Rusya denizaltı fiber optik kablo döşüyor
SmartMessage genç mühendislerle global büyümesini sürdürecek
Geliştirdiği teknolojiler ile dünya çapında birçok kuruma çok kanallı iletişim platformu sunan SmartMessage, dünya genelinde özellikle finans, bankacılık ve sigortacılık sektörlerinde lider firmalara hizmet veriyor.
Geçtiğimiz yıl Singapur, Güney Afrika, Şili, Çek Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan’da atılım yapan SmartMessage, yakın zamanda Kuzey Afrika ve İngiltere’ye açılmayı hedefliyor. SmartMessage CEO’su Oğuz Küçükbarak global büyümeyle birlikte istihdamı da yıl sonuna kadar iki katına çıkartmayı hedeflediklerini belirtti.
Global açılım devam edecek
Günümüzde şirketlerin sürdürülebilir ve stratejik büyüme planlarının olması, şirket kültürü ve yetenek yönetimi gibi konular globalleşme süreçlerinde büyük önem taşıyor. Yeni yetenek ve donanımlara sahip X ve Y kuşağını daha çok iş gücüne katan şirketler günümüzün dinamiğini yakalayabiliyor.
Yazılım teknolojileri dünyasında özellikle pazarlama alanındaki uzmanlığıyla tüm dünyada sayısı 2 bini aşkın kuruma hizmet sunan Türk mühendislik şirketi SmartMessage, yetenek yönetimi kapsamında genç mühendisleri bünyesine katarak global büyümesini emin adımlarla sürdürüyor.
Şirketlerin hedef kitleleriyle olan iletişimlerinde yüksek verimlilik sağlayan, çok kanallı pazarlama ve müşteri deneyimi platformu sunan SmartMessage, Türk mühendislik bakış açısıyla ve sunduğu teknolojilerle yurtdışı atılımlarına hızla devam ediyor. SmartMessage, global büyümeyle birlikte yetenek yönetimi kapsamında gençleri bünyesine katarak gücünü arttırıyor.
Toplamda 5 kıtada 9 ofise ve 100 çalışana sahip SmartMessage’ın CEO’su Oğuz Küçükbarak büyüme hedeflerine dair şu sözleri ifade etti: “Geçtiğimiz sene ve bu senenin ilk yarısında Singapur, Güney Afrika, Şili, Çek Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan ile yer aldığımız kıta sayısını beşe çıkararak ABD ve BAE dışında yepyeni ülkelere de adım atmış olduk. Yakın zamanda da Kuzey Afrika ve İngiltere’de yer almak hedeflerimiz arasında yer alıyor. SmartMessage olarak girdiğimiz pazarlarda ve bu bölgelerde, Ortadoğu’da başardığımız gibi bilinen ve tercih edilen bir marka olmayı hedefliyoruz.”
Yıl sonuna kadar iki katı istihdam hedefi
Çalışanlarının yüzde 78’ini Y ve Z kuşağının oluşturduğunu belirten Küçükbarak,“SmartMessage olarak dinamik bir ekibiz. Kurumsal kültürümüz dahil birçok şeyi çalışanlarımızın kararlara katılımıyla ve önerilerini alarak tasarlıyoruz. Birlikte çalışma kültürümüz, iş yapış şeklimiz, firmamızın ideal kültürünü yaşatmak gibi tüm konularda çalışanların yorumlarına ve geri bildirimlerine yer vermeyi çok önemsiyoruz. Dolayısıyla özellikle kararlara katılımı çok önemseyen ve yaratıcı çözüm önerileri sunabilen, Y ve Z jenerasyonunun kendi gelişimini en üst seviyede destekleyebileceği ve ait hissedebileceği bir çalışma ortamına ve kültürüne sahibiz. Her seviyede çalışanlarımız hibrit modellerde eğitim ve gelişim fırsatları sunuyoruz. Uzaktan çalışma modeline hızlıca adapte olduk ve verimliliğimize katkı sağladığını gördük. Bu nedenle çalışanların istedikleri ofisimizde hibrit ya da uzaktan çalışmalarına imkan tanıyoruz. 2021 yılının sonuna kadar Mühendislik ekibi başta olmak üzere, Global Satış, Türkiye Satış, İnsan Kaynakları, Finans gibi tüm departmanlarımızda farklı deneyim seviyelerinde istihdamı 2 katına çıkartmayı hedefliyoruz. Hızlı ve sonuç odaklı genç yetenekleri bünyemize katarak SmartMessage ailemizi büyüteceğiz” dedi.
Nükleer savaş tehdidinin yerini yapay zeka savaşı mı alıyor?
İkinci Dünya Savaşı’nın ardından başlayan Nükleer silahlanma yarışı dünyayı yok edici bir nükleer savaşın kıyısına kadar getirmişken 80’li yıllarda liderlerin bir araya gelerek nükleer silahsızlanma anlaşmaları imzalamasıyla tansiyon biraz düşürüldü ancak nükleer savaş tehdidi hiçbir zaman ortadan kalkmadı.
Teknolojinin hızlı gelişimi ise şimdi süper güçleri yeni bir silahlanma yarışına soktu: Yapay zeka. Rusya lideri Putin’in geçtiğimiz haftalarda yapay zekada en güçlü olacak ülkenin cephede lider olacağını ve dünyayı yöneteceğini açıklaması, Rusya, Çin ve ABD arasındaki yeni silahlanma yarışının yapay zeka üzerinden yaşanacağını ortaya koydu.
Yapay zekanın insanlığın sonunu getireceğini ve silahlandırılmaması gerektiğini savunan, Elon Musk, Stephen Hawkings gibi bine yakın aydın ve bilim adamının uyarılarına rağmen, Birleşmiş Milletler’in de bu konuda bir sınırlama getirmek için çalışmasının olmadığı dikkat çekiyor zira aynı kurum ABD, Rusya ve Çin kontrolünde hareket eden bir yapı olarak tanınıyor.
Rusya, ABD ve Çin’in şimdiden gizli askeri yapay zeka çalışmaları yaptığı ve bu çalışmaları cephede denemek için fırsat kolladığı düşünülüyor. Rusya’nın silah üreticisi şirketleri şimdiden yapay zeka ile hedef seçen ve ateş eden zırhlı ve insansız savaş araçlarını internette sergileyerek Rusya’nın müttefiki ülkelerde müşteri aramaya başladılar. Rusya’nın askeri doktrini de 2025 yılına kadar ülkenin askeri gücünün %25’ini robotik teknolojilerle donatmak olduğunu açıkça ifade ediyor.
ABD ve Çin ise, Rusya’dan farklı olarak, doğrudan askeri yapay zeka teknolojilerine dev yatırımlar yapmak yerine, Google, Facebook, Amazon, Baidu gibi özel şirketlerin ticari alanda dev yatırımlarla geliştirdikleri yapay zeka teknolojilerini askeri alanda kullanılacak şekilde savunma sanayine entegre etme yöntemini tercih ediyorlar. Çin’deki Beihang University, bir yandan ülkedeki en önemli öğrenen makineler projelerini yürüterek, Baidu gibi dev şirketlerin ticari alanda hakimiyetini arttırması için destek sağlarken diğer yandan Çin ordusuna yapay zekalı drone’lar geliştiriyor. Bu nedenle, üniversite ABD’nin kara listesinde yer alıyor ve yapay zeka konusunda kritik teknolojiler içeren ürünlerin bu üniversite ile bağlantılı şirketlere veya ülkelere satılmasına yasak getirilmiş durumda.
Kısacası, dünya devleri nükleer silahlanma yarışından sonra şimdi de silahlandırılmış yapay zeka yarışına girmiş görünüyorlar ve bu yarışın sonu, nükleer silahlanma yarışından çok daha riskli gibi görünüyor.
Sparkle, Google iş birliğiyle yeni denizaltı kablolar inşa ediyor!
Sparkle, Blue ve Raman Denizaltı Kablo Sistemlerini İnşa Ediyor
Her biri 16 fiber çiftle donatılmış ve açık kablo inovatif konseptlerini benimseyen, çoklu fiber kiracılarını ve açık iniş istasyonlarını destekleyen bu iki sistem, kablo sonlandırma noktalarına rekabetçi erişimi mümkün kılacak. Böylece, iki sistem bu coğrafyalar üzerinde çeşitlendirme, ölçeklenebilirlik ve gecikme süreleri açısından yeni bir referans belirlecek.
Özellikle Blue, Sicilya Kanalı üzerinden geleneksel rotayı takip etmektense, Akdeniz’de Messina Boğazı’nı geçerek kuzeye doğru yol alan yeni bir rota üzerinde konuşlandırılacak. Bunun sonucunda internet servis sağlayıcılar, taşıyıcılar, telekom operatörleri, içerik sağlayıcılar, işletmeler ve kurumlar yüksek hızlı internet ve eşi benzeri olmayan çeşitlilik ve performans sağlayan son teknoloji kapasite hizmetlerinden yararlanacak.
Blue ve Raman’ın 2024’te faaliyete geçmesi beklenirken, BlueMed’in Tyrrhenian kısmının 2022’de kullanıma hazır hale gelmesi planlanıyor.
Sparkle CEO’su Elisabetta Romano, “Bu son teknoloji kıtalararası altyapı hamlemizle Google’la olan iş birliğimizi bir üst seviyeye taşımaktan son derece gurur duyuyoruz” diyor ve ekliyor: “Blue ve Raman denizaltı kablo sistemleriyle Sparkle Asya, Ortadoğu ve Avrupa arasındaki stratejik rotalardaki yetkinliklerini artırıyor ve geliştirilmiş BlueMed’le Akdeniz bölgesindeki varlığımızı güçlendiriyoruz.” İş istasyonları için yeni Intel işlemciler tanıtıldı
Intel Xeon W-3300 işlemcilerini tanıttı
Intel Xeon W-3300 ailesi, W-3375, W-3365, W-3345, W-3335 ve W-3323 olmak üzere toplamda beş yeni işlemciden oluşuyor. 38 çekirdek ve 76 iş parçacığının dahil olduğu Intel® Hyper-Threading Teknolojisi ve 4.0 GHz’a çıkan frekans hızlarıyla dikkat çeken seri, 64 işlemci PCIe Gen 4.0 şeritleri ve 4 TB’a kadar DDR4-3200 hata düzeltme kodu (ECC) bellek desteği ile karşımıza çıkıyor.
W-3275 başta olmak üzere bir önceki nesil ile kıyaslandığında şu farklar gözlemleniyor;
- 2,5 kata kadar maksimum bellek kapasitesi desteği ve yüzde 31’e kadar bellek bant genişliği artışı.
- Cinema 4D iş yüklerinde yüzde 45’e kadar daha hızlı çoklu iş parçacığı performansı.
- AutoDesk Maya’da render önizleme iş yüklerinde yüzde 26’ya kadar hız.
- Adobe Premiere Pro iş yüklerinde yüzde 20’ye kadar hızlı düzenleme ve kodlama performansı.
- AutoDesk Maya’da 3 boyutlu final render iş yükünde yüzde 27’ye kadar hızlı.
- Intel® Turbo Boost 2.0’la 4.0 GHz’a kadar yükselme.
- Intel® Deep Learning Boost’la makine öğrenimi çıkarımı iş yüklerinde hız kazanma
- 4TB’a kadar DDR4-3200 8-kanal bellek desteği.
- Intel® AVX-512 giriş desteği.
- Hata düzeltme kodu (ECC) bellek desteği.
- Yerleşik güvenilirlik, kullanılabilirlik ve hizmet verebilirlik teknolojikleri (RAS).
- Intel® Optane™ SSD P5800X desteği.
Ödeme ve elektronik para sektörleri için önemli adım
Ulusal ve uluslararası finansal sistemle tam entegrasyon
TÖDEB Yönetim Kurulu Başkanı Burhan Eliaçık konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Ödeme hizmetleri ve elektronik para işlemlerinin ulusal ve uluslararası finansal sistemle tam entegrasyonu için çok önemli bir eşik aşılmış oldu. Ayrıca kullanıcıların fon işlemlerini ve akışını daha özgür ve kolayca yönetebilecekleri yeni bir dönem açıldı. Ödeme ve elektronik para kuruluşları, bu gelişmeyle birlikte artık çok daha hızlı ve yenilikçi ürünler geliştirebilecekler. Bu önemli adımın atılmasını sağlayan Merkez Bankamıza teşekkür ederiz.”Türk Telekom, yangınla mücadeleye destek veriyor
Türk Telekom Arama Kurtarma Ekibi, AFAD’ın yanında
Konuşmasına, hayatını kaybeden vatandaşlarımız, tahrip olan bitki örtüsü, hayvanlarımız ve o ekosistem içinde nefes alıp veren tüm canlılar için büyük üzüntü duyduğunu dile getirerek başlayan Önal, herkesi yasa boğan yangınlar nedeniyle kaybettiğimiz canlar için Allah’tan rahmet diledi. Türk Telekom olarak AFAD koordinasyonuyla yangınla mücadeleye destek çalışmalarını şu cümleler ile aktardı:
“İnsanımız yangınla mücadelede gece gündüz demeden büyük özveriyle çalışıyor. Biz de Türk Telekom Arama Kurtarma Ekibimiz (TTAKE) ile AFAD koordinasyonuyla yangınla mücadeleye destek olmaya çalışıyoruz. Son derece kritik ve insani bir görevi yerine getirmek üzere merkez ekip ve buna ek olarak 11 bölgemizden gönüllülük esasıyla bir araya gelen TTAKE üyesi arkadaşlarımızla ne kadar gurur duysak az. Bu dayanışma, hizmet aşkımızı daha da pekiştirirken iletişimin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Türkiye’nin iletişim altyapısının kurucusu ve geliştiricisi Türk Telekom olarak vatana hizmeti varlığımızın aslî unsuru olarak görüyoruz. Bizim için teknoloji insana, topluma, doğaya iyilik ve fayda olarak dönüyorsa değerli. O nedenle, telekom sektörü olarak elimizdeki bütün imkânları halkımızın hizmetine sunmak millî sorumluluğumuzdur. Hizmetlerimiz, bu güzel vatanı bir arada tutmaya devam edecekse anlamlı. Tüm kalbimiz ve dualarımızla afet bölgesindeki vatandaşlarımızın yanındayız. Geçmiş olsun Türkiye.”Afrika ülkesini çökerten hacker hapse girdi
2016 yılında Afrika ülkesi Liberya’da bir GSM şirketine saldırması için kiralanan hacker, hazırladığı saldırı ile tüm ülkenin internet erişimini çökertmişti.
Arkasından İngiliz hacker çıktı
Saldırı sonucunda Daniel Kaye isimli İngiliz saldırgan’a ulaşan Interpol, hacker’ı kısa süre önce tutuklamıştı. Hacker’ın cezası ise şimdi belli oldu.
Mahkemede 32 ay hapis cezası alan 30 yaşındaki Daniel Kaye’in dünya çapındaki büyük hacker saldırılarında rol aldığı ve pek çok olayın faillerinden biri olduğunun altı çiziliyor.
Güvenlik güçlerinin soruşturmasına göre, Kaye 2015 yılında rakip grup Cellcom tarafından Liberia’nın önde gelen telekomünikasyon şirketlerinden Lonestar’ı çökertmesi için kiralandı. Ancak hacker’ın saldırısı o kadar güçlü oldu ki, tüm ülkenin internet alt yapısı hasar aldı.
Bu saldırı için 10 bin pound ödeme alan Kaye’dan, müşterilerin gözünde Lonestar’ın prestijini zedelemesi isteniyordu. Bunun için de şirketin internet servisini devre dışı bırakması, müşterilerini rahatsız etmesi gerekiyordu.
Şirkete karşı hem Distributed Denial of Service (DDOS) saldırıları düzenleyen hem de Wannacry ile Lonestar’dan fidye isteyen hacker bu saldırılar için ayrıca Mirai #14 ismine özel bir bot da oluşturdu.
Ancak kontrolden çıkan bot’un Liberya’nın tüm internet alt yapısına zarar vermesi olayın uluslararası gündeme taşınmasına neden oldu.









