Asus, dayanıklı ve fansız tasarımıyla öne çıkan yeni mini PC modeli NUC 13 Rugged’u duyurdu. Bu mini bilgisayar, Intel Alder Lake-N işlemci ve 16GB DDR5 RAM ile güçlendirilmiş olarak geliyor.
Intel’in NUC bölümünü kapatma kararının ardından, Asus, NUC marka bilgisayarların geliştirme ve dağıtımını münhasır olmayan bir lisans kapsamında devraldı. Bu gelişme, gelecekte diğer şirketlerin potansiyel olarak NUC sistemleri sunma ihtimaline işaret ediyor. Daha önce Intel NUC 13 Rugged olarak bilinen Asus NUC 13 Rugged, resmî olarak bir Asus ürünü olarak piyasaya sürüldü.
Asus NUC 13 Rugged, adından da tahmin edileceği üzere zorlu ortamlara dayanacak şekilde tasarlanmış kompakt, fansız ve toz geçirmez bir mini bilgisayar. Dış ortamda 0-50°C sıcaklıklarda çalışabilen mini PC, Intel Processor N50, Atom x7211E ve Atom x7425E gibi seçenekler de dahil olmak üzere Intel Alder Lake-N işlemcilerle güçlendirilmiş.
NUC 13 Rugged, iki boyut seçeneğiyle geliyor; 6 watt Intel N50 işlemciye sahip bir model ve 12 watt’a kadar işlemciler için tasarlanmış daha kalın bir model. Uzun versiyonda pasif soğutma kanatçıkları bulunurken, ufak modelde bu kanatçıklar yer almıyor. Bilgisayar, 16 GB’a kadar DDR5 belleği destekliyor ve çok yönlü depolama seçenekleri sunuyor. PCIe x2 NVMe SSD için bir M.2 2280 yuvası ve ek SSD veya başka kullanımlar için bir M.2 3042 yuvası bulunuyor. Sistem ayrıca isteğe bağlı 64 GB eMMC depolama alanı da sunuyor.
Bağlantılar açısından, çift 2,5 GbE Ethernet portu, WiFi 6E ve Bluetooth 5.2 bağlantısını destekleyen Intel AX210 kablosuz kartın yanı sıra iki adede kadar 4K ekran ve isteğe bağlı harici anten desteği bulunuyor. Portlara baktığımızda, 2 adet USB 3.2 Gen 1 Type-A, 2 adet USB 2.0 Type-A, 2 adet HDMI 2.1, 2 adet RJ45 ve bir DC güç girişi görüyoruz.
Asus NUC 13 Rugged mini PC’nin fiyatı ve çıkış tarihi hakkında henüz bilgi paylaşılmadı. Ancak, dayanıklı tasarımı ve güçlü özellikleriyle dikkat çeken bu yeni modelin, kullanıcılar arasında büyük ilgi görmesi bekleniyor.
Co-Founder Academy ve Workinton Lotus Ulus iş birliğiyle büyük bir heyecanla, iki haftada bir düzenlenecek olan “Startup Talks” etkinlik serisini duyurdu. Bir moderatör eşliğinde girişimci ve yatırımcı şapkasına sahip konuklarla gerçekleşecek olan etkinlik, ilk olarak 23 Aralık 2023 Cumartesi günü gerçekleşecek.
Startup Talks buluşmalarında ilk hafta, İTÜ Çekirdek Ön Kuluçka Programı Uzmanı Şevval Koçak moderatörlüğünde Postuby Kurucu Ortağı ve CEO’su Şafak Tozar ve Startup Wise Guys General Partner’i Günce Önür ile girişimcilik dünyasının parlak zihinleri ve yenilikçi fikirleri ile bir araya gelecek.
Girişimcilik ekosisteminin bugünü, geleceği, yatırımcıların rolü ve startupların büyüme yolculukları hakkında derinlemesine bilgi sahibi olunacak. Startup Talks buluşmalarında, katılımcıların yeni iş birlikleri kurmalarına ve mevcut ağlarını genişletmelerine olanak tanınacak.
Etkinlik Programı 10:00 – 11:00 | Kayıt 11:00 – 12:00 | Lotus – Startup Talks #1 12:00 – 12:30 | Soru & Cevap Oturumu 12:30 – 13:30 | Networking Etkinliği
Tarih: 23 Aralık 2023 Cumartesi
Yer: Ortaköy Mah. Ambarlıdere Yolu Sok. Lotusworld No:6/16 Kat:5 Beşiktaş – İstanbul
Samsung, orta seviye telefonlarıyla dikkat çeken Galaxy Aserisinin 2024 modellerini tanıtmaya devam ediyor. Son olarak duyurulan Galaxy A55, Geekbench test sonuçlarıyla göz kamaştırıyor. İşte, Galaxy A55’in öne çıkan özellikleri ve Exynos 1480 işlemcisinin performansı.
Galaxy A55, Exynos 1480 işlemcisi ile performansta zirveye çıkıyor!
Geekbench veri tabanına sızan bilgilere göre, Galaxy A55 modeli, gücünü Exynos 1480 işlemcisinden alıyor. Bu güçlü işlemci, tek çekirdek testinde 1180 puan elde ederken çok çekirdek testinde 3536 puan alarak dikkat çekiyor. Önceki model Galaxy A54’te kullanılan Exynos 1380 ise benzer testlerde 1108 ve 2797 puan elde etmişti. Exynos 1480, 2.75GHz frekansında çalışan 4 performans çekirdeğine ve 2.05GHz frekansında çalışan 4 verimlilik çekirdeğine sahip.
Sızdırılan bilgilere göre, Galaxy A55, metal gövdesi, ince çerçeveleri ve su geçirmez yapısıyla öne çıkıyor. Bu özellikleriyle Galaxy A55, orta segmente üst seviye bir deneyim sunacak. Ayrıca, Exynos 1480 işlemcisi, RDNA2 tabanlı Xclipse 530 grafik birimine sahip olacak, bu da oyun ve grafik performansında önemli bir artış vaat ediyor.
Galaxy A55, Son Yılların En Dikkat Çekici Orta Seviye Telefonlarından Biri Olacak!
Söylentilere göre, Galaxy A55, son yılların en dikkat çekici orta seviye Samsung telefonlarından biri olacak. Kullanıcılar, performans, tasarım ve özelliklerin mükemmel bir kombinasyonunu sunan Galaxy A55’i sabırsızlıkla bekliyor. Samsung’un bu yeni modeli, orta seviye telefon segmentinde çıtayı yükseltecek gibi görünüyor.
Haberin SEO Uyumlu Hali İçin Anahtar Kelimeler: Samsung Galaxy A55, Exynos 1480, Geekbench testi, orta seviye telefon, su geçirmez tasarım, Xclipse 530 grafik birimi.
ARGE ve inovasyon ödülleri bulunan, 2018’de ihracat hacmiyle İDDMİB sıralamasında ilk 1000 firma arasında yer alan Cancan Meyve Presleri, dijital iletişim çalışmalarını artık Ahtapot Sosyal Medya ile el ele yürütecek.
1958’de portakal sıkma makinalarının üretimini yaparak sektöre giren Cancan Meyve Presleri, 65 yıldan beri ürettiği çeşitli mutfak ekipmanlarıyla işimizi hayatımızı kolaylaştırmakla kalmıyor; 6500m2 tesislerinde Meyve Suyu, Hazırlık ve Yıkama Ekipmanları üretimini yaparak 65 ülkede ihracat yapıyor.
Cancan Meyve Presleri’nin tercihi olan Ahtapot Sosyal Medya, Abdi İbrahim Tüketici Sağlığı bünyesindeki 12 farklı markanın yanı sıra; Aydın Doğan Vakfı, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Darüşşafaka Cemiyeti, DB Schenker Arkas, DeFacto Europe, Ducray, Eau Thermale Avène, Endeksa, MADO, Mapfre Sigorta, Mitsubishi Heavy Klima, Selfit, NAKO ve WWF-Türkiye gibi pek çok değerli markanın ve kurumun dijital & kreatif çözüm ortağı olarak hizmet vermektedir.
Markanızı başarıya ulaştıracak sosyal medya yönetimi, kreatif tasarım, dijital reklam yönetimi, video prodüksiyon, fotoğraf çekimi ve monitoring gibi ihtiyaçlarınızın çözümü için Ahtapot Sosyal Medya’nın deneyimli ve kreatif ekibi ile iletişime geçebilirsiniz. Ahtapot’un, Cancan Meyve Presleri iş birliğine özel Instagram’da yayınladığı dikkat çekici “Hoş geldin!” paylaşımını ise linkten izleyebilirsiniz.
Girişimcilik kültürünün ülkemizde kökleşmesi için kadın ve genç girişimciler başta olmak üzere, girişimciliğin her alanına özel finansal ürünler sunan Halkbank’ın ilk kez düzenlediği Jet Luck yarışmasının finali, 16 Aralık 2023 tarihinde gerçekleştirildi. Girişimcilerin kıyasıya rekabet ettiği yarışmanın kazananı ise; Soilbiom adlı projesiyle Atakan Yıldız oldu.
Türkiye’nin genç girişimcilerinin hayallerini gerçeğe dönüştürmek üzere Jet Luck girişimcilik yarışmasını düzenleyen Halkbank, birbirinden parlak iş fikirlerine sahip girişimcileri, İstanbul Finans Merkezi’nde gerçekleşen organizasyonda bir araya getirdi. Girişimcilerin projelerini iş dünyasına tanıtabilmeleri ve girişimcilik dünyasında öne çıkabilmeleri için önemli bir adım olan Jet Luck yarışmasında; finalistler arasından Atakan Yıldız, Soilbiom projesiyle büyük ödülün sahibi oldu.
Girişimcilik literatüründe “Asansör Konuşması” olarak bilinen teknikten esinlenerek tasarlanan yarışmada girişimciler, kiminle karşılaşacaklarını bilmedikleri bir asansöre bindiler. Girişimciler, yenilikçi iş fikirlerini en yaratıcı ve en etkili biçimde, 50 saniyelik bir asansör yolculuğunda anlatarak; jüri üyelerini ikna etmek için zamanla yarıştılar.
15 finalist kıyasıya yarıştı
1-30 Kasım 2023 tarihleri arasında Türkiye’nin birçok kentinden, farklı iş fikrine sahip girişimcinin başvurduğu ve son etabında 15 finalistin yer aldığı Jet Luck yarışmasının jürisinde ise; Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan’la birlikte iş dünyasının önde gelen isimlerinden IBM Türkiye Genel Müdürü Işıl Kılınç Gürtuna, Türk Telekom CEO’su Ümit Önal, Gülaylar Group İcra Kurulu Üyesi Mehmet Gülay, Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Yılmaz ve Kalyon Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murathan Kalyoncu yer aldı.
SoilBiom kazandı
Gün boyu heyecanın azalmadığı yarışmada asansör konuşması başarılı bulunan 8 girişimci, iş fikirlerini detaylı olarak jüriye bir kez daha sunma fırsatı elde etti. Yarışma jürisinin nihai değerlendirmesi sonucunda ise; Büyük Ödül olarak belirlenen Nakdi Ödül’ün sahibi, SoilBiom adını verdiği, bitkiye ve toprağa özel mikrobiyal gübre üretimi projesiyle Atakan Yıldız adlı yarışmacı oldu.
Onarıcı Tarım İçin Yeni Bir Dönem
Tarım sektöründe sürdürülebilirliği artırmak ve çevresel etkileri azaltmak için bitkiye ve toprağa özgü mikrobiyal gübreler üreten SoilBiom, toprak erozyonunu, tuzlanma, asitleşme gibi olumsuz etkileri minimize ederek, doğal kaynakların korunmasını hedefliyor. Bitki ve toprak analizlerini temel alarak ürettiği formüllerle çiftçilerin ihtiyaçlarına uygun mikrobiyal gübreler geliştiren SoilBiom böylece toprak sağlığını koruyup, biyoçeşitliliği artırırken aynı zamanda onarıcı tarım prensiplerine uygun biçimde çevresel fayda odaklı yaklaşımıyla Pazar potansiyelini de artırıyor.
Apple’ın App Store’daki oyunların test edildiği TestFlight hizmeti ile ilgili olarak 2012-2015 yıllarını kapsayan büyük bir veri ihlali yaşandı. “Teraleak” olarak bilinen bu ihlal, on binlerce iOS uygulaması ve oyununa yetkisiz erişim sağlayarak büyük miktarda verinin açığa çıkmasına neden oldu.
Hiç çıkmamış Angry Birds oyunları ve birçok App Store uygulaması sızdırıldı
“Teraleak” terimi yalnızca sızdırılan verilerin devasa boyutundan dolayı değil, aynı zamanda Star Fox 2 ve Yoshi’s Island gibi ikonik oyunların prototiplerinin yanı sıra The Legend of Zelda: Ocarina of Time ve Majora’s Mask gibi klasiklerin oyundan çıkarılmış içeriğini gün ışığına çıkaran 2020’deki Nintendo “gigaleak”ine bir atıfta bulunmak adına kullanıldı.
App Store veri sızıntısının merkezindeki hizmet olan TestFlight, geliştiricilerin iOS uygulamalarını resmi çıkışlarından önce test etmeleri için yayınladıkları bir platform olarak hizmet veriyor. Apple’ın 2012-2015 zaman aralığındaki sunucularından ele geçirilmiş veriler ayıklanarak kamuya açık hale getirildi. Bu veriler, anonim olarak Wayback Machine aracılığıyla arşivlendikten sonra sosyal medya platformu X’te paylaşıldı.
Sızdırılan dosyalar, TestFlight aracılığıyla yayınlanan çeşitli uygulama ve oyunların prototiplerini ve beta sürümlerini kapsıyor. Sızıntıda yayınlanmamış birkaç Angry Birds oyunu yer alıyor. İnsanlar verileri eşeledikçe daha fazla çıkmamış oyun prototipinin ortaya çıkacağı düşünülüyor.
Yayınlanmamış oyunların potansiyel keşfinin ötesinde, kullanıcıların App Store ‘dan kaldırılmış ve artık Apple’ın dağıtım platformu üzerinden indirilemeyen uygulamaları bulabilmeleri de söz konusu. Bu sızıntı, mobil oyun tarihini koruma ve arşivleme konusunda yararlı olabilir.
Siz App Store verilerinin sızdırılmasıyla ilgili ne düşünüyorsunuz? Düşüncelerinizi yorumlarda bizlerle paylaşmayı lütfen unutmayın.
Girişimcilik dünyasının değerli ismi ve Fongogo’nun Genel Müdürü Serkan Bağçe, kısa süre önce gerçekleştirdiğimiz “Yatırımcılık Dünyası” serimizin ilki olan soru-cevap oturumunda kitle fonlama ekosistemine dair önemli görüşlerini paylaştı.
Bağçe, Facebook’un WhatsApp’ı satın almasıyla başlayan süreçte, 50 kişilik bir ekibin 20 milyarlık iş hacmi ürettiğini gözlemleyerek startup dünyasına adım atmış. Bu deneyim, onu yeni ekonomik modelleri keşfetmeye ve StartupMarket fikrini hayata geçirmeye itmiş.
StartupMarket fikrinin doğuşunu ve 2018 yılında yayın hayatına başlamasını anlatan Bağçe, Fongogo’nun teknik olarak StartupMarket’i satın alarak bu alanda önemli bir adım attığını vurguladı. Bağçe, kitle fonlamanın özellikle Türkiye’de hızlı bir şekilde ivme kazandığını ve bu alandaki gelişmelerin yatırımın demokratikleşmesi açısından büyük önem taşıdığını belirtti.
Girişimcilerin kitle fonlama sisteminde nasıl yer alabileceğine dair ipuçları veren Bağçe, tanıdıkları ve güvendikleri girişimlerle ilerlemeyi tercih ettiklerini söyledi. Ayrıca, yatırımcıların startup yatırımcılığını iyi öğrenmeleri gerektiğini ve Fongogo’nun bu süreçte aracı olarak önemli bir rol oynadığını ifade etti.
Bağçe, kitle fonlamanın girişimler için nasıl bir avantaj sağladığına, özellikle müşteri bağlılığı ve pazarlama açısından değerlendirdi. Aynı zamanda, bu alandaki yasal boşluklar ve mevcut zorluklara dikkat çekerek, VC yatırımcılarının bakış açısını ve bu alandaki çekincelerini dile getirdi.
Fongogo ve StartupMarket’in birleşimiyle ortaya çıkan sinerjiye de değinen Bağçe, bu birleşimin girişimcilik ekosistemine nasıl katkı sağladığını ve StartupMarket’in 3 bin startupı nasıl incelediğini anlatıyor. Ayrıca, girişimcilik ekosistemindeki eleştirilere nasıl yaklaştığını ve bu eleştirilerin kendilerini nasıl geliştirdiğini vurguluyor.
Oturumda, Bağçe’nin girişimcilik ekosistemi hakkındaki derin bilgisi ve tecrübeleri, Türkiye’nin startup dünyasına ilgi duyan herkes için değerli içgörüler sunuyor.
San Francisco merkezli yapay zeka şirketi OpenAI, Çinli teknoloji devi ByteDance’ın GPT (Generative Pre-trained Transformer) tarafından üretilen verilerle kendi yapay zeka modelini eğitirken, hem Microsoft hem de OpenAI’nin geliştirici lisansını ihlal ettiğini belirtti. Command Line dergisinin bugünkü sayısında yayınlanan bir rapora göre, OpenAI, ByteDance’ın hesabını askıya aldı.
OpenAI sözcüsü Niko Felix, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Tüm API müşterileri, teknolojimizin iyi amaçlarla kullanılmasını sağlamak için kullanım politikalarımıza uymak zorundadır. ByteDance’in API’mizi kullanımı asgari düzeyde olsa da, daha fazla araştırma yaparken hesaplarını askıya aldık. Kullanımlarının bu politikalara uymadığını tespit edersek, gerekli değişiklikleri yapmalarını isteyeceğiz veya hesaplarını feshedeceğiz” dedi.
Raporun yayınlanmasının ardından ByteDance’in GPT kullanımının çoğunun doğrudan OpenAI üzerinden değil, Microsoft’un Azure platformu üzerinden gerçekleştiği ortaya çıktı. OpenAI‘nin ardından Microsoft’a da aynı konuda sorular yöneltildi. Henüz bir açıklama yapılmazken, GPT tabanlı model eğitimindeki bu lisans ihlali konusu, yapay zeka dünyasında dikkatle takip edilmeye devam ediyor.
İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, Ekim ayında düzenlenen Workup Demo Day etkinliğinde ekosisteme duyurduğu Maximiles Business Startup Kredi Kartı’na ilişkin yaptığı açıklamada, startupların hayatını kolaylaştırmak ve işlerine odaklanarak hem büyümelerinin hem de katma değer yaratmalarının önünü açmak için yeni ürün ve hizmetler geliştirdiklerini vurguladı. Maximiles Business Startup Kredi Kartı’nın dünyada örneği olmayan bir ürün olduğunu paylaşan Aran, “Yaptığımız araştırmalara göre, startuplara en yüksek maliyeti yaratan kalemin teknoloji harcamaları olduğunu gördük. Buna özel bir avantaj sağlamak istedik ve dünyada en çok tercih edilen bulut işletim sistemi AWS ile özel bir anlaşma yaptık. Bu sayede dünyada AWS ücretsiz bulut kredisi erişimi sunan ilk kredi kartını girişimcilerimizle buluşturduk” dedi.
AWS Türkiye Genel Müdürü Burak Aydın ise “AWS olarak, dünya çapındaki veri merkezlerinden 200’ün üzerinde tam özellikli hizmet sunan, dünyanın en kapsamlı ve en yaygın kullanılan bulut platformuyuz. En hızlı büyüyen startuplar, maliyetleri düşürmek, daha çevik olmak ve daha hızlı inovasyon yapmak için AWS ürün ve çözümlerini kullanıyor. Biz de Türkiye’deki startupları büyüme yolculuklarında desteklemeye devam etmek istiyoruz. Bu doğrultuda İş Bankası ile yaptığımız iş birliğinin startupların hayatını kolaylaştırmaya ve büyüme potansiyellerine daha hızlı ulaşmalarına yardımcı olacağına inanıyoruz” diye konuştu.
Startup’lara ne gibi avantajlar sağlıyor?
AWS iş birliği ile ücretsiz bulut kredisine erişim, dünyada ilk olarak bu kart ile sunuluyor.
Maximiles Startup Business Kart ile AWS bulut sistemlerinde ayrıcalıklı olacak İş Bankası müşterisi startuplar, ilk aşamada yalnızca İstanbul, İzmir ve Ankara’da yer alan Girişimcilik Şubeleri aracılığı ile bu karta başvurabilecekler.
Maximiles Business Startup Kredi Kartı’na sahip startuplar henüz kullanmamışlarsa AWS’in ücretsiz cloud hizmetinden yararlanabilecekler.
Bu hakkın sona ermesinden sonra ise AWS fatura ödemelerini kartla indirimli olarak gerçekleştirebilecekler.
Girişimciler, Maximiles Business Startup Kredi Kartı ile aynı zamanda Maximiles’ın ayrıcalıklı dünyasına da dâhil olurken harcamalarından mil ve puan kazanacak, üye işyerlerindeki taksit ve özel fırsatlardan da yararlanabilecekler.
İş Bankası, AWS ile yapılan iş birliğinin yanı sıra yakında farklı iş ortaklarıyla yine girişimcilerin hayatında yer tutan harcama kalemlerinde ayrıcalıklar sunmayı ve dönemsel kampanyalarla startupların özellikle yurtdışı kaynaklı harcamalarında kolaylıklar sağlamayı amaçlıyor.
ABD yönetimi, Cuma günü küresel ısınma ile mücadelede önemli bir adım atarak jet seyahatlerini daha çevre dostu hale getirme planını duyurdu. Yapılan açıklamada, jet motorlarında kullanılmak üzere tarımsal ürünlerden elde edilen “sürdürülebilir havacılık yakıtları” için sübvansiyonların sağlanacağı belirtildi. Bu yakıtlar arasında, soya fasulyesinden üretilen biyoyakıtlar, hayvansal yağdan elde edilen dizel ve geleneksel etanol türleri bulunuyor.
ABD Yüksek düzeydeki Beyaz Saray yetkilileri, programın sadece havayolu endüstrisini temizlemekle kalmayıp aynı zamanda Amerika’nın kırsal kesimine ekonomik refah getireceğini vurguladı. Ancak, çevre grupları ve bazı bilim adamları, özellikle mısır bazlı etanol teşvikleriyle ilgili önceki deneyimlere dayanarak, sübvansiyon planına karşı çekincelerini dile getirdi.
Başkan Biden’ın imzasını taşıyan iklim yasası, yeni vergi kredileri aracılığıyla, petrol bazlı ürünlerin yarısından fazla emisyon üretmeyen jet yakıtlarının üretimini desteklemeyi amaçlıyor. Her bir galonu için 1.75 dolara kadar vergi kredisi alabilecek bu yakıtların üretimi teşvik edilecek.
Tim Searchinger, Princeton Üniversitesi’nde kıdemli bir araştırma görevlisi, sübvansiyon planının muazzam arazi kullanımına neden olabileceği konusunda endişelerini dile getirdi. Aynı zamanda, tarım arazilerinin jet yakıtı üretimi için kullanılmasıyla ormansızlaşmanın küresel çapta artabileceği uyarısında bulundu.
Tarım Bakanı Tom Vilsack, bu endişeleri dikkate aldıklarını ve jet yakıtlarının iklim dostu olup olmadığını ölçmek için bilimsel modelleri güncellediklerini belirtti. Vilsack ayrıca, sürdürülebilir havacılık yakıtı endüstrisinin potansiyelini vurgulayarak, yeni teknolojilerle üretilen tarımsal ürünlerden elde edilen yakıtların çeşitliliğini artırmaya odaklandıklarını söyledi.
Perşembe günü gerçekleşen dev güneş patlaması, ABD’nin birçok bölgesinde ve dünyanın çeşitli noktalarında iki saat süren radyo iletişimini geçici olarak durdurarak bilim dünyasını şaşırttı. NASA‘nın Güneş Dinamiği Gözlemevi tarafından titizlikle kaydedilen olay, 2017’den bu yana yaşanan en büyük güneş patlamalarından biri olarak tarihe geçti.
Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi’ndeki uzmanlar, patlamanın geniş bir alana yayıldığını ve olağanüstü bir şekilde yüksek frekansları dahi etkilediğini belirtti. NOAA’nın Uzay Hava Tahmin Merkezi’nden Shawn Dahl, “Bu kombinasyon, tarih boyunca kaydedilen en büyük güneş radyosu olaylarından biriyle sonuçlandı” dedi.
Olayın etkisi, birden fazla ülkede hissedildi ve iletişim kesintilerine neden oldu. Dahl, bilim insanlarının şu anda güneş lekesinin bu bölgesini yakından izlediğini ve Dünya’ya doğru olası bir plazma patlaması olan koronal kütle atımını araştırdığını söyledi. Bu durum, jeomanyetik bir fırtınaya yol açabilir.
NASA’nın Güneş Dinamiği Gözlemevi tarafından 2010 yılında fırlatılan uzay aracı, Dünya çevresinde son derece yüksek bir yörüngede bulunuyor ve güneşi sürekli izleyerek güneş aktivitelerini gözlemliyor. Güneş, 11 yıllık güneş döngüsünün zirvesine yaklaşıyor ve bilim insanları, maksimum güneş lekesi aktivitesinin 2025 yılında gerçekleşmesini bekliyor.
Yaşanan patlamanın etkisiyle gelecek günlerde yüksek enlemlerde kuzey ışıklarına veya auroralara tanık olabileceğimizi belirten Dahl, bu olayın aynı zamanda yüksek frekanslı radyo sinyallerini bozarak iletişimde geçici kesilmelere neden olabileceği konusunda uyarıda bulundu.
Dünya genelinde 5G teknolojisinin yaygınlaşmasına odaklanılırken, Çinli araştırmacılar 6G için çığır açan bir anten geliştirdi. Bu anten, elektromanyetik dalgaların beş önemli yönünü kontrol edebilen özel bir yapıya sahip. “Microwave Universal Metasurface Antenna” veya UMA olarak adlandırılan bu anten, yazılım kontrolü aracılığıyla elektromanyetik dalgaların tüm temel özelliklerini dinamik, aynı anda, bağımsız ve hassas bir şekilde kontrol edebiliyor.
Kablosuz iletişimde devrim yaratıyor
UMA, 6Gkablosuz iletişim sistemlerinde önemli bir ilerleme olarak kabul ediliyor. Antenin benzersiz yetenekleri, sinyalleri kontrol etme ve güvence altına alma konusunda çeşitli uygulamalarda değerli bir rol oynayabilir. Dalgaların gücü, zamanlaması, frekansı, yönü ve hatta titreşim şekli gibi özellikleri aynı anda ayarlayabilen bu anten, iletişim, veri iletimi, algılama ve bilgi toplama gibi birçok alanda kullanılabilir.
UMA’nın 6G anten güçlü özellikleri yalnızca iletişimle sınırlı değil. Anten aynı zamanda kablosuz güç aktarımını da mümkün kılabilir, yani fiziksel bağlantılara gerek kalmadan cihazları şarj edebilir. Bu özellik, enerji verimliliği ve kullanım kolaylığı açısından önemli bir avantaj sunabilir.
Gizlilik ve güvenlik
Anten, sinyallerinin yönünü kontrol edebilme özelliği sayesinde ek bir gizlilik ve güvenlik katmanı ekleyebilir. Bu, iletişim sistemlerinde konuşmaların gizliliğini sağlamak isteyenler için önemli bir avantaj sunar.
Araştırmacılar, UMA’nın terahertz frekanslarına genişletilebileceğini belirtiyor. Bu da artırılmış gerçeklik, holografi, 6G için entegre algılama ve iletişim, kuantum optik ve kuantum bilgi bilimi uygulamalarına olanak tanıyabilir.
Bu çığır açan anten, kablosuz iletişimde ve gelişmiş bilişim sistemlerinde önemli bir devrim vadederken, gelecekteki teknolojik gelişmelere de kapı aralıyor.
Yazılım geliştirme, makine öğreniminde geliştiriciler tarafından yaygın olarak kullanılan Phyton web uygulamaları, etkili, öğrenmesi kolay ve birçok farklı platformda çalıştırılabildiği için tercih ediliyor.
ESET Research, resmi Python paket deposu olan PyPI aracılığıyla dağıtılan bir dizi kötü amaçlı Python projesi keşfetti. Tehdit hem Windows hem de Linux sistemlerini hedef alıyor ve genellikle siber casusluk yeteneklerine sahip özel bir arka kapı sunuyor. Uzaktan komut yürütmeye ve dosya sızdırmaya izin veriyor ve bazen ekran görüntüsü alma özelliğini de içeriyor. Bazı durumlarda son yük, kişisel verileri ve kimlik bilgilerini çalan kötü şöhretli W4SP Stealer’ın bir çeşidi veya kripto para çalmak için basit bir pano monitörü veya her ikisi olabilir. ESET, 53 projede kötü amaçlı yazılım içeren 116 dosya keşfetti. Geçtiğimiz yıl boyunca kurbanlar bu dosyaları 10 binden fazla kez indirdi. Mayıs 2023’ten itibaren indirme sayısı günde 80 civarındaydı.
PyPI, kod paylaşımı ve indirme konusunda Python programcıları arasında popüler. Herkes depoya katkıda bulunabildiği için, bazen meşru, popüler kod kitaplıkları gibi görünen kötü amaçlı yazılımlar ortaya çıkabiliyor. Kötü amaçlı paketleri keşfeden ve analiz eden ESET araştırmacısı Marc-Étienne Léveillé şunları söyledi, “Bazı kötü amaçlı paket adları diğer meşru paketlere benziyor, ama potansiyel kurbanlar tarafından yüklenmelerinin ana yolunun yazım hatası ile değil sosyal mühendislik üzerinden gerçekleştiğine inanıyoruz.”
Bu araştırmanın yayımlandığı tarihte paketlerin çoğu zaten PyPI tarafından kaldırılmıştı. ESET, kalanlarla ilgili harekete geçmek için PyPI ile iletişim kurdu ve şu anda bilinen tüm kötü amaçlı paketler çevrimdışı hale getirildi.
Üç farklı teknik kullanılıyor
ESET, bu kampanyanın arkasındaki operatörlerin kötü amaçlı kodları Python paketlerine yerleştirmek için üç teknik kullandığını gözlemledi. İlk teknik, paketin içine kolaylıkla gizlenmiş kod içeren bir “test” modülü yerleştirmek. İkinci teknik, Python projelerinin kurulumuna yardımcı olmak için genellikle pip gibi paket yöneticileri tarafından otomatik olarak çalıştırılan setup.py dosyasına PowerShell kodunu yerleştirmek. Üçüncü teknikte, operatörler meşru kodu pakete dahil etmek için hiçbir çaba sarf etmezler, böylece yalnızca kötü amaçlı kod kolaylıkla gizlenmiş bir biçimde bulunur.
Tipik olarak son yük, uzaktan komut yürütme, dosya sızdırma ve bazen ekran görüntüsü alma becerisine sahip özel bir arka kapıdır. Windows’ta arka kapı Python’da uygulanıyor. Linux’ta arka kapı Go programlama dilinde uygulanıyor. Bazı durumlarda son yük, arka kapı yerine kötü şöhretli W4SP Stealer’ın bir çeşidi veya kripto para çalmak için basit bir pano monitörü veya her ikisi de kullanılabiliyor. Pano monitörü Bitcoin, Ethereum, Monero ve Litecoin kripto para birimlerini hedefliyor.
Delta Dental of California ve bağlı kuruluşları, MOVEit Transfer yazılımı ihlalinde meydana gelen veri sızıntısı nedeniyle yaklaşık yedi milyon hastanın etkilendiği bir veri ihlali yaşadıklarını duyurdu.
Delta Dental of California, 15 eyalette 45 milyon kişiyi kapsayan ve Delta Dental Plans Association’ın bir parçası olan bir diş sigortası sağlayıcısıdır. MOVEit dosya aktarım yazılımı aracılığıyla meydana gelen veri ihlali, şirketin bildirdiğine göre, sıfır gün SQL enjeksiyon kusuru nedeniyle yetkisiz erişime maruz kalmıştır. Bu kusur, Clop fidye yazılımı çetesinin dünya çapında birçok kuruluşu etkilediği CVE-2023-34362 olarak bilinmektedir.
Şirket, 1 Haziran 2023 tarihinde tehdidi fark etti ve beş gün sonra, iç bir soruşturmanın ardından, 27 Mayıs ile 30 Mayıs 2023 tarihleri arasında yetkisiz kişilerin sistemlere eriştiğini ve veri çaldığını doğruladı.
İkinci bir soruşturma, güvenlik olayının kesin etkisini belirlemek için 27 Kasım 2023 tarihinde tamamlandı. Şu ana kadar, Delta Dental of California’nın 6.928.932 müşterisi etkilendi ve bu müşterilere ait isimler, finansal hesap numaraları ve güvenlik kodları da dahil olmak üzere kredi/banka kartı bilgileri açığa çıktı.*
Delta Dental of California, etkilenen hastalara destek olmak amacıyla 24 aylık ücretsiz kredi izleme ve kimlik hırsızlığına karşı koruma hizmetleri sağlamaktadır. Kayıt ayrıntıları, kişisel bildirimlerin eklerinde bulunmaktadır.
Eğer Delta Dental of California müşterisiyseniz, verilerinizin kimlik avı aktörleri, dolandırıcılar ve diğer siber suçlularla paylaşılmış olabileceği göz önüne alındığında, istenmeyen iletişimlere karşı dikkatli olmanız önerilir.
Delta Dental of California vakası, Maximus (11 milyon) ve Welltok’un (8,5 milyon) ardından üçüncü en büyük MOVEit veri ihlali olarak kayda geçti.
Genel müdürlük koltuğunu Galip Karagöz’e devreden M. Murat Ertem ise Hayat Finans’ın Yönetim Kurulu Üyesi olarak çalışmalarına devam edecek.
Hayat Finans’tan önce 4 yıl boyunca Osmanlı Yatırım Menkul Değerler’in Yönetim Kurulu Üyesi olan ve BT Danışmanlığı yapan Galip Karagöz, 2018-2019 yılları arasında dünya çapında 20’den fazla ülkede faaliyet gösteren Santander Corporate & Investment Banking’in Londra ofisinde BT Danışmanlığı ve Çözüm Mimarı olarak görev aldı. 2017-2018 yılları arasına Londra merkezli teknoloji danışmanlık şirketi Ezgetech Technology’in CEO’su olan Karagöz, 2016-2017 yılları arasında e-ticaret platformu Hepsiburada’da BT Grup Direktörü, 2012 ve 2016 yılları arasında ise Merkezi Kayıt Kuruluşu’nda Yönetim Kurulu Başkan Vekili olarak üst düzey pozisyonlarda bulundu.
Hayat Finans Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Galip Karagöz
Galip Karagöz aynı yıllar arasında Takasbank’ın CIO’su olarak bankanın Genel Müdür Yardımcılığı görevini üstlendi. 2005-2011 yılları arasında Türkiye’nin en köklü kamu kurumlarından Ziraat Finans Grubu’nun iştiraki olan Ziraat Teknoloji’de Uygulama Geliştirme Direktörlüğü yapan Karagöz, Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği’nin ardından İşletme Yönetimi’nde yüksek lisans yaptı.
Finans sektöründeki engin deneyimini teknolojinin iş süreçlerine entegrasyonu konusundaki derin bilgi birikimi ile harmanlayan Galip Karagöz, yenilikçi lider vizyonu ile Türkiye’nin ilk dijital bankası olma unvanına sahip olan Hayat Finans’ı dijital bankalar alanında ve küresel banka olma hedefinde zirveye taşımayı hedefliyor.
Polise şifre verilmemesi ile ilgili kararda ele alınan sorular, ister söz konusu davanın ister benzer bir davanın incelenmesi yoluyla, en sonunda ABD Yüksek Mahkemesi tarafından ele alınabilir.
Karara konu olan dava, eski kız arkadaşını kaçırıp ona saldırdığı için tutuklanan Alfonso Valdez’i kapsıyor. Polis memurları Valdez’in telefonunun içeriği için arama emri aldı ancak şifresini kıramadı.
Valdez, şifresini polis dedektifine vermeyi reddetti. Bugünkü kararda, duruşmada eyaletin “dedektifin Valdez’in sorulduğunda şifresini vermeyi reddettiği konusunda ifadesini aldığı” belirtildi. “Ve kapanış tartışmaları sırasında Devlet, Valdez’in reddinin ve bunun sonucunda cep telefonunda delil bulunmamasının onun savunmalarından birinin doğruluğunu zayıflattığını iddia etti. Jüri Valdez’i mahkum etti.“
Bir temyiz mahkemesi, “Valdez’in Amerika Birleşik Devletleri Anayasası’nın Beşinci Değişikliği uyarınca şifresini vermeyi reddetme hakkına sahip olduğu ve Devletin duruşmada Valdez’in reddini ona karşı kullanarak bu hakkı ihlal ettiği konusunda hemfikir olarak mahkumiyeti bozdu.” Utah Yüksek Mahkemesi temyiz mahkemesinin kararını onadı.
Dava, Yüksek Mahkeme incelemesi için olgunlaşmış olabilir
Kararda, cihaz şifreleriyle ilgili gelişen hukuki sorunlara ilişkin bazı yorumlar sunuldu:
Elektronik cihazlardaki bilgileri şifreleyen şifrelerin yaygınlığı (ki bunlar genellikle kolluk kuvvetleri tarafından suç teşkil eden eylemleri araştırırken ele geçirilir), Beşinci Değişiklik’in kolluk kuvvetlerinin bu cihazların kilidini açma ve içindeki içeriklerin şifresini çözme çabalarını nasıl kapsadığı konusunda önemli soruları gündeme getirdi.
Bu soruların özellikle kolluk kuvvetlerinin, şüphelinin gerçek şifreyi açıklamasını gerektirmeyen yollarla (örneğin, şüpheliyi kilidi açılmış bir şifre sağlamaya zorlamak için bir emir almak gibi) ele geçirilen bir cihazın içeriğine erişmeye çalıştığı durumlarda özellikle karmaşık olduğu kanıtlanmıştır.
Valdez davası, şüpheliyi bir cihazın kilidini açmaya zorlama emrini içermiyor. Bunun yerine, “kolluk kuvvetleri Valdez’den sözlü olarak şifresini vermesini istedi” ifadesi yer alıyor.
“Bu koşullar, Yüksek Mahkeme’nin henüz ele almadığı bir senaryoda modern teknolojiyi içerse de, bu gerçeklerin, yerleşik Beşinci Değişiklik ilkeleriyle yanıtlanan daha basit bir soruyu ortaya çıkardığı sonucuna varıyoruz.”
Utah Yüksek Mahkemesi eyalet aleyhine karar vererek, “cep telefonu şifresinin sözlü olarak verilmesinin Beşinci Değişiklik uyarınca bir tanıklık iletişimi olduğu konusunda temyiz mahkemesiyle aynı fikirde” olduğunu söyledi.
Berkeley Hukuk Profesörü Orin Kerr, davanın ABD Yüksek Mahkemesine gidebileceğini yazdı. “Dijital delil araştırmaları kanunundaki en önemli konulardan biri, kendi aleyhine suçlamaya karşı Beşinci Değişiklik ayrıcalığının telefonların kilidini açmaya nasıl uygulanacağıdır.”.
Şu ana kadar Kerr’e göre “alt mahkeme içtihatları tam bir karmaşa“.
Eyalet Yüksek Mahkemeleri arasında bölünmüş
Kerr, Valdez davasının Yüksek Mahkeme incelemesine değer olabileceğini savunuyor çünkü kısmen “Eyalet Yüksek Mahkemesi, Beşinci Değişiklik imtiyazının bir telefon için bir emrin yerine getirilmesi için bir şifreyi zorunlu kılma emirlerine nasıl uygulanacağı konusunda bölünmüş durumda.” Utah Yüksek Mahkemesinin kararı Pensilvanya Yüksek Mahkemesinin kararına benzer ancak New Jersey Yüksek Mahkemesinin kararıyla çelişiyor.
Valdez davasının lehine olan diğer bir faktör de nihai bir karara sahip olması. Diğer zorunlu kilit açma davalarının çoğunda hükümet, sanığın şifreyi vermesini veya telefonun kilidini açmasını gerektiren bir emir alır ve Kerr’e göre “Bu emrin uygulanıp uygulanamayacağı, davanın geri kalanı hala derdest iken temyize gider.”.
Karmaşıklıklardan biri, Kerr’e göre “Valdez’nin zorunlu bir kilit açma durumu değil, zorunlu bir ifşa davası olmasıdır.”. “Eyalet yüksek mahkemesinde hem zorunlu açıklama hem de zorunlu kilit açma konusunda bölünmeler var. Ancak Valdez mahkemesinin derinlemesine incelediği gibi, sorunlar potansiyel olarak çok farklı.“
Yargıtay’ın Valdez’i ele alması “bulmacanın yalnızca yarısını” çözebilir; Kerr’in yazdığı gibi: “Valdez’deki kayıt, kendisinden şifreyi girmesinin değil, sağlamasının istendiği. Ve mesele, hükümetin bu konuda tanıklığa sahip olup olamayacağı. Eğer Yüksek Mahkeme Valdez’i alırsa, yalnızca zorunlu açıklama sorununu yanıtlaması ve ardından zorunlu kilit açma sorununu başka bir güne saklaması gerekebilir.“
Mahkeme, polise şifre iletmek ile kilidi açılmış bir telefonu fiziksel olarak polise vermek arasında bir fark olduğunu söyledi.
Kararda, memurların şüphelilerden parmak izi veya yüz tanıma gibi biyometrik yöntemlerle telefonların kilidini açmalarını isteyebileceği belirtildi. Şifrenin sözlü olarak verilmesi “sıradan ifade” olarak adlandırılabilir; ancak bir telefonun kilidini parmak iziniz veya yüzünüzle açmak fiziksel bir eylem. Bu mahkemeye göre “iki senaryo Beşinci Değişiklik kapsamında farklı sorunlar ortaya koyuyor“.
Mahkeme, “kaçınılmaz sonuç” istisnasının “bir ‘üretim eyleminin’ örtülü olarak bilgi ilettiği için tanıklık değerine sahip olup olmadığını analiz eden davalarda geçerli olduğunu” söyledi.
Devlet ayrıca “Valdez’in duruşmadaki sessizliği hakkında yorum yaparak haklarını ihlal etmediğini” savundu ve bu tür bir yorum Valdez’in telefonun içeriğini tartışmaya açmasına verilen adil bir yanıttı. Ancak Utah Yüksek Mahkemesi, eyaletin, savcının Valdez’in şifresini vermeyi reddetmesine ilişkin yorumlarının “Valdez’in başlattığı bir soruna adil bir yanıt olarak kabul edilebilir olduğu” yönündeki iddiasını reddetti.
Karar, “Son olarak Devlet, Yüksek Mahkemenin ‘adil tepkisinden’ yararlanamaz; emsal çünkü, böyle bir emsal geçerli olsa bile, Devlet metin mesajları hakkında ifade aldı ve Valdez, telefonundaki metin mesajlarının içeriği hakkında kanıt sunmadan önce Valdez’in şifresini vermeyi reddetti.” dedi.
Mozilla tarafından üç yıl önce yeniden tasarlanan Firefox‘un Android tarayıcısı, 450’den fazla yeni uzantı ekleyerek kullanıcı deneyimini zenginleştirdi. Bu güncellemeler, Chrome’un yerine tercih edilen Firefox’u kullanan Android kullanıcıları için daha özelleştirilebilir ve işlevsel bir tarayıcı sunuyor.
Mozilla, bugün Firefox Tarayıcı Eklentileri sayfasında kullanıcılara sunulan 450’den fazla yeni uzantıyı duyurdu. Bu uzantılar, mobil tarayıcıyı kişiselleştirmek isteyen kullanıcılara çeşitli seçenekler sunuyor. İzlemeyi engelleyen gizlilik araçları, içerik engelleyiciler, üretkenlik araçları ve diğer özelliklerle birlikte, kullanıcılar tarayıcılarını ihtiyaçlarına göre özelleştirebiliyor. Bu, müzik akışı, karanlık mod ve sekmeleri daha etkili bir şekilde yönetme gibi yeni deneyimlere olanak tanır.
Uzun yıllar boyunca uzantı eksikliği, Firefox’un Android kullanıcıları arasında bir sorun olmuştu. Ancak 2020’de piyasaya sürülen yeni sürüm, tarayıcı motorunu hızlı, özelleştirilebilir ve GeckoView tabanlı olarak değiştirerek bu sorunu ele aldı. Mozilla, uzantı geliştirmenin uzun kuyruğunu ve yazılım geliştiricileri için fırsatı ortadan kaldırmak amacıyla desteklenen uzantıları sınırladı, ancak bu kararıyla tarayıcıyı hızlı bir şekilde kullanıcılara ulaştırdı.
Bu yılın ağustos ayında, Mozilla, Android için Firefox’a açık uzantı ekosistemini geri getirmek için gerekli altyapının tamamlandığını açıkladı. Şirket, şu anda 450’den fazla uzantının kullanıcılara sunulduğunu duyurarak, açık bir ekosistemin önemini vurguladı. Firefox’un masaüstü kullanıcılarının yarısından fazlasının deneyimlerini kişiselleştirmek için uzantılar kullandığını belirtti.
Mühendislik Direktörü Giorgio Natili, uzantı geliştiricilerinin Android kullanıcıları için yeni tarama deneyimleri ve özellikler yaratmada aktif olduğunu belirterek, “İnovasyon fırsatı çok büyük” dedi. Android için Firefox, gizliliğe önem verenlerin tercihi olmaya devam ediyor ve Google Play Store verilerine göre 100 milyon indirmeyi aşmış durumda. Natili, “Uzantılarla, Android için Firefox’un görünümünü ve davranışını özgürce değiştirebilirsiniz. Bu heyecan verici yeni alanda daha fazla geliştirici yenilik yaptıkça durum daha da iyi olacak” diye ekledi.
Infinix, Çinli teknoloji devi olarak, 2024 Tüketici Elektroniği Fuarı’nda (CES) dünya çapında iki devrim niteliğinde teknolojiyi tanıtmaya hazırlanıyor. İnovasyonun öncüsü olarak bilinen şirket, mobil endüstride çığır açacak iki yeni teknolojiyi duyurdu: Infinix AirCharge ve Infinix Extreme-Temp Battery.
Bu teknolojiler, kullanıcı deneyimini dönüştürmeyi ve cihazları şarj etme şeklini evrimleştirmeyi amaçlıyor. Çığır açan AirCharge ve Extreme-Temp Battery, dünyaya CES 2024’ün merakla beklenen etkinliği ShowStoppers’da tanıtılacak.
Infinix AirCharge: Kablosuz şarjın yeni boyutu
AirCharge teknolojisi, kablosuz şarjı havanın gücüyle birleştiren çığır açan bir çözümdür. Bu yenilikçi teknoloji, hareket halindeyken cihazları şarj etmek için kullanışlı ve kullanıcı dostu bir seçenek sunarak fiziksel kablo ihtiyacını ortadan kaldırıyor.
Bu teknoloji, kullanıcıların şarj pedine dokunmak ya da kablo kullanmak zorunda kalmadan, 0 ila 20 cm arasındaki bir mesafeden cihazlarını şarj etmelerine imkan tanıyor. Infinix AirCharge, bobinlerin 60 dereceye kadar eğilebildiği çok bobinli manyetik rezonans teknolojisi ve uyarlanabilir algoritmalar sayesinde mükemmel bir performans sunuyor.
AirCharge, kullanıcı güvenliğini ön planda tutarak 6.78MHz altındaki düşük bir frekansta çalışır ve 7.5W’a kadar şarj gücü sunar. Bu, hızlı şarj olmayabilir ancak rahatlıkla cihazınızı şarj etmenin keyfini sunar. Aynı zamanda, güvenlik için uçtan uca Rezonans ve Aşırı Gerilim Koruma (OVP) Devresi gibi önlemleri içerir.
Infinix Genel Müdür Yardımcısı Liang Zhang, “Kablosuz şarj teknolojisinin sınırlarını zorlayarak pratiklik ve tüketici güvenliğine odaklandık. Infinix, çok bobinli rezonans teknolojisiyle akıllı cihazlarımızı şarj etme şeklinde devrim yaratmayı hedefliyor.” açıklamasında bulundu.
AirCharge, normal kablolu şarj sistemleriyle karşılaştırıldığında birinci sınıf kolaylık ve çevre entegrasyonu sunar. Kullanıcılar, fazla çaba harcamadan, cihazlarını şarj ederken oyun oynama ve video izleme gibi aktivitelerin keyfini çıkarabilirler. Tek yapmaları gereken, kablosuz şarj pedini yakınlarına kurmak.
Infinix, CES 2024’te AirCharge ve Extreme-Temp Battery ile teknoloji dünyasına yeni bir soluk getirirken, kullanıcıların günlük yaşamlarında daha fazla pratiklik ve konfor yaşamalarını hedefliyor.
Hamdi Ulukaya tarafından kurulan ve ABD’nin en hızlı büyüyen gıda şirketi Chobani, 900 milyon dolarlık bir anlaşma ile ABD’nin kahve devi La Colombe‘u satın alarak büyüme hedeflerini güçlendirdi. Bu stratejik adım, Chobani’nin pazardaki etkinliğini artırırken, La Colombe’un perakende deneyimi ve geniş müşteri tabanından faydalanarak yeni kanallarda büyüme fırsatları sunuyor. Bu birleşme aynı zamanda Chobani’nin ürün portföyünü genişleterek küresel ölçekte büyüme hedeflerine önemli bir katkı sağlayacak.
Hamdi Ulukaya tarafından kurulan ve ABD’nin son 10 yılda en hızlı büyüyen gıda şirketlerinden biri haline gelen Chobani, ABD’nin kahve devi La Colombe’u 900 milyon dolarlık bir anlaşmayla satın alarak büyüme hedeflerini güçlendiren bir adım attı. Bu stratejik birleşme, Chobani’nin pazardaki etkinliğini artırırken, La Colombe’un perakende deneyimi ve geniş müşteri tabanından faydalanarak yeni kanallar açarak büyümesine imkan sağlayacak.
Perakende, kafe, gıda hizmetleri ve doğrudan tüketici gibi farklı kanallarda geniş bir müşteri kitlesine hitap eden bir marka olarak öne çıkan La Colombe, özellikle hazır içilebilir kahve kategorisindeki benzersiz konumu ve sadık müşteri kitlesiyle dikkat çekiyor. Chobani’nin bu stratejik satın alma hamlesi, hızlı büyüyen 5 milyar dolarlık ABD hazır içecek kahve kategorisinde önemli bir oyuncu olan La Colombe’un sahip olduğu perakende tecrübesinden yararlanarak yeni pazarlarda genişleme ve büyüme hedefini destekliyor.
900 milyon dolarlık bu stratejik satın almayla birlikte, Chobani olarak kahve kategorisindeki varlığını daha da güçlendirdiklerini belirten Chobani’nin Kurucusu ve CEO’su Hamdi Ulukaya, Gıda sektörünun satışları artırmak için zorluklarla karşılaştığı bir dönemde, Chobani’nin çift hanelere ulaşan hacim odaklı satış büyümesi ve önemli bir kar marjı genişlemesi sağladığını ifade etti. Chobani’nin gelecekteki büyüme stratejisini belirleme konusunda her zamankinden daha güçlü ve iyi bir konumda olduğunu vurgulayan Ulukaya, ‘Zaten daha once Chobani krema ürünleriyle kahve kategorisine yatırım yapmıştık ve La Colombe’u Chobani ailesine katmanın heyecanını yaşıyoruz. La Colombe’un lezzetli, yüksek kaliteli soğuk demleme kahvesi ve hazır içeceğini, Keurig Dr Pepper’in güçlü distribütörlük desteği ile gelecek neslin tüketicilerine sunma fırsatından dolayı heyecanlıyız.Özellikle La Colombe’un perakende deneyimi, ürün portföyü ve geniş müşteri tabanıyla yeni kanallarda etkin bir şekilde büyümeyi hedefliyoruz.” dedi.
Bu yeni gelişme ile birlikte La Colombe, Chobani’nin bir parçası haline gelirken, aynı zamanda bağımsız bir marka olarak faaliyetlerine devam edecek. Bu yaklaşım ile iki şirket arasında iş birliği ve bilgi paylaşımını kolaylaştırmasının yanı sıra, La Colombe’nin bilinen benzersiz kimliğini ve yenilikçi ruhunu korumayı amaçlıyor.
Chobani bu stratejik satın alma ile ayrıca Chobani’nin kahve kreması, yulaf sütü ve ana yoğurt portföyünü, La Colombe’un ürün yelpazesiyle uyumlu bir şekilde birleştirmeyi hedefliyor. Bu birleşme, Chobani’nin büyüme stratejisini desteklerken, La Colombe’un pazardaki konumunu da güçlendirmeyi amaçlıyor.
Chobani’nin sahip olduğu perakende ağı, üretim kapasitesi, pazarlama yetkinlikleri ve soğuk zincirdeki deneyimi, La Colombe’un geniş ürün yelpazesinin de yeni pazarlarda daha geniş kitlelere ulaşmasına olanak sağlayacak.
Bu stratejik birleşme, Chobani’nin küresel bir yiyecek ve içecek devi olarak genişleme hedeflerine daha da yaklaşmasını sağlayacak önemli bir adım olarak değerlendirilirken, Chobani’nin global ölçekte büyüme ve La Colombe’un kaliteli ürünlerini daha fazla tüketiciyle buluşturma hedeflerini güçlendiriyor.
Samsung, 2023 yılını yoğun bir şekilde geçirdi ve Galaxy S23 serisini piyasaya sürdü. Ancak gözler şimdi 2024’ün başlarına çevrildi, çünkü Samsung’un bir sonraki amiral gemisi serisi olan Galaxy S24’ü duyurması bekleniyor.
Henüz resmi bir duyuru tarihi olmasa da, yakın tarihler ve FCC başvurularına dayanarak Galaxy S24 serisinin 17 Ocak 2024’te San Jose, California’da düzenlenecek Unpacked etkinliğinde duyurulabileceği tahmin ediliyor. Bu, Samsung’un Ocak ayında yeni Galaxy S serisini piyasaya sürdüğü ilk sefer olacak ve üç yıl aradan sonra gerçekleşecek.
Tasarım:
Sızan görsellere göre, Galaxy S24 serisi düz ekranlar ve daha ince çerçevelerle birlikte gelecek. Galaxy S24 Ultra’nın titanyum çerçevesi, telefonun ağırlığını azaltarak dikkat çekiyor. Tasarımın genel olarak önceki modellere benzemesi bekleniyor, ancak S24 Ultra’nın yeni renk seçenekleriyle ve çerçeve malzemesiyle dikkat çekeceği belirtiliyor.
Ekran ve performans:
S24 Ultra’nın 1440p çözünürlüğe sahip 6,8 inç WQHD ekranı, önceki modellere kıyasla daha parlak olacak. S24 Plus’ın 6,7 inç WQHD ekranı ve S24’ün 6,2 inç FHD ekranı bekleniyor. Yonga seti konusunda, S24 ve S24 Plus modelleri bölgeye bağlı olarak Qualcomm Snapdragon 8 Gen 3 veya Exynos yonga setleriyle gelebilir, ancak S24 Ultra’nın her yerde Qualcomm çipini kullanacağı belirtiliyor.
Kameralar:
Kamera özellikleri özellikle S24 Ultra’da odaklanıyor. 200 MP ana kamera, 12 MP ultra geniş kamera ve 5x ve 10x zoom telefoto kameralar bekleniyor. Ayrıca, Instagram kamera kısayolu S24 serisine eklenebilir.
Pil:
Pil kapasitelerinde iyileştirmeler bekleniyor. S24, 4.000 mAh, S24 Plus 4.900 mAh, ve S24 Ultra 5.000 mAh pille gelebilir.
Yazılım ve Güncellemeler: Galaxy S24 serisi, Samsung One UI 6 veya 6.1 ile önceden yüklenmiş Android 14 ile piyasaya sürülecek. Samsung’un Android güncelleme politikası konusundaki beklentiler ise henüz net değil.
Yapay zeka:
Galaxy S24 serisinin, Samsung Gauss adlı yeni bir yapay zeka özelliğine sahip olması bekleniyor. Gauss, metin oluşturma, dil çevirisi, kod yazma ve görüntü oluşturma gibi yeteneklere sahip bir yapay zeka modeli olarak öne çıkıyor.
Fiyat:
Samsung’un fiyatlandırma stratejisinin devam etmesi bekleniyor. Giriş seviyesi S24 modeli 800 dolar, S24 Plus modeli 1.000 dolar ve amiral gemisi S24 Ultra modeli en az 1.200 dolar olacak şekilde. Bu, Samsung’un fiyatları artırmayarak rakiplerine meydan okuduğu bir dönemi yansıtıyor.
Samsung Galaxy S24 serisi, tasarım, ekran, kamera, pil ve yapay zeka özellikleriyle dikkat çekiyor. Kullanıcılar, bu yeni amiral gemisi serisinin duyurusunu heyecanla bekliyor ve Samsung’un önceki başarılarını nasıl geliştireceğini görmek için sabırsızlanıyor. Unpacked etkinliğini bekleyip, resmi açıklamaları takip edeceğiz.