Techinside Google News
Ana Sayfa Blog Sayfa 1807

Kaspersky Lab INTERPOL ve Europol ile işbirliğini genişletiyor

0

Kaspersky Lab, iki uluslararası emniyet teşkilatıyla işbirliği anlaşmaları imzalayarak siber suçlara karşı işbirliğini yeni bir seviyeye taşıdı. 30 Eylül günü Kaspersky Lab Başkan ve CEO’su Eugene Kaspersky ve INTERPOL Genel Sekreteri Ronald K. Noble, güvenlik şirketinin Singapur’da bulunan INTERPOL Global Complex for Innovation (IGCI) merkezi için ürün, bilgi ve kesintisiz destek sağlayacağı bir işbirliği sözleşmesinin altına imza attılar.

Bugün ise Eugene Kaspersky, Europol’un Başkan Yardımcısı ve Avrupa Siber Suçla Mücadele Merkezinin (EC3) Başkanı Troels Oerting ile Kaspersky Lab ve AB emniyet teşkilatı arasındaki işbirliğini daha da geliştirecek olan bir mutabakat anlaşmasını imzaladı.

İmza törenlerinin ardından konuşan Eugene Kaspersky şunları söyledi: “İmzaladığımız anlaşmalar, siber suçlara karşı verilen küresel mücadelede gerçekten büyük bir sıçrama oldu. INTERPOL ve Europol ile ortaklığımız tüm siber güvenlik endüstrisi için öncü nitelikte bir başarı olmuştur. Bu gibi bir kamu-özel sektör işbirliği siber uzayda güvenliği geliştirmek için kritik önemdedir. Bu ortalıklar ‘dünyayı siber tehditlerden temizleme’ misyonumuzla mükemmel bir şekilde uyumludur. Bu tehditlerin ölçeği ve karmaşıklığı gelişmeye devam ederken bu tehlikelerle etkili bir şekilde mücadele etmek için ulusal ve uluslararası emniyet kuvvetlerinin yanı sıra özel sektörden güvenlik şirketleriyle de güçlerimizi birleştirmeliyiz.”

INTERPOL ile yapılan yeni anlaşmanın altında şirket, IGCI’nin dijital adli laboratuvarını kurmak ve işletmek ve yeni kurulan merkezin diğer çalışmalarında yardımcı olmak için tehdit bilgilerinin yanı sıra hem donanım hem de yazılım sağlayacak. Kaspersky Lab, zararlı yazılım analizleri, adli bilişim ve finansal tehdit araştırmalarından deneyim kazanmaları amacıyla INTERPOL üyeleri için bir dizi eğitim seansı düzenleyecek. Kaspersky Lab 2013 yılının Nisan ayından beri INTERPOL ile çalışıyor. Şirketin en önemli zararlı yazılım analistlerinden biri geçici olarak IGCI’de çalışacak.

INTERPOL Genel Sekreteri Ronald Noble işbirliğiyle ilgili şu yorumları yaptı: “Siber tehdit ortamının karmaşık ve sürekli değişen doğası üst düzey teknik uzmanlık gerektirmektedir ve emniyet kuvvetlerinin siber suçlarla etkili bir şekilde mücadele etmek ve dijital güvenliği geliştirmek için sektörler arasında işbirliği sağlaması kritik önemdedir. INTERPOL ile Kaspersky Lab arasındaki anlaşma, siber suçlara karşı küresel bir birlik oluşturmak ve üye ülkelere bu tehditlerle mücadelelerinde en güncel desteği sağlamak için ileriye doğru atılan önemli bir adımdır.”

Son olarak Europol Başkan Yardımcısı ve EC3 Başkanı Troels Oerting ise “Bu MoU, Kaspersky Lab ile Avrupa ve dünyanın geri kalanında siber suçları önlemeye yönelik ortak çalışmalarımızda halihazırda oldukça yolunda giden işbirliğimizi geliştirmek için iyi bir temel oluşturmaktadır. Çalışmalarımızı birleştirmemiz, deneyimlerimizi ve bilgimizi paylaşmamız ve siber uzayın özgür ve şeffaf olduğu kadar güvenli olmasını sağlamaya yönelik ortak hedefimizin peşinden gidiyor olmamız önemlidir. Bu, hepimiz için doğru yönde atılmış büyük bir adımdır” dedi.

Yeni oyunlar yolda

0

Bilkom tarafında düzenlenen basın toplantısında görüşlerini aldığımız Bilkom Satış Direktörü Fikret Ballıkaya, ‘Witcher 3’ yakında Bilkom ile Türkiye’de olacak. Merakla beklenen yeni oyunları Türkiye’ye getirmek üzere çalışmalarımıza devam ediyoruz” dedi.

Gartner, Fujitsu’yu Avrupa’nın en iyisi seçti

0

Gartner tarafından yayınlanan Gartner Magic Quadrant araştırmasına göre Fujitsu, Avrupa’nın Nihai Kullanıcıya Yönelik Dış Kaynak Kullanımı Servis Lideri seçildi. Fujitsu’nun üst üste ikinci kez ‘lider’ olarak gösterilmesine ‘Vizyonundaki Bütünsellik ve Kararlarını Hayata Geçirme Yetkinliği’ özellikleri neden oldu. Raporun 2014 sayısında ayrıca, Fujitsu ‘Kararlarını Hayata Geçirmek’ kriterinde en üst seviyede yer aldı.

Fujitsu Nihai Kullanıcı Servisleri

Fujitsu, kurum çalışanlarının diledikleri yerden, diledikleri zaman, en düşük güvenlik riskiyle çalışma ortamına kavuşmaların sağlamak amacıyla Fujitsu Nihai Kullanıcı Servisleri‘ni geliştirdi. Fujitsu, ayrıca kurumların farklı ihtiyaçlarına göre boyutlandırılmış ve kişiselleştirilmiş bilgisayar ve telekom imkanı sunuyor. Çalışanlar ihtiyaç duydukları uygulama, veri ve iletişim araçlarına tablet, akıllı telefon, dizüstü bilgisayar gibi herhangi bir cihazla ulaşabiliyor. CIO‘lar ise yönettikleri merkeze güvenlikli bir hizmeti sunmanın rahatını yaşayabiliyorlar.

Fujitsu, Avrupa’da iki milyondan fazla cihaz ve 3,5 milyon kullanıcı ile Nihai Kullanıcı Servisleri’ni 2013 yılında da artan biçimde geliştirmeye devam etti. Fujitsu, dinamik standardizasyon stratejisi ile dünya genelinde çalışan Küresel Hizmet Merkezleri birleşiminden yerel olduğu kadar karmaşık küresel servisler de sunabiliyor.

Kurumların işlerine değer katmaya odaklanan Fujitsu, uçtan uca yönetilen Nihai Kullanıcı Servisleri ile masaüstü sanallaştırma ve bulut servislerine yatırım yapmaya devam ederek kurumları mobil hale getirmeyi ve nihai kullanıcılara özel inovasyonu sağlıyor. Fujitsu’nun sunduğu boyutlandırılabilir bulut tabanlı yönetim servisi olan “Mobil Yönetim”, çalışanların kendi cihazlarını kullanma imkanı dahil olmak üzere güvenli mobil uygulamalar ve veri yönetimi imkanı sunuyor. 

Almanya’da e-ticaret pazarı hızla büyüyor

0

Almanya’da geçtiğimiz sene perakende ürünlerde çevrimiçi satışların oranı yüzde 8.4 iken, bu yıl yüzde 9.4 seviyesine gelerek 42.8 milyar Avroluk bir hacme ulaşması bekleniyor. Yetkililer 2020 yılında bu oranın yüzde 15’e ulaşacağını söylüyorlar. Geçtiğimiz sene yüzde 14 büyüyen e-ticaret piyasasının bu dönem yine iki haneli sayıda kalarak yüzde 13 büyümesi bekleniyor.

IFH Köln’ün yaptığı analizde özellikle bazı kategorilerde ürünlerin çevrimiçi satışının dikkat çekici seviyede arttığı görülüyor. Moda ve Aksesuar sektörü yüzde 6.2’den yüzde 18.9’a, tüketici elektroniği yüzde 8.9’dan yüzde 19.8’e, ofis gereçleri yüzde 5.8’den yüzde 18.3’e ve son olarak hobi gereçleri yüzde 9.7’den yüzde 18.4’e yükselmiş.

Türkiye e-ticaret pazarı için bu yılın ilk yarısında TÜBİSAD, Deloitte, Comscore, BKM, ETİD gibi kurumların bir araya gelerek yayınladıkları ve her yıl sürdürecekleri bir rapor yayınlanmıştı. Nüfus açısından ele aldığımızda Türkiye’nin e-ticaret pazarında hacim olarak Almanya’nın çok gerisinden geldiğini söyleyebiliriz. Ancak ekonomik açıdan gelişmekte olan Türkiye’nin gelecek yıllarda e-ticaret pazarı açısından ulaşacağı hacmi anlamak için Almanya güzel bir örnek teşkil ediyor.

Bilkom büyümesini hızlandırdı

0

Türkiye’nin Dijital Yaşam Koçu Bilkom, yeni dönem stratejileri ve 2015 hedeflerini 30 Eylül’de düzenlenen ve Bilkom Genel Müdürü Cömert Varlık ile bölüm direktörlerinin katıldığı kahvaltılı basın sohbetinde paylaştı.

 

Toplantıda, 2014 yılında yeni işbirlikleriyle büyük bir başarıya imza atarak, sene sonu hedeflerine yüzde 80’i aşan bir büyüme performansıyla neredeyse şimdiden ulaştıklarını belirten Cömert Varlık, 2015’te ürün portföylerine yeni markaları ekleyeceklerinin de sinyallerini verdi: “30 yaşına bastığımız 2014 bizim için gene yenilikler ve değişimlerle dolu bir yıl oldu. Ürün portföyümüzde uzun yıllardır bulunan Apple’ın yanına bir diğer teknoloji devini, Asus’u, Zenfone ile kattık. Mevcut ürün portföyümüzle sene sonunda satışlarımızın 600 milyon TL’yi geçeceğini öngörüyoruz. Böylece geçen seneye göre yüzde 80’in üzerinde, pazarın çok üzerinde bir büyümeyi yakalayacağız. Hedefimiz orta dönemde 1 Milyar TL’lik satış rakamlarını yakalamak. Bunu gerçekleştirmek için ürün portföyümüzde onlarca markanın bulunması gerekmiyor, sadece alanında öncü 7-10 markayla bunu başaracağımıza inanıyorum.”

 

Cömert Varlık: ‘Yeni işbirliklerini değerlendiriyoruz’

Bilkom’un yeni dönem stratejisini “Tüm işletim platformlarında deneyim yaşamak isteyen müşterilere aynı mesafede olmak” olarak açıklayan Varlık, şunları söyledi: “ASUS işbirliği ile de bu stratejimizi ortaya koyduk. Müşteri beklentilerini gözlemliyor,katma değerli hizmet anlayışımızı alanında öncü global ve yerli markalarla hayata geçirmeyi istiyoruz. Tablet, giyilebilir teknolojiler konusunda araştırmalarımız devam ediyor. Dijital ve mobil yaşam tarzını merkezine alan, geleceğin teknolojilerini bugüne taşımış ürün ve hizmetler üzerinde yoğunlaşıyoruz. Yeni markaları belirlerken ‘Neden olmasın?’  sorusuyla, önyargılardan arınarak işe başlıyoruz ancak tabii ki müşteri taleplerini ve trendlerini gözeterek, son derece titiz ve seçiciyiz.”

 

Toplantıda bulunan Bilkom Ürün Grup Müdürü Can Irmak Sağıroğlu da yeni işbirliklerini ürün portföyü stratejisinin bir parçası olarak değerlendirdiklerini belirtirken, İnsan Kaynakları Müdürü Burak Sezer söz konusu başarıların arkasında dinamik ve değişimi kendisine ilke olarak benimsemiş bir organizasyonun bulunduğunu ve bunun için çok şanslı olduklarını ifade etti.

 

Yeni oyunlar yolda

Toplantıda Bilkom’un 2014 yılında oyun pazarına girişini ise Bilkom Satış Direktörü Fikret Ballıkaya değerlendirdi. Bu kararın dijital yaşam tarzını benimsemiş tüketicilere yönelik stratejik bir karar olduğunu belirten Ballıkaya, “Oyun işini bir sektör olarak görmekten çok, eğlenceyi ve büyükler için lifestyle trendleri barındıran bir alan olarak görüyoruz. Bu alanda yeni gelişmeler de var. CDProject şirketi ile anlaşma imzaladık, ‘Witcher 3’ yakında Bilkom ile Türkiye’de olacak. Merakla beklenen yeni oyunları Türkiye’ye getirmek üzere çalışmalarımıza devam ediyoruz” dedi.

Microsoft geleceği tahmin etmek istiyor

0

Microsoft, Microsoft Prediction Lab ile sahip olduğu ‘tahmin yeteneğini’ geliştirmek için kitlelerden yardım almaya başladı. Microsoft Prediction Lab, içinde insanların siyasi olaylardan spora kadar her şey hakkında tahmin yürütebileceği bir platform olarak hizmet veriyor. Ancak görülen o ki iş-ev arası mesafeniz veya kürtaj hakkındaki düşünceleriniz dahil pek çok kişisel bilginize de talip.

microsoft-prediction-lab

Microsoft topladığı tüm veriyi işleyerek dünya kupası maçları, Amerikan futbol ligi maçları ve hatta İskoç bağımsızlık referandumu hakkında bile tahmin yürütebiliyor. Şirket daha önce yaptığı açıklamada skor tahminleri için aralarında eski sezonlardaki galibiyet/mağlubiyet oranlarının da bulunduğu pek çok farklı kaynak kullandığını açıklamıştı. Ancak tahmin yapmanın bir yolu da biraz ‘şike’den geçiyor gibi, mesela söz konusu maç hakkında bahis oynamış bulunan insanların tahminlerinin baz alınması. Microsoft insanları tekrar tekrar oylamaya teşvik ederek zaman içinde bir kişinin fikir yapısının modelini çıkartabilecek hale geliyor. Microsoft araştırmacısı David Rothschild bu yöntem ile ilgili yaptığı açıklamada ‘‘Anketler o an ankete oy veren insanların önsezilerini takip ediyor. Benim sezgim bir seçimin sonucunun ne olacağını tahmin eder. İnsanların genelinin bir seçim sonucu hakkındaki sezgileri ise herhangi bir seçim tahminin temelindeki en kritik bileşendir – tek bileşen olmasa bile.’’ Rothschild bu yaklaşımla büyük anket şirketlerinin tahmin başarılarını yakalayabildiklerini, hatta insanların tekrar tekrar platforma gelmeleri sayesinde anket şirketlerinin elde edemediği önsezilere de ulaştıklarını söyledi.

microsoft-polls

Microsoft’un kurduğu sistem şöyle çalışıyor: hiçbir değeri olmayan sanal puanlar bir bahis sistemiyle herhangi bir olayın sonucuna yatırılıyor. Eğer insanların geneli bir sonuca bahis yatırmışsa ve diğer sonuç kazanırsa, kazanan sonuca yatırım yapan insanlar normalde kazanacaklarından daha fazla puan kazanıyorlar. Ancak bu ‘bahislerin’ konuları oldukça derinleşebiliyor ve neticede Microsoft’a belki de reklam verenlere kişiselleştirilmiş reklamlar için sunabileceği kadar insanlar hakkında detaylı kişisel bilgiler toplayabileceği bir maden sunmuş oluyor.

Bu araştırmalar şimdilik sadece araştırma ancak gelecek yıllarda kişilik analizinden niyet okumaya varan bir süreç başlayabilir mi? Bilim kurgu filmlerinde sıkça işlenen bu konu belki sabah uyurken yatağınızdan cinayet ihtimali ile alınmanıza yol açmayacak ancak sabah kahvaltınızda ne yiyeceğinizden akşam gideceğiniz sinemanın seansına kadar hayatınızın önceden tahmin edilebilir olması biraz rahatsız edici bir durum olacaktır.

LinkedIn başarınızı ölçmenin 13 yolu

0

Teknolojinin hayatımızın her alanına girdiği bugünlerde sıradan bir insan tanışacağı kişilerin henüz elini sıkmadan isimlerini Google’da aratarak haklarında bilgi sahibi olabiliyor. Bu durum sanal markanızı, yani kim olduğunuzu ve sizi siz yapan özelliklerinizi dijital ortamda anlatmanızı çok önemli kılıyor.

Profesyonel yaşamda bunu yapabileceğiniz en iyi ortam ise elbette LinkedIn. Google’da isminiz aratıldığında en üst sıralarda yer aldığı için bu site çoğu zaman sizinle ilgili bilgi almak isteyenlerin ilk uğrak noktası oluyor ve insanlar sizin hazırladığınız “profil özetiniz” ile karşılaşıyorlar. Peki profil özetiniz kalitenizi anlatmanız için yeterli mi? Şu 13 soruya 1-5 arası puan vererek kendinize bir skor belirleyin ve sonucu için yazının sonuna göz atın:

1- Açılış cümlesi, ifade veya başlık sizi daha fazlasını öğrenmek için teşvik ediyor mu?

2- Profiliniz hakkınızdaki gerçek bilgileri yansıtıyor mu?

3- Kendi seviyenizdeki insanlardan farkınızı ortaya koyuyor mu?

4- İlgisini çekmeye çalıştığınız insanların ihtiyaçlarına cevap verecek nitelikte mi?

5- Yeterince ikna edici mi? İlginç bilgiler, sözler ve benzeri elementler barındırarak okuyucuyu sizin hakkınızda daha çok bilgi almaya teşvik ediyor mu?

6- Profesyonel özellikleriniz ve kişisel özellikleriniz (hobileriniz, hayat deneyimleriniz, ilgi alanlarınız) arasındaki oran 80-20 şeklinde mi?

7- Sadece yapmış olduğunuz şeyleri listelemenin dışına çıkarak nasıl değer yarattığınızı insanlara gösteriyor mu?

8- Sizi siz yapan kişilik özelliklerinizi sergiliyor mu?

9- Estetik olarak düzgün mü? Paragraflar arasında boşluklar ve özenli, etkileyici başlıklar var mı?

10- Bir çeşit “başkaları tarafından onaylanma” içeriyor mu (“İnsanlar şöyle olduğumu düşünür..” veya “Şu ödüllere layık görüldüm..” vb.)

11- Gramer ve noktalama hatalarından arınmış, özenlice yazılmış mı?

12- Özdeşleştirilmek istediğiniz anahtar kelimeleri içeriyor mu? (Bu özellikle internet üzerinde yapılacak aramalar için önemlidir.)

13- Vermek istediğiniz mesaj resimler, videolar, sunumlar ve dokümanlar ile destekleniyor mu? (LinkedIn bazı multimedya öğelerini profilinize yüklemenize izin veriyor.)

Eğer puanınız 60-65 arasındaysa profiliniz gayet güzel bir şekilde hazırlanmış demektir, tebrikler!

Eğer 60’ın altında aldıysanız profil özetinizi tekrar gözden geçirmek isteyebilirsiniz. Eğer 40’ın altındaysanız en baştan başlamalısınız.

Yeni bir profil özeti oluşturduğunuzda şu üç kişiden geribildirim istemeyi unutmayın:

– hedef kitlenizdeki bir kişiden

– sizin başarınızı isteyen bir akıl hocası/koçtan

– sizi yakından tanıyan bir aile üyenizden veya yakın arkadaşlarınızdan birinden

Kaynak: http://www.forbes.com/sites/williamarruda/2014/09/28/13-ways-to-know-if-your-linkedin-summary-is-a-winner-or-a-snoozer/

eBay ve PayPal ayrılıyor

0

eBay, Salı günü yaptığı açıklamada eBay pazaryeri ünitesi ve daha hızlı büyüyen ödeme ünitesini ayırarak iki ayrı şirket haline geleceğini açıkladı. 2015 yılında tamamlanması gereken ayrılma bir nevi eBay’in 2002 yılında PayPal’ı alışını tersine çevirmiş görünüyor.

 

Ayrılma ile birlikte American Express’in çevrimiçi ve mobil işlerinin başındaki isim Dan Schulman’ın yeni PayPal’ın CEO’su olacak.

 

2002 yılında PayPal işleri için büyük oranda eBay’e bağımlıydı. Açık artırma sitesinde işlerini hızlı tutmak isteyen tüccarlar çekle uğraşmak yerine PayPal’ı tercih ediyordu. Bugün ise PayPal geleceği mobil uygulamalarda görüyor ve eBay sadece bir referans müşteri haline gelmiş durumda. PayPal’ın stratejisi artık iki ürün üzerine yoğunlaşıyor: insanların yakınlarındaki mağazalarda kolaylıkla ödeme yapmalarına yardımcı olacak tüketici uygulaması ve alt şirketi Braintree’nin hazırladığı Uber veya Hotelnight gibi uygulamalar içinden ödeme yapmaya imkân veren uygulama. Artık serbest olacak olan şirket Square ve Stripe gibi rakiplerin yanı sıra Apple ile ödeme sistemleri konusunda birlikte çalışmanın da yollarını da keşfetmek zorunda.

 

eBay’in şu anki CEO’su ve PayPal’ı da vekâleten yöneten isim John Donahoe ayrılıştan sonra yeni şirketin yönetim kurulunda yer alırken CEO’luk görevini bırakacak.

 

Kaynak: http://readwrite.com/2014/09/30/ebay-paypal-spinoff

Lidya Grup, Egeli girişimcilerle bir araya geldi

0

Xerox ve Epson Türkiye dağıtıcısı Lidya Grup, baskı teknolojilerinde gelinen son noktanın sergilendiği İzmir Lansman Toplantısı’nda Egeli girişimcilerle bir araya geldi. İzmir ve bölge illerdeki büyük hedeflerin paylaşıldığı toplantıda Xerox Versant2100 ile dijitalde ofsete meydan okuyan bir baskı kalitesi sergileyen Lidya Grup, tarayıcının eklendiği Epson T Serisi ile de dikkatleri üzerine topladı. İzmir’in bölge illerle ciddi bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çeken Lidya Grup Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Öz, “Xerox ve Epson know-how’ını sergilediğimiz bu toplantı aynı zamanda Egeli yatırımcıların vizyonunu ortaya koyan farklı bir anlam daha taşıyor. Ofsete rakip olabilecek baskı kalitesinde bir ürün olan Versant 2100’e Manisa’dan yatırım yapan İpek Dijital ve Ajans Renk firmaları sektörde önemli bir ilke imza attılar” dedi.

 

Öz “2014 yılı ilk üç çeyreğe baktığımızda bölgede önemli başarılara imza attık. Takibini sürdürdüğümüz büyük projelerin sayısının artması, ürün yelpazemizin genişlemesi sayesinde yıl sonunda Ege Bölgesi’nde 13 milyon TL ciro hedefine ulaşacak, geçtiğimiz yıllara oranla farklı büyümemizi sürdüreceğiz” dedi.

Malatya’da teknoloji rüzgarı

0

TP-LINK öncülüğünde bu yıl başlatılan “Anadolu Teknoloji Günleri” etkinliği, bu kez Malatya’da gerçekleştirildi. 25 Eylül 2014 tarihinde TP-LINK ve Western Digital (WD) işbirliği ve Çözüm Bilgisayar ev sahipliği ile Malatya’da yapılan toplantıya Malatya ve çevresindeki pek çok bayi katıldı.

TP-LINK Ülke Müdür Yardımcısı Ali Dinçer, teknoloji sektörünün çok hızlı değiştiğini ve geliştiğini belirterek, “Yeni çözümlerimizi, değişen teknoloji dünyasını Türkiye’nin farklı illerindeki bilgi teknolojisi (BT) bayilerine anlatmak ve onların istek ve beklentilerini dinlemek üzere oluşturduğumuz etkinlik serisi, tüm taraflar açısından çok yararlı oluyor. Son olarak Malatya’da teknoloji bayileriyle bir araya geldik. Önümüzdeki günlerde Anadolu Teknoloji Günleri etkinliğini daha da geliştirerek farklı illerde devam ettireceğiz” diyor.

Anadolu Teknoloji Günleri, İstanbul dışındaki illerde proje ağırlıklı çalışan, katma değerli hizmet üreten BT bayilerine, şirketlerin çözümlerini tanıtmayı ve onların beklentilerini dinlemeyi hedefliyor. TP-LINK öncülüğünde başlatılan bu etkinlik ile kurumların BT projelerinde gereken temel bazı çözümler (kablosuz ağ, depolama, güvenlik) tanıtılıyor. Toplantılarda ürün ve çözüm tanıtımlarının yanı sıra bayilerin değerlendirmeleri ve öneri/istekleri de ele alınıyor.

Anadolu Teknoloji Günleri etkinliği, Trabzon başta olmak üzere diğer illerde gerçekleştirilmeye devam edilecek.

Dell en çok satan şirket oldu

0

IDC’nin, bu ay ikinci çeyrek sonuçları yayınlanan, güncel Dünya Disk Depolama Sistemleri Raporu’na göre, bu yılın ilk yarısında Dell, Terabayt cinsinden dünyada toplam kurumsal dâhili ve harici depolama kapasitesi satışlarında, rakiplerini geride bıraktı. IDC’nin raporuna göre Dell bu dönemde, 4.311.728 Terabayt – 4 Exabayt’ın üzerinde – depolama kapasitesi satışı gerçekleştirdi. Dell, 2013’ün ikinci yarısına göre %14,8 büyüme gösterdi.

Dell Türkiye Ülke Müdürü Didem Duru konuyla ilgili olarak; “IDC’nin Dell’i, 2014’ün ilk yarısında satışı yapılan toplam (dâhili ve harici) Terabayt açısından 1 numaralı depolama sistemleri sağlayıcısı ilan ettiğini paylaşmaktan büyük heyecan duyuyorum. IDC’ye göre Dell, bu dönemde toplam 4.311.728 Terabayt, yani 4.300 Petabayt ya da 4 Exabayt’ın üzerinde depolama kapasitesinin satışını gerçekleştirdi. Biraz daha somut anlatmak gerekirse, sağlanan toplam depolama kapasitesi 57.000 yıldan uzun süre hiç durmadan çalışan yüksek çözünürlüklü videoya denk bir değer teşkil ediyor. Bu bizim için çok önemli bir konum. Çünkü Bütünleşik Altyapıların, Yazılımın ve Tanımlı Depolama’nın giderek daha fazla yaygınlaşması nedeniyle, sunucularla depolama arasındaki sınırların da belirsizleştiğini gözlemliyoruz. Dell ayrıca 2014’ün ilk yarısında gelir açısından harici DAS depolama sağlayıcısı olarak 1 numaraya oturdu. iSCSI-bağlantılı harici depolama sağlayıcısı olarak da yine gelirler açısından son 26 çeyreğin 25’inde bulunduğu birincilik konumunu korudu” diyor.

Bunun yanı sıra, araştırma şirketi IT Brand Pulse tarafından yapılan bir ankette depolama sistemleri kullanıcıları Dell’i 2014 Tümüyle-Flash iSCSI SSD segmentinde Pazar Lideri olarak seçti. Kullanıcılar, Dell’in sektörde en uygun fiyatlı performansı sunma gayretlerini de ödülsüz bırakmayarak, Dell’i karma (hibrit) SSD/HDD ortamları ve Tümüyle-Flash Fiber Kanal depolama, iSCSI depolama, NAS ve flash yönetim yazılımı alanlarında genel fiyat lideri olarak seçti.

Didem Duru gelinen noktayı değerlendirirken; “Bu sonuçlar, veri ve BT yönetiminin yalınlaştırılması ve maliyetlerinin azaltılması için destek vermek üzere tasarlanan Dell Storage teknolojisine yaptığımız yatırımların karşılığını aldığımızı gösteriyor. Son iki çeyrekte olduğu gibi, depolama pazarındaki payımızı artırmaya devam ederken daha önce yalnızca üst segmentte mevcut olan yenilikçi kurumsal depolama çözümlerini, artık orta segmente de sunuyoruz. Böylece her ölçekteki müşterimizin gittikçe büyümekte olan verilerini daha düşük maliyetle ve daha kolay biçimde yönetmesine olanak sağlıyoruz” diyor.

2015’te herkese ücretsiz internet gelebilir

12

İnanması güç gelebilir ancak doğru ve üstelik test edilerek onaylandı. Alçak yörüngeye küçük uydular yerleştirerek dünyaya ücretsiz WiFi sağlamayı amaçlayan Amerikalı bir şirket Kuzey Amerika, Avrupa ve Orta Doğunun büyük bölümünde yaşayan 1.3 milyar insana ücretsiz Wi-Fi sinyalleri göndermeye başladığını duyurdu. OUTERNET adı verilen proje 2015 yılının haziran ayına kadar dünyada mobil telefon veya bilgisayarı olan herkesi internete bağlamayı hedef edinmiş durumda. Şu an yüksek hızlı sinyaller ile günde 200 MB trafik sağlayabilen şirket çok yakında bunu 1 GB’a çıkarmayı planlıyor. Şirket tüm insanların kullanımına açık olacak olan günlük 100 GB kotaya da gözünü dikmiş durumda.

free-internet-OUTERNET-projectBu hizmetten yararlanmak için ihtiyaç duyulan çanak anten boyutu (inch olarak)

Media Development Investment Firm adındaki şirket, günümüzde insanların sadece yüzde 60’ının internet üzerinden bilgiye erişimi olduğunu bildiriyor. Ancak gelişen teknolojinin insan hayatında edineceği yer göz önüne alındığında bu oranın çok daha arttırılması gerektiğini savunuyor. Proje aynı zamanda internet erişimi hükümetlerce kısıtlanan Kuzey Kore ve Çin gibi ülkelerin vatandaşlarının erişim problemlerini de çözmeyi amaçlıyor. Projenin gerçekleşmesi için Facebook ve Google da dahil olmak üzere pek çok şirket ve insandan bağış bekleniyor.

Düşük maliyetli uyduların alçak yörüngeye yerleştirileceği projede bağlantı bu uydular ile yeryüzünde pek çok mekana yerleştirilecek yerel istasyonlar arasında sağlanacak. Geleneksel internet protokolünün aksine ‘User Datagram Protocol multitasking’ adlı teknolojiyi kullanacak sistem uydu televizyonlarının çalışma prensibiyle benzeşiyor.

Projenin başındaki isim olan Sayed Karin, projenin geleceğinden ümitli. Maliyetleri iyi hesapladıklarını belirten Karin, çeşitli uzay araçları geliştirmekte yeterince tecrübeli olduklarını söylüyor. Büyük Telekom operatörleri ise şimdiden karşı lobi yapmaya başlamış durumdalar. Mobil internetin yüksek penetrasyon oranları yüzünden kısa mesaj alanında gelirlerinin sıfırlandığını söyleyen şirketler olası bir ücretsiz internet hizmetinde batacaklarını savunuyorlar.

Mobil veri iletişiminin her geçen gün daha kapsamlı kullanılır hale geldiği için ses ve sms gelirlerinde önemli düşüler yaşayan mobil operatörler için duymak isteyecekleri en son haber bu olsa gerek. Görünen o ki uzun yıllardır pek çok firmanın dile getirdiği ücretsiz internet hizmeti bir gerçeğe dönüşebilir. Elbette bu hizmetin arkasında haberalma veya istihbarat teşkilatlarının bulunup bulunmadığını iki kere düşünmek gerekiyor.

Amazon akıllı ev işine yatırım yapıyor

0

Amazon Silikon Vadisi’nde kurmuş olduğu donanım araştırma laboratuvarlarına yeni akıllı ev donanımları üretmek amacıyla eleman almaya başladı. Görünen o ki Amazon’un Kindle Fire gibi donanım ürünlerinin arkasındaki grup Lab126 önümüzdeki beş sene boyunca tam performansla çalışmaya devam edecek. CEO Jeff Bezos Kindle Fire’ın tekleyen satışları ve Amazon’un gerçekleşmesi düş olan teknolojilere yatırım yaptığını düşünen yatırımcılarının eleştirilerine rağmen bildiğini okumaya devam ediyor.

Kaynaklar Amazon’un Lab126 çalışmalarına 55 milyon dolar bütçe ayırarak akıllı ev donanımı yarışında Apple ve Google’a karşı yarışma niyetinde olduğunu söylüyor. Google, Apple ve Amazon böylece gelecekte nesnelerin interneti alanında sağlam bir rekabete girecek gibi gözüküyorlar. Teknoloji firmalarının bulaşık makineleri, buzdolapları ve güvenlik sistemlerinin internete bağlanacağı gelecekte yarıştan kopmadan pazardan pay almak için çabaladıkları aşikar.

Ancak mobil endüstri bizlere bir şey öğrettiyse o da üçüncü parti uygulama desteğinin da en az ürünler kadar önemli olduğu. Dolayısıyla Amazon’un nesnelerin internetine yaptığı yatırımda ev aletlerini birbirine bağlayan cihazlar üretmenin yanında bu işlemi çok kolaylaştıracak sistemler de geliştirmesi gerekiyor.

FBI güvenlik önlemlerinden şikayetçi

0

FBI başkanı James Comey geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada akıllı telefonların içeriğine istenildiği takdirde ulaşılabilmesinin çocuk kaçırma ve terörizm gibi olaylarda suçluların işlerini güçleştirdiğini ancak Apple ve Google’ın aldıkları yeni nesil güvenlik önlemleriyle güvenlik güçlerinin bu avantajını ortadan kaldıracaklarını söyledi. Comey verdiği demeçte bu üreticilerin insanlara ‘kanunların ötesine geçebilmeyi vadettiklerini’ savundu.

FBI sözcüsü tarafından yapılan başka bir açıklamada James Comey’in söyledikleri doğrulandı. Geçtiğimiz haftalarda Google yeni Android cihazlarında veri şifrelemesinin ön tanımlı olarak geleceğini açıklamış, Apple ise iOS 8 ile birlikte iPhone ve iPad kullanıcılarının bir parola ile tüm verilerini şifreleyebileceklerini söylemişti. Bu işlemler kişisel verilere üçüncü parti kişilerin erişmesini oldukça zorlaştırıyordu.

FBI Suçlu Araştırma Birimi de yaptığı açıklamada akıllı telefon üreticilerinin suçluların eline bir silah daha vermemeleri gerektiğini vurgulayarak ‘‘Apple ve Android’in yeni güvenlik önlemleri bize fiziksel ve finansal anlamda büyük zarar vermek isteyen kişileri koruyacaktır. Polisin ihtiyacı olan bilgiye ulaşması yasal izinleri olsa dahi imkansız hale getirilmiştir’’ yorumunu yaptı. Google ve Apple ise konuyla ilgili açıklama yapmadı.

backdoor

Acaba bu gelişmeler güvenlik ve donanım alanında çalışan firmalar için gelecek yıllarda yeni kanunlar ile yüzleşmelerine neden olabilir mi? Büyük olasılık ile devletler kontrol altında tutabildikleri yazılım ve donanım üreticilerinin ürünleri içinde kendilerine özel arka kapılar bırakmalarını talep edebilir. Eğer böyle bir gelişme yaşanırsa (ki şu ana kadar yaşanmadığına dair elimizde bir kanıt olmadığı gibi yaşandığı yönünde pek çok söylenti var) uluslararası faaliyet gösteren teknoloji firmalarını zor günlerin beklediğini söyleyebiliriz.

Çağrı merkezi sektörü büyüyor

0

43 üyesi ile birlikte sektörün yüzde 85’ini temsil eden Çağrı Merkezleri Derneği’nin IMI Conferences işbirliğiyle gerçekleştirdiği, Türkiye çağrı merkezi sektörü hakkında yapılmış en güncel ve kapsamlı araştırma olma özelliğini taşıyan çalışmanın sonuçları 30 Eylül Salı günü düzenlenen toplantıda basın mensuplarıyla paylaşıldı.

Hızla büyüyen çağrı merkezi sektörünün 2014 yılında elde ettiği gelişimi, geçtiğimiz yıllar ile kıyaslaması, kullanıcı istatistikleri ve gelecekteki vizyonunun paylaşıldığı toplantıya ÇMD Yönetim Kurulu Başkanı Metin Tarakçı, ÇMD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Hakan Çelik, Gürcan Aladinli ve Mehmet Akgün katıldı.

2007 yılından 2014 yılına kadar olan çağrı merkezi istihdam artışının da ayrıntılı olarak ifade edildiği araştırma verilerine göre 2013 yılında 70.200 kişi olan Müşteri Temsilcisi sayısının % 14 artış göstererek 2014 yılı sonunda 80.000 kişiye ulaşacağı tahmin ediliyor. Müşteri Temsilcisi sayısının artışında özellikle dış kaynak servis sağlayıcıların yaptığı yeni yatırımlar ile gelen istihdam artışı göze çarpıyor. İstihdamın coğrafi olarak dağılımı ise; % 42 İstanbul, % 8 Ankara, % 3 İzmir ve % 47 diğer Anadolu illerimiz şeklindedir.

Araştırma verilerine göre seat büyüklüğü ise geçtiğimiz yıla oranla yüzde 8 büyüme kaydederek 73.000’ e ulaştı. Toplam seat kapasitesinin % 28’ini telekomünikasyon sektörü oluşturmakta. Finans/ Sigortacılık sektörü % 22,1’lik oranla ikinci sırada yer alırken, Kamu sektörü ise % 8,7’lik oranla en çok seat kapasitesini kullanan üçüncü sektör konumunda bulunmakta.

Araştırmada, 2014 yılında da önceki yıllara benzer şekilde çağrı merkezlerinde çalışan Müşteri Temsilcilerinin çoğunluğunun kadın olduğu görülüyor ve % 65 kadın istihdamı ile çağrı merkezi sektörü kadınların ekonomiye dahil olmalarına katkı sağlamaya devam ediyor.

2014 yılında da çağrı merkezlerinde çalışan Müşteri Temsilcilerinin yaş ortalaması gençlerin çağrı merkezi sektörünü tercih ettiğini gösterdi. Çalışanların % 44,5’i 21-24 yaş aralığında, % 26,7’si 25-29 yaş aralığında, % 14,6 30 yaş ve üzeri, % 14,2’si ise 18-20 yaş aralığında oldu. Araştırma kapsamında çalışanların eğitim durumları ise; % 35’i lise mezunu, % 27’si üniversite mezunu, % 25’i yüksekokul mezunu, % 11’i öğrenci olarak ortaya çıktı.

ÇMD Yönetim Kurulu Başkanı Metin Tarakçı, araştırma sonuçlarına göre çağrı merkezlerinin en çok telekomünikasyon ve finans sektörleri tarafından kullanıldığını belirterek sektörlerin kullanımları ile ilgili şu bilgileri verdi: “Araştırmanın verileri gösteriyor ki kamu ve tüketim sektörünün çağrı merkezi kullanım ihtiyaçları giderek artmaktadır. E-devlet uygulamalarının gelişmesi ile birlikte vatandaşa daha yakın ve şeffaf yönetim anlayışına geçen kamu kurumları, çağrı merkezlerinden çok daha fazla istifade edecekler. Araştırma aynı zamanda çağrı merkezlerinin en çok Tele-Satış ve pazarlama ile müşteri hizmetleri alanlarında yoğun olarak kullanıldıklarını gösteriyor. Gelecekte perakende, e-ticaret ve hızlı tüketim sektörlerinin pazarlama faaliyetlerinde çağrı merkezleri ile çok daha fazla işbirliği içerisinde olacaklarını öngörüyoruz” dedi.

Startup Live İstanbul-2’nin kazananları belli oldu

0

54 saatte fikirden ürüne!” sloganıyla yola çıkan Startup Live, bu sene Okalip Toplantı Keyfi evsahipliğinde ve Çağdaş Önen’in girişimleriyle, 26 Eylül-28 Eylül tarihlerinde 2. defa İstanbul’da gerçekleşti.

Üç gün süren organizasyonun sonunda 13 takım, jüri üyelerine 4 dakikalık sunumlarını yaptı. Jüri değerlendirmesi sonucunda, küçük ve orta ölçekli işletmeler için HR süreçlerini bulut-tabanlı takip edebilecekleri SaaS çözümüyle karşılayan Efecan Erdur’un kurucusu olduğu KolayİK.com ekibi birinciliği (www.kolayik.com), RFID, wireless ve Bluetooth teknolojilerini kullanan ve mobil uygulamayla yönetilebilen akıllı priz çözümüyle Smart Energy ekibi ikinciliği, ses teknolojisini temel alan akıllı ev otomasyonu çözümü Foxinhome ise üçüncülüğü elde etti.

Birinciliği kazanan KolayİK.com, Startup Live Academy online girişimci hızlandırma (accelerator) programına ve Avusturya’da düzenlenecek Pioneers Festival’ine katılım hakkını elde etti. Dereceye giren takımlar ayrıca Medyanet tarafından dijital pazarlama eğitimi ve ekip başına 1.500 TL’ye kadar ön ödemeli ininal kart ödüllerine de sahip oldu.

İnternet dünyasının önemli şirketlerden birçok temsilcinin yer aldığı Startup Live İstanbul etkinliğinin final sunumlarını http://startupliveistanbul.web.tv/ adresinden izleyebilirsiniz.

Citrix, vizyonundaki yeni açılımları açıkladı

0

Bilişim teknolojileri hızlı bir şekilde web, bulut ve mobil çağını geride bırakırken; insanlar, uygulamalar ve bilgi giderek daha da mobil hale geliyor.

“Software-Defined Everything” (Yazılım Tanımlı Her şey) doğru olan eğilim ile birlikte, BT’nin fonksiyonu evrilerek, masaüstleri, uygulamalar ve veriler için stratejik bir hizmet sağlayıcısı haline dönüştü. Citrix, bu trendi tüm iş yerlerini kapsayacak şekilde genişletiyor. Citrix, insanların her tür cihaz veya konumdan sorunsuz bir şekilde haberleşmesini, birlikte çalışmasını ve ilgili verilere sınırsız erişim sağlayarak çalışma tarzlarını değiştirmeyi hedefliyor.

Bu şekilde  uygulamalar, masaüstleri, ağlar ve sunucular bulundukları bulut tipi veya altyapıdan bağımsız olarak işyeri mobilitesi için stratejik sanal araçlar haline geliyor. Her şeyden önce “Software-Defined Workplace” (Yazılım Tanımlı İş Yeri) bildiğimiz fiziksel alanları ve kaynakları tüm kullanıcılar için tüketici benzeri deneyimler sunan tamamen dijital olarak sanallaştırılmış iş alanlarına dönüştürüyor.

Software-Defined Workplace” vizyonu, müşteriler için farklı boyutlarda önemli gelişimler sağlıyor. İşgücü içinse bu, daha fazla üretkenlik ve maksimum iş memnuniyeti anlamına geliyor. McKinsey Global Institute tarafından yakın zamanda yapılan bir araştırmada, yazılım tabanlı çözümlerle iş akışlarının optimum hale getirilmesi ve işbirliğinin sadece yüzde 20 oranında artırılmasıyla çalışanların her yıl 200 saat tasarruf sağlayacağı tahmin ediliyor.

“Software-Defined Workplace” sayesinde; çalışanların daha fazla katılımını sağlayarak insan gücü maliyetleri optimum hale getiriliyor; daha fazla verimlilik için çalışma tarzı, araçlar ve akışlardan liderlik bilgileri elde edilmesi hızlanıyor; kesinti ve felaketlere hazırlık etkinleştiriliyor, ofis, ekipmanlar ve işe geliş-gidiş kaynaklı karbon izi azaltılmış oluyor.

Citrix CEO’su Mark Templeton şunları söyledi: “Citrix olarak uzun süredir şirketlerin “Software-Defined Workplace”  avantajlarından faydalanmasına yardımcı olması için BT’yi destekleyerek, fiziksel alanların sanal alanlara dönüştürülmesiyle ilgili çalışmalar yürütüyoruz. Yazılımın her şirketin işleyişindeki merkezi rolü göz önünde bulundurulduğunda bu, insanların ve şirketlerin çalışma tarzının geleceğini büyük ölçüde değiştirmek için büyük bir fırsattır.”

İşe alım yaparken sormanız gereken iki soru

1

İşlerinizin hızla büyümesi sizi heyecanlandırıyor olabilir. Yapılacak pek çok iş üst üste yığılırken bu işlerin üstesinden gelmek için ekibinize daha fazla eleman almayı düşünebilirsiniz. Ancak ilk işe alımınız da olsa, kırkıncı işe alımınız da olsa bir adım geriye çekilip değerlendirmeniz gereken durumlar var:

Neye ihtiyacınız var?

Ekibinizi her zaman birbirini tamamlayan yeteneklerden oluşturmaya ihtiyacınız vardır. Bazıları sadece şirketlerin ilk döneminde birbirlerinin yeteneklerini tamamlayan ortakların yeteceğini söylese de bu yeterince büyük düşünmemelerinden kaynaklanmaktadır.

Tamamlayıcılık, her zaman akılda bulunması gereken bir konsepttir. Şirketler departmanlar veya takımların kendi karakteristikleri oluşacaktır ve bu tek bir alana yoğunlaşmış şekilde olabilir. Çok fazla strateji sahibi olup eyleme geçirecek çok fazla elemanın olmaması gibi durumlar işlerinize zarar verecektir. Denge her zaman gözetilmelidir.

Size ne katabilir?

Elbette tamamlayıcı yeteneklerle birlikte tamamlayıcı kaynaklara da ihtiyacınız olabilir. İşe alacağınız insanın takımınıza ne gibi ek kaynak getireceğini de sorgulamalısınız. Bu bir girişimde para veya önemli bağlantılar olabilir. Hali hazırda oturmuş bir şirkete ise içinde bulunduğu marketi daha iyi anlamlandırma olabilir.

Daha fazla kaynak;

  • Riski azaltacaktır.
  • Yaratıcılığı tetikleyecektir.
  • Şirketinizin hedefini başkalarının da onayladığının göstergesi olacaktır.

Yaratıcılığı engelleyen beş yaklaşım

1

Yaratıcılık pek çok girişimcinin kurtarıcısıdır. Yeni bir fikir veya eski bir fikrin yeniden çözümlenmesi rekabette avantajı ele geçirmenize yardımcı olabilir.

Ancak yaratıcılık her zaman kullanması zor olan bir yetenektir ve her zaman çevresinde ‘yaratıcı’ olarak tanınan insanlardan gelmeyebilir. Dışarıdan yaratıcı olarak gözükmeyen biri de yaratıcı fikirler geliştirebilir. Mind Gym: More By Thinking Differently kitabının yazarı Dr. Sebastian Bailey bunların üzerine yaratıcılığın öldürülebilir bir şey de olduğunu, ve öldürmemek için şu tavırlardan kaçınmaya dikkat edilmesi gerektiğini paylaşıyor:

– ‘‘Ben bu problemi biliyorum’’: Boğazına 6 metrelik bir ip bağlı olan eşek, 8 metre uzağındaki bir samana nasıl ulaşır? Cevabı rüzgarda veya farklı şeylerde aramayın. Eğer ipin diğer ucu bir yere bağlı değilse eşek samana ulaşmakta zorlanmayacaktır.

donkey-photo

Bir problemi çözerken onu tamamen bildiğinizi varsaydığınızda kendinizi kısıtlarsınız. Dolayısıyla bildiğinizi düşünseniz dahi elinizdeki verileri iyice analiz etmek problem hakkında daha önce bilmediğiniz veriler bulmanıza yardımcı olabilir.

– ‘‘Çözümü biliyorum’’: Daha önce karşılaştığınız benzer problemlerin çözümlerini hatırlayarak önünüzdeki problemlere yaklaşmak, alternatif çözümleri görmenize engel olacaktır.

– ‘‘Ben tam anlamıyla bir realistim’’: Einstein genel görelilik kanununu geliştirmek için bildiği anlamda gerçekten uzaklaşmak zorundaydı. Kendini bir ışık ışınını takip ederken hayal ederek yolculuğunun nasıl olabileceğini düşünmeye çalıştı. Çoğu zaman düşünceleriniz ‘yapılabilirlik’ algımız ile kısıtlanabilir.

Imaginary-World-your-imaginary-world-16495963-1920-1200

– ‘‘Ben bir uzmanım’’: Bazen uzmanlığınız be bilginiz yeni çözümler görmenize engel olur ve sizi varsayımlar yapmaya itebilir. Bir konuda uzman olduğunuza inandığınızda onun hakkında diğer insanlardan daha derin bir görüşe sahip olduğunuzu düşünebilirsiniz. Ancak bu problemleri olduğundan daha karmaşık olarak görmenize sebep olabileceğinden her zaman olaylara farklı bir bakış açısı ile yaklaşan birilerinin fikirlerini duymak faydalı olacaktır.

– ‘‘Her şeyi olduğu gibi görüyorum’’: Çocukluğunuzda bulutlara baktığınızda birçok farklı şekil görebilirdiniz. Ancak yetişkinliğinizde bulutlara baktığınızda sadece gelen yağmur tehlikesini görürsünüz. Psikologlar bunu bir şeyin asıl amacını bildiğinizde onu başka bir şekilde düşünemeyeceğiniz şeklinde yorumluyor. Yaratıcı düşünmek için bir şeyin ne olduğunu değil, ne olabileceğini düşünmeniz gerekiyor.