ODTÜ TEKNOKENT tarafından yönetilecek olan ve T-Jump adı verilen San Francisco Merkezi Türkiye’de yer alan girişimciler için ABD’ye resmi olarak kolay giriş, San Francisco ilişki ağına erişim ve ekosisteme kolay adaptasyon imkanları sunacak. Bu imkanlar sayesinde girişimcilerin piyasayı yakından takip etme, işlerini ve fikirlerini geliştirme, büyütme, yeni müşteriler elde etme ve yatırım alma fırsatlarına ulaşmaları çok daha kolay şekilde mümkün olacak.
Merkezde ayrıca; yoğunlukla San Francisco’da yer alan girişimcilere yönelik olarak sunulacak olan “Birlikte Çalışma Hizmeti”, merkezin girişimciler tarafından aktif kullanılan bir yer olmasını sağlayacak. Öte yandan, ODTÜ TEKNOKENT ve projeye destek veren kuruluşlar tarafından yürütülen kuluçka/hızlandırma programlarının ABD ayaklarının merkez kapsamında düzenlenmesi planlanıyor. Türkiye’de belirli bir eğitim aldıktan sonra San Francisco’ya gelecek girişimciler için özel olarak hazırlanmış programlar ile girişimcilerin hızlı şekilde pazara uyum sağlaması amaçlanıyor.
Ekonomi Bakanlığı’nın desteği ve ODTÜ TEKNOKENT sahipliğinde kurulan ve T-Jump San Francisco adı verilen merkez, Türkiye’den yeni girişimciler ve belirli büyüklüğe ulaşmış şirketlerin ABD pazarına girebilmesini kolaylaştıracak. Merkezin iş ortakları arasında Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Türk Ekonomi Bankası (TEB) ve Intel yer alıyor.
ODTÜ TEKNOKENT’in teknoloji tabanlı girişimciliğin desteklenmesi kapsamında “Teknoloji Transfer Ofisi” ve “Projeler Ofisi”nin yanı sıra, kuluçka merkezleri ODTÜ KOSGEB TEKMER, ODTÜ-MEMs; ve Teknogirişimcilik Programı, ön kuluçka programları “Yeni Fikirler Yeni İşler Yarışması” ve “Animasyon Teknolojileri ve Oyun Geliştirme Merkezi – ATOM” ile teknoloji amaçlı girişimciliği desteklemek amacıyla bir finansal araç olarak geliştirilen “Teknoloji Fonu” ve “Teknokent Teknoloji Yatırımcıları Derneği” gibi çalışmaları da bulunuyor.
Uzun yıllar güvenlik alanında çeşitli global şirketlerde yöneticilik yapan Tunç Çokkeser, Eylül 2014’ten bu yana Tnetworks ile girişimciliğe de adım atmış durumda. Tnetworks’ün network teknolojileri ve güvenlik teknolojileri alanında uzmanlaştığını söyleyen Çokkeser, finans, telko ve kamudaki büyük kurumsal müşterilere çözüm sunduklarını ifade ediyor.
5-6 yıl önce network güvenliğinin yalnızca firewall’dan ibaret olduğuna dikkat çeken Çokkeser, o tarihlerde güvenlik önlemleri arasında kendine ikinci, üçüncü sırada yer bulan network güvenliğinin bugün birinci öncelikli konu haline geldiğine vurgu yapıyor.
Bu kapsamda farklı ihtiyaçlar için halen 10’un üzerinde güvenlik çözümü sunduklarını belirten Çokkeser, Tnetworks’ün farklılaştığı noktayı temsil ettikleri global firmaların Türkiye’deki en yetkin iş ortağı olmaları olarak nitelendiren Tunç Çokkeser, 2015 ve sonrasındaki planları arasında tanınmış büyük firmalar ve belirli bir alana odaklanmış niş üreticilerle birlikte yol almayı planladıklarını söylüyor.
2016’dan itibaren Ortadoğu’ya da açılmak için hazırlık yaptıklarını kaydeden Çokkeser, Dubai’de açacakları ofisle çözüm ve hizmetlerini bölgedeki diğer ülkelere sunmayı amaçladıklarını da ifade ediyor.
Türkiye Bilişim Vakfı (TBV), 21. Seçimli Olağan Genel Kurulu’nu İstanbul Kanyon İş Merkezi’nde gerçekleştirdi. Bu yıl 20. yılını kutlayan TBV’nin başkanı bir kez daha Faruk Eczacıbaşı olurken, Bilgi İletişim ve Telekominikasyon sektöründe faaliyet gösteren yerli ve uluslararası firmaların tepe yöneticilerinden oluşan 33 kişilik yeni yönetim kurulu da seçimle birlikte oluşturuldu.
2015 – 2017 döneminde görev alacak yeni yönetime başkanlık edecek olan Faruk Ezcacıbaşı’nın güven tazelediği 21. Seçimli Olağan Genel Kurul’da, TBV’nin 2014 değerlendirilmesi yapılırken, 2015 yılı hedefleri ve projeleri de masaya yatırıldı. Faruk Eczacıbaşı kurulda yaptığı konuşmada, “Bütün bu çalışmaların en tepe hedefi, borç alarak değil üreterek, veri temelli bir ekonomi yönetimiyle, hem ekonomik büyümeyi hem sosyal kalkınmayı herkese eşit biçimde sağlayacak bir düzeni oluşturmaya çalışmak. Bu, zaten 2015’te 20. yılını idrak eden vakfımızın vizyonu ve misyonuna uyan bir hedef” diyerek, TBV’nin yeni dönemine ilişkin hedeflerini özetledi.
TBV’nin yeni yönetim kurulunda bilişim sektörü firmalarının üst düzey yöneticileri dışında internet ve girişim dünyası ile üniversitelerden temsilciler de yer alıyor. Bu isimler arasında Girişimcilik Vakfı Başkanı Sina Afra ile eTohum kurucusu Burak Büyükdemir dikkat çekerken, akademik dünyayı temsilen Sabancı Üniversitesi’nden Cemil Arıkan, Bilkent Üniversitesi’nden Fikret Üçcan ve İstanbul Kültür Üniversitesi’nden Vural Yılmaz yer alıyor.
33 kişilik yeni yönetim kurulunun tamamı ise şu isimlerden oluşuyor
Faruk ECZACIBAŞI – Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
Bülent GÖNÇ – Sistem Org Str ve Yön Dan, YKB Yardımcısı
Sina AFRA – Girişimcilik Vakfı YKB
Müjdat ALTAY – Netaş, Genel Müdür
Cemil ARIKAN – Sabancı Üniversitesi
Yasin BECENİ – BTS Hukuk, Ortak Kurucu
Berrin BENLİ – Novusens, Ortak Kurucu
Erol BİLECİK – Index, CEO
Burak BÜYÜKDEMİR – Goril Bilişim ve Yayıncılık A.Ş. , Yönetim Kurulu Başkanı
Kemal CILIZ – TUBİSAD Başkanı
Berç ÇUBUKCİYAN – HP Türkiye
Dr. Ramazan DEMİR – TürkTelekom A.Ş. Gn. Md. Yrd.
Behçet ENVARLI – Dijital Türkiye Platformu Koordinatörü
Erdem ERKUL – Samsung Türkiye Kamu Sektörü Direktörü
Ayşegül İLDENİZ – Intel Yeni Teknolojiler Bölümü Dünya Başkan Yardımcısı
Osman Hakan ERKAN – IBM , Türkiye Genel Müdürü Yardımcısı
Şekip KARAKAY – Sampaş Bilişim ve İletişim Sist. A.Ş., İcra Kurulu Başkanı
Cenk KIVILCIM – Cisco Turkiye Genel Müdürü
Mehmet NALBANTOĞLU – Koç Sistem Bilgisayar Sistemleri A.Ş. ,Genel Müdür
Ahmet ÖNGÜN – GANTEK Bilgisayar Danışmanlık TİC. A.Ş. ,Genel Müdür
Burak ÖZER – Xerox Türkiye Genel Müdürü
Zeynep ÖZBİL – Turkcell / Kurumsal Sosyal Sorumluluk Sponsorluklar ve STK İlişkileri Direktörü
Halil ÖZTÜRKÇİ – ADEO Bilisim Danismanlik Hizmetleri Kurucu Üyesi
Barış ÖZİSTEK – SHR Group/Joygame – CEO
Ali SAYDAM- Bersay İletişim Grubu Onursal Başkanı, İletişim Uzmanı
Hasan SÜEL – Türkiye Vodafone Vakfı İcra Kurulu Başkanı
Coşkun ŞAHİN – Türk Telekom Grubu Teknoloji Genel Müdür Yrd.
İlker TABAK – Türkiye Bilişim Derneği Başkanı
Tunç TAŞMAN – BİMSA, Genel Müdür
Cengiz ULTAV – Vestel, İcra Kurulu Üyesi
Fikret ÜÇCAN – Bilkent Üniversitesi, Öğretim Üyesi
Ruşen YAYKIN – INTERPRO Holding A.Ş., Yürütme Kurulu Başkanı
Vural YILMAZ – İstanbul Kültür Üniversitesi, Rektör Danışmanı
New York’taki taksilerin yönetimini üstlenen Taksi ve Limuzin Komisyonu’nun (TLC) raporuna göre özel taksi olarak tanımlanan Uber’e kayıtlı araçlar artık sarı rengiyle özdeşleşen taksilerden daha fazla.
Rapora göre şehirde TLC’ye kayıtlı 13 bin 587 taksi varken, Uber’e kayıtlı araçların sayısı 14 bin 88’e ulaştı. İlk olarak Mayıs 2011’de New York’ta hizmet vermeye başlayan Uber, yaklaşık 4 yılda bu noktaya gelmeyi başarmış durumda.
Raporda, Uber’de kayıtlı araç sahiplerinin kazancına da değinilmiş. New York Post’un görüş aldığı Joel Abreu isimli 24 yaşındaki Uber üyesi lüks SUV aracıyla yılda 85 bin dolar kazandığını belirtmiş. 61 yaşındaki taksi şoförü Shammi Sharma ise saatte ortalama 10 dolar kazandığını ifade ederken yıllık gelirinin 35 bin dolar seviyesinde olduğunu açıklamış.
TELKODER, yaklaşan 4G ihalesi kapsamında çeşitli tartışmalara da sahne olan Türkiye mobil iletişim pazarına ilişkin önemli bir konuya dikkat çekti. 4G ihalesi ile yaklaşık 2,5 milyar dolarlık bir gelir kazanacak olan devletin, ihale şartnamesine eklenecek bir madde ile ülkemiz telekomünikasyon sektörünü dünyada 45 milyar dolara yaklaşan dev bir pazarın parçası haline getirebileceğine dikkat çekti. Bu yaklaşıma göre devletin ihaleden elde edeceği tek seferlik gelir dışında, Sanal Mobil Şebeke Hizmeti şirketlerinin hizmet sunmasına izin verilmesiyle birlikte devlet için orta ve uzun vadede sağlanabilecek ek gelirler yaratılabileceği açıklandı.
“89 işletmeci önemli bir gelir kaynağı oluşturabilir”
2009 yılından bu yana Türkiye’de 89 işletmeci Sanal Mobil Şebeke Hizmeti (SMŞH) lisansı almış olmasına rağmen bunların hiçbirinin faaliyete geçememiş olmasının Türkiye ekonomisi için büyük bir fırsatın kaçırılması olduğunun altını çizen TELKODER, 4G ihale şartnamesine SMŞH ilgili eklenecek maddelerin devlet için yeni ve çok önemli bir gelir kaynağı oluşturabileceğini belirtti.
Konuyla ilgili olarak TELKODER Başkanı Yusuf Ata Arıak, “4G lisans şartnamesinde Sanal Mobil Şebeke Hizmeti (SMŞH) işletmecilerine kapasite ayrılması maddesi mutlaka yer almalı. Dünyada bunun çok sayıda örneği mevcut. Fransa’da gerçekleştirilen 4G ihalesinde, SMŞH’lere kapasite ayıran GSM işletmecilerine ihalede öncelik sağlandı. Dünyada SMŞH’lerin yıllık geliri 45 milyar dolar civarında. Türkiye ise bu büyük pastadan pay almayı maalesef kaçırıyor. Yakında gerçekleştirilecek olan 4G ihalesinde, SMŞH işletmecilerine kapasite ayrılması ön koşul olmalı” dedi.
Turkcell Genel Müdür Vekili İlker Kuruöz imzasıyla yapılan açıklamada Turkcell’in 2015 için 4G lisans bedeli hariç 2,5 milyar TL’lik bir yatırım bütçesi ayırdığı ifade edildi.
“Dünyada 4G teknolojilerinin olgunlaştığı bir dönemde 4G’ye geçiyor olmamızı ülke kaynaklarımızın daha verimli kullanılması yönünden çok büyük bir fırsat olarak görüyoruz. Geride bıraktığımız 20 yılda bu ülkeye 25 milyar TL’den fazla yatırım yapmış bir şirket olarak, sürdürülebilir yatırımın önemine inanıyoruz.” sözlerinin yer aldığı açıklamada şartname ve lansman tarihini de bekledikleri kaydedilerek, 4G’de en yüksek kapasiteyi sunacak frekanslara talip oldukları belirtildi.
Türkiye İnovasyon Haftası 2015’in ilk durağı geçtiğimiz yıl olduğu gibi yine İzmir. 19-20 Mart 2015 tarihlerinde Swissotel’de iki gün devam edecek etkinliklere; yurtdışından ve Türkiye’den davet edilen birçok uzman, konuşmacı ve panelist katılacak. Organizasyon kapsamında çeşitli workshoplar ile inovasyon kültürü katılımcılarla paylaşılacak.
Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Sabri Ünlütürk, “Türkiye İnovasyon Haftası 2015 İzmir Buluşması’nda tüm katılımcılarımıza inovasyon, teknoloji, tasarım, mobil gelecek, geleceğin kentleri, sıradışı kadınlar, televizyon dizileri, iş dünyasına yön verenler, markalaşma, kariyer gibi temalarla inovasyonu sevdirmeye hazırlandık. Tüm İzmirliler’i, kendilerinden bir şey bulabilecekleri, değerli konuşmacılarımızdan inovatif fikirler edinebilecekleri etkinliğimize davet ediyoruz.” dedi.
İzmir inovasyon etkinliklerinin ilk günü Kevin Ashton’un ‘nesnelerin interneti’ konferansı ile başlayacak; Embarq Türkiye Direktörü Arzu Tekir, IBM İş Geliştirme Yöneticisi Bülent Ekuklu ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Şehir ve Bölge Planlama’dan Koray Velibeyoğlu’nun konuşmacı olarak katılacağı ‘geleceğin kentleri’ paneli ile devam edecek.
Günün ikinci yarısı ise moda tasarımcısı Simay Bülbül, İsviçre Tasarım Ödülleri Küratörü Michel Hueter, İsveçli mimar Andreas Vogler’in ‘Tasarım, Mimari ve Moda’ konulu paneli ile başlayacak.
Bu senenin önemli yeniliklerinden biri de “sıradışı kadınlar” paneli. Panelin konukları ise Al Jazeera Türk editörü ve savaş muhabiri Ayşe Karabat, dünyadaki en iyi 50 öğretmenden biri olan Dilek Livaneli, dünya şampiyonu Tennur Yerlisu Lapa ile Türkiye’nin ilk kadın borsa başkanı Işınsu Kestelli.
İlk gün etkinlikleri Türkiye’nin en yeni endüstrileri arasında gösterilen ‘televizyon dizileri’ paneli ile sona erecek. TV ve Sinema Yapımcısı Mahmut Özden’in moderatörlüğünde gerçekleştirilecek panele; Türkiye’nin en büyük dizi platosu yaratıcısı Burhan Özkan, dizi yapımcısı Birol Güven ve Türkiye’den dizi ihracatı gerçekleştiren Can Okan konuşmacı olarak katılacak.
Paylaşım ekonomisi ve yolculuk paylaşım platformları Türkiye’de yeni yeni kendine yer buluyor. Bu akımın ilk akla gelen isimlerinden biri olmayı başaran BlaBlaCar, Türkiye’ye hızlı bir giriş yaptı.
Temmuz 2014’te aldıkları 100 milyon dolarlık yatırım sonrasında ilk olarak Türkiye’ye giriş yaptıklarını söyleyen BlaBlaCar Türkiye Ülke Müdürü Esin İmer, Türkiye’nin BlaBlaCar’ın hizmet verdiği 13. ülke olduğunu ifade etti.
Türkiye’de yatırım yapma kararının ardında birden çok etken bulunduğunu da dile getiren İmer, bunları yakıt fiyatları, şehirler arası mesafelerin uzun olması ve genç nüfus olarak sıraladı. Türkiye’nin ardından Avrupa haricinde Latin Amerika ve Asya ülkelerine giriş yapmayı düşündüklerini söylüyor.
Sistem nasıl işliyor?
BlaBlaCar’ın çalışma sistemi için Facebook üyeliği zorunlu tutuluyor. Kullanıcılar iPhone ya da Android için ücretsiz olarak sunulan uygulamalar üzerinden bağlanabilirken, siteden de giriş yapabiliyor. Bunu özellikle güvenlik açısından istediklerini belirten İmer, “İnsanların gerçek profil ve resimlerinin kullanıldığını bilmek istiyoruz.” yorumunu yapıyor.
Sisteme giriş yapan kullanıcılar eğer sürücüyse gidecekleri güzergah, tarih vb. bilgileri girerken, yolcular ise açılmış olan yolculuklar üzerinden kendilerine uygun kişi, araç ve zaman seçimini yapıyor. Bunun ardından sürücü ve yolcular arasında alış yeri, araç modeli, evcil hayvan taşınıp taşınmayacağı gibi kriterler üzerinde anlaşma sağlanıyor ve yolculuk gerçekleşiyor.
Bu noktada topluluk tarafından gerek sürücüler gerekse yolcular için yorum ve puanlama yapılabildiğini söyleyen İmer, bu puanlamaların sonraki yolculuklarda tercih noktasında önemli olduğunu ifade ediyor.
BlaBlaCar’ın bir yolculuk paylaşım platformu olduğunu, yolculuk hizmeti veren bir kurum olmadığına dikkat çeken İmer, sistemin yolculuk bilgisi yayınlandıktan sonra yolcu başına maliyet katkı payı önerdiğini belirtiyor. İmer, buradaki tutarın değiştirilebildiğini, ancak bu değişikliğin belirlenmiş alt ve üst limitler arasında olması gerektiğini sözlerine ekliyor.
Ereteam, Gartner’ın “İş Zekâsı ve Analitik Platformlar” raporunda son iki yıldır açık ara en iyi şirket olarak gösterdiği Tableau ile stratejik ortaklığa imza attığını duyurdu.
2015 stratejisini “Büyük Veri’nin hayat bulduğu yer” olarak konumlandıran Ereteam, bu anlaşmayla birlikte Büyük Veri ile entegre olabilecek iş analitiği uygulamalarında daha kapsamlı çözümler sunmayı hedefliyor.
Bu işbirliğiyle birlikt kamu, finans, telekomünikasyon, ilaç, sigorta ve perakende gibi pek çok sektöre sunduğu çözümleri çeşitlendirmeyi amaçlayan Ereteam, kurumların iş dönüşümünde daha etkin rol almayı hedefliyor.
Gartner raporlarında gösterdiği başarılı performansın yanında dünya çapında ödüllü yazılımlara imza atan Tableau Software’in dünya genelinde havacılık, savunma, otomotiv, tarım, madencilik, enerji ve sağlık gibi sektörlerde 23 binden fazla müşterisi bulunuyor.
Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayınlanan karara göre 4G ihalesi sonrası beklenen gelir 2 milyar 298 milyon 67 bin 661 avro oldu. Bu tutar, ihale sırasında yapılacak açık artırma sonrası daha da yükselebilir.
800, 900, 1800, 2100 ve 2600 MHz frekansları için 20 ayrı bant genişliğinde yapılacak olan ihale ile toplam bant genişliği 390,4 MHz olacak.
Yapılan açıklamaya göre belirlenen asgari değerler üzerinden çıkılacak ihale sonucunda oluşan ihale bedeli, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından hazırlanacak ihale şartnamesinde belirlenecek usulle ihaleyi kazananlar tarafından peşin veya ilki peşin olmak ve geri kalan taksitler ilk ödemeyi takip eden 6’şar aylık dönemlerde ödenmek üzere 4 eşit taksitte ödenebilecek.
Peşin ödemeden sonraki taksitler belirlenen süreden önce ödense dahi taksit miktarlarında iskonto yapılmayacak.
Taksitlerin vadesinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde ödeme yapılmayan miktar ve süre için 6 aylık yüzde 1,31’in iki katı gecikme faizi uygulanacak. Ödemenin vade tarihinden en fazla 30 gün içinde belirtilen faiz oranıyla yapılmaması halinde yetkilendirme BTK tarafından iptal edilecek.
Frekanslar arasında en düşük tutar 6.464.729 avro ile F4 olarak numaralandırılan 2600 MHz olurken, en yüksek asgari tutar ise 372.926.013 avro ile A1 kodlu 800 MHz frekansı oldu. İhaleye katılan firmalar, bu minimum bedeller sonrası oluşacak fiyata ek olarak belirlenen fiyat üzerinden KDV ödemesi de gerçekleştirecek.
Cisco’nun tehdit istihbaratı ve güvenlik trendlerini ele alan 2015 Yıllık Güvenlik Raporu, şirketlerin siber saldırılara karşı tüm birimlerin birlikte hareket edeceği bir yaklaşım benimsemeleri gerekliliğini ortaya koyuyor. Saldırganların, kötü niyetli etkinliklerini gizlemek ve fark edilmeden hareket etmek için güvenlik boşluklarından yararlanmak konusunda daha yetkin bir hale geldiklerinin vurgulandığı raporda; savunucuların, yani güvenlik ekiplerinin gittikçe daha karmaşık hale gelen siber saldırılarından şirketlerini korumak için savunma yaklaşımlarını sürekli geliştirmeleri gerektiğinin altı çiziliyor.
Siber suçlularının fark edilmelerini zorlaştırmak için geliştirdiği yeni taktiklerin sıralandığı raporda, kullanıcıların da farkında olmadan siber saldırılara yardımcı olduğu, şirketlerin ise güvenlikle ilgili çalışmalarını iyileştirmeleri gerektiği ortaya çıkıyor.
Güvenlik yamaları kullanılmıyor
Dünya çapında 1700 şirketin bilgi güvenliğinden sorumlu başkan yardımcıları ve güvenlik operasyonları yöneticileri arasında gerçekleştirilen Cisco Güvenlik Benchmark Araştırması’nın sonuçları, yöneticilerin niyetleri ve aksiyonları arasındaki farkın giderek açıldığını ortaya koydu.
Özellikle, araştırmaya katılan başkan yardımcılarının yüzde 75’i kullanmakta oldukları güvenlik araçlarını çok ya da son derece etkili olarak görüyorlar. Ancak, katılımcıların yüzde 50’sinden azı güvenlik ihlallerini önlemek için yamalama ve konfigürasyon gibi standart araçları kullanıyorlar ve bunların son sürümlerini kullandıklarını söylüyorlar. Ayrıca Heartbleed geçen senenin simge zayıf noktası olarak kabul edilmesine rağmen, tüm OpenSSL’lerin yüzde 56’sının versiyonları 4,5 yaşından büyük; bu durum, güvenlik ekiplerinin yamalamadıklarının güçlü bir göstergesi. Birçok savunucu güvenlik süreçlerinin optimize -ve güvenlik araçlarının etkili- olduğuna inanırken, aslında güvenlik çalışmalarının iyileştirmeye ihtiyacı var.
Saldırganların güvenlik açıklarından yararlanmakta artık daha yetkin olduğunu belirten Cisco Güvenlik Ürünleri Satış Yöneticisi Ali Fuat Türkay; “OpenSSL’lerin yüzde 56’sının hala Heartbleed karşısında zayıf olduğunu düşünürsek, her an, yüzde birlik oranda yüksek öncelikli zayıflıkların aktif olarak istismar edilmesi beklemeliyiz. Buna rağmen, ankete katılan güvenlik ekiplerinin yarısından azının yama ve konfigürasyon yönetimi gibi standart araçlar kullanarak güvenlik ihlallerini önlemeye çalıştıklarını görüyoruz. İleri güvenlik teknolojileri ile bile, organizasyonları ve kullanıcıları artan sofistike saldırılar ve savaşlardan korumak için süreçte mükemmellik gerekli olduğunu göz ardı etmemeliyiz” dedi.
Kar ayakkabısı yöntemi
Rapora göre Cisco’nun tehdit istihbaratı üç önemli trendi ortaya çıkarıyor:
– Kar ayakkabısı spam’i: Daha çok tercih edilen bir saldırı yöntemi olarak ön plana çıkan kar ayakkabısı spam’i ile saldırganlar fark edilmemek için, farklı birçok IP adresinden düşük miktarda spam gönderiyor.
– Açıkta saklanan web istismarcıları: Yaygın olarak kullanılan istila araçları kısa sürede güvenlik şirketleri tarafından dağıtılıyor. Bu nedenle, çevrimiçi suçlular daha az yaygın kitleri kullanma taktiğine yöneliyorlar: daha az dikkat çeken sürdürülebilir bir iş modeli.
– Kötü amaçlı bileşimler: Saldırganlar güvenlik alanındaki ilerlemeler sayesinde, zaten güvensiz olan Flash ve JavaScript’in zayıf yanlarını birleştiriyorlar. Kötü amaçlı Flash; Java Script ile kötü niyetli etkinliği gizlemek için, iki farklı dosyanın arasında – biri Flash diğeri JavaScript – paylaşarak etkileşim kuruyor. Bu tür bileşik saldırılar çok zor tespit ediliyor.
Saldırganlar son kullanıcıları araç olarak kullanıyor
Son kullanıcılar siber saldırıların sadece hedefi değil, farkında olmadan yardımcısı da oluyorlar. Cisco tehdit istihbaratının ortaya koyduğu tespitlere göre, 2014 yılında, saldırganlar odaklarını sunucu ve işletim sistemlerinden, sayıları sürekli artan riskli sitelerden program ve uygulama indiren kullanıcılara çevirdiler. Bu durum Silverlight saldırılarında yüzde 280, spam ve kötü amaçlı yazılımların bilgisayarlara indirilmesini sağlayan reklam istilalarında yüzde 250 artışa sebep oldu.
Amerikan yasama organları geçtiğimiz günlerde uydu televizyon hizmet sağlayıcısı olarak tanınan ve ABD’nin bu konudaki en güçlü isimleri arasında yer alan DirectTV’nin yasalara karşı geldiğini iddia ederek, FTC’ye şikayette bulundu. Rapora göre DirectTV yaptığı reklamlarda olası müşterilerini yanlış yönlendiriyor, ileride ciddi mablağlar ödemek zorunda kalabilecekleri kampanyaların içerisine çekmeye çalışıyor.
Recode.net’in haberine göre şirket, yaptığı tanıtımda 12 aylık indirimli hizmetten bahsederken, iki yıllık sözleşme sürecinde ödenecek ekstra miktarlardan bahsetmiyor, hatta anlaşma döneminde bu önemli bilgileri arka planda tutuyor. FTC’nin açıklaması ise aylık üyelik bedelinin bir anda 45 dolar birden artabileceği ve hatta şayet iki yıl bitmeden üyelik sonlandırılırsa 480 dolar ceza ödeneceği gibi detayların gizlenmiş olduğu yönünde.
DirectTV’nin sözcüsü bu söylentilerin tek kelime ile yanlış olduğunu ve şirketinin bu konuda kendilerini kanıtlamak için ellerinden geleni yapacaklarını duyurdu. Müşterilerine tüm detayları verdiklerini ve hatta birden fazla kez tüm olasılıkları kendilerine açıkladıklarını da söyleyen sözcü, onlar için olabilecek en iyi seçenekleri sunmaya çalıştıklarını bildirdi. FTC ise şu aralar DirectTV’nin bu yasa dışı işleyişini engellemek ve gerekli cezanın uygulanması için çalışıyor.
Bu sabahi Intel’in üniversitelere gönderdiği Galileo Geliştirme Platformları’nın teslimi için düzenlediği basın toplantısına katılan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Türkiye’nin Ar-Ge politikalarına dair önemli açıklamalarda bulundu.
Konuşmasında güncel sayılara da yer veren Bakan Işık, yeni Ar-Ge teşvik ve desteklerinin imza aşamasında olduğunu belirterek bunlarla ilgili detayları da paylaştı.
“Ar-Ge için sunduğumuz destekleri artırıyoruz”
Türkiye’nin Ar-Ge hedefleri doğrultusunda 2023’te Ar-Ge’ye harcadığı kaynağın, GSMH’nin yüzde 3’üne çıkartmayı amaçladıklarını belirten Bakan Fikri Işık ise sundukları destekleri artırmak için planladıkları yeni değişiklikleri paylaştı. Bulut Bilişim ve Büyük Veri Araştırma Laboratuvarı kurmak için hazırlıklara başladıkları bilgisini veren Bakan Işık, konuyla ilgili olarak, “TÜBİTAK’ta üzerinde bu projesi ile kamu bulutu, güvenli kimlik doğrulama, uygulama pazarı, web portalı, veri depolama, uygulama kütüphanesi geliştirmeye yönelik Ar-Ge faaliyetleri yürütüyoruz.” yorumunu yaptı.
Intel gibi global firmaların Türkiye’de Ar-Ge faaliyetinde bulunmasının önemine dikkat çeken Bakan Işık, bugün Türkiye genelinde 176 Ar-Ge merkezi bulunduğunu, bu merkezlerde istihdam edilen nitelikli personel sayısının ise 21 bine ulaştığını açıkladı.
Ar-Ge merkezleri haricinde 43 Teknoloji Geliştirme Bölgesi‘nin de faaliyete geçtiğini söyleyen Bakan Fikri Işık, bu bölgelerdeki istihdam sayısının ise 30 bine ulaştığını kaydetti.
“1,5 milyar TL’lik hibe ve destek bütçemiz var”
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bünyesinde 1,5 milyar TL’lik kaynağın hibe ve destek amaçlı kullanılmak üzere hazır bulunduğuna dikkat çeken Bakan Fikri Işık, Avrupa Birliği bünyesindeki Ufuk 2020 (Horizon 2020) programına Türkiye’nin 450 milyon Avro bütçe aktardığını, buraya dahil olacak proje bazlı çalışmalarla 1 milyar Avro beklediklerini sözlerine ekledi.
Bakan Işık, bu destekler haricinde Bakanlar Kurulu’nda imzaya sunulan çalışmaları olduğunu da belirtti. Işık, yeni destekleri ise Tasarım Ofisleri‘nin oluşturularak Ar-Ge Merkezi ile aynı desteklere sahip olması, üniversitelerde Ar-Ge çalışması yapan akademik personelin Ar-Ge sonucu elde ettiği gelir için gelir vergisi alınmaması olarak sıraladı. Işık ayrıca, yüksek teknoloji geliştirme çalışmaları yapanların, bulunduğu şehir ve bölgeden bağımsız olarak 5. bölge teşviklerinden yararlanması kararının da imza aşamasında olduğunu sözlerine ekledi.
Geçen yıl İTÜ Arı Teknokent’te Ar-Ge Merkezi’ni açan Intel, yatırımlarını artırmaya devam ediyor. Bu merkezde açık inovasyon modeliyle ilerleyerek sağladığı değeri yükseltmek isteyen şirket, açılış günü duyurduğu “Galileo Araştırma Platformları‘nı üniversitelere dağıtacağız” girişimini tamamladığını duyurdu.
Bu sabah, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık‘ın da katılımıyla gerçekleşen bir basın toplantısıyla gelinen noktayı paylaşan Intel Türkiye Genel Müdürü Burak Aydın, toplam 37 üniversiteden 60 akademisyene, 1050 adet Galileo Geliştirme Platformu gönderimini tamamladıklarını açıkladı. Bu platformların, 2020’de 19 trilyon dolarlık bir pazar olması beklenen giyilebilir teknoloji ve nesnelerin interneti alanında yeni icat ve ürünlerin ortaya çıkması noktasında Türkiye’ye faydalı olacağını belirten Aydın, üniversitelerle özel şirketler arasındaki işbirliğini de bu yolla artırmayı hedeflediklerini açıkladı. Aydın, bu platformlarla bugüne kadar 24 üniversite sanayi işbirliği projesinin başlatıldığını da sözlerine ekledi.
“Türkiye’den milyar dolarlık girişim çıkartma konusunda kararlıyız”
Sunumunda Türkiye’nin girişimcilik alanında bulunduğu noktaya dair bilgiler de paylaşan Burak Aydın, Türkiye’nin bu klasmanda dünyada 25., Avrupa’da ise 16. olduğuna değindi. Girişimlerin başarıya ulaşması noktasında ve milyar dolar değere sahip olması için uluslararası kabul gören ödüller almasının önemli olduğuna dikkat çeken Aydın, 2015’te Türkiye’den çıkan bir projenin bu tür bir ödül almasını amaçladıklarını belirtti.
“Herkesin teknoloji sayesinde eşit seviyeye geldiği yeni dünyada keşfedilecek çok şey var.” diyen Intel Türkiye Genel Müdürü Burak Aydın sözlerini şöyle sürdürdü: “Artık dünya ekonomisi girişimcilik üzerine dönüyor, dünyayı değiştiren fikirler dev şirketlere dönüşmüş durumda. 19 trilyon dolarlık giyilebilir teknolojiler ve Nesnelerin Interneti (IoT) pazarı yeni keşifler, yeni kaşifler bekliyor. Akıllı sistemler pazarı tüm sektörlerdeki iş yapış modellerini değiştirecek. Türkiye’den de milyar dolarlık şirket çıkması için vites büyütmemiz gerekiyor. Intel olarak bu konu üzerinde ısrarla çalışıyoruz, hayallerimiz büyük, yapacak çok işimiz var. Başarılı olmak zorundayız, çünkü biliyoruz ki, en güçlü toplumlar, girişimci toplumlardır.”
Müfredat ve ödüller hazır
Platforma dair verilecek eğitimler için İstanbul Teknik Üniversitesi ile işbirliği yaptıklarını da kaydeden Burak Aydın, Intel olarak bu gelişime destek vermek için özel destekler de sundukları bilgisini paylaştı.
Intel, girişimci gençlerin önünü açmak amacıyla gerçekleştirdiği “Intel Galileo – İcat Kiti” projesini bir adım ileri taşımak amacıyla, ODTÜ Teknokent’le de işbirliği gerçekleştirdi. İşbirliği kapsamında, Galileo geliştirme platformları ile ortaya çıkarılan projeler, ODTÜ Teknokent tarafından düzenlenen “Yeni Fikirler, Yeni İşler” yarışmasına katılabilecek. Birinci seçilen fikrin 10 bin dolar para ödülüyle ödüllendirilmesinin yanı sıra, dereceye giren fikirlerin sahipleri ODTÜ Teknokent bünyesindeki kuluçka merkezini 2 yıl boyunca ücretsiz olarak kullanabilecek. Ayrıca, birinci seçilen proje, Intel EMEA Yenilikçilik Zirvesi kapsamında düzenlenen “Challenge-Up” yarışmasına doğrudan katılma hakkı elde ederek, Intel Capital ve benzeri yatırım şirketleri ile buluşma şansına sahip olacak.
Media Markt Türkiye’nin yeni CEO’su Peter Leisten, Media-Saturn Holding’de üst düzey yönetici olarak pek çok pozisyonda görev aldı. 2012 yılından bu yana Media Markt Türkiye’nin bağlı olduğu Media-Saturn Holding’de Başkan Yardımcısı ve Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdürü (COO) olarak görev yapan Leisten, aynı zamanda Türkiye pazarından da sorumluydu. Ülkeyi çok iyi tanıyan ve yıllardır Türk tüketicisini yakından gözlemleyen Peter Leisten’ın, Media-Saturn’ün büyüme stratejisi dahilinde Türkiye’nin en güçlü oyuncularından biri olmasında büyük rolü bulunuyor.
Mağazacılık sektöründe edindiği deneyimlerini, ileriki yıllarda şirketin yönetim vizyonuna taşıyan ve üstün yönetim becerileriyle kendisini kanıtlamış bir lider olan Peter Leisten, Media MarktTürkiye‘nin CEO’luk görevini üstlenmiş olmaktan büyük heyecan duyduğunu belirtti. Leisten: “Media Markt Türkiye, müthiş performansı ve yüksek potansiyeli sayesinde, pazarda stratejik olarak çok önemli bir yere geldi. Geçtiğimiz yıllar içerisinde pek çok başarıya imza attık. Pazarın üzerinde büyüme gösterdiğimiz Türkiye’de yatırımlarımızı artırarak önümüzdeki dönemde de büyümeye devam edeceğiz” dedi.
Peter Leisten kimdir?
2002 – 2005 yılları arasında Almanya’da faaliyet gösteren Saturn mağazasının yöneticiliği yapan Peter Leisten, 2014 yılına kadar Media-Saturn Holding Uluslararası Satıştan Sorumlu Başkan Yardımcılığı görevini yürüttü. Aynı zamanda 2010-2012 yılları arasında Media-Saturn Yunanistan’ın CEO’luğunu da yapan deneyimli yönetici, Haziran 2014’ten bu yana Media-Saturn Holding Başkan Yardımcılığı, Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdür (COO) olarak görevini yürütüyordu.
Platin Bilişim Teknolojileri, IBM tarafından şirketleri yeni akıllı çağa hazırlamak için ABD Las Vegas’ta düzenlenen ve yaklaşık 20 bin katılımcıyı ağırlayan IBM InterConnect 2015 etkinliğine iş ortakları ve müşterileriyle birlikte katıldı. Platin Bilişim ekibi ayrıca etkinlikte kurumsal, güvenli, yüksek performanslı, sınır tanımayan yeni nesil güvenlik zekası çözümü Qradar’a ilişkin geliştirdiği QRTime ürününü küresel pazara tanıtma fırsatı yakaladı.
Rekabetin giderek yoğunlaştığı iş yaşamında; veri analizi ve mobil yetenek kullanımına önem veren, dinamik ve esnek bir BT altyapısına sahip olan şirketler ön plana çıkıyor. Şirketlerin tüm departmanlarındaki yöneticilerin de bu farkındalık ile hareket ederek yönlendirmeleri daha rasyonel karar almalarını sağlıyor. Bu dönüşümün farkında olan Platin Bilişim Teknolojileri de, gerek geliştirdiği ürün ve hizmetlerle gerekse de yurt içi ve yurt dışı etkinlik katılımlarıyla Türkiye’deki kurumsal şirketleri bu dönüşüme hazırlamaya çalışıyor. Platin Bilişim’in bu bağlamda iş ortaklarıyla birlikte katıldığı son etkinlik, Las Vegas’ta gerçekleşen IBM Interconnect 2015 etkinliği oldu.
IBM’in globaldeki 3 büyük etkinliğinin (Impact, Innovate ve Pulse) bir karması olan ve yaklaşık 20.000 kişiyi bir araya getiren IBM InterConnect’te Bulut Bilişim, Mobil Teknolojiler, DevOps, Güvenlik, Nesnelerin İnterneti gibi pek çok önemli konuda son gelişmeler masaya yatırıldı. 2000 den fazla teknik oturumun gerçekleştiği etkinlikte kendi ürün ve çözümleriyle ile ilgili bilgi paylaşımında bulunan Platin Bilişim Genel Müdürü Ayhan Bamyacı, IBM InterConnect etkinliği ile ilgili olarak şunları söyledi: “Platin Bilişim olarak; IBM InterConnect 2015’e iş ortaklarımızla birlikte katılım göstermekten ötürü çok mutluyuz. Global bakış açılarının paylaşıldığı bu etkinlikte hem öğrendik hem de eğlendik. Birçok teknik oturuma katılarak önümüzdeki dönemde yapacaklarımıza dair vizyonumuzu güncelledik. İş ortaklarımız ile birlikte, Aerosmith konserine katılarak oldukça keyifli zaman geçirdik.”
Bu tür etkinlikleri daha çok teknik anlamda bir öğrenme ve gelişim fırsatı olarak gördüklerini dile getiren Bamyacı, özellikle Qradar ürününe ilişkin olarak birçok teknik paylaşımın gerçekleştiğini dile getirdi. Hem katılım hem de teknik oturumlar bakımından oldukça zengin olan bu etkinlikte global çevreden dostluklar da geliştirme imkanı bulan Platin Bilişim ekibi, kurumsal, güvenli, yüksek performanslı, sınır tanımayan yeni nesil güvenlik zekası çözümü Qradar’a ilişkin geliştirdiği QRTime ürününü tanıttı. Platin Bilişim Genel Müdürü Ayhan Bamyacı, QRTime için şu ifadeleri kullandı:
“QrTime, Platin Bilişim tarafından Qradar ürününe özel geliştirilmiş bir yazılımdır. QRadar için geliştirilen bu yazılım zaman damgalama konusunda en güvenilir çözümdür. QRTime ile birlikte Log dosyaları 5651 No’lu internet yasamızın kapsamına tam uyumlu bir şekilde damgalanır. Denetleyici kurumların şart koştuğu Zaman Serverları, Damgalama Süresi, Damgalama Periyodu, Damga Algoritması, Kontrol Mekanizması istekleri bu yazılım ile sağlanmıştır. Platin Bilişim olarak bizim geliştirdiğimiz bu yazılımı küresel bir çevrede sunmaktan dolayı son derece gurur duyduk. Ürüne olan ilgi de bizleri mutlu etti.”
İnsansız hava araçlarının neden daha yaygın kullanılamadığı sorusunu Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yıldıray Yıldız şöyle değerlendiriyor; “İnsansız hava araçlarının kullanılabilmesi için güvenlik konusunun tam olarak çözülmesi gerekiyor. Güvenlik konusunun gerçek hayatta test edilmesi çok zor olduğu için gelişmiş simülasyon programlarına ihtiyaç var. Var olan simülasyonu çalışmaları sadece İHAların, insanlı araçları gördüğünde çarpmayı engelleyici sistemlerin ne kadar iyi çalıştığını test etmekte kullanılıyor. Oysa burada insanlı araçların da ne yapacağının tahmin edilmesi gerekiyor. Var olan teknolojilerde şu anda bu mümkün değil.”
NASA’dan Bilkent Üniversitesi’ne gelen Yıldız orada başlattıkları bir çalışmayı İHA Simülatörlerine adapte etmek üzere bir proje başlattıklarını belirtti. TÜBİTAK’tan destek alan proje insan davranışlarını da hesaba katabiliyor. Bu özellik sayesinde insanlı ve insansız hava araçlarının beraber hareket ettiği senaryolar daha gerçekçi bir şekilde değerlendirilebiliyor. Dünyadaki benzerlerine kıyasla çok daha gelişmiş bir simülasyon programı olacak bu projenin üç yıl içerisinde tamamlanması öngörülüyor.
Bu proje, sadece askeri değil, aynı zamanda sivil İHA’lara da çok daha geniş bir uygulama alanı açılmasına katkı sağlayacak. Örneğin ABD’de hala evlere paket servisinin İHA’lar ile yapılması güvenlik problemleri nedeni ile yasalaşmadı. Güvenliğin çok daha gerçekçi bir şekilde test edilebileceği bir simülasyon ortamı hazırlayacak olan bu proje sayesinde bu ve bunun gibi uygulamaların yasallaşma süreci hızlandırılabilir.
Genel Kurul’un açılış konuşmasını yapan TBD Yönetim Kurulu Başkanı İlker Tabak, 44 yıldır çağdaş, refah düzeyi yüksek, bilişim toplumu için çalışan derneğin gücünü bireylerden aldığına işaret etti.
“TBD, bireyden bütüne ulaşan bir yapıdır” diyen Tabak, bilişimin sadece ekonomik değil sosyal kalkınmanın da bir faktörü olduğunun altını çizdi. Bilişim yatay sektör olarak tüm sektörlere etki ettiğine değinen Tabak, Avrupa Birliği’nin (AB) Sayısal Gündem 2020 Programına uyumlu olarak TBD Uzmanlık Gruplarının çalıştığını anlatarak, çalışmalarda binin üzerinde uzmanın görev aldığını belirtti. Bilişim Bakanlığı’nın kurulması gerektiğine dikkati çeken Tabak, bilişim ve yazılımın ulusal stratejik sektör ilan edilmesi gerektiğini vurguladı.
Tabak’ın konuşmasının ardından Onursal Başkan Prof. Dr. Aydın Köksal, Genel Kurul’a hitap etti. “Bilişim devrimine erken uyanışının devamını getirecek olan gelişmiş, saygın, bağımsız, uygarlığa katkı veren, başkalarının yaptığının ardından koşan değil kendi yapan bir ülke olmanın arifesinde Türkiye” diyen Köksal, gülümsemeyi mümkün kılan yüz kaslarına sahip olmasının insanı diğer canlılardan ayıran bir özellik olduğuna dikkat çekti. Köksal, 40 yılda Türkiye’de bilişim altyapısının kurulduğunu şimdi bu altyapıyı güler yüzlü, refahı artmış bir ülkeye dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı.
Genel kurulda açılış oturumundan sonra yazılım tasarımı TBD tarafından yapılan ve üretimi (Hava Elektronik Sanayii)HAVELSAN’da gerçekleştirilen elektronik sandığın tanıtımı amacıyla bir basın toplantısı düzenlendi. Basın toplantısına TBD Başkanı Tabak ve Yönetim Kurulu Üyesi Ersin Taşçı, HAVELSAN’dan Eray Kılıç ve SEÇSİS Proje Yöneticisi İsmail Göktaş katıldı. Tabak, TBD’nin e-seçim uygulamasıyla öncü ve örnek olmayı tercih ettiğini söyleyip bundan sonraki genel kurulların da elektronik oylamayla yapılacağını dile getirdi.
Yüksek Seçim Kurulu (YSK) ile 2006’dan beri elektronik sandık (e-sandık) çalışmalarını sürdürdüklerini bildiren Kılıç, TBD Genel Kurulu’nda kullanılacak e-sandığın 2. Versiyon olduğunu, 3. Versiyonun daha küçük ve taşınabilir olacağını belirtti. Kılıç, HAVELSA’ın SEÇSİS ile kazandığı deneyimi, oda, dernek ve birlik gibi seçim yapan kurumların gündemine taşımak istediğini söyledi. Göktaş ise e-sandığın kullanımı ve teknik özelliklerini anlattı.
Genel Kurul’un öğleden sonraki bölümünde konuşan Tabak, TBD’nin önümüzdeki döneme ilişkin hedefler ve planlanan çalışmalardan söz etti. Tabak, öncelikle TBD’nin bilişim gündemini belirleyecek birikime sahip olduğunu kaydedip dernek bünyesinde Yüksek İstişare Kurulu oluşturulacağını açıkladı. Bilişim kurultaylarını, bilişim olimpiyatları haline getireceklerini, TBD’nin Bilişim Bakanlığı için bir yasa taslağı hazırlayacağını bildiren Tabak, bilişim akademisi kuracakları ve TBD Belgeseli hazırlatacaklarını duyururken uluslararası ilişkilerin sürdürülmesi için TBD’nin araştırma merkezi haline getirileceğini vurguladı. Tabak, dernek bünyesinde Dış İlişkiler Kurulu oluşturulacağını, bir halkla ilişkiler çalışması başlatılarak, derneğin geniş kitlelere duyurulacağını, işitme engelliler için işaret diliyle bilişim terimleri sözlüğü hazırlanacağını, dernek merkezi ile şubeler arasındaki iletişimi daha da geliştireceklerini anlattı.
30. Olağan Genel Kurul gündeminin tamamlanmasının ardından yeni yönetimi belirlemek üzere seçime geçildi.Toplam 127 kişinin oy kullandığı, elektronik oylamanın yapıldığı ve oy pusulasının sandığa atıldığıseçimlerde, TBD’nin yeni Yönetim Kurulu; İsmail İlker Tabak, Koray Özer, Vural Rıza İbrişim, Ahmet Pekel, Erhan Yalçın, Ersin Taşçı, Ertan Barut, İlteriş Şule, Levent Karadağ, Salih Özçiftçi, Üveyiz Ünal Zaim’den oluştu. Denetleme Kurulu’nda Erdal Naneci, C. Serdar Ülgen ve Nezir Aykaç, Onur Kurulu’nda ise Abdullah Büyükbayram, Ali Yazıcı, Abdullah Körnes, Levent Berkman ve Ahmet Lütfi Varoğlu yer aldı.
Çöpten oy çıkmasına son verecek sistem
YSK, seçimlerde elektronik sistemle oy verme işlemi için henüz somut bir adım atmadı ancak HAVELSAN, yerli dijital (elektronik) sandıkları geliştirdi. Sistemde yaklaşık 55 milyon seçmenin oy kullandığı seçim sonuçlarını 5-10 dakika içinde almak mümkün olacak. Ayrıca seçimlere oylara yapılan itirazlar ya da çöplerden çıkan oylar veya seçim sonuçlarının haftalar sonra açıklanması da son bulacak. Sistem zaman kadar paradan da tasarruf sağlayacak, harcamalar büyük oranda düşecek. Yurtdışı oyların Türkiye’ye uçakla taşınması da gerekmeyecek.
Her makinenin bir sandık yerine geçtiği sistemde, seçmenler makineyi kullanabilmek için kimliklerini ibra edecek ve Sandık Kurulu’ndan rastgele tanımlı karekod fişleri alınacak. Seçmen elindeki karekodu makineye tuttuktan sonra oylamayı başlat sekmesine tıklayacak ve istediği partiye oyunu verecek. Oy verme işlemi tamamlandıktan sonra makineden alınan pusula, bu kez gerçek sandıklara atılacak.
Bundan yaklaşık 12 yıl önce Skype’ı kuran Janus Friis ve Niklas Zennström, o dönem yeni bir dünyanın kapılarını açtıklarından haberdar mıydı bilemeyiz. Ancak internet üzerinden uygun maliyetlerle görüşme yapılmasını sağlayan Skype, ilk beta sürümünün üzerinden 1,5 yıl bile geçmeden 1 milyon kullanıcının aynı anda eriştiği dev bir iletişim ağı olmayı başarmıştı.
Bu başarı sektördeki büyük oyuncuların gözünden kaçmadı ve eBay, Ekim 2005’te tam 2.6 milyar dolara Skype’ı satın aldığını açıkladı. Uzun süre eBay’de deyim yerindeyse kendi halinde yoluna devam eden Skype, Mayıs 2011’de 8,5 milyar dolar karşılığında Microsoft bünyesine katılmıştı.
O tarihten bu yana Skype’ı kendi servislerine entegre eden ve gelişimi için çalışan Microsoft, bugün yaptığı resmi açıklamayla hedef büyüttüğünü gösterdi. Microsoft Office blogunda “Get ready for Skype for Business” başlıklı bir yazı kaleme alan Giovanni Mezgec, Microsoft CEO’su Satya Nadella’nın bilginin paylaşımı için daha ideal platformlar sunma vizyonuna atıf yaptı.
Skype for Business’ta neler var?
Microsoft’un Skype özelinde yaptığı en dikkat çekici açıklama, Lync ürün ailesinin artık Skype for Business olarak adlandırılacağı olmasıydı. Geçen Kasım ayında yapılan bu açıklama, bugün yapılan duyuruyla yeni bir anlam daha kazandı. Duyurulan Technical Preview (Teknik Önizleme) sürümüne, mevcut Lync müşterileri erişebilecek.
Microsoft, bu dönüşümün ardında özellikle üst seviye güvenlik önlemleri olduğuna da değindi. Office uygulamalarıyla tam uyumlu olarak çalışacak olan Skype for Business’ın yeni konumu sayesinde Office, alışılmış Word, Excel ve Outlook üçlemesinin ötesine geçerek anında mesajlaşma, sesli ve görüntülü çağrı gibi deneyimleri de kullanıcılarıyla buluşturacak.
Skype for Business’ın Teknik Önizleme sürümüne geçiş yapmak isteyenler için son geçiş tarihi ise 30 Nisan 2015 olarak açıklandı.