Skype, bir süredir iş dünyası için çok önemli bir iletişim aracı haline dönüştü. Görüşmeler, konferanslar, toplantılar Skype üzerinden gerçekleştirilmeye başlandı. Profesyoneller için pratik, hızlı ve kaliteli iletişim servisi sunan Skype, Microsoft’un desteği ile kısa sürede hızlı bir büyüme gösterdi.
iOS sahibi profesyoneller için Skype şimdi yeni bir özelliğini devreye sokuyor. Artık iOS uygulaması üzerinden görüşme yapanlar dosya ve link paylaşımını daha kolay yapabilecekler. Kullanıcıların bunun için sadece basitçe paylaş butonuna tıklamaları yeterli olacak. Kullanıcılar, paylaşmak istedikleri içeriği seçip sağa kaydırarak çıkan “More” butonu üzerinden Skype seçeneğini seçeneği ile içeriği kolayca Skype üzerindeki görüşmede paylaşma imkanına kavuşacaklar.
Yeni özellik Skype for iOS uygulamasının versiyon 6.8 sürümünden itibaren geçerli olacak. Eğer Skype uygulamanız daha alt versiyonda ise güncellemeniz gerekecek.
Skype ile dosya paylaşımı kolaylaşıyor
Skype, bir süredir iş dünyası için çok önemli bir iletişim aracı haline dönüştü. Görüşmeler, konferanslar, toplantılar Skype üzerinden gerçekleştirilmeye başlandı. Profesyoneller için pratik, hızlı ve kaliteli iletişim servisi sunan Skype, Microsoft’un desteği ile kısa sürede hızlı bir büyüme gösterdi.
iOS sahibi profesyoneller için Skype şimdi yeni bir özelliğini devreye sokuyor. Artık iOS uygulaması üzerinden görüşme yapanlar dosya ve link paylaşımını daha kolay yapabilecekler. Kullanıcıların bunun için sadece basitçe paylaş butonuna tıklamaları yeterli olacak. Kullanıcılar, paylaşmak istedikleri içeriği seçip sağa kaydırarak çıkan “More” butonu üzerinden Skype seçeneğini seçeneği ile içeriği kolayca Skype üzerindeki görüşmede paylaşma imkanına kavuşacaklar.
Yeni özellik Skype for iOS uygulamasının versiyon 6.8 sürümünden itibaren geçerli olacak. Eğer Skype uygulamanız daha alt versiyonda ise güncellemeniz gerekecek.
Türkiye ve Dünya 2015’te Google’da En Çok Neleri Aradı?
Yılın Arama Trendleri 2015’in Türkiye’de farklı kategorilerden oluşan trend listelerinde kişilerde Özgecan Aslan, şarkılarda “Bangır Bangır” (Gülşen), dizilerde de Kiralık Aşk yükselen aramalarda ilk sıralarda yer aldı. Türkiye’de en 2015 yılında arama trending yükselme gösterenler ise sırasıyla “Seçim Sonuçları”, “LYS Sonuçları” ve“Charlie Hebdo” oldu.
●Google’da 2015’te Türkiye’de en çok aranan TV programları listesinde Survivor All Star başı çekerken,
●2015’in en çok aranan kişiler listesinde ilk sıralarda “Özgecan Aslan”, “Hande Erçel”ve “Mutlu Kaya” yer aldı.
Türkiye’de Yükselen Aramalar – İsimler
1. Özgecan Aslan
2. Hande Erçel
3. Mutlu Kaya
4. Seren Şirince
5. Ankaralı Namık
6. Zeki Alasya
7. Demba Ba
8. Elçin Sangu
9. Erol Büyükburç
10. Sertaç Boztepe
Türkiye’de Yükselen Genel Aramalar
1. Seçim Sonuçları
2. LYS Sonuçları
3. Charlie Hebdo
4. FIFA 16
5. Elbise ne renk? (mavi mi siyah mı?)
6. Saatler ne zaman geri alınacak?
7. Koalisyon
8. Suruç
9. Domuz Gribi Belirtileri
10. TEOG
Türkiye’de Yükselen Arama – Şarkılar
1. Bangır Bangır – Gülşen
2. Gül Rengi – Mustafa Ceceli
3. Yıllarım Gitti – Ferhat Göçer
4. Sen – Koray Avcı
5. Gel – Mabel Matiz
6. İstersen – Buray
7. Balım – Serdar Ortaç
8. Olan Var Olmayan Var – Beyza Durmaz
9. Gölge – Demet Akalın
10. İlle de Aşk – Mustafa Ceceli
Türkiye’de Yükselen Arama – Diziler
1. Kiralık Aşk
2. Poyraz Karayel
3. Çilek Kokusu
4. Aşk Yeniden
5. Güneşin Kızları
6. Acil Aşk Aranıyor
7. İnadına Aşk
8. Kırgın Çiçekler
9. Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz
10. Kara Ekmek
Türkiye’de Yükselen Arama – TV Programları
1. Survivor All Star
2. İşte Benim Stilim
3. Nursel’in Mutfağı
4. Harika Kanatlar
5. Evleneceksen Gel
6. Ütopya
7. Miss Turkey
8. Rising Star
9. Arda’nın Mutfağı Türkiye’de 34 milyon mobil Facebook kullanıcısı var
Son verilere göre 2015’in 3’üncü çeyreği itibariyle Türkiye’de her ay 34 milyonun üzerinde ve her gün 23 milyondan fazla insan Facebook’u mobil cihazları üzerinden ziyaret ediyor.
Facebook’un Türkiye’deki popülerliğinin altını çizen ve ülkemizdeki kullanıcılar tarafından oluşturulan orijinal ve yaratıcı içeriklerin günden güne arttığını belirten Facebook Türkiye Ülke Direktörü Derya Matraş ve Facebook ekibi, yerel ve uluslararası markaları ‘Video Unplugged’ başlıklı bir etkinlikte ağırladı. Matraş, “Mobil, Türkiye’deki Facebook kullanıcılarının birincil tercihi olarak büyümeye devam ediyor ve mobilin bu önlenemez yükselişini, görsel iletişime kayış trendi izliyor. Gündelik yaşantımızda koşuşturma içerisindeyken bile “an”ları paylaşabilmek ve bunu yaratıcı bir biçimde yapabilmek, online bağlantılara ve sohbetlere ilham veriyor. Türkiye’deki insanlar ve pazarlamacılar yeni trendleri ve içerik formatlarını hızlı bir şekilde benimseyerek Facebook’u yeni şeyler keşfetmek için kullanıyor ve video da onlara, yepyeni bir iletişim ve bağlantı dünyasının kapılarını aralıyor. Türkiye’deki içerik oluşturucuların, girişimcilerin ve yerleşik markaların çoğunluğunun yaratıcı hikâyeleri özellikle video üzerinden anlatmak için Facebook’u tercih ettiklerini ve bu sayede dünyanın geri kalanına da örnek olduklarını görmek gerçekten çok ilham verici” dedi.
Facebook’u kullanan insanların sayısı özellikle mobilde giderek artıyor:
- Dünya genelinde her ay 1,55 milyar insan Facebook’u kullanıyor; Facebook’u her gün kullananların sayısı ise 1 milyarın üzerinde
- Android cihazlar üzerinden 1 milyar kişi olmak üzere Facebook’a mobil cihazları üzerinden giren insanların sayısı 1,39 milyardan fazla
- Dünyada 50 milyon insan, düşük bant genişliğine sahip kullanıcılara özel tasarlanan Facebook Lite’ı kullanıyor
- Facebook’ta günde 8 milyardan fazla video görüntüleniyor. 500 milyonunüzerinde insan her gün Facebook’ta video izliyor.
- Türkiye’de Facebook’u her gün 27 milyonun üzerinde insan ziyaret ediyor
- Türkiye’de hemen hemen her 2 insandan 1’i Facebook’ta
- Her ay 34 milyondan fazla insan Facebook’u mobil cihazlar üzerinden ziyaret ediyor. Facebook’u mobil cihazlardan her gün ziyaret edenlerin sayısı ise 24 milyonun üzerinde
- E-marketer’a göre Türkiye’de interneti olan insanların sayısı 44,7 milyonun üzerinde. Bu, Türkiye’de interneti olan insanların %88’inden fazlasının Facebook’ta olduğu anlamına geliyor
Şirketler için ‘bulut’ vakti
Bilgi teknolojileri uzmanlarına göre bilişimin geleceği bulut bilişimden geçiyor. Kuruluşlar için, kendi donanımları ve depolama yöntemleri yerine çevrimiçi erişilebilen bulut çözümlerinin kullanması, kısıtlı bir altyapı yatırımıyla, işlevsel uygulamalara hızlıca erişmek anlamına geliyor. Bu alanın gelişmesiyle, özellikle bilgi teknolojileri tüketiminin yoğun bir şekilde gerçekleştiği sektörlerde, bulut çözümleri sağlayan firmaların önemli bir konuma geleceği öngörülüyor.
Bulut teknolojileri, bir şirketi yeniliklere açık hale getirmekle kalmayıp, şirketin giderlerini ve pazarlama için ayıracağı zamanı azaltarak, müşterilerine daha hızlı cevap verme imkânı sunuyor. Bulut teknolojisi bir şirketin hem ana faaliyetleri hem de bilgi teknolojileri açısından maliyet avantajı yaratırken, müşterilerin beklentilerini karşılamakta ve daha iyi servis vermekte şirkete çeviklik kazandırıyor. Böylece şirketlerin asıl faaliyet alanlarına odaklanmasını sağlayarak bu alanlara yeterli yatırımı ve zamanı ayırmasını sağlıyor. Buluta doğru olan bu yönelim; yakın gelecekte, bilgi teknolojilerinin şirketler için bir operasyon alanı olmaktan ziyade, bir bütün olarak faydalanılan bir dış hizmete dönüşmesi trendini gündeme getiriyor.
Bulut bilişimin, teknolojideki en önemli trendlerden birisi haline geldiğini vurgulayan KPMG, yenilikleri mümkün kılan, sermaye/operasyon maliyetlerini azaltan, kuruluşların hareket gücünü ve hızını artırıp pazara yeni ürünve hizmetlerin sunulmasında etkisi olan bu teknolojinin şirketlere büyük avantaj sağladığını belirtti.
KPMG Bilgi Sistemleri Risk Yönetimi Bölüm Başkanı ve Şirket Ortağı Sinem Cantürk, günümüzde BT odaklı organizasyonların bütçelerinin yüzde30’undan fazlasını altyapıya (özellikle veri merkezleri ve veri ağlarına) harcadığını hatırlattı,bulut bilişimin, şirketlerin BT bütçelerinin yıllık yüzde 10-20 oranında düşmesine olanak sağladığını kaydetti. Sinem Cantürk,bulut teknolojisinin artılarını şöyle sıraladı:
“Bulut bilişim şirketlere, daha iyi hizmet kalitesiyle müşterilere ulaşma, mobil dünya ve sosyal medyada görünürlük gibi özelliklerle yeniliklerin önünü açma ve operasyonel mükemmellikle iş operasyon maliyetlerini düşürme gibi imkânlar sağlıyor diyebiliriz. Yazılım, altyapı veya platformların kuruluşlar tarafından birer hizmet olarak sağlandığı bulut bilişim hizmetleri, cep telefonlarına ve kişisel kullanıma kadar yaygınlaşarak iş dünyası için önemli bir dış kaynak konusu haline geldi. Bulut teknolojisi, iş ve bilgi teknolojileri hedefleri doğrultusunda operasyonlar için verimlilik sağlamasının yanısıra bünyesinde sağlanan tasarrufların doğrudan kuruluşa dönmesini ve farklı alanlarda (Ar-Ge, inovasyon…) kullanılmasını sağlaması bakımından da şirketlere büyük katkı sağlıyor. Bulut bilişim, şirketlerde bilgi teknolojileri için de operasyonel fayda, verimliliğin artırılması ve maliyetlerin azalmasını vaat ediyor.”
İş alanlarında bulut teknolojisinin yüksek maliyetleri azaltmayı, yavaş tepki veren ve kısıtlayıcı BT yapısından sıyrılmayı temsil ettiğini belirten Cantürk, Bussiness Software Alliance (BSA) tarafından yayınlanan küresel çapta bulut bilişimin gelişiminde etkili olan ülkeler sıralamasında 24 ülke arasında Türkiye’nin 17’ncisırada olduğunu belirterek daha alınacak çok yol olduğunu ifade etti.
Kurumlardaki bilgisayarlara yönelik saldırılar arttı
Kaspersky Lab uzmanları, 2015 yılında kurumsal PC’lerin yarısından fazlasının (%58)en az bir adet hedefli zararlı yazılımdan etkilendiğini gözlemledi (2014’e göre üç yüzde puan artış). Kurumsal bilgisayarların üçte biri (%29) en az bir kere İnternet tabanlı bir saldırıya maruz kaldı; standart ofis uygulamalarının tüketici saldırılarında olduğundan üç kat daha sık kullanıldığı görüldü.
Saldırıya uğrayan kurumsal kullanıcıların ülkelerdeki yüzdesi
Dahası, kurumsal bilgisayarların %41’i etkilenen USB bellekler ya da güvenliği aşılmış diğer çıkarılabilir medya cihazlarından gelen yerel tehditlerle karşı karşıya kaldı. Uzmanlar ayrıca, Android platformunu hedefleyen açıklardan yararlanma amaçlı kodların payında %7’lik bir artış olduğunu kaydetti. Bu da bilgisayar korsanlarının çalışanların mobil cihazları üzerinde depoladıkları verilere daha çok ilgi göstermeye başladığını doğruluyor.
Bu saldırılar dikkatlice planlanıyor; yani siber saldırganlar hedefledikleri şirketin bağlantılarını ve tedarikçilerini, hatta çalışanların kişisel ilgi alanlarını ve internette gezinme alışkanlıklarını araştırmak için zaman ayırıyor. Bu bilgiler daha sonra, zamanla sık sık tekrarlanan saldırılar ile, gizliliğin bozulması ve kötü amaçlı yazılımların dağıtılması için yasal web sitelerini belirlemek için kullanılıyor.
Kaspersky Lab Global Araştırma ve Analiz Ekibi, Kıdemli Güvenlik Araştırmacısı Yury Namestnikov şunları söyledi: “İşletmeler için gelecekteki siber manzara, yeni bir saldırı vektörü içermektedir: altyapı. Çünkü bir kuruluşun neredeyse tüm değerli verileri veri merkezlerindeki sunucularda depolanır. Ayrıca, 2016 yılında daha fazla siber suçlunun yakalanmasını sağlayabilecek daha sıkı güvenlik standartları çıkmasını bekliyoruz.”.
Siber suçlular ilgilerini finansal hizmet kuruluşlarına çevirdi
2015 yılında siber suçlular ve gelişmiş sürekli tehdit (APT) grupları, dikkatlerini büyük ölçüde bankalar, yatırım fonu kuruluşları, hisse senedi borsaları ve kripto para birimleri ile işlem yapanlar da dahil olmak üzere döviz büroları gibi finansal hizmet kuruluşlarına yöneltti.
Bu saldırılara, bankaların ağlarını nüfuz ederek para çekmesine izin verecek kritik sistemlere ulaşmaya çalışan Carbanak vakası da dahil. Başarılı tek bir saldırı tek başına2,5-10 milyon $ arasında para kazandırabilir. Siber casusluk grubu Wild Neutron da 2015 yılının büyük bir kısmını, yatırım şirketlerinin yanı sıra kripto para birimi Bitcoin ile çalışan ve şirket birleşmeleri ve şirket satın almalarına dahil olan firmaların peşinden koşarak geçirdi.
Saldırı hedefleri çeşitlendi
Kaspersky Lab uzmanları, saldırı hedeflerinde artan bir çeşitlilik olduğunu gözlemledi. Örneğin 2015 yılında Çinli APT grubu Winnti APT, hedeflerini bilgisayar oyunlarıyla uğraşan şirketlerden ilaç ve telekomünikasyon sektöründe olan şirketlere kaydırdı.
Satış noktasında hırsızlık yapılıyor
2015 yılı için bir başka hedef de perakendeciler ve tüketiciyle birebir iletişim kuran diğer kurumlar tarafından kullanılan Satış Noktası terminalleri olmuştur. Kaspersky Lab ürünleri, PoS cihazlarına yönelik gerçekleştirilen 11.500’ün üzerinde izinsiz giriş girişimini engelledi. Şirketin bildiği, PoS terminallerinden veri çalmak için tasarlanmış on adet program ailesi bulunmakta ve bunlardan yedisi ilk kez bu yıl ortaya çıktı.
Fidye yazılımlarının yükselişi
Ayrıca, 2015’te cryptolocker saldırılarının sayısının iki katına çıktığı görülmüştür ve Kaspersky Lab 50 binden fazla kurumsal makinede cryptolocker tespit etmiştir. Bu durum, kurumlardan alınan fidyenin bireylerden alınandan çok daha fazla olabileceği gerçeğini yansıtıyor olabilir. Aynı zamanda, fidyenin ödenmesi daha büyük bir olasılık dahilindedir. Bazı kritik bilgisayarlardaki veya sunuculardaki bilgiler şifrelenmişse ve bu bilgilere ulaşılamıyorsa, birçok şirket faaliyetlerini yerine getiremez.
Kaspersky Lab, şirketlerin en son çıkan tehditler konusundaki bilgilerini artırarak bunlarla karşılaşma risklerini azaltmak için harekete geçmelerini öneriyor. Kurumsal ağlardaki güvenliğin temel prensipleri aynıdır: çalışanların eğitilmesi, sağlam güvenlik süreçlerinin kurulması ve her ek koruma katmanı ağa izinsiz giriş riskini azaltacağından yeni teknoloji ve tekniklerden tam olarak faydalanılması. Fidye yazılımlarından etkilenme tehdidini ortadan kaldırmak için şirketler, açıklardan yararlanma amaçlı kodlara karşı koruma kullanmalı ve güvenlik çözümlerinin Kaspersky Lab’in sunduğu Sistem Watcher gibi davranışsal algılama yöntemleri içerdiğinden emin olmalı. Veri analizleri ve dijital yaşam dünyayı değiştiriyor
EMC Pazarlama Direktörü Jeremy Burton, 2016 yılında iş dünyasının nasıl değişeceğine dair öngörülerini sıraladı. Burton’a göre verinin analiz edilmesi ve rekabette avantaj sağlaması için kullanılması, yalnızca teknoloji değil her alanda şirketler için daha da önem kazanıyor. Ayrıca giyilebilir teknolojiler sporda öne çıkarken hala sağlık uygulamalarında yeterli şekilde karşımıza çıkamayacaklar. “Dark web” ise suçluların saklandığı bir yer olmaktan çıkarak güvenlik için kaynak oluşturacak. Sanal gerçeklik, 2016 yılında özelikle canlı yayın ile farklılaşacak, çok daha gerçekçi bir deneyim sunacak. Otomobillerdeki en önemli değişiklik ise yazılımla gelecek. Hatta Burton’a göre yazılım önümüzdeki 10 yılda geleneksel otomobil üreticilerinin bazılarını ortadan kaldıracak.
Jeremy Burton’ın üslubuyla önümüzdeki yıl olacağını düşündüğü 6 öngörü:
Öngörü 1: Dijital İş Kendisine Önemli Bir yer Ediniyor
Üst düzey yöneticiler dijital işin ve ürettiği verilerin değerini her geçen gün daha iyi anlıyor ama şirketlerinde dijital gündemi yönlendirmek için kalıcı olacak yeni yöneticileri odaya henüz getirebilmiş değiller. Bu durum kısa sürede değişmek üzere. Her geçen gün daha çok sayıda Üst Düzey Dijital İş Sorumlusu, ürünleri daha akıllı hale getirecek ve müşteriler için sorunsuz hizmet deneyimleri yaratacak şekilde en son ve en önemli teknolojiyi kullanmakla görevlendirilecek. Verilerin – bu yeni yeterliliklerin geride bıraktığı dijital egzozun – rekabet avantajı elde etmek için analiz edilmesi ve kullanılması gerekecek. Sadece teknoloji endüstrisinde değil, her endüstride ihtiyaç duyulacak.
Bununla birlikte üst düzey yöneticiler bunun onlar için iyi olduğunu bilseler de hâlâ organizasyon şemaları, görev dağılımları ve bölge savaşları ile ilgili kararlarla boğuşuyorlar. Üst Düzey Dijital İş Sorumlusu, CEO’ya mı, CMO’ya mı yoksa CIO’ya mı raporlamalı?
Öngörü 2: Giyilebilirler Altın Olimpiyat Madalyası Kazanıyor
Giyilebilir sensörler bazı sporlardaki bazı zorlukların üstesinden gelecekleri yeni bir çağ açacaklar.
Yüzücüler kulaç analizi konusunda zaten sualtı kameralarına güveniyorlar ama bu kameralar çok sınırlı bir bakış açısı sağlıyor. Bu spor için yeni geliştirilen sensörler, 2016 yılının nasıl sporcuların performanslarının zirvesine çıkmak için veri analizlerini kullanacakları, dönüm noktasında bir yıl olanağını gösteren bir örnek olacak. Verilere “sporcunun yeni sesi” adını veren şirketler, Olimpiyat Oyunlarında daha önce hiç olmadığı kadar ekranlarda ve sahne arkasında yer alacak yenilik verilerini harmanlarken, sporculara bu çabalarında yardımcı olacaklar.
Üst düzey sporcuları diyetleri ve uyku alışkanlıklarından, koşma tarzları ve optimum vücut açılarına kadar, farklı boyutlarda değerlendirecek ve sporcuların kendi fiziksel performanslarının efendileri haline gelmelerini sağlayacak sensörlerin giyilebilirlere entegre edildiğine tanık olacağız. Ama Usain Bolt yarışırken bir Fitbit takmayacak: Etki yaratmak için, giyilebilir cihazlar her bir sporcunun kendine özgü gereksinimlerine uygun olarak üretilecek.
Öngörü 3: Giyilebilirler Kişiselleştirilmiş Tıbba Denk Olmayacak, Henüz.
Birçok sağlık vadeden bilekliğin abartılı reklamlarına karşın, giyilebilirler önümüzdeki yıl kişisel sağlık üzerinde geniş bir etki yaratmayacak. Giyilebilirlerin kişiselleştirilmiş tıbbın sağladıklarını sağlayabilmesi için, sağlık uzmanlarının hastalarla ilgili ürettikleri verilere doğrudan erişebilmeleri gerekir ve böylelikle, erken uyarı işaretleri ortaya çıktığında zaman kaybedilmemiş olur.
Burada sorulması gereken iki soru var:
- Cihaz üreticileri ve doktorlar gerekli desteği oluşturmak için güçlerini birleştirecekler mi?
- Tüketiciler biyometrik verilerine bu şekilde sürekli erişim izni verecekler mi?
Autodesk’ten Son Çağrı! 31 Ocak’a Dikkat!
Son çağrı!
31 Ocak 2016 tarihiyle beraber, ACAD LT, ACAD ve 3DSMax gibi ürünler için kalıcı lisans temini sona erecek. Kalıcı lisans almak isteyen kullanıcılar için son çağrı! 31 Ocak 2016 son tarih. Daha fazla detay için Autodesk sayfasına BURADAN gidebilirsiniz…:: Autodesk ile mobil dönüşümü konuştuğumuz röportajı BURADAN izleyebilirsiniz…
Autodesk Türkiye Ülke Lideri Murat Tüzüm ile yaptığımız röportajda, yeni dönemle ilgili konuştuk. İyi seyirler…Autodesk ile Mobil Dönüşümü Konuştuk
:: AutoCAD ürün ailesi, 3Ds Max, Revit, Inventor kalıcı lisans satışları 31 Ocak 2016 tarihi itibariyle sona eriyor. Konuyla ilgili detaylı röportajımıza buradan ulaşabilirsiniz…
Biz de Autodesk Türkiye İş Geliştirme Müdürü Emin Cenal ile beraber, Autodesk’in mobil dönüşümünü, kullanıcılara sunduklarını sizlere aktarıyoruz. İyi seyirler…En çok yemeğe en az sağlığa para harcıyoruz
Coğrafi bilgi sistemlerini kullanarak yazılım ve modeller geliştiren, Türkiye’nin en büyük veri tabanı kaynağına sahip şirketi Maptriks’in verilerine göre Türk halkı en çok gıda ve içeceğe, en az sağlık ve eğitime harcama yapıyor.
Türkiye’nin demografik, sosyo ekonomik ve harcama verilerinden derlenen araştırmaya göre Türkiye genelinde toplam 29 ilin nüfus büyüklüğü 750 binin üzerinde iken İstanbul Türkiye nüfusunun yüzde 18’lik diliminde bulunuyor. Yaş gruplarının Türkiye ortalamalarına göre ise 0-14 yaş grubunun Türkiye ortalaması yüzde 25 iken 65 ve üzeri yaş grubunun Türkiye ortalaması yüzde 8 oldu.
Türk halkı ayda ortalama 2.500 TL harcıyor
Türkiye’deki nüfusun genel harcama verilerinin de yer aldığı araştırmada hane halkı başına aylık ortalama tüketim harcamasının 2.496 TL olduğu kaydedildi. Türk halkının yaptığı harcamaların yüzde 26’sı konut, su, gaz gibi giderlere yapılırken bunu yüzde 20’lik harcama oranı ile gıda ve alkolsüz içecekler takip etti. Ancak lokanta ve yemek hizmetleri için yapılan yüzde 6’lık harcama da dâhil edildiğinde bu oran yüzde 26’ya kadar çıkıyor. Üçüncü sırada ise yüzde 17’lik oran ile ulaştırma için yapılan harcamalar bulunuyor.
Sağlık ve eğitim harcamaları yüzde 2’lik harcama payları ile listenin en altında yer alırken eğlence ve kültür için yapılan harcamaların genel harcamalar içindeki payı yüzde 3’te kaldı.
Türkiye’deki hane gelirlerinin de yer verildiği araştırmada hane halkı başına aylık ortalama 2.496 TL olan tüketim harcamasına karşılık ortalama aylık gelir 2.644 TL oldu. İstanbul 3.534 TL ile ortalama gelirin en fazla olduğu il olurken hane halkı başına en düşük gelirin düştüğü il ise 1.109 TL ile Bayburt oldu.
Türkiye’de teknoloji kullanımı hala düşük
Sosyo ekonomik verilerin (SES) de yer aldığı araştırmada dikkat çeken diğer önemli nokta ise bilgisayar ve ileri teknoloji ürün kullanımının düşük olduğu C SES ve DE SES gruplarının Türkiye’nin yüzde 94’ünü oluşturması oldu. Araştırmada Türkiye’deki nüfus sosyo ekonomik olarak üç ana guruba ayrıldı:
AB SES Grubu: Kişilerin ileri teknolojik ürün kullanımını tercih ettiği ve araç sahiplik oranının çok yüksek olduğu grup.
C SES Grubu: Kişilerin yarısına yakının araç sahibi olduğu, bilgisayar ve ileri teknolojik ürünlerinin kullanımının düşük olduğu grup.
DE SES Grubu: Eğitim seviyelerinin ilkokul veya ortaokul seviyesinde olduğu kişilerin yer aldığı ve araç sahipliğinin çok düşük, teknolojik kullanımının ise çok az olduğu grup.
Bu üç grubun Türkiye dağılımında C SES Grubu ve DE SES Grubu’nun her biri yüzde 47’lik oranlar ile nüfusun neredeyse tamamını oluştururken AB SES Grubu dağılımı yüzde 6 seviyesinde kaldı.
“Başarılı ticari performans için Coğrafi Bilgi Sistemleri kullanılmalı”
Konuyla ilgili açıklamada bulunan Maptriks Kurucu CEO’su Fatih Kuralkan, Türkiye’nin 81 ilinde cadde ve sokaklara kadar nokta bazında tüm coğrafyayı inceleyip sektörlere yönelik detaylı raporlar hazırladıklarını söyledi.
Yeni mağazaların açılacağı konumun belirlenmesinde modern teknolojinin kullanılmasının hayati öneme sahip olduğunu vurgulayan Kuralkan, “Her gün daha da akıllanan dünyamızda, konumu ‘akıllıca’ belirlenmemiş işyerlerinin başarılı bir performans sergilemesini beklemek hayal olur. Yeni işyeri için potansiyel konumun çevresinin, nüfusun yapısının, aynı lokasyondaki rakip işyerlerinin ve daha birçok kriterin bilimsel analizi yapılmalıdır. Bu ayın başında yayınladığımız AVM raporumuz bu kriterlerden sadece biridir. Batılı büyük şirketlerin yatırım yapacakları alanları belirlerken kullandıkları Coğrafi Bilgi Sistemlerini kendi teknolojilerimiz ile Türk şirketlerin hizmetine sunuyoruz. Bu sistem ile düzenli olarak yayınladığımız AVM verileri dışında perakende, hızlı tüketim ürünleri, enerji, finans, gayrimenkul, medya ve daha birçok sektör için en ücra alanlara kadar hedef odaklı veriler sunuyoruz.” dedi.
Şirket Aralık ayı başında yayınladığı 4. Çeyrek AVM Raporu’nda Türkiye’de 4 ilin 2016 yılında ilk kez AVM’ye kavuşacağını ve İstanbul’a 2016 yılında 40 yeni AVM’nin geleceği duyurmuştu. Avrupa Birliği Ergenlere Sosyal Medyayı Yasaklıyor
Avrupa Birliği, önümüzdeki hafta çok tartışılacak bir karar verecek. Yeni uygulama hayata geçerse 16 yaşından küçük bireylerin, ebevyn izni olmadan sosyal medya servislerini kullanması mümkün olmayacak.
ABD’de bir süredir gündemde olan 13 yaş altındaki çocukların dijital dünyada korunmasına yönelik uygulamanın bir benzeri de Avrupa’da da uygulanıyordu. Buna göre, ergenlik dönemine ulaşmamış çocukların sosyal medya hesabı açmalarına izin verilmiyordu. Bu kuralın pratikte ne kadar uygulanabildiği başka bir mesele ancak, yasalar çocukların sosyal medyadan uzak tutulmasını öngörüyordu.
Şimdi Avrupa Birliği’nin yeni hayata geçirmek istediği uygulamaya göre, ergenlik çağına gelmiş 13-16 yaş aralığındaki çocukların, ancak ebeveynlerin izniyle sosyal medya servislerini kullanması mümkün olacak. Eğer AB bu yönde karar alırsa, Facebook, Twitter, Snapchat gibi sosyal medya uygulamaları, AB üyesi ülekelerde 13-16 yaş aralığında hesap açmaya çalışan çocuklara “anne-babanızdan izin kağıdı getirin,” cevabını verecek.
Ayrıca 16 yaş altındaki çocukların dijital verilerinin hiçbir şekilde kayıt altına alınmaması, reklam verenlere satılmaması ve veri ticaretinde kullanılmaması şartı da gelecek.
Elbette bu noktada uygulamanın nasıl kontrol altında tutulacağı, sosyal medya servislerinin ebeveynleri nasıl tespit edeceği, izinlerin gerçekten ebeveynlerden gelip gelmediğinin nasıl doğrulanacağı gibi detaylar henüz net değil. Bu aşamada ülkelerin merkezi nüfus veri tabanlarında kayıtlı anne-babaların kayıtlı e-posta ve telefon numaralarına onay mesajı göndermek gibi önlemler söz konusu. Ancak bunun için sosyal medya servislerine üye olurken vatandaşlık numarasının beyan edilmesi gibi zorunluluklar da ortaya çıkacak ki, bu da internette her kullanıcının gözlenip izilenebilmesi, fişlenmesi anlamına geleceğinden büyük tartışmaların çıkması kaçınılmaz olacak.
ABD, Vize Vermek İçin Sosyal Medyayı Kontrol Edecek
San Bernardino’daki silahlı saldırılardan sonra ABD topraklarının güvenliğinden sorumlu Homeland Security kurumu, vize almak isteyen yabancıların sosyal medya hesaplarını da kontrol edilmesini sağlayacak bir plan üzerinde çalışmaya başladı.
Aslında vize başvuruları için ABD yılbaşından bu yana sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları kontrol ediyordu. Ancak Home Land Security’nin planına göre, bu sosyal medya kontrollerinin daha ciddi ve daha sıkı yapılması planlanıyor. San Bernardino’daki silahlı saldırıları düzenleyen saldırganın cihad nitelikli sosyal medya paylaşımlarının gözden kaçmış olması da daha sıkı ve düzenli bir kontrol mekanizmasına olan ihtiyacı doğruluyor.
Ancak, sosyal medya paylaşımlarının nasıl hızlı ve güvenilir şekilde kontrol edileceği, bunun vize başvurularına nasıl adapte edileceği henüz kesinleşmiş değil. ABD yetkililerinin, kullanıcıların dışarıya kapalı veya onlardan saklanmış paylaşımlara ulaşmak için sosyal medya servisleri ile nasıl işbirliği yapacağı da belli değil. Beklenen yöntemlerden biri, vize başvurusu yapan kullanıcının ABD yönetimine tüm sosyal medya hesaplarını incelemesi için izin vereceği, yönetimin de bu izini kullanarak sosyal medya şirketlerine başvurarak kullanıcının hesabına özel bir erişim isteyeceği yönünde. Elbette bu uygulamanın başlatacağı ağır tartışmalar da yakın zamanda dünyanın gündemine oturacak gibi görünüyor.
Aslında benzer bir uygulamayı İsrail de uzun zamandır sürüdüyordu. Hatta, Facebook’ta Kurtlar Vadisi sayfasını beğenenlerin İsrail’e alınmadığı, hava limanlarından geri döndürüldüğü olaylara daha önce şahit olmuştuk. Problemin büyüğü de burada başlayacak gibi görünüyor çünkü Facebook’ta veya bazı başka sosyal ağlarda, kullanıcılar kendi istekleri dışında çok sayıda gruba veya sayfaya üye yapılabiliyor.
Bu durumda ABD’ye vize başvurusunda bulunmak üzere hazırlık yapan bir iş adamına, bir öğrenciye, bir turiste, kötü niyetli kişiler tarafından kötü sürprizlerin yapılması hiç zor değil. İş adamlarının rakipleri tarafından habersizce ve kontrolsüzce, cihad temalı bir Facebook grubuna üye yapılması söz konusu iş adamının ömrünün geri kalanında dünyanın pek çok ülkesine girememesi ve işlerini büyütecek girişimlerde bulunamaması için yeterli olacak. Dolaysıyla, ülkelerin vize için sosyal medya paylaşımlarını kontrole başlamalarından önce sosyal medya servislerinin de grup/sayfa üyeliklerine dair daha mantıklı kontrol mekanizmaları getirmeleri gerekiyor. Aksi halde, kabul edilmeyen vize başvuruları nedeniyle sosyal medya servislerine açılacak tazminat davalarının çok ağır sonuçları olacak gibi görünüyor.
YouTube doğrudan video kaydını kaldırıyor
Popüler video paylaşım servisi YouTube, kullanıcıların kameradan doğrudan kayıt yapmasına imkan veren özelliğini kaldıracağını açıkladı.
Kameradan doğrudan kayıdın yeterince popüler olmadığını ve çok fazla kullanılmadığını vurgulayn YouTube, bu özelliği 16 Ocak 2016’da kapatacak. Söz konusu yetenek aslında yıllardır YouTube’da yer alıyordu ancak çok az kişi tarafından kullanılıyordu. 16 Ocak’tan itibaren kullanıcılar artık YouTube’a video yüklemek için kaydı öncelikle başka bir mecra üzerine kaydetmek ve sonra oradan YouTube’a yüklemek zorunda olacaklar.
Fakat söz konusu karar canlı yayın özelliğini kapsamayacak. Kanal sahipleri yine gerekli şartları yerine getirdiklerinde, YouTube üzerinde canlı yayın yapabilecekler. Drone Pazarı, 2016 Yılında Sıçrayış Yaşayacak!
Sadece yılbaşı tatili süresince, milyonlarca Drone satışı yapılacağını öngördüklerini söyleyen Kaplan, genel olarak Drone pazarı ile ilgili yapılan analizleri de aktardı.
Şu an için 3,3 milyar Dolar değerinde bir pazar elde etmiş olan Dronelar, 2015 yılında önceki yılı neredeyse ikiye katlamış durumda. Her geçen gün popülaritesini daha da artıran Dronelar, hemen her reklam kampanyasında da yer alıyor.
Birçok elektronik firmasının yeni Drone ürünleri ile tüketicilere ulaşmaya çalışmasının ve gelişen özellikleri ile müşterilerinin ilgisini çekmesinin, 2016 yılı için de büyük etki sağlayacağını belirten Keith Kaplan, bu durumla beraber oluşan tehlikelere de dikkat çekti.
Drone kullanımı için lisans gerekliliğinin tartışmalarının hala devam ettiğini vurgulayan Kaplan, hemen her yaştan kimsenin hava aracı elde edebiliyor olmasının da, daha farklı sonuçlar doğurduğunu aktardı.
Bununla beraber, aktarılan bilgiler arasında en dikkat çeken nokta ise, öngörüler arasında 2025 yılında Drone pazarının 90 milyar Dolar seviyesini geçeceği oldu.
Son olarak mizahi bir dille Drone pazarının genişlemesinin, ayrıca Drone garajlarıyla da bir ritüel haline gelebileceğini açıklayan Kaplan, 2016 yılının da Dronelar için verimli bir yıl olacağını belli etti. 2016 maaş zamları ne olacak?
Secretcv.com’un, 2016 yılı zam oranlarına yönelik düzenlediği ankete 1.320 firma yetkilisi ve 21 bin 300 aday katıldı. 8 Kasım-9 Aralık 2015 tarihleri arasında gerçekleştirilen ankette firma yetkililerinin öngörüleri zam oranlarının %8,7 olacağı yönünde. Birçok sektördeki büyük firmaları ve KOBİ’leri temsil eden firma yetkililerinin yanıtladığı anket sonuçlarına göre en çok zam %12,5 ile Holding yapılarında, en düşük zam ise %4 ile Gayrimenkul sektöründe oldu. Adaylar ise geçmiş yıllara oranla daha umutlu. Ankete katılan adayların %51’i zam oranlarının %5’in üzerinde olmasını beklerken %49’u ise karamsar bir tablo çiziyor.
Yan haklar yine ön planda…
Ortalama rakamlara bakıldığında, Holdinglerin ardından en yüksek oranda zam alması öngörülen sektörler sırasıyla %12,5 ile Gıda, %12 ile Bilgisayar/BT/İnternet, Eğitim, Hizmet ve Otomotiv sektörleri oldu.
Gayrimenkul sektörünün ardından en düşük zammı alacak sektörler ise %5 ile Tekstil ve Akaryakıt/Petrol, %5,5 ile Ajans sektörleri oldu.
2015 yılında temkinli davranmayı sürdüren firmalar aslında bu yıl da stratejilerini değiştirmiyor. Firmaların 2016 yılında başarılı çalışanlarını elde tutmak için yan haklara daha fazla önem verileceği düşünülüyor. Firmalar, Sağlık paketleri, bireysel emeklilik paketleri, gıda çeki, tatil paketleri, çocuk eğitim ve bakım yardımı, sağlıklı yaşam paketi gibi pek çok seçeneği esnek ek menfaat uygulaması kapsamında çalışanlara sunulacaklar.
2016 yılında iş dünyasının çok daha cesur ve girişimci olması beklenirken bu durumun hem zam oranlarına hem yan haklara hem de istihdama olumlu yansıyacağı öngörülüyor.
Adaylar 2016 yılından daha umutlu…
Zam oranları beklentisini, iş arayan adaylarına da soran Secretcv.com’un, 8 Kasım-9 Aralık 2015 tarihleri arasında yaptığı anket çalışmasına 21.300 kişi katıldı.
Bu yıl firmanızdan yüzde kaç zam bekliyorsunuz?” sorusunun yöneltildiği adayların yüzde 51’i zam oranlarının %5’in üzerinde olmasını bekliyor. %49’u ise ya hiç zam yapılmayacağını düşünüyor ya da zam oranlarının %5’in altında kalacağını öngörüyor. Ankaref, yeni çalışma arkadaşları arıyor
Türkiye’nin en hızlı büyüyen Nesnelerin İnterneti (IoT) firması olan ve TOBB ve Tepav tarafından açıklanan ‘en hızlı büyüyen 100 firma’ listesine bu yıl 13. sıradan girme başarısını gösteren Ankaref, yeni çalışma arkadaşlarını kendi oluşturduğu ‘başvuru havuzu’ndan bulacak.
Kurulduğu günden bu yana Ar-Ge ve inovasyon temelli yaklaşımıyla bilişim sektörüne yön veren ve gerek kamuya gerek özel sektöre sunduğu çözümlerle öncü olan Ankaref, ritmine ayak uydurabilecek yeni çalışma arkadaşları arıyor. Merkezi ODTÜ Teknokent’te olan firma, Türkiye’nin farklı bölgelerinde çeşitli pozisyonlarda birlikte çalışmak istediği isimler için yeni bir ‘iş başvuru sitesi’ oluşturdu.
İmza attıkları işlerle sadece Türkiye’de değil özellikle Ortadoğu, Arap coğrafyası ve Kuzey Afrika’nın çeşitli ülkelerinde de adını duyuran Ankaref’in Genel Müdürü Erhan Binici, firmanın gelecekle ilgili planlamalarında güçlü, hızlı ve kolektif, çalışmaya yatkın bir ekibe sahip olmanın çok önemli bir yeri olduğunu söyledi.
“Ankaref çatısı altında sektörün geleceğine yön verecekler”
Türkiye’de, İnsan Kaynakları (İK) alanında çok sayıda kurum ve kuruluşun olduğunu ancak, buna rağmen kimi sektörlerde doğru insanın, doğru iş ve doğru pozisyonla buluşamadığına dikkati çeken Binici, şöyle devam etti:
“Özellikle ülkemizin nispeten yabancı olduğu bulut teknolojisi, nesnelerin interneti, büyük veri ve benzer alanlarda doğru kişileri bulmak pek kolay olmuyor. Zaman o kadar hızlı değişiyor ki, işverenin ve iş arayanın beklenti ve talepleri de sürekli yenileniyor. Bu nedenle de bundan sonra yolumuza birlikte devam edebileceğimiz kişilerin doğrudan bize ulaşabilmelerini sağlayacak bir sistemi başlattık. Ankaref çatısı altında sektörün geleceğine yön vermek isteyen adaylar http://berabercalisalim.ankaref.com adresinden bize özgeçmişlerini gönderebilirler. Ülkemizde çok yetenekli gençlerin olduğunu biliyor, onları da bizimle birlikte yol almaya davet ediyoruz.” Siber suçlular da artık tasarruf etmeyi düşünüyor
2012 ile 2013 yılları arasında Kaspersky Lab’in saptadığı kötü amaçlı yeni dosya sayısında, 2012 yılında günde 200.000 adetten 2013 yılında günde 315.000 adede hızlı bir artış olmuştu. Daha sonra işler yavaşlamaya başladı. 2014 yılında toplam rakam günde sadece 10.000 adet arttı ve 2015 yılında toplam rakam 325.000 adetten 310.000 adede geriledi.
Hızlı getiri elde etmenin yollarını arayan siber suçluların; rootkit, bootkit veya kendi kendini çoğaltan virüs gibi karmaşık kodlama araçlarının sonuç getirse de maliyetli olduğu, bunun da genel marjları düşürdüğü kanaatine vardıkları anlaşılıyor. Dahası, geliştirmesi on binlerce dolara mal olabilen bu karmaşık kötü amaçlı programlar, giderek daha da gelişmiş bir hale gelen ve çok daha karmaşık kötü amaçlı yazılımları algılamaya ve analiz etmeye alışkın anti-virüs yazılımlarından kendilerini koruyamıyor.
Bu nedenle 2015’te, özünde zararsız ancak çoğu kez rahatsız edici olan reklam destekli yazılımın genel virüs algılamalarında daha çok öne çıktığı görüldü. Bu, siber suçlu taktiklerinde bir evrime işaret ediyor ve bu kişilerin çoğunun artık yarı meşru ticari yazılım, etkinlik ve diğer tür “gerekli malzeme” satan işletmeler gibi davrandığını gösteriyor.
Diğer eğilim ise siber suçluların ve hatta gelişmiş, devlet destekli tehdit eylemcilerinin dijital ürünlerde daha fazla yasal sertifika kullandığı. Saldırganlar, satın alınmış veya çalınmış sertifikaların da yardımıyla, resmi olarak imzalanmış bir sertifikaya normal bir sertifikadan daha fazla güvenen güvenlik yazılımlarını kandırıyor. Sertifikanın değeri sadece on beş yirmi dolar olabiliyor. Crossover Türkiye’de
Crossover, yetenekli insan kaynağının uzaktan çalışabilmesine olanak sağlayan WorkSmart adını verdikleri bir yazılıma sahip. Worksmart, kişilerin iş verimliliğini arttırırken takım arkadaşları arasındaki mesafe sorununu ortadan kaldırarak kişinin yaşadığı yeri değiştirmeden hak ettiği geliri elde etmesini sağlıyor. Çalışanların anlık performanslarının ölçülmesini ve işverene serbest çalışma saatlerinin tüm detaylarıyla raporlanmasını mümkün kılan WorkSmart, bu sayede kişilere ülkemizin herhangi bir yerinden Amerika’daki bir teknoloji şirketinde yönetici olarak çalışabilme imkanını kazandırıyor.
Şirketin CEO’su Andy Tryba, uzun yıllar Intel’de üst düzey yöneticilik ve Beyaz Saray’da Yüksek Teknoloji Temelinde İş ve Rekabet başlıklı başkanlık konseyine direktörlük yapmış bir isim.
Crossover’ın temelinde Andy’nin “Biz misyonumuz gereği şuna inanıyoruz; iyi maaş ödeyen işleri dünyanın neresinde olursa olsun gerçekten işinin ehline verirsek, dünya pozitif anlamda köklü bir şekilde değişir” düşüncesi yatıyor.
Crossover Türkiye’de Kasım ayı itibariyle Ülke Genel Müdürü olarak görev yapmaya başlayan Sinan Ata, “Crossover’ın Türkiye’deki ilk hedefinin ulaşılabilir olmak ve misyonunu Türk yeteneklere doğru anlatarak, onlara hak ettikleri ücretleri kazandırabilmek.” diyor. Twitter’a 150 bin lira terör propagandası cezası
Twitter’da yer alan bazı hesaplarda terör propagandası yapıldığı suçlamasıyla açılan davada Twitter’ın söz konusu hesapları engellemekte yetersiz kaldığı gerekçesiyle mahkeme Twitter’ın 150 bin lira para cezası ödemesine hükmetti.
Söz konusu dava hakkında Twitter yorum yapmazken, cezanın detayları ve hangi hesaplardan kaynaklandığı konusunda da henüz bilgi verilmedi.
Twitter’ın cezayı ödeyip ödemeyeceği de henüz belli değil ancak cezanın ödenmemesi halinde Twitter’ın yeniden erişime kapatılması söz konusu olacak.
Twitter’a para cezası Türkiye’de ilk defa uygulanıyor. Benzer para cezalarının Facebook ve YouTube için de söz konusu olan anlaşmazlıklarda da gündeme gelmesi bekleniyor.
Sürücüsüz otomobiller, Las Vegas’ta şova hazırlanıyor!
Biz “sürücüsüz otomobil” diyoruz ama yabancılar “self driving car” yani “kendi kendini süren araba” anlamına gelen bir tanım kullanıyor. İşin felsefesini kavramak için bu tanım önemli. Çünkü yeni oluşmakta olan sektör sadece arabaları değil, kendinden sürücünün oluşturacağı ortamı, alanı ve etkileyeceği yüzlerce cihazı ilgilendiriyor.
Çinliler de piyasaya girdi…
Dünyanın önde gelen markaları sürücüsüz araba yapar da Çinliler boş durur mu? Geçen hafta Çinli Baidu, BMW ile birlikte sürücüsüz Pekin yakılarında arabalarını test ettiler. Muhtemel ki onlar da Las Vegas öncesi kendilerinden bahsettirme ihtiyacı hissettiler.
Aslında şimdiden kim ne derse, pek kulak asmayın. Üç hafta sonra her birinin yapabileceği ve ne yaptığı belli olacak.
Las Vegas’taki CES fuarı yanı Tüketici Elektroniği Şovu (Fuarı), mobil ürünlerle dünyada nam salmaya başladı. Mobil şirketler, burada büyük şovlar sergileyip mesajlarını veriyor. Ne yazık ki bu fuarda kendimizden söz ettirecek bir ürünümüz yok.
CES son iki yıldır, giyilebilir ürünler ve akıllı cihazlar konusunda en önemli sergi yeri haline geldi. Aynı şekilde geçen yıl birkaç marka elektrikli araçlarını burada sergileme fırsatı buldu.
Artık elektrikli araçlar yerine sürücüsüz olanları kendinden bahsettirecek. Çünkü, Tesla’nın birkaç ay önce yaptığı gibi, bir güncelleme ile hepsi sürücüsüz araç olabilecek şekilde üretiliyor.
Her araç sürücüsüz olabilecek!…
Bunda, Google’ın yaptığı testlerin büyük rolü olduğu söylenebilir. Aynı şekilde, ScanLab projelerinden biri olan LIDAR ile her araç sürücüsüz hale gelebilir. Bunun için de öyle büyük paralar ödemeniz gerekmiyor. 75 bin dolar değerinde cihazı alarak, otomobilinizi sürücüsüz yapabilirsiniz.
Haliyle bu prototip fiyatı oluyor. Eğer LIDAR bunu seri üretime sokabilirse, her biri 500 doların altına inebilecek.
Beş yıl içinde, akıllı sensörler olarak tanımlayabileceğimiz bu cihazı, seri üretimle 100 doların altına bile indirebileceklerini öngörüyorlar.
Bunun seri üretimini kimin yapacağına haliyle ScanLab karar verecek. Sürücüsüz otomobiller konusunda sessiz bir yarış bütün hızıyla sürüyor. Dün arkadaşımız Hakki Alkan, elektrikli arabaların öncüsü Tesla’ya yeni bir rakip geldiğini yazdı. Gerçekten de Faraday Future şirketi, hummalı bir çalışma içinde ve Las Vegas’ta en çok konuşulacak şirket olacağının işaretlerini veriyor.
Tesla’nın 5 önemli teknik yöneticinin yanı sıra BMW’den de transfer yapan Faraday Future ekibine en son Airbnb’nin kurucusu Brian Chesky‘i de dahil etti. Airbnb şirketi, tatile çıkacaklara bütün dünyada alternatif konaklama imkanları sunan, ilginç bir şirket.
Las Vegas’ın kuzeyinde 3 bin dönüm alana fabrika kuran Faraday Future, “Oyunun kurallarını değiştireceğiz” diyerek projesini hazine gibi saklıyor. Ancak vizyonlarına bakacak olursak, sadece otomobille ilgilenmiyorlar. Anlaşılan bir tedarik şirketi de olacaklar. Çünkü etkileşimle ve anlık paylaşımlı bir çevreden söz ediyorlar.
Ekip madem Tesla’dan geldi, öyleyse Tesla’dan daha ileri bir teknoloji ortaya koymadıkları takdirde, ilk sunumda şanslarını kaybederler.
Karayollarına mesaj var!…
Eğer sürücüsüz otomobiller deyince ortamdan bahsetmek büyük önem taşıyor. Eğer karayollarınız, bu araçlar için hazır değilse, buna yönelik doğru bir navigasyon yazılımı yoksa dünyanın en iyi teknolojisi ancak ilk köşeye kadar gidebilir.
Bence her ülke olduğu gibi Türkiye yolları da bundan böyle akıllı cihazlar ve sürücüsüz otomobillere uygun olacak şekilde ihale edilmeli ve yapılandırılmalı. Aksi takdirde, ileride akıl almaz kamu yükü doğacaktır.
Trafik işareti, yol çizgileri, geçiş platformları, yol kenarı bilboardlar, ikmal istasyonları, kamu binaları ve kamuya açık alanlar gibi yüzlerce cihaz, nesne akıllanmasa gerekiyor ve bilgileri araçlara tanımlanması gerekiyor.
İşin bir diğer boyutu da otomobil içindeki yolculara yönelik olacak. Eğer yolcular, aracın sürüşü ve yol durumuyla ilgilenmeyecekse, yolculuğunu nasıl değerlendirecek? Tablet, müzik, navigasyon, interaktif iletişim platformları hizmete girmelidir.
İşte CES 2016 buna da cevap veren onlarca şirketin kendini anlatma fırsatı bulacağı bir yer olacak.
Peki, Las Vegas CES 2016 Las Vegas’ta hangi markalar ve şirketler yer alacak?
Geleneksel markaların sürücüsüz otomobiller konusunda ne yaptığına gelmeden önce, en taze haberlere dikkat çekelim…
Akıllı telefonlar ile Apple’a rakip olduğunu gösteren Samsung, sürücüsüz otomobili ile de artık kendinden bahsettireceğini gösterdi. Söylentilere göre Apple, 2018 yılında başlayacağı sürücüsüz otomobil test sürüşlerini başlatıp, 2020 yılında trafiğe çıkaracak. Samsung, bu tarihten önce aracını piyasaya sürebilecek.
Ya Google neler yapıyor?
En deneyimli geliştirici olarak, test sürüşleri devam ediyor ve sürekli güncellemeler ile yol deneyimlerini ve navigasyon bilgileri geliştiriyor. Ancak otomobillerin ne zaman piyasada satılacağına dair bir bilgi yok.
Acaba, Google mobil yazılımda oluşturduğu Android platformu gibi bir altyapı mı sağlamaya çalışıyor? Patentlerini paylaşır ve üreticilere yazılım desteği sağlar. GoogleGlass yanı akıllı gözlükteydi gibi geri adım atabilir.
Uzmanlara göre sürücüsüz otomobiller dediğimiz bu alan Google, Mercedes, Audi ve Volvo tarafından yönlendirilecek gibi görünüyor. Çin’in Baidu ve Güney Kore’nin Samsung şirketlerinin çıkışı bu planı bozmuş olabilir.
Tesla’yı da hesaba katmakta fayda var.
Çünkü halen en uzun ömürlü araç pilleri onlarda bulunuyor. Diğer taraftan, sürücüsüz deneyimi test ötesine taşıyıp, reelde uygulatan ilk marka da oldu. Şu anda, sürücüsüz deneyim, yasal sorunlar sebebiyle tavsiye edilmediğini de unutmayalım.
Mercedes ve Audi, geçen yıl Silikon Vadisi’nden Las Vegas’a 550 millik bir sürüş deneyimi yaşatmıştı. Bu yıl ne yapacağını birlikte göreceğiz.
Emisyon sebebiyle Volkswagen grubu, bu yıl Amerika’da büyük itibar kaybı yaşadı. Dünyanın en büyük motorlu araç şirketi olan Volkswagen, sanırım çok yakın bir sürede kendini toparlayıp, sürücüsüz otomobiller konusunda bir atağa geçecektir.
Hyundai acele etmiyor!
Yine Güney Koreli Hyundai, sürücüsüz otomobiller sektöründe bilgisayar çipleri ve araçların gelişimi için ekipmanlar ve sensörler geliştirmeyi hedeflediğini duyurdu. Hyundai kendi aracını üretme konusunda acele etmeyecek görünüyor.
Volvo’nun iddiasını öncelikle sigorta ile duyurmayı seçti. Eğer aracı kaza yaparsa, sigortasını Volvo kendisi ödeyecek. Kaza yapmayacağı araçlarının 2017’de testlere başlayacağını ve 2020’de de trafiğe çıkacağı takvimini ortaya koydu.
Yukarıda da söylediğim gibi, CES 2016’da sadece otomobil markaları yer almayacak. Mesela, tablet klavyeleri ile tanıdığımız Logitech, sektörde olduğunu gösterecek ürünlerini burada tanıtacak.
Sonuçta Ocağın ilk haftasında sürücüsüz otomobiller konusunda biz neredeyiz, dünya nerede önümüze konulacak. Günlük sorunlar içinde boğuşurken, yepyeni bir alanı daha kaçırmak üzereyiz…
Sizce yerli otomobilciler ne yapacak?









