Elon Musk, hakaretten dava edildi!

Dava, ilk olarak HuffPost tarafından bildirildiği üzere, 22 yaşındaki Kaliforniyalı Ben Brody tarafından Pazartesi günü Teksas mahkemesinde açıldı. Brody, Elon Musk‘ı bu yaz Oregon neo-Nazi kavgası hakkında bir dizi yanıltıcı paylaşım yoluyla kendisine karşı büyük bir taciz kampanyasını tetiklemekle suçladı.

Haziran ayında, Oregon City gurur festivalinde iki aşırı sağ grup arasında bir kavga çıktı. Kavganın görüntüleri sosyal medyada dolaştı ve kısa süre sonra kullanıcılar yanlış bir şekilde adamlardan birinin federal bir ajan olduğunu iddia etmeye başladı ve onu tanımlamaya çalıştı. Brody yanlış bir şekilde videodaki adam olarak tanımlandı. Musk, Brody hakkında birkaç yanlış X gönderisine yanıt vererek, onları o sırada 147 milyondan fazla takipçisine sundu.

27 Haziran’da Musk, Brody’nin “sahte bayrak” operasyonunun bir parçası olduğunu iddia eden kavganın bir videosunu içeren bir gönderiye yanıt verdi. “Görünüşe göre biri üniversite öğrencisi (hükümete katılmak isteyen) ve diğeri belki bir Antifa üyesi, ama yine de muhtemelen sahte bayrak durumu.” diye yazdı

Brody’nin avukatı Mark Bankston, üzerinden Pazartesi günü şunları yazdı: “Elon Musk kadar ünlü biri tarafından karalanmış olmak tamamen korkunç bir deneyimdi ve Ben’i şaşkına çevirdi, şaşırttı ve geleceği üzerindeki sonuçlar hakkında endişelendirdi.”

Bankston daha önce, 2012 saldırısının hiç olmadığı yalanını yanlış bir şekilde pazarlayan kötü şöhretli komplo teorisyeni Alex Jones’a karşı bir davada iki Sandy Hook ebeveynini temsil ediyordu. Ebeveynler 45 milyon dolar tazminat kazandı.

Davada Brody, kendisinin ve ailesinin, Musk’ın “Amerikan topraklarında siyasi terörizm işlemek için bir neo-Nazi ya da bir ‘psiop’ta provokatör olduğuna inanan” “çok sayıda insan” nedeniyle gönderileri tarafından güçlendirildiğini iddia ettikleri taciz kampanyası nedeniyle evlerinden ayrılmaya zorlandığını iddia ediyor.

Elon Musk, geçmişte birden fazla iftira davasıyla karşı karşıya kaldı ve istisnalar olsa da bu davaları çok nadiren çözüyor. 2018’de, Tayland’daki bir mağaradan 13 kişiyi kurtaran dalgıç Vernon Unsworth’tan yanlış bir şekilde “pedo adamı” olarak bahsetti. Unsworth, Musk’a hakaretten dava açtı, ancak 2019’da davayı kaybetti.

CERN, depolama alanını 1 exabyte seviyesine taşıdı

İsviçre – Fransa sınırında yer alan Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN), tesisin veri depolama ham kapasitesinin artık 1 exabyte (1 milyon terabyte) boyutunu aştığını duyurdu. Bu kapasitenin büyük bir kısmı sabit disk sürücülerinde bulunurken dünyaca ünlü laboratuvar tesisi flash disk depolama alanına yatırımlarını da hızlandırıyor.

CERN’in EOS depolama sistemini yöneten Andreas Peters yaptığı açıklamada veri depolama kapasiteni artırmanın önemli olduğuna ancak bu verilere zamanında erişebilmenin bambaşka bir şey olduğuna dikkat çekiyor. Peters, kurumun 1 exabyte depolama alanını duyuran açıklamasında “Bu sadece bir veri kapasitesi kutlaması değil, aynı zamanda birleşik veri deposunun okuma hızının ilk kez 1TB/s eşiğini aşması sayesinde bir performans başarısıdır” diyor.

Veri depolama alanına geçtiğimiz yıldan bu yana ek 289 petabyte kapasite getiren bu güncelleme, CERN’in 27 kilometrelik Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nda geçen hafta başlayan ağır iyon deneylerinin son turunu desteklemek için yapıldı. Bu deneyler, bilinen evrenin temel yapı taşlarını incelemek için ağır iyonları neredeyse ışık hızında bir araya getirmeyi içeriyor. İsviçre’nin Cenevre kenti yakınlarındaki halka şeklindeki parçacık çarpıştırıcısında birkaç yıl boyunca gerçekleştirilecek olan bu deneyler, uzun süreli teyp depolamasına aktarılmadan önce işlenmesi gereken 600 petabyte boyutunu aşan muazzam miktarda veri üretecek. CERN, 2015-2018 yılları arasındaki son ağır iyon çalışması sırasında günde ortalama 1 petabayt veri işlediğini söyledi. 

1 petabyte veri çok gibi görünse de, yüksek kapasiteli depolama kasaları sayesinde aslında o kadar da fazla fiziksel alan kaplamıyor. Yüksek kapasiteli diskler kullanarak, tek bir kasaya bir petabayt değerinde depolama alanı sığdırmak artık mümkün. Ancak bir exabyte depolama alanı, disk raflarıyla dolu sıra sıra raflar gerektiren tamamen başka bir konu. CERN, disk depolama dizisinde çoğu sabit sürücü olmak üzere yaklaşık 111.000 aygıt bulunduğunu, ancak artan miktarlarda flaş disk barındırmaya başladıklarını söylüyor. Tüm veri depolama ve okuma sistemleri ise, CERN tarafından Büyük Hadron Çarpıştırıcısı ve diğer bilimsel iş yüklerinde kullanılmak üzere geliştirilen açık kaynaklı bir platform olan EOS üzerinde çalışıyor.

CERN’den yapılan açıklamalara göre, yüz binden fazla disk çalışırken, bir yandan sürücü arızaları da düzenli olarak meydana geliyor. Birkaç yıl önceki bir rapora göre kurum her hafta 30 arızalı sürücüyü değiştiriyordu ve bu da farklı veri çoğaltma yöntemleri kullanarak oldukça planlı bir esneklik gerektiriyordu.

Akbank Hackathon: DisasterTech başlıyor!

Akbank, teknoloji ile onarıcı çözümler geliştirilmesi için sürdürdüğü Hackathon yarışmasını bu yıl ‘afet teknolojileri’ teması ile gerçekleştiriyor. Akbank LAB ve imece iş birliğiyle düzenlenen Akbank Hackathon: DisasterTech teknolojinin gücünü afet yönetimi alanında kullanarak daha güvenli, dirençli ve kapsayıcı bir toplum yaratma hedefiyle yola çıkıyor. Geliştirici, yazılımcı, tasarımcı profesyonelleri ve bu alanlarda kariyer planlayan öğrencileri bir araya getirecek yarışma, afet teknolojilerinde yenilikçi çözümleri desteklemeyi amaçlıyor. Yarışmaya katılmak için son başvuru tarihi ise 8 Ekim.

Akbank Hackathon: DisasterTech, farklı zihinlerin bir araya gelerek geleceğin afet teknolojilerini şekillendireceği kolektif çabanın bir parçası olma fırsatı sunuyor. Topluma katkı sağlamak için teknolojiyi pozitif bir değişim katalizörü olarak kullanarak hayatları korumamızı ve kurtarmamızı sağlayacak inovatif fikirlerin yarışacağı etkinlikte geniş bir destekçi kurum ve mentor ağı ise katılımcıları bekliyor.

Uzmanlar destek verecek

Teknoloji tarafında kurtarma ve izleme çözümlerindeki yetkinliğiyle Microsoft ve Türkiye’yi bilgi toplumuna dönüştürme hedefiyle Türkiye Bilişim Vakfı (TBV), saha tarafında deprem bölgesindeki toparlanmaya yönelik destekleriyle Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), yatırım tarafında projelerin finansal kaynağa erişimindeki uzmanlığıyla Startups.watch yer alırken; yaptıkları çalışmalarla afet yönetimi alanına sosyal etki perspektifinden yaklaşan, sahada karşılaşılan zorluklara dair iç görüler sunarak STK’ların problem ve ihtiyaçlarının tespit edilmesini sağlayan Atölye, Impact Hub Ankara, İhtiyaç Haritası, Mahalle Afet Gönüllüleri (MAG), Temel İhtiyaç Derneği (TİDER), Teyit.org ve Toplum Gönüllüleri Vakfı’ndan (TOG) uzmanlar, takımlara proje fikirlerinin geliştirilmesinde destek verecek.

Akbank Bireysel Bankacılık ve Dijital Çözümler Genel Müdür Yardımcısı Burcu Civelek Yüce

Yarışmanın Türkiye’de kritik bir ihtiyaca yanıt sunmak üzere önemli bir misyon üstlendiğini belirten Akbank Bireysel Bankacılık ve Dijital Çözümler Genel Müdür Yardımcısı Burcu Civelek Yüce; “Teknolojinin gücünü toplumsal fayda için kullanma amacıyla yola çıktık. Böylece her yıl düzenlediğimiz yarışmamızda bu yıl ‘afet teknolojileri’ temasını ele alıyoruz. Akbank Hackathon: DisasterTech, afet teknolojileri konusunda inovasyonu desteklemek ve daha güvenli bir dünya için çözümler üretmek amacıyla büyük bir misyona sahip. 6 Şubat’ta yaşadığımız ve hepimizi derinden üzen afetin ardından yaralarımızı sararken bir yandan da gelecekte benzer acıların önüne geçecek teknolojilere yatırım yapmalıyız. Katılımcılarımızın, yaratıcı fikirleri ve teknolojik becerileriyle Akbank’ın onarıcı finans ve yeni nesil teknolojiler alanındaki deneyimini bir araya getirerek bu katkıyı topluma sunmayı hedefliyoruz. Bu misyona ortak olmak isteyen tüm geliştirici profesyonelleri ve öğrencileri birlikte daha iyiyi yaratmaya davet ediyoruz” dedi.

Afet teknolojisinin geleceğini şekillendirmek için davet

Akbank Hackathon: DisasterTech, 14 Ekim’de çevrimiçi başlayacak ve 22 Ekim’de Sabancı Center’da gerçekleşecek sunumlarla sona erecek. 3-5 kişilik takımlar halinde yarışmaya katılmak isteyen geliştirici, yazılımcı ve tasarımcılar; Web2’nin temellerinden Web3’ün olasılıklarına kadar yetkin oldukları teknolojileri kullanarak afet yönetimi süreçlerinin herhangi bir aşamasında Önleme, Risk ve Zarar Azaltma, Hazırlık, Yanıt ve Müdahale, İletişim ve Haberleşme, İyileştirme ve Yeniden Yapılandırma alanlarına odaklanan yaratıcı projeler geliştirebilecek.

Başvuruların değerlendirilmesinin ardından seçilecek takımlar, kendi fikirlerini geliştirme ve teknoloji dünyasında kendilerini kanıtlama fırsatı yakalayacaklar. Jüri sunumuna çıkma hakkı kazanan projelerle 22 Ekim’de gerçekleşecek final etkinliğinde ise en başarılı takımlar, deneyimli jüri ekibi tarafından değerlendirilerek ödüllendirilecek. Yarışmada birinci takım 100.000 TL, ikinci takım 60.000 TL ve üçüncü takım da 40.000 TL para ödülünün sahibi olacak.

Başvuru ve ayrıntılı bilgi için: www.akbanklab.com/tr/akbank-hackathon-disastertech

Kadın girişimi ‘Pastacıdan’ paya dayalı kitle fonlamada ikinci yatırım turunda

0

Girişim şirketi 2022 yılında çıktığı tohum yatırım turunda başarılı bir kampanya yürütmüş, %8 pay arzı ile hedeflediği tutarın %20’si üzerinde yatırımcı talebi alarak kaynak girişi sağlamıştı. Sağlıklı beslenme ve sürdürülebilirlik ilkeleriyle faaliyetlerine devam eden Pastacıdan’ın yeni turdaki hedefi, şirket paylarının %16’sının yatırımcılara arzıyla 4 milyon TL fon toplamak. 

Tasarım pastadan çikolataya, makarondan eklere, profiterolden baklavaya tüm tatlı ürünlerine tek bir platform üzerinden ulaşılmasını sağlayan Pastacıdan, fonbulucu platformunda yatırımcılarla buluştu. Girişim şirketi, içinde bulunduğu sektörün kayıt dışılık, şeffaflık, repütasyon, zaman ve lojistik gibi temel sorunlarına çözüm getirmenin yanı sıra kadın üretici ve kadın girişimcilerin toplumdaki konumunu güçlendirme misyonuyla da öne çıkıyor. Sürdürülebilirlik ilkesiyle üretim yapan şeflerin desteğiyle, faaliyetlerini sağlıklı beslenme pazarının barındırdığı potansiyelin bilinciyle kurgulayan Pastacıdan, büyüme hızını artırmak üzere çıktığı yatırım turunda şirket patlarının %16’sının arzıyla 4 milyon TL kaynak sağlamayı hedefliyor. 

Yatırım turunun başlama tarihi olan 3 Ekim Salı günü saat 10.00 itibari ile 20 iş günü içerisinde EFT veya kredi kartı ile yatırım yapan yatırımcılarına %25 fazladan pay vereceğini duyuran şirket, ayrıca 2023 yılı sonuna kadar Pastacıdan uygulamasından 1.000 TL ve üzerinde sipariş veren yatırımcılara 100 TL değerinde hediye çeki taahhüdü veriyor.  

Microsoft’tan 25 bin dolar ödül aldı

Geçtiğimiz yıl yine fonbulucu üzerinden tohum yatırım turunda %8 pay arzı ile hedeflediği tutarın %20’si üzerinde yatırımcı talebi alan Pastacıdan, ilk turun ardından ürün uygulama mağazalarında testlerini tamamlayarak organik sipariş almaya başlamıştı.

Turu sonrası İTÜ Çekirdek Ön Kuluçka girişimleri arasına girmeye hak kazanan girişim, Eğitim Sonu Jürisi’ni başarılı bir şekilde tamamlayarak 2023 Big Bang sürecini başlatmıştı. Şirket, 25 Nisan 2023 tarihinde Microsoft For Startups Founders Hub’a da kabul almış, Microsoft’tan 25 bin dolar değerinde kullanım ödülüne layık görülmüştü. Pastacıdan 5 binden fazla indirme, 500 adeti aşan sipariş, 3 bin 250 adeti aşan adet bazında sipariş, %11 aylık işlem hacmi artış ortalaması, 200’e yaklaşan üye iş yeri sayısı, 100’ü aşan kurumsal iş birliği ve %18,75’lik aylık satış hacmi artış ortalamasıyla  kısa sürede ulaşmış durumda. 

Virtual kitchen ve private label modellerini hayata geçirecek

Yatırım turu sonrasındaki planlamaları hakkında konuşan Pastacıdan Kurucusu ve Genel Müdürü A. Çiğdem Gülgen Engin, “Fon aktarımının ardından gerek üründe planlanan iyileştirmeler gerek pazarlama çalışmaları ve marka iş birlikleri gerekse de sahada artırılan B2B çalışmalarının artışıyla 500 bandındaki sipariş adetlerimizi 3 bine taşımayı planlamaktayız. Aylık ciro artış ortalamamızın %11’lere ulaştığı bu noktada bu sipariş adetleri bizim için oldukça ulaşılabilir durumda. Bu kapsamda, her yıl, bir önceki yılın üç katı büyümeyi minimum hedef olarak koyduk. 2023 iş planlarımız arasında Private Label (PL) ürün çalışmalarına ağırlık vermek de yer alıyor. Bu şekilde hem marka bilinirliğimizi artıracak hem de operasyon ve pazarlama gücümüzü kullanarak yeni bir iş modelini ürünümüze entegre edeceğiz. 2025 yılı ikinci çeyreği itibariyle ise yurt dışı pazarlarına hızlı girişi sağlayabilmek için virtual kitchen ve PL modellerini hayata geçirmiş olacağız. Halihazırda sektörün önde gelen pazar yerlerinin ilgi alanına girmiş durumdayız. 8 ila 10 yıl içinde dikeyde ayrışan pazar yeri konumumuzun avantajını kullanarak merge ya da exit hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

X, aynı ismi taşıyan reklam ajansı tarafından dava edildi!

Bir şirket, Elon Musk’a ait X Corp.’a karşı Twitter’ın adını değiştirmesi nedeniyle federal mahkemede dava açtı. Söz konusu şirket, Florida’da bir reklam ajansı olarak faaliyet gösteriyor ve Musk’ın platformunun “haksız rekabet, ticari marka ve hizmet markası ihlali”nin yanı sıra eyaletin Aldatıcı ve Haksız Ticaret Uygulamaları nedeniyle Florida ortak yasasını ihlal etmekten suçlu olduğunu iddia ediyor.

XSM, şikayetinde tescilli markası olan “X SOCIALMEDIA”yı 2016 yılından bu yana sürekli olarak kullandığını yazıyor. XSM, eski adıyla Twitter’ın yeniden markalanması ve ‘X‘ işaretinin kullanılmasıyla “zaten bununla bağlantılı olarak gelir kaybı yaşadığını” iddia ediyor. XSM’nin durumunun sonuçta ne kadar etkili olacağı belli değil.

Twitter binasının logosu

Elon Musk, Twitter’ı satın alırken çok tepkiyle karşılandı. Bununla yetinmeyip platformun ismini değiştirdi, çeşitli ülkelerden hükümetlerle ifade özgürlüğünü zedeleyecek işbirlikleri yaptı ve platformu ücretli aboneliklere esir etti.

Tüm bu yaptıkları platformu derin bir düşüşe geçirdi. X CEO’su geçtiğimiz günlerde Musk’ın satın alışından beri yaşanan düşüşü daha net bir biçimde açıkladı. Çıkarılan tüm rakip uygulamalara ve reklam kampanyalarına rağmen ayakta kalan platformun bu davadan da yara almadan çıkıp çıkamayacağı merak konusu

Dava Elon Musk’ın platformu için olumsuz sonuçlanırsa önlerinde nasıl bir yol haritasının olduğu merak konusu.

Suudi Arabistan kripto parada dünya rekoru kırdı!

Genç Suudiler arasında kriptoya artan bir ilgi var. Genç Suudiler ülke nüfusunun ve kripto alıcılarının çoğunluğunu oluşturuyor.  Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA), Temmuz 2022’den Haziran 2023’e kadar 390 milyar dolar değeriyle küresel olarak altıncı en büyük kripto ekonomisi olarak tanımladı.

Kripto varlıklar eğitim ve danışmanlık platformu Lexcio kurucu ortağı Abide Gülel

Kripto varlıklar eğitim ve danışmanlık platformu Lexcio kurucu ortağı Abide Gülel, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesindeki kripto para hareketleri hakkında şu bilgileri verdi: “Suudi Krallığı, 2021-22’nin aynı dönemine kıyasla Temmuz 2022’den Haziran 2023’e kadar kripto işlem hacminde yüzde 12 artışla yaklaşık 31 milyar dolara ulaşarak dünya çapında liderlik yaptı. 

Türkiye ise, Temmuz 2022’den Haziran 2023’e kadar 170 milyar dolarlık kripto para alarak en yüksek kripto işlem hacminde dünya çapında dördüncü sırada yer aldı.

İran, Batı yaptırımları altındayken para transferlerine yönelik ekonomik ablukaları aşmak için küresel olarak düzenlenmeyen kripto pazarını kullanıyor. Kasım 2022’de kripto devi Binance İran’ın en büyük kripto borsası Nobitex ile yaklaşık 8 milyar dolarlık işlem gerçekleştirdi. İran’ın işlem hacminin 23 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.  Veriler, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) nüfusunun ise yüzde 35’inin kriptoya yatırım yaptığını gösteriyor.”

Türkiye ekonomisine 128 milyar dolar katkı!

Amazon Web Services, Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesinde bulut bilişimin kullanımı ile ulusal verimlilik ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi ölçen yeni bir rapor hazırladı. İstanbul’da düzenlenen ve Techinside olarak yerinde takip ettiğimiz AWS Cloud Day etkinliğinde açıklanan rapor, Türkiye’nin bulut kullanımını hızlandırarak önümüzdeki 10 yılda (2023-2033) 128 milyar dolar tutarında ek ekonomik değer elde etme potansiyeline sahip olduğuna dikkat çekiyor.  

Amazon Türkiye Genel Müdürü Burak Aydın ile AWS Cloud Day etkinliğinde üretken yapay zekanın iş yapma biçimimizi nasıl değiştireceğini konuştuk.

Telecom Advisory Services LLC tarafından gerçekleştirilen ve Columbia Tele-Bilgi Enstitüsü (Columbia Business School) İş Stratejisi Araştırma Direktörü Raul Katz tarafından yönetilen araştırma, bulut kullanımı ile Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) ile ölçülen ekonomik büyüme arasındaki nedensel ilişkiyi ölçüyor ve bu açıdan bir ilk olma özelliği taşıyor. Bulut kullanımını ulusal verimlilik ve ekonomik büyümenin itici gücü olarak ortaya koyan araştırma, şirket seviyesinde verimliliğe odaklanan daha önceki ekonomik araştırmaları genişletiyor.

Türkiye’de bulut bilişim 6,1 milyar dolar ekonomik değer yarattı

Bulut kullanımının 2021 yılında Türkiye ekonomisi üzerinde önemli bir etkisi oldu. Rapora göre, ülkenin GSYİH’sine yüzde 0,74 oranında katkıda bulunarak 6,1 milyar dolar ekonomik değer yarattı. Rapor, Türkiye’deki kuruluşların bulut kullanımındaki yüzde 1’lik bir artışın ortalama yüzde 0,07’lik bir GSYİH büyümesi ile sonuçlanacağını ortaya koyuyor.

AWS Türkiye Ülke Müdürü Burak Aydın konuyla ilgili şunları söyledi: “Raporumuzun bulguları, hükümetin stratejik girişimleri doğrultusunda Türkiye’nin bulut bilişimin potansiyelinden yararlanması için muazzam bir fırsatı olduğunu vurguluyor. Türkiye’nin dijitalleşme yoluyla ekonomisini çeşitlendirmeye yönelik iddialı planları bulunuyor. Bununla birlikte, bulutun potansiyelinin ortaya çıkarılması, bulutun herkes için kullanılabilir hale getirilmesine yönelik agresif politika reformlarının yapılmasını gerektirecek. Türkiye’nin küresel ölçekte rekabet gücünü artırmak için altyapıya yatırım yapması ve nitelikli bir iş gücü geliştirmesi gerekiyor. Türkiye, AWS’in desteğiyle dijital dönüşümünü hızlandırabilir ve ekonomik büyüme ve sosyal kalkınma için yeni fırsatların önünü açabilir.”

Araştırma, bulut bilişimin ekonomik etkisinin ölçeğe göre getiri etkisi tarafından yönlendirildiğini gösteriyor. Bu da bulut bilişimin daha fazla kullanılmasının, orantılı olarak daha fazla verimlilik getirisi ve ekonomik etki sağlayacağı anlamına geliyor.

Aydın sözlerini şöyle sürdürdü: “Bulutun yaygın olarak kullanımı, çeşitli sektörlerde verimliliğin, maliyet tasarruflarının ve istihdamın artmasını sağladı. Ülkemizde ‘Gaming’ gibi bulutta doğan, yeniliklerini bulutta yapan ve bulutta ölçeklenen sektörler var. Son beş yılda Türkiye’deki gaming startup’larının çıkış (exit) anlaşmalarının değeri 2,5 milyar USD’nin üzerinde gerçekleşti ve ülkemiz 434 gaming stüdyosu ile Bulutta Gaming alanında önemli oyunculardan biri. Daha fazla işletme ve kuruluş buluta geçmeye devam ettikçe, ekonomik faydaların daha da artması bekleniyor.”

Rapor, bulut bilişimin dört temel avantajını da gözler önüne seriyor. Birincisi, iş verimliliğini ve etkinliğini artırıyor, süreçleri kolaylaştırıyor ve daha iyi sonuçlar elde edilmesini sağlıyor. İkincisi, işletmelerin ileri teknolojilerden yararlanmasını sağlayan çok çeşitli hizmetlere erişim sunuyor. Üçüncüsü, iş gücü içinde iş birliğini, mobiliteyi ve çevikliği kolaylaştırarak üretkenliği artırıyor. Dördüncüsü, bulut bilişim, iletilen veri birimi başına karbon emisyonlarını azaltarak çevresel sürdürülebilirliği teşvik ediyor.

Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Elektronik imza ve elektronik sertifika sayısında büyük artış!

0

BTK, 2023 yılının ikinci çeyreğine ilişkin Pazar Verileri Raporu’nu yayımladı. Haziran 2023 sonu itibarıyla oluşturulan elektronik sertifika sayısı, 6 milyon 878 bin 493’ü elektronik imza ve 902 bin 691 mobil imza olmak üzere toplam 7 milyon 781 bin 184’e ulaştı. 2023 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki döneme göre elektronik imza sayısında yüzde 3,1 mobil imza sayısında ise yüzde 1,8 oranında artış gerçekleşti. Toplam üretilen sertifika sayısı ise bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 2,9 arttı.

E-imza iş hayatının merkezinde

E-GÜVEN Genel Müdürü İlker Türkoğlu

FutureFlow.Life‘ın haberine göre, şirketlerin ve bireylerin zaman, iş gücü ve maliyet kayıplarını azaltmak için imzalarını dijitale taşıdıklarını belirten E-GÜVEN Genel Müdürü İlker Türkoğlu, uzaktan çalışma eğiliminin e-imzaya olan talebi artırdığına dikkat çekerek “Banka talimatları, sözleşmeler, sigorta formları, satış kontratları, bayi ağı ve sipariş süreçleri başta olmak üzere pek çok alanda kullanılan e-imza ve mobil imza karşılıklı imza veya onay gerektiren belgelerin dijitalde gerçekleştirilmesine olanak tanıyor. E-imza ve mobil imza, hız ve güvenlik avantajının yanı sıra, kağıt, kartuş ve tonerden yapılan tasarruflarla çevreye de katkı sağlıyor. E-imza artık günümüz iş modelinin ayrılmaz bir parçası.” açıklamasında bulundu. 

Meta, Instagram ve Facebook için reklamsız bir plan üzerinde çalışıyor!

Wall Street Journal’ın Pazartesi günü bildirdiğine göre Meta, Avrupa Birliği’ndeki kullanıcıların Instagram veya Facebook’un reklamsız sürümlerine erişmek veya ücretsiz sürümler için kişiselleştirilmiş reklamları kabul etmek için 14 dolarlık bir abonelik üzerinde çalışıyor.

Raporda, teklife aşina olan kişilere atıfta bulunarak, plana göre Meta’nın bir Facebook veya Instagram hesabı için bir masaüstünde ayda 10 avro ve her ek bağlantılı hesap için yaklaşık 6 avro ücret talep edeceği belirtildi.

WSJ, mobil cihazlarda tek bir hesabın fiyatının kabaca 13 avroya sıçrayacağını, çünkü Meta’nın Apple ve Google’ın uygulama mağazaları tarafından alınan komisyonları hesaba katacağını söyledi.

Sosyal medya şirketi, bu yılın başlarında İrlanda’nın Veri Gizliliği Komiseri tarafından 390 milyon avro para cezasına çarptırıldı ve kullanıcılara çevrimiçi etkinliklerine dayalı reklam göndermek için sözde “sözleşme” yasal dayanağı kullanamayacağını söyledi.

Meta daha sonra, işletmelerin bölgedeki bir dizi gelişen düzenleyici gereksinimi ele almak için reklamları hedeflemelerine izin vermeden önce AB’deki kullanıcılardan onaylarını istemeyi amaçladığını söyledi.

Raporda, Meta’nın Avrupalı düzenleyicilere önümüzdeki aylarda Avrupa’daki kullanıcılar için reklamsız abonelik (SNA) olarak adlandırdığı reklamsız planı piyasaya sürmeyi umduğunu söylediği belirtildi.

Bir Meta sözcüsü Journal’a verdiği demeçte, şirketin “kişiselleştirilmiş reklamlarla desteklenen ücretsiz hizmetlere” inandığını, ancak “gelişen düzenleyici gereksinimlere uyduğumuzdan emin olmak için seçenekleri” araştırdığını söyledi.

New York Times ilk olarak Meta’nın Facebook ve Instagram’ın AB’de ikamet eden kullanıcılar için reklamsız ücretli sürümlerini, ne kadara mal olacakları hakkında ayrıntılı bilgi vermeden düşündüğünü bildirdi.

NSA direktörü tarafından kurulan IronNet battı!

0

Eski bir NSA direktörü tarafından kurulan ve siber ve savunma yatırımcıları tarafından finanse edilen IronNet, çöküşünün ardından resmen iflasını açıkladı ve kalan tüm personelini işten çıkardı. Bir zamanların umut verici siber güvenlik girişimi olarak görülen IronNet’in başkanı ve mali işler müdürü Cameron Pforr, Cuma günü yayınlanan bir yasal başvuruda, şirketin iflas başvurusuna hazırlanırken tüm ticari faaliyetlerini durdurduğunu ve kalan borçlarını ödemek için şirketin kalan varlıklarını etkin bir şekilde tasfiye ettiğini duyurdu.

Virginia merkezli IronNet, 2014 yılında emekli dört yıldızlı general Keith Alexander tarafından, kuruldu. Alexander’ın yıldızı 2003 yılında Amerika Birleşik Devletler Ordusu’nun istihbarattan sorumlu kurmay başkan yardımcısı olarak atanmasıyla parlamıştı. Sonrasında 2005 yılında ABD’nin istihbarat çatısı Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) direktörlüğüne atanan Keith Alexander, ABD Savunma Bakanlığı’na bağlı Birleşik Devletler Siber Komutanlığı görevine de getirilmişti. Alexander’ın kariyerini sonlandıran isim ise, yaptığı ifşalarla gündem yaratan Edward Snowden olmuştu. Snowden gizli NSA belgelerini medyaya ifşa ederek NSA tarafından yürütülen küresel izleme ağını ve yöntemlerini tüm dünyaya duyurmuş ve kurumun itibarını büyük ölçüde kaybetmesini sağlamıştı.

2005 – 2013 yılları arasında ABD’nin tüm istihbarat ağını yöneten ismin kurduğu siber güvenlik firmasının bugün iflas açıklaması oldukça ironik. IronNet, şirketlere ve devlet kurumlarına siber tehditlere karşı savunmaya yardımcı olmayı sağlayan ve tehdit istihbaratını otomatikleştirmek için büyük veri kümeleri ve analitik araçları kullanmayı amaçlayan teknolojiler sağlıyordu. Diğer ürünleri ise elektrik ve su şebekeleri gibi kritik altyapıyı siber saldırılardan korumak için tasarlanmıştı.

400 milyon dolar fon toplamıştı

IronNet bugüne kadar, 2018 yılında C5 Capital liderliğinde, ForgePoint Capital ve Kleiner Perkins’in katılımıyla 78 milyon dolarlık B Serisi de dahil olmak üzere toplam 400 milyon dolardan fazla fon toplamıştı. IronNet ayrıca COVID-19 salgını sırasında küçük işletmelere verilen federal kredilerden 5,6 milyon dolar aldı.

Ancak şirket Ağustos 2021’de halka açıldıktan sonra ilgi çekmeyi başaramadı ve hisse senedi fiyatı ilk yükselişin ardından düşmeye devam etti. Geçtiğimiz yıl IronNet’in 100’den az kurumsal müşterisi vardı ve şirket büyüme hedeflerinin çok gerisindeydi. Yeniden yükseliş trendini bir türlü yakalayamayan şirket ilk etapta masrafları kısmaya çalışmış ve Haziran ayında iş gücünün %17’sini azaltmıştı. Şimdi ise IronNet iflas başvurusu yaptığını ve tüm faaliyetlerini durdurduğunu açıkladı.

Fongogo StartupMarket’i satın aldı

0

Ödül bazlı kitle fonlamasında Türkiye’nin pazar lideri Fongogo, son dönemde başarılı hisse bazlı fonlamaları ile dikkat çekmekteydi. SPK lisanslı yatırım platformu, Eylül 2023’te Sharks & Partners liderliğinde gerçekleştirdiği Seri A öncesi köprü yatırım turunun ardından StartupMarket’ı satın aldığını duyurdu. 

Bölgenin en büyük startup yatırım platformu olacağız

Bu satın alma ile Fongogo, StartupMarket platformundaki geniş girişimci ve yatırımcı ağına erişim imkanı sağlayarak kitle fonlamasında çok önemli bir rekabetsel avantaj yakalamış oldu. Satınalma ile StartupMarket üzerindeki 3.000’e yakın girişime ve binlerce yatırımcıya ulaşmış olan Fongogo, Türkiye’nin en büyük startup yatırım platformu haline gelmiş oldu.

Bölgenin en büyük kitle fonlama platformu olmayı hedeflediklerini belirten Fongogo Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çebi satın alma ile ilgili olarak şunları söyledi: “StartupMarket ile birleşmekten büyük bir heyecan duyuyoruz. Girişim, yatırımcı ve çözüm ortaklarına Startupmarket kanalıyla bir buluşma ve etkileşim platformu sağlarken, Fongogo ile yatırım turuna çıkan girişimlerin kaynağa erişimini kolaylaştırıyor olacağız. 

İki platform arasındaki sinerjileri ortaya çıkararak liderliğimizde ekosistemin büyümesine vesile olmayı hedefliyoruz. Bu birleşme ile ‘Kitlelerin gücüyle girişimlerin ve işletmelerin kaynağa ulaşımını hızlandırmak ve kolaylaştırmak; kaynağı doğru ve sürdürülebilir iş fikirlerine yönlendirerek katma değer yaratmak’ olan misyonumuza daha da yakın olduğumuzu görebiliyorum.Bu satın alma Türkiye teknoloji girişimcilik sektörüne hayırlı olsun” dedi. 

StartupMarket Kurucusu ve CEO’su Serkan Bağçe satın alma ile ilgili şunları söyledi: “Bu birleşme, Türkiye’nin yaratıcı projeler ve girişimciliği destekleyen güçlü bir ekosistem inşa etme hedefimizin önemli bir adımıdır. Fongogo’nun kitle fonlama alanındaki liderliği, inovasyonu teşvik etme ve gelecek vadeden girişimleri keşfetme konusundaki kararlılığımıza mükemmel bir şekilde uyuyor. 

Fongogo son dönemdeki atılımına hız kesmeden devam edecek. Sektörün önemli isimleri ile ekibin güçlendirilmesi ve daha pek çok önemli adımın yakın dönemde ardı ardına açıklanacağını söyleyebilirim.”

Birleşme sonrası, Fongogo icradan sorumlu genel müdürü Serkan Bağçe olurken, Ali Çebi Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine ek olarak girişim sermayesi yatırım fonlarından sorumlu yönetici rolünü üstlendi. Fongogo kurucu ortağı Ali Tirkeş de ekosistem işbirliklerinden sorumlu yönetici olarak görevine devam edecek. 

Satınalma sonrası StartupMarket yatırımcı ortaklarının hisseleri Fongogo hissesine dönüştürülerek kurumsal, girişimcilik, finans ve sermaye piyasaları alanlarında önemli tecrübelere sahip bir yatırımcı havuzuna sahip olundu. 

500 milyon TL fonlama gerçekleştirmeyi planlıyoruz

Bugüne kadar Türkiye’de yaklaşık 600 Milyon TL kitle fonlaması gerçekleştiğini ileten Serkan Bağçe “Bugüne kadar sadece 25.000 farklı yatırımcının kitle fonlaması yatırımı yaptığını görüyoruz. Hisse senedi piyasası ve coin pazarındaki milyonlarca yatırımcıyı düşündüğümüzde kitle fonlaması üzerinden gerçekleştirilen startup yatırım pazarının en az 25 kat daha büyümesini bekliyorum. Fongogo olarak platformumuzda 2025 yılında toplam 500 Milyon TL fonlamaya ulaşacak şekilde planlamalarımızı yaptık” dedi.

Albaraka garaj 7. dönem girişimcileri bekliyor

0

Albaraka Türk bünyesinde, girişimcilerin hızlandırma olanakları ile desteklendiği Albaraka Garaj, 7. Dönem başvurularını almaya başladı. Girişimcilere hibe, mentorluk, eğitim, network, API ve ofis desteği gibi imkanlar sunuluyor.

Albaraka Garaj Hızlandırma Programı’nda geçtiğimiz dönemlerde Fintech’ten SaaS’a, AI’dan regülasyon teknolojilerine, eğitimden sağlık teknolojilerine kadar birçok alanda girişim desteklendi. Albaraka Türk bünyesindeki diğer iştiraklerin de desteklediği Albaraka Garaj Hızlandırma Programı, startup ekosistemine değer katmayı hedefleyen projeleri kabul etmeye devam ediyor.

6 yılda 120’den fazla girişime toplam 12 Milyon TL finansal destek

Kurulduğu günden bu yana 120’den fazla girişimi destekleyen, hibe ve ürün/hizmet satın almalarıyla 12 Milyon TL’den fazla finansal destek ayıran Albaraka Garaj, girişim dünyasına önemli katkılar sunuyor.

Girişimlere ofis imkânı, mentorluk ve eğitim programları, network ve API ayrıcalığı gibi destekler sağlayan program, güçlü partnerleriyle girişim ekosistemine yatırım sağlıyor. AlbarakaTech Global, Albaraka API, APY Ventures, Albaraka Portföy Yönetimi, Insha Ventures gibi Albaraka Türk iştirakleriyle iş birliğinin yanı sıra Amazon Web Services, Microsoft, Hubspot, Notion, Twilio gibi global araçlar girişimlerin kullanımına sunuluyor. Ayrıca yerel partnerlerle de iş birliği kuruyor ve stratejik ortakları arasında Olmadık Ofis, Yaratıcı Yıkım, B2Press, Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi gibi şirket ve kurumlar yer alıyor.

Bu yıl da onlarca girişime kapılarını açacak olan Albaraka Garaj’a başvurular  www.albarakagaraj.com adresinden yapılabilecek.

inEpilepsy uygulaması birincilik ödülü aldı!

Bezmialem Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi, “Sağlık & Yaşam Bilimleri ve Teknolojiler Zirvesi – Proje Pazarı” etkinliğini geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdi. Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Zekeriya Coştu ve İstanbul Vali Yardımcısı Dr. M. H. Nail Anlar’ın da katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, geleceğin teknolojilerini ve girişimlerini tanıtan 40’a yakın girişim projesi yarıştı. Etkinlik sonrasında 1’incilik ödülü “inepilepsy Uygulaması”na layık görüldü.

Uluslararası proje sunumlarının gerçekleştiği etkinlik, sektör liderlerini bir araya getirdi. Türk bilim insanları tarafından 3 yıllık titiz çalışmanın ürünü olan inEpilepsy uygulaması, dünya literatüründe benzerine rastlanmayan bir epilepsi algılama ve takip yazılımı ile 1’incilik ödülüne layık görüldü.

inEpilepsy, Uluslararası Projeleri Geride Bıraktı

inEpilepsy
inEpilepsy Kurucu Ortağı Yasin Sönmez

Epilepsi nöbetlerini başlamadan tam 180 saniye önce tespit ederek hastaları uyaran ve bu süre zarfında güvenli bir pozisyona geçmelerine yardımcı olan inovatif uygulama, geleceğin teknolojilerini ve girişimlerini tanıtan 40’a yakın girişim projesi ile yarıştı. inEpilepsy, “Sağlık & Yaşam Bilimleri ve Teknolojiler Zirvesi – Proje Pazarı etkinliği sonrası yerli ve uluslararası girişimleri geride bırakan uygulama 1’inci sırada yer aldı.Elde edilen başarı sonrası açıklamalarda bulunan inEpilepsy Kurucu Ortağı Yasin Sönmez, “inEpilepsy uygulamamızın bu ödülü kazanması, Türk bilim insanlarının ve girişimcilerinin başarısını ve yeteneklerini uluslararası arenada göstermiştir. İnovatif uygulamamız ile sadece epilepsi hastalarının yaşam kalitesini artırmakla kalmayacak, aynı zamanda Türkiye’nin sağlık teknolojileri alanındaki liderliği için çalışmalarımız sürdüreceğiz. Büyük bir azim ile yakın gelecekte daha fazla insanın sağlığına olumlu katkılarda bulunmaya devam edeceğiz” dedi.

inEpilepsy Uygulaması: Epilepsiye Yenilikçi Bir Yaklaşım

İnovatif uygulama, epilepsi hastalarını hedefleyen bir erken uyarı sistemini temsil ediyor ve sensörlerle donatılmış telefona yüklenen bir yazılım olarak hem IOS hem de Android platformlarında kullanılabiliyor. Hastaların güvenliği için dışarıya sesli uyarı veren bir bileklik kullanır ve çevredeki kişilere acil yardım çağrısı yaparken, uygulama epilepsi nöbeti sırasında hastaların konumunu harita üzerinde belirliyor ve otomatik olarak yakınlarına bilgi iletebiliyor. İlaç kullanım saatlerini ve dozlarını hatırlatarak hastaların tedavilerini düzenli bir şekilde sürdürebilmelerine olanak tanıyor. Ayrıca, her nöbet ve veri inEpilepsy uygulamasında kaydedilir ve hastalar, hekimleriyle istedikleri zaman nöbet verilerini paylaşabiliyor.

inEpilepsy uygulaması ile ilgili daha fazla bilgiyi buradan alabilirsiniz.

BMW’nin kablosuz şarjı iPhone 15’e zarar verebilir

0

BMW araç sahipleri, iPhone 15’i araç içi kablosuz şarj pediyle şarj ettikten sonra cihazlarının bozulduğunu raporlamaya başladı. Bu sorun, iPhone 15 Pro ve 15 Pro Max kullanıcıları arasında özellikle dikkat çekiyor, ancak diğer iPhone 15 modellerinde de bozulma potansiyeli taşıyor.

Kullanıcılar, BMW’nin kablosuz şarj pediyle iPhone 15’i şarj etmeye başladıktan sonra NFC (Near Field Communication) çipinin artık çalışmadığını bildiriyor. NFC çipi, iPhone’un Apple Pay gibi önemli özelliklerini destekleyen kritik bir bileşendir. Sorunu yaşayan bazı kullanıcılar, iPhone’un beyaz ekranda kurtarma moduna girdiğini ve cihazı yeniden başlattıktan sonra NFC çipinin işlevini kaybettiğini söylüyorlar.

BMW'de  kullanılan kablosuz şarj pedlerinin, iPhone 15'in  NFC çipinde sorunlara yol açtığına dair şikayetlerle gündemde

NFC çipinin arızalanması, Cüzdan uygulamasında Apple Pay’in kurulamadığına dair hata mesajlarına yol açıyor. Bu da kullanıcıların ödemelerini yapmalarını veya dijital araba anahtarlarını kullanmalarını engelliyor.

Bu sorun neden kaynaklanıyor ve kaç kullanıcıyı etkiliyor henüz net değil. Ayrıca, hangi BMW modellerinde bu sorunun yaşandığına dair resmi bir açıklama yapılmış değil. Bazı kullanıcılar, Apple’ın NFC çipi arızalı iPhone’ları değiştirme işlemi uyguladığını bildiriyorlar. Ancak, Apple bu sorunun tekrar yaşanmayacağına dair kesin bir garanti sunmuyor.

Şu ana kadar resmi bir açıklama gelmediği için, BMW’nin kablosuz şarj pedinin iPhone 15’e zarar verme sorununun kökeni ve çözümü hakkında daha fazla ayrıntı bilinmiyor. Kullanıcılar, bu sorun hakkında resmi açıklamaları ve çözüm önerilerini beklemeye devam ediyorlar.

iPhone 15 kullanıcıları ve BMW araç sahipleri, bu sorunun neden kaynaklandığını ve nasıl çözülebileceğini öğrenmeyi bekliyorlar. İlerleyen günlerde resmi bir açıklama gelmesi ve sorunun çözümünün bulunması umuluyor.

Almanya Huawei ve ZTE’yi yasaklayabilir!

0

Abd ve Çin arasındaki teknoloji savaşı, Almanya’nın telekomünikasyon sektöründe önemli bir değişiklik yapmaya devam ediyor . Almanya İçişleri Bakanlığı, Çinli telekomünikasyon ekipmanı üreticileri Huawei ve ZTE’nin 5G ağlarında kullanımını sınırlayacak yeni bir öneri sundu. Bu öneri, ABD’nin Huawei’ye yönelik yaptırımlarının ve diğer ülkelerin benzer adımlarının bir yansıması diyebiliriz.

Almanya, 5G teknolojisinin yaygınlaşması için önemli bir pazar olarak kabul ediliyor. Ancak, Huawei ve ZTE gibi Çinli şirketlerin 5G altyapısının bir parçası olarak kullanılması, güvenlik endişelerine neden olmuş ve birçok ülkenin dikkatini cekti. Almanya, bu konuda daha önce Huawei’yi yasaklama yönündeki baskılara olumsuz yanıt vermişti, ancak şimdi bu tutumun değişebileceği belirtilmektedir.

Almanya İçişleri Bakanlığı’nın önerisi, Çinli tedarikçilerin 5G donanımlarının yerel telekom operatörlerinden kaldırılmasını içeriyor. Bu kısıtlamanın 2026 yılına kadar geçerli olacağı ifade edildi. Bu öneri, Alman hükümetinin ulusal güvenliği ve 5G ağlarının güvenliğini öncelikli bir konu olarak gördüğünü gösteriyor.

Huawei, bu tür kısıtlamaların siyasi bir dayanağa sahip olduğunu ve Almanya’da uzun süredir güvenle kullanıldığını savunmaktadır. Şirket, bu kararın Alman telekom operatörlerini ek maliyetlerle karşı karşıya bırakacağını iddia ediyor.

Almanya’nın Huawei ve ZTE’yi 5G ağlarında sınırlama planları, uluslararası telekomünikasyon sektöründe önemli bir gelişme olarak izlenmektedir. Bu kararın Almanya’nın ulusal güvenliği ve 5G ağlarının güvenliği üzerinde nasıl bir etkisi olacağı, önümüzdeki dönemde yakından takip edebilirler.

Apple’dan Google’a rakip arama motoru geliyor!

Günümüzde arama motorları söz konusu olduğunda, Google’ın uzun yıllardır liderliği sürdürdüğü bir gerçek. Ancak son haberlere göre, Apple kendi arama motoru geliştirme çalışmalarına hız vermiş olabilir.

Deneyimli teknoloji editörü Mark Gurman, Bloomberg’de yayımlanan Power On bülteninde, Apple mühendislerinin “Pegasus” olarak kodladıkları arama motoru projesini tamamlamış olabileceğini bildirdi. Gurman, Apple’ın arama motoru geliştirme çalışmalarının daha da ileriye gittiğini ve projenin hazır olduğunu dile getirdi. Ancak şu an için somut bir duyuru yapılmış değil.

Apple'ın arama

Apple’ın bu proje üzerinde çalıştığı daha önce de söylentiler arasında yer almıştı, ancak şirketin Google’dan elde ettiği önemli gelirler nedeniyle bu planlar rafa kaldırılmıştı. Google, iOS cihazlarında varsayılan arama motoru olarak kalmak için Apple’a yıllık olarak milyarlarca dolar ödeme yapmaktadır. Bu gelir kaynağını kaybetmeyi göze alıp almayacakları ise merak konusu.

Arama motorları pazarında Google’ın hakimiyeti sürüyor olsa da, Apple’ın kendi arama motoruyla rekabet etme potansiyeline sahip olması ilgi çekici bir gelişmedir. Apple’ın arama motoru çalışmaları, şirketin kendi ekosistemini güçlendirmeyi ve bağımsızlığını artırmayı amaçlıyor gibi görünüyor.

Ancak bu proje gerçekten Google’ın yerini alabilir mi, henüz belirsizdir. Arama motoru pazarında rekabet oldukça yoğun ve Google’ın veritabanı ve teknolojik altyapısı oldukça güçlüdür.

Apple’ın arama motoru çalışmalarıyla ilgili daha fazla detayın açıklanmasını ve projenin ne zaman kullanıma sunulacağını görmek için bekleyiş sürüyor. Arama motoru pazarındaki rekabetin nasıl şekilleneceğini görmek için ilerleyen zamanlarda bu konuyu yakından takip etmeye devam edeceğiz. Arama motoru pazarındaki bu olası değişiklikler, internet kullanıcıları için önemli bir gelişme olabilir.

Çip endüstrisi, yapay zeka kaynaklı talebe yetişemiyor!

Doğal dil teknolojisi işleme bölümündeki üretken yapay zeka (AI), büyük ve küçük veri işlemlerini otomatikleştirmek, üretimi artırmak amacıyla pilot uygulama konusunda hızlı olmasıyla dünyayı kasıp kavurdu.

Teknoloji devleri Google, Microsoft ve Amazon, bulut tabanlı genAI teknolojileri sunuyor veya bunları kullanıcılar için iş hizmetlerine dahil ediyor; IDC’ye göre yapay zekaya yönelik küresel harcamaların 2026 yılına kadar 301 milyar civarında olması bekleniyor.

Ancak genAI araçları, öncelikle OpenAI’nin ChatGPT’si ve Google’ın Bard’ının izniyle büyük dil modellerinin (LLM’ler) eğitimi için çok sayıda programlama kaynağı tüketiyor. GenAI kullanımı özellikleri, doğal dil işleme için bilgi depoları olan bu modelleri çalıştırmak için kullanılan donanım üzerindeki baskı da artıyor.

İşlemci ve bellek yongaları gibi farklı yongaların tek bir pakette bir araya getirilmesiyle birimleri grafik işlem birimleri (GPU’lar), LLM’leri eğitmek ve dağıtmak için gereken bant genişliğini sundukları için yapay zeka platformlarının temeli haline geldi. Ancak AI çip tescili talebi karşılanamıyor. Sonuç olarak, son aylarda AI GPU’lar için karaborsalar ortaya çıktı.

Bazıları bu kıtlığın sebebini, GPU üretimi konusunda piyasayı köşeye sıkıştıran ve tedarikte saklanabilen Nvidia gibi şirketlere bağlıyor. Yapay zekanın yükselişinden önce Nvidia, video oyunlarında gelişmiş görüntülerin oluşturulmasına yardımcı olan üst düzey işlemciler tasarladı ve üretti; bu, artık makine geliştirme ve yapay zeka için son derece uygulanabilir olan özel bir işlem türü.

Yapay zeka

Yapay zekanın GPU’lara olan susuzluğu 

2018’de OpenAI, 2012’de bu yana en büyük yapay zeka eğitim çalışmalarında kullanılan bilgi işlem gücünün miktarının katlanarak arttığını, her 3,4 ayda bir ikiye katlandığını gösteren bir analiz yayınlandı.

OpenAI raporunda, “2012’den bu yana bu ölçüm 300.000 kattan fazla arttı.” dedi. “Bilgi işlemindeki ilerlemeler yapay zeka ilerlemesinin önemli bir bileşeni olmuştur; dolayısıyla bu işlem devam ettiği sürece, günümüzün üyelerinin çok ötesindeki sistemlerin parçalarına hazırlanmasına değer.”

OpenAI’nin tezinin değişmesine bağlı olarak hiçbir neden yok; Hatta Elektrik ve Elektronik Mühendisleri Enstitüsü’nden (IEEE) araştırmacı Jay Shah’a göre, geçen Kasım ayında ChatGPT’nin raporlarıyla talep arttı. “Şu anda büyük teknoloji analizlerinde, kullanıcı deneyiminin değiştiği ve mevcut ürünlerin yeni özelliklerini belirlemek için farklı yapay zeka modellerini eğitmek ve test etmek için donanım taleplerinde büyük bir artış görülüyor.” dedi.

OpenAI ve Amazon gibi Yüksek Lisans yaratıcıları zaman zaman en büyük modeli kimin oluşturabileceği konusunda iddialı bir mücadele içinde görünüyor. Bazılarının boyutları artık 1 standart parametreyi aşıyor; bu da eğitmek ve çalıştırmak için daha fazla işlem gücü ihtiyacının anlaşılmasını sağlıyor.

Shah, “Modelleri daha da büyütmenin alanını büyütmeyi geliştirmeyi planlıyoruz.” dedi. “Bu modellerin eğitim planlaması açısından son derece pahalı olmaya devam ediyor, paraya mal oluyor ve iklim üzerinde daha büyük karbon ayak izleri var. Ayrıca, diğer bu modellere erişilebildiğinde, onları eğitebildiğinde, test edilebildiğinde ve doğrulayabildiğinde araştırma sistemleri de gelişiyor.”

Shah’a göre çoğu üniversite ve araştırma kurumu, zaten çok büyük olan LLM’leri çoğaltmayı ve saklamayı göze alamaz; Bu nedenle, AI modellerini eğitmek ve dağıtmak için daha az donanım ve zaman kullanan verimli teknikler üzerinde yoğunlaşıyorlar. Kendi kendini denetleyen öğrenmeyi, aktarmayı öğrenmeyi, sürekli atışlı öğrenmeyi ve temel modeller gibi tekniklerin umut verici sonuçların ortaya çıktığını söyledi.

“Yapay zeka araştırmasının topluluğunun geçerli bir çözüm bulmasını bir ila iki yıl daha beklerim.” dedi.

Daha küçük LLM’ler çözüm olabilir mi?

Araştırma firması Gartner’dan Avivah Litan, GPU yongalarının ölçeklendirilmesinin er ya da geç yapay zeka model boyutlarındaki fiziksel ayaklara uygun olamayacağını söyledi ve “Dolayısıyla modelleri giderek büyütmeye devam etmek geçerli bir seçenek değil.” dedi.

iDEAL Semiconductor’dan Burns, “Daha verimli Yüksek Lisans ve Yapay Zeka çözümlerinin geliştirilmesine ihtiyaç duyulacak, ancak ek GPU üretimi bu denklemin kaçınılmaz bir parçası.” diyerek aynı fikirde.

Bu ayın başlarında, dünyanın en büyük çip üreticisi TSMC, üretim kısıtlamalarıyla ve yapay zeka ve HPC uygulamaları için sınırlı GPU kullanılabilirliğiyle karşı karşıya olduğunu itiraf etti. Semicon Tayvan’dan Liu, “Şu anda tüm verileri karşılayamıyoruz, ancak bunların yaklaşık %80’ini karşılamaya çalışıyoruz.” dedi. “Bu geçici bir aşama olarak görülüyor. Gelişmiş çip kapasitemizin kabaca bir buket yıl içinde büyümesinin ardından azalmasını öngörüyoruz.”

2021’de çip üretimindeki düşüş, dünya genelindeki bir tedarik zincirinin yetersiz olduğunu gözler önüne serdi. ABD’nin CHIPS yasası aracılığıyla teşvik etmesiyle Intel, Samsung, Micron ve TSMC gibi şirketlerin birkaç yeni ABD tesisi için planlarını açıkladılar. 

Küresel yönetim danışmanlık şirketi McKinsey’e göre TSMC, diğer tam kapasiteye yakın veya tam kapasiteyle çalışmalarına rağmen, çip üretimini artırmak için bu yıl 36 milyar dolardan fazla harcama yapmayı planlıyor.

Ancak Nikkei Asia’da yayınlanan bir rapora göre TSMC’den Liu, AI çip tedarikindeki kısıtlamaların “geçici” olduğunu ve 2024 yılı boyunca hafifletilebileceğini söyledi . 

iDEAL Semiconductor’dan Burns, ABD ve Avrupa Çip yasalarının, üretim sistemindeki arttırmanın artırılması için yarı iletken endüstrinin bazı kısımlarının yeniden desteklenerek tedarik zincirinin çözülmesine yardımcı olması gerektiğini söyledi.

Burns, “ABD CHIPS ve Bilim sistemi, yarı iletken tedarik zinciri riski ulusal bir diyaloga yükseltilmiş sektör zaten faaliyet gösteriyor. Artık tedarik zinciri risklerine odaklanan ilgi, özel sektör yatırımlarını artırdı.” dedi. “ABD’li güç kapasitelerini genişletme planlarını açıkladılar ve Teksas, Ohio, New York ve Arizona gibi geniş yatırımlar hızla devam ediyor. CHIPS ve Bilim hareketinin mevcut tedarik zincirini ne ölçüde çözebileceğini tam olarak değerlendirme zaman alacak ancak bu, yerli üretim kapasitesinin genişletilmesinde iyi bir ilk adımdır.”

Ancak AI çip kıtlığına rağmen, son 52 haftada hisse fiyatı üç kattan fazla artarak piyasa değeri kural kuralları arasında, Nvidia’nın da aralarında bulunduğu AI çip stokları hızla arttı.

IEEE’den Shah, ayrıca ABD’de dökümhanelere programlanan fonların sağlanamadığını, bunun da varsayılan olarak birçok ABD merkezli teknoloji firmasının mevcut faaliyetlere güvenmeyi planlamak zorunda olduğunu işaret ettiğini belirtti.

Shah, “Şahsen ben, ABD’deki Asyalı muadillerinden daha ucuz donanım üretiminin hala dört ila beş yıl sürebileceğine inanıyorum.” dedi. 

Geçici vergi nasıl düşürülür?

Geçici Vergi aslında yaygın kullanımda peşin vergi olarak da biliniyor. Teknik anlamda, ticari kazanç sahipleri, serbest meslek icra edenler ve kurumlar vergisi mükelleflerini kapsıyor. Bu yükümlülüker, Gelir ve Kurumlar Vergisi’ne mahsuben üçer aylık kazançları üzerinden hesaplama yapıyor ve peşin vergi ödüyor. Bu vergiyi, geçici vergi olarak tanımlayabiliriz.

Geçici vergi ile tüm yıl için kazanç hesaplamasına ihtiyaç kalmıyor. Bunun yerine üçer aylık periyotlarla hesaplamalar yapılıyor. Gelir kurumlar vergisi kapsamında ödeniyor. Geçici vergiler, gelir vergisi mükellefleri için Mart ayında verilen gelir vergisi beyannemesinden mahsup ediliyor. Kurumlar Vergisi mükellefi iseniz takip eden yılın Nisan ayında vereceğiniz Kurumlar Vergisi Beyannamesi’nden mahsup ediliyor.

Geçici vergi nasıl hesaplanıyor?

Gelir Vergisi mükellefleri için Geçici Vergi oranı yüzde 15 oranıyla uygulanıyor. Kurumlar vergisi mükellefleri için ise bu oran yüzde 20 şeklinde belirlenmiş. Bir önceki dönem hesaplanan Geçici Vergi tutarı beyannamede düşüyor. Böylece sadece bir önceki döneme ilave olarak elde edilen kar üzerinden vergi tahakkuk ediyor.

Geçici vergi hesaplaması mali müşavirler tarafından yapılıyor. Hesaplama daha sonra mükelleflere iletiliyor. Yine de ödeme ihtimaliniz olan geçici vergi tutarını hesaplamak için gelir gider takibinizi düzenli tutmanız gerekiyor. Gelir vergisi takibini ayrıca kullanacağınız muhasebe yazılımlarıyla da yapabilirsiniz.

Geçici vergi uygulamasını örnek üzerinden daha net gösterebiliriz. Örneğin Ocak-Şubat-Mart aylarında belirli oranda gelir sağladınız. Bu gelir üzerinden üç aylık periyot sonunda geçici vergi ödeyebilirsiniz. Bu ödeme sonrasında yıllık gelir vergisinde bu üç aylık periyottan elde ettiğiniz kazanç için tekrar vergi ödemeyeceksiniz. Yani toplu şekilde vergi ödemek yerine periyot bazlı ödeme ile yıllık gelir vergisinde mahsuplaşma sağlanıyor.

Her vergi türünde olduğu gibi geçici verginin de beyan edilmesi gerekiyor. Mükelleflerin durumlarına göre geçici vergi beyannamelerine aşağıdaki belgeleri de eklemeleri gerekir:

  • Kurumlar vergisi mükellefleri ve bilanço defteri tutan mükelleflerin gelir tablosu
  • İşletme defteri tutmakla yükümlü mükelleflerin beyannamelerine hesap özeti
  • Serbest meslek kazanç defteri tutan mükelleflerin ise beyannamelerine serbest meslek kazancı bildirimi

Bu belgelerle birlikte geçici vergi beyannemesi verme ve ödeme zamanlarını kaçırmamak gerekiyor.

ABD Adalet Bakanlığı, Google’ın “utanç verici” mahkeme belgesini yayınladı!

Bloomberg’in haberine göre söz konusu belge, Google’ın finanstan sorumlu başkan yardımcısı Michael Roszak’ın “iletişim üzerine bir kurs için hazırladığı” toplantı notlarını içeriyor. Roszak notlarında, Google’ın arama ağı reklamcılığının “dünyanın şimdiye kadar yaratılmış en büyük iş modellerinden biri olduğunu” ve yalnızca “sigara veya uyuşturucu satan belirli yasadışı işletmelerin rakip edebileceği” bir ekonomiye sahip olduğunu yazdı.

Duruşmada Roszak mahkemeye sunum yapıp yapmadığını hatırlamadığını söyledi. Dersin öğrencilere “sunumun bir parçası olarak inanmadığı şeyleri” anlatmasını gerektirdiğini söyledi. Ayrıca notların “abartı ve abartıyla dolu” olduğunu ve gerçek inançlarını yansıtmadığını, “çünkü bununla ilgili herhangi bir ticari amaç olmadığını” iddia etti.

Bloomberg’e göre Google, DOJ’un davasıyla alakasız olduğunu iddia ederek belgenin mahkemede paylaşılmasına defalarca itiraz etti. Daha sonra Mehta, Adalet Bakanlığı’nın belgeyi kanıt olarak sunmasına izin verdikten sonra Google, Roszak’ın belge üzerindeki ifadesini kapatmaya çalıştı;  Mehta da bunu kabul etti ancak daha sonra Google’ın talebinin kendisini “zor durumda” bıraktığını söyledi. Mehta, Google’a “Bu, gizli hiçbir şey içermiyor” dedi. 

Mehta, Roszak’ın ifadesinin mühürlenmesinin halkın belgenin içeriğini anlamasını zorlaştıracağından endişeliydi. Bloomberg’in haberine göre Mehta, sonuçta Google’ın belgenin bazı kısımlarını düzeltme talebini reddetmekle kalmadı, aynı zamanda “Roszak’ın ifadesinin bununla ilgili kısmını açığa çıkaracağını söyledi”.

Google'a 5 Milyar Dolarlık Tüketici Gizliliği Davası

Roszak’ın notlarında, Google’ın arama ağı reklamcılığı işini yasa dışı uyuşturucu pazarlarına benzetmenin ötesinde, kullanıcıların Google’ın arama motoruna bağımlı olması nedeniyle Google’ın “ekonominin temel yasalarının” “talep yönünü çoğunlukla göz ardı edebildiği” ve “yalnızca arza odaklanabildiği” de belirtiliyor.

Adalet Bakanlığı’nın davasının bir kısmı, Google’ın arama üzerinde tekele sahip olması nedeniyle tüketicileri istilacı veri toplama gibi zararlardan koruyan yenilikçi ürünler geliştirmenin daha az teşvik edildiğini savunuyor.

Bir Google sözcüsü Bloomberg’e, Roszak’ın açıklamalarının “şirketin görüşünü yansıtmadığını” ve “talimatların abartılı ve dikkat çekici bir şey söylemek olduğu topluluk önünde konuşma dersi için tasarlandığını” söyledi. Sözcü ayrıca Roszak’ın “ifadelerin doğru olduğuna inanmadığını ifade ettiğini” belirtti.

Bloomberg’e göre, Google avukatı Edward Bennett mahkemeye, Roszak’ın notlarının, üst düzey yöneticinin sunumuna yönelik planının, 1987’deki Wall Street’teki kurumsal açgözlülüğü simgeleyen bir film kötü adamı olan “Gordon Gekko’yu kostümlü olarak oynamak” olduğunu öne sürdüğünü söyledi.

Roszak’ın notlarının ne kadarının kamuoyuyla paylaşılabileceğine ilişkin tartışma, Adalet Bakanlığı ile Google arasında tüm deneme sergilerine ilişkin bir anlaşma yapılmasıyla sona erdi. Her duruşma gününde saat 21.00’e kadar Google veya diğer üçüncü taraflar, Adalet Bakanlığı’nın Roszak’ın notları gibi duruşma kanıtlarını çevrimiçi olarak yayınlamasına itiraz edebilir. Mehta, aksi takdirde Adalet Bakanlığı’nın “makul olduğu anda” duruşma sergilerini yayınlayabileceğine hükmetti.

Adalet Bakanlığı deneme sergisini dün yayınladı, artık Roszak’ın “utanç verici” notlarını buradan okuyabilirsiniz.