuyor. F-Secure’un, Londra sokaklarında WiFi üzerine yaptığı anlaşma korkunç bir gerçeği ortaya çıkardı. Kullanıcılar ücretsiz İnternet bulunca kişisel bilgilerinin güvenliğini önemsemiyor. Deney için haklayıcı standartlarında ücretsiz bir WiFi noktası oluşturuldu, kullanıcılar ücretsiz İnternet’i bulunca hiç şüphelenmeden faydalanmaya başladılar, aslında okumadan kabul ettikleri kullanım anlaşması yüzünden kişisel bilgilerini, e-posta hesaplarının içeriklerini, İnternet’te yaptıkları işleri ve hatta doğmamış çocuklarını bile bedel olarak vermeyi kabul ettiler.

Avrupa Birliği’nin desteklediği bağımsız araştırma İngiltere Siber Güvenlik Enstitüsü için, SySS,  F-Secure ve bağımsız bir Alman penetrasyon test şirketi tarafından gerçekleştirildi. Araştırma için, SySS 200 avrodan fazla tutmayan, kurması ve kullanması çok basit bir portatif WiFi istasyonu kurdu. Araştırmacılar cihazı özellikle, Londra’nın iş ve politika merkezlerine yerleştirdiler. Ücretsiz İnternet hizmeti sunulduktan sonra, insanların cihaza bağlanıp bilgilerini nasıl kaptırdıklarını gözlemlemeye başladılar.

Sadece yarım saatlik zaman dilimi içerisinde 250 cihaz hotspot noktasına bağlandı, büyük ihtimalle bu cihazların çoğunun sahipleri fark etmeden otomatik WiFi’ya iletişime geçmişti. 33 kişi aktif olarak ücretsiz İnternet üzerinde, sitelere girdi, e-postalarına baktı ve veri yolladılar. 32 MB dosya trafiği araştırmacılar tarafından kaydedildi. Araştırmanın en şaşırtıcı noktası verilerin çoğu açıkça okunabiliyordu, üstelik POP3 ağı üzerinden yollanan e-postalara erişebilmek mümkündü, yollayan ve ileten bilgileri açıkça belli oluyordu, kullanıcının tüm şifrelerini bu ağ üzerinden görebiliyordu.

Deneyin içerisinde yer alan F-Secure Güvenlik Danışmanı Sean Sullivan konuyla ilgili şu açıklamada bulundu; “ Kullandığımız veri başına servis ücreti ödemeden ücretsiz olarak WiFi kullanmayı hepimiz seviyoruz. Araştırmamız bize, hotspot noktalarının kurulmasının çok basit olduğunu gösterdi. İsteyen herkes, bu noktaya bağlanan kişileri İnternet aktivitelerini gözetleyebiliyor. Hotspot resmi bir kurumdan gelse bile bunun tamamen güvenli olduğunu söylemek mümkün değil. Ücretli WiFi servislerinde bile haklayıcılar sistemi ele geçirip bağlı olan herkesin bilgilerine erişebiliyor.

Google, Chrome açıkları için 75 bin dolar dağıttı

1

Google, Chrome’un iOS versiyonu ile birlikte Windows, Mac ve Linux için Chrome 38’i yayınladı. Beta versiyonunda pek az değişiklikle gelen tarayıcının stabil sürümü çok sayıda güvenlik yamasını içeriyor.

Chrome 38, 113’ü görece olarak daha az önemli toplam 159 güvenlik açığını yamıyor. Tüm açıklar için açıkları bulan kişilere ödenen toplam para 75 bin doları biraz geçiyor. Bu rakam Chrome kullanıcılarının tarayıcılarını son sürüme yükseltmeleri gerekliliğinin de altını çizecek boyutta.

Eğer 64 bit versiyonu bekleyen bir Mac kullanıcısıysanız Google’ın Kasım ayındaki Chrome 39’una kadar sabretmeniz gerekecek. Hatta 39’uncu versiyondan sonra Windows için 32 ve 64 bit sürümler beraber sunulurken Mac için sadece 64 bit sürümler yayınlanacak ve 32 bit sürümler kaldırılacak.

Bu sürüm için Google, Chrome içinde açık keşfeden kişilere 500 ile 23 bin dolar arasında değişen miktarlarda para ödülü verdi. Toplamda 75 bin dolar ödül veren Google bu şekilde kendi kaynakları ile elde edemeyeceği bir yöntem kullanmış ve ödüller sayesinde güvenlik açıklarını da ortadan kaldırmış oldu.

Bu yöntem belki de diğer şirketlere bir örnek olmalı ve kendi başınıza altından kalmadığınız sorunlar için bir çözüm yolu teşkil etmeli.

Nesnelerin İnterneti için özel işletim sistemi

0

Pek çok cep telefonu modelinde bulunan çipleri üreten ARM, nesnelerin internetine geçişi hızlandırmak amacıyla yeni ve ücretsiz bir işletim sistemi olan Mbed’i geliştirdiğini duyurdu. Hedeflerini çeşitli şirketlerin geliştireceği internete bağlı cihazların arasındaki iletişimi kolaylaştırmak olarak açıklayan ARM, bu amaca hizmet eden Mbed Device Server adındaki yazılımını da tanıttı. Sunulan çözüm ek olarak IBM gibi bulut servisi sağlayıcıların toplanılan veriyi analiz etmesini de sağlayacak.

ARM’nin CTO’su Mike Muller;Birbirine bağlı, güvenli ve basit sistemlerin yapılmasını kolaylaştırmak istedik” diye konuştu. ARM, Mbed’in sokak lambalarından ev aletleri ve giyilebilir teknoloji aletlerine kadar her yerde kullanılacağına ve yüksek miktarda enerji tasarrufu sağlanacağına inanıyor. 2030 yılında Nesnelerin İnterneti ekosisteminde tam 26 milyar (muhtelif diğer analizlere göre rakam 50 milyar ve üstü de olabilir) cihazın olması bekleniyor.

arm-cortex-a15

Linux tabanlı olarak geliştirilen işletim sisteminin bazı kısımlarının açık kaynak olacağı, diğer kısımlarının ise kontrol altında tutulabilmesi için ARM tarafından kontrol edileceği bilgisi paylaşılıyor. İşletim sistemi Bluetooth, Wi-Fi, 2G, 3G, LTE ve CDMA teknolojilerini destekliyor. ARM işletim sisteminin düşük enerji tüketimi üzerine optimize edildiğini, öyle ki bazı aletlerin pil ömürlerinin saatler yerine yıllar ile ölçülebileceğini açıkladı.

Mbed işletim sisteminin dördüncü çeyrekte, kullanan cihazların ise bir sonraki seneye çıkması bekleniyor.

Türkiye için ne anlama geliyor?

Daha önce Nesnelerin İnterneti kavramı için pek çok yazı yayınladık ve tümünde bu yeni kavramın tam başlangıç noktasında olduğunu, bu dünyaya girmenin kolay olduğunun altını çizdik. Nesnelerin İnterneti kavramı altında yer alacak gelişmelerin Türkiye açısından küresel dev bir başarı çıkarmak için kaçırılmaz bir fırsat olduğunu düşünüyoruz. Ancak her geçen gün yeni gelişmeler bu alandaki çıtayı hızla yükseltiyor. ARM’in Mbed sistemi de bunlara bir örnek. Türkiye’deki girişimci ve işletmelerin gecikmemesi lazım.

Bill Gates: Apple Pay fantastik bir fikir!

2

Bill Gates, Bloomberg televizyon kanalında Erik Schatzker ile yaptığı röportajında mobil ödeme sistemlerini geliştirerek fakir ülkelerde kullanılmak üzere çok daha kolay ve ucuz bir hale getirmek istediğini söyledi. Ancak Windows işletim sistemli telefonlar ilginç olarak Google Wallet veya Apple Pay gibi bir sisteme sahip değiller. Dolayısıyla Schatzker mobil ödeme sistemleri konusunda Tim Cook’tan yardım almayı düşünüp düşünmediği sorduğunda Gates’in cevabı; “Hayır, çünkü Apple Pay üzerinde çalıştığım düşük maliyet problemini çözemedi” oldu.

apple-pay-cards

Ancak Gates, Apple’ın Apple Pay hizmetinin fantastik bir fikir ve gerçek bir katkı olduğunu düşünüyor. Bir gün tüm telefonların mobil ödeme sistemine sahip olacağını ve üreticilerin Apple’a bunu popülerleştirdiği için teşekkür edeceğini savunan Gates, şöyle konuştu: “Apple Pay cep telefonunun sahibini nasıl tanıdığına ve çok çok ucuz olması gereken bir ödeme işleminin nasıl güzelce yapılabileceğine iyi bir örnek. Aynı zamanda herhangi bir uygulamanın içinde istediğimi alabilecek olmam fantastik. Artık bir kredi kartına ihtiyacımın olmayacak olması ve diğer tarafta kimin olduğuna emin olacak olmanız, işte bu gerçek bir katkı. Bir zaman sonra Apple, Google veya Microsoft fark etmeksizin tüm platformlarda mobil ödeme özelliğini göreceksiniz. Elbette bu endüstri standardı olan NFC’nin üzerine inşa edilecek. Apple bunu kritik kitleye yaymakta yardımcı olacaktır.

Fotoğraflarınızı sosyal ağlarda nasıl korursunuz?

0

Geçtiğimiz haftalarda İsveçli modellerin fotoğrafları kullanılarak oluşturulan sahte Twitter hesapları aracılığıyla bir İngiliz parlamento üyesine kurulan tuzak, kamuoyunun dikkatini yeniden internet üzerinde bir başkasının fotoğrafları ile sosyal profil oluşturmanın ve etik olmayan amaçlar için kullanmanın ne kadar kolay olduğuna çekti. Peki, fotoğrafınız izinsiz bir şekilde sosyal ağlarda kullanılırsa kişi olarak ne yapabilirsiniz?

Fotoğrafınızın internet üzerindeki milyonlarca siteden birinde kullanılıp kullanmadığını anlamanın kolay yolu ‘reverse image search’ adı verilen teknolojiyi kullanmaktır. Google’ın aracı sayesinde yüklediğiniz herhangi bir fotoğraf internet üzerinde başka bir sayfada kullanılmışsa bunu rahatlıkla tespit edebilirsiniz.

Fotoğrafınızı hangi mecrada bulduğunuza göre şunları yapmalısınız:

Twitter: Taklit, Twitter kurallarına aykırı bir davranış olduğundan eğer sizi ‘‘kötü gösterici veya yanlış bir şekilde’’ gösteren hesaplara denk gelirseniz bunu şikayet ile kolayca kaldırtabilirsiniz. Twitter’ın bu kuralı parodi hesaplar için geçerli değil ancak bu hesapların da parodi olduklarını ve gerçek kişi ile hiçbir bağlantısı olmadığını açık bir şekilde vurgulamaları gerekiyor.

Twitter Privacy

Facebook: Facebook’ta insanlar çok tartışıldığı üzere gerçek isimlerini kullanmak zorundalar, dolayısıyla sahte hesap oluşturmak yasak. Eğer isminizi ve resminizi kullanarak sizi taklit eden bir Facebook hesabına denk gelirseniz şikayetinizin işleme konulması için devlet tarafından verilmiş bir kimliğin taranmış resmine (kimlik veya ehliyet), kim olduğunuzu kanıtlayan bir noter belgesine ve isteğiniz hakkında tutulmuş polis raporuna ihtiyacınız var.

facebook-atlas

Instagram: Instagram da taklit konusunu ciddiye alan şirketlerden. Bu adresten bir şikayet raporu doldurabilirsiniz.

Google Plus: Google da Twitter gibi parodi hesapları dışında başkalarını taklit eden hesaplara izin vermiyor. Bu adres üzerindeki yönergeleri izleyip şikayette bulunabilirsiniz ancak kendinizi tanıtacak bir kimliğe de ihtiyacınız olacak.

Tinder: Tinder de kurallarına göre kişi taklit etmeyi yasaklıyor. Buradan iletişime geçip sizi taklit eden hesapları kapatmalarını isteyebilirsiniz.

Twitter takipçinizi artırmak için 10 teknik

0

1- Beklentiler oluşturun: Yeni bir ürün için beklenti oluşturmak Twitter’da size taze içerik olabileceği gibi gösterilen ilgiyi de arttırır. Eğer kullanıcılar yakında işleriyle alakalı faydalı bilgiler vereceğiniz düşüncesine kapılırlarsa sayfanızı daha çok ziyaret edeceklerdir. Bu taktiği ‘‘bu haftaki sürpriz hakkında ufak bir ipucu’’ gibi tweetler ile kullanın. Sürprizin tadını kaçırmayacak şekilde detay vererek kullanıcıları heyecanlı tutmaya devam edin.

2- Dışarı çıkıp etkinliklerden tweet atın: Endüstrinizdeki insanlar sizin pek çok etkinliğe düzenli bir şekilde katıldığınızı fark ettiklerinde sizin endüstride sözü geçen bir kişi olduğunuzu düşüneceklerdir. Yapamıyorsanız etkinliklere gidenlerin konuşmalarına katılın, Twitter herkesin konuşabildiği sosyal bir mekandır.

ces_conference

3- Güçlü arkadaşlar edinin: Viral pazarlamanın büyük bir kısmı büyük yerlerde arkadaşlara sahip olmaktır. Bir kampanyanın viral olması için geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşmak gerekir ve bu iş için 25 takipçi yetmeyecektir. Dolayısıyla endüstrinizde takipçisi bol olan kişiler ile ilişki kurmanız gerekir.

4- ‘Sosyal ispat’ kavramının gücünü öğrenin: ‘Kullanıcı kullanıcıyı çeker’ olarak da kısaltabileceğimiz bu kavram, daha çok takipçiniz olduğunda insanların sizi takip edilmeye değer biri olarak algılayıp daha kolay takip edeceklerini açıklar.

5- Sadece en iyi tweetleriniz için tanıtım parası ödeyin: Twitter’ın ‘sponsporlu tweetler’ hizmeti için para öderken en iyi tweetinizi seçin. Sadece basit bir blog gönderisini sponsorlu tweet olarak belirlemeniz çok işe yaramayacaktır. Bir sonraki büyük indiriminizi, etkinliğinizi veya hediyelerinizi öne çıkarmalısınız.

promoted-tweet-twitter

6- En iyi içeriğinizi tekrar tekrar gönderin: Bu elbette spam şeklinde olmamalı. En iyi videolarınızı, indirimlerinizi ve etkinliklerinizi farklı açılardan paylaşarak kaçırmış olabilenlere veya farklı zaman diliminde bulunanlara ulaştırmaya çalışın.

7- Twitter’a özel içerik: Twitter kullanıcıları için değer yaratmanın bir başka yolu da bu. Sonuçta insanlar Facebook veya web sitenizde yer alan içerikler, fırsatlar için kimse bir daha Twitter hesabınızı takip etme zahmetine girmez. Paylaşımlarınızın Twitter’a özel olduğunu belirterek onları şımartmak istediğinizi kullanıcılarınıza söylemeyi unutmayın!

8- ‘Flock to Unlock’ kampanyalarını kullanın: Bu çok yeni bir taktik olmasa da hala geçerliliğini koruyor. ‘x tane re-tweet geldiğinde şu olacak’ tarzda paylaşımlar yaparak içeriğinizin viral olmasını sağlayabilirsiniz.

retweet

9- Başkalarının içeriğini de tweetleyin: Her Twitter pazarlamacısının bildiği bir kural vardır: yüzde 80 oranda başkalarının içeriği, yüzde 20 orada da kendi içeriğiniz paylaşılmalıdır. Gerçek dünyada da kimse sadece kendi hakkında konuşanları sevmez. Bir Twitter hesabından @ işareti yardımıyla bahsederek içeriğini kendi kullanıcılarınıza yollayın. Belki o hesap da sizin bu tweetinizi retweetleyerek beklediğinizden fazla fayda sağlaybilir!

10- Twitter detaylı aramasını kullanın: Twitter’ın detaylı arama kısmı konuşacak doğru insanı bulma işini ciddiye alanlar için tasarlanmıştır. Sadece ‘trending topic’leri takip etmeyi bırakıp bu aracı kullanarak doğru insanlara ulaşabilirsiniz.

Yeni nesil güvenlik tehditlerine dikkat

0

Linux işletim sisteminin komut satırında ortaya çıkan güvenlik açığı nedeniyle PC, Mac, mobil cihazlar ve hatta bağlantılı medikal cihazlar dahi tehlike altında. Trend Micro özgün ücretsiz sanal yama uygulamasıyla tüm kullanıcılara etkili bir koruma sunuyor. Konu hakkında Trend Micro Akdeniz Ülkeleri Genel Müdürü Yakup Börekcioğlu ile konuştuk.

Süreyya Ciliv ilk 100’e girdi

1

Teknoloji ve telekomünikasyon dünyasının en güçlü isimleri, sektörün en itibarlı yayınlarından Global Telecoms Business dergisi tarafından açıklandı. 2014 yılının en güçlü 100 teknoloji insanı listesinde Türkiye’yi temsil etme gururu, Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv’in oldu.

İngiltere merkezli Global Telecoms Business, Süreyya Ciliv’in liderliğinde Turkcell’in kendini yalnızca bir iletişim şirketi olarak değil aynı zamanda farklı ürün ve servisler sunan bir teknoloji şirketi olarak tanımladığını vurguladı. Turkcell Akademi ile milyonlara online eğitim imkanının sağlanması, Turkcell’in Türkiye’nin ilk akıllı otomobil platformunu hayata geçirmesi ve Turkcell T serisinin son akıllı telefonu T50’nin satışa sunulması derginin yer verdiği konular arasında yer aldı.

Telekomünikasyon sektörünün değişimi

2008’den bu yana her yıl yayınlanan listedeki isimler, bağımsız bir jüri tarafından seçiliyor. Turkcell CEO’su Ciliv daha önce de en etkili 100 isim arasında yer almıştı. Birinci sırayı Facebook’un kurucusu Marc Zuckerberg’in aldığı 2014 listesinde, bu yıl altyapı sağlayıcılar ve geleneksel telekom şirketlerinin yanısıra internet trafiği yaratan şirketlerin (OTT) ağırlığı dikkat çekti.Derginin editörü Alan Burkitt-Gray, listedeki değişimi, “Bu yıl jürinin tercihleri, gücün, geleneksel yöneticilerden trafik yaratan internet servis ve içerik sağlayıcılarına (OTT) geçtiğini ortaya koyuyor. Artık esas güç gerçek bir değişimin yaşanmasını sağlayan bu şirketlerin elinde”  ifadeleriyle açıkladı.

Facebook Atlas platformunu yeniliyor

0

Facebook, New York’taki ‘Reklamcılık Haftası’ etkinlikleri kapsamında Microsoft’tan satın aldıktan sonra geliştirdiği Atlas reklam platformunun yeni özelliklerini tanıtarak yeni programı reklam verimliliğini takip etmede bir sonraki adım olarak tanımladı.

Facebook Atlas’ın yeni kullanıcı ara yüzü tasarımının yanında programın da baştan aşağı yazıldığını söyledi. Şirketin yaptığı açıklamaya göre yeni platformun en önemli özelliği cihazlar arası çalışma yeteneklerinin arttırılması. Açıklamada ayrıca izleme çerezlerinin kullanıcıyı ve reklam performansını izlemedeki limitlerinden bahsedilerek, ‘‘Çerezler mobilde çalışmıyor ve demografik hedeflemede giderek daha az isabetli hale geliyorlar. Ayrıca çevrimdışı dünyada ve mobil cihazlarda satın alma hunisini ölçmede başarısızlar’’ ifadelerine yer verildi.

Facebook çözümün ise ‘insan odaklı pazarlama’ olduğunu söyleyerek yeni platformdaki yaklaşım hakkında ipuçları verdi. Örnek olarak Atlas kullanıcılarının insanların reklamları telefonlarında gördükten sonra satın alma işlemini başka bir cihazda yapıp yapmadığını anlayabileceği söylenen sistemin çalışma prensibi henüz açıklanmasa da kullanıcıların Facebook hesaplarını bağlama ile alakalı bir çözüm olabileceği düşünülüyor. Facebook’un çevrimiçi reklam görüntülenmesi ardından çevrimdışı satın alım üzerine çalışmalar yaptığı daha önceden de biliyordu.

Facebook, yeni sistemini şimdiden ünlü Omnicom reklam şirketinin kullandığını da duyurdu.

Öte yandan ülkemizdeki işletmeler için Facebook cazip bir platform olmaya devam ediyor. Facebook reklamları karşısında giderek kan kaybeden konvansiyonel medya için yenilikçi çözümler ve servisler geliştirmenin dışında bir diğer alternatif ise Facebook Atlas platformunu kendi iş modellerine entegre etmek olarak gösterilebilir.

Apple’da çalışan olmanın iç yüzü

3

İki eski Apple yöneticisi, internet teknolojilerinden sorumlu Don Melton ve iOS uygulamalarından sorumlu Nitin Ganatra, bir programa yaptığı açıklamalarda Apple yöneticilerinin ne kadar talepkâr olduğundan dem vurdular.

İkiliden Melton’un açıklamasına göre yöneticiler gece saat 1’de çalışanlarına e-posta atabiliyor ve hemen cevap bekliyorlar. Pazartesi günü yönetici toplantısı olduğundan ötürü çalışanlar Pazar günü üstlerinden gelecek emirlere karşı tetikte olmak zorundalar ve gerekirse sevdikleri dizilerden mahrum kalabiliyorlar. Ancak konu televizyon dizileri olduğunda şöyle bir artı var: Scott Forstall’ın Sopranos dizisi başında olduğu vakitlerde rahatsız edilmeyeceğinize emin olabilirsiniz.

Ganatra ise bu taleplerin ne kadar kötü olabileceğini şöyle anlatıyor: ‘‘Gece size aslında size yazılmamış bir e-posta iletiliyor. Scott’tan geliyor ama e-posta Steve’den – üstelik gecenin geç saatlerinde. Bu e-postaların cevap talep eden yöneticiler sayesinde sabah 2:45’e kadar süreceğini biliyorsunuz ve bu günler, haftalar, aylar boyu devam ediyor.’’ Bu örneği onaylayan Melton kendisine yönetici olmak istediğini söyleyen birine dün gece iyi uyuyup uyumadığını sorduğunu, uyuduysa bunun son iyi uykusu olacağını temin ettiğini söyledi.

Ancak az uyku sadece mühendislere özgü bir şey değil. Melton, biri CEO Tim Cook’un sabahları işe çok erken gelerek gecelere kadar çalıştığını söylediğinde bunun basit bir müşteri ilişkileri hikayesi olmadığına emin olunabileceğini söylüyor. ‘‘Apple yöneticileri gerçekten böyle çalışıyor, bu insanlar birer deli’’ diyen Melton’a hak veren Ganatra, yaptığı hesaplara Tim Cook’un geceleri sadece üç saat uyuduğunu çıkardıklarını söylüyor.

Yeni tehlike: Kızmış ve örselenmiş çalışanlar

Amerika’dan FBI’ın yaptığı açıklamaya göre, kapı dışarı edilen ve mutsuz olan, ellerinde sistem şifreleri gibi önemli bilgiler bulunan eski teknoloji çalışanları ulusal çapta tehlike potansiyeli taşıyor. Bundan zarar gören büyük şirketlerin bir anlamda ekonomiye de kötü etkisi olacağı düşünülüyor.

Yapılan açıklamada eski çalışanlar tarafından yapılan ağ saldırılarında ve çökertmelerinde son yıllarda artış gözlendiği kaydedildi. FBI, sistemlere tam erişime sahip eski çalışanları ‘iç tehdit’ olarak tanımlıyor ve bu kişilerin sahip olduğu kritik bilgiler yanlış ellere geçtiği takdirde rakiplere/farklı ülkelerin ajanlarına satılması veya teslim edilmesi mümkün.

FBI yapılan araştırmalarda kovulan ve sistem yetkileri sonlandırılmayan eski çalışanların şirketin verilerini yok ettiği, müşteri bilgilerini çaldığı, müşteri hesaplarını kullanarak ürün veya hizmet satın aldığı örneklerin bulunduğunu dile getiriyor. Dolayısıyla bir çalışanın işine son verilirken oldukça dikkatli olunması, kişi en hafif tabirler kapıdaki arabasına ulaşmadan yetkilerinin alınması gerektiğinin altını çiziyor.

Web sitenizi güncel tutmanın üç yolu

Aşağıda web sitenizi güncel tutmanız için üç basit strateji paylaşıyoruz.

1- Planlayın: Takımınızla aylık veya çeyreklik toplantılar planlayın ve bu toplantılarda web sitenizi gözden geçirin. Telefon numaraları veya adreslerde değişiklik var mı? Şirketten ayrılan veya şirkete yeni katılanlar var mı? Bilginin güncelliğinden emin olun. Bitirdikten sonra, ‘Hakkımızda’ sayfasındaki tüm linklerin çalıştığını kontrol edin. Bu toplantılarda ayrıca bir adım geriye çekilip web sitenin kullanım kolaylığını da değerlendirebilir, gerekli ayarları yapabilirsiniz.

2- Sadeleştirin: Sitenizi yavaşlatan ve dolayısıyla müşterilerinizi sıkacak özelliklerden kurtulun. Eğer Blog’unuzu hiç güncelleyemiyorsanız kapatın. Blog yazıları yerine Tweet atmayı tercih ediyorsanız Blog’unuzu Tweet’leriniz ile değiştirin. İşiniz ile uyumlu çözümler bulmaya gayret edin.

3- Büyük resmi düşünürken interneti de hatırlayın: Buradaki çözümü yaklaşımınızı genişletmek olarak düşünebilirsiniz. Ne zaman gelecek hakkında büyük plan yaparsanız web takımızı da çağırın. Yeni ürünler, servisler ve mekanlar hakkında bilgiler genellikle sık unutulur ancak pazarlamanın önemli bir parçasıdır.

BT birimi şirketlerde nasıl konumlanmalı?

1

Şirketlerin gerçekten bir bilgi teknolojileri (BT) birimine ihtiyacı var mı? Teknolojinin her endüstrideki dönüştürücü rolü, var olan marketleri değiştirme gücü, ürün ve servislerde yenilikçiliğe yön vericiliği ve iş yapmanın yeni yollarına imkan tanıyışı her şirket için BT birimini zorunlu kılıyor mu? Bu sorular dijital çağda biraz garip kaçabilirler ama hâlâ bu soruları dahi sormayan pek çok işletme bulunuyor.

BT birimlerine geleneksel olarak iş stratejisinin belirlenmesinin ardından destekleyici rolü veriliyordu; yani var olan stratejinin gerçekleştirilmesinde nasıl yardımcı olabileceği üzerine düşünülüyordu. Bu da bugüne kadar neden pek çok şirkete CIO’ların (bilişim daire başkanları) işin genel rotasının belirlendiği ve şirketin geleceğine yönelik önemli planların yapıldığı büyük toplantılara dahil edilmediğini açıklıyor.

BT’nin sorumlu tutulduğu pek çok başarısız projeyle karşılaşılabiliyor.

BT genellikle özel bir durum olarak görülüyor ve bu durumu BT stratejisinin uygulanmasından, BT yatırımların onaylanmasından ve BT önceliklerinin belirlenmesinden sorumlu yönetim birimlerinin varlığı körüklüyordu. Buna genel olarak üst düzey yöneticilerin BT bölümünü kol mesafesinde tutmak istemesinden ötürü birimin herhangi bir genel müdür yardımcısının sorumluluğuna verilmesi de eklenince sonucunda BT’nin sorumlu tutulduğu pek çok başarısız projeyle karşılaşılabiliyordu.

CIO’lar şirketin iş stratejisini belirlerken önemli bir oyuncu haline geliyorlar.

Ancak günümüzde şirketler dijital bir dünyada varlıklarını sürdürüyorlar. Dijital iş modelleri teknoloji sayesinde var olabiliyorlar. Artık iş modelinin belirlenip yardımcı olabilecek teknolojilerin arandığı devir yerini teknoloji yardımıyla üretilen iş modellerine bırakıyor. Bazı şirketler için bu iş planlarının temelinde teknolojinin yer alması demek bile olabilir. CIO’lar şirketin iş stratejisini belirlerken önemli bir oyuncu haline geliyorlar.

CEO’lar CIO’larını şirketin tüm önemli stratejilerinin belirlendiği toplantılara davet etmelidir.

Bu sebeple günümüzde iş dünyasının bu derece önemli bir parçası konumunda bulunan BT’ye farklı bir strateji belirlemeye gerek yok. Her üst düzey toplantıda müşteri ihtiyaçlarını karşılamada ve yeni teklifler sunmada teknolojinin nasıl kullanılacağı masaya yatırılmalı. Yönetim kurulunun her bir üyesi şirketin BT yatırımlarını, stratejilerini ve fırsatları CIO önderliğinde tartışabilecek ve konuşabilecek düzeyde bilgi sahibi olmalıdır. CEO’lar CIO’larını şirketin tüm önemli stratejilerinin belirlendiği toplantılara davet etmeli, diğer üst yöneticiler de teknolojiyi takip edip şirketin teknolojik stratejilerinin belirlenme sürecine dahil olmalılar.

Reddit’ten çalışanlarına ultimatom

0

Reddit’in yönetim takımı şirketin geleceği için çok önemli planlar yapmışa benziyor; buna tüm çalışanlarını tek bir yerde yaşamaya zorlamak da dahil.

Tüm uzak çalışanların San Francisco’ya taşınmasını gerektiren kural değişikliği Reddit’in aldığı 50 milyon dolar yatırımın sonrasında Basecamp kurucusu David Heinemeier Hansson tarafından fark edildi. Reddit kullanıcılarına yatırımdan sonra sitede alıştıkları hiçbir şeyin değişmeyeceği sözünü veren CEO Yishan Wong, konu ile ilgili yaptığı açıklamada kararın yatırımdan bağımsız bir karar olduğunu, ekibin tamamını tek çatı altında toplayarak takım dayanışmasını arttırmayı hedeflediklerini savundu.

Reddit, uzak çalışanlarının taşınması için bir destek paketi hazırladı. Taşınmayı reddedenlerin ise Reddit ile ilişiği kesilecek.

Boston kariyeriniz için doğru bir seçim mi?

0

Insightsquared’in CEO’su Fred Shilmover Boston’un neden bulut bilişim şirketleri için en iyi şehir olduğunu şöyle açıklıyor:

  • İşe almak için pek çok zeki bilim adamını barındırması
  • Başarılı üniversiteler, akademik kadrolar ve henüz mezun olup kariyerine başlamak için iş arayanlar
  • Melek yatırımcılara ve yatırımlara kolay erişim
  • Destekleyici iş çevresi
  • Her büyüklükte işbirliği yapılabilecek veya bünyelerinden yetenek çekilebilecek teknoloji firmaları 

Shilmover buraya gelecek genç girişimciler için Boston’un şu özelliklerinin çok önemli olduğunu vurguluyor:

  • Dünyadaki en iyi üniversitelerde eğitim görme imkanı
  • Profesyonellerden oluşan, sürekli ağ kurabileceğiniz çeşitli organizasyonlar düzenleyen aktif bir camia
  • Yeni kurulan girişimlerde yer alma imkanı
  • Kültür ve sanatın merkezi olması

Boston dışındaki şehirler ele alındığında ise Shilmover, insanların yukarıdaki maddelerin yanısıra çalışmak istedikleri alanlarda ‘yoğunluk’ bulunan şehirleri tercih etmelerini öneriyor. Yoğunluğu da küçük bir bölge içerisinde gerçekleşen büyük miktarda aktivite olarak tanımlıyor. Örnek olarak eğer sosyal medya uygulamaları geliştiriliyorsa seçilecek olan şehrin pek çok sosyal medya uygulaması girişimine ev sahipliği yapıyor olması, sosyal medya ile alakalı konular üzerine eğitimde ulusal çapta ün yapmış üniversitelere sahip olması ve elbette o konuda kurulmuş etkili şirketleri barındırması gerektiğini vurguluyor.

WordPress’e modern alternatifler

İşte WordPress yerine kullanabileceğiniz alternatif içerik yönetim araçları.

Medium

Twitter kurucu ortağı Evan Williams tarafından hayata geçirilen Medium, uzun yazan yazarlar için oluşturulmuş ve hedefini ‘‘gündelik okuma alışkanlıklarımızı küçük haber kırıntılarından akıllı algoritmalar ile önümüze gelen parlak fikirlere yöneltmek’’ olarak tanımlıyor. Bahsedilen akıllı algoritmalar ile kullanıcının bir makalede ne kadar zaman geçirdiğini hesaplayarak benzer makaleler önerilebiliyor. Medium’da yeni bir hesap açmak ve yazı yayınlamak oldukça kolay.

Ghost

Açık kaynaklı bir blog platformu olan Ghost geçtiğimiz sene John O’Nolan tarafından 196 bin £ toplanan başarılı bir Kickstarter kampanyasının ardından kuruldu. Başarısının sebepleri arasında güzel ve kolay gönderi düzenlemeye imkan veren arayüzü yatıyor. İndirip kendi sunucunuz üzerinde yayınlamak isterseniz ücretsiz olan Ghost, Ghost sunucularını kullanmak istediğiniz takdirde görüntülenme sayısına bağlı olarak 10$ dan 250$a kadar değişen fiyatlandırmalar sunuyor. Ücretli ve ücretsiz pek çok temanın bulunduğu bir marketi de olan Ghost’ta, gönderinizi sol tarafta yazıp sağ tarafta önizleyebileceğiniz kullanışlı bir gönderi ekranı bulunuyor.

Tumblr

203 milyon bloguyla ve 91 milyarı aşan gönderisiyle devasa boyutta olan Tumblr, kendi stili olan yazı, resim, alıntılar, linkler ve ses gibi değişik türde gönderi yapma seçeneklerini ilk sunduğunda WordPress tarafından taklit edilmişti. Yeni bir gönderi eklemenin oldukça kolay olduğu tumblr’da insanlar blogunuzu arayarak bulabiliyor ve kendine özgü bir marketi de mevcut.

Craft

Craft daha çok geliştiricileri hedef alan bir içerik yönetim sistemi (CMS) olarak sunuluyor. Tek bir blog için ücretsiz kullanım sunan Craft sınırsız kullanım için 199$ fiyatlandırma sunuyor.

Expression Engine

Expression Engine yine Craft gibi geliştiricileri hedef alan bir içerik yönetim sistemi, ancak çok daha farklı türde websiteler için konfigüre edilebiliyor.

Elbette WordPress alternatifleri bunlar ile sınırlı değil. İnternet üzerinde arama yaparak pek çok farklı alternatife de ulaşabilirsiniz. Elbette tercihiniz WordPress’den yana da olabilir ancak kimi zaman aradığınız kolaylığın önünüzdeki ilk seçenek olmadığını bilmekte fayda var.

Kurumsal blog oluşturmanın faydaları

Kurumsal bir blogun işletmeniz için pek çok faydası olabilir. Bu faydalara kısaca göz atalım;

Trafik

Çevrimiçi büyümenizin en büyük tetikleyicisi içeriktir. Google’da üst sıralarda gözükmek için daha fazla içeriğe ihtiyacınız vardır. Şu denklemi aklınızda tutabilirsiniz:

Kurumsal Blog + Sosyal Medya + Arama Motorları = Faydalı Trafik

Sosyal Medya: Hali hazırda sosyal medyada aktifseniz ve bunun şirketiniz için önemli bir çevrimiçi pazarlama stratejisi olduğunu düşünüyorsanız kendi içeriğinizi paylaşarak bir kitle elde edebileceğinizi, diğer insanların içerikleri paylaşmanın bu konuda genellikle işe yaramadığını bilmelisiniz. İçinde bulunduğunuz piyasa hakkında haberleri paylaşmak kitlenize yeniliklerden haberdar olduğunuz izlenimini verdiği için faydalı olabilir, ancak kendi sitenize trafik aktarmak için kendi içeriğinizi yaratmalısınız.

Arama motorları: Arama motorlarından trafik elde etmek için web sitenizde çok sayıda sayfa olmalıdır. Her yeni blog yazınızda bu sayı artacağından size belli konularda üst sırada gözükmek için ek fırsat yaratacaktır.

Otorite

Blog tutmak sadece size trafik getirmekle kalmaz, aynı zamanda pazarda sizin bir otorite figürü olarak gözükmenizi de sağlayabilir. Eğer problemlere çözüm sunan, yaratıcı ve insanlara yardımcı içerikler sunabilirseniz insanlar sizi alanında bir uzman olarak göreceklerdir. Küçük şirketler bu yolla kısa zamanda kendilerini alanında sözü geçen otorite olarak tanıtabilirler. Örnek olarak bir diş hekimiyseniz, insanların internette sıkça aradığı sorular hakkında blog yazıları yazabilir, böylece konu ile ilgili bilgili olduğu izlenimi insanlara vererek yeni müşteriler kazanabilir.

Hala emin değilseniz şu verilere bir göz atın:

– Tüketicilerin %61’i bir blog yazısını baz alarak en az bir ürün/hizmet satın almış durumda

– Tüketicilerin %60’ı şirketin blogunu okuduktan sonra marka hakkında pozitif görüşe sahip oluyor

– Tüketicilerin %82’si şirket bloglarından alakalı konuları okumaktan keyif alıyor

– Tüketicilerin %70’I şirket hakkındaki bilgiyi reklamlar yerine şirket blogundan alıyor.

Potansiyel Müşteriler

İnsanlar arama motorlarında sorunlarına çözüm ararken sizin blogunuzda çözüm bulurlarsa ne olur? Sizi uzman görerek güncellemelerinize abone olabilir veya sizinle iş yapmak için form doldurabilir.

Her bir blog yazısı size potansiyel müşteri olarak geri dönse de bu birinci dakikadan başlamayacaktır. Otorite oluşturmak ve güven inşa etmek oldukça zaman alan bir süreçtir. Dolayısıyla ısrarcı bir şekilde düzenli bir blog tutarsanız trafiğinizin arttığını ve potansiyel müşterilerinizin çoğaldığını görebilirsiniz.