- Yılda ortalama 100.000 doların üstünde gelir elde ediyorlar.
- 26 ila 35 yaş arasındakilerin maaşı çalışanlar için 88 bin, yöneticiler için 105 bin dolar.
- 35 yaşından büyük çalışanlar için 100 bin dolar olurken, yöneticiler için 125 bin dolar civarında seyrediyor.
- Kadın çalışanların ortalama geliri maalesef yılda toplam 85 bin doları geçmiyor. Bu durumda erkeklere göre yüzde 15 daha az gelir elde ediyorlar.
- Kadın yöneticiler yılda 122 bin dolar gelir elde ederken bu noktada erkeklerin gerisinde pek kalmadıklarını görüyoruz.
- Maaş dışında sağlanan imkanlarda ise sırasıyla şunlar sağlanıyor; sağlık sigortası, eğitim imkanları, oy yetkisine sahip olmayan şirket hissesi.
- Yazılımcılar için iş yerlerinde aradıkları en önemli kriterler ise şöyle sıralanıyor; maaş, esnek çalışma saatleri, iş sürekliliği, ek imkanlar ve tatil seçenekleri.
Yazılımcıların maaş durumu
Büyük veri karmaşasında kaybolmayın
“Sosyal medya yönetimi ve büyük veri, KOBİ’ler için çok ağır maliyetler getirmiyor.”
KOBİ’ler için ipucu olacak birkaç noktayı paylaşalım hızla. Öncelikle sosyal medya yönetimi ve büyük veri başlıkları öyle çok ağır maliyetler getirmiyor. Tabii ki bu gerçeklik KOBİ ölçeği için geçerli. Sonuçta artan veri artan maliyet demek ve konumuz şimdilik bu değil.
Bu alanda dedikodu pazarlaması çok önemli. Uyanık olun, etrafınızı gözleyin ve bu konudaki başarı hikâyelerini kaçırmamaya çalışın. Zira artık bizim yerimize makinelerin konuşmaya başladığı iş dünyasında, beklenen her saniye kaybedilen para anlamına geliyor. Özellikle büyük veri tarafında çokuluslu bir şirketin ürünün kullanacaksanız Sherlock Holmes duyarlılığında detaylı bir araştırma başlatın deriz.
Her Şey Tamam Peki Nasıl Faydaya Dönecek Bunlar?
Veri önemli, anlamlandırılmış ve bilgiye dönüşmüş veri daha da önemli. Buraya kadar sorunsuz geldiyseniz aslında mutlu sona çok yakınsınız demektir. Bundan sonra iş, çalıştınız danışmanın yeteneklerine ve sizin müşteri grubunuzun çabalarınıza nasıl yanıt vereceğine kalıyor. Şimdiden bol şans… Gerilim altındaki BT Uzmanları çözüm arıyor
Gerilimin Kaynağı Yöneticiler
Anketin ortaya çıkarttığı belki de en önemli bulgulardan bir tanesi katılımcıların yüzde 28,9’unun hemfikir olduğu yönetim sorunları. BT uzmanlarına göre yaşadıkları gerilimin kaynağı yeterince iyi sürdürülemeyen yönetim stratejileri ve aynı zamanda yüzde 23,7’sine göre yeterli büyüklükte bir ekibe sahip olamadıkları için üzerlerinde oluşan iş yükü.
GFI Kurumsal Alt Yapı Genel Müdürü Segio Galindo‘ya göre pek çok teknoloji odaklı işletme hızla yeni personeli işe alırken bunlara yeterli desteği sağlayacak BT çalışanlarını aynı hız ile işe almakta geç kalıyorlar. “BT yöneticileri her geçen gün daha fazla işi daha az kaynakla yapmak zorunda kalıyor” diyor Galindo.
Bu Durum
BT Çalışanları İçin Ne Anlama Geliyor? İşin doğrusu bu soruya en iyi cevap verebilecek olan yine bu gerilimin içinde yaşayan BT çalışanları. Bu tespitin onlar için ne anlama gedliğinden ziyade çıkış yolu için bazı tavsiyelerde bulunmak daha doğru olacaktır. Gerilim altındaki BT yöneticilerine kısa tavsiyeler;- AntiVirus, ActiveDirectory, Mail Sunucusu gibi bulut ortamına taşınarak servis olarak alınabilecek tüm hizmetleri dışarıdan temin etmek.
- Dosya sunucusu yerine DropBox veya Microsoft Office One Drive gibi teknolojiler kullanmak.
- Altyapı, donanım ve yazılım projelerinde referanslı iş ortakları ile çalışmak.
- Üst yönetimi daha fazla personel almaya ikna etmek.
HP’de yapılanma bitmez
“Türkiye ise HP için ayrı bir dünya adeta.”
Bugüne kadar gelen giden genel müdürlerin emekleri yadsınamaz. Ancak tek genel müdürden yazıcı, kurumsal ve bireysel bölüm yöneticilerinin ülke müdürü olarak atanma süreci şirket tarafında çok seslilik doğurdu. Bunu başarısızlık olarak göremeyiz tabii ki. Fakat şirketin bu anlamda birkaç farklı iletişim ajansıyla çalışması gibi karmaşalar, iletişim tarafındaki iş ortaklarının en büyük sorunu oldu.
Serdar Urçar’ın yeni görevi yine İstanbul merkezli ancak unvanı biraz uzun. Urçar, bundan böyle HP’nin Akdeniz, Ortadoğu ve Afrika bölgelerindeki doğrudan olmayan satışlarından sorumlu olacak.
Güngör Kaymak da bu sektörün en önemli ve tanınan isimlerinden. Kanımca bu yeni görevinin de hakkını verecek. Ancak HP yapılanmaya ne zamana kadar devam edecek o da kocaman bir soru işareti. Tabii şirket bu yapılanmaları değişim ve yenilenmenin bir parçası olarak görüp küresel bir iş stratejisi olarak belirlemediyse. Office 365 depolama alanı artık 1 TB!
Microsoft, SharePoint Online ve Office 365 ProPlus hizmetlerini barındıran kurumsal Office 365 abonelik paketlerinde abone başına ücretsiz dosya depolama alanın kapasitesini 25 gigabyte’den 1 terabyte seviyesine çıkarıldığını duyurdu.
Kapasite artışından tüm Office 365 E planları (E1, E3, E4), Office 365 Midsize Business (Orta Ölçekli İşletme), tüm SharePoint Online planları (SharePoint Online Plan 1 ve Plan 2), Office 365 Small Business (Küçük İşletme) ve Office 365 Small Business Premium (Küçük İşletme Ekstra) paketi sahipleri faydalanabilecek.
Microsoft, ilgili paketlerde abone başına depolama kapasitesini yükseltmenin yanı sıra OneDrive for Business with Office Online adında, tek başına satın alınabilen yeni bir paketi de tüketicilerin beğenisine sundu.
Türkiye’de bugüne kadar 5 milyondan fazla kullanıcıya ulaşan Office 365, Migros’tan Ataşehir Belediyesi’ne, Koska’dan Honda Türkiye’ye kadar pek çok kurum tarafından kullanılıyor.
OneDrive for Business’ın dahil olduğu Office 365’i hemen denemek için http://www.office.com sitesini ziyaret edebilirsiniz.
Microsoft Dynamics AX 2012 R3 yayınlandı
Kurumların tüketicilerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurguladığı çevik operasyonları desteklemek, tüketicilere tercih ettikleri şekilde yaklaşmak ve büyümeyi desteklemek üzere kurgulanan Microsoft Dynamics AX 2012 R3, yeni ve dikkat çekici özellikler barındırıyor. Bunlar arasında yer alan depo ve lojistik yönetimi, sevkiyat zincirinde gerçek zamanlı ve uçtan uca öngörüler sunabiliyor. Yaşam döngüsü servisleri (Lifecycle Services), süreçleri standart hale getirerek ve basitleştirerek Microsoft Dynamics AX uygulamalarının öngörülebilirliğini güçlendiriyor. Böylece hizmet ve destek anlamında sunulan inovatif ve bütünleşik deneyim daha da zenginleştiriliyor.
ERP Artık Mobil Cihazlara Daha Yakın
Microsoft Türkiye Kurumsal İş Çözümleri Direktörü Ozan Öncel, Microsoft Dynamics AX 2012 R3’ün getirdiği yeniliklere dair şunları söyledi:
“Teknoloji birbirimize ve müşterilerimize olan yaklaşımlarımızı, iletişim biçimlerimizi ve etkileşimimizi değiştiriyor. Yeni Microsoft Dynamics AX 2012 R3 sürümüyle kurumlara yeni mobil senaryoları hayata geçirme, bulutun sunduğu olanakları stratejik avantaja dönüştürme, müşterilerle daha iyi etkileşim kurma ve mobil çalışanlar için çok daha verimli bir ortam kurgulama fırsatı sunuyoruz.”
Microsoft Dynamics AX 2012 R3 sürümü yeni uçtan uca uygulama ve servisleri hayata geçirmek için sunduğu framework desteği sayesinde, kurumların mobil cihazlarda farklı kullanım senaryolarına yönelik çağdaş ve güvenli uygulamalar geliştirmesini ve dağıtabilmesini sağlıyor. Güncelleme kapsamında uygulamaların zenginleşmesiyle birlikte bir uygulama mağazası da gündeme gelecek.
Gelişen Pazarların Değişen İhtiyaçlarına Uyum İçin Tasarlandı
Microsoft Dynamics AX 2012 R3, gelişen pazarların ve yeni müşteri gruplarının farklı ihtiyaçlarına çok daha hızlı cevap verebilmek üzere Microsoft Azure üzerinde altyapı olarak servis (IaaS) modeliyle kurulabiliyor. Bu aynı zamanda verinin erişilebilirliğini de artırıyor ve herhangi bir felaket anında bulutta güven içinde tutulan bilgilere her an, her yerden erişim olanağı sunuyor.
Farklı kurumlar ve ihtiyaçlar için önceden kurgulanmış Windows Azure ön tanımlı kurulum seçenekleri, Microsoft Dynamics AX 2012 R3’ün kurulum öncesi deneme, geliştirme, test ve üretime geçiş süreçlerini son derece kolay hale getiriyor.
Microsoft Azure desteğini arkasına alan bu sürüm, Microsoft Dynamics Yaşam Döngüsü Servisleri (Microsoft Dynamics Lifecycle Services) ile kurumların sürekli değişen piyasa koşullarına hızla uyum sağlamalarına yardımcı oluyor. Bu hizmeti öncelikli olarak kullanmaya başlayan kurumsal iş uygulamalarının tanımlanması, geliştirilmesi ve işletilmesi konusunda önemli avantajlar elde ediyorlar. Örneğin önemli bir olay için destek ihtiyacı olan kullanıcıların yüzde 65’ten fazlası, bu hizmetler sayesinde sorunu kendi başlarına tespit etme ve çözme yeteneğine kavuştular.
2 Yıl Dolmadan Kendini Amorti Ediyor
Dynamics AX’in kurumlara sunduğu değeri ortaya koymak adına, Microsoft ve Forrester Consulting toplam ekonomik etkiye yönelik (Total Economic Impact – TEI) bir araştırma hazırladı. Anket ve bire bir görüşme şeklinde gerçekleştirilen bu araştırmanın sonucunda Forrester, Microsoft Dynamics AX 2012 kullanan kurumlarda 3 yıl içinde yatırım geri dönüş oranının yüzde 92’ye ulaştığını ve uygulamanın 21 ayda kendini amorti ettiğini ortaya koydu.
Microsoft Dynamics AX 2012 R3, sunduğu yeni özelliklerle endüstri için ve ERP’nin geleceğine ışık tutan önemli bir sıçramayı temsil ediyor. Microsoft Dynamics AX 2012 R3 hakkında daha detaylı bilgi için http://www.microsoft.com/en-
Dijital Pazarlamaya Giriş, Gelişme & Sonuç
Youtube 20 milyon ile üçüncü sırada. Peki, kapalı değil miydi bu Youtube?Şöyle bir örnek vereyim; IAB araştırmalarına göre Nisan ayında Google’a Türkiye’den 26 milyon, Facebook’a ise 24 milyon kullanıcı giriş yapmış. Youtube 20 milyon ile üçüncü sırada. Peki, kapalı değil miydi bu Youtube? Siyasete girmeyeceğim… Bir otelde bilgi işlem müdürü olsam, doğrudan hedefleme yapabildiğim kullanıcılara uygun fiyata reklam yapmak istemez miyim? Yüzbinlerce lira harcayıp çektirdiğim video filmini, Youtube gibi bir sitede yayınlayıp, muhteşem yüzyıl izleyen birisinin karşısına “hop ben geldim” diye çıkartmak istemez miyim? Tam da Hürrem ölürken… üstelik çok da ucuza… Markana sahip çık usta! Dijital pazarlama aktiviteleri sırasında, markanız elinizden bir kuş gibi uçup gidebilir. İki tane kötü yorum ile yerle bir olabilirsiniz. Bu riskler her ortamda var ancak dijital mecra çöküşünüzü biraz hızlandırıyor. Tabi bunun yanında güzel bir dijital pazarlama çalışması ile markanız hakkında olumlu düşünceler sergileyen müşterileriniz sizin ücretsiz reklamınızı yapan gönüllüler haline geliyor. Aradaki bu dengeyi çok iyi korumalısınız.
Markanıza dijital ortamda sahip çıkmalı ve müşterilerinizin gözünde pozitif algı yaratmalısınız.Facebook sayfamın 10.000 Takipçisi var, ne pazarlama yaptım be! Aslanım ben! Evet ama bu takipçiler kim? Demografik değerleri ne durumda? Unutulmaması gereken ve sürekli yapılan bir hata var. Sosyal medyada kaç tane takipçiniz olduğu değil, mevcut takipçilerinizin değeri önemlidir. Şöyle düşünüğn; tıraş makinası üreten bir şirkette bilgi işlem müdürü veya bu işle görevlendirilmiş bir çalışansınız. Facebook veya Twitter sayfanızda 10.000 takipçi var ama bakıyoruz ki yüzde 60’ı bayan. Şimdi siz tıraş makinasını bayanlara mı satıyorsunuz? Olmadı ki şimdi…
Osman sen bilgisayardan anlıyorsun, bu işleri sana kilitledim!Hedef kitlenizi çok iyi ayarlamalı, gerektiği zamanlarda bu hedeflemeler ile ilgili istatistiklere başvurmalısınız. Beta çalışmaları, analizler yaparak hedef kitleniz yaptığınız yayınlara ne tepki verecek bunları çok iyi süzmelisiniz. Tabi burada bir ajans ile çalışmadığınızı düşünüyorum, aksi durumda bu işlerin hepsini ajansınız sizin için yapacaktır. Fakat siz de para harcamak istemeyen bir yöneticinin kurbanı iseniz, yüzünüze karşı; “Osman sen bilgisayardan anlıyorsun, bu işleri sana kilitledim” denildiyse, yukarıda söylediklerim sizin için geçerli. Yöneticiler kızmayın, bir şey söyliyeceğim! Hani 90’lı yıllardan kalan bir alışkanlığınız var. Her sen veya her yeni ürününüz çıktığında acayip paralara tekrar tekrar bastırdığınız kataloglar var ya, hocam kimse okumuyor artık onları ya! Adı üstünde dijital pazarlama diyoruz, matbaalar da kızacak şimdi bana ama, artık sektörü dijitale çevirmekte fayda var. E-dergi yapın, e-gazete yapın, kataloglarınızı dijital ortamda sergileyin, hem tasarruf edecek hem de onca kağıdı çöpe atmadığınız için çevreye faydalı bir iş yapmış olacaksınız.
SMS ile gönderilen mesajlar bir dijital pazarlama değildir.Unutmadan söylemek gerekiyor; SMS ile gönderilen mesajlar bir dijital pazarlama değildir. Bu sektör artık insanların çok ciddi sıkıntı duyduğu ve markanıza fayda yerine zarar getirmeye başlayan bir sektör haline gelmiştir. Dijital yayınlarınızı mümkün olduğunca hedef kitlenizi sıkmayacak, baskı altında bırakmayacak şekilde dağıtmanız gerekiyor. Her gün iki, üç e-posta veya sosyal medyada dakika başı yapacağınız paylaşımlar sizin için bir dijital pazarlama olmayacaktır. Bunu kendi tecrübelerim ile birlikte bir çok reklamcı arkadaşımın tecrübelerine dayanarak ifade ediyorum.
Sade olun ve dijital pazarlamanız için sade bir takvim belirleyin.Sade olun ve dijital pazarlamanız için sade bir takvim belirleyin. Hedef kitlenizin yoğun olarak dijital mecraları kullandığı saatleri tespit edip, tek vuruşta geri dönüş almaya çalışın. Bunu yaparken sabırlı olun. Aynı anda yapacağını 5-6 adet yayın size müşteri kaybettirecektir unutmayın. Çünkü, müşterinin markanızdan vazgeçmesi, sizin onu kazanmanızdan çok daha kolaydır. Bir tıklar ve sizi siler…
Microsoft’un mobil cihaz yönetim stratejisi
“İnanıyorum ki zamanla tüm cihaz ve işletim sistemi üreticileri mobil cihazların içinde kurumsal veriler için özel alanlar oluşturacaklar”Microsoft bunu sağlamak için Active Directory servisini buluta taşıyor ve bu hizmet Azure Active Directory (ADD) olarak sunuluyor. Bu servis ile gerek kullanıcı yetkilerinin gerekse kurumsal verilerin yönetilmesi sağlanabiliyor. Anderson; “İnanıyorum ki zamanla tüm cihaz ve işletim sistemi üreticileri mobil cihazların içinde kurumsal veriler için özel alanlar oluşturacaklar” diyor ve ekliyor; “ve bu alanlar Azure Active Directory ile Intune gibi çözümler ile entegre olacaklar.” Ancak önemli bir soru var; Bu servislerin lisanslama modellerinde nasıl bir yol izlenecek? Endişe etmenize gerek yok zira Microsoft bu sefer karmaşık lisanslama modelleri yerine çok daha basit bir strateji izliyor. Office 365‘de gördüğümüz üzere lisanslama cihaz başına değil kullanıcı başına sağlanıyor. Anderson bu yaklaşımı şöyle açıklıyor; “Artık cihazların sayısını dert edinmenize gerek yok çünkü cihaz başına değil sadece kullanıcı başına lisans ödemeniz gerek haliyle maliyetleriniz hiç bir zaman cihaz sayısına bağlı olarak yükselmeyecek.”
2025 yılında internet neye benzeyecek?
SAP Türkiye’de bulut gelirlerinde büyümeyi sürdürüyor
- Bulutta, Yıllık Büyüme Öngörüsünün Üstünde Hızlı Büyüme: IFRS olmayan bulut ve destek gelirleri sabit kurlarda %38 arttı. (Efektif kurlarda büyüme ise yüzde 32 oldu.)
- Bulut faturalamada Güçlü Büyüme: IFRS olmayan faturalandırılmış bulut rakamları sabit kurlarda %36 artış göstererek, periyodik yıllık bulut gelir 1,1 milyar EURO’ya yaklaştı.
- SSRS Gelirleri, Yıllık Öngörülerin üzerinde büyüdü: IFRS olmayan yazılım ve yazılımla İlgili hizmet gelirleri sabit kurlarda %9 artış gösterdi. (Yoğun kur dalgalanmalarının etkisiyle Efektif kurlarda ise büyüme yüzde 4 artarak, 3,06 milyar EURO oldu
- Bellek içi platformu SAP HANA’nın yaygın olarak benimsenmesi: Toplamda 3200’den fazla HANA müşterisi, 1000’e yaklaşan Business Suite on HANA müşterisi bulunuyor. Ayrıca, 1.200’den fazla Startup’tan oluşan dinamik ekosistem HANA Platformu üzerinde uygulama geliştiriyor.
- Faliyet Karında Büyüme ve Buluta Geçişte Hızlanma: IFRS olmayan faliyet karı sabit kurlarda %7 arttı (Yoğun kur dalgalanmalarının etkisiyle efektif kurlarda ise büyüme yüzde 2’lik artışla 919 milyon Avro oldu)
- 2014 için yıllık öngörü korundu.
IBM akıllı şehir çözümlerinde en iyi
Bulut servislerinde fiyat savaşı kime fayda sağladı?
- BT yöneticilerinin yüzde 60’ı geçen yıl boyunca bulut servislerine en az 10 bin dolarlık harcama yaptı. Dörtte birinin harcaması ise 100 bin doları üzerinde gerçekleşti.
- Katılımcıların yüzde 25’i bu sene bulut servislerine geçen seneye göre en az yüzde 25 daha fazla yatırım yapacak.
- İşletmelerin yüzde 37’si bu sene daha fazla uygulamasını bulut ortamına taşıma kararı alırken yüzde 35’lik bir diğer kısım ise kararlarını kesinleştirmek için deneme uygulamalarına devam ediyor.
- Katılımcıların yüzde 41’i fiyatları yakından takip ederken yüzde 42’si fiyatların hiç bir zaman performans ve süreklilikden daha önemli olmadığını vurguluyor.
- İşletmelerin yüzde 35’inin verilerine göre bulut servislerine en çok Kasım ve Aralık aylarında yatırım yapılırken bir diğer yüzde 23’lük kısmına göre ikinci en çok yatırım yapılan dönem Ocak ve Mart ayları arasında oluyor.
Anti Virüslerin sonu mu geldi?
Şirketler Ne Yapmalı?
İşletmelerin şu anda nitelikli ve deneyimli BT uzmanlarına yatırım yapmaya devam etmekten başka bir seçeneği yok.BT Çalışanları Ne Yapmalı?
İşletmelerindeki konvansiyonel anti virüs yazılımlarına ek olarak biraz daha gelişmiş özeliklere sahip uçtan uca güvenlik çözümlerine geçiş yapmaları gerekiyor. Ancak bu tek başına yeterli değil. Eskisi gibi kur, güncelle ve unut mantığı artık geçerli değil. Tüm istemcilerin, ağın ve sunucuların yakından takip edilerek şüpheli durumlarda derhal detaylı analiz yapılması gerekiyor. Bu ek iş yükü BT uzmanlarının hoşuna gitmeyecektir ancak aksi durumda karşılaşacakları durumlar başlarını çok daha fazla ağrıtabilir.Office 365 Google Apps’den daha iyi
SAP Innovation Center Türkiye Açılıyor
Galata İş Melekleri & Türkiye’de Girişim Ekosistemi
3D Yazıcıların Rolü Değişiyor – Yeni Fırsatlar Kapıda
Lux Research tarafından yapılan bir araştırmaya göre gelecek 10 yıl içinde 3D yazıcı pazarının büyüklüğü Amerika Birleşik Devletlerinde 12 milyar dolarlık hacime ulaşacak. Oldukça mütevazi bir yaklaşım olduğunu söyleyebiliriz ancak bunun arkasında yatan bir neden var. Lux Research analistlerinden Anthony Vicari; “3D yazıcılar ile bir Ford kamyonun 400 bin civatasını üretmezsiniz ama bir Jet motorunun bazı parçalarını üretebilirsiniz” diyor.
“3D yazıcılar ile bir Ford kamyonun 400 bin civatasını üretmezsiniz ama bir Jet motorunun bazı parçalarını üretebilirsiniz.”Vicari’nin altığı çizdiği nokta konvansiyonel endüstrinin üstlendiği seri üretim görevlerini “şimdilik” 3D yazıcıların üstlenemeyecek olması. Ancak bu güne kadar sadece prototip amaçlı maket ve model parçalar üretmek için kullanılan 3D yazıcılar artık ticari değeri olan endüstriyel alanlara da girmeye başlıyor. Jet motoru parçaları, protezler ve benzeri ürünler için 3D yazıcı teknolojileri yeterli oluyor. Vicari’ye göre 12 milyar dolarlık 3D pazarında yazıcıların satışı sadece 3,2 milyar dolarlık bir hacim oluştururken, 2 milyar dolarlık hacim ise yazıcıların sarf malzemeleri ile elde edilecek. Pazarın 7 milyar dolarlık aslan payını ise 3D yazıcıların ürettiği ticari ürünler oluşturacak. General Electric, Airbus, Rools Royce gibi markalar şimdiden bu alanda ciddi araştırma ve geliştirme yatırımı yapmaya devam ediyor. “Şu anda bir uçakta 40 milyon kadar bileşen bulunuyor, 3D yazıcıların kullanımı ile birlikte buradaki adetler çarpıcı şekilde azaltılıp maliyetler düşürülebilir” diyor Airbus Üretim Mühendeslik Bölümü Sistem Entegrasyon Başkanı Curtis Carson.
3D Yazıcı Sektöründeki Büyük Fırsat
Gelecek üç yıl içinde Selective Laser Sintering (SLS) gibi pek çok devrimsel 3D yazıcı patentinin kullanım süresi daha sonlanacak.Son yıllarda 3D yazıcıların ucuz cihazlar ile birlikte neredeyse evlere girecek hale gelmesinin bir başka önemli nedeni daha var ve bu girişimciler için büyük önem taşıyor. 2006 yılında 3D yazıcılar ile alakalı pek çok patentin kullanım süresi sonlanmıştı. Ancak gelecek üç yıl içinde Selective Laser Sintering (SLS) gibi pek çok devrimsel 3D yazıcı patentinin kullanım süresi daha sonlanacak. Bu durum pazardaki fiyatlarda ciddi bir düşüş dalgası ile birlikte bu teknolojilerin serbest bir şekilde bağımsız üreticiler tarafından kullanılmasını mümkün hale getirecek.
Yeni Nesil Nasıl Bir BT Politikası İstiyor?
Eski kuşak BT yöneticilerinin bile yakından bildiği bir gerçek şu ki artık BYOD (bring your own devices – kendi cihazını kendin getir), Cloud (bulut) gibi kavramlar her geçen gün BT bölümlerinin yapısını daha fazla kurum dışında gelişen etkenler ile yönetilmesini mecburi hale getiriyor. Konvansiyonel BT bölümleri bu gelişmeleri yönetmek için politikalarındaki “Hayır” ve “Yasak” yaklaşımlarını arttırırken genç kuşak çalışanlar bu uygulamlara karşı tavır alarak memnuniyetsizliklerini ifade ediyorlar. BT yöneticilerinin çalışan memnuniyetsizliği ve işletmenin BT güvenliği arasında ince bir çizgide hareket etmek zorunda kalması üzerlerindeki mesuliyet ve gerilimi arttırıyor.
Yüzbinlerce kullanıcının binlerce uygulama ile bulut tabanlı çözümler üzerinde gerçekleştirdiği milyarlarca farklı veriyi toplayan ve analiz eden Netskope Pazarlama Başkanı Jamie Bernett; “Bu gün ortalama bir işletmede 461 bulut tabanlı uygulama kullanılıyor” diyor ve ekliyor; “Bu BT bölümünün ön gördüğünün neredeyse 10 katı fazlası.”
İşletmelerdeki genç nesil çalışanlar izin verilip verilmediğine bakmaksızın Box veya Dropbox gibi bulut tabanlı çözümleri kullanıyorlar ve günün sonunda üretken olduklarını düşünerek bununla övünüyorlar. Ancak BT yöneticileri her geçen gün daha fazla ağ ve yetki politikası tanımı yaparak bu durumu aşmaya çalıştıkça kötü adam ünvanı ile ödüllendiriliyor.
Bu gün ortalama bir işletmede 461 bulut tabanlı uygulama kullanılıyor
Çözüm Nerede?
Çözüm hayatın kendi içinden geliyor. Oldukça hareketli ve hiperaktif bir çocuğunuz olduğunu düşünün. Ne yapardınız? Uzmanlara göre hareketlerini sınırlamak çocuğun psikolojisini bozabilir ve onu saldırgan hale getirebilir. Bu yüzden onun güvenliğini göz önüne alarak yeterli hareket alanını sağlamalısınız.Bu Gelişmeler Ne Anlama Geliyor?
[mks_dropcap size=”20″ bg_color=”#000000″ txt_color=”#dd3333″]Şirketler için;[/mks_dropcap] Yasakçı ve engelleyici kurum güvenlik politikaları artık işe yaramıyor. Güvenliğin tanımının yeniden yapılması ve bunun için doğru risk analizinin gerçekleştirilmesi gerekiyor. Klasik patron mantığı maalesef değişmek zorunda, aksi takdirde verimli genç çalışanları bünyenizde bulundurmayı unutabilirsiniz.
[mks_dropcap size=”20″ bg_color=”#000000″ txt_color=”#dd3333″]BT Uzmanları için;[/mks_dropcap] BT yöneticilerinin çalışanların yeterince serbest hareket edebildiği bir BT politikası oluşturup ancak bunun sınırlarını onların güvenliği için belirlemek gerekiyor. Bu noktada en büyük yardımı yine bu değişimi beraberinde getiren bulut servislerinde aramaları doğru bir seçenek olabilir.



Peki, Kuzey Amerika’da artan kitap okuma oranlarının Türkiye açısından anlamı nedir?
Bu sorunun cevabı yeni yetişen nesilde saklı. Dijital dünyanın içine doğan yeni nesil bu cihazlar ile büyümekte. Nüfusun büyük kısmının basılı bir kitabı eline alıp okumamasına rağmen dijital bir cihazı (tablet veya akıllı telefon) elinden düşürmüyor olması aslında Türkiye’de belli yüzdelere sıkışıp kalan yayıncılar için önemli bir fırsatı bünyesinde taşıyor.
Yayıncılar için Üç Önemli Nokta
Yayıncıların aşağıdaki üç önemli noktayı gözden kaçırmayarak mutlaka değerlendirmesi gerekiyor.






