Tesla, Çin’deki 1 milyon aracı fren arızası nedeniyle geri çağırdı; Kullanıcılar boykotta!
ABD merkezli otomotiv firması Tesla, Çin’de bulunan ve sayısı 1 milyonu aşan otomobilini bir frenleme arızası ve hızlanma sorunu yüzünden araçlarını geri çağırıyor. Piyasa düzenlemesi için devlet idaresine yapılan başvuruya göre , sorun araçların rejeneratif fren sistemini içeriyor. Geri çağırma, bir sürücü gaz pedalına uzun süre bastığında araçların yeterince uyarı vermeyebileceğini ve bunun kaza riskini artırabileceğini söylüyor.
Araç sahipleri, kablosuz bir yazılım güncellemesiyle düzeltilmesi beklenen onarımlar hakkında bir bildirim alabilecekler
Ülkede bulunan tüm modellerini geri çağırma kararının sebebinin frenleme sisteminden şikayetçi olan Çin Devlet Piyasa Düzenleme İdaresi yatıyor. Geri çağırma Ocak 2019-Nisan 2023 tarihleri arasında ülkede satılan yaklaşık 1,milyon 104 bin 622 elektrikli otomobilde bulunan yenilenebilir frenlenme sisteminin onarılması gerekiyor. Bu araçlar, Model S, Model X ve Model 3 araçlarının yanı sıra 12 Ocak 2019 ile 24 Nisan 2023 arasında üretilen yerli Model 3 ve Model Y araçları içeriyor. Şirket, hataları kablosuz yazılım güncellemeleriyle düzelteceğini açıkladı.
Bu olaylardan öncesin de Çin’de mevcut frenleme hatası ile gündeme gelen firma, bir kişinin frenler yüzünden yaşadığı bir trafik kazası yüzünden boykot edilmişti. Şimdi ise araçların toplanması araç sahiplerinin boykot etmelerine sebep oldu.
Yapay zeka uzun bir süredir gündemimizi meşgul eden bir konu, bir süre daha da meşgul edecek gibi görünüyor. Bir tehdit olarak algılayan ve yapay zekaya karşı savunmaya geçenler olduğu kadar, bu yeni teknolojiyle entegre olup işlerini hızlandırmasına izin verenler de var. Gelin yapay zekanın girişimcilik dünyasında yarattığı riskleri ve sağladığı faydaları değerlendirelim.
Teknolojiden Korkmalı mıyız?
Teknolojinin gelişimi, her zaman olduğu gibi çeşitli korkuları da beraberinde getirmiştir. Sanayi Devrimi’nden bu yana işlerin otomotikleştirilmesi, çeşitli makine ve otomasyonların geliştirilmesi gibi gelişmeler her zaman beraberinde aynı soru ve endişeyi getirmiştir: “Şimdi bu işi yapan insanlar işsiz mi kalacaklar?” Bu endişe anlaşılabilir olmakla beraber aslında tarih boyunca teknolojik gelişmelere baktığımızda insanların işlerini elinden almak bir yana, işlerini yapmalarını kolaylaştırıdıklarını ve süreçleri hızlandırdıklarını görürüz. Bu yüzden teknolojiden korkmak yerine teknolojinin hayatlarımızı kolaylaştırmasıne ve işleri bizim için halletmesine izin vermek çok daha mantıklı bir tercih olacaktır. Sanayi Devrimi’nden bu yana tüm tekonolojik gelişmeler insanların süreci yönetebilecek hale gelmesini sağlamak üzere evrilmiştir ve gelişmeye de devam etmektedir. Yapay zeka da bu gelişimin geldiği son noktadır ve bizlere de bu gelişimin tadını çıkarmak, tekonolojiyi gündelik hayattaji süreçlerimize entegre etmek ve Chatgpt bizim için işleri hızlandırırken keyifle kahvemizi yudumlamak kalmıştır.
Girişimcilikte Yapay Zekanın Yeri
Girişimciler; yapısı gereği her zaman teknolojiyle yan yana yürümüş, gelişen teknolojiyle birlikte hayatı kolaylaştırmanın ve hızlandırmanın yollarını aramıştır. Bu yüzden yapay zekanın da sektörde kendine yer edinebildiği alanların pek çoğunda hızlıca kullanılmaya başlandığını, girişimcilerin hemen bu duruma adapte olup yapay zekayı nasıl daha verimli halde kullanabileceklerinin yollarını aramaya başladıklarını gördük. Bu aşamada hem kendi kişisel hayatım için hem de Mükellef ekibinin gündelik işlerinin takibinde yapay zekanın birbirinden farklı alanlarda süreci ne kadar hızlandırabildiğini gördük, ondan nasıl daha iyi faydalanabileceğimizi araştırdık ve yapay zekayı iş hayatımıza daha çok entegre ederek işlerimizi kolaylaştırmaya sağladık.
Ben de kendi girişimcilik hayatımda ve girişim dünyasında yapay zeka araçlarından ne şekillerdede faydalandığımızı anlatmak isterim, okudukça daha önce aklınıza gelmemiş olabilecek bazı alanlarda da yapay zeka eklentilerinin ne kadar faydalı olabileceğini görerek şaşırabilirsiniz.
İşte yapay zekanın girişimcilik dünyasına dahil olarak hayatımızı kolaylaştırdığı bazı alanlar:
Hedef Kitle Analizi
Yapay zeka sayesinde müşterileri daha iyi anlamak ve satış süreçlerini optimize etmek artık mümkün.
Girişimciler olarak yapay zekadan faydalandığımız başlıca alanların arasında müşteri davranışlarını analiz etmek yer alıyor. Müşterilerin ihtiyaçlarını daha iyi anlamak, satın alma alışkanlıklarını ve davranışlarını analiz etmek gibi konularda yapay zeka optimizasyonlarından faydalanıyoruz. Ürün ve hizmetlerimizi müşterilerimizin taleplerine göre optimize ediyoruz. Ayrıca, yapay zeka destekli pazarlama kampanyaları ile daha etkili stratejiler elde ediyoruz. Voiceflow, Augmentir, Aiden.ai ve Goodkind gibi araçlar müşteri davranışlarını yapay zeka aracılığıyla analiz etmemize ve daha etkili reklam kampanyaları yaratmamıza yardımcı oluyor.
Müşteri Hizmetleri
Chatbotlar ve müşteri destek ekibi sayesinde müşterilerle daima yakın temas halinde kalabiliyoruz.
Müşteri hizmetlerini kesintisiz bir şekilde sunmak ve müşterilere daha hızlı ulaşabilmek için yapay zeka destekli chatbotların kullanımı da artık oldukça yaygın. Chatbotlar, müşterilerin sorularını hızlı bir şekilde yanıtlayarak, müşteri memnuniyetini artırıyor. Yapay zeka araçları sayesinde chatbotlar her geçen gün daha da gelişiyor ve müşterilere daha etkili bir hizmet sunmak mümkün hale geliyor. Ada, Zendesk, Intercom, Salesforce gibi pek çok büyük firma yapay zeka destekli chatbotları kullanıyor.
Üretim Süreçleri
Yapay zeka destekli üretim süreçleri ile verimliliği artırmak mümkündür.
Yapay zeka araçları üretim süreçlerini optimize etmek ve müşterilere daha iyi hizmetler sunmak için de yaygın olarak kullanılıyor. Yapay zeka destekli üretim süreçleri, hata oranlarını azaltarak ve verimliliği artırarak işletmelere büyük faydalar sağlayabiliyorlar. Sight Machine, Augury, Cognitivescale ve Microsoft Azure IoT bu araçların bilinen örnekleri arasında yer alır.
Kreatif Süreçler
Yapay zeka sayesinde kreatif süreçler, özellikle tasarım ve yazım gibi alanları hızlandırılabilmekte ve daha verimli hale getirilebilmektedir.
Yapay zeka destekli tasarım araçları, tasarımcılara daha hızlı ve etkili bir şekilde farklı alternatifler sunuyor. Yapay zeka destekli dil işleme algoritmaları da yazım süreçlerini hızlandırıyor ve daha etkili sonuçlar elde edilmesine katkı sağlıyor. Bu sayede, kreatif süreçlerde yapılan işler daha kısa sürede tamamlanabiliyor ve daha yüksek kaliteli sonuçlar elde edilebiliyor. Biz de Mükellef ekibi içierisinde bu araçlardan faydalanarak üretim süreçlerimize hem hız katıyor hem de farklı alternatifler sunulmasını sağlıyoruz. Örneğin içerik üretiminden sorumlu ekibimiz Rytr ve Chatgpt’den faydalanarak içeriklerini düzenliyor, bu sayede üretim sürecimiz hem daha hızlı hem de daha eğlenceli hale geliyor.
Veri Güvenliği
Yapay zeka desteği sayesinde işletmeler artık çok daha güvenilir hale geliyor.
Yapay zeka araçlarını kullanarak, güvenlik ve veri analizi konularında da etkili bir şekilde çalışmak mümkün. Yapay zeka destekli güvenlik araçları, olası tehditleri belirleyerek, işletmelerin daha güvenli hale gelmesini sağlıyor. Ayrıca, yapay zeka destekli veri analizi araçları sayesinde, verileri daha hızlı ve etkili bir şekilde analiz edebilmek de mümkün hale geliyor.
Yapay Zekayı İş Hayatımıza Nasıl Entegre Edebiliriz?
Kısacası, yapay zeka araçları, işleri daha etkili ve verimli hale getirmenin bir yoludur. Yapay zeka araçlarının işlerimizi elinden alacağı düşüncesi yerine, işlerimizi daha da etkili hale getirmenin bir yöntemi olduğunu kabul etmeliyiz.
Bu araçları iş hayatımıza entegre etmek için öncelikle işletmenin ihtiyaçlarına göre en uygun araçları seçmek ve bu araçların doğru bir şekilde kullanılmasını sağlamak gerekir. Ayrıca, yapay zeka araçlarının insanlarla birlikte çalışmasını sağlamak da önemlidir. İnsanların yapay zeka araçlarıyla birlikte çalışması, hem işletmelerin daha iyi sonuçlar elde etmelerini sağlar hem de insanların yeteneklerini geliştirmelerine yardımcı olur. Sonuç olarak, yapay zeka araçlarını iş hayatımıza entegre etmek, işletmelerin verimliliğini artırmak ve rekabet avantajı elde etmek için önemlidir.
NOT: Bu yazının da bir kısmı Chatgpt ile yazıldı, sizce hangi kısım? Yorumlarda belirtin.
Okan Şafak Mükellef Kurucu Ortağı
Okan Şafak Kimdir?
26 Ağustos 1988 tarihinde dünyaya gelen Okan Şafak, Okan Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra yazılımcı olarak Foriba’da çalışma hayatına başladı. Şafak, alanıyla ilgili olarak yazılım, test ve destek ekiplerinde mühendis olarak görev aldı. Mühendisliğin yanı sıra pazarlama hep ilgi alanıydı. 7 yıllık süreçte mühendislik görevinin yanı sıra pazarlama, iş geliştirme ve kanal satış müdürü olarak da görev aldı. Foriba’nın toplam müşteri sayısının %85’ini oluşturan Kobi segmentinin yönetimini yaparak ve e-fatura süreçleri ve uygulaması alanında bireylerin ihtiyaçlarının neler olduğunu tecrübe etti. Bu tecrübe kariyerinde dönüm noktası oldu ve bireysel girişimcilerin ihtiyacına nasıl çözüm bulunabileceğini araştırmaya odaklandı. Böylece bugünkü girişimi Mükellef’in iş modeli ortaya çıktı. Fikrini hayata geçirmek üzere Foriba’daki yöneticilerinin de desteğini alarak istifa etti. 2019 yılında şahıs şirketi kurmak isteyenlerin ve şirket kurduktan sonraki tüm süreçlerini yönetebilecekleri online platform olan Mükellef’in kurucuları arasında yer aldı.
Kaspersky uzmanları, 2023 yılının başında, Türkiye’de casus yazılımlarla saldırıya uğrayan kullanıcı sayılarının, %13,7 oranında artış gösterdiğini duyurdu.
Bir kullanıcının eylemlerini (klavye ile girilen verileri izlemek, ekran görüntüleri almak, çalışan uygulamaların bir listesini almak vb.) gözetlemek için kullanılan bir tür kötü amaçlı yazılım olan “casus yazılımlar”, ince istemciler de dahil olmak üzere farklı cihaz türlerinin kullanıcılarını hedef alıyor. İnce istemciler, dünya çapındaki kurumsal ağlarda, kalın istemciler olarak da bilinen geleneksel dizüstü veya masaüstü bilgisayarlardan çok daha düşük bir maliyetle çalışma alanları kurmayı mümkün kılan aygıtlar. Geleneksel bir işletim sistemindeki ince bir istemci, casus yazılım da dahil olmak üzere farklı saldırı türleri için potansiyel bir hedef olarak görülebiliyor. Zayıf bir istemci, kurumsal ağa bir giriş noktası olarak hizmet edebiliyor. Gizli verileri ele geçirmek, ağdaki diğer makineler üzerinde kontrol sahibi olmak ve kötü amaçlı yazılımları çalıştırmak gibi birçok siber suçu gerçekleştirmek için kullanılabiliyor. Kaspersky uzmanlarına göre, herhangi bir ince istemcide siber suçlular tarafından kullanılabilecek 60’tan fazla güvenlik açığı bulunuyor.
Siber tehditlere karşın Siber Bağışıklık yaklaşımını destekliyor
Kaspersky Secure Remote Workspace çözümü, güvenlik öncelikli tasarım ilkesi ve geleneksel ince istemcileri siber saldırılara karşı daha dirençli kılan Siber Bağışıklık yaklaşımına göre oluşturulmuş, yönetilebilir ve işlevsel bir ince istemci altyapısı sunuyor. Kaspersky ve küresel bir ince istemci üreticisi olan Centerm, dünyanın ilk Siber Bağışıklık özelliğine sahip ince istemcisi olan KTC’yi (Kaspersky Thin Client) üretiyor. Bu ince istemci hiçbir ek antivirüs koruma aracı gerektirmiyor. Çözümün temelindeyse bir mikro çekirdek işletim sistemi olan KasperskyOS yer alıyor. KTC, siber saldırganların geleneksel ince istemcilerde yaygın olan çok çeşitli güvenlik açıklarından yararlanma olasılığını ortadan kaldırıyor. Çözümün bir diğer bileşeni olan birleşik yönetim konsolu da, ince istemci altyapısını yönetme ve denetleme sorununu çözüyor.
Kaspersky Secure Remote Workspace, kamu sektörü, eğitim kurumları, üretim, yakıt ve enerji sektörü, sağlık, finans kuruluşları ve perakende gibi benzer görevlere ve standart bir dizi uygulamaya sahip çok sayıda çalışma biriminin kullanıldığı birçok alan için uygun bir çözüm.
KasperskyOS İş Geliştirme Lideri Victor Ivanovsky, “İnce istemciler, özellikle pandemiden sonra, kuruluşlar uzaktan çalışma alanları kurmanın uygun maliyetli yollarını ararken popülerlik kazandı. Ayrıca, birçok kişi tarafından, geleneksel makinelere göre kötü amaçlı yazılımlara karşı daha güvenli olduklarına inanılıyor. Bununla birlikte, bu inancın bir efsaneden başka bir şey olmadığını söylememiz gerekir. Geleneksel işletim sistemlerini çalıştıran ince istemciler savunmasızdır. Dahili araştırmamız, 10 dakikadan kısa bir sürede basit bir araçla saldırıya uğrayabileceklerini ve kullanıcıları gözetlemek ve gizli verileri ele geçirmek için kolayca kullanılabileceklerini göstermektedir. İnce istemci geliştirmenin geleceğinin Siber Bağışıklık tarafından belirlenmesi gerektiğine inanıyoruz. Siber Bağışıklığa sahip bir sisteme yapılan saldırılar etkisiz olacaktır; çünkü bu sistemler siber saldırı ortamında bile çalışmaya devam eder ve potansiyel saldırganları engeller.” diyerek uyarıda bulundu.
Pacific Western Bank’ın çöküşün eşiğinde olduğu ve enflasyon beklentilerinin beklenmedik şekilde yükseldiği bildirildiğinden, ABD hisse senetleri dün %0,16 düştü. Kripto para piyasası, art arda birkaç kırmızı günün ardından yükseldi ve son 24 saatte Bitcoin ve Ethereum sırasıyla %1,15 ve %1,46 arttı. Bugünün en iyi performansı, ilk büyük geliştirici etkinliğini duyurması ve çok sayıda SUI DApp’in kullanıma sunulması nedeniyle son 24 saatte %5 artan SUI oldu.
Bybit Global tarafından hazırlanan değerlendirmede sektör gelişmelerine yer veriliyor
SUI, saniyede 100.000’den fazla işleme sahip, yüksek hızlı bir Proof-of-Stake katmanı 1’dir. Eski Meta mühendislerinden oluşan bir ekip tarafından oluşturulan Mysten Labs tarafından kuruldu. Ana ağı yakın zamanda yayına girdi ve daha fazla geliştirici katılımını teşvik etmek için SUI, Seul’de 3-4 Haziran’da yapılması planlanan Sui Builder House adlı ilk büyük etkinliğini duyurdu ve geliştiricilere ağ oluşturma ve sunumlar için bir platform sunuyor. Etkinlik, güncellenmiş bir format, bir Mainnet kutlaması, APAC projeleri ve geliştiricileri için özel bir duyuru olan bir SUI gösterimi ve bağlantı için kesinti süresi içerir. SUI, en hızlı blok zincirlerinden biri olarak umut verici görünüyor, ancak kripto pazarı hızlı blok zincirlerine doyduğundan ve düşük bir kullanıcı ve geliştirici büyümesinden muzdarip olduğundan, yetersiz çekiş ve başarıya sahip olabilir.
BitDAO, mevcut BIT belirtecini yeni bir yönetişim belirteci olan MANTLE ile değiştirecek bir “Tek Marka, Tek belirteç” ilkesi önerdi. BIP-21 adlı teklif, yönetişim ve ürün dahil olmak üzere BitDAO ekosistemini Mantle markası altında birleştirmeyi amaçlıyor. Token dönüştürme işlemlerinin sabit bir döviz kuru olacak ve dönüştürme işlemi farklı kanallardan gerçekleştirilebilecektir. Değişiklik, Bybit, Pantera Capital, Dragonfly ve Peter Thiel tarafından desteklenen, Ethereum üzerine inşa edilmiş bir katman-2 protokolü olan Mantle’ın ana ağ lansmanından önce geldi. BitDAO, yeniden markalamanın BIT ekosistemi etrafındaki karmaşıklığı azaltacağını iddia ediyor. Teklif için oylama 19 Mayıs’a kadar açık ve şu ana kadar %100 destek aldı.
Günümüzde çoğu iş alanında web sitesine sahip olmanız gerekiyor, web sitesi sayesinde dünyanın her yerinden müşterilere ulaşabiliyorsunuz. İster satacak bir şeyiniz ister paylaşacak bir bilginiz olsun, web siteleri bunu yapmak için uygun bir fırsat sunuyor. Ancak, sitenizi olabildiğince başarılı kılmak için güvenli olduğundan ve bilgisayar korsanlarından korunduğundan emin olmalısınız. Bilgisayar korsanlığı, 2023’de yılında büyük bir sorun oluşturmaktadır.
Bilgisayar korsanları neden web sitelerini hedef alır?
Bilgisayar korsanlarının bir web sitesini hedef almasının bir kaç nedeni bulunuyor. Hackerların bir web sitesini hacklemekten kazanacakları en önemli olanı çok sayıda ziyaretçisi varsa çok sayıda veri sızdırabiliyor. Ayrıca büyük kuruluşların veya hükümetlerin büyük ve karmaşık web siteleri yerine daha küçük web sitelerini hedef almak çok daha az riskli ve kolaydır.
Birçok web sitesi ziyaretçilerden veri toplayıp depoladığından, bilgisayar korsanları bu verileri elde etmek için büyük bir güdüye sahiptir. Daha sonra bu verileri satabilir ya da başka saldırılar düzenlemek için kullanabilirler.
Birçok web sitesi fikri mülkiyet haklarını da saklar. Bir işletme yönetiyorsanız, muhtemelen gizli belgeleri, satıcı sözleşmelerini ve diğer değerli dosyaları saklıyorsunuzdur. Bu dosyaların ifşa edilmesi rakiplere avantaj sağlayabilir ve şirket sırlarını açığa çıkarabilir. Bunun işletmeniz üzerinde finansal ve itibar açısından etkileri olabilir.
Bilgisayar korsanları yapay zeka çoğunluğuna atlıyor ve oyunlarını geliştiriyor. Bunu edinin: AI hizmeti PassGAN, yaygın kullanılan parolaların %51’ini bir dakikadan daha kısa sürede kırıyor. Güvende kalabilmeniz için diğer hacker araçlarına bakalım.
Brute-force: Özel bir program farklı harf, sayı ve sembol kombinasyonlarını giriyor. Bir bilgisayar korsanı saniyede 100 milyara kadar olası parolayı deneyebiliyor.
Kimlik bilgisi doldurma: Birisi, ihlal edilmiş hesaplarınızdan birini alır ve bu e-posta ve şifre kombinasyonunu farklı hesaplarda ve web sitelerinde deneyebilir.
Kimlik avı: Bir dolandırıcı sizi sahte bir siteye giden bir bağlantıya tıklamaya ikna eder, ardından siz (isteyerek) giriş bilgilerinizi girersiniz.
Bu konuda ne yapabilirsiniz?
Şifrelerinizi uzun olmasına özen gösterin. Yalnızca büyük ve küçük harflerden oluşan sekiz karakterlik bir şifrenin kırılması 22 dakika sürer.
Sahte kelimeler, fazladan karakterler ve garip ifadeler kullanın.
Bir süredir dolaşımda olmasa bile bir parolayı asla yeniden kullanmayın.
Parolanızı girmeden önce gerçek sitede olup olmadığınızı üç kez kontrol edin.
Bir site “şifre” veya “123456” ile kurtulmanıza izin veriyorsa, uzaklaşın.
Sabancı Üniversitesi tarafından düzenlenen “Teknolojinin Gücüyle Geleceğe” Webinar Serisi 2023 programının üçüncü semineri “Dünyada Entegre Devre Krizi ve Yarı İletken Teknolojilerinin Geleceği” teması ve Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici’nin katılımıyla gerçekleşti.
Sabancı Üniversitesi’nin kamu ve özel sektör yöneticilerini bilim ve teknoloji ile buluşturmak amacıyla düzenlediği “Teknolojinin Gücüyle Geleceğe” Webinar Serisi’nin 2023 programının üçüncüsü 11 Mayıs Perşembe günü gerçekleşti. Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici seminerde yarıiletken ve mikroelektronik teknolojilerinin geleceği ve yaşantımızdaki önemine dair bilgiler paylaştı.
Bu teknolojiler sadece tüketici elektroniği, otomotiv gibi alanlarda kullanılmıyor
Yarıiletken ve mikroelektronik teknolojilerinin 3 trilyon dolarlık bir endüstriyi besleyen bir alan olduğunu belirten Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici şunları söyledi:
“Tüketici elektroniğinden savunma sanayine, iletişim teknolojilerinden, tıp elektroniğine kadar birçok alan yarıiletken ve mikroelektronik endüstrisinin ortaya çıkardığı ürünler sayesinde gelişiyor ve ayakta duruyor. Yarıiletken pazarı kendi başına senelik 600 milyar dolar cirosu olan bir alan. Ülkeler bu teknolojiye sahip olmanın önemini kavradılar ve bu artık bir milli güvenlik sorunu olarak düşünülmeye başlandı. Örneğin birkaç sene önce İngiltere kökenli ARM’ın Amerika kökenli Nvidia’ya satılması ihtimali bile çok büyük bir tartışma yarattı. Devamında Intel gibi oturmuş Amerikan şirketleri kendi üretimlerini artık Uzak Doğu’da değil kendi topraklarında yapmak üzere çok ciddi yatırımlara girişmeye başladılar. Örneğin Amerikan Senatosu’nun onayladığı bir yatırım planının boyutu 52 milyar dolar, Intel’in kendi üretim tesisine yapmaya karar verdiği yatırımın değeri ise 20 milyar dolar. Bunlar münferit kararlar değil, dünya çapında tüm ülkeler bu konunun öneminin farkına vararak önlem almaya başladılar”.
Şirketlerin ve ülkelerin bu farkındalığa ulaşmasının çip krizi ile başladığını ifade eden Yusuf Leblebici “Çip krizi COVID-19 ile başlamış gibi görünse de aslında geçmişi ondan da önceye dayanıyor. Tedarik zincirlerinin kolay kırılabilmesi, üretim için kullanılan ham maddelerin akışında tedarik zincirinden kaynaklanan sıkıntılar, sadece ham madde değil üretimde kullanılan cihazların bile sadece belli firmalar tarafından üretiliyor olması ve bu firmaların da talebe yetişemiyor olması gibi birden fazla sebeple dünya mikroelektronik yarıiletken üretiminde bir aksama oldu. Bunun üzerine COVID-19 geldiğinde de üretim şirketlerinin çoğu üretimlerinin önemli bir kısmını cep telefonları ve akıllı telefonlara hitap eden çip üretimine çevirerek tüketici elektroniği, endüstriyel elektronik ve otomotiv gibi geri kalan alanları ihmal ettiler ve bu kriz ortaya çıktı, bugün hala devam ediyor” dedi.
Konunun ülkemiz açısından düşünüldüğünde yarıiletken ve mikroelektronik teknolojilerinin stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayan Leblebici, “Bu teknolojiler sadece tüketici elektroniği, otomotiv gibi alanlarda kullanılmıyor. Savunma alanında, komünikasyon uydularında, yer istasyonlarında da kullanılıyor. Bu konuda herhangi bir ülkenin bağımsız hareket edebilmesi için bunların ülke içinde üretiliyor olması hayati önem taşıyor. Türkiye’nin de aynı şekilde buna önem verip, özellikle siber güvenliği garanti altına alabilmek için mikroelektronik çip üretiminin en azından bir kısmının ülke içinde gerçekleştirilmesinin yolunu bir an önce bulması lazım” değerlendirmesinde bulundu.
Zipline Kaliforniya merkezli ve yakın zamanda Seattle’daki Pagliacci Pizza ile drone sistemini kullanarak siparişleri teslim etmeye başlamak için bir anlaşma yaptı.
Drone teslimat şirketi olan Zipline’ın kurucu ortağı ve CEO’su Keller Cliffton, “Açıkçası, oldukça bilimkurgu gibi görünüyor ve birçok müşteri bunu ilk duyduklarında bunun tamamen çılgınca olduğunu düşünüyor” dedi.
Zipline Kaliforniya merkezli ve yakın zamanda Seattle’daki Pagliacci Pizza ile drone sistemini kullanarak siparişleri teslim etmeye başlamak için bir anlaşma yaptı. Zipline, bir müşterinin bulunduğu yere uçabilen pille çalışan dronlara sahiptir. Konumun üzerinde geziniyor ve bağlı bir droid üzerindeki teslimatı indiriyor. “Bir telefonla sipariş verebiliyor ve telefondaki bir düğmeye basarak eve 10 kat daha hızlı aynı zamanda yarı maliyetle ve yola kıyasla tamamen sıfır emisyonla teslim edilebilecek bir sipariş verebiliyor.
Yarı maliyetle aynı gün teslimat
Seattle, indiren sıcak pizzaların, Zipline’ın bir operasyon ve güvenlik planı için FAA’dan onay almasına bağlı olduğunu bu plan üzerinde çalışılıyor ancak henüz ajansa sunulmadı. FAA, uçuş irtifaları, çalışma saatleri ve kaçınılması gereken yerler gibi Seattle’ın yoğun hava sahasına göre uyarlanmış kısıtlamalar getirilebiliyor. Her şey yolunda giderse şirket 2024’te pizzaları teslim etmeyi planlıyor. Pagliacci, Zipline’ın dronlarının iki pizzanın yanı sıra salatalar, içecekler ve diğer yan siparişleri taşıyabilmesi için 13 inçlik yeni bir pizza kutusu tasarlamaya başlanıyor.
Pagliacci’nin ortak sahibi Matt Galvin;”On yıldan fazla bir süre önce, karbon ayak izimizi azaltmak için yeşil enerji satın almak, yerel olarak satın almak ve güçlü kompostlama programları geliştirmek dahil olmak üzere cesur adımlar atarak sürdürülebilirliği taahhüt ettik” dedi. “Karbon nötrlüğü için çalışırken, Zipline’ın dronları, arabalardan %97’ye kadar daha az emisyonla teslimatlarımızı sürdürülebilir bir şekilde ölçeklendirmemizi sağlayacak.” açıkladı.
Planlar pizzalarla bitmiyor. Geçen yıl Zipline, Tacoma çevresinde MultiCare Sağlık Sistemi için tıbbi ürünler ve laboratuvar numuneleri teslim etmeye yönelik ayrı bir çabayı duyurdu.
MultiCare başkanı Florence Chang geçen yıl yaptığı açıklamada, “Sağlayıcılarımızın ihtiyaç duydukları şeye, ihtiyaç duydukları anda sahip olmalarını sağlamak, hastalara uygun fiyatlı ve erişilebilir bakım sağlamanın kritik bir parçasıdır” dedi . “Hizmet verdiğimiz topluluklara sağladığımız bakımı sürdürülebilir ve güvenilir bir şekilde geliştirmemize yardımcı olabilecek, her zaman benzer fikirlere sahip ortaklar arıyoruz.”
Tacoma, teslimatlar için en erken teslimatın 2024’te olacağını açıkladı
Zipline’ın Washington eyaletinde insansız hava aracıyla teslimat yapma planları, ABD’deki insansız hava aracıyla teslimat çabalarının genişletilmesi olacaktır. Şirket halihazırda Walmart için bazı ürünleri Bentonville, Arkansas bölgesindeki müşterilere ve bazı sağlık hizmeti sağlayıcıları için reçeteli ilaçları teslim ediyor. Kuzey Karolina ve Utah. Ancak Washington eyaleti planları, şirketin Platform 2 Zips adını verdiği daha yeni insansız hava araçlarını içerecek.
Amazon uzun zamandır bir drone teslimat seçeneğine sahip olmaktan bahsediyor. Şirketin, teslimat uçağı için Pendleton, Ore’deki havaalanında devam eden bir uçuş testi programı var. Gerçek müşterilere ilk drone teslimat denemeleri, e-ticaret devinin Pacific Northwest genel merkezinden uzakta, College Station, Texas ve Lockeford, California’da gerçekleşiyor.
Zipline, 2014 yılında Ruanda’da kan tedariki ile faaliyete geçti. O zamandan beri öncelikle tıbbi teslimata odaklandı ve 3.400 hastaneden oluşan bir müşteri tabanı topladı. 2023 yılı sonuna kadar 10.000 sağlık müşterisi ile sözleşmesi olması beklenmektedir. Şirket, şu anda gezegendeki en büyük otonom dağıtım sistemi olduğunu söylüyor.
Bulut verilerini Avrupa’da tutmayı amaçlayan AB yeni yükümlülükler getiren bir teklif taslağı üzerinde çalışıyor
Avrupa Birliği, en yüksek siber güvenlik sertifikasına hak kazanmak için bulut sağlayıcılarının tüm verilerini AB içinde depolamasını gerektirecek bir planı değerlendiriyor.
Teklif taslağına göre, AB’nin siber güvenlik düzenleyicisi ENISA, hiçbir yabancı hükümetin AB verilerine müdahale etmemesini sağlamak için yeni ve daha katı gereklilikler hazırlıyor. AB siber planı önemli değişiklikleri kapsıyor.
ENISA sınıflandırma öneriyor
Uygulamada bu Amazon.com Inc., Microsoft Corp. ve Alphabet Inc. gibi ABD bulut sağlayıcılarının, hak kazanmak için Amerikan hükümetinin Avrupa bulut verilerine erişememesini sağlamanın bir yolunu bulması gerektiği anlamına geliyor. AB dışı bulut şirketlerinin ya ana şirketten ayrı bir AB tüzel kişiliğini işletmesi ya da Avrupalı bir bulut şirketiyle ortak girişimin parçası olması gerekiyor.
ENISA sözcüsü, özel bir belge hakkında yorum yapamayacağını ve teklifin AB ülkelerinin temsilcileri tarafından imzalanması gerektiğini söyledi. Sözcü, en yüksek düzeydeki sertifikanın yalnızca son derece kritik altyapı uygulamaları gibi ekstra güvenlik gerektiren küçük bir dizi duruma uygulanabileceğini de sözlerine ekledi.
ENISA, iki kademeli “yüksek” seviyeli bir siber güvenlik sınıflandırması öneriyor. Çoğu Amerikan bulut sağlayıcısı, veriler hakkında bir düzeyde şeffaflık gerektiren önerilen “EL3” standardını zaten karşılayabilir. En yüksek seviye olan EL4 sertifikası, verilerin AB’de saklanmasını ve yabancı hükümet müdahalesine tabi olmamasını gerektirir.
ABD şirketleri, ENISA’nın en yüksek sertifikayı elde etmek için bulut verileri için bir tür AB sahiplik kuralları dahil edeceğinden endişe duyuyorlar. ENISA’nın önerisi, ABD şirketlerinin gerçekleştirmesi için daha kolay olacak. Örneğin, Oracle’ın Egemen Bulut teklifi, ayrıntılara aşina olan iki kişiye göre muhtemelen önerilen EL4 gereksinimlerini karşılıyor.
Uygun fiyatlara satılan bazı telefon modellerinde Andorid işletim sisteminin zararlı yazılımlarla yüklü geldiği, dağıtımın eklentilerle yapıldığı tespit edildi
Google Play Store adeta kötü amaçlı yazılım, reklam yazılımı veya casus yazılım veya sahte yazılım içeren uygulamaları barındırmasıyla ünlü. Az bilinen bir gerçek şu ki, bilgisayar korsanları suçlarını yapmak için önceden yüklenmiş uygulamalara giderek daha fazla yöneliyor. Ancak araştırmacılar bir kez daha bu artan eğilime dikkat çekmeye çalışıyor.
Nisan ayında, 100 milyondan fazla indirilen 60 Android uygulamasında kötü amaçlı yazılım keşfedildi. Dünya çapında tahmini üç milyar aktif kullanıcısı olan mobil işletim sistemi için bu büyük bir açık diyebiliriz. Kötü niyetli geliştiriciler, pahalı uygulama içi aboneliklere kaydolmaları için kandırarak kullanıcıları kandırarak yılda 400 milyon ABD Doları’na varan bir gelir elde eden oturum açma kimlik bilgilerini veya sahte yazılımları çalan uygulamalar oluşturmak için Google’ın uygulama inceleme sürecindeki çeşitli boşluklardan düzenli olarak yararlanıyor.
Zararlı yazılımlar yüklü olarak dağıtılıyor
Bununla birlikte, Trend Micro’daki araştırmacılar, önceden yüklenmiş kötü amaçlı yazılımlarla birlikte gelen Android cihazların artan eğilimi hakkında alarm veriyorlar. Play Store’dan indirdiğiniz bir uygulamayı kolayca kaldırabilseniz de, sistem uygulamalarına veya cihaz sabit yazılımına yerleştirilmiş kötü amaçlı yazılımlarla uğraşmak çok daha zor bir iş.
Android’in açık doğası, üreticilerin çok çeşitli telefon modelleri oluşturmasına ve fiyat bilincine sahip tüketicileri daha uygun fiyatlı seçeneklerle hedeflemesine olanak tanıyor. Ancak aynı zamanda, bilgisayar korsanlarının bu cihazlar fabrikadan çıkmadan önce kötü amaçlı kod girmesine de kapı açıyor. Bu risk, akıllı saatlerden tabletlere, set üstü kutulara ve akıllı TV’lere kadar diğer Android cihazlar için de geçerli.
Kıdemli Trend Micro araştırmacısı Fyodor Yarochkin, önceden yüklenmiş kötü amaçlı yazılımların, kısmen mobil üretici yazılımı geliştiricileri arasındaki son sıralarda yaşanan yarış nedeniyle çok daha yaygın hale geldiğini söylüyor. Üretici yazılımı satmak karsız hale geldiğinde, birçoğu onu ücretsiz olarak sunmaya başladı.
Bu yeni iş modelinde bir sorun var. Trend Micro tarafından analiz edilen üretici yazılımı görüntülerinin çoğu, “sessiz eklentiler” olarak tanımlanan kod parçaları içeriyor. Araştırmacılar şimdiye kadar 80’den fazla uygulamada bunu keşfettiler ancak yalnızca birkaçı yaygın dağıtım ağı gördüler. Daha popüler olanlar yeraltında satılıyor ve Facebook, YouTube ve çeşitli bloglarda pazarlanıyor.
Araştırmacılar, büyük bir bölümü Doğu Avrupa ve Güneydoğu Asya’da olmak üzere milyonlarca virüslü cihazın dünya çapında kullanımda olduğunu tahmin ediyor. İlginç bir şekilde, suçluların kendileri 8.9 milyon Android cihazın sessiz eklentileriyle yüklendiğini iddia ediyor.
NVIDIA yaptırımları atlatmak için sadece Çin pazarına özel olarak A800 GPU’ların performansını yüzde 30 azalttı.
ABD yetkilileri 2022 yılında A100 ve H100 gibi performans seviyelerine sahip GPU’ların Çin’e ihracatını yasakladı. Ancak NVIDIA yaptırımları aşmanın bir yolunu buldu. “Yeşil” şirket, düşük performansla A800 ve H800 yongalarını piyasaya sürdü.
GPU performansına yönelik düzenleme yapıldı
A800‘ün A100’ün daha yavaş bir versiyonu olduğunu ve H800’ün H100’ün daha yavaş bir versiyonu olduğunu isimlerden anlayabilirsiniz. Generative Pre-trained Transformer (GPT) gibi üretken modellere olan ilginin artması nedeniyle bu tür çiplere olan talep arttı.
A800’ün performansının A100’e göre yüzde 30 düştüğünü öğrendik. Sonuçlar şu şekilde:
FP64, 6,8 TFLOPS’a karşılık 9,7 TFLOPS’tur
Tensör çekirdekleri kullanan FP64 – 13,7 TFLOPS’a karşı 19,5 TFLOPS
FP16 ve BF16 – 439 TFLOPS’a karşı 624 TFLOPS
A800, Çin’de yaklaşık 14.500 dolara mal olacak. Daha yüksek performanslı H800 yongasına gelince, NVIDIA’nın H100’e kıyasla performansını ne kadar azalttığına dair henüz bir bilgi yok.
Son dönemde Çin ve ABD arasında uygulanan yaptırımlar teknoloji şirketlerinin farklı stratejiler uygulamasına neden oluyor. NVIDIA tarafından yapılan bu yeni uygulama da aslında şirketin satışlarda daha sorun bir şekilde ilerlemesini sağlayacak. Yaşanacak bu performans azalışının diğer model ürünlerde de yapılıp yapılmayacağını hep birlikte göreceğiz. Ancak NVIDIA’nın bu kararı diğer şirketler için de örnek olacak diyebiliriz.
Rus teknoloji sektörü Ukrayna ile yaşanan çatışmadan bu yana kriz altında. Şirketler ve çalışanlar ülkeyi terk ediyor.
Çatışmanın başlangıcından bu yana Rusya, BT (bilgi teknolojisi) uzmanlarının önemli bir bölümünü kaybetti. Çalışanlar, başka bir yerde çalışmak için ülkeyi terk ettiler. Hatta bazıları, işletmelerinin gelişmeye devam etmesini sağlamak için Rus vatandaşlığından bile vazgeçti. Teknoloji yatırımcısı milyarder Yuri Milner ve çevrimiçi banka Tinkoff’un kurucusu Oleg Tinkov için durum buydu. Rus teknoloji sektörü yaptırımlardan çok, Ukrayna ile yaşanan savaştan etkilendi.
BT çalışanları ülkeyi terk etti
MIT Technology Review, Rus hükümeti tarafından yayınlanan ve yaklaşık 100.000 BT çalışanının 2022’de Rusya’yı terk ettiğini ortaya koyan verilere atıfta bulundu. Bu rakam, sektörün uzmanlaşmış iş gücünün yaklaşık yüzde 10’unu temsil etmesi nedeniyle ürkütücü seviyede diyebiliriz.
Yüksek yönetim pozisyonlarına sahip birçok işçi de Rusya’da kariyer yapmaktan vazgeçti. Bu, Rus Google Yandex’in küçük ve orta ölçekli şirketlerin ticari direktörü Vladimir Belugin’in durumu. MIT Technology Review’a göre Vladimir Belugin, o andan itibaren hem kendisi hem de şirketi için her şeyin değişeceğini bildiği için savaşın başlamasından sadece yedi gün sonra ülkesini terk etti.
İşçilerin işten çıkarılmasına ve mali yaptırımlara ek olarak, büyük teknoloji şirketleri de dahil olmak üzere 1.000’den fazla şirket Rusya’daki faaliyetlerini azalttı veya durdurdu.
Rusya’da teknoloji şirketleri kapanıyor
Örneğin Dell, Olhar Digital’e göre Ağustos 2022’de Rusya’daki faaliyetlerini durduracağını, ülkedeki ofisleri kapatacağını ve satışları askıya alacağını duyurdu.
Teknoloji sektöründe Rusya Federasyonu’ndan ayrılan diğer büyük şirketler ise Nokia ve Ericsson. Reuters’e göre bir Nokia sözcüsü: “Şirketin yasal olarak kapatılması tamamlanana kadar ülkede resmi varlığımızı sürdüreceğiz” dedi. Buna paralel olarak Facebook ve Instagram’ın sahibi olan dev Meta, bu tür bağlantıları paylaşmaya çalışan kullanıcılara uyarı göndermenin yanı sıra, Rusya devlet medya sayfalarına erişimi zorlaştırdı.
Geçtiğimiz cuma günü açıklama yapan, Twitter’ın ceo’su Elon Musk, şirketin yeni ceo’sunun Linda Yaccarino olduğunu bildirmişti. Musk, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, dün işe aldığını duyurduğu şirketin yeni CEO’sunun ismini açıklamıştı. Kendisi ürün tasarımı ve yeni teknolojiye odaklanırken Yaccarino’nun da iş operasyonlarını yürüteceğini belirten Musk, “Bu platformu her şey uygulaması olan ‘X’e dönüştürmek için Linda ile çalışmayı dört gözle bekliyorum.” ifadesini kullanmıştı.
Bugün ise Linda Yaccarino,ilk tweetini paylaştı. Tweetinde kendisini şirketin yeni CEO’su olarak atadığı için Elon Musk’a teşekkür ettiğini söyledi. Yaccarino önümüzdeki altı hafta içinde göreve başlayacağını ayrıca Twitter’da ceo olmak için, 12 yıl çalıştığı medya şirketinde reklam satış şefi olarak görevinden ayrıldı.
Yaccarino tweetinde; “Teşekkürler Elon Musk! Daha parlak bir gelecek yaratma vizyonunuzdan uzun süredir ilham alıyorum. Bu vizyonu Twitter’a taşımaktan ve bu işi birlikte dönüştürmekten heyecan duyuyorum!” dedi.
Yaccarino, atanmasının ardından Twitter hesabını takip eden kişi sayısında hızlı bir artış yaşadı, şu anda 380.000’den fazla kişi takip etmeye başladı. Bağlantılı olduğu herhangi bir projeye doğrudan dahil olmaya düşkün olduğu bilinen Musk’la, pek çok kişi onun ne ölçüde arka planda kaldığını ve Yaccarino’nun işi yapmasına izin verdiğini görmek istiyor.
I’ve long been inspired by your vision to create a brighter future. I’m excited to help bring this vision to Twitter and transform this business together! https://t.co/BcvySu7K76
Cuma günü Musk’a yöneltilen bir tweet, Yaccarino’nun Musk’la yakın zamanda sahnede yaptığı bir röportajda yaptığı ve reklamcıları desteklemek için platformdaki belirli konuşma türlerini sınırlamaya çalışabileceğini öne süren yorumlarına atıfta bulunarak, Yaccarino’yu seçme kararıyla ilgili endişelerini dile getirdi .
Musk yanıt olarak, “Endişelerinizi anlıyorum, ancak çok erken, yargılamayın,” şeklinde tweet paylaştı. “Para kaybetmek anlamına gelse bile ifade özgürlüğünü savunma konusunda kararlıyım.”
12 Mayıs’ta yapılan Bilişim Sanayicileri Derneği’nin (TÜBİSAD) Olağan Genel Kurulu’nda Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Mehmet Ali Tombalak seçildi. Bilişim Sanayicileri Derneği’nin (TÜBİSAD) Olağan Genel Kurulu Microsoft Türkiye ofisinde gerçekleşti. Genel Kurul’da 21 asil 9 yedek Yönetim Kurulu üyesi belirlenirken, Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Mehmet Ali Tombalak seçildi.
Genel Kurul’da açılış konuşması yapan TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Levent Kızıltan, şunları söyledi: “TÜBİSAD’ın bilgi ve iletişim teknolojileri sektöründeki öncü STK pozisyonunu koruması sağlanırken, Türkiye’nin kalkınması ve gelişmesi için bilgi ve iletişim teknolojileri sektörünün kilit bir rol üstlenmesi de kaçınılmaz olacaktır. Teknolojiye yatırım yaparken Türkiye’yi ve Türkiye’nin geleceğini düşünüyoruz ama dünyanın geleceğinden uzak olmadan. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına girerken Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere bıraktığı çağdaş uygarlık seviyesine ulaşma hedefiyle, geleceğin Türkiye’sini şekillendirmeye çalışan insanlar olarak yönümüz bilimin yolu, yolumuz teknoloji yoludur. TÜBİSAD olarak bu sorumluluğun bilincindeyiz. Her yıl olduğu gibi önümüzdeki dönemde de dijitalleşmenin şekillendireceği ve ülkemizin ortak hedeflerine uzanan bu heyecan verici yolculukta imza atılacak her başarı ortak çabalarımızın eseri olacaktır. Yarattığımız tüm bu değerlerdeki katkılarından dolayı üyelerimize, çalışma gruplarımıza katılan temsilcilere ve Genel Sekreterlik ekibimize teşekkür ederim.”
TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı seçilen Mehmet Ali Tombalak ise yaptığı teşekkür konuşmasında şunları ifade etti: “Bilgi ve iletişim teknolojileri sektörünün ülkemizdeki tarihçesiyle yaşıt olan derneğimizi bugünlere taşıyan ve bu büyük aileye katkı veren tüm yönetim kurulu başkanlarımız, yönetim kurulu üyelerimiz ve TÜBİSAD emektarlarına şükranlarımı sunuyorum. Hep birlikte bu bayrağı çok daha ileri noktalara taşıma azmiyle çalışmak için hazırız. Cumhuriyetimizin 100’üncü yaşını kutlamaya hazırlandığımız bu günlerde, sektörümüzün tüm bileşenleriyle şekillendirdiği parlak bir gelecek önümüzde uzanıyor. Sahip olduğumuz bilgi birikimini, entelektüel sermayeyi, sosyal kabiliyetlerimizi ortak bir akıl çerçevesinde kullanarak etkin, şeffaf ve uzlaşmacı bir yönetim felsefesinin takipçileri olacağımızdan emin olmanızı isterim.”
Mehmet Ali Tombalak kimdir?
1987 yılında mezun olduğu Uludağ Üniversitesi Elektronik Mühendisliği’nin ardından Marmara Üniversitesi’nde işletme alanında yüksek lisansını tamamlamıştır. Profesyonel hayatına Gaziantep Türk Telekom’da santral mühendisi olarak başlayan Tombalak, 1989-1994 yılları arasında Teleteknik’te iş hayatına devam etmiştir. 1994 yılında Probil’de satış müdürü olarak başladığı görevine genel müdür olarak devam etmiş ve bu görevini şirketin 2001 yılındaki satışına kadar sürdürmüştür. 2002 yılında yabancı bir ortak ile kurduğu Eastern Networks Türkiye’nin genel müdürlüğünü üstlenmiştir. 2007 yılında Probil yönetiminin isteği üzerine ikinci defa gruba CEO olarak katılmış ve bu görevi 2012 yılında Probil’in Netaş’a satılmasına kadar devam ettirmiştir. Netaş’ta altı yıl kurumsal sektör genel müdürlüğünü yaptıktan sonra kendi isteğiyle ayrılmıştır. Halen kurucusu olduğu Fineksus’un yönetim kurulu başkanlığı yanında, girişimcisi olduğu şirketlerin yönetim ekiplerini desteklemekte ve gönüllü mentorluk yaparak çalışmalarını sürdürmektedir.
TÜBİSAD’ın yeni Yönetim Kurulu üyeleri şu şekilde sıralandı:
MEHMET ALİ TOMBALAK
FİNEKSUS BİLİŞİM ÇÖZÜMLERİ TİC. A.Ş.
YK Başkanı
MEHMET ALİ AKARCA
KOÇ SİSTEM BİLGİ VE İLETİŞİM HİZMETLERİ A.Ş.
YK Üyesi
IŞIL HASDEMİR
DELL TEKNOLOJİ
YK Üyesi
ASLI GÜREŞCİER
EQUINIX TURKEY DATA MERKEZİ ÜRETİM İNŞ. SAN. VE TİC. A.Ş.
YK Üyesi
MURAT BOYLA
DATAMARKET BİLGİ HİZMETLERİ A.Ş.
YK Üyesi
ASLAN DOĞAN
ETİYA BİLGİ TEKNOLOJİLERİ YAZILIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ
YK Üyesi
ATİLLA KAYALIOĞLU
İNDEX BİLGİSAYAR SİSTEMLERİ MÜH. SAN. VE TİC. A.Ş.
YK Üyesi
BURAK AYDIN
AMAZON WEB SERVİCES
YK Üyesi
BARIŞ ÖZİSTEK
JOYGAME OYUN VE TEKNOLOJİ A.Ş
YK Üyesi
BAŞAK KURAL USLU
LOGO YAZILIM, LOGO ELEKTRONİK
YK Üyesi
BURAK ERTAŞ
SAHİBİNDEN BİLGİ TEKNOLOJİLERİ PAZARLAMA VE TİCARET A.Ş
YK Üyesi
DİDEM DURU
CISCO SYSTEMS INTERNET WORKING İLETİŞİM HİZM. LTD. ŞTİ.
YK Üyesi
EMRE ALAMAN
HP BİLGİSAYAR VE BASKI TEKNOLOJİLERİ LTD. ŞTİ.
YK Üyesi
EMRE HANTALOĞLU
LENOVO TECHNOLOGY B.V. MERKEZİ HOLLANDA TÜRKİYE İSTANBUL ŞUBESİ
YK Üyesi
LEVENT ÖZBİLGİN
MICROSOFT BİLGİSAYAR YAZILIM HİZM. LTD. ŞTİ.
YK Üyesi
UĞUR CANDAN
SAP TÜRKİYE YAZILIM ÜRETİM VE TİCARET A.Ş
YK Üyesi
VOLKAN SÖZMEN
IBM TÜRK LTD. ŞTİ.
YK Üyesi
YOMİ KASTRO
INVEON BİLGİ TEKNOLOJİLERİ DANIŞMANLIK VE TİC. A.Ş.
YK Üyesi
SERDAR URÇAR
COMODİF
YK Üyesi
AHMET ŞÜKÜROĞLU
SARENTE BİLGİ TEKNOLOJİLERİ A.Ş.
YK Üyesi
DOĞUŞ KURAN
SABANCI DX
YK Üyesi
BURAK GÜNSEV
UGC90 METAVERSE OYUN VE TEKNOLOJİ A.Ş.
Y. YK Üyesi
BARIŞ KARAKULLUKÇU
TÜRKİYE İŞ BANKASI YENİ NESİL GİRİŞİMCİLİK İŞ KOLU BAŞKANI
İnsan olarak en büyük özelliklerimizden birisi, doğada toplumsal yaşam ile ilgili neyin doğru, neyin yanlış bir davranış olduğuna dair aldığımız eğitimdir. Küçük yaşlardan itibaren aile içinde, okullarda ve toplumsal hayatta bu eğitimi farkına varmadan yoğun bir şekilde alır, doğru ve yanlışları öğreniriz. Bu davranış modelleri, bir süre sonra toplumda kabul gören, adına etik dediğimiz alışkanlıklara dönüşür. Etik, köken olarak alışkanlık anlamına gelen Yunanca ethos kökünden gelen, kısaca “iyi bir insan” olarak nasıl yaşanması, davranılması gerektiğinin yanıtıdır. Fakat biz bugün daha çok ahlak, iyi davranış, toplumsal değer, amaç ve inanç gibi kavramlar içinde kullanıyoruz. Peki, etik ahlaki değerler hakkında eleştirel düşünmek ve davranışlarımızı buna göre şekillendirmekse ve insana dair bir kabiliyet ise, makinelerin ve yapay zekâ sistemlerinin bunu gerçekten anlamasını beklemeli miyiz?
Yapay zekâ sistemleri her zaman öncelikle verimlilik üzerine çalışır ve sonuç üretir. Olası bir durumda, en çok fayda (kar, para, zaman v.s.) sağlanacak ise ona göre modellenir. Bugün, hamile olan kadınların sezaryen mi yoksa normal doğum mu yapacağını yapay zekâ belirleyecek olsaydı, her zaman için sezaryeni seçerdi. Çünkü sezaryen, önceden doktor, hastane kaynaklarının planlanması açısından daha optimize, normal doğuma göre daha verimli. Belki olaya bu açıdan bakıldığında ve tüm bu karar mekanizmaları yapay zekaya devredildiğinde ve tekilliğe (singularity) gittiğimiz bir çağda, hamile kalan kişinin toplum ve çalışma hayatında verimliliğini sürdürebilmesi açısından yapay zekaların tek seçenek olarak harici gebeliği önereceğini öngörmemek elde değil.
2015 yılında, Science dergisinin 352. sayısında yayınlanan bir akademik çalışma bu açıdan oldukça düşündürücü sonuçlar içeriyor. Katılımcılara, otonom bir aracın yolda giderken, yola atlayan iki kişiye çarpma olasılığı doğduğunda, sizin zarar görmemeniz için yayalara çarpmayı mı tercih etmeli yoksa sizin ciddi yaralanma veya ölme ihtimalinize karşılık yayaların kurtulması yönünde mi karar vermeli sorusu yöneltiliyor. Katılımcıların neredeyse hepsi, araçtaki yolcunun(sizin) ölme ihtimalinize karşı yayaların kurtulması kararını vermeli derken, aynı kişilere, “Bu yazılıma sahip bir otonom araca sahip olmak ister misiniz?” diye sorulduğunda bu sefer hayır cevabını veriyorlar. Hayatta kalmak gibi durumlarda, etik değerler kimsenin umurunda olmayabiliyor. Bunun oldukça bilinen ve farklı bir versiyonu, büyük bir şirketin iş başvurularını değerlendirmede yapay zekayı kullanma hikayesidir. ABD merkezli, büyük ve kurumsal bir şirket o kadar çok iş başvurusu alıyordu ki, bu başvuruları değerlendirme de insanlardan daha titiz ve detaycı olacağını düşünerek yapay zekayı kullanmaya karar verdi. Bazı başvuranların itirazları sonrasında yapılan kontrollerde yapay zekanın pozisyonlara hep erkek adayları uygun bulduğu, gerekli yetkinlikler açısından daha yeterli olan kadın adayları tercih etmediği görüldü. Elbette yapay zekâ cinsiyetçi değil, ama kötü etik değerlerimiz yapay zekayı da benzer davranışlara yöneltiyor.
Kabul görür etik ve ahlaki değerlerimizi sistemlere kodlarsak bile, bunlara biz insanlar uyacak mıyız, uymak ister miyiz?
Üstat Asimov’un dünyaca meşhur 3 robot yasası vardır.
Bir robot, bir insana zarar veremez, ya da hareketsiz kalarak zarar görmesine neden olamaz.
Bir robot, insanların verdikleri emirlere uymak zorundadır. Ancak, bu emirler birinci yasa ile çeliştiğinde bu durum değişir ve emirleri uygulamaz.
Bir robot, birinci ve ikinci yasalarla çelişmediği sürece, varlığını korumak zorundadır.
Biz, etik ve ahlaki değerlerimizi bu tür sistemlere kodladığımızda, yapay zekâ nasıl davranacak? Evde, hasta bakımı yapan bir robota ilaçlarını almayı reddeden ve içmediği durumda %51 ölüm riski taşıyan bir hastaya kaba kuvvetle, zorla ilaçları içir mi diyeceğiz? Yapay zekâ, obezite sorunu yaşayan birisinin, gece yarısı kalkıp, buzdolabını açmasını engelleyecek, ya da hamburgerciyi aramayalım diye telefonumuzu ve interneti mi kapatacak?
Biz insanlar, hata yaparız. Yapay sistemler gibi sadece akla uygun, etiğe uygun davranmayız. Hatta çoğu zaman kalbimizi dinleyip, yanlış olduğunu bilerek, duygusal kararlar alırız. Öğrenme ve karar alma açısından yapay zekâ, bizden çok ileri gidebilecek olsa da duygusal ve sosyal zekada şimdilik sıfır noktasındalar.
İnsanların 150 yaşına kadar yaşayabilmelerini sağlayacak, yaşlanmayı çözen bir “DNA tamirinin” geliştirildiğini düşünün. Bu teknolojiyi, tüm dünya halklarına yaymanız dünyanın kısıtlı kaynakları itibariyle problem olacaktır. O zaman yapay zekâ, bu teknolojiyi kimlerin hizmetine sunacak? En zengin %2’nin hizmetine mi, yoksa insanlık için önemli olduğuna karar verilen sanatçı, bilim adamları, düşünürler, iş adamları gibi seçkin insanların hizmetine mi sunulacak? Bu konuda, nasıl bir seçim yapılırsa yapılsın, duygusal zekâmız yanlış bir tercih olduğunu söyleyecektir, çünkü herkesin yaşam hakkı kutsaldır ve eşittir.
Mükemmel bir işleyişe sahip, hiper-verimli bir dünya kurmak pahasına, duygusal ve sosyal zekadan yoksun ama bir o kadar da refah içinde ve sorunların daha doğmadan yok edildiği bir dünyada olmak ister miyiz diye kendimize sormalıyız.
Son olarak ne yapılmalı?
Eğer, yapay zekâ sistemleri, içinde yaşadığımız toplumda pek çok karar alma mekanizmasına dahil olacak ve bize ait sorumlulukları, bizim yerimize gerçekleştirecek ise, yazılımlara temel etik kodlarının eklenmesi, makinelerin bu etik değerleri anlamasını ve bu değerlere saygı duymasını öğretmeliyiz.
Temel ahlaki ve doğru değerlerimizin – çocuk hakları, cinsiyet eşitliği, yaşam ve barınma hakkı v.s. gibi evrensel değerler- küresel bir etik kurulu tarafından belirlenmesi gerekir. Bu kurul içinde, bu değerlerin inovasyonun önünü kesmeyecek ama insanlığımızı koruyacak güçlü bir değerler seti olması gerekir. Nükleer silah kullanımı, genom değiştirme, siber saldırı gibi ana konularda, evrensel bir anayasa belirlenmeli ve bu etik kodlar tüm yapay zekâ ve otonom sistemlerin veri seti olmalıdır.
Gerçekten çok yakın bir zamanda, dijital etik uzmanı ve rolü, veri bilimi ile birlikte, çocuklarımız için en çok aranan ve popüler işlerden biri haline gelebilir, neden olmasın?
Barış Özkan IFS Türkiye CTO
Barış Özkan IFS Türkiye CTO
1976 Ordu doğumludur. Lisans eğitimini Bilgisayar Mühendisliği üzerine tamamladıktan sonra çalışma hayatına IBM Türkiye’de mühendis olarak başlamıştır. Genç bir yazılım mühendisi olarak katıldığı IFS Türkiye ekibinde, halen CTO olarak görevini yürütmektedir. Seyahat edip yeni kültürler tanımaktan, edebiyat, tarih ve felsefe ile ilgili kitaplar okumaktan ve müzikten keyif alır. Evli ve bir çocuk babasıdır.
Google Better Together planı ile Apple’ı ele geçirmeye hazırlanıyor. Google, üç miliyarlık Android ekosistemini verimli kullanacak.
Kullanımda olan üç milyardan fazla Android cihaz var, ancak aynı işletim sistemini solusalar da, deneyimleri hiçbir zaman tek ve tutarlı bir sistem gibi hissettirmedi. Samsung ve Xiaomi gibi üreticilerin ürünlerinin yanlışlıkla dosya alışverişi, Bluetooth aksesuarlarını eşleştirme ve daha fazlası için kendi şirket içi teknolojileriyle ayrı işletim sistemlerinde çalıştığına inanılıyor.
Better Together’da öne çıkanlar
Bu nedenle, son birkaç yıldır Google, çeşitli Android cihaz portföyünü tutarlı ve tanıdık bir hizmet ekosistemi ile birbirine bağlamayı misyon edindi. Bu, Apple’ın her bir ürün hattının onlarca yıldır bir hit haline gelmesinin anahtarıydı. Bu yılki yıllık Google I/O geliştirici konferansında, şirketin “Birlikte Daha İyi” temasının parçaları nihayet yerine oturuyor gibi görünüyor.
Android Ekosisteminin başkan yardımcısı Sameer Samat: “Android, farklı cihaz türlerinden daha fazlasıdır. Bu aynı zamanda onları birbirine bağlamakla da ilgili. Ayrıca, cihazlarınızın birlikte daha iyi çalışmasına yardımcı olacak özellikler geliştiriyoruz” dedi.
Google’ın bunu başarmak için yola çıktığı yol, açık standartları benimsemek ve Android cihazların yalnızca birbirleriyle değil, aynı zamanda Windows ve hatta bazı durumlarda Apple gibi diğer platformlarla da konuşmasını sağlayan temel işlevler oluşturmak. Bu, örneğin bir Android telefona yatırım yaptığınızda, akıllı ev aletleri veya kulaklıklar olsun, markası ne olursa olsun, sahip olduğunuz diğer tüm cihazlarla zaten senkronize olacak. Google’ı, ciddi şekilde Apple yapımı makinelerle sınırlı olan Apple ekosistemi üzerinde bir avantajla donatıyor. Örneğin, Google’ın cihazlar arasında kolayca dosya gönderip almaya yönelik Airdrop benzeri hizmeti Nearby Share, artık Windows PC’leri ve Chromebook’ları destekliyor. Bu, herhangi bir ek uygulama yüklemeden milyarlarca cihaz arasında içerik alışverişi yapabileceğiniz anlamına geliyor.
I/O konuşmasında Google, Cihazımı Bul uygulamasında yakında düzinelerce şirkete ait aksesuarlarınızı tek bir yerden takip etmenizi sağlayacak bir güncelleme duyurdu. Daha da önemlisi, kayıp bir cihaza ping atmak ve dünyanın neresinde olursa olsun onu bulmak için milyarlarca Android cihazdan oluşan geniş ağdan yararlanacak. Ayrıca Google, Apple ile birlikte , markası ne olursa olsun bilinmeyen bir izleyici üzerinizde seyahat ettiğinde sizi bilgilendirerek herhangi birinin sizi takip etmesini önleyecek yeni bir platformlar arası standart geliştiriyor .
Ivanti’nin Elevating the Future of Everywhere Work Raporu’na göre hibrit ve uzaktan çalışma için çalışanlar maaş kesintisini kabul ediyor.
BT varlıklarını buluttan uca keşfeden yöneten, güvence altına alan ve hizmet veren Ivanti Neurons otomasyon platformunun sağlayıcısı Ivanti, 2023 Raporunun sonuçlarını açıkladı.
Ivanti, “İşin Geleceği” uzmanlarıyla işbirliği yaptı ve geleceğe bakan kuruluşların ve çalışanlarının karşı karşıya olduğu tutumları, beklentileri ve zorlukları anlamak için dünya çapında 8.400 ofis çalışanı, BT uzmanı ve üst düzey yöneticiyle anket yaptı.
Çalıştıkları yer üzerinde kontrol sahibi olmak isteyen çalışanların sayısı, Ivanti’nin Elevating the Future of Everywhere Work Raporu‘ndan bu yana değişmedi ve yüzde 71 seviyelerinde kaldı. Ancak araştırma, işverenlerin ve çalışanların, işin zamanını, yerini ve çalışma biçimini kimin belirleyeceği konusunda bir mücadele içinde kaldığını gösteriyor.
Çalışanların yüzde 71’i kendi seçtikleri bir hibrit veya uzak programda çalışmak istiyor.
Çalışanların sadece yüzde 43’ü istedikleri yerde çalışabiliyor.
Yukarıdaki iki sayı arasındaki fark 28 puanlık bir ‘tercih boşluğu’ yaratıyor.
Buna ek olarak rapor, Everywhere Work’ün faydalarının ve esnekliğinin henüz tam olarak demokratikleşmediğini ortaya koyuyor. Yöneticiler ve BT uzmanları arasında yapılan ankette ‘tercih farkı’ sırasıyla 12 puana ve 13 puana iniyor.
Ivanti CEO’su Jeff Abbott, “Çalışanların nasıl ve nerede çalıştığı söz konusu olduğunda, yapabildikleri yerde esnekliği benimsemeyen ve buna izin vermeyen liderler – aynı zamanda daha bağlı, daha üretken bir iş gücünün faydalarından yararlanmama riskini de alıyor. En iyi yetenekleri çekmek ve elde tutmak her zaman bir yönetici önceliği olacak. Çalışanların işlerini nasıl ve nerede yapmayı bekledikleri konusunda sismik bir değişim oldu ve liderlerin bunu mümkün kılmak için kültür ve teknoloji engellerini yıkması şart” dedi.
Aslında araştırma, bilgi çalışanları arasında, özellikle de genç çalışanlar arasında yaygın bir tükenmişlik ve kopukluk olduğunu ortaya koyuyor:
40 yaşın altındaki her 3 ofis çalışanından 1’i “sessizce işi bıraktığını” itiraf ediyor.
40 yaşın altındaki her 4 ofis çalışanından 1’i önümüzdeki altı ay içinde işlerinden ayrılmayı düşünüyor.
İş bırakma nedenleri arasında, iş yükünden kaynaklanan tükenmişlik (yüzde 35) ve akıl sağlığı sorunları (yüzde 35), daha iyi ücret yüzde 33 ile üçüncü sırada yer alıyor.
Hibrit ve uzaktan çalışma seçeneklerinin çalışan memnuniyetini artırdığı ve iş-yaşam dengesini daha ulaşılabilir kıldığı konusunda artan bir kabul var. Ivanti tarafından ankete katılan kurum liderlerinin tam yüzde 71’i, uzaktan çalışmanın çalışanların morali üzerinde olumlu bir etkisi olduğunu söylüyor. Bunlara ek olarak:
Ofis çalışanlarının yüzde 66’sı hibrit/sanal çalışmadan herhangi bir olumsuz yan etki yaşamadıklarını söylüyor.
Ofis çalışanlarının yalnızca yüzde 2’si hibrit çalışma nedeniyle bir terfi alamadıklarını düşünüyor.
Ofis çalışanları, uzaktan çalışabilmek için yüzde 8,9’luk bir maaş kesintisi yapmaya razı olacaktır.
Apple 2023 ikinci çeyreği için yeni istatistikler paylaştı. Mac satışları yüzde 31 düşerken, iPhone’lar rekor kırdı.
Apple, 2023 mali yılının ikinci çeyreğine denk gelen 2023’ün ilk çeyreği için istatistikler paylaştı. Akıllı telefonlar bir kez daha rekor gelir getirdi ancak Mac satışları keskin bir şekilde düştü.
Apple’ın geliri yıldan yıla yüzde 3 düşüşle 94.8 milyar dolara geriledi ve akıllı telefon segmenti, tarihi bir rekor olan 51.33 milyar doları getirdi. Büyüme ise yüzde 2 oldu. Geçen çeyrek tüm üreticiler için hayal kırıklığı yaratırken, bu bir başarı olarak kabul edilebilir. Ayrıca satışlar ortalama yüzde 15 düştü.
iPhone’lar rekor kırmaya devam ediyor
Akıllı telefonlar, Apple’ın toplam gelirinin yarısından fazlasını (yüzde 54) oluşturuyor. Ancak, net gelir 25 milyar dolardan 24.16 milyar dolara ve faaliyet karı 29.9 milyar dolardan 28.3 milyar dolara düşerek yüzde 44.3 kar marjı elde etti.
Mac satışları bir önceki yıla göre yüzde 31 düşerek 7.17 milyar dolara geriledi. Ancak küresel kişisel bilgisayar pazarındaki yıldan yıla yüzde 33’lük daralma göz önüne alındığında bu çok da önemli değil.
iPad tabletlerinden elde edilen gelirler de düştü, ancak bu kadar hızlı olmadı. M2 çip modellerinin gelişine rağmen satışlar yüzde 13 düşerek 6.67 milyar dolara geriledi. Analistler daha yüksek gelir öngörmüş olsalar da bu, Apple’ın beklentileriyle uyumluydu.
Kulaklıklar da dahil olmak üzere giyilebilir cihazlar, bir önceki yıla göre yüzde 1 düşüşle 8.76 milyar dolar getirdi. Toplam ürün geliri, yüzde 36,7 kar marjı ile yüzde 5 düşüşle 73.9 milyar dolara geriledi. Düşüşün ana nedeni, Mac’lere olan düşük talep oldu.
Hizmetlere gelince, bu alan Apple’a 20.9 milyar dolarlık rekor bir gelir getirdi. 2022 takvim yılının ilk çeyreğine kıyasla gelir yüzde 5,5 arttı.
Son dönemde artan lityum pil yangınları uçuş görevlilerini endişelendiriyor. Yüzde 42’den fazla artış yaşanmış durumda.
CBS Haber Araştırması, benzer olayların Amerika Birleşik Devletleri semalarında çok daha sık meydana geldiğini keşfetti. FAA, son beş yılda lityum-İyon pil yangınlarının sayısının yüzde 42’den fazla arttığını doğruladı.
FAA’nın verileriyle ilgili bir CBS News analizi, 2021’den beri ABD’de bir yolcu uçağında ortalama olarak haftada bir kez en az bir lityum pil olayı olduğunu ortaya çıkardı.
Pil yangınları endişe yaratıyor
Bir lityum-iyon pilin ne kadar tehlikeli olabileceğini görmek için Austin’deki Texas Üniversitesi Yangın Araştırma Grubu (UTFRG) tarafından işletilen laboratuvarda detaylı çalışma yaptı.
Mühendislik profesörü ve UTFRG direktörü “Deke” Ezekoye ve ekibi, sekiz yıldır cep telefonları, dizüstü bilgisayarlar, hoverboard’lar ve lityum iyon pillerle çalışan elektrikli aletler gibi günlük cihazları test ediyor. Bunu, tüm farklı formlarındaki bu pillerin nasıl etkileşime girdiğini, aşırı ısındığını, tutuştuğunu ve patladığını incelemek için yapıyorlar.
Ezekoye: “Hücre içinde, meydana gelen termal kaçakolarak adlandırılan bir süreç var. Bunu söndüremezsiniz. Yani, hücrede yakıt, oksijen, ısı var” dedi.
Ekip, CBS News’e pillerin tasarlandıkları şekliyle yandıklarında kendi oksijenlerini nasıl sağladıklarını ve pillerin özelliklerinin cihazların uçuculuğuna nasıl katkıda bulunabileceğini gösterdi. Bu, havada 10.6 km’lik bir uçakta büyük bir sorun haline gelebilir.
Exekoye: “Uçak mürettebatının ve uçağın yönetemeyeceği bir kazaya neden olabilir” dedi.
Pilotlar, depolanan veya kontrol edilen çantalarda bunun ciddi bir sorun olduğunun kesinlikle farkındadır. Bazıları, lityum iyon piller gibi şeylerin tehlikeleri hakkında yolcu eğitiminin bir ölüm kalım meselesi olabileceğini söylüyor.
American Airlines pilotları birliği Allied Pilots Association’ın sözcüsü Yüzbaşı Dennis Tajer, “Güvende tutulmak ile zarar görmek arasındaki fark bu. İnsanlar çantalarını kontrol ederken ‘Lityum piliniz veya e-sigaranız var mı?’ diye soruluyor. Bu, bizi endişelendiren tehlikeli maddelerden sadece biri” diyor.
Samsung’dan Lee ve Elon Musk bir araya geldi. ikili görüşmede yeni nesil teknolojilerden otomotiv çiplerine kadar görüştü.
Yonhap Haber Ajansı’na göre Samsung Electronics Co. İcra Kurulu Başkanı JY Lee ve Tesla Inc. İcra Kurulu Başkanı Elon Musk, geçen hafta Amerika Birleşik Devletleri’nde bir araya geldi. Lee ve Musk sektördeki kişilerin iki şirketin ortaklıkları araştırdığını söylediklerini aktardı. Yeni nesil teknolojiler geliştirmek konusunda fikir alışverişlerinde bulundular. İkili arasındaki görüşme teknoloji dünyasına yeni bir yön verebilir.
Yeni nesil teknolojiler ve otomotiv çipleri gündemdeydi
Güney Kore’den Yonhap yaptığı açıklamada, Lee ve Elon Musk’ın toplantıyı 12 Mayıs günü Samsung’un Silikon Vadisi’ndeki yarı iletken araştırma merkezinde düzenlediğini söyledi.
Sektördeki kişilerin söylediğine göre, iki şirket diğer şeylerin yanı sıra tamamen otonom araçlar için çipler geliştirmek için muhtemelen güçlerini birleştirmeyi düşünüyor.
Strategic Analytics ve Research & Markets’ten alıntı yapan Yonhap’a göre, otomotiv çipleri için küresel pazarın 2024’te 400 milyar dolara, 2028’de 700 milyar dolara yükselmesi bekleniyor.
Rapora göre Lee, 22 günlük ABD ziyaretini Microsoft Corp. CEO’su Satya Nadella ve Google CEO’su Sundar Pichai de dahil olmak üzere diğer iş liderleriyle yaptığı bir dizi görüşmenin ardından 12 Mayıs’ta tamamladı.
Bu görüşme kapsamında oluşabilecek ğotansiyel ortaklık teknoloji ve otomotiv dünyasında yeni bir sayfa açabilir. Ayrıca yapılacak olası diğer görüşmeler de BT ve otomotiv endüstrileri üzerinde büyük etki yaratabilir