Üye ağıyla Türkiye e-ticaret sektörünün yüzde 90’ını temsil eden Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) e-Fatura ve e-Arşiv sistemlerinin e-ticaret sitelerine getirdiği yükümlülükler ve geçiş süresince yapılması gerekenleri ele aldığı bir konferans düzenledi. Digital Planet sponsorluğundaki konferansa katılan özel sektör ve Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan konuklar ile birlikte, yürürlükteki mevzuat, entegrasyon süreçleri ve entegrasyonunu tamamlamış şirketlerin başarı hikayeleri yanında, ders niteliğinde dikkat edilmesi gereken örnekler de sunuldu.
ETID Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Orhun, ETID Hukuk Danışmanı Bora Gemicioğlu, Gelir İdaresi Elektronik Defter Bölge Yönetim Müdürü Engin Uysal, Digital Planet Yönetim Kurulu başkanı Adnan Vural, Positive A Digital Approach Kurucu Ortağı Caner Istı ve Proje Yöneticisi Faruk Sarıkaya’nın katıldığı konferansta e-Fatura ve e-Arşiv konularında detaylı sunumlar yaptı.
Konferansın önemini vurgulayan ETID Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Orhun, “e-Fatura ve e-Arşiv konusu e-ticaret için çok önemli konular. E-ticaret, bu iki sistemin öncülüğünü yapıyor. Bu yüzden, e-ticaret sektöründe bu mevzuatları ve yükümlülükleri anlamak çok önemli. Girişimciler için de en önemli fırsat kalemlerinden olan e-ticaret sektöründe, e-dönüşümün nasıl gerçekleştiği, neden gerçekleştiği ve nelere dikkat edilmesi gerektiği konularında bilgilendirme yapmak için, konularında uzman katılımcılarımız ile birlikte bu etkinliği gerçekleştirdik” dedi.
e-Dönüşümün kapsamındaki e-Fatura ve e-Arşiv konularını değerlendiren Gelir İdaresi Elektronik Defter Bölge Yönetim Müdürü Engin Uysal’ın, özellikle e-Arşiv hakkında verdiği bilgiler dikkat çekti. Uysal, “e-Arşiv’e baktığımızda iki farklı yararlanma yöntemi olduğunu görüyoruz. Artık bir portal yöntemimiz yok; entegrasyon veya özel entegrasyon yöntemlerimiz var. Entegrasyon yapmak isteyenler e-Fatura’da olduğu gibi belli testlere giriyor ve buna göre bizden onay alıyor. Özel entegrasyonda ise Gelir İdaresi Başkanlığı ile kurumun hiçbir zorunlu bağlantısı olmuyor. Zaten e-Fatura’ya kayıtlı ve mali mührü olan işletmelerin bir özel entegratöre başvurması, e-Arşiv uygulamasına geçmesi için yeterli oluyor. e-Arşiv, hem maliyetleri düşürdüğü, hem de işlenebilir veri olarak işletmenin elinde kaldığı için çok tercih ediliyor. E-Arşiv konusunda belli bir dosya formatı dayatması yok. Ancak PDF yerine XML dosya formatı kaydı, verilerin daha rahat işlenebilmesi ve altıda bir oranında yer kaplaması yüzünden daha da avantajlı oluyor” dedi.
e-Fatura ve e-Arşiv’in yalnızca mevzuatta değil, e-ticaret sitelerinin teknolojik altyapılarında da farklılıklar yarattığını belirten Hakan Orhun, “Müşteri tarafından ödeme anında faturanın nasıl kesileceği, müşteriye ve ilgili mercilere nasıl gönderileceği, nasıl saklanacağı gibi temel unsurlar, e-dönüşüm zorunlulukları ile birlikte farklılaştı. Bu farklı düzenleme ve yönlendirmeler için e-ticaret siteleri ödeme sistemlerinde de yenileştirmeye gitmek durumunda kaldılar. Bu konular çok kritik ve hata kaldırmayan konular oldukları için, e-ticaret firmalarının kusursuz iş yapmaları gerekiyor. Biz, hem olumlu hem de dikkat edilmesi gereken örnekleri paylaşarak sürecin nasıl mükemmel şekilde yapılandırılması gerektiğini gözler önüne serdik. Bu işte yüzde 95’lik başarı, aslında başarısızlık anlamına gelir” dedi. e-Ticaret sektörü e-Dönüşüme öncülük ediyor
Üye ağıyla Türkiye e-ticaret sektörünün yüzde 90’ını temsil eden Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) e-Fatura ve e-Arşiv sistemlerinin e-ticaret sitelerine getirdiği yükümlülükler ve geçiş süresince yapılması gerekenleri ele aldığı bir konferans düzenledi. Digital Planet sponsorluğundaki konferansa katılan özel sektör ve Gelir İdaresi Başkanlığı’ndan konuklar ile birlikte, yürürlükteki mevzuat, entegrasyon süreçleri ve entegrasyonunu tamamlamış şirketlerin başarı hikayeleri yanında, ders niteliğinde dikkat edilmesi gereken örnekler de sunuldu.
ETID Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Orhun, ETID Hukuk Danışmanı Bora Gemicioğlu, Gelir İdaresi Elektronik Defter Bölge Yönetim Müdürü Engin Uysal, Digital Planet Yönetim Kurulu başkanı Adnan Vural, Positive A Digital Approach Kurucu Ortağı Caner Istı ve Proje Yöneticisi Faruk Sarıkaya’nın katıldığı konferansta e-Fatura ve e-Arşiv konularında detaylı sunumlar yaptı.
Konferansın önemini vurgulayan ETID Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Orhun, “e-Fatura ve e-Arşiv konusu e-ticaret için çok önemli konular. E-ticaret, bu iki sistemin öncülüğünü yapıyor. Bu yüzden, e-ticaret sektöründe bu mevzuatları ve yükümlülükleri anlamak çok önemli. Girişimciler için de en önemli fırsat kalemlerinden olan e-ticaret sektöründe, e-dönüşümün nasıl gerçekleştiği, neden gerçekleştiği ve nelere dikkat edilmesi gerektiği konularında bilgilendirme yapmak için, konularında uzman katılımcılarımız ile birlikte bu etkinliği gerçekleştirdik” dedi.
e-Dönüşümün kapsamındaki e-Fatura ve e-Arşiv konularını değerlendiren Gelir İdaresi Elektronik Defter Bölge Yönetim Müdürü Engin Uysal’ın, özellikle e-Arşiv hakkında verdiği bilgiler dikkat çekti. Uysal, “e-Arşiv’e baktığımızda iki farklı yararlanma yöntemi olduğunu görüyoruz. Artık bir portal yöntemimiz yok; entegrasyon veya özel entegrasyon yöntemlerimiz var. Entegrasyon yapmak isteyenler e-Fatura’da olduğu gibi belli testlere giriyor ve buna göre bizden onay alıyor. Özel entegrasyonda ise Gelir İdaresi Başkanlığı ile kurumun hiçbir zorunlu bağlantısı olmuyor. Zaten e-Fatura’ya kayıtlı ve mali mührü olan işletmelerin bir özel entegratöre başvurması, e-Arşiv uygulamasına geçmesi için yeterli oluyor. e-Arşiv, hem maliyetleri düşürdüğü, hem de işlenebilir veri olarak işletmenin elinde kaldığı için çok tercih ediliyor. E-Arşiv konusunda belli bir dosya formatı dayatması yok. Ancak PDF yerine XML dosya formatı kaydı, verilerin daha rahat işlenebilmesi ve altıda bir oranında yer kaplaması yüzünden daha da avantajlı oluyor” dedi.
e-Fatura ve e-Arşiv’in yalnızca mevzuatta değil, e-ticaret sitelerinin teknolojik altyapılarında da farklılıklar yarattığını belirten Hakan Orhun, “Müşteri tarafından ödeme anında faturanın nasıl kesileceği, müşteriye ve ilgili mercilere nasıl gönderileceği, nasıl saklanacağı gibi temel unsurlar, e-dönüşüm zorunlulukları ile birlikte farklılaştı. Bu farklı düzenleme ve yönlendirmeler için e-ticaret siteleri ödeme sistemlerinde de yenileştirmeye gitmek durumunda kaldılar. Bu konular çok kritik ve hata kaldırmayan konular oldukları için, e-ticaret firmalarının kusursuz iş yapmaları gerekiyor. Biz, hem olumlu hem de dikkat edilmesi gereken örnekleri paylaşarak sürecin nasıl mükemmel şekilde yapılandırılması gerektiğini gözler önüne serdik. Bu işte yüzde 95’lik başarı, aslında başarısızlık anlamına gelir” dedi. Tesla, 35 bin dolarlık yeni modelini tanıtacak
Tesla, elektrikli otomobiller konusundaki ön yargıları yıkan çok önemli bir şirket. Elektrikli otomobillerin hız ve menzil açısından iyi bir performansa sahip olamayacağı önyargısının hakim olduğu bir dönemde hızlı ve yüksek menzilli otomobiller üretmeyi başardı. Hatta elektrikli spor otomobil modelleriyle bir de devrim yarattı. Lüks, geniş, konforlu ve elektrikle çalışan otomobilleri elektrikli otomobil piyasasında sembol oldu.
Ancak Tesla bu konforu yüksek fiyatla sunmak durumunda kaldı. Otomobillerinin fiyatını 75 bin dolarına indiremedi, hatta kimi modellerde 130 bin dolara kadar çıkan fiyat etiketleri, 10 bin dolara A sınıfı ekonomik benzinli modellerin satıldığı ABD’de elektrikli modellerin yaygınlaşmasının önündeki en büyük engeldi.
Tesla şimdi yaptığı duyuruyla, 35 bin dolara satılacak otomobilini tanıtacağını açıkladı. Model 3 ismini alacak olan otomobil 31 Mart tarihinde basına tanıtılacak. Otomobilin piyasaya çıkması ise 2017’nin sonunu bulacak. 35 bin dolara satılacak olan otomobil, mevcut modellere göre biraz daha küçük hacime sahip olacak. Bazı konfor özelliklerinden de feragat edecek olan model, ekonomik sınıfta bir otomobil olarak konumlandırılacak. Otomobilin 35 bin dolarlık fiyat etiketine, 10 bin dolarlık vergi de dahil olacak. Böylece vergi iadesi alabilen kullanıcılar, 10 bin doları daha sonra devletten geri alabilecekler ve otomobilin sahip olma maliyeti 25 bin dolara düşmüş olacak. Bu da, elektrikli bir otomobil için rekor seviyede düşük bir satın alma maliyeti anlamına geliyor.
Twitter’e yeni takip özelliği geldi
Twitter, çok fazla sayıda kullanıcıyı takip edenler için, belli kullanıcıların tweet’lerini kaçırmamaları için yeni bir takip özelliğini yayına aldığını duyurdu. Twitter’ın basın açıklaması şöyle:
“Twitter’da yüzlerce, belki de binlerce kişiyi takip ediyorsunuz. Twitter’a girdiğinizde bu kişilerin en önemli Tweet’lerini kaçırmış gibi hissedebilirsiniz. Bu cümleleri kullanıcılarımızdan her gün duyuyoruz ve bir çözümle geliyoruz. Bugünden itibaren takip ettiğiniz kişilerin en önemli Tweet’leriyle arayı kapatmanıza yardımcı olacak yeni bir timeline stili seçebileceksiniz.
Timeline şöyle çalışacak. Ayarlarınıza girip özelliği aktif hale getireceksiniz, ardından Twitter’ı bir süre sonra açtığınızda en çok önemseme ihtimalinizin olduğu Tweet’ler timeline’ın en üst sırasında belirecek . Bu Tweet’ler en yeniden en eskiye doğruya doğru sıralanacak (ters kronolojik sırada) . Tweet’lerin kalan kısmı da bunun tam altında yer alacak ve yine her zamanki gibi yeniden eksiye doğru akacak . İstediğiniz her an sayfayı yenileyip en son gönderilen Tweet’leri atıldıkça en üstte görebilir, hali hazırda bildiğiniz ve sevdiğiniz deneyimi yaşamaya devam edebilirsiniz.
Bu özelliği kullananların daha canlı yorumlar yapıp sohbetlere girerek daha fazla Tweet atıp Retweet etmeye eğilimli olduklarını görmüştük. Bu da bizi mutlu ediyor. Şimdi bu özelliği denemek isterseniz, ayarlarınızdaki timeline kısmına gidip “Bana En İyi Tweet’leri Önce Göster”i seçebilirsiniz. Yorumlarınızı dinleyeceğiz ve zamanla özelliğimizi çok daha iyi hale getiriyor olacağız. Daha sonra da gelecek haftalarda özelliği kullanılabilir hale getireceğiz. Timeline’ınınızda belirecek bildirimi bekleyin. “ ABD’nin siber güvenliği için 19 milyar dolar
Siber güvenlik artık ülkeler için, askeri güvenlik önlemleri ile bir arada ele alınmaya başlandı. Bir ülkeye karşı girişilen siber saldırılar çok düşük maliyetler karşılığında hedef ülkedeki yaşamı durdurmayı ve milyarlarca dolarlık kayıplar yaşatmayı başarabiliyor.
ABD de bu tür siber saldırıların en büyük hedefi konumunda. 2014 ve 2015 boyunca, yabancı hacker’ların ABD’nin kamu ve özel kurumlarına gerçekleştirdikleri saldırılarda, parayla ölçülmesi dahi mümkün olmayan çok hassas bilgiler, “düşman” devletlerin eline geçti. Bunların arasında ABD’nin güvenlik kuvvetlerinde veya kilit kamu kuruluşlarında çalışan memurların tüm kişisel bilgileri de yer alıyor. Sony Entertainment gibi, milyarlarca dolar ciro yapan ABD şirketlerinin hacklenerek, varlıklarının çalınması da, siber saldırıların verdiği zararın tarihte en büyük seviyeye ulaşmasına neden oldu.
ABD Başkanı Obama şimdi ülkedeki siber güvenlik önlemlerini arttırmak için senatodan 19 milyar dolarlık bütçe istemeye hazırlanıyor. 2017 yılının bütçesi olarak oylanacak 19 milyar dolarlık bu dilim, 2016 için ayrılan 14 milyar dolardan sonra %33 oranında artış anlamına geliyor.
Obama yönetimi 19 milyar dolarlık bütçenin 3.1 milyar dolarını, kilit kamu kuruluşlarındaki dijital donanımın yenilenmesi için kullanmak istiyor. Bu öylesine öncelikli bir durum ki, bazı kamu kurumlarının hala disketle veri gönderip aldıkları yönünde şikayetler bulunuyor.
Ancak Obama istediği bütçeyi alamayabilir çünkü Demokrat partinin başkanı olan Obama’nın, Cumhuriyetçi partinin ağırlıkta olduğu senatoda bu kadar yükse bir bütçe artışı için onay alamayacağı konuşuluyor. Elbette, 2017’de başkan değişeceği için, senato Cumhuriyetçi bir başkanın göreve gelmesi olasılığı ile bütçeyi onaylamak da isteyebilir.
Beyaz Saray ise, ülkenin siber güvenliğini sağlayan ve Einstein ismi verilen sistemin artık yabancı hacker’ların saldırılarını durdurmadığını ve yeni önlemler almak gerektiği konusunda uyarıda bulunarak, meslenin ulusal güvenlik sorunu haline geldiğinin altını çiziyor. Bakalım Obama istediği bütçeyi alabilecek mi yoksa Çin, Kuzey Kore ve Rus hackerlarının ABD kurumlarını hackleyip özel bilgileri ortaya saçtığı yeni olaylara şahit olacak mıyız? Kurumsal mobil yönetim çözümü Sophos Mobile Control 6.0
Sunduğu ağ ve uç nokta güvenlik çözümleriyle bilgi sistemleri güvenliğinde dünyanın önde gelen şirketleri arasında yer alan Sophos, kurumsal mobil cihaz yönetim çözümü Sophos Mobile Control 6.0’ı duyurdu. Sophos Mobile Control 6.0, beraberinde gelen Sophos Secure Email çözümüyle aynı mobil cihaz üzerinde kişisel ve kurumsal bilgilerin birbirinden tamamen ayrı olarak güvenle bir arada yer alabilmesini sağlıyor. Ayrıca kurumsal verilerin korunmasına yönelik sunduğu yeteneklerle, bilgi teknolojileri yöneticilerinin basit ve kullanışlı bir arayüz üzerinden organizasyondaki tüm mobil cihazları denetim altında tutabilmesine yardımcı oluyor.
Sophos Mobile Control 6.0 ile birlikte gelen Sophos Secure Email, mobil cihazlardan kaynaklanan kurumsal veri sızıntılarını önlemek üzere e-posta, takvim ve kişilerden oluşan hassas kurumsal bilgilerin mobil cihaz üzerinde tamamen izole edilmiş güvenli bir bölgede tutulmasını sağlıyor. Böylece kişisel ve kurumsal verileri birbirinden kesin çizgilerle ayırarak, kullanıcıların kişisel gizliliğini ihlal etmeden kurumsal verilerin güvenli bir şekilde yönetilebilmesini sağlıyor.
Buluta kaydedilen dosyalar da koruma altında
iOS ve Android’in farklı sürümleriyle uyumlu olan Sophos Mobile Control 6.0’ın özellikleri arasında mobil cihazlarda çalışma ortamının güvenliğini artıran Sophos Secure Workspace adlı çözümler de yer alıyor. Böylece çalışanlar Corporate Browser ile şirket web sitelerine ve web kaynaklarına güvenle erişerek, paylaşılan dokümanlar üzerinde zaman ve mekandan bağımsız olarak birlikte çalışabiliyor.
Sophos Mobile Control 6.0, ayrıca çalışanlara Dopbox, Google Drive, Microsoft OneDrive ve Egnyte gibi popüler bulut tabanlı depolama ortamlarında yer alan dosya ve belgeleri için farklı seviyelerde erişim yetkileri atama imkanı sunuyor. Mobil cihazlar ve bulut depolama servisleri arasındaki dosya aktarımı, Sophos SafeGuard ile şifrelenerek bilgi transferinin güvenliği garanti altına alınıyor.
Dağınık iş gücüne sahip şirketlerde riski ortadan kaldırıyor
Mobil platformları hedef alan zararlı yazılımlar çoğaldıkça, enfeksiyon bulaşmış mobil cihazları sorun çözülene kadar karantinaya almak kurumsal bilgi sistemleri yöneticileri için önemli bir ihtiyaç haline geliyor. Verizon’un yayınladığı 2015 Veri Sızıntıları Araştırma Raporuna göre, günümüzde saldırıların yüzde 95’ten fazlası kullanıcı cihazları üzerindeki kişisel verilerin ele geçirilmesi ve bu bilgilerin web uygulamalarına giriş için kullanılması yoluyla gerçekleştiriliyor.
Mobil cihaz güvenliği, özellikle geniş bir coğrafyada dağınık iş gücüne sahip olmakla birlikte kaynak kullanımı konusunda hassas olan orta ölçekli şirketler için önemli bir sorun oluşturuyor. CompTIA’nın Eylül 2015’te birçok nesli bir arada barındıran işgücüne yönelik yaptığı araştırmanın sonuçlarına göre, küçük ve orta ölçekli şirketlerde “İşe Kendi Cihazını Getir” (BYOD) yaklaşımı yüzde 46’ya ulaşırken, büyük şirketlerde bu oran henüz yüzde 28 seviyesinde. Bu da özellikle küçük ve orta ölçekli şirketler için mobil cihazların güvenle yönetimine dair çözüm ihtiyacını ön plana çıkarıyor.
Mobil cihazlar dizüstü ve masaüstü bilgisayarlar kadar tehlike altında
Sophos Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Son Kullanıcı Grubu Genel Müdürü Dan Schiappa, konunun önemine dair şu bilgileri paylaştı:
“Günümüzde çalışanlar, farkında olmadan mobil cihazlarına yükledikleri zararlı yazılımlar aracılıyla şirket verilerini dışarıya sızdırma, hatta daha da kötüsü şirket ağına erişim için açık kapı bırakma riskiyle karşı karşıya kalıyor. Bu cihazlar küçük de olsalar tıpkı diğer kurumsal sistemler gibi saldırıya açıklar ve dikkat edilmediğinde büyük zararlara neden olabiliyorlar. Bu nedenle mobil cihazlarda yönetim, zararlı yazılım önleme ve veri koruma çözümleri kullanmak, en az masaüstü bilgisayarlardaki kadar büyük bir ihtiyaç haline geldi. Kullanıcının veriye ulaşımı üzerinde olumsuz bir etkiye neden olmadan ve verimliliği etkilemeden hassas verileri kontrol altına almak, bu ihtiyaçları karşılamak üzere tasarlanmış kurumsal yönetim çözümlerine ihtiyaç duyuyor. Entegre güvenlik çözümüne sahip kurumsal mobil yönetim sistemleri, boyutu ne olursa olsun tüm organizasyonlar için bir zorunluluk halini alıyor.”
Sophos Mobile Control 6.0, kötü amaçlı yazılım ve istenmeyen uygulamaların yanı sıra üreticinin izni dışında müdahale edilerek root ve jail break işlemi uygulanmış mobil cihazları da tespit edebiliyor. Bu gibi riskli durumlarda sistem cihazı ağdan izole ederek şüpheli erişimi engelleyebiliyor. Tüm bu işlemler arka planda, kullanıcıların verimliliğini etkilemeden ve hassas verilerin güvenliğini riske atmadan gerçekleştiriliyor.
Oculus-Ready PC ön siparişleri başlıyor
Oculus’un bugün paylaştığı blog yazısında Oculus Rift’i tam performans çalıştırabilecek Asus, Alienware ve Dell gibi şirketlerin geliştirdiği Oculus Rift ile birlikte satılacak olan Oculus-Ready’lerin ön siparişi 16 Şubat’ta başlayacak.
16 Şubat’ta Oculus-Ready ön siparişlerinizi Best Buy, Amazon ve Microsoft Store üzerinden yapabileceksiniz. PC ve Oculus Rift’i bir arada almak isteyenler için güzel bir fırsat. Fiyat aralığı ise Asus G11CD modeliyle 949 dolardan başlayıp Alienware Area 51 modeliyle 2550 dolara kadar yükseliyor.
Satın alacağınız her paket Oculus-Ready PC ve Rift paketi içeriyor olacak.Rift paketinde ise sanal gerçeklik gözlüğü, sensörü, kumandası, Xbox Onekontrolcüsü, Eve: Valkyrie ve Lucky’s Tale oyunları yer alıyor.
Ön sipariş ile alacağınız paket Nisan ayında gönderilmeye başlanacakken Oculus Rift’i tek başına ön sipariş ile alanlar Mart ayında cihazı kullanmaya başlayabilecekler.
Oculus Rift’in siparişini yeni veriyorsanız maalesef yazdan önce cihaz elinize geçmeyecektir. Oculus Rift’i tek başına 600 dolara satılacak.
Kaynak: ShiftDelete.Net VMware’den kurumlar için güvenli bir platform: Workspace ONE
Bulut altyapısı ve kurumsal mobilite alanının küresel lideri VMware, çalışanların kendi cihazlarını işyerine getirebildiği (KCG-Kendi Cihazını Getir) esnek çalışma tarzlarına yardımcı olurken emniyetli çalışma alanları sağlayacak yeni bir platformu gün ışığına çıkardı. Kullanıcı için kolay, kurum için güvenli prensibine bağlı kalan VMware bu dijital çalışma alanı ile son kullanıcının ve kurumsal BT alanındaki mobilite ihtiyaçlarını karşılamakla kalmıyor, tüm cihazları, hizmetleri ve uygulamaları bir araya toplayarak birleştirilmiş, ortak bir erişim ve kimlikle güvenli bir şekilde yönetilmelerini sağlıyor.
VMware Başkan Yardımcısı ve Son Kullanıcı Bilgi İşlem Genel Müdürü Sanjay Poonen, “İçinde yaşadığımız mobil bulut çağında çalışanlar, cihazlar, uygulamalar ve veriler artık ağların, işyerlerinin ve veri merkezlerinin fiziksel duvarlarının ötesinde işlev görüyorlar. Dijital kurumlar, birbirinden kopuk teknoloji ve ekipler nedeniyle birleştirilmiş tek bir dijital çalışma alanı sağlama mücadelesi içine girmiş durumda. VMware olarak bizler, kimlik, cihaz yönetimi ve uygulama dağıtımını entegre edip tek bir platform üzerinde toplayarak işlerin, platformdan, konumdan, cihazdan veya uygulamadan bağımsız bir şekilde mobil son kullanıcılar tarafından yürütülmesini sağlayan ilk şirket olmaktan gurur duyuyoruz” diyor.
Dijital çalışma alanları kullanıcıları, cihazları ve uygulamaları yönetme konusunda BT’ye daha etkin ve daha basitleştirilmiş bir yol sunuyor. Sağladığı bu sadelikle son kullanıcılara, cihaz tipine bağlı olmaksızın tüm kurumsal kaynaklara sorunsuz bir şekilde erişme olanağı veriyor. Ayrıca kurumsal iş kollarında, pazarda rekabet avantajı kazandıracak daha etkin bir mobil işgücü verecek kurumsal süreçlerin kurulabileceği emniyetli ve güçlü bir platform sağlıyor.
Dijital çalışma alanı getiren bir platform
Günümüzde kurumlar mobil kullanıcıları etkin kılacak sınırlı seçenekler arasında kalmış durumda ve kimlik, cihaz yönetimi ve uygulama dağıtımı çözümlerine yönelik mevcut seçeneklerden birini seçmek zorunda. VMware Workspace ONE™ cihaz yönetimi, uygulama dağıtımı ve kimlik yönetimi teknolojilerinin hepsini entegre eden dijital bir çalışma alanı sunuyor. Tüm faydaları tek bir platformda bir araya toplayan bu bileşke, kurumsal BT’nin, kritik iş kaynaklarını çalışanlarına güvenli bir şekilde ulaştırmasını sağlayarak emniyetli yönetimi mümkün kılacak, son kullanıcılar ise kolay erişim sunacak. Bu çözüm, kendi KCG-kendi cihazını getirenlerden kurumsal ölçekte yönetilen cihazlara kadar her tip kullanıcı için çeşitli seçenekler içeriyor.
VMware Workspace ONE’ın özellikleri arasında şunlar yer alıyor:
• Tüketici tarafında buluta, mobiliteye, Windows uygulamalarına kendi kendine erişim– Bu çözüm, yeni uygulamaların ve çalışanların basit bir şekilde katılımını sağlar. Çalışanlar, kullanıcı, cihaz, kurum ve bulut arasında güven ortamı yaratan, patent başvurusu yapılmış Uygulama ve Sistem Güvenliği (SATS-Security App Token Systems) avantajı veren, sektörde ilk, tek dokunmalı, tek oturum açmalı mobil erişimi keyifle kullanacaklar. Kimlikleri doğrulanır doğrulanmaz çalışanlar, kişiselleştirilmiş kurumsal uygulama portaline anında erişip herhangi bir mobil, bulut veya Windows uygulamasını diledikleri gibi kullanacaklar.
• Cihaz konusunda esnek seçenekler: KCG veya Kurumun Cihazlarında – Bu yeni, birleştirilmiş yönetim platformu sayesinde self-servis, kutulu ve ambalajlı cihaz tedariki, mobil işletim sistemi (iOS, Android ve Windows10) yönetimi arabirimlerini güçlendirerek dizüstü bilgisayarları, akıllı telefonları ve tabletleri derhal kurumsal kullanıma alacak şekilde yapılandırıyor. Çalışanlar, diledikleri hizmet seçimlerinden ve BT kısıtlamalarından seçimler yaparak KCG kapsamındaki cihazlarının kontrollerini ellerinde tutacaklar; böylece KCG programlarının benimsenmesi ve üretkenlik artarken, veri kaybı riski azalmış olacak.
• Güvenilir uygulamalar: Posta, Takvim, Kişiler ve Sohbet– Çalışanlar, tüketici uygulamaları gibi çalışan kurumsal mobil uygulamalarını tercih ederler. VMware Workspace ONE tüketiciler için basit e-posta, takvim, kişiler ve sohbet uygulamaları içerirken, görünmez güvenlik önlemleri sayesinde kurumdan veri sızması önlenir. Workspace ONE ayrıca Evernote, Gmail and Yahoo! Mail dahil pek çok web uygulamasının yanısıra geliştirici operasyon ekiplerinin diledikleri yerden müdahale edebilecekleri Atlassian Jira, GitHub and Jenkins gibi üçüncü taraf Saas (hizmet olarak yazılım) uygulamalarını da dahil edebiliyor.
• Veri güvenliği ve Koşullu Erişim ile uç noktada uyum – VMware Workspace ONE, en hassas bilgileri korumak için kimlik ve cihaz yönetimini, sektörde ilk ComplianceCheck Conditional Access ile bir araya getirerek her türlü uygulama veya cihazda kullanılan erişim kararlarına güç katıyor. Bu yaklaşım; doğrulama gücü, ağ kapsamı gibi geleneksel kimlik politikalarındaki koşulların yanısıra, GPS konumu, uygulama beyaz liste/kara listeleri gibi cihaz uyum politikalarını ve AirWatch Mobile Security Alliance ortaklarından üçüncü taraf eklentilerini temel alıyor. Bu arada Airwatch uyum motoru, bir dizi özelleştirilebilir, otomatik iş akışı aracılığıyla uyum sorunlarını çözerek güvenliği artırıyor.
• Gerçek zamanlı uygulama dağıtımı ve otomasyon – Sektör; masaüstü bilgisayarlar, dizüstü bilgisayarlar ve tabletler arasında yakınsamaya tanık olurken Windows 10 gibi işletim sistemleri de mobil tarz kullanımını ve uygulama yönetimini birbirine yakın kılıyor. VMware Workspace ONE™ uygulama paketini, dağıtımını ve süregelen yönetimi basitleştirerek uygulama ömrü yönetimini modernleştiriyor. Sistem yöneticileri, uygulama dağıtımını otomatikleştirebiliyor ve diledikleri an güncelleme alabiliyor; kullanıcılar ise tüm cihazlarda Windows uygulamalarına erişebiliyorlar. Workspace ONE endüstri lideri VMware Airwatch mobil yönetimi ve VMware Horizon®’ın yanısıra VMware App Volumes uygulama dağıtım teknolojisini son noktaya taşıyor Verizon, Yahoo’yu satın mı alacak?
Verizon, ABD’nin en büyük GSM operatörlerinden biri, aynı zamanda AOL’ın da sahibi olan Verizon, şimdi gözüü Yahoo’ya dikmiş gibi görünüyor.
Verizon içinden sızan bilgilee göre, Yahoo’yu satın almak için teklifte bulunan operatör bu sayede hem iletişim hizmeti veren hem de içerik hizmetleri ile müşteri potansiyelini geliştirerek gelirlerini arttırmayı hedefliyor. Bir diğer deyişle, Verizon Google’a rakip olmaya hazırlanıyor.
AOL’nın CEO’su Tim Armstrong’u Yahoo ile görüşmeye gönderen Verizon’un teklifine Yahoo’nun ne cevap verdiği ise henüz bilinmiyor.
Verizon’un CEO’su Lowell McAdam, geçtiğimiz hafta CNBCE’deki bir programda, Yahoo’yu satın almak istediğini açıkça ifade etmişti. McAdam program sırasında “Uygun bir fiyat oluşursa Yahoo’nun bazı varlıkları ile ilgileniyorz. Yahoo ile AOL’nın evliliği güzel bir gelişme olabilir,” ifadelerini kullanmıştı.
Hackerlar Apple çalışanlarına kanca atıyor
Apple, dünyanın en değerli şirketi olarak hackerların bir numaralı hedefi konumunda. Hackerlar, Apple’ın sistemlerine sızmak için her yolu deniyorlar ancak Apple’ın çok sıkı güvenlik tedbirleri nedeniyle sisteme sızmaları hiç kolay değil.
İrlanda’daki Apple ofisi de Apple’ın en önemli merkezlerinden biri. Apple’ın dünyadaki satış gelirlerinin tümü İrlanda ofisi üzerinde toplanıyor. Şirket, İrlanda Apple üzerinden her yıl yüz milyarlarca dolar para geçiriyor. Dolayısıyla, hackerların bu şirketin sistemlerine sızabilmesi, çok önemli verilere ve banka hesaplarına da erişmeyi kolaylaştırıyor.
Hackerların şimdi, İrlanda Apple çalışanlarına, şirketin sistemine login olmak için kullandıkları hesap isimleri ve şifreleri vermeleri karşılığında 20 bin Pound teklif ettikleri anlaşıldı. Saldırganlar eğer şifreleri ele geçirecek olursa, Kuzey Koreli hackerların Sony’nin sistemlerine sızarak tüm önemli verileri ele geçirmesi gibi, Apple’ın da saldırganların elinde oyuncağa dönüşeceği düşünülüyor. Apple yetkilileri haberlerin ortaya çıkmasıyla birlikte, bu sonla karşılaşmamak için güvenlik önlemlerini arttırdılar. Ayrıca bu rüşvet yöntemi, şirketlerin güvenlik önlemleri arasında, çalışanların zaafiyetlerine karşı alınacak önlemleri de tartışması gerektiğini ortaya çıkardı. DesignNext 2015 yarışmasındaydık
Etkinlikte, 25 farklı şehirden 150 farklı projenin katıldığı etkinlikte, değerlendirmeye sadece 55 proje alındı. Öğrenciler, dünyada Fablab olarak bilinin kamuya açık kişisel tasarım ve üretim merkezi projeleriyle yarıştılar.
Yarışmanın 1.si Gazi Üniversitesi Oldu
Gazi Üniversitesi ekibi Sevda Kütük, Merve Yaşar ve danışmanları Ebru Can’dan oluşuyor. Ekip Ankara’da bulunan ve öncesinde Maltepe Havagazı Fabrikası’na ev sahipliği yapan alanda değiştirilebilir bloklar halinde kurmayı planladıkları bir merkez tasarladılar. Ekip bu projeyle adını birinciliğe yazdırdı. Bu birincilik sayesinde ekip, okullarını Mart’ta Singapur’da düzenlenecek olan Autodesk Panorama Uluslararası Öğrenci Tasarım Etkinliği’nde temsil etmeye hak kazandılar.Autodesk öğrencilere bedava ürün sunuyor!
Kendisiyle yaptığımız söyleşide Autodesk’in öğrenci, öğretmen ve eğitim desteğini vurgulayan Autodesk Türkiye ve Akdeniz Ülkeleri Eğitim Koordinatörü Evren Arın, Autodesk’in bu kişilere ücretsiz ürün temin ettiğini söyledi. Üstelik bu ürünler bir deneme sürümü olarak da verilmiyor. Eğer öğrenci olduğunuzu Autodesk’e bildirirseniz, firmanın bütün uygulamalarından hiçbir ücret ödemeden yararlanabiliyorsunuz. Aynı şey Start-Up’lar içinde geçerli fakat bu ücretsiz hizmet bir yıl sürüyor. Daha sonrasında da aylık çok düşük miktarlara bu üyelik devam ettirilebiliyor. Autodesk’in mobilde de bir çok çizim uygulaması olduğunu söyleyen Evren Arın, geleceğin 3D yazıcılarda ve sanal gerçeklikte yapılacak tasarımlarda olduğunu söyledi. Mimarlık öğrencilerine yaptığı konferansta Evren Arın; “Önümüzdeki yıllarda sanal gerçeklikte gösteremediğiniz projeler, çok geçerlilik kazanmayabilir.” dedi.
Kickstarter, 100 bin barajını geçti
Kickstarter gittikçe büyüyor
Toplamda 86,101 ürün sahibi, 100 bin adet projeyi Kickstarter’da paylaşmış. Bunlardan8,539 tanesi, birden fazla proje yaratmayı başarıyor. Bir adet Kickstarter ustası ise, 94 adet projesini başarıyla hedefine ulaştırmayı başarmış. Bu projelerin, başarıya ulaşmasına yardım eden bağışçı sayısı 9 milyonkişiden fazla. Proje ve bağışçısı arasındaki ortalama mesafe ise 3,700 kmcivarı. Kickstarter’ın bu bilgilerinde, muhtemelen en ilginçleri arasında, projelerinden bir tanesinin Grammy ödülünü kazanması, 11 tanesinin Oscaradayı olması ve Inocente ile bir adet Oscar kazanmış olması var. Bu 100 adet bilginin geri kalanını okumak için buraya tıklayabilirsiniz. Kaynak: SiftDelete.Net5G ağ altyapısını hedefleyen MİLAT Projesi’nde imzalar atıldı
Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) tarafından başlatılan Yazılım Tanımlı Ağ (SDN) Teknolojilerinin Geliştirilmesi (MİLAT) projesi kapsamındaki çalışmalar büyük bir hızla ilerliyor. Türk Telekom iştiraklerinden Argela’nın, SSM tarafından teknik yeterliliği karşılayan tek şirket olarak değerlendirilerek yer alma hakkı kazandığı MİLAT Projesi’ne yönelik sözleşme 09 Şubat 2016 Salı günü Ankara’da düzenlenen “4.5G’den 5G’ye geçiş ve Yerli Sanayinin Önemi” konulu çalıştayda imzalandı. MİLAT Projesi’nde kaydedilen aşamalar hakkında bilgilerin de paylaşıldığı imza törenine SSM Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir ve Argela Genel Müdürü Bülent Kaytaz katıldı.
2 yılda tamamlanması hedefleniyor
MİLAT Projesi, Türkiye’nin kamu güvenliği alanındaki ağ altyapısının ve bilgi güvenliğinin en üst seviyeye taşınmasının amaçlandığı en önemli savunma sanayi Ar-Ge projelerinden biri olarak değerlendiriliyor. Güvenli, milli 5G ağ altyapısı ile bu alanda dışa bağımlılığı en aza indirmeyi hedefleyen projenin iki yıl içerisinde tamamlanması hedefleniyor. Proje tamamlandığında, Türkiye’nin kritik öneme sahip bilgi ve iletişim ağ altyapılarında ihtiyaç duyulan dinamik siber güvenlik ve savunma mekanizmaları için de önemli kazanımlar sağlanmış olacak.Savunma Sanayii Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir: “ MİLAT ile oluşturulacak altyapılarda milli siber güvenlik politikaları uygulanabilecek”
Savunma Sanayii Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir, 5G’nin temel teknolojilerinin geliştirilmesi için başlattıkları MİLAT Projesi’nin imza töreninde yaptığı konuşmada; “5G teknolojileri kapsamında ülke çapında ilgili tüm tarafların eşgüdüm içinde çalışarak ortak bir politika çerçevesinde hareket etmesi büyük önem taşımaktadır. 5G ve sonraki mobil teknolojilerde, ülke olarak üreten ve yönlendiren bir konuma ulaşmak için işbirliğimizi güçlendirerek büyük ve gerçekçi hedeflerin belirlemesi gerekmektedir. Savunma Sanayii Müsteşarlığı olarak bu amaçla yürüttüğümüz çalışmalarımızdan biri de bugünün ve geleceğin ihtiyaçlarına yanıt verecek nitelikte, ülkemizin milli ve güvenli bir 5G ağ altyapısına sahip olmasını sağlayacak Yazılım Tanımlı Ağ (SDN) Teknolojilerinin Geliştirilmesi projesi yani MİLAT olmuştur. Bu projemiz ile emniyet-kritik haberleşme altyapılarındaki iletim hatlarının merkezi olarak kontrol edilebilmesi yeteneği kazanılarak, bu altyapılarda milli siber güvenlik politikalarının uygulanabilmesi sağlanacaktır.”Argela Genel Müdürü Bülent Kaytaz: “Teknik yeterlilik sahibi tek şirket olarak MİLAT’ta yer almaktan gururluyuz”
Türkiye’nin gelecekteki güçlü konumu için milli teknolojilerinin önemine dikkat çeken Argela Genel Müdürü Bülent Kaytaz ise, Türkiye’nin ulusal bilgi güvenliğinin sağlanması yönünde atılmış en önemli adımlardan biri olan MİLAT projesine ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Türk Telekom iştiraklerinden Argela olarak, Türk Savunma Sanayi için en üst düzeyde yerli katkı ile teknoloji odaklı hizmet ve çözümler geliştirmek üzere yoğun çalışmalarda bulunuyoruz. Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın sürdürülebilir ve rekabetçi bir savunma teknoloji tabanının oluşturulması ve geliştirilmesi stratejisine, yer aldığımız projelerle hizmet ediyor olmaktan da onur duyuyoruz. MİLAT’ı da SSM’nin belirlediği vizyon ve stratejilere yönelik sektörümüzün geldiği noktayı gösteren en değerli projelerden biri olarak görüyoruz. MİLAT, Türkiye’nin bilgi güvenliğinin, milli ve yerli kaynaklarla en üst seviyede sağlanmasına katkıda bulunmasının yanı sıra dışa bağımlılığı azaltma stratejine de hizmet eden bir proje olarak hem sektörümüze hem de ülke ekonomisine önemli katkılar sağlayacaktır. Bu nedenle Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın güvenli, milli 5G ağ altyapısı oluşturulması hedefi doğrultusunda başlattığı MİLAT’ta, ulusal firmalar arasından teknik yeterlilik sahibi tek şirket olarak yer almaktan gururluyuz.”MİLAT Projesi, uçtan uca güvenli, tamamen milli bir 5G ağ altyapısı oluşturmayı hedefliyor
MİLAT Projesi kapsamında, donanım üreticilerinden bağımsız ağ bileşenlerinin geliştirilmesine imkân verecek sanal anahtarlayıcılar ile aynı ağ altyapısının ve ağ kaynaklarının, birden fazla bağımsız kurum tarafından ortaklaşa kullanımına imkân veren sanallaştırma teknolojileri geliştirilecek. Projenin hedeflediği güvenli ve milli 5G ağ altyapısı; ölçeklenebilir, kullanıcı ihtiyaçları ve öncelikleri doğrultusunda dinamik olarak yapılandırılabilir nitelikte olacak. Bu ağ altyapısı, başta kamu güvenliği olmak üzere Türkiye’nin farklı ağ altyapısı ihtiyaçlarında ve ticari haberleşme iletim şebekelerinde kullanılabilecek şekilde sivil hayata yönelik olarak da geliştiriliyor. MİLAT projesi ile kurulması hedeflenen güvenli ağ altyapısı, son aşamasına gelen ve ULAK Projesi olarak adlandırılan Milli LTE-A / 4.5G baz istasyonu geliştirme çalışmalarına da entegre edilecek şekilde geliştirilecek. Böylece uçtan uca, özgün, tamamen milli, güvenli bir altyapının geliştirilmesi sağlanacak.Milat ile kamuda siber güvenlik yetenekleri en üst seviyeye çıkacak
MİLAT Projesi’nde, kamu güvenliği ile ilgili kurumların bilişim amacıyla kullandıkları tüm sistemlerin siber güvenlik yeteneklerinin en üst seviyeye çıkarılması da hedefleniyor. Proje tamamlandığında, kamu güvenliği ile ilgili kurumların bilgi güvenliği alanındaki olası tehditleri izleme ve ağ güvenliği konusunda önlem alma yeteneği de artacak. MİLAT projesi, platform bağımsız yapısıyla ağ altyapısı ve ilgili teknolojilerde yurtdışına bağımlılığı da en aza indirecek.Milli algoritmalar ve teknolojilerle 5G’ye hazırlık
Milli algoritmalar ve yöntemlerle en üst düzeyde bilgi güvenliği sağlayacak olan MİLAT Projesi kapsamında geliştirilen ağ altyapısının temel bileşenleri arasında, 5G mobil iletişim teknolojileri alanında “etkinleştirici teknolojiler” olarak adlandırılan “Yazılım Tanımlı Ağ (SDN)” ve “Ağ Fonksiyonlarının Sanallaştırılması (NFV)” teknolojileri de yer alıyor. 5G’ye giden yolda ihtiyaç duyulan siber güvenlik çözümlerini artıracak teknolojileri içeren MİLAT’ın bu yönü ile sağlayacağı önemli faydalardan biri de 5G teknolojileri konusunda Türkiye’nin sahip olduğu bilgi ve yetenekleri zenginleştirmesi olacak.Siber ödeme alternatifleri geliyor
Plastikten yapılmış bir kartla ödeme yapmayla tanıştığımız günlerin üzerinden çok geçmemişti ki çipli kartlara geçtik. Şimdilerde ise online ve mobil cüzdanları keşfetmeye çalışıyorken siber ödeme alternatifleri gündeme geldi. Arkasında hiçbir finansal kurumun bulunmadığı BitCoin ve türevi siber ödeme alternatifleri hakkında bilinmeyenler, Cyber Payment Forum’da tartışılacak.
Konferansın ana konuşmacısı BitCoin Vakfı Başkanı Jon Matonis
Ödeme sistemlerindeki mevcut düzeni yıkacak yeni teknolojilerin tanıtılacağı Cyber Payment Forum, Dijital Dönüşüm Derneği’nin ev sahipliğinde 28 Nisan 2016’da Kadir Has Üniversitesi’nde gerçekleştirilecek. Rekabet ve verimlilikte sıçrama yaptırması beklenen siber ödeme sistemlerinin bugününün ve geleceğinin mercek altına alınacağı Forum’a sektörün dünya çapındaki uzmanları ve deneyimli tepe yöneticileri ile genç girişimciler katılacak. Açılış konuşmasını BitCoin sisteminin geliştiricisi BitCoin Vakfı’nın Başkanı Jon Matonis’in yapacağı etkinlikte, BitCoin ve türevi siber ödeme alternatiflerinin mevcut finansal sisteme ne şekilde entegre edileceği de tartışılacak. Forum bu alandaki çeşitli girişimcilik uygulamaları ile mikro ödeme sistemleri ve paylaşım ekonomisine etkileri de masaya yatıracak.
“Ele alınacak konuların her biri başlı başına birer fırsat alanı”
Türkiye’de bu konuları ele alan bir forumun ilk kez düzenlendiğinin altını çizen Dijital Dönüşüm Derneği Başkanı İsmail Hakkı Polat sözlerine şöyle devam etti: “Bugünün rekabet ortamında, hızla gelişen finans teknolojilerini siber ağların dijital, interaktif ve zaman-mekân sınırlarını ortadan kaldıran dinamikleriyle birleştirerek yenilikçi iş çözümleri geliştirebilen kurumlar ancak ayakta kalabiliyor. Bu nedenle BitCoin ve türevi siber ödeme alternatifleri, sektörün en önemli gündem maddelerinin başında geliyor. Etkinliğimizde ele alınacak konuların her biri, başlı başına birer fırsat alanı. Dijital Dönüşüm Derneği olarak ülkemizin hızla dijitalleşmesine katkıda bulunacak bu tür organizasyonlarımızı artırmayı ve çeşitlendirmeyi hedefliyoruz. Finans sektörü ve dijital girişimciler bu Forum’da çok şey bulacak.” Adwind 400 bin kullanıcıyı etkiledi ve hala aktif

- Tuş vuruşlarını toplamak
- Önbelleğe alınan parolaları çalmak ve web formlarındaki verileri almak
- Ekran görüntüleri almak
- Webcam ile fotoğraf çekmek ve video kaydetmek
- Mikrofondan ses kaydı yapmak
- Dosya transferi yapmak
- Genel sistem ve kullanıcı bilgilerini toplamak
- Kripto para birimi cüzdanlarına ait anahtarları çalmak
- SMS’leri yönetmek (Android için)
- VPN sertifikalarını çalmak.
Bosch Rexroth’tan Endüstri 4.0’a özel çözümler
Endüstriyel uygulamalarda birçok alanda öncülük eden Bosch Rexroth, teknoloji alanında gerçekleşen ve dördüncü sanayi devrimi olarak anılan Endüstri 4.0 için tasarlanan özel bir hizmet portföyü yarattı.
İçinde bulunduğumuz dijital çağla birlikte artık sadece gündelik hayatımızda değil, iş dünyasında da önemli değişiklikler bizi bekliyor. Üretim süreçleri ve otomasyon alanında beklenen teknolojik gelişmelerin, endüstriyel üretimi de değiştirmesi öngörülüyor. Üretim dünyasının ise Endüstri 4.0’ın avantajlarını kullanarak, daha verimli bir hale geleceği bir dünya kapımızda…
Kalite kontrol ve hata tespitini makineler yapabiliyor
Yakın bir gelecekte PLC’lerin (Programlanabilen Akıllı Kontrolör) yerini, PAC’lere (Programlanabilen Otomasyon Kontrolörü) ve IPC’lere (Endüstriyel PC) bırakması bekleniyor. Üretim bandı içindeki her bir parçanın internet ağıyla birbirlerine ve diğer bilgisayarlara bağlanması yoluyla maliyetlerin ciddi oranda düşeceği ve rekabet gücünün artacağı öngörülüyor.
Bu gelişmelerle üretim tesisleri; makinelerini, depo sistemlerini, araç gereçlerini küresel ağlara dönüştürebilecek. Böylece üretimde, akıllı cihazlar birbirleriyle gerçek zamanlı iletişim kurarak, daha verimli halde çalışacak. Ürün geliştirme aşamasında ise tasarımdan gerekli malzeme kullanımına, pazarlamadan sevkiyata kadar birçok süreçte daha şeffaf ve birbirine bağlı bir sistem kurulabilecek.
Birbiriyle iletişim halinde olan, ağa bağlı makineler ürünün kalite kontrolünü yapıp, üretim sürecindeki hataları daha hızlı tespit etmeyi sağlayacak.
Bosch Rexroth, Endüstri 4.0’ı üretim sahalarına taşıdı
Tüm bu gelişmeleri yakından takip eden Bosch Rexroth, nesnelerin ağ üzerinden birbiriyle haberleşmesini anlatan “Nesnelerin İnterneti” kavramını üretim sahalarına taşıyor. Şirket, üreticilerin de Endüstri 4.0’ın sunduğu daha iyi kaynak kullanımı, daha yüksek verimlilik ve karlılık gibi avantajlara ulaşmasını sağlıyor. Bosch Rexroth Açık Kaynak Mühendisliği portföyü ile otomasyon ile IT dünyası arasında köprü kurarken, diğer yandan da makine üreticilerine yeni bir alan yaratıyor. Üretim hattı operatörlerinin, otonom teknolojiden (RFID etiketleri gibi) en iyi şekilde yararlanmasını sağlarken, geliştirilen modüller, müşterinin veya ürünün özel ihtiyaçlarına göre uyarlanabiliyor.
Bosch Rexroth, üretim hatları ve makinelerin kontrolünde kullanılan, insan gücünü neredeyse yarıya indirebilen PLC (Programlanabilir Mantıksal Denetleyici) teknolojisi ile IT (Bilişim Teknolojileri) dünyasını birbirine bağlıyor. Şirketin Açık Kaynak Mühendisliği (Open Core Engineering – OCE) yazılımı ile yazılım mühendisliğindeki sınırlar ortadan kaldırılıyor. Açık kaynak ara yüzü ilk kez, değişkenleri yapılandırmak ve PLC fonksiyonlarını gerçekleştirmek için makine üreticilerinin kontrol sistemlerinin çekirdeğine erişmesini sağlıyor.
Kullanıcılar, geliştirilen Açık Kaynak Mühendisliği (OCE) ile kontrol programından bağımsız olarak gerçek zamanlı uygulamalara özel fonksiyonları işleme alabiliyor, ayrıca kendi yazılımlarını geliştirerek uygulamaları çalıştırabiliyor.
RFID ile üretim hattındaki her parçayı takip edin…
Bosch’un üretim hattındaki her bir parça üzerinde bulunan kimlik teknolojisi RFID (Radyo Frekans Kimlik Belirleme) etiketiyle ürünün hangi şartlarda ve ne şekilde bir araya getirileceğini istasyonlara aktarılabiliyor.
Bosch Rexroth’un RFID ID 200 çözümleri, Endüstri 4.0’ın uygulanması konusunda önemli kolaylıklar sağlıyor. Çözümlerle, antenler üst kontrol sistemine, Ethernet veya PROFIBUS DP ara yüzlerine sahip iletişim modelleri aracılığıyla entegre edilebiliyor.
Makineler arası iletişim, iş süreçlerine entegre ediliyor
Bosch Rexroth’un yeni nesil Nexo somun sıkıcıları Endüstri 4,0 teknolojisinin uygulanmasını mümkün hale getiriyor. Entegre kontrol sistemleri böylece, kablosuz çalışma özelliğine sahip somun sıkma makinelerinin, kurumsal ağınızda herhangi bir ilave donanım gerekmeden diğer sistemlere bağlanmasını sağlıyor. Şirketin yeni kaynak kontrol cihazı PRC7300 ile çelikten alüminyuma kadar her türlü sac kalınlığı kombinasyonunda kaynak işlemleri yapılırken yüksek kalite sağlanıyor. Kullanıcılar, artan kullanılabilirlikten ve enerji verimliliğinden faydalanırken maliyet tasarrufu da sağlanıyor.
IndraMotion MLC ile kullanıcılara denetim özgürlüğü
Bosch Rexroth’un tüm kontrol mekanizmalarını bir araya getiren otomasyon çözümü IndraMotion MLC ise makine kontrol ve hareket yönetimi için kullanıcılara ciddi bir denetim özgürlüğü sunuyor. IndraMotion MLC teknolojisi, ethernet bazlı bir endüstriyel ağ sistemi uygulamalarını da bir arada (sercos, ethernet OP, Profinet) gerçekleştirme imkanı tanıyor. IP iletişimi içeren sistem, ayrıca makineler arası iletişim M2M için entegre bir OPC-UA sunucusuna sahip bulunuyor.
IndraDrive Mi teknolojisi ile kablo miktarını %90 azaltın
Bosch Rexroth’un yeni IndraDrive Mi teknolojisi ise diğer sürücü sistemlerinden farklı olarak istediğiniz şekilde uyarlanabiliyor. IndraDrive Mi, elektronik aksamları ve motoru, tek bir üniteye entegre ediyor. Sürücü elektronik aksamlarına duyulan ihtiyacı ortadan kaldırıyor ve bileşenleri birbirine bağlamak için gereken kablo miktarını %90 oranında azaltabiliyor.
Kablosuz bağlantıyla birlikte Entegre eksek kontrol cihazı (IAC) Çoklu Ethernet özelliği hidrolik sürücüler için bir OBE regülatör platformu olurken, hidrolik kontrol mühendisliği için basamaklı bir hidrolik dişli regülatörü de içeriyor. Bosch Rexroth’un tasarladığı yeni hidrolik hareket kontrolörü HMC ise entegre bir eksen kontrolörüne ve IEC61131-3 PLC işlevselliğine sahip bir dijital kontrol birimi görevini yürütüyor. Facebook’tan güvenli internet ipuçları
Facebook’un araştırmasına göre, internette güvenliğin yolu şu adımlardan geçiyor:
1) İşe yarayan yöntemleri değiştirmeyin. Genelde gerçek hayatta çocuğunuza nasıl ebeveynlik yapıyorsanız internet ortamında da aynı şekilde davranabilirsiniz. Çocuğunuzun aranızda vardığınız bir anlaşmaya daha iyi uyum sağladığını görüyorsanız, iki tarafın da kabul edeceği bir anlaşmaya varın. Ya da belki çocuğunuzun sadece temel kuralları bilmesi gerekiyordur. Bu durumda, çocuğunuza ilk kez bir mobil cihaz aldığınızda bu kuralları erken bir aşamada belirleyebilirsiniz.
2) Çocuklar “söylediğinizi değil yaptığınızı yapar” ve bu gerçek hayatta olduğu gibi internet ortamında da geçerlidir. İyi bir örnek olmaya çalışın. Çocuğunuz için sosyal medyada veya internette bir zaman sınırı belirliyorsanız (örneğin, akşam 10’dan sonra mesaj atmak yok) aynı davranışı sergileyerek örnek olmanız büyük bir fark yaratacaktır. Çocuğunuzun internette medeni bir şekilde davranmasını istiyorsanız, ona gönderdiğiniz mesajlarda medeni davranma ve saygılı olma konularında örnek olun.
3) Erken aşamada bağlantı kurun ve standartları belirleyin. Elde edilen veriler, ebeveynlerin çocukları sosyal medyayı kullanmaya başlar başlamaz onlarla internette iletişime geçmeleri gerektiğini göstermektedir. Çocuğunuz Facebook’a katılır katılmaz onunla arkadaş olun veya Instagram’a kaydolduğunda hemen takip etmeye başlayın. Beklediğinizde, iletişime geçmek daha da zorlaşır. Bu pek de şaşırtıcı değil, ancak gerçek hayatta çocuğunuzla aranızdaki diyaloglar ve konuşmalar için erken aşamalarda zemin yarattığınız gibi, internet ortamında da böyle bir zeminin erken aşamalarda oluşturulması gerektiğini akılda tutmak faydalı olabilir. Çocuğunuz sosyal medyaya adım atmadan önce bile onunla genel olarak teknoloji hakkında konuşun. Bu konuşmalar, ilerideki konuşmalarınız için zemin oluşturmanıza yardımcı olabilir.
4) Önemli anları kaçırmayın. Bu konuşmaların doğal olarak yapılabileceği pek çok zaman vardır. Örneğin çocuğunuzun ilk cep telefonunu alması (temel kuralların belirlenmesi için iyi bir zamandır), 13 yaşına basarak Facebook’u, Instagram’ı ve diğer sosyal medya servislerini kullanabilecek yaşa gelmesi veya sürücü ehliyeti alması (mesajlaşmaya değil arabayı sürmeye odaklanma konusunu konuşmak için iyi bir zamandır) gibi.
5) Çocuğunuzdan size öğretmesini isteyin. Instagram hesabınız yok mu? Belki de bir müzik yayını servisini denemek ilginizi çeker. Çocuğunuz zaten bu servisler konusunda bilgi sahibiyse, sizin için muhteşem bir kaynak olabilir. Bu konuşma ayrıca emniyet, gizlilik ve güvenlik konularını tartışmak için de bir fırsat olabilir. Örneğin, kendi Facebook hesabınızı açarken ona gizlilik ayarları hakkında sorular sorabilirsiniz. Çoğu ebeveynin çok iyi bildiği gibi, çocuğunuz size bir şeyler öğretme fırsatından çok hoşlanacaktır.
Bu liste yalnızca bir başlangıç ve sizin ailenizin ihtiyaçlarına tamamen uymayabilir. Burada önemli olan şey konuşuyor olmanızdır.
Güvenli İnternet Günü (gençler için ipuçları):
9 Şubat’ta düzenlenecek Güvenli İnternet Günü’ne 100’den fazla ülke katılıyor. İnternet yalnızca bu 100 ülkeye ait değil. Size de ait. İnternetin güvenli kalması için siz de bir rol üstleniyorsunuz.
Bunu aklınızda tutun ve internetteyken hatırlamanız gereken birkaç temel ipucuna göz atın:
1) Paylaşmadan önce düşünün. Kendimizi kaptırıp kolayca o an için eğlenceli gelen bir şey söyleyebilir veya yapabiliriz. Ama söylediklerinizin birini gerçekten incitebileceğini veya başınızı derde sokabileceğini unutmayın.
Paylaşımda bulunmadan önce şu sorulara cevap vermenin faydalı olacağını düşünüyoruz: İnsanların beni böyle mi görmesini istiyorum? Birisi bunu kullanarak bana zarar verebilir veya itibarımı zedeleyebilir mi? Bunu başka insanlarla paylaşırlarsa üzülür müyüm? Bunu paylaşırsam olabilecek en kötü şey nedir?
Ayrıca yorumlar, notlar veya görüntülü sohbetler dahil, paylaştığınız tüm bilgilerin istemediğiniz şekilde paylaşılma olasılığı olduğunu da unutmayın. Paylaşımda bulunmadan önce, kendinize şunu sorun: Bu içerik, okulumdaki arkadaşlarım ve öğretmenlerimle veya gelecekteki işverenimle paylaşılsaydı sorun olur muydu?
Tabii ki hepimiz hata yaparız. Bir şeyi söylememiş veya yapmamış olmayı dilediğinizi fark ederseniz, özür dilemek için asla geç değildir.
2) Kiminle iletişimde olduğunuzu bilin. Facebook’ta bir gönderi, bir fotoğraf veya bir bağlantı paylaştığınızda bunu tam olarak kimlerin görebileceğini seçersiniz. Facebook’ta ayrıca arkadaşlarınızı da seçersiniz ve bu nedenle, yalnızca tanıdığınız kişilerden gelen arkadaşlık tekliflerini kabul etmeniz çok önemlidir. Profilinizde incitici veya kötü amaçlı mesajlar ya da gönderiler almanız durumunda yapabileceğiniz şeyler vardır. Durumun ciddiyetine bağlı olarak bunu görmezden gelebilir, kişiden davranışına son vermesini isteyebilir, kişiyi arkadaşlıktan çıkarabilir veya engelleyebilir ya da ebeveynlerinize, bir öğretmene, danışmana veya güvendiğiniz başka bir yetişkine söyleyebilirsiniz. Herkes kendisine saygılı davranılmasını hak eder.
3) Siz de katkıda bulunun. Facebook’ta, sizin veya başkasının profil sayfasındaki kötü niyetli bir içeriği her zaman şikayet edebilirsiniz. Facebook’u kullanan herkes, ne tür gönderilerin kabul edilip hangilerinin edilmediğini belirleyen Topluluk Standartlarımıza uymayı kabul eder. Örneğin Facebook’ta nefret söylemi, şiddet görüntüleri ve zorbalığa izin verilmez ve şikayet edildiklerinde bu tür içerikleri kaldırırız. Uygun olmayan Sayfaları, Grupları, Etkinlikleri ve sahte veya taklit profilleri de şikayet edebilirsiniz. (Şikayetlerin gizli tutulduğunu, bu yüzden kimsenin şikayeti kimin yaptığını bilmeyeceğini unutmayın.) Hitachi ile iş dünyasının veri alt yapısını konuştuk
Samsung, “Yaratıcılık Laboratuvarı”nda ürettiği üç projesini CES 2016’da tanıttı
Samsung’un çalışanlarının kendi yaratıcı iş fikirlerini geliştirmesine yardımcı olan inovasyon programlarından biri olan C-Lab bünyesinde yaratılan TipTalk, WELT ve rink projeleri, ilk kez sergilendiği CES 2016’nın konuşulan teknolojileri arasında yer aldı.
Akıllı saatlerle uyumlu çalışan, parmağı basitçe kulağa dokundurarak sesi vücut üzerinden ileten TipTalk, kullanıcılara bel ölçülerini, günlük hareketlerini ve beslenmelerini şık bir kemer aracılığıyla mobil cihazlar üzerinden takip etme olanağı sağlayan akıllı kemer WELT ve oyun oynarken veya görsel bir içeriği izlerken el hareketleriyle kontrol edilebilen kumanda rink teknoloji tutkunlarıyla buluştu.
TipTalk: Giyilebilir iletişimin geleceği
TipTalk, insanların Samsung Gear S2 gibi akıllı cihazlarla uyumlu çalışan ve kol saati kayışı biçiminde olan olağanüstü bir yeni kullanıcı deneyimi(UX). Cihazınızdan gelen sesi kulaklık olmadan sadece parmağınızı kulağınıza dokundurarak dinlemenizi sağlayan bu benzersiz ürün, aynı zamanda çağrıda ses netliğini artırıyor. Konser salonu gibi ses açısından hassas bir yerde ya da şantiye gibi gürültülü ortamlarda dahi, çağrıları yanıtlayabilme kolaylığı ile ‘TipTalk’, analog veya akıllı saatlere takılabiliyor. Tüm bu özelliklerinin yanı sıra TipTalk, akıllı telefonlar ile senkronize olarak Metinden Konuşma (TTS) özelliğini de kullanma imkanı sunuyor.
WELT – Sağlığınızı takip etmek için yeni sırrınız
WELT normal bir kemer gibi görünen giyilebilir bir akıllı kemer. Kullanıcılara, akıllı sensör teknolojisini kullanarak sağlık durumlarını izleme olanağı sunan WELT, bel ölçüsü, yemek yeme alışkanlıkları, atılan adım sayısı ve oturarak geçirilen zaman gibi bilgileri kayıt altına alıyor. Ardından, bu verilerin analizinin yanı sıra kişiye özel sağlık ve kilo kontrol planı hazırlanması için özel olarak tasarlanmış bir uygulamaya gönderiyor. Kullanıcılara, modern hayatın yoğun çalışma temposunda büyük uğraşlara girmeden kendilerine bakma ve sağlıklarını takip etme olanağı sunan WELT, şık tasarımı ile de dikkat çekiyor.
rink – El Hareketleriyle Kumanda özelliği sayesinde mobil sanal gerçekliğin ötesine
rink, sanal dünya ile etkileşim kurmanın daha sezgisel ve farklı bir yolunu sunan mobil sanal gerçeklik cihazlarına yönelik, gelişmiş bir el hareketleri ile kontrol edilebilen bir kumanda. Sadece ellerini kullanarak oyunu veya içeriği sezgisel olarak kumanda etme olanağı, kullanıcılara çok daha yoğun bir mobil sanal gerçeklik deneyimi sağlıyor.
C-Lab, Samsung Çalışanlarına İnovasyon Kültürü ile Güç Veriyor
Samsung’un Yaratıcılık Laboratuvarı (C-Lab) 2012 yılında kurulduğundan bu yana şirket genelinde yaratıcı düşünceyi teşvik etti ve 100’den fazla projeyi destekledi. Bu C-Lab projelerinden yaklaşık 70’i şimdiden tamamlanmış durumda ve 40’ı ise şu anda Samsung’un iş birimleri tarafından daha da geliştiriliyor.
Bu yıl, bu projelerin dokuzunun yüksek potansiyele sahip olduğu belirlendi. Buna bağlı olarak Samsung, bu proje ekiplerinin tam donanımlı harici şirketler kurmasına yardım etti ki bunlardan biri de TipTalk’un yaratıcısı olan, Ağustos 2015’te bağımsız bir şirket olarak piyasaya giren Innomdle Lab oldu.
TechInside’ın 18. sayısını okuyabilirsiniz
Techinside 18
TechInside’ın 18. sayısı da ücretsiz olarak okumak isteyenler için hazır.
18. sayımızda iş ve teknoloji dünyasının gündeminde giderek daha büyük yer kaplayan veri güvenliğini konusunu mercek altına aldık.
İş dünyasının, günlük hayatın ve sosyal hayatın artık büyük oranda internet ve dijital teknolojilerle iç içe geçmesi, veri güvenliğini çok hassas bir konuma yükseltiyor. Şirketler, veri güvenliği konusunda gerekli hassasiyeti göstermediğinde hem ağır maddi kayıplar yaşayabiliyorlar hem de onarılması zor ticari itibar kaybı yaşayabiliyorlar. Dosya konumuzda bu alanda güncel teknolojilerin ve uygulamaların durumunu inceledik ve sektörden profesyonellere veri güvenliği hakkında sorular yönelttik.
Elbette, dergimizde yine farklı konuları da doyurucu detaylarla okuyabileceksiniz. Teknoloji dünyasından ve şirketlerden önemli haberlerin, farklı görüş ve köşe yazılarının yanında BT çalışanları nasıl sorunlar yaşıyor, BT yöneticilerinin farklı deneyimleri, BT dünyasındaki yeni atamalar, yeni projeler, anlaşmalar, şirket evlilikleri, yeni teknolojiler gibi çok önemli haberleri ve başka bir yerde bulamayacağınız çok değerli köşe yazılarıyla analizlere de yine dergimizin sayfalarından ulaşabileceksiniz.
Web sitemiz üzerinden ücretsiz olarak okuyabileceğiniz dergimiz sayfaları arasında teknoloji ve iş dünyasına ilişkin çok sayıda haber, analiz ve köşe yazıları sayesinde teknoloji dünyasına dair farklı görüş ve yorumlarla oluşmuş zengin bir içerikle karşılaşacaksınız.
Eğer herhangi bir işletmede yönetici, medya veya PR ajansı çalışanı iseniz, bu formu doldurarak dergimize ücretsiz aboneliğinizi başlatabilirsiniz.
Henüz kaydolmadıysanız haftalık e-posta bültenimize de dahil olmanızı tavsiye ediyoruz.
İçeriğimizle ilgili görüşlerinizi her zaman olduğu gibi bekliyoruz.
TechInside dergimizin dijital kopyasını bu linkten her zaman olduğu gibi ücretsiz okuyabilir ve indirebilirsiniz.









