Anduril, yeni savaş aracı Roadrunner’ı tanıttı! Falcon 9 detayı dikkat çekiyor!

Ürün, düşük maliyetler için tasarlanmış, modüler, çift jet motorlu, otonom dikey kalkış ve iniş (VTOL) hava aracı olan Roadrunner olarak adlandırılıyor. Anduril ayrıca Roadrunner-Munition veya Roadrunner-M adı verilen, “yüksek patlayıcı önleyici” bir varyant da geliştirdi; bu da onun bir savaş başlığı taşıyabileceği ve aynı zamanda havadan gelen tehditleri savunma amaçlı olarak yok edebileceği anlamına geliyor.

Roadrunner hem görünüm hem de yetenek açısından sıradışı: Kalkış yapabiliyor, takip edebiliyor ve hedefleri yok edebiliyor. Hedefi durdurmaya gerek yoksa araç, yakıt ikmali yapmak ve yeniden kullanmak için otonom olarak üsse geri manevra da yapabiliyor. Anduril’in baş strateji sorumlusu Chris Brose yakın tarihli bir röportajda ürünü “Temel olarak Falcon 9 gibi iniş yapan bir savaş uçağı silahı yaptık.” şeklinde belirtti.

Brose, ürünün yüksek hacimde ve çok düşük maliyetle üretilebilen, hızlı hareket eden, otonom hava silahlarının yükselişine yanıt olarak üretildiğini söyledi. Günümüzün diğer çözümlerinden ve onlardan önceki eski füze sistemlerinden farklı olarak Roadrunner-M yeniden kullanılabiliyor.

Brose, “Bana göre bu, sahaya sürülen ilk kurtarılabilir silah.” dedi. “Bu oldukça hoş bir şey. Eğer onu başka bir drone’u öldürmek için bir operasyonda gerçekten kullanmıyorsanız, konuşlandırma yeteneği […] onu kurtarma ve yeniden kullanma yeteneği, operatörlerin bu yetenekle nasıl mücadele edebileceğini tamamen değiştiriyor. Bugün sınırlı sayıda önleyicileri var ve eğer vurmaya karar verirlerse onu geri alamayacaklar.” diyor.

Anduril, eski sistemlere kıyasla bir dizi başka önemli iyileştirmenin daha olduğunu da söylüyor: Daha hızlı fırlatma ve kalkış süresi, üç kat daha fazla savaş başlığı yük kapasitesi, on kat etkili menzil ve G kuvvetlerinde üç kat daha fazla manevra kabiliyeti. Anduril’in diğer sistem ailesi gibi Roadrunner-M de Andruil’in yapay zeka destekli komuta ve kontrol yazılımı Lattice tarafından kontrol edilebiliyor veya mevcut mimarilere entegre edilebiliyor.

Operatöre sağlanan diğer büyük fayda ise, Roadrunner’ın hızlı hareket eden bir tehditle karşı karşıya kaldığında hemen harekete geçebilmesi, onu görüntüleyebilmesi ve ardından devreye girip girmeyeceğine dair bir sinyal alabilmesi. Ürün yeniden kullanılabilir ve kurtarılabilir olduğundan operatörler pahalı bir varlığı kaybetme korkusu olmadan hareket edebiliyor.

Brose, şirketin yaklaşık iki yıl önce Roadrunner’ı tasarlamaya başlamasından bu yana isimsiz bir ABD hükümet ortağıyla aynı doğrultuda çalıştığını söyledi.

Brose, “(Ulusal savunma) çoğu zaman haklı olarak çok hantal, çok yavaş, hayal gücünden yoksun, çok heyecansız olduğu şeklindeki klişeye kapılıyor.” dedi. “Bir şirket olarak Anduril’in bunun antitezi olduğunu düşünüyorum ve Roadrunner, ulusal savunmada var olduğuna inandığımız heyecanın vücut bulmuş hali ve geri getirmeye çalışmak için çok istekliyiz.

Girişimcilik ekosistemi kahvaltı buluşması, İTÜ Magnet’te gerçekleşti!

Girişimcilik ekosistemine farklı bir tat katma amacıyla StartupTeknoloji tarafından düzenlenen kahvaltı buluşması, sektörün öne çıkan profesyonellerini, yenilikçi iş fikri sahiplerini ve ekosistemin değerli paydaşlarını bir araya getirdi. TechInside olarak katılım sağladığımız bu etkinlikte, sektörün önde gelen isimleri ve ekosistem paydaşlarıyla bir araya geldik. Potansiyel iş birliklerine sahne olan bu gibi etkinlikler, sektörün gelişimine katkıda bulunmak ve yeni iş fikirlerini desteklemek adına büyük önem taşıyor.

Etkinliği yerinde takip ettik ve sektöre yıllarını veren çok değerli isimlerle röportajlar gerçekleştirdik.

Girişimciler ve sektörün öne çıkan isimleri, başarı hikayelerini anlattı. Girişimcilik ekosistemi yolculuğunda önlerine çıkan engelleri ve avantajları samimiyetle dile getirdiler. Önlerine çıkan engelleri nasıl aştıklarını ve avantaja çevirdikleri hakkında da detaylı bilgi verdiler. StartupTeknoloji’nin ilham verici deneyimlere imza atma imkanı sunan etkinliği, önemli yatırım fırsatları da sunuyor.

Kahvaltı ile başlayan etkinlik StartupTeknoloji kurucu ortağı Hande Kaya‘nın sunumu ile start aldı. Ev sahibi İTÜ ARI Teknokent’in Genel Müdürü Attila Dikbaş’ın açılış konuşmalarıyla başlayan etkinlikte, girişimcilik ekosisteminin mevcut durumu, gelecekteki trendler, sektördeki değişimler ve girişimcilik dünyasının karşılaştığı zorluklar ele alındı. Hemen ardından StartupTeknoloji kurucu ortağı İlker Elal ise, 2023’ün özeti ve gelecek yıl planları hakkında katılımcılara önemli açıklamalarda bulundu. Ayrıca bir önceki kahvaltı buluşmasına ev sahipliği yapan StartGate kurucusu Mustafa Cihad Durmuş’da konuşmalarıyla etkinliğe renk kattı.

19 Ağustos’taki kahvaltı etkinliklerine ev sahipliği yapan StartGate‘in kurucusu ve vizyona girecek olan Nefes: Yer Eksi İki filminin yapımcısı olarak Mustafa Cihad Durmuş da sahnede yerini aldı. Etkinlik katılımcıları arasından 100 kişiye ve StartupTeknoloji Premium Komünite uygulaması kullanıcıları arasından 150 kişiye olmak üzere toplam 250 kişiye Nefes: Yer Eksi İki filminden bilet hediye edeceğini ifade etti.

Girişimcilik ekosistemi kahvaltı buluşması İTÜ Magnet’te gerçekleşti

Kısa bir aranın ardından gerçekleşen demo day sunumları, katılımcıların en çok ilgisini çeken bölümlerden biri oldu. Etkinliğe sponsor olarak destekleyen Counterfake kurucusu Furkan Arslan, Easyapp CPO’su Muhammed Ali Düzgün, Meet The Music kurucu ortağı Hasan Sırdaş, OnaDeğer.com kurucusu Esra Otman, Yeşil Paket kurucusu Kaan Murat Ayvaz, Walkers kurucusu Gökhan Genç, sahnede şirketlerini tanıtan konuşmalar gerçekleştirdi.

Demo Day etkinliğinin akabinde İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Attila Dikbaş, Girişimci Kafası’ndan Kaan Gülten’e ve PAYTR kurucusu Tarık Tombul Bey’e plaketlerini takdim etti. Etkinliğin sponsorları arasında yer alan Aparkat Medya kurucusu İsmail Aksoy, Startup Burada YK üyesi Kerem Özden, Bakiyem kurucu ortağı Umut Yalçın ve Supsis kurucusu Enes Dur’da konuşmalarıyla sahnede yer aldı. StartupTeknoloji tarafından düzenlenen bu buluşma, katılımcılara sektördeki en son trendleri takip etme ve iş dünyasında etkileşimde bulunma imkanı sağladı.

Etkinliğin sonuna yaklaşırken İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Attila Dikbaş moderatörlüğünde “İTÜ ARI Teknokent’ten E-Ticaretin Geleceğine Bakış” başlıklı panel düzenlendi. Panele; WINFLUENCER kurucusu Funda Yener, N11 CSO’su Örpen Koçak ve T&G Workshop yönetici ortağı Kıvanç Toker katıldı. Panelin hemen ardından ise ekosistem paydaşları arasında verimli bir networking gerçekleşti.

İTÜ Magnet ev sahipliğinde gerçekleşen etkinlikte İTÜ Arı Teknokent ana sponsor olarak yer alırken; Startup Burada altın sponsor oldu. StartupTeknoloji tarafından düzenlenen “Girişimcilik Ekosistemi Kahvaltı Buluşması”nın girişimci sponsorları arasında ise Bakiyem ve Supsis yer aldı. Etkinliğin hızlandırma sponsoru ise minoredu oldu.

Girişimcilik ekosisteminin ve markalarının katılım gösterdiği etkinliğe dair detaylı bilgi ve sonraki Girişimcilik Ekosistemi Kahvaltı Buluşması için StartupTeknoloji web sitesini takip edebilirsiniz. Böylece etkinliklere dair duyuru ve gelişmelerden anlık haberdar olabilirsiniz.

Montana’da uygulanan TikTok yasağı askıya alındı!

Mahkeme, TikTok için uygulanan yasağın Kongre’ye yabancı ülkelerle ticareti düzenleme yetkisi veren bir maddeyi ihlal ettiğine karar verdi.

Montana Valisi Greg Gianforte, yasanın Montanans’ın kişisel ve özel verilerini Çin Komünist Partisi’nden koruyacağını söyleyerek ABD’nin sosyal video uygulamasına yönelik en katı kısıtlamasını ilk kez bu yılın Mayıs ayında yasalaştırdı. Sosyal medya platformu, Pekin merkezli bir operasyon olan ByteDance tarafından işletiliyor, ancak ABD’deki kullanıcı verileri artık ABD’deki Oracle sunucularında barındırılıyor.

Kısa bir süre sonra TikTok, yeni yasanın Anayasayı ihlal ettiğini ve devletin ulusal güvenlik konularını yasalaştırarak sınırı aştığını ileri sürerek Montana’ya dava açtı. Dava mahkemede görülürken platform mahkemeden yasağın kaldırılması için tedbir talebinde bulundu. Ayrıca beş platform yaratıcısı, yasağın İlk Değişiklik haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek Montana’ya ayrı ayrı dava açtı.

Hakim, her iki tarafın argümanlarını dinledikten sonra TikTok’la aynı fikirde oldu ve şimdilik yasağın yayına girmesini engelledi.

Mahkemenin tedbir kararıyla birlikte sunduğu görüşte ABD Bölge Hakimi Donald Molloy, Montana’nın yasayı tüketicinin korunmasına odaklanan bir çerçeveye oturtmasına rağmen “Montana’nın yasama meclisinin ve Başsavcı’nın, Montana tüketicilerini korumaktan ziyade Çin’in TikTok’taki görünürdeki rolünü hedef almakla daha çok ilgilendiğine şüphe olmadığını” yazdı.

YouTube ile TikTok

Ayrıca yargıç, yasağın konuşmayı hedef aldığından “muhtemelen Birinci Değişikliği ihlal ettiğini” de sözlerine ekledi. Yargıç, sosyal medya platformunun yasak yüzünden sadece “telafi edilemez zarara” uğramayacağını, aynı zamanda yaratıcıların da zarar görebileceğini belirtti. “Yasama Meclisi, TikTok’u kapatarak hem Kullanıcı Davacıların İlk Değişiklik haklarına zarar verdi hem de birçok kişinin güvendiği gelir akışını kesti. Böylece Davacılar telafisi mümkün olmayan bir zarar olasılığını ortaya koymuş oldular.” diye yazdı.

İçerik oluşturucuların gelir akışlarıyla ilgili benzer bir argüman, 2020 yılında yaratıcıların takipçilerine ve gelirlerine erişimlerini kaybedeceklerini iddia ederek dava açmasının ardından Trump yönetiminin TikTok yasağını engellemek için kullanılmıştı.

Montana TikTok yasağı 1 Ocak 2024’te yayına girseydi, bir kullanıcıya TikTok’a her eriştiğinde ya da uygulama mağazalarına 10.000 dolar para cezası verilecek ya da kullanıcıya platformu indirme olanağı sunulacaktı. İhlalin devam ettiği her gün için ilave 10.000 dolar para cezası eklenecek. Yasak, TikTok’un iddialarının esasına ilişkin nihai karar mahkemede verilinceye kadar askıya alınacak.

Bir TikTok sözcüsü tedbir hakkında yaptığı açıklamada, “Hakimin bu anayasaya aykırı yasayı reddetmesinden ve yüz binlerce Montanalı’nın TikTok’ta kendilerini ifade etmeye, geçimini sağlamaya ve topluluk bulmaya devam edebilmesinden memnunuz.” dedi.

Nvidia’nın rakipleri güçleniyor! Çin’den yapay zeka çipi hamlesi

0

Çin menşeili ürünlere ambargo uygulayan ABD, geçtiğimiz aylarda yapay zeka çipi üreten Biren’i de kara listeye aldı. Yakın zamanda Biren Technology, yakın zamanda Guangzhou hükümeti tarafından desteklenen yatırımcılardan 2 milyar Yen (yaklaşık 280 milyon ABD Doları) tutarında bir yatırım elde ettiklerini açıkladı.

Yapay zeka çipleri için yeni dönem: Biren Technology yatırım aldı

Çin’e yapay zeka çipi ihracatını yasaklayan ABD, başta Nvidia olmak üzere birçok şirketin gelirlerinin düşüşüne sebep oldu. Çip ithalatı konusunda sorun yaşayan Çinli teknoloji firmaları, Biren Technology gibi alternatiflere yönelmeye başladı.

Yapay zeka çipleri için yeni dönem: Biren Technology yatırım aldı

Nvidia’nın en büyük rakiplerinden biri olan Biren’in finansman konusundaki çalışmaları, Çin teknoloji sektöründe büyük bir değişim olarak görülüyor. aidu gibi büyük firmalar, ABD’nin Çin’in en son teknolojiye sahip yarı iletken teknolojisine erişimine yönelik artan kısıtlamalarına yanıt olarak yerli yapay zeka çipi üreticilerine yöneliyor.

Biren’in karşılaştığı en önemli zorluk, yapay zeka çiplerinin Çin merkezli SMIC’den istikrarlı bir şekilde tedarik edilmesini sağlamak olduğu belirtiliyor. Bunun için Biren’in BR104 ASIC’ini SMIC’in 2. nesil 7nm sınıfı proses teknolojisine göre yeniden tasarlaması veya sıfırdan yeni bir çip geliştirmesi gerekiyor. SMIC tarafından üretilen Biren ASIC’in TSMC tarafından üretilen BR104 kadar rekabetçi olup olmayacağı henüz bilinmediğini belirtelim.

ABD’nin genel olarak Çin’in yarı iletken endüstrisine, özel olarak da yapay zeka ve HPC işlemcilerine yönelik baskısının ışığında Çinli yatırımcılardan ek fon alma konusunda Biren yalnız değil. Bloomberg’in yayınladığı habere göre, Moore Threads gibi kara listeye alınan diğer Çinli girişimler de ilgi ve yatırım kazanıyor.

Süper uygulamalar, kurumsal şirketlere çağ atlatabilir!

Rimini Street baş teknoloji sorumlusu ve kıdemli başkan yardımcısı Eric Helmer, konuyla ilgili “Süper uygulama, çeşitli mini uygulamaların üzerinde yer alan tek bir uygulamadır…” dedi.

Geleneksel olarak kuruluşların mega uygulamaları kullandığını ve zaman içinde işlevsellikten sonra işlevsellik eklemeye devam ettiğini söyledi. Ancak bu mega uygulamalar hızla kontrolden çıktı. Performans sorunları vardı ve kullanıcılar bunlar arasında gezinmekte zorluk çekiyordu.

Helmer’a göre, mega uygulamalar; hiçbir zaman ortak bir tasarım ilkesine veya geliştirme çerçevesine sahip olmadı. Mini uygulamaların (süper uygulamaların içindeki hafif programlar) belirli standartlara uyması gerektiğinden benzer şekilde davranma eğilimindeler. Bu, gerçek bir öğrenme eğrisi olmadığından kullanıcının benimsemesini nispeten basit hale getiriyor.

Helmer, “Süper uygulamalar, kullanıcıların indirip kullanabileceği belirli işlevlere sahip mini uygulamalar kitaplığının üzerinde yer alacak şekilde tasarlandı.” dedi. “Kullanıcılar, tümü benzer bir kullanıcı arayüzüne sahip olan bazı mini uygulamaları etkinleştirerek ve gerçekten umursamadıklarını kaldırarak deneyimlerini seçip kişiselleştirebilirler.

Süper uygulamaların doğuşu

Analist kurumsal yazılım grup başkan yardımcısı Mickey North Rizza, süper uygulamaların 2011 veya 2012 civarında sahneye çıktığını ve mesajlaşma ve sosyal ağlardan ödeme çözümlerine, e-ticarete ve hatta kamu hizmetlerine kadar çeşitli tüketici hizmetleri için bağlantı noktaları olarak hizmet verdiğini söyledi. Bu uygulamalarla kullanıcılar taksi çağırmaktan elektrik faturalarını ödemeye kadar her şeyi yapabiliyor.

Önemli örnekler arasında, orijinal işlevlerinin çok ötesine geçerek Çin’deki günlük yaşamın vazgeçilmez araçları haline gelen WeChat ve Alipay yer alıyor.” dedi. “Süper uygulamanın asıl amacı, tek bir satıcıdan gelmesi ve mobil cihaz veya web tarayıcısından erişilebilmesidir.

North Rizza, bu süper tüketici uygulamalarının, işletmenin tüm hizmetlerin bulunduğu tek bir platforma odaklanmasını sağlayan çok hizmetli bir platformu çalıştırmayla ilgili olduğunu söyledi.

Ve işletme, gerektiğinde hizmetleri ekleyebilir veya genişletebilir, böylece son müşteriler için daha faydalı hale gelebilir.” dedi. Tüketici süper uygulamalarının çoğu, araba/demiryolu/hava hizmetleri için seyahatlerden otellere ve restoranlara kadar her şeyi birbirine bağlayan omurga olarak ortak bir ödeme/finansal uygulama içeriyor. Diğerleri arasında perakende modadan market alışverişine, kurye teslimatına ve araç paylaşımına kadar alışveriş yer alıyor.

Bu tüketici uygulamaları Asya’ya, Güney Amerika’ya ve Afrika’ya yayılmış olsa da Batı’da hiçbir zaman tam anlamıyla tutunamadı. Aslına bakılırsa Forrester Research‘e göre, günümüzde mevcut olan birkaç süper tüketici uygulaması çoğunlukla Asya’da ve diğer gelişmekte olan pazarlarda mevcut.

Süper uygulamalar gerçekten kurumlara geliyor mu?

Ancak tüketiciye yönelik süper uygulamalar dünya çapında geniş çapta benimsenmiyorsa, kurumsal BT‘de süper uygulamaların geleceği nedir?

Monstarlab dijital danışmanlıkta teknolojiden sorumlu başkan yardımcısı Ilia Shakitko, “Kurumlar için süper uygulama geliştirme, çalışanlara ve müşterilere sunulabilecek değer akışları ve dahili hizmetler gibi yeni dijital kalıplara ve deneyimlere odaklanacak ve yeni kullanılabilirlik yolları sağlayacak.” dedi ve kurumsal uygulamaların, işverenlerin çalışanların kullandığı uygulamaları tek bir çatı altında toplamasına olanak tanıyacağını söyledi. 

Bu, farklı departmanların çalışma deneyimlerini özelleştirmek için tıpkı bir pazar yeri gibi yalnızca istedikleri uygulamaları seçebilecekleri verimlilik ve rahatlık yaratacak.

İşletmelere yönelik süper uygulamaların diğer avantajları arasında daha tutarlı bir kullanıcı deneyimi sağlanması, uygulama yorgunluğu ve uygulamanın yayılmasıyla mücadele edilmesi ve işlevlerin şirket tarafından yönetilen tek bir uygulamada birleştirilmesiyle güvenliğin artırılması yer alıyor.

Gartner analisti Jason Wong, analist firmasının, işlerini yapmak için mobil cihazlarına güvenen çok sayıda ön saf çalışanının bulunduğu büyük mağazalar ve diğer perakendeciler de dahil olmak üzere kuruluşların süper uygulamalarına ilgi gördüğünü söyledi.

Ön saflardaki çalışanlarının ve diğer çalışanlarının deneyimini geliştirmek için süper bir uygulamayı benimseyen şirketlerden biri, ABD’nin önde gelen hekim muayenehanelerinden biri olan TeamHealth. TeamHealth, çalışanların günlük olarak kullandığı tüm araçları ve kaynakları tek bir merkezi uygulamada birleştiren MangoApps’in süper çalışan uygulamasını kullanıyor.

TeamHealth’in CIO’su ve CISO’su Thomas Perrine, “Önceliğimiz, hastalara en iyi hizmeti verebilmeleri için klinisyenlerimize elimizden gelenin en iyisini yapmak.” dedi.

Kullanıcı araçlarını tek, birleşik bir uygulamada sunma

TeamHealth’in ön saflardaki klinisyenlerin ihtiyaç duyduğu tüm araçları tek, birleşik, markalı bir uygulamada sunabilmesi çok önemliydi.

My Health Record uygulaması

Akışlar, sohbetler, dosyalar ve arka ofis araçları için birden fazla uygulamanın yüklü olmasını gerektiren alternatiflerin başlangıç ​​olmadığını biliyorduk.” dedi. “Artık kullanıcılarımız birden fazla genel üçüncü taraf uygulamasını açmak yerine, şirket markalı tek süper uygulamamızı açıyor. Klinisyenleri dikkat dağıtıcı unsurlardan kurtarıyoruz, böylece hasta bakımına odaklanabilirler.

Perrine, TeamHealth’in diğer 40 mobil çalışan katılımı ve iletişim ürününü değerlendirdikten sonra MangoApps’in süper uygulamasını seçtiğini çünkü şirketin arka ofis sistemlerinin yeteneklerini doğrudan uygulamada sunmasına olanak sağladığını söyledi.

Perrine, platforma yapılan derin entegrasyonlar sayesinde TeamHealth’in çalışanlara zamanında faaliyetler, gereksinimler ve son tarihler hakkında bildirim güncellemeleri sunabileceğini açıkladı. Tek bir dokunuşla yanıt verebiliyor, istekleri gönderebiliyor veya programlarına, maaş bordrolarına ve daha fazlasına şirketin Zenith adlı süper uygulamasından erişebiliyorlar.

Perrine’e göre TeamHealth, MangoApps’in süper uygulamasını beş yıldan fazla bir süre önce benimsediğinde bu konsept gerçekten “son teknoloji” idi.

Beş yılı aşkın bir süredir MangoApps ile ortaklık yapıyoruz. Klinisyenlerimizin ihtiyaç duyduğu her şey uygulamamızın içinde mevcut.” dedi. “Bu artık bir yaşam biçimi. Süper uygulama modeli, hem kurumsal bilgi teknolojisine yönelik teknoloji sunumunu hem de çalışanlarımız için kullanıcı deneyimini basitleştiriyor.

TeamHealth süper uygulamayı devreye aldığında şirket, bölgelere göre aşamalı bir dağıtım planladı ve başarıyla gerçekleştirdi. Şirket, yıllık liderlik konferansında Zenith uygulamasını liderlerine yeteneklerinin canlı demolarıyla tanıttı ve bölgesel liderlerin ekiplerine ilk katılanlar olmak için kaydolmalarına olanak tanıdı.

Bu strateji, platformun heyecanını ve başarılı bir şekilde benimsenmesini sağlayacak yeteneklerden yararlanmamıza olanak sağladı.” dedi. “Bu noktada buna sahip olmadığımızı hayal edemiyorum. Diğer şirketlerin kullanım durumları adına konuşamam ama kullanıcılarımıza her gün sunduğumuz yetenekler, bunun bize muazzam değer sağladığını kanıtlıyor.”

Çalışanlara yönelik süper uygulamalar geliştirmenin ve dağıtmanın zorlukları

Yine de kuruluşların kendi süper uygulamalarını geliştirmede veya satıcıların süper uygulamalarını çalışanlarına dağıtmada karşılaşabilecekleri bazı zorluklar var.

Helmer, öncelikle kendi uygulamalarını geliştirmeyi tercih eden şirketler için kültürel ve gelişimsel bir değişimin olması gerektiğini söyledi. “Çünkü ekosistemdeki herkesin kabul etmesi ve uyması gereken çok katı standartlara ve çerçevelere dayanan tamamen farklı bir kalkınma yolu var.” dedi.

Ayrıca Helmer, şirketlerin kendi süper uygulamalarını geliştirmelerinin çok maliyetli olabileceğini, çünkü sürekli gelişim ve desteğe ihtiyaç duyduklarını söyledi.

Bilgisayar bilimi profesörü ve Worcester Politeknik Enstitüsü Bilgisayar Bilimleri Bölümü başkanı Craig Shue ise satıcılarla çalışmaya karar veren kuruluşların satıcı bağımlılığı konusunda dikkatli olmaları gerektiğini söyledi. “Bir kuruluş bir uygulamayı lisanslayıp kullanmaya başladığında, ona bağımlı hale gelebilir.” dedi. “Bu, uygulamanın ekosisteminden ayrılmak istemeleri durumunda onları dezavantajlı duruma sokuyor.

Ancak Helmer, bu uygulamalar gerekli standartlara ve çerçevelere uyduğu sürece şirketlerin uygulamalar geliştirmesinin veya bunları satıcılardan satın almasının gerçekten önemli olmadığını söyledi.

Karar henüz çıkmadı

Monstarlab’dan Shakitko’ya göre, kurumsal dinamikler söz konusu olduğunda süper uygulamalar, birden fazla geleneksel kurumsal uygulamanın yerini alma potansiyeline sahip.

“Gelişmekte olan dijital trendleri yansıtıyorlar ve ekipler ve müşteriler için tek durak noktası olarak hizmet edebiliyorlar.” dedi. “Dijital pazarda alışverişe benzer şekilde departmanların özellikleri tek tek seçmesine olanak tanıyarak iş akışları daha akıcı olabilir. Ancak bazı son derece uzmanlaşmış kurumsal uygulamaların bir süper uygulama tarafından özümsenmeye direnebileceğini ve bağımsız kalabileceğini belirtmekte fayda var.

Forrester kıdemli analisti Andrew Cornwall, uygulamaların diğer türdeki kurumsal uygulamaların yerini almasının pek mümkün olmadığını söyledi.

Birçok kuruluş tek bir çalışan uygulamasını tercih ediyor ve entegrasyon adımı tarafından önemli ölçüde engellenmiyor.” dedi. “Birden fazla uygulama olduğunda, geliştiriciler mini uygulamalar oluşturmak yerine kitaplıkları ve çerçeveleri paylaşarak tutarlı kullanıcı arayüzü ve mantığı elde edebilirler. Geleneksel portal tabanlı bir web uygulaması, geliştiricilere süper bir uygulamadan daha aşinadır.

Shakitko, uygulamalar bir dizi avantajla birlikte gelirken kuruluşların geliştirme ve dağıtım zorluklarını da hesaba katması gerektiğini söyledi. 

İşletmelerin avantajları ve dezavantajları tartmasının ve geleceklerinin öncü süper uygulamalara mı yoksa bağımsız mobil ve kurumsal stratejilerini iyileştirmeye mi bağlı olduğuna karar vermelerinin çok önemli olduğunu söyledi.

Microsoft OpenAI üzerindeki şüpheleri dağıtmaya çalışıyor

0

OpenAI CEO’su Sam Altman önceki hafta şok bir yönetim kurulu kararı ile görevinden alındı. Yaklaşık 1 hafta süren kaosun ardından ise muzaffer bir biçimde tekrar CEO olarak şirkete geri döndü. Her ne kadar OpenAI’daki 1 haftalık çalkantılı süreç medyanın gözü önünde yaşansa da kimse hala Sam Altman’ın niye kovulduğu konusunda tatminkar bir açıklama getirebilmiş değil. Spekülasyonlar arasında en dikkat çekici olan ise ChatGPT’yi üreten firmanın Altman yönetiminde gizli bir “Q Star” projesi olduğu ve bu projenin yönetim kurulu tarafından “çok tehlikeli” bulunduğu için Altmanı’ın görevine son verildiği yönünde. Microsoft bu konuda bir açıklama yaparak görevden almanın “temelde böyle bir endişeyle ilgili olmadığını” söyledi.

Microsoft, OpenAI’nin en büyük yatırımcısı ve geçen hafta firmadaki görevine geri dönmeden önce devrik CEO Sam Altman’ı işe almıştı. OpenAI’da yaşanan dram sırasında, ticari rekabetin yapay zekâ sistemlerinin gelişimini nasıl şekillendirdiği ve teknolojinin ilerleme hızı üzerinde duruldu. Aralarında X’in sahibi Elon Musk’ın da bulunduğu teknoloji dünyasının önde gelen isimleri Sam Altman’ın kovulmasının ve ardından yeniden atanmasının yapay zekâ güvenliği konusundaki anlaşmazlığın bir sonucu olduğunu öne sürdü.

Microsoft Başkanı Brad Smith ise son açıklamasında konuya açıklık getirmeye çalışarak “Durumun böyle olduğunu hiç sanmıyorum. Bence yönetim kurulu ile diğerleri arasında bir görüş ayrılığı olduğu açık ve daha önemli olan, artık yeni bir yönetim kurulunun iş başında olması. OpenAI ve Microsoft arasındaki ortaklık her zamanki gibi güçlü” diyor.

Microsoft  Başkanı Smith açıklamasında önümüzdeki yıl insanları geçeceği yönündeki korkuların temelsiz olduğunu şu sözlerle ifade etti. “Son birkaç haftadır açık yapay zekayı desteklemek için yaptıklarımızın rekabeti ve inovasyonu daha da ilerletmeye yardımcı olacağını düşünüyorum. Öte yandan, bilgisayarların insanlardan daha güçlü olduğu bu yapay genel zeka(AGI) denen şeyin önümüzdeki 12 ay içinde ortaya çıkma ihtimali kesinlikle yok. On yıllar olmasa bile yıllar alacak.”

Yapay Genel Zeka (AGI) nedir, neden ürkütücü?

Yapay genel zekâ (AGI), varsayımsal bir akıllı ajan türüdür. Gerçekleştirilmesi halinde bir AGI, insanların veya hayvanların gerçekleştirebileceği herhangi bir entelektüel görevi yerine getirmeyi öğrenebilir. Ayrıca alternatif olarak AGI, ekonomik olarak değerli görevlerin çoğunda insan yeteneklerini aşan otonom bir sistem olarak tanımlanmıştır.

Özetle, şimdiki yapay zekâ modellerinin sadece içerik oluşturma, dilbilgisi hizmetleri ve sanat gibi “yaratıcı ama subjektif” konularda başarılı olduğu ve internetten veya kapalı sistemlerden çekeceği veri setlerine mahkum olduğu söyleniyor. AGI (tabi eğer geliştirilebilirse) matematiksel modellemeler de öğrenip kendisi oluşturabilecek ve böylece öz-muhakeme yeteneğine sahip olabilecek.

Microsoft destekli OpenAI acaba AGI mi geliştiriyor?

Q* (“Q-star” olarak telaffuz edilir) OpenAI’nin yapay zekanın mantıksal ve matematiksel muhakemeye uygulanmasına adanmış bir iç projesi olduğu iddia edilmektedir. Kasım 2023’te Reuters haber ajansı, bir iç yazışmaya dayandırdığını iddia ettiği haberinde OpenAI’nin bazı çalışanlarının, Q*’nun yapay genel zekanın yakında ortaya çıkacağına işaret edebileceğini öne sürerek şirketin yönetim kuruluyla endişelerini dile getirdiğine dair söylentileri ilk olarak bildirdi. Ancak daha sonra böyle bir iş yazışmaya dair herhangi bir kanıt sunulamadı.

OpenAI sözcüsü Lindsey Held Bolton ise The Verge’e yaptığı açıklamada bu görüşe karşı çıkarak, “Mira çalışanlara medyada çıkan haberlerin ne hakkında olduğunu söyledi ancak bilgilerin doğruluğu hakkında yorum yapmadı” dedi. Buna ek olarak, konuya aşina bir kaynak The Verge’e yönetim kurulunun böylesine çığır açıcı bir gelişmeye ilişkin bir mektup almadığını bildirdi.

AGI iddiaları hakkında yapay zekâ camiası ne diyor?

Yapay genel zeka (AGI) iddiaları söz konusu olduğunda yapay zekâ alanında ciddi çalışmalar yürüten firmalar ve araştırmacılardan gelen tepkiler de en hafif tabirle “küçümseyici” olmuştur. Google’da yapay zekada daha fazla genelliğe nasıl ulaşılabileceği üzerine çalışan bir Yapay Zeka Araştırmacısı olan François Chollet “Bundan sonra her ay, AGI’nin dahili olarak başarıldığına dair söylentiler olacak. Sadece söylentiler, hiçbir zaman gerçek bir makale, ürün sürümü ya da benzeri bir şey olmayacak. Yaklaşan AGI ile ilgili ilk panik 2013 civarında DeepMind’ın Atari Q-öğrenmesi ile ilgiliydi. İkincisi ise 2016 dolaylarında Deep RL (kısmen AlphaGo tarafından tetiklendi) ile ilgiliydi. Bu liste uzayıp gidiyor” dedi. Meta’nın Baş Yapay Zeka Bilimcisi Yann LeCun ise söylentileri “Q* hakkında tam bir saçmalık tufanı” olarak tanımladı.

Microsoft OpenAI’da kaybedilen güveni tazeleyebilir mi?

OpenAI’ın eski yönetim kurulu Sam Altman’ı kovarken “iletişimde tutarlı bir şekilde samimi olmadığına inandıkları” ve sonuç olarak Sam Altman’ın liderliğine “güvenlerini kaybettiklerini” söyledikleri açıklaması dışında görevden alma için herhangi bir neden belirtmemişti.

Sam Altman ise, kovulma süreciyle ilgili konuşmamayı tercih ediyor. Konuyla ilgili yeni yönetim kurulu tarafından bir iç inceleme gerçekleştirildiği söyleyen Altman, herhangi bir spekülasyon yaratmak istemediğini ifade ediyor.

OpenAI firmasında CEO Sam Altman’ı kovan yönetim kurulu 1 üye hariç ( Quora Inc CEO’su Adam D’Angelo) tamamıyla değiştirildi. Yeni oluşturulan yönetim kuruluna oy hakkı olmasa da (şimdilik sadece gözlemci sıfatı olduğu söyleniyor) Microsoft yetkililerinden birinin atanacak olması ise oldukça enteresan.

Galaxy S23 serisi S22’ye %23 fark attı!

0

Bir rapora göre Galaxy S23, S23+ ve S23 Ultra’nın piyasaya sürülmesinden bu yana geçen dokuz aydaki toplam satışları, Galaxy S22 serisinin satışlarından %23 daha yüksek.

Bu, Samsung‘un Galaxy S23 serisindeki tüm cihazlara Snapdragon 8 Gen 2 ile güç verme kararının doğrudan bir sonucu olması muhtemel ama sebebi ne olursa olsun Galaxy S23 isimlendirmesindeki rakamlarla %23 daha yüksek sonuç alınmasındaki tesadüf komik.

Lansmanından bu yana geçen dokuz aylık dönemde S23 serisi 25,06 milyon adet satarken, 2022’nin aynı döneminde Galaxy S22 cihazları 20,32 milyonu gördü; yani neredeyse 5 milyon telefon daha az.

En çok hangi model satıldı?

S23 serisindeki üç cihaz arasından S23 Ultra 11,63 milyon satış ile şampiyon oldu; 8,91 milyon adet satan S23 ise Gümüş madalyanın sahibi oldu ve son olarak en az satın alınan 4.52 milyon ile S23+ oldu.

Peki katlanabilirler?

Galaxy Z Flip 5 ve Galaxy Z Fold 5, piyasaya sürülmesinden üç ay sonra 4,86 ​​milyon telefon sattı. Bu, aynı dönemde 2022’deki Galaxy Z Flip 4 ve Galaxy Z Fold 4 ile karşılaştırıldığında %4’lük bir gelişme. 

3,08 milyonun üzerinde Galaxy Z Flip 5 satıldı, Galaxy Z Fold 5’in satışı ise 1,79 milyona ulaştı. Karşılaştırıldığında, Galaxy Z Flip 4 ve Galaxy Z Fold 4 satışları geçen yılın aynı döneminden sonra sırasıyla 2,87 milyon ve 1,81 milyon adet olarak gerçekleşti.

YouTube Music, üç yeni özelliğini tanıttı!

YouTube Music bu yıl üç yeni özelliği tanıttı: özel albüm kapağı, müzik ruh halleri ve Google Fotoğraflar’ı favori şarkılarla kişiselleştirme ve karıştırma yeteneği. Ve artık ilk kez istatistiklerinizi YouTube Music uygulamasında görebiliyorsunuz; oysa Apple Music’in yıl sonu incelemesi yalnızca web’de mevcut.

YouTube Music Özetine erişmek için sağ üst köşedeki profil avatarınızı seçin ve “Özetiniz“e dokunun. YouTube Music, size; en iyi beş sanatçınızı, şarkınızı, ruh halinizi, türünüzü, albümünüzü ve oynatma listenizin yanı sıra en uzun dinleme serinizi ve 2023’te toplam kaç dakika dinlediğinizi gösterecek.

Daha önce olduğu gibi özet, son 12 aya ait istatistiklerinizi ele alıyor. Spotify ve Apple Music özetleri gibi, YouTube Music’in en çok dinlediğiniz parçaları ve sanatçıları parçaladığı sosyal medya tarzı bir hikayeye dokunursunuz.

Görmeyi bekleyebileceğiniz tüm istatistikler YouTube Music Your Recap 2023’te yer alıyor: Son 12 ayda kaç dakika müzik dinlediğinizi ve ne tür müzik dinlediğinizi görebilirsiniz.

2023 yılı boyunca en çok dinlediğiniz sanatçının dünya çapındaki diğer hayranlarına göre nerede durduğunuzu da görebileceksiniz.

Başka yerde göremediğimiz birkaç özellik var. Bunlardan biri de, yıl geçtikçe müzik zevkinizin nasıl değiştiğini ve özellikle de dinlediğiniz müziğin ruh halinin o zaman içinde nasıl geliştiğini gösteren bir zaman çizelgesi.

Ayrıca YouTube Music’in size yılın albüm kapağı olarak sunduğu bir resim var: Bu, 2023’te çaldığınız tüm müziklerin kapak resmine bakılarak ve karışıma uygun bir yazı tipi ve resim eklenerek oluşturuluyor.

Samsung bazı Galaxy telefonları Android 14’e güncelliyor!

İşte yeni olan her şey, Android 14 alacak Samsung Galaxy cihazlarının listesi ve bilmeniz gereken diğer her şeyi burada bulabilirsiniz.

Samsung Galaxy’deki Android 14 yenilikleri neler?

Android 14, kendi başına çok büyük bir güncelleme olmasa da dünyanın en popüler akıllı telefon işletim sistemine bazı önemli değişiklikler getiriyor. 

Bu değişiklikler arasında UltraHDR desteği, paylaşım menüsündeki iyileştirmeler, kilit ekranı değişiklikleri, flaş bildirimleri için resmi destek ve daha fazlası gibi eklemeler yer alıyor.

Ancak Pixel telefonlarda yeni olan özelliklerin çoğu, yeni kilit ekranları gibi Samsung akıllı telefonlarda zaten mevcut. Peki Galaxy’deki yenilikler neler?

One UI 6, Samsung’un en yeni Android görünümü ve Android 14’ün üzerine inşa edildi; bu sayede bazı güzel özelliklere sahip oldu: Hızlı Ayarlar için yeni “Hızlı Panel” tasarımı, günün saatine veya belirli modlara göre duvar kağıdını değiştirme seçeneği, kilit ekranı özelleştirme seçeneklerine yönelik genişletmeler, yeni bir kamera widget’ı, yeni hava durumu widget’larının yanı sıra yeni emoji ve yeni bir varsayılan sistem yazı tipi.

Android 14 yüklü Samsung cihazları

30 Ekim 2023’te Samsung, Google Pixel cihazlarının güncellenmesinden yalnızca 26 gün sonra, mevcut amiral gemisi telefonları için Android 14 güncellemesini resmi olarak başlattı. 

Şu anda Android 14’e sahip Samsung Galaxy cihazlarının tam listesi burada.

Android 14 yüklü Galaxy S cihazları

Ekim 2023’te Samsung, One UI 6’yı dünya genelindeki belirli ülkelerde Galaxy S23, S23+ ve S23 Ultra’da sunmaya başladı. Bu öncelikle Avrupa’da başladı, ancak o zamandan beri Amerika Birleşik Devletleri de dahil olmak üzere küresel olarak genişledi.

Kasım ayının ortasında Samsung, güncellemeyi Galaxy S22 serisinin yanı sıra yeni çıkan Galaxy S23 FE’yi de kapsayacak şekilde genişletti, ancak yalnızca Exynos modellerinde ve güncelleme Galaxy S21 cihazlarında da gösterildi.

  • Galaxy S23 – Dünya çapında mevcut
  • Galaxy S23+ – Dünya çapında mevcut
  • Galaxy S23 Ultra – Dünya çapında mevcut
  • Galaxy S23 FE – Yalnızca Exynos modelleri
  • Galaxy S22 – Dünya çapında mevcut
  • Galaxy S22+ – Dünya çapında mevcut
  • Galaxy S22 Ultra – Dünya çapında mevcut
  • Galaxy S21 – Avrupa’da mevcut
  • Galaxy S21+ – Avrupa’da mevcut
  • Galaxy S21 Ultra – Avrupa’da Mevcut

Android 14’lü Galaxy Katlanabilir Cihazlar

Samsung, 21 Kasım’da Android 14’ü en yeni katlanabilir cihazları Galaxy Z Fold 5 ve Galaxy Z Flip 5’te kullanıma sunmaya başladı, ancak şu ana kadar yalnızca ABD’de Verizon Wireless’ta.

  • Galaxy Z Fold 5 – Verizon ABD’de mevcut
  • Galaxy Z Flip 5 – Verizon ABD’de mevcut

Android 14 yüklü Galaxy A ve Galaxy M cihazları

One UI 6 güncellemesini alan ilk Galaxy A serisi cihaz, güncellemeyi 21 Kasım’da ABD’de AT&T üzerinden alan Galaxy A54 oldu. Bir gün sonra Galaxy A73 İran’da güncellendi ve süper uygun fiyatlı Galaxy A34 ve Galaxy A14 5G de çok geride kalmadı. Samsung ayrıca o zamandan beri Galaxy A24 ve Galaxy A53 için Android 14’ü piyasaya sürdü.

  • Galaxy A54 – AT&T ABD’de mevcut
  • Galaxy A53 – Birleşik Krallık’ta mevcut
  • Galaxy A34 – Avrupa’da mevcut
  • Galaxy A24 – Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da satışa sunuldu
  • Galaxy A14 5G – Dünya çapında mevcut
  • Galaxy A73 – İran’da mevcut

Bu arada Samsung’un Galaxy M serisinde şu ana kadar Almanya’da Galaxy M53 güncellendi.

  • Galaxy M53 – Almanya’da mevcut

Android 14’lü Galaxy Tabletler

22 Kasım’da Samsung, bir tablet için ilk Android 14 güncellemesini yayınladı; Galaxy Tab S9 serisi artık çoğu ülkede güncellenmeye uygun hale geldi ve Galaxy Tab S8 serisi de belirli bölgelerde güncellenmeye uygun hale geldi.

  • Galaxy Tab S9 – Avrupa, ABD ve Kanada’da mevcut
  • Galaxy Tab S9+ – Avrupa, ABD ve Kanada’da mevcut
  • Galaxy Tab S9 Ultra – Avrupa, ABD ve Kanada’da mevcut
  • Galaxy Tab S8 – Avrupa’da Mevcut
  • Galaxy Tab S8+ – Avrupa’da Mevcut
  • Galaxy Tab S8 Ultra – Avrupa’da Mevcut

Galaxy cihazım Android 14 alacak mı?

Elbette her Samsung akıllı telefon veya tablet Android 14’ü almayacak. Güncelleme, Samsung’un mevcut güncelleme politikası doğrultusunda sağlanıyor. Bu, 2021’den bu yana piyasaya sürülen tüm amiral gemilerinin uygun olduğu anlamına geliyor çünkü hepsinde en az dört büyük Android işletim sistemi güncellemesi bulunuyor. 

Ancak 2020 yılında piyasaya sürülen Galaxy S20 serisi, Galaxy Note 20 serisi, Galaxy Z Fold 2 ve Galaxy Z Flip/5G, Samsung’un şirket tarafından yapılan bir hatanın ardından doğruladığı üzere güncellenmeyecek.

Genel olarak konuşursak, son iki yılda piyasaya sürülen tüm Samsung akıllı telefon veya tabletler Android 14’e güncellenecek. Biraz daha eski cihazlar için güncelleme hâlâ mevcut olacak, ancak yalnızca Galaxy Z ve Galaxy S gibi daha pahalı donanımlar için geçerli olacak.

Samsung Android 14 güncelleme takvimi

Samsung’un Android 14 ve One UI 6 güncellemeleri için resmi programının durumu biraz etkilendi veya kaçırıldı; hatta bir program erkenden kaldırıldı. Ancak Kasım ayında şirket, bazı ülkelerde Samsung Üyeleri uygulamasına oldukça resmi görünen bir program yayınladı ve bu bize ne bekleyeceğimiz konusunda iyi bir fikir veriyor.

Aşağıdaki liste Samsung’un resmi Android 14 takvimini temel alıyor.

Aralık 2023

  • Galaxy Z Fold 4 – Aralık 2023
  • Galaxy Z Fold 3 – Aralık 2023
  • Galaxy Z Flip 4 – Aralık 2023
  • Galaxy Z Flip 3 – Aralık 2023
  • Galaxy S21 FE – Aralık 2023
  • Galaxy A72 – Aralık 2023
  • Galaxy A53 5G – Aralık 2023
  • Galaxy A52 – Aralık 2023
  • Galaxy A52 5G – Aralık 2023
  • Galaxy A52s 5G – Aralık 2023
  • Galaxy A33 5G – Aralık 2023
  • Galaxy A14 – Aralık 2023
  • Galaxy M53 5G – Aralık 2023
  • Galaxy M33 5G – Aralık 2023
  • Galaxy XCover 6 Pro – Aralık 2023

Ocak 2024

  • Galaxy A23 5G – Ocak 2024
  • Galaxy Tab Active 4 Pro – Ocak 2024
  • Galaxy Tab Active 4 Pro 5G – Ocak 2024
  • Galaxy Tab S7 FE – Ocak 2024
  • Galaxy Tab S7 FE 5G – Ocak 2024

Şubat 2024

  • Galaxy Tab A8 – Şubat 2024
  • Galaxy Tab A7 Lite – Şubat 2024
  • Galaxy A13 – Şubat 2024
  • Galaxy A13 5G – Şubat 2024
  • Galaxy A04s – Şubat 2024
  • Galaxy M23 5G – Şubat 2024
  • Galaxy M13 – Şubat 2024

Köşeye sıkışan Meta, çocuk güvenliği için aldığı önlemleri artırıyor!

Birkaç ay boyunca The Wall Street Journal, Meta ekosistemindeki Instagram ve Facebook’un çocuklara yönelik uygunsuz ve cinsel içerikli içeriği nasıl sunduğunu ayrıntılı olarak açıkladı. 

Haziran ayında yayınlanan bir rapor, Instagram’ın çocuklara yönelik cinsel istismar materyalleri (CSAM) satın alan ve satan hesaplardan oluşan bir ağı nasıl birbirine bağladığını, bunları öneri algoritması aracılığıyla birbirlerine nasıl yönlendirdiğini ayrıntılarıyla anlattı. Bugün yayınlanan bir takip araştırması, sorunun, bazılarının 800.000 kadar üyesi olan pedofil hesapları ve gruplarından oluşan bir ekosistemin bulunduğu Facebook Gruplarına nasıl yayıldığını gösteriyor.

Her iki durumda da Meta’nın öneri sistemi, Facebook’un “Katılmanız Gereken Gruplar” gibi özellikler veya Instagram’daki hashtag’lerin otomatik doldurulması gibi özellikler aracılığıyla, kötü niyetli hesapların birbirini bulmasını sağladı. Meta bugün, “şüpheli” yetişkin hesaplarının birbirleriyle nasıl etkileşimde bulunabileceğine sınır koyacağını söyledi.

Meta ayrıca çocuk güvenliğiyle ilgili terim, ifade ve emoji listesini genişlettiğini ve farklı arama terimleri arasındaki bağlantıları tespit etmek için makine öğrenimini kullanmaya başladığını da söyledi.

Raporlar ve bunun sonucunda ortaya çıkan çocuk güvenliği değişiklikleri, ABD ve AB düzenleyicilerinin Meta’ya çocukları platformlarında nasıl güvende tutacağı konusunda baskı yaptığı zamana denk geliyor. 

Meta CEO’su Mark Zuckerberg, diğer Big Tech yöneticileriyle birlikte Ocak 2024’te çevrimiçi çocuk istismarı konusunda Senato önünde ifade verecek. Kasım ayında, AB düzenleyicileri Meta’ya reşit olmayanları nasıl koruduğuna ilişkin bilgi vermesi için bir süre (bugün sona eriyor) verdi; bugün Meta’ya yeni bir talep gönderdiler ve özellikle “kendi kendine üretilen çocuk cinsel istismarı materyallerinin (SG-CSAM) Instagram’da dolaşımına” ve platformun öneri sistemine dikkat çektiler.

Kasım ayının sonlarında, flört uygulaması şirketleri Bumble ve Match, The Journal’ın raporunun ardından Instagram’daki reklamları askıya aldı. Şirketin reklamları, müstehcen içeriklerin ve çocukları cinselleştiren Reels videolarının yanında gösteriliyordu.

Apple iki büyük sıfır gün açığı için güncelleme yayınladı!

Teknoloji devi Apple, devlet destekli siber saldırıları araştıran Google’ın Tehdit Analiz Grubu’ndaki güvenlik araştırmacıları tarafından yapılan bir güvenlik açığının ifşa edilmesinin ardından, iOS ve iPadOS 17.1.2 ile macOS 14.1.2 adlı yeni yazılım güncellemelerini kullanıma sundu.

Perşembe günü yayınlanan güncellemelerde Apple, Safari ve diğer uygulamalara güç veren tarayıcı motoru WebKit’teki iki güvenlik açığını düzelttiğini söyledi. Güvenlik açıkları, bilgisayar korsanlarının internet üzerinden kişinin cihazına uzaktan casus yazılım gibi kötü amaçlı kodlar yerleştirmesine olanak tanıyor. 

Hataya “sıfır gün” adı veriliyor çünkü satıcıya, güvenlik açığından aktif olarak yararlanılmadan önce güvenlik açığını düzeltmesi için herhangi bir süre verilmemekte.

Apple, güvenlik tavsiyelerinde 11 Ekim’de yayımlanan iPhone yazılımına atıfta bulunarak, “Apple, bu sorunun iOS 16.7.1’den önceki iOS sürümlerine karşı istismar edilmiş olabileceğine dair bir raporun farkında.” dedi.

Şirket, Apple’ın ayrıca macOS Monterey ve macOS Ventura’nın eski sürümlerini çalıştıran kullanıcılar için tarayıcısı Safari 17.1.2‘ye bir güncelleme yayınladığını söyledi.

Devlet destekli hack saldırıları

Bu yeni sıfır gün güvenlik açıklarından kimin yararlandığı bilinmiyor. Google, bu istismarı henüz belirli bir kötü niyetli aktöre veya hükümete bağlamadı. Apple ve Google, güvenlik açıklarına ilişkin daha fazla ayrıntı vermedi.

Bu haftanın başlarında Google, Google Chrome’da kendi sıfır gün güvenlik açığını yamaladı ve arama devi, güvenlik açığına yönelik bir istismarın “vahşi ortamda mevcut” olduğunun farkında olduğunu söyledi. 

Google güvenlik araştırmacısı Maddie Stone, eski adıyla Twitter olan X’te yaptığı bir paylaşımda Chrome hatasının dört gün içinde giderildiğini söyledi. Apple, Google araştırmacılarının bildirdiği hatayı bir haftadan kısa bir sürede düzeltti.

Bir Elon Musk klasiği daha: İlk Cybertruck’lar teslim edildi!

Tesla Cybertruck teslimat etkinliğinin canlı yayınlanan kısmı kısa sürdü; yaklaşık 30 dakika. Ancak etkinlikte hâlâ Tesla’dan beklenebilecek tüm geleneksel süslemeler vardı; coşkulu müzik, VIP konuklar ve tabii ki çılgın patron Elon Musk.

Tesla Cybertruck teslimatları, Musk’un bir kamyon inşa etmekle ilgili ilk tweet’inden bu yana en az altı yıl ve fütüristik görünümlü aracı piyasaya sürmesinden bu yana en az dört yıl sonra gerçekleşti.

Üç versiyonu olacak

Tesla, Cybertruck modellerinin özelliklerini şu şekilde sıralandı;

ÖzellikRear-Wheel DriveAll-Wheel DriveCyberbeast
Tahmini Teslimat Tarihi:202520242024
Tahmini Menzil:250 mil (400 KM)340 mil (550 KM)320 mil (510 KM)
0-100 süresi:6.5 saniye4.1 saniye2.6 saniye
Maksimum Hız:112 MPH130 MPH
Motor Gücü:600 HP845 HP
Tork:7 bin 435 lb-ft10 bin 296 lb-ft
Çekiş Gücü:
Çeki Kapasitesi:11,000 lbs (4.99 ton)11,000 lbs (4.99 ton)

Bugün, üretilen tüm Cybertruck’lar 0,335’lik bir sürtünme katsayısına (bu iyi bir veri), 35 inç arazi lastiklerine, bir buçuk metreye dört metrelik kompozit kamyon kasasına, gizli bir vites dolabına ve bir ön bagaja sahip. Şirket toplamda 67 fit küp kilitlenebilir depolama alanı bulunduğunu ve maksimum 1,25 ton taşıma kapasitesine sahip olduğunu söylüyor.  

Dış kısımda, saatte 70 mil (yaklaşık 112 km) hızla giden bir beyzbol topunun veya 4. sınıf dolunun etkisine direnmesi beklenen zırhlı cam bulunuyor. Cam 2019’da test edildiğinde pek işe yaramadı ve darbeyle birlikte gerçekten paramparça oldu. Bu kez baş tasarımcı Franz von Holzhausen, beyzbol topunu kırmadan aracın camına başarıyla fırlattı. Bununla birlikte, 2019’da von Holzhausen’in beyzbol büyüklüğünde metal bir top fırlattığını da belirtmek gerekiyor. Perşembe günü, saatte 70 mil hızla atılan bir beyzbol topu değil, sıradan bir eski beyzbol topu gibi görünüyordu.

Ayrıca Tesla‘nın, Mercedes-Benz ve Volkswagen gibi diğer otomobil üreticilerinin yaptığı gibi 12 voltluk bir elektrik sisteminden 48 voltluk bir elektrik sistemine geçiş yaptığını da unutmayın. 48 voltluk sistem daha verimli güç dağıtımı sağlıyor ve Tesla’nın öne sürdüğü bir özellik olan elektrikli aletler gibi şeyleri şarj etmek için yeterli amper sağlayabiliyor. 

Cybertruck ayrıca gerektiğinde 17 inç’e kadar açıklığa izin veren elektronik olarak uyarlanabilir havalı süspansiyonla donatılmış.

Cybertruck’un içi

Artık Tesla Cybertrucks teslim edildiğine göre bazı iç detaylar ve özellikler hakkında daha fazla bilgi var.

Musk, Cybertrucks’ı teslim ederken kapıları açmak için B sütunundaki düğmeye benzeyen bir şeye bastı. İçeri girdikten sonra sürücüler ve yolcular önde 18,5 inçlik, arkada ise 9,4 inçlik sonsuz dokunmatik ekranı fark edebilirler. Görünüşe göre yeni bir arayüz de var, ancak Tesla bunun mevcut sürümden ne kadar farklı olduğu konusunda ayrıntılı bilgi vermiyor.

Cybertruck ayrıca iki özel subwoofer ve dağıtılmış amplifikatör içeren 15 hoparlörlü bir ses sistemiyle birlikte geliyor. Yerleşik bir HEPA hava filtresi (diğer Tesla araçlarında da), kablosuz şarj sistemi ve 65W USB-C ve 120V/240V çıkışları da dahil.

Inspirational Voices Meetup: Sağlıkta ilham verenler buluşacak!

0

6 Aralık 2023’te, Atlas Üniversitesi’nin ev sahipliğinde ve Co-Founder Academy‘nin ana partnerliğinde gerçekleşecek olan Inspirational Voices Meetup, sağlık sektöründeki yenilikçi fikirlerin ve trendlerin öncülerini bir araya getiriyor. Bu etkinlik, sektör profesyonellerine ve girişimcilere eşsiz bir bilgi ve iş birliği olanakları sunmayı hedefliyor.

Inspirational Voices Meetup, sağlık sektöründe büyük bir dönüşümün yaşandığı bu dönemde, alanında uzman profesyonelleri ve yenilikçi girişimcileri bir araya getiriyor. Etkinlik, Atlas Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Engin Gülal’ın açılış konuşması ile başlayacak. Ardından, sektörün geleceğini şekillendiren yenilikler ve uygulamalar hakkında interaktif oturumlar ve panel tartışmaları gerçekleşecektir. Katılımcılar, en son sağlık teknolojileri ve uygulamaları hakkında bilgi edinecekler.

Etkinlikte, ResultLab.AI’dan Meryem Doğan moderatörlüğünde, Interrupt Engineering’in CEO’su Şeyma Yılmaz, mutlumesaj’ın Kurucu Ortağı Nur Ersan ve MediTechLabs’ın Kurucu Ortağı Doğa Özdengülsün “Future of Healthcare” panelinde buluşacaklar. “Journey of Innovators” panelinde ise BukyTalk’dan Hatice Beşli moderatörlüğünde, Steto Kurucu Ortağı Prof. Dr. Ata Özdemirci, Rawsome Kurucusu Semra İnce ve W Clinics Kurucusu Dr. Sinan Emre şekerci buluşacaklar. Daha birçok sektör lideri bu etkinlikte yer alacak. “Future of Healthcare”, “Journey of Innovators” gibi oturumlar, sağlık sektöründeki son trendleri ele alacak. Networking etkinliği, katılımcılara sektördeki diğer profesyoneller ve liderlerle doğrudan etkileşim imkanı sunacaktır.

Inspirational Voices Meetup, katılımcılarına sağlık sektöründeki en güncel bilgileri edinme fırsatı sağlayacak. Etkinlik sektörün geleceğine yön veren yenilikçi fikirlerin ve stratejilerin paylaşıldığı bir etkinlik serisi olmayı hedefliyor.

Amazon Web Services (AWS), 2024 teknoloji öngörülerini paylaştı!

0

Geçtiğimiz yıl, değişim hızı inanılmaz bir artış gösterdi. Bulut teknolojileri, makine öğrenimi ve üretken yapay zeka daha erişilebilir hale geldi ve e-posta yazmaktan yazılım geliştirmeye, hatta kanseri erken aşamada tespit etmeye kadar hayatımızın neredeyse her alanını etkiledi.

Önümüzdeki yıllar, teknolojiye erişimi demokratikleştirmek ve günlük yaşamın artan hızına ayak uydurmamıza yardımcı olmak için tasarlanmış alanlarda inovasyonlarla dolu olacak ve bu, üretken yapay zeka ile başlayacak. Amazon Web Services (AWS) Başkan Yardımcısı ve CTO’su Werner Vogels, 2024 yılı ve sonrasına yönelik teknoloji öngörülerini paylaştı.

Üretken yapay zeka kültürel olarak bilinçli hale geliyor

Önümüzdeki yıllarda kültür, teknolojilerin nasıl tasarlandığı, uygulandığı ve tüketildiği konusunda çok önemli bir rol oynayacak ve bunun etkileri en çok üretken yapay zeka alanında görülecek. Kültürel olarak çeşitlilik gösteren veriler ile eğitilen büyük dil modelleri (LLM’ler), insan deneyimi ve karmaşık toplumsal zorluklar hakkında daha incelikli bir anlayış kazanacak.

Bu ilerlemeler aynı zamanda modellerin teknoloji gibi alanlarda geniş bir konu yelpazesinde daha sağlam ve teknik olarak doğru yanıtlar vermesini de sağlayacak. Bunun derin etkileri olacak ve coğrafi bölgeler, topluluklar ve gelecek nesiller boyunca hissedilecek. Bu kültürel akıcılık, üretken yapay zekayı dünya çapındaki kullanıcılar için daha erişilebilir hale getirecek.

FemTech nihayet yükselişe geçiyor

AWS olarak kadın liderliğindeki startup’larla yakın bir şekilde çalışıyoruz ve FemTech’teki (Kadın Teknolojisi) büyümeye birinci elden şahit oluyoruz. Yalnızca geçtiğimiz yıl, FemTech finansmanı yüzde 197 oranında artış gösterdi.

Sermayeye erişimin artması, makine öğrenimi gibi teknolojiler ve kadınlar için özel olarak tasarlanmış bağlantılı cihazlar sayesinde yalnızca kadın bakımının algılanma biçiminde değil, aynı zamanda uygulanma biçiminde de benzeri görülmemiş bir değişimin eşiğindeyiz.

Kadınların sağlık ihtiyaçlarına yönelik stigmalar ortadan kalktıkça ve sektöre daha fazla fon akışı sağladıkça, FemTech şirketlerinin daha önce göz ardı edilen koşulları ve ihtiyaçları tüm güçleriyle ele aldıklarını göreceğiz.

Aynı zamanda, çevrimiçi tıbbi platformlardan faydalanan hibrit bakım modelleri, düşük maliyetli teşhis cihazlarının varlığı ve tıp uzmanlarına isteğe bağlı erişim sayesinde kadınların sağlık hizmetlerine erişimi önemli ölçüde artacak.

Kadın sağlığı için bir dönüm noktasındayız. Bilgisayar görüşü ve derin öğrenme gibi bulut teknolojileri sayesinde çok sayıda çeşitli veriye erişim, yanlış teşhisleri azaltacak ve günümüzde kadınları orantısız bir şekilde etkileyen ilaç yan etkilerini en aza indirmeye yardımcı olacak.

Sonunda kadın bakımı arka sıralardan sıyrılıp ön plana çıkmaya başlıyor. Kadın liderliğindeki ekipler, çok çeşitli sağlık sorunlarını çözmeye sadece erkeklerden oluşanlar ekiplerden daha meyilli olduğundan, FemTech’in yalnızca kadınlara fayda sağlamakla kalmayıp, tüm sağlık sistemini yukarıya taşıdığını göreceğiz.

Yapay zeka asistanları, geliştiricilerin üretkenliğini yeniden tanımlıyor

Yapay zeka asistanları, temel kod oluşturuculardan öteye geçerek, yazılım geliştirme yaşam döngüsü boyunca destek sağlayan öğretmenlere ve yorulmak bilmeyen işbirlikçilere dönüşecek. Bu asistanlar son derece özelleştirilebilir olacak ve birey, ekip veya şirket düzeyinde kişiselleştirilebilecek.

Karmaşık sistemleri basit bir dille açıklayacak, hedefe yönelik iyileştirmeler önerecek ve tekrarlayan görevleri üstlenerek geliştiricilerin işlerinin en fazla etki yaratan kısımlarına odaklanmalarına olanak tanıyacaklar.

Ürün yöneticileri, ön ve arka uç mühendisleri, veritabanı yöneticileri, UI/UX tasarımcıları, DevOps mühendisleri ve mimarlar arasındaki farklar bulanıklaşacak. Yapay zeka asistanları, sadece izole modülleri değil tüm sistemleri bağlamsal olarak anlayarak, peçete üzerine çizilmiş bir taslağı projenin iskelet koduna dönüştürmek, bir gereksinim belgesinden şablon oluşturmak veya belirli bir görev için en iyi altyapıyı önermek gibi insan yaratıcılığını destekleyen öneriler sunacak.

Önümüzdeki yıllarda, yapay zeka asistanları tüm yazılım endüstrisinde bir yenilikten bir gerekliliğe dönüşecek ve böylece mühendislik ekipleri daha üretken hale gelecek, daha yüksek kaliteli sistemler geliştirecek ve yazılım yayınlama yaşam döngülerini kısalacak. 

Eğitim, teknolojik inovasyonun hızına ayak uyduracak şekilde gelişiyor

Eğitim dünya genelinde köklü farklılıklar gösterse de en iyi insanları işe almak ve kendiniz için de en iyi işi bulmak için bir üniversite diplomasının şart olduğu yaygın olarak kabul ediliyor. Bu durum özellikle de teknoloji alanında geçerli.

Ancak bu modelin hem bireyler hem de şirketler için geçerliliğini yitirdiğini görmeye başlıyoruz. Giderek daha fazla sektör kendi çalışanlarından uzmanlaşma talep ettikçe, okulda öğretilenler ile işverenlerin ihtiyaç duydukları arasındaki uçurum genişliyor.

Yükseköğretim tek başına teknolojik değişimin hızına ayak uyduramıyor. Bu nedenle sektör liderleri tarafından sağlanan beceri temelli eğitim programlarının daha çok ortaya çıktığını göreceğiz. Hatta Amazon, dünya çapında 21 milyon teknoloji öğrencisini teknik beceriler konusunda eğittiğini duyurdu.

Bu da kısmen Mechatronics and Robotics Apprenticeship ve AWS Cloud Institute gibi programlar sayesinde gerçekleşti. Sürekli öğrenmeye geçiş hem bireylere hem de şirketlere fayda sağlayacak. Ancak bunların hiçbiri geleneksel diplomaların ortadan kalkacağı anlamına gelmiyor.

Bu bir “ya biri ya diğeri” durumdan ziyade istediğiniz yolu seçebilmekle ilgili. Teknolojide bu tür akademik öğrenmenin kritik olduğu alanlar olmaya devam edecek. Ancak teknolojinin etkisinin geleneksel eğitim sistemlerini geride bıraktığı birçok sektör de olacak. İş dünyasının taleplerini karşılamaya yönelik sektör liderliğindeki eğitim fırsatlarının artışta olduğu yeni bir dönem göreceğiz. 

Microsoft’tan “süper akıllı yapay zeka” hakkında dikkat çeken açıklama!

Popüler yapay zeka üreticisi OpenAI’in kurucu ortağı Sam Altman, bu ayın başlarında şirketin yönetim kurulu tarafından CEO görevinden alındı, ancak çalışanların ve hissedarların haftasonu süren itirazlarının ardından hızla yeniden göreve getirildi.

Reuters geçen hafta özel olarak, görevden alınmanın araştırmacıların kurulla temasa geçmesinden kısa bir süre sonra gerçekleştiğini ve istenmeyen sonuçlara yol açabileceğinden korktukları tehlikeli bir keşif konusunda uyarıda bulunduğunu bildirdi.

Reuters’a konuşan bir kaynak, Q* adlı şirket içi projenin, girişimin yapay genel zeka (AGI) olarak bilinen şeyin arayışında bir atılım olabileceğini söyledi. OpenAI, AGI’yi ekonomik açıdan en değerli görevlerde insanları geride bırakan otonom sistemler olarak tanımlıyor.

Ancak Perşembe günü İngiltere’de gazetecilere konuşan Microsoft Başkanı Brad Smith, tehlikeli bir atılım iddialarını reddetti.

Önümüzdeki 12 ay içinde bilgisayarların insanlardan daha güçlü olduğu sözde AGI’yi görme ihtimaliniz kesinlikle yok. Onlarca yıl olmasa da yıllar alacak ama yine de bunun için zamanın olduğunu düşünüyorum. Artık güvenliğe odaklanıyoruz.” dedi.

Kaynaklar Reuters’a, OpenAI yönetim kuruluna yapılan uyarının Altman‘ın kovulmasına yol açan daha uzun şikayetler listesindeki faktörlerden biri olduğunu ve ayrıca riskleri değerlendirmeden önce ilerlemelerin ticarileştirilmesine ilişkin endişeleri de içerdiğini söyledi.

Yapay zeka teknolojisinde böyle bir keşfin Altman’ın görevden alınmasına katkısı olup olmadığı sorulduğunda Smith şunları söyledi: “Durumun kesinlikle böyle olduğunu düşünmüyorum. Yönetim kuruluyla diğerleri arasında açıkça bir farklılık olduğunu düşünüyorum, ancak bu temelde böyle bir endişeyle ilgili değildi.“.

Smith, “Gerçekten ihtiyacımız olan şey güvenlik frenleridir. Tıpkı bir asansörde güvenlik kesintisi, elektrik için devre kesici, otobüste acil durum freni olması gibi, kritik altyapıyı kontrol eden yapay zeka sistemlerinde de güvenlik kesintileri olması gerekir, böylece her zaman insan kontrolü altında kalırlar.” diye ekledi.

Bitcoin madenciliği su kaynaklarını tüketiyor!

Bitcoin ağının elektrik kullanımının farkında olanlar için muhtemelen bir şok olmayacak, ancak dünyanın en popüler kripto para birimi kendisini çalışır durumda tutmak için tonlarca su kullanıyor. Vrije Üniversitesi veri bilimi doktora adayı Alex de Vries’in yayınladığı bilimsel çalışmaya göre Bitcoin ağı 2023 yılında 2.237 gigalitre kadar su kullandı.

Bunu bir perspektife oturtmak gerekirse, 1 gigalitre suyun 1 milyar litre veya 1 milyon ton suya eşdeğer olduğunu belirtmekte fayda var. Yani 2023 yılında Bitcoin madencilik faaliyetlerinin tükettiği su İstanbul’un en büyük barajı olan Ömerli Barajı’nın tam 10 katı kadar. Dağılıma bakıldığında ise örneğin dünyadaki Bitcoin madenciliğinin yaklaşık üçte birinin gerçekleştiği ABD göz önüne alındığında De Vries’in tahminlerine göre, ABD’deki Bitcoin madencilik operasyonları bir yıl içinde 39 ila 120 gigalitre arasında su tüketiyor ki bu da 300.000 ABD hanesinin ya da Washington DC büyüklüğünde bir şehrin su tüketimine denk geliyor.

Bitcoin madenciliği nasıl su tüketiyor?

Peki ama Bitcoin madenciliği ile su tüketimi arasında nasıl bir bağ var? Hemen tüm endüstriyel faaliyetler gibi Bitcoin madenciliği de yüksek oranda enerji tüketir. Gerek bu enerjinin sağlanması için gereken santraller, gerekse de Bitcoin madenciliğinde kullanılan sistemlerin soğutulmasında ise yoğun bir biçimde su kullanılır.

Örnek vermek gerekirse 2021 yılında, bir Bitcoin madenciliği ve enerji üretimi şirketi olan Greenidge Generation, New York’un Seneca Gölü’ne büyük miktarlarda sıcak su boşalttığı iddiasıyla dünya çapında dikkat çekti. Şirket 2019 yılında bir zamanlar terk edilmiş olan bir enerji santralini Bitcoin madenciliği için yeniden kullanmış, bu da karbon emisyonlarının ve su kullanımının artmasına yol açmıştı. Bölge sakinleri, sıcak su deşarjlarının Seneca Gölü’nü eyalet su kalitesi standartlarının ötesine ısıttığına dair endişelerini dile getirdi. 2023 yılında çevre grupları Greenidge Generation’a Temiz Su Yasası ve diğer çevre yönetmeliklerini ihlal ettiği gerekçesiyle dava açtı.

Daha önce yapay zekânın elektrik tüketimi üzerindeki etkisiyle ilgili de bir araştırma yayınlayan De Vries yeni makalesinde Bitcoin fiyatının geçen yıl düşmesinin elektrik ve su tüketiminde benzer bir düşüşe yol açtığını, ancak bu yıl yaşanan toparlanmanın Mart 2023’te enerji tüketiminde tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşılmasına neden olduğunu söyledi. Mart ayının yıllık enerji kullanımı yaklaşık 141,9 terawatt-saat olarak gerçekleşti ki bu da 2021’deki enerji kullanımına kıyasla yüzde 35’lik bir artışa işaret ediyor.

Kripto camiası değişim istemiyor

Makale yazarı DeVries “Kripto para madenciliğiyle ilgili en acı verici şey, çok fazla hesaplama gücü ve çok fazla kaynak kullanması, ancak bu kaynakların yapay zeka gibi başka bir şey için kullanabileceğiniz bir tür model oluşturmaya gitmemesi. Sadece gereksiz hesaplamalar yapıyor,” diyor ve ekliyor: “Bitcoin topluluğu son derece muhafazakâr ve Bitcoin ile ilgili hiçbir şeyi – mekanizmasını, işlem sınırını – değiştirmek istemiyor”.

De Vries, Bitcoin blok zincirini çalışır durumda tutmanın neye mal olduğu konusunda daha fazla farkındalık yaratmanın bir yolu olarak çevresel etkinin açıklanmasını gerektiren son AB kripto para birimi düzenlemelerine atıfta bulundu ve makalede bunun artan su kıtlığı nedeniyle dünya için ciddi sorunlara yol açabileceğini belirtti.

Çin’in uygulamayı yasaklamasının ardından Bitcoin madenciliği için büyük bir kaynak haline gelen Kazakistan’da su kıtlığı şimdiden bir krize dönüşmüş durumda; iklim değişikliğinin şiddetlendirdiği su kıtlığının 2030 yılına kadar ülkenin başkentini susuz bırakacağı tahmin ediliyor. De Vries, 2021 yılında Kazakistan’da Bitcoin madenciliğinin yaklaşık 1.000 gigalitre su tükettiğini söyledi.

Kripto yasası Türkiye’ye ne getirecek?

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 2024 bütçe görüşmeleri sırasında, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’ne (OECD) bağlı Mali Eylem Görev Gücü’nün (FATF) gri listesinden çıkması için 40 kriterden yalnızca kripto varlıklara ilişkin yasal düzenlemenin kaldığına, kripto düzenlemesinin de kısa sürede Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulacağına yönelik ifadeleri, kripto yasasının yıl bitmeden TBMM’ye gelmesi yönündeki beklentileri artırdı.

Coinmarketcap verilerine göre dünyanın en büyük 10 kripto borsasından biri olan Gate.io’nun Küresel Büyüme Direktörü Kafkas Sönmez, düzenlemeye dair çalışmaların küresel oyuncuları memnun ettiğini dile getirdi.

Yabancı yatırımcıyı Türkiye’ye çekecek

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ekim ayında katıldığı bir etkinlikte Türkiye’nin yeni bir program ve yeni bir ekiple geri döndüğünü vurguladı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın arka arkaya gerçekleştirdiği istikrarlı faiz artışlarının da yeni ekonomi yönetiminin izlediği stratejiyi teyitlediğini dile getiren Kafkas Sönmez, “Küresel yatırım topluluğu gözünde güveni inşa etmek istikrarlı adımlarla, net bir stratejiyle mümkün oluyor ve ülkemiz bu konudaki taahhüdünü dünya çapında dikkat çeken icraatlerle doğruluyor.

Kripto varlıklar konusunda bugüne dek farklı ülkelerde yürütülen, örneğin MiCA gibi düzenlemeler üzerine temellenen ve bu çalışmaları ileri taşıyacak adımlar, şüphesiz yabancı yatırımcıların da ilgisini çekecek. Gate.io’nun da aralarında olduğu küresel kripto borsaları, Türkiye’yi özellikle Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkas ülkeleri gibi pazarlara erişim için merkez olarak görüyor. Bu oyuncuları da kapsayacak bir düzenleme, Türkiye’ye yönelik küresel kripto para borsası ilgisini artırabilir” ifadelerini kullandı.

Geleneksel oyuncular da kriptoya sıcak bakacak

Bloomberg Intelligence tarafından yayımlanan bir araştırma notunda, ABD’de spot Bitcoin borsa yatırım fonu (ETF) başvurularının onaylanmasının ardından, geleneksel finans kuruluşlarının artan ilgisiyle çok kısa sürede 100 milyar dolarlık yeni bir pazar oluşturabileceğine dikkat çekildiğini dile getiren Gate.io Küresel Büyüme Direktörü Kafkas Sönmez, “Kripto ekosistemi, kurumsal ilginin zirvelere çıktığı, yerleşik finansal kuruluşların kripto ve blokzinciri tabanlı yeni yatırım araçları geliştirmek için hamlelerde bulunduğu bir yılı geride bırakıyor. Bu küresel bir trend. Tutarlı bir kripto düzenlemesi, altyapısıyla küresel finans ekosisteminde parmakla gösterilen bir ülke olan Türkiye’nin köklü bankalarının, aracı kurumlarının da kriptoya sıcak bakmasını beraberinde getirebilir. Rekabeti destekleyecek ve kripto varlıkların ticaretine ilişkin net bir çerçeve sunan regülasyon, daha ilk günden ülke ekonomimiz için değer oluşturma potansiyeli taşıyor” diye konuştu.

Bilişim Vadisi’nin yeni genel müdürü belli oldu!

Haziran 2020’den bu yana İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA) Genel Sekreterliği görevini yürüten Erkam Tüzgen, Bilişim Vadisi Genel Müdürü olarak atandı.

10 yılı aşkın tecrübeye sahip olan Erkam Tüzgen, sektördeki uzmanlığı ile girişimcilik, yenilikçilik ve Ar-Ge ekosistemine yönelik sektör tecrübesini aktaracağı yeni görevinde, Bilişim Vadisi’nin Türkiye’nin ekonomik ve teknolojik olarak tam bağımsızlığını sağlama hedefleri doğrultusunda büyüme stratejilerini şekillendirecek.

Özellikle startup tipi girişimciliğin güçlendirilmesine yönelik gerçekleştirdiği çalışmalarla dikkat çeken Tüzgen; sanayinin dönüşümü, yaratıcı endüstriler ve sosyal kalkınmaya yönelik birçok başarılı projeye imza attı. Tüzgen, İSTKA’daki görevi boyunca birçok girişimcilik merkezinin kurulmasını destekledi. Ayrıca hızlandırma, ticarileşme ve globalleşme programlarını destekleyerek Türk girişimlerinin uluslararasılaşması ve dış pazarlara açılmasına katkı sağlayacak çalışmalar yürüttü.

Erkam Tüzgen Kimdir?

Bilişim Vadisi Genel Müdürü Erkam Tüzgen
Bilişim Vadisi Genel Müdürü Erkam Tüzgen

Erkam Tüzgen, lisans eğitimini 2012 yılında Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamladı. Aralık 2012 ve Mayıs 2014 tarihleri arasında, Hakkari’de sırasıyla Toplum Sağlığı Merkezi hekimliği, İl Sağlık Müdür Yardımcılığı, İl Sağlık ve Halk Sağlığı Müdürlüğü görevlerini yürüttü. Hakkari’de bulunduğu dönemde uyguladığı pek çok yenilik dışında, bugün yaygın olarak kullanılan uzaktan aday memurluk eğitimini, Türkiye’de ilk kez hayata geçirdi. Sonrasında Beşiktaş ve Üsküdar’da İlçe Sağlık Müdürü olarak görev yaptı. Nisan 2015 – Kasım 2016 döneminde İstanbul İl Sağlık Müdür Yardımcılığı ve İstanbul Organ Nakli Etik Komisyonu Başkanı görevlerini yürüttü.

Aralık 2016 – Mayıs 2020 tarihleri arasında İbn Haldun Üniversitesi’nin kurucu Genel Sekreterliği, Mayıs 2020 – Kasım 2023 tarihleri arasında İstanbul Kalkınma Ajansı Genel Sekreterliği görevlerini yürüttü. Kalkınma Ajansı bünyesinde 200’ün üzerinde proje başlattı. Türkiye’nin ilk Sosyal Etki Tahvili sözleşmesini hayata geçirdi. Yine kalkınma ajansları arasında
bir ilk olan Bölgesel Girişim Sermayesi programı ile 4 ülkede kurulu 10 ayrı fona kamu adına yatırım yapılmasına öncülük etti. 2021-2023 yılları arasında Avrupa Kalkınma Ajansları Birliği Yönetim Kurulu Üyeliğinde bulundu.

30 Kasım 2023’ten itibaren Bilişim Vadisi Genel Müdürlüğü görevini yürüten Tüzgen, Nagehan Pakdamar Tüzgen ile evli, Eslem, Benan ve Selman’ın babasıdır.

TikTok Avrupa’ya 12 milyar euro yatırımı sözü verdi

Kısa videolarla ünlenen sosyal ağ platformu Tiktok, son birkaç yıldır dünyayı Çin’deki ana şirketi ByteDance’a bağlı olmadığına ikna etmeye çalışıyor. Birkaç ay önce Çin merkezli çalışanların Avrupa ve ABD’deki kullanıcıların verilerine erişebildiğinin ortaya çıkması firma için ciddi bir itibar kaybına yol açarken firmaya bir şok da İrlanda Veri Koruma Komisyonu’nun (DPC) 345 milyon euro idari para cezası kesmesiyle gelmişti. Tiktok şimdi bir yandan Norveç veri merkezinde bir takım iyileştirmeler ve yeni yatırımlar yaparak bir yandan da Avrupa’ya 12 milyar euro yatırım sözü vererek itibarını geri kazanmaya çalışıyor.

Şirketin söz verdiği 12 milyar Euro’luk yatırım önümüzdeki 10 yılı kapsıyor ve yalnızca üç veri merkezi için değil, aynı zamanda daha önce veri kontrolleri ve uygulamaları üzerinde denetimler gerçekleştireceğini duyurduğu NCC Group adlı üçüncü taraf bir güvenlik şirketi ile devam eden çalışmaları da içeriyor. Birçok gecikmenin ardından TikTok, Avrupa’daki kullanıcı verilerini Eylül ayında İrlanda’daki ilk veri merkezine kaydırmaya başladı ve bu sürecin 2024 yılı sonuna kadar tamamlanmasını beklediğini söyledi.

Ayrıca İrlanda’da ikinci bir veri merkezinin yanı sıra Norveç’in Hamar bölgesinde %100 yenilenebilir enerji ile çalışacak üçüncü bir veri merkezi için planlarını açıkladı. Yapılan açıklamada şu ibareler öne çıkıyor: “Norveç veri merkezi yalnızca veri güvenliği alanında belirlediğimiz yeni standartları desteklemekle kalmıyor, aynı zamanda 2030 yılına kadar operasyonel olarak karbon nötr olma hedefimizle de uyumlu.

Emisyonlarımızı azaltmak ve %100 yenilenebilir elektrik tedarik etmek bu hedef için temel taahhütler arasında yer alıyor. Tamamen tamamlandığında, Norveç veri merkezi %100 yenilenebilir enerjiyle çalışan Avrupa’daki en büyük ortak yerleşim tesisi olacak, 1,2’nin altındaki PUE değeriyle en enerji verimli veri merkezimiz olacak ve ısının yeniden kullanımı için muazzam bir potansiyel sağlayacak.

Üretilen enerjinin büyük bir kısmı düşük sıcaklıkta ısıya (25°C) dönüştürülecek ve böylece enerjinin iki kez kullanılması mümkün olacaktır. Üçüncü taraf sağlayıcımız Green Mountain, ısının bu düzeyde yeniden kullanımından faydalanabilecek potansiyel projeleri ve girişimleri belirlemek için çok sayıda endüstri ve araştırma kurumuyla aktif olarak çalışmaktadır.”

Norveç, sürdürülebilirlik konusunda uzun zamandır yüksek standartlar belirlemesiyle tanınıyor ve Tiktok daha önce yüksek elektrik tüketimi nedeniyle Norveç hükümetinin ortak sahibi olduğu Nammo firmasının da eleştirilerine konu olmuştu.