Elektronik haberleşme alanında Türkiye gündeminin en önemli maddesi olan 4.5G ihalesine yönelik TELKODER’den bir açıklama yapıldı. Türkiye’deki mevcut fiber altyapısının bu yeni teknolojiye ne ölçüde hazır olduğu konusunda açıklama yapan TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Ata Arıak, 4.5G teknolojisini tam anlamıyla kullanabilmek için mevcut fiber altyapısının 5-6 kat artırılması gerektiğini, mevcut açığın kısa sürede kapatılmasının çok zor olduğunu dile getirdi.
4.5G teknolojisi için fiber altyapının olmazsa olmaz olduğunu belirten Yusuf Ata Arıak, 4.5G ile ortaya çıkacak olan büyük kapasitenin taşınabilmesi için her baz istasyonunun fiber ile merkez santrallere bağlanması gerektiğini, yeni ihale ile hali hazırda 65000 civarında olan baz istasyonu sayısının çok daha artacağını, bu sebeple fiber şebekelerin hızla yaygınlaştırılmasının şart olduğunu söyledi.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından yayınlanan 2015 ilk çeyrek verilerine göre hali hazırda Türkiye’de toplam 250.614km uzunluğunda fiber altyapı bulunuyor. BTK’nın raporunda mevcut altyapının 197.262km’lik bölümünün Türk Telekom’a ait olduğu, geri kalan 53.352km’lik bölümün ise alternatif işletmeciler arasında dağıldığı görülüyor. “4.5G için fiber altyapının tahminen 5-6 kat artırılması gerekiyor. BTK raporlarını incelediğimizde son beş yılda fiber altyapının yıllık artış hızının yaklaşık %23 olduğunu görüyoruz. Yani beş yılda ancak iki katına çıkabilmiş. Aynı artış hızıyla devam edilirse fiber altyapı açığının bu kadar kısa sürede kapatılamayacağı açıkça görülüyor.” şeklinde konuşan Yusuf Ata Arıak sektörün önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini belirtti.
Fiber Şebekeler Nasıl Hızla Yaygınlaşır?
Fiber şebekelerin yaygınlaşması için “Geçiş Hakkı” ve “Tesis Paylaşımı” olmak üzere iki yol bulunduğunu belirten TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Ata Arıak, bu iki yolun da henüz Türkiye’de verimli şekilde kullanılamadığını söyledi. Bir işletmecinin kendi şebekesini (fiber kablo, kanal, göz) kurabilmesi ve kamu/özel mülkiyet altındaki arazilerden geçebilmesi için kazı yapma izni alması olarak tanımlanabilecek “Geçiş Hakkı” izni konusunda Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından yapılan düzenlemelerin beklenen sonuçları vermediğini söyleyen Arıak, “Tesis Paylaşımı” konusunun da çok farklı olmadığını dile getirdi. Arıak, “Tesis paylaşımı yoluyla her işletmecinin kendi kazısını yapmasının yerine, mevcut kurulmuş fiber şebekesinin herkes tarafından kullanılması sağlanıyor. Bu sayede fiber şebekelerin yaygınlaşması büyük hız kazanabiliyor. BTK’nın ilgilendiği tesis paylaşımı konusunda da çok gecikmeli olarak yapılan düzenlemeden beklenen sonuç alınabilmiş değil. Ayrıca BTK’nın 2011 yılında aldığı karar ile Türk Telekom’u fiber yatırımı yapması halinde 5 yıl boyunca tüm düzenlemelerden muaf tutmasının da rekabeti engellemek dışında bir şeye hizmet etmediği açıkça görülüyor. Yatırımların artması için bu kararın ortadan kaldırılması gerekiyor.” şeklinde konuştu.
Yusuf Ata ARIAK, 4.5G ihale şartnamesinde yer alan kademeli kapsama alanı şartına da dikkat çekerek, fiber altyapı kurulmasının önündeki engellerin süretle ortadan kaldırılmasıyla sorun yaşanmasının önüne geçilmesinin mümkün olabileceğini de sözlerine ekledi. TELKODER’den 4.5G ihalesi hakkında önemli açıklama!
Elektronik haberleşme alanında Türkiye gündeminin en önemli maddesi olan 4.5G ihalesine yönelik TELKODER’den bir açıklama yapıldı. Türkiye’deki mevcut fiber altyapısının bu yeni teknolojiye ne ölçüde hazır olduğu konusunda açıklama yapan TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Ata Arıak, 4.5G teknolojisini tam anlamıyla kullanabilmek için mevcut fiber altyapısının 5-6 kat artırılması gerektiğini, mevcut açığın kısa sürede kapatılmasının çok zor olduğunu dile getirdi.
4.5G teknolojisi için fiber altyapının olmazsa olmaz olduğunu belirten Yusuf Ata Arıak, 4.5G ile ortaya çıkacak olan büyük kapasitenin taşınabilmesi için her baz istasyonunun fiber ile merkez santrallere bağlanması gerektiğini, yeni ihale ile hali hazırda 65000 civarında olan baz istasyonu sayısının çok daha artacağını, bu sebeple fiber şebekelerin hızla yaygınlaştırılmasının şart olduğunu söyledi.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından yayınlanan 2015 ilk çeyrek verilerine göre hali hazırda Türkiye’de toplam 250.614km uzunluğunda fiber altyapı bulunuyor. BTK’nın raporunda mevcut altyapının 197.262km’lik bölümünün Türk Telekom’a ait olduğu, geri kalan 53.352km’lik bölümün ise alternatif işletmeciler arasında dağıldığı görülüyor. “4.5G için fiber altyapının tahminen 5-6 kat artırılması gerekiyor. BTK raporlarını incelediğimizde son beş yılda fiber altyapının yıllık artış hızının yaklaşık %23 olduğunu görüyoruz. Yani beş yılda ancak iki katına çıkabilmiş. Aynı artış hızıyla devam edilirse fiber altyapı açığının bu kadar kısa sürede kapatılamayacağı açıkça görülüyor.” şeklinde konuşan Yusuf Ata Arıak sektörün önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini belirtti.
Fiber Şebekeler Nasıl Hızla Yaygınlaşır?
Fiber şebekelerin yaygınlaşması için “Geçiş Hakkı” ve “Tesis Paylaşımı” olmak üzere iki yol bulunduğunu belirten TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Ata Arıak, bu iki yolun da henüz Türkiye’de verimli şekilde kullanılamadığını söyledi. Bir işletmecinin kendi şebekesini (fiber kablo, kanal, göz) kurabilmesi ve kamu/özel mülkiyet altındaki arazilerden geçebilmesi için kazı yapma izni alması olarak tanımlanabilecek “Geçiş Hakkı” izni konusunda Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından yapılan düzenlemelerin beklenen sonuçları vermediğini söyleyen Arıak, “Tesis Paylaşımı” konusunun da çok farklı olmadığını dile getirdi. Arıak, “Tesis paylaşımı yoluyla her işletmecinin kendi kazısını yapmasının yerine, mevcut kurulmuş fiber şebekesinin herkes tarafından kullanılması sağlanıyor. Bu sayede fiber şebekelerin yaygınlaşması büyük hız kazanabiliyor. BTK’nın ilgilendiği tesis paylaşımı konusunda da çok gecikmeli olarak yapılan düzenlemeden beklenen sonuç alınabilmiş değil. Ayrıca BTK’nın 2011 yılında aldığı karar ile Türk Telekom’u fiber yatırımı yapması halinde 5 yıl boyunca tüm düzenlemelerden muaf tutmasının da rekabeti engellemek dışında bir şeye hizmet etmediği açıkça görülüyor. Yatırımların artması için bu kararın ortadan kaldırılması gerekiyor.” şeklinde konuştu.
Yusuf Ata ARIAK, 4.5G ihale şartnamesinde yer alan kademeli kapsama alanı şartına da dikkat çekerek, fiber altyapı kurulmasının önündeki engellerin süretle ortadan kaldırılmasıyla sorun yaşanmasının önüne geçilmesinin mümkün olabileceğini de sözlerine ekledi. GSM şirketleri 4.5G ihalesinde ter döküyor!
4,5G ihalesi bugün yapılıyor ve ihaledeki tüm paketlerin satışı tüm gün boyunca sürecek oturumlar sonunda gerçekleşecek.
İhalede Avea, Turkcell, Vodafone ve Netgsm yarışırken ilk paketin satışı tamamlandı ve paketi satın almaya Vodafone hak kazandı. 800 MHZ frekans bandının A1 paketi için en yüksek teklifi 390 milyon Euro ile Vodafone verdi.
BTK Başkan Yardımcısı Deniz Yanık 800 MHZ frekansında, A1 A2 A3 paketlerinin bulunduğunu açıklamıştı. Yanık’ın ifadelerine göre, “A1 paketini alan yerleri de seçecek. A2’yi alan iki yerden birini tercih edecek” demişti.
Turkcell sadece 377 milyon Euro yazılı teklif verip, sözlü teklif aşamasına katılmadı.
Vodafone’un yazılı teklifi 380 milyon 100 Euro Avea’nın teklifi 381 milyon 400 bin 1 Euro idi.
Sözlü teklif aşamasında Vodafone 390 milyon Euro’ya çıkarak A1 Paketini satın aldı.
Güncelleme
A2 paketini 380 milyon euro ile Avea, A3 paketini ise 372 milyon 926 bin 13 avro ile Turkcell aldı.
B1 paketini 216 milyon 819 bin 184 euro ile Avea kazandı.
B2 paketi için Vodafone ve Turkcell kapalı teklifte eşit fiyat verdiler. 39 milyon 940 bin 375 euro teklif için kura çekildi. Kura sonucunda B2 paketinin kazananı 39 milyon 940 bin 376 euro ile Vodafone oldu.
1800 MHZ C1 paketini Turkcell, 430 milyon euro ile satın aldı.
C2 paketi için Avea, 310 milyon euro ile en yüksek teklifi veren isim oldu.
C3 paketi ise 95 milyon 104 bin 623 euro ile Vodafone’da kaldı.
2100 MHz D1 paketi için Turkcell 36 milyon euro, Avea ve Vodafone ise 35 milyon 664 bin 234 euro teklifle başladı. Sözlü tekliflerdeki çekişmeyle D1 Paketi, 160 milyon euro ile Turkcell’de kaldı.
2600 MHZ E1 paketi için Turkcell 65 milyon euro, Avea ve Vodafone ise 64 milyon 647 bin 293 euro teklifle başladı. Sözlü teklif aşamasındaki açık artırmada ise Turkcell 384 milyon euro’ya çıkarak E1 paketini satın aldı.
Elektrikli otomobil ile rekor kırdı: 728 Km
Norveçli bir otomobil kullanıcısı, elektrikli otomobiller dünyasında giderek ünleniyor. Norveç’in soğuk, buzlu ve karanlık yollarında elektrikli otomobil kullanma ısrarıyla gündeme taşınan Bjorn Nyland isimli kullanıcı, ayrıca 10 arkadaşını da Tesla’nın Model S otomobillerinden almaya ikna edince Tesla şirketi Bjorn’e, yeni otomobillerinden olan Tesla Model X armağan etmişti.
Bjorn Nyland, şimdi yeni bir rekorla gündeme taşındı. Otomobilini hiç şarj etmeden 728 Km kateden Bjorn Norveç’te medyanın gündemine oturduğu gibi, elektrikli otomobillerin geleceği hakkındaki endişelere de cevap vermiş oldu.
Elektrikli otomobillerin, şehirler arası uzun yollar için uygun olmadığı inancını kırmak isteyen Bjorn Nyland’ın bu amaçla çıktığı yolda, akıllı bir sürüş yöntemi kullanarak, aracın enerjisini boşa harcamadan tüm enerjiyi daha fazla mesafe kat etmeye odaklamasıyla 728 Km yol kat etmeyi başardı.
Tesla Model S ile daha 2013 yılında yapılan rekor denemesinde Amerikalı bir çift 680 Km yol kat etmeyi başarmıştı. Zararlı sitelere 6.7 milyon kez tıkladık
Trend Micro, 2015’in ikinci çeyrek döneminde tüm dünyada yaşanan veri güvenliği tehditlerini değerlendirdiği güvenlik raporunu yayınladı. Trend Micro’nun araştırma birimi TrendLabs tarafından “Yükselen Dalga: Kamu Teknolojilerini Tehdit eden Saldırılar” başlığı altında yayınlanan raporda siber suçluların özellikle havaalanları, ev ağları, PoS cihazları, televizyon kanalları ve kamu kurumları gibi günlük hayatımızı etkileyecek teknolojileri hedef aldıkları vurgulanıyor. 2015’in Nisan, Mayıs ve Haziran aylarını kapsayan raporda Türkiye ile ilgili çarpıcı veriler de yer alıyor.
Dünyada en çok zombi bilgisayar olan dördüncü ülke Türkiye
Siber suçlular dünya çapında yaptıkları saldırılarda kendi izlerini kaybettirmek için zombi bilgisayarları kullanıyorlar. Zararlı yazılım bulaşmış bilgisayarlar siber suçlular tarafından komuta kontrol merkezine bağlanarak birer zombi bilgisayara dönüştürülüyorlar. Sonra ise bunları birer zıplama tahtası olarak kullanarak saldırılar bu makinelerden gerçekleştirilmiş gibi gösteriyorlar. Türkiye ise dünyadaki komuta kontrol merkezi bağlantılı bilgisayarların yüzde 5’ini barındırıyor. Türkiye, ABD, Hindistan ve Japonya’nın ardından dördüncü sırada.
Fidye yazılımları Türkiye’yi esir aldı
2015’in ikinci çeyrek dönemi siber saldırılar açısından Türkiye için yine hareketli geçti. TorrentLocker isimli fidye yazılımı Türkiye’yi esir aldı. Özellikle Haziran ayında tavan yapan TorrentLocker saldırıları, siber saldırganlar tarafından hazırlanan cep telefonu faturalarının içine gizlenerek yapıldı. Kullanıcıların tıkladıkları zararlı siteler ve sahte e-postalarla yapılan yönlendirmeler de bilgisayarlarına fidye yazılımı gibi zararlıların bulaşma riskini artırıyor. Türkiye’deki kullanıcılar zararlı sitelere toplamda 6 milyon 709 bin 683 kez tıkladılar.
Online bankacılık yine tehdit altında
Türkiye’yi hedef alan saldırılar daha önceki dönemlerde olduğu gibi yine online bankacılık uygulamalarını hedef almaya devam ediyor. TrendLabs’ın verilerine göre Türkiye’deki online bankacılık uygulamalarını hedef alan zararlı yazılımlar ise Nisan ayında tavan yaparak 2 bin 540 cihazı etkiledi.
231 binden fazla zararlı mobil uygulama indirdik
Türkiye’de Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında toplam 231 bin 406 bin zararlı mobil uygulama indirildi. Bu uygulamaların içinde mobil cihazları hedef alan 4 bin 24 adet virüs saptandı.
Dünyaya son üç ayda KOBİ’lere ve kamuya yapılan saldırılar damgasını vurdu
TrendLabs’ın verilerine göre bu dönemde dünyada gerçekleşen saldırılardaki genel eğilim küçük ve orta ölçekli işletmeler ve kamusal bilişim altyapılarına yönelik oldu. Özellikle ABD’yi hedef alan saldırılar birçok vatandaşın kişisel verilerini tehlikeye attı.2015’in ikinci çeyreğinde dünyada meydana gelen siber saldırılarından satır başları ise şöyle:
· Fransız TV kanalı TV5MONDE’a yapılan siber saldırıda kanalın yayını tam dört saat boyunca kesildi. Ayrıca kanalın içindeki bilgi işlem sistemleri de çökertildi. Bu saldırıdan kanalın sosyal medya hesapları da nasibini aldı.
· Haziran ayında Polonya’nın LOT Airlines isimi havayolu şirketine yapılan siber saldırı nedeniyle onlarca uçuş iptal edildi. Saldırıdan dolayı 1400’den fazla yolcu mağdur oldu.
· HawkEye isimli bir klavyeden girilen tuşları takip ederek şifreleri çalan keylogger yazılımını kullanan siber saldırganlar, Hindistan, Mısır, İran, Pakistan, Tayvan ve ABD’deki birçok KOBİ’yi hedef aldılar.
· Kullanıcıların DNS ayarlarını değiştirerek zararlı sitelere yönlendiren DNS Changer saldırıları Brezilyada patlama yaptı. Brezilyalı kullanıcılar saldırıların yüzde 80’ine maruz kaldı. Özellikle ev kullanıcılarını hedef alan bu saldırılar ev ağlarındaki yönlendirici cihazları hedef alıyor.
· ABD’nin bir kamu kuruluşu olan Personel Yönetim Ofisi’nin (OPM) bilişim altyapısında meydana gelen bir sızıntıda siber saldırganların, kamudan emekli ve halen çalışan 21 milyon kişinin sosyal güvenlik numaraları, iş geçmişi ve kişisel bilgilerinin yer aldığı formlara erişim sağladıkları ortaya çıktı.
· Yine ABD’de gerçekleşen bir diğer saldırı ise Gelirler İdaresi’ni (IRS) hedef aldı. Bu saldırıda 100 bine yakın vergi mükellefinin bilgileri çalındı.
· Geçtiğimiz Nisan ayında PoS cihazlarını hedef alan FighterPoS isimli bir zararlı yazılım ortaya çıktı. Bu zararlı yazılım çoğunluğu Brezilyada olan 100’den fazla PoS cihazına bulaşarak yaklaşık 22 bin tekil kredi kartının şifresini çaldı.
· Haziran ayında ortaya çıkan MalumPOS isimli başka bir zararlı yazılım ise Microsoft Oracle üzerinde çalışan sistemleri hedef alarak çoğunluğu ABD’de olmak üzere 33 bine yakın konaklama, restoran ve perakende işletmesini hedef aldı.
· 2015’in ilk çeyreğinde PoS cihazlarına yönelik zararlı yazılım çeşitlerinin sayısı dünya genelinde 259 iken bu sayı 2015’in ikinci çeyreğinde 183’e geriledi.
· 2015’in ilk çeyreğinde dünya genelinde 16 bin olan fidye yazılımları 2015’in ikinci çeyreğinde 13 bine geriledi. Haziran ayında CryptoWall ve TorrentLocker şeklinde iki farklı fidye yazılımı versiyonu görüldü. Özellikle CryptoWall saldırılarının yüzde 66’sı KOBİ’leri hedef aldı. Siber saldırıların şirketlere maliyeti çok ağır
Rapora göre KOBİ’lerin deneyimi kurumsal şirketlerle aynı. Ortalama olarak KOBİ’ler, fiziksel altyapılarına yapılan bir saldırı için 26.000 $ değerinde hasar bildiriyor. Bununla birlikte sanal altyapıya yapılan güvenlik ihlali maliyeti 60.000 $ eşiğine yaklaştırıyor.
Sanal ortamları etkileyen bir güvenlik ihlalinde maliyetin artmasının ana nedeni, şirketlerin çoğunun en önemli işleri için sanal altyapıları kullanıyor olması. Sanal platformları halihazırda benimsemiş olan şirketlerin %62’si en kritik iş süreçlerini sanal altyapıya emanet etmeye çekinmiyor.
Fiziksel düğümlere yapılan saldırılar bildirilen vakaların %36’sında iş açısından kritik bilgilere geçici erişim kaybıyla sonuçlanırken bu rakam, bir ihlal sanal sunucular ve masaüstlerini etkilediğinde %66’ya yükseliyor. Sanal ortamları etkileyen saldırılar ayrıca, üçüncü şahıs uzmanlığına daha sık ek bütçe ayrılmasına neden oluyor. Şirketler sadece BT danışmanlarından değil, aynı zamanda avukatlar, risk yönetimi uzmanları ve diğerlerinden yardım talep etmek zorunda kalıyor.
Sanal bir ortamda güvenlik ölçümlerinin karmaşıklığı ve tehdit ortamının yanlış algılanması, sanal ortamda kurtarma maliyetini artıran iki ek unsur. Kaspersky Lab’ın raporu şirketlerin %42’sinin sanal ortamdaki güvenlik risklerinin ‘fiziksel’ ortamlardan çok daha düşük olduğuna inandıklarını göstermekte. Şirketlerin %45’i sanal ortamlarda güvenlik yönetimini bir sorun olarak gördüklerini belirtmiş. Dahası şirketlerin sadece %27’si, özel olarak sanal ortam için tasarlanmış bir güvenlik çözümü uyguluyor. ASTEL’den, devrim niteliğinde yeni bir görüntü çözümü
Hem aydınlatma, hem de projeksiyon işlevlerine sahip olan ve yepyeni bir “ortam aydınlatma” çözümü sunan “Space Player”in öne çıkan özelliklerinin başında, spot ışığı şeklindeki yenilikçi tasarımı geliyor. Üretiminden satışına tüm süreçlerinde büyük bir titizlikle çalışılan “Space Player”, bulunduğu mekanların görsel cazibesini arttıran aydınlatma tasarımlarıyla birlikte geniş projeksiyon içerikleri de sağlıyor.
“Space Player” ile perakende sektörü; restoranlar, mağazalar, müzeler ve diğer birçok mekan, bugüne dek ellerinde bulunmayan yepyeni ve farklı imkanlara sahip bir görüntü çözümüne kavuşuyor.
Kurulumu, taşıması ve bakımı çok kolay!
Bulunduğu ortama doğal bir şekilde uyum sağlayan tasarımıyla “Space Player”, kablo borulu özel askı aparatı ile kurulum ve yer değişikliklerini de son derece kolaylaştırıyor.
“Space Player”in hareketli yuva tasarımı ve köşe düzeltme özelliği sayesinde, geleneksel cihazlarla mümkün olmayan; istenilen açıda ve istenilen yerde kolayca ve muntazam bir şekilde projeksiyon yapılabilme özgürlüğü sağlanıyor.
Lazer aydınlatma teknolojisi ile 20,000 saat kesintisiz projeksiyon!
Işık gücünü; aydınlatma ve projeksiyon dünyasının geleceği olan uzun ömürlü lazer aydınlatma teknolojisinden alan “Space Player” tam 20,000 saat boyunca 7/24 kesintisiz projeksiyon yapabilmenin yanısıra bakım masraflarını minimuma indirirken, bakım kolaylığını ise maksimuma çıkarıyor. Space Player; SD kart, PC ve tablet gibi birçok kaynaktan da içerik aktarımı yapmayı da mümkün kılan özellikler taşıyor.
“Space Player portalı ile kullanıcılara on-line içerik; doğru çözümler!
“Space Player”, aydınlatma için videoların kullanıldığı, “projeksiyon aydınlatma” adlı yeni bir pazar yaratırken, yansıtılacak içeriklerin ve kurulum ortamının aydınlatmasının da mekana göre özelleştirilmesi gerekiyor.
Panasonic tarafından oluşturulan uzman bir ekip, video ve ortam aydınlatma konularında içerikler üreterek, on-line bir portal ile kullanıcılara hizmet verecek. Ismarlama içerik üretiminin yanı sıra “Space Player” sahipleri, kendilerine sunulan ücretsiz yazılımlar sayesinde bu içerikleri kolaylıkla düzenleyip yeni içerikler oluşturabileceği gibi; belli bir ücret karşılığında sitede sunulan video ve fotoğrafları da mekanlarında kullanabilecek.
Space Player ile geniş yelpazede dikkat çekiği görsel uygulamalar!
“Space Player PT-JW130 Serisi” ile herhangi bir objeye spot aydınlatma yapılabildiği gibi; bir objeye veya etrafına video ve foto içerik yansıtması da yapılabiliyor. Aydınlatma ve projeksiyon teknolojilerinin bu etkili ortaklığı perakendeden restoranlara, geniş bir yelpazede ilgi çekici görsel uygulamaların müjdesini veriyor. “Space Player PT-JW130 Serisi” ile yapılabileceklere birkaç örnek vermek gerekir ise;
· Restoranlarda gelen yemekleri cazip bir şekilde aydınlatılıp; menü, yemeklerin içeriği veya manzara görüntüleri masaya/tabaklara yansıtılabiliyor.
· Müzelerde ve galerilerde sergilenen sanat eserleri ile ilgili bilgiler, eserlerin yanına yansıtılabiliyor.
· Perakende alanlarında ürünler doğal ışık ile sergilenebilirken ürün bilgileri ve diğer promosyonel içerikler de yansıtılabiliyor. iLab Holding’te yeni atamalar
Online emlak seri ilan platformu iLab Holding Yatırımı Emlakjet.com’un Genel Müdürlük görevini Gizem Moral Kunter üstlendi. Kunter daha önce hızlı tüketim ürünleri ve telekomünikasyon sektörünün lider firmalarında yöneticilik pozisyonlarında bulundu. 18 yıllık iş tecrübesine sahip Kunter,1997 yılından bugüne kariyerini hızlı tüketim ürünleri, telekomünikasyon, pazarlama, marka ve ürün yönetimi, farklılaşma stratejileri, tüketici araştırmaları ve CRM alanları üzerinde ilerletti.
Hangikredi.com
Online kredi ve hizmet karşılaştırma platformu iLab Holding yatırımı Hangikredi.com ile Hangisi.net‘teki direktörlük görevlerini sürdüren Yılmaz Sonışık, Hangikredi.com Genel Müdürlük görevine terfi etti. Sonışık, bilişim teknolojileri, ödeme sistemleri, telekomünikasyon ve finans sektörlerinde bilişim, pazarlama, yeni iş geliştirme ve proje yönetimi konularında uzman bir girişimci olarak 19 yıllık iş tecrübesine sahip.
Yılmaz Sonışık, 1996 yılından başlayarak elde ettiği 19 yıllık iş tecrübesini bilişim teknolojileri (yazılım), kartlı ödeme sistemleri, (UMTH) telekomünikasyon hizmetleri, internet, dijital pazarlama, proje yönetimi, yeni iş geliştirme alanlarında oluşturdu. Profesyonel tecrübesinin yanında girişimci ruhuyla çeşitli girişimlerde aktif olarak yer aldı.
Gizem Moral Kunter kimdir?
İş hayatına Türk Henkel’ de stratejik pazarlama göreviyle başlayan Kunter, bu şirkette elde ettiği 7 yıllık deneyimin ardından Türkcell’de yine aynı görevi üstlendi. Kunter 11 yıllık Turkcell kariyerinde; stratejik pazarlamanın ardından satış ve pazarlama departmanında bilgi yönetimi ve bütçelemeden sorumlu olarak şirketin gelir ve gider bütçelerinin hazırlanması ve planlanması süreçlerini yürüttü. Daha sonra, pazarlama öngörüleri ve müşteri bilgileri yöneticisi olarak yaptığı çalışmalar ile şirketin pazarlama stratejileri geliştirmesine ve karar verme süreçlerine katkıda bulundu.
Davranışsal Ekonomi alanında çalışmalar yapan Kunter, dünyaca ünlü kültürel antropoloji uzmanı Dr. Rapaille ile “Türkiye’de Telekomünikasyon Sektörünün Kültürel Kodları” çalışmasını hazırladı. 2012 yılında Turkcell’ in genç segment için oluşturduğu Gnctrkcll’ in marka konumlandırması, CRM ve marka sadakat stratejileri geliştirme görevini üstlendi. 2013 yılında Turkcell’ in kurumsal mobil internet bölümünde, marka ve ürün yönetimi, farklılaşma stratejileri geliştirme görevlerinde yer aldı. İzmir Amerikan Koleji ve Marmara Üniversitesi Ekonometri bölümü mezunu olan Kunter, Yeditepe Üniversitesi’nde pazarlama alanında MBA eğitimi aldı. Kunter, evli ve bir çocuk annesidir.
Yılmaz Sonışık kimdir?
İş hayatına bilişim teknolojileri firmalarında başlayan Sonışık, yazılım geliştirme konusunda uzmanlaşarak Türkiye’nin önde gelen banka, sigorta, perakende, telekomünikasyon, taşımacılık, eğitim gibi sektörlerinde birçok şirkete önemli projeler geliştirdi. Akıllı kart ödeme sistemleri konusundaki tecrübesiyle, sektörün önemli şirketlerinde yazılım (POS yazılımları, CRM, İnternet) ve teknoloji (donanım, network) altyapısının geliştirilmesinde yönetim kademesinde görev aldı. Telekomünikasyonun özelleşmesiyle C Tipi UMTH kapsamında konuşma kartları satan şirketin kurulumu aşamasında görev alarak yaptığı altyapı çalışmaları ve inovatif projeler ile şirketin gelişmesine önemli katkılarda bulundu. iLab Holding’deki yolculuğu 2006 yılında Treda Bilişimde başlayan Sonışık, 2009’da Sigortam.net’e, 2011’de ise Hangikredi.com’a atanmdı. Sonışık yönetimindeki Hangikredi.com, üç yıl içinde tekil ziyaretçi adedini 10 kat, lead adedini 35 kat arttırarak, yüzde 425 büyüme oranı ile Ağustos 2015’de TOBB’un düzenlediği Türkiye’nin en hızlı büyüyen “Türkiye 100” şirketinden biri oldu. İş hayatı boyunca çeşitli ar-ge projelerinde yer alan Sonışık, Tübitak Ar-Ge proje yönetimi konusundaki tecrübesiyle görev aldığı şirketlerin Teydeb Ar-Ge desteklerinden faydalanmasını sağlayarak önemli maddi katkı sağladı. Sonışık, sırasıyla Aydın Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı, İTÜ Bilgisayar Mühendisliği ve Anadolu Üniversitesi İşletme bölümünde eğitim aldı. Evli olan Sonışık, iki çocuk babasıdır.
İş hayatına Türk Henkel’ de stratejik pazarlama göreviyle başlayan Kunter, bu şirkette elde ettiği 7 yıllık deneyimin ardından Türkcell’de yine aynı görevi üstlendi. Kunter 11 yıllık Turkcell kariyerinde; stratejik pazarlamanın ardından satış ve pazarlama departmanında bilgi yönetimi ve bütçelemeden sorumlu olarak şirketin gelir ve gider bütçelerinin hazırlanması ve planlanması süreçlerini yürüttü. Daha sonra, pazarlama öngörüleri ve müşteri bilgileri yöneticisi olarak yaptığı çalışmalar ile şirketin pazarlama stratejileri geliştirmesine ve karar verme süreçlerine katkıda bulundu.
Davranışsal Ekonomi alanında çalışmalar yapan Kunter, dünyaca ünlü kültürel antropoloji uzmanı Dr. Rapaille ile “Türkiye’de Telekomünikasyon Sektörünün Kültürel Kodları” çalışmasını hazırladı. 2012 yılında Turkcell’ in genç segment için oluşturduğu Gnctrkcll’ in marka konumlandırması, CRM ve marka sadakat stratejileri geliştirme görevini üstlendi. 2013 yılında Turkcell’ in kurumsal mobil internet bölümünde, marka ve ürün yönetimi, farklılaşma stratejileri geliştirme görevlerinde yer aldı. İzmir Amerikan Koleji ve Marmara Üniversitesi Ekonometri bölümü mezunu olan Kunter, Yeditepe Üniversitesi’nde pazarlama alanında MBA eğitimi aldı. Kunter, evli ve bir çocuk annesidir.
Yılmaz Sonışık kimdir?
İş hayatına bilişim teknolojileri firmalarında başlayan Sonışık, yazılım geliştirme konusunda uzmanlaşarak Türkiye’nin önde gelen banka, sigorta, perakende, telekomünikasyon, taşımacılık, eğitim gibi sektörlerinde birçok şirkete önemli projeler geliştirdi. Akıllı kart ödeme sistemleri konusundaki tecrübesiyle, sektörün önemli şirketlerinde yazılım (POS yazılımları, CRM, İnternet) ve teknoloji (donanım, network) altyapısının geliştirilmesinde yönetim kademesinde görev aldı. Telekomünikasyonun özelleşmesiyle C Tipi UMTH kapsamında konuşma kartları satan şirketin kurulumu aşamasında görev alarak yaptığı altyapı çalışmaları ve inovatif projeler ile şirketin gelişmesine önemli katkılarda bulundu. iLab Holding’deki yolculuğu 2006 yılında Treda Bilişimde başlayan Sonışık, 2009’da Sigortam.net’e, 2011’de ise Hangikredi.com’a atanmdı. Sonışık yönetimindeki Hangikredi.com, üç yıl içinde tekil ziyaretçi adedini 10 kat, lead adedini 35 kat arttırarak, yüzde 425 büyüme oranı ile Ağustos 2015’de TOBB’un düzenlediği Türkiye’nin en hızlı büyüyen “Türkiye 100” şirketinden biri oldu. İş hayatı boyunca çeşitli ar-ge projelerinde yer alan Sonışık, Tübitak Ar-Ge proje yönetimi konusundaki tecrübesiyle görev aldığı şirketlerin Teydeb Ar-Ge desteklerinden faydalanmasını sağlayarak önemli maddi katkı sağladı. Sonışık, sırasıyla Aydın Anadolu Lisesi, Marmara Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı, İTÜ Bilgisayar Mühendisliği ve Anadolu Üniversitesi İşletme bölümünde eğitim aldı. Evli olan Sonışık, iki çocuk babasıdır.
Giyilebilir sağlık çipleri ile hastalara anında müdahale
Akıllı gözlük ve saat gibi cihazlarla hayatımıza giren giyilebilir teknolojiler, sağlık ve tıp alanında da karşımıza çıkmak üzere. Giyilebilir teknolojilerin sağlık alanındaki ilk uygulamalarından biri de, Xerox PARC ile Smart Design adlı şirketin birlikte yürüttüğü bir çalışma. Xerox PARC’ın kamuoyu ile paylaştığı sağlık alanındaki konsept projeleri, öngördükleri gelecek vizyonları daha sağlıklı ve kontrollü yaşanacak bir hayatın bizleri beklediğini gösteriyor.
Xerox PARC bilim insanlarının uluslararası bir kongrede açıkladıkları konsept projelerine göre, basılı elektronik (printed electronics) devreler içeren giyilebilir sağlık çipleri insan vücuduna bir yara bandı gibi yapıştırılarak kullanılacak. Giyilebilir sağlık çipleri tedavi sürecinde kişinin yaşamsal verilerini mekandan bağımsız her ortamda kontrol edecek. Çipler, hasta kişilerin sağlık verilerini anlık olarak doktoruna iletecek, acil durumları önceden sezerek kişiyi uyaracak, istenirse düzenli kullandığı ilaçları vücuduna enjekte edecek.
Eczaneler yeni bir işlev kazanacak
Geliştirilen bu teknolojinin yakın gelecekte nasıl hayata geçirileceğini örneklerle anlatan Xerox PARC bilim insanları, doktorların içeriğini belirlediği ve programladığı basılı elektronik devre reçetelerini, eczanelerin 3D yazıcılarıyla basarak hastanın vücutlarına yerleştireceğini söylüyor. Eczanelere de yeni bir işlev kazandıracak olan bu teknoloji, ilaç kullanımlarındaki insan hatasını da minimuma indirecek. Özellikle antibiyotikler gibi doğru zamanlama ile alınması gereken ilaçların kullanımında ortaya çıkan sorunlar da çözülecek.
Doktor hastanın durumunu uzaktan gözlemleyebilecek
Xerox PARC bilim insanlarının üzerinde çalıştığı giyilebilir sağlık çiplerini hastaların kendisi bile vücutlarına yerleştirebilecek. Akıllı sağlık çipleri, örneğin kalp ritim bozukluğu (Aritmi) olan bir hastanın kalp atış hızını ve EKG’sini (Elektrokardiyografi) doktorların anlık olarak uzaktan takip etmesini sağlayacak. Kişi hastaneye yatmadan evinden takip edilirken, anlık meydana gelen bir sağlık bozukluğunun ilk belirtileri de basılı elektronik çip tarafından anında hastanın doktoruna uyarı olarak gönderilecek. Günümüz şartlarında, böyle bir hastanın hastane ortamından ayrıldıktan sonra gözlemlenebilmesi ve sağlık verilerinin takip edilebilmesi mümkün olmuyor.
Şeker, tansiyon, kalp hastalarının hayat kalitesi artacak
Günümüzde, şeker hastaları insulin değerlerini belli bir seviyede tutabilmek için sıkıntılı bir uğraş veriyor. Hastalar günün belirli saatlerinde parmaktan alınan kanın şeker seviyesini dijital bir ölçüm cihazı ile kontrol ediyor ve çıkan değerlere göre vücuduna insulin iğnesi vuruyor. Xerox PARC ve Smart Design’ın üzerinde çalıştığı basılı çiplerle, farklı işlemler yapmadan vücudun o anki şeker seviyesi tespit edilerek insüline ihtiyaç duyuluyorsa insulin otomatik olarak hastanının vücuduna zerk ediliyor olacak. Hasta şekerini düzenli takip etmeyecek ve şeker yükselme ve alçalma hareketlerinden belki haberi bile olmayacak.
Xerox PARC ve Smart Design’ın üzerinde çalıştığı giyilebilir basılı sağlık çipleri, önemli hastalıkların, krizlerin oluşmadan önceki gelişim aşamasının uzaktan kontrol edilmesini de sağlayacak. Böylece bir kalp krizi, beyin kanaması gibi yaşamsal olayların gelişimi önceden görülebilecek ve doktorlara erken müdahale edebilme imkanı verecek.
Xerox PARC bilim insanlarına göre basılı elektronik çipler, hastanın yaşamsal verilerini anlık olarak kontrol ederken, tele tıbbı ve uzaktan tedaviyi yeni bir boyuta taşıyacak. Ayrıca kamu sağlık harcamalarında da çok önemli tasarrufların yapılmasını sağlayacak.
Basılı teknolojiler pazarı günümüzde yaklaşık 1 milyar dolarlık bir büyüklüğe sahip ve Xerox PARC ile Smart Design’ın öngörülerine göre 2016’ya kadar 45 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşacak. MIT’ten yeni 3D yazıcı teknolojisi
3D yazıcılar, teknolojinin önemli nimetlerinden biri. Hala emekleme sürecinde olan teknolojinin yaygınlaşmasıyla ticaretin, mal sirkulasylonunun ve lojistik hizmetlerin büyük bir değişim göstermesi bekleniyor.
Ancak teknolojinin bir handikabı var: Mevcut 3D yazıcılar sadece tek bir materyal üzerinden baskı yapabiliyor. MIT, şimdi bu handikabı kırabilmek için önemli bir eşiği atlamışa benziyor.
MIT laboratuvarlarında geliştirilen yeni 3D yazıcı, aynı anda 10 farklı materyali birleştirerek 3D tasarımları gerçeğe dönüştürebiliyor. Mevcut teknolojiyle, 250 bin dolar fiyat seviyesindeki gelişmiş endüstriyel 3D yazıcılar en fazla 3 farklı materyali birleştirebiliyor.
MIT’in Computer Science and Artificial Intelligence Laboratory (CSAIL) bölümünde geliştirilen yeni yazıcı merkezi bir bilgisayar tarafından kontrol ediliyor ve 40 micron çözünürlüğünde hassasiyetle baskı yapabiliyor. MIT’in henüz prototip aşamasındaki yeni yazıcısı, bilim insanlarına ve tasarımcılara yeni ve daha gelişmiş 3D baskı imkanı sunacak. 4.5 G ihalesinin kazananı Türkiye olacak
Halihazırda 5 kıta ve 12 ülkede 4.5G olarak adlandırılan IMT Advanced hizmetlerini sunan Vodafone’un Türkiye CEO’su Gökhan Öğüt, yarın (26 Ağustos) Ankara’da yapılacak frekans ihalesini değerlendirdi:
“Vodafone Grubu olarak, dünyada yeni nesil genişbant teknolojilerinin gelişimine liderlik eden operatörlerden biri olarak faaliyet gösteriyoruz. Türkiye’de Kasım 2013’te ilan ettiğimiz ‘Dijital Dönüşüm Hareketi’mizin ana eksenlerinden birini bu teknolojilerin yaygın olarak kullanılması oluşturuyor. Bu çerçevede önemli yatırımlar yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Mobil iletişimi 3G’nin en az 10 katı hıza taşıyacak olan 4.5G’ye geçmeye ve en ileri mobil genişbant teknolojisini sunmaya hazırız. Bu kapsamda, 26 Ağustos’ta yapılacak frekans ihalesinin genişbant teknolojilerindeki global birikimimizi Türkiye’ye taşımak için önemli bir fırsat olduğuna inanıyor ve ihale gününü heyecanla bekliyoruz. Tüketicilerimize uluslararası standartlarda en kaliteli hizmeti sunmamızı sağlayacak en uygun frekansları almayı hedefliyoruz. Vodafone olarak, önceki genişbant teknolojilerde olduğu gibi 4G ve üstü teknolojilerde de Türkiye pazarına yön veren operatör olmayı ve abonelerimize ilk günden itibaren son teknolojilerle hizmet sunmayı sürdüreceğiz.”
Öğüt: İhalenin kazananı Türkiye olacak
Tüm dünyada genişbant erişim teknolojilerinin yaygınlığı ve kullanım yoğunluğunun uluslararası sıralamalarda ülkelerin gelişmişlik göstergelerinden biri olarak kabul edildiğine dikkat çeken Öğüt, şunları kaydetti: “Yeni frekanslar, yeni yatırımların da önünü açacak, ek istihdam yaratacak ve en önemlisi, ülkemizin Dijital Dönüşüm sürecini hızlandırarak dijitalleşmede öncü ülkeler arasında yer almamızda etkili olacak. Türkiye’nin Dijital Dönüşümü’nü hızlandıracağına inandığımız bu ihale, ülkemizde önemli bir ihtiyaç olan genişbant atılımının gerçekleşmesinde rol oynayacak. Genişbant yatırımı ile Türkiye dijital ekonomi liginde önemli rekabet fırsatı yakalayacak. Dolayısıyla, 26 Ağustos 2015, Türkiye’nin dijital tarihinde bir dönüm noktası olacak ve ihalenin esas kazananı tüm Türkiye ve elbette tüketicimiz olacak.”
Nisan 2016’da hizmete sunulacak
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından 26 Ağustos’ta yapılacak 4.5G ihalesi, BTK toplantı salonunda saat 10.30’da gerçekleştirilecek. İhaleye çıkılacak 20 ayrı frekans paketi üzerinden 1 Nisan 2016’dan itibaren yeni teknolojiyle hizmet sunumuna başlanabilecek. Yetkilendirme süresi, 30 Nisan 2029’a kadar devam edecek. İhale sonrasında söz konusu frekanslar kullanılarak tüketicilere 5G de dahil yeni teknolojiler sunulabilecek. IBM SmartCamp, Türk girişimcilere Silikon Vadisi’nin kapılarını açıyor
Son beş yıl içinde kurulmuş olan ve bulut üzerinde enerji, sağlık, ulaşım, e-devlet hizmetleri gibi temel alanlarda karşı karşıya olduğu sorunlara çözümler sunan startup’ların danışmanlar ve yatırımcılarla biraraya geldiği IBM SmartCamp 2015, bu yılda yeni nesil girişimcilerin buluşma noktası oluyor.
İstanbul’un da aralarında yer aldığı dünya çapında 30 şehirde gerçekleştirilen IBM SmartCamp 2015’inetkinliğinin Türkiye ayağı için başvurular 2 Eylül 2015 tarihinde son bulacak. ODTÜ TEKNOKENT ve Etohum ortaklığı ile düzenlenen etkinliğin yarı finalleri 7 Eylül’de Ankara ODTÜ TEKNOKENT ve 9 Eylül’de Startershub’da gerçekleştirilirken İstanbul finali ise 16 Eylül tarihinde F.M.V. Işık Üniversitesi ev sahipliğinde yapılacak. 30 şehir birincilerinin ilk 10’a girmek için yarışacağı IBM SmartCamp’in final etkinliği ise Şubat 2016’da Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenecek olan LAUNCH organizasyonunda yapılacak.
IBM SmartCamp yeni girişimcilerin uluslararası düzeyde bir araya geldiği bir etkileşim ve gelişim ortamı yaratıyor. Yeni girişimciler, kendilerini heyecanla destekleyecek yatırımcılarla tanışmak, kendi becerilerini geliştirmek, ürün ve hizmetlerini geliştirmek imkanlarına kavuşuyorlar. IBM SmartCamp, finaline katılma hakkı kazanan girişimciler ise, şirketlerini uluslararası yatırımcı ekosistemine tanıtma imkanına kavuşuyor.
Girişimcileri, yatırımcıları ve deneyimli danışmanları bir araya getiren çok özel küresel bir program olan IBM SmartCamp, faaliyet süresi 5 yılı aşmamış, küresel vizyonu olan ve akıllı dünya için bulut üzerinde çözüm üreten girişimcilere açık olacak. Bu yıl SmartCamp finalistlerine Silikon Vadisi deneyimi yaşatmak için melek yatırımcı ve seri girişimci Jason Calacanis ve LAUNCH organizasyonuyla işbirliği yapan IBM, finallerin gerçekleşeceği 16 Eylül tarihinde katılımcılara gün boyunca seçkin mentorlardan tavsiyeler alma imkanı da sunacak. Türkiye finalistleri IBM’den senelik 120.000 Dolar’a kadar ücretsiz bulut servisleri kazanmanın yanı sıra Launch Festival’de canlı sunu yapma fırsatı, IBM Global Entrepreneur of the Year ödülü ve 25.000 Dolar yatırım ile LAUNCH inkübasyonda yer alma şansını da elde edecekler.
Girişimcileri IBM SmartCamp’e katılmaya davet eden IBM Ekosistem Müdürü Jale Akyel “Her sektörden firmalar müşterilerine daha iyi hizmet verebilmek için yeniliğe açlar. IBM Küresel Girişimcilik Programı dahilinde gerçekleştirdiğimiz IBM SmartCamp ile girişimcilerin yeni iş ve yatırım fırsatları yakalamalarına yardımcı oluyoruz” dedi.
IBM SmartCamp 2015 ile ilgili ayrıntılı bilgi almak ve başvuru yapmak için: www.smartcamp2015.com/istanbul/ VMware’a yeni atama
VMware Başkanı ve Operasyon Direktörü Carl Eschenbach’a bağlı çalışacak olan Brulard, Yazılım Tanımlı Veri Merkezi, Kurumsal Mobilite ve Bulut Hizmetleri gibi VMware’in çalışma alanlarında büyüme ve karlılığı sürdürürken, aynı zamanda strateji uyumu ve uzun vadeli kurumsal planlamayı yürütecek. Brulard, şu anda VMware Amerika Kıtası Genel Müdürü olarak görev yapan Maurizio Carli’nin yerine geçmiş olacak.
VMware Başkanı ve Operasyon Direktörü Carl Eschenbach, atamayla ilgili olarak, ” Güney EMEA bölgesinde elde ettiği başarılar ile yöneticilik ve yazılım endüstrisinde kapsamlı ve güçlü bir deneyimi olan Jean-Pierre Brulard, VMware’in EMEA bölgesindeki büyüme stratejilerine önemli katkılarda bulunacak. Müşterilerimizin mobil bulut çağına uyum sağlamasını kolaylaştıran yenilikçi teknolojilerimizi geliştirmeye devam ederken, Brulard’ın ticari zekası ve müşteri deneyimi alanındaki başarılı iş performansı, VMware’in bölgedeki varlığını artırması açısından kritik olacaktır” dedi.
Jean-Pierre Brulard, Business Objects/SAP, IBM, Sun Microsystems ve Unisys gibi dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinde edindiği 25 yıldan fazla iş tecrübesiyle sektörün kıdemli isimlerinden biri. 2009’da VMware’e katılan Brulard, VMware’in Güney EMEA bölgesindeki büyümesine son altı yılda büyük bir ivme kazandırdı.
Brulard, “EMEA bölgesinde VMware’i temsil edeceğim ve sektördeki en iyi ekiple çalışacağım için çok mutluyum. VMware yenilikçi bir şirket olma özelliğiyle işletmelerin sahip olduğu değerleri zenginleştiriyor ve kurumsal dönüşümü hayata geçirme konusunda işletmelere her türlü desteği sağlıyor. Müşterilerimiz, iş ortaklarımız ve çalışanlarımızla ortak projelere imza atmayı ve bu projeleri kalıcı kılmayı dört gözle bekliyorum” dedi. İTÜ’den güneş enerjisiyle çalışan ilk aile otomobili
İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca ev sahipliğinde gerçekleşen davete; İstanbul Vali Yardımcısı Engin Durmaz, ana sponsorlardan Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Dursun Özbek, Galatasaray Genel Sekreteri Fatih İşbecer ve diğer sponsor temsilcileri katıldı.ek bilim demek, teknoloji demek, teknik imkân ve 242 yıllık birikim demek. Geleceğin alternatif enerjisi ile çalışan araçlar üretmek, yerli otomobil üretimine destek vermek ve alternatif enerjinin günlük hayatta uygulanabilir olduğunu göstermek amacıyla bundan 11 yıl önce ilk arabamızı ürettik. En çok kupaya sahip güneş arabası ekibi olarak ilk hedefimiz, önümüzdeki günlerde çıkacağımız Türkiye turunu başarıyla tamamlamak” dedi. Konuşmaların ardından, Aruna ilk kez davetlilerin huzuruna çıktı.
“Aruna”, kilometrede 1 kuruşluk enerji harcıyor… Ortalama 70 kilometre hızla, 5 liraya, 500 kilometre yol gidecek…
Üniversite öğrencilerinden oluşan ve 11 yılda yaptığı 7 arabayla 19 kupa kazanan İTÜ Güneş Arabası Ekibi, Türkiye’nin güneş enerjisi ile çalışan, ilk 4 kişilik aile arabasını üretmenin gururunu yaşıyor. Aruna, yerli otomobil üretimine destek vermek ve alternatif enerjinin günlük hayatta uygulanabilir olduğunu göstermek amacıyla tasarlandı. İTÜ’nün çeşitli fakültelerinde okuyan 25 kişilik ekip, üniversitenin imkânlarını kullanarak ürettiği ilk aile arabası ile önce, Türkiye turuna çıkacak ardından da Ekim ayında gerçekleşecek “World Solar Challenge” yarışmasına katılmak üzere Avustralya’ya gidecek. Huawei “Gelecek İçin Tohumlar” Projesi Başarıyla Tamamlandı
Huawei’nin küresel kurumsal sosyal sorumluluk projesi “Gelecek İçin Tohumlar” çerçevesinde, Shenzhen ve Pekin’deki programlarını tamamlayan öğrenci kafilesi, Türkiye’ye farklı duygu ve deneyimlerle döndü. 20 Temmuz’da Huawei Kıdemli Başkan Yardımcısı Qu Wenchu ve Türkiye Büyükelçiliği Siyaset Danışmanı Tolga Uçak’ın katılımıyla gerçekleştirilen açılış töreniyle resmi olarak başlayan program, Ağustos ayı başında sona erdi.
Öğrencilerin Gözünden
Gelecek İçin Tohumlar projesinde yer alan öğrenciler deneyimlerini şu sözlerle paylaştılar;
Hasan Burhan Beytur, ODTÜ, Elektrik ve Elektronik Mühendisliği
Huawei’nin pazardaki diğer şirketlerin aksine kendini farklı alanlarda da geliştirmiş bir şirket olduğunu gördük
Teknik eğitimlerimiz temel olarak 3 kısma ayrılabilir. İlk kısımda mobil ağlar, ikinci kısımda sabit ağlar ve üçüncü kısımda da bulut bilişim üzerine eğitimler aldık. Sabit ağlar ve mobil ağlar için teorik eğitimin yanında, basit bir takım pratik uygulamalar da oldu. Tüm eğitimimiz boyunca da anlatılan teknolojiler için Huawei’nin sunduğu çözümleri ve ürünleri inceledik. Huawei’nin pazardaki diğer şirketlerin aksine kendini farklı alanlarda da geliştirmiş bir şirket olduğunu gördük. Benim en çok ilgimi çeken kısım, mobil ağlarda farklı kullanıcıların aynı anda bir sistem üzerinde çalışması için uygulanan yöntemlerdi. Ayrıca fiber optik kabloyla aynı anda farklı frekanslar kullanılarak yapılan iletişim çalışmaları çok ilgimi çekti.
Ahmet Selman Kurt, İstanbul Teknik Üniversitesi Elektronik Mühendisliği
Karşılaştığım farklı problemlere, farklı çözümler üretebilme becerisi, başka bir kültür ile iç içe yaşama tecrübesi, gördüğüm tarihi, dini ve kültürel mekânlar, Huawei gibi büyük ve küresel bir şirketin işleyiş şeklini görmek önemliydi
GSM, 3G, 4G gibi ağ eğitimleri ile başlayan program, bulut bilişim, yazılım tabanlı ağ, büyük veri gibi kavramların da öğretilmesiyle sona erdi. Öğrendiğimiz bazı teorik bilgiler, pratik kullanımla pekiştirilmeye çalışıldı. Aklımda kalan gördüğüm teknolojik gelişmelerden bazıları; boyutu küçültülmüş sunucular, yüksek işlem kapasitesine sahip büyük veri sunucuları ve akıllı kamera izleme sistemi. Karşılaştığım farklı problemlere, farklı çözümler üretebilme becerisi, başka bir kültür ile iç içe yaşama tecrübesi, gördüğüm tarihi, dini ve kültürel mekânlar, Huawei gibi büyük ve küresel bir şirketin işleyiş şeklini görmek, Çince gibi zor bir dile başlangıç yapmak, elde ettiğim kazanımlardan bazıları.
Ahmet Burak Özyurt, İstanbul Teknik Üniversitesi, İşletme &, Elektronik ve İletişim Mühendisliği
Huawei’deki profesyonel ortamı görünce yurtdışında yüksek lisans yapmaya ve uluslararası bir şirkette çalışmam gerektiğine karar verdim
Shenzhen’de aldığımız eğitim iki kısma ayrılabilir. İlk günler haberleşme sistemleriyle ilgili teorik bilgiler ve Huawei’nin belirtilen durumlar için tasarladığı teknolojik cihazlar anlatıldı. Sonraki günlerde ise öğrendiklerimizin pratikleri laboratuvar ortamında gerçekleştirildi. Huawei’nin teknolojik çözümleri yakından tanıtıldı. Projeden sonra iki önemli karar aldım. Daha önceleri muallakta kaldığım yurtdışında yüksek lisans yapma fikrini, bu proje sayesinde kesinleştirdim. Huawei’deki profesyonel ortamı görünce kesinlikle yurtdışında yüksek lisans yapmalıyım dedim. Ardından kesinlikle uluslararası bir şirkette çalışmam gerektiğine karar verdim. Proje sayesinde ayrıca, Hollandalı arkadaşlarımızla gelecek için sağlam köprüler kurduğumuzu düşünüyorum.
Doruk Balkan, ODTÜ, Elektrik ve Elektronik Mühendisliği
Proje kapsamında sürdürdüğümüz yakın ilişkilerimizi, profesyonel hayatımızda da devam ettireceğimize inanıyorum
Shenzhen’deki Huawei Genel Merkezi’nde market analizi ile farklı ülkelerin telekomünikasyon alt yapıları ve kullanıcı davranışları hakkında, pratik laboratuvar çalışmaları yaptık. Teknik eğitimlerde fonksiyonlarını öğrendiğimiz teknik elemanların Huawei ürün portföyünden bize tanıtılması, sektörde Huawei ürünlerinin nerelerde kullanıldığını görme şansını verdi. 5G sistemleri ile şu anda hayal bile edemeyeceğimiz miktarda mobil internet erişimdeki hızımız artacak. Katıldığımız proje çerçevesinde, Türkiye’den ve yurtdışından çok seçkin bir öğrenci topluluğu ile tanışma ve bilgi alışverişinde bulunma fırsatı bize sunulmuş oldu. Proje kapsamında sürdürdüğümüz yakın ilişkilerimizi, profesyonel hayatımızda da devam ettireceğimize inanıyorum. Özellikle yurtdışındaki öğrencilerin eğitim ve profesyonel hayatları konusunda edindiğimiz bilgilerin, hem kişisel hem de profesyonel hayatta işimize yarayacağına inanıyorum.
Hakan Altuntaş; Yıldız Teknik Üniversitesi; Mekatronik ve Mekanik Mühendisliği
Huawei’nin öncülük ettiği bu program ile teknolojiye bakış açım değişti
Gelecek İçin Tohumlar Projesi ile tanıştığım anda, bu programa katılmak için heyecanlandığımın ve bu programın kariyerimde önemli bir yer tutacağının farkındaydım. Ayrıca farklı bir kültür ile tanışmanın merakı içerisindeydim. Huawei’nin Shenzhen’deki genel merkezinde; “Mobil İnternet Uygulamaları”, Şebeke Desteği ve Mobil İnternet”, “3G Şebeke ile Sesli Servisler”, “4G Şebeke ile Veri ve Sesli Servisler”, “Akıllı Şebeke Servisleri”, “Bulut Teknolojisi” gibi sektörün önde gelen konuları hakkında eğitimler aldık. Genel merkezde ise Huawei’nin sektördeki ileri teknoloji odaklı ürünlerini tanıdık. Mobil şebekelerde gelinen son nokta ise bende oldukça etkileyici bir izlenim bıraktı. Huawei’nin öncülük ettiği bu program ile teknolojiye bakış açım değişti. Kariyerim ve kişisel gelişimim için katma değeri yüksek ve oldukça faydalı bir program olduğu düşüncesindeyim.
Eren Deniz Tansel, ODTÜ Elektrik ve Elektronik Mühendisliği
Çin çok uzak bir ülke olduğu için kültürü de bize uzak gibi geliyordu ama oraya gidince kültürlerimizin de çok yakın olduğunun farkına vardım
İlk aşamada Huawei telekomünikasyon sistemleri mobil bağlantı sistemleri üzerine çalıştık. Wi-Fi ve diğer internet teknolojileri üzerine eğitimler aldık. Ayrıca bilmediğimiz birçok mobil iletişim aracını gördük. En çok aklımda kalan şey 3G, 4G ve birkaç yıl içinde 5G’yi içinde barındıracak olan baz istasyonuydu. Bu projenin bana kattığı en önemli şey, başka kültürden insanlarla tanışmak ve çalışmak oldu. Kişisel olarak da birçok yeni insan tanıma ve farklı bir kültürü gözlerimle görme şansı yakaladım. Çin bize çok uzak bir ülke olduğu için kültürü de bize uzak gibi geliyordu ama oraya gidince kültürlerimizin de çok yakın olduğunun farkına vardım. Bence bu projeyle, Türkiye’deki öğrenciler için bilinmez olarak görülen Çin kültürü, daha bilinir hale geliyor. Bu da iki ülkenin birbirine yakınlaşması için önemli bir faktör olacaktır.
Rümeysa Bodur, Gazi Üniversitesi, Bilgisayar Mühendisliği
Projenin kişisel olarak bakış açımı değiştirdiğini ve ufkumu genişlettiğini düşünüyorum
Proje çerçevesinde, bilgi ve iletişim teknolojileri odaklı eğitimler aldık. 2G/3G/4G, LTE, internet uygulamaları, bulut bilişim, GPON gibi konularda, teorik ve uygulamalı dersler gördük. Huawei’nin geniş ürün yelpazesini ve veri merkezlerini yakından görme, üzerinde çalışılan bazı projeler hakkında da bilgi alma şansına eriştik. Bu projenin kişisel olarak bakış açımı değiştirdiğini ve ufkumu genişlettiğini düşünüyorum. İleriki hayatıma da güzel bir şekilde yansıyacağına eminim. Gerek kültürel gerekse teknolojik açıdan, bana olan katkısı yadsınamaz. Bu projeyle giden öğrencilerin, Çin kültürünü tanımasının iki toplum arasındaki ilişkiyi geliştirdiğini düşünüyorum. Projenin, Huawei gibi Çin kökenli ve dünyaca tanınmış bir firma tarafından düzenlenmiş olmasının da özellikle katkısı olduğunu düşünüyorum.
Akın Eker, Gazi Üniversitesi, Bilgisayar Mühendisliği
Bu proje, olaylara farklı kültürlere sahip insanlar açısından bakabilmemi, o insanlar ile empati kurabilmemi sağladı
Huawei’nin Shenzhen genel merkezinde; 3G, 4G, 5G, GPON, mobil internet uygulamaları ve geliştirme yöntemleri üzerine eğitimler aldık. Her eğitimin sonunda, Huawei’nin çözüm yöntemlerini ayrıntılı bir şekilde içeren bilgiler de paylaşıldı. Ayrıca bazı yöntemleri de laboratuvar ortamında kurma, test etme ve deneme şansı bulduk. En çok aklımda kalan teknolojik gelişim ise GPON çözümü oldu. Bisiklet simülasyonu ve akıllı buzdolabı aklımda en çok kalan teknolojik gelişmeler oldu. Bu proje, olaylara farklı kültürlere sahip insanlar açısından bakabilmemi, o insanlar ile empati kurabilmemi sağladı. Bu durum ileride, sosyal hayatta ve iş hayatında daha etkin bir iletişim kurmamı sağlayacaktır. Görmüş olduğum teknolojik gelişimler ise ileri teknolojinin aklımda daha gerçekçi bir hal almasını sağladı.
Yunus İpin, Yıldız Teknik Üniversitesi, Mekanik Fakültesi
Bir toplumun karakteristik yapısı o toplumun dilinde gizlidir derler. Çin’e gidip temel Çince eğitimleri,
Çinli öğretmenlerden almak bu bakımdan benim için çok kıymetliydi
Kişisel olarak bu proje sayesinde Çin kültürünü yakından tanıma fırsatı buldum. Bir toplumun karakteristik yapısı o toplumun dilinde gizlidir derler. Çin’e gidip temel Çince eğitimleri, Çinli öğretmenlerden almak bu bakımdan benim için çok kıymetliydi. Ayrıca Çince öğretmenlerimizin biz Türklerle çok iyi anlaştığını görmek gerçekten çok sevindiriciydi. Kendileri bile daha önceki öğrenci gruplarıyla hiç bu kadar iyi ilişkiler kurmadıklarını söylemişlerdi. Ülke olarak Uzak Doğu ülkeleri bizler için gerçekten bir muammadır. Oraya gidip oranın insanını tanıyınca sıcakkanlılıklarını görünce, yabancı insanlara karşı ilgilerini, hissedince, aslında hiç ayrılasınız gelmiyor desem yeridir. Farklı bir kültürü tanımak onların ne hissettiğini düşünmek, onlarla iyi ilişkiler kurmak, göz göze gelip gülüşmek dahi benim için çok güzel hatıralardı. Gerçekten çok güzel geçen bir 15 gündü her bakımdan harikaydı.
Mehmet Emre Aktaş, Gazi Üniversitesi, Elektrik ve Elektronik Mühendisliği
Bu tarz projeler, iki ülke insanlarının birbirlerinin yaşam tarzlarını daha iyi tanımasına olanak sağlıyor. Ayrıca gelecekte olası bir ortaklık durumda daha rahat bir şekilde işlerin yürütülmesinde katkı sağlayacağını düşünüyorum
Huawei’nin genel merkezinde mobil veri teknolojileri (2G/3G/4G/5G) ve fiber optik ağ (GPON) teknolojisi üzerine eğitimler aldık. Ayrıca ICT’nin gelişimi ve geleceği hakkında da eğitimler aldık. Huawei’nin Cloud, Pipe and Device alanlarındaki ürünlerini gördük. En çok aklımda kalan teknolojik gelişimler; eş zamanlı kullanıma izin veren yazı alanı, sunucu ve veri merkezi dizaynları ve akıllı video gözlem sistemi oldu. Bu tarz projeler, iki ülke insanlarının birbirlerinin yaşam tarzlarını daha iyi tanımasına olanak sağlıyor. Ayrıca gelecekte olası bir ortaklık durumda daha rahat bir şekilde işlerin yürütülmesinde katkı sağlayacağını düşünüyorum. Benim açımdan yararlı ve eğlenceli bir eğitim oldu. Eğitimde ayrıca, gelecekte Çince öğrenme konusunda yararlı olacak bilgiler de aldık.
Doğuhan Yeke, ODTÜ, Bilgisayar Mühendisliği
Huawei’nin inanılmaz potansiyelini gördüm. Mezun olduğumda ya da gelecek senedeki stajımda aklımdaki ilk firma. Umarım ilerde yolumuz kesişir
Bu projeyle, öğrenciler Huawei ile tanışma fırsatı buluyorlar. Türkiye-Çin ilişkisi de bu anlamda güçlenmiş oluyor. Benim de böyle bir şirketim olsa ben de bu tarz bir proje yapmak isterdim. Gelen öğrencilerle tanışmak için bile toplantılar düzenlerdim. Shenzhen şehrinde teknik eğitim aldık. Derslerde network yapıları, 3G, 4G, bulut bilişim üzerine eğitimler aldık. Kendi adıma aklımda kalan teknoloji, 5G ve önümüzdeki senelerde karşılaşacağımız teknolojiler kısmı hoşuma gitmişti. 10 -20 sene içinde hayatımızda nelerin değişeceği, teknolojiyle ne kadar iç içe yasayacağımızın anlatıldığı kısımlar da hayal gücümün gelişmesine de katkı sağladı. Öncelikle Çin ve Huawei ile tanışma fırsatı buldum. Huawei’nin inanılmaz potansiyelini gördüm. Mezun olduğumda ya da gelecek senedeki stajımda aklımdaki ilk firma. Umarım ilerde yolumuz kesişir.
Huawei Gelecek İçin Tohumlar projesine, bugüne kadar dünya çapında 30’dan fazla üniversiteden 10 binden fazla öğrenci katıldı. Projenin temel amaçları arasında; genç nüfusa farklı bir kültürel bakış açısı kazandırmak, iş odaklı bir eğitim programının uygulanması, gençlerin kariyer hedeflerine katkı sağlamak, Türkiye’de Huawei teknoloji elçileri yaratmak ve bilişim alanında nitelikli bir insan kaynakları profili oluşturulması yer alıyor.
Türkiye’nin bilgi teknolojileri alanındaki istihdamına katkı sağlamak amacıyla başlatılan ve bugüne kadar çok sayıda ülkede başarıyla uygulanan -Seeds For Future (Geleceğe Yatırım)- projesi, “Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı”, “Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı”, “Milli Eğitim Bakanlığı”, “Orta Doğu Teknik Üniversitesi”, “İstanbul Teknik Üniversitesi”, “Gazi Üniversitesi” ve “Yıldız Teknik Üniversitesi” işbirliği ile hayata geçirildi. Vodafone’dan diyabet ve tansiyon hastalarına takip
Dijital bağlantılı yaşamı bireyler için kolay ve erişilebilir kılmayı hedefleyen Vodafone, Türkiye’nin en kapsamlı ilk ve tek mobil sağlık platformu “Vodafone Cep Sağlık” kapsamında sunduğu yenilikçi hizmetlere bir yenisini daha ekledi. Türkiye’de ilk kez bir mobil operatör aracılığıyla sunulan ve KadıköyŞifa Sağlık Grubu ve Artı Sağlık işbirliğiyle geliştirilen “Vodafone Cep Sağlık Teletıp Uygulaması” ile diyabet ve tansiyon hastalarının uzaktan takip edilmesi mümkün olacak. Buna göre, hastalar kendilerine verilecek mobil sağlık ölçüm cihazını kullanarak yapacakları ölçümleri “Vodafone Cep Sağlık” platformu üzerinden KadıköyŞifa Hastaneleri’nde bulunan doktorlarının yanı sıra yakınları ile de paylaşabilecek. Böylece, milyonlarca tansiyon ve diyabet hastasının uzaktan takip edilerek gerektiğinde tıbbi müdahalede bulunulması mümkün olacak.
Nasıl kullanılıyor?
Diyabet ve tansiyon rahatsızlıkları olan hastalar, KadıköyŞifa Hastaneleri tarafından kendilerine verilecek ve içindeki Vodafone M2M (makinelerarası iletişim) hattı sayesinde “Vodafone Cep Sağlık” platformuyla entegre çalışacak mobil sağlık ölçüm cihazları ile her gün düzenli olarak tansiyon ve şeker değerlerini ölçebilecek. Açlık ve tokluk şekerini ayrı ayrı ölçebilen bu elektronik cihazla, şeker ölçüm çubuğu takıldığında şeker ölçümü, çıkarıldığında ise tansiyon ölçümü yapılabilecek. Bu veriler, KadıköyŞifa Hastaneleri doktorları tarafından “Vodafone Cep Sağlık” web portalı aracılığıyla görüntülenecek. Böylece, hastasının durumunu uzaktan takip etme imkânı bulacak olan KadıköyŞifa Hastaneleri doktorları, olağandışı durumlardan anında haberdar olabilecek ve gerekli tıbbi müdahalenin yapılabilmesi için hastasıyla temasa geçebilecek. Mobil sağlık ölçüm cihazlarıyla toplanan veriler, “Vodafone Cep Sağlık” akıllı telefon uygulaması üzerinden hasta yakınları tarafından da takip edilebilecek.
Ender Buruk: “Kronik hastalık takibini kolaylaştırıyoruz”
Sağlıktan tarıma her alanda dijitalleşmenin öncüsü olma hedefiyle faaliyet gösterdiklerini belirten Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Ender Buruk, şunları söyledi:
“Vodafone olarak, abonelerimize ihtiyaç duydukları sağlık hizmetlerine her an her yerden erişebilme olanağı sunan ‘Vodafone Cep Sağlık’ platformumuz ile sağlıkta başlattığımız dijital dönüşümü Türkiye’de ilk olan yenilikçi uygulamalarımız ile daha da ileriye taşıyoruz. Daha önce ‘Vodafone Göz Sağlığı’ uygulamamız ile göz hastalarının sağlık verilerinin mobil iletişim teknolojileri sayesinde uzaktan değerlendirilmesine yönelik örnek teşkil edecek bir hizmete imza atmıştık. Şimdi de KadıköyŞifa Sağlık Grubu ve Artı Sağlık işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz ‘Vodafone Cep Sağlık Teletıp Uygulaması’ ile diyabet ve tansiyon hastalarının uzaktan takibini mümkün kılıyoruz. Bugün 23 milyon hipertansiyon ve 7 milyon diyabet hastasının bulunduğu ülkemizde, bu tür kronik hastalıkların yakından takip edilmesinin önem taşıdığına inanıyoruz. Özellikle hızla gelişen mobil iletişim ağ ve cihazları sayesinde sağlık masrafları düşürülürken, evde sağlık hizmetleri ve teletıp çözümleri ile tedavi süreçleri daha verimli ve kaliteli hale getirilebiliyor. Biz de Türkiye’de ilk kez bir mobil operatör aracılığıyla sunulan teletıp uygulamamız sayesinde sağlıkta dijitalleşme yönünde önemli bir adım daha atarak kronik hastalıkların takibinde kolaylık sağlıyoruz. Güçlü mobil iletişim altyapımız ve yenilikçi mobil teknolojilerimiz ile sağlıkta dijital dönüşümün öncüsü olmaya devam edeceğiz.”
1 milyonu aşkın kişiye mobil sağlık hizmeti
Türkiye’nin en kapsamlı ilk ve tek mobil sağlık platformu “Vodafone Cep Sağlık”, tüketicilerin sağlıkla ilgili güvenilir bilgi ve hizmete kolayca ulaşmasını sağlıyor. “Vodafone Cep Sağlık” ile sağlıklı beslenmeden kişisel gelişime, diyabetten hipertansiyona geniş bir yelpazede sunulan temel sağlık bilgi ve danışma hizmetlerine 1120 kısa numarası ile Türkiye’nin her yerinden 7/24 erişilebiliyor. “Vodafone Cep Sağlık” akıllı telefon uygulaması ve VodafoneCepSaglik.com.tr internet sitesi üzerinden de erişilebilen platformla, acil bilgiye ihtiyaç duyulduğunda sağlık danışma hizmetleri, kişisel sağlık koçluğu, sağlıklı yaşam bilgi servislerine erişim tek numara kolaylığıyla sunuluyor. Kişiye özel sağlık verilerinin çip üzerinde saklandığı “Vodafone Cep Sağlık Kartı” ile de sağlık bilgilerinin dijital ortamda güvenle saklanması kolaylaşıyor. Mart 2013’te hizmete sunulan Vodafone Cep Sağlık, bugüne kadar 1 milyonu aşkın kişinin hayatına dokundu. Google, tweet’leri göstermeye başlıyor
Twitter içinde arama yapmak her zaman çok zor olmuştur. Yüz milyonlarca insanın sürekli arama yaparak sunucuların performansını olumsuz etkileyeceğinden korkan Twitter, aynı Facebook’un yaptığı gibi, çok kısıtlı arama özellikleri sunmasıyla tanınıyordu. Öyle ki, belli bir kelimeyi ve kişiyi aramanız mümkünken, çapraz arama yapmanız mümkün değildi. Yani, X kişisinin, Y tarihindeki tweet’lerini veya X kişisinin Y-Z tarihleri arasında T ifadesini içeren tweet’lerini aramanızı sağlayacak bir arama arayüzü yayına alınmıyordu. Bu da, geçmişte kimin ne söylediğini, ne yazdığını merak eden, araştırmak isteyenler için işi çok zorlaştırıyordu.
Google şimdi, Twitter’ın yapmadığını yapabilecek bir yeteneği devreye soktu. Artık Twitter veri tabanındaki sonuçları da masa üstü arama sonuçlarınad gösterecek. Google’ın gelişmiş arama özelliklerini kullanarak bu sonuçları biraz daha kısaltmak mümkün olacağından, Twitter üzerinde uzun zamandır istenen detaylı, çapraz aramaları yapmak artık mümkün olacak. Ancak elbette bu işlem için Google üzerinde gelişmiş arama yeteneklerini kullanmayı bilmek gerekiyor.
Sahibinden.com’dan Apple Watch desteği geldi
sahibinden.com, mobil platformdaki yeniliklerine 2015 yılında da hız kesmeden devam ediyor. iOS uygulamasının 2.4.1 versiyonunu hayata geçiren sahibinden.com, Apple Watch desteği de sunan yeni uygulamasıyla kullanıcılarına mobil dünyada daha kolay erişim imkânı sunuyor.
sahibinden.com’un Apple Watch uygulaması, üyelerin ilanları ve GeT satışları ile ilgili bilgilendirmeleri almalarına ve kendilerine diğer üyeler tarafından gönderilmiş mesajlara konuşarak yanıt gönderebilmelerine imkan tanıyor.
Dünyanın en büyük Türkçe içerikli web sitesi olma özelliği taşıyan sahibinden.com, mobilde de Türkiye’nin en çok tercih edilen uygulamaları arasında yer alıyor. Temmuz 2015 verilerine göre iOS’ta 1.3 milyon aylık aktif kullanıcıya ulaşan sahibinden.com, mobil uygulamalardaki trafiğiyle de sektörde öncü konumda. 3 boyutlu tasarım dünyayı değiştirecek
Dünyada faaliyete geçtiği yıllarda kişisel bilgisayarların hayatımıza girmesiyle birlikte öne çıkan bilgisayar destekli teknik çizim ihtiyacına AutoCAD isimli yazılımıyla yanıt veren Autodesk, yerel faaliyetlerini de hızla artırıyor. Şirketin kuruluşunda bu yana boyunca AutoCAD’e ilave olarak birçok farklı yazılım geliştirildiğini belirten Autodesk Türkiye Ülke Lideri Murat Tüzüm, “Eğlence, üretim ve mimari-inşaat sektörlerinde yazılımlarla portföyünü geliştiren şirketimiz bugün de 3 boyutlu tasarım ve mühendislik yazılımları alanında önde gelen markalardan biri haline geldi. Türkiye’de is 25 yıldır temsilcilerimizle ve yaklaşık on seneyi aşkın zamandır da kendi ofisimizle yer alıyoruz. Ben de son altı aylık dönemde şirketin ülke lideri görevini sürdürüyorum ve geçmişten gelen pozitif grafiğimizi devam ettiriyoruz” dedi.
Murat Tüzüm‘le gerçekleştirdiğimizi röportajın detaylarını videomuzdan takip edebilirsiniz.
Twitter reklamverenler için yeni araçlar tanıttı
Twitter, geçtiğimiz ay başında istifa eden CEO’su ile yoğun olarak gündeme gelmişti. İstifa eden CEO, Twitter’ın ürün ve hizmet çeşitliliğine odaklanarak daha fazla kullanıcı çekmesi gerektiğini düşünürken, şirketin hissedarları Twitter’ı daha hızlı para kazanan bir makineye dönüştürmesi gerektiğini dile getirerek CEO’ya baskı yapıyorlardı.
Şimdi, aynı zamanda Twitter’ın kurucusu olan yeni CEO ile Twitter, reklamverenleri daha mutlu etmek ve dolayısyla Twitter’a daha fazla para yatırmalarını sağlamak için yeni bir adım attı. Şirket, reklamverenlerin kullanıcıları ve izlenme faaliyetlerini analiz etmesini kolaylaştıracak yeni araçlar yayınladı.
Twitter’ın konu ile ilgili basına yaptığı açıklama, tam olarak şöyle:
”
İlk olarak mobil uygulamaların ötesine geçerek genişliyoruz. Bunun için reklam verenlere Twitter İzleyici Platformu sayesinde kullanabilecekleri iki ilave uygulama sunuyoruz: Tweet görünürlüğü ve video izlenme sayıları. İkisi de şu an ilk defa dünya çapında bütün müşterilerimiz için erişilebilir durumda. İkinci olarak, reklam verenlerin uygulama içi kitlelerine daha iyi bağlanabilmeleri için yeni yaratıcı formatlar sunuyoruz.
Video izlenme sayılarını görün ve Tweet’lerle görünürlük sağlayın
Artık sadece tek bir tık ile Tweet’le görünürlük kampanyalarınızı ve promoted videolarınızı Twitter İzleyici Platformu’na kolayca taşıyabilirsiniz. Twitter üzerinde kullanılan kullanıcı adı ve anahtar kelimeler gibi hedefleme işaretleri mobil uygulamalar yoluyla kampanyalarınıza eklenebilir. Twitter’da olduğu gibi Twitter İzleyici Platformu’ndaki videolarda herhangi bir cihazda otomatik olarak oynatılır ve rahatlıkla izlenebilir.
Yeni kreatif özellikler
Twitter İzleyici Platformu’nda, promoted edilmiş tweetinizi video, yerli reklamlar, interstisyel ve bannerların da dahil olduğu sarmal reklam biçimimize dönüştürüyoruz. Örneğin,
• Twitter’da Tweet görünürlük kampanyaları interstisyel özellikli yerli reklamlara dönüşüyor
• Tanıtılan Video kampanyaları in-app video reklamlara dönüşüyor
• Uygulama yükleme veya yeniden görünürlük kampanyaları interstisyel veya banner reklamlarına dönüşüyor
Ayrıca interstisyellere kreatif özellikler ekleyerek size en iyi içeriğinizi Twitter’ın da iletmenize yardımcı olduk. Birincisi, Twitter kullanıcıları artık Twitter İzleyici Platformu reklamlarında doğrudan sizi Retweet edebilir ve favoriye ekleyebilir. Biz ayrıca aksiyon düğmelerine istediğinizi daha verimli bir şekilde sağlamanız için kişiselleştirilebilir arama da ekledik.
Marka Başarısı
Geçtiğimiz birkaç ay süresince Twitter İzleyici Platformu’nun reklamverenlerimize mobil uygulama indirme ve tekrar görünürlük kazanma, daha yüksek görünülürlük oranları ve inanılmaz erişim sağlama konusunda çok memnun edici yardımlarda bulunduğu geribildirimini aldık. Özellikle gördük ki, hem Twitter hem de Twitter İzleyici Platformu’nda reklam kampanyaları yürüten marka reklamverenlerimiz erişimlerini ikiye katlıyor ve CPE’lerini %30 oranında indirmeyi başarıyor. Ek olarak, MediaScience’tan edindiğimiz Haziran 2015 tarihli bir çalışma da tüketicilerin geleneksel mobil interstisyel reklamlarla kıyaslandığında aktif veya inaktif Twitter kullanıcılarının Twitter İzleyici Platformu’nu %123 oranında daha fazla kullandığını gösterdi. Araştırma aynı zamanda Twitter kullanıcısı olmayan ama bir Twitter İzleyici Platformu reklamı görmüş insanların reklam veren markaya karşı %11 oranında daha pozitif yaklaştığını ortaya koydu.
Beta partnerlerimizden birkaç örnek:
Temmuz’da, Macy’s (@Macys) marka farkındalığını arttırmak adına Twitter İzleyici Platformu’nda bir kampanya yürüttü ve muhteşem sonuçlarla karşılaştı:
“Reklam kampanyamızı Twitter’dan mobil uygulamalara gidecek şekilde genişlettiğimizde, kademe kademe artan bir erişim, güçlü performans ve gelişen verimlilik sonuçları aldık. %7.85 oranında görünülürlük kazandık, bu da bizim mobil görünümlü kampanyalarımızın endüstri değerlendirmelerini geçmemizi sağladı. Twitter İzleyici Platformu gün boyunca kitlemizle kolaylıkla iletişime geçmemizi sağladı. Promoted Tweet’lerimizin erişimini mobil uygulamalara da kaydırmak, markamızı daha fazla görünür kılan eşsiz bir reklam ünitesi kazanmamıza olanak verdi.”
JBL (@JBLaudio) fazla sayıdaki müşterileri arasında marka bilinirliği oluşturmak amacıyla Twitter İzleyici Platformu’nu kullanıyor
Twitter İzleyici Platformu’nun kavramı oldukça basit: Tweet atmayı sürdürmek. Şimdi de elimizde görünürlüğümüzü müşterilerimizin değerli bir kısmı ve potansiyel müşterilerimiz nezdinde arttırabilmemize olanak sağlayan, yepyeni bir platform mevcut. Twitter İzleyici Platformu’nu yürüten kampanyalar sektör normallerinin 15 katı oranında görünürlük sağlamanın yanı sıra % 70’lere ulaşan bir erişim artışına sahip. Böyle bir görünürlülük üzerine böyle bir artış bizim için oldukça şaşırtıcıydı. Harika bir ürünümüz ve çok kuvvetli bir markamız var. Ayrıca böyle bir platform doğru yerde doğru kişilerle doğru bağlantıları kurmamıza vesile oldu.
@SamsungMobileUK’a İngiltere’nin Promoted video’dan Twitter İzleyici Platformu’na ilk geçiş yapan reklamvereni olmasına ve gün boyu hedef kitlelerine ulaşabilmelerine yardımcı olmak bizi çok heyecanlandırdı.
“Video, Twitter İzleyici Platformu’nda ilk kez yayınlandığında, özelliklerinden faydalanan ilk İngiliz reklamvereni olmak için can atıyorduk. Twitter İzleyici Platformu2ndaki video izlenme oranlarında %365 düzeyinde bir artış gördük. CPV’ler de %84 oranında azaldı.”
Kullanılabilirlik
Twitter İzleyici Platformu, artık dünya çapındaki bütün müşterilerimiz için Tweet’lerle katılım ve video izlenme sayılarını görebilme özellikleri kullanılabilir durumda. Aynı zamanda mobil uygulama yüklemeleri ve yeniden görünürlük kazanma amacı güden seçilmiş müşteriler tarafından da test ediliyor. Gelecek birkaç ayda programı daha çok geliştirmeyi planlıyoruz. Şimdiki planlarımız arasında web site tıklama sayıları ve dönüşümler yer alıyor.
Şimdi Kullanmaya Başlayın
Twitter İzleyici Platformu’nu kullanmaya başlamak için Twitter müşteri ekibine ulaşın. Twitter Reklamlar hesabı oluşturmak içinads.twitter.com/getstarted adresini ziyaret edin. Bunun yayımcılar için ne ifade ettiğini öğrenmek içinse lütfen MoPub blog adresini ziyaret edin.
“ 








