Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 663

UPS Türkiye’de ülke müdürü değişti!

0

Uluslararası kargo ve lojistik lideri UPS Türkiye’de yeni bir dönem başlıyor. UPS Türkiye’de başladığı kariyerine 22 yıldır UPS çatısı altında farklı global pozisyonlarda devam eden Tolga Biga; Türkiye, Orta Doğu ve Afrika (MEA) Genel Müdürü olarak atandı. Biga, yeni görevinde bölgesel operasyonlardan, iş geliştirme faaliyetlerinden ve stratejiden sorumlu olacak.

UPS Orta Doğu, Afrika (MEA) ve Türkiye Genel Müdürü Tolga Biga, “Evim dediğim ve Avrupa’nın en canlı ihracat pazarlarından biri olan Türkiye’ye dönmek beni çok heyecanlandırıyor. Büyüklükleri ne olursa olsun işletmelere destek olmak ve Orta Doğu ve Afrika’daki birçok şirket için yeni ihracat fırsatları yaratarak uluslararası büyümeyi kolaylaştırmak için sabırsızlanıyorum.” dedi. Biga, bu bölgelerdeki müşteri ilişkilerini güçlendirmeyi ve Türkiye’nin ekonomik büyümesine katkı sağlamayı hedeflediklerini vurguladı.

UPS Türkiye, Türkiye’yi ihracat merkezi olarak konumlandıracak

Yeni görevinde finans ve yönetim alanındaki deneyimlerini kullanarak küçük paket operasyonlarını yönetecek olan Tolga Biga, aynı zamanda bölgesel iş geliştirme faaliyetlerini ve stratejilerini belirlemekten sorumlu olacak. UPS’in Tolga Biga’yı Türkiye Genel Müdürü olarak atama kararı, bölgedeki liderliğini güçlendirmek ve Türkiye’yi önemli bir ihracat merkezi olarak konumlandırmak için önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. UPS Türkiye, şu anda yaklaşık 1,500 çalışan ve ülke çapında 19 UPS tesisi ile hizmet veriyor. İstanbul’dan direkt hava bağlantılarıyla UPS, Türk şirketlerine uluslararası hedeflerinde destek olmak için iyi bir konumda bulunuyor. Tolga Biga liderliğinde UPS, Türkiye’nin ekonomik büyümesine olan bağlılığına uygun olarak ihracat ve e-ihracat alanlarında kadın girişimcileri ve KOBİ’leri desteklemeye devam etmeyi hedefliyor. UPS, son birkaç yılda Export Akademi ve Kadın İhracatçı Programı gibi organizasyonlar aracılığıyla ulaştığı 9,000’den fazla ihracatçı, KOBİ ve girişimciyi destekleyerek bu hedef doğrultusunda ilerlemeyi sürdürecek.

2002 yılında UPS Türkiye’de Hesap Yöneticisi olarak kariyerine başlayan Tolga Biga, Bölge Satış Müdürü ve Karayolu Taşımacılığı Müdürü gibi önemli pozisyonlarda görev aldı ve önemli başarılara imza attı. Almanya ve İngiltere’de operasyonel rollerde çalışarak değerli deneyimler kazandı ve Londra ve EMA (Avrupa, Orta Doğu, Afrika) merkezlerindeki projelere katkıda bulundu. 2021 yılında Köln’de Bölgesel Hava Operasyonları Başkan Yardımcısı olarak terfi etti. Bu süre zarfında, UPS’in en büyük uluslararası operasyonlarında operasyonel iyileştirmelere ve verimlilik artışlarına odaklandı. UPS’in hava ağının geleceğini güvence altına alan ve tesisin operasyonel kapasitesini artıran çeşitli genişleme projelerini başarıyla yönetti.

Tolga Biga, UPS’in Türkiye, Orta Doğu ve Afrika’daki stratejik yönünü denetleyecek. Görev süresi boyunca, Almanya, Avusturya ve Orta Avrupa ile Orta Doğu, Afrika ve Türkiye’nin bulunduğu tüm bölge için sorumlu olan Başkan Kim Ruymbeke’e raporlar sunacak.

Google 136 milyon kullanıcının tarayıcı verilerini silmeyi kabul etti!

Google Chrome, Microsoft Edge, Opera veya Safari… Hangi tarayıcıyı kullanırsanız kullanın hemen hemen tamamında bir “gizlilik modu” var. Ancak bu mod aslında tarayıcının veri toplamasına engel değil. Sadece toplanan verinin kullanıcı bilgisiyle eşleştirilmemesi, yani bir anlamda anonimleştirilmesi demek ki bu da aslında tam olarak yapılmıyor. Neyse ki bu konuda çabalayan online gizlilik hakları savunucuları var ve ABD’de Google Chrome ile süren bir mahkemede oldukça önemli bir uzlaşma kararına vardılar.

Söz konusu karar, Haziran 2020’de Google’a karşı açılan ve Chrome’un Gizli modunda veri toplama uygulamalarının yetersiz bir şekilde açıklanmasını ve gizlilik kontrollerinin eksikliğini hedef alan bir toplu dava ile ilgiliydi. Davacılar Google’ı, Chrome’un Gizli modunu kullanırken bile kullanıcıları izlemek ve etkinliklerini kaydetmekle suçluyorlardı.

Google, davanın esasını reddetti ve kapsamlı müzakere turlarının ardından Ağustos 2023’te davanın reddedilmesini sağlamaya çalıştı, ancak bu çabalar başarısız oldu. Dün yayınlanan yeni bir mahkeme dosyası, özellikle teknoloji devinin önceki yıllarda topladığı kullanıcı verilerini silmeyi kabul ettiği düşünüldüğünde, birçok kişinin gizlilik için büyük bir kazanım olarak gördüğü uzlaşma koşullarını ortaya koydu.

Uzlaşmanın temel unsurları arasında Google’ın veri toplama uygulamalarına ilişkin açıklamalarında değişiklikler yapılması, milyarlarca veri kaydının silinmesi, kişisel bilgilerin gelecekte birikmesini engelleyecek tedbirlerin uygulanması ve kullanıcıların bilgileri olmadan Incognito modunda izlenmesini sağlayan mekanizmaların ortadan kaldırılması yer alıyor.

Google ayrıca Aralık 2023 ve öncesinde tarayıcı vasıtasıyla toplanan dokuz aydan daha eski verileri silmeyi kabul etti ve bu sürecin uzlaşmanın onaylanmasından itibaren 275 gün içinde tamamlanması gerekiyor. Uzlaşma ayrıca Google’ın geçmişte veri silme ve düzeltme yoluyla özel tarama verilerini toplaması konusunda da rahatlama sağlamaktadır.

Aralık ayından sonra toplanan tüm tarayıcı verileri ise, Google’ın 22 Aralık 2023 tarihinde her iki tarafın uzlaşma metnini imzalamasından sonra uygulamaya konulan yeni ve revize edilmiş kural setine tabi. Davacılara göre, önerilen Uzlaşma nedeniyle Google’a dayatılan değişikliklerin en az 4,75 milyar dolarlık bir değeri var. Bu, mahremiyet savunucuları için önemli bir kazanım ve Google gibi bir devi 4,75 milyar dolarlık bir potansiyel gelirden mahrum bırakmak demek. Buna karşın, uzlaşma nedeniyle davacılara herhangi bir ödeme yapılmayacak olması Google için bir kazanç.  Firma bu konuda böbürlenen ve kullanıcılarla adeta alay eden şu açıklamayı yapıyor:

“Her zaman haksız olduğuna inandığımız bu davayı çözüme kavuşturmaktan memnuniyet duyuyoruz. Davacılar başlangıçta 5 milyar dolar istiyordu ve sıfır alıyorlar. Gizli modu kullandıklarında kullanıcılarla asla veri ilişkilendirmiyoruz. Hiçbir zaman bir bireyle ilişkilendirilmemiş ve hiçbir şekilde kişiselleştirme için kullanılmamış eski tarayıcı teknik verilerini silmekten mutluluk duyarız.”

ABD Kaliforniya Kuzey Bölgesi Bölge Mahkemesi Yargıcı Yvonne Gonzalez Rogers’ın anlaşmayı 30 Temmuz 2024 tarihinde gözden geçirmesi planlanmaktadır, bu nedenle mahkemeler Uzlaşmayı henüz resmi olarak onaylamamıştır. Ayrıca mahkeme başvuran davacılar, uzlaşmanın bir parçası olarak toplu davadan vazgeçmekle birlikte bireysel olarak tazminat arayışlarını dilerlerse sürdürebilecekler.

Agrotech, Joyce ile Türkiye’nin ikinci elektrikli otomobilini üretmeyi hedefliyor!

0

Agrotech Grup’un şirketi Joyce Elektrikli Araçlar Teknolojileri, elektrikli araç, motor ve batarya üretimine başlayacağını duyurdu. Bu yıl Ekim ayında tüketiciyle buluşacak Joyce marka elektrikli otomobilin 699 bin TL’den satışa sunulacağı belirtilirken; elektrikli araçlara servis hizmeti vermek için de düğmeye basıldığı kaydedildi. Bu anlamda Ekim ayına kadar farklı şehirlerde 20 özel servis açılacağı bilgisini paylaşan Joyce, 2025 yılında ise elektrikli ticari aracını piyasaya sürmeyi ve güçlü bir bayi ağı kurarak farklı markalardan elektrikli araçların satışını gerçekleştirmeyi hedefliyor.

Son dönemde gerek teknoloji gerek tarım alanında yaptığı yatırımlar ve iş birlikleriyle öne çıkan Agrotech, Joyce Elektrikli Araçlar Teknolojileri’nin yüzde 75’ini satın alarak yerli ve milli elektrikli araç üretimine başlayacağını duyurdu. Giderek önemi artan çevreci elektrikli araçlar alanında hizmet veren Joyce Elektrikli Araçlar Teknolojileri ile yapılan iş birliğiyle, yeni hedef pazarlarda büyümesini sürdürecek olan Agrotech, geleceğin teknolojilerini bugünden dünyaya sunarken; yeni nesil tarımsal teknolojiler konusunda da önemli bir adım attı. Yurt içi ve yurt dışında hayata geçirdiği iş birlikleriyle yerli üretimi destekleyen ve farklı ülkelere bu teknolojiyi ulaştırmayı hedefleyen Agrotech Grup, Joyce Elektrikli Araçlar Teknolojileri ile Silikon Vadisi’nde kurduğu şirketle de Türk bayrağını gururla dalgalandıracak.

Düzenlenen basın toplantısında Joyce Elektrikli Araçlar Teknolojileri ile atacağı adımlara ilişkin bilgiler paylaşılırken; toplantıya Agrotech Grup Yönetim Kurulu Başkanı Hümeyra Keskin, Agrotech Grup İcra Kurulu Başkanı Hasan Hüseyin Demiröz, Agrotech Grup Global Teknoloji ve Ar-Ge Başkanı Murat Teksöz ile Agrotech grup şirketi Joyce Elektrikli Araçlar Teknolojileri CEO’su Eren Efe Erkan ve Joyce Elektrikli Araçlar Teknolojileri Otomotiv Grup Başkanı Bahadır Gören katıldı. Yeni güç birliğiyle artık teknolojinin devler ligi olan ABD’de çalışmalarını büyüteceklerini belirten Hümeyra Keskin, Türk mühendisliği ve tasarımıyla birlikte yeni bir dönemin kapılarını açtıklarına dikkat çekti.

Silikon vadisinde şube açıyor

Apple, Google, Facebook ve Tesla gibi dünya devi firmaların hizmet verdiği Kaliforniya’daki Silikon Vadisi’nde çalışmalarını sürdüreceklerini belirten Keskin, Agrotech USA LLC ismiyle onaylanarak tüm kuruluş ve lisans işlemleri tamamlanan firmanın, 3 yıllık stratejik planlama dahilinde teknoloji ihracat programı gerçekleştireceğini kaydetti. Keskin, “Türk tarımı ve üretiminin gücünü tüm dünyaya göstermek için 10 yıldır yeni nesil tarım teknolojileri üzerine çalışan, yurt içi ve yurt dışında önemli iş birliklerini hayata geçiren Agrotech olarak, yüzde 100 yerli ve milli üretimin öneminin farkındayız. Hayata geçirdiğimiz tüm projeleri yazılım, donanım, inovasyon ve Ar-Ge çalışmaları ile destekleyerek kurumlara özel ve yüksek teknolojiye dayanan çözümler üretiyoruz.” dedi.

Farklı endüstriler için araçlar üretilecek

Agrotech Grup Global Teknoloji ve Ar-Ge Başkanı Murat Teksöz ise “Agrotech ailesi olarak dünyadaki teknoloji ihtiyaçlarını yakından takip ederek yatırımlarımızı buna göre şekillendiriyoruz. Elektrikli araçlar, elektrikli yerli motor ve batarya teknolojileri konusunda yaptığımız çalışmalar sonucunda Joyce Elektrikli Araçlar Teknolojileri’ni ailemize katmış olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz, geçtiğimiz yüzyılda sanayi devrimini tam olarak yakalayamasak da yeni yüzyılda teknoloji devriminde emin adımlar ile ilerliyoruz. Bu doğrultuda otomotiv sadece başlangıç. Farklı sınıflarda yapacağımız üretimin ardından gelecek dönemde farklı endüstrilere özel araçlar üretmeyi hedefliyoruz.” yorumunu yaptı.

Çin’e alternatif geliyor

ABD’den tüm dünyaya elektrikli araç ihraç edeceklerini belirten Joyce Elektrikli Araçlar Teknolojileri CEO’su Eren Efe Erkan şu bilgileri verdi: “Türkiye’de üretilecek yerli elektrikli araçlar için tasarladığımız, mühendisliği ve tüm hakları şirketimize ait olan yerli ve milli BLDC MOTOR’u, elektronik devre sistemlerini, otonom ve yapay zeka destekli yazılım satışlarını, Silikon Vadisi’ndeki yeni şirketimiz ile birlikte Amerika pazarı başta olmak üzere tüm dünyadaki elektrikli araç üreticilerine ana tedarikçi olarak sağlayacağız. Ülkemiz Joyce Elektrikli Araçlar Teknolojileri, elektrikli motorlar, batarya teknolojileri ve elektronik altyapısıyla Çin’e en güçlü alternatif olabilir. Teknoloji ihracat programımız içinde yerli tasarım ürün ve teknolojilerimizin yanı sıra teknoloji ve mühendislik ürünlerini üretmeye ve ihraç etmeye de devam edeceğiz.” dedi.

Motor, batarya ve yazılım yerli ve milli olarak üretiliyor

Joyce Elektrikli Araçlar Teknolojileri Otomotiv Grup Başkanı Bahadır Gören de şunları söyledi: “Joyce Teknoloji ekibi olarak, motor, batarya ve yazılım dahil araçlarımızın tüm parçalarını yerli ve milli olarak üretiyoruz. Bu serüven 2 yıllık çalışmalarımızın eseri. Hayalimizi gerçekleştirmek için uzun süren görüşmeler neticesinde, Agrotech ile yola devam etmekten büyük bir mutluluk duyuyoruz. ‘Türkiye’nin milli Tesla’sı’ olmak için yola çıktık. Biz tasarlayalım, geliştirelim, üretelim başkaları gelsin bizden teknolojimizi alsın. Bu sebeple Silikon Vadisi’nde kurduğumuz şirket ile teknoloji ihracatı yapacağız. 2025 yılı içinde binek araçlarda 28 bin, ticari araçlarda ise 3 bin adetlik bir üretim gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Öncelikli olarak Avrupa ülkeleri ve Türk Cumhuriyetleri hedef pazar olarak belirledik. Amacımız tüm dünyaya hitap eden bir Türk markası olmak.”

29 ekimde piyasada olacak

Satın alma kararıyla birlikte yerli motor, yerli batarya, yerli elektronik sistemlere sahip L7 sınıfı yerli elektrikli araç çalışmalarının hızlandırılması amaçlanırken; üretilecek aracın ise bu yıl 29 Ekim’de tarihinde 699.000 TL tüketici fiyatı ile öncelikle Türkiye’de satışa sunulması amaçlanıyor. Elektrikli araçların, insansız kara araçlarının, insansız kurtarma araçlarının, sağlık ve birçok sektöre özelleştirilmiş elektrik vasıtaların üretim kapasitesinin ise 2024 yılı içinde yüzde 400 artırılarak iç piyasa haricinde, 14 farklı ülkeye ihraç edilmesi hedefleniyor. Ar-Ge ve üretim hakları Agrotech’e ait olan BLDC motor teknolojisi ile sadece üretilecek elektrikli araçlar değil; sağlık ve savunma sanayi, komuta kontrol merkezleri, deniz araçları, ağır iş ve sanayi makinaları, elektrikli ev aletleri gibi 20’nin üzerinde sektörde kullanılan farklı motorlar için üretim yapabilmek adına kapasite artırımı yapılacağı da kaydedildi. Bu kapsamda entegre batarya sistemlerinin de sadece Agrotech çatısı altında üretilen ürünler için değil; farklı alanlarda kullanılan ürünleri kapsayacağı ve ihracata da yönlendirileceği belirtildi. 

Joyce VC3 Elektrikli Araç Teknik Özellikleri

Uzunluk x Genişlik x Yükseklik3500 x 1500 x 1530 mm
Yüksüz yerden yükseklik150 mm
Tam yüklü yerden yükseklik120 mm
Dingil mesafesi2360 mm
Ön / Arka SüspansiyonMac Pherson bağımsız / arka kol bağımsız olmayan süspansiyon
ÇekişÖnden çekiş
FrenlerÖn plaka arka kampana
Lastikler165/65 R14
Maksimum hız100 km/s
Minimum dönüş çapı10,5 m
Voltage platformu400 V
Motor tipiSabit mıknatıslı senkron
Tırmanma performansı%20
Nominal güç15/30 Kw
Batarya paketiLityum İyon
Batarya kapasitesi15 kw
Ağırlık805 kg

RDE motorlu Dron ilk uçuş testini başarıyla tamamladı!

Venus Aerospace, havacılık endüstrisinde devrim niteliğinde bir adım atarak RDE motorunu kullanan dronuyla tarihi bir test gerçekleştirdi. Bu yeni motorla tahrik edilen süpersonik insansız hava aracı, Aero L-29 Delfin uçağından başarıyla bırakıldıktan sonra 12,000 feet yükseklikte ilk uçuş testini başarıyla tamamladı. 2.4 metre uzunluğundaki dron, hidrojen peroksit monopropellant motorunun gücüyle Mach 0.9 hıza ulaşarak geleceğin havacılık teknolojisinin kapılarını araladı.

Bu önemli başarı, Venus Aerospace‘in süpersonik uçuşun sınırlarını zorlayan yenilikçi çözümler üzerindeki kararlılığını ve yeteneklerini gösteriyor. RDE motoru, geleneksel kimyasal roket motorlarına göre yüzde 15 daha verimli olmasıyla dikkat çekiyor ve süpersonik uçuşun geleceğini belirlemede kritik bir rol oynuyor.

RDE motorlu Dron

Şirketin uzun vadeli hedefi, Mach 9 hızında seyahat edebilen ticari uçaklar geliştirmek. Ancak bu hedefe ulaşmak, titizlikle planlanmış ve adım adım ilerleyen bir süreç gerektiriyor. Venus Aerospace’in CTO ve Kurucu Ortaklarından Andrew Duggleby’e göre, bu hedefe ulaşmak için şirket, sürekli olarak araştırma ve geliştirme faaliyetlerini sürdürüyor.

RDRE motorlarının çalışma prensibi, geleneksel motorlardan farklı ve oldukça etkileyici. Bu motorlar, basınç artışlı yanma prensibiyle çalışarak daha hafif, daha verimli ve daha basit bir motor seçeneği sunuyorlar. Yanma reaksiyonu sabit bir hacimde hızlı bir şekilde gerçekleşir ve sürekli bir güç sağlar.

Venus Aerospace’in bu başarısı, sadece havacılık teknolojisinin geleceğini şekillendirmekle kalmıyor, aynı zamanda hipersonik silah ve savunma teknolojileri alanında da önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Şirket, bu motorun potansiyel kullanım alanlarını keşfetmek ve daha geniş bir perspektifte değerlendirmek için DARPA ile iş birliği yapıyor.

Sonuç olarak, Venus Aerospace, yenilikçi çözümleri ve kararlılığıyla havacılık endüstrisine yön veriyor. RDRE motorlarıyla desteklenen süpersonik uçaklar, geleceğin hava taşımacılığına yepyeni bir boyut kazandıracak ve insanlığın uçuş deneyimini tamamen değiştirecek potansiyele sahip. Bu başarılar, teknolojinin sınırlarını zorlayarak insanlığın keşif ve ilerleme yolculuğunu daha da ileri taşıyor.

SSD fiyatlarında büyük artış bekleniyor!

Son dönemde yaşanan DRAM ve SSD fiyatlarında meydana gelen düşüşlerin önümüzdeki aylarda sona ereceği öngörülüyor. Trendforce’un yayınladığı yeni rapor, SSD pazarında önemli bir fiyat artışının kapıda olduğunu gösteriyor.

Pandemi sonrası, tüm dünyayı etkisi altına alan tedarik zinciri sorunları ve üretim kısıtlamaları, yarı iletken pazarında önemli bir dengesizlik yarattı. Bu durum, NAND ve DRAM pazarlarında büyük bir arz fazlasına neden oldu ve SSD fiyatlarında önemli ölçüde düşüşler yaşandı. Ancak artık, fiyatlarında düşüş eğiliminden çıkış sinyalleri gözlenmeye başlıyor.

Önde gelen pazar araştırma şirketi Trendforce’un son raporuna göre, SSD fiyatlarında devasa bir artış bekleniyor. Tedarik zinciri sorunlarının ve stok sıkıntılarının geride kalmasıyla birlikte, yarı iletken pazarı eski günlere dönüyor. Daha önceki raporlarda da belirtildiği gibi, WD ve Kioxia gibi önemli üreticilerin stok kullanım düzeylerinin %90’a ulaştığı biliniyor. Bu da, üreticilerin geçmiş mali yıllarda yaşadıkları kayıpları telafi etmek için üretim seviyelerini artırmalarını teşvik ediyor.

Raporda dikkat çeken bir nokta da, Samsung ve Western Digital gibi önde gelen markaların agresif bir fiyat artışına hazırlandığına dair. Tüketici SSD’lerinde %10 ila %15 arasında bir fiyat artışı öngörülürken, kurumsal SSD’lerde bu oranın %25’e kadar çıkabileceği belirtiliyor. Bu fiyat artış trendinin önümüzdeki çeyreklerde de devam etmesi bekleniyor.

Trendforce’un raporunda, optimum fiyat seviyesine ulaşmak için %40’lık bir artış öngörülüyor. Ancak bunun uzun vadede gerçekleşeceği ve şirketlerin kârlılığa ulaşmadıkça fiyat artışlarının devam edeceği hatırlatılıyor. Dolayısıyla, tüketicilerin önümüzdeki aylarda SSD fiyatlarında belirgin bir yükselişle karşılaşabilecekleri öngörülüyor.

OpenAI ve Microsoft 100 Milyar dolarlık yapay zeka yatırımı yapıyor!

Yapay zeka alanında öncü şirketler OpenAI ve Microsoft, endüstriyi kökten değiştirecek dev bir hamle yapmaya hazırlanıyor. İşbirliklerinin bir meyvesi olarak, 100 milyar dolarlık bir bütçeyle yeni bir süper bilgisayar ve veri merkezi projesi olan “Stargate”i hayata geçirmek için kolları sıvadılar. Bu projenin, yapay zeka teknolojisinin sınırlarını zorlayarak, 2028’e kadar tamamlanması planlanıyor.

Neden önemli


Geleneksel veri merkezlerinin ötesinde, yapay zeka veri merkezlerine olan talebin giderek artmasıyla, bu büyük yatırım sektördeki büyük bir değişimi işaret ediyor. Microsoft’un, mevcut en büyük veri merkezlerinden 100 kat daha maliyetli olması beklenen bu proje için finansman sağlaması, endüstri üzerindeki etkisinin ne kadar büyük olacağının bir göstergesi olarak dikkat çekiyor.

OpenAI ve Microsoft, beş aşamalı bir plana dayanarak bu devasa projeyi gerçekleştirecekler. Şu anda üçüncü aşamada olan bu plan, yapay zeka çiplerinin tedariki gibi sonraki aşamalarda önemli maliyetler içeriyor. Projenin, Microsoft’un 2026’da piyasaya sürmeyi planladığı daha küçük bir süper bilgisayarın yanı sıra, Stargate’in 2028’de tamamlanması hedefleniyor.

Yapay zeka çipleri ve tedarikçiler:


Yapay zeka alanındaki çipler konusunda sektör lideri Nvidia’nın yanı sıra Microsoft’un kendi özel çipleri de dikkat çekiyor. OpenAI’nın yeni projesi, farklı tedarikçilerden gelen çipleri entegre ederek çeşitlilik sağlamayı amaçlıyor. Bu, sektördeki rekabeti artırarak inovasyonu teşvik edebilir ve daha geniş bir teknoloji ekosistemi yaratabilir.

OpenAI ve Microsoft’un bu büyük yatırımı, yapay zeka alanındaki ilerlemeleri hızlandırarak geleceğin teknolojik manzarasını şekillendirebilir. Stargate projesi, endüstride yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülüyor ve yapay zeka konusundaki sınırları daha da ileriye taşıyacak bir adım olarak kabul ediliyor. Bu devasa işbirliği, yapay zekanın gücünü ve potansiyelini açığa çıkarmak için atılmış büyük bir adım olarak değerlendiriliyor.

Snapdragon X Elite Geekbench’te Selefini katladı!

Qualcomm’un son amiral gemisi işlemcisi olan Snapdragon X Elite, performansıyla teknoloji dünyasında büyük bir heyecan yaratmaya devam ediyor. Yapılan son Geekbench testlerinde, X Elite’in selefiyle kıyaslandığında gösterdiği üstünlük, dikkat çekiyor.

Son sızıntılara göre, ”4810UV0100” model numaralı bir Lenovo bilgisayarında test edilen Snapdragon X Elite, oldukça etkileyici sonuçlar elde etti. Daha önce ”Dengeli” güç planıyla yapılan testlerde 1.628 ve 11.392 puan alan platform, şimdi ise tek çekirdekte 2.427 ve çoklu çekirdekte 14.254 puan alarak büyük bir performans artışı sergiledi.

Bu sonuçlar, Snapdragon 8cx Gen 3’ten yüzde 49 daha yüksek olduğunu gösteriyor, bu da Qualcomm’un yeni işlemcisini sektördeki rakiplerinden ayrıştıran önemli bir özellik olarak öne çıkıyor. Ancak, bu farklılığın arkasındaki nedenler üzerinde durmak da önemli. Bunlar arasında, Geekbench 6’nın Snapdragon X Elite için daha optimize olması ve Lenovo’nun termal yönetiminin daha etkin hale gelmesi gibi faktörler bulunuyor. Ancak, kısa süren bir benchmark testinin gerçek dünya kullanım senaryolarını tam olarak yansıtmayabileceği de unutulmamalıdır.

Snapdragon X Elite, 23W ve 80W güç sınırlarında çalışabildiği biliniyor. Ancak, bu testte yalnızca ”Dengeli” güç planının kullanıldığı belirtiliyor ve diğer detaylar paylaşılmıyor. Bu da, platformun lansman öncesinde uygulamalarının optimize edilmiş olabileceği düşüncesini akla getiriyor.

Sonuç olarak, Qualcomm’un yeni amiral gemisi işlemcisi Snapdragon X Elite, güçlü performansı ve potansiyeli ile dizüstü bilgisayar endüstrisinde büyük bir etki yaratmaya aday görünüyor. Bu sonuçlar, gelecek nesil mobil cihazlar için heyecan verici bir gelecek vadederken, rekabetçi pazarda Qualcomm’un lider konumunu daha da güçlendirebilir.

Drone it dalaşı için pilotlar hazırlanıyor!

0

Rusya’nın drone pilotlarını “drone it dalaşı” taktikleri konusunda eğitmeye başladığı bildiriliyor. Duyuru, dronların modern savaşta ne kadar önemli hale geldiğini gösteriyor. Eurasian Times’a göre yaklaşık 3.500 birinci şahıs görüş (FPV) insansız hava aracı (İHA) pilotu eğitilecek. Eğitim esas olarak “helikopter tipi” drone’lara odaklanıyor.

Drone it dalaşı için eğitim programı

Vasily Margelov taburunun İHA biriminin komutanı Gordes çağrı işaretiyle, eğitim programının artık drone it dalaşlarını simüle etmek için özel olarak tasarlanmış egzersizleri içerdiğini duyurdu. TASS, eğitim programına ilişkin: “Eğitim programında [helikopterler arası hava muharebelerini yürütmek için] öyle anlar var ki, bu konuya dikkat ediyoruz” ifadeleri kullanıldı.

Drone it dalaşları son yıllarda Ukrayna gibi savaş alanlarında giderek büyüyen bir olgu haline geldi. Örneğin, 2022 yılının Kasım ayında, Ukraynalı bir insansız hava aracının bir Rus insansız hava aracıyla karşı karşıya geldiği ve galip geldiği görüntüler yayınlanmıştı. Her ne kadar eski zamanların it dalaşları kadar gösterişli olmasa da, bu tür etkileşimler drone’ların savaş alanında kullanımında ilginç bir gelişme gösteriyor.

İHA operatörlerinin eğitim süresi çeşitli faktörlere bağlı olarak değişiyor ve Gordes’e göre motivasyon ve başlangıç eğitimi, drone operatörlerinin savaş durumlarına hazır olma durumlarını şekillendirmede çok önemli rol oynuyor. Helikopterlerin kullanıldığı hava muharebe tatbikatlarının kullanılması, drone teknolojisi ve uzmanlığı alanında Rusya ile Ukrayna arasında süregelen rekabetin altını çiziyor. İki ülke arasındaki çatışma, dronların ön cephelere konuşlandırılmasında önemli bir artış gördü.

Rusya Savunma Bakanlığı, özel bir askeri operasyon kapsamında 3.500’den fazla drone operatörüne birinci şahıs görüş (FPV) eğitimi verdiklerini bildirdi. Bu sayıya 1.700’den fazla drone ekibi de dahil ve bu da Rus ordusunda drone eğitimine yapılan önemli yatırımı gösteriyor.

Değişen savaş alanı dinamiklerine uyum sağlamak ve drone yeteneklerini geliştirmek için Rus ordusu, FPV drone’ları, elektronik savaş ekipmanlarını ve gelişmiş uçak silahlarını kullanarak pratik yapmak için özel eğitim alanları ve merkezleri kurdu. Hem Rusya hem de Ukrayna giderek daha fazla insansız hava araçlarına bağımlı hale geldiğinden, çatışmanın sonucu İHA taktikleri ve teknolojisindeki ustalığa bağlı olabilir.

Yapay zekâ halüsinasyonlarını siber saldırı aracına dönüştürüyorlar!

0

Yapay zekâ yazılım paketleri var olmayan yazılım paketleri düşlüyor ve geliştiriciler kötü amaçlı yazılımla zehirlenmiş olsa bile bunları indiriyor. Bu da siber saldırı yapmaya kolaylaştıran ilginç bir saldırı vektörü olabilir.

Lasso Security’de güvenlik araştırmacısı olan Bar Lanyado bu konuda ilginç bir çalışmaya imza attı. Lanyado, ChatGPT gibi bir yapay zekâ modeline nasıl kodlama sorusu sorulabileceğini ve mevcut olmayan bir yazılım kütüphanesi, paketi veya çerçevesinin kullanılmasını öneren bir yanıt alınabileceğini detaylandıran bir araştırma yayınladı. Yapay zekânın aynı halüsinasyonu sıklıkla tekrarlayabileceğini gösteren Lanyado, bunun siber saldırı aracına kolaylıkla dönüştürülebileceğini gözler önüne seriyor.

Lanyado’ya göre kötü niyetli bir kişi, başkalarının kötü amaçlı yazılımı indirebileceği umuduyla bir depoya yüklenen kötü amaçlı bir paket için YZ tarafından icat edilen bir isim kullanabilir. Ancak bunun anlamlı bir saldırı vektörü olabilmesi için, YZ modellerinin ortaklaşa seçilen ismi tekrar tekrar önermesi gerekecektir.

Siber güvenlik araştırmacısı bu yöntemin bir siber saldırı için kullanılıp kullanılamayacağını test etmek için yola çıktı. Binlerce “nasıl yapılır” sorusuyla donanmış dört yapay zekâ modelini (GPT-3.5-Turbo, GPT-4, Gemini Pro ve Command’i her biri kendi paketleme sistemine sahip beş farklı programlama dilinde/çalışma zamanında (Python, Node.js, Go, .Net ve Ruby) programlama zorluklarıyla ilgili sorguladı.

Bu sohbet robotlarının yoktan var ettiği isimlerin bir kısmının kalıcı olduğu, bazılarının da farklı modellerde yer aldığı ortaya çıktı. Ve kalıcılık yani gerçekte var olmayan sahte ismin tekrarlanması durumu, yapay zekâ kaprisini işlevsel bir siber saldırıya dönüştürmenin anahtarıydı. Saldırganın, bu isimler altında oluşturulan kötü amaçlı yazılımların aranması ve indirilmesi için YZ modelinin kullanıcılara verdiği yanıtlarda halüsinasyon paketlerinin isimlerini tekrarlamasına ihtiyacı vardır.

Lanyado, halüsinasyonları tespit edebilmek için için rastgele 20 soru seçti ve bunları her modele 100 kez yöneltti. Amacı, halüsinasyonda kullanılan paket adının ne sıklıkla aynı kaldığını değerlendirmekti. Testin sonuçları, her zaman olmasa da ve bazı paketleme ekosistemlerinde diğerlerinden daha fazla olsa da, isimlerin işlevsel bir saldırı vektörü olması için yeterince sık kalıcı olduğunu ortaya koymaktadır.

Lanyado’ya göre GPT-4 ile, soru yanıtlarının yüzde 24,2’si halüsinasyonlu paketler üretti ve bunların yüzde 19,6’sı tekrarlıydı. Aşağıda The Register’a sağlanan bir tablo, GPT-4 yanıtlarının daha ayrıntılı bir dökümünü göstermektedir.

GPT-3.5 ile, soru yanıtlarının yüzde 22.2’si halüsinasyonlara yol açmış ve bunların yüzde 13.6’sı tekrarlanmıştır. Gemini için, soruların 64,5’i uydurma isimler getirmiş, bunların yaklaşık yüzde 14’ü tekrarlanmıştır. Cohere için ise bu oran yüzde 29,1 halüsinasyon, yüzde 24,2 tekrardı.

Sahte yazılımı Python ve Node.js ile yaymak daha kolay

Lanyado “Go ve .Net’te halüsinasyonlu paketler aldık ancak bunların çoğu saldırı için kullanılamadı çünkü her yazılım dilinin kendi kısıtları var” diyor ve ekliyor: “Python ve npm’de durum böyle değil, çünkü model bize var olmayan paketleri öneriyor ve bu isimlerle paket yüklememizi engelleyen hiçbir şey yok, bu nedenle Python ve Node.js gibi dillerde bu tür bir siber saldırı yöntemini çalıştırmak kesinlikle çok daha kolay.”

Lanyado, elde ettiği bulguları test etmek için kolları sıvayarak Python ekosisteminde zararsız bir dosya kümesi olan kavram kanıtı kötü amaçlı yazılım yarattı. ChatGPT’nin pip install huggingface-cli çalıştırma tavsiyesine dayanarak, PyPI’a aynı isim altında boş bir paket yükledi ve paket kayıt defteri taramasını gerçek indirme girişimlerinden ayırmaya yardımcı olmak için blabladsa123 adlı sahte bir paket oluşturdu.

Sonuç olarak, huggingface-cli’nin mevcut olduğu üç ay içinde 15.000’den fazla gerçek indirme aldığı görüldü. Lanyado deneyine ilişkin yazısında “Ayrıca, bu paketin diğer şirketlerin depolarında kullanılıp kullanılmadığını belirlemek için GitHub’da bir arama yaptık” diyor ve ekliyor: “Bulgularımız birkaç büyük şirketin bu paketi depolarında kullandığını ya da tavsiye ettiğini ortaya koydu. Örneğin, Alibaba tarafından yürütülen araştırmaya adanmış bir deponun README’sinde bu paketin kurulmasına ilişkin talimatlar bulunabilir.”

Lanyado, sahte huggingface-cli’yi içeren Hugging Face’e ait bir proje olduğunu, ancak bunun şirketi uyardıktan sonra kaldırıldığını söyledi. En azından şu ana kadar, bu teknik Lanyado’nun bildiği gerçek bir siber saldırı vakasında kullanılmadı. Buna rağmen, bu yöntemle siber saldırı yapmak yani yapay zekânın tekrarlayan halüsinasyonlarını keşfetmek ve aynı isimle kötücül yazılım dağıtmak son derece kolay ve olası görünüyor.

Mart ayının en güçlü android telefonları belli oldu!

0

AnTuTu’nun Mart ayı performans verilerine göre, en güçlü Android telefonlarının listesi açıklandı. Hem üst segmentteki amiral gemisi modelleri hem de alt segmentteki orta seviye telefonlar incelendiğinde, farklı yonga setleri ve performans özellikleri dikkate alındı.

Üst segmentte, ROG Phone 8 Pro liderliği alırken, Snapdragon 8 Gen 3 işlemciyle güçlendirilmiş ve 2.141.448 puanla listenin zirvesine yerleşti. Onu, Dimensity 9300 işlemciye sahip Oppo Find X7 takip etti, 2.138.119 puanla ikinci sırada yer aldı. İQOO 12 ise 2.111.0595 puanla üçüncülük koltuğunda bulunuyor.

Alt segmentte ise Snapdragon 7+ Gen 2 ve 7+ Gen 3 işlemcileri ile Dimensity 8000 serisi yonga setleri öne çıktı. Burada OnePlus Ace 3V, 1.466,728 puanla birinci sıraya yükseldi. Redmi K70E ve Realme GT Neo 5 SE ise sırasıyla ikinci ve üçüncü sıralarda yer aldılar.

İşte Mart ayının en güçlü Android telefonlarının daha detaylı listesi:

Üst Segment:

SıraTelefon ModeliPuan
1ROG Phone 8 Pro2.141.448
2Oppo Find X72.138.119
3iQOO 122.111.0595
4Red Magic 9 Pro+
5X100 Pro
6iQOO Neo 9 Pro
7iQOO 12 Pro
8X100
9Nubia Z60 Ultra
10Oppo Find X7 Ultra

Alt Segment:

SıraTelefon ModeliPuan
1OnePlus Ace 3V1.466.728
2Redmi K70E1.391.125
3Realme GT Neo 5 SE1.156.867
4Redmi Note 12 Turbo
5Oppo Reno 11 5G
6iQOO Neo 7 SE
7iQOO Z8
8Redmi Note 12T Pro
9OnePlus Ace Racing Edition
10Honor 100

Xiaomi’nin ilk elektrikli otomobili SU7: 7 aylık kuyruk!

Xiaomi’nin elektrikli otomobil pazarındaki ilk adımı olan SU7 modeli, Çin’de büyük bir ilgiyle karşılandı ve beklenmedik bir talep patlamasıyla karşı karşıya kaldı. Ancak, bu yoğun talep, SU7 için bekleyenlerin sabrını zorluyor. Şu anda SU7 siparişi verenler, teslimat için 7 aydan fazla bir süre beklemek zorunda kalıyor.

Xiaomi, SU7 için sipariş almaya başladıktan sadece birkaç dakika sonra 10.000’den fazla kesin satış gerçekleştirdi. Bu inanılmaz talep, şirketi üretim kapasitesini artırmaya yönlendirdi. Şirket, Pekin merkezli fabrikasını genişleterek başlangıçta 150.000 araç üretme kapasitesini hedefliyor ve daha sonra yıllık 300.000 araç üretme kapasitesine ulaşmayı planlıyor. Fabrika genişlemesi tamamlandığında, Xiaomi SU7‘nin üretim hızı da artacak ve her 76 saniyede bir araç üretilmiş olacak.

Xiaomi' SU7

SU7‘nin büyük talep görmesinin birçok nedeni var. Öncelikle, aracın sportif ve çekici tasarımı dikkat çekiyor. Ayrıca, Xiaomi‘nin agresif fiyatlandırma stratejisi de büyük ilgi uyandırıyor. SU7, Tesla Model 3‘ten daha uygun fiyatlarla başlayan 29.900 dolarlık bir fiyat etiketiyle satışa sunuldu.

Xiaomi, SU7‘nin talebini karşılamak için üretim kapasitesini artırmak için yoğun bir çaba harcıyor ve tüketicilerin beklentilerini karşılamak için çaba gösteriyor. Uzun bekleme sürelerine rağmen, SU7‘nin geleceği oldukça parlak görünüyor ve Xiaomi‘nin elektrikli otomobil sektöründeki yerini sağlamlaştıracağına dair umutlar yükseliyor. Bu süreçte, Xiaomi‘nin teknoloji ve mühendislik alanındaki uzmanlığı, elektrikli otomobil endüstrisindeki önemli bir oyuncu olma yolunda önemli bir avantaj sağlıyor.

Türkiye’nin 2 yeni yerli elektrikli otomobilli tanıtıldı!

0

Türkiye’nin yeni yerli elektrikli otomobil sektöründe önemli bir gelişme yaşandı. Agrotech şirketi, Joyce Elektrikli Araç Teknolojileri’nin yüzde 75 hissesini satın alarak otomotiv sektöründe dikkat çekici bir adım attı. Bu satın almayla birlikte, Türkiye’nin yüzde 100 yerli üretim motor, batarya ve elektronik sistemlere sahip elektrikli araçlar üreteceği duyuruldu.

Yeni tanıtılan modeller arasında, ailelere özel “VC3” hatchback modeli yer alıyor. Beş kapılı ve beş koltuklu bir yapıya sahip olan bu elektrikli otomobil A00 sınıfında konfor, şıklık ve kaliteyi bir araya getiriyor. Akıllı teknolojilerinin yanında güçlü bir şarj alt yapısına ve menzile sahip olacak.

Bir diğer model olan “EC5”, zekâ ve kaliteyi ön planda tutan akıllı bir butik araç olarak öne çıkıyor. Beş kapılı ve dört koltuklu bu model, A00 sınıfında zarif bir tasarıma sahip. Serinin sert SUV modeli “EX3”, dayanıklı tasarımı ile dikkat çekiyor. Beş kapılı ve dört koltuklu bu A0 sınıfı araç, güvenli ve rahat bir sürüş sunmayı hedefliyor.

Ekonomik ve paylaşımı teşvik eden son model olan üç kapılı ve dört koltuklu araç ise, şehir içi kullanım için ideal bir seçenek sunuyor. Bu yeni serinin teknik özelliklerine bakıldığında, tüm modellerin ön çekişli olduğu ve sabit hız oranlı şanzımana sahip oldukları görülüyor.

Aracın uzunluğu 3500 mm, genişliği 1500 mm ve yüksekliği 1530 mm ölçülerinde. Dingil mesafesi 2360 mm olarak tasarlanmış ve 400V platformuna sahip. Sabit mıknatıslı senkron motor tipi kullanılarak 15/30 kW nominal güç üretilebiliyor. Batarya paketi olarak Lityum İyon kullanılan bu modellerde, bataryanın kapasitesi 15kWh. Aracın ağırlığı ise 805 kg.

Joyce Elektrikli Araç Teknolojileri tarafından geliştirilen bu yeni yerli elektrikli araçlar, 29 Ekim’de piyasaya sürülecek. Hatchback modeli 699 bin TL ve ticari modeli 1 milyon 199 bin TL fiyat etiketleriyle satışa sunulacak. Yıllık 200 bin adet üretim kapasitesine sahip olacak fabrika ise Tekirdağ’da kurulacak.

Huawei’den üçe katlanabilir telefon geliyor!

0

Huawei, akıllı telefon teknolojisinde çığır açacak yeni bir ürün geliştirme planlarıyla heyecan uyandırıyor. Yakın zamanda üçe katlanabilir bir akıllı telefon piyasaya sürme hedefiyle hareket eden şirket, bu alanda çığır açacak bir tasarım ve kullanıcı deneyimi sunmayı hedefliyor. Firmanın, bu alanda patentini aldığı telefon tasarımı, endüstri uzmanları tarafından büyük ilgiyle karşılanıyor.

Huawei’nin üçe katlanabilir telefonu, Z şeklinde katlanabilen ve iki farklı menteşe tasarımına sahip bir yapıya sahip. Bu tasarım, kullanıcıların hem katlanmış hem de açık durumda sorunsuz bir deneyim yaşamasını sağlamak için özenle planlanmıştır. Özellikle, ikinci menteşeye bağlı olan kısım, dış ekranı barındırarak katlandığında kullanıma hazır hale gelir. Bu tasarımın, kullanıcılara pratiklik ve işlevsellik sunması beklenmektedir.

Huawei'den

Bu yeni telefonun piyasaya sürülmesiyle birlikte, akıllı telefon dünyasında yeni bir dönemin başlayabileceği öngörülmektedir. Henüz piyasada benzer bir ürün bulunmaması, Huawei’nin bu alandaki liderliğini pekiştirmesine olanak tanıyabilir. Ancak, teknoloji dünyasında rekabetin yoğun olduğu unutulmamalıdır.

Öte yandan, Samsung’un da yakın zamanda üçe katlanabilir bir akıllı telefon konsepti sergilemiş olması, bu alandaki rekabeti daha da kızıştırabilir. Bu nedenle, Huawei ve Samsung gibi devler arasındaki yarış, akıllı telefon teknolojisinin geleceğini şekillendirecek önemli bir faktör olabilir.

Sonuç olarak, Huawei’nin üçe katlanabilir telefonuyla ilgili heyecan verici gelişmelerin yakın zamanda yaşanması bekleniyor. Bu telefonun piyasaya sürülmesiyle birlikte, kullanıcılar yeni bir teknoloji deneyimine hazır olmalı ve akıllı telefon dünyasındaki ilerlemeleri yakından takip etmelidirler.

Apple, yeni ücretsiz swift eğitimleri ile geliştiricileri destekliyor!

Teknoloji devi Apple, geliştiricilerin becerilerini geliştirmesini desteklemek amacıyla yeni bir adım attı. WWDC 2024‘e doğru ilerlerken, şirket Xcode, Swift ve SwiftUI gibi önemli araçlarla kodlama yapmayı öğrenmeyi kolaylaştırmak için ücretsiz eğitim kaynaklarını sunuyor.

Bu yeni web sitesi, “Swift’te Geliştirme Eğitimleri” adını taşıyor ve özellikle başlangıç seviyesindeki geliştiricilere yönelik detaylı içerikler sunuyor. İçeriğin başlangıcı, Xcode’un nasıl yükleneceği ve ilk Swift projesinin nasıl oluşturulacağı gibi temel konularla başlıyor ve daha sonra daha karmaşık konulara ilerliyor.

Apple swift

Eğitim içeriği, beş bölümden oluşuyor: “Xcode’u Keşfedin“, “Görünümler, Yapılar ve Özellikler“, “Düzen ve Stil“, “Düğmeler ve Durum” ve “Listeler ve Metin Alanları“. Bu bölümler, geliştiricilerin adım adım ilerlemesini sağlayarak öğrenme sürecini kolaylaştırıyor.

Apple’ın geliştirici araçları pazarlama müdürü Tim Sneath, bu yeni eğitim kaynakları hakkında, “Swift ve SwiftUI ile kodlamaya ilk adımlarını atanlar için heyecan verici bir eğitim seti sunuyoruz! Bu eğitimler, kodlama deneyimi olmayanlar için mükemmel bir başlangıç ​​noktası oluşturuyor.” diyerek yeni web sitesinin önemine vurgu yapıyor. Bu adım, geliştiricilerin becerilerini geliştirmelerine ve Apple ekosisteminde daha etkili bir şekilde çalışmalarına yardımcı olmayı amaçlıyor.

Samsung’un dijital asistanı Bixby yapay zeka ile güçleniyor!

Güney Kore’nin teknoloji devi Samsung, Bixby sanal asistanını geliştirmek için üretken yapay zeka özelliklerini entegre etme çalışmalarına başladı. Şirketin üst düzey yetkililerinden alınan bilgilere göre, Samsung’un akıllı telefonlardan beyaz eşyalara kadar geniş ürün yelpazesinde yer alan Bixby, daha önceki sürümlerinde beklenen ilgiyi görememişti.

Bixby, ilk olarak 2017’de Galaxy S8 akıllı telefonuyla birlikte tanıtılmıştı, ancak kullanıcıların beklentilerini karşılamada zorlanmıştı. Bu durum, genel olarak sesli asistanların başarısızlığına işaret ediyordu. Ancak ChatGPT gibi yeni nesil yapay zeka teknolojilerinin ortaya çıkmasıyla, sohbet robotlarının daha gelişmiş ve karmaşık sorguları başarıyla işleyebildiği görüldü.

Samsung Bixby

Samsung’un mobil işlerinden sorumlu başkan yardımcısı Won-joon Choi, Bixby’nin üretken yapay zeka ve büyük dil modelleri (LLM) ile güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bu sayede, Bixby’nin kullanıcılarla daha doğal bir etkileşim sağlayabileceğini ve Samsung’un ürün ekosistemini destekleyen bir arayüz sunabileceğini ifade etti. Choi, Bixby’nin ne zaman güncelleneceğine dair kesin bir tarih vermemekle birlikte, Samsung’un bu konuda yoğun çaba harcadığını vurguladı.

Samsung, Galaxy S24 serisi akıllı telefonlarında Galaxy AI ile önemli özellikleri sunarak bu alandaki öncü firmalardan biri oldu. Şirket, kullanıcıların daha verimli bir deneyim yaşamasını sağlayan Circle to Search gibi özelliklerle akıllı telefonlarına derinlemesine üretken yapay zeka entegrasyonu sağladı.

Bixby’nin üretken yapay zeka güncellemesiyle birlikte, Samsung’un kullanıcı deneyimini daha da geliştireceği ve rekabetçi pazarda önemli bir oyuncu olmaya devam edeceği bekleniyor. Bu gelişme, tüketicilerin Samsung’un yenilikçi teknolojilerinden daha fazla faydalanmasını sağlayacak ve şirketin liderliğini sürdürmesine katkıda bulunacak.

Savunma Sanayii Başkanlığından Azerbaycan çıkartması!

0

Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) geçtiğimiz günlerde Azerbaycan’ın başkenti Bakü’yü ziyaret etti. Ziyaret kapsamda SSB Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün’ün yanı sıra Türkiye’nin önde gelen savunma sanayi kuruluşlarının yöneticileri katıldı.

Savunma Sanayii Başkanlığı ve şirketler Azerbaycan ile görüştü

Ziyarette ilk olarak şehitlik ziyareti gerçekleştirildi. Ardından Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Savunma Sanayi Bakanı Vugar Mustafayev ve Savunma Bakanı Zakir Hasanov ile görüşüldü. Toplantılarda Türkiye ve Azerbaycan arasındaki savunma sanayi iş birliği ele alındı. Projelerin geliştirilmesi konusu görüşüldü.

Türk savunma sanayi firmalarının ürünleri, Azerbaycan yetkililerine tanıtıldı. ASELSAN, ROKETSAN, TUSAŞ, HAVELSAN, MKE ve STM’nin yer aldığı heyette; insansız hava ve kara araçları, silah sistemleri, elektronik sistemler ve lojistik ürünlerinden oluşan ürün yelpazesi incelendi.

SSB Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün görüşmeyle ilgili yaptığı açıklamada, “Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’i makamında ziyaret ederek, iki devlet, tek millet şiarıyla, olası yeni projeleri ve iş birliği fırsatlarını masaya yatırdık. Kendilerine nazik davetleri ve kabulleri için şükranlarımı arz ediyorum.

Türk savunma sanayii olarak bizler, her daim ve her koşulda Azerbaycan devletinin ve halkının yanında olmaya devam edeceğiz. Azerbaycan ile iki devlet, tek millet olarak birlikte üreterek gelişeceğiz” dedi.

Ziyaret, Türkiye ve Azerbaycan arasındaki savunma sanayi iş birliğinin geliştirilmesine katkı sağlayacak gibi duruyor. Daha fazla detayın önümüzdeki süreçte paylaşılacağını düşünüyoruz.

Türk Telekom modem kiralarına zam yaptı!

0

Türkiye’nin önde gelen iletişim şirketlerinden biri olan Türk Telekom, fiber internet abonelerinin modem kiralama ücretlerine zam yaptı. Şirketin yeni fiyat politikası doğrultusunda, fiber abonelere sağlanan modemlerin kira bedeli artık eskiye göre yükseldi. Türk Telekom modem kiralarına zam yaptı.

Türk Telekom modem kiralarına zam yaptı!

Türk Telekom’un fiber abonelerine sunduğu modemlerin kira bedeli geçtiğimiz günlerde güncellendi. Artık aboneler, modem kiralama hizmeti için ödeyecekleri ücrette bir artışla karşı karşıya.

Eski fiyatlar göz önüne alındığında, Türk Telekom’un fiber abonelerine sunduğu modemlerin kiralama ücreti 7.69 TL idi. Ancak, 1 Nisan 2024 tarihli şirketin yeni kararıyla birlikte bu rakam 34,88 TL’den başlayan fiyatlarla güncellendi. Kullanıcılara gönderilen mail içeriği ise şu şekilde:

Türk Telekom modem kiralarına zam yaptı!

FTTTH şebekede Toptan seviyede sunulan HGW’lerin aylık kullanım ücretlerinde 01.04.2024’ten itibaren
değişiklik yapılmıştır. Güncel tarifeler destekledikleri Wifi teknolojilerine göre aşağıdaki tabloda sunulmuştur.

Home Gateway (HGW) Aylık Kullanım Ücretleri

  • Wi-Fi 5 Desteklemeyen HGW’ler için Aylık Kullanım Ücreti: 34,88 TL
  • Wi-Fi 5’li HGW’ler için Aylık Kullanım Ücreti: 34,88 TL
  • Wi-Fi 6’lı HGW’ler için Aylık Kullanım Ücreti: 40,71 TL

Yapılan açıklamaya göre, fiber abonelerinin modem kiralama ücreti artık eski fiyatın üzerinde olacak. Bu değişiklik, Türk Telekom’un hizmet politikasındaki güncellemeler çerçevesinde gerçekleştirildi.

Türk Telekom’un fiber abonelere verdiği modemlerin kiralama ücretlerindeki bu artış, şirketin hizmet kalitesini artırmak ve altyapı yatırımlarını sürdürebilmek adına alınan bir karar olarak değerlendiriliyor. Bu zam, şirketin rekabetçi piyasa koşullarına uyum sağlamak amacıyla yapıldığı belirtiliyor.

Japonya’dan dev yatırım: Hidrojenli yolcu uçağı geliyor!

Japonya, kendi imkanlarıyla temiz ve çevreci bir hava taşımacılığı sektörü için önemli bir adım atıyor. Son açıklamalara göre, Japonya Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakanlığı, yolcu uçaklarının karbonsuzlaştırılması hedefine odaklanarak hidrojen yakıtlı yolcu uçağı için 33 milyar dolarlık yatırım kararı aldı.

Bu kararın ardında yatan nedenleri açıklayan bir bakanlık yetkilisi, 2035 sonrası için net hedefler belirlendiğini belirtti. Japonya, önümüzdeki on yıl içinde 5 trilyon yen veya yaklaşık 33 milyar dolarlık bir yatırım yaparak yeni nesil yolcu uçağının araştırma ve geliştirme çalışmalarına destek sağlayacak.

Yeni nesil yolcu uçaklarında hidrojen yakıtı veya hibrid-elektrik tahrik sistemleri gibi çevreci teknolojilere odaklanan Japonya, bu hamlenin ülkenin 2050 net sıfır taahhüdüne uyum sağlamasına yardımcı olacağını vurguluyor. Ancak eleştirmenler, yenilenebilir kaynaklardan güvenilir bir tedarik zinciri olmaksızın “yeşil” hidrojenin uygulanabilirliği konusunda şüpheci.

Japonya‘nın bu hedefi yeni değil ancak önceki girişimlerde yaşanan gecikmeler ve Mitsubishi Heavy Industries’in öncülük ettiği girişimin durdurulması gibi engellerle karşılaşılmıştı. Ancak bu sefer, kamu-özel sektör iş birliğinin riski azaltacağına inanılıyor.

Japonya, havacılık endüstrisinde söz sahibi olsa da en büyük oyunlardan biri değil. Ancak, bu yeni girişimle birlikte Japonya, sürdürülebilir büyüme ve çevresel sürdürülebilirlik açısından önemli bir rol oynayarak endüstri lideri konumuna yükselebilir.

Devlet Bakanı Kazuchika Iwata, “Japon uçak endüstrisinin sürdürülebilir bir büyüme yakalayabilmesi için, parça tedarikçisi konumumuzla yetinemeyiz” ifadeleriyle ülkenin bu hedefe ulaşma kararlılığını vurguluyor.

Japonya‘nın bu adımıyla, çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlaması ve küresel havacılık endüstrisinde lider konuma yükselmesi bekleniyor.

Amazon girişimlere ücretsiz kredi veriyor!

Amazon Web Services (AWS), girişimlere yönelik ücretsiz kredi programını genişlettiğini açıkladı. Amazon’un bulut kredileri artık Anthropic, Meta, Mistral AI ve Cohere gibi diğer sağlayıcılardan modellerin kullanımını da kapsıyor.

AWS bu hamle ile şirketin yapay zeka platformu Bedrock’un pazar payını artırmayı hedefliyor. AWS’de başkan yardımcısı ve küresel girişimler başkanı olan Howard Wright, “Bu, girişimlerin ilk durak olarak AWS‘yi seçmeye devam etmeleri karşılığında girişim ekosistemine verdiğimiz bir başka hediye” dedi.

Bu hamlenin Amazon’un Anthropic’e yaptığı büyük yatırımın ardından gelmesi de ilgi çekici. Amazon’un toplam yatırımı 4 milyar dolara ulaşmıştı. 

Amazon Web Services geçtiğimiz on yılda girişimlere 6 milyar doların üzerinde kredi sundu. Dahası, Amazon, Ocak ayında başlatılan en son kohort için Y Combinator ile işbirliği içinde 500.000 dolarlık kredi sunacağını açıklamıştı. Bu krediler, yapay zeka modellerinde ve Amazon’un servislerinde kullanılabilir durumda.

Diğer büyük bulut sağlayıcılar da bu alanda ücretsiz kredi vermeye devam ediyor. Microsoft Azure, OpenAI modeli için kullanılabilecek krediler sunarken, Google’ın bulut kredisi Vertex AI’da 130’dan fazla model için kullanılabiliyor.

Demiryolu güvenliği için yeni teknolojiler

0

Çinli bilim isanları, yüksek hızlı demiryolu güvenliğini artırmak için sensör geliştirdi. Çinli bilim insanları, trenin tekerleklerinin her dönüşünün tam bir resmini çizmek için yüksek hassasiyetli bir teknoloji kullanmayı önerdi

Demiryolu güvenliği için uyulması gerekenler

 Başlangıçta hipersonik füze geliştirmeyle ilgilenen Çin’den bir araştırmacı ekibi, ülkenin yüksek hızlı demiryolu ağının güvenliğini artırabilecek mekanik bir sensör geliştirdi. South China Morning Post’ta yayınlanan bir makaleye göre bilim insanları, trenin tekerleklerinin her dönüşünün tam bir resmini çizmek için yüksek hassasiyetli bir teknoloji kullanmayı önerdi.

Makaleye göre mevcut teknoloji, trenlerin tekerleklerine takılan ve hem raydaki hem de tekerleğin kendisindeki deformasyonları takip eden küçük sensörlere dayanıyor. Bu, trenlerin güvenliğini sağlamak ve olası raydan çıkma olasılığını azaltmak açısından son derece önemli.

Tsinghua Üniversitesi Havacılık ve Uzay Mühendisliği Okulu’ndaki katı mekaniği enstitüsünden Feng Xue liderliğindeki bilim adamları, yalnızca çeşitli izole noktalardan bilgi parçalarını yakaladığı için mevcut teknolojinin yeterli olmadığını belirtti. Kendilerine göre zorlu koşullar için daha uygun olan yeni teknolojinin kullanılmasını önerdi. Feng’e göre bu, resmin tamamının sunulmasına yardımcı olacak.

Araştırmacılar, kağıt inceliğinde ve trenin tekerleklerinin iç ve dış duvarlarıyla mükemmel şekilde hizalanan, halka şeklinde büyük bir sensör geliştirdiler. SCMP raporuna göre Feng ve ekibinin araştırması Ocak ayında Scientia Sinica Technologica dergisinde yayınlandı. Bilim insanları, bu sensörün yalnızca daha önce gözden kaçan tekerlek deformasyonlarını ölçmekle kalmayıp aynı zamanda mühendislerin paletlerdeki en küçük kusurları eşi benzeri görülmemiş bir hassasiyetle tespit etmelerine yardımcı olabileceğini söylüyor.

Çin , yüksek hızlı demiryolu ağını yönetmek için zaten yapay zekaya geçti. Bu 45.000 kilometrelik yüksek hızlı demiryolu ağı dünyanın en büyüğüdür ve Pekin’deki bir yapay zeka sistemi tarafından kontrol edilmekte.Projede yer alan mühendislere göre bu sistemin doğruluk oranı yüzde 89 civarında.

Onlara göre yapay zeka sistemi ülke genelinde büyük miktarda veriyi gerçek zamanlı olarak işliyor. Ayrıca anormal durumlarda bakımdan sorumlu ekipleri 40 dakika içerisinde uyarabiliyor.