IBM, ağ bağlantısı gerektirmeyen alarm sistemi geliştirdi

0

IBM, kısa süre önce satın aldığı The Weather Company ile iletişim teknolojilerinde önemli bir devrim yaratabilecek, ilginç bir uygulamaya imza atacak.

Hindistan, Afrika, Edonezya gibi, GSM ağlarının ve internetin çok yaygın olmadığı ancak doğal afetlerin sık görüldüğü bölgelerde, internet veya GSM bağlantısı gerektirmeden doğal afet alarmlarını yayabilecek bir hava durumu uygulaması geliştiren IBM, böylece milyonlarca insanın hayatını kurtarmanın mümkün olduğunu düşünüyor.

Sistem, sel, tsunami, fırtına, hortum gibi alarmları, GSM/internet bağlantısı gerektirmeden, bluetooth ve Wi-Fi gibi ağlar üzerinden yaymayı hedefliyor. Örneğin, acil bir sel uyarısı verildiğinde, GSM ve internet bağlantısının zayıf olduğu bölgelerde, uygulama bu alarmı diğer bağlantılar üzerinden telefondan telefona aktaracak. Böylece uygulamanın kullanıcılarının alarmdan haberdar olarak çevresindeki insanları uyarması umut ediliyor.

IBM’in Mesh Network adını verdiği sistem, The Weather Company’nin yeni Android uygulaması ile hizmete girecek. Sistemi tanıtan videoyu aşağıda izleyebilirsiniz.

Markaların sosyal medya dili nasıl belirlenmeli?

Sosyal medya içeriklerinizi üretirken, moderasyonu gerçekleştirirken dikkat etmeniz gereken noktalardan birisi de kullanacağınız dildir. Kullanacağınız dilin her kanalda aynı olması, tutarlılık göstermeniz gerekiyor. Peki diliniz nasıl olmalı?

Markanızın dilini belirlemeden evvel markanızın hitap ettiği kitlenin sosyal ağlarda hangi dili kullandığını bilmeniz gerekiyor. Hedef kitleniz nasıl konuşuyorsa siz de öyle konuşmalısınız. Hedef kitleniz Facebook’ta arkadaşlarıyla konuşurken “slm nbr” diyorsa ve sizin mesajınızla karşılaştığında “merhaba size nasıl yardımcı olabiliriz” gibi görece soğuk bir metinle karşılaşıyorsa birden müşteri ile marka arasına mesafe girmiş olacaktır.

Asıl Amaç Karşılıklı İletişim Kurmak Olmalı

Sosyal medyanın asıl amacı kitlelerle “iletişim” kurmak olmalı. Sosyal medyayı geleneksel yöntemlerden ayıran şey karşılıklı iletişime olanak sağlıyor olması. Eğer müşteri ile karşılıklı iletişiminiz olamayacaksa sosyal medyada olmanızın da bir anlamı kalmayacaktır. Karşılıklı iletişiminizin ise müşterinin dilinde olması büyük önem taşıyor. Müşteri ile müşterinin dilinde konuşabildiğiniz sürece müşteri sizi kendine yakın görecektir. Müşteri sizi kendine ne kadar yakın görürse o kadar şikayetlerini size özelden bildirecektir. Sizi uzak gördüğü durumlarda ise sosyal mecralarda şikayetlerini yazıp duracaktır. Önemli olan şikayetlerin özel mesajla, övgülerin herkese açık olarak verilmesini sağlamak. Bunu sağlayabilmeniz için müşteri ile gerekirse ahbap olabilmeniz gerekiyor.

Aklımızda Sadece 110 Marka Tutabiliyoruz

Müşterinizin dili ile aynı dili kullanabildiğiniz sürece şikayet oranlarınız düşecek, müşteri memnuniyet oranlarınız artacak ve müşterileriniz sizi sevmeye başlayacaktır. Marka yönetiminde bir kuralımız var. Bir müşteri aklında ortalama olarak yalnızca 110 markayı tutabiliyor. Aklına gelen tüm markaları say dediğimizde sadece 110 marka sayabiliyor. Bu 110 marka müşterinin “farkındalığı”nın olduğu markalardan ibaret oluyor. Müşterinin farkındalığına sahipseniz iki marka arasında kaldığında farkında olduğu markayı satın alma eğilimi gösterecektir. Tabii bu teoriyi yanlış yorumlayıp reklamın iyisi kötüsü olmaz yaklaşımı da göstermemek lazım.

Dilimiz Mümkün Olduğunca Sade Olmalı

Dilinizin tonu asla tehditkar ve emreder olmamalı, müşterilerinize vermekte olduğunuz bir hizmeti sanki hediye ediyormuşcasına bir dil kullanmamalısınız. Belirleyeceğiniz dil mümkün olan en yalın ve sade kelimeleri içermeli ve imla kurallarına tamamen uymalıdır. Dilin sade olması konusunu biraz daha açmamız gerekiyor.

Bizim Asıl Hedef Kitlemiz Ayşe Teyze

Hedef kitlemizde olan Ayşe teyzeyi ele alalım. Ayşe teyze 35 yaşında, bir çocuğu var, ev hanımı. Türkiye’de en çok oynanan Facebook oyunlarından biri olan okey oynayarak günün belirli bir saatini geçiriyor. Ayşe teyze taşı attıktan sonra sıra kendisine gelene kadar Facebook’ta haber kaynağını inceliyor. Haber kaynağını incelerken birden sizin markanızın mesajıyla karşılaştı. Mesaj 15 satır uzunluğunda. Ayşe teyze okumaya vaktim yok deyip mesajınızı geçecektir. Mesajınızın kısa olduğunu varsayalım. Ancak mesajınızda Ayşe teyzenin günlük hayatta kullanmadığı terimler kullandınız. Ayşe teyze demek istediğinizi anlayamayacak ve yine gidecektir. Çünkü temel bir kuralımız var. Ayşe teyzeye ulaşmak istiyorsanız KISS teorimini uygulamalısınız.

Müşterinin IQ’sunu 10 Kabul Etmeliyiz

KISS yani Keep It Simple for Stupid yani bir gerizekalının anlayabileceği dilde tüm içeriklerimizi hazırlamamız gerekiyor. Neden? Çünkü internete bağlanmış herhangi bir kişinin IQ seviyesini 10 olarak kabul ediyoruz. Bilgisayar başına geçen kullanıcı gerçekte IQ seviyesi kaç olursa olsun onlarca sekme, onlarca program arasında bölündüğü için size ve mesajınıza tam olarak odaklanamamakta ve zihninin çok az bir kısmını size ayırabilmekte. Bu nedenle kullanıcıyı düşük zekalı gibi kabul etmek ona mesajımızı tam anlamıyla anlatabilmemiz için uymamız gereken ilk kuralımız. Kullanıcı bir sekmede eski sevgilisinin fotoğraflarına, bir sekmede oynadığı okey oyununa, bir sekmede arkadaşlarının gezdiği yerlere bakarken ona bir şeyler satmaya çalışıyoruz. Bu nedenle sosyal ağlarda bir şeyler satabilmek karışık cümleler kullandığınızda bir hayli zor bir iş haline geliyor. Mümkün olduğunca dilimizi sade ve basit tutmamız, detaylara çok girmememiz gerekiyor.

S.E.S. Gruplarını Sosyal Medyada Unutun

Yapabileceğiniz en büyük hatalardan birisi müşterilerinizin ya da hedef kitlenizin A+ S.E.S. grubunda olduğunu düşünüp, bir çoğunun yüksek lisans mezunu olduğunu düşünüp onların karışık mesajları rahatlıkla algılayabileceği yanılgısına düşmektir. Her zaman için asıl amacımız mesajımızı en düşük zekalının anlayabileceği seviyede tutmak olmalı. Böylelikle diğer seviyedekiler de mesajımızı rahatlıkla anlayabilecek durumda olurlar.

Dijital dönüşümde veri merkezlerinin rolü artıyor

Bulut bilişim, büyük veri ve nesnelerin interneti gibi son yılların en önemli trendleri, dijital dönüşümün önemli birer parçası olarak işletmeler için zorunluluk halini almaya başladı. İşletmeler, en uygun koşullarla en yüksek performansı elde ederek veri temelli dijital iş alanlarında başarılı olmayı hedefliyorlar. Bu zorlu hedeflere ulaşmak içinse esnek, yüksek performans sunan ve maliyetlerin karşılanabilir olduğu yazılım tanımlı veri merkezi altyapılarına ihtiyaç duyuluyor.

İşletmelerin, dijital dönüşümüne ev sahipliği yapabilecek yazılım tanımlı veri merkezlerinden talep etmesi gerekenleri Radore Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kubilay Akyol şu şekilde sıralıyor:

Esnek ve düşük maliyetli altyapı. İşletmelerin iş kritik uygulama sayısının her an artabileceği ve daha büyük ölçekte çalışma ihtiyacı duyduğu bir döneme girildi. Bu nedenle maliyetlerin erişilebilir kaldığı esnek yapılara ihtiyaç duyuluyor.

Birden fazla bulut sağlayıcısına uyum. Yeni dijital işler, birden fazla bulut sağlayıcısında depolanan, işlenen verilerin aynı anda yönetilmesi ve ortaya verimli sonuçlar çıkarılmasını zorunlu kılıyor. Yeni bir veri merkeziyle çalışırken de işletmelerin, aynı anda operasyonlarını yürütebileceği yapılar kurması gerekiyor.

Veriye dayalı hizmet yönetimi. Daha etkin yönetim ile operasyonel maliyetlerin azalmasının yanı sıra kaynakların doğru kullanımı, işletmelerin kendi işlerine odaklanmasını sağlıyor. Bu yönetim fırsatı ise yazılım tanımlı veri merkezleri ile mümkün oluyor.

Artan tehditlere karşı iş kritik güvenlik. Günümüzde işletmenin en değerli varlığı olan verinin korunması için her zaman güncellenen yapılara ihtiyaç duyuluyor. Veri kaybı ya da hayati önem taşıyan işlerin devamlılığı için kesintisiz hizmet veren veri merkezlerinin önemi artıyor.

Akyol’a göre, dijital dönüşümü desteklemek için işletmelerin öncelikle BT altyapılarını nasıl dönüştüreceklerini göz önünde bulundurmaları gerekiyor. Bu sayede işletmelerin ve Türkiye’nin rekabette öne çıkabileceğini belirten Akyol, dijitalleşmenin getireceği ekonomik kalkınmaya dikkat çekerek, “Booz&Company’nin verilerine göre bir ülkenin dijitalleşme skorundaki yüzde 10’luk artış gayri safi milli hasılanın yüzde 0,75 oranında artmasını sağlıyor. Bu nedenle dijitalleşme ile büyük veri, bulut bilişim, mobilite, sosyal uygulamalar gibi trendleri kaçırmamamız gerekiyor,” uyarısında da bulunuyor.

GM ve Lyft, otonom filo kurmaya hazırlanıyor

0

Otonom sürüş teknolojisinin resmen yollara inmesine ve özellikle büyük şehirlerde hayatı değiştirmesine çok az vakit kaldı. 

Tesla, Google, Ford, Toyota, Volvo, Uber gibi markalar otonom sürüş teknolojisi konusunda çok önemli çalışmalar yürütürken ve test araçları halihazırda trafikte yol alırken, şimdi GM ve Lyft’ten ilginç bir haber geldi.

İki firma, bir sene içinde, otonom sürüş teknolojisine sahip bir filo ile hizmet vermeye hazırlanıyor. Lyft, özellikle Uber’in CEO’sunun Trump’a destek çıkmasının ardından Uber’e alternatif olarak önemli bir kullanıcı sayısına ulaşmıştı. GM de Chevy Bolt EV modeli ile büyük ilgi görmüş ve şimdi bu modeli otonom sürüşe hazırlamasıyla dikkat çekiyordu.

Binlerce taksici işsiz mi kalacak?

GM’in, Lyft filosunda ticari olarak hizmet vermesi için “binlerce” otonom otomobili üretmek için hazırlığa başladığı dile getirilirken, bu plana dair iki firma da henüz yorum yapmaktan kaçınıyorlar. Ancak, plan gerçekleşirse, ABD’de taksi yolcuları artık Lyft ile sürücüsüz bir Chevy Bolt çağırıp, tamamen sürücüsüz bir otombille yolculuk yaparak istediği yere ulaşabilecek. 

Bu hamle aynı zamanda ABD’de gündemde olan, “robotların insanların işini çalması” tartışmalarında da fazlasıyla konuşulacak gibi duruyor iki firmanın bu projesi hayata geçtiğinde, tek hamlede binlerce taksi/Lyft şoförünün işsiz kalması gündeme gelecek.

Sosyal medyada raporlama nasıl yapılmalı?

Sosyal medyada müşterileriniz için en önemli gün raporunuzu teslim edeceğiniz gündür. Raporunuzu sunarken müşterinizi ne oranda tatmin ettiğinizi gözünüzle göreceğinizden ötürü rapor hazırlama kısmı oldukça önemli. Müşterinizin sizinle çalışmaya devam edip etmeyeceğinin kararını raporlarınıza bakarken vereceğini unutmamak gerekiyor.

Hazırlayacağınız raporun en önemli kısmı aslında tasarımıdır. Tasarım noktasında bir parantez açmak gerekiyor. Sosyal medyada hazırlayacağınız bir içeriğin tasarımına 15 dakikadan daha uzun bir süre çalışmamak gibi bir kuralınız olmalı. Zira kullanıcının sadece 3 saniye bakacağı ve geçeceği bir içerik hazırlarken çok fazla özenmemeniz yararınıza olacaktır. Fakat raporlarda bu durum tam tersi. Hazırlayacağınız raporu müşterinizin her sayfasını analiz ederek okuyacağını falan düşünmeyin sakın. Müşteri sizin raporunuzun tek sayfasına dahi bakmayacak neredeyse. Zaten raporunuzu anlayabilecek durumda olsaydı o işi kendisi yapardı. Müşterinin tek bakacağı nokta raporunuzun tasarımı olacaktır. Düzenlediğim Dijital Pazarlama Eğitimi programlarında en sık karşılaştığım sorulardan birisi müşterinin raporunuzu ne derece ayrıntılı incelediği yönünde.

Raporunuzun En Önemli Kısmı Olan Yönetici Özeti Nasıl Hazırlanır?

Müşteriniz için raporun en önemli kısmı “Yönetici Özeti” dediğimiz raporun giriş kısmıdır. Raporunuzun kapağını tasarladıktan sonra ekleyeceğiniz ilk sayfa yönetici özetidir. Bu sayfada raporunuzun tamamında bahsettiğiniz konuların bir özetini ve gelecek ay ki hedeflerinize dair bir bölüm paylaşmanız, bu kısımda mümkün olan en az oranda terim kullanmanız gerekmektedir. Çünkü müşteri kullandığınız terimleri anlamayacaktır. Sakın havalı üç beş cümle kurayım, müşteri beni bir şey sansın diye düşünmeyin. Müşteriyi anlayacağı dilden ikna etmek yerine havalı cümlelerle kandırırsanız mutlaka bir başkası da müşterinizi kandıracak ve müşterinizi elinizden alacaktır.

Raporunuzun İçeriğinde Neler Olmalı?

Raporunuz hakkında vereceğiniz en stratejik kararlardan birisi raporun ne kadar kapsamlı olacağı ve kaç sayfa olacağıdır. Deneyimlerim şunu gösteriyor ki raporunuzu ne kadar uzun tutarsanız müşterinin rapora olan ilgisi o kadar azalıyor ve soruları çoğalıyor. Diğer yandan her periyotta yapacağınız iş oranı da artıyor. Bu nedenle raporu mümkün olduğunca kısa tutmak ilk yapmamız gerekenlerin başında geliyor. Raporunuzun ilk bölümünde vermeniz gereken iki önemli metrik bulunmakta. Kitle raporu ve etkileşim raporu. Sayfanızdaki kitlenizin bir önceki aya oranla ne ölçüde büyüdüğü, kaç kişiye ulaştığı ve en büyük 5 rakibinizin kitlelerindeki değişimi ve oranlarını verdiğiniz bir sayfa eklemelisiniz. İkinci sayfada ise aldığınız etkileşimler (beğeni, yorum, paylaşım) geçen aya oranla ne kadar değiştiğini ve rakiplerinizdeki etkileşim oranlarının değişimini vermelisiniz. Rakiplerinize ait verileri Socialbakers’tan edinebilirsiniz.

Raporunuzda Açıklamalara Yer Vermelisiniz

Raporunuzda her sayfanın altında bir metin alanı bulunmalı. Bu metin alanında sayfadaki grafiklerde ne anlatıldığı ayrıntılı bir şekilde yer almalı. Eğer sade bir dille grafikte yer alan bilgileri anlatmazsanız müşteriniz grafiğinizi okuyamayacaktır. Eğer müşterinizin sizden istediği özel bir veri yoksa raporunuzun ilerleyen sayfalarında ilgili periyotta en çok “etkileşim” alan 3 içeriğinize yer vermelisiniz. En yüksek etkileşim alan içeriklere yer vermemizin asıl sebebi müşterinin gözünü boyamak değil müşteri ile bu tip içeriklerin sayısını nasıl artırabileceğimizi konuşmak olmalı.

Raporlarınızı Hangi Periyotlarla Hazırlamalısınız?

Raporlar genellikle aylık olarak hazırlanırlar. Ancak müşterinin talebine bağlı olarak 15 günde bir ya da 3 ayda bir raporlarda hazırlamanız gerekebilir. Özellikle sayfadaki iletişimin yoğunluk durumuna göre bu oranlar değişmekte. Standart raporların dışında kampanyalarınızın da raporlarını hazırlamanız gerekecektir. Kriz dönemlerinde ara raporlarla müşteriyi sürekli bilgilendirmek gerekecek, eğer izlediğiniz anahtar kelimeler varsa da yine belirli periyotlarda monitoring raporları da hazırlamanız gerekecektir.

En Önemli Soru: Neden Rapor Hazırlıyoruz?

Bilinenin aksine raporlar müşteriye kendinizi gösterme ya da bir sınava tabi tutulduğunuz materyaller değildir. Raporlar müşteriye yeni bir şeyler satabilmeniz için hazırlanır. Müşteriye “bak rakipler video içeriklerle bizim önümüze geçmiş, biz de video içerikler hazırlayalım, bize X lira ver” diyebilmenizin yoludur. Hazırlayacağınız raporu asla müşteriye hesap vermek gibi görmeyin. Eğer bu şekilde görür ve ona göre hazırlanırsanız müşteri de üzerine düşen görevi yapar ve sizden hesap sorar.

Verileri Nereden Çekeceğiz?

Facebook ve Twitter’ın raporlar kısmında bulunan “dışa aktar” bölümünden Excel’e aktaracağınız veriler oldukça kapsamlı bir rapor hazırlamanız için size yeterli olacaktır. Aslına bakarsanız ek başka bir araç kullanmanıza gerek yok. Sadece bu tabloları iyi okuyabilmeniz ve yorumlayabilmeniz gerekiyor. Eğer bu tabloları okumakta zorlanıyorsanız Socialbakers ve Boomsocial’dan faydalanabilirsiniz.

Peki robotlar da vergi ödeyecek mi?

0

İnsanların işlerini elinden alan robotlar konusunda şimdi yeni bir tartışma gündemde. Taksicilerin, market görevlililerinin, kargocuların ve daha birçok iş alanındaki insanların işlerini üstlenerek insanları işsiz bırakacak olan robotlar, insan çalışanların ödediği vergiyi de ödeyecek mi?

Vergi, toplumun ayakta kalması ve devletin hizmetlerini eksiksiz sağlayabilmesi için en önemli araç. Ancak ne var ki, vergi ödeyen insanlar iş hayatından çekilip yerine robotlar geçtiğinde, devletler için çok önemli bir vergi kaybı yaşanacak. 

Microsoft’un kurucusu Bill Gates şimdi bu konuya zihnini yoruyor. Gates’e göre, robot çalışanların da, aynı insan çalışanlar gibi vergi ödemesi gerekiyor.

Vergi kaybı muazzam

Bu sayede hem insan yerine robot çalıştırmanın avantajı azalacağı için insanların işini kaybetmesi daha zorlaşacak, hem de robotların vergilerinden elde edilecek gelir, işini kaybedenlerin hayatlarını düzene koymak için gerekli sosyal harcamalarda kullanılabilecek. Bu da insan çalışanlardan robot çalışanlara geçişin daha yumuşak olmasını sağlayacak.

Vergi konusu robotlaşma alanında özellikle ABD’nin en büyük kabusu olabilir. Recode’un yaptığı araştırmaya göre, ABD’deki iş günün yaklaşık yarısı önümüzdeki 10 yıl içinde işlerini robotlara kaptırma riski yaşıyor. Bunun da ABD’deki vergi gelirlerine vereceği yıllık zararın 2,7 trilyon dolar olması bekleniyor.

Öte yandan vergi gelirlerindeki zarar sadece devletin doğrudan çalışanların maaşından aldığı vergiden kaynaklanmıyor. İnsan çalışanlar, elde ettikleri gelirle, ekonomide alışveriş yoluyla katma değerli vergi oluşmasını sağlıyorlar. Robotlar para kazanmaya başladığında ise bu katma değer vergisinde büyük bir düşüş yaşanacağı tahmin ediliyor.

Soundtrack Your Brand için 22 milyon dolar yatırım geldi

0

İşletmelere yönelik önemli bir girişim olarak görülen ve özellikle yurt dışında ciddi bir talep gören Soundtrack Your Brand, yatırım turundan 22 milyon dolar almayı başardı. Kişilerden ziyade kurumsal firmaları hedefleyen Soundtrack Your Brand’ın en önemli desteği, arka planda çalan müzikler. Özellikle bir mekanda arka planda çalan müziklerin, müşteriler adına etki yaptığını söyleyen Soundtrack Your Brand, bu konuda farklı çözümler sunuyor.

Yapılan açıklamalarda girişimin başarısının kısa süre içerisinde yüksek değere ulaşmasını sağlarken, yatırım müjdesi de gecikmedi. Resmi açıklamalara göre Soundtrack Your Brand için 22 milyon dolarlık yeni bir yatırım geldi.

Mağaza Zincirlerinin Müzikte İş Çözümü

Özellikle yüksek sayıda şubeye sahip olan firmalar için kurumsal bir çözüm sunan marka, hem en iyi müziklerin çalınmasını hem de hizmetin konseptine uygun bir şekilde müşterilerin memnun tutulmasını sağlıyor. Tek bir merkezden yönetilen müzikler sayesinde kurumsal dünyada, müzik adına sorunlar ortadan kaldırılıyor.

Müzik firması için destek veren firmalar arasında Spotify’nin de olması dikkat çekerken, bugüne kadar 32.9 milyon dolarlık yatırım marka adına önemli bir güç katmış durumda.

Yeni Yatırım Ne İşe Yarayacak?

Markanın açıklamasında yeni yatırım ile ilgili planlar da aktarılırken, özellikle daha fazla şubeye ve alana açılacağı ve bu sayede daha fazla kişiye ulaşılabileceği belirtildi.

Snapchat halka arz için beklentilerini arttırdı

0

Snapchat için son dönemlerin en önemli gündemi halka arz. 2016 yılında yapılan başvurular ile birlikte halka arz sürecini resmen başlatan Snapchat’in bu konuda beklentilerinin yüksek olduğu öğrenildi. Yapılan son açıklamalarda halka arz ile birlikte markanın 22 milyar dolar değerlemeye ulaşmasının beklendiği açıklanırken, bu rakam oldukça dikkat çekti.

Hedef Minimum 200 Milyon Hisse

Snapchat için bu değerlemeye ulaşılması adına hedeflenen hisse senetlerinin de satılması gerekiyor. Markanın bu konudaki hedefi ise minimum 200 milyon hisse satışı. Tahminler ise 200 ile 230 milyon hisse senedinin satılması. Fakat bu konuda oldukça zorlu bir sürecin beklendiği söylenebilir. Zira hisse senetleri için fiyatların 14 dolar seviyelerinde olması bekleniyor ve bu alımda kişileri zorlayabilir.

Snapchat Halka Arz Toplantıları Yapacak

Firma tarafından yapılan açıklamalarda 1 Mart tarihine kadar toplantıların yapılacağı belirtilirken, bu toplantılarda yatırımcılar ile birlikte bir araya gelecek Snapchat yetkilileri yatırımcıları daha fazlası için ikna etmeye çalışacak. Konuyla ilgili yapılan değerlendirmelerde hedeflerin tutturulamayacağı ve markanın maksimum 19 milyon dolarlık bir değerlemeye ulaşacağı söyleniyor. Son dönemlerde iyi bir çıkış yakalamasına rağmen Facebook ve Instagram gibi sosyal medya sitelerine Snapchat özelliklerinin eklenmesi, markanın rakamlarının düşmesine yol açtı.

Markanız için doğru sosyal ağı mı kullanıyorsunuz?

Türkiye sosyal medya penetrasyonu en yüksek ülkelerden birisi. Facebook, Twitter, Instagram gibi sosyal ağların oldukça yoğun kullanıldığı Türkiye’de başı dünyanın genelinde de olduğu gibi Facebook çekiyor.

Bu ekosistemin içerisinde pazardan pay kapmak isteyen onlarca sosyal ağ bulunmakta. Peki markanız için en doğru sosyal ağ hangisi? Yoksa tüm sosyal ağlarda bulunmalı mısınız? Öncelikle kullanım alanlarına göre sosyal ağları kısaca bir tanımamız gerekiyor.

Facebook, halihazırda merkez sosyal ağımız olarak konumlanmış durumda. Artık bebeklerin doğumuyla beraber Facebook hesapları da açılıyor. Fakat özellikle Z kuşağında Facebook kullanım oranlarının giderek düştüğünü gözlemliyoruz. Bu düşüş BB ve X kuşağında ise tam tersi oranda gittikçe artan bir seyir izliyor. Artık Facebook’u daha çok yaşlılar kullanıyor diyebiliriz. Facebook’u kullanan kişilerin gelir seviyelerine göre dağılımını incelediğimizde de keskin farklılıklar göremiyoruz. Her gelir seviyesinden kullanıcı için ilk sosyal ağ Facebook olmuş durumda.

Twitter, kullanıcıları daha çok Y kuşağından oluşmakta ve kullanıcılarının ilk önceliği eğlenmek, ikinci önceliği ise habere ulaşmak şeklinde. Twitter kullanan kullanıcılar genellikle fenomenleri, ünlüleri ve kendisiyle aynı görüşteki arkadaşlarını takip etme eğiliminde. Kullanıcılar Facebook’ta olduğu gibi tüm lise, ortaokul arkadaşlarını takip etmiyor yalnızca kendisi gibi düşünen kişileri takip ediyorlar. Twitter, marka takibine eğilimin en az olduğu sosyal ağlardan birisi. Zira kullanıcıların bir çoğunda takipçi sayısının takip ettiği kişi sayısından daha fazla olmasını sağlamak gibi bir amaçları var. Bu amaca ulaşmak adına da çok sevdiği markalar dışında hiç bir markayı takip etmiyor ve takip ettiği kişi sayısını az tutmaya çalışıyorlar.

Instagram’daki kullanıcılar genellikle karşı cinse ait hesapları takip etme eğilimi göstermekte ve Twitter’a oranla daha fazla markaları takip eden bir kitle bulunmakta. Bu kitle Instagram’ın doğası gereği görselliğe daha çok önem vermekte. Twitter’da en önemli kriter gerçek zamanlılık iken Instagram’da zaman kıstasının yerini göze hitap etmek alıyor.

Pinterest tüm dünya genelinde olduğu gibi kadınlara yönelik bir mecra. Daha çok kadın modası, ev dekorasyonu, bahçe dekorasyonu, makyajın püf noktaları gibi konuları içinde bulunduran bir mecra. Pinterest’te yine görsel odaklı bir mecra olmasının yanı sıra webmasterlar ve seo uzmanları için kolay bulunmaz bir fırsat daha sunuyor. Pinterest’ten alacağınız backlinkler dofollow olarak veriliyor. Bu sayede seo tarafında Pinterest’i etkili bir araç olarak kullanabiliyorsunuz.

Tumblr daha çok Z kuşağına hitap eden, eğlencenin ana odak olduğu ve içeriklerin çok kolay viralleşebildiği bir mecra. Ajans çalışanlarının kreatif fikir bulmak için tıpkı Pinterest gibi kullandığı bir mecra olmanın dışında direkt olarak gençlerle birebir iletişime geçilebilen nadide mecralardan birisi Tumblr.

Bir marka hangi sosyal ağlarda olmalı?

Örneklemeyi iyi bir şekilde yapabilecek kadar sosyal ağları tanıttım sanıyorum. Peki asıl sorumuza tekrar dönelim. Bir marka hangi sosyal ağlarda olmalı? Öncelikle bir markanın her sosyal ağda olması gerekir düşüncesini çürütmemiz gerekiyor. Bir markanın her yeni bir sosyal ağa girişi demek kaybedilen zaman demek. Zaman demek, bütçe demek. Bir reklamcı için en önemli metriklerden birisi zaman, diğeri bütçe. Bir sağlık kuruluşunun Twitter’da olması yalnızca kullanıcılara Twitter üzerinden sağlıklarına yönelik birebir tavsiyelerde bulunabiliyorsa etkili olabilir ki bu da neredeyse imkansız bir durum. Yoksa biz çok iyi bir hastaneyiz (ki sağlık yasalarına göre onu da diyemiyorlar), sağlığınızı korumak için elma yemelisiniz gibi artık oldukça banelleşmiş içerikler kimsenin ilgisini çekmiyorlar.

Farklı bir örnek üzerinden gidelim. Probiyotik ürün satan bir ilaç firmanız var. Bu ilacınız gece altına kaçıranların iyileşmesini sağlıyor. Facebook sayfanızda bir iletişim sağlayabilir misiniz? İçeriklerinizi kim beğenir? Beğenen kişiye demezler mi sen altına mı kaçırıyorsun diye? Halbuki böyle bir marka iletişimini blogundan sürdürse (Tumblr, WordPress) çok daha etkili dönüşler alabilecek.

Elinizde bir hosting firması olduğunu düşünelim. Yoğun bir Instagram yönetimi yapabilir misiniz? Eğer iletişim stratejinizin içerisinde gerçekten viralleşecek, etkileşim alacak içerikler olacağını düşünecek olursak Instagram’da neredeyse paylaşacak hiç bir şeyiniz kalmayacaktır. Facebook’ta ne paylaşıyorsak Instagram’da da onu paylaşalım demeniz Instagram hesabınızı ileriye götürmeyecektir. Instagram’ın içerik stratejisi Instagram ruhuna uygun olacak şekilde özel olarak hazırlanmalı. Hosting şirketinin gösterecek görsele dayalı bir ürünü olmadığından 2,3 server odası fotoğrafı paylaşmanın ötesine gidemeyecektir. Eğer ben photoshopta indirim kampanyalarıma ait görseller tasarlayıp onbinlerce takipçiye ulaşabilirim diye düşünüyorsanız tabi o başka. Başarabilirseniz bana da haber verin J

Sonuç Olarak, her marka her sosyal ağda yer almalı diye bir kural yok. Yalnızca doğru iletişimi gerçekleştireceğiniz doğru ağlarda yer almanız gerekiyor. Eğer sizin işinizi Twitter’a uyarlayamıyorsak Twitter’da olmanıza gerek yok. Rakipleriniz Twitter’da olsa dahi Twitter’da olmanıza gerek yok. Büyük ihtimalle Twitter’daki rakiplerinizin hesapları da ölü durumdadır. Ölü durumda olacağınız yeni bir hesaba yatırım yapmanıza gerçekten gerek yok.

Emlak sektöründe e-ticaret girişimi: Evtiko

2016 Eylül ayında Sina Afra önderliğinde Can Günay ve Aziz İhsanoğlu tarafından, yerli ve yabancı yatırımcıların da katkılarının alınmasıyla kurulan Evtiko, Türkiye gayrimenkul sektörüne teknoloji altyapısını kullanarak yenilikçi bir bakış açısı getirmeyi amaçlıyor.

Şu anda 50 milyon TL’lik bir değerlemeye sahip olan şirket, Rocket Internet ve kurucusu Oliver Samwer, Avi Alkaş, Esin Güral’ın da içinde olduğu bir yatırımcı grubu tarafından yatırım aldı.

Gayrimenkul satışında devrim: 72 saatte satış

Gayrimenkul sektörüne yeni bir bakış açısı getirerek, yeni nesil gayrimenkul alım–satım çözümleri üretmeyi amaçlayan Evtiko, gayrimenkul satışlarına aracılık eden bir platform olarak pazardaki yerini aldı.

Mülk sahiplerinin evlerini birkaç adımda, 72 saatten başlayan çok kısa bir süre içerisinde, kolayca satabilmesine olanak tanıyan Evtiko’nun sistemi şöyle işliyor:

Satmak istenilen evle ilgili bilgiler internet sitesindeki form doldurularak veya çağrı merkezi üzerinden Evtiko’ya iletiliyor. Bu bilgiler, kullanılan güncel veri algoritmaları ve SPK lisanslı gayrimenkul uzmanlarının yerinde incelemesi sonucu 48 saat içinde bir teklif veriliyor. Satıcı kabul ederse, en erken 3 gün içinde olmak şartıyla, evin boşaltıldığı gün ödemesinin tamamını alıyor.

Evtiko gayrimenkul sektörüne değer katmayı hedefliyor

Evtiko gayrimenkul sektörüne yenilikçi bir bakış açısı kazandırmayı ve evini satmak isteyenlerin teklif almak için akıllarına gelecek ilk adres olmayı hedefliyor. Bunun için sektöre teknolojik dönüşümle birlikte hız ve güvenli bir çözüm sunuyor. Emlak sektöründeki diğer bileşenlerle de iş birliğine gidecek olan Evtiko emlak şirketleri, emlak ofisleri ve ilan siteleriyle ortak çalışarak sektörün ihtiyaç duyduğu hareketliliği ve hızı kazanmasına destek olacak. Böylece sektörde son zamanlarda görülen tıkanıklığı çözecek ve ekonomiye hareket getirecek. Evtiko İstanbul’dan sonra, yılsonunda Avrupa’ya; Barselona, Brüksel, Amsterdam veya Berlin gibi bir metropole açılmayı hedefliyor.

Gayrimenkul sahiplerini bekleyen avantajlar

Türkiye’de geleneksel yöntemlerle bir evin satılması ortalama 109 gün sürüyor. Evtiko ise ev sahiplerinin anlaşma sonrasında 30 gün içinde dilediği zaman evi boşaltabilmesine ve aynı gün ödemesini almasına olanak tanıyor. Evtiko’nun sunduğu diğer avantajlar şöyle:

-Ev satarken karşılaşılan problemleri çözüyor: Doğru alıcıyı bulmak, sıkı pazarlık süreçlerine girmek, potansiyel alıcılara evi gezdirmek gibi sorunları ortadan kaldırıyor.

-Ev sahiplerinin endişeye kapılmadan hayatına devam etmesini sağlıyor: Yaşam düzenini bozmamak için “önce satmalı sonra almalı” veya “önce almalı sonra satmalı” polemiğine son veriyor. Evin satılıp boşaltılacağı güne satıcı karar veriyor.

-Adil ve gerçek teklif: SPK lisanslı gayrimenkul değerleme uzmanlarının değerleme çalışması ve data algoritmaları ile hazırlanan raporlar neticesinde en adil teklifi sunuluyor.

Samsung’un patronunu tutukladılar

0

Güney Kore’de, dev şirketlere kadar uzayan siyasi kriz, Samsung’un patronunun tutuklanmasıyla yeni bir düzeye ulaştı.

Güney Kore’de savcıların, ülkenin başakının iş adamlarından rüşvet talep ettiği suçlamasıyla başlattığı soruşturma geçen yılın sonunda Samsung’a kadar uzanmıştı.

Samsung’un defakto başkanı kabul edilen, şirketin kurucusunun torunu Lee Jae-yong, savcıların soruşturması ve mahkemede görülen davaların sonucunda, şirket adına menfaat edinmek amacıyla ülkenin başkanına rüşvet vermek suçlamasıyla tutuklandı.

Tutuklu yargılanacak

Daha önce tutuklamanın gerekli olmadığına hüküm veren mahkeme, ortaya çıkan yeni dellilerin ışığında tutuklamanın gerekli olduğuna karar vererek, ünlü iş adamının dava boyunca hapsedilmesine karar verdi.

Şirketin resmi başkanı olan, Lee Jae-yong’un babası, geçirdiği ağır hastalık sonrasında şirketi yönetemeyecek durumda ve hastanede olduğu için, tüm kararları oğlu Lee Jae-yong alıyor ve imzalıyor.

Savcılar Lee Jae-yong’un, Güney Kore Başkanı’nın kurduğu vakfa yaptığı 37 milyon dolarlık bağışı rüşvet olarak niteliyorlar ve bunun karşılığında başkandan şirket adına önemli avantajlar talep ettiklerini dile getiriyorlar. Elbette bu davanın sonucunda sadece Samsung başkanı değil, pek çok büyük Güney Kore şirketinin yöneticileri ve Güney Kore devleti başkanının mahkum olması söz konusu.

Lenovo, son çeyrek mali raporunu açıkladı

0

IBM’in laptop bölümünü satın aldıktan sonra piyasadaki payını hızla büyüten Lenovo, 2016 mali yılının son çeyreğine dair raporunu da yayınladı.

Bilgisayar ve sunucu alanında, Moto markası ile de telefon pazarında hızla büyüyen Lenovo, bugün 2016 yılının son çeyreğine (Ekim – Kasım – Aralık) ait mali rapor verilerini açıkladı. Bilgisayar pazarında %22.4 oranında pazar payı ile dikkat çeken teknoloji devi, küresel ekonominin devam eden belirsizliklerine rağmen son çeyrek rapor verilerinde oldukça sağlam bir performans gösterdi.

15.7 milyon bilgisayar sevkiyatı ile %22.4 pazar payı

Son çeyrekte Lenovo’nun PC ve akıllı cihaz pazarında satışları bir önceki yıla göre %2 oranında artarken bir önceki çeyreğe göre ise bu alanlarda %10.2 oranında büyüme kaydedildi.

Özelikle Kuzey Amerika pazarındaki ciddi oranda büyüme gerçekleştiren Lenovo, geçtiğimiz yıla göre %14 artırdığı sevkiyatıyla, bu çeyrek boyunca 15.7 milyon PC sevkiyatı gerçekleştirdi. Bu veriye göre Lenovo’nun büyümesi, aynı dönemde pazardaki rakiplerinin yaşadığı %2 oranındaki düşüş göz önüne alındığında 4 puanlık bir artışı işaret etti.

Tablet pazarında %10 büyüme:

Lenovo tablet pazarında da geçtiğimiz yıla göre %10 oranında artarken, piyasanın durumuyla karşılaştırıldığında ise bu artış 29 puana çıkıyor.

15 Milyon telefon sevkiyatı ve %7 artış ile akıllı telefonda iddialı

Akıllı telefon değerlendirmesinde de gelişimini sürdüren Lenovo bu çeyrekte 2.2 milyar dolarlık bir satış grafiği yakaladı ve satışlar bir önceki çeyreğe göre %7 oranında artış gösterdi. Özellikle gelişmiş ülkelerde çok önemli bir büyüme gözlenirken, Moto Z lansmanı öncesinde pazara sunulan Moto G sevkiyatı geçtiğimiz yıla göre %12 arttı.

Ozobot 3 milyon dolarlık yatırım ile çocuklara kodlama öğretecek

0

Piyasada çocuklar için programlama becerileri geliştirmek için farklı alternatif olsa da Ozobot en çok dikkat çeken girişimlerden birisi olmayı başardı. Ebeveynler, çocukların kullandığı ekranlarını daha aza indirgemek için mücadele ederken, Ozobot tam bu aşamada önemli bir girişim olarak ön plana çıkıyor.

Sistem Nasıl İşliyor?

Ozobot, çocuklara yönelik geliştirilen minik robotlar olarak karşımıza çıkıyor. Robotları kontrol etmek için farklı seçeneklerin sunulması çocukların eğlenceli bir şekilde vakit geçirmesini sağlarken, tüm bu aşamalar çocukların kod bilgisinin geliştirilmesinde önemli bir rol oynuyor. Mobil uygulamalarla da desteklenen Ozobot, program yazma noktasında çocuklara yönelik farklı etkinlikler sunarak, işleri daha kolay ve anlaşılabilir kılıyor.

Yatırım Markayı Hızlandıracak

Şirketin başlangıç ​​kiti yaklaşık 60 Dolar. Çocuklar için sunulan bu oyuncaklar doğrudan Ozobot tarafından satıldığı gibi şu anda pek çok marka ile yapılan anlaşmalar sayesinde farklı yerlerde de görülebilecek seviyede.

ABD, Fransa ve Avustralya’daki daha fazla çocuğa ulaşmak için yeni özellikler ve içerik geliştirme planları olduğunu açıklayan marka, bu konuda iyi bir destek aldı. Seri A’da 3 milyon dolarlık bir girişim finansmanı sağlayan marka, bu yatırım ile birlikte daha fazla alanda yer alabilecek. Bu açıdan uzun zamandan beri dikkat çeken yeni sistem, daha fazla çocuğa ulaşabilecek.  Tribeca Venture Partners, isimsiz bir takım şirketler ve ZICO dahil olmak üzere melek yatırımcılar 3 milyon dolarlık bir girişim desteği verirken, bundan sonraki süreç içerisinde Ozobot için işler çok daha hızlanacak.   

Gartner tarafından yapılan araştırmalarda akıllı oyuncak satışlarının bu yıl 8 milyon adet olduğu ve 2020 yılına kadar bu rakamın 421 milyona kadar çıkacağını ortaya çıkardı. Bu bakımdan yeni yatırım ile birlikte marka pazar hakimiyetini de arttırabilecek.

Atomico tek fonda 756 milyon dolar yatırım yaptı

0

Atomico, bugün kadar gerçekleştirdiği faaliyet ile adından sık sık söz etmeyi başarırken, yeni yatırım turunda 765 milyon doların tek seferde verilmesi dikkat çekti.

Skype’ın kurucusu ve eski CEO’su Niklas Zennström tarafından kurulan ve yatırımları ile bilinen markanın, son faaliyeti tüm iş dünyasında büyük bir ses getirdi. Firma tarafından daha önceki turlarda maksimum sağlanan yatırım 476,6 milyon dolar olarak açıklanırken, yeni yatırım Avrupa’nın en büyük kaynağı olarak tarihe geçti. 765 dolar olarak açıklanan bu yeni yatırım, markanın bu alandaki yatırımlarını ve etkinliklerini arttırmaya karar verdiğini de gösterirken, bugüne kadar yatırımlardan iyi sonuçların alınması, markanın doğru bir strateji yürüttüğünü gösterdiği gibi daha fazla yatırım için de teşvik edici oldu.

Yatırım Referansı Çok Güçlü!

Marka tarafından bugüne kadar yapılan yatırımlar arasında en dikkat çekenleri ise; Angry Birds’ün geliştiricisi Rovio, Klarna, GoEuro ve Clash of Clans’ın geliştiricisi Supercell gibi dev markalara yüksek oranlarda yatırım yapmıştı. Sadece bu referanslara dahi bakıldığında Atomico tarafından çok doğru yatırımların yapıldığı kolayca söylenebilir. Atomico tarafından verilen destekler, aynı zamanda markaların daha fazla tanınması ve pazardaki etkinliğini arttırmasını sağlıyor. Bu bakımdan herhangi bir firma için böylesine iyi bir yatırımın alınması işleri çok daha iyi bir hale getirebiliyor. Önem verdiği sektörlere bundan sonraki süreç içerisinde de yatırım yapmaya devam etmesi beklenen marka adına, bugüne kadar işler oldukça yolunda.

İkinci otomobil markası Truebil 3 milyon dolar aldı

0

Mumbai merkezli Truebil, ikinci el otomobiller için çevrimiçi bir Pazar yaratmayı başarırken, marka yeni bir yatırım daha aldı.

Çinli girişim sermayesi şirketi Shunwei Capital’ten seri A fonunda 3 milyon dolar almayı başaran marka, bu alandaki etkinliğini de arttıracak. Marka tarafından yapılan açıklamalarda alınan bu yeni fonun teknolojisi ve işe alımı iyileştirmek için kullanılacağı belirtildi.

Şirket, Kalaari Capital, Inventus Capital ve San Francisco merkezli Tekton Ventures’dan geçen yılın şubat ayında 5.5 milyon dolar tutarında Seri A grubu finansmanı sağlamıştı. Ayrıca Kae Capital ve melek yatırımcı Anupam Mittal’dan 500 bin dolar değerinde bir tohum girişimi de alınmıştı. Bu açıdan yatırım alma noktasında büyük bir başarı elde eden Truebil, bu alanda oldukça etkin olduğu gibi aldığı her yatırım ile birlikte firmanın çıtasını da arttırmayı başarıyor.

Yeni Servisleri Sunuyor

Truebil, yatırımlar ile birlikte Truebil Privilege Partner adı altında yeni bir servisi başlatmıştı. Ayrıca Truebil Direct gibi farklı platformların da etkin hale gelmesini sağlayan marka, sadece ikinci el araç satışında değil, sektöre yönelik yeniliklerin sunulmasında da oldukça etkili.

Uygulaması Dikkat Çekiyor!

Bu yatırımlar ile daha da geliştirilen mobil uygulaması, kullanıcıların en çok ilgi gösterdiği uygulamalar arasında yer alıyor. Kullanıcılar ikinci el araçlara yönelik marka veya araba modeli ile arama yapma, araç sahibinin bilgilerini öğrenme imkanına sahip.  Üstelik araçlar için kullanıcıların puan vermesi ile birlikte araçlar için genel bir değerlendirme yapılabilmesi de mümkün.

Apple Dünya Geliştiriciler Konferansı’nın tarihi belli oldu

0

Apple dünyanın en yetenekli geliştirici topluluğuna ev sahipliği yapan 28. yıllık Dünya Geliştiriciler Konferansı’nın (WWDC) San Jose’deki McEnery Kongre Merkezi’nde gerçekleştirileceğini duyurdu.

5-9 Haziran’da düzenlenecek konferans, tutkularını yeni ve muhteşem inovasyonlara ve müşterilerin her gün iPhone, iPad, Apple Watch, Apple TV ve Mac’te kullanacakları uygulamalara dönüştürmeleri için her alandan geliştiricilere ilham verecek.

Geliştiriciler Cupertino’ya akacak

WWDC’de her yıl dünyanın dört bir yanından gelen çok sayıda yetenekli geliştirici, Swift gibi programlama dillerinden SiriKit, HomeKit, HealthKit ve CarPlay gibi çığır açan geliştirici API’larına kadar, Apple’ın sunduğu devrim niteliğindeki platform teknolojileri hakkında bilgi ediniyor.

Bu Apple teknolojileri, geliştiricilere müşterilerin hayatlarının her yönü için inanılmaz deneyimler yaratmaya devam etmeleri ve bir milyardan fazla aktif Apple aygıtıyla müşterilerin akıllı evlerini, araçlarını, sağlıklarını ve daha birçok şeyi yönetme şeklini iyileştirmeleri konusunda ilham veriyor.

Apple’ın Cupertino’daki yeni merkezine birkaç dakika uzaklıkta düzenlenecek WWDC 2017, geliştiricilere konferans boyunca 1000’den fazla Apple mühendisiyle tanışma ve onlarla görüşme fırsatı sunacak.

McEnery Kongre Merkezi, hepsi yürüme mesafesinde bulunan harika oteller, restoranlar ve eğlence seçenekleriyle binlerce katılımcının buluştuğu bir merkez olacak. Apple, açılış konuşmaları, buluşmalar, oturumlar ve geliştiricilere yönelik laboratuvarların yanı sıra, San Jose belediyesi ve yerel işletmelerle birlikte çalışarak WWDC’nin geri dönüşünü hafta boyunca San Jose’nin çeşitli yerlerinde çok özel deneyimlerle kutlayacak.

Geliştiriciler bu ilkbaharda biletler için başvuru yapabilecekler. Konferans, Apple Geliştirici web sitesinde (developer.apple.com/wwdc) ve iPhone, iPad ve Apple TV için WWDC uygulamasında canlı olarak yayınlanacak.

Supercell 213 çalışanıyla 2,3 milyar dolarlık satış yaptı

0

Mobil oyun pazarında Clash of Clans’ın ve Clash Royale’nin yapımcılığını üstlenen Supercell, yaptığı açıklamada satışların 2016’da 2.3 milyar dolara ulaştığını söyledi. Sadece 213 çalışanı ve piyasada sadece dört oyun ile yer alan firmanın, böylesine dar imkanlarla yüksek başarıya ulaşması dikkat çekti.

SuperData Research gibi pek çok marka tarafından yakından takip edilen marka, sürekli farklı özellikleri ile ön plana çıkarılıyor. Supercell’in başarıya ulaşmasındaki en önemli detay oyunların tamamen ücretsiz bir şekilde oynanabilmesi. Oyunda daha hızlı bir şekilde ilerlemek isteyen kişilerin oyun içi öğeleri gerçek parayla alabilmesi mümkün. Bu da gelirlerin artmasını sağlayan diğer bir etken

Yatırımcılar İçin Cazip Görülüyor!

Firmanın elde ettiği bu başarı, çoğu yatırımcı için de teşvik edici durumda. Öyle ki Tencent Holdings firması sadece geçen yıl içerisinde Supercell hisselerinin büyük bir bölümünü 10 milyar dolar karşılığında satın almıştı.

Supercell için paylaşılan rakamlarda gelirin artmasındaki en önemli etkenlerin reklamcılık harcamalarının düşük olması ve Clash Royale’in iyi bir çıkış yapması olduğu belirtildi. Pazar araştırması App Annie’ye göre, Clash Royale gibi oyunları ile marka yılın ilk beş oyunu içerisinde her zaman yer almayı başardı.

Yeni Oyunlar Gelebilir

Supercell CEO’su Ilkka Paananen verdiği demeçte, şirketin seçilen pazarlarda bu yıl yeni bir oyunu test edebileceğini söyledi. Ancak henüz net bilgiler paylaşılmadı. 2016’nın marka adına en iyi yıl olduğunu da söyleyen Paananen, 131 farklı ülkede üst sıralarda yer almalarının mutluluk verdiğini söyledi.

Raporlara göre internet bağlantılı cihazların güvenliği endişe verici

0

Cihazların güvence altına alma konusunda daha dikkatli olunması giderek daha da önemli hale gelirken, yapılan yeni araştırmalar siber saldırı tehdidinin ne kadar yaygın olduğunu gösterdi.

Bilgi güvenliği ile uğraşan ve sürekli olarak en önemli bilgilerimizi çalmayı amaçlayan kişiler için önlem alınması zorunlu hale geliyor. Firmalar tarafından yapılan araştırmalar bu konuda önemli bilgiler sunarken, yeni bir araştırma güvenlik şirketi Trend Micro’dan geldi. Şubat 2016’daki Shodan verilerine ilişkin analiz yapan firma, internet bağlantılı milyonlarca cihazın savunmasız olduğunu ve en hassas sektörlerin dahi bu kapsam alanında olduğunu belirtti.

Tehdit Artıyor

Trend Micro, blog yazısında yer verilen rapora göre önemli noktalar şöyle;

  • Los Angeles, ABD’deki en kalabalık 10 şehre kıyasla çok daha tehdide maruz kaldı. Şehirde siber saldırı için hedef olabilecek 4 milyondan fazla cihaz yer aldığı için bu konuda en önemli hedeflerden birisi Los Angeles oldu.
  • Web sunucuları en çok saldıra uğrayan makineler arasında yer alıyor. Fakat bu duruma rağmen hale güvenlik noktasında yeterli seviyeye ulaşılamadı.
  • Birleşik Devletler’de eğitim, sağlık hizmetleri ve kamu hizmetleri sektörleri ile birlikte ABD hükümeti tarafından barındırılan web sunucuları, 2016 yılındaki saldırıların en önemli hedefleri arasında yer aldı.

Trend Micro’nun Shodan verilerindeki analizinden çıkan en önemli sonuç ise milyonlarca savunmasız internet bağlantılı cihazın güvenliğinin sağlanabilmesi adına yapılacaklar listenin çok uzun olması. Üstelik özel sektör ve hükümetler bu konuda geride kaldığı gibi hala herhangi bir somut adım atılabilmiş değil. Bu nedenle hamle yapıldığı tarihte çok geç kalınmış dahi olunabilir.  

Silikon Vadisi yerine İsrail’e mi baksak?

1

Türkiye’de, Girişimcilik Vakfı (Girvak) adında, desteklenmesi gereken çok önemli bir kurum var. 2014 Nisan ayında, girişimciliğin önemini bilen ve değişimin anahtarı olduğuna inanan fikir önderleri tarafından kurulan vakıf, daha şimdiden gençler arasında bir kariyer hayaline gelmiş durumda.

60 binden fazla başvuru arasından seçilen 50 kişi ile birlikte, Tel Aviv’e gitme fırsatını yakalamış biri olarak, kendimi gerçekten çok şanslı hissettim.

Bunun iki sebebi var.

Birincisi; dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için eğitimlerine devam ederken farklı bir şeyler de yapmak isteyen ve gözlerinden ışık saçan 50 gençle vakit geçirebilmek.

İkincisi; inanılmaz bir girişimcilik ekosistemine sahip olan Tel Aviv gibi bir şehri, yerinde görme fırsatını yakalamak.

Bahanelerimiz yersiz olabilir mi?

“Türkiye’den neden bir Google veya Facebook çıkmıyor?” sorusuna, girişimcilerin çoğu; “Burası San FrancIsco gibi düzenli ve eğlenceli bir yer değil” diyerek yanıt veriyor. 

Benzer bir ekosistem, Türkiye’de olmadığı için yelkenleri indirenler, mutlaka Tel Aviv’de olan bitenlerden haberdar olmalı.

Orta Doğu’da stratejik güç dengesini değiştirmek için büyük çekişmelere sahne olan Tel Aviv, İstanbul ya da Ankara ile kıyaslandığında çok daha zor bir yer. Sahip olunan kara parçası sınırlı olduğundan, altyapı ve üstyapılara müdahale etmek, hayalleri gerçekleştirmek, her zaman kolay değil.

Tüm bu zorluklara rağmen, İsrail’deki girişimlerin nerelere geldiğini öğrenince, içinde bulunduğumuz bölgenin sahip olduğu imkanlar adına, umutlarınızı yeniden yeşerebilir.

Tel Aviv’deki girişimcilik ekosistemi

Şimdi sıkı durun, bazı verileri paylaşacağım.

Bölgeyi yakından takip eden ve Türkiye’nin en başarılı seri girişimcilerinden olan Sina Afra’dan aldığımız bilgilere göre, sadece 8 milyon nüfusu bulunan İsrail’de;

  • 5.000’den fazla girişim
  • 300’den fazla çok uluslu şirket
  • 16 teknoloji transfer ofisi
  • 70’ten fazla hızlandırıcı
  • 9 teknik üniversite
  • 100’den fazla girişim sermayesi
  • 20’den fazla devlet destekli kuluçka merkezi mevcut.

Yukarıda saydığımız altyapı ile İsrail’deki girişimler, ayda ortalama 1 milyar dolar yatırım alıyorlar. İsrail’de sadece 1 ayda elde edilen bu değer, ülkemizde bu zamana kadar girişimlerin aldığı yatırıma nerdeyse eşdeğer.

2015’teki yatırım tutarı, yaklaşık 9,5 milyar doları bulan İsrail’deki 150 şirketin, NASDAQ’da işlem gördüğünü de hatırlatalım.

Yukarıdaki videoda, Girişimcilik Vakfı adına Sina Afra başta olmak üzere Young & Rubicam CEO’su Arzu Ünal ve vakfın DESTEKLEDİĞİ BAZI arkadaşlarımızla sohbet ettik. 

6 yıldır neredeyse durma noktasına gelinen ilişkilerimizde, Tel Aviv Büyükelçisi olarak Mekin Mustafa Kemal Ökem’in atanmasıyla beraber, iki ülkenin ilişkileri yeniden normale dönmüş durumda.

https://www.instagram.com/p/BPsfxnjAUDL/?taken-by=hakki_alkan

Umudumuzu yitirmek yok!

Zor günlerden geçiyor olabiliriz ve bu durumu düzeltebilecek kişiler, bizden başkası değil. İhtiyacımız olan şey, inanç ve çok çalışmak.

Umutsuzluğa kapıldığınız anda, Ortadoğu’nun ateş çemberinde olmasına rağmen girişimlerin elde ettiği değerlerle, tüm dünyaya örnek olan bir İsrail gerçeğini hatırlamanızda fayda var.